<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Türkçemiz.Net</title>
	
	<link>http://www.turkcemiz.net</link>
	<description>Türkçesiz Türkçeye Hayır</description>
	<pubDate>Sat, 29 Aug 2009 22:00:01 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<media:keywords>turkce,turkcemiz,dilimiz,anadil,azerice,tatarca,kirgizca,turkmence,ataturk,oktay,sinanoglu,tdk,turk,dil,kurumu,turk,tarih,kurumu</media:keywords><media:category scheme="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd">Education</media:category><itunes:owner><itunes:email>ugur@turkcemiz.net</itunes:email></itunes:owner><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:keywords>turkce,turkcemiz,dilimiz,anadil,azerice,tatarca,kirgizca,turkmence,ataturk,oktay,sinanoglu,tdk,turk,dil,kurumu,turk,tarih,kurumu</itunes:keywords><itunes:subtitle>Türkçemiz.Net | Türkçesiz Türkçeye Hayır</itunes:subtitle><itunes:summary>Türk dili, dil bilgisi, lehçeler ve farklı edebi konular hakkında bilgilerin yer aldığı bir site.</itunes:summary><itunes:category text="Education" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/turkcemiz-net" type="application/rss+xml" /><feedburner:emailServiceId>turkcemiz-net</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item>
		<title>30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/turkcemiz-net/~3/B2iwtaS5GuE/30-agustos-zafer-bayrami.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/30-agustos-zafer-bayrami.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2009 21:59:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ugur@turkcemiz.net</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Milli Mücadele Dönemi]]></category>

		<category><![CDATA[Önemli Günler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcemiz.net/?p=1017</guid>
		<description><![CDATA[Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros                Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor,                vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır    [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros                Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor,                vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır                üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor,                bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu.<br />
Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette                mümkün değildi. 19 Mayıs 1919&#8242;da Atatürk&#8217;ün Samsun&#8217;a çıkmasıyla,                lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk&#8217;ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı&#8217;nı                başlattı. Amasya Genelgesi&#8217;nin yayınlanmasının ardından Erzurum                ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919&#8242;da Ankara&#8217;ya                gelen Atatürk, 23 Nisan 1920&#8242;de TBMM&#8217;yi kurdu. Böy-lece hem memleketin                yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu. Hem de Kurtuluş Savaşı&#8217;nın                merkezi Ankara oluyordu.<br />
TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu                ve kurtuluş çarelerini aradı. &#8220;Misak-ı Millî sınırları içinde                vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşü&#8221;nden hareketle,                düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa                girildi. İlk başarı, Doğu&#8217;da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı.                Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü                Savaşları yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar&#8217;a büyük                bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya                geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, or-dularına: &#8220;<em>Hattı                müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın                her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.</em>&#8221;                emrini verdi.<br />
Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu                karara uydu. 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan                Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti 1699 Karlofça Antlaşmasından                beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu. Sakarya Savaşı, Türk                milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir                savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından,                Mustafa Kemal&#8217;e &#8220;gazi&#8221; unvanı ve &#8220;Mareşal&#8221; rütbesi                verildi.<br />
Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya                Savaşı&#8217;ndan sonra, büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme                kararı alındı.</p>
<p style="text-align: justify;"><a title="2 Çılgın Türk Askeri" rel="lightbox[3030]" href="http://www.turkcemiz.net/resimler/2-cilgin-turk.jpg"  rel="lightbox-1017"><img class="size-medium wp-image-1018 alignleft" src="http://www.turkcemiz.net/resimler/2-cilgin-turk.jpg" alt="2 Çılgın Türk Askeri" width="220" height="300" /></a>1922 yılı Ağustosuna kadar, hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk                birlikle-ri, büyük bir gizlilik içinde Batı cephesine kaydmld&#8221;.                İstanbul&#8217;daki cephane depolarından silah ve cephane kaçırıldı. İtilaf                Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen                toplar onarıldı. Yeni silâhlar satın alındı. Ordumuza taarruz eğitimi                yaptırıldı. Bu hazırlıklardan sonra, Gazi Mustafa Kemal&#8217;in başkomutan-lığını                yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922&#8242;de düşmana saldırdı. Bir saat içinde                düşman mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos&#8217;ta düşman çember içine                alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı                Trikopis&#8217;te vardı.<br />
Bu savaş, Atatürk&#8217;ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık<br />
Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı.<br />
Büyük Tarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra                düşman, İzmir&#8217;e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922&#8242;de İzmir&#8217;in kurtarılmasıyla                yurdumuz düşmandan temizlenmiş oldu. Hain düşmanın, haksızca ve                alçakça işgaline &#8220;dur&#8221; diyen ve kanımızın son damlasını                akıtmadan yurdumuzu bırakmayacağımızı dünyaya ispatlayan bu büyük                zaferi her yıl, 30 Ağustos günü, bayram yaparak kutluyoruz.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/turkcemiz-net/~4/B2iwtaS5GuE" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/30-agustos-zafer-bayrami.html/feed</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.turkcemiz.net/30-agustos-zafer-bayrami.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Günümüz Türkçesinde Yabancılaşma</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/turkcemiz-net/~3/eWnsFbF7ofY/gunumuz-turkcesinde-yabancilasma.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/gunumuz-turkcesinde-yabancilasma.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2009 11:46:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ugur@turkcemiz.net</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ar-Ge]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcemiz.net/?p=1014</guid>
		<description><![CDATA[a) Yabancılaşma ve “Türkçelik- Yabancılık” Ölçüsü
Yabancı kelimesineTürkçe sözlüklerde, “yerli olmayan”, “alışılmış olmayan, yadırganan”, “başka cinsten olan”, “bilinmeyen, tanınmayan” ; yabancılaşma için de, “yabancı hale gelme”, “insanın kendi beninden uzaklaşması, kendine yabancı olması” karşılıkları verilmektedir. Yine sözlüklerde yabancı dil, “anadili, bir ülkenin resmî dili veya yaygın dili dışındaki dil” demektir. Sözlüklerde “yabancı”, “yabancılaşma” ve “yabancı dil” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="post_message_3099" style="text-align: justify;"><span style="color: red;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;">a) <em>Yabancılaşma ve “Türkçelik- Yabancılık” Ölçüsü</em></span></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>Yabancı</em></strong> kelimesineTürkçe sözlüklerde, <em>“yerli olmayan”, “alışılmış olmayan, yadırganan”, “başka cinsten olan”, “bilinmeyen, tanınmayan” </em>; <strong><em>yabancılaşma </em></strong>için de, <em>“yabancı hale gelme”, “insanın kendi beninden uzaklaşması, kendine yabancı olması” </em>karşılıkları verilmektedir. Yine sözlüklerde <strong><em>yabancı dil, “</em></strong><em>anadili, bir ülkenin resmî dili veya yaygın dili dışındaki dil”</em> demektir. Sözlüklerde <em>“yabancı”, “yabancılaşma” </em>ve <em>“yabancı dil”</em> kavramlarının açık ve anlaşılır karşılıkları verilmekte, tarifleri yapılabilmektedir. Zaten bu kavramlar üzerinde bir anlaşmazlık da yoktur. Ancak, <em><strong>“dilde yabancı kelime” </strong></em>ve <strong><em>“dilde yabancılaşma”</em></strong>, kavramları üzerinde tam bir anlayış birliği bulunmamaktadır. Bu kavramlar, üzerinde anlayış birliği sağlanamayan <em>bulanık </em>kavramlardır. <em>“Türkçenin sadeleştirilmesi” </em>veya <em>“özleştirilmesi” </em>ve <em>“başka dillere karşı korunması” </em>çalışmalarında, önce <em>“Türkçe kelime”,</em> <em>“yabancı kelime” </em>ve<em> “dilde yabancılaşma” </em>kavramlarının açıklığa kavuşturulması gerekir. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;">Bize göre <strong><em>dilde yabancılaşma,</em></strong><em> dilin kendi yapı ve işleyiş kurallarının bırakılıp yerine başka dillerin yapı ve işleyiş kurallarının geçmesi, hakim olması; dilde karşılığı bulunan veya kullanılmakta olan kelimelerin yerine yabancılarının kullanılmaya başlanması; dile bir ihtiyaç karşılığı giren yeni yabancı kökenli kelimelerin de yabancı söyleyiş ve yazılışıyla kullanılmaya başlanmasıdır. </em></span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Milletimizin varlık sebebi olan dilimizin sadeleşmesi, Türkçeleşmesi, ve yabancı dillere karşı korunması demek olan<em> <strong>Türkçecilik </strong></em><strong><em>tarihi</em></strong><em>nde, </em>dilin yapı ve işleyişini sağlayan ve dilin varlık özellikleri olan <em><strong>yapım ve çekim ekleri </strong></em>ile dilin işleyişinde kelime sırasını belirleyen<strong> <em>söz dizimi kuralları</em></strong><em>nın </em>yerine <strong><em>yabancı ekler</em></strong>ve<em> <strong>yabancı söz dizimi kuralları</strong> </em>kullanmanın, dilimizi yozlaştırıp yabancılaştırdığı konusunda ortak bir görüş vardır. Ancak, bir ihtiyaç karşılığı dilimize girmiş <em>“kökeni yabancı” </em>fakat dilimizde <em>sadece sözlük kelimesi olarak </em>kullanılan kelimelerin, <em>“Türkçe” </em>veya <em>“yabancı” </em>sayılması konusunda görüş birliği yoktur.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>“Türkçenin sadeleştirilmesi” </em>veya <em>“Türkçecilik” </em>ile ilgili görüşlerin ortaya çıktığı <em>Tanzimat Devri’</em>nden günümüze, özellikle <em>“dilde yabancı kelime” </em>ile<em> “yabancı olmayan kelime” , “yerli” </em>veya <em>“millî kelime” </em>anlayışları yani dilde <strong><em>“Türkçelik ölçüsü”, </em></strong>dil tartışmalarının asıl sebebi ve odak noktası olmuştur; olmaya da devam etmektedir. Dilimizdeki kelimelerin, <strong><em>“Türkçelik ölçüsü”</em></strong>, başka bir ifade ile kelimelerin <em>“yabancı” </em>veya <em>“millî” </em>yani <em>“Türkçe” </em>sayılması konusunda biri, <em>“kelimenin kökenini” </em>veya <em>“kelimenin ırkını”</em> diğeri de <em>“kelimenin bilinip kullanılır olmasını” </em>ölçü alan <strong><em>“köken” </em></strong>veya <strong><em>“kullanılırlık” </em></strong>olmak üzere iki görüş bulunmaktadır. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;">“Köken” </span></em></strong><span style="text-decoration: underline;">veya<em> <strong>“ırk”</strong></em>ı <strong><em>“Türkçelik ölçüsü</em></strong><em>”</em> alan görüşe göre,</span> <em>“köken”</em>i başka bir dile dayanan, dilimize başka bir dilden gelmiş <em>“bilinir, anlaşılır ve kullanılır olmasına bakılmaksızın” </em>her çeşit kelime <em>“yabancı”</em>dır. 1930’lu yıllardan itibaren, <em>“Türkçenin sadeleşmesi”, “Türkçeleşme” </em>veya <em>“Türkçecilik” </em>konusunda, 1983 öncesi eski yapıdaki Türk Dil Kurumu mensuplarının ve aynı dil anlayışını savunanların; başka bir ifadeyle kendilerini <em>“dil devrimcisi”, “Arı Türkçeci” , “Öz Türkçeci”, “Özleştirmeci” </em>vb olarak tanımlayanların kelimelerde<strong><em> “Türkçelik - yabancılık”</em></strong>ölçüsü, <em>“kelimenin kökeni” </em>veya <em>“kelimenin ırkı” </em>dır. Dolayısıyla bu görüşte olanlara göre, Türkçedeki <em>kökeni yabancı dile dayanan</em></span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn126#_ftn126" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[126]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> her kelime, <em>“yabancı”</em>dır;dilimizi <em>boyunduruk altına sokmakta ve yabancılaştırmaktadır. </em>O halde dilimizden atılması gerekir. Bu dil anlayışına, <em>“pürizm”, “temizcilik” </em>veya yaygın olarak <strong><em>“tasfiyecilik”</em></strong> adı verilmektedir.</span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn127#_ftn127" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[127]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> <em>Tasfiyeciliğin </em>kökleri, 1890’lı yıllara kadar uzanır; fakat 1940’lı yıllarda <em>“devrimcilik</em> !<em>” </em>adına özellikle Arapça kökenli kelimelere düşmanlık şeklinde başlatılan <em>devrimci-tasfiyeci </em>anlayış, ideolojik gaye bakımından öncekilerden farklıdır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Bir çeşit <em>“dil ırkçılığı” </em>demek olan <em>“kökencilik” </em>anlayışını savunanlardan <em>“dil devrimcisi” </em><strong><em>Emin Özdemir,</em></strong> <em>“Dil Devrimimiz” </em>adlı kitabında bu konudaki görüşlerini şöyle bir örnekle açıklıyor:</span></span><br />
<em><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;">“Köklerini bilmediğimiz sözcüklerin anlamlarını kavrayamadığımız gibi, onlarla açık seçik düşünemeyiz de<strong>.</strong> Örneğin <strong>istiklâl </strong>sözcüğünü ele alalım. Neyin nesidir bu sözcük? Kökünü, kökenini bilmeden kullanageliriz, onunla ilgili öbür sözcükleri de anlamayız. Ama, bu sözcüğün Türkçesi olan <strong>bağımsızlık’</strong>ı anlamakta bir güçlük çekmeyiz. Sözcüğün kökü olan <strong>bağ</strong>’ın anlamı içinde onu kavrayabiliriz. Aynı yolla bağımlı, bağımsız gibi kavramları da kolayca anlayabiliriz. O halde, Türkçe düşünme, Türkçe sözcüklerle olur.<strong>”</strong></span></span></em><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn128#_ftn128" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[128]</span></span></span></span></a><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Emin Özdemir, eski yapıdaki Kurumun yürüttüğü <em>“devrimci dil anlayışını” </em>savunmak için yazdığı kitapçığında,<em>“tasfiyecilik” </em>suçlamalarına,<em>“Özleştirmecilik, tasfiyecilik değildir.”; “Hiç bir dil yüzde yüz arı olmaz.” </em>diye cevap veriyor. Fakat, <em>“özleştirme” </em>anlayışını da şöyle açıklıyor: </span></span></p>
<p><em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">“Dilimizdeki yabancı sözcüklere Türkçe karşılıklar aramak, dil devriminin temel ilkelerinden biridir. Özleştirme çabaları, bu ilkeye göre yürütülmektedir.”</span></span></em><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn129#_ftn129" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[129]</span></span></span></span></a><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Görüldüğü gibi, bu ifadelerdeki <em>“yabancı sözcükler” </em>için hiçbir açıklama veya sınır getirilmiyor. Burada <em>“yabancı sözcük” </em>ten kastedilen kökeni yabancı dillere dayanan her çeşit kelimedir. Yoksa, Türkçeye yerleşmemiş, halka mal olmamış veya Türkçede karşılıkları olan kelimeler değildir. Çünkü <em>dil devrimcileri, </em>dilimizde kullanılankelimelerin <em>-özellikle Arapça kökenli olanların-</em> dilimize yerleşmiş olup olmaması gibi bir ölçü tanımaksızın <em>“yabancı” </em>kabul edilerek atılmasını savunmaktadırlar. Nitekim1983 öncesi Kurum’da yıllarca <em>“Genel Yazmanlık” </em>yapan Ömer Asım Aksoy da, Kurum’un<em> “dil devrimciliğini” </em>savunmak için yazdığı kitapçıkta, atılan veya atılmakta olan kelimelere şu örnekleri vermektedir: <em>Millet, millî, istiklâl, hürriyet, vatan, hayat, sene, fikir, diğer, hariç, ihtimal, imkân, gayret, şart, meselâ, eser, müfettiş, çare, casus, heykel, cinayet, sanat, memur, miras, izin, kelime, defter, meslek, saha, huzur vb</em>.</span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn130#_ftn130" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[130]</span></span></span></span></a></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>“Özleştirmecilik” </em>anlayışında, sınır tanımayan ve1945’ten sonra Türk Dil Kurumunun ve <em>“dil devrimcileri</em>”nin öncüsü olan <strong><em>Nurullah Ataç </em></strong>da, <em>“Türkçelik” </em>ölçüsünü, <em>“kökenini kendisinin bile bilmediği” </em>kelimeleri dahi <em>“yabancı”</em> sayıp değiştirecek kadar ileri götürmüştür. <em>“Genel Yazman” </em>Ömer Asım Aksoy’un ifadesiyle <em>“en geniş anlamıyla arıtıcı” </em>olan Nurullah Ataç, bir yazısında şöyle diyor:</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>“Önce konuşma diliyle yazmağa özendim… Konuşma dilini sevdiğim için çokluğun, kamunun konuşurken kullandığı kelecileri de severdim, bizim midir, elin midir pek aramazdım… Sonradan anladım yanıldığımı… Konuşma dilimizin sıcaklığı kelecilerde olmadığını anladım. Bir yandan da dilimizin öz köklerine dönmesi gerektiği anlamıştım… Direneceğim bu yolda: </em><span style="text-decoration: underline;">Şey</span><em>’i, </em><span style="text-decoration: underline;">kadar</span>’<em>ı, </em><span style="text-decoration: underline;">nasıl</span>’<em>ı bile kullanmadan, yalnız Türkçe kelecilerle yazmağa çalışacağım. Gene de yazılarımda yabancı keleciler bulunuyorsa, bilisizliğimdendir. Onları Türkçe sanıp kullanmışımdır; göstersinler, onları da bırakırım.” </em></span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn131#_ftn131" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[131]</span></span></span></span></a></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Yukarıdaki ifadelerinden de anlaşılacağı gibi Nurullah Ataç’a göre, dilimizdeki kelimelerin, <em>“bizim” </em>(Türkçe) veya <em>“elin” </em>(yabancı) sayılması için, <em>“halkın konuşma diline girmiş olması” </em>; hatta <em>“kendisinin kökenini bilemeyeceği kadar” </em>dilimize yerleşmiş olması bile yeterli değildir; yine <em>“yabancı”</em>dır. Zaten Ataç ve yandaşlarının <em>“özleştirme”</em>de gayesi, <em>“herkesin anladığı ortak bir Türkçe” </em>değildir. <em>Özleştirmeciler</em> asıl gayelerini şöyle açıklamaktadırlar:</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>“Türkçeyi özleştirme</em></strong><em>, sözlüksel düzeyde kalan bir olgu değildir. Dilimizin söz varlığını yenileştirme yolu ile Türk toplumunun düşünsel</em> <em>ve duygusal evrenini değiştirmektir.”</em> </span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn132#_ftn132" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[132]</span></span></span></span></a><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Ataç’a göre de, <em>“Bir ulus medeniyetini değiştirdi mi dilini de değiştirmek zorundadır.”</em> </span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn133#_ftn133" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[133]</span></span></span></span></a><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Türk milliyetçilerinin (Türkçülerin), milliyetçiliğin bir gereği olarak başlattıkları <em>dilde kültürde Türkleşme, Türk’e dönüş </em><em>hareketi</em>, 1940-1980 arasında Türk Dil Kurumuna hakim olan <em>Tasfiyeci-Özleştirmeciler</em>de, <em>“Dil devrimi sürekli bir devrimdir.” </em>anlayışıyla bir <em>“kültür ihtilâli”</em>ne dönüştürülmüştür. Bundan dolayı, kendilerini <em>“dil devrimcisi” </em>olarak tanımlayan ve genellikle <em>Marksist ideolojiyi </em>savunan <em>“Özleştirmeciler”,</em> Türkçeleşmiş kelimeleri hatta kökeni Türkçe olan kelimeleri bile değiştirmekten çekinmezler. <em>“Yabancı” </em>kabul edilerek değiştirilmesi teklif edilen bazı kelimelerden örnekler: </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>Âdet</em></strong><em>&gt;alışkı, <strong>akıl</strong>&gt;us, <strong>aşk</strong>&gt;sevi, <strong>bahşiş</strong>&gt;sevinmelik, <strong>cani</strong>&gt;kıyacı, <strong>cefa</strong>&gt;üzgü, <strong>cinayet</strong>&gt; kıya, <strong>cümle</strong>&gt;tümce, <strong>delege</strong>&gt;seçilmen, <strong>devlet</strong>&gt;erkyurt, <strong>edebiyat</strong>&gt;yazın, <strong>eser</strong>&gt;yapıt, <strong>gaye&gt;</strong>amaç,<strong> hamam</strong>&gt;ısıdam, <strong>harf</strong>&gt;yazaç, <strong>hayal</strong>,&gt;imge,görsü, <strong>hayat</strong>&gt;dirim, <strong>hukuk</strong>&gt;türe, <strong>ırk</strong>&gt;anasoy, <strong>iflas</strong>&gt;batkı, <strong>ilaç</strong>&gt;em, <strong>kabir</strong>&gt;gömüt, <strong>manevî</strong>&gt;tinsel, <strong>masal</strong>&gt;öyküce, <strong>millet</strong>&gt;ulus, <strong>mühendis</strong>&gt;ölçmen, <strong>nutuk</strong>&gt;söylev, <strong>özür</strong>&gt;bağışıt, <strong>parça</strong>&gt;bölecik, <strong>sabır</strong>&gt;katlantı, <strong>sebep</strong>&gt;neden, <strong>selâm</strong>&gt;esenleme, <strong>seyirci</strong>&gt;izleyici, <strong>şair</strong>&gt;ozan, <strong>şehir</strong>&gt;kent, <strong>şeref</strong>&gt;onur, <strong>şiir</strong>&gt;koşuk, <strong>takip</strong>&gt;izlem, <strong>taksi</strong>&gt;taşınca, <strong>taksit</strong>&lt;bölünç, <strong>tam</strong>&gt;tüm, <strong>tehlike</strong>&gt;çekince, <strong>ticaret</strong>&gt;tecim, <strong>ücret</strong>&gt;çalışmalık, <strong>zafer</strong>&gt;utku, <strong>zarar</strong>&gt;dokunca, <strong>zeki</strong>&gt;varışlı, <strong>zengin</strong> &gt;vasıl, </em>vb.</span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn134#_ftn134" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[134]</span></span></span></span></a></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Dilimizde kullanılan fakat <em>“yabancı” </em>oldukları gerekçesiyle değiştirilmesi yani dilimizden atılması teklif edilen örnek kelimelere verilen karşılıkların bir kısmı zaten dilimizde kullanılan kelimelerdir. Geri kalanın bir kısmı uydurma, bir kısmı da,<em> amaç, ulus, onur, kent, tüm, ozan</em> gibi <em>“yabancı kökenli” </em>kelimelerdir. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Günlük yaşayışında evinde, sokakta, işinde gücünde Türkçe konuşan hangi vatandaş, konuştuğu kelimelerin kökünü, kökenini düşünür ? Manavdan bir kilo <em>ıspanak</em>, bir demet <em>marul; </em>kahveciden bir bardak <em>çay </em>isteyen bir Türk, <em>ıspanak</em>, <em>marul, bardak, kahve, çay </em>kelimelerinin kökünü kökenini (bunların kökeni Türkçe mi değil mi diye) düşünerek mi konuşur? Elbette hayır. Dil, bir sesli semboller sistemidir. Nesne ve kavramların karşılıkları olan <em>kelimeler</em>, <em>karşılıkları oldukları nesnelerin tarifi değil, işaretidirler. </em>Bu sebeple insanlar, bir dili kullanırken, kelimelerinin köklerini veya kökenlerini düşünmezler. Buna lüzum da yoktur. Dünyanın en ünlü dilcisi bile olsa günlük konuşmalarında kelimelerin kökünü veya kökenini düşünmez. Sadece meramını anlatmak üzere konuşur. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Özetlersek, <em>“Türkçelik-yabancılık” </em>ölçüsü olarak kelimelerin kökenini ölçü alanlara göre, dilimizdeki kökeni yabancı bir dile dayanan her kelime <em>“Türkçe”</em> değil, <em>“yabancı”</em>dır. Bu ölçüye göre, dilimizdeki her yabancı kökenli kelime dilimizi <em>yabacılaştırmaktadır. </em>Yer yüzündeki hemen bütün medenî diller, başka dillerden kelime aldığına göre, her medenî dil, aldığı kelimeler oranında yabancılaşmaktadır. Böyle bir ölçü kabul edildiğinde , en çok yabancılaşan diller de her halde, İngilizce ve Fransızcadır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Kısacası, <em>Dil Devrimcileri’</em>nin <em>“Türkçelik-yabancılık” </em>ölçüsünde yalnız <em>“köken”</em>i ölçü almaları, samimi değil görünüşten ibarettir. Genel olarak dünya görüşünde <em>Türkçü-milliyetçi </em>olmayan hatta buna karşı olanların, <em>dilde ırkçı</em> olmaları büyük bir çelişkidir. Diğer taraftan, teklif edilen karşılıkların içinde işaret ettiğimiz gibi<em> “kökeni yabancı” </em>olan kelimeler de vardır. Türkçeyi Türk milletine <em>“yabancılaştıran” </em>da <em>“şeref”i “onur, “ahlâk”ı “etik”, “millî” yi “ulusal”, “talih”i “şans”, “Nutuk”u “Söylev”, “kâtip”i “sekreter”, “şehir”i “kent”, “nazariye”yi “teori” </em>hatta Türkçe <em>“bütün”</em>ü <em>“tüm”</em> yapan da bu anlayıştır<em>. </em>Bu anlayışın Türk milliyetçiliği ile bir ilgisi yoktur. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;">“Bilinir - anlaşılır - kullanılır”</span></em></strong><span style="text-decoration: underline;"> olmayı <strong><em>“Türkçelik ölçüsü” </em></strong>alan görüşe göre</span> ise, bir kelimenin <em>“Türkçe” </em>veya<em> “yabancı” </em>sayılmasının ölçüsü, sadece <em>“kelimenin kökeni” </em>değil, Türkçenin yaygın sözlüklerine girmiş olması veya <em>“bilinip-anlaşılır-kullanılır” </em>olmasıdır. Bu görüşe göre, büyük Türk milliyetçisi fikir adamı <strong>Ziya Gökalp’</strong>ın ifadesiyle, <strong><em>“Türk halkının bildiği ve kullandığı her kelime, Türkçedir. Halk için alışılmış olan ve yapmacık olmayan her kelime millîdir.”</em></strong></span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn135#_ftn135" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[135]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> 1911’de Selânik’te <strong><em>Genç Kalemler </em></strong>dergisinde toplanıp <em>“Türkçenin sadeleştirilmesi” </em>veya <em>“Türkçecilik” </em>tarihinde, en kalıcı ve sistemli çalışmayı başlatan <strong><em>“Yeni Lisan”</em></strong> hareketinin öncüleri <em>Ömer Seyfettin, Ali Canip</em> ve <em>Ziya Gökalp’</em>tan günümüze kadar, hemen bütün Türk milliyetçisi kuruluş ve aydınlar bu görüşü savuna gelmişlerdir.</span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn136#_ftn136" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[136]</span></span></span></span></a></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Ziya Gökalp, <em>“bilinip, anlaşılır </em>ve <em>kullanılır”</em> olmayı <strong><em>“Türkçelik ölçüsü”</em> </strong>kabul ettiğini, daha 1916’da yayımladığı <strong><em>Lisan </em></strong>şiirinde şöyle açıklamıştır:</span></span></p>
<p><em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Lisanda sayılır öz</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Herkesin bildiği söz,</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Manası anlaşılan</span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Lügata atmadan göz.</em> </span></span></p>
<p><em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Uydurma söz yapmayız,</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Yapma yola sapmayız.</span></span></em><br />
<em><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong>Türkçeleşmiş Türkçe</strong>dir.</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Eski köke tapmayız.</span></span></em></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>Ziya Gökalp, </em></strong>yukarıya aldığımız dörtlüklerinde <strong><em>“dilde öz sayılma”</em></strong> yani <strong><em>“Türkçelik” </em></strong>ölçüsünü, kısa kesin bir formül halinde ortaya koymaktadır. Ona göre <strong><em>kelimenin Türkçe sayılmasının ölçüsü</em></strong>, <em>“sözlüğe göz atmadan manası anlaşılan, herkesin bildiği söz”</em> olmasıdır. Görüldüğü gibi Ziya Gökalp, <em>kökeni </em>ölçü alan görüşe katılmaz; kökeni başka dile dayanan, başka bir dilden geldiği halde dilimize yerleşmiş ve halkın malı olmuş kelimelere, <strong><em>“Türkçeleşmiş Türkçe” </em></strong>adını verir ve bu tür kelimeleri, <em>Türkçe kelime </em>sayar. Ziya Gökalp bazı şiir ve makalelerinde parça parça ortaya koyduğu <em>“dil ve Türkçecilik” </em>konusundaki görüşlerini, topluca 1923’te basılan ve Türk Ocaklılara ithaf ettiği<em> <strong>“Türkçülüğün Esasları” </strong></em>adlı ünlü eserinin <strong><em>“Dilde Türkçülük” </em></strong>bölümünde,<em> Türk milliyetçiliğinin Türkçecilik programı olarak</em> ortaya koymuştur.</span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn137#_ftn137" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[137]</span></span></span></span></a></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Ziya Gökalp’ın ortaya koyduğu ve hemen bütün Türk milliyetçilerinin kabul ettiği ve savunduğu <strong><em>“Türkçelik” </em></strong>ölçüsüne göre, <em>Türk milletinin bildiği ve kullandığı her kelime kökenine bakılmaksızın <strong>“Türkçe”</strong></em>dir. Ancak, <strong><em>söyleyiş ve imlâ bakımından geldiği dildeki özelliklerini koruyan ve dilimizde karşılığı bulunan her kelime dilimizde “fazlalık” ve “yabancı” kabul edilir. </em></strong>Dilimizin <em>“fazlalık” ve “yabancı” </em>kelimelerden kurtulması gerekir. Bu tür kelimelerin dilimize hiçbir faydası yoktur:</span></span></p>
<p><em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Aruz sizin olsun hece bizimdir.</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Halkın söylediği Türkçe bizimdir.</span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>Leyl</em></strong><em> sizin, <strong>şeb</strong> sizin, <strong>gece</strong> bizimdir.</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Değildir bir mana üç ada muhtaç. </em>(F.A.Tansel, Külliyat, s. 27)</span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Ziya Gökalp ve aynı görüşte olanlara göre, dil, başka dilden kelime alabilir; fakat <em>ek</em> veya <em>dil bilgisi kuralı </em>alamaz<em>. </em>Dili, <em>“bozan”, </em><em>“başka dillerin boyunduruğu altına sokan” </em>ve <em>“yabancılaştıran”, </em>yabancı ekler ve dil bilgisi kurallarıdır. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Türkiye’de, Atatürk’ün ölümünden sonra başlayan dil tartışmalarında, <em>“dil devrimcileri”, “Öz Türkçecilik”, “Arı Türkçecilik” </em>vb adı altındadilde uyguladıkları <em>“tasfiyecilik” </em>anlayışına, Atatürk’ün 1930’da <em>Prof. Sadri Maksudi’</em>nin <strong><em>“Türk Dili İçin”</em></strong> adlı kitabının kapağına yazdığı şu cümlelerin son bölümünü gerekçe göstermektedirler.</span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn138#_ftn138" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[138]</span></span></span></span></a></p>
<p><em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">“Millî his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması, millî hissin inkişafında başlıca müessirdir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlensin.</span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”</em> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;">Atatürk’ün bu sözlerindeki <em>“dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarma” </em>ifadesi, <em>“Türkçelik ölçüsü”</em> olarak alınıp, <em>“Kökeni Türkçe olmayan her kelime yabancıdır; dolayısıyla Türkçeden atılmalıdır.” </em>diye yorumlanmaktadır. Atatürk’ün bu sözleriyle gösterdiği hedef veya gaye, <em>kelimelerin kökeni </em>ile uğraşmak değil, milliyetçiliğinin bir gereği olarak <em>dilin, millet varlığındaki yerini ve önemini işaret </em>etmektir. Özleştirmeciler, nedense bu sözlerin hep son cümlesini esas almakta ve asıl maksadı göz ardı etmektedirler. Atatürk, <em>“dilin şuurla işlenmesinden”</em> de bahsetmektedir. Bir dilin başka dillerden kelime almış olması, bir dilin <em>“boyunduruğu altına girmesi” </em>anlamına gelmez. Çünkü bütün diller, ihtiyaç duyduğunda başka dillerden kelime alır. <em>“Dili yabancı bir dilin boyunduruğundan kurtarmak, başka dillerden girmiş olan gramer şekil ve kaidelerini (dilimiz bahis konusu olduğuna göre Arapça ve Farsça tamlamaları, birleşik şekilleri, çoğulları) atmak manasına gelmektedir. Diller arasında çeşitli sebeplerle meydana gelen kelime alışverişi, ‘yabancı boyunduruğu’ sayılamaz.”</em></span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn139#_ftn139" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[139]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Bundan dolayı, Atatürk’ün sözleri, dilde yalnız<em> “köken”in</em> <em>“Türkçelik-yabancılık” </em>ölçüsüalınmasına ve <em>“tasfiyecilik” </em>yapılmasına gerekçe sayılamaz. Zaten Atatürk’ün de böyle bir değerlendirmesi yoktur.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>Atatürk,</em></strong> 1931’de büyük bölümünü el yazıları ile yazdığı <em>“Medenî Bilgiler” </em>kitabının dille ilgili bölümünde, <strong><em>“Türk milletinin dili Türkçedir.” </em></strong>diyor; <em>“Öz Türkçedir.” </em>demiyor.</span></span><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Diğer taraftan, Birinci Türk Dil Kurultayı’nda (1932) seçilen Türk Dil Kurumu Yönetim Kurulu, Kurultay’dan sonra yayımladığı bildiride, Kurumun hedefini, <em>“yazı dilinde <strong>Türkçeye yabancı kalmış </strong>unsurları atmak”; “<strong>temel unsurları öztürkçe</strong> olan bir dil yaratmak” </em>ifadeleri ile açıklamıştır.</span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn140#_ftn140" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[140]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Buradan da anlaşıldığına göre, Kurumun 1932’deki Yönetim Kurulu da <em>“Türkçelik-yabancılık” </em>ölçüsü olarak <em>“köken”</em>i almamıştır. Eğer böyle olsaydı, <em>“kökeni yabancı olan” </em>veya <em>“bütün unsurları Öz Türkçe olan”</em> ifadelerine yer verilmesi gerekirdi. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;">Günümüzün dil ilmine ve dilcilerine göre de, dilde <strong><em>“Türkçelik” </em></strong>ve <strong><em>“yabancılık” </em></strong>ölçüsü, sadece<em> “köken” </em>değil, <em>“kullanılış” </em>tır. Bir dil, başka bir dilden kelime alır ve aldığı kelimeye söyleyiş veya imlâca (hatta anlamca) kendisine göre yeni bir <em>kullanış </em>şekli<em> kazandırırsa, kendisine mal etmiş olur. </em>Artık o kelime<em> <strong>“yabancı”</strong></em> sayılmaz. Çünkü <em>“Bir kelimenin Türkçe sayılıp sayılmamasının ölçüsü, onun kökeni değildir. Ses yapısı, zevk ölçüsü, kullanılış şartları ve anlam bakımından o kelimelerin dilde yerleşmiş ve herkes tarafından anlaşılır olup olmamasıdır.”</em></span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn141#_ftn141" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[141]</span></span></span></span></a></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">D. Mehmet Doğan’ın <em>“Büyük Türkçe Sözlük” </em>ünde de, <em>“yabancı kelime”</em>ye şu karşılık verilmektedir: </span></span><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">“Bir dilin esas kaynağından olmayan veya yaygın sözlüğünde bulunmayan kelime. Türkçeleşmiş kelimeler yabancı kelime değildir.”</span></span></em><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn142#_ftn142" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[142]</span></span></span></span></a></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Tarih derinliği ve coğrafya genişliği sebebiyle her medeniyet ve kültür dili gibi, Türkçe de<em> -doğudan batıya, Çinceden İngilizceye-</em> pek çok dille alışverişte bulunmuştur. <em>“Bilgi alışverişi” </em>çerçevesinde ve <em>“kelime ile sınırlı kalmak şartıyla”</em> yapılan dil alışverişleri, diller için tabiî (normal) bir gelişme olarak kabul edilebilir. <em>“Türkçenin Doğu’dan ve Batı’dan aldığı kelimelerle anlatım bakımından zenginleştiği kabul edilebilir bir gerçektir.”</em> </span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn143#_ftn143" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[143]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Yeryüzünde <em>“alışveriş” </em>yapmamış, başka bir dilden kelime almamış <em>“arı”, “saf” </em>veya <em>“öz” </em>bir dil bulmak mümkün değildir. Türkçe de tarihinin hiçbir devrinde <em>arı </em>veya <em>öz </em>olmamıştır. Diğer taraftan başka dillerden <em>“bilgi öğrenmeye”</em> yani <em>“ihtiyaca” </em>dayanan ve kelime çerçevesinde kalan <em>“alıntılar” , </em>dilin yapı ve işleyişine zarar vermediği sürece dilin zenginleşmesine de katkıda bulunurlar. Bundan dolayı her dilde ve her devirde görebileceğimiz tabiî dil alışverişlerini, diller için doğrudan yozlaşmaya yol açan <em>“yabancılaşma” </em>olarak değerlendiremeyiz. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Daha önce de belirttiğimiz gibi <strong><em>Türkçe, Orta Asya’dan Anadolu’ya gelinceye kadar </em></strong><em>Çinceden, Sanskritçeden (eski Hint dili), Soğdçadan, Arapça ve Farsçadan;</em> <strong><em>Anadolu’ya geldikten sonra</em></strong> da <em>Arapça</em> ve <em>Farsçanın</em> yanında, <em>Yunancadan (Rumca), İtalyancadan, Ermeniceden, Macarcadan, Rumenceden, Sırpçadan, Bulgarcadan </em>kelimeler almıştır. Bugünkü Türkiye Türkçesinde bu kelimeler, yabancılığı hissedilmeden, dilimize mal olmuş birer <em>“Türkçeleşmiş Türkçe”</em> kelime olarak kullanılmaktadır:</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>aba &lt; yun. kapa </em>(kaba kumaştan yapılan manto, kebe)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>abluka&lt;İt. A blocco </em>(bir şehrin deniz yolunu kesecek şekilde çevirmek)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Anadolu&lt; Yun. Anatole, Anatolia, </em>(doğu yönü, doğudaki ülke)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>araka&lt;Yun.arakas </em>(iri taneli bezelye)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>avanak&lt; Er. Avanog </em>(eşek sıpası, Türkçde, kolayca kanan)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>avlu&lt;Yun. aule </em>(etrafı duvarla çevrili yer)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>badana&lt;İt. Badigeon </em>(sulandırılmış kireçle duvar boyama)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>banka&lt;İt.Banca,İng.Bank </em>(ilk defa Osmanlı Bankası için <em>Bank Otaman </em>şeklinde kullanılmış)</span></span><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">bavul&lt; İt. Baule</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">berber&lt;İt. barbiere</span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>bezelye&lt;İt. Psello </em>(baklagillerden bir sebze türü)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>beze&lt;Yun. maza,mazi </em>(hamur topu)</span></span><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">cacık&lt;Er. cacıg </span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>cıvata</em>&lt;it. <em>Chiavarda</em> (ucu somunlu çivi)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>çerez&lt;Yun. skeros </em>(yemek dışında yenen yaş ve kuru yemiş)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>çete&lt;Arn. </em>(silahlı eşkıya)</span></span><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">dangalak&lt; Er. </span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>domates&lt;Yun. utomato</em> (domates)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>efendi&lt; Yun. atfendis </em>(başlıbaşına iş gören, ağa, sahip)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>evlek&lt; Yun. aylaki </em>(tarlada saban iziyle ayrılan bölümlerden her biri)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>haydut&lt;Mac. </em>(silahlı soygun yapan)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>ızgara&lt;Yun. eskhara, </em>(üzerinde ötberi kızartılan şey)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Kanca&lt;İt. </em>(ucu demir çengelli çubuk, askı, çengel)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>kerevet&lt;Yun. krebbatı </em>(tahta sedir)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>kilit&lt;Yun. kleidi,kleidion </em>(kapamak, kapatmak)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>kuluçka&lt;Bul. </em>(civciv çıkarmak üzere yumurtaları üzerine yatmış kuş cinsi,tavuk)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Levent&lt;İt. Leventino </em>(genç, yiğit, yakışıklı; Osm. donanmasında deniz eri)</span></span><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">maydanoz&lt;Yun. makedonasi </span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>marul&lt;Yun. marouli </em>(yeşil yapraklı salata bitkisi)</span></span><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">petek&lt;Er. </span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>pırlanta&lt;İt. brillanta </em>(parlak elmas)</span></span><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">piliç&lt; Bul.</span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>pund&lt; Yun. appünto </em>(uygun zaman, fırsat, punduna getirmek’teki)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>sınır&lt; Yun. sunaron </em>(uç, iki ayrı toprağı ayıran çizgi)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>simit&gt;Yun. semidalis </em>(halka biçiminde çörek)</span></span><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">soba&lt;Mac.</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Şıllık&lt;Er.</span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Tavla&lt;İt. Tavola </em>(tavla oyunu)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Temel&lt;Yun. themelios </em>(bir yapının toprak altında kalan kısmı, taban)</span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Günümüz Türkçesinde kullanılan <em>çay, mantı, inci </em>Çinceden; <em>kent</em> Soğdçadan kalma sözlerdir. Fakat gerek Arapça ve Farsçadan gerek diğer dillerden olsun ortalama 15. yüzyıla kadar süren dönemdeki alışlar, dilimizin yapı ve işleyişinde yozlaşma ve yabancılaşmaya yol açmıştır, denilemez. Ancak, 15. yüzyıldan sonra başta dinî sebepler olmak üzere edebiyat anlayışı ve diğer sosyal ve siyasî sebeplerle, Arapça ve Farsçadan bilgi öğrenmeye dayanmayan <em>“özenti alıntıları”, </em>dilimizi yabancılaştırmaya başlamıştır. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;">Genel olarak 15. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına kadar, dilimizde karşılığı olduğu veya dilimizin imkânları ile karşılanabileceği halde, Arapça veya Farsça kelimeler almak veya bunlardan yeni kelimeler türetmek yoluna gidilmiştir. Bazen her iki dilin aynı anlamdaki kelimeleri <strong><em>su</em></strong><em>, âb-mâ; <strong>et</strong>, güşt-lâhm; <strong>gece</strong>, leyl-şeb; <strong>ekmek</strong>, nan-huduz; <strong>güneş, </strong>şems- mihr-hurşid-âfitab; <strong>göz, </strong>ayn-çeşm; <strong>arslan, </strong>esed-gazenfer-şîr</em> alındığı gibi, <em>“işletme-çekim ekleri” </em>ve <em>“dil bilgisi” </em>unsurları da (dilin yapı ve işleyiş sistemi olan şekil bilgisi ve söz dizimi, özellikle tamlama şekilleri) alınmıştır. Zaten<em> <strong>dili yozlaştıran ve yabancılaştıran</strong> </em>da bu <em>lüzumsuz </em>veya<em> fazlalık , özentiye dayanan alıntı kelimeler </em>ve<em> dil bilgisi şekilleridir. </em></span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Arapça ve Farsça <em>bilgi </em>veya <em>özenti</em> alıntılarının dilimize adeta sınırsız bir şekilde girmesi, 15.yüzyıldan başlayarak 20. yüzyıl başlarına kadar sürmüştür. 20. yüzyıl başlarından itibaren Arapça ve Farsça unsurların dilimize girmesi durmuş; hatta daha önce girenler de sadeleşme veya Türkçecilik çalışmaları ile büyük oranda dilimizden atılmıştır. Fakat 19.yüzyıl ortalarından itibaren bir taraftan Arapça ve Farsçadan giren kelime ve diğer dil unsurlarının oranı giderek azalırken, öte taraftan başta Fransızca olmak üzere Batı dillerinden <em>–özellikle Fransızcadan- </em>kelimeler ve dil unsurları dilimize girmeye başlamıştır. Türkçede bugün görülen <em>“Batı kaynaklı yabancılaşma” </em>nın kökenleri de bu döneme uzanmaktadır. Bugün Türkçede, Ararpçadan sonra en çok Fransızca kökenli yabancı kelime vardır. Bunlar genel olarak 19. yüzyılda dilimize girmiştir. </span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn144#_ftn144" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[144]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> İngilizcenin tesiri, genellikle 1950’li yıllardan sonradır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">19. yüzyıl ortalarında <em>–Tanzimat Devrinde- </em>başlayan <em>“Türkçenin sadeleştirilmesi”</em> veya <em>“Türkçecilik” </em>çalışmalarında, dilimizde <em>“fazlalık” </em>ve<em>“yabancı” </em>olarak değerlendirilen <em>Arapça </em>ve <em>Farsça </em>kelimelerle bu dillere ait <em>dil bilgisi şekilleri</em>nden temizlenmesi hedef alınmış; fakat genel olarak 18. yüzyıldan sonra dilimize girmeye başlayan ve 19. yüzyıldan sonra hızı ve oranı artan <em>Batı kökenli </em>özelikle <em>Fransızca</em> kelimelerin kapısı açık bırakılmıştır. Belki de henüz tehlike görmedikleri için, <em>“Türkçü Türkçeciler”</em> ve <em>“Yeni Lisancılar”</em> da<em>, </em>Türkçeyi sadeleştirme çalışmalarında Batı kökenli kelimelere karşı bir tedbir düşünmemişlerdir. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Cumhuriyet devrinde ise, özellikle 1945’ten sonra Batılı kelimelerin dilimize girişi hızla artmasına rağmen,<em> “arı dil”, “öz dil” </em>diyen <em>“Dil Devrimcileri” </em>özellikle sadece Arapça kökenli kelimeleri hedef almış; Fransızca ve İngilizce kelime ve ekleri hatta ifade şekillerini adeta <em>“yabancı” </em>saymamışlardır. Öyle ki, Türk Dil Kurumu, ciddî olarak, ancak 1970’li yıllardan itibaren <em>“Batı kökenli” </em>kelimelere karşılık aramaya başlamıştır.</span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn145#_ftn145" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[145]</span></span></span></span></a><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"> Halbuki, “<em>Arapça ve Farsçadan 1000 yılda alınan sözcüklerin toplam sayısına yakın Fransızca sözcük Türkçeye, 100 yıldan az bir sürede girmiştir.”</em></span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn146#_ftn146" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[146]</span></span></span></span></a></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Büyük dilci ve sözlükçü Şemsettin Sami’nin 1901’de basılan <strong><em>Kamus-ı Türkî </em></strong>adlı Türkçe sözlüğünde % 4 (1300) olan Batı kökenli kelime oranı, <strong><em>Türkçe Sözlük’</em></strong>ün 1969 baskısında % 14.5 (4000) tir.</span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn147#_ftn147" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[147]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Bu verilere göre, Günümüz Türkçesindeki Batı kökenli kelime sayısı, 68 yılda % 10.5 (2700) artmıştır. Bu durum, Türkçe için çok hızlı bir yabancılaşmanın işaretidir. </span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>Genç Kalemler</em></strong> dergisinde 1910’larda <strong><em>“Yeni Lisan”</em></strong>adıyla başlatılan dili Arapça veya Farsçadan gelme fazlalık kelime ve dil bilgisi (gramer) unsurlarından temizleme ve <em>“Türkçeye dönüş” </em>hareketi ve devamında da 1930’larda <strong><em>Atatürk’</em></strong>ün öncülüğünde başlatılan <strong><em>“Dil İnkılâbı”</em></strong> ile, ilk yıllarda bazı aşırılıklar ve yanlış uygulamalar yapılmışsa da bunların durulması ile Türkçenin sadeleşmesi sağlanmış, kendi yapı ve işleyişi ile gelişip zenginleşmesinin yolu açılmıştı.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Ancak Türkçe, önüne açılan tabiî gelişme yolunu 1945’lerden sonra takip edemedi. <em>“Öz Türkçecilik”, “Arı Türkçecilik” </em>veya <em>“dilde ilericilik” </em>gibi isimlerle sürdürülen<em> “dil devrimciliği”</em> adına, <em>“Devrimci görüş kuralların tutsağı olmaz.” </em>metotsuzluğu ile Türkçenin yapı ve işleyişini göz önüne almadan pek çok kelime türetildi. <strong><em>Dil davası, siyasi-ideolojik bir mesele haline getirildi.</em></strong> Dilde ihtiyaç olmadığı halde kelime türetmede (daha doğrusu kelime uydurmada) herkes kendisini yetkili görüp kendi uydurduğu kelimeleri kullanmaya teşvik edildi. Böylece ortaya çıkan dil anarşisi, kavram kargaşası, anlatım yetersizliği, <strong><em>“anlam ve anlatım boşluğu”</em></strong>na sebep oldu. İşte bu boşluğu Batı dillerinden kelimeler ve ifade şekilleri doldurmaya başlayınca, tek sebep bu olmasa da günümüzdeki <em>yozlaşmaya </em>ve <em>yabancılaşmaya </em>yol açılmıştır. Halk ifadesi ile <em>“Bir kere kazık yerinden oynamıştır.”</em> Bundan dolayı günümüzün Türkçesinde, biri <em>“Yaşayan Türkçe” </em>biri <em>“Yeni Türkçe” </em>veya<em> “Uydurma Türkçe” </em>biri de <em>“Batı kökenli” </em>olmak üzere çok defa aynı anlam için üç kelime bulunmakta; tabiî <em>“çağdaşlık !” </em>adına ve özenti ile özellikle basın-yayın organlarında <em>“Batı kökenli” </em>kelimeler tercih edilmektedir. Bu yolla dilimizi yabancılaştıran bazı örnekler şunlardır:</span></span></p>
<p><em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Matbuat………. Basın………. medya</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Usul …………… yöntem ….. metot</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Faaliyet ……….. etkinlik……. aktivite</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Mutabakat……… uzlaşı ……… konsensüs</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Mesele …………..sorun ………..problem</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">İçtimaî…………&#8230;toplumsal …..sosyal</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Meclis …………..Kamutay …….Parlamento</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Kâtip ……………yazman ……..sekreter</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Timsal …………..simge ……… sembol</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Teferruat ………ayrıntı ……….detay</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Beyanname ……bildiri ……….deklarasyon</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Mensucat ………dokuma ………tekstil</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Encümen ……….kurul ………… komisyon</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Fevkalâde ……..olağanüstü &#8230;&#8230; süper</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Şekil …………biçim ………….form</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Tarafsız ………..yansız …………nötr</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Taassup ……….bağnazlık………fanatizm</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Bedbin ………&#8230;kötümser………pesimist</span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Mütehassıs</em>&#8230;.<em>uzman ……</em>..<em>kompetan</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Delil ………</em>..<em>kanıt………</em>&#8230;<em>argüman</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Hasret ……</em>&#8230;<em>özlem ………nostalji</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Tecrübe…</em>&#8230;.<em>.deney ………test etmek</em></span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Diller arasındaki alışverişlerde, dillerin birbirinden dil unsuru olarak,<em> “kelime”, “şekil bilgisi-yapım eki”, “işletme eki” </em>ve <em>“söz dizimi kuralı” </em>aldıkları görülür. Ancak dil alışverişi en çok “<em>kelime</em>” alışverişi şeklinde olmaktadır. Diller arasında kelime alışverişi, <em>ihtiyaçtan</em> <em>doğan</em> <em>bilgi alışverişi </em>sınırında kaldığı sürece tabiî, normal bir dil hareketi sayılabilir. Fakat hiçbir ihtiyaca ve bilgi öğrenmeye dayanmayan, alıcı dilde karşılığı olduğu halde alınan <em>özenti alışverişleri </em>ile <em>her çeşit ek </em>ve <em>söz dizimi kuralı </em>alışverişleri, dillerin varlığına, yapı ve işleyişine zarar verir. Bu tür alışverişler, dili, başka dilin boyunduruğuna sokar; dilin yozlaşmasına ve yabancılaşmasına yol açar. Onun için tabiî karşılanamaz. Karşılanmamalıdır. Türkçecilik de bu noktada başlar.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Dillerin, yeni bir nesne ve kavramla karşılaştıklarında, yani yeni kelimeye ihtiyaç duyduklarında başvuracakları yollar bellidir. Bunlar, kendi bünyesinden <em>yeni</em> <em>kelime türetmek, kelime birleştirmek </em>veya <em>derleme-tarama </em>yapmaktır. Bu kaynaklarla karşılık bulamadığı zaman da başvuracağı son kaynak, son çare (veya çaresizlik) yabancı kökenli kelimeyi almaktır. İşte bu çaresizlik karşısında <em>Türkçecilik açısından</em> yapılabilecek olan, yabancı kökenli kelimeyi, dilimizin <em>ses ve imlâ yapısına</em> <em>uydurarak </em>almaktır. Bundan dolayı, dilde hiç olmazsa söyleyiş ve imlâca yabancılaşmanın önlenmesi için, <strong><em>“Yazım Kılavuzu”</em></strong>ndaki <em>“Alıntı Kelimelerin Yazılışı” </em>ve <em>“Yabancı Özel Adların Yazılışı” </em>bölümleri bu anlayışa göre yeniden düzenlenmelidir. Yabancı kökenli bir kelimenin, kendi <em>ses ve imlâsını </em>dilimizde de koruması, yabancılığını sürdürmesi anlamına gelir. Bu, dilimizi yabancılaştıran bir uygulamadır. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Yabancı dillerden giren kelimelerin <em>ses-söyleniş </em>ve <em>özel imlâsını </em>koruması ve Türkçe söyleniş ve yazılışlarının yanlış kabul edilmesi, Cumhuriyet’ten önceki <em>sadeleştirme ve Türkçeleştirme </em>tartışmaları sırasında, Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp, Yahya Kemal gibi <em>Türkçü-milliyetçilerin,</em> <em>“Türkçeleşmiş Türkçe” </em>anlayışına karşı, <em>“Fesahatçiler”</em>in savunduğu bir anlayıştır. Eski <em>Fesahatçiler, </em>yabancı kökenli kelimelerin Türkçede özellikle halkın dilinde aldığı yeni şekilleri, <em>“galat” (yanlış) </em>sayıp, asıl dillerindeki gibi yazıp söylemeyi savunurlardı. Bunlar <strong><em>Arapçacı-Farsçacı Fesahatçiler</em></strong><em>di; günümüzde de <strong>Fransızcacı-İngilizceci Fesahatçiler </strong>türedi. </em>Son yıllarda biraz İngilizce öğrenenler, Türkçeye <em>-hatta lüzumsuz-</em> girmiş İngilizce kelimeleri, İngiliz söyleyişine göre söyleyip yazmayı, övünme ve farklılık vesilesi saymaktadırlar. Bu <strong><em>yeni Batıcı Fesahatçi </em></strong>anlayış da yabancılaşmayı yaygınlaştıran sebeplerden biridir. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Burada yeri gelmişken, eski Fesahatçilerin<em> “galat” </em>(yanlış), Türkçü-milliyetçilerin <em>“millîleşmiş” </em>veya <em>“Türkçeleşmiş Türkçe” </em>saydıkları ve bugün dilimizde <em>“yabancılıkları” </em>fark edilmeden kullanılan kelimelerden bazı örnekler verelim:</span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn148#_ftn148" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[148]</span></span></span></span></a></p>
<p><em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">âdem&gt;adam </span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">leymun&gt;limon</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">bilâ şey&gt; beleş</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">çep ü rast&gt; çapraz</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">âfet-i can&gt;afacan</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">cameşuy&gt;çamaşır</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">destgâh&gt;tezgâh</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">çeharçûbe&gt;çerçeve</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">govsale&gt;kösele</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">hâmir&gt;hamur</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">kallâş&gt;kalleş</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">cinaza&gt;cenaze</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">gûşe&gt;köşe</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">maktûp&gt;mektup</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">kassâp&gt;kasap</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">tebaşir&gt; tebeşir</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">zenbûrek&gt; zenberek&gt;zemberek</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">riçal&gt;reçel</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">şurba&gt;çorba</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">bağçeban&gt;bahçıvan</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">harbuze&gt;karpuz</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">nerdüban&gt;merdiven</span></span></em><br />
<strong><em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Zmirnia&gt;İzmir</span></span></em></strong><br />
<strong><em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">İkonyum&gt;Konya</span></span></em></strong><br />
<strong><em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Sangaryos&gt;Sakaryos</span></span></em></strong><br />
<strong><em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Scutari&gt;Üsküdar</span></span></em></strong><br />
<strong><em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Adriyamus&gt; Edremit</span></span></em></strong></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Dilimizde Arapça ve Farsçanın yanında başka pek çok dilden kelime de, zamanla söyleniş, yazılış ve anlamca değişikliğe uğramış, mecazî anlamlar kazanmış ve dilimizin malı olmuştur. Bu kelimelerin pek çoğu ile geldikleri dilde bulunmayan yeni deyimler yapılmıştır. Meselâ dilimizde <em>“akıl” </em>kelimesi ile ilgili bir çok deyim vardır:</span></span></p>
<p><em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Akıl almamak</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Akıldan çıkmak</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Akıl defteri</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Akıl etmek</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Akıl hocası</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Akıl kârı olmamak</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Akıl sır ermemek</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Akıllara durgunluk vermek</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Akıllı uslu </span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Akıl var yakın (izan)var</span></span></em><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Meselâ yine Farsça <em>“gûşe”</em>den Türkçeleşen ve dilimizin malı olan <em>“köşe” </em>kelimesi ile ilgili de birçok deyim vardır:</span></span><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Köşe bucak</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Köşe kadısı</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Köşe kapmaca oynamak</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Köşesine çekilmek</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Köşeye sıkışmak</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Köşeyi dönmek</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Köşe başı tutmak</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Baş köşe</span></span></em></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Örneklerini çoğaltabileceğimiz bu tür kelimeler, dilimizin zenginlikleridir. <em>“Akıl”</em>ı <em>“us”</em>la; <em>“köşe”</em>yi <em>“dönemeç” </em>le değiştirmeye kalkmak, dilimizi bu zenginlikten mahrum etmektir. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="color: red;">b) <em>Yabancılaşma Yolları </em>ve</span><em><span style="color: red;"> Şekilleri</span> </em></span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">İnsanoğlunun <em>bildiği, öğrendiği, ürettiği, </em>her bilgi her varlık ve kavram, dilde ifadesini bulur. Fakat insanoğlunun bilgi üretme ve öğrenmesi olup bitmiş değildir. Her an yenileri üretilmekte veya öğrenilmektedir. Bundan dolayı, bilgileri depolayan dil de olup bitmiş değildir. Hayatla beraber devam etmektedir. Her üretilen veya öğrenilen bilgi, dilde yeni bir karşılık ister. Bundan dolayı, dilin her zaman yeni kelimelere ihtiyacı olur. Dil, bu yeni üretilen veya öğrenilen nesne ve kavramları karşılama ihtiyacını, ya kendi imkânları ile <em>yeni kelime türeterek </em>ya var olan kelimelerinden<em> birleştirerek </em>karşılama yoluna gider. Kendi imkânlarından karşılayamayınca da <em>yabancı kelime almak </em>durumunda kalır. Bilgiyi, nesneyi veya kavramı üreten millet, ürettiği ürüne adını da kendi dilinden verir veya vermesi gerekir. Ne var ki son yıllarda, kendi ürettiklerimize de yabancı isimler vermeye başladık. Bu yabancı özentisinin ve millî şuur eksikliğinin son haddidir</span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Meselâ, Bedri Aydoğan, yaptığı bir araştırmada <em>Yataş, İpek, İstikbal, Bellona </em>gibi Türk üretici kuruluşların ürettikleri mal veya ürünlerine genellikle yabancı adlar verdiklerini tespit etmiştir. Bu ürün adlarından bazıları şöyledir:</span></span><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftn149#_ftn149" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[149]</span></span></span></span></a></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Koltuk kanepe adları:</span></span><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Bizon koltuk takımı</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Oscar koltuk takımı</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Arizona koltuk takımı</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Crystal koltuk takımı</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Argos kanape</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Modena kanape</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Karizma kanepe</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Former sehpa</span></span></em></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;">Desen adları: <em>Federal,</em> <em>Kristal,</em> <em>İndigo,Orange, İndy Butter,</em></span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Yatak adları: <em>Alize</em>, <em>Ultra,</em> <em>Bela,</em> <em>Caprice,</em> <em>Sabrina </em>vb.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Kendi ürettiklerimize yabancı adlar vermek, millî şuur eksikliğini veya zihnimizin yabancılaştığını gösterir. Ürettiği ürüne yabancı adlar verenler, aslında zihin ve kültür yönünden millete yabancılaşanlardır. Bilgiyi veya her çeşit nesneyi, ürünü kendimiz üretemediğimiz sürece, başkalarından almak, başka dillerden öğrenmek durumunda kalırız. Başka (milletlerden) dillerden öğrendiklerimizi bile kendi dilimizin imkânları ile karşılayabilmek en iyisidir. Ürettiğimiz ürünlere yabancı dillerden adlar vermemiz gerekse bile hiç olmazsa kendi söyleyiş ve imlâmızla alınmalı; öğrendiğimiz yabancı kelimeye, kendi damgamızı vurmalıyız. Bu da alınan kelimeyi söyleyiş ve imlâca olabildiği kadar dilimize benzetmekle olur. Halbuki <em>günümüzde dilimize giren yabancı kelimelerin, kendi imlâları ile yazılıp yabancı okunuşuna göre söylenmesi, giderek yaygınlaşmaktadır.</em> Türk imlâ sistemine de aykırı olan bu durum, dilin yabancılaşma ve yozlaşma yollarından birisidir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Son yıllarda Türkçesi bulunduğu veya bulunabileceği halde bazı kelimeler, ısrarla geldikleri dillerdeki asıl şekilleri ile <em>söylenip yazılmaktadır. </em>Bu tür kelimelerin, yabancı söyleniş ve yazılışıile kullanılması ve yaygınlaştırılması dilimizin yabancılaşmasını hızlandırmaktadır. Dilimizin ihtiyacı olmadığı halde dilimizde <em>özenti alıntısı</em> olarak, yabancı <em>söyleniş</em> ve <em>yazılış</em> şekli ile ısrarla kullanılan kelimelerden bazı örnekler:</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Bodyguard …</em>………. (muhafız, korumacı, koruma görevlisi)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>By-pas (ameliyatı)…</em>&#8230;.. (damar eklemesi) </span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Calculatör ……………</em>&#8230; (hesap makinesi)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Catering hizmetleri</em> …. (yiyecek sağlama işi)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>CD-ROM – (si-di Rom)</em>.. (Compac Disc –Read Only Memory’nin kısaltması)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Charter uçak seferi</em> …&#8230;.(kiralanmış, ucuz tarifeli)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Chek-up (çekap) </em>……..(genel sağlık kontrolü)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Clip - </em>..……………&#8230;&#8230;..(müzik için hazırlanan kısa görüntüler veya bir tv </span></span><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">programından alınan kısa görüntü.)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Cola- (kola) </em>………… .( alkolsüz asitli içecek)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Compact disc </em>……… (müzik kaydedilen yuvarlak disk)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Deep freeze- (dip firiz) </em>(derin dondurucu)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Derby maç </em>……………(aynı ilin iki büyük takımının yaptığı maç)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Diskjokey (DJ) (Di-jey)</em> (radyolarda müzik plakları tanıtıcısı)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Eurocard </em>………………(bir tür kredi kart)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Fair play </em>…………… (Baştan belirlenen kurallara uyma)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Fas food </em>………………(ayak üstü yiyecek)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Free schop </em>……………(gümrüklerdeki mağaza)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Fuil oil </em>……………… .(petrol yağı, yağ yakıt)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Hot dog </em>…………………&#8230;(sosisli sandviç)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Hyper market </em>…………….( büyük alışveriş merkezi)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Mega schow </em>………………(büyük gösteri)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Mega star </em>…………………(dünyada tanınmış sanatçı)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Notebook </em>…………………..(bilgisayar – çanta bilgisayar)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Opsiyon </em>…………………….(vade, süre)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Part-time (part taym) </em>…….. (yarım gün)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Play-back </em>………………….(görüntüye uygun plak çalma)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Pop corn- </em>…………………( patlamış mısır)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Realyti schow </em>……………..( gerçekçi olmaya çalışan tv eğlence programı)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Schow-room </em>………………(sergi yeri, teşhir salonu)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Stand by </em>…………………..(kullanmaya hazır kredi)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Tolk schow </em>………………&#8230;(tartışmalı gösteri programı)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Top secret </em>………………&#8230;(<em> çok gizli</em>)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Walkman </em>…………………( kulaklık teybi)</span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">İstenildiğinde çoğaltılabilinecek bu tür kullanışlar, dilimizi yabancılaştıran örneklerdendir. Bu örneklerin pek çoğunun Türkçesi vardır; bulunmayanları da <em>Türkçeleştirmek </em>mümkündür<em>. </em>Hiçolmazsa Türkçede söylendikleri gibi yazılarak Türk imlâsına uydurulmaları gerekir.</span></span><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Bu örneklerde en dikkat çeken yabancılaştırıcı ögeler alfabemizde bulunmayan <strong><em>“W”, “sch” </em></strong>gibi yabancı harflerdir. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Türkçeyi kelime yönünden yabancılaştıran ve dikkatlerden kaçan bir durum, Türkçe kökenli veya konuşma ve yazı dilimize mal olmuş kısaca <em>Türkçeleşmiş </em>kelimelerimizin yerine millî şuur eksikliği, Batı hayranlığı, basın-yayın organlarının tesiri, özenti, değişik görünme, zihnimizdeki kavram boşluğu veya başka sebeplerle Batı kaynaklı yani yeni <em>yabancı </em>kelimelerin dilimize sokularak kullanılmasıdır. Herhangi bir yeni bilgi, nesne veya kavramın karşılığı olmayan, bilgi öğrenmeye dayanmayan kelimeler giderek yaygınlaştırılmaktadır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Bu tür <em>Batılı kökenli yeni yabancı kelimeleri</em> dilimize sokup ısrarla kullananlar, bir taraftan yabancı olduğu gerekçesiyle dilimizin malı olmuş Arapça veya Farsça kökenli kelimeleri dilimizden atmaya çalışırken diğer taraftan dilimizi Batı yönünde yabancılaştırmaktadırlar. Dilimizde belki bin yıldır kullanılan ve bütün Türkler’in bildiği <em>“ahlâk” </em>kelimesini Yunanca <em>“etik” </em>ile değiştirmeye çalışmak ve basın yayın organlarında her fırsatta kullanmak bunun tipik örneklerindendir. Türkçesi veya Türkçeleşmişi bulunduğu halde Batı kökenli yani yabancısı kullanılan ve bazılarınca özellikle tercih edilen bu tür kelimelerin tespit ettiğimiz bazı örnekleri şunlar: </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>Ahlâk</em></strong><em>…………… <strong>etik </strong></em>(<em>ahlâksız</em> değil <em>etiksiz</em>)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Alelâde …</em>……&#8230;<em>anormal</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Asgarî …………</em>&#8230;<em>minimum</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Asrî………</em>………<em>modern</em> </span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Azamî…</em>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<em>maksimum</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Başlamak …</em>…….<em>start almak</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Bunalım</em>………&#8230;.<em>kriz</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Başlık…………</em>&#8230;..<em>manşet</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Belde……………</em>&#8230;<em>site</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Destan………</em>……<em>epope</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Encümen…… </em>…..<em>komisyon</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Fırka………</em>&#8230;&#8230;&#8230;.<em>parti</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Fevkalâde………</em> <em>süper</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Heyet ………</em>…&#8230;.<em>delege</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>İçtimaî………</em>…&#8230;<em>sosyal</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Nazarî ………</em>…&#8230;<em>teorik</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Sargı </em>……………<em>bandaj</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Şahadetname…</em>…<em>diploma</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em><strong>Şeref</strong> …………</em>….<strong><em>onur </em></strong>(ayrıca <em>gurur, kibir, itibar,haysiyet</em> yerine)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Mektep……</em>&#8230;&#8230;&#8230;.<em>okul </em>(ecole’den, bizim ‘oku-mak’tan değil)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>İdadî …………</em>…..<em>lise</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Hekim…………</em>&#8230;..<em>doktor</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Uzuv…………</em>…&#8230;<em>organ</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>Talih</em></strong>………&#8230;&#8230;..<strong><em>şans </em></strong>(<em>fırsat, imkân,hak, yetki,seçenek</em> vs yerine) </span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Faal </em>………&#8230;&#8230;&#8230;<em>aktif</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em><strong>Gösteri</strong>……</em>……&#8230;<strong><em>şov</em></strong> (üstelik <em>show</em> imlâsı ile)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Meclis………</em>…….<em>parlamento</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em><strong>Yıldız</strong>…………</em>…&#8230;<strong><em>star</em></strong></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Danışma……</em>…&#8230;..<em>enformasyon (İng. …………şeklinde söyleyenler de var)</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>İtibar…………</em>…&#8230;<em>prestij</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Destekçi……</em>…&#8230;..<em>sponsor</em></span></span><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Bakanlar kurulu…kabine</span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Basın-yayın…</em>…&#8230;<em>medya</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em><strong>Düzenleme</strong>…</em>…….<strong><em>dizayn</em></strong></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Merkez ……</em>…….<em>centır </em>(kendi imlâsı ile yazmak daha makbul: <em>centr</em>)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em><strong>Dokuma</strong>……</em>……<strong><em>tekstil</em></strong></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em><strong>Sergi</strong> ………</em>……<strong>.<em>galeri</em></strong> (<em>galeria </em>demek daha modernlik)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Önder ……</em>……&#8230;<em>lider</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Fevkalâde…</em>…….<em>süper</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Seyahat …</em>………<em>turizm </em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Hizmet ……</em>……..<em>servis</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Gidişat ……</em>……..<em>trend</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Cankurtaran …</em>…<em>ambulans </em>(<em>ambulance </em>elbette daha iyidir)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Gecikme …</em>……&#8230;<em>rötar</em> </span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>İktisat </em>…………&#8230;<em>ekonomi</em></span></span><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Denemek………… test etmek</span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>Aşama</em></strong><em> ……………<strong>etap</strong></em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>Bitiş</em></strong><em> ………………<strong>final</strong></em></span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Türkçede yerleşmiş kelimeler varken onları beğenmeyip yerlerine özellikle Batı dillerinden kelimeler kullanmak, <em>“entel züppeliği” </em>ve<em> “özenti” </em>olarak başlayıp, basın yayın yoluyla özendirilerek yaygınlaştırılmaktadır. Bu durumun temel sebebi, millî şuur ve Türkçe eğitimi eksikliğidir. Yine bazı şahsiyeti gelişmemiş kişiler de içinde bulundukları eziklik duygusunu gidermek veya farklı görünmek hevesiyle yabancı veya ortak dilin dışında kelimeler kullanmak yoluna sapmaktadırlar. <em>“Ahlâk” </em>yerine <em>“etik” , “itibar” </em>yerine<em> “prestij” , “gidiş-gidişat” </em>yerine <em>“trend”, “düzenleme” </em>yerine <em>“dizayn” ,”merhale”</em> yerine <em>“etap”, “denemek” </em>yerine <em>“test etmek” </em>demek, <em>“özenti”</em> ve <em>“entel züppeliği”</em>nden başka bir şey değildir. Fakat pek çok kişi, bu tür kelimeleri, basın-yayın aracılığı ile duyup öğrenmekte ve öyle konuşmanın daha doğru ve güzel olduğunu; daha kültürlülük veya çağdaşlık göstergesi sanmaktadır. Aslında ise <em>millî kültürden nasibini almamış olmanın göstergesidir.</em> </span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Dilin şerefi, ortaklık unsuru veya ortak değer olmasındadır. Dilde <em>“herkes gibi” </em>konuşup yazmak önemlidir. Dili farklı ve kendine has kullanmak, bu şekilde yabancı kelimeler kullanarak yabancılaşmakla değil, üslûpla sağlanır. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Son yıllarda, dilimizdeki yabancılaşma konusunda dikkat çeken bir durum da dilimize önce <em>Fransızcadan </em>girmiş ve artık yerleşmiş sayılabilecek kelimelerin yerine ya aynı kelimelerin <em>İngilizce </em>söyleniş ve imlâsıyla veya başka bir İngilizce kelime kullanılıp yaygınlaştırılmasıdır: Dilimize Fransızcadan <em>“kulüp” </em>söyleniş ve yazılışıyla giren kelime, bu defa İngilizceden<em> “clup” </em>yazılış ve <em>“klap” </em>söylenişiyle; <em>“kupa” </em>kelimesi, İngilizce <em>“kap” </em>(Efes kupası&gt; Efes Kap gibi) söylenişiyle; Fransızca <em>“plaj” (plage) </em>yerine İngilizce <em>“bîç” (beach) </em>kullanılmaktadır. Yine İtalyancadan <em>“mobilya” </em>yerine Fransızcadan <em>“möble” </em>aynı şekilde katmerli yabancılaştırma örneklerindendir. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Yabancılaşmanın <em>kelimeden </em>daha ileri ve daha farklı bir şekli de, <em>Türkçe </em>anlatımşekillerinin<em> İngilizce mantığına</em> <em>göre </em>tercüme edilerek kullanılmasıdır. Meselâ Türkçede değişik yardımcı fiillerle kullanılan anlatım kalıpları, İngilizce <em>“almak” </em>anlamındaki <em>“take” (teyk) </em>fiili ile anlatılmaktadır: </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Misafir almak </em>Türkçesi <em>misafir kabul etmek </em>veya <em>misafir davet etmek</em></span></span><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">İçki almak “ içki içmek</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Çay almak “ çay içmek</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Banyo almak “ yıkanmak</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Sahne almak “ sahneye çıkmak</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Karar almak “ karar vermek, kararlaştırmak</span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Duyum almak “ haber duymak</em> (haber vermek, haber almak ayrı)</span></span><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Yenilgi almak “ yenilmek</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Start almak “ başlamak</span></span></em></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Bazı ifade şekillerinde de yine İngilizce <em>“rigt” (doğru) </em>kelimesinin aynı kullanış mantığı ile tercüme edilerek kullanıldığını görüyoruz: </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>“O sizin için <strong>doğru </strong>arkadaş değil”</em> (uygun, münasip… vs)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>“<strong>Doğru</strong> zamanda geldiniz.” </em>(zamanında, uygun … vs)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>“<strong>Doğru</strong> kişiye geldiniz.”, </em>(aradığınız kişi … )</span></span><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">“<strong>Doğru</strong> insanla karşılaştınız” </span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>“Prelliye gelin, <strong>doğru </strong>lâstikle tanışın” </em>(Lâstik yuvarlak değil mi?)</span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Bunlar ve benzeri kullanışlardaki <em>“doğru” </em>kelimesinin görünüşü Türkçe, mantığı İngilizcedir. Türkçede bu ifadeler için <em>“uygun” </em>veya<em> “münasip” </em>kelimeleri kullanılır. <em>“Soruya doğru cevap verdim.”</em> , <em>“Verdiğim adres doğru.” </em>cümlelerindeki Türkçe <em>“doğru” </em>kelimesi ile yukarıdaki tercüme ifadelerde kullanılan <em>“doğru” </em>kelimesi aynı değildir. Bu tür ifadeler de dilimizin mantık yapısını değiştirip bozmakta ve dolayısıyla dilimizi yabancılaştırmaktadır. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">İngilizcedeki bazı kalıp ifadeler (söyleyiş şekilleri) Türkçeye, kalıp halinde yabancı dil mantığı ile tercüme edilmektedir:</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>-Sizin için ne yapabilirim? </em>(What can I do for you)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>-kendine iyi bak </em>(Take care of your self)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>-Mesele (sorun) nedir? </em>(Wat is the matter)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>-Üzgünüm </em>(I am sory)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>-umarım </em>(I hope)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>-korkarım </em>(I am afraid)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>-korkarım değil </em>(I am afraid not)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>-Çok satan kitap </em>(best seller) </span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Görünüşte <em>“Türkçe” </em>olan bu ifadeler, aslında <em>“Türkçe söyleyişe” </em>veya <em>“Türkçenin mantığına” </em>uygun olmayan <em>yabancı anlatım </em>şekillerdir. Dilimizin anlatım mantığını yabancılaştırmaktadır. Meselâ, okuyucusu çok olan bir kitap için Türkçede<em> çok okuyan kitap </em>denilmez, <em>çok okunan kitap </em>denilir. Aynı şekilde Türkçede <em>kitap satmaz</em>; fakat <em>satılır. </em>Dolayısıyla <em>“çok satan kitap” </em>denilmez, <em>“çok satılan kitap” </em>denilir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Yabancı dil özentisinin ortaya çıkardığı bir yabancılaşma şekli de, <em>Türkçe </em>veya<em> Türkçeleşmiş </em>işyeri adlarının yabancı imlâ ile yazılmasıdır:</span></span></p>
<p><em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">kebabchi</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">yemish</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Cafe berdush</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">kitapchi</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Laila</span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>eskichi </em>vb gibi.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Türkiye’de pek çok dergi isimleri ile televizyon kanalı isimleri ve televizyon programlarının isimleri, <em>söyleniş </em>ve <em>imlâca</em> yabancılaşmaya öncülük etmektedir. </span></span><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Dergi isimleri : <em>Star, Paparazzi, Dolce, Gala, Aktüel, PC Magazin </em>vs.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Birçok televizyon kanalı ve radyo isimleri de hem söyleniş hem imlâca dilimizi yabancılaştırma görevini (!) eksiksiz yerine getirmektedirler:</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Show Tv , </em>(Şov Tivi) </span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Star Tv, </em>(Star Tivi)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Flash Tv, </em>(Flaş Tivi) </span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>CNN Türk </em>(Si eN eN )</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>NTV </em>(eN- Ti- Vi )</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>CNBC </em>(Si-eN-Bi-Si) </span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Süper FM </em>(Süper eF-eM)</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Number One FM </em>(Nambır van eF-eM)</span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Bu televizyon veya radyo isimlerinin kısaltmalarında harflerin <em>Türk alfabesindeki adıyla </em>söylenmemesi, hem Türkçenin yapısına hem 1353 sayılı <em>Türk Harflerinin kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun’a </em>aykırı olarak yabancı adlarla okunmaktadır. Türkçede temel ses özelliklerinden biri, hece kurmada ünsüzlerin daima kendisiden sonraki ünlüye bağlanmasıdır. Bu özellikten dolayı alfabemizde <em>ünsüz </em>sesleri gösteren harfler, önlerine bir <em>e </em>ünlüsü getirilerek okunur: <em>be, ce, de, fe, me, ne, te, ve </em>gibi. Kısaltmalar da bu kurala göre okunur.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>Atatürk’</em></strong>ün sekiz inkılâp kanunundan birisi olan 1 Kasım 1928 tarihli ve 1353 sayılı <em>“Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında kanun” </em>ile kabul edilen bugünkü alfabemizin harf adları da bu ses özelliğine göre adlandırılmıştır. Kanun metnine eklenen alfabe <em>“cetvel”</em>inde de harflerin adı böyle gösterilmiştir. Okullarımızda da bundan dolayı böyle öğretilir. <strong><em>B</em></strong><em>e<strong> , c</strong>e<strong> d</strong>e<strong>, f</strong>e<strong>, g</strong>e </em>gibi. Harf adı ile okunan bütün kısaltmalar da buna göre okunur: </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;">TRT <em>(Te-Re-Te)</em></span></span><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">TC (Te-Ce)</span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>TBMM</em> <em>(Te-Be-Me-Me) </em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>İMF (İ-Me-Fe) </em>gibi. </span></span><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Buna göre </span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Tv “Ti-vi” </em>değil <em>“Te-ve”</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>NTV “eN-Ti-Vi” </em>değil, <em>“Ne-Te-Ve” , </em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>CNN “Si-eN-eN” </em>değil <em>“Ce-Ne-Ne”</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Süper FM “Ef-Em” </em>değil <em>“Fe-Me” </em></span></span><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">şeklinde okunursa Türkçe söylenmiş, dilimiz yabancılaştırılmamış olur. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Son yıllarda yabancı dillerin tesiri ve özenti ile alfabemizdeki özellikle <em>C, D, F, H, L, M, N, S, T, V </em>harflerini yabancı alfabelere göre <em>C (si), D (di), F (ef), H (haş-aş), L (el), M (em), N (en), S (es), T (ti), V (vi) </em>şeklinde adlandırmak veya söylemek yanlış ve Türkçeye aykırıdır. Bunlar, Fransız ve İngiliz alfabelerindeki harf adlarıdır. Bu harflerin <strong><em>Türk Alfabesi’ndeki </em></strong>adı, yukarıda belirttiğimiz gibi <em>Ce, De, Fe, He, Le, Me, Ne, Se, Te, Ve</em>’dir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Bazı radyo ve televizyon kanalı isimlerinin yapısı da, <em>söz dizimi bakımından </em>Türkçeye aykırı ve yanlıştır. Bu isimlendirme şekli, dilimizi hem bozmakta hem yabancılaştırmaktadır:</span></span></p>
<p><em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Radyo FM (Radyo eF-eM !)</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Radyo -5, </span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Kanal – 7, </span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Kanal- D, </span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>Kanal- a </em>vs gibi. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Bunlar ve benzeri radyo ve televizyon isimleri,</span></span><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">FM Radyosu (Fe-Me Radyosu), </span></span></em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em>5. Radyo, (Beşinci Radyo)</em> </span></span><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">7. Kanal, (Yedinci Kanal)</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">D Kanalı, (De Kanalı)</span></span></em><br />
<em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">a Kanalı </span></span></em><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">şeklinde olursa Türkçe söz dizimine uygun olur. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><a href="../" target="_blank">Türkçe</a> veya Türkçeleşmiş kelimelerimizin başına veya sonuna, Batı kökenli veya İngilizce söz veya ekler getirilerek yapılan kelimeler de dilimizi yabancılaştıran başka bir uygulama şeklidir. Bu uygulamanın ilk şekli 1930’lu yıllarda görülmüştür. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;">Almancadan <em>“-man,-men” </em>ekleriyle <em>öğretmen, eğitmen, okutman </em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;">Fransızcadan <em>“-al,-el, -sal,-sel” </em>ekleriyle <em>siyas-al, ulus-al, evren-sel</em></span></span><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Yunancadan <em>“gonia” (köşe-açı) </em>kelimesiyle<em> üçgen, beşgen, köşegen</em> </span></span><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">gibi. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Dil İnkılâbı’nın ilk yıllarındaki bu uygulama sınırlı kalmıştı. Ancak son yıllarda, yabancı şirketlerle yürütülen bazı hizmet alanlarında hiçbir dil kaygısı güdülmeden <em>türetilen(!) “ucube” </em>kelimeler Türkçeyi sarmaktadır:</span></span><br />
<em><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong>The</strong> Marmara, <strong>Proto</strong> Türkçe, duygu<strong>sal</strong>, Türk<strong>cell</strong>, Ayce<strong>ll</strong>, Yardım<strong>cell</strong>, Sim-<strong>cell</strong>, para-<strong>matik</strong>, dokun-<strong>matik</strong>, Cep<strong>To</strong> Cep, vs.</span></span></em></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Batı dillerinden dilimize girip, dilimizi yabancılaştıran dil unsurları sadece <strong>“</strong><em>kelime” </em>ile sınırlı kalmamaktadır. Bir dil için yabancı kökenli kelimelerin girmesinden daha tehlikeli olan <em>yabancı eklerin </em>dile girmesidir. Nitekim dilimizi sadeleştirip Türkçeleştirme hareketlerinin en kalıcısı olan Genç Kalemler dergisine başlatılan <em>“Yeni Lisan” </em>hareketi de dilimizden özellikle <em>Arapça Farsçadan gelen yabancı ekleri </em>dilimizden atmıştı. Bugün dilimizde bazı kalıplaşmış olanlar dışında <em>Arapça </em>veya <em>Farsça yabancı ek </em>kalmadı. Fakat günümüzde de dilimize Batı kökenli ekler musallat olmuştur. Tanzimat devrinden beri dilimize Batı kökenli kelimelerle birlikte bazı ekler de girmekle beraber bunların sayı ve ağırlığı dikkat çekmiyordu. Ancak 1950’li yıllardan sonra Batı kökenli kelimelerle birlikte yabancı ekler de dilimizde gittikçe yaygınlaşmakta, adeta dilimizi istilâ etmektedir. Dilimizin kelimeden öte yabancılaşmasına yol açan hatta gelişme yollarını tıkayan bu Batı kökenli yabancı eklerden bazıları şunlardır: </span></span></p>
<p><em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Kelime sonuna gelen ekler</span></span></em><br />
<strong><em><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">-aj</span></span></em></strong><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Ambalaj, avantaj, averaj, bagaj, baraj, blokaj vb</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>-al,el</em></strong>: Fransızcadan dilimize girmiştir. İlgili olma, aitlik, mensupluk anlamı taşır. Türkçede <em>–sal,-sel,-l </em>şeklinde de kullanılır.<em> Kültür-el, aktü-el, endüstriyel, federal, fonksiyonel vb.</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em><strong>-er</strong></em> <em>(Lâtinceden)</em>: Eklendiği kelimeye olan veya yapan anlamı verir. <em>Banker, otoriter, misyoner, </em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>-ete, -ite, </em></strong>……. Türkçedeki <em>–lık,-lik </em>eki gibi soyut adlar yapar. <em>Aktivite, fizibilite, humanite</em> (insanlık)<em> , prodüktivite</em>(verimlilik), <em>realite </em>(gerçeklik). </span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>İf</em></strong><strong>: </strong>İlgili olma, vasıf isimleri yapar. <em>Dekoratif, alternatif, kooperatif, sportif, portatif vb.</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>-ik</em>: </strong>Bir şeye ait olma, ilgili olma anlamı verir. <em>Akademik, alfabetik, alkolik, ansiklopedik, ekonomik, diplomatik, elektronik, sempatik, teknolojik,</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em><strong>-ist</strong></em>: Bir şeye alışkanlık veya düşkünlük anlamı verir. Meslek ve uğraşma anlatır. <em>Artist, Budist, egoist, ekonomist, feminist, finalist, komünist, realist, turist.</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>-izm</em></strong>: İlgililik anlamı taşır. <em>Akademizm, alkolizm, ampirizm, anarşizm, ateizm, atletizm, sosyalizm, faşizm, idealizm, Nihilizm,</em> </span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;">Batılı kelimelere benzeterek, <em>Kemalizm.</em></span></span><br />
<em><strong><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">-man</span></span></strong></em><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Antrenman, apartman, departman, deplasman, finansman,</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em><strong>-ör</strong></em><strong>: </strong>Yapan,eden anlamı taşır. <em>Aktör, antrenör, boksör, diktatör, direktör, raportör, rektör,</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>-syon (-tion-siyon)</em></strong>: İş ve oluş isimleri yapar. <em>Adaptasyon, aksiyon, animasyon, dejenerasyon, enflasyon, koleksiyon, resepsiyon</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>-ya</em>: </strong>Yer ve ülke isimleri yapar. <em>Almanya, Çekoslovakya, İtalya, Rusya.</em></span></span></p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Kelime başına gelen ekler</span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>-a</em>: </strong>Olumsuzluk ve yokluk anlamları verir. <em>Ateist, asosyal, apolitik, ametal</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em><strong>-ala</strong></em><strong>: </strong>Eklendiği gibilik, benzerlik anlamı verir. <em>Alaturka,alafranga, alagarson</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em><strong>-anti</strong></em><strong>: </strong>Karşı anlamında kelimeler yapar. <em>Antitez, antidemokratik, antipatik, antibiyotik,antifiriz</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>-de</em>: </strong>Yokluk veya zıtlık anlamı verir. <em>Deforme, deşarj, deşifre, demode, deformasyon</em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><strong><em>-re</em>: </strong>Geri veya tekrar anlamı verir. <em>Reaksiyon, reform, revizyon, redaksiyon, </em></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><em><strong>-tele</strong></em><strong>: </strong>Uzak, uzaktan anlamı verir. <em>Telemetre, teleferik, telefon, televizyon, telesekreter,</em> </span></span><br />
<em><strong><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">-loji</span></span></strong></em><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Arkeoloji, astroloji, biyoloji, filoloji, jeoloji, Türkoloji</span></span></p>
<p><a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref126#_ftnref126" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[126]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Burada <em>“kökeni yabancı dile dayanan” </em>ifadesini özellikle kullandık. Çünkü dilimize başka bir dilden girmiş pek çok kelime,<em> söyleniş, yazılış </em>ve <em>anlam</em> bakımından ilk bakışta dilcileri bile şaşırtabilecek kadar değişmiştir.</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref127#_ftnref127" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[127]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Tasfiyecilik, Türk Ansiklopedisi C. XXX. Ankara,1981, s. 473-475.</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref128#_ftnref128" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[128]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Emin Özdemir, Dil Devrimimiz,TDK yayınları, Ank.1969, s.38.</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref129#_ftnref129" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[129]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> A.g.e., s. 63-64.</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref130#_ftnref130" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[130]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Ömer Asım Aksoy, Gelişen ve Özleşen Dilimiz, TDK yay. ,3. baskı, Ank.1973,s.77-78.</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref131#_ftnref131" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[131]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Nurullah Ataç, Neden Böyle Yazıyorum, Ülkü, Aralık-1947. (Ataç, bu yazısında ‘kelime’ karşılığı ‘keleci’ </span></span><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">yi kullanmış; başka yazılarında da kendisinin uydurduğu ‘tilcik’ veya ‘tilce’yi kullanmıştır. </span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref132#_ftnref132" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[132]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Türk Dilinin Bugünkü Sorunları, Millî Kültür, C.III, Sayı 39 (Nisan 1983),s.8; </span></span><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Türk Dili Üzerine Araştırmalar, C.I, TDK, Ank. 1995, s.798.</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref133#_ftnref133" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[133]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Emin Özdemir, age.,s.62; (Ulus,9.X1.1951’den naklen)</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref134#_ftnref134" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[134]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Özleştirme Kılavuzu , T D K, Ank. 1978. (kelimeler bu kılavuzdan alınmıştır)</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref135#_ftnref135" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[135]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları, Yayına Haz. İsmail Acar, Liva yayınevi, İst. 2005, s. 148.</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref136#_ftnref136" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[136]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Bu kuruluşlar için, kitabımızın <em>“Yaşayan Türkçeyi Savunan Bazı Kuruluşlar” </em>başlıklı bölüme bakınız.</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref137#_ftnref137" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[137]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Ziya Gökalp’ın Dil ve Türkçecilik görüşleri için bak. İsmail Acar, Türkçülüğün Esasları Üzerine Bir Değerlendirme, Liva Yayınevi, İst. 2005,s.98-128. </span></span><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">137 Emin Özdemir, Dil Devrimimiz, 2. baskı, TDK, Ank.,1969,s.11.;Ömer Asım Aksoy, Gelişen ve Özleşen </span></span><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Dilimiz, 3. baskı, TDK, Ank.1973,s.13. </span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref139#_ftnref139" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[139]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Prof. Dr. Faruk K. Timurtaş, “Atatürk ve Dilimiz” ve “Atatürk’ün Dil Üzerine Sözleri” başlıklı yazılar, </span></span><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Diller ve <a href="../" target="_blank">Türkçemiz</a>, (yay. Haz. Prof Dr. Mustafa Özkan. )İst. 1996, s. 136 ; 138. </span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref140#_ftnref140" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[140]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Doç. Dr. Zeynep Korkmaz, Türk Dilinin Tarihî Akışı içinde Atatürk ve Dil Devrimi, Ank. 1963,s.56.</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref141#_ftnref141" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[141]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, “Dil İnkılâbının Sadeleşme ve Türkçeleşme Akımları Arasındaki Yeri”, Türk </span></span><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Dili, Sayı 401, Mayıs 1985; veya Türk Dili Üzerine Araştırmalar, c.1, TDK., Ank. 1995,s.837.; Prof. Dr. </span></span><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Faruk K. Timurtaş, Türkçemiz ve Uydurmacılık, İst. 1977,s.104.</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref142#_ftnref142" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[142]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> D. Mehmet Doğan, <em>Doğan</em> Büyük Türkçe Sözlük, vadi yay., 16. baskı, Ankara,2003.</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref143#_ftnref143" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[143]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Prof. Dr. Hamza Zülfikar, “Türkçenin Söz Varlığında Yabancılaşma”, Türkler C.18, Yeni Türkiye </span></span><br />
<span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Yayınları, Ank. 2002, s. 79.</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref144#_ftnref144" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[144]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Mustafa Nihat Özön, Türkçe-Yabancı Kelimeler Sözlüğü, İnk.ve Aka Kitabevi, İst, 1962, “Türkçede Yabancı Kelimeler Üzerine Birkaç Söz” , İnk.ve Aka Kit., İst.1962,s.V-XIII.</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref145#_ftnref145" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[145]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Prof.Dr. Halûk Aklın, (TDK Başk.), “Cumhuriyet Döneminde Türkçe” , Türkler C.18, Yeni Türkiye yay., 2002, s.44.</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref146#_ftnref146" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[146]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Süer Eker, Çağdaş Türk Dili, 2. Baskı, Ank., 2003,s.154.</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref147#_ftnref147" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[147]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Ömer Asım Aksoy, Gelişen ve Özleşen Dilimiz, TDK., 3.baskı, Ank.1973,s.84.</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref148#_ftnref148" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[148]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Örnekler için bak. Prof. Dr. Recep Toparlı, Türkçemizdeki Galat Sözler, Türk Dili, sayı.540, Aralık 1996.</span></span><br />
<a href="http://w3.balikesir.edu.tr/%7Eiacar/btt.htm#_ftnref149#_ftnref149" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #800080;">[149]</span></span></span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;"> Prof. Dr. Gürer Gülsevin, ‘Dil Kirliliği Sorunu’, Türkçenin Çağdaş Sorunları, Divan yayınevi, İst. 2006, s. 128-130. ( Bedri Aydoğan’dan naklen).</span></span></div>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/turkcemiz-net/~4/eWnsFbF7ofY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/gunumuz-turkcesinde-yabancilasma.html/feed</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.turkcemiz.net/gunumuz-turkcesinde-yabancilasma.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Dil Derneği’nin Tarihçesi</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/turkcemiz-net/~3/4oTSRmzM_ZI/dil-derneginin-tarihcesi-t2161.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/dil-derneginin-tarihcesi-t2161.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2009 00:45:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ugur@turkcemiz.net</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Övgülerimiz]]></category>

		<category><![CDATA[dil derneği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcemiz.net/?p=1012</guid>
		<description><![CDATA[DİL DERNEĞİ&#8217;NİN KURULUŞ ÖYKÜSÜ 
Atatürk&#8217;ün kurduğu Türk Dil Kurumu (TDK), 1983&#8242;te hiçbir yargı kararı olmadan, Atatürk&#8217;ün kalıtı göz ardı edilerek Cumhurbaşkanının gözetiminde, Başbakanlığa bağlı Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu içine alınarak bir devlet dairesine dönüştürülmüştür. Daha doğrusu, ülkemizin saygın bilim, sanat, düşün insanlarının ve hukukçularının da doğruladığı gibi kapatılmıştır.
Karşıdevrimciler, TDK&#8217;yi yok etmek için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><strong><span style="color: #cc0000;">DİL DERNEĞİ&#8217;NİN KURULUŞ ÖYKÜSÜ </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Atatürk&#8217;ün kurduğu Türk Dil Kurumu (TDK), 1983&#8242;te hiçbir yargı kararı olmadan, Atatürk&#8217;ün kalıtı göz ardı edilerek Cumhurbaşkanının gözetiminde, Başbakanlığa bağlı Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu içine alınarak bir devlet dairesine dönüştürülmüştür. Daha doğrusu, ülkemizin saygın bilim, sanat, düşün insanlarının ve hukukçularının da doğruladığı gibi kapatılmıştır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Karşıdevrimciler, TDK&#8217;yi yok etmek için verdikleri savaşımın meyvesini 12 Eylül döneminde toplamış, Milli Güvenlik Konseyi Üyesi Org. Tahsin Şahinkaya&#8217;nın Danışma Meclisine verdiği bir yasa tasarısının yasalaşması ve yasanın 17 Ağustos 1983 günlü Resmi Gazetede yayımlanmasıyla TDK&#8217;nin tüzelkişiliği ortadan kaldırılmıştır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Danışma Meclisi, 12 Eylül 1980 darbesini izleyen günlerde Kenan Evren&#8217;le birlikte dört komutandan oluşan Milli Güvenlik Konseyinin oluşturduğu bir kurumdur; varlığı, 1983 güzünde yapılan genel seçimle sona ermiştir. Ancak MGK, genel seçim yapılmadan birkaç ay önce, bu meclisten apar topar 2876 Sayılı Yasayı çıkarmayı başarmıştır. Bu yasa, 1982 Anayasasının 134. maddesine dayandırılmıştır.</span></span><br />
<strong><span style="color: #cc0000;"><span style="font-family: Arial;"></span></span></strong></p>
<p><strong>Anayasanın 134. maddesi şöyledir:</strong><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><br />
&#8220;Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılaplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yayınlar yapmak amacıyla; Atatürk&#8217;ün manevi himayelerinde, Cumhurbaşkanlığının gözetim ve desteğinde, Başbakanlığa bağlı; Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezinden oluşan, kamu tüzelkişiliğine sahip &#8216;Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu&#8217; kurulur. Türk Dil ile Türk Tarih Kurumu için Atatürk&#8217;ün vasiyetnamesinde belirtilen mali menfaatler saklı olup kendilerine tahsis edilir. Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun; kuruluşu, organları, çalışma usulleri ve özlük işleri ile kuruluşuna dahil kurumlar üzerindeki yetkileri kanunla düzenlenir.&#8221;</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="color: #cc0000;"><strong></strong></span></span></p>
<p><strong>Anayasanın bu maddesi Atatürk&#8217;ün kalıtını yok saymıştır!</strong><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><br />
Türkiye&#8217;nin sağduyulu tüm hukukçuları, aydınları hem Anayasanın 134. maddesine, hem de 2876 Sayılı Yasaya karşı çıkmış, Atatürk&#8217;ün eliyle yazdığı &#8220;vasiyetnamesi&#8221;ni kimsenin çiğneyemeyeceğini savunmuş, dahası Cumhuriyet gazetesi Başyazarı Nadir Nadi, önce &#8220;<strong>Sakın Yapmayın</strong>&#8221; diye yazmış (Cumhuriyet, 22 Nisan 1981), sonra &#8220;<strong>Tuhaf Bir Tasarı</strong>&#8221; (Cumhuriyet, 24 Ocak 1983) başlıklı yazısıyla kurumları ve Atatürk&#8217;ün kalıtını savunduğu için ileri yaşında hapse atılmak istenmiş, yine aynı günlerde Bülent Ecevit, &#8220;vasiyet&#8221;i savunduğu için bir süre hapis yatmak durumunda kalmıştır. Bu dönemin olayları, <strong>Atatürk&#8217;ün Türk Dil Kurumu ve Sonrası</strong> (Basıma hazırlayanlar Haldun Özen, Sevgi Özel, Ali Püsküllüoğlu; Bilgi Yayınevi, Ankara, 1986) adlı yapıtta yer almaktadır.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><br />
Aydınların, hukukçuların, bilimci ve sanatçıların tepkisine karşın, dernek yapısındaki TDK, 12 Eylülcülerin karşıdevrimcilere yakınlaşmasıyla kapatılmıştır. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><br />
Böylece TDK&#8217;nin seçimle gelen Yönetim Kurulunun varlığı gibi, tüm üyelikleri sona ermiş, adına, yapılarına, yapıtlarına el konulmuştur. En önemlisi Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün eliyle yazdığı &#8220;vasiyetnamesi&#8221; yok sayılmış, çiğnenmiştir.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><strong></strong></span></span></p>
<p><strong>ATATÜRK&#8217;ÜN &#8220;VASİYETNAMESİ&#8221;</strong><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><br />
&#8220;Dolmabahçe: 5-9- 1938</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><br />
Malik olduğum bütün nukut ve hisse senetleri ile Çankaya&#8217;daki menkul ve gayri menkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisine atideki şartlarla, terk ve vasiyet ediyorum:</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><strong><span style="font-size: x-small;"><br />
1)</span></strong><span style="font-size: x-small;"> Mevkut ve hisse senetleri, şimdiki gibi, İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><strong><span style="font-size: x-small;"><br />
2)</span></strong><span style="font-size: x-small;"> Her seneki nemadan, bana nispetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe Makbule&#8217;ye ayda 1000, Afet&#8217;e 800, Sabiha Gökçen&#8217;e 600, Ülkü&#8217;ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile&#8217;ye şimdiki gibi 100&#8242;er lira verilecektir.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><strong><span style="font-size: x-small;"><br />
3)</span></strong><span style="font-size: x-small;"> Sabiha Gökçen&#8217;e bir ev de alınabilecek ayrıca para verilecektir.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><strong><span style="font-size: x-small;"><br />
4)</span></strong><span style="font-size: x-small;"> Makbule&#8217;nin yaşadığı müddetçe Çankaya&#8217;da oturduğu ev de emrinde kalacaktır.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><strong><span style="font-size: x-small;"><br />
5)</span></strong><span style="font-size: x-small;"> İsmet İnönü&#8217;nün çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"> <strong><br />
6)</strong> <strong>Her sene nemadan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsis edilecektir.</strong> K. Atatürk&#8221;</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><strong></strong></span></span></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ün &#8220;Vasiyetnamesi&#8221; Çiğneniyor</strong><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><br />
Kuşkusuz Mustafa Kemal Atatürk, birer dernek olarak kurduğu, sonsuza dek kalıtıyla güvence altında aldığı Türk Tarih ve Dil Kurumlarının olağanüstü bir dönemde “militarizm”in gücüne sığınılarak kapatılacağını bilemezdi. Sürekli Dil Devrimini yadsıyan &#8220;Milliyetçi muhafazakâr&#8221; iktidarların yapamadığını, 12 Eylülü izleyen günlerin olağanüstü koşullarında, hem de Türk Silahlı Kuvvetlerinin içinden çıkan bir kadronun başaracağını, kimse bilemezdi.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><br />
Kurumların kapatılması, özellikle Türk Dil Kurumu&#8217;nun hukukun üstünlüğüne inanan eski üyelerini olduğunca bütün aydınlanmacıları üzmüştü; aydınlar, bu duruma tepkisiz kalmadılar. Ancak toparlanmaları, bir araya gelip örgütlenmeleri hem zor oldu, hem de zaman aldı. Çünkü Atatürk&#8217;ün kurumunun üyesi de olan birçok bilimci, sanatçı işinden aşından olmuş, kimisi tutuklanıp hapse atılmıştı; kimisi düzmece savlarla yargılanıyor, çokları gittikçe ağırlaşan yaşam koşullarıyla baş etmeye çalışıyordu. Karşıdevrimciler ise bayram sevinci yaşıyorlardı. Aydınlanmacıları en çok üzen ve düşündüren, 12 Eylül öncesinde Atatürkçü bilinen “ünlü” bilimci ve sanatçıların, yasa zoruyla oluşturulan resmi TDK içinde yer, orun kapma yarışıydı. Öteden beri Dil Devrimine karşı durmayı meslek edinenlerle onlara katılanlar, kitaplarının başlığındaki “devrim” sözcüğünü “inkılap”a dönüştürmekte, dünkü söylemlerini tersine çevirmekte de yarıştılar.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><strong></strong></span></span></p>
<p><strong>Atatürk Devrimcileri Sessiz Kalmıyor</strong><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><br />
Böyle bir dönemde gerçek Atatürkçülerse yılgınlığa yenilmediler. Ali Püsküllüoğlu, Haldun Özen ve Sevgi Özel’den oluşan üç kişilik öbek, tez zamanda büyüdü; toplantılar, yazışmalar yoğunlaştırıldı. 12 Eylülün üstünden birkaç yıl geçmesine karşın, Ankara’da bile “olağanüstü hal” sürüyor; aydınlar, darbecilerin hukuk dışı uygulamalarına karşı gizli toplantılarla “Aydınlar Dilekçesi” gibi eylemleri örgütlüyor; bir yandan da yalana dolana dayalı davalar nedeniyle adliye yollarında hak arayışını bırakmıyorlardı. Yaşananları, özellikle bugünün gençlerine anlatmanın ve onları inandırmanın çok zor olduğu, Atatürk devrimlerinden ödün verenlerin ödüllendirildiği, devrimlerin içinin hızla boşaltıldığı acımasız bir süreç işliyordu. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><br />
Koşullar ne olursa olsun, dönemin aydınları, Atatürk’e ve onun Türk Dil Kurumu’na yapılan haksızlık karşısında sessiz kalmamalı, &#8220;Örgütlenmeliyiz&#8221; ve Atatürk&#8217;ün başlattığı Dil Devrimini bir dernek kurarak sürdürmeliyiz kararı aldılar. Atatürk&#8217;ün kurumunun üyeleri bir yandan dernek kurma çalışmalarını yürütürken, öte yandan 1985&#8242;ten başlayarak Mülkiyeliler Birliği&#8217;nin çatısı altında toplanarak Dil Bayramını kutlamaya, Atatürk&#8217;ün kalıtına ve kurumlarına yapılan haksızlığı türlü etkinliklerle topluma anlatmaya giriştiler. Toplantılar büyük ilgi görüyordu. Kurulacak derneğin tüzüğü hazırlanmış, kurucuların özellikle eski TDK üyeleri arasından seçilmesi kararlaştırılmıştı. Onlarca aydınlanmacı adına 34 kişi, &#8220;DİL DERNEĞİ&#8221;nin kurucusu olarak Ankara Valiliğine başvurusunu yaptı.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><strong></strong></span></span></p>
<p><strong>Dil Derneği Kurulması Yasak Derneklerden Sayılıyor</strong><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><br />
Derneğin kurucuları 22 Nisan 1987&#8242;de, Ankara Valiliği Dernekler Masasına başvurduktan sonra, dilekçelerine 60 gün içinde yanıt verilmesini beklemeye başladılar. Bu süre içinde derneğin tüzüğü incelemeye alınmış, Dernekler Masasınca, “Şurasını burasını değiştirin…” önerileri de yapılmıştı. Ancak tüzükle ilgili kesin yargı bir türlü verilmiyor, kurucuları bir sürpriz bekliyordu.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><br />
Turgut Özal&#8217;ın Başbakanı olduğu Anavatan Partisi 1983 güzünden bu yana tek başına iktidardı. 1987’deki hükümetin İçişleri Bakanı Yıldırım Akbulut&#8217;un bütün valiliklere &#8220;gizli&#8221; bir yazı gönderdiği, yazıda eski TDK üyelerinin dernek kurma hazırlığı içinde olduğu, bakanlığın böyle bir derneğe izin verilmemesini istediği duyuldu. İçişleri Bakanlığının valiliklere gönderdiği gizli yazı, yerine ulaşmadan Dil Derneği kurucuları başvurusunu yapmıştı. Bakanlık bu durumu öğrenince bu kez başka bir yol düşündü. Dil Derneği “kurulması yasak derneklerden” sayılmalıydı. Bu kez, Ankara Valiliğine böyle bir buyruk gönderildi. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><br />
Kurucular Kurulunca Prof. Dr. Cevat Geray Başkan, Refet Erim Astbaşkan, Doç. Dr. Aydın Köksal Genel Yazman, Sevgi Özel Sayman üye olarak seçilmiş, valiliğe böyle bildirilmişti. Prof. Dr. Cevat Geray, o sırada 1402 Sayılı Yasayla üniversiteden atılmış; Refet Erim Çevre Müsteşarlığından alınmış; Aydın Köksal bir biçimde üniversiteden uzaklaştırılmış; Haldun Özen “YÖK”e tepki göstererek üniversiteden, Sevgi Özel de resmi TDK&#8217;nin varlığını yadsıyarak görevlerinden ayrılmışlardı; 34 kişilik kurucular kurulunun çoğu, her dönemde &#8220;sakıncalı&#8221; sayılan kişilerdi. Böyle bir dernek kurma düşüncesinin Aziz Nesin&#8217;den çıktığı basında yer alıyordu. Aziz Nesin&#8217;in, baştan beri bu eylemin içinde olduğu, kuruluş çalışmalarının her aşamasında yer aldığı doğruydu. Üstelik kurucular, kuruluş tarihi olarak, dille ulusal bağımsızlık arasındaki bağı öne çıkararak, özellikle 22 Nisanı seçmişlerdi. Kurulacak derneğin tüzüğündeki amaç, Atatürk&#8217;ün Türk Dil Kurumu&#8217;nun tüzüğündeki amaçla özdeşti. 12 Eylülcülere tepkiyi yansıtan bu tüzükle “Dil Devriminden vazgeçilmeyeceği, her türlü savaşımın göze alındığı” vurgulanarak İçişleri Bakanlığına gidilmişti; devrim sözcüğünün yasaklandığı bir dönemde, &#8220;devrimci bir anlayışla Dil Devrimini sürdürme&#8221; savı bağışlanamazdı.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><strong></strong></span></span></p>
<p><strong>Dil Derneği Yargı Yoluyla &#8220;Yasak&#8221; İmgesini Siliyor</strong><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><br />
Nitekim bağışlanmadı. 22 Nisan 1987&#8242;den tam 60 gün sonra, adını gizleyen bir memur, Mustafa Ekmekçi ile Uğur Mumcu&#8217;yu arayarak &#8220;Dil Derneği&#8217;nin kurulması yasak derneklerden sayılacağını&#8221; önceden haber verdi. Haber doğru çıktı; 1987 Haziranında bunu doğrulayan resmi belge, kuruculara ulaştı.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><br />
Valilik, Dernekler Yasasının 5. maddesine göre, Dil Derneği&#8217;ni kurulması yasak derneklerden saymıştı, &#8220;dil işlerini, bir devlet kurumu olan Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu&#8217;nun yetkisi içinde olduğu&#8221; savıyla &#8220;faaliyeti&#8221;ni durdurmuş, kurucuları için savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu. Kurucu üye Avukat Attila Göktürk, dernek adına yürütmeyi durdurmak için yasal yollara başvurdu. Ankara, 3. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma, savcılık da kurucular için &#8220;takipsizlik&#8221; kararı verdi. Gelgelelim Dil Derneği, resmi kurumların gözünde uzun süre &#8220;yasak dernek&#8221; imgesini korudu. Dernek, bu imgeyi tüzüğü doğrultusunda çalışarak silmeyi başardı.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><strong></strong></span></span></p>
<p><strong>HANGİSİ ATATÜRK&#8217;ÜN TÜRK DİL KURUMU? HANGİSİ RESMİ KURUM?</strong><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><br />
12 Temmuz 1932&#8242;de kurulan Türk Dil Kurumu&#8217;nun asıl kurucusu Mustafa Kemal Atatürk&#8217;tür, çünkü Atatürk bu kurumun oluşması için aydınları yönlendirmiştir. Cumhuriyet döneminin ekinsel etkinlikleri içinde bu nedenle 1932&#8242;de kurulan, 1983&#8242;te kapatılan Türk Dil Kurumu <span style="color: #cc0000;">&#8220;Atatürk&#8217;ün Türk Dil Kurumu&#8221;</span>ya da <span style="color: #cc0000;">&#8220;Atatürk&#8217;ün kurumu&#8221;</span> diye anılmaktadır. Bu tarihsel ve bilimsel bir olgudur.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><br />
1983&#8242;te Cumhurbaşkanı Kenan Evren&#8217;le birlikte beş generalin yönlendirmesiyle kurulan devlet dairesi ise, &#8220;resmi Türk Dil Kurumu&#8221; ya da kısaca &#8220;resmi kurum&#8221;dur ve bu sayfalarda sıklıkla &#8220;resmi kurum&#8221; olarak anılacaktır. Bu değerlendirme de tarihsel açıdan yerinde, bilimsel verilere dayalı bir olgudur. Çünkü 1983&#8242;te kurulan Türk Dil Kurumu&#8217;nun, Atatürk&#8217;ün kurumuyla yalnızca ad ve adres benzerliği bulunmaktadır. Bu benzerlik, genç kuşakları yanıltmamalıdır. </span></span></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/turkcemiz-net/~4/4oTSRmzM_ZI" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/dil-derneginin-tarihcesi-t2161.html/feed</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.turkcemiz.net/dil-derneginin-tarihcesi-t2161.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Yiyos, içiyoz Türkçenin içine ediyosss</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/turkcemiz-net/~3/11rBt7n-2Vw/yiyos-iciyoz-turkcenin-icine-ediyosss.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/yiyos-iciyoz-turkcenin-icine-ediyosss.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 May 2009 21:57:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ugur@turkcemiz.net</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tepki Gösterdiklerimiz]]></category>

		<category><![CDATA[türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcemiz.net/?p=1009</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zamandır televizyonlarda gördüğümüz Yapı Kredi reklamlarını herkes görmüştür. Reklam amacına yönelik olarak tanıttığı ürünle ilgili olarak başarılı bir reklam diyebiliriz fakat bunu yaparken &#8220;Türkçe&#8221;nin ne hale geldiğinin farkında mısınız?
Bu konuyla ilgili olarak Milliyet&#8217;in ziyaretçilerine açmış olduğu günlük hizmetini kullanarak yazısını yayınlayan Ahmet Yılmaz&#8217;ın yazısını burada yayınlamak istiyorum.


Yiyos, içiyos, kazanıyos, dilimizin içine yapıyos
Son günlerde televizyonda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.turkcemiz.net/resimler/adios-kredi-karti.jpg"  rel="lightbox-1009"><img class="size-medium wp-image-1010 alignleft" title="Adios Kredi Kartı" src="http://www.turkcemiz.net/resimler/adios-kredi-karti.jpg" alt="Adios Kredi Kartı" width="200" /></a>Uzun zamandır televizyonlarda gördüğümüz Yapı Kredi reklamlarını herkes görmüştür. Reklam amacına yönelik olarak tanıttığı ürünle ilgili olarak başarılı bir reklam diyebiliriz fakat bunu yaparken &#8220;Türkçe&#8221;nin ne hale geldiğinin farkında mısınız?</p>
<p style="text-align: justify;">Bu konuyla ilgili olarak Milliyet&#8217;in ziyaretçilerine açmış olduğu günlük hizmetini kullanarak yazısını yayınlayan Ahmet Yılmaz&#8217;ın yazısını burada yayınlamak istiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-1009"></span></p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yiyos, içiyos, kazanıyos, dilimizin içine yapıyos</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Son günlerde televizyonda yayınlanan bir reklam var. Sanırım hepiniz izlemiş veya duymuşsunuzdur. Çünkü akılda kalırlık açısından harika bir buluş. Ajansı ve metin yazarlarını gerçekten kutluyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsanımızın yumuşak karnını çok iyi bulmuşlar. Güzellikleri bozmak, iyilikleri yozlaştırmak konusunda uzman bir toplumuz. Yıllarca emek harcanarak, para harcanarak, zaman harcanarak zor elde edilen değerleri bir anda boş yere gözümüzden, gönlümüzden düşürmeyi iyi başarıyoruz (!).</p>
<p style="text-align: justify;">******</p>
<p style="text-align: justify;">Yapı Kredi Türkiye’nin köklü kuruluşlarından biri. YKY adı altında yayınladığı kitaplarla, Türk Dili ve Edebiyatı’na da hizmet ettiğinde şüphe yok.</p>
<p style="text-align: justify;">Yakın geçmişte bu grubun Koç Holding bünyesine katıldığını biliyoruz. Yeni sahipleri bu misyonun farkındalar mı değiller mi bilmem.</p>
<p style="text-align: justify;">Olay şu… Yapı Kredi Bankası yeni bir kredi kartı çıkarmış… Malum şu anda Türkiye’nin kredi kartına çok ihtiyacı var ya… Türkçe’de karta ad olacak kelime kıtlığı da olduğu için, adını Adios koymuş. Gerçi bu yanlışlık maalesef bütün bankalarımızın ortak tutkusu…</p>
<p style="text-align: justify;">Reklam ajansı -ya da oradaki metin yazarları- Adios’a kafiyeli bir metin hazırlamışlar… Biz şair millet olduğumuz için kafiyeli sözleri çok severiz… Ve ortaya şöyle bir metin çıkmış: Gidiyos, uçuyos, yiyos, içiyos, para vermiyos, bedava yaşıyos….</p>
<p style="text-align: justify;">*****</p>
<p style="text-align: justify;">Kredi kartları gerçekten insanları bedava mı yaşatıyor, o ayrı bir bahis… Ekonomik durum o kadar iyi mi değil mi, o da işin bir başka yanı. Zaten Beran Uzer arkadaşımız konunun bu yönüyle ilgili bir yazı yazmış.</p>
<p style="text-align: justify;">Ben reklamların daha çok teknik ve estetik yönleriyle ilgilenmeyi seviyorum ve onlardan etkileniyorum. İyi yapılan her işi sevdiğim ve takdir ettiğim gibi… Yoksa reklamdaki mal veya hizmet beni hiç etkilemez.</p>
<p style="text-align: justify;">Yani ben bu reklamı sevdim diye Adios kart almam.</p>
<p style="text-align: justify;">Reklamcılık diliyle görevini başarıyla yerine getiren arkadaşlara da söyleyecek sözüm yok.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak, KOÇ gibi Türkiye’nin bir numaralı grubunun dilimize bu ihaneti yapmaması gerekirdi diye düşünüyorum. Tabii benimki ideal bir düşünce… Ticaretteki acımasız rekabet ortamında ideal diye bir şeyin hiç yeri olmadığını da biliyorum. Yoksa kâr mar adiyos…</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak, yiyos, içiyos, yapıyos, satıyos, paracıkları kazanıyos, dilimizin içine de bir güzel ediyos….</p>
<p style="text-align: justify;">*****</p>
<p style="text-align: justify;">Okullarda zavallı öğretmenler, dili doğru öğreteceğiz, Türkçeyi güzel konuşacağız, güzel konuşturacağız diye uğraşsınlar dursunlar… Gençler reklamdaki cümleleri çoktan ezberlediler bile… Uzun süre bu kelimeler, genç ihtiyar herkesin diline pelesenk olacak… Hele gençler… Çet edebiyatından sonra, şimdi de Adios hitabetinin parlak cümleleriyle kulaklarımızın pasını silecekler (!)….</p>
<p style="text-align: justify;">Kısacası biz yazıyos, çiziyos, konuşuyos, söylüyos, ama Yapı Kredi’nin yardımıyla Türkçenin içine yapıyos….</p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="nofollow" href="http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=173143" target="_blank"><strong>Ahmet Yılmaz</strong></a></p>
</blockquote>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/turkcemiz-net/~4/11rBt7n-2Vw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/yiyos-iciyoz-turkcenin-icine-ediyosss.html/feed</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.turkcemiz.net/yiyos-iciyoz-turkcenin-icine-ediyosss.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Yazım Kılavuzu</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/turkcemiz-net/~3/3mBQ69300qI/yazim-kilavuzu.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/yazim-kilavuzu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 20:23:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ugur@turkcemiz.net</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dil Bilgisi]]></category>

		<category><![CDATA[yazım kılavuzu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcemiz.net/?p=986</guid>
		<description><![CDATA[Ses, Harf ve Türk Alfabesi
Sesler ve Ses Uyumları
Düzeltme İşareti
Büyük Ünlü Uyumu
Küçük Ünlü Uyumu
Ünlü Düşmesi
Ünsüz Uyumu ve Ünsüz Düşmesi
Bazı Kelime ve Eklerin Yazılışı
Sayıların Yazılışı
Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler
Birleşik Kelimelerin Yazılışı
Deyimlerin, İkilemlerin ve Alıntı Kelimelerin Yazılışı
Yabancı Özel Adların Yazılışı
Noktalama İşaretleri
Hece Yapısı ve Satır Sonunda Kelimelerin Bölünmesi
Kısaltmalar
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Türkçe'de Ses, Harf ve Türk Alfabesi" href="http://www.turkcemiz.net/ses-harf-ve-alfabesi.html">Ses, Harf ve Türk Alfabesi</a></p>
<p><a title="Türkçe'de Sesler ve Ses Uyumları" href="http://www.turkcemiz.net/sesler-ve-ses-uyumlari.html">Sesler ve Ses Uyumları</a></p>
<p><a title="Türkçe'de Düzeltme İşareti" href="http://www.turkcemiz.net/duzeltme-isareti.html">Düzeltme İşareti</a></p>
<p><a title="Türkçe'de Büyük Ünlü Uyumu" href="http://www.turkcemiz.net/buyuk-unlu-uyumu.html">Büyük Ünlü Uyumu</a></p>
<p><a title="Türkçe'de Küçük Ünlü Uyumu" href="http://www.turkcemiz.net/kucuk-unlu-uyumu.html">Küçük Ünlü Uyumu</a></p>
<p><a title="Türkçe'de Ünlü Düşmesi" href="http://www.turkcemiz.net/unlu-dusmesi.html">Ünlü Düşmesi</a></p>
<p><a title="Türkçe'de Ünsüz Uyumu ve Ünsüz Düşmesi" href="http://www.turkcemiz.net/unsuz-uyumu-ve-unsuz-dusmesi.html">Ünsüz Uyumu ve Ünsüz Düşmesi</a></p>
<p><a title="Türkçe'de Bazı Kelime ve Eklerin Yazılışı" href="http://www.turkcemiz.net/bazi-kelime-ve-eklerin-yazilisi.html">Bazı Kelime ve Eklerin Yazılışı</a></p>
<p><a title="Türkçe'de Sayıların Yazılışı" href="http://www.turkcemiz.net/sayilarin-yazilisi.html">Sayıların Yazılışı</a></p>
<p><a title="Türkçe'de Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler" href="http://www.turkcemiz.net/buyuk-harflerin-kullanildigi-yerler.html">Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler<span id="more-986"></span></a></p>
<p><a title="Türkçe'de Birleşik Kelimelerin Yazılışı" href="http://www.turkcemiz.net/birlesik-kelimelerin-yazilisi.html">Birleşik Kelimelerin Yazılışı</a></p>
<p><a title="Türkçe'de Deyimlerin, İkilemlerin ve Alıntı Kelimelerin Yazılışı" href="http://www.turkcemiz.net/deyimlerin-ikilemlerin-ve-alinti-kelimelerin-yazilisi.html">Deyimlerin, İkilemlerin ve Alıntı Kelimelerin Yazılışı</a></p>
<p><a title="Türkçe'de Yabancı Özel Adların Yazılışı" href="http://www.turkcemiz.net/yabanci-ozel-adlarin-yazilisi.html">Yabancı Özel Adların Yazılışı</a></p>
<p><a title="Türkçe'de Noktalama İşaretleri" href="http://www.turkcemiz.net/noktalama-isaretleri.html">Noktalama İşaretleri</a></p>
<p><a title="Türkçe'de Hece Yapısı ve Satır Sonunda Kelimelerin Bölünmesi" href="http://www.turkcemiz.net/hece-yapisi-ve-satir-sonunda-kelimelerin-bolunmesi.html">Hece Yapısı ve Satır Sonunda Kelimelerin Bölünmesi</a></p>
<p><a title="Türkçe'de Kısaltmalar" href="http://www.turkcemiz.net/kisaltmalar.html">Kısaltmalar</a></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/turkcemiz-net/~4/3mBQ69300qI" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/yazim-kilavuzu.html/feed</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.turkcemiz.net/yazim-kilavuzu.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ses, Harf ve Türk Alfabesi</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/turkcemiz-net/~3/FFapW1VfcoE/ses-harf-ve-alfabesi.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/ses-harf-ve-alfabesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 20:09:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ugur@turkcemiz.net</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dil Bilgisi]]></category>

		<category><![CDATA[türk abecesi]]></category>

		<category><![CDATA[yazım kılavuzu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcemiz.net/?p=1005</guid>
		<description><![CDATA[Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda meydana getirdiği  titreşime ses denir. Ses, dili oluşturan en küçük birimdir. Harf ise sesin yazıdaki karşılığıdır.
Bir dildeki harflerin belirli bir sıraya dizilmiş bütününe alfabe denir.
Türk alfabesi, Latin harfleri esas alınarak 1.XI.1928 gün ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun ile kabul edilmiştir. Bu Kanun’a göre, Türk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="metin">Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda meydana getirdiği  titreşime <strong><em>ses </em></strong>denir. Ses, dili oluşturan en küçük birimdir. <strong><em>Harf</em></strong> ise sesin yazıdaki karşılığıdır.</p>
<p>Bir dildeki harflerin belirli bir sıraya dizilmiş bütününe <strong><em>alfabe</em></strong> denir.</p>
<p>Türk alfabesi, Latin harfleri esas alınarak 1.XI.1928 gün ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun ile kabul edilmiştir. Bu Kanun’a göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunmaktadır.<a class="l_ana" href="http://tdk.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF972A041C6D30ED2E#dipnot1">*</a></p>
<p>Türk alfabesindeki harflerin sıra sayıları, adları, kitap ve  el yazısı biçimleri ile kodları <a class="l_ana" href="http://tdk.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF972A041C6D30ED2E#dipnot2">** </a>aşağıda belirtilmiştir: </span></p>
<div><img src="http://tdk.gov.tr/TR/resimgoster.aspx?DIL=1&amp;BELGEANAH=3756&amp;RESIMISIM=alfabe2.jpg" alt="" /></div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="5" width="125" align="center">
<tbody>
<tr></tr>
</tbody>
</table>
<p class="metin"><a id="dipnot1" name="dipnot1"></a>* Kanun’da önce “i”  sonra “ı” belirtilmişse de yaygın ve yerleşmiş olan sıraya göre önce “ı” sonra  “i” gelmektedir.</p>
<p class="metin"><a id="dipnot2" name="dipnot2"></a>** <em>Türk  Kodlama Sistemi</em>, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak TDK İmla Kılavuzu Çalışma Grubu tarafından 8 Ocak 2004 günü belirlenmiş ve TSE tarafından Nisan 2005/TS 13148 numaralı belge ile ölçünlü (standart) hâle getirilmiştir.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.tdk.gov.tr">TDK</a><br />
<a href="http://www.turkcemiz.net/yazim-kilavuzuyazim-kilavuzu.html">Kullanım kılavuzuna geri dön</a>.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/turkcemiz-net/~4/FFapW1VfcoE" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/ses-harf-ve-alfabesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.turkcemiz.net/ses-harf-ve-alfabesi.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Sesler ve Ses Uyumları</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/turkcemiz-net/~3/ytkxXXMOfyo/sesler-ve-ses-uyumlari.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/sesler-ve-ses-uyumlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 20:07:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ugur@turkcemiz.net</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dil Bilgisi]]></category>

		<category><![CDATA[yazım kılavuzu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcemiz.net/?p=1004</guid>
		<description><![CDATA[Türkçede sesler, ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki ana   gruba ayrılır.
Ünlülerin   Nitelikleri
Ses yolunda herhangi bir engele çarpmadan çıkan seslere ünlü denir. Türkçede sekiz ünlü   vardır: a, e, ı, i, o, ö, u,   ü.
Ünlüler   şu biçimde sınıflandırılır:
A. Çıkış yeri ve dilin durumuna   göre:

1.        Kalın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="metin">Türkçede sesler, ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki ana   gruba ayrılır.</p>
<h1 class="belge_baslik">Ünlülerin   Nitelikleri</h1>
<p class="metin">Ses yolunda herhangi bir engele çarpmadan çıkan seslere <strong><em>ünlü </em></strong>denir. Türkçede sekiz ünlü   vardır:<em> a, e, ı, i, o, ö, u,   ü.</em></p>
<p class="metin">Ünlüler   şu biçimde sınıflandırılır:</p>
<p class="metin">A. Çıkış yeri ve dilin durumuna   göre:</p>
<ol>
<li class="metin">1.        Kalın ünlüler: <em>a,   ı, o, u.</em></li>
<li class="metin">2.        İnce ünlüler:<em> e,   i, ö, ü.</em></li>
</ol>
<p class="metin">B.   Dudakların durumuna göre:</p>
<ol>
<li class="metin">1.        Düz ünlüler: <em>a,   e, ı, i. </em></li>
<li class="metin">2.        Yuvarlak ünlüler: <em>o, ö, u, ü.</em></li>
</ol>
<p class="metin">C.   Ağzın açıklığına göre:</p>
<ol>
<li class="metin">1.        Geniş ünlüler: <em>a,   e, o, ö. </em></li>
<li class="metin">2.        Dar ünlüler: <em>ı,   i, u, ü.</em></li>
</ol>
<p class="metin">Ünlülerin nitelikleri aşağıdaki çizelgede toplu olarak   gösterilmiştir:</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="5" width="278">
<tbody>
<tr>
<td rowspan="2" valign="middle"></td>
<td class="metin" colspan="2" height="25" valign="middle">
<p align="center">Düz</p>
</td>
<td class="metin" colspan="2" height="25" valign="middle">
<p align="center">Yuvarlak</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="32" height="25" valign="middle">Geniş</td>
<td width="42" height="25" valign="middle">
<p align="center">Dar</p>
</td>
<td width="32" height="25" valign="middle">
<p align="center">Geniş</p>
</td>
<td width="33" height="25" valign="middle">
<p align="center">Dar</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td class="metin" height="25" valign="middle">Kalın</td>
<td class="metin" width="32" height="25" valign="middle">a</td>
<td class="metin" width="42" height="25" valign="middle">
<p align="center">ı</p>
</td>
<td class="metin" width="32" height="25" valign="middle">
<p align="center">o</p>
</td>
<td class="metin" width="33" height="25" valign="middle">
<p align="center">u</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td class="metin" height="25" valign="middle">İnce</td>
<td class="metin" width="32" height="25" valign="middle">e</td>
<td class="metin" width="42" height="25" valign="middle">
<p align="center">i</p>
</td>
<td class="metin" width="32" height="25" valign="middle">
<p align="center">ö</p>
</td>
<td class="metin" width="33" height="25" valign="middle">
<p align="center">ü</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="belge_baslik">Uzun   Ünlü</p>
<p class="metin" align="justify">Kökeni Türkçe olan kelimelerde uzun ünlü yoktur. Uzun   ünlü, Arapça ve Farsçadan Türkçeye giren kelimelerde görülür: <em>şair (şa:ir), numune (numu:ne), iman   (i:man). </em>Bu örneklerde iki noktadan önceki harfin gösterdiği ses uzun ünlüdür ve uzun söylenir. Ancak, birçok kelimede uzun ünlü kısalmıştır: <em>bey<strong>a</strong>z, h<strong>i</strong>ç, r<strong>a</strong>hat, r<strong>u</strong>h. </em>Bu örneklerdeki koyu harflerle   belirtilen sesler, alındıkları dilde uzun oldukları hâlde Türkçede kısa   söylenir.</p>
<p class="metin" align="justify">Uzun ünlülü kapalı hecelerle biten kelimeler ünlüyle başlayan ek aldıklarında veya yardımcı fiillerle kullanıldıklarında, açık duruma dönüşen hecenin ünlüsündeki uzunluk, ayraç içerisindeki söyleyişte gösterildiği gibi çoğunlukla yeniden ortaya çıkar: <em>esas / esasen (esa:sen); hayat / hayatı (haya:tı); kanun / kanuni (ka:nu:ni); ruh / ruhum (ru:hum); usul / usulü (usu:lü); vicdan / vicdanen (vicda:nen); ahbap olmak (ahba:b olmak), hitap etmek (hita:b etmek).</em> Bazı örneklerde bu durumda da kısalma görülür: <em>beyaz / beyazı, can / canım, kitap / kitaba,   meydan / meydana.</em></p>
<p class="metin" align="justify">Uzun ünlüler, genellikle yazıda gösterilmez: <em>adalet (ada:let), badem (ba:dem), beraber (bera:ber), idare (ida:re), ifade (ifa:de), işaret (işa:ret), kaide (ka:ide), numune (numu:ne), rica (rica:), şair (şa:ir), şive (şi:ve), şube (şu:be), vali (va:li), vefa (vefa:).</em></p>
<p class="metin" align="justify">Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade   etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana gelebilir: <em>ooh, aaah. </em>Bu tür örneklerde ünlüler   ayrı ayrı değil uzun olarak söylenir.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.tdk.gov.tr">TDK</a><br />
<a href="http://www.turkcemiz.net/yazim-kilavuzuyazim-kilavuzu.html">Kullanım kılavuzuna geri dön</a>.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/turkcemiz-net/~4/ytkxXXMOfyo" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/sesler-ve-ses-uyumlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.turkcemiz.net/sesler-ve-ses-uyumlari.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Düzeltme İşareti</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/turkcemiz-net/~3/4rFjjDiPKpQ/duzeltme-isareti.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/duzeltme-isareti.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 19:57:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ugur@turkcemiz.net</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dil Bilgisi]]></category>

		<category><![CDATA[yazım kılavuzu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcemiz.net/?p=1002</guid>
		<description><![CDATA[Düzeltme işaretinin    kullanılacağı yerler aşağıda gösterilmiştir:
 1. Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine konur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); alim (her şeyi bilen), âlim (bilgin); aşık (eklem kemiği), âşık (vurgun,   tutkun); hakim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 class="yan_baslik">Düzeltme işaretinin    kullanılacağı yerler aşağıda gösterilmiştir:</h1>
<p class="metin" align="justify"><strong> 1. </strong>Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine konur: <em>adem</em> (yokluk), <em>âdem</em> (insan); <em>adet</em> (sayı), <em>âdet</em> (gelenek, alışkanlık); <em>alem</em> (bayrak), <em>âlem</em> (dünya, evren); <em>alim</em> (her şeyi bilen), <em>âlim</em> (bilgin); <em>aşık</em> (eklem kemiği), <em>âşık</em> (vurgun,   tutkun); <em>hakim</em> (hikmet sahibi), <em>hâkim</em> (yargıç); <em>hal</em> (pazar yeri), <em>hâl</em> (durum, vaziyet); <em>hala</em> (babanın kız kardeşi), <em>hâlâ</em> (henüz); <em>şura</em> (şu yer), <em>şûra</em> (danışma   kurulu).</p>
<p class="metin" align="justify"><strong> UYARI : </strong><em>Katil</em> (<em>&lt; katl =</em> öldürme) ve <em>kadir </em>(&lt; <em>kadr</em> = değer) kelimeleriyle karışma   olasılığı olduğu hâlde <em>katil</em> (<em>ka:til = </em>öldüren) ve <em>kadir </em>(&lt; <em>ka:dir = </em>güçlü) kelimelerinin düzeltme işareti   konmadan yazılması yaygınlaşmıştır.</p>
<p class="metin" align="justify"><strong> 2. </strong>Arapça ve Farsçadan dilimize giren   birtakım kelime ve eklerle özel adlarda bulunan ince<em> g, k </em>ünsüzlerinden sonra gelen <em>a</em> ve <em>u</em> ünlüleri üzerine konur: <em>dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr, Nigâr; dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, Hakkâri, Kâzım, mahkûm, mekân, mezkûr, sükûn, sükût. </em>Kişi ve yer adlarında ince <em>l</em> ünsüzünden sonra gelen <em>a</em> ve <em>u</em> ünlüleri de düzeltme işareti ile   yazılır: <em>Halûk, Lâle, Nalân; Balâ,   Elâzığ, İslâhiye, Lâdik, Lâpseki.</em></p>
<p class="metin" align="justify"><strong> 3. </strong>Nispet i<em>&#8216;</em>sinin belirtme durumu ve iyelik ekiyle   karışmasını önlemek için kullanılır. Böylece <em>(Türk) askeri </em>ve<em> askerî (okul), (İslam) dini </em>ve<em> dinî (bilgiler), (fizik)   ilmi</em> v<em>e ilmî (tartışmalar), (Atatürk&#8217;ün) resmi</em> ve <em>resmî (kuruluşlar)</em> gibi anlamları   farklı kelimelerin karıştırılması da önlenmiş olur.</p>
<p class="metin" align="justify"><strong> </strong>Nispet i<em>&#8216;</em>si alan kelimelere Türkçe ekler   getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır:<em> millîleştirmek, millîlik, resmîleştirmek,   resmîlik.</em></p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.tdk.gov.tr">TDK</a><br />
<a href="http://www.turkcemiz.net/yazim-kilavuzuyazim-kilavuzu.html">Kullanım kılavuzuna geri dön</a>.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/turkcemiz-net/~4/4rFjjDiPKpQ" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/duzeltme-isareti.html/feed</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.turkcemiz.net/duzeltme-isareti.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Büyük Ünlü Uyumu</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/turkcemiz-net/~3/a5ItcOhD2c8/buyuk-unlu-uyumu.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/buyuk-unlu-uyumu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 19:55:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ugur@turkcemiz.net</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dil Bilgisi]]></category>

		<category><![CDATA[yazım kılavuzu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcemiz.net/?p=1001</guid>
		<description><![CDATA[Bir kelimenin birinci hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) bulunuyorsa, diğer   hecelerdeki ünlüler de kalın; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) bulunuyorsa diğer   hecelerdeki ünlüler de ince olur: adım, ağız, ayak, boyun, boyunduruk, burun, dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük. Buna büyük ünlü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="metin" align="justify">Bir kelimenin birinci hecesinde kalın bir ünlü <em>(a, ı, o, u) </em>bulunuyorsa, diğer   hecelerdeki ünlüler de kalın; ince bir ünlü <em>(e, i, ö, ü) </em>bulunuyorsa diğer   hecelerdeki ünlüler de ince olur: <em>adım, ağız, ayak, boyun, boyunduruk, burun, dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük. </em>Buna <strong><em>büyük ünlü uyumu </em></strong>adı   verilir.</p>
<p class="metin" align="justify">Büyük ünlü uyumuna aykırı bazı Türkçe kelimeler de   vardır: <em>anne, dahi, elma, hangi, hani,   inanmak, kardeş, şişman.</em></p>
<p class="metin" align="justify">Büyük ünlü uyumu   alıntı kelimelerde aranmaz: <em>ahenk, badem, ceylan, çiroz, dükkân, fidan, gazete, hamsi, kestane, limon, model, nişasta, pehlivan, selam, tiyatro, viraj, ziyaret.</em></p>
<p class="metin" align="justify">Birleşik kelimelerde büyük ünlü uyumu aranmaz: <em>açıkgöz, bilgisayar, çekyat,   hanımeli.</em></p>
<p class="metin" align="justify"><em>-gil, -ken,   -leyin, -mtırak, -yor </em>ekleri büyük ünlü   uyumuna uymaz: <em>akşam-leyin,   bakla-­gil-ler, çalışır-ken, ekşi-mtırak, yürü-yor.</em></p>
<p class="metin" align="justify"><em>-daş (-taş) </em>eki bazı kelimelerde büyük ünlü uyumuna   uymaz: <em>din-daş, gönül-daş, meslek-taş,   ülkü-daş. </em></p>
<p class="metin" align="justify"><em>-ki </em>aitlik eki büyük ünlü uyumuna uymaz:<em> akşamki, yarınki, duvardaki, yoldaki,   ondaki, yazıdaki, onunki. </em></p>
<p class="metin" align="justify">Büyük ünlü uyumuna girmeyen kelimelere gelen ekler,   kalınlık incelik bakımından son hecenin ünlüsüne uyar: <em>adalet-li, anne-si, kardeş-lik,   meslektaş-ımız, şişman-lık.</em></p>
<p class="metin" align="justify">Son ünlüleri kalın sıradan olmasına karşın incelik   özelliği gösteren bazı alıntı kelimeler ince ünlülü ekler alır: <em>alkol / alkolü,  hakikat / hakikati, helak / helakimiz, kabul / kabulü, kontrol / kontrolü, protokol / protokolü, saat / saate, sadakat / sa­dakatten.</em></p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.tdk.gov.tr">TDK</a><br />
<a href="http://www.turkcemiz.net/yazim-kilavuzuyazim-kilavuzu.html">Kullanım kılavuzuna geri dön</a>.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/turkcemiz-net/~4/a5ItcOhD2c8" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/buyuk-unlu-uyumu.html/feed</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.turkcemiz.net/buyuk-unlu-uyumu.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Küçük Ünlü Uyumu</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/turkcemiz-net/~3/58zW3OE7UGw/kucuk-unlu-uyumu.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/kucuk-unlu-uyumu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 19:53:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ugur@turkcemiz.net</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dil Bilgisi]]></category>

		<category><![CDATA[yazım kılavuzu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcemiz.net/?p=1000</guid>
		<description><![CDATA[Küçük ünlü uyumu kuralı iki   yönlüdür:
1. Bir kelimenin ilk hecesinde düz ünlü (a, e, ı, i) varsa son­raki hecelerde de   düz ünlü bulunur: anlaşmak, yanaşmak,   kayıkçı, ısırmak, ılıklaşmak, seslenmek, yelek, bilek,   çilek.
2. Bir kelimenin ilk hecesinde yuvarlak   ünlü (o, ö, u, ü) varsa bunu izleyen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="metin">Küçük ünlü uyumu kuralı iki   yönlüdür:</p>
<p class="metin" align="justify"><strong>1. </strong>Bir kelimenin ilk hecesinde düz ünlü <em>(a, e, ı, i) </em>varsa son­raki hecelerde de   düz ünlü bulunur: <em>anlaşmak, yanaşmak,   kayıkçı, ısırmak, ılıklaşmak, seslenmek, yelek, bilek,   çilek.</em></p>
<p class="metin" align="justify"><strong>2. </strong>Bir kelimenin ilk hecesinde yuvarlak   ünlü <em>(o, ö, u, ü) </em>varsa bunu izleyen   ilk hecede dar yuvarlak <em>(u, ü) </em>veya   geniş düz <em>(a, e) </em>ünlü bulunur: <em>boyunduruk, çocuk, odun, yorgunluk,   yoklamak, vurmak, yumurta, özlemek, güreşmek, sürmek.</em></p>
<p class="metin" align="justify">Küçük ünlü uyumuna aykırı bazı Türkçe kelimeler de   vardır: <em>avuç, avurt, çamur, kabuk, kavuk,   kavun, kavur-, kavuş-, savur-, yağmur.</em></p>
<p class="metin" align="justify">Küçük ünlü uyumu, alıntı kelimelerde aranmaz: <em>aktör, alkol, bandrol, daktilo, doktor,   horoz, kabul, kitap, konsolos, muzır, mühim, mümin, müzik, profesör, radyo,   vakur. </em></p>
<p class="metin" align="justify">Küçük ünlü uyumuna aykırı kelimelere getirilen ekler,   kelimenin son ünlüsüne uyar: <em>kavun-u,   konsolos-luğ-u, mümin-lik, müzik-çi, yağmur-luk.</em></p>
<p class="metin" align="justify"><em>-ki </em>aitlik eki yalnızca birkaç örnekte   küçük ünlü uyumuna uyar: <em>bugünkü, dünkü,   öbürkü.</em></p>
<p class="metin" align="justify">Bu   ünlü düzenleri ve ilk heceyi izleyen ünlüler aşağıdaki çizelgede   gösterilmiştir:</p>
<p class="metin">
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="157" height="25" valign="middle">
<p class="metin">a › a, ı <em>(bakar,   alır)</em></p>
</td>
<td width="164" height="25" valign="middle">
<p class="metin">o › u, a <em>(omuz,   oya)</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="157" height="25" valign="middle">
<p class="metin">e › e, i <em>(geçer,   gelir)</em></p>
</td>
<td width="164" height="25" valign="middle">
<p class="metin">ö › ü, e <em>(ölçü,   ördek)</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="157" height="25" valign="middle">
<p class="metin">ı › ı, a <em>(kılıç,   kısa)</em></p>
</td>
<td width="164" height="25" valign="middle">
<p class="metin">u › u, a <em>(uzun,   uzak)</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="157" height="25" valign="middle">
<p class="metin">i › i, e <em>(ilik,   ince)</em></p>
</td>
<td width="164" height="25" valign="middle">
<p class="metin">ü › ü, e <em>(ütü,   ürkek)</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="metin"><strong>Ünlü   Daralması  (a - ı,  e – i)</strong></p>
<p class="metin" align="justify">Türkçede <em>a, e </em>ünlüsü ile biten fiillerin şimdiki zaman çekiminde, söyleyiş ve yazılışta da <em>a</em> ünlüleri <em>ı, u; e</em> ünlüleri <em>i, ü </em>olur:<em> başlıyor, kanı­yor, oynuyor, doymuyor;   izliyor, diyor, gelmiyor, gözlüyor. </em></p>
<p class="metin" align="justify">Birden çok heceli ve <em>a, e</em> ünlüleri ile biten fiiller, ünlüyle   başlayan ek aldıklarında bu fiillerdeki <em>a, e</em> ünlülerinde söyleyişte yaygın bir   daralma <em>(ı</em> ve <em>i&#8217;</em>ye dönme) eğilimi görülür. Ancak,   söyleyişteki <em>ı, i </em>ünlüleri yazıya   geçirilmez: <em>başlayan, yaşayacak,   atlayarak, saklayalı, atmayalım, gelmeyen, izlemeyecek, gitmeyerek, gizleyeli,   besleyelim.</em></p>
<p class="metin" align="justify">Buna karşılık tek heceli olan <em>demek</em> ve <em>yemek</em> fiillerinde, söyleyişteki <em>i</em> ünlüsü yazıya da geçirilir: <em>diyen, diyerek, diyecek, diyelim, diye;   yiyen, yi­yerek, yiyecek, yiyelim, yiye, yiyince, yiyip.</em> Ancak<em> deyince, deyip </em>sözlerindeki <em>e</em> yazı­lışta   korunur.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.tdk.gov.tr">TDK</a><br />
<a href="http://www.turkcemiz.net/yazim-kilavuzuyazim-kilavuzu.html">Kullanım kılavuzuna geri dön</a>.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/turkcemiz-net/~4/58zW3OE7UGw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/kucuk-unlu-uyumu.html/feed</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.turkcemiz.net/kucuk-unlu-uyumu.html</feedburner:origLink></item>
	<media:rating>nonadult</media:rating><media:description type="plain">Türkçemiz.Net | Türkçesiz Türkçeye Hayır</media:description></channel>
</rss>
