<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" standalone="no"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" version="2.0">

<channel>
	<title>Sait Çamlıca</title>
	<atom:link href="http://www.saitcamlica.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
	<link>https://www.saitcamlica.com/</link>
	<description>Eğitimci Yazar</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Jun 2026 20:25:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Kötü Örneklerin Büyük Hizmeti; Fethullah Gülen ve Cübbeli Ahmet!</title>
		<link>https://www.saitcamlica.com/kotu-orneklerin-buyuk-hizmeti-fethullah-gulen-ve-cubbeli-ahmet/</link>
					<comments>https://www.saitcamlica.com/kotu-orneklerin-buyuk-hizmeti-fethullah-gulen-ve-cubbeli-ahmet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sait Çamlıca]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 20:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.saitcamlica.com/?p=4706</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de aklını kullanmanın öneminden söz eden Müslümanlar, belki de en büyük teşekkür borçlarını hiç beklenmedik iki kişiye borçlular: Fethullah Gülen ve Cübbeli Ahmet. Evet, yanlış okumadınız. Çünkü bazı insanlar kitap yazarak, konferans vererek, eğitim faaliyetleri düzenleyerek topluma ders vermeye çalışırlar. Bazıları ise bizzat yaşattıkları tecrübelerle milyonlarca insana unutulmayacak dersler verirler. Tarih boyunca ikinci yöntem her zaman daha etkili olmuştur. Bir trafik kazasından sonra insanlar emniyet kemerinin önemini daha iyi anlar. Büyük bir yangından sonra duman dedektörü satışları artar. Sahte altın [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/kotu-orneklerin-buyuk-hizmeti-fethullah-gulen-ve-cubbeli-ahmet/">Kötü Örneklerin Büyük Hizmeti; Fethullah Gülen ve Cübbeli Ahmet!</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de aklını kullanmanın öneminden söz eden Müslümanlar, belki de en büyük teşekkür borçlarını hiç beklenmedik iki kişiye borçlular: Fethullah Gülen ve Cübbeli Ahmet.</p>
<p>Evet, yanlış okumadınız.</p>
<p>Çünkü bazı insanlar kitap yazarak, konferans vererek, eğitim faaliyetleri düzenleyerek topluma ders vermeye çalışırlar. Bazıları ise bizzat yaşattıkları tecrübelerle milyonlarca insana unutulmayacak dersler verirler. Tarih boyunca ikinci yöntem her zaman daha etkili olmuştur.</p>
<p>Bir trafik kazasından sonra insanlar emniyet kemerinin önemini daha iyi anlar. Büyük bir yangından sonra duman dedektörü satışları artar. Sahte altın piyasaya sürülünce insanlar sarrafa gitmeyi öğrenir. Sahte doktorlar ortaya çıkınca herkes diplomaya bakmaya başlar.</p>
<p>Türkiye&#8217;de de cemaatler, tarikatlar ve sorgulanamaz dinî otoriteler konusunda benzer bir süreç yaşandı.</p>
<p>Yıllarca insanlara &#8220;aklınızı kullanın&#8221; denildi. Pek etkili olmadı.</p>
<p>Yıllarca &#8220;kimseyi kutsallaştırmayın&#8221; denildi. Pek dinlenmedi.</p>
<p>Yıllarca &#8220;bir yapıya teslim olmayın&#8221; denildi. Pek karşılık bulmadı.</p>
<p>Sonra hayat sahneye çıktı.</p>
<p>Bir cemaat yapılanmasının toplum, millet ve devlet açısından ne kadar büyük riskler üretebileceğini herkes yaşayarak gördü. Bir kişinin veya bir yapının sorgulanamaz hâle gelmesinin nelere yol açabileceği milyonlarca insan tarafından tecrübe edildi.</p>
<p>Ardından başka bir cephede, din adına konuşan kişilerin etrafında nasıl bir otorite alanı oluşturulabileceği, insanların dinî kavramlar üzerinden nasıl etkilenebileceği ve &#8220;Ehl-i sünnet&#8221; etiketinin her zaman aklın ve eleştirinin önünde tutulmasının ne gibi sonuçlar doğurabileceği yeniden tartışılmaya başlandı.</p>
<p>Sonuç mu?</p>
<p>Eskiden insanlar bir hocanın cübbesine bakıyordu; şimdi söylediklerine bakıyor.</p>
<p>Eskiden insanlar bir cemaatin büyüklüğüne bakıyordu; şimdi yaptığı işe bakıyor.</p>
<p>Eskiden insanlar &#8220;Kim söyledi?&#8221; diye soruyordu; şimdi yavaş yavaş &#8220;Doğru mu söyledi?&#8221; sorusunu sormayı öğreniyor.</p>
<p>Bu değişim elbette tamamlanmış değildir. Hâlâ yolun başındayız. Ancak artık çok daha fazla insanın, dinî söylemleri sorgulamanın imana zarar vermediğini; aksine aklı kullanmanın Kur&#8217;an&#8217;ın temel çağrılarından biri olduğunu fark ettiği söylenebilir.</p>
<p>Belki de gelecekte tarihçiler bugünleri incelerken ilginç bir değerlendirme yapacaklar.</p>
<p>Nasıl ki Osmanlı tarihinde &#8220;Vaka-i Hayriye&#8221; adı verilen bir dönem, bir yapının tasfiyesiyle yeni bir sürecin başlangıcı olarak görülüyorsa; Türkiye Müslümanlarının cemaat, tarikat ve sorgulanamaz dinî otorite anlayışlarından uzaklaşmaya başladığı bu dönemi de farklı bir &#8220;Vaka-i Hayriye&#8221; olarak değerlendirenler çıkacaktır.</p>
<p>Çünkü bazen toplumlar kitap okuyarak değil, bedel ödeyerek öğrenir.</p>
<p>Bazen bir bozuk terazi bin vaazdan daha etkili olur.</p>
<p>Bazen bir yangın bin nasihatten daha öğreticidir.</p>
<p>Ve bazen insanların akıllarını kullanmayı öğrenmeleri için, akıllarını kullanmadıklarında neler olabileceğini görmeleri gerekir.</p>
<p>Bu açıdan bakıldığında, Türkiye&#8217;de eleştirel düşüncenin yaygınlaşmasına en büyük katkıyı yapanların kimler olduğu konusunda tarih belki de oldukça ironik bir hüküm verecektir.</p>
<p>Kimi insanlar fikirleriyle öğretir.</p>
<p>Kimi insanlar ise ibret olarak&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sait Çamlıca</strong></p>
<p><em>Eğitimci Yazar</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/kotu-orneklerin-buyuk-hizmeti-fethullah-gulen-ve-cubbeli-ahmet/">Kötü Örneklerin Büyük Hizmeti; Fethullah Gülen ve Cübbeli Ahmet!</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.saitcamlica.com/kotu-orneklerin-buyuk-hizmeti-fethullah-gulen-ve-cubbeli-ahmet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yetki Çocuklarında, Şikâyet Dillerinde</title>
		<link>https://www.saitcamlica.com/yetki-cocuklarinda-sikayet-dillerinde/</link>
					<comments>https://www.saitcamlica.com/yetki-cocuklarinda-sikayet-dillerinde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sait Çamlıca]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2026 15:27:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.saitcamlica.com/?p=4704</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumun ahlaki çöküşünden, gençlerin yozlaşmasından, aile yapısının dağılmasından şikâyet edenleri dinliyorum bazen… Televizyon ekranlarında, konferans salonlarında, sosyal medya yayınlarında uzun uzun konuşuyorlar. Memleketin gidişatından yakınıyor, gençliğin elden gittiğini söylüyorlar. Söylediklerinin önemli bir kısmına insan hak da veriyor aslında. Çünkü gerçekten de ortada ağır bir yozlaşma var. Dil bozuluyor, aile bozuluyor, edep bozuluyor, vicdan bozuluyor. Fakat insan ister istemez şu soruyu soruyor:  “Madem bu kadar rahatsızsınız, yıllardır elinizde bulunan imkânlarla neden bu gidişata engel olmadınız?” Mesela Şevki Yılmaz&#8230;   1980’li ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/yetki-cocuklarinda-sikayet-dillerinde/">Yetki Çocuklarında, Şikâyet Dillerinde</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumun ahlaki çöküşünden, gençlerin yozlaşmasından, aile yapısının dağılmasından şikâyet edenleri dinliyorum bazen… Televizyon ekranlarında, konferans salonlarında, sosyal medya yayınlarında uzun uzun konuşuyorlar. Memleketin gidişatından yakınıyor, gençliğin elden gittiğini söylüyorlar. Söylediklerinin önemli bir kısmına insan hak da veriyor aslında. Çünkü gerçekten de ortada ağır bir yozlaşma var. Dil bozuluyor, aile bozuluyor, edep bozuluyor, vicdan bozuluyor.</p>
<p>Fakat insan ister istemez şu soruyu soruyor:  “Madem bu kadar rahatsızsınız, yıllardır elinizde bulunan imkânlarla neden bu gidişata engel olmadınız?”</p>
<p><strong>Mesela Şevki Yılmaz&#8230;  </strong></p>
<p>1980’li ve 90’lı yılların en meşhur hatiplerinden biri olarak yıllarca meydanlarda konuştu. Bugün hâlâ toplumun bozulduğundan, gençliğin ahlaki çöküş yaşadığından söz ediyor. Fakat onun oğlu Mehmet Akif Yılmaz da 2015 yılından bu yana Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekili olarak görev yapıyor.</p>
<p>Şimdi insan düşünmeden edemiyor:</p>
<p>Madem toplum bu kadar kötüye gidiyordu, yıllardır Meclis’te bulunan oğlun ne yaptı?</p>
<p>Aileyi, gençliği, kültürü koruyacak hangi mücadelenin içinde oldu oğlun?</p>
<p>Yoksa sadece makam sahibi olmak için mi milletvekili oldu?</p>
<p><strong>Mesela Ali Rıza Demircan…</strong></p>
<p>Sık sık televizyonlara çıkıp toplumsal yozlaşmadan bahseden bir diğer isim de Ali Rıza Demircan’dır. O da uzun yıllardır muhafazakâr çevrelerde etkili olmuş bir isim. Ancak ne zaman ahlak üzerine yaptığı konuşmaları dinlesem, aklıma hemen oğlu Ahmet Misbah Demircan geliyor.</p>
<p>Ahmet Misbah Demircan tam 15 yıl İstanbul Beyoğlu Belediye Başkanlığı yaptı. Ardından altı yıldan daha uzun süre Kültür Bakan Yardımcılığı görevinde bulundu. Yani sadece fikir üreten değil; kültür politikalarının tam merkezinde yer alan bir isimdi.</p>
<p>Şimdi sorulması gereken soru şu değil mi?</p>
<p>Yıllarca kültür politikalarının içinde bulunan insanlar, bugün şikâyet edilen kültürel yozlaşmaya karşı hangi kalıcı eserleri bıraktılar?</p>
<p>Gençliği koruyacak hangi kültürel iklim oluşturuldu?</p>
<p>Beyoğlu gibi Türkiye’nin vitrini sayılan bir ilçede hangi manevi dönüşüm gerçekleştirildi?</p>
<p>Çünkü mesele sadece konuşmak değildir; mesele, elindeki yetkiyi ne için kullandığındır.</p>
<p><strong>Mesela Sadık Albayrak…  </strong></p>
<p>1970’li, 80’li ve 90’lı yılların en tanınmış İslamcı yazarlarından biri olarak yıllarca topluma yön veren isimlerden oldu. Bugün de zaman zaman toplumdaki ahlaki çözülmeden bahsediyor. Ancak insanın aklına ister istemez ailesinin bulunduğu konum geliyor.</p>
<p>Oğlu Serhat Albayrak, Türkiye’nin en etkili medya kuruluşlarından biri olan ATV’nin patronu konumunda. Yıllardır milyonlarca insanın izlediği diziler, programlar, magazin içerikleri bu medya düzeninin içinden geçiyor. Bir diğer oğlu Berat Albayrak ise sadece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı değil; aynı zamanda yıllarca bakanlık yapmış, devlet yönetiminde en kritik görevlerde bulunmuş bir isimdi.</p>
<p>Şimdi insan sormadan edemiyor:</p>
<p>Toplumu yozlaştırdığı söylenen medya düzenine karşı ne yapıldı?</p>
<p>Aile yapısını koruyacak hangi kültürel mücadele verildi?</p>
<p>Gençliği tüketim kültüründen uzaklaştırmak için hangi adımlar atıldı?</p>
<p>Bir yandan yangından şikâyet edip diğer yandan yangını büyüten rüzgârın içinde durmak nasıl izah edilir?</p>
<p>Atalarımız boşuna dememiş: “Lafla peynir gemisi yürümez.”</p>
<p><strong>…ve diğerleri</strong></p>
<p>Ankara’nın eski belediye başkanı Melih Gökçek ve şu anda milletvekili olan oğlu Osman Gökçek ahlaktan bahsettiğinde, Beyaz TV’de yayınlanan ve toplumun ahlakını bozduğu eleştirileri yapılan programlar sadece benim mi aklıma geliyor?</p>
<p data-start="313" data-end="680" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Son zamanlarda toplumdaki yozlaşmadan ve ahlaki bozulmadan şikâyet edenlerden biri de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Necmettin Bilal Erdoğan olmaya başladı. Bilal Erdoğan’ın bu tür şikâyetlerde bulunduğu videolar karşıma çıktığında, içimden şu soru geçiyor: “Bunları ekranda söyleyeceğine, önce evde söylemen gerekmiyor mu?”</p>
<p><strong>Yetki Sizde… </strong></p>
<p>Bugün toplumun hâlinden şikâyet edenlerin önemli bir kısmı, bu düzenin dışında kalmış insanlar değil. Tam tersine; medya ellerinde olmuş, belediyeleri yönetmişler, kültür politikalarında görev almışlar, Meclis sıralarında oturmuşlar. Yani sadece konuşma makamında değil, karar verme makamında da bulunmuşlar.</p>
<p>Ama ne hikmetse iş sorumluluğa gelince herkes suçu “zamana”, “gençliğe” veya “toplumun bozulmasına” bırakıyor. Oysa toplum kendi kendine bozulmaz.</p>
<p>Bir toplum; televizyonuyla, siyasetiyle, kültürüyle, eğitim sistemiyle şekillenir. Eğer yıllarca ekranlarda reyting uğruna ahlaksızlık normalleştirildiyse, gösteriş başarı sayıldıysa, tüketim kutsandıysa; bugün ortaya çıkan tablodan sadece gençleri sorumlu tutamazsınız.</p>
<p>Çünkü gençlik büyüklerin aynasıdır. Tohum neyse ürün odur. Toprağa diken ekip gül beklenmez.</p>
<p>Bugünün gençleri söylenene değil, yapılana bakıyor artık. Adalet anlatıp adam kayıranları görüyorlar. Ahlak konuşup güç karşısında susanları görüyorlar. İsrafı eleştirip lüks içinde yaşayanları görüyorlar. Ve söz ile hayat arasındaki uçurum büyüdükçe güven de yıkılıyor.</p>
<p>Atalarımızın o meşhur sözü tam da böyle zamanlar için söylenmiş olmalı: “Kızımı kaçıran kadı olursa, kimi kime şikâyet edeyim dadı?”</p>
<p>Bugün toplumun hâlinden yakınanların önce dönüp kendi etkilerine, kendi çevrelerine ve kendi sorumluluklarına bakmaları gerekiyor. Çünkü bazen en yüksek sesle şikâyet edenler, yangının en yakınında duranlardır.</p>
<p>Ve unutulmamalıdır ki; Yetki sahibi olup hiçbir şey yapmayanların şikâyeti, suskun bir itiraftan başka bir şey değildir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sait Çamlıca</strong></p>
<p>Eğitimci Yazar</p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/yetki-cocuklarinda-sikayet-dillerinde/">Yetki Çocuklarında, Şikâyet Dillerinde</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.saitcamlica.com/yetki-cocuklarinda-sikayet-dillerinde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bizim Hırsız!</title>
		<link>https://www.saitcamlica.com/bizim-hirsiz/</link>
					<comments>https://www.saitcamlica.com/bizim-hirsiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sait Çamlıca]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 16:50:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.saitcamlica.com/?p=4702</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu ülkede insanlar artık doğruya yanlış diye değil, “kim yaptı?” diye bakıyor. Eğer yanlışı yapan karşı taraftansa herkes öfkeli… Ama aynı yanlışı kendi mahallesinden biri yaptığında, cümleler bir anda değişiyor: “Ama hizmetleri de var…” “Herkes yapıyor zaten…” “O kadar da değil…” “Şimdi zamanı mı?” Çünkü bu ülkede birçok insan adaleti değil, kendi tarafını savunuyor. Hırsızlık kötü bulunuyor ama sadece karşı mahalledeyse… Yalan ayıplanıyor ama rakip söylerse… Kul hakkından bahsediliyor ama ihaleyi alan “bizden biri” olunca sessizlik başlıyor. Sonra da bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/bizim-hirsiz/">Bizim Hırsız!</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu ülkede insanlar artık doğruya yanlış diye değil, “kim yaptı?” diye bakıyor. Eğer yanlışı yapan karşı taraftansa herkes öfkeli… Ama aynı yanlışı kendi mahallesinden biri yaptığında, cümleler bir anda değişiyor:</p>
<p data-start="231" data-end="318">“Ama hizmetleri de var…”<br />
“Herkes yapıyor zaten…”<br />
“O kadar da değil…”<br />
“Şimdi zamanı mı?”</p>
<p data-start="320" data-end="389">Çünkü bu ülkede birçok insan adaleti değil, kendi tarafını savunuyor. Hırsızlık kötü bulunuyor ama sadece karşı mahalledeyse… Yalan ayıplanıyor ama rakip söylerse… Kul hakkından bahsediliyor ama ihaleyi alan “bizden biri” olunca sessizlik başlıyor.</p>
<p data-start="573" data-end="623">Sonra da bu ülkenin neden düzelmediği konuşuluyor. Oysa mesele önce ekonomi değil… Mesele ahlak. Cemil Meriç yıllar önce boşuna söylemedi: “Bu ülkede ilerici, gerici, sağcı, solcu yoktur. Namuslu insanlar ve namussuz insanlar vardır.” Gerçekten de mesele ideoloji değil, karakter meselesidir.</p>
<p data-start="899" data-end="946">Bugün insanlar rozete bakıyor… Karaktere değil. Oysa bir insan ahlaklıysa, yakasındaki rozetin hiçbir önemi yoktur. Bir insan ahlaksızsa, yine yakasındaki rozetin hiçbir önemi yoktur. Rozet değişince ahlak değişmez. Çünkü dürüstlük partiyle gelmez. Vicdan makamla büyümez. Adalet sloganla oluşmaz.</p>
<p data-start="1201" data-end="1295">Bir toplumun çürümesi, hırsızların çoğalmasıyla başlamaz. Hırsızlığın normalleşmesiyle başlar. İnsanların bir kısmı artık fikir savunmuyor. Takım tutar gibi taraf tutuyor. Dün eleştirdiğini bugün alkışlayan, dün “yanlış” dediğine bugün mazeret üreten insanlar çoğalıyor. Çünkü ilke kaybolduğunda geriye sadece aidiyet kalır.</p>
<p data-start="1530" data-end="1621">Bir insanın siyasi görüşü dürüst olduğunu göstermez. Dindar görünmesi de adaletli olduğunu… Çünkü ahlak, insanın konuştuğu yerde değil; işine gelen konuda sustuğu yerde belli olur.</p>
<p data-start="1713" data-end="1818">Bugün bu ülkede en büyük problem; hırsızların varlığı değil, hırsızlığa mazeret üretenlerin çoğalmasıdır. Çünkü herkes kendi hırsızına sahip çıktığı sürece, bu ülkede yolsuzluklar bitmez.</p>
<p data-start="1713" data-end="1818">
<p data-start="1903" data-end="1942" data-is-last-node="" data-is-only-node=""><strong>Sait Çamlıca</strong></p>
<p><em>Eğitimci Yazar</em></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/bizim-hirsiz/">Bizim Hırsız!</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.saitcamlica.com/bizim-hirsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siz Kimsiniz?</title>
		<link>https://www.saitcamlica.com/siz-kimsiniz/</link>
					<comments>https://www.saitcamlica.com/siz-kimsiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sait Çamlıca]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 May 2026 17:26:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.saitcamlica.com/?p=4700</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Ben öldükten sonra kabrime gelip bir Fatiha okuyanın vücudu cehennem ateşinde yanmasın.” (Mehmed Emin Tokadî) “Beni sevenler ve türbemi ziyaret edenler denizde boğulmasın.” (Aziz Mahmud Hüdayî’ye nispet edilen söz) Bu sözleri okuyunca insanın aklına şu soru geliyor: Siz kimsiniz? Allah adına garanti dağıtma yetkisini size kim verdi? Kur’an’da böyle bir din mi anlatılıyor? Bir insanın türbesini ziyaret etmek, onu cehennemden koruyacaksa; neden Kur’an sürekli “herkes kendi amelinden sorumludur” diyor? Bir şeyhi ziyaret eden boğulmayacaksa; neden peygamberlerin çocukları bile imtihanlardan geçti? [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/siz-kimsiniz/">Siz Kimsiniz?</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Ben öldükten sonra kabrime gelip bir Fatiha okuyanın vücudu cehennem ateşinde yanmasın.”<br />
(Mehmed Emin Tokadî)</p>
<p>“Beni sevenler ve türbemi ziyaret edenler denizde boğulmasın.”<br />
(Aziz Mahmud Hüdayî’ye nispet edilen söz)</p>
<p>Bu sözleri okuyunca insanın aklına şu soru geliyor:</p>
<p>Siz kimsiniz?</p>
<p>Allah adına garanti dağıtma yetkisini size kim verdi?</p>
<p>Kur’an’da böyle bir din mi anlatılıyor?</p>
<p>Bir insanın türbesini ziyaret etmek, onu cehennemden koruyacaksa; neden Kur’an sürekli “herkes kendi amelinden sorumludur” diyor?</p>
<p>Bir şeyhi ziyaret eden boğulmayacaksa; neden peygamberlerin çocukları bile imtihanlardan geçti?</p>
<p>Bir türbeye gidince cennet garanti olacaksa; neden Allah Kur’an boyunca iman, ahlak, adalet, kul hakkı ve sorumluluk üzerinde duruyor?</p>
<p>Daha da önemlisi…</p>
<p>Kâbe’yi ziyaret edenler için bile böyle garantiler yok!</p>
<p>Peygamber Efendimiz’i ziyaret edenler için bile:<br />
“Artık cehennem ona haramdır” diye bir din yok!</p>
<p>Ama bazı tarikat ve menkıbe kültüründe öyle bir dil kuruluyor ki; sanki Allah’ın cennet dağıtım yetkisi belli şahıslara devredilmiş gibi anlatılıyor.</p>
<p>Abdülkadir Geylanî adına anlatılan:<br />
“Bana bağlı olan kurtulur” tarzı söylemler…</p>
<p>Bazı menkıbe kitaplarında geçen:<br />
“Bizim nazar ettiğimiz helak olmaz” anlayışı…</p>
<p>Türbe ziyaretini adeta ilahi sigorta gibi pazarlayan hurafeler…</p>
<p>Bütün bunlar insanları Allah’a değil; şahıslara bağlayan bir din anlayışı üretiyor.</p>
<p>Kur’an’ın hiçbir yerinde bir kulun başka kullara:<br />
“Beni seven kurtulur”<br />
“Türbeme gelen yanmaz”<br />
“Bana bağlanan boğulmaz”<br />
deme yetkisi yoktur.</p>
<p>Bu söylemler; İslam’ın tevhid anlayışına aykırıdır.</p>
<p>Çünkü tevhid, insanı kula değil Allah’a bağlar.</p>
<p>Üstelik bu sözler yıllarca “keramet” diye anlatıldı. İnsanlar sorgulamasın diye “evliyaya dil uzatma” korkusu yayıldı. Böylece din adına kurulan düzen sorgulanamaz hale getirildi.</p>
<p>Oysa Kur’an sürekli düşünmeyi emrediyor.</p>
<p>Aklı devre dışı bırakan bir din dili, Allah’ın dini olamaz.</p>
<p>Bir Müslüman şunu açıkça sormalıdır:</p>
<p>Kâbe’ye gidene bile verilmeyen garanti, sizin türbenize gelene nasıl veriliyor?</p>
<p>Peygamberlerin bile söylemediği sözleri siz hangi yetkiyle söylüyorsunuz?</p>
<p>Bugün din adına anlatılan birçok hurafe; insanları Allah’a yaklaştırmıyor, tam tersine kula bağımlı hale getiriyor.</p>
<p>Din tüccarlığının en tehlikeli tarafı da budur.</p>
<p>İnsanları Kur’an’la değil; korkuyla, menkıbeyle ve şeyh efsaneleriyle yönetmek…</p>
<p>Bazı çevreler yıllardır bunu yapıyor:</p>
<p>“Bize bağlan kurtul.”<br />
“Şu zata hizmet et cennetlik ol.”<br />
“Türbeyi ziyaret et, sıkıntın çözülsün.”<br />
“Şeyhin himmeti seni korur.”</p>
<p>Bu dilin İslam’ın özüyle ilgisi yoktur.</p>
<p>Çünkü kurtuluşun ölçüsü bir şahsa yakınlık değil; Allah’a karşı samimiyet, adalet ve sorumluluktur.</p>
<p>Bu yüzden artık Müslümanların kendine gelmesi gerekiyor.</p>
<p>Din; menkıbe masallarıyla değil, Kur’an’la öğrenilir.</p>
<p>Hiç kimse Allah adına cennet dağıtamaz.</p>
<p>Hiç kimse kendisini ilahi koruma merkezi gibi sunamaz.</p>
<p>Ve hiçbir Müslüman, aklını kiraya verip:<br />
“Falanca zat beni kurtarır”<br />
inancına teslim olmamalıdır.</p>
<p>Kur’an’ın çağrısı açıktır:</p>
<p>Allah ile kul arasına kutsal aracılar koymayın.</p>
<p>Çünkü hesap günü herkes kendi ameliyle Allah’ın huzuruna çıkacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sait Çamlıca</strong></p>
<p>Eğitimci Yazar</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/siz-kimsiniz/">Siz Kimsiniz?</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.saitcamlica.com/siz-kimsiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muhafazkar Mahallede Sazan Avlama Yöntemi!</title>
		<link>https://www.saitcamlica.com/muhafazkar-mahallede-sazan-avlama-yontemi/</link>
					<comments>https://www.saitcamlica.com/muhafazkar-mahallede-sazan-avlama-yontemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sait Çamlıca]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 May 2026 17:24:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.saitcamlica.com/?p=4697</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şayet muhafazakâr biriyseniz ve YouTube kanalı açmayı düşünüyorsanız, aşağıdaki kişiler aleyhinde videolar çekerek başlayın işe: Dücane Cündioğlu Mustafa Öztürk Mustafa İslamoğlu Yaşar Nuri Öztürk Celal Şengör İlber Ortaylı Birkaç kişi daha ekleyebilirsiniz listeye. Ortalama 10 bin kişilik bir “sazan” takipçi kazanırsınız. Ondan sonrası sizin yeteneğinize kalmış… Ancak videonuzu pazarlarken “Onu bitirdim, yerin dibine soktum, benden korkuyor, karşıma çıkma cesareti yok.” gibi sözlerle mutlaka süsleyin! Konuşmalarınız arasına “Ben eskiden ateist biriydim.” gibi cümleler sıkıştırırsanız daha dikkat çekici olur. Yüz ifadeniz, jest [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/muhafazkar-mahallede-sazan-avlama-yontemi/">Muhafazkar Mahallede Sazan Avlama Yöntemi!</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şayet muhafazakâr biriyseniz ve YouTube kanalı açmayı düşünüyorsanız, aşağıdaki kişiler aleyhinde videolar çekerek başlayın işe:</p>
<ol>
<li>Dücane Cündioğlu</li>
<li>Mustafa Öztürk</li>
<li>Mustafa İslamoğlu</li>
<li>Yaşar Nuri Öztürk</li>
<li>Celal Şengör</li>
<li>İlber Ortaylı</li>
</ol>
<p>Birkaç kişi daha ekleyebilirsiniz listeye. Ortalama 10 bin kişilik bir “sazan” takipçi kazanırsınız. Ondan sonrası sizin yeteneğinize kalmış…</p>
<p>Ancak videonuzu pazarlarken “Onu bitirdim, yerin dibine soktum, benden korkuyor, karşıma çıkma cesareti yok.” gibi sözlerle mutlaka süsleyin!</p>
<p>Konuşmalarınız arasına “Ben eskiden ateist biriydim.” gibi cümleler sıkıştırırsanız daha dikkat çekici olur. Yüz ifadeniz, jest ve mimikleriniz bu insanları aşağılama ve küçük görme mesajı vermeli.</p>
<p>Baktınız millet artık sizi ciddiye almıyor, hemen Said Nursî’yi öven bir video çekin. O videoda da bugüne kadar hiç kimsenin fark etmediği şeyleri fark etmiş gibi yapın. Nurcuların her zaman yaptığı profesyonelce kıvırma yöntemlerini kullanırsanız mutlaka işe yarayacaktır.</p>
<p>Nurculardan belirli bir kitleyi etrafınıza topladıktan sonra, diğer tarikat üstadı sanılan insanları öven videolar çekmeye başlayın. Mesnevi bunlardan biri olabilir. Abdülkadir Geylânî’yi övmek de işe yarar.</p>
<p>Elbette sizin ne kadar boş konuştuğunuzu anlayan, ne kadar cahil olduğunuzu fark eden insanlar ortaya çıkacaktır. O insanlar, sizin cahilliğinizi yüzünüze vuran paylaşımlar yapacaktır. Böyle sıkıştığınız zaman yapacağınız şey çok basit: Piyasada “hoca” diye bilinen, birazcık çevresi olan, belli bir tarikatın bölge sorumluluğunu yapan ve sosyal medyada etkili olan; kendiniz gibi hurafeci ve cahil birkaç kişiyi ziyaret edip pozlar verin. Bu hem yeni bir kitle bulmanızı sağlayacak hem de sizinle ilgili zihninde şüphe oluşmuş insanların şüphelerini giderecektir.</p>
<p>Biraz mürekkep yalamış, kitap okumuş, sizin övdüğünüz insanların gerçek yüzlerini bilenlerin gözünde ne kadar aşağılık göründüğünüzü artık önemsemenize gerek kalmaz. Sizi tanıyanların gözünde ne kadar salak göründüğünüzü önemsemeyin artık! Jest ve mimiklerinizin ne kadar itici olduğu her hâlinizden belli olsa bile, övdüğünüz ve yanında poz verdiğiniz insanlar sayesinde etrafınızda toplanan kitleler sizin bu itici hâlinizi bile sempatik görmeye başlayacaktır.</p>
<p>Kıvırma konusunda profesyonel dansözlere taş çıkartacak kadar yetenekli olduğunuzu birkaç videonuzu izleyen insanlar hemen anlayacaktır. Ama önemli değil; nasıl olsa sizde utanma duygusu yok.</p>
<p>Son olarak, ya kendi kendinizi öveceğiniz fake birkaç hesap açarak ya da birkaç gence para vererek “övgü” ve “yorum” işini de halletmeniz gerekir. Takipçi, beğeni satın alma ve çok izleniyormuş gibi gösterme işlerini biliyor olmanız lazım!</p>
<p>Gittiğiniz yolun sonunda uçurum var ama yine de yolunuz açık olsun!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sait Çamlıca </strong></p>
<p>Eğitimci Yazar</p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/muhafazkar-mahallede-sazan-avlama-yontemi/">Muhafazkar Mahallede Sazan Avlama Yöntemi!</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.saitcamlica.com/muhafazkar-mahallede-sazan-avlama-yontemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarikat Eleştirisi İslam Düşmanlığı Değildir</title>
		<link>https://www.saitcamlica.com/tarikat-elestirisi-islam-dusmanligi-degildir/</link>
					<comments>https://www.saitcamlica.com/tarikat-elestirisi-islam-dusmanligi-degildir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sait Çamlıca]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 17:27:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.saitcamlica.com/?p=4694</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal medyada kendini “hoca” diye pazarlamaya çalışan yeni çaylaklardan biri beni mahkemeye vermiş. Her yıl birkaç defa ifadeye gittiğim için bu tür mahkemelerden rahatsız da değilim, şikâyetçi de değilim. Bir fikri, bir düşünceyi savunuyorsanız, bir yanlışla mücadele ediyorsanız bunun mahkeme süreciyle ilgili bedellerini ödemeye de razı olmak zorundasınız. Fethullah Gülen beni darbeden önce 11 defa mahkemeye vermişti. O zaman da geri adım atmadım. Hurafeci tarikatlarla mücadele ederken de geri adım atmayacağım. Sadece Fethullah Gülen mahkemeye vermedi beni. Birkaç defa Cübbeli [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/tarikat-elestirisi-islam-dusmanligi-degildir/">Tarikat Eleştirisi İslam Düşmanlığı Değildir</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: 'Palatino Linotype','serif';">Sosyal medyada kendini “hoca” diye pazarlamaya çalışan yeni çaylaklardan biri beni mahkemeye vermiş. Her yıl birkaç defa ifadeye gittiğim için bu tür mahkemelerden rahatsız da değilim, şikâyetçi de değilim. Bir fikri, bir düşünceyi savunuyorsanız, bir yanlışla mücadele ediyorsanız bunun mahkeme süreciyle ilgili bedellerini ödemeye de razı olmak zorundasınız. Fethullah Gülen beni darbeden önce 11 defa mahkemeye vermişti. O zaman da geri adım atmadım. Hurafeci tarikatlarla mücadele ederken de geri adım atmayacağım.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Palatino Linotype','serif';">Sadece Fethullah Gülen mahkemeye vermedi beni. Birkaç defa Cübbeli Ahmed olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü ile de mahkemelik olduk. İhlas grubu olarak bilinen grubun lideri Mücahit Ören de beni mahkemeye vermişti. Hüdayi Vakfı lideri olarak bilinen Osman Nuri Topbaş, bir köşe yazıma yayın yasağı getirmek için mahkemeye vermişti beni. Bunlar dışında kamuoyunda çok tanınmayan birçok cahil tarikatçı ile mahkemelik olduk. </span></p>
<p><span style="font-family: 'Palatino Linotype','serif';">Beni mahkemeye veren bu yeni çaylak, şikâyetçi olurken “dini değerlerimizle alay ediyor” cümlesini kurarak benden şikâyetçi olmuş. Dini değerlerle alay ettiğime dair bir tane cümle bile bulamazsınız. Çünkü ben imam hatip lisesi mezunu, dindar bir ailede doğup büyümüş bir Müslümanım, elhamdülillah. Allah’a, Kur’an’a, Peygamberimize ve tüm peygamberlere iman etmiş bir Müslümanım. Hiçbir paylaşımımda dini değerlerle alay etmedim.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Palatino Linotype','serif';">Ben hurafelerle alay ettim. Şeyhlerin palavralarını eleştirdim. Din tüccarı yapılarla mücadele ettim. Tarikat adı altında toplumu sömüren ikiyüzlü kişiler aleyhinde çok sayıda yazı yazdım, birçok paylaşım yaptım. Nurculuğa karşı olmak İslam’a karşı olmak değildir. Said Nursi’nin “Bediüzzaman” olmadığını söylemek ve yazdıklarını eleştirmek İslam’a karşı olmak değildir. Süleymancılığı ve Süleymancıları eleştirmek İslam düşmanlığı değildir. İsmailağa çevresini, Cübbeli Ahmet’i, Menzil yapısındaki hurafeleri veya Hüdâyi Vakfı gibi din üzerinden güç ve nüfuz devşirdiği düşünülen oluşumları eleştirmek; İslam’a, Kur’an’a ve Peygamberimize karşı olmak anlamına gelmez.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Palatino Linotype','serif';">Tarikatlara karşı olmayı, İslam’a karşı olmak sanacak kadar akıldan yoksun, din cahili, hatta zeka özürlü bir kitle var Türkiye’de. Bu anlayışı besleyenler, kendi peşlerine takılan koyun sayısının çok olması için çabalayan, hoca sanılan tarikat kafalılardır. “Şeyh”, “gavs”, “bediüzzaman”, “kâinat imamı”, “Allah dostu” gibi sıfatlarla öne çıkarılan kişilerin arkasına sığınılarak elde edilen güç ve servet düzenine karşı eleştirilerimi sürdürdüm, sürdürmeye de devam edeceğim. Tarikatlara karşı olmak, hurafelere karşı olmak, din istismarına karşı olmak; İslam’a karşı olmak anlamına gelmez.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Palatino Linotype','serif';">Tarikat ve hurafelere karşı mücadele etmekle İslam’a karşı olmak ya da İslami değerlere hakaret etmek arasındaki farkı bilen birçok hâkim ve savcının varlığı, bu mücadelede işimizi kolaylaştırmaktadır. Bu bilinç sayesinde eleştiri ile hakaret, inanç ile istismar arasındaki sınır daha net bir şekilde ortaya konulmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Palatino Linotype','serif';">Ben bütün kalbimle inanıyorum ki tarikatlar, İslam’ın ve Müslümanların önündeki en büyük engellerden biridir. Bu engelleri ortadan kaldırmak için fikrî ve hukuki zeminde mücadele etmeye devam edeceğim.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Palatino Linotype','serif';">Tarikatların kurduğu hurafe düzenine karşı her Müslüman mücadele etmek zorundadır. Hurafelerin arkasına sığınarak güç ve servet elde eden, kamuoyunda “hoca” olarak bilinen kişilere karşı eleştirilerimi sürdürmeye devam edeceğim.</span></p>
<p><strong><span style="font-family: 'Palatino Linotype','serif';">Sait Çamlıca</span></strong></p>
<p>Eğitimci Yazar</p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/tarikat-elestirisi-islam-dusmanligi-degildir/">Tarikat Eleştirisi İslam Düşmanlığı Değildir</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.saitcamlica.com/tarikat-elestirisi-islam-dusmanligi-degildir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kumbara Vurgunları</title>
		<link>https://www.saitcamlica.com/kumbara-vurgunlari/</link>
					<comments>https://www.saitcamlica.com/kumbara-vurgunlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sait Çamlıca]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 May 2026 16:35:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.saitcamlica.com/?p=4692</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genç birkaç sosyoloji öğrencisi yerinde olsam, bir sosyal deney yapardım. Bu sosyal deney ile toplumun hassas duygularının ne kadar kolay sömürülebildiğini ispatlardım. Şöyle bir sosyal deneyden bahsediyorum; Kendilerinin uyduracağı bir Kuran kursu adıyla başlardım sosyal deney yapmaya. Mesela kendi isimlerinin ilk harfleri veya ilk heceleriyle bir isim uydururdum. Böyle bir sosyal deneyi ben yapmış olsam, kendi ad ve soyadımın ilk hecelerini birleştirerek yapardım bunu. “SaÇam” diye bir isim uydururdum. Bu isim adına bir dernek varmış, bir Kuran kursu veya talebe [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/kumbara-vurgunlari/">Kumbara Vurgunları</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genç birkaç sosyoloji öğrencisi yerinde olsam, bir sosyal deney yapardım. Bu sosyal deney ile toplumun hassas duygularının ne kadar kolay sömürülebildiğini ispatlardım. Şöyle bir sosyal deneyden bahsediyorum;</p>
<p>Kendilerinin uyduracağı bir Kuran kursu adıyla başlardım sosyal deney yapmaya. Mesela kendi isimlerinin ilk harfleri veya ilk heceleriyle bir isim uydururdum. Böyle bir sosyal deneyi ben yapmış olsam, kendi ad ve soyadımın ilk hecelerini birleştirerek yapardım bunu. “SaÇam” diye bir isim uydururdum. Bu isim adına bir dernek varmış, bir Kuran kursu veya talebe yurdu varmış gibi logo yaptırırdım. <em>“SaÇam Kuran kursu, SaÇam Talebe yurdu, SaÇam Hafızlık merkezi, SaÇam cami yapma ve yaşatma derneği gibi”</em> isim ve logoların olduğu 100 tane kumbara yaptırırdım. Bu para toplama kumbaralarının üzerine birkaç dini simge, bir ayet ve hadis yazardım. Sonra bunları sosyal deneyin yapıldığı ilçedeki esnafın bir kısmına dağıtırdım.</p>
<p>Böyle bir sosyal deney yaparken, kumbaraları dağıtmak için esnaf dolaşmaya başladıklarında, sakallarını biraz uzatmaları gerekiyor. Üzerlerine sarık ve cübbe de giyerseler daha ikna edici olurlar. Kumbara bırakacakları esnafla konuşurken dini bir dil kullanmak için ön hazırlık yapmaları gerekiyor. Bu 100 adet kumbarayı esnafa dağıttıktan sonra, ortalama 15 günde bir esnafı dolansalar, kumbaralara biriken paralar ne kadar olur?</p>
<p>Böyle bir sosyal deney yapmaya niyetlenecek gençler olursa, mutlaka emniyet veya savcılık ile önceden görüşüp izin alsınlar. Sosyal deneyleri yüzünden sıkıntı yaşamasınlar. Gerçekten birkaç genç böyle bir sosyal deney yapsa, sizce sonucu ne olur? Ben tahmini yazayım buraya. Birkaç ay sonra kumbara sayısını on katına çıkartırlar. Yüksek Lisans yapan gençlerse bunu yapanlar, okulu da bırakırlar. Neden? Çünkü çalışmadan para kazanmanın yolunu bulmuş olurlar. Din tüccarlığı ile para kazanmanın tadını alan hiç kimse, asgari ücret ile bir yerde çalışmak istemez.</p>
<p>Yakalanıp ceza alma ihtimalleri yok mu? Eğer resmi olarak bir vakıfları varsa, yakalansalar bile ceza alma ihtimalleri zayıftır. Yakalanmaları için birilerinin onları şikayet etmesi gerekiyor. Türkiye’de binlerce küçük esnafın kasasının yanında bağış kumbaraları var. Bu kumbaralar vasıtasıyla sürekli para toplanıyor. Bu paralar nereye harcanıyor? Bunu denetlemenin yasal bir alt yapısı var mı?</p>
<p><strong>Kumbara Kavgası Mahkemede</strong></p>
<p>2016 yılında medyaya düşen kumbara yolsuzluğu ile ilgili bir haber vardı. Birkaç hafta gündemde kaldıktan sonra unutuldu. Mahkeme sonuçlandı mı, ceza alan oldu mu bilmiyorum. Kumbara yolsuzluğunun mahkemeye düşmesinin sebebi, toplanan parayı aralarında paylaşamayan kişilerden birisinin müracaatı ile olmuştur. Bazen de birbirlerini kıskanan dernekler şikayetçi oluyor. Birlikte iş yaparken, kendi düzenini kurmak isteyen kişi diğerlerini şikayet ediyor. Artık ne kadar para toplanıyorsa, paraları paylaşırken birbirlerine düşüyorlar. Zaten birbirlerine düşmemiş olsalar, bu işlerin mahkemelik olması çok zordur.</p>
<p>Kumbara yolsuzluğunun mahkemeye düşmesine aracılık yapan bizzat &#8220;İsmailağa Derneği&#8221; olmuş. Kendi içlerinde kavgalı olan hocalar grubu, birbirlerinin kuyusunu kazıyorlar. Bu hoca diye bilinen insanların hepsi İsmailağa cemaati içerisinde okumuş, kendini hoca sanan, bu işlerle para kazanmanın tadını ve yolunu öğrenmiş kişilerdir. Ağzı biraz laf yapan, sosyal ilişkileri diğerlerinden daha iyi olan öğrenciler, biraz yaşları büyüyünce, maaş karşılığı hocalık yapmak istemiyorlar. Etraflarındaki hocaların rahat ve lüks hayatlarını da bildikleri için <em>“cemaatin enayisi ben miyim?”</em> noktasına çabuk geliyorlar. Bir dernek veya vakıf kurup, birkaç öğrenci toplayınca, para toplamak kolay oluyor. Teknolojiyi de biraz kullanabilen bir ekip kurmuşsalar, kazançlarını daha çabuk katlayabiliyorlar.</p>
<p>Organize suç örgütü oluşturma ve dolandırıcılık yapmaktan yargılanan başka kaç tane dernek var bilmiyorum. Bu işlerin üzerine daha ciddi bir şekilde gidilip takibi yapılsa, birçok dernek, vakıf veya cemaat hakkında soruşturma açılır. Hakkında soruşturma açılan dernek yöneticileri hemen kendilerine başka bir isimle yeni bir dernek daha açıyorlar. Nasıl olsa dernek açmak zor değil. Deşifre olup ismi kirlenen dernek adına para toplayamadık diye hemen vazgeçecek değiller! Böylesi beleş bir para kazanma yönteminden asla vazgeçmezler.</p>
<p>Yargılandıkları mahkemelerde, herhangi bir cemaat veya tarikat ile ilişkilerinin olmadığını söylüyor hepsi. Teknik olarak doğru bir cevap veriyorlar. Çünkü dernekler resmi olarak bir cemaat veya tarikat bağlantılı değildir. Herkes bilir o derneğin hangi cemaate ait olduğunu ama yasal olarak bir bağ görünmediği için ispat edilemez.</p>
<p><strong>Sünnet Vurgunu</strong></p>
<p>2023 yazında bir akrabamın küçük oğlu sünnet edilmişti. Sadece meraktan sünnet fiyatını sormuştum. Aradan birkaç gün geçmişti ki, sosyal medya mecralarında Afrika’da sünnet edilecek çocuklar için para toplama reklamı çıktı karşıma. Gördüğüm rakam karşısında şok olmasam da çok sinirlendim. Milletten para toplamak için her fırsatı değerlendiren bu zihniyetten, daha çok tiksinmeye başladım. Benim akrabamın sünnet için ödediği para miktarının üç katına yakın bir para isteniyordu. İstenilen para miktarı 2000 TL olsa, 1000 kişiden para toplansa 2 Milyon TL para toplanmış olur.</p>
<p>Bu paraları nerede kullanıyor bu insanlar? Bu milletin dini hassasiyetini kullanarak vurgun yapmaktan ne zaman vazgeçecekler? Onlar asla vazgeçmeyecek. Ya millet uyanıp bunlara baş kaldıracak veya devlet bunlara karşı harekete geçecek. Başka türlü asla vazgeçmezler.</p>
<p>Devlet tepelerine çökmediği sürece, vurgun yapmaktan vazgeçen birilerini hiç duydunuz mu?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: Yasal ile Helal Arasında</p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/kumbara-vurgunlari/">Kumbara Vurgunları</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.saitcamlica.com/kumbara-vurgunlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atalar Fıkhı Bataklığı</title>
		<link>https://www.saitcamlica.com/atalar-fikhi-batakligi/</link>
					<comments>https://www.saitcamlica.com/atalar-fikhi-batakligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sait Çamlıca]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 18:39:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.saitcamlica.com/?p=4676</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kuran’da Atalar dini olarak anlatılan şey, modern literatürde “Entegrizm” olarak tanımlanır. Entegrizm, Roger Garaudy tarafından kaleme alınan kitaplardan birinin ismidir aynı zamanda. Kitabın tanıtım yazısında Entegrizm şöyle tarif ediliyor; Modern hayatın kendi dinamikleri içerisinde meydana gelen her türlü değişim ve gelişime karşı bir direnç geliştirme durumudur. Dahası siyasi veya dinî bir anlayışı, tarihin bir önceki döneminde sahip olduğu kültür yapısı veya kurumlarıyla özdeş kılmaktır. Bu hâl siyasette de, devlette de, dinde de karşımıza çıkabilir. İster Yahudi ve Hıristiyan kökenli olsun, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/atalar-fikhi-batakligi/">Atalar Fıkhı Bataklığı</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kuran’da Atalar dini olarak anlatılan şey, modern literatürde “Entegrizm” olarak tanımlanır. Entegrizm, Roger Garaudy  tarafından kaleme alınan kitaplardan birinin ismidir aynı zamanda. Kitabın tanıtım yazısında Entegrizm şöyle tarif ediliyor;<br />
Modern hayatın kendi dinamikleri içerisinde meydana gelen her türlü değişim ve gelişime karşı bir direnç geliştirme durumudur. Dahası siyasi veya dinî bir anlayışı, tarihin bir önceki döneminde sahip olduğu kültür yapısı veya kurumlarıyla özdeş kılmaktır.  Bu hâl siyasette de, devlette de, dinde de karşımıza çıkabilir. İster Yahudi ve Hıristiyan kökenli olsun, ister İslam kökenli olsun tüm entegrizmler gelecek için büyük tehlike oluşturur. Entegrizmlerin başarıya ulaşması bütün toplumların kendi içlerine kapanması demektir.<br />
Roger Garaudy Entegrizm kitabında, ister siyasi ister dinî olsun, hakikati temellük etmek ve başkalarının fikirlerine hiç değer vermeyip sırf kendi görüşünü dikte etmek iddiasındaki söylemleri ve hareketleri kritiğe tabi tutuyor. Entegrist tutumun geçmişte ve günümüzde birçok versiyonunda karşımıza çıkan hareketsizlik, uyumsuzluk, geçmişe dönüş özlemi, sıkı gelenekçilik, taassup, içe kapanma, dogmacılık gibi niteliklerine dikkat çekiyor.  Bilimsel, Stalinci ve Roma entegrizmlerinin yanı sıra, ortak paydası fıkıhla şeriatın birbirine karıştırılması olan İslami entegrizmleri hatırlatıyor.<br />
Fazlurrahman, tarihte yaşamış mezhep imamlarının fetvalarını, İslam alimlerinin yorumlarını savunurken, o fetvaların güncellenmesi gerektiğini söyleyenleri eleştirenlere çarpıcı bir benzetme ile cevap verir. “Batı karşısında geliştirdiğimiz tuhaf psikolojik kompleks yüzünden, geçmişi sanki Rabbimizi savunuyormuş gibi savunur hâle geldik.”</p>
<p>Alışkanlık Bataklığı<br />
Değişmeyen tutum, davranış olarak tanımlanır alışkanlık. Bir şeyi sık sık yapmaya devam ederseniz, huy ve alışkanlık haline gelir. Felsefi olarak, iç ve dış etkilere bağlı olarak hep aynı biçimde davranmaya denir. Alışkanlık zaman içerisinde atalete, atalete dönüşen alışkanlık bataklığa dönüşür. Ataleti kırmak, alışkanlığı değiştirmek zaman isteyen bir süreçtir. Hızlı değişim sadece acılı süreçler sonrası olur. &#8220;Alışkanlık, demirden bir gömlektir&#8221; diyen Çin Atasözü, alışkanlığı değiştirmenin zorluğuna vurgu yapar. “Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir” diyor Amos Parrish. </p>
<p>Durgun Fıkıh Bataklığı<br />
Fıkıh sözlükte; anlamak, kavramak, bilmek, keskin zekâ gibi anlamlara gelmektedir. Kelimenin kökünde yarmak ve açmak anlamı da vardır. Bu da “fıkıh” kelimesinin sıradan bir bilme değil, bilinen şeyin, sanki yarıp içine girmiş gibi özüne nüfuz eden ince ve etraflı bir bilme olduğunu gösterir.<br />
Günlük hayatımızda, dinî amellerimizin nasıl yapılacağını ortaya koyup, bizlere anlatan ilme fıkıh ilmi ya da kısaca fıkıh deniliyor. Namaz ve Oruç gibi temel ibadetler konusunda verilen fetvalar kadar, dini yaşantının her alanı için verilen fetvalar Fıkhın konusudur. Müslümanların dini yaşantısını kolaylaştırmak için alimlerin verdiği fetvalar, çağın değişmesiyle yeniden üzerine düşünülmesi gereken yorumlardır. Geçmişte verilmiş olan fetvalar, yaşadığınız çağda işinizi kolaylaştırmadığı gibi zorlaştırıyorsa, ortada ciddi bir problem var demektir.<br />
Sivrisinekler larvalarını (yumurtalarını) durgun sulara bırakırlar. Durgun su aynı zamanda bataklık ve çamur oluşturur. Çamurlaşan bataklığa bırakılan larvalar vaktinde ilaçlanmazsa sivrisinekler çoğalır. Sivrisineklerin kontrolsüz çoğaldığı bir yerde yaşam çok zorlaşır. Sivrisinekler sizi gündüz rahat bırakmaz gece uyutmaz. Şayet su durgun değil hareketliyse, oraya larvalarını bırakamaz sivrisinekler.<br />
Fıkıh alanı da durgun su gibi değil, gürül gürül akan bir nehir gibi olmalı. Fıkıh durgunlaşırsa, bataklığa dönüşür ve hayatı çekilmez hale getirir. Geçmiş dönem fetvalarını güncellemez, olduğu gibi din kabul ederseniz, gürül gürül akması gereken ırmağı durgunlaştırırsınız. Sonrası bataklık ve sivrisinek istilasıdır.<br />
İslam coğrafyasının hali, bunun en önemli ispatı değil mi? Altmışa yakın ülke, iki milyar civarında Müslüman var dünyada. Ancak dünyanın gidişatında bir rolleri yok. Geçmişin bilgisinin ezberlemeyi ilim sanan alimlerle dolu İslam ülkeleri. Geçmişin fetvalarıyla günümüz problemlerini çözemeyeceklerinin bile farkında değiller. Farkında olanların işine gelmiyor yenilikler. Eskici dükkanından para kazanan insanlar, sürekli yeniyi kötüleyerek iş yapabilirler. Bu kafalar eskici dükkanı işleten insanlara benziyorlar.   </p>
<p>Daha İyi mi Biliyorsun?<br />
Bu tartışmanın yapıldığı her ortamda “Sen mezhep imamlarından daha iyi mi biliyorsun?” sorusu sorulur. Bunun sorarak “mezhep imamları yeterince düşünmüş ve bir cevap bulmuşlar. Biz o cevaplar üzerine konuşacak çapta adamlar değiliz” demek istiyorlar. Bana bu şekilde gelen herkese “Mezhep imamları bugün yaşasaydı aynı fetvaları verir miydi?” diye sorarak, onları düşünmeye davet ediyorum. Çağın değişimini, insanın ihtiyaçlarını, değişen soruları, değişmesi gereken cevapları bilecek ve anlatacak alimlere çok ihtiyacımız var.  </p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/atalar-fikhi-batakligi/">Atalar Fıkhı Bataklığı</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.saitcamlica.com/atalar-fikhi-batakligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarikat Sarhoşluğundan Meyhaneye…</title>
		<link>https://www.saitcamlica.com/tarikat-sarhoslugundan-meyhaneye/</link>
					<comments>https://www.saitcamlica.com/tarikat-sarhoslugundan-meyhaneye/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sait Çamlıca]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 10:59:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.saitcamlica.com/?p=4662</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Beş sene öncesine kadar beş vakit namaz kılıyordum” diyen öğretmen, haftada birkaç kez arkadaşlarıyla içmeye gidiyormuş. Namaz kılmayı bıraktığını söylememe gerek yok sanırım. Dini ritüelleri yerine getirmeyi bırakmak ayrı bir konu ama asıl mesele dini inancını da kaybetmiş olmasıdır. Çok sık görüştüğümüz bir öğretmen değildi kendisi. Zamanım olsaydı bu kadar kısa bir sürede böylesi bir inanç boşluğuna nasıl düştüğünü sormak isterdim. “Beş sene öncesine kadar 5 vakit namaz kılıyordum” diyen başka birisiyle de tanışmıştım 2024 yılında. Bu arkadaş adliyede Hakim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/tarikat-sarhoslugundan-meyhaneye/">Tarikat Sarhoşluğundan Meyhaneye…</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Beş sene öncesine kadar beş vakit namaz kılıyordum”</em> diyen öğretmen, haftada birkaç kez arkadaşlarıyla içmeye gidiyormuş. Namaz kılmayı bıraktığını söylememe gerek yok sanırım. Dini ritüelleri yerine getirmeyi bırakmak ayrı bir konu ama asıl mesele dini inancını da kaybetmiş olmasıdır. Çok sık görüştüğümüz bir öğretmen değildi kendisi. Zamanım olsaydı bu kadar kısa bir sürede böylesi bir inanç boşluğuna nasıl düştüğünü sormak isterdim.</p>
<p><em>“Beş sene öncesine kadar 5 vakit namaz kılıyordum”</em> diyen başka birisiyle de tanışmıştım 2024 yılında. Bu arkadaş adliyede Hakim olarak görev yapıyor. Yüz yüze hiç görüşmemiş olmamıza rağmen, beni yıllardır tanıdığını söyleyince, uzun uzun muhabbet ettik. Hakim olarak görev yaptığı yerlerde, üst düzey yöneticilerin kendisini nerelere sürdüğünü anlattığında üzülmüştüm. Adil olmak için ödediği bedelden şikayetçi değildi. Dik durmayı seven genç bir hakim vardı karşımda. Kırılma ve kopma noktasını anlatırken, öfkesi ve hayal kırıklığını gözlerinden okuyabiliyordum. Adalet için verdiği mücadelede kendisini desteklemesini beklediği dindar akrabalarının kendisini yalnız bırakmasıyla dehşete düşmüş. Dindar bir insan olması için gayret gösteren yakın akrabaları bile <em>“adliyenin enayisi sen misin?”</em> diye söylenmeye başlayınca, yaşadığı hayal kırıklığı inancını da götürmüş. Haftanın birkaç akşamı içki içen birini dönüşmüş olması ayrı bir konu olmakla beraber, hiçbir dini inancı kalmadığı gibi dine olan öfke ve nefreti çok büyük.</p>
<p><strong>Cübbeliden Sarhoşluğa</strong></p>
<p>Yıllardır cemaat ve tarikat zihniyetine karşı yazılar yazıp paylaşımlar yapıyorum. Bu paylaşımlarıma tepki gösteren birçok insan oluyor. Tanıdığım bazı arkadaşlarımdan da, özelden eleştiri aldığım çok oldu. Sosyal medya aracılığıyla tartışmayı pek sevmediğim için genelde kısa cevaplar veriyorum. 2010 yılından bu yana tanıdığım genç bir esnaf arkadaşım, bana eleştirilerini sürekli özelden yazarak bildirenlerden birisiydi. Birkaç kez cevap verdikten sonra, kendisiyle bu konularda yazışmayı bıraktım. Bana cevap vermek ve yazdıklarımın yanlış olduğunu anlatmak için Cübbeli Ahmet gibi hurafe anlatan tarikatçıların videolarını gönderiyordu. 2019 yılında bana özelden Cübbeli Ahmet veya Kadir Mısıroğlu videoları gönderen genç esnaf, 2024 yılında her akşam evinde içki içen inançsız birine dönüşmüştü. Kendisiyle bu konuları konuşurken <em>“Senin de hiç ortan yokmuş! Ya Cübbeli Ahmet gibi düşünüp hurafeci oluyorsun veya Ateist oluyorsun”</em> demiştim.</p>
<p>Sosyal medya üzerinden yaptığımız eski yazışmaları kendisine gösterdim. 2019 yılında bana Cübbeli Ahmed’in videolarını gönderirken, 2024 yılında ateistlerin hazırladığı videoları göndermeye başlamıştı. Gönderdiği örneklerin çoğu, tarikatların hurafelerini din sanıp, eleştiri videosu çeken ateistlerin hazırladığı videolardı. Hurafeleri din diye anlatanlarla, hurafeleri din sanıp saldıranlar arasında bir geçiş yapmıştı.</p>
<p><strong>Ateist Olan Nurcu</strong></p>
<p>Risale sarhoşluğundan şarap sarhoşluğuna geçiş yapan başka bir delikanlıyı da anlattılar. Risale sarhoşu olduğu dönemlerde bir araya geldiğimizde, benim Said Nursi ve Risaleler aleyhinde yazdıklarıma kızar, Nurculuğu ve Risaleleri savunmakta ısrar ederdi. Birkaç yıl kendisiyle görüşemedik. Ortak bir arkadaşım beni aradığında <em>“Ne yapıyor o Risale sarhoşu?”</em> diye sormuştum. Verdiği cevap beni şaşırtmıştı. 35 yaşına gelmiş, 15 yıl boyunca Risale okumuş ve risale sohbetlerine katılmış birinden bahsediyorum. Bu risale sarhoşu, her akşam evinde içki içerek sarhoş olan birine dönüşmüş. Ortak arkadaşımızın anlattıklarına öyle şaşırmıştım ki, sosyal medya hesaplarına baktım o eski Risale sarhoşunun. Sadece içki içmeye başlayarak sarhoş olmamış, aynı zamanda Allah inancını da kaybetmiş birine dönüşmüş. Bu dönüşümü yaşayan birçok insan, yakın çevresi dışında kimseyle bunu paylaşmaz. Ancak o arkadaş sosyal medya hesaplarında bile yeni düşünce dünyasını paylaşıp savunuyor.</p>
<p><strong>Sadece Gençler mi Deist Oluyor? </strong></p>
<p>Gençlik ve inanç krizi konularına ilgi duyan herkes, gençlerin deist veya ateist olmaya başlamasından şikayet ediyor. Bu inanç krizi sadece 25 yaş altı gençlerde mi var sanıyorsunuz? Bu yazıda örneklerini verdiğim insanların, en genç olanı 35 yaşında. Hepsinin ortak özelliği dindar aile ve çevrede yetişmiş olmalarıdır. Bazıları yıllarca beş vakit namaz kılmış insanlar.</p>
<p>Yıllarca Başörtüsü özgürlüğü mücadelesi vermiş, miting ve eylemlere katılmış, ilahiyat eğitimi aldıktan sonra öğretmenliğe başlamış bayanların hikayeleri, benim anlattığım örneklerden daha az değil. Başörtüsü mücadelesi vermiş dindar bir bayanın başörtüsünden vazgeçme noktasına gelmesinin sebepleri üzerine kimse düşünmeyecek mi? 28 Şubat’ın ikna odalarında başörtülerini çıkartmamış insanlardan bahsediyorum. Bu insanları kim ikna ediyor?</p>
<p>Tek suçlu, hurafe anlatan cahil hoca sürüsü değil elbette. Çeyrek asra yakın bir süredir dindarların iktidar olduğu bir Türkiye’de, ekonomik krizden daha çok inanç krizi yaşanıyor. Ekonomik sıkıntılar yaşayan, güvenerek oy verdiği insanların yolsuzluklar karşısında suskun kaldığını gören, adaletsizliklere şahit olan insanların yaşadığı bir inanç krizi ve savrulmadır bu. Sonu nereye varır bilmiyorum.</p>
<p>Tarikatların akılsızlığından ateistlerin akılsızlığına, tarikatların tutarsızlığından ateizmin tutarsızlığına geçiş yapıyorlar. <em>“Cübbeli Ahmet gibi konuşuyorum ama Celal Şengör gibi inanıyorum”</em> diyeni bile duymuştum.</p>
<p>Bu gidiş nereye?</p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/tarikat-sarhoslugundan-meyhaneye/">Tarikat Sarhoşluğundan Meyhaneye…</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.saitcamlica.com/tarikat-sarhoslugundan-meyhaneye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allah Torpile İzin Verir mi?</title>
		<link>https://www.saitcamlica.com/allah-torpile-izin-verir-mi/</link>
					<comments>https://www.saitcamlica.com/allah-torpile-izin-verir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sait Çamlıca]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2025 13:40:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.saitcamlica.com/?p=4651</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarikatların en meşhur av yöntemlerinden birisi de “şefaat” inancıdır. Av yönetimi benzetmesini özellikle kullanıyorum. Şeyhlerinin ahrette müritlerine şefaat edip cennete sokacaklarını anlatarak, insanları tuzaklarına çekiyorlar. Bunu yaparken Allah’ı bir Kral gibi anlatıyorlar. Böyle olunca şeyhleri de o Kralın yardımcıları gibi oluyor. Kral’a ulaşmak için aracı olacak yardımcılara ihtiyaç varmış! Şeyhlerini, Allah’ın yardımcısı veya Özel Kalem Müdürü gibi anlatıp, Allah’a giden yolun tüccarlığını yapıyorlar. Şefaat merkezli bu yazıyı yazarken, konuya dair müstakil bir çalışma yapmış olan Prof. Yaşar Düzenli hocanın Kuran [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/allah-torpile-izin-verir-mi/">Allah Torpile İzin Verir mi?</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarikatların en meşhur <em>av </em>yöntemlerinden birisi de “şefaat” inancıdır. Av yönetimi benzetmesini özellikle kullanıyorum. Şeyhlerinin ahrette müritlerine <em>şefaat </em>edip cennete sokacaklarını anlatarak, insanları tuzaklarına çekiyorlar.</p>
<p>Bunu yaparken Allah’ı bir Kral gibi anlatıyorlar. Böyle olunca şeyhleri de o Kralın yardımcıları gibi oluyor. Kral’a ulaşmak için <em>aracı</em> olacak yardımcılara ihtiyaç varmış! Şeyhlerini, Allah’ın yardımcısı veya Özel Kalem Müdürü gibi anlatıp, Allah’a giden yolun tüccarlığını yapıyorlar.</p>
<p>Şefaat merkezli bu yazıyı yazarken, konuya dair müstakil bir çalışma yapmış olan Prof. Yaşar Düzenli hocanın <em>Kuran ve Şefaat</em> kitabından istifade ettim. Yaşar Düzenli hoca, insanların şefaat inancının, rüşvet ve torpile alışmak olduğunu söylüyor.</p>
<p><em>Yeryüzünde herhangi bir rüşvet veya tanıdık vasıtasıyla hakimin görüşünün olumsuzdan olumluya dönmesine tanık olanlar, aynı şeyin ahrette de geçerli olabileceğini düşünmektedirler. Kuran&#8217;ın nüzul döneminde İsrailoğulları, ahret işlerini dünya işleriyle kıyaslayarak, ahrette insanın fidye veya azizlerden birinin şefaatiyle kurtulacaklarını sanıyor ve böylece Allah&#8217;ı, nüfuzlu kimselerin, huzurunda şefaat edip suçluyu affettirecekleri, ya da insanlara mevki, çıkar sağlayacakları krallara ve prenslere benzetmiş oluyorlardı.</em> (Kuran ve Şefaat – Prof. Yaşar Düzenli &#8211; Pınar Yayınları &#8211; S.60)</p>
<p><strong>Kuran Ne Diyor?</strong></p>
<p>Öteki dünyada şeyhlerin müritlerine şefaat edeceğini düşünmek bile, Kuran’a aykırıdır. Kelimenin tam anlamıyla müşrik inancıdır. Kuran’da şefaat konusunda ki birkaç ayeti okuyan herkes, şefaat inancının mümkün olmadığını anlayacaktır. Birkaç ayeti hatırlatarak devam edeyim.</p>
<p><em>Öyle bir günden korkun ki, o gün kimse başkası için bir şey ödeyemez; hiç kimseden şefaat kabul olunmaz, hiçbir kimsenin yerine başkası kabul edilmez; onlara asla yardım da yapılmaz. </em>(<a href="https://www.kuranvemeali.com/bakara-suresi/48-ayeti-meali">Bakara  48</a>)</p>
<p><em>Ey iman edenler! İçinde hiçbir alışverişin, dostluğun ve şefaatin geçerli olmayacağı bir gün gelmeden önce size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın. Kâfirlere gelince, onlar zalimlerin ta kendileridir.</em> (<a href="https://www.kuranvemeali.com/bakara-suresi/48-ayeti-meali">Bakara 254</a>)</p>
<p><em>Kalplerinde Rablerinin huzurunda toplanıp sorguya çekilme korkusu taşıyanları, kendileri için O’ndan başka ne bir koruyucu ve yardımcı ne de bir şefaatçi olmadığı konusunda Kuran’la uyar. Belki böylece şirk ve günahlardan bütünüyle sakınırlar!</em> (Enam 51)</p>
<p><em>Dinlerini bir oyun ve eğlence edinen, kendilerini dünya hayatı aldatmış o kimseleri kendi hallerine bırak. İnsanlara Kuran ile şunu hatırlat: Herkes kendi yaptığı günahlar yüzünden hesaba çekilecek. O zaman insanın Allah’tan başka ne bir yardımcısı ne de bir şefaatçisi olacak. Azaptan kurtulmak için her şeyini fidye olarak vermek istese bile yine de kabul edilmeyecek. İşte onlar işledikleri günahlar yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. İnkarlarından dolayı onlara kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır.</em> (Enam 70)</p>
<p><em>Andolsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz ve (dünyada) size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız. Hakkınızda (yaratılışınızda) ortaklarımız sandığınız şefaatçilerinizi de yanınızda görmeyeceğiz. Andolsun, aranız açılmış, (tanrı) sandığınız şeyler sizi bırakıp gitmiştir.</em> (Enam 94)</p>
<p><em>(Fakat) onlar, hesap gününün gerçekleşmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Önceden onu yok sayanlar gerçekleştiği gün derler ki: “Doğrusu rabbimizin elçileri gerçeği getirmiştir. Keşke bizim şefaatçilerimiz olsa da bize şefaat etseler veya (dünyaya) geri döndürülsek de yapmış olduğumuz amelleri başka türlü yapsak!” Onlar cidden kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler de (putlar) kendilerinden uzaklaşıp kayboldu.</em> (Araf 53)</p>
<p><em>Müşrikler, Allah’ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda veremeyen putlara tapıyor ve: “Bunlar, Allah yanında bizim şefaatçilerimizdir” diyorlar. De ki: “Böyle bir şey söz konusu olacak da, Allah onu bilmeyecek, öyle mi? Yoksa siz Allah’a, göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” Şüphesiz ki Allah, onların ortak koştukları şeylerden pak ve yücedir.</em> (Yunus 18)</p>
<p><em>Dünyada Allah’a koştukları ortaklardan kendilerine bir tek şefaatçi bile çıkmamış, bunun da ötesinde, o ortaklarını orada ret ve inkar etmişlerdir.</em> (Rum 13)</p>
<p>Tek bir kelime bile yorum eklemeden paylaştığım bu ve benzeri ayetleri okuyan herkes, şefaat konusunda Kuran’ın ne dediğini anlamış olur. Bu ayetleri görmezden gelip, birkaç ayet içerisinde geçen <em>izin</em> kelimesinden yola çıkarak, şeyhlerinin kendilerine şefaat edeceğini iddia etmeleri, tam bir cambazlıktır.</p>
<p><strong>Cennet Garanti mi? </strong></p>
<p>Birinin başkasına şefaat edebilmesi için önce kendisinin cenneti garantilemiş olması gerekir. Şefaat kelimesi sözlüklerde <em>“bir kimsenin suçunun bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi konusunda o kimseyle bir başkası arasında yapılan aracılık”</em> olarak tarif edilir. Kim kimin cenneti garantilediğinden emin olabilir ki? Allah’ın rahmetine Peygamberimiz bile muhtaç olduğu için <em>“Benim cennetim garanti”</em> dememiş. Şeyhlerinin, Allah’ın rahmetini ve cenneti garantilemiş gibi konuşmaları, insanları kandırmaktan başka bir şey değildir. Peygamberimizden rivayet edilen meşhur sözlerden birisi, Peygamber çocuklarının bile babalarına güvenerek gevşek davranmamaları gerektiğini hatırlatır: <em>“Kızım Fatıma! Babanın Peygamberliğine güvenme! Rabbine karşı kulluk vazifeni yap! Eğer Allah&#8217;tan nefsini satın alamazsan vallahi ben bile senin namına hiçbir şey yapamam&#8230;&#8221;</em></p>
<p>Bu rivayeti gençler daha iyi anlasın diye <em>“Babanın Peygamberliğine güvenme! Öyle bir mahkeme var ki, ben bile sana torpil yapamam”</em> diye paylaşmıştım. Rivayetin orijinalinde <em>torpil</em> kelimesi geçmiyor diye eleştirenler olmuştu. Rivayetin orijinalinde <em>torpil</em> kelimesinin geçmediğini biliyordum. Söylenen sözü, günümüz gençliğinin diliyle ifade etmek için bu şekilde kullanmıştım. Bu yazı için aynı rivayeti yazarken, yine yazının mesajına uygun bir dil kullanayım. Peygamberimiz kızına diyor ki; <em>“Babanın Peygamberliğine güvenme! Öyle bir mahkeme var ki, ben bile sana şefaat edemem”</em></p>
<p>Kuran’da ki birçok ayete, Peygamberimizin uyarısına, Allah’ın adaletine sığmayacağı gerçeğine rağmen, yıllardır Müslümanları şeyhlerin şefaatine inandırarak kandırmaya devam ediyorlar. Anadolu’da, kendisini kurtaramadığı halde, başkalarını kurtarmaktan bahsedenler için güzel bir benzetme vardır; <em>Kendisi muhtac-ı himmet bir dede, Nerde kaldı gayrıya himmet ede.</em></p>
<p><strong>Allah Kral Değildir</strong></p>
<p><em>Kuran ve Şefaat</em> kitabında, Prof. Yaşar Düzenli, Mekke müşrik zihniyeti ile bugünün şefaat anlatma dilinin aynı olduğunu, Kuran’ın şefaat inancını asla kabul etmediğini vurguluyor.</p>
<p><em>Öyle anlaşılıyor ki Mekke müşrikleri Allah&#8217;ı, tıpkı bir hükümdar gibi düşünüyorlar ve antropomorfist bir yaklaşım sergiliyorlardı. Nasıl ki, hükümdarın yanına doğrudan değil, aracılar vasıtasıyla girilir, hükümdara bir şey kabul ettirmek için onun katında sözü geçen birini bulmak gerekirse; Allah&#8217;ın huzuruna varmak ve O&#8217;nun tarafından kabul görmek için de aracılara başvurmak gereğine inanmışlardır. İşte ayet bu anlayışı ortadan kaldırmaya yönelik ilk adımdır.</em></p>
<p><em>Şah Veliyyullah Dehlevî&#8217;nin dediği gibi, yerleri ve göklerin yaratıcısının Allah olduğunu söyleyen bu insanların bir kısım yarı tanrılar ihdas ederek, Allah katında kendilerine şefaatçi edinmeleri, kıyasu&#8217;l-ğaib ale&#8217;ş-şâhit usulünden hareket ederek, Allah&#8217;ı dünya krallarına benzetme yanlışlığındandır.</em> (Kuran ve Şefaat – Prof. Yaşar Düzenli &#8211; Pınar Yayınları &#8211; S.120)</p>
<p>Allah bir Kral değildir. Şeyh sandıkları insanlar ise Kral’ın yardımcıları değildir. Şeyhlerini, Allah’ın yanına girmeden önce müracaat edilen Özel Kalem Müdürü gibi anlatan <em>şefaat tüccarlarından</em> uzak durun. Allah, tüm kullarına şah damarından daha yakındır. Şah damarınızdan daha yakın olan Allah’a ulaşmak için, şeyh damarından bahsedenler, <em>şefaat tüccarı</em> sahtekarlardır.</p>
<p>Şeyh damarı tuzak, şefaat inancı oltadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sait Çamlıca</strong></p>
<p>Eğitimci &#8211; Yazar</p>
<p>The post <a href="https://www.saitcamlica.com/allah-torpile-izin-verir-mi/">Allah Torpile İzin Verir mi?</a> appeared first on <a href="https://www.saitcamlica.com">Sait Çamlıca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.saitcamlica.com/allah-torpile-izin-verir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>