<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:creativeCommons="http://backend.userland.com/creativeCommonsRssModule" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0"><channel><title>nebilim.net</title><link>http://www.nebilim.net/</link><description>Uzaydan görülebilen tek blog</description><language>en</language><managingEditor>noreply@blogger.com (Emir ALP)</managingEditor><lastBuildDate>Thu, 05 Nov 2009 12:54:19 PST</lastBuildDate><generator>Blogger http://www.blogger.com</generator><openSearch:totalResults xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/">420</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/">1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/">25</openSearch:itemsPerPage><creativeCommons:license>http://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/2.0/</creativeCommons:license><image><link>http://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/2.0/</link><url>http://creativecommons.org/images/public/somerights20.gif</url><title>Some Rights Reserved</title></image><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/nebilim" type="application/rss+xml" /><feedburner:emailServiceId>nebilim</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item><title>Domuz gribi - Gribal toplum psikolojisi</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/Ng61NlIdaFY/domuz-gribi-gribal-toplum-psikolojisi.html</link><category>h1n1</category><category>domuz gribi</category><category>sağlık bakanlığı</category><category>memleket meselesi</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Thu, 05 Nov 2009 12:54:19 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-7496376945299933931</guid><description>Toplum olarak daha öncesinde de &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Pandemi"&gt;pandemik&lt;/a&gt; hastalıklar aştık; deli dana, kuş gribi gibi.&lt;br /&gt;
Ama bu H1N1 namı diğer domuz gribi memlekette muazzam bir panik havası estiriyor.&lt;br /&gt;
Akademisyenlerin bir çoğu ülkemizde görülen vakaların dünya sağlık örgütü verilerine göre domuz gribi olmadığından bahsedip, sağlık bakanlığı tarafından ülkede estirilen havanın paniğe sebep olduğunu dile getiriyor. Diğer taraftan, sağlık bakanlığı tarafından sağlık kuruluna davet edilen ve domuz gribi konusunda hükümetin politikalarını yönlendiren akademisyenler de tam aksine, ülke sathında &lt;a href="http://www.nethaber.com/Politika/119150/Eski-Saglik-Bakani-Osman-Durmustan-KORKUTAN-UYARI"&gt;pandemik bir hava estirilmesine&lt;/a&gt; sebep oluyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sağlık kurulunda yer alan akademisyenlerin sebep oldukları, bence üzerlerinde hissetmiş oldukları sorumluluk baskısından kaynaklanıyor ve bu sebeple paranoyak bir şekilde yürütülen politikaları yönlendiriyorlar. Bir yanda Başbakan korkusu diğer yanda ya beklendiğinden öte bir şey olursa korkusu...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Söz konusu salgının olduğu süre içerisinde H1N1 den &amp;nbsp;can kayıpları göz önüne alınınca normal gripten hayatını kaybedenlerin oranı pandemi tedbirlerinin akılcılıktan öte paranoyaya dönüştüğünü gösteriyor. Hele ki aşı üretici firmaların aşı deney fazları (2 yaş altı ve hamilelerde denenmediği gibi )konusunda yapmış oldukları açıklamalar dikkate alınınca ben estirilen havaya inanmıyorum.&lt;br /&gt;
İşyerleri artık iyice huzursuzlukla dolmaya başladı, insanlar en ufak bir aksırık da dahi karşısındakilere tıpkı bir vebalı tavrı koyuyor. &lt;b&gt;Tedbir elbette önemli ama tedbir alınmaya çabalanırken toplum psikolojisi de düşünülüp korkudan çok akılcı bir tavırla politikalar yürütülmeli.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Ne diyeyim toptan geçmiş olsun...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Son olarak değerli Dohtur Kenan Abimin paylaştığı tabipler birliğinin &lt;a href="http://www.istabip.org.tr/icerik/ttb-12/"&gt;konu ile ilgili açıklamasını vereyim.&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-7496376945299933931?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-11-05T22:54:19.074+02:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/11/domuz-gribi-gribal-toplum-psikolojisi.html</feedburner:origLink></item><item><title>Peygamber Efendimizi bulaştırmayın bu işe (bestofmen.org)</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/cEMfhgH3Kso/peygamber-efendimizi-katmayn-bu-ise.html</link><category>bestofmen.org</category><category>saçmalık</category><category>kafadan</category><category>best of men</category><category>bestofmen</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Sun, 01 Nov 2009 09:00:33 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-232347073668105021</guid><description>&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;br /&gt;
Bugün &amp;nbsp;e-posta kutusunda, sevdiğim insanlardan gelen, aşağıdaki zincir posta beni ne kadar hüsrana uğrattı bilemezsiniz. Bir zamanlar benzer birşey için Atatürk kullanılmıştı. Sonunda bir fiyasko ve üç kağıt olduğu da ortaya çıkmıştı. &lt;a href="http://beyn.org/who-should-live-again/"&gt;beyn.org bununla&lt;/a&gt; ilgili ayrıntıları yazmıştı. Şimdi benzer bir şey, Hz Muhammed'in ve Hz İsa nın da adının yer aldığı bir şaçmalık ortalarda dolaşıyor. "Best of men" diye bir saçmalıkta iki peygamber; bilimadamları, devlet adamları vd ile karşılaştırılıyor. Bir de iletinin başındaki mesaja bakar mısınız?&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;Her ne kadar kimseye herhangi bir şey ispatlamaya gerek olmasa da Peygamberimiz'i (SAV) sevdiğimizi ifade etmek açısından katılmak lazım diye düşünüyorum. Gerisi ilgine kalmış ;)&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&amp;nbsp;Ya Allah'ınızı severseniz bunlarla uğraşılıp ispat edilmeye çalışılan nedir, nasıl bir egodur, neyin çabasıdır benim aklım almıyor. &lt;b&gt;Aklı alıp da bu işi zincirleme yürütenlere de üzüntülerimi iletiyor ve alet oldukları oyunu daha bir akıllıca düşünmelerini diliyorum.&lt;/b&gt; Peygamber Efendimize sevgiyi ifade etmenin yolu bu işlerden geçiyorsa ben almayayım, böyle sevgi olmaz arkadaşım, kardeşim! Kusura bakabilirsiniz ben sizler gibi sevemiyorum, böyle saçma şeyleri kanıksayamıyorum. Sonuçta ne olacak? Kim kendini nasıl tatmin edecek? Ya oylamadan Hz Muhammed çıkmazsa?&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;DUNYADA EN&amp;nbsp;COK SEVILEN KISI diye bir oylama  var....&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;2010 subatda sonuc belli olacak....&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;10 kisi var bu oylamada aday...&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;biride Peygamber Efendimiz...&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Oyunuzu kullanin vede bu&amp;nbsp;mesaji baskalarinada  yollayinki,Rabbimizin bu&amp;nbsp;kainati onun yuzu suyu hurmetine yaratttigi,bizim  rehberimiz,efendiler efendisi......insanligin iftihar tablosu...Kainatin  efendisi..HZ.seyyidul beser&amp;nbsp; kimmis insanliga gosterelim..............sevgiler  ve saygilar.Adres:&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;a href="http://www.bestofmen.org/"&gt;http://www.bestofmen.org/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="font-size: medium;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-232347073668105021?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-11-01T19:00:33.217+02:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/11/peygamber-efendimizi-katmayn-bu-ise.html</feedburner:origLink></item><item><title>Sakarya'da çelenk koyma töreninde Başsavcının gelmeyen çelenk gerginliği</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/BHEUcFKFSWE/sakaryada-celenk-koyma-toreninde.html</link><category>cumhuriyet bayramı</category><category>kafadan</category><category>sakarya</category><category>çerez haber</category><category>çelenk koyma töreni</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Wed, 28 Oct 2009 12:53:58 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-2617165284708340016</guid><description>Ara sıra şöyle Sakarya şehrinin bürokrasisine ilişkin çerez (magazinel) haberler vereyim istiyorum ama açıkçası göze batma meselesi beni biraz alıkoyuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bugün, Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle kent meydanında, yağmur altında yapılan Atatürk anıtına çelenk koyma töreninde maalesef şehrimiz Başsavcısı talihsiz anlar yaşadı. (Nasıl, hemen hemen yerel gazete haberi tadında değil mi? Neyse devam edeyim...)&lt;br /&gt;
Şehrimiz Valisi Hüseyin ATAK ve diğer protokolün de hazır bulunduğu törenin başlaması esnasında Sakarya adliyesine ait çelengin yerinde olmadığını öğrenen şehrimiz Başsavcısı büyük panik ve heyecan yaşadı.Öfkeyle, sunulacak çelenklerin dizildiği alana gelip de çelengi sırasında göremeyip küplere bindiği gözlenen Başsavcı o sinirle alanda makam aracının park ettiği alana doğru ilerlemeye başladı. Çelengin yerine doğru getirildiğini görünce büyük rahatlık hissettiği gözlendi.&lt;br /&gt;
Çelengi tören alanına getirmekle sorumlu koruma, şöför ve diğer görevlilerin ahvali hakkında net bilgilere ulaşılamadı ama &amp;nbsp;şehrimiz Başsavcısının gazabına uğrayabilecekleri düşüncesinin bürokratik çevrelerde dillendirilmeye başlandığı görüldü.:)&lt;br /&gt;
Emir ALP, nebilim.net, Sakarya, esen kalın! :)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi normal bir vatandaşın pek de farkında olmayacağı olsa dahi kendisi için bir anlam taşımayacak olan bu durum maalesef ki protokol içerisinde Başsavcı aleyhine olumsuz bir intiba bırakacak ve çeşitli dedikodulara vesile olacaktır. Neyse bilginiz olsun işte.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-2617165284708340016?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-28T21:53:58.477+02:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/10/sakaryada-celenk-koyma-toreninde.html</feedburner:origLink></item><item><title>Osmanlıyı parçalayan da açılımlardı</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/LzQyO0miCSU/osmanly-parcalayan-da-aclmlard.html</link><category>kürt açılımı</category><category>sömürgecilik</category><category>yeni osmanlıcılık</category><category>kürt meselesi</category><category>memleket meselesi</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Wed, 28 Oct 2009 11:48:54 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-4669620232851035733</guid><description>Osmanlının son dönemleri hep birileri memnun etmek için açılım üstüne açılım yapmakta geçti. Osmanlı yönetimi özellikle Balkanlarda kimleri kaçırmamak, bir arada tutmak için açılım yoluna gittiyse açılan o kapılar tek tek yerle bir oldu, yeni devletler, yeni milletler ortaya çıktı.&lt;br /&gt;
Soner YALÇIN'da &lt;a href="http://www.odatv.com/Siyaset/peki_onlar_nasil_karsilandi-18158.html"&gt;odatv.com üzerinde&lt;/a&gt; tam da bu konuya değinmiş:&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;Türkiye dejavu yaşıyor. 100 yıl önce Balkanlar’da başına gelenlerin neredeyse tıpatıp aynısı bugün Güneydoğu’da karşısında. Tek fark, ayrılıkçı çeteler dağdan inerken değil Avrupa’nın baskısıyla cezaevinden çıkarılırken davul zurnayla karşılanıyor olmasıdır. Üstelik ayrılıkçılar ve karşılama ekibi Türk mahallerinden geçerek gösteri yapıyorlardı.&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-4669620232851035733?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-28T20:48:54.643+02:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/10/osmanly-parcalayan-da-aclmlard.html</feedburner:origLink></item><item><title>Belge de gerçek(!) çıktı, nolcak şimdi?</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/-2ZfOsnEGac/belge-de-gercek-ckt-nolcak-simdi.html</link><category>tsk</category><category>fetullah gülen</category><category>siyasete müdahale</category><category>memleket meselesi</category><category>tsk karşıtlığı</category><category>taraf gazetesi</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Mon, 26 Oct 2009 14:18:04 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-1443330519867677058</guid><description>Gördün mü işi, n'olcak şimdi? Koca TSK sıkıştı mı köşeye?&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Ne garip, ne ilginç bir zamanlama&lt;/b&gt;.&lt;br /&gt;
Hala daha insanın aklı almıyor TSK nın teşkilat olarak "akp ve güleni bitirme planı" gibi bir çalışmaya girişip bunu bir de yazılı bir rapor haline getirmesini.&lt;br /&gt;
Bir ihbar mektubuyla &lt;a href="http://www.internethaber.com/photo_news.php?id=998"&gt;söz konusu belge&lt;/a&gt; savcıya intikal etmiş. Cesur subayımız(?)&lt;a href="http://www.taraf.com.tr/haber/42822.htm"&gt; bütün hikayeyi &lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=212570"&gt;mektuba dökmüş&lt;/a&gt; ve ilgili belgeyi de nasıl temin ettiğini anlatmış: "Klasörden aldım. Kaybolduğunu fark ettiler ama daha sonra birisinin imha ettiğini düşünerek rahatladılar", diyor.&lt;br /&gt;
Ne kaddar enteresan! O klasörde sadece o belge mi vardı? Madem emirle yapılmış yazılı emri de EK-Ğ olarak koysamış daha da inandırıcı olurmuş gibime geliyor. Veya emir şifaendi de plan niye yazılı? O kadar evrağı yok eden bilgisayarları silebilen bir teşkilat, aslı dosyasından kaybolmuş bir evrağı; birisi imha etmiştir diye göz ardı edebilme cesareti gösterebilmiş ya pes doğrusu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kaldı ki yalan ya da gerçek; &amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;TSK böyle bir psikolojik faaliyet planı içine girmişse hiç yadırgamam.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Yurtiçinde, yurtdışında o kadar dernek, vakıf bu millet, iktidar ve cumhuriyet üzerinde o kadar psikolojik faaliyet planlayıp yürürlüğe koyabiliyorsa bu ülkenin istihbarat kurumları ve dahi silahlı kuvvetleri de aynı şeyi bittabi yapabilir.&lt;/b&gt; Ha oldu ki yapmaya çalışmış fakat başarılı olamamış ve hatta bu durum da ortaya çıkmışsa, bu cunta her kimlerden ibaretse onlar da ortaya çıkmalı ve ey Türk Milleti durum böyleyken böyle, biz böyle böyle yaptık ama maalesef ki bi haltı beceremedik diyebilmeli. Ama gel gör ki aleni olarak, siyasi olarak hükümete karşı &amp;nbsp;siyaset güdenlerin durumları gözler önündeyken bu cesareti göstermelerini beklemek de ne kadar gerçekçi olur orasını bilemem.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Neticede &amp;nbsp;ben bu cuntacılık oyununda TSK nın hiyerarşik olarak yer aldığına inanmıyor ve bütün bu faaliyetlerin de Türk milleti ve Türk ordusu üzerine oynanan bir oyun olduğuna inancımı koruyorum.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Göreceğiz bakalım bu ilginç zamanlamalı gündem oyunları neyin nesidir. Tarihte artık gizli bir şey kalmıyor, bugün olmasa da yarın mutlaka ortaya çıkacaktır neyin ne olduğu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-1443330519867677058?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-26T23:18:04.015+02:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/10/belge-de-gercek-ckt-nolcak-simdi.html</feedburner:origLink></item><item><title>Güldüşümü 2</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/MjbZsiXqpHc/guldusumu-2.html</link><category>şiirlerim</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Mon, 26 Oct 2009 13:43:39 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-2004511536601612680</guid><description>&lt;div class="MsoNormal"&gt;Gülün pembe gölgesinde üşüyor&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Güle sığınmış kalbim.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Batan dikenler,&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Yalnızlığı kanatıyor.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Gül …&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Gülüşünde düşüm&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Bırakma aklımı güldüşümüne&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Kanayan yalnızlık kaçsın istediği yere, bırak&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Gül…&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Düşüm…&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Güldüşümünde …&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Sen,&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Kaçan yalnızlığın suladığı&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Umut ve düşün bedene bürünmüş hali&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Sen, gül&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Gül ki &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Güldüşümünde sarılalım hayata sımsıkı&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Güldüşüm,&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Düşümde kalma &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Hayatın güldüşümünde gerçeğim ol&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-2004511536601612680?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-26T22:43:39.368+02:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/10/guldusumu-2.html</feedburner:origLink></item><item><title>Tüm "Ali (Artin) Kemallere"</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/BK2u0UuP9P4/tum-ali-artin-kemallere.html</link><category>türklük</category><category>türkçülük</category><category>memleket meselesi</category><category>ziya gökalp</category><category>türk milliyetçiliği</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Sat, 24 Oct 2009 15:06:35 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-6980703388183481098</guid><description>&lt;b&gt;Bana Türk değilsin diyenlere&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben Türk’üm Diyorsun, sen Türk değilsin.&lt;br /&gt;
Ben İslam’ım diyorsun, değilsin İslam.&lt;br /&gt;
Ben, ne ırkım için senden vesika,&lt;br /&gt;
Ne de dinim için isterim ilam.&lt;br /&gt;
Türklüğe çalıştım zevkim için&lt;br /&gt;
Ummadım bu işten asla mükafat.&lt;br /&gt;
Bu yüzden bu kadar felaket çektim,&lt;br /&gt;
Hiçbir an esefle demedim heyhat.&lt;br /&gt;
Hatta ben olsaydım Kürt, Arap, Çerkez,Ermeni…&lt;br /&gt;
İlk gayem olurdu Türk Milliyeti.&lt;br /&gt;
Çünkü, Türk kuvvetli olursa mutlaka,&lt;br /&gt;
Kurtarır her Türk’üm diyen milleti.&lt;br /&gt;
Türk olsam, olmasam ben Türk dostuyum,&lt;br /&gt;
Türk olsan, olmasan sen Türk düşmanı.&lt;br /&gt;
Çünkü, benim gayem Türk’ü yaşatmak,&lt;br /&gt;
Senin öldürmek her yaşayanı.&lt;br /&gt;
Türklük hem mefkurem, hem de kanımdır,&lt;br /&gt;
Sırtımdan alınmaz çünkü, kürk değil.&lt;br /&gt;
Türklük hâdimine Türk değil diyen,&lt;br /&gt;
Soyca Türk olsa da piçtir Türk değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Z.Gökalp&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-6980703388183481098?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-25T01:06:35.440+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/10/tum-ali-artin-kemallere.html</feedburner:origLink></item><item><title>Kamptakiler değil, sorun dağdakiler</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/X8kBBk4qNY0/kamptakiler-degil-sorun-dagdakiler.html</link><category>bölücü siyaset</category><category>kürt açılımı</category><category>kandil</category><category>mahmur</category><category>memleket meselesi</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Sat, 24 Oct 2009 14:24:10 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-5330994963755606358</guid><description>&lt;span style="font-family: Arial, sans-serif; font-size: medium;"&gt;&lt;span style="font-size: 15px; white-space: pre-wrap;"&gt;34 pkklı gelmişmiş, 6 yaşındaki çocuk da mı pkklı terörist?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Arial, sans-serif; font-size: 15px; white-space: pre-wrap;"&gt;Kamptakileri değil, dağdakileri gidin alın ellerindeki silahlarla, o zaman bir nebze olsun inandırıcı olur&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Arial, sans-serif; font-size: 15px; white-space: pre-wrap;"&gt;açılım sevdanız.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Arial, sans-serif; font-size: 15px; white-space: pre-wrap;"&gt;Dağdakileri kolluk,emniyet,(oldu olacak artık) silahlı kuvvetlerinle gider alırsın, silahlarına el koyarsın. Silahların kriminal incelemeleriyle, hangi silahtan kim tarafından hangi Mehmetçiğimize kurşun sıkılmış, bunun faili kimdir bellli olur. Tutar yargılarsın, suçlu olan cezasını çeker.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Arial, sans-serif; font-size: 15px; white-space: pre-wrap;"&gt;Bir milletin de gönlü ferah olur, dağda kancık terörist kurşunu yiyen Mehmetçiğin katilleri, bir devlete bir millete kurşun sıkanlar cezalarını çekerler. Hem vicdan hem de hukuk işler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Arial, sans-serif; font-size: 15px; white-space: pre-wrap;"&gt;Dağdakiler tükendikten sonra kamptaki karı kız, çoluk çocukla zaten sıkıntımız yok. Onlar geldiler de biz gelmesinler mi dedik? Sanki onları tutup bu devlet sürdü  kamplara...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Arial, sans-serif; font-size: medium;"&gt;&lt;span style="font-size: 15px; white-space: pre-wrap;"&gt;Kamplarda da kamufle olmuş kancık teröristler halktan ayrılır, ne bok oldukları ortaya çıkar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Arial, sans-serif; font-size: 15px; white-space: pre-wrap;"&gt;Kamp dediğimiz de güya BM idaresi altında, oysa terörist idaresinde bir kamp, Mahmur, neyse ne!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Arial, sans-serif; font-size: medium;"&gt;&lt;span style="font-size: 15px; white-space: pre-wrap;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Arial, sans-serif; font-size: medium;"&gt;&lt;span style="font-size: 15px; white-space: pre-wrap;"&gt;&lt;b&gt;Ayrıca bu kamplar öyle laylaylom günlük yaşamın sürüp gittiği yerler değil, 7 den 70 e oradaki herkesin senelerce bölücü bir ideolojik eğitimden geçtiği yerler.  Kamuoyunda gözden kaçırılmaması gereken bir konu.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Arial, sans-serif; font-size: medium;"&gt;&lt;span style="font-size: 15px; white-space: pre-wrap;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Arial, sans-serif; font-size: medium;"&gt;&lt;span style="font-size: 15px; white-space: pre-wrap;"&gt;&lt;b&gt;Resmi ideoloji diye devlet eğitim-öğretimini yeren aydın takımı yaklaşık 12000 kişilik, senelerce bölücü ideolojik eğitimin tesirinde kalmış bu insanların milletle, devletle kaynaşması barışması için neler düşünüyor acaba,&lt;/b&gt; bundan hiç söz eden yok.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-5330994963755606358?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-25T00:24:10.411+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/10/kamptakiler-degil-sorun-dagdakiler.html</feedburner:origLink></item><item><title>Açılım hakimlerine : Nasıl bir vicdanla Türk Milleti adına karar verebildiniz?</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/WyqwBdbJFXY/aclm-hakimlerine-nasl-bir-vicdanla-turk.html</link><category>kürt açılımı</category><category>demokratik açılım</category><category>memleket meselesi</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Wed, 21 Oct 2009 12:37:43 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-4467823385009545314</guid><description>Roj tv de, sınıra girmeden önce keza sınırı geçtikten sonra defaatle, "önderliğin isteği ile , sayın öcalanın isteği" ile geliyoruz diye yırtındı terörist oldukları aşikar bu insan müsvetteleri. Ne süper sonik bir sorgulamaydı da terör örgütü üyesi oldukları 7 yaşındaki çocuk tarafından bile bilinen insanları serbest bırakabildiniz?&lt;br /&gt;
PKKlı denen nedir? PKK nedir? Ya terör örgütü, ya terör örgütü üyesi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
10 larca insan 1.5 yıldır daha hakim karşısına bile çıkartılmadan f tiplerinde tutuklu bulunurken siz nasıl bir iddianame ve hüküm ile bunlar hakkında karara varabildiniz de serbest kalmalarını sağladınız?&lt;br /&gt;
Biraz vicdan, meslek onuru olsaydı bu teröristler hakkında bu hükmü vermek yerine işgal ettiğiniz o "Türk Milleti" adına karar verilen makamdan istifa ederdiniz.&lt;br /&gt;
Hukukmuş, adaletmiş ne sizin haddinize ne de o yamandığınız iktidarın! Unutmayın ki iktidarlar geçicidir baki olan millet ve devlettir. Vicdanını kanattığınız milletin kanına muhtaç kalacaksınız, inşallah Allah o günlere muhtaç bırakmaz bu milleti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve milletin içine sızan bu truva atları sizin de kuyunuzu kazacak ve bunlara sunduğunuz adalette(?) boğulacaksınız.&lt;br /&gt;
Bu boktan yaklaşım, &amp;nbsp; senelerce&amp;nbsp;7 den 70 e,&amp;nbsp;binlerce kürtçü ideoloji ile yetişmiş truva atlarıyla bu milletin içine nifak tohumları ekecektir.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Bu açılım yaklaşımı, &amp;nbsp;içeride nefreti körükleyip yine senelerce terör ile bağdaştırmamak için çabalanan Kürt halkını terörle paketleyip binlerce şehit ailesinin arasına pimi çekilmiş bir bomba gibi bırakma planıdır.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Geçmiş olsun, bugünden sonra millete düşen bu pimi çekilmiş bombanın kucağında patlamaması için sokaklara dökülmektir. Milliyetçi, vatansever, demokrat kim varsa bu truva atı operasyona karşı olmalıdır.&lt;br /&gt;
Neredesin ey MHP, BBP, İP, Saadet, GP, ADD, TGB &amp;nbsp;teşkilatı&lt;br /&gt;
Neredesin ey şehit aileleri&lt;br /&gt;
Neredesin ey Türk Milleti&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-4467823385009545314?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-21T22:37:43.093+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/10/aclm-hakimlerine-nasl-bir-vicdanla-turk.html</feedburner:origLink></item><item><title>The Pekeke Show</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/3q62m9EM4sM/pekeke-show.html</link><category>kürt açılımı</category><category>barış elçileri</category><category>memleket meselesi</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Mon, 19 Oct 2009 13:38:11 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-6996611222340801088</guid><description>Terörist başı, bebek katili aponun emriyle &lt;a href="http://internethaber.com/news_detail.php?id=211706&amp;amp;page=3"&gt;Kandilden inmişler.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
Pişmanlık falan yokmuş barış elçisi(?) teröristlerde. (8 kişi)&lt;br /&gt;
Teröristler militanlığa, bebek katili abdullah öcalanlığa terfi etti. Sizin gibi basın/yayının ben ta baskı makinasının civatasını bükeyim.&lt;br /&gt;
Etkin pişmanlıktan falan da yararlanmak istemiyorlarmış.&lt;br /&gt;
Hiç silahlı eyleme karıştınız mı sorusuna "Hayır" cevabı veremiyorlar.&lt;br /&gt;
Ellerinde, Başbakana, Genelkurmay Başkanına, Cumhurbaşkanına ve TBMM Başkanına mektup getirmişler.&lt;br /&gt;
Bu mektup işi epeyi bir tuttu. Teknoloji o kadar gelişmişken Karayılan denen diğer bebek katili 3G ye geçseymiş ya bu kadar nostaljik takılana kadar.&lt;br /&gt;
Halaylarla, törenlerle Kandilden uğurlandıkları gibi aynı şekilde de terör örgütü amblemleri ve bebek katili posterleriyle karşılanıyorlar.&lt;br /&gt;
8 teröristin ardına garıyı, kızı, dedeyi, kızanı takmışlar bir barış elçisi havası tutturmuşlar.&lt;br /&gt;
Kandilde, Mahmur da 7 den 70 sağlam bir ideolojik eğitimden geçmişler. 7 den 70 e hepsi barış demokrasi tutkunu ve meclise girme sevdalısı&lt;br /&gt;
Ahmet Türk denen adam ise &lt;a href="http://internethaber.com/news_detail.php?id=211598"&gt;tutuklanmalarını istemiyormuş&lt;/a&gt;.Haaay hay! Hukuk bile ne bok yemiş ki açılım karşısında?&lt;br /&gt;
Şimdi devlet erkanı bu mektupları kabul edecek ve ben de bu devletin bir vatandaşı olarak bunlara saygı duyacağım ve açılım saçılım saçmalıklarına destek vereceğim ha?&lt;br /&gt;
Hadi bakalım koca Başbakan gel de ayıkla bu pirincin taşını. Bebek katili koydu mu gediğe taşı?&lt;br /&gt;
Hadi bakalım liboş ve tatlı su demokratları pamuk eller klavyelere; bekliyoruz barış, demokrasi kokulu enfes yazılarınızı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-6996611222340801088?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-19T23:38:11.393+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/10/pekeke-show.html</feedburner:origLink></item><item><title>Çocuklar ve vahşet sevgisi</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/u6ZPMb13bik/cocuklar-ve-vahset-sevgisi.html</link><category>şefkat</category><category>çocuk psikolojisi</category><category>okulda şiddet</category><category>çocuklar</category><category>memleket meselesi</category><category>aile içi şiddet</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Sun, 18 Oct 2009 08:46:02 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-1955710283292834557</guid><description>Pazar pazar &amp;nbsp;o güzelim havada çıkmışım balkona iki nefes alayım diye &amp;nbsp;fakat &amp;nbsp;o da ne?&lt;br /&gt;
Bizim mahallenin 9-10 yaşlarında çocukları, ellerinde yeni palazlanmaya başlamış güvercinler havaya atıp, atıp tutamıyorlar.&lt;br /&gt;
Sonra iki kanat çırpıp yere yığılan güvercini birisi avuçluyor, diğeri o çocuğun üstüne saldırıyor; illa bana ver diye. Karşıdan başka biri de; bana at, bana at, diye bağırıyor. Zavallı güvercin elden ele atılmaya çalışılırken yerlerde yuvarlanıyor.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Bu çocuklara okullarda, yazları camilerde biraz sevgiden, şefkatten, canlıdan, candan, canandan bahsedilse yani iki kere iki dört ederden sınavlardan, notlardan başka bir şeyler önemsetilse bunlar olmaz diye düşünüyorum.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya çocuk bunlar çocuk! İnsanın şefkate, merhamete, sevgiye en yakın olması gereken çağlarında, çocukluklarında &amp;nbsp;hem kendilerine hem de doğadaki canlılara tam aksine en vahşi duygularla yaklaşıyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben tuttum iki üçüne öğütte bulundum, saydım, söyledim. Can dedim, acı dedim, şefkat dedim, günah dedim ama &amp;nbsp;çocuğun gözünde höt höt bir adamın söyledikleri düşüncesinden öteye gider mi merak ediyorum.&lt;br /&gt;
Nebilim ya! Analar, babalar, abiler ablalar bırakın siyaseti miyaseti, şunu bunu da çoluğunuza çocuğunuza biraz şefkat, sevgi gösterin, öğretin. MEB, Diyanet biraz artık bunlara eğilsin artık. ,&lt;br /&gt;
Lanet olsun böyle öğretim, aile düzenine; ruhsuz, merhametsiz, cani çocuklar geleceği de aynı şekle getirecektir.&lt;br /&gt;
Gerçi bu beton yığını, ruhsuz şehirlerde bunları yadırga-ya-mıyorum ama bir yerden bir şeylere başlamak lazım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-1955710283292834557?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-18T18:46:02.765+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/10/cocuklar-ve-vahset-sevgisi.html</feedburner:origLink></item><item><title>Nefes / Vatan sağolsun</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/DOqwxsK55us/nefes-vatan-sagolsun.html</link><category>vatan sağolsun</category><category>kafadan</category><category>nefes filmi</category><category>nefes film</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Sun, 18 Oct 2009 03:31:38 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-6503218770152369168</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://beyazperde.mynet.com/images/film/4450-dnnefes.gif" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://beyazperde.mynet.com/images/film/4450-dnnefes.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;Tanıtımındaki "Uyursan ölürsün temalı" sahne ile bende yarattığı büyük beklentiyi karşılayamadı, maalesef.&lt;br /&gt;
Ülkemizdeki askeri temalı filmlerde beklentim hep en az "&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Er_Ryan'%C4%B1_Kurtarmak"&gt;Er Ryan'ı kurtarmak&lt;/a&gt;" filminde verilen dram ve askeri kurgu kadar olmuştur. Ne yazık ki bu zamana kadar bunu karşılayan bir filmi seyredemedim. &lt;b&gt;Ülkemizde bu konuda oldukça etkili hikayeler olmasına rağmen maalesef kendi hikayelerimizi, dertlerimizi ne kendimizle gerektiği gibi paylaşabiliyoruz ne de yurt dışında anlatabiliyoruz.&lt;/b&gt; Yöntem olarak sorun senaryodan mı yönetmenden mi kaynaklanıyor tam bilmiyorum ama asıl aksaklığın senaryo basamağında olduğu düşüncesindeyim.&lt;br /&gt;
Bir de zannedersem yönetmen, senaristlerden askerlik yapanların bir çoğunun (bazı zamanlar asker millet olmamızdan övünmemiz de göz önüne alınınca) askerliğin mantığını anlayamamasından dolayı &amp;nbsp;sinemaya da gerektiği gibi yansıtılamıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Filmle ilgili düşüncelerime dönecek olursam; &lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;askeri olarak teknik hatalar mevcut, hikaye dikkate alındığında önemsiz kalsa da asker ocağı görmüş bir insan için film içinde sırıtan ve göze batan durumlar bunlar. Bunlardan en önemlisi gazinoda elde silahlarla maç seyredilip, dans edilmesi gibi absürd bir durum. Belki askerler için her an eli tetikte bir hava verilmeye çalışılmış ama saçma ve tutarsız. Hikaye çok güzel ama değerlendirilememiş. Askerlerin telefonlarla konuşmalarında verilmeye çalışılan hikayeleri çok sıkıcı bir hale geliyor. Askerlik gibi farklı memleketlerden en az &amp;nbsp;3 kişinin bile bir araya geldiği &amp;nbsp;daha anlamlı duygular, çatışmalar kaynaşmaların yaşandığı bir ortamda zaman israf edilmiş. Senarist ve yönetmenlerin askerlik yaptıklarından şüpheliyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Şimdi birileri çıkacak bu film için; yok resmi ideolojisi propagandası, yok açılıma saçılıma gölge düşürecek Kemalist(?) duyguları yansıtıyor gibi hastalıklı düşünceler dile getirecekler ki bunların büyük ihtimalle filmi seyretmemiş kişiler olacağına kalıbımı basarım.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Bunu anlamak için Yüzbaşının, Sıhhiyeci ile konuşmasına (bizim köyde dialog diyiler ona) dikkatlice eğilmek ve kulak vermek lazım. Neticede değerli ama filmde zamanın iyi kullanılamadığını düşündüğüm bir hikaye.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Ön yargısız seyredilmesi ve konuşmalara dikkatle kulak verilmesi önemli çünkü film güm pat çat silahlar altında geçen bir film değil.&lt;/b&gt;&amp;nbsp;(söylesem mi söylemesem mi?)&amp;nbsp;Filmin ilerleyen sahnelerinde ortaya konan gerçeklik &amp;nbsp;şok edici olabilir diyebilirim.&lt;br /&gt;
Temiz, biraz sıkıcı ve çarpıcı bir film.Gidin seyredin...&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Not:&lt;/b&gt; Filmde 4 yerde küfür geçiyor ki askerlik süresi içerisinde normalde olması gereken küfürsüz cümle sayısı ancak bu kadar olur. :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-6503218770152369168?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-18T13:31:38.753+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/10/nefes-vatan-sagolsun.html</feedburner:origLink></item><item><title>Karizma bozan çiçeği</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/vvTQdRuebP0/karizma-bozan-cicegi.html</link><category>aşk</category><category>hikayelerim</category><category>çiçek</category><category>sevda</category><category>buluşma</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Fri, 16 Oct 2009 13:51:00 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-1558412358995862710</guid><description>- Merhaba dostum&lt;br /&gt;
- Merhaba abi&lt;br /&gt;
- Tek gül alacaktım, pembe!&lt;br /&gt;
- Yok abi, kırmızı verelim.&lt;br /&gt;
- Kırmızı?! Yok ya bir anda ağır arabesk kaçar!&lt;br /&gt;
- Kırmızı verelim abi, ha pembe ha kırmızı ne fark eder? Hep ondan alıyorlar, yeni tanışanlar falan...&lt;br /&gt;
- Hep ondan... Yeni tanışanlar... Oha! Neyse kırmızı olmaz. Bi bakayım şöyle şu olmaz. Şu gerbera! Yok deve, bir haftada hasta çiçeği mi verecen. Şundan koyalım, bi de &lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;şundan. Kır çiçeklerini al, olmaz onlar.&lt;br /&gt;
- Tamam abi, şundan koyayım mı?&lt;br /&gt;
- Olur olur ama şunları çıkaralım.&lt;br /&gt;
- Tamam abi!&lt;br /&gt;
- Ya bu çiçekler karizmayı bozar di mi &amp;nbsp;bu kalabalıkta? (Gülümseyerek)&lt;br /&gt;
- Abi böyle kurtlar vadisinden çıkmış gibi giyinip de elinde bu demeti taşırsan!?!&lt;br /&gt;
- Neyse ya, neydi şu çiçeğin adı?&lt;br /&gt;
- Lisyantus!&lt;br /&gt;
- Neeey?&lt;br /&gt;
- Lisyantus abi, isyandan gelsin aklına&lt;br /&gt;
- Ne biçim çiçek adı bu ya? Şöyle bunun gül gibi sade, Türkçe bir adı yok mu?&lt;br /&gt;
- Yok abi, lisyanus.&lt;br /&gt;
- Neyse inşallah bunların adını sormaz.&lt;br /&gt;
- Tamam ha! Şşşt baksana bi dostum; bir poşete falan mı koysaydık acaba şunu?&lt;br /&gt;
- İstersen bakayım abi .&lt;br /&gt;
- Yok deve, şaka yaptım ya. Karizmayı bozan çiçek olsun yeter ki, hadi hayırlı işler.&lt;br /&gt;
- Abi dur dur getirdim poşeti.&lt;br /&gt;
- Neeey? N:e poşeti.&lt;br /&gt;
- Şaka abi şaka.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-1558412358995862710?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-16T23:51:00.155+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/10/karizma-bozan-cicegi.html</feedburner:origLink></item><item><title>Yandaş basının adalete müdahale sevdası</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/NcfKwt9kjVQ/yandas-basnn-adalete-mudahale-sevdas.html</link><category>şamil tayyar</category><category>ergenekon davası</category><category>ümraniye davası</category><category>ahmet kekeç</category><category>star gazetesi</category><category>kafadan</category><category>yandaş basın</category><category>memleket meselesi</category><category>yandaş medya</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Wed, 14 Oct 2009 12:08:28 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-6073215336901356694</guid><description>Ahmet KEKEÇ &lt;a href="http://www.stargazete.com/gazete/yazar/ahmet-kekec/erkek-olsan-coktan-vurulmustun-218542.htm"&gt;yazısının birinde&lt;/a&gt; tutmuş Şamil TAYYAR'a dava açan bir savcıyı kalemine dolamış, neymiş: Bütün gazeteciye, televizyona bu savcı dava açıyormuş da odasında siyasi figürler varmışmış da tarafsızlığına gölge düşüyormuş gibisinden bir şeyler saydırmış şöyleki;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Arial, Times, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;Devletin savcısı,&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;“Bu üzeri çizili resim de ne oluyor? Bu apaçık tehdittir. Bu konu hakkında derhal soruşturma başlatmalıyım!”&lt;/span&gt;&amp;nbsp;demiyor da, görevini yapan gazeteciyi uyarıyor:&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;“Bak, erkek olsan çoktan vurulmuştun ha...”&lt;/span&gt;&amp;nbsp;(Konunun tafsilatını,&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;“t24.com.tr”&lt;/span&gt;&amp;nbsp;adlı internet sitesinden okuyabilirsiniz.)&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Bu savcı kim mi?&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Bu savcı&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Şamil Tayyar&lt;/span&gt;’ın savcısı...&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Bu savcı&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Bülent Ersoy&lt;/span&gt;’un,&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Hülya Avşar&lt;/span&gt;’ın,&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;İpek Çalışlar&lt;/span&gt;’ın savcısı...&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Bu savcı&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Abdurrahman Dilipak&lt;/span&gt;’ın,&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Vakit&lt;/span&gt;&amp;nbsp;gazetesinin savcısı...&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Bu savcı&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Star&lt;/span&gt;&amp;nbsp;gazetesinin,&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Zaman&lt;/span&gt;&amp;nbsp;gazetesinin savcısı...&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;İsmi&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Ali Çakır&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Son yıllarda (Şamil Tayyar’da olduğu gibi), bende de bir refleks gelişti. Ne zaman gazeteye dava açılsa, merakıma yenilerek soruyorum:&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;“Bakın bakalım, Ali Çakır mıymış?”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Bakıyorlar. Evet, Ali Çakır...&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;KEKEÇ, aklınca savcıya çakmış da çakmış ve yazısını da şöyle tamamlamış :&lt;br /&gt;
&lt;div style="line-height: 18px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;blockquote&gt;Hülya Avşar hakkında “&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;açılım soruşturması”&lt;/span&gt;&amp;nbsp;başlatıldığını öğrendiğimde Tophane’de oturuyordum. Hemen gazeteyi aradım.&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;“Bakın bakalım, soruşturmayı açan savcı Ali Çakır mıymış?”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 18px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;blockquote&gt;Baktılar.&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 18px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;blockquote&gt;Elbette Ali Çakır...&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 18px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;blockquote&gt;Şimdi öğreniyoruz ki, Ergenekon sanığı olan&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Vatansever Kuvvetler Güç Birliği&lt;/span&gt;Başkanı&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Taner Ünal&lt;/span&gt;’ın yardımcısı&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Ahmet Cinali&lt;/span&gt;’nin telefonundan, Vali olduğu söylenen biriyle konuşuyor. Vali’ye kendisini&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;“Bağcılar basın savcısı”&lt;/span&gt;&amp;nbsp;olarak tanıtıyor ve kendisine bağlı 20-22 mevkute bulunduğunu söylüyor... Vali’nin,&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;“Heh heh... Mevkutelerin canına okuyorsunuzdur değil mi savcım?”&lt;/span&gt;&amp;nbsp;sorusu üzerine de şöyle diyor:&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;“Biraz okumaya çalışıyoruz...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 18px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;blockquote&gt;İşte size Ali Çakır...&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 18px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;blockquote&gt;Ne diyeceğimi bilemiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 18px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;blockquote&gt;En iyisi bir şey dememek, yorumu kamuoyuna bırakmak...&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 18px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;blockquote&gt;Bundan sonrasını, Ali Çakır’ı bunca yıl meslekte tutan ve Bakırköy’e gönderen&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;“bağımsız”&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;span style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;HSYK&lt;/span&gt;&amp;nbsp;düşünsün.&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 18px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Böyle diyip yazısını bitiriyor ama bir de şu Ali ÇAKIR'a &lt;a href="http://www.odatv.com/Medya/papayi_da_savci_ali_cakir_vurdu-18021.html"&gt;odatv.com dan bakalım da neciymiş&lt;/a&gt;, KEKEÇ in dediği gibi miymiş görelim:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #444444; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 13px; line-height: 15px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;...Peki, ne oldu dersin? Hakkımızda dava açıldı. Zarfı açmadan Ali Çakır dedik, gerçekten de Ali Çakır çıktı. Yargılandık ve sonunda beraat ettik.&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Şimdi Şamilim Tayyarım bak buradan sonrasını iyi dinle, tak şu yakın gözlüklerini önemli şeyler anlatıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Biz nereden biliyorduk biliyor musun bunu?&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Çünkü bu Ali Çakır dediğin ve senin hiç hoşlanmadığın kişi bir basın savcısıdır. Eskiden Bağcılar Adliyesi’nde görevli idi daha sonra Bağcılar Adliyesi Bakırköy’e taşındı ve orada görev yapmaya başladı. Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin savcısıdır.&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Şimdi Şamilim Tayyar’ım Basın Kanunu’nun 27. Maddesine göre basın yolu ile işlenen suçlara 2. Asliye Ceza Mahkemesi bakıyor. Bu nedenle 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin basın suçlarına dava açması bir işbölümü gereği.&lt;br /&gt;
...&lt;br /&gt;
Şimdi Şamilim Tayyarım bak, hem Bağcılar hem Yeni Bosna’da işlenen suçlara Bakırköy Savcılığı bakıyor. Eğer gasp yapmadınsa, adam öldürmedinse, basın yoluyla eylemde bulundun ise Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi bakıyor. Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin kaç savcısı var? Birkaç tane. Bunlardan birinin adı ne? Hadi beraber söyleyelim: “Ali Çakır”.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yani Şamilim Tayyarım sana gazetede yazdıklarından ötürü dava açacak savcı mecburen ya Ali Çakır ya da Remzi Yaşar Kızılhan. Zaten gazetede yalan söylediğin ortaya çıktı. Uğur Dündar’ın açtığı davaya bakan kişi Ali Çakır dedin, Remzi Kızılhan çıktı.&lt;br /&gt;
Ali Çakır ile Remzi Kızılhan arasında da bir işbölümü var mı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evet var…&lt;br /&gt;
Yani Ali Çakır bu şikayetleri görev bölüşümü gereği bakıyor.&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;Ve en sonunda odatv.com dan Ayhan BOZKURT yazısını şöyle bitiriyor:&lt;br /&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 13px; line-height: 15px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;O nedenle bir daha niye hep Ali Çakır dava açıyor diye yazmadan ya da yanındakilere “kesin Ali Çakır” açmıştır diye hava atmadan önce bu yazıyı unutma…&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Bu arada ekürin Kekeç Bey de senin yazıyı kopyalamış, bu yazıyı ona okutmayı da unutma…&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Az daha unutuyordum; sahi bir iftar yemeği olmuş, Ergenekon savcıları, hakimleri ve polisleri katılmış, duymuşsundur. Ergenekon senin uzmanlık (!) alanın, bir şeyler yazsan da bilsek nedir alamet-i farikası bu iftarın?&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-6073215336901356694?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-14T22:08:28.235+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/10/yandas-basnn-adalete-mudahale-sevdas.html</feedburner:origLink></item><item><title>Hangi devletin valisi olduğunu anladı ama...</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/cY70N1Xzcpk/hangi-devletin-valisi-oldugunu-anlad.html</link><category>kafadan</category><category>memleket meselesi</category><category>milli maç</category><category>ermeni sorunu</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Tue, 13 Oct 2009 05:57:15 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-4357072235755714282</guid><description>Ermenistan maçına girişte &lt;a href="http://draft.blogger.com/posts.g?blogID=9018948"&gt;Azerbaycan bayraklarının yasaklandığını&lt;/a&gt; dile getiren Bursa Valisi nihayetinde hangi devletin valisi olduğunu anlamış görünüyor ki yasağın kaldırıldığına ilişkin bir açıklama yapılmış. &lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;Validen gelen son açıklama şöyle oldu; "İyi niyetli, mütevazı olarak kendiliğinden yanında KKTC ve Azerbaycan bayrağı taşıyanlara, taşkınlık ve sloganlarla böyle bir siyasi şeye çekmediği sürece herhangi bir engel olunmayacaktır"&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fakat &lt;a href="http://internethaber.com/news_detail.php?id=210927"&gt;haberde geçen&lt;/a&gt; başka bir yakışıksız hareket ise biletlerin satışında uygulanan ambargo. Aynı haberde söyleniyor. &lt;strong&gt;Maçta&amp;nbsp;yapılacağı düşünülen/öne sürülen protestolardan çok bu tür hareketler&amp;nbsp;olayı kışkırtıcı bir hale sokuyor.&amp;nbsp;Kaş yapalım derken göz çıkarma işine girişiliyor.&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;&lt;br /&gt;
Ermenistan ile imzalanan protokol nedeniyle milli maçın bir protesto ortamına dönüşmesinden korkuluyor. Bu nedenle de bilet almak için stat önündeki gişelere gidenlere bilet satılmıyor.&lt;br /&gt;
Gişelerin tamamı şu anda kapalı bulunuyor. Bilet olduğu halde bu biletlerin protestocuların eline geçmesinden korkulduğu için satış yapılmıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Biletler belirli gruplara toplu halde veriliyor. Bu gruplar da biletleri denetimleri altında tutabilecekleri kişilere dağıtıyor...&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-4357072235755714282?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-13T15:57:15.049+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/10/hangi-devletin-valisi-oldugunu-anlad.html</feedburner:origLink></item><item><title>Böyle devlete(?) böyle vali</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/KEu5k6weCsI/boyle-devlete-boyle-vali.html</link><category>ermeni meselesi</category><category>ermeni açılımı</category><category>açılım</category><category>memleket meselesi</category><category>ermeni sorunu</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Fri, 09 Oct 2009 15:14:14 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-3511361056212037978</guid><description>Bursa'da &amp;nbsp;Ermenistanla oynanacak milli maçta, stada Azerbaycan bayrakları s&lt;a href="http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=210124"&gt;okulmayacakmış.&lt;/a&gt;&amp;nbsp;Bu nasıl bir açılım saçılım zihniyetidir ben anlam veremiyorum.(Aslında hakettiği anlamı veriyorum da neyse...) &amp;nbsp;Azerbaycan, KKTC, Doğu Türkistan, Güney Kore, Almanya gibi ülkelerin bayraklarının yurtiçinde olsun yurtdışında olsun yaptığımız milli maçlarımızda hemen hemen eksik olmadığını düşününce kendi ülkemizde oynayacağımız bir maç için &lt;b&gt;bu kadar anlamsız, işgüzar ve aptalca bir davranışı önlem olarak kabul etmek mümkün değil.&lt;/b&gt;&amp;nbsp;Bu bayrakları sallayanlar kimler ve Türkiye Cumhuriyeti'yle bağları nedir hiç düşünülmez mi? Bu insanlar ya o ülkelerde yaşayan vatandaşlarımız ya da bir şekilde bu devlete çeşitli unsurlarla (kültürel, siyasi, dini) bağlı olanlar değiller mi? Oldu olacak Türk vatandaşlarının hiçbirini hatta Türk bayraklarını da sokmayın stada. Bakarsınız provakasyon falan olur n'eme lazım, &lt;a href="http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=210451"&gt;nobel barış ödüllü Obama kızıverir&lt;/a&gt; sonra. Hatta Ermenistanın muhtelif kentlerinden otobüs kaldırıp stadı Ermenilerle doldurun da dosta(!) düşmana(?) açılım saçılım nasıl oluyormuş bir ders verin ha, nasıl fikir?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya da aslında &amp;nbsp;maça gidecekler ellerine her ülkenin bayraklarını alıp &amp;nbsp;tribünlerinde sallasalar da asıl açılımın nasıl olduğunu cihana gösterseler ne şahane olur. Dediğim gibi olmayan şey değil ama bu aptalca önleme(?) gereken en iyi cevaptır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-3511361056212037978?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-10T01:14:14.403+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/10/boyle-devlete-boyle-vali.html</feedburner:origLink></item><item><title>Emine Erdoğan'ın gözleri kamaştıran şıklığı!</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/-ACEoCKPHHI/emine-erdogann-gozleri-kamastran-sklg.html</link><category>abd</category><category>kafadan</category><category>g20</category><category>emine erdoğan giyimi</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 04:07:26 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-9165750902590781626</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://i.radikal.com.tr/644x385/2009/09/25/fft5_mf255434.Jpeg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="140" src="http://i.radikal.com.tr/644x385/2009/09/25/fft5_mf255434.Jpeg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Türk basını eleştiremezse Türk vatandaşı eleştirir.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Emine Erdoğan bir başbakan eşi hem de Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının yani bizim devletimizi temsil ediyor, namı diğer Başbayanımız! Dikkat ediyorum bu hanım senelerdir eşinin siyasette olmasından dolayı protokollerde yer alan, kısacası çok etkin bir sosyal düzeyde yaşamına yaşıyor.&lt;b&gt; Fakat ne hikmetse giyimi de bir o kadar bulunduğu sosyal düzeyi, temsil ettiği siyasi ve uluslararası kimliği yansıtmayacak kadar rüküş ve daha da sert bir tabirle kokoş&lt;/b&gt;. Bu giyim tarzı ne kendisine yakışıyor ne eşine yakışıyor ne de temsil ettiği siyasi kimliğe.&lt;br /&gt;
Aksine Başbakan kendi giyimine, albenisine oldukça dikkat ediyor ama yine anlam veremediğim bir şekilde eşinin bu umarsız tavrına hiç müdahale etmiyor. Ya diyorum Başbakan eşini umursamıyor, yanında olması onun için bir anlam ifade etmiyor ya da umudu kesmiş ne hali varsa görsün diyor. Ne olursa olsun Başbakana iki tavırda yakışmıyor, eşiyle birlikte kendisine ve temsil ettikleri devletin kültürel yapısına değer katacak olan bir durumda ikisi de fedakarca davranmalı ve bu görsel kirliliğe bir dur demeliler.&lt;br /&gt;
Bizim 10-15 sene önceki köy düğünlerimizde bile 70lik nineler daha şık giyiniyordu ki onları öyle binlerce lira para akıttıkları "image maker"ları modacıları, terzileri de yoktu en babası kasaba ve şehir konfeksiyoncularıydı yani.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Sayın Başbayan, el insaf diyorum!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Modacıyı falan geçtim kaç tane kızınız kızanınız var evden çıkarken uluslararası bir toplantıya katılacakken dünyadaki "first lady"lerin başbayanların arasından boy gösterecekken hiç mi onlara danışmazsınız? Günümüzde &amp;nbsp;mahalle toplantılarında, gün toplantılarında bile hanımlar daha dikkat ediyor kendisine.&lt;br /&gt;
Kısacası ayıp ediyorsunuz, ayıp. Biraz dikkat edin kendinize.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Yakıştıramıyorum bu tutumunuzur ne dininize ne kültürünüze ne de devletinize. &lt;/b&gt;Bir evlat sitemi olarak algılayın lütfen!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-9165750902590781626?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-27T14:07:26.041+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/09/emine-erdogann-gozleri-kamastran-sklg.html</feedburner:origLink></item><item><title>Bir Kadir ÇELİK'e bir de bana çatmayacaktınız!</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/DSrZNmiSbeo/bir-kadir-celike-bir-de-bana.html</link><category>sahte baş komiser</category><category>telefon dolandırıcılığı</category><category>kafadan</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Sat, 26 Sep 2009 13:11:38 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-3615421165194732407</guid><description>Akşam telefonda konuşma gürültüsüne uyandım da babamın yanına gittim. Hayırdır ne bu gürültü falan derken babam, annemin telefonu elime tutuşturdu. Telefondaki adam: Emniyetten bilmem ne başkomiser olduğunu, bizim kredi kartından (yani babamın) beş tane falan hat alındığını, bunlarla bir albayın karısına şantaj mantaj yapıldığı, yok soruşturma yaptıkları &amp;nbsp;gibi bir şeyler anlattı da anlattı. Ben telefondaki çakma baş komiserin her &amp;nbsp;anlattığının ardından: Eeee, ne olmuş, eee, evet, benden ne istiyorsun gibi şeyler söylüyorum elbette. Emniyetin ne zamandan beri telefondan soruşturma yürüttüğü gibi şeyler de soruyorum. Tabi dallamanın sinirleri bozuldu; ben bir baş komiserle nasıl böyle konuşurmuşum! Biraz argo bir şekilde telefondan böyle soruşturma yapan bir baş komiserle ancak böyle konuşulacağını söyledim. Adam epey bir sinirlendi; kendi demesiyle hemen emniyete gitmemi emretti. Ben gittim mi?&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt; Hayır elbette, madem takibat, tahkikat cart curt yapıyorsun, emniyettesin gel de al dedim. Babam tabi emniyet falan gibi laflara karşı böyle konuştuğumu duyunca şaşırdı doğal olarak.&amp;nbsp;Öncesinde babamdan bankaya, atmye falan gidip gidemeyeceğini, hesabında parası &amp;nbsp;bulunup bulunmadığı gibi bişeyler sormuş. Neyse sonrasında küfrede küfrede kapattı telefonu. Ama yanlış adama çattı! Bariz bir suç unsuru görünmese de pazartesi savcılıktan öğreneceğim ne yapıp ne edemeyeceğimi. Adi, şerefsizler cahil cühelayı soyup soğana çevirmesinler bari, yapabileceğim bir şeyler vardır inşallah.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Turkcell'den soruşturunca bizi aradıkları 531 493 33 83 numaralı hattın Enver ÇAKMAK'a ait olduğunu öğrendim. Muhtemelen bu da sahte kimlikle alınmış bir hattır, bakalım, göreceğiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu dolandırıcıların akademisyen, ünlü, şarkıcı, türkücü gibi insanları dolandırdıklarını da öğrenince (Bknz. Kadir ÇELİK, Objektif) insanın bu tür dolandırıcılıklara yem olmaması için temiz sicilli olması, gizli kapaklı işlere bulaşmamış olması büyük güven sağlıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-3615421165194732407?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-26T23:11:38.254+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/09/bir-kadir-celike-bir-de-bana.html</feedburner:origLink></item><item><title>Parola manyağı olmuşum</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/N59LuXksk-I/parola-manyag-olmusum.html</link><category>kafadan</category><category>internet ve yaşam</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Thu, 24 Sep 2009 10:37:14 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-3372106547435102707</guid><description>Kişisel işlemlerim için aklımda tuttuğum şifreler, parolalar ve sayıları düşünüyorum:&lt;br /&gt;
1 adet tc kimlik no&lt;br /&gt;
1 adet bankamatik şifresi&lt;br /&gt;
1 adet internet bankacılığı kullanıcı kodu&lt;br /&gt;
1 adet internet bankacılığı hesap no&lt;br /&gt;
1 adet internet bankacılığı şifre&lt;br /&gt;
4 adet eposta adresinin şifresi&lt;br /&gt;
1 adet blogger şifresi&lt;br /&gt;
1 adet ff,twitter şifresi (bunlar aynı)&lt;br /&gt;
4 adet internet kitapçısı şifresi&lt;br /&gt;
8 adet edebiyat,sosyal ağ vb sitesi şifresi (bunların sayısından emin değilim)&lt;br /&gt;
1 adet alan adı şifresi&lt;br /&gt;
İşyerinde kullanmak zorunda olduklarım:&lt;br /&gt;
1 adet bilgisayar domain şifresi (45 günde bir değişiyor)&lt;br /&gt;
1 adet iş ağı yazılımı şifresi&lt;br /&gt;
2 adet e posta şifresi&lt;br /&gt;
1 adet veb yönetim şifresi&lt;br /&gt;
2 adet (gerektiğinde kullanmak üzere admin yetkili) kullanıcı şifresi&lt;br /&gt;
1 adet sgk e bildirge&lt;br /&gt;
1 adet sgk kesenek bildirimi&lt;br /&gt;
1 adet kbs şifresi&lt;br /&gt;
2 adet banka hesap numarası&lt;br /&gt;
1 adet vergi numarası&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bunlar ilk anda aklıma gelen ve sayabildiklerim, şu an sayamadığım(upload,download,stok) ve ancak ihtiyaç halinde hatırladığım siteleri ve kullanıcı adı şifrelerini hiç sayamıyorum bile. Bu bir de internet detoksu yapmış halim&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-3372106547435102707?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-24T20:37:14.740+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/09/parola-manyag-olmusum.html</feedburner:origLink></item><item><title>Gazete yazarlarının benden öğrenecekleri var : Ana dil mi, ana dili mi?</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/8yBmYoKHM_Q/gazete-yazarlarnn-benden-ogrenecekleri.html</link><category>ana dil öğretimi</category><category>kürt açılımı</category><category>ana dilde eğitim</category><category>ana  dili</category><category>ana dil</category><category>memleket meselesi</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Wed, 23 Sep 2009 14:21:56 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-2578966728430171153</guid><description>Özdemir İNCE, &lt;i&gt;Kürtçülük sorununun tersi ve yüzü&lt;/i&gt; başlıklı yazı dizisinin&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12513727.asp?yazarid=72&amp;amp;gid=61"&gt; bugünkü yazısında:&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;&lt;span style="line-height: 16px;"&gt;Ben yazıma bir giriş olarak&amp;nbsp;&lt;b&gt;anadilde öğretim&lt;/b&gt;’in anadili öğrenmek anlamına değil, okul öğretimleri boyunca bütün derslerin anadilde yapılacağı anlamına geldiğini 1001’inci defa yazacağım. Ama bu basit gerçeği bilmeyenler ya da bilerek anlam karışıklığı yaratanlar var. Örnekleri birlikte okuyalım:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;böyle diyor ve altına da gazetelerin köşe taşlarının &lt;b&gt;anadil&lt;/b&gt;&amp;nbsp;ile&amp;nbsp;&lt;b&gt;ana dili&lt;/b&gt;&amp;nbsp;arasındaki farkı anlayamamış yazarların köşelerinde yazdıkları paragraflarını, tarihleriyle birlikte alıvermiş.&lt;br /&gt;
Ben ki şurada kendi halinde yazan, sıradan bir vatandaş olarak dahi memleketinde yaşananlardan duyduğu tedirginlikleri dile getiren birisi olarak bile bu basit, akademik ve pratik ayrıma varamamış insanların, &lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;insanlarımızın dimağına nüfuz etmesini esefle seyrediyorum. Elimden geldiğince, dilim döndüğünce burada Kürtçe ve anadil öğretimi konusunda bu ayrımı dile getirdim. Ama yüz binlere ulaşan bu köşe taşlarının &amp;nbsp;yanında benim gibi blog yazarlarının &amp;nbsp;80-90 kişiye ulaşan fikirleri ne kadar etkili olabilir ki? (Gün olur sesimiz duyulur elbet, bıçağın kemiğe dayandığı gün!)&lt;br /&gt;
Neyse ben yine de bu vesile ile buradan ilgili ayrımı dile getiren akademik çalışmanın bir kısmını &amp;nbsp;paylaşayım :&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;&lt;b&gt;Ana dil ve ana dili terimlerindeki “ana” ögesinin işlevi önemlidir.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;b&gt;Ana dil;&lt;/b&gt;&amp;nbsp;Bugün ses yapısı, şekil yapısı ve anlam bakımından birbirinden az çok farklılaşmış bulunan dil ve lehçelerin, kök bakımından bilinmeyen bir tarihte&amp;nbsp;birleştikleri ortak dil: Ana Türkçe, Ana Moğolca, Ana Altayca, Roman dillerine kaynaklık eden Latince gibi (Korkmaz 1992: 8).&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Belli dil öbekleri içinde toplanan ve akraba oldukları kabul edilen dillerin aslını oluşturan kaynak dil. Altay dili Türkçe, Moğolca ve Mançu-Tunguzcanın ana dili kabul edilir. Latince Roman dillerine göre bir ana dildir ...&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Ana dil Türkiye Türkçesinin ortak dilidir ve Türk vatandaşı olan herkesin duygu ve düşüncelerini paylaşmasında temel araç olarak görev yapar. Bu dilin kaynağı Türk Dili, eğitim ve öğretim söz konusu olunca da inceleme, araştırma alanı Türkçedir. Edirne’deki memur, Ankara’daki milletvekili ve Hakkâri’deki öğrenci kuralları&amp;nbsp;bilinen bu ortak dili kullanmaktadır. Bireyi kuşatan, ona ruh ve güç veren dil, bu dildir.&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Türkçenin eğitim ve öğretimiyle ilgili her tür konuşma ve ilgili yazılarda yanlış kullanım “ana dili” göstereninde, teriminde de görülmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;b&gt;Ana dili;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;İnsanın doğup büyüdüğü aile ve soyca bağlı bulunduğu toplum çevresinden öğrendiği, bilinç altına inen ve kişilerle toplum arasındaki ilişkilerde en güçlü bağı oluşturan dil (Korkmaz 1992: 8).&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Kişinin önce annesinden ve ailesinden, daha sonra da sosyal çevresinden öğrendiği, şuur altına yerleşen ve onun toplumla kendi arasındaki bağlarını oluşturan dil (Topaloğlu 1989: 24).&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Kişinin önce annesinden ve yakın çevresinden, sonra daha geniş çevreden ve ulusal olanaklardan yararlanarak öğrendiği dil. Her Türk için Türkçe anadilidir (Koç 1992: 28).&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;İnsanın içinde doğup büyüdüğü aile ya da toplum çevresinde ilk öğrendiği dil. Ana dili bilinci dili yabancı ögelere karşı savunur ( Vardar ve diğerleri 1988: 20).&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;İnsanın çocukken ailesinden ve soyca bağlı olduğu topluluktan öğrendiği dil (TDK Türkçe Sözlük 2005: 93).&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Tanımlardan da anlaşıldığı gibi “ana dili” teriminde “ana” niteleyen değil, “dili” kelimesinin açıklayıcısı, tamlayanıdır. Çocuğun annesinden, babasından okul öncesi dönemde çevresinden öğrendiği ve kullandığı dil söz konusudur. Dolayısıyla “ana” ögesinin yerine “anne” kelimesi getirilebilir. Hâlbuki bu kesinlikle doğru değildir. “Ana dil” teriminde “ana” kelimesinin yerine “anne” kelimesi konulamaz. &lt;b&gt;Çünkü, tarihin her döneminde, her ülkede az ya da çok anne dili; ana, ortak dil ile aynı olmayan aileler vardır.&lt;/b&gt; Okul öncesi dönemde, dar bir çevrede annesinin, ailesinin, mahallesinin, köyünün dili; ortak, ana dil ile aynı olmayan ülke vatandaşlarının olduğu bilinmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Dil bilimi toplumsal ya da bireysel özellikler taşımasına göre dil türlerini; ana dil, ortak dil, edebî dil, özel diller, argo, jargon, yapma diller şeklinde sıralamaktadır. Burada da önemli bir dil türü gözden kaçmış ve bu dil türüne yer verilmemiştir. Bu dil türü bireysel dil özellikleri ağır basan, annesinin dili Fransızca, İngilizce. Almanca, Arapça, Türkçe vb. olmayan, fakat Fransız, İngiliz, Alman, Arap, Türk vatandaşı olan insanların okullu dönem öncesinde kullandıkları bir dil vardır ki, o dilin de adı anne dili olmalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Her ulus için anne dilleri anne sütü gibidir. Bir yaşa, döneme kadar anne dili çocuk için gerekli ve önemlidir. Her ülkede okullu dönem ile birlikte anne dillerinin yerini, o ülke insanını birleştiren, koruyan, bir harç, şemsiye olarak ana dil alır ve birey artık ana dil bilinciyle hareket eder, etmelidir. Türkçenin eğitim ve öğretiminden söz ederken de artık çocuğun annesinin, çevresinin dilini çağrıştıracak olan ana (anne) dilinin yeri yoktur. Okullu dönemin iyileştirmeğe çalıştığı dil, ana dil’dir, yanlış anlamalara, çağrışımlara meydan verecek ana dili değildir. Kaynak :&lt;i&gt;&lt;b&gt;Ana dil mi, ana dili mi? Prof.Dr Mukim SAĞIR&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-2578966728430171153?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-24T00:21:56.941+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/09/gazete-yazarlarnn-benden-ogrenecekleri.html</feedburner:origLink></item><item><title>Çocuklar bu vahşeti nereden öğreniyor?</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/9PiNo3P5ilQ/cocuklar-bu-vahseti-nereden-ogreniyor.html</link><category>okulda şiddet</category><category>çocuklar</category><category>memleket meselesi</category><category>aile içi şiddet</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Sun, 06 Sep 2009 08:42:19 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-2103345775469607200</guid><description>Şöyle bir manzara düşünün:&lt;br /&gt;
Biri 8-9, biri 4-5 yaşlarında iki erkek kardeş ve yine 4-5 yaşlarında bir kız çocuk, mahalle arkadaşları-komşu kızı belkide.&lt;br /&gt;
Büyük erkek çocuk, kız çocuğunu bir duvarın dibinde oturtmuş, saçlarını avuçlamış itip-kakıyor ve küçük erkek çocuk ise kızın suratına suratına tekme atıyor.Zavallı kız çocuğu ise can havliyle, bağırıyor, ağlıyor ama çevrede pazar günü &amp;nbsp;sabah saatleri olduğu için kimse bulunmuyor.&lt;br /&gt;
Şans bu ki pazar sabahının köründe bu manzaraya şahit olup o kızcağızı o iki hayvan minyatürünün elinden kurtaran bendim.&lt;br /&gt;
N&lt;b&gt;asıl bir aile, nasıl bir çevre nasıl bir çocukluktur bu ya?&lt;/b&gt;&amp;nbsp;Bu çocuklar bu kadar öfkeyi, nefreti, nereden öğrenip de vahşice uygulayabiliyorlar aklım almıyor!&lt;br /&gt;
O kızı o halde görünce inanın kalbim ateş topuna döndü, göğsüm yanmaya başladı. Allahtan ki uzaktan bağırdığım esnada, çocuklar kızı bırakıp kaçtılar yoksa o manzarada o çocukları elime geçirmiş olsaydım ben de bir hayvanlık sergileyebilirdim.&lt;br /&gt;
Pes diyorum pes... Allah sonumuzu, gençliğimizi hayır etsin!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-2103345775469607200?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-06T18:42:19.073+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/09/cocuklar-bu-vahseti-nereden-ogreniyor.html</feedburner:origLink></item><item><title>Kürt açılımına çocuk parkından destek yağıyor</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/ViFRAKRXjkQ/kurt-aclmna-cocuk-parkndan-destek.html</link><category>etnik siyaset</category><category>akp</category><category>kürt açılımı</category><category>demokratik açılım</category><category>memleket meselesi</category><category>akparti</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Thu, 20 Aug 2009 14:38:45 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-7145913164373538085</guid><description>&lt;a href="http://friendfeed.com/nebilim/2dacc14c/kamuoyunda-kurt-aclmna-destek-buyuyor-carsda"&gt;"Frienfeed" de&lt;/a&gt; &lt;i&gt;Kamuoyunda Kürt açılımına destek büyüyor: Çarşıda parkın çocukları açılıma tam destek veriyor, şemame söyleyen mendilci çocuklara alkışlarıyla eşlik ediyorlar, valla! Ben bunu açılıma yoruyorum o kadar açıldı ki çocukları bile kucaklıyor :)&lt;/i&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;demiştim. Şimdi ayrıntılar:&lt;br /&gt;
Efenim akşam üzeri çarşıda bizim elemanla (Tanımazsınız ama adı Çağlar, bizim eleman yazınca alınıyor da) gezmekteyiz, bir yerlerde oturalım da iki çay içelim diye. Oralarda hem bir çay bahçesi var, hem bir çocuk parkı hem de bir sırada kafeler var, e ama yer yok. Neyse, parkın yanından geçerken, bir baktım ki parkın ve o muhitin meşhur mendil, kalem satan çocuklarının 2-3 tanesi diğer çocuklarla birlikte kaydırağın üst taraflarında eğlenmekteler. Aaaa bir de bakarım bu çocuklar şemame, şemame diyip el çırpıyorlar ve parkta oynamakta olan çocukların bir kısmı da "ne diyor lan bu" demeden bunlara el çırparak eşlik ediyor. (&lt;a href="http://gazeteciler.com/semame-writer194.html"&gt;Şemame nedir diye&lt;/a&gt; soranlara kısaca: İbo'nun söylediği "tombul tombul memeler" &amp;nbsp;şarkısının halay versiyonu Kürtçesi diyeyim, teşbihte hata olmaz).O esnada dönüp Çağlara:&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Vay be gördün mü? Başbakanın Kürt açılımına çocuk parkından bile destek var&lt;/b&gt;, diyorum. Neyse gülüşüp geçiyor. Ama ben özellikle &lt;b&gt;yapılmak istenenlerin demokratik açılım adı altına gizlenmeye çalışıldığını düşündüğümden açılım için bu isimlendirmeyi kullanmıyorum&lt;/b&gt;, içinde demokratik bir çalışma olacağına inanmıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-7145913164373538085?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-08-21T00:38:45.675+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/08/kurt-aclmna-cocuk-parkndan-destek.html</feedburner:origLink></item><item><title>İyi de bu iki bin yıl önce oldu</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/hZ-k28zbyy8/iyi-de-bu-iki-bin-yl-once-oldu.html</link><category>pkk</category><category>kürt açılımı</category><category>yalçın küçük</category><category>kürt sorunu</category><category>kafadan</category><category>dtp</category><category>fıkra</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Sun, 06 Sep 2009 08:22:54 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-925553928686353882</guid><description>&lt;span style="color: #444444; font-size: 17px; line-height: 20px;"&gt;İki tane Hristiyan bir gün bir Yahudi’yi yakalamışlar, başlamışlar dövmeye. Bir başkası gelip “yahu niye dövüyorsunuz bu adamı?” diye sormuş.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #444444; font-size: 17px; line-height: 20px;"&gt;- “Bu Yahudi’ler bizim İsa’yı öldürdü, biz de bunu yakaladık” şeklinde cevap vermişler. &amp;nbsp;Bu cevaba karşılık soruyu soran adam da “iyi de bu iki bin yıl önce oldu” demiş.&amp;nbsp;Dayak atan adamlar :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #444444; font-size: 17px; line-height: 20px;"&gt;- Olabilir ama biz daha yeni duyduk, demişler&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.odatv.com/Siyaset/o_konusma_ocalani_ikna_etmek_icindir-17219.html"&gt;*&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-925553928686353882?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-06T18:22:54.031+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/08/iyi-de-bu-iki-bin-yl-once-oldu.html</feedburner:origLink></item><item><title>Çin'e gösterdiğiniz politik nezaketi kendi devletinize neden göstermiyorsunuz?</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/B4qUUcODHQs/norsin-sempatisini-dogu-turkistana-da.html</link><category>etnik siyaset</category><category>kürt açılımı</category><category>can sıkanlar</category><category>nurşin</category><category>norşin</category><category>memleket meselesi</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Fri, 14 Aug 2009 04:33:52 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-1309244825893187723</guid><description>Evet, doğrudan bu cümleyi Cumhurbaşkanımıza sarf ediyorum. Hani geçenlerde çeşitli milletvekilleriyle gidip de göbek atmalarına vesile olduğunuz "Şincan Uygur Bölgesi" için de &amp;nbsp;halk Doğu Türkistan diyordu. Ama siz ille de Uygur bölgesi diyip durdunuz açıklamalarınızda falan. O bölgede kaç defa Uygur Devleti kurulmuş ve fakat Çin işgaline uğramıştır. &lt;b&gt;Buna rağmen oraya, çok değerli dostunuz Çin devletini düşünerek &amp;nbsp;Doğu Türkistan diyemiyorsunuz ama kendi ülkenizde Türkiye Cumhuriyetinin ülke sathında yapmış olduğu yer adları değişikliklerine rağmen sempatiklik adına &lt;a href="http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=21306"&gt;Güroymak'a&amp;nbsp;&lt;/a&gt;Norşin diyebiliyorsunuz.&lt;/b&gt; Helal olsun size diyorum; Çin'i düşündüğünüz kadar kendi Devletinizi düşünemeyecek bir zihniyete sahip olduğunuz için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Halk ağzında argo da küfür de mevcuttur siz bulunduğunuz makamda halk ağzıyla muhataplarınıza cevap verebilir misiniz en basitinden? Doğduğum ve büyüdüğüm topraklarda da bir çok yerin adının resmen değişmiş olmasına rağmen halk arasında eski Rusça, Ermenice isimleri kullanılmaktadır. Ve bundan da kimseler gocunmamaktadır. Nurşini ben kullanırım, ailem kullanır, orada yaşayanlar kullanır fakat &lt;b&gt;&amp;nbsp;gerek mevcut konjonkturel siyasi durum ve gerekse bulunduğunuz makam sebebiyle siz bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak kullanamazsınız, bu sempatiyi resmi bir ziyaretinizde gösteremezsiniz.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;Sempati gösterecek çok daha başka konular mevcut, mesela dağda öldürülmüş teröristin, öksüzünü evlat edinebilirsiniz. Hadi yapın da görelim açılımınızı. &lt;/b&gt;Bakalım şehit ailelerinden ve bu milletten istediğiniz o fedakarlığı siz yapabiliyor musunuz bir Cumhurbaşkanı olarak?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;&lt;b&gt;Herkes Dersim ya da Norşin diyebilir bir kişi diyemez&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eyyubi’yi biz Türk biliyorduk, 1970-80’li yıllarda yazdık, hayır Kürt’müş. Olabilir ne var bunda?&lt;br /&gt;
Çankaya’daki zat bir şehrin adına eski adını söylüyor, Norşin diyor. Öbürü de “Mezopotamya da denir” diyor. Bir tanesi Dersim de deriz diyor. Türkiye’de Tunceli’ye Dersim dediği için hapse giren, işkence gören insan var ki…&lt;br /&gt;
Her isteyen Dersim diyebilir ancak bir tek kişi Dersim veya Norşin diyemez; Eğer devlet görevlisi ise, Cumhurbaşkanı ise, Başbakan ise söyleyemez. “&lt;b&gt;Nutuk’ta vardı” diyemezsiniz. Çünkü o zaman resmi adı oydu&lt;/b&gt;. Sonra değişti. Başbakan bugünkü adını söylemeye mecburdur.&lt;a href="http://www.odatv.com/Siyaset/o_konusma_ocalani_ikna_etmek_icindir-17219.html"&gt;bağlantı&lt;/a&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-1309244825893187723?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-08-14T14:33:52.000+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/08/norsin-sempatisini-dogu-turkistana-da.html</feedburner:origLink></item><item><title>Dost biriktirme sanatıymış! Hasss...</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/nebilim/~3/MLCyDFw0OM4/dost-biriktirme-sanatyms-hasss.html</link><category>can sıkanlar</category><category>dost edinme sanatı</category><category>kafadan</category><author>noreply@blogger.com (Emir ALP)</author><pubDate>Sat, 08 Aug 2009 13:24:41 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9018948.post-5248309059963770271</guid><description>Hassssta etmeyin lan adamı.&lt;br /&gt;
Msnde, sağda solda birilerinin kişisel mişisel iletilerinde yazar : Para biriktirme dost biriktir!&lt;br /&gt;
Başka bir yerlerde de birileri vaaz verir dost edinme, biriktirme ve harcama sanatı diye!&lt;br /&gt;
Hadiyin lan ordan! Materyalist dünyanın kucağında hümanizm panik atağı geçiren ruhunu kapitalizme satmış alçaklar...&lt;br /&gt;
Dost ha!&lt;br /&gt;
Siz ne bilirsiniz lan dostu?&lt;br /&gt;
Sizin için dost; başka bir şehire seyahatte otele para vermemek için evinde kalınacak, işin düşünce aranacak, başın sıkışınca kapısı çalınacak, başın derde girince ulaşılacak birisidir. Hep ucunda bir menfaat vardır şu kahpe dünyadaki dostluklarda. Aman şurada işimi bir an evvel bitireyim, aman başım dara girmesin, aman şurada fazla beklemeyeyim... Al sana dostluk!&lt;br /&gt;
Çok acaip gelir bana insanlar biryerlerde sürekli bir tanıdık, dost edinme çabası. &lt;br /&gt;
Aman aman sizler, dost delileri dost kumbaranızı boş bırakmayın.&lt;br /&gt;
Gün gelir lazım olur harcamak için. &lt;br /&gt;
Allah dostlarımızın eksikliğini göstermesin inşallah. Ama bu dediğim kumbara dostlar değil elbette ki. Benim hayatta ne para ne için kumbaram oldu ne de dostlar için. Ne varsa kalbimde çok şükür.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-Dostlarınız birikmiş, harciycak mısınız?&lt;br /&gt;
-Bürüksün, bürüksün...&lt;br /&gt;
Allah, kumbaracı dost mevduatçılarından uzak tutsun sizleri.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9018948-5248309059963770271?l=www.nebilim.net'/&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-08-08T23:24:41.360+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.nebilim.net/2009/08/dost-biriktirme-sanatyms-hasss.html</feedburner:origLink></item></channel></rss>
