<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İyi Kötü Film</title>
	<atom:link href="http://iyikotufilm.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://iyikotufilm.com/</link>
	<description>Unutulmuş Korku Filmleri: B-Film, Trash ve Exploitation Dünyası</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Oct 2026 08:52:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>
	<item>
		<title>Homoti (1987): Müjdat Gezen’in Türk E.T. Filmi</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/homoti-1987-mujdat-gezen-turk-et/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/homoti-1987-mujdat-gezen-turk-et/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2026 08:36:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://iyikotufilm.com/?p=14634</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir film düşünün, yönetmeni onu bir usta yazara gösteriyor, usta yazar “bok gibi” diyor, yönetmen de filmi piyasaya çıkarmıyor. Normal koşullarda hikaye burada biter. Homoti’de ise yeni başlıyor. Homoti ve Badi kasetlerine yaklaşık 10 yıl önce, Antalya’daki bir antikacı vasıtasıyla ulaştım. Sürekli kaset aldığım bu kişi zaman zaman eline geçen kasetlerin fotoğraflarını gönderirdi bana. Bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/homoti-1987-mujdat-gezen-turk-et/">Homoti (1987): Müjdat Gezen’in Türk E.T. Filmi</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/homoti-1987-uzayli-kostumu.webp" alt="Homoti (1987) filmindeki absürt uzaylı kostümünün yüz detaylarını ve amatör görsel efektlerini gösteren yakın çekim." class="wp-image-14635" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/homoti-1987-uzayli-kostumu.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/homoti-1987-uzayli-kostumu-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/homoti-1987-uzayli-kostumu-766x429.webp 766w" sizes="(max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Bir film düşünün, yönetmeni onu bir usta yazara gösteriyor, usta yazar “bok gibi” diyor, yönetmen de filmi piyasaya çıkarmıyor. Normal koşullarda hikaye burada biter. Homoti’de ise yeni başlıyor.</p>



<span id="more-14634"></span>



<p class="wp-block-paragraph">Homoti ve Badi kasetlerine yaklaşık 10 yıl önce, Antalya’daki bir antikacı vasıtasıyla ulaştım. Sürekli kaset aldığım bu kişi zaman zaman eline geçen kasetlerin fotoğraflarını gönderirdi bana. Bu ikisinin resmi geldiğinde yaşadığım heyecanı anlatamam. Ama soğukkanlı olmak zorundaydım, çünkü gösterebileceğim en ufak bir istek kasetin fiyatını dört beş katına çıkarabilirdi. Yeşilçam’ın unutulsun istenen bu ucuz filmi benim için gerçek bir hazine avına dönüştü. Sinemalarda hiç oynamamış bir filmi bir antikacıdan alıyorsunuz. Ne arşiv, ne dağıtımcı, ne de bir koleksiyoncu forumu. Sadece ayağıma kadar gelen şans.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Müjdat Gezen’in kendi yazıp yönettiği, başrolünde de kendisinin oynadığı Homoti (1987), Spielberg’in E.T. (1982) filminden sonra Yeşilçam’ın ikinci E.T. kopyası. Birincisi Badi (1983) idi. Kadıköy, Kalamış ve Moda sokaklarında, Milliyet gazetesinin çevresinde, arkadaş grubuyla eğlenmek için çekilmiş bir video filmi. Ortada bir sinema, sanat kürek işleri yok, bir Türk E.T.’si yapalım da para kazanalım hesabı da yok. Badi’yle Homoti arasındaki asıl fark bence burada yatıyor. Badi bir fırsatçılık ürünüydü. Homoti ise gırgırına yapılmış bir iş.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/homoti-mujdat-gezen-bahar-oztan.webp" alt="Müjdat Gezen ve Bahar Öztan'ın, Türk E.T. klonu uzaylı Homoti karakteriyle yan yana oturduğu film sahnesi." class="wp-image-14636" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/homoti-mujdat-gezen-bahar-oztan.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/homoti-mujdat-gezen-bahar-oztan-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/homoti-mujdat-gezen-bahar-oztan-766x429.webp 766w" sizes="(max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Hikayeye bakalım, çünkü M.Gezen E.T.’yi alıp kendi mahallesine taşırken akla hayale gelmeyecek bir yere varmış. Ali Öztürk (Gezen) bir gazeteci, patronu her gün ona bana bir haber bul diye sıkıştırıyor, o da asparagas haber üretme peşinde. Tam bu sırada gerçek bir UFO düşüyor önüne. İçinden de Homon gezegeninden Homoti çıkıyor. Kendi gezegenindeki diktatörlükten kaçıp Dünya’ya sığınmış bir uzaylı bu. Ali’nin evine götürülüyor, gazeteye deşifre edilmeyeceğine dair söz alınıyor ve karşılığında Ali’ye uçan halı gibi haberlik malzemeler sunuyor. Bir E.T. klonunda bu kadar siyasi gönderme bekler miydiniz? Ben beklemezdim. Ama işin içinde M. Gezen olunca işler değişiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evde Hatçe Hanım (Perran Kutman) var, gey komşu Haydar var, gazeteye stajyer olarak giren Ayşegül (Bahar Öztan) var. Ve işte filmin bombası geliyor: Homoti, Ali’ye romantik bir bağ geliştiriyor. Ali, Ayşegül’e yaklaştıkça Homoti kıskanıyor, hüzünleniyor. Spielberg’in çocuk-uzaylı dostluğu burada, 1987 Türkiye’sinde, bir uzaylının bir gazeteciye duyduğu platonik aşka dönüşüyor. Gezen bunu bilerek mi yaptı, bilmeden mi, çekim sırasında eğlenirken mi karar verdi, bilemiyorum. Ama filmin albenisini iki katına çıkardığı bir gerçek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Homoti’nin kostümüne gelecek olursak tam bir facia ama o kadar komik ki yabancı forumlarda poposu ile ilgili oldukça fazla şaka döndüğü bir gerçek.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/homoti-uzayli-perran-kutman.webp" alt="Ekose battaniyeye sarılmış uzaylı Homoti'nin, Hatçe Hanım karakterini canlandıran Perran Kutman ile kanepede oturduğu kült sahne." class="wp-image-14637" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/homoti-uzayli-perran-kutman.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/homoti-uzayli-perran-kutman-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/homoti-uzayli-perran-kutman-766x429.webp 766w" sizes="(max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">M. Gezen filmi bitirince Aziz Nesin’e izletiyor ve Nesin filmi beğenmiyor. Gezen filmi ticari olarak çıkarmaktan vazgeçiyor. Burada filmin uzun süresi unutulmasına neden olan Nesin’e kızmak mı gerekir, yoksa Gezen’e mi, emin değilim. Bence her ikisi de kendi açısından haklıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Filmi video kaset olarak piyasaya çıkaran fors video hakkında çok şey bulamadım ama sanırım ‘Berlin FORS Video Film Handels GmbH’ ibaresinden de anlaşılacağı gibi şirket doğrudan Almanya merkezli. Almanya’daki gurbetçi pazarı için filmin dağıtım hakkını alıp sınırlı sayıda VHS bastırıyorlar. İşte Almanya’daki bu kasetler zamanla Amerika’ya sızıyor ve orada çöp sinema meraklılarının eline geçiyor. Film “Turkish rip-off of E.T.” ve “Gay Turkish E.T.” etiketleriyle dolaşıma giriyor. Gezen’in sonradan medyaya yaptığı açıklama ise oldukça iddialı: &#8216;Kendimle ancak ben kafa bulabilirim, başkasına bu izni vermiyorum.” </p>



<p class="wp-block-paragraph">Neyse. Toparlamayacağım, çünkü toparlanacak bir şey yok. Homoti’yi kült yapan, E.T.’yi taklit etmesi değil, taklit ettiği şeyi arkadaşlarıyla gülmek için belki de birazda para kazanmak için çekmiş olması.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/homoti-1987-mujdat-gezen-turk-et/">Homoti (1987): Müjdat Gezen’in Türk E.T. Filmi</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/homoti-1987-mujdat-gezen-turk-et/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parçala Behçet (1972): Yeşilçam&#8217;da Şiddet ve Avantürün Başladığı Film</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/parcala-behcet-yesilcam-avantur/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/parcala-behcet-yesilcam-avantur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2026 10:14:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://iyikotufilm.com/?p=14612</guid>

					<description><![CDATA[<p>Stüdyoda seslendirme yapılırken ekip Behçet Nacar’a “yırt parçala” diye takılıyormuş. Film adını buradan almış ve ad o kadar tuttu ki filmin kendisinden büyük bir şeye dönüştü. Çünkü Parçala Behçet’i 1972&#8217;de salona taşıyan şey hikayeden çok ismiydi. Mahalle aralarında gençlerin ve çocukların diline dolanan bu ad, film vizyona girmeden bile bir slogana dönüşmüştü. Filmin yönetmeni Melih [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/parcala-behcet-yesilcam-avantur/">Parçala Behçet (1972): Yeşilçam&#8217;da Şiddet ve Avantürün Başladığı Film</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="789" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/parcala-behcet-behcet-nacar.webp" alt="behçet nacar parçala behçet film afişleri" class="wp-image-14613" style="width:813px;height:auto" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/parcala-behcet-behcet-nacar.webp 789w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/parcala-behcet-behcet-nacar-300x208.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/parcala-behcet-behcet-nacar-767x533.webp 767w" sizes="auto, (max-width: 789px) 100vw, 789px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Stüdyoda seslendirme yapılırken ekip Behçet Nacar’a “yırt parçala” diye takılıyormuş. Film adını buradan almış ve ad o kadar tuttu ki filmin kendisinden büyük bir şeye dönüştü.</p>



<span id="more-14612"></span>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü Parçala Behçet’i 1972&#8217;de salona taşıyan şey hikayeden çok ismiydi. Mahalle aralarında gençlerin ve çocukların diline dolanan bu ad, film vizyona girmeden bile bir slogana dönüşmüştü. Filmin yönetmeni Melih Gülgen 1968&#8217;de Kafkas Kartalı ile başladığı yönetmenlik hayatında aksiyon ve avantür türünün en çok iş çıkaran isimlerinden biri oldu; sonraki yıllarda Cüneyt Arkın’lı Cemil Dönüyor’u çekti, 1990&#8217;da Tatar Ramazan’a imza attı. Ama bu listenin içinde adı bugün iyi ya da kötü en çok anılan film galiba hala bu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başrolde, filmin adıyla neredeyse aynı kişi sayılan Behçet Nacar (Behçet Nacaroğlu) var. Dökümcülük ve taksi şoförlüğünden gelmişti, 1964&#8217;te figüran olarak girdiği sinemada Memduh Ün setlerinde kavgacı roller oynayarak pişmişti; Parçala Behçet ilk başrolüydü. Başroldeki diğer kadın oyuncu Gülgün Erdem, Dişi Killing ve Korkusuz Kaptan Swing gibi fantastik avantürlerle 1970&#8217;lerin aranan yüzlerindendi. Kadronun geri kalanında Ahmet Danyal Topatan, Kazım Kartal, Tijen Doray, Oktar Durukan, Nur Ay ve Kudret Karadağ gibi yan rol ve karakter oyuncuları yer alıyordu.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/parca-behcet-yadigar-ejder-yesilcam-erotik.webp" alt="behçet nacar yadigar ejder filmden bir kare" class="wp-image-14616" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/parca-behcet-yadigar-ejder-yesilcam-erotik.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/parca-behcet-yadigar-ejder-yesilcam-erotik-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/parca-behcet-yadigar-ejder-yesilcam-erotik-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Parçala Behçet’i Yeşilçam’ın pek çok jön filminden ayıran özellik, şiddeti perdede bu kadar açık göstermesiydi. Klasik jön tek yumrukla adam deviriyordu; Behçet ise baltayla vuruyor, usturayla yüz kesiyor, sopayı adamın kafasında parçalıyor, bıçaklıyordu. Seyirci kanı ilk kez bu kadar yakından görüyordu ve salona gelmesinin bir nedeni de buydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Filmle ilgili bir yanlış anlama vardı ve bence bu filmin kaderini tümden değiştirdi. Adı ve dönemin havası yüzünden Parçala Behçet hafızlarda erotik bir film olarak kaldı. Nacar ise filmi kupkuru bir avantür diye tarif etmiş. Dekolte ve sevişme sahneleri var, doğru; ama filmi ileri taşıyan şey cinsellik değil, sertlik. Afişin sunduğu çıplaklıkla perdenin verdiği arasındaki bu fark, tür sinemasının her zaman yaşadığı tuhaf bir ikilemdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Filmin neden bu kadar tuttuğunu anlamak için ise döneme bakmak gerekiyor. Televizyon yaygınlaşıyor, yabancı erotik filmler piyasayı dolduruyor, Türk sineması seyirci kaybediyordu. Bütün bunlara 1971 Muhtırası sonrasındaki siyasal gerilim ve ekonomik sıkıntılar da ekleniyordu. Seyirci bir kaçış ararken işletmecilerin de salonları dolduracak filmlere ihtiyacı vardı. Konya’daki filmin galasında yan yana iki sinemada toplam 7.000 kişi filmi izledi; bazı Anadolu sinemalarında film 6 ay boyunca kapalı gişe oynadı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="750" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/zimbala-behcet-dolemite.webp" alt="zimbala behçet ve dolemite film afişleri " class="wp-image-14617" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/zimbala-behcet-dolemite.webp 750w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/zimbala-behcet-dolemite-300x219.webp 300w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Gişe rakamları sinemacıların gözünden kaçmadı. 1974&#8217;ten itibaren seks komedileri ve avantür-erotik filmler Yeşilçam’ı kapladı, 1979&#8217;a gelindiğinde bir yılda 130&#8217;dan fazla bu tür film çekiliyordu. Aynı yıl ilk resmi porno filmimiz <a href="https://iyikotufilm.com/oyle-bir-kadin-ki-ilk-turk-porno-filmi/">Öyle Bir Kadın Ki</a> vizyona girdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Behçet adı da bir markaya döndü. Helal Sana Behçet, Namın Yürüsün Behçet, Tipsiz Behçet gibi 15 ila 20 devam filmi çekildi; adı ne kadar çok kullanılırsa o kadar kolay satılıyordu. Bu bolluk bereket getirdiği gibi bir karışıklık da getirdi: 1975 yapımı Zımbala Behçet (diğer adıyla Parçala 76) sık sık 1972&#8217;deki asıl Parçala Behçet’le karıştırılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Behçet Nacar sonraki yıllarda Bizim Film şirketini kurup yapımcılığa geçti ve Müslüm Gürses’le arabesk filmler yaptı. Beyoğlu’ndaki Atlas Apartmanı’nda bir dükkanı vardı; teknik ekipman ve kostüm kiralıyor, ve geçimini bu şekilde sağlıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/parcala-behcet-yesilcam-avantur/">Parçala Behçet (1972): Yeşilçam&#8217;da Şiddet ve Avantürün Başladığı Film</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/parcala-behcet-yesilcam-avantur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeytan Kızlar (1987): Yeşilçam’dan Tuhaf Bir Trash Sinema Örneği</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/seytan-kizlar-1987-yesilcamdan-tuhaf-bir-trash-sinema-ornegi/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/seytan-kizlar-1987-yesilcamdan-tuhaf-bir-trash-sinema-ornegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2026 13:01:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[B-Film]]></category>
		<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://iyikotufilm.com/?p=14604</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir filmin jenerik bile akmadan, ekrandaki kadınların bir adamı kazıklı bir kuyuya atıp ardından ölümünü kutlamaları ve zıplamaları eşliğinde aniden bitmesi her zaman görebileceğiniz bir şey değil. Şeytan Kızlar&#8217;ı (1987) YouTube&#8217;da eski kaset riplerini kurcalarken buldum. Baştan sona kurgusal bir deha olan bu bir saatlik kayıt, Yeşilçam sınırlarında üretilmiş en tuhaf işlerden. Filmin video kasetinin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/seytan-kizlar-1987-yesilcamdan-tuhaf-bir-trash-sinema-ornegi/">Şeytan Kızlar (1987): Yeşilçam’dan Tuhaf Bir Trash Sinema Örneği</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/seytan-kizlar-1987-karton-mizrak-amazon-kadini.webp" alt="Şeytan Kızlar (1987) filminden, elinde karton mızrak taşıyan amazon kostümlü kadın savaşçı karakteri." class="wp-image-14605" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/seytan-kizlar-1987-karton-mizrak-amazon-kadini.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/seytan-kizlar-1987-karton-mizrak-amazon-kadini-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/seytan-kizlar-1987-karton-mizrak-amazon-kadini-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Bir filmin jenerik bile akmadan, ekrandaki kadınların bir adamı kazıklı bir kuyuya atıp ardından ölümünü kutlamaları ve zıplamaları eşliğinde aniden bitmesi her zaman görebileceğiniz bir şey değil. Şeytan Kızlar&#8217;ı (1987) YouTube&#8217;da eski kaset riplerini kurcalarken buldum. Baştan sona kurgusal bir deha olan bu bir saatlik kayıt, Yeşilçam sınırlarında üretilmiş en tuhaf işlerden. Filmin video kasetinin uzun süre peşinde koştum ve bir gün Facebook&#8217;taki video kaset gruplarında satışta olduğunu görüp almamla koleksiyonumun en nadide parçalarından birini arşivime katmış oldum.</p>



<span id="more-14604"></span>



<p class="wp-block-paragraph">Kadir Akgün, belli ki Just Jaeckin imzalı <a href="https://iyikotufilm.com/gwendoline-1984/">Gwendoline (1984)</a> filmini izlemiş ve oradaki kadın egemen dünyasını kendi imkanlarıyla baştan yaratmak istemiş. Ancak ortada bir dünya inşası yok; vizyon tamamen kostümlere indirgenmiş. Kadın karakterlerin üzerindeki el formatındaki bikini üstleri, bu yoksunluğun en net ve akılda kalıcı kanıtı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hikaye, sahildeki sıradan bir flörtün hızla bir eziyet kurgusuna dönüşmesiyle açılıyor. Ardından o meşhur tecavüz ve intikam şablonuna geçiyoruz. Yıldız karakteri saldırıya uğradıktan sonra kurtarılıp kampa getiriliyor. Ellerinde kocaman kartondan yapılmış aletlerle dolaşan nöbetçiler, kendi kurdukları mahkemede adalet sağladıklarına inanıyor. Erkeklerin köle gibi çalıştırıldığı bu kamp sahneleri kağıt üzerinde izleyiciye sömürü sineması klişeleri sunsa da, beceriksiz bir ekip yüzünden karanlık bir hikayeden çok ucuz bir mizah dergisi karesine benziyor. İşte bu beceriksizlik de filmi eşsiz kılıyor</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/kadir-akgun-seytan-kizlar-esir-kadin-sahnesi.webp" alt="Kadir Akgün'ün yönettiği Şeytan Kızlar filminde kollarından bağlanmış maskeli kadın esir ve başındaki nöbetçiler." class="wp-image-14606" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/kadir-akgun-seytan-kizlar-esir-kadin-sahnesi.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/kadir-akgun-seytan-kizlar-esir-kadin-sahnesi-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/kadir-akgun-seytan-kizlar-esir-kadin-sahnesi-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Montajı bir saate tamamlamak için girilen çabalar ise filmin asıl sınavı. Ortada hiçbir sebep yokken, bir otelin disko salonu gibi duran loş bir mekanda araya giren bir disko sekansı var. MFSB grubunun T.S.O.P. parçası eşliğinde zorla dans ettirilen insanlara bakarken, figüranların &#8220;bitse de gitsek&#8221; ifadelerini oturduğunuz yerden hissediyorsunuz. Kamera öylesine dönüyor, sahnede zerre amaç olmadığı gibi kamera hareketinden mideniz bile bulanabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kadir Akgün’ün kısıtlı bütçelerle gündem yaratma çabası sonraki yıllarda da sürmüş. 2000&#8217;lerin başında Kaz Dağları’nda çektiği Köylü Kızı’nın jeneriğinde yerel yöneticilere ve gazetecilere teşekkür etmesi, kendisine hukuki sorunlar olarak geri dönmüş. 19 Nisan 2001 tarihli habere göre yönetmen bölgede tek değil, altı erotik film çekmiş. Kotra’da 3 Güzel, Ateşli Kızlar Kampta, Doruk Noktası, Evlilik Yıldönümü ve 2 Kadının Esrarı da VCD formatında elden ele dolaşmış. Güre Belediye Başkanı Kamil Saka’ya jenerikte yer verilen teşekkür yerel yönetimi rahatsız etmiş ve Balıkesir Valiliği, Köylü Kızı’nın satışını yasaklamış. Akgün’ün kariyerini 2001&#8217;de Cinayetin Sırrı adlı alakasız bir televizyon polisiyesiyle noktalaması da bu tablonun ardından şaşırtıcı gelmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şeytan Kızlar da bu plansızlığın erken dönem zirvesi. Bütün o intikam kurgusu, kırbaçlar ve karton dekorlar, kimsenin ne yaptığını tam olarak bilmediği bir esnada tak diye kesilip siyah ekrana gömülüyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/seytan-kizlar-1987-erkek-kole-cezalandirma-mahkemesi.webp" alt="Şeytan Kızlar (1987) filminde, ellerindeki karton silahlarla bir erkeği cezalandıran maskeli ve bikinili kadın savaşçılar." class="wp-image-14607" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/seytan-kizlar-1987-erkek-kole-cezalandirma-mahkemesi.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/seytan-kizlar-1987-erkek-kole-cezalandirma-mahkemesi-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/seytan-kizlar-1987-erkek-kole-cezalandirma-mahkemesi-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/seytan-kizlar-1987-yesilcamdan-tuhaf-bir-trash-sinema-ornegi/">Şeytan Kızlar (1987): Yeşilçam’dan Tuhaf Bir Trash Sinema Örneği</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/seytan-kizlar-1987-yesilcamdan-tuhaf-bir-trash-sinema-ornegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>The Sensuous Doll (1971) Film İncelemesi: Renzo Russo ve Giallo Sineması</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/the-sensuous-doll-1971-film-incelemesi/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/the-sensuous-doll-1971-film-incelemesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2026 16:46:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Giallo]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://iyikotufilm.com/?p=14598</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toprağı kazıyorlar, kadının cesedini bekliyorlar, çıkan şey kızıl peruklu plastik bir manken. İşte filmin tüm derdi bu iki saniyelik hayal kırıklığında yatıyor. Ressam birini öldürdü mü, yoksa hiç var olmamış bir kadına mı bıçak sapladı? Yönetmen Renzo Russo bunu cevaplamıyor, ben de bu yazıda bu soruyu cevaplamaya çalışmayacağım. Film, kaynaklarda çoğunlukla 1972 yapımı olarak geçiyor. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/the-sensuous-doll-1971-film-incelemesi/">The Sensuous Doll (1971) Film İncelemesi: Renzo Russo ve Giallo Sineması</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/the-sensuous-doll-1971-kizil-peruklu-resim-sahnesi.webp" alt="The Sensuous Doll (1971) filminde portre sahnesi" class="wp-image-14627" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/the-sensuous-doll-1971-kizil-peruklu-resim-sahnesi.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/the-sensuous-doll-1971-kizil-peruklu-resim-sahnesi-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/the-sensuous-doll-1971-kizil-peruklu-resim-sahnesi-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Toprağı kazıyorlar, kadının cesedini bekliyorlar, çıkan şey kızıl peruklu plastik bir manken. İşte filmin tüm derdi bu iki saniyelik hayal kırıklığında yatıyor. Ressam birini öldürdü mü, yoksa hiç var olmamış bir kadına mı bıçak sapladı? Yönetmen Renzo Russo bunu cevaplamıyor, ben de bu yazıda bu soruyu cevaplamaya çalışmayacağım.</p>



<span id="more-14598"></span>



<p class="wp-block-paragraph">Film, kaynaklarda çoğunlukla 1972 yapımı olarak geçiyor. Bazı kaynaklarda ise 1971 yazıyor. Bu tutarsızlık, filmin geri kalan varlığına dair bir ipucu veriyor aslında: <em>The Sensuous Doll</em> hiçbir zaman tek bir kimliğe sahip olamadı. Yurtdışında <em>Sweet Spirits</em> adıyla 1988&#8217;de Private Screenings etiketiyle VHS’ye düştü, Fransa’da <em>La peau qui brûle</em> oldu. Bu sonuncusunda dublörlerle çekilmiş on on beş dakikalık hard sahneler filme sonradan monte edilmiş. Yani Russo’nun kurduğu psikolojik dram, pazarın ihtiyacına göre kah kısaltıldı kah şişirildi. 1974&#8217;te İngiltere’de 61 dakikaya kadar kırpılan film, VHS ve DVD’lerde 70, 78, 84 ve 87 dakikalık sürümlerle dolaştı. İtalyanca ve İngilizce kopyaların sahne sıralaması bile birbirini tutmuyor. İzlediğiniz filmin hangisi olduğunu bilmek için önce hangi kopyayı bulduğunuza bakmanız gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İtalya’da kaderi daha da tuhaf. Televizyonda, sinemada ya da herhangi bir yerde hiç yayınlanmadı ve yaklaşık 2000 yılına kadar yok sayıldı. O yıl Nocturno Cinema’nın çıkardığı VHS, filmi tekrar piyasaya soktu.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/nekedscene-the-sensuous-doll-1971.webp" alt="The Sensuous Doll (1971) filminde ressamın kızıl saçlı kadının resmini yaptığı sahne" class="wp-image-14600" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/nekedscene-the-sensuous-doll-1971.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/nekedscene-the-sensuous-doll-1971-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/nekedscene-the-sensuous-doll-1971-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Hikaye, İstanbul’da yaşayan alkolik ressam John Ward’la (Farley Granger) başlıyor. Parktaki hippilerin hediye ettiği eski bir terzi mankenini eve getiriyor. Granger, Hitchcock’un <em>Rope</em> ve <em>Strangers on a Train</em> filmlerinden, Visconti’nin <em>Senso</em>’sundan gelen bir geçmişle 1970&#8217;lerin başında İtalya’ya yerleşmiş bir oyuncu. Onu burada, borç içinde, kendi tablolarının arasında çürüyen bir adam olarak görmek başlı başına bir alt metin: Hollywood’un nazik, kuşkulu genç adamı, Avrupa’nın ucuz bodrum katlarına inmiş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pygmalion’un bayağılaştırılmış hâli bu. Ressam mankeni onarıyor, karşısında önce dilsiz, boyun eğen bir kadın beliriyor: Krista Nell’in Patty’si. Cinsel ilişkiden sonra aynı beden Erika Blanc’ın kızıl saçlı La Rossa’sına dönüşüyor. Sıralamaya dikkat: kadın ancak kullanıldıktan sonra konuşuyor, arzu duyuyor, manipüle ediyor. Ward kendi yarattığını sanıyor. Yarattığı şey ona ait olmayı reddettiği an canavar oluyor. Nü pozları para da prestij de getiriyor. Kadın bu arada avcı Steve’le (Venantino Venantini), koleksiyoncu Omar Bey’le (Aydın Tezel), bir de on altı yaşında bir gençle yatıyor. Ward’ın kıskançlığı tuvalde başlıyor. Bıçakta bitiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Blanc’ın kızıl saçı bu açıdan işlevsel bir imge. Kariyerine sarışın olarak western ve casus filmlerinde başlamış, sonra saçını kızıla boyayıp bu tür rollere geçmiş bir oyuncu. Filmin sonunda toprakta bulunan peruk, sinemanın bu kadın bedenini hep bir kostüm gibi kullandığına dair acı bir şaka sayılabilir. Yine de bunu Russo’nun bilinçli bir hamlesi olarak yorumlamak gerekli mi bilemiyorum, bir izleyici olarak kapıyı aralık bırakıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Filmin müziklerini Sante Romitelli yapmış. &nbsp;Üstelik film, Bava’nın <em>Hatchet for a Honeymoon</em>’uyla da stil akrabalığı taşıyor, psikanalitik dönemeçler ve Poe’nun gölgesi hissediliyor. Ama senaryo kopuk, mantık delik deşik ve tempo yer yer insanı uyutacak kadar yavaş. Bunu saklamanın anlamı yok.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/farley-granger-the-sensuous-doll-1971.webp" alt="The Sensuous Doll (1971) giallo filminde Erika Blanc ve Farley Granger yan yana" class="wp-image-14601" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/farley-granger-the-sensuous-doll-1971.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/farley-granger-the-sensuous-doll-1971-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/farley-granger-the-sensuous-doll-1971-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Gelelim bence filmin en önemli unsuruna; İstanbul’a. Film İtalya-Türkiye ortak yapımı, oldukça düşük bütçeli. Türk tarafının mali katkısının çekim yeri olarak İstanbul’u neden seçtirdiği anlaşılıyor. (tabii ki maliyeti düşürmek için) Dış çekimler Boğaz’ı ve şehri kuşbakışı gösteren açılış ve kapanış panoramalarıyla sınırlı; İstanbul’un hikayenin gidişatına derin bir etkisi olmadığını söylemek mümkün. Şehir burada bir dekor gibi kullanılmış. Aydın Tezel ile Erol Keskin’in (galeri sahibi Suleiman) Türk tarafını temsil etmesi de bu yüzeyselliği çok değiştirmiyor. Bazı kaynaklarda Tezel’in adı yanlışlıkla “Aydin Terzel” yazılmış. Bu bile, bu ortak yapımın ne kadar özensiz belgelendiğine dair küçük bir kanıt.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine de 1970&#8217;lerin başında İstanbul’da, hippi kültürü ve alkolik bir Avrupalı ressamın yanında bir İtalyan giallosu çekilmesi, Yeşilçam’ın aynı yıllardaki ortak yapım ilişkilerine yan yoldan bakmamızı sağlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ward kimi öldürdü? Ya da kimseyi öldürmedi mi? Motosikletli gizemli adam neden resimleri çalıyor? İkinci soruya film hiç dönmüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/the-sensuous-doll-1971-film-incelemesi/">The Sensuous Doll (1971) Film İncelemesi: Renzo Russo ve Giallo Sineması</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/the-sensuous-doll-1971-film-incelemesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızlar Kampı (1987): Yeşilçam&#8217;dan Tuhaf Bir Slasher Anomalisi</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/kizlar-kampi-1987-yesilcam-slasher/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/kizlar-kampi-1987-yesilcam-slasher/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2026 09:28:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[B-Film]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://iyikotufilm.com/?p=14542</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk sinema tarihimizin gizli kalmış ve unutulmuş filmlerinden biri olan 1987 yapımı Kızlar Kampı, yönetmenliğini ve senaristliğini Kadir Akgün&#8217;ün üstlendiği, başrollerini Nuri Alço ile dönemin popüler oyuncusu Fulya Kumcu&#8217;nun paylaştığı çok ilginç bir film. Açıkçası bu yapımdan bir video kaset forumundaki paylaşımla haberim oldu. Kasetin sahibi elindeki kopyayı satıyordu ve almak için hiç düşünmeden mezattaki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/kizlar-kampi-1987-yesilcam-slasher/">Kızlar Kampı (1987): Yeşilçam&#8217;dan Tuhaf Bir Slasher Anomalisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/kizlar-kampi-1987-filminden-sahne-kamp-atesi-etrafinda-eglenenler.webp" alt="1987 yapımı Kızlar Kampı filminden bir sahne; gece vakti açık havada, yakılan bir kamp ateşinin etrafında dans edip eğlenen bir grup genç kadın." class="wp-image-14544" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/kizlar-kampi-1987-filminden-sahne-kamp-atesi-etrafinda-eglenenler.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/kizlar-kampi-1987-filminden-sahne-kamp-atesi-etrafinda-eglenenler-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/kizlar-kampi-1987-filminden-sahne-kamp-atesi-etrafinda-eglenenler-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Türk sinema tarihimizin gizli kalmış ve unutulmuş filmlerinden biri olan 1987 yapımı Kızlar Kampı, yönetmenliğini ve senaristliğini Kadir Akgün&#8217;ün üstlendiği, başrollerini Nuri Alço ile dönemin popüler oyuncusu Fulya Kumcu&#8217;nun paylaştığı çok ilginç bir film. Açıkçası bu yapımdan bir video kaset forumundaki paylaşımla haberim oldu. Kasetin sahibi elindeki kopyayı satıyordu ve almak için hiç düşünmeden mezattaki en yüksek teklifi verdim. Kasetin elime geçmesini beklerken filmin VHS&#8217;den aktarılmış dijital kopyasını bulup çoktan izlemiştim bile. Kadrosunda Orhan Başaran ve Gül Deren gibi isimleri de barındıran filmin; 1980&#8217;li yıllarda Amerikan sinemasını kasıp kavuran Friday the 13th ve Sleepaway Camp rüzgarıyla şekillendiği için sinemamızın ilk teen slasher denemesi olduğu söylense de, Nejat Okçugil&#8217;in yönettiği 1975 yapımı <a href="https://iyikotufilm.com/macera-yolu-1974/">Macera Yolu</a>&#8216;nu hatırlayınca bu unvanın aslında daha eskiye dayandığını belirtmek gerek.</p>



<span id="more-14542"></span>



<p class="wp-block-paragraph">Hikaye, Amerikan slasher filmlerinin o tanıdık şablonunu birebir takip ediyor. İşin içine 80&#8217;ler Türkiye&#8217;sinin yerel detayları karışınca da haliyle bugünün gözüyle bakıldığında epey absürt ve komik anlar yaşanıyor. Şehrin gürültüsünden ve özellikle de erkeklerden uzaklaşıp kafa dinlemek isteyen bir grup genç kadın, Fulya&#8217;nın önderliğinde bir minibüse atlayarak kamp yapmaya gidiyor. Medeniyetten kilometrelerce uzaktaki bu doğada, deniz kenarında kurdukları kamp, aralarından birinin kaybolması ve ardından sahilde ölü bulunmasıyla tam bir kabusa dönüşüyor. Minibüslerinin arızalanmasıyla kaçış yolları kapanan genç kadınlar, ormanın derinliklerinde tek tek avlandıkları bir hayatta kalma mücadelesinin ortasına düşüyorlar.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/kizlar-kampi-1987-sinematik-saldiri-ve-vahsiyet-sahnesi.webp" alt="Yeşilçam korku sineması Kızlar Kampı (1987) filminden bir slasher sahnesi; toprak zeminde bir saldırganın kurbana müdahale ettiği anlar." class="wp-image-14545" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/kizlar-kampi-1987-sinematik-saldiri-ve-vahsiyet-sahnesi.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/kizlar-kampi-1987-sinematik-saldiri-ve-vahsiyet-sahnesi-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/kizlar-kampi-1987-sinematik-saldiri-ve-vahsiyet-sahnesi-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Filmin üzerinde durmaya değer taraflarından biri de katilin neden kadınları öldürdüğü. Slasher türünde sıkça karşımıza çıkan o tanıdık şablon, bu filmde Yeşilçam&#8217;a has dramatik diyaloglarla harmanlanıyor. Fiziksel engeli nedeniyle kadınlar tarafından dışlandığını hisseden ve travmatik bir anne figürüyle büyüyen katil, tüm kadınları şeytan olarak kodlayarak onları yok etmeyi misyon edinmiş. Katilin finalde attığı, &#8220;Baksana bana, bu halim bir kadının eseri&#8230; Annemle, o da bir kadındı! Onların olduğu her yerden kaçtım&#8230;&#8221; tiradı, çocukluk travması ve anne kompleksi gibi tanıdık korku filmi klişelerini bir kez daha karşımıza çıkarıyor. Yalnız bunu öyle bir Yeşilçam melodramı havasında yapıyor ki sahne ister istemez akılda kalıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nuri Alço&#8217;nun filmdeki konumu ise alışıla gelmiş imajının yanında tam bir şok! Filmin başından itibaren güneş gözlüğü, açık bağrı ve meşhur BMW&#8217;siyle kızları dikizleyen, onları takip ederek sürekli bir tehdit hissi yaratan Alço; izleyicinin alıştığı o katil ya da kızları ağına düşürmeye çalışan sapık rolünde değil bu kez. Aksine, başrol Fulya&#8217;ya saplantılı bir şekilde aşık olan ve onu izleyen bir koruyucu melek figürüne dönüşüyor. Gruptaki tüm kadınların teker teker katledilmesinin ardından, finalde bir kır lokantasında karşılıklı oturup sanki az önce hiçbir şey yaşanmamışçasına edilen ilan-ı aşk sahnesi gerçekten tuhaf. Bu anlar, Batı usulü korku kalıplarına öykünülse de Yeşilçam&#8217;ın o bildiğimiz ağlak melodram alışkanlıklarından bir türlü vazgeçilemediğini gösteriyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/kizlar-kampi-1987-yerde-yatan-kadin-ve-katil-sahnesi.webp" alt="Kızlar Kampı (1987) filminden bir kare; taşlık arazide yerde hareketsiz yatan kırmızı bikinili bir kadın ve onun üzerinde eğilmiş, şapkalı ve yelekli erkek karakter." class="wp-image-14546" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/kizlar-kampi-1987-yerde-yatan-kadin-ve-katil-sahnesi.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/kizlar-kampi-1987-yerde-yatan-kadin-ve-katil-sahnesi-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/kizlar-kampi-1987-yerde-yatan-kadin-ve-katil-sahnesi-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Filmin teknik tarafı da dönemin düşük bütçeli VHS yapımlarını doğal olarak aratmıyor. Yönetmen Kadir Akgün&#8217;ün Vahşet Kasırgası ve Şeytan Kızlar gibi diğer tür denemelerinde de göze çarpan o parasızlık; kadraja sızan kameraman gölgeleri ve göze batan devamlılık hatalarıyla dolu. Özellikle ölüm korkusunun zirve yaptığı, can havliyle kaçtıkları bir anda karakterlerin aniden durup birbirlerine bilmece sormaya başlaması, filmi gerilimden çıkarıp tam bir &#8220;trash / B-movie&#8221; havasına sokuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün bu detayların ötesinde film, dönemin magazin basınının yarattığı figürlerin sinemada nasıl ticari bir araca dönüştüğünü de gösteriyor. Podyumlardan Yeşilçam&#8217;a hızlı bir geçiş yaparak kısa sürede rekor sayıda filmde rol alan Fulya Kumcu, o dönemin sinema ve magazin sayfalarında &#8220;Futbolcudan iyi koca olur!&#8221; açıklamaları, Coşkun Sabah ile yaşadığı set aşkı iddiaları ve assolistlik hamleleriyle hiç gündemden düşmüyordu. Kumcu&#8217;nun magazin manşetlerine yansıyan bu fettan ve cazibeli figürü, belli ki filmin asıl pazarlama stratejisi olarak kurgulanmaya çalışılmış.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kısacası Kızlar Kampı (1987), Amerikan slasher filmlerinin Yeşilçam&#8217;da nasıl bir karşılık bulduğunu görmek isteyenler için ilginç bir örnek. Bütçesi, aksayan sahneleri ve melodrama bağlanan finaliyle tam bir B-movie. Benim açımdan ise filmin asıl cazibesi, bütün bu tuhaflıklarıyla unutulup gitmiş bir VHS filmi olması.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/kizlar-kampi-1987-yesilcam-slasher/">Kızlar Kampı (1987): Yeşilçam&#8217;dan Tuhaf Bir Slasher Anomalisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/kizlar-kampi-1987-yesilcam-slasher/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikopat (Öp Beni Neriman) (1988): 80&#8217;ler Yeşilçam VHS Gerilimi</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/psikopat-op-beni-neriman-1988/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/psikopat-op-beni-neriman-1988/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2026 15:19:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://iyikotufilm.com/?p=14532</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikopat – ya da video kaset piyasasındaki popüler adıyla Öp Beni Neriman – 1988 yapımı bir VHS gerilimi… 80’ler video furyasında sıkça karşımıza çıkan, kentsel suç anlatılarını Yeşilçam’ın kısıtlı imkanlarıyla birleştiren o tanıdık formülün bir başka mahsulü. Kurbanlarını günahkar dünyadan kurtarıp cennete yollamayı kendine misyon edinmiş sapkın bir katilin, arzuladığı kadınlara musallat olmasının hikayesi… Filmin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/psikopat-op-beni-neriman-1988/">Psikopat (Öp Beni Neriman) (1988): 80&#8217;ler Yeşilçam VHS Gerilimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/psikopat-1988-op-beni-neriman-katil.webp" alt="psikopat öp beni neriman yeşilçam gerilim filminden bir sahne" class="wp-image-14534" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/psikopat-1988-op-beni-neriman-katil.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/psikopat-1988-op-beni-neriman-katil-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/psikopat-1988-op-beni-neriman-katil-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Psikopat – ya da video kaset piyasasındaki popüler adıyla Öp Beni Neriman – 1988 yapımı bir VHS gerilimi… 80’ler video furyasında sıkça karşımıza çıkan, kentsel suç anlatılarını Yeşilçam’ın kısıtlı imkanlarıyla birleştiren o tanıdık formülün bir başka mahsulü. Kurbanlarını günahkar dünyadan kurtarıp cennete yollamayı kendine misyon edinmiş sapkın bir katilin, arzuladığı kadınlara musallat olmasının hikayesi…</p>



<span id="more-14532"></span>



<p class="wp-block-paragraph">Filmin yönetmen koltuğunda Hidayet Pelit’in oğlu Bülent Pelit var. Kurgu ve dublaj kökenli bir isim, çocuk yaştan beri setlerde toz yutmuş ve 1987&#8217;deki Sefil&#8217;den hemen sonra bu işe girişmiş. 80’ler sonu Video pazarının hızlı ve seri üretim şartları her karede bağırıyor. Yeşilçam&#8217;ın o çok övünen kurgu pratikleri filmi kurtarmaya yetmemiş (zaten o dönem kaset kiralayan kimsenin bunu umursadığını da sanmıyorum), oyuncular da çoğu yerde dökülüyor. İstanbul’un çıkmaz sokaklarında ve döküntü kiralık dairelerinde çekilen sahnelerde karanlık iç aydınlatmalar dönemin bütçesizliğini örtmek için kullanılmış. İşin tuhaf tarafı, fonda çalan alakasız şarkılarla birleşince tekinsiz ortam hissi fena çalışmıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/psikopat-1988-op-beni-neriman.webp" alt="Bülent Pelit yönetmenliğini yaptığı türk gerilim filmi psikopat öp beni neriman filminden " class="wp-image-14535" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/psikopat-1988-op-beni-neriman.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/psikopat-1988-op-beni-neriman-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/psikopat-1988-op-beni-neriman-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Kadın karakterlerinin demledikleri bir demlik çay ve sigarayla televizyonda pür dikkat izledikleri yapım, Peter Yates&#8217;in 1981 tarihli Amerikan neo-noir gerilimi <em>Eyewitness</em>. Bir yanda İstanbul&#8217;un çıkmaz sokaklarında cinayetler işlenirken, diğer yanda Morgan Freeman&#8217;ı elinde piposuyla Teğmen Black rolünde, arka plandaki tüplü ekranda davayı çözerken izliyoruz. Hani insan Bülent Pelit&#8217;in Amerikan polisiyelerine sofistike bir metinlerarası gönderme yaptığını, türe bilinçli bir saygı duruşunda bulunduğunu düşünmek istiyor&#8230; Ama hepimiz biliyoruz ki büyük ihtimalle çekim günü daha önce kiraladıkları kasetlerin arasında bulup videoya taktıkları bir film.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Peki Psikopat için ince işlenmiş bir polisiye diyebilir miyiz? Elbette, hayır! Ama olayı soruşturan polislerin suç mahallinde bulduğu ipuçları dönemin baştan savma standartlarına göre şaşırtıcı derecede spesifik (!) ve komik. Meyve tabağında sadece armudun yenmiş olması veya masada tek bir sigara izmariti bile bulunmaması gibi ufak tefek detaylarla katilin profili yavaş yavaş çiziliyor. Karşımızda yirmi beş yaşlarında, saçları dökülmüş, az konuşan ve içkiyi tek dikişte bitiren tuhaf bir adam var. Sigara dumanından bile nefret eden bu figür, kurbanlarına yaklaşırken &#8220;hoşlandıklarımı cennete yolluyorum, cehennemliklere iyilik yapıyorum&#8221; diyerek kendi şiddetini sapkın bir kutsal görev gibi pazarlıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/psikopat-1988-op-beni-neriman-cinayet.webp" alt="neriman goran başrolde olduğu türk yeşilçam gerilim filmi psikopat öp beni neriman 1988" class="wp-image-14536" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/psikopat-1988-op-beni-neriman-cinayet.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/psikopat-1988-op-beni-neriman-cinayet-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/psikopat-1988-op-beni-neriman-cinayet-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Melek&#8217;in katledilmesiyle fitili ateşlenen olaylar, cinayete tanık olan Ayfer&#8217;in kaçıp arkadaşı Selma&#8217;ya sığınmasıyla başka bir yola giriyor. Kadın karakterlerin kendi aralarındaki kıskançlıkları ve şüpheleri, katilin yarattığı tehditle birleşip gerilimi körüklüyor. Katilin sokaklarda yürürken vitrin mankenlerine dik dik baktığı o tuhaf anlarda, insanın aklına ister istemez William Lustig&#8217;in 1980 yapımı <em>Maniac</em> filmindeki o hastalıklı karakter geliyor. Eğer yönetmen bu takıntının üzerine biraz daha gidip tıpkı <em>Maniac</em>’taki gibi derinlemesine bir psikolojik keşfe evrilseydi, inanın film bambaşka bir yere giderdi. Ancak bunun yerine filmin içinde saklı olan muhafazakar ahlak devreye giriyor ve aslına bakarsanız Amerikan slasherlarında karşımıza çıkan o bildik cezalandırma mantığıyla aynı kaba su döküyor. 80&#8217;lerde lüks otel salonlarında sahne alan şarkıcı Neriman&#8217;ın imajından beslenen erotik soslu yapı, günün sonunda arzulanan kadının ölümle terbiye edilmesi gerektiği fikrine hizmet ediyor. Kendi uçkuruna sahip çıkamayan erkek aklı, seksle doldurduğu kadını şeytanlaştırarak vicdanını temizliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bülent Pelit&#8217;in yıllar sonra çekeceği Martılar Açken&#8217;e (2002) giden yolda bu filmin onun için ciddi bir teknik deneme tahtası olduğu çok açık. Gece kulübü tuvaletlerindeki o ucuz loş ışıkta katilin silüetini seçmeye çalışırken, cinayet mahallinde bırakılan o yarım yenmiş armut kalıyor aklımda.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">*Kişisel video kaset arşivimden filmin video kaset görseli.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="960" height="971" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/psikopat-op-beni-neriman-1988-video-kaset.webp" alt="" class="wp-image-14539" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/psikopat-op-beni-neriman-1988-video-kaset.webp 960w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/psikopat-op-beni-neriman-1988-video-kaset-297x300.webp 297w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/psikopat-op-beni-neriman-1988-video-kaset-95x95.webp 95w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/psikopat-op-beni-neriman-1988-video-kaset-767x776.webp 767w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/psikopat-op-beni-neriman-1988/">Psikopat (Öp Beni Neriman) (1988): 80&#8217;ler Yeşilçam VHS Gerilimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/psikopat-op-beni-neriman-1988/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mania (1974): Renato Polselli’nin Kayıp Giallo Efsanesi</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/mania-1974-inceleme-renato-polselli/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/mania-1974-inceleme-renato-polselli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2026 11:08:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Giallo]]></category>
		<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://iyikotufilm.com/?p=14502</guid>

					<description><![CDATA[<p>İtalyan B-sinemasının sınır tanımayan, figürlerinden biri olan Renato Polselli’nin &#8220;Ralph Brown&#8221; takma adıyla imza attığı Mania (1974), gotik korku, giallo, çılgın bilim insanı ve sadomazoşist istismarı aynı potada eriten uçuk kaçık bir film. 1970&#8217;lerin tür sinemasında uçlarda gezinmeyi sevenler için bu film, sadece aşırılıklarıyla değil, etrafında örülen kayıp film mitiyle de özel bir takdiri hak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/mania-1974-inceleme-renato-polselli/">Mania (1974): Renato Polselli’nin Kayıp Giallo Efsanesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/mania-1974-renato-polselli-gotik-korku-samdan.webp" alt="Renato Polselli'nin Mania (1974) filminden, elinde şamdan tutan kadın karakterin karanlık bir koridorda dehşet içinde baktığı gotik korku sahnesi." class="wp-image-14503" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/mania-1974-renato-polselli-gotik-korku-samdan.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/mania-1974-renato-polselli-gotik-korku-samdan-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/mania-1974-renato-polselli-gotik-korku-samdan-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">İtalyan B-sinemasının sınır tanımayan, figürlerinden biri olan Renato Polselli’nin &#8220;Ralph Brown&#8221; takma adıyla imza attığı <em>Mania</em> (1974), gotik korku, giallo, çılgın bilim insanı ve sadomazoşist istismarı aynı potada eriten uçuk kaçık bir film. 1970&#8217;lerin tür sinemasında uçlarda gezinmeyi sevenler için bu film, sadece aşırılıklarıyla değil, etrafında örülen kayıp film mitiyle de özel bir takdiri hak ediyor.</p>



<span id="more-14502"></span>



<p class="wp-block-paragraph">Filmin hikayesi, perdedeki hezeyanlar kadar absürt bir yapım sürecine dayanıyor. Başrolde oynama şartıyla filmi finanse eden Sicilyalı karateci Ettore Elio Aricò (sahne adıyla Brad Euston), dağıtımcılarla yaşadığı kriz sonrası filmin dolaşımdaki kopyalarına el koyup saklayarak <em>Mania</em>&#8216;yı 30 küsur yıllık bir karanlığa gömmüştü. 2007&#8217;de Roma&#8217;daki Cineteca Nazionale arşivlerinde sansürlü bir 35mm kopyasının şans eseri bulunması, Eurocult film arkeologları için eksik bir yapboz parçasının tamamlanması anlamına geliyordu. Polselli&#8217;nin, filminin yıllar sonra tekrar gün ışığına çıktığını göremeden sadece birkaç ay önce vefat etmiş olması ise bu efsanenin trajik bir yan notu olarak kayıtlara geçmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açılışında, karanlık çöktüğünde bilinçaltının denetlenemeyen güçlerinin serbest kalacağına dair felsefi bir metinle seyirciyi selamlayan <em>Mania</em>, mantığın çöpe atıldığı bir delilik simülasyonu sunuyor izleyiciye. Fırtınalı bir gecede, kocasının trajik ölümünden kendini sorumlu tutan ve aklını yitirmenin eşiğindeki Lisa&#8217;nın (Eva Spadaro), sürücüsüz beyaz bir araç tarafından darlanmasıyla başlayan hikaye, hızla grotesk bir kabusa evriliyor. Radyasyonla arıları havada durdurup hastalıkları tedavi edeceğini sanan çılgın Profesör Brecht, laboratuvar yangını, ihanet ve yüzü yanan ikiz kardeş Germano&#8230; Lisa&#8217;nın, psikiyatristinin tavsiyesiyle bu travmalarla yüzleşmek için olayın geçtiği malikaneye (ki burası Polselli&#8217;nin diğer filmlerinden de aşina olduğumuz Isarco Ravaioli&#8217;nin şahsi villasıdır) dönmesiyle film tam gaz ilerliyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/mania-1974-giallo-sahte-hayalet-efekti.webp" alt="İtalyan B-sineması örneği Mania (1974) filminde, dehşete düşmüş iki kadın karakterin arkasında beliren şeffaf ve gülen sahte hayalet figürü." class="wp-image-14504" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/mania-1974-giallo-sahte-hayalet-efekti.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/mania-1974-giallo-sahte-hayalet-efekti-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/mania-1974-giallo-sahte-hayalet-efekti-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Polselli&#8217;nin oyuncu yönetimi, tamamen histeri krizleri ve yuvalarından fırlayan gözlerle atılan çığlıklar üzerine kurulu. Kariyerindeki tek film rolünde Eva Spadaro, Polselli&#8217;nin vazgeçilmezi olan Rita Calderoni şablonuna harfiyen uyarak sürekli elini ısıran, krizden krize koşan abartılı ama filmin bu buhranlı ruhuna tam oturan bir performans sergiliyor. Kardeşleri canlandıran Brad Euston filmin trash yükünü omuzlarken, sürekli hırpalanan, kafasına poşet geçirilip dilsiz bırakılan mazoşist hizmetçi Erina rolündeki Mirella Rossi ise sinemasal eziyetin bir yansıması olarak öne çıkıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görsel ve işitsel estetik, yönetmenin sinematik kuralları hiçe sayan serbest bırakılmış tarzının zirvesi. Görüntü yönetmeni Ugo Brunelli&#8217;nin aniden patlayan stroboskopik ışıkları, eğik kamera açıları ve bitmek bilmeyen zoom hareketleri, klostrofobik ve halüsinatif bir atmosfer yaratıyor. Umberto Cannone&#8217;nin sentezör ağırlıklı melankolik ana teması ile yılan balığı saldırısı gibi absürt anlarda devreye giren yüksek tempolu 70&#8217;ler asit rock parçalarının tezatlığı, gotik org sesleri ve sürekli havlayan köpek efektleriyle birleşerek dört dörtlük bir işitsel kaos vadediyor. Mario Bava ve Riccardo Freda&#8217;nın gotik başyapıtlarına selam çakan görsel hayalet oyunları ise bu kaosu tırmandırıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/mania-1974-lisa-erina-pleksi-pres-iskencesi.webp" alt="Mania (1974) filminin finalinde, Lisa ve Erina karakterlerinin pleksi ve sacdan yapılma pres makinesine sıkışıp çığlık attığı klostrofobik işkence sahnesi." class="wp-image-14505" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/mania-1974-lisa-erina-pleksi-pres-iskencesi.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/mania-1974-lisa-erina-pleksi-pres-iskencesi-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/10/mania-1974-lisa-erina-pleksi-pres-iskencesi-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Final ise Polselli&#8217;nin sınır tanımazlığının en iyi kanıtı. Lisa ve Erina&#8217;nın pleksi ve sacdan yapılma bir pres makinesinde ezilme tehlikesi geçirdiği BDSM soslu bilimkurgu işkencesi, filmin en tuhaf parçalarından biri. William Castle&#8217;ın <em>House on Haunted Hill</em>&#8216;ine göz kırpan sahte hayalet kumpasının ortaya çıkışı, yanık derilerin sökülüp atılması, intihar, çatıdan ağaç dallarına atlama ve tüm bu cinnetin yarattığı devasa şokla dilsiz hizmetçinin mucizevi bir şekilde yeniden konuşmaya başlaması gibi ardı ardına patlayan twistler, filmin mantık arayan izleyiciyi dumura uğratıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Mania</em>, vizyona girdiği dönemde izleyiciyi korkutmaktan çok bir korku tüneli atmosferi yaratıyor. Kusursuz bir senaryo veya tutarlı bir kurgu arayanları fazlasıyla yoracağı kesin. Kısıtlı bütçesine rağmen (ki jenerikte bürokratik fon koparmak için sahte stüdyo ve isimler bile kullanılmıştır) kitsch estetiği, eksantrik erotizmi ve dizginlenemeyen hayal gücüyle, İtalyan istismar sinemasının en tuhaf, en kural tanımaz anıtlarından biri olarak keşfedilmeyi bekliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/mania-1974-inceleme-renato-polselli/">Mania (1974): Renato Polselli’nin Kayıp Giallo Efsanesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/mania-1974-inceleme-renato-polselli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kamçılı Kadın (1972) – Yeşilçam’da Sıradışı Bir Tecavüz-İntikam Filmi</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/kamcili-kadin-1972-yesilcam-tecavuz-intikam/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/kamcili-kadin-1972-yesilcam-tecavuz-intikam/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 17:31:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://iyikotufilm.com/?p=14453</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeşilçam’da 1966-1974 yılları arasında yaşanan maskeli kahraman filmleri furyasındaki maskeli kadın kahramanların sayısı bir hayli az. Bu minvalde ilk akla gelen film Dişi Kilink (1967). 1972’de her nasılsa maskeli kadın kahramanların ön planda olduğu tam üç film çekilmiş: Kamçılı Kadın, Süper Kadın Dehşet Saçıyor ve Uçan Kız. On yıl kadar önce 16 mm. bir kopyası [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/kamcili-kadin-1972-yesilcam-tecavuz-intikam/">Kamçılı Kadın (1972) – Yeşilçam’da Sıradışı Bir Tecavüz-İntikam Filmi</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/kamcili-kadin-figen-han-huseyin-zan-sahne.webp" alt="Figen Han'ın canlandırdığı maskeli kadının elinde kamçıyla bir adamı rehin aldığı, Kamçılı Kadın filminden ikonik bir sahne." class="wp-image-14454" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/kamcili-kadin-figen-han-huseyin-zan-sahne.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/kamcili-kadin-figen-han-huseyin-zan-sahne-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/kamcili-kadin-figen-han-huseyin-zan-sahne-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Yeşilçam’da 1966-1974 yılları arasında yaşanan maskeli kahraman filmleri furyasındaki maskeli kadın kahramanların sayısı bir hayli az. Bu minvalde ilk akla gelen film <em>Dişi Kilink</em> (1967). 1972’de her nasılsa maskeli kadın kahramanların ön planda olduğu tam üç film çekilmiş: <em>Kamçılı Kadın</em>, <em>Süper Kadın Dehşet Saçıyor</em> ve <em>Uçan Kız</em>. On yıl kadar önce 16 mm. bir kopyası üzerinden “kayıp film” statüsünden çıkan <em>Kamçılı Kadın</em> nadir bir maskeli kadın kahraman filmi olmanın yanı sıra bu minvalde bir tecavüz-intikam filmi olması açısından da ilginç bir film.</p>



<span id="more-14453"></span>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzde daha çok <em>Dünyayı Kurtaran Adam</em>’ın (1982) yönetmeni olarak anılan Çetin İnanç’ın Soner Demirbaş imzalı senaryodan prodüktörler (<em>Dünyayı Kurtaran Adam</em>’ın da prodüktörü olan) Mehmet Karahafız ve Hasan Çakır için çektiği <em>Kamçılı Kadın</em> bir grup haydudun, elindeki para çantasını gasp etmeyi amaçladıkları bir mutemedi evine kadar kovalamalarıyla açılıyor. Haydutlar evi bastıklarında mutemedin kızına da tecavüz ediyorlar. 1970’lerin ikinci yarısındaki Yeşilçam yapımı “seks filmlerinde” zaman zaman perdeye gelen tecavüz sahneleri kurgu, kadraj ve özellikle müzik kullanımı tercihleri üzerinden sıklıkla, dehşet verici olarak değil erkek izleyicilerin sadist ve röntgenci hazlarına hitap edebilecek tarzda adeta keyifle izlenesi olarak sahnelenirler. <em>Kamçılı Kadın</em>’daki tecavüz sahnesi ise genç kadının gözleri dehşetle açılmış yüzüne ileri-geri zum yapan kamera hareketleri üzerinden mağdure üzerindeki etkisini vurgulamayı amaçlayan bir tarzda sahnelenmiş gibi görünüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tecavüz sahnesinin ardından filmin jeneriği başlıyor ve jenerik yazıları akarken yüzü maskeli, eli kamçılı genç bir kadının önce bir ayna karşısında poz vererek kendini seyretmesini, sonra bu malikane içerisinde, nihayet dışarıda kamçısını şaklatarak yürümesini bu sahnelerin hiç bitmemesini isteyerek izliyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kısa bir araştırma, maskeli ve kamçılı kadın kahraman figürünün dünya sinemasında <em>Kamçılı Kadın</em>’dan önce en az iki örneğinin olduğunu koyuyor. Bunlardan biri bir dişi Zorro seriyali olan <em>Zorro’s Black Whip</em> (1944), diğeri ise Hindistan yapımı <em>Hunterwali</em> (1935). Bu iki filmin konularının <em>Kamçılı Kadın</em>’la benzerliği yok ama baş karakterin maskeli ve kamçılı bir kadın olması açısından <em>Kamçılı Kadın</em>’a rol modeli olmuş olabilirler&nbsp; şayet Türkiye’de vizyona girmişlerse.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/kamcili-kadin-1972-orijinal-film-afisi.webp" alt="Çetin İnanç'ın yönettiği, başrollerini Figen Han ve Hüseyin Zan'ın paylaştığı 1972 yapımı Kamçılı Kadın filminin orijinal sinema afişi." class="wp-image-14455" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/kamcili-kadin-1972-orijinal-film-afisi.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/kamcili-kadin-1972-orijinal-film-afisi-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/kamcili-kadin-1972-orijinal-film-afisi-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Kamçılı Kadın</em>’ın ana gövdesinde maskeli kadın, filmin başındaki tecavüzün faillerini teker teker öldürmeye başlıyor. Bu intikam cinayetleri maskeli kadının, karşısındaki erkeğin elindeki silahı bir kamçı darbesiyle elinden aldıktan sonra onu önce bir süre kamçılaması, sonra da kamçısının ipiyle boğazlamasıyla gerçekleşiyor. Kavga dövüş sahnelerinde maskeli kadının bir hayli gelişkin akrobatik hareketler yapabilmesi baş roldeki Figen Han için bu sekanslarda bir dublör kullanılmış olduğu izlenimi veriyor; bu minvaldeki en kuvvetli aday 1971-1972’de bir düzine filmde rol alan akrobat Safiye Yankı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Maskeli kadının faaliyetlerine paralel biçimde “gizli teşkilat ajanı” Hüseyin Zan’ın hem haydutların izini sürme hem de onların teker teker öldürülmeye başlanmasının ardındaki sırrı çözme çabaları ekrana geliyor. Bu arada <em>Kamçılı Kadın</em>’da tüm oyuncuların canlandırdığı karakterlerin adlarının, söz konusu oyuncuların gerçek adları olduğunu kaydedeyim. Öte yandan Hüseyin Zan’ı bu vakaları soruşturmakla görevlendiren yetkililerin arasındaki kara gözlüklü tipin ise kara gözlükleri dolayısıyla siması tam seçilemese de bizzat Çetin İnanç tarafından canlandırıldığından kuşku duyuyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hüseyin Zan amirlerine “Kinova formülünü tatbik edeceğini” söylüyor. Çok geçmeden anlıyoruz ki bu “Kinova formülünden” kastedilen Zan’ın maskeli bir kostüm giyip kötü adamlarla bu kostüm içindeyken kavgaya tutuşması. <em>Kamçılı Kadın</em> “Oski” lakaplı Hüseyin Zan’ın yine başrolde olduğu <em>Kinova</em> (1971) filminin devam filmleri olarak lanse edilen iki filmden biri (diğeri <em>Kamçılı Kadın</em>’la aynı yıl çekilen <em>Kara Şeytan</em>). Kinova aslında o yıllarda Türkiye’de popüler olan western (kovboy) çizgi romanlarından birinin adı. Ancak Çetin İnanç’ın Kinova filmleri western janrında değiller ve ne konu minvali ne de baş karakter özellikleri itibariyle asıl Kinova’yla isim benzerliği dışında ilgileri yok; İnanç ve/veya yapımcılar herhalde Kinova isminin kulağa fiyakalı gelmesine tav olmuşlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Kamçılı Kadın</em> 1972’de ırza tecavüz sahneleri dahil müstehcen sahneler içerdiği, “polisin görev verdiği Hüseyin Zan’ın hareketlerinin ciddiyetle” bağdaşmadığı ve daha önce onaylanmış olan senaryosunda yer almayan sahneler içerdiği gerekçeleriyle sansür kurulu tarafından reddedilmiş. Türkiye’de sansürün güvenlik güçlerinin filmlerde nasıl gösterildiği konusunda özellikle bir dönem çok ‘hassas’ (!) olduğu malum; bu filmde Zan’ın intikam amacıyla da olsa son tahlilde adam öldüren bir kadınla duygusal yakınlaşması, hatta uzun uzadıya öpüşmesi yakışıksız bulunmuş olabilir. “Müstehcenlik” (!) faslında ise bir-iki sahnede maskeli kadının kostümünün fermuarını açıp sutyenli göğüslerini kısa süreliğine sergilemesi dışında erotik sekans yok <em>Kamçılı Kadın</em>’da.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu arada maskeli kadının bu sekanslarda sutyenli göğüslerini sergilemesinin ezbere bir refleksle klasik anlamda röntgenci hazlara hitap eder biçimde sayılmasının pek doğru olmayacağı düşüncesinde olduğumu kaydedeyim çünkü burada net biçimde bir teşhircilik mizanseni söz konusu ki, daha önce bir başka yazımda Jesus Franco’nun bir filminde Lina Romay’ın büyük ölçüde çıplak halde kameraya doğru yürüdüğü açılış sahnesi üzerinden savunduğum üzere (*) teşhircilik pratiği karşısındaki erkek izleyici pasif bir konumda kaldığından aslında röntgencilik pratiği içindeki izleyiciden farklı bir konumda sayılmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sansür kurulunun ret kararı kalıcı olmuş mu meçhul. Filmin afişlerinin ve lobi kartlarının mevcut olması vizyona girmiş olduğunun emareleri sayılabilir her ne kadar internette denk geldiğim numunelerde iğne izlerinin olmaması tam tersi biçimde yorumlanabilir olsa da.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/kamcili-kadin-kinova-3-lobi-karti.webp" alt="Sol alt köşesinde Kinova 3 yazan, maskeli kadın ve kötü adamların yer aldığı Kamçılı Kadın filmi lobi kartı." class="wp-image-14456" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/kamcili-kadin-kinova-3-lobi-karti.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/kamcili-kadin-kinova-3-lobi-karti-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/kamcili-kadin-kinova-3-lobi-karti-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Kamçılı Kadın</em>’ın belki düşük bütçesi çerçevesinde aceleyle tamamlandığının (veya belki de mevcut yegâne kopyasının eksik oluşunun) bir göstergesi ise tek bir sahnede maskeli kadının arkasında fonda onun adeta mentoru konumunda bir adamın yer alması ama bu karakterin filmin başka hiçbir sahnesinde görünmemesi, kendisinden hiç söz edilmemesi, hiç gündeme gelmemesi. <em>Kamçılı Kadın</em>’ın tekrar çekimlere olanak tanımayan düşük bütçesini ele veren sempatik sahnelerden biri ise Hüseyin Zan motosikletle giderken aniden yola fırlayan bir köpeğin bir anlığa ona doğru hamle yapması! Öte yandan klasik James Bond filmlerinin jeneriklerinde Bond figürünün yürürken dönüp ateş ettiği ikonik sekanstaki oval çerçeveden esinlenerek tasarlanmış olduğu hissedilen bazı kadrajlar <em>Kamçılı Kadın</em>’ın mümkün mertebe özenerek çekilmiş olduğunu da ortaya koyuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Kamçılı Kadın</em> ana gövdesi itibariyle Yeşilçam konvansiyonlarının, hatta genel olarak dönemin ana akım sinemasının konvansiyonlarının dışında bir film. Finale doğru maskeli kadının Hüseyin Zan’ın yardımına muhtaç hale gelmesi <em>Kamçılı Kadın</em>’ı son anda ana akım konvansiyonlara geri getirse de ana gövdesi boyunca aktif özne konumundaki bir kadının erkek muarızlarını tek tek cezalandırmasını izliyoruz ki filmin cazibe unsuru bu pasajlar. Dolayısıyla <em>Kamçılı Kadın</em> erkek izleyicilerin mazoşist hazlarına hitap eden bir film.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>(*) “Teşhirciliğin de röntgenciliği ön gerektirdiği ve dışlamadığı öne sürülebilirse de röntgencilikte bakılan edilgen konumdayken, teşhircilikte ise “bakılanın” etken konumda olup aslında bakanı edilgenleştirdiği (kendisini ona gösterdiği, yani onu bakan konuma getirdiği, örneğin “gözlerini ondan ayıramaz” hale düşürdüğü) düşüncesindeyim” Kaya Özkaracalar, ‘Jesus Franco’nun ‘Dişi Vampir’ Filmi: Bilsem ki Öleceğim, Yine Seni Seveceğim!’, Alacakaranlık no. 19 (Ekim 2018) sf. 20.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kaya ÖZKARACALAR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/kamcili-kadin-1972-yesilcam-tecavuz-intikam/">Kamçılı Kadın (1972) – Yeşilçam’da Sıradışı Bir Tecavüz-İntikam Filmi</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/kamcili-kadin-1972-yesilcam-tecavuz-intikam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dead Heat (1988): Zombiler, Polisler ve Absürt Bir B-Movie</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/dead-heat-1988-incelemesi/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/dead-heat-1988-incelemesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2026 14:25:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[B-Film]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://iyikotufilm.com/?p=14447</guid>

					<description><![CDATA[<p>1988 yapımı ABD menşeli, New World Pictures (Roger Corman bağlantılı şirket) ve Helpern / Meltzer Productions imzalı Dead Heat, izlediğim en &#8220;çizgi film vari&#8221; filmler listemde üst sıralarda yer alıyor. Aksiyon, korku, komedi ve bilim kurguyu bir araya getiren yapım, sanki 90&#8217;larda televizyonda yayınlanan çizgi filmlerin biraz daha şiddet içeren bir versiyonunun ete kemiğe bürünmüş [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/dead-heat-1988-incelemesi/">Dead Heat (1988): Zombiler, Polisler ve Absürt Bir B-Movie</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/dead-heat-1988-zombi-polis-roger-mortis-ve-ortagi.webp" alt="Dead Heat (1988) filminden zombi polis Roger Mortis ve ortağı Doug Bigelow'un ellerinde tabancalarla yer aldığı absürt kanka polisiye aksiyon sahnesi." class="wp-image-14448" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/dead-heat-1988-zombi-polis-roger-mortis-ve-ortagi.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/dead-heat-1988-zombi-polis-roger-mortis-ve-ortagi-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/dead-heat-1988-zombi-polis-roger-mortis-ve-ortagi-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">1988 yapımı ABD menşeli, New World Pictures (Roger Corman bağlantılı şirket) ve Helpern / Meltzer Productions imzalı Dead Heat, izlediğim en &#8220;çizgi film vari&#8221; filmler listemde üst sıralarda yer alıyor. Aksiyon, korku, komedi ve bilim kurguyu bir araya getiren yapım, sanki 90&#8217;larda televizyonda yayınlanan çizgi filmlerin biraz daha şiddet içeren bir versiyonunun ete kemiğe bürünmüş halini izliyor gibisiniz. Olay örgüsü, karakterler, setler ve figürler sanki bir çizgi filmin içinden fırlamış gibi. Ghostbusters, Bravestarr, G.I.JOE ile büyümüş birinin bu uçuk B-filmi sevmemesi mümkün mü? Elbette hayır!</p>



<span id="more-14447"></span>



<p class="wp-block-paragraph">Vizyonda başarısız olan Dead Heat, yıllar geçtikçe kıymete bindi. Çizgi film tarzı yapısı o dönemin izleyicisinin gözünden maalesef kaçtı. Mayıs 1988&#8217;de ABD&#8217;de vizyona girmesinin ardından 5 milyon dolarlık bütçesini karşılayamayarak sadece 3,5 milyon dolar civarında hasılat elde eden yapım ticari bir başarısızlık yaşadı. Ancak yavaş yavaş, 1980&#8217;lerin pek çok yapımı gibi VHS dağıtımları sayesinde kült bir ün kazandı. Bu sayede, Fantasporto 1990 Festivali&#8217;nde &#8216;En İyi Film&#8217; adaylığı getirdiği gibi, 2022&#8217;de Vinegar Syndrome tarafından 35mm orijinal kamera negatifinden 4K restore edilerek Ultra-HD olarak piyasaya sürüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Los Angeles&#8217;lı iki polisin yaşayan ölülerin peşine düştüğü, Lethal Weapon, Re-Animator, The Terminator ve D.O.A. filmlerinin hibrit-parodisi hissi veren bir kanka polisiye filmi! Şehirde art arda patlak veren, vurulmalarına rağmen ölmeyen maskeli hırsızların gerçekleştirdiği bir mücevher soygunu dalgası vardır ve polisler Roger Mortis ile Doug Bigelow bu işin peşine düşerler. Haydutlardan ikisini öldürürler ve morga getirirler. Orada Dr. Rebecca Smythers (Clare Kirkconnell) adındaki adli tabip, bu iki cesedin daha önce de morgda bulunduğunu, fotoğraflarının ve önceki otopside oluşan yara izlerinin olduğunu kanıtlar. Ölülerin vücudunda bulunan kimyasal bir madde, iki polis ortağını, yakın zamanda bu maddeden büyük miktarda sipariş etmiş olan Dante Laboratories adlı biyoteknoloji şirketine götürür. Orada, ölü bedenleri yeniden hayata döndürebilen bir makine keşfederler ve tüm bunların arkasında şirketin zengin sahibi Arthur P. Laudermilk ile polisin içinden bir işbirlikçi gizlidir. Aslında olayların arkasındaki asıl isim, dirilttiği Laudermilk ile makineyi zenginlere açık artırmayla satmayı planlayan baş adli tabip Dr. Ernest McNab&#8217;dır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/dead-heat-1988-pratik-gore-zombi-efektleri.webp" alt="Dead Heat (1988) B-movie filmindeki başarılı pratik makyaj ve gore efektlerini yansıtan, dirilmiş çürüyen zombi kadın karakteri." class="wp-image-14449" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/dead-heat-1988-pratik-gore-zombi-efektleri.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/dead-heat-1988-pratik-gore-zombi-efektleri-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/dead-heat-1988-pratik-gore-zombi-efektleri-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Filmin yönetmeni Mark Goldblatt Hollywood&#8217;da başarılı bir kurgucu. (The Terminator, Rambo: First Blood Part II, Commando, Piranha ve The Howling gibi filmlerin kurgusuna imza atmıştır) ancak sadece iki film yönetmiştir. RoboCop&#8217;un da ikinci ekip yönetmenliğini yapmış olan Goldblatt&#8217;ın ilk uzun metrajlı yönetmenlik deneyimi olan Dead Heat ve bir yıl sonra Marvel&#8217;in çizgi roman kahramanı rolünde Dolph Lundgren&#8217;in oynadığı The Punisher. Goldblatt&#8217;ın her iki filmi de kült bir ün kazandı ancak iki filmde gişede iyi gitmediler, ki bu da yönetmenlik kariyerini etkilemiş gibi görünüyor. Kurgucu geçmişinin de etkisiyle çok hızlı tempolu, iyi replikleri olan ve günümüze kadar ayakta kalmayı başaran çok iyi efektlere sahip şiddet dolu ama tamamen çizgi film tadında bir B-movie yaratıyor. Film, içerdiği şiddet ve gore efektleri nedeniyle sansür kurullarından epey çekmiş, Fransa&#8217;da 12 yaş altı yasağı almış, 1989 yılında Almanya&#8217;da yasaklanmış (toplamda yaklaşık 17 dakikalık makas yemiş sahnesi bulunmaktadır).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Filmin senaryosu ise sinema filminde daha önce hiç çalışmamış, sadece televizyon dizileri işlerinde yer almış olan Terry Black. Oldukça zekice bir hikaye kurgulamış ve olay örgüsünü geliştirmeye özen göstermiş. Hatta filmin arkasındaki stüdyo, kendisinden bir devam filmi yazmasını istemiş; Black tüm karakterlerin öldüğünü söylediğinde stüdyodan &#8220;Resurrection machine var, bir yolunu bul&#8221; yanıtını almış olsa da bu devam filmi hiçbir zaman çekilmemiştir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/dead-heat-1988-dev-mutant-zombi-catisma-sahnesi.webp" alt="Dead Heat (1988) filminden devasa mutant zombi karakteri ile polis memuru arasında geçen şiddet dolu çizgi film vari çatışma sahnesi." class="wp-image-14450" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/dead-heat-1988-dev-mutant-zombi-catisma-sahnesi.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/dead-heat-1988-dev-mutant-zombi-catisma-sahnesi-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/dead-heat-1988-dev-mutant-zombi-catisma-sahnesi-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Filmdeki karakterler bir b-movie için derinlemesine analizi hak etmeyecek türden, ancak filmin ambiyansı öyle iyi ki bu sizi gerçekten pek de ilgilendirmiyor. 1980–1984 yılları arasında Saturday Night Live&#8217;da Frank Sinatra taklitleriyle ün kazanmış olan Joe Piscopo ve Treat Williams’ın oyunculuk performansı diğerlerine göre oldukça iyi diyebilirim. Geri kalanlardan ise vasat işler çıkıyor. Bu durum, yönetmenden ve oyuncu yönetiminden kaynaklandığına inanmamı sağlayan ise korku sinemasının kült ismi, Vincent Price&#8217;ın bile kötü bir performans sergilemesi. Lindsay Frost ile usta oyuncu Darren McGavin gibi isimlerin de kadroda yer aldığını belirtmek gerek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer oyunculara biraz daha fazla ağırlık verilseydi ve diyaloglar üzerinde biraz daha çalışılsaydı, Dead Heat çok daha iyi ve eğlenceli bir film olabilirdi. Muazzam replikleri, sıradan ve zaman zaman aptalca olanlar takip ediyor. B-movie absürt komedisi olarak ilerleyen filmin, ana karakterlerin vahşice ölmesiyle birden karamsar ve karanlık bir tona bürünmesi ise şaşırtıcı bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Belki de pek çok noktadaki bu özensizlik insanı daha da rahatlatıyor ve meydana gelen absürtlükleri daha kolay kabullenmenizi sağlıyor!</p>



<p class="wp-block-paragraph">80&#8217;li yılların, kanka polisiye filmlerinin ve fantastik filmlerin hayranları için muhakkak izlenmesi gereken bir iş.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/dead-heat-1988-incelemesi/">Dead Heat (1988): Zombiler, Polisler ve Absürt Bir B-Movie</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/dead-heat-1988-incelemesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Denizde Vahşet – Klasik Deniz Canavarı Filmlerinde Bastırılanın Su Yüzüne Çıkışı</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/denizde-vahset-klasik-deniz-canavari-filmleri/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/denizde-vahset-klasik-deniz-canavari-filmleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 10:54:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://iyikotufilm.com/?p=14395</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Görmezden gelinemez, derinden türeyen deniz canavarları kan ve kadın istiyor!” &#8211; Denizde Vahşet video kaset kutusu arka kapağından Amerikan B-sinemasının duayen ismi Roger Corman, bünyesinde çalıştığı uzun yıllar boyu kendisine şöhret getiren çok sayıda film yönetmiş olduğu AIP ile yollarını 1970’te ayırarak kendi yapımevini, New World Pictures’ı kurmuş ve artık yönetmenlikten ziyade yapımcılığa yönelmişti. New [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/denizde-vahset-klasik-deniz-canavari-filmleri/">Denizde Vahşet – Klasik Deniz Canavarı Filmlerinde Bastırılanın Su Yüzüne Çıkışı</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/humanoids-from-the-deep-1980-roger-corman.webp" alt="humanoids from the deep 1980 roger corman'ın korku filminden bir sahne" class="wp-image-14396" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/humanoids-from-the-deep-1980-roger-corman.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/humanoids-from-the-deep-1980-roger-corman-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/humanoids-from-the-deep-1980-roger-corman-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Görmezden gelinemez, derinden türeyen deniz canavarları kan ve kadın istiyor!”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>&#8211;</em> <strong><em>Denizde Vahşet</em></strong> <em>video kaset kutusu arka kapağından</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Amerikan B-sinemasının duayen ismi Roger Corman, bünyesinde çalıştığı uzun yıllar boyu kendisine şöhret getiren çok sayıda film yönetmiş olduğu AIP ile yollarını 1970’te ayırarak kendi yapımevini, New World Pictures’ı kurmuş ve artık yönetmenlikten ziyade yapımcılığa yönelmişti. New World Pictures’ın en önde geleni <em>Piranha</em> (1978) olmak üzere 1970’lerdeki yapımlarından bazıları Türkiye’de de sinemalarda vizyona girerken sonraki dönemlerdeki ürünleri ülkemizde daha ziyade video kaset mecrasında piyasaya çıkmış görünüyorlar. Bunlardan biri Türkçe adını anımsayamasam da kaset kutusu ön kapağındaki çizim resim video dükkanlarında hep dikkatimi çekmiş olan <em>Galaxy of Terror</em>’dü (1981); bir diğeri ise video kaset furyası sona erdikten sonra bit pazarından edindiğim <em>Denizde Vahşet</em>’tir (<em>Monster</em> [<em>Humanoids from the Deep</em>], 1980).</p>



<span id="more-14395"></span>



<p class="wp-block-paragraph">Warner Home Video’nun <em>Denizde Vahşet</em> kasetinde film başlamadan önce <em>Dirty Harry</em>’nin (1971) ilk devam filmi <em>Silahın Gücü</em> (<em>Magnum Force</em>, 1973), 1983’de TRT’de renkli olarak yayınlanmaya başlanmış ve Türkiye’de renkli olarak yayınlanan ilk televizyon dizilerinden olmuş <em>Magnum</em>’un yıldızıTom Selleck’in başrolde olduğu romantik güldürü / cinayet muamması filmi <em>Şahit</em> (<em>Her Alibi</em>, 1989) ve <em>Twin Peaks</em>’in pilot bölümünün ABD dışı video pazarları için hazırlanmış daha uzun versiyonu olan <em>Cennette Cinayet</em>’in (<em>Twin Peaks</em>, 1989) fragmanları yer alıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Denizde Vahşet</em>’in konusu bir balıkçı kasabasında geçiyor. Bu kasabanın yakınlarına bir konserve fabrikası kurulması planlanmakta ama bu plana yörenin Kızılderili bir sakini karşı çıkmakta, dolayısıyla kasaba eşrafı ile bu Kızılderili arasında husumet yaşanmaktadır. Bu gergin ortamda açık denizde bir balıkçı teknesinden düşen küçük bir çocuk kaybolur, kasabadaki köpekler gizemli bir şekilde telef olurlar.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/humanoids-from-the-deep-1980-monster.webp" alt="humanoids from the deep 1980 roger corman'ın korku filminden bir göl sahnesi" class="wp-image-14397" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/humanoids-from-the-deep-1980-monster.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/humanoids-from-the-deep-1980-monster-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/humanoids-from-the-deep-1980-monster-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Derken filmin ortalarına doğru deniz kıyısında genç bir erkek iki ayakları üstünde yürüyen ama derisi deniz canlısı görünümlü bir canavar tarafından öldürülür ve bu canavar genç erkeğin beraberindeki genç kadın sevgilisine çamurlar içinde tecavüz eder! Birkaç dakika sonra benzer bir sahne daha ekrana gelir. Böylece <em>Denizde Vahşet</em>, klasik <em>Creature from the Black Lagoon</em> (1954) ve benzeri filmlerin kilit mizanseni olan canavarın genç kadınları kaçırması mizanseninin, bu mizansenlerin belki üstü örtülü biçimde bir tehdit olarak akla getirdiği ama ekrana getirmediği, adeta yarım bıraktığı ardılını ekrana getirerek istismar sineması minvaline geçiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında <em>Denizde Vahşet</em>’in yapım süreci tam da bu açıdan tartışmalı, yönetmeni Barbara Peeters açısından nahoş bir süreç içermiş. Peeters’in çektiği senaryoda bu tecavüz sahneleri yokmuş ama (jenerikte adı yapımcı olarak geçmese de New World Pictures’ın patronu olarak fiilen projenin başında olan) Corman ana çekimler tamamlandıktan sonra bir başka memur yönetmene bu sahneleri çektirerek filme dahil etmiş. İşin nahoş tarafı bu durum karşısından Peeters’ın adının filmden çıkarılması talebini yerine getirmek için Corman yeni bir jenerik hazırlanması masraflarını Peeters’ın ödemesini şart koşmuş ve sonuçta film yönetmen olarak Peeters’ın adıyla izleyici karşısına çıkmış…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="979" height="548" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/humanoids-from-the-deep-1980-vhs.webp" alt="humanoids from the deep 1980 roger corman'ın korku filminden canavar sahnesi" class="wp-image-14398" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/humanoids-from-the-deep-1980-vhs.webp 979w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/humanoids-from-the-deep-1980-vhs-300x168.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/09/humanoids-from-the-deep-1980-vhs-766x429.webp 766w" sizes="auto, (max-width: 979px) 100vw, 979px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Söz konusu tecavüz sahneleri az yukarıda vurguladığım üzere klasik denizden gelen canavar filmlerinin anlatılarında bir nevi “bastırılmış” halde olan bir motifin su yüzüne, gün yüzüne çıkması olarak dikkate değer olmakla birlikte <em>Denizde Vahşet</em>’in kurgusunun ritmi içinde gerçekten de eklenti gibi duruyorlar. Daha sonra Kızılderili gencin kabininde bir canavarın boy gösterdiği sahne besbelli ki aslında canavarları tam boy olarak ilk kez görmemizin tasarlanmış olduğu sahne.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan <em>Denizde Vahşet</em>’te gece vakti kısmen sisler içindeki bazı sekanslar cazip bir atmosfer ekrana getiriyor, kimi canavar saldırısı sahnelerinin öncesi, peşrev fasılları <em>Halloween</em>’den (1978) esinlenmişçesinekalburüstü. Ve filmin doruğunu teşkil eden festivalin canavarlarca basıldığı bölümleri çok çılgınca. Yalnız bu baskın esnasında bir canavarın bir adamın başını kopardığı bir sekans Warner Home Video’nun <em>Denizde Vahşet</em> kasetinde noksan. Ama bunun sebebi özel olarak Türkiye’ye özgü bir sansür değil; söz konusu sekans ABD’de makaslanmış ve 2000’lere dek restore edilmemiş.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kaya ÖZKARACALAR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/denizde-vahset-klasik-deniz-canavari-filmleri/">Denizde Vahşet – Klasik Deniz Canavarı Filmlerinde Bastırılanın Su Yüzüne Çıkışı</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/denizde-vahset-klasik-deniz-canavari-filmleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
