<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" version="2.0"> 
 
<channel> 
	<title>İşçi Birliği Gazetesi</title> 
	 
	<link>http://www.iscibirligi.info</link> 
	<description>Periyodik olarak yayımlanan ve işçilerin taleplerini savunan siyasi gazete</description> 
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod> 
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
	<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/iscibirligi" /><feedburner:info xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" uri="iscibirligi" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Periyodik olarak yayımlanan ve işçilerin taleplerini savunan siyasi gazete</itunes:subtitle><item> 
		<title>Komünizme Övgü</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/213/komunizme_ovgu</link> 
		<description><![CDATA[Bertolt Brecht'in Komünizme Övgü isimli şiiri[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Duyulabilirdir o, anlayabilir herkes onu.</p>
<p>Kolaydır.</p>
<p>S&ouml;m&uuml;r&uuml;c&uuml; değilsen, o zaman kavrayabilirsin onu.</p>
<p>O senin i&ccedil;in iyidir,</p>
<p>Daha fazla &ouml;ğrenmeye bak.</p>
<p>Aptal ona aptalca der ve kirli olanlar kirli der ona.</p>
<p>O kirliliğe ve aptallığa karşıdır.</p>
<p>S&ouml;m&uuml;r&uuml;c&uuml; ona şu&ccedil; der ama biz biliyoruz:</p>
<p>O su&ccedil;un da sonudur</p>
<p>Delilik değil sonudur deliliğin</p>
<p>Muamma değil &ccedil;&ouml;z&uuml;md&uuml;r o</p>
<p>Ulaşılması zor şeylerin en basitidir o.</p>
<p><strong>Bertolt Brecht</strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Giresun’da Fındık Fabrikalarındaki Kadın İşçiler</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/212/giresun’da_findik_fabrikalarindaki_kadin_isciler</link> 
		<description><![CDATA[Bir fındık fabrikasına girdiğinizde ilk dikkatinizi çeken, kulakları sağır eden müthiş bir gürültü oluyor.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bir fındık fabrikasına girdiğinizde ilk dikkatinizi &ccedil;eken, kulakları sağır eden m&uuml;thiş bir g&uuml;r&uuml;lt&uuml; oluyor. &Ouml;zellikle fındık kırma ve kavurma makinalarının yakınında, ancak bağırarak anlaşabiliyorsunuz. Bu fabrikalardan birinde &ccedil;alışan bir iş&ccedil;i, işitme kaybının fındık iş&ccedil;ileri i&ccedil;in bir meslek hastalığı olduğunu s&ouml;yledi. Kulaklıklar olsa da, uzun &ccedil;alışma s&uuml;releri boyunca bunları takmak iş&ccedil;ileri rahatsız ediyor, ayrıca birbirleriyle konuşmaları gerektiği zaman bunu kullanamıyorlar. Ben kendi &ccedil;alıştığım şirketin fabrikasında, istendiği zaman yalıtma yoluyla makinaların yarattığı g&uuml;r&uuml;lt&uuml;n&uuml;n azaltılabileceğini g&ouml;rd&uuml;m. Fakat elbette sermaye, iş&ccedil;i sağlığı i&ccedil;in b&ouml;yle bir &ouml;nlem almayı &ouml;n&uuml;ne koymuyor. Tersine, iş&ccedil;ilerin anlattığına g&ouml;re, 2-3 yıl &ouml;ncesine kadar &ccedil;alışan kadınlara fındık tozuna karşı &ccedil;alışırken i&ccedil;meleri i&ccedil;in s&uuml;t verilirken, bunu bile vermemeye başlamışlar.<br /> <br /> Fındık fabrikalarında, y&uuml;k taşıma gibi &ccedil;ok ağır işler dışında, kadınlar &ccedil;alışıyor. Konuştuğum iş&ccedil;i kadınlardan birisi, &ldquo;bizim burada kadınlar &ccedil;alışır, erkekler de ayyaş gezer&rdquo; diyordu. Bir iş&ccedil;i, bana, &ldquo;&Ccedil;alışmayan kadın k&ouml;ledir. Ekonomik &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; olmayan kadın ezilir.&rdquo; dedi. Bu s&ouml;zler, bu kadınların &uuml;cretli k&ouml;le olmadıkları anlamına gelmiyor, fakat, Kapital&rsquo;de &ldquo;b&uuml;y&uuml;k sanayi, &uuml;retim s&uuml;recinde, kadınlara, gen&ccedil;lere ve her iki cinsiyetten &ccedil;ocuklara, ev alanının dışında &ouml;nemli bir rol vermekle, daha &uuml;st d&uuml;zeyde bir aile şekli ve cinsiyetler arası ilişki konusunda yeni bir ekonomik temel yaratır&rdquo; diyen Marks&rsquo;ın ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.<br /> <br /> Mesai saatleri fabrikadan fabrikaya değişiyor. Devlet fabrikasında, sendikanın varlığının ve ge&ccedil;mişteki m&uuml;cadelelerin de etkisiyle, 8 saat olan normal mesai, diğer fabrikalarda 9-10 saat. İş&ccedil;ilerin hakları giderek k&ouml;t&uuml;leşiyor. Devlet fabrikası da, s&uuml;rekli iş&ccedil;ileri &ccedil;ıkarıp, yerlerine asgari &uuml;cretle d&uuml;zensiz olarak &ccedil;alıştıracağı iş&ccedil;ileri işe alıyor. Sermayenin &uuml;cretli k&ouml;lelerini dilediği s&uuml;reyle &ccedil;alıştırmasının &ouml;n&uuml;n&uuml; a&ccedil;an yeni iş kanunundaki denkleştirmeye dayanarak, s&uuml;rekli &ccedil;alışan iş&ccedil;ileri, bir sipariş bitene kadar fazla &ccedil;alıştırıp, sonra sipariş olmadığında izin vererek fazla mesai &uuml;creti vermemenin yolu bulunuyor. Diğer iş&ccedil;ilerse, sezonun yoğun olduğu d&ouml;nemlerde &ccedil;alıştırılıyor, iş olmadığı zaman izin veriliyor, bazen 15 g&uuml;n &ccedil;alışıp 15 g&uuml;n &ccedil;alışmıyorlar, ve &ccedil;alıştıkları s&uuml;reye g&ouml;re &uuml;cret alıyorlar. B&uuml;t&uuml;n bunlara, işsizlik nedeniyle katlanmak zorunda olduklarını hissediyorlar.<br /> <br /> Eskiden sendika temsilcisi olan bir iş&ccedil;i, &ldquo;kara sendikacılık yapıyorlar&rdquo; dediği sendikası hakkında şunları s&ouml;yledi: &ldquo;Ben sendikadan eğitim istiyorum, yapmıyor. İş kanununda bir değişiklik olduğu zaman anlatmalı. Haklarımızı bilmiyoruz mesela. Ben sendika temsilcisiydim istifa ettim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; işveren yanlısıydı. Ben zaten kendim iş&ccedil;ilerin haklarını savunurum. Ne yapacağım b&ouml;yle sendikayı?&rdquo;<br /> <br /> Sendikalı olanların durumu bu. Sendikasızlaraysa, &ouml;rg&uuml;tlenmekten bahsettiğimde, &ldquo;kimse kimseye g&uuml;venemiyor. Birbirimize nasıl g&uuml;veneceğiz?&rdquo; dediler. Onlara İstanbul&rsquo;da &Ccedil;el-Mer&rsquo;de, UPS&rsquo;de, Samka&rsquo;da, Bartın&rsquo;da Rimaks&rsquo;ta, daha d&uuml;ne kadar &ldquo;her yerde olur, burada olmaz&rdquo; diyen, birbirine g&uuml;venmeyen iş&ccedil;ilerin nasıl m&uuml;cadeleye giriştiklerini anlattım. Bu olayları &ccedil;oğu zaman duyulmuyor, ya da unutturuluyor, yaygınlaşmıyor. Ben bunları anlattıktan sonra iş&ccedil;i kadınlardan biri, İstanbul&rsquo;da &ccedil;alışan abisinin de bir yıl kadar &ouml;nce b&ouml;yle bir deneyim yaşadığını hatırladı.<br /> <br /> Bu arkadaşın abisi gibi &ccedil;ok sayıda iş&ccedil;i, İstanbul&rsquo;da &ccedil;alışıyor. B&uuml;y&uuml;k kentlerdeki fabrika iş&ccedil;ileri, daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k kentlerdeki ve k&ouml;ylerdeki iş&ccedil;i ve k&ouml;yl&uuml;lerle doğrudan temas halindedir. Bu sanayi iş&ccedil;ilerinin, m&uuml;cadeleyle elde ettikleri deneyim ve bilin&ccedil;leri, elbette k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yerdekinden &ccedil;ok daha fazla oluyor. &Ouml;rneğin, İstanbul&rsquo;a d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;mde, Giresunlu bir iş&ccedil;iyle, Karadeniz&rsquo;e gelen K&uuml;rt iş&ccedil;ilere karşı yaklaşım &uuml;zerine konuştuk. &ldquo;Ben biliyorum&rdquo;, dedi, &ldquo;orada dayıbaşı dedikleri komisyoncularla anlaşırlar, iş&ccedil;ilere de bakın sizi zaten burada istemiyorlar sesinizi fazla &ccedil;ıkarmayın derler, en d&uuml;ş&uuml;k &uuml;crete razı ederler.&rdquo;<br /> <br /> Ne var ki, şu anda, bu iş&ccedil;inin kendi deneyiminden ulaştığı bu d&uuml;ş&uuml;nce, diğer iş&ccedil;ilere d&uuml;zenli bir şekilde ulaşmıyor. Sermaye, iş&ccedil;ileri b&ouml;lmenin, birbirine d&uuml;ş&uuml;rmenin, korkutmanın yollarını deneyimiyle biliyor, gerektiği zaman, hangi durumda hangi s&ouml;ylentinin yayılması gerektiğini tartışıyor ve uygulamaya ge&ccedil;iriyor. &Ouml;rneğin, fındık işinde ka&ccedil; kişinin &ccedil;alıştığını, durumlarının ne olduğunu, sermaye biliyor (bazı patronlarla yaptığım konuşmalara g&ouml;re, Avrupalı sermaye, T&uuml;rkiye&rsquo;deki fındığın durumunu bizimkilerden de daha iyi biliyor). Bizim de, iş&ccedil;ilerin ve sermayenin durumunu &ouml;ğrenme ve birbirimize aktarma olanağımız var. Ama bunun i&ccedil;in, daha fazla araştırmak ve iş&ccedil;ilerin m&uuml;cadele deneyimlerini birbirine d&uuml;zenli bir şekilde aktarmasının kanallarını yaratmak zorundayız.</p>
<p><em><strong>Fikri Ateş</strong></em></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>12 Eylül’ün Sınıfsal Gerçekliğini Hatırlamak</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/211/12_eylul’un_sinifsal_gercekligini_hatirlamak</link> 
		<description><![CDATA[12 Eylül faşist darbesi, hangi sınıfların çıkarlarını gerçekleştirmek için yapıldı? [...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p class="Style-1"><strong>Balık Hafızasına Mahk&ucirc;m Edilen Toplumda<br />12 Eyl&uuml;l&rsquo;&uuml;n Sınıfsal Ger&ccedil;ekliğini Hatırlamak</strong></p>
<p class="Style-1">12 Eyl&uuml;l faşist darbesi, hangi sınıfların &ccedil;ıkarlarını ger&ccedil;ekleştirmek i&ccedil;in yapıldı? Hangi sınıfların &ccedil;ıkarlarını ger&ccedil;ekleştirdi ve hangilerinin en temel haklarını yok etti? Yoksa burjuva medyasının a&ccedil;ıkladığı gibi birka&ccedil; kendini bilmez askerin yaptığı bir iş miydi sadece? D&uuml;ne kadar 12 Eyl&uuml;l faşist darbesi a&ccedil;ık&ccedil;a &ouml;v&uuml;l&uuml;yor ve "&uuml;lkeyi i&ccedil;ine d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; anarşiden kurtarmak i&ccedil;in" zorunlu olduğu resm&icirc; s&ouml;ylemi oluşturuyordu. Bir kuşak bu masallarla b&uuml;y&uuml;d&uuml;. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ise bu darbeye karşı olmayan neredeyse kalmadı. O d&ouml;nem hakkında pek birşey bilmeyen yeni bir kuşak i&ccedil;in eski masalın yerine "liberal" ideologların tasarladığı (aslında ilkinden &ccedil;ok daha şarlatanca ve aldatıcı olan) yeni bir &ccedil;ocuk masalı &uuml;retildi: buna g&ouml;re faşist darbeyi birka&ccedil; karanlık ruhlu omzu kalabalık yalnızca &ldquo;ordunun ittihat terakki&rsquo;den beri bir t&uuml;rl&uuml; aşamadığı darbe geleneğinin sonucu olarak&rdquo; kendi başlarına karar verip yapmıştı. Aslında herkes, toplumun b&uuml;t&uuml;n kesimleri, b&uuml;y&uuml;k sermaye &ccedil;evreleri d&acirc;hil, bu darbeden zarar g&ouml;rm&uuml;şt&uuml; ama kimse sesini &ccedil;ıkaramamıştı. Ne de olsa karşılarında toplu, t&uuml;fekli adamlar vardı, vb., vb... "Darbeciler Yargılansın" sloganı altında y&uuml;r&uuml;t&uuml;len kampanyalarda ise "sol" ge&ccedil;inen grupların bir&ccedil;oğunun, bu ilkel liberal masallara kendilerini g&ouml;z&uuml; kapalı uydurdukları g&ouml;r&uuml;ld&uuml;. 12 Eyl&uuml;l faşizminin işkence hanelerinde, darağa&ccedil;larında, zindanlarında canlarını veren devrimcilerin anısına bundan daha b&uuml;y&uuml;k bir saygısızlık d&uuml;ş&uuml;nmek zordur. 12 Eyl&uuml;l'e ilişkin ger&ccedil;eklerin en y&uuml;zeysel bir araştırılması bile, bu "liberal" &ccedil;ocuk masalının sahtek&acirc;rlığını kanıtlamaya yeterde artar.</p>
<p class="Style-1">Faşist darbenin &uuml;zerinden on yıllar sonra, faşist s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml; bile telaffuz edemeyenlerin "Darbeciler Yargılansın" ahmak liberal sloganı altında y&uuml;r&uuml;t&uuml;len kampanyalar, ancak faşist darbenin ger&ccedil;ek su&ccedil;lularının ellerini yıkamalarına ve su&ccedil;larını unutturmalarına hizmet edebilirdi. Nitekim, b&uuml;t&uuml;n bu kampanyalar, AKP h&uuml;k&uuml;metinin, sanki kendisi 12 Eyl&uuml;l&rdquo;&uuml;n &uuml;r&uuml;n&uuml; değilmiş gibi, darbecileri yargılama adı altında kendi reklamını yapmasından başka bir işe yaramadı. Bununla birlikte, h&uuml;k&uuml;met, 12 Eyl&uuml;l&rsquo;&uuml;n ahı gitmiş vahı kalmış bir avu&ccedil; tetik&ccedil;isini yargılamayı g&uuml;ndeme getirerek oy toplama hesapları yapadursun, 12 Eyl&uuml;l&rdquo;&uuml;n arkasında kimlerin olduğu, aşağıda aktardığımız itiraf niteliğindeki ifadelerde de g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi a&ccedil;ıktır, emek&ccedil;i halklarımızın, yeni bir toplum kurma savaşında faşizmin darağa&ccedil;larında, işkence hanelerinde, zindanlarında canlarını verenlerin arkada bıraktıkları binlerce ve on binlerce insanın g&ouml;z&uuml;nde su&ccedil;lular &ccedil;oktan yargılanmıştır ve h&uuml;k&uuml;mleri de bellidir. (Kimi amat&ouml;r ressamlarımızın devletin koruma orduları olmadan villalarından &ccedil;ıkamamaları boşuna olmasa gerek.)</p>
<p class="Style-1">12 Eyl&uuml;l 1980 tarihinde Genelkurmay karargahında olan darbecilerden <strong>Tuğamiral Erhan G&uuml;rcan</strong>, <em>Vatan</em> gazetesinde 12 Eyl&uuml;l 2004 tarihinde yayınlanan r&ouml;portajında, iplerin kimin elinde olduğunu ve &ldquo;Darbeciler&rdquo;in, efendileriyle olan ilişkilerini anlatıyordu. Gazetecinin, &ldquo;h&uuml;k&uuml;met kurulurken neler yaşandı?&rdquo; sorusuna, amiralin yanıtı ş&ouml;yleydi:</p>
<p class="Style-1"><strong><em>&ldquo;Sakıp Sabancı, Vehbi Ko&ccedil;, İbrahim Bodur, Halit Narin s&uuml;rekli Kenan Evren'e geliyordu. Sık sık g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yorlardı. Halit (Narin) benim arkadaşım olduğu i&ccedil;in bana g&ouml;r&uuml;şmeleri anlatıyordu. Turgut &Ouml;zal'ı onlar ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı yaptı. Ben karşı &ccedil;ıkıyordum da Halit Narin bana, "yahu bizim adamımız, karşı &ccedil;ıkma" diyordu.&rdquo;</em></strong></p>
<p class="Style-1">Aynı amiralin, diğer itiraflarından bazı par&ccedil;alar:</p>
<p class="Style-1"><strong><em>&ldquo;Nurettin Ersin, Evren &uuml;zerinde etkili Paşa'ydı: Ersin, MİT Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı yaptığı i&ccedil;in angajmanları &ccedil;ok fazladır. Bilhassa sağ kesimle. Oğlu Oktay, Jak Kamhi'nin yanında &ccedil;alışmıştır.&rdquo; &hellip; &ldquo;Bir g&uuml;n &Ccedil;orlu'da Jak Kamhi'yi Sıkıy&ouml;netim g&ouml;zaltına almış, Ersin Paşa aradı, bana "Kamhi'yi serbest bıraksınlar" dedi. Evren &uuml;zerinde etkiliydi. Diğerlerini biraz sindirmişti.&rdquo; &hellip; &ldquo;Tahsin Şahinkaya, İnci Baba'yı (&uuml;nl&uuml; mafya babası) kurtarmaya &ccedil;alıştı: Delidolu, delikanlı, heyecanlı biriydi. Hakkında &ccedil;ok şey s&ouml;ylendi ama aslı yok. Mesela Bodur grubu hisse senetlerini herkes alabilir.&rdquo; &hellip; &ldquo;Şahinkaya'ya da hisse senedi aldırmışlar veya vermişler. Şahinkaya, kendisini "Bodur'un ortağıyım" diye tanıtırdı. İnci Baba diye meşhur bir mafyacı vardı.&rdquo;</em></strong></p>
<p class="Style-1">Bunlar, ger&ccedil;ek bir faşist darbecinin itiraflarıdır. Faşist darbe d&ouml;neminde, yani en g&uuml;&ccedil;l&uuml; oldukları d&ouml;nemde bile, kerli ferli (ama bir o kadar da odun kafalı) generaller ve y&uuml;ksek r&uuml;tbeli subaylar, &ldquo;bir ve b&ouml;l&uuml;nmez T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&rdquo;nin bu maaşlı ve OYAK&rsquo;lı aslan savunucuları, burjuvazinin &ldquo;sivil toplum&rdquo;u karşısında hi&ccedil; de k&uuml;kreyemiyorlardı. Omzu en kalabalık Paşalar, "arkadaş"ları burjuvazi karşısında el pen&ccedil;e divan durup, devlet g&ouml;revlerine onların istediği kişileri paşa paşa atıyorlardı. Onlardan para ve hisse senedi alıyorlardı. Burada da g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi, her şey vatan i&ccedil;indi. Toprak, eğer karşılığında hisse senedi ve &ldquo;yetim hakkı&rdquo; (yani r&uuml;şvet ya da &ldquo;bahşiş&rdquo;) verilirse vatandı.</p>
<p class="Style-1">Ko&ccedil;&rsquo;lardan <strong>Rahmi Ko&ccedil;</strong> ise, 26 Ocak 1982 tarihli <em>Cumhuriyet</em>&rsquo;te, askeri rejimin her istediklerini yerine getirdiğini belirtiyor ve şunları s&ouml;yl&uuml;yordu: <strong><em>&ldquo;12 Eyl&uuml;l harek&acirc;tından &ouml;nce herşeyi demokratik bir sistem altında yapmak zorundaydık. Bu da karar almak, yasa ya da y&ouml;netmelik &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in aylar ge&ccedil;mesini gerektiriyordu. Yani herşey g&uuml;&ccedil; ve uzun zaman i&ccedil;inde ger&ccedil;ekleştiriliyor, herşeye politik a&ccedil;ıdan bakılıyordu. Ekonomik yaklaşım hep arkadan geliyordu. Askeri y&ouml;netim altında fark, alınan kararların parlamentodan ge&ccedil;mesi gibi bir zorunluluk olmadığından &ccedil;ok hızlı hareket edilebiliyor. Ve &uuml;stelik askeri y&ouml;netim yanlış yapsa bile bunu kısa s&uuml;rede d&uuml;zeltebiliyor...&rdquo;</em></strong></p>
<p class="Style-1">İşte, 12 Eyl&uuml;l, "ekonomik yaklaşım"ı yani b&uuml;y&uuml;k kapitalistlerin &ccedil;ıkarlarını bir an bile geciktirmeden ve bunu geciktirebilecek en ufak bir toplumsal muhalefet teşebb&uuml;s&uuml;ne dahi izin vermeden ger&ccedil;ekleştirmeyi &ouml;ne aldı.</p>
<p class="Style-1"><strong>Vehbi Ko&ccedil;</strong>&rsquo;un <strong><em>"1939-1982 Son Kırk Yılın Değerlendirilmesi" </em></strong>başlığı altındaki anılarında da şunları okuyoruz: :<strong></strong></p>
<p class="Style-1"><strong><em>&ldquo;12 Eyl&uuml;l, Devletin Yeniden Kurulması Devridir".</em></strong></p>
<p class="Style-1"><strong><em>&ldquo;(...) 24 Ocak 1980&rsquo;de kabul edilen İktisadi İstikrar tedbirlerinin aynen devamına karar verildi. İlk iş olarak, anarşinin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilmesine &ccedil;alışıldı ve memlekette her g&uuml;n daha fazla huzur ve s&uuml;kun tesis edildi. Grev hakkının suiistimali &ouml;nlendi. İhtiyacımız olan petrol&uuml; temin edecek d&ouml;viz sağlandı. Fabrikalar yeniden &ccedil;alışmaya başladı. Danışma Meclisi kuruldu. Anayasa bu Meclisten ve MGK&rsquo;dan ge&ccedil;erek, millet oyuna sunuldu. Millet, Cumhuriyet tarihinde g&ouml;r&uuml;lmedik bir &ccedil;oğunlukla Anayasa&rsquo;ya "evet" dedi. Danışma Meclisi, parti ve se&ccedil;im kanunlarını hazırlamaya başladı.&nbsp; Alınan tedbirler sayesinde enflasyon y&uuml;zde 30 civarında geriledi. (...)&rdquo;</em></strong></p>
<p class="Style-1"><em>(bkz. &lt;http://www.vehbikoc.gen.tr/arasayfalar/diyorki/m2.html&gt;)</em></p>
<p class="Style-1">İşte Ko&ccedil;&rsquo;ların b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n g&ouml;z&uuml;nde 12 Eyl&uuml;l b&ouml;ylesine kutlu ve mutlu bir milattı.&nbsp; İhtiya&ccedil;, sermaye sınıfınındı; d&ouml;viz ve petrol de, fabrikalar da onundu. Meclis de anayasa da onundu. Huzur ve s&uuml;kun da ona aitti. İşkence, &ouml;l&uuml;m, yozlaşma ve s&ouml;m&uuml;r&uuml;n&uuml;n artması, "suiistimal edilen" grev hakkından arındırılmak ise iş&ccedil;i sınıfının ve diğer ezilen ve s&ouml;m&uuml;r&uuml;len sınıfların payıydı, onlar i&ccedil;in g&uuml;vence olamazdı. 24 Ocak kararlarının tam olarak uygulanabilmesi sendikaların hızla yok edilmesi, maaşların hızla &uuml;&ccedil;te bire indirilmesi gerekiyordu, bunun i&ccedil;in de "devletin hızlandırılması" yani DGM'lerin kurulması, b&ouml;ylece cezaların hızla yağdırılması, idamların hızla infaz edilmesi gerekiyordu yani "devletin yeniden kurulması" gerekiyordu, &ouml;yle oldu. Allah'ın dediği olur! Ve T.C.'de (T&Uuml;SİAD cumhuriyetinde) de T&Uuml;SİAD'dan b&uuml;y&uuml;k ilah yoktur.</p>
<p class="Style-1">İşbirlik&ccedil;i-tekelci T&uuml;rk burjuvazisi, 12 Eyl&uuml;l&rsquo;de ordusuyla kendi devletini &ldquo;yeniden kurdu&rdquo; ve iktidarını kuruluşunda beri tekrar tekrar yaptığı gibi bir kez daha kanla pekiştirdi; 12 Eyl&uuml;l&rsquo;de a&ccedil;ık diktat&ouml;rl&uuml;kle yaptığını, sonrasında bu diktat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml; bug&uuml;nk&uuml; darbe karşıtlığı şampiyonlarının demokrasi idol&uuml; &Ouml;zal&rsquo;ların &ldquo;h&uuml;r demokratik parlamenter&rdquo; sahtekarlıkları altında gizleyerek devam ettirdi.</p>
<p class="Style-1">Balık hafızasına mahk&ucirc;m edilmek istenen bir toplumda, bu basit ger&ccedil;ekleri hatırlamak ve hatırlatmak kolay olmasa da (daha doğrusu kolay olmadığı i&ccedil;in), her ger&ccedil;ek devrimci ve tutarlı demokratın başlıca g&ouml;revidir.</p>
<p class="Style-1"><strong><em>Sınıf d&uuml;şmanımızın faşist darbesinin 30. yılında, hi&ccedil;bir şeyi unutmadık, asla unutturmayacağız! </em></strong></p>
<p><strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ </em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>“Kırılma Noktasındaki” T. C. Devleti Karşısında Sosyalist Örgütlerin Yeri</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/210/“kirilma_noktasindaki”_t_c_devleti_karsisinda_sosyalist_orgutlerin_yeri</link> 
		<description><![CDATA[Sosyalistim, devrimciyim diyen bütün örgütler ve de tabanları yapay gündemlerde asla yer almamalıdırlar[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><em>&ldquo;Taraf&rdquo;</em> ta sık sık vurgulandığı gibi T. C. devleti yeni devlet yapısının yapılandırılmasıyla karşı karşıya gibi bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; sunulmaktadır, oysa gerici reform yapmakta bile zorlanmaktadır. Emperyalist s&ouml;m&uuml;r&uuml;n&uuml;n babası ABD hegemonyasını devam ettirebilmek i&ccedil;in doyuma ulaşmış, tabir yerindeyse eski maşa devlet anlayışı olan Kemalist-Ergenekoncu ulus-devlet anlayışını kısmen revize edip ılımlı din politikaları &ccedil;er&ccedil;evesinde oluşturulmaya &ccedil;alışılan Orta Doğu&rsquo;nun lideri ve ABD&rsquo;nin uşağı &ldquo;ılımlı İsl&acirc;m&rdquo; devleti T.C.yi inşa etme &ccedil;abasındadır ve bu &ccedil;abasında da olduk&ccedil;a başarılıdır.</p>
<p>Bu tezimizi destekleyecek d&uuml;ş&uuml;nceler &ldquo;<em>Taraf</em>&rdquo; gazetesinde, eğer takip edilirse &ldquo;yeni devlet&rdquo;, &ldquo;yeni liberal sol&rdquo;, &ldquo;yeni mhp, chp&hellip;&rdquo; gibi başlıklarla temcit pilavı gibi s&uuml;rekli g&uuml;ndeme getirilmekte ve T. C. devletinin yeni rotası a&ccedil;ık&ccedil;a &ouml;nceden belirtilmektedir. Bu y&ouml;nelime ayak uyduran, bir başka deyişle kendini yenileyen siyas&icirc; partiler varlıklarını devam ettirebilmekte diğerleri ise oldukları yerde saymaya devam etmekte ya da g&uuml;&ccedil; kaybetmektedir. CHP&rsquo;deki reform ya da &ccedil;alkalanmalar bunun en belirgin &ouml;rneğidir.</p>
<p>CHP, bug&uuml;n kendini yeniden yaratma, taze kan bulma uğraşındadır; &ccedil;&uuml;nk&uuml; geleneksel Ergenekoncu-ulusalcı-Kemalist anlayışlarının uzantısında sorunlarına &ccedil;&ouml;z&uuml;m y&ouml;ntemleri aramakta ve bulmakta cidi anlamda zorlanmaktadır. Bunun bilincindedirler. Ne var ki video d&uuml;zmecelerinin suya d&uuml;şmesinin verdiği &ccedil;aresizlikle geleneksel CHP kadrolarınca mecburiyetten yaratılan yeni halk&ccedil;ı(!) Kılı&ccedil;daroğlu, tıpkı zalim, kana susamış ABD başkanı Bush&rsquo;tan sonra yoksullara ve inan&ccedil;lı kesimlere yakın g&ouml;r&uuml;nen daha barış&ccedil;ı ve yumuşak, ılımlı politikalarıyla t&uuml;m d&uuml;nyaya umut el&ccedil;isi olarak muştulanan Obama&rsquo;nın &ldquo;T&uuml;rk S&uuml;r&uuml;m&uuml;&rdquo;nden başka bir şey değildir. CHP&rsquo;deki bu &ccedil;ırpınmalar, kendini yok olmaktan, dağılmaktan kurtarmaya &ccedil;abalayan bir partinin son feryatlarından başka bir şey değildir. Kılı&ccedil;daroğlu&rsquo;yla ılımlı bir partiye evrilme imajı &ccedil;izen CHP&rsquo;nin aslında Baykal d&ouml;neminden farksız olup Ergenekoncuları b&uuml;nyesinde topladığını ve &ouml;nceki anlayışın devamı olduğunu sanırım yazmayan gazete, dile getirmeyen k&ouml;şe yazarı kalmadı.</p>
<p>Peki, b&ouml;yle bir d&ouml;nemde yani emperyalist d&uuml;nya sistemindeki yerini &ldquo;b&ouml;lge g&uuml;c&uuml;&rdquo; olma iddiasıyla g&uuml;&ccedil;lendirmeye y&ouml;nelen<strong> </strong>&ldquo;T.C. Devleti&rdquo;nde &ldquo;sosyalist-devrimci&rdquo; &ouml;rg&uuml;tlerin yeri nedir, ne olmalıdır? Bizi ilgilendiren asıl sorun budur.</p>
<p>Burjuvazinin farklı kesimlerinin, devlet aygıtının kurumları i&ccedil;inde egemenlik kurma ya da pastadan b&uuml;y&uuml;k payı alma savaşına d&ouml;n&uuml;şen i&ccedil; &ccedil;elişkileri ve &ccedil;atışmaları aslında sistemin kan kaybetmesi anlamına gelmektedir ve bu durum, bug&uuml;n &ldquo;sosyalist-devrimci&rdquo; &ouml;rg&uuml;tler a&ccedil;ısından b&uuml;y&uuml;k bir fırsat olarak kapılarında beklemektedir. T.C. devlet yapısını emperyalist kapitalizme daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; entegrasyonu s&uuml;recindeki tahkim etmeden, tam da bug&uuml;n, &ldquo;sosyalist-devrimci&rdquo; &ouml;rg&uuml;tler dar grup k&ouml;rl&uuml;klerinden sıyrılarak bir an &ouml;nce birlik olmanın yolunu bulup harekete ge&ccedil;melidirler. Yoksa bug&uuml;nk&uuml; &ldquo;kırılma noktasındaki&rdquo; fırsat belki de otuz kırk yıl sonra ya da daha uzun yıllar sonra yakalanabilecektir ya da asla yakalanamayacaktır.</p>
<p>Kendisine sosyalistim, devrimciyim diyen b&uuml;t&uuml;n &ouml;rg&uuml;tler ve de tabanları &ldquo;laik-antilaik, T&uuml;rk&ccedil;&uuml;-K&uuml;rt&ccedil;&uuml;, evet&ccedil;i-hayırcı&hellip;&rdquo; gibi yapay g&uuml;ndemlerde asla yer almamalıdırlar, bu tartışmalardan uzak durmalıdırlar, bu tarz g&uuml;ndemleri yok saymakta direnmelidirler ve &uuml;lke g&uuml;ndeminin ger&ccedil;eklerine uygun kendi g&uuml;ndemlerini yaratmanın, birlik olmanın yollarını aramalıdırlar.</p>
<p><strong><em>Orhan Erkin &Ouml;z&uuml;doğru</em></strong></p>
<p><strong><em>İzmir İŞ&Ccedil;İ BİRİLİĞİ KOLEKTİFİ&rsquo;nden </em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>"Atatürkçü Düşünce" Kimin Düşüncesi?</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/209/ataturkcu_dusunce_kimin_dusuncesi</link> 
		<description><![CDATA[Ama diye eklemeyi de unutmadı; ama halkı ayaklanmaya sevk edecek düşünceler de yasaklanmalı![...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p class="NoSpacing">30 Temmuz-1 Ağustos 2010 tarihleri arasında, Altınoluk Belediyesi&rsquo;nin d&uuml;zenlediği Yaşama Saygı Festivali&rsquo;nin 31 Ağustos Pazar g&uuml;n&uuml; <em>Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml; D&uuml;ş&uuml;nce Derneği</em>&rsquo;nin d&uuml;zenlediği panelin bir kısmına &ldquo;kulak misafiri&rdquo; olma talihsizliğini yaşadım. Panelin genel konusunu bilmiyorum fakat ben dinlerken konuşmacı &ldquo;d&uuml;ş&uuml;nce &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;&rdquo;nden bahsediyordu. Bir s&uuml;re &ccedil;eşitli &ouml;rnekler vererek insanların d&uuml;ş&uuml;ncelerinde h&uuml;r olmalarının ve istediklerini s&ouml;yleyebilmelerinin &uuml;zerinde durdu. Ben de i&ccedil;imden &ldquo;ilerici bir adammış&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Fakat konuşmacı bir s&uuml;re sonra ama diye eklemeyi de unutmadı; ama halkı ayaklanmaya sevk edecek d&uuml;ş&uuml;nceler de yasaklanmalı! Benim "ilerici" g&ouml;zle kaş arasında d&ouml;rt d&ouml;rtl&uuml;k bir faşiste d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. Hangi "d&uuml;ş&uuml;ncenin" yanında olduğu ortaya &ccedil;ıkıvermişti, sermayenin yanında olduğu anlaşılmıştı. Benim yaptığım &ccedil;ıkarımı diğer izleyiciler de yaptı mı bilemiyorum ama şu da bir ger&ccedil;ek ki iş&ccedil;i sınıfı kurtuluşunu ayaklanmaya başvurmadan ger&ccedil;ekleştiremeyecektir. D&uuml;zenin zorbalığı "d&uuml;ş&uuml;nce" d&uuml;zleminde de devam etmektedir.</p>
<p><strong><em>Yalova'dan bir İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ okuru </em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Kobay İşçiler Davası</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/208/kobay_isciler_davasi</link> 
		<description><![CDATA[Tuzla Gisan Tersanesi’nde 19 işçi can kurtarma filikası deneyinde kobay olarak kullanılmak[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p class="Style-1">Bundan tam iki yıl &ouml;nce Tuzla Gisan Tersanesi&rsquo;nde 19 iş&ccedil;i can kurtarma filikası deneyinde kobay olarak kullanılmak istenirken bir iş cinayeti meydana geldi ve &uuml;&ccedil; iş&ccedil;i hayatını kaybetti. Diğerleri ise yaralandı. Bu iş cinayetinin ilk duruşması 27 Temmuz&rsquo;da Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesi&rsquo;nde g&ouml;r&uuml;ld&uuml;.</p>
<p class="Style-1">Başbakanlık Denizcilik M&uuml;steşarlığı olayın hemen ardından verdiği raporda Gisan Tersanesi yetkililerinin olaydan sorumlu olduğunu tespit etmişti. Yine olayın meydana gelmesinden bir ay sonra Sosyal G&uuml;venlik Kurumu m&uuml;fettişleri bir rapor hazırlamış ve raporda da iş&ccedil;ilerin filikaya bindirilmesinin ancak tersane yetkililerinin talimatıyla ger&ccedil;ekleşebileceğini belirtmişlerdi. Ama savcı, daha işin başında sorumluların kasten adam &ouml;ld&uuml;rmek yerine tedbirsizlik ve dikkatsizlikle adam &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;ne kanaat getirmiş ve sorumlular hakkında olması gerekenden daha az ceza talep etmişti. T&uuml;m sorumluluğu tersane yetkililerine y&uuml;klemek istemediği anlaşılan mahkeme heyeti dosyayı bir kez daha bilirkişiye g&ouml;ndermiş. Tersane sekt&ouml;r&uuml;yle aynı saftaki gemi m&uuml;hendislerinden oluşan bilirkişi heyetine g&ouml;re su&ccedil;, deneyde kullanılan filikayı &uuml;reten &Ccedil;in&rsquo;deki firmadaydı, yani cinayetin sorumlusu &ldquo;dış mihraklar&rdquo; oluyor! Yani cinayetin ger&ccedil;ek sorumluları asla hak ettikleri cezayı almayacaklar.</p>
<p class="Style-1">Duruşmayı izleyenlerin anlattığı kadarıyla, mahkeme başkanı Ali Nevzat Ayg&uuml;n, şik&acirc;yet&ccedil;i olup duruşmaya katılmak isteyen kazadan sağ kurtulmuş &uuml;&ccedil; iş&ccedil;iye nedensiz bağırmış ve aşağılayıcı bir tavırla bu iş&ccedil;ileri karşılamış. İş&ccedil;iler duruşma &ccedil;ıkışında mahkemenin bu tavrına tepki g&ouml;stermişler. Duruşmayı izleyenlerden biri olayı ş&ouml;yle anlattı: &ldquo;Mahkeme salonuna &ouml;nce sanıklar ve sanık avukatları alındı. Buraya kadar her şey sakindi. M&uuml;başir şik&acirc;yet&ccedil;ileri daha sonra aldı. &Uuml;&ccedil; iş&ccedil;i &ccedil;ekinerek, elleri &ouml;nlerinde kavuşmuş şekilde i&ccedil;eri girdiler. Ardından h&acirc;kim, iğren&ccedil; bir sesle bağırıp &ccedil;ağırmaya başladı. İş&ccedil;iler d&uuml;zeni bozacak bir şey yapmamışlardı ve &ouml;nce h&acirc;kimin kime bağırdığını anlamadılar, sonra anladılar kendilerine bağırıldığını. İnsan ancak k&ouml;peğe b&ouml;yle bir ses tonuyla bağırır. Adam resmen k&ouml;pek muamelesi yaptı.&rdquo;</p>
<p class="Style-1">Haklarını arayan iş&ccedil;ilere karşı kin ve &ouml;fkeyle muamele ettiğini &ouml;ğrendikten sonra mahkeme başkanı hakkında biraz araştırma yapmaya karar verdik ve başkanın kardeşinin 2000&rsquo;li yılların başında Ali Balkaner&rsquo;le birlikte bir banka dolandırıcılığına karıştığını ve yargılandığını, hapishanede avukatlarıyla yapacağı g&ouml;r&uuml;şmeleri h&acirc;kimlik yapan kardeşi sayesinde diğer tutuklulara g&ouml;re rahatlıkla ger&ccedil;ekleştirdiğini ve hatta t&uuml;m bunların d&ouml;nemin burjuva basınında da yer aldığını &ouml;ğrendik. Kartal Ağır Ceza Mahkemesi&rsquo;nin adı, yakın zamanda Abdi İpek&ccedil;i cinayetinin &uuml;nl&uuml; sanığı faşist tetik&ccedil;i Mehmet Ali Ağca vesilesiyle de g&uuml;ndeme geldi. Bu davada ise Kartal Ağır Ceza Mahkemesi&rsquo;nin o zamanki &uuml;yelerinden Nermin Aboşoğlu&rsquo;nun&nbsp; Ağca&rsquo;nın avukatlığını yapan eski savcı Yılmaz Aboşoğlu&rsquo;nun karısı olduğu ortaya &ccedil;ıkmıştı. Anladık ki mahkeme başkanının iş&ccedil;ilere bağırması ve onları aşağılaması hi&ccedil; de nedensiz değilmiş.</p>
<p class="Style-2"><strong><em>İstanbul&rsquo;dan İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ okuru bir avukat</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>İyi Patron, Kötü Patron Meselesi</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/207/iyi_patron_kotu_patron_meselesi</link> 
		<description><![CDATA[Yıllardır işçi arkadaşlardan şunlara benzer duyuyorum:  Bizim patron kötü, yandaki işletmenin patronu iyi.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p class="NoSpacing">Yıllardır iş&ccedil;i arkadaşlardan sık&ccedil;a şunlara benzer s&ouml;zler duydum, duyuyorum:</p>
<p class="NoSpacing">&ldquo;Bizim patron k&ouml;t&uuml;, yandaki işletmenin patronu iyi.&rdquo;</p>
<p class="NoSpacing">&ldquo;Patron namazında niyazında adam, şu halimizi g&ouml;rse hemen maaşımıza zam yapar. Ama şu Genel M&uuml;d&uuml;r yok mu...&rdquo;</p>
<p class="NoSpacing">&ldquo;Eski &ccedil;alıştığım işyerinin patronunu mumla arıyorum.&rdquo;</p>
<p class="NoSpacing">Bu arkadaşlara sorunun tek tek patronların, tek tek y&ouml;neticilerin iyi ya da k&ouml;t&uuml; olmalarından kaynaklanmadığını, sorunun bir b&uuml;t&uuml;n olarak patronlar sınıfından, kapitalizmden, s&ouml;m&uuml;r&uuml; d&uuml;zeninden kaynaklandığını nasıl anlatmalı?</p>
<p class="NoSpacing">Bana kalırsa bunu anlatmanın en iyi yolu, konuştuğumuz iş&ccedil;inin &ccedil;alıştığı sekt&ouml;r&uuml; iyi tanımaktan ge&ccedil;er.</p>
<p class="NoSpacing">Her işletme faaliyet g&ouml;sterdiği sekt&ouml;rdeki başka işletmelerle rekabet halindedir. Her patron aynı &uuml;r&uuml;n&uuml; rakip firmaya g&ouml;re daha ucuza satmaya &ccedil;alışır. Bu y&uuml;zden de, s&uuml;rekli &uuml;retim masraflarından kısmaya, iş&ccedil;iyi daha az paraya daha &ccedil;ok &ccedil;alıştırmaya gayret g&ouml;sterir.</p>
<p class="NoSpacing">Eğer biz &ccedil;alıştığımız sekt&ouml;rdeki rekabet koşullarını, patronlar arasındaki savaşı iyi bilirsek, iş&ccedil;i arkadaşlara şunu daha iyi anlatabiliriz: s&ouml;m&uuml;r&uuml; d&uuml;zeyi asıl olarak patronun, y&ouml;neticinin karakteri değil, rekabet koşulları tarafından belirlenir; kapitalizm ve onun ka&ccedil;ınılmaz sonucu olan rekabet devam ettiği s&uuml;rece k&ouml;t&uuml; &ccedil;alışma koşulları da devam edecektir.</p>
<p class="NoSpacing">Bu y&uuml;zden &ccedil;alıştığımız sekt&ouml;rdeki rekabet koşullarını iyi takip etmemiz, iş&ccedil;i arkadaşları yanılgılarından canlı &ouml;rneklerle kurtarmamız gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p class="NoSpacing"><strong><em>Salim &Ccedil;ınar</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Bir UPS İşçisinin Düşünceleri</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/206/bir_ups_iscisinin_dusunceleri</link> 
		<description><![CDATA[Yedi yıldır bu firmada çalışıyorum. Bugüne değin işimi mükemmel bir biçimde yaptım.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p class="NoSpacing">Yedi yıldır bu firmada &ccedil;alışıyorum. Bug&uuml;ne değin işimi m&uuml;kemmel bir bi&ccedil;imde yaptım. Dağıtım yaptığım b&ouml;lgeyi sokak sokak biliyorum. İki ya da &uuml;&ccedil; kişinin yapacağı işi tek başıma yaptım. O kadar yoğun &ccedil;alıştım ki bazen elimdeki paketleri yetiştirebilmek i&ccedil;in zamanın durmasını istediğim oldu. Sulu yemek yemeye hasret kaldım. Hi&ccedil; kimse, işimi d&uuml;zg&uuml;n yapmadığımı s&ouml;yleyemez. Zaten şirket y&ouml;neticileri ben sendikaya &uuml;ye olmak isteyene kadar beni &ouml;v&uuml;yorlardı. Ne zaman ki hakkımı aradım, onların g&ouml;z&uuml;nde k&ouml;t&uuml; oldum.</p>
<p class="NoSpacing">Şu anda &ccedil;ok &ouml;nemli bir m&uuml;cadele veriyoruz. T&uuml;rkiye&rsquo;deki kargo şirketlerinde &ccedil;alışan 130 bin kişi g&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml;n i&ccedil;ine bakıyor. Başarılı olursak, diğer kargo şirketlerinde &ccedil;alışanlar da bizim yolumuzu izleyecekler. Bu y&uuml;zden verdiğimiz m&uuml;cadele diğer kargo şirketlerinin patronlarını da ilgilendiriyor. Kim bilir, belki bizim başarılı olmamamız i&ccedil;in o şirketlerin patronları da bizim patrona yardım ediyordur.</p>
<p class="NoSpacing">Bu direnişle birlikte, tek başıma bir hi&ccedil; olduğumu, arkadaşlarımla toplu olarak hareket ettiğimde ise b&uuml;y&uuml;k bir g&uuml;ce kavuştuğumu g&ouml;rd&uuml;m. Bu direniş beni &ccedil;ok değiştirdi. Artık etrafımdaki haksızlıklara hemen tepki g&ouml;steriyorum. &Ouml;rneğin Yalova&rsquo;ya giden vapurdaki televizyonda Kanal 24 a&ccedil;ıktı, itiraz ettim ve belli bir &ccedil;evrenin propagandasını dinlemek istemediğimi belirttim. Bu direnişten &ouml;nce b&ouml;yle bir şeyi asla yapamazdım, en fazla başımı başka y&ouml;ne &ccedil;evirirdim.</p>
<p class="NoSpacing">Bu m&uuml;cadeleyi kazanacağız. Sendikal hakkımızı alacağız. Ama mesele bununla bitmiyor. Her kazanım &ouml;n&uuml;m&uuml;ze yeni hedefler koyuyor. Sendikalı olduktan sonra m&uuml;cadeleyi bırakırsam, sadece kendi iş sahamdaki &ccedil;alışma koşullarını hafifletmiş olmakla kalırım. Ama başka bir işletmeye girdiğimde, aynı sorunlar tekrar karşıma &ccedil;ıkar.</p>
<p class="NoSpacing">Bu y&uuml;zden sendika hakkını kazandıktan sonra, m&uuml;cadeleye devam etmek, bu hakkı elde etmeye &ccedil;alışan diğer iş&ccedil;i arkadaşların m&uuml;cadelesine destek olmak gerekiyor. Bilin&ccedil;lenmeye, sorgulamaya, yanlış neredeyse s&ouml;ylemeye devam etmek &ccedil;ok &ouml;nemli.</p>
<p class="NoSpacing">Gazetenizi &ccedil;ok beğendim. Bazı yazıların uzun olması sorun değil. Yeter ki konu &ouml;zl&uuml; bir bi&ccedil;imde anlatılsın. Biz iş&ccedil;ilerin olaylara tek taraflı değil, pek &ccedil;ok a&ccedil;ıdan bakmaya başlamasının zamanı geldi.</p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>12 Eylül'ün "Kürt Açılımı" Sürüyor</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/205/12_eylulun_kurt_acilimi_suruyor</link> 
		<description><![CDATA[12 Eylül'ün de "Kürt açılımı" mı vardı yahu demeyin, gerçekten de vardı.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p class="NoSpacing">12 Eyl&uuml;l'&uuml;n de "K&uuml;rt a&ccedil;ılımı" mı vardı yahu demeyin, ger&ccedil;ekten de vardı. Bir araştırmacının 12 Eyl&uuml;l faşizminin k&uuml;lt&uuml;r programının K&uuml;rtler'le ilgili kısmı hakkında yazdığı &ouml;nemli bazı bilgileri okuyalım:</p>
<p class="NoSpacing">"&hellip; T&uuml;rk-İslam sentezcileri 12 Eyl&uuml;l'&uuml;n devletle i&ccedil;ice ge&ccedil;me imkanını sağlayan ideolojik yapılanmalar s&uuml;recinde sağ parti tabanları karşısında 1980 &ouml;ncesi taşımak durumunda oldukları t&uuml;m sivil ve bazen muhalif g&ouml;r&uuml;n&uuml;m taşıyan s&uuml;slerinden de soyunmuşlar, devletl&uuml;, istihbarat&ccedil;ı ve devlet siyaset planlayıcısı rollerini hakkıyla oynamışlardır. T&uuml;rk-İslam sentezinin devlet i&ccedil;indeki uygulayıcıları, <strong><em>Atat&uuml;rk Dil ve Tarih Y&uuml;ksek Kurumu</em></strong> ile A.&Uuml;.'ne bağlı <strong><em>Atat&uuml;rk İlke ve İnkılapları Enstit&uuml;s&uuml; </em></strong>oldu. S&uuml;rekli olarak bir generalin başkanlığında yapılan Atat&uuml;rk Dil ve Tarih Y&uuml;ksek Kurumu tartışmaları <strong><em>b&uuml;y&uuml;k bir gizlilik kaydı ile yayınlanmamıştır.</em></strong> Kurul toplantılarında sentezin K&uuml;rtler'le ilgili yanı da ele alınmış ve sorunun &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;, T&uuml;rk-İslam sentezinin milli k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n &ouml;z&uuml;n&uuml; oluşturan i&ccedil;eriğinin K&uuml;rtlere kabul ettirilmesi ve bu konuda dinden yararlanılmasına bağlamıştır. (&hellip;) Kurul toplantılarının birinde k&uuml;&ccedil;&uuml;k risaleler halinde hazırlanacak kitapların K&uuml;rtlerin yoğun olarak aşadığı b&ouml;lgelerde dağıtılması g&uuml;ndeme getirilmiş ve dağıtılacak kitap konusunda kurul &uuml;yelerinden biri şunu &ouml;nermiştir; <strong><em>"Bahis konusu halk kitabı i&ccedil;in Prof. Dr. merhum İbrahim Kafesoğlu'nu T&uuml;rk-İslam Sentezi adı ile basılan eserinin se&ccedil;ilmesinin uygun olacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum." </em></strong>&Ouml;rg&uuml;t&ccedil;&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n ge&ccedil;erliliğine inanan bir başka &uuml;ye <strong><em>TRT ve Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan yararlanılmasını</em></strong> &ouml;nermiş ve <strong><em>"Yeri gelmişken yazmadan edemeyeceğim. Tek başına iktisadi imkanları sağlamakla b&ouml;l&uuml;c&uuml;l&uuml;k &ouml;nlenemez. İktisadi faaliyet k&uuml;lt&uuml;rle beslemek lazımdır. Bu konuda da belli illerde g&ouml;revlendirilecek insan unsuru birinci planda gelir. Vali, kaymakam, nahiye m&uuml;d&uuml;r&uuml;, m&uuml;ft&uuml;, imam-hatip, vaiz, T&uuml;rk&ccedil;e ve edebiyat &ouml;ğretmenleri mutlaka &ouml;zel bir şekilde se&ccedil;mek gerekir. Bu konuda kanunun y&uuml;ksek kuruma verdiği yetkiye dayanarak ilgili bakanlarla işbirliği yapmak ve yukarıda saydığım g&ouml;revlileri se&ccedil;mek gerekir"</em></strong> demiştir.</p>
<p class="NoSpacing">(&hellip;) Kurulun g&ouml;r&uuml;şmelerinde ortaya &ccedil;ıkan bir başka &ouml;neride devletin K&uuml;rt politikasın k&uuml;lt&uuml;rel boyutunu &ouml;zetlemektedir. <strong><em>"Biz ne kadar vatandaşlarımızı T&uuml;rk kabul etsek de onlar kendilerini bizden saymıyorlar. O zaman M&uuml;sl&uuml;manlık fikrinden hareket edebiliriz. Bunun laikliğe aykırı tarafı yoktur. Z&uuml;mre ve guruplara g&ouml;re hitap etmek gerekecek Bazende onların T&uuml;rk olduğunu anlatacak tarihi ger&ccedil;ekler aramalıyız (&hellip;) Arzu edilen hedefe varmada zaman kazandırıcı fakt&ouml;r TV'dir. Bu ara&ccedil;tan her nedense yeterince yararlanılmamaktadır. İkinci bir kanalın a&ccedil;ılması veya hususi paket programlara dayalı sabah ve akşam saatlerini i&ccedil;ine alan yayınların yapılması gerekir. T&uuml;rkiye'nin b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; meselesinde ikinci kanalın maliyeti &uuml;zerinde durmayı sağduyu bağdaştıramıyorum." </em></strong></p>
<p class="NoSpacing"><em>(Suat Parlar, Silahlı B&uuml;rokrasinin Ekonomi Politiği, s. 185-186)</em></p>
<p class="NoSpacing">Fazla yoruma hacet var mı? Bug&uuml;n g&uuml;ndemde olan "K&uuml;rt a&ccedil;ılımı", T&uuml;rk devletinin geleneksel imha ve inkar politikalarının uzantısında, 12 Eyl&uuml;l'&uuml;n faşist ideologlarının fikir babalığı yaptıkları politikaların g&uuml;n&uuml;n koşullarına uydurularak s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmesinden başka hi&ccedil;bir şey değildir.</p>
<p><strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Bir İnşaat İşçisinin Gözünden  "Açılım" ve "Bölge" Gerçeği</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/204/bir_insaat_iscisinin_gozunden__acilim_ve_bolge_gercegi</link> 
		<description><![CDATA[İstanbul’da inşaat işçiliği yapan 17 yaşındaki Şırnaklı bir Kürt işçiyle yaptığım görüşmenin notlarını aktarıyorum.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p class="NoSpacing">İstanbul&rsquo;da inşaat iş&ccedil;iliği yapan 17 yaşındaki Şırnaklı bir K&uuml;rt iş&ccedil;iyle yaptığım g&ouml;r&uuml;şmenin notlarını aşağıya aktarıyorum. 17 yaşında ama yaşının &ccedil;ok &uuml;st&uuml;nde bir olgunlukta. Onun ifadelerini aynen yazıyorum.</p>
<p class="NoSpacing">&ldquo;Şırnak&rsquo;ta hi&ccedil; kimse &lsquo;a&ccedil;ılım&rsquo; yalanına kanmadı, hi&ccedil;bir evde trt şeş kanalı izlenmiyor.&rdquo;</p>
<p class="NoSpacing">&ldquo;Ben ortaokul mezunuyum. Sonrasını okumak istemedim, zaten okusam da dersler boş ge&ccedil;ecek. Ben şimdiye kadar okulda sadece sosyal bilgiler ve matematik dersi g&ouml;rd&uuml;m. K&ouml;y&uuml;m&uuml;zde &ouml;ğretmen var, ama dersler yine de boş ge&ccedil;iyor. K&ouml;yde herkes &ccedil;ocuğunu okutmak istiyor, ama okula başlayan &ccedil;ocuğun ilk birka&ccedil; yılı sırf T&uuml;rk&ccedil;e &ouml;ğrenmekle ge&ccedil;iyor, biz sınavlara girip kazanabilecek d&uuml;zeyde bir eğitim alamıyoruz.&rdquo;</p>
<p class="NoSpacing"><img style="float: left; margin-top: 1px; margin-bottom: 1px; margin-left: 4px; margin-right: 4px; border: 1px solid silver;" title="A&ccedil;ılım" src="http://www.iscibirligi.info/resimler/6/acilim2.jpg" alt="A&ccedil;ılım" width="200" height="194" />&ldquo;Şırnak&rsquo;ta petrol var, daha &ouml;nce Amerikalılar gelip petrol i&ccedil;in kazılan &ccedil;ukurları samanla doldurmuş, petrol&uuml;n &ccedil;ıkarılmasına izin vermemişlerdi. Şu anda yalnızca bir Fransız şirket petrol &ccedil;ıkarıyor. Tapulu tarlalarımızdan &ccedil;ıkardıkları petrol i&ccedil;in kimse bize beş kuruş para &ouml;demiyor. Biz buna itiraz ettiğimizde de karşımıza asker &ccedil;ıktığı i&ccedil;in bir şey yapamıyoruz.&rdquo;</p>
<p class="NoSpacing">&ldquo;Şırnak&rsquo;ta ge&ccedil;en hafta on iki g&uuml;n s&uuml;ren bir yangın &ccedil;ıktı, hi&ccedil;bir Tv kanalında g&ouml;stermediler. Askerler k&ouml;ylere gelip &lsquo;ya bu k&ouml;y&uuml; boşaltacaksınız ya da ormanı yakarız, evleriniz de yanar&rsquo; dediler. Kimse evini bırakıp gitmedi, asker de ateşe verdi ormanı. Yangının ucu Silopi&rsquo;ye vardı, yangın s&ouml;nd&uuml;rme ekipleri gelmedi, g&ouml;ndermiyorlar.&rdquo;</p>
<p class="NoSpacing">&ldquo;Şırnak&rsquo;ta AKP kazanıyorsa bunun sebebi n&uuml;fusun y&uuml;zde altmışının asker olmasıdır. Hile de yapıyorlar sandıklarda, oyları imha ediyorlar. Bizim oranın insanı dindar, ama AKP&rsquo;li değil, b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluk BDP&rsquo;li."</p>
<p class="NoSpacing">&ldquo;Şırnak&rsquo;ta daha yeni konuşmaya başlamış bir &ccedil;ocuğa adını sorsanız belki cevap veremez; ama PKK&rsquo;yi bilir. Her ailenin dağda birka&ccedil; akrabası vardır. Basında &ccedil;ıkan &lsquo;şu kadar PKK&rsquo;li yakaladık, &ouml;ld&uuml;rd&uuml;k&rsquo; gibi haberlerin &ccedil;oğunun yalan olduğu b&ouml;lge insanı biliyor.&rdquo;</p>
<p class="NoSpacing">&ldquo;&Uuml;mit Boyner&rsquo;in &lsquo;oğlumu b&ouml;yle bir ortamda askere g&ouml;ndermek istemiyorum&rsquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml; duydum, &ccedil;ok sahte bir s&ouml;z. Onların zaten hi&ccedil;bir zaman oğullarını askere g&ouml;ndermediklerini, asla g&ouml;ndermeyeceklerini biz bilmiyor muyuz sanki!&rdquo;</p>
<p class="NoSpacing">&ldquo;Şırnak&rsquo;ta doğar doğmaz m&uuml;cadelenin i&ccedil;ine giriyorsun. Hi&ccedil;bir şeye karışmadan yaşamak gibi bir ihtimal yok burada. Şırnak&rsquo;taki hayat koşulları zaten seni buna itiyor.&rdquo;</p>
<p class="NoSpacing">&ldquo;İnşaatlara girip bu gazeteleri versen alırlar, kimse niye geldin, niye getirdin demez. Biz alınca da okuyoruz, &ouml;yle k&ouml;şeye atmıyoruz. Gazete &ccedil;ıkarmak, yazı yazmak &ccedil;ok kıymetli bir iş, daha &ccedil;ok emek, bilgi, &ccedil;alışma gerektiriyor. Diğer m&uuml;cadele bi&ccedil;imleri de zor, kıymetli ama birilerinin de yazması gerekiyor, bu olmazsa olmaz.&rdquo;</p>
<p class="NoSpacing">&ldquo;Bazı işlerde K&uuml;rt olduğum i&ccedil;in bana k&ouml;t&uuml; davranıyorlar, &lsquo;bilseydim işe &ccedil;ağırmazdım, yanına oturmazdım&rsquo; diyorlar. Bu kadar kışkırtılırlarsa b&ouml;yle yapmaları normal. Bir şehirde Diyarbakırspor forması giydim, &lsquo;&ccedil;ıkart bunu seni d&ouml;verler&rsquo; dediler, &ccedil;ıkartmadım. Alışığız biz, ne yapabilirler ki?!&rdquo;</p>
<p class="NoSpacing">&ldquo;Trt geliyor, G&uuml;neydoğunun sefaletini &ccedil;ekiyor, ağlayan &ccedil;ocukları, yaşlıları &ccedil;ekiyor, acındırıyor bizi. Başka da bir şey &ccedil;ekmiyor, g&uuml;zel şeyleri &ccedil;ekmek, g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemek istemiyor.&rdquo;</p>
<p class="NoSpacing">&ldquo;Şırnak&rsquo;ta işyerlerini madd&icirc; durumu iyi olanlar a&ccedil;ıyor. İşyeri, atelye sahipleri hep oranın yerlileri. Bu işyerlerinde en fazla 80-100 kişi &ccedil;alışıyor, az da olsa ge&ccedil;im kaynağı oluyor k&ouml;ydekilere. Devlet gelip de bir işyeri, bir atelye a&ccedil;mış değil daha.&rdquo;</p>
<p class="NoSpacing"><strong><em>İstanbul&rsquo;dan bir İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ okuru</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>UPS İşçileriyle Uluslararası Dayanışma Eylemlerini Destekleyelim!</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/203/ups_iscileriyle_uluslararasi_dayanisma_eylemlerini_destekleyelim</link> 
		<description><![CDATA[130. Gününe Yaklaşan UPS Direnişindeki işçilerle uluslararası dayanışma eylemleri sürüyor.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><img title="UPS'de Direniş" src="http://www.iscibirligi.info/resimler/6/ups-de-direnis-kazanacak.jpg" alt="UPS'de Direniş" width="200" height="150" /><br /><br />130. G&uuml;n&uuml;ne Yaklaşan UPS Direnişindeki iş&ccedil;ilerle uluslararası dayanışma eylemleri s&uuml;r&uuml;yor. Uluslararası Taşıma İş&ccedil;ileri Federasyonu&rsquo;nun (ITF) 5 - 12 Ağustos 2010 tarihlerinde Meksika&rsquo;nın başkenti Mexico City&rsquo;de toplanan 42. Genel Kurulu'nda, UPS iş&ccedil;ileriyle dayanışma amacıyla eylemler d&uuml;zenleme kararı alındı. Eylemlerin ilki gazetemizin baskıya verildiği 1 Eyl&uuml;l 2010 tarihinde ger&ccedil;ekleştirilecek. 154 &uuml;lkede aynı anda yapılacak eylemlerin ikincisi <strong>15 Ağustos 2010 </strong>tarihinde ger&ccedil;ekleştirilecektir.&nbsp; UPS iş&ccedil;ilerinin &ouml;rg&uuml;tl&uuml; olduğu T&Uuml;MTİS, t&uuml;m emek dostlarına bu eylemleri kitlesel olarak destekleme &ccedil;ağrısında bulundu.&nbsp;</p>
<p><strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Soru ve Cevaplarla Çalışma Yaşamında Haklarımız</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/202/soru_ve_cevaplarla_calisma_yasaminda_haklarimiz</link> 
		<description><![CDATA[Fazla mesai yapmamıza rağmen işveren kriz var, para yok diyerek yaklaşık üç aydır ücretimizi ödemiyor[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SORU </strong>: &Ccedil;alıştığımız işyerinde her g&uuml;n aynı şekilde &ccedil;alışmamıza ve bazen fazla mesai yapmamıza rağmen işveren &ldquo;kriz var, para yok&rdquo; diyerek yaklaşık &uuml;&ccedil; aydır &uuml;cretimizi &ouml;demiyor. İşsiz kalmak korkusuyla işten de &ccedil;ıkamıyoruz. Bu durumda ne yapabiliriz, ne gibi haklara sahibiz?</p>
<p><strong>CEVAP </strong>: İş Kanununa g&ouml;re kural olarak, &uuml;cret, en ge&ccedil; ayda bir &ouml;denmek zorundadır. &Uuml;cret alacağı varsa eğer, beş sene i&ccedil;erisinde bunun dava a&ccedil;arak talep edilmesi gerekir. Aksi taktirde &uuml;cret alacağımızdan vazge&ccedil;miş sayılırız.</p>
<p>Eğer işveren iflas ederse veya iflas etmemiş olsa bile &uuml;cretlerimizi &ouml;deyemeyecek duruma d&uuml;şm&uuml;şse, o işyerinde ister &ccedil;alışıyor olalım ister &ccedil;alışmıyor olalım, son &uuml;&ccedil; aylık &uuml;cret alacaklarımızın &Uuml;cret Garanti Fonundan karşılanması i&ccedil;in T&uuml;rkiye İş Kurumu Genel M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne başvurabiliriz.</p>
<p>Yine İş Kanununa g&ouml;re, &ouml;rneğin sel, yangın, deprem, ağır hastalık ya da &ouml;l&uuml;m gibi nedenler hari&ccedil; olmak &uuml;zere işveren, &uuml;cretimizi, &ouml;demesi gereken g&uuml;n&uuml;n &uuml;zerinden 20 g&uuml;n ge&ccedil;tiği halde &ouml;dememişse bu durumda iş g&ouml;rmek yani &ccedil;alışmak borcumuzu yerine getirmekten ka&ccedil;ınma hakkına sahibiz. B&ouml;yle bir durumda sayımız ister 2 olsun ister 20 olsun, işyerine gittiğimiz halde &ccedil;alışmadığımız i&ccedil;in işveren bizi işten &ccedil;ıkaramaz, yerimize yeni iş&ccedil;i alamaz ve işimizi bir başkasına yaptıramaz. Topluca &ccedil;alışmaktan ka&ccedil;ındığımız i&ccedil;in bu eylemimiz grev olarak değerlendirilemez ve işveren bizi yasa dışı grev, yasa dışı g&ouml;steri yapmakla da su&ccedil;layamaz.</p>
<p><strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ HUKUK BİRİMİ</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>“Dış Mihraklar” Teorisinin Üretimine Bir Örnek</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/201/“dis_mihraklar”_teorisinin_uretimine_bir_ornek</link> 
		<description><![CDATA[Tuzla’daki tersane kazaları, iş cinayetlerinin açıkça görünen yüzü olduğu için sadece işçilerin değil tüm ülkenin [...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tuzla&rsquo;daki tersane kazaları, iş cinayetlerinin a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;r&uuml;nen y&uuml;z&uuml; olduğu i&ccedil;in sadece iş&ccedil;ilerin değil t&uuml;m &uuml;lkenin dikkatini &ccedil;ekmektedir. Olaylarla ilgili bir&ccedil;ok meslek kuruluşu b&ouml;lgeyi ziyaret ediyor. Bu ziyaretlerin birinde yer alan bir avukat arkadaşım, ilgin&ccedil; bir olay aktardı. Bu kişi, bana, bug&uuml;n halen İstanbul Barosu&rsquo;nun &uuml;st d&uuml;zey y&ouml;netiminde yer alan, Turancı, ırk&ccedil;ı ve şoven &ccedil;evrelere yakınlığıyla (hatta bazılarına g&ouml;re yakınlıktan da &ouml;te olmasıyla) bilinen bir avukatın ziyaretteki tavrını anlattı. Arkadaşımın aktardığı bu olayı, &uuml;lkedeki toplumsal sorunların nedeninin, &ldquo;yabancı g&uuml;&ccedil;lerin oyunu&rdquo; olduğu efsanelerinin nasıl yaratıldığını a&ccedil;ık&ccedil;a ortaya koyduğu i&ccedil;in <em>İş&ccedil;i Birliği</em> okurlarıyla paylaşmak istiyorum:<br /> <br /> <em>&ldquo;Ziyarete gittik. Tabi meslek kuruluşu olduğunuz i&ccedil;in sendikaları olduğu gibi işverenleri de ziyaret ediyorsunuz. H.&Ouml;. de vardı. Tersane patronlarına kazaların nedenini sorduk. Cevapları arasında &lsquo;taşeronluğun da buna neden olduğunu&rsquo; s&ouml;ylediler. Hem de patronlar bunu kabul ediyor! Ama H.&Ouml;. tersane patronlarıyla konuşurken onlara ne dedi biliyor musunuz? &lsquo;Bu iş kazalarında &ouml;rneğin yabancı g&uuml;&ccedil;lerin parmağı olduğu s&ouml;ylenemez mi? Mesel</em><em>a </em><em>Alman istihbaratının. &Uuml;retimi baltalamak i&ccedil;in d&uuml;zenlenmiş bir iş olmasın?&rsquo; Bu s&ouml;z &uuml;zerine tersane patronları adeta &lsquo;biz bunu daha &ouml;nce niye akıl edemedik?&rsquo; dercesine sevindiler.&rdquo;</em><br /></p>
<p><strong>İstanbul&rsquo;dan Bir <em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em> Okuru</strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Tuncay Özkan’ın Feryadına Kulak Verdiler Peki F Tipi Hücrelerdeki Tutsaklara Kim Sahip Çıkacak? </title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/200/tuncay_ozkan’in_feryadina_kulak_verdiler_peki_f_tipi_hucrelerdeki_tutsaklara_kim_sahip_cikacak_</link> 
		<description><![CDATA[Ergenekon davasının sanıklarından biri olan gazeteci Tuncay Özkan geçtiğimiz 10 Ağustos’ta yapılan duruşmada[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p class="Style-3">Ergenekon davasının sanıklarından biri olan gazeteci Tuncay &Ouml;zkan ge&ccedil;tiğimiz 10 Ağustos&rsquo;ta yapılan duruşmada 4 g&uuml;nl&uuml;k a&ccedil;lık grevine başlayacağını ve gerekirse &ouml;l&uuml;m orucuna gideceğini a&ccedil;ıklayarak feryat etmiş. Tuncay &Ouml;zkan yaklaşık 2 yıldır tutuklu. Silivri Cezaevine girmeden &ouml;nce İstanbul&rsquo;un en g&ouml;zde ve nezih semtlerinden biri olan Bebek&rsquo;te yaşıyordu. Tanınmış bir gazeteciydi ve &ldquo;Yeni Parti&rdquo; diye bir partinin genel başkanlığına se&ccedil;ilmiş &ldquo;saygın&rdquo; biriydi. A&ccedil;lık grevine başlamasının nedeni 2 yıllık uzun tutukluluk s&uuml;resi ve cezaevindeki koşullar. Aynı duruşmada yine gazeteci Mustafa Balbay da cezaevindeki koşulların ağırlığından yakınmış; ancak Tuncay &Ouml;zkan kadar cesur davranıp hen&uuml;z a&ccedil;lık grevine ya da &ouml;l&uuml;m orucuna gideceğini a&ccedil;ıklamış değil.</p>
<p class="Style-3">Burjuva basından &ouml;ğrendiğimiz kadarıyla Tuncay &Ouml;zkan duruşmada tam olarak şu şekilde bağırmış:</p>
<p class="Style-3">''Yatabiliyorsanız gelin koğuşta yatın. Kalem kitap gelmez. Ramazan geldi, gelin iftar yapalım var mısınız?...'' (<em>Cumhuriyet,</em> 10.08.2010)</p>
<p class="Style-3">Tuncay &Ouml;zkan bağırmakta haklı tabi; Bebek&rsquo;teki muhtemelen boğazı g&ouml;ren evinden sonra cezaevinde yaşamak zor olsa gerek.</p>
<p class="Style-3">Gazeteci Mustafa Balbay ise:</p>
<p class="Style-3">&ldquo;&hellip;70 yıl &ouml;nce N&acirc;zım Hikmet&rsquo;e cezaevinde daktilo verilmiş. Ancak bize verilmiyor. Yazı yazmaktan sağ elimi kullanamaz hale geldim. Adnan Menderes dokuz ay 20 g&uuml;nde yargılandı. Deniz Gezmiş 15 ayda yargılandı.&rdquo; (<em>Radikal,</em> 11.08.2010)</p>
<p class="Style-3">Tabi bu olay burjuva basında hemen yerini aldı. Onların bu feryatları başta Başbakan yardımcısı B&uuml;lent Arın&ccedil; olmak &uuml;zere Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin ve AKP Genel Başkan Yardımcısı H&uuml;seyin &Ccedil;elik tarafından hemen destek buldu: &ldquo;Tuncay &Ouml;zkan&rsquo;ın feryadına kulak verilmeli.&rdquo;</p>
<p class="Style-3"><img style="float: right; margin-top: 1px; margin-bottom: 1px; margin-left: 4px; margin-right: 4px; border: 1px solid silver;" title="F Tipi" src="http://www.iscibirligi.info/resimler/6/Prison03.jpg" alt="F Tipi" width="200" height="242" />Ama biz, Tuncay &Ouml;zkan ve Mustafa Balbay&rsquo;ı şimdilik bir kenara bırakalım, Silivri Cezaevindeki koşullar eminiz ki &ccedil;ok k&ouml;t&uuml;d&uuml;r. Onun yerine yaklaşık on yıldır faaliyette olan ve yapımı i&ccedil;in &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k meblağlarda paralar harcanan Y&uuml;ksek G&uuml;venlikli Ceza İnfaz Kurumu kategorisindeki F Tipi cezaevlerinin koşullarına bakalım. &Ccedil;ağdaş Hukuk&ccedil;ular Derneği İstanbul Şubesi Cezaevleri İzleme Komisyonu Temmuz 2010 cezaevleri raporunu a&ccedil;ıkladı. Rapor, hem adl&icirc; hem de siyas&icirc; tutuklu ve h&uuml;k&uuml;ml&uuml;lerle y&uuml;z y&uuml;ze yapılan g&ouml;r&uuml;şmelere ve onlardan gelen hak ihlallerine ilişkin mektuplara dayanılarak hazırlanmış.</p>
<p class="Style-3">Rapora g&ouml;re T&uuml;rkiye&rsquo;de halen 13 tane F Tipi cezaevi bulunmaktadır. Cezaevlerinde 1 ve 3 kişilik kapatma &uuml;niteleri yani h&uuml;creler bulunmaktadır. Bazı F Tipi cezaevlerinin kapasitesi arttırılmaktadır. Tek kişilik h&uuml;creler toplam 11 m2&rsquo;dir ve tek kişilik h&uuml;crede kalanlar gardiyanların dışında kimseyi g&ouml;rememektedirler.</p>
<p class="Style-3">&Uuml;&ccedil; yıl &ouml;nce tanınan 10 saatlik sohbet hakkı keyf&icirc; gerek&ccedil;elerle uygulanmıyor. Tutuklu ve h&uuml;k&uuml;ml&uuml;lerin sağlık hakları gasp ediliyor; doktorlar muayene etmeden doğrudan ağrı kesici ila&ccedil;lar yazıyorlar. Hastane sevkleri geciktiriliyor, revire &ccedil;ıkmak i&ccedil;in verdikleri dilek&ccedil;eler &ccedil;oğu zaman işleme dahi konmuyor. Kelep&ccedil;e ile muayene uygulaması ve muayene sırasında askerlerin odadan &ccedil;ıkmaması ise yaygın bir uygulama.</p>
<p class="Style-3">H&uuml;crelerin fiziksel koşulları, nem, tutuklu ve h&uuml;k&uuml;ml&uuml;lere banyo yapmaları i&ccedil;in kışın soğuk su yazın ise sıcak su verilmesi, yemek &ccedil;eşitlerinin az, k&ouml;t&uuml; ve d&uuml;ş&uuml;k kalorili olması kronik sağlık sorunlarına yol a&ccedil;maktadır. On yıllık s&uuml;re sonunda gelinen aşamada cezaevindeki koşullar nedeniyle kansere yakalanan tutsakların sayısında bir artış g&ouml;zlemlenmektedir.</p>
<p class="Style-3">Cezaevindeki uygulamalar protesto edildiğinde ya da hak ihlalleri kamuoyuna duyurulduğunda ve hatta hak arama yollarına başvurulduğunda bile g&ouml;r&uuml;ş yasağı, telefon, mektup yasağı ve h&uuml;cre cezası gibi disiplin cezaları ka&ccedil;ınılmaz hale geliyor. Daha da &ccedil;arpıcı olan disiplin cezalarından biri ise devrimci tutsakların ailelerine g&ouml;r&uuml;ş yasağı getirilmesidir. Kısacası F Tipi cezaevlerinde &ouml;zellikle devrimci tutsaklar keyf&icirc; ve akıl dışı uygulamalara, onur kırıcı k&ouml;t&uuml; muamele ve işkenceye maruz kalmaktadırlar.</p>
<p class="Style-3">&Ccedil;oğu zaman cezaevlerinin uzak yerlerde oluşu nedeniyle aile ve avukat g&ouml;r&uuml;şleri zorlaşmaktadır. Madd&icirc; olanaksızlıklar nedeniyle &ccedil;ok uzun s&uuml;re aile g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ne ya da avukat g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ne &ccedil;ıkamayan devrimci tutsaklar bulunmaktadır. Avukat ya da aile g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; engellemek i&ccedil;in devrimci tutsaklar bulundukları cezaevlerinden başka illerdeki cezaevlerine s&uuml;rg&uuml;n edilmektedirler (aynı zamanda şair olan &Uuml;mit İlter Bolu F Tipi cezaevinde iken İzmir Kırıklar F Tipi cezaevine s&uuml;rg&uuml;n edilmiştir). &Ccedil;ok uzun s&uuml;re tutuklu olanlar, &ouml;rneğin bunlardan biri de 15 yıldır tutuklu olan arkadaşımız Turgay Ulu&rsquo;dur, beraat etseler dahi yaşamlarının &ouml;nemli bir kesitini cezaevinde ge&ccedil;irmiş olacaklar.</p>
<p class="Style-3">&Ouml;zellikle devrimci tutsaklar &uuml;retimden, kitlelerden, dış d&uuml;nyadan koparılarak yalnızlığa mahk&ucirc;m edilmektedirler. Elbette ki onlar, i&ccedil;inde bulundukları durumdan yakınmıyorlar, feryat etmiyorlar, devletten ve onun mahkemelerinden merhamet beklemiyorlar; her koşulda &uuml;retmeye devam ediyorlar, hakları i&ccedil;in m&uuml;cadele ediyorlar ve dış d&uuml;nyadan asla kopmuyorlar.</p>
<p class="Style-3">Tekrar Tuncay &Ouml;zkan ve Mustafa Balbay&rsquo;a d&ouml;necek olursak; 19 Aralık 2001 tarihinde devrimcilerden kurtulmanın yolu olarak F Tipi cezaevlerini uygulamaya ge&ccedil;irmek i&ccedil;in kanlı bir operasyon d&uuml;zenlendiğinde Tuncay &Ouml;zkan ve diğer Silivri sakinleri asla karşı &ccedil;ıkmadılar, hatta alkışladılar. Devrimcilerin baskı ve zorlamayla, kendi iradeleri dışında &ouml;l&uuml;m orucuna başladıkları propagandasına karşı Tuncay &Ouml;zkan ve diğerleri asla aksi bir beyanda bulunmadılar ya da biz duymadık. Devlet G&uuml;venlik Mahkemeleri (DGM&rsquo;ler) delil olmadığı halde devrimcileri onlarca yıllık cezalara mahk&ucirc;m ederken, uzun s&uuml;re tutuklu kalmalarını sağlarken Tuncay &Ouml;zkan ve diğerleri bunu gazete k&ouml;şelerinde asla yazmadılar, g&ouml;rmezden geldiler, yazmışlarsa da biz bilmiyoruz. &Ouml;yle zannediyoruz ki o mahkemelerin, ter&ouml;rist yasaların, cezaevlerinin bir g&uuml;n kendilerine d&ouml;neceğini asla tahmin etmiyorlardı.</p>
<p class="Style-3">Tuncay &Ouml;zkan&rsquo;a ve Mustafa Balbay&rsquo;a hemen sahip &ccedil;ıkıldı. Peki ama yaşamını iş&ccedil;i sınıfının ve t&uuml;m ezilen emek&ccedil;ilerin ger&ccedil;ek kurtuluşu i&ccedil;in m&uuml;cadeleye adayan ve bunun asla boşuna olmadığının bilincinde olan ama iş&ccedil;i sınıfından koparılmak, uzaklaştırılmak istenen devrimci tutsaklara kim sahip &ccedil;ıkacak? Bug&uuml;n F Tipi h&uuml;crelerde yok edilmek istenen devrimci tutsaklar emek&ccedil;i halkın ger&ccedil;ek evlatlarıdır ve &ouml;zellikle sınıf bilin&ccedil;li iş&ccedil;iler onlara sahip &ccedil;ıkmak zorundadır.</p>
<p class="Style-3">Tuncay &Ouml;zkan&rsquo;ın durumu bize bir ger&ccedil;eği tekrar &ouml;ğretiyor. Bug&uuml;n yargılayanlar yarın sanık sandalyesinde oturabilirler. Bug&uuml;n zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayanlar ise yarın bu zincirlerini kırabilirler. Ama bunun i&ccedil;in &ouml;ncelikle iş&ccedil;i sınıfının en sıkı şekilde birliğini kurması gerekiyor.</p>
<p><strong><em>G&uuml;lten Şenay</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Hakkını Arayan Brillant İşçileri</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/199/hakkini_arayan_brillant_iscileri</link> 
		<description><![CDATA[İşten atılan işçiler kaderlerine razı olmak yerine mücadeleyi seçti. 19 Ağustos’ta bir basın açıklaması yaparak[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Beylikd&uuml;z&uuml;&rsquo;ndeki Brillant perde fabrikası iş&ccedil;ileri, 2 aylık maaşlarını alamadıkları i&ccedil;in 30 Temmuz 2010 tarihinde işbaşı yapmadı ve fabrika y&ouml;netimine taleplerini bildirdi. Yaklaşık 700 iş&ccedil;inin işbaşı yapmayarak g&ouml;sterdiği tepki, patron tarafından maaşların alelacele &ouml;denmesine yol a&ccedil;tı. Eylemde &ouml;ne &ccedil;ıkan iş&ccedil;ilerin işten atılma s&uuml;reci de başlamış oluyordu: İlk iş&ccedil;i 6 Ağustos&rsquo;ta, ikinci iş&ccedil;i 9 Ağustos&rsquo;ta herhangi bir gerek&ccedil;e g&ouml;sterilmeden işlerinden atıldılar.</p>
<p>İşten atılan iş&ccedil;iler &ldquo;kaderlerine razı olmak&rdquo; yerine m&uuml;cadeleyi se&ccedil;ti. 19 Ağustos&rsquo;ta bir basın a&ccedil;ıklaması yaparak Brillant fabrikasındaki iş&ccedil;i kıyımını dile getirdi. Basın a&ccedil;ıklamasına direnişteki UPS iş&ccedil;ileri destek verdi. Basın a&ccedil;ıklaması, vardiya değişimine denk getirilerek diğer iş&ccedil;ilerin de katılımı sağlandı. <strong><em>Hakkını Arayan Brillant İş&ccedil;ileri</em></strong> imzalı bildiriler dağıtıldı. Fabrika y&ouml;netimi, sirenleri &ccedil;alıştırarak direnişteki iş&ccedil;ilerin sesini kısmaya &ccedil;alışsa da başarılı olamadı.</p>
<p>Fabrika y&ouml;netimine karşı s&uuml;rd&uuml;r&uuml;len m&uuml;cadele bir s&uuml;re i&ccedil;in iş&ccedil;i atmaların &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ti; Ancak 25 Ağustos&rsquo;ta C vardiyasında &ccedil;alışan bir iş&ccedil;i, gene hi&ccedil;bir gerek&ccedil;e g&ouml;sterilmeden işten atıldı. 20 g&uuml;n i&ccedil;inde işten atılan iş&ccedil;ilerin sayısı 3&rsquo;e y&uuml;kselmiş oldu.</p>
<p>İş akdine son verilen iş&ccedil;ilerden biri fabrikadaki &ccedil;alışma koşullarını ve giriştikleri m&uuml;cadeleyi ş&ouml;yle anlatıyor:</p>
<p><em>&ldquo;Bu fabrikada 1200 iş&ccedil;i &ccedil;alışıyor. 8 saatlik normal &ccedil;alışma s&uuml;resi ve 8 saat zorunlu mesai var. 16 saat boyunca bir&ccedil;ok ihtiyacımızı gidermeden &ccedil;alışmak zorunda kalıyoruz. İş&ccedil;iler sigaralarını bir-iki dakikada tuvalette i&ccedil;iyor. Kimileri aşırı yorgunluktan tuvalette uyuya kalıyor. Bayram avanslarımızı artık vermiyorlar. Prim de alamıyoruz. Gece vardiyaları i&ccedil;in ek &uuml;cret de s&ouml;z konusu değil. Bunlar k&ouml;lelik koşulları değil de nedir?</em></p>
<p><em>Ben bu fabrikaya girdiğimde sapasağlamdım. Şimdi bel fıtığına sahibim. Bir&ccedil;ok iş&ccedil;i arkadaşım da fiziki rahatsızlık yaşıyor. &Ccedil;alışma koşulları, yalnızca fiziki rahatsızlıkları değil iş kazalarını da beraberinde getiriyor. İş kazası ge&ccedil;iren arkadaşlarımız hi&ccedil;bir tazminat ve g&uuml;vence edinemeden fabrikadan uzaklaştırılıyor. S&uuml;rekli işten atmalar oluyor, ama sesini &ccedil;ıkaran kimse olmuyor. İşten atılanlar evinin yolunu tutuyor. İş&ccedil;iler i&ccedil;in teslimiyet yanlış bir tutum. İş&ccedil;iler haklarını aramalılar. Biz sesimizi &ccedil;ıkardık diye işten atıldık. G&ouml;r&uuml;yorsunuz, atılmış olmamıza rağmen fabrika dışından m&uuml;cadelemize devam ediyoruz. 30 Temmuz&rsquo;da işbaşı yapmayarak uzun zamandır &ouml;denmeyen maaşlarımızı kısa zaman i&ccedil;inde almıştık. Patronun etekleri tutuşmuştu. Bu &ouml;rnek bile iş&ccedil;ilerin birleşerek hareket etmelerinin ne t&uuml;r kazanımlara yol a&ccedil;tığının bir g&ouml;stergesi. İş&ccedil;iler birlikte hareket ederlerse kazanamayacakları hi&ccedil;bir m&uuml;cadele yoktur..&rdquo;</em></p>
<p><em><strong>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ</strong></em></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Rimaks Tekstil’de İşten Atılan İşçiler Geri Alınsın!</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/198/rimaks_tekstil’de_isten_atilan_isciler_geri_alinsin</link> 
		<description><![CDATA[Sendikal örgütlenmeyi baltalamak için patronların kural haline getirdiği işten çıkarmalara bir yenisi daha eklendi! [...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p class="Style-2">Sendikal &ouml;rg&uuml;tlenmeyi baltalamak i&ccedil;in patronların kural haline getirdiği işten &ccedil;ıkarmalara bir yenisi daha eklendi! Rimaks Tekstil firması, Bartın ve İstanbul Tuzla&rsquo;daki fabrikalarında sendikaya &uuml;ye oldukları i&ccedil;in iki hafta i&ccedil;inde tam 133 iş&ccedil;iyi işten &ccedil;ıkardı. Buna karşı iş&ccedil;iler, her iki fabrika &ouml;n&uuml;nde direniş başlattılar.</p>
<p class="Style-1"><strong>Firmanın İddiaları ve Ger&ccedil;ekler</strong></p>
<p class="Style-2"><img style="margin-left: 4px; margin-right: 4px; margin-top: 1px; margin-bottom: 1px; float: left; border: 1px solid silver;" title="Rimaks" src="http://www.iscibirligi.info/resimler/6/Rimakstekstil3.jpg" alt="Rimaks" width="200" height="169" />İş&ccedil;ilerden &ouml;ğrendiğimize g&ouml;re, başta Danimarkalı Bestseller firması olmak &uuml;zere &ccedil;eşitli b&uuml;y&uuml;k firmalar i&ccedil;in kot &uuml;reten şirket, Uluslararası Tekstil İş&ccedil;ileri Sendikası&rsquo;yla anlaşmasından dolayı Bestseller firmasının uymak zorunda olduğu kuralları, kendi &ldquo;sosyal sorumlulukları&rdquo; gereği iş&ccedil;ilere tanıdığı haklar gibi g&ouml;stermekte, bunları kendi internet sitesinde de yayınlamaktadır. Buna g&ouml;re, Rimaks firması; &uuml;cretler, mesai ve fazla mesai s&uuml;releri gibi konularda yasalara uyacak; &Ccedil;ocuk iş&ccedil;i &ccedil;alıştırmayacak; iş&ccedil;i sağlığı i&ccedil;in uygun &ccedil;alışma koşullarını sağlayacak; iş&ccedil;ileri kendi rızaları dışında &ccedil;alıştırmayacak; ve &ouml;rg&uuml;tlenme &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne saygı duyacaktır.</p>
<p class="Style-2">Ger&ccedil;ekteyse, iş&ccedil;ilerin &ccedil;alışma koşulları, şirketin bu s&ouml;zde &ldquo;sosyal sorumluluk&rdquo; ilkelerine ne kadar uyduğunu apa&ccedil;ık bir şekilde g&ouml;stermektedir. İş&ccedil;iler, sıcaklığın ortalama 28-29 derece olduğu tozlu bir ortamda &ccedil;alışıyor, yasak olmasına rağmen kot taşlama da zaman zaman yapılıyor, &ldquo;normal&rdquo; &ccedil;alışma s&uuml;resinin g&uuml;nde 10,5 saat olduğu fabrikada iş&ccedil;iler kimi zaman sabaha dek s&uuml;ren fazla mesailere zorlanıyor, fazla mesaiye kalmak istemeyen iş&ccedil;i işten atılıyor, bir elektrik kesintisi nedeniyle 10 dakika duran iş i&ccedil;in iş&ccedil;iler fazladan yarım saat &ccedil;alıştırılıyor, fabrikada &ccedil;eşitli bahanelerle iş&ccedil;iler bir yıllarını doldurmadan işten &ccedil;ıkarılıp yerlerine d&uuml;ş&uuml;k &uuml;cretlerle &ccedil;alışmayı kabul edecek yeni iş&ccedil;iler alınıyor.</p>
<p class="Style-2">Bu ikiy&uuml;zl&uuml;ce oyunun son halkası, s&ouml;zde &ldquo;&ouml;rg&uuml;tlenme &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;&rdquo; kabul eden Rimaks patronunun, bu &ccedil;alışma koşullarına karşı birlikte m&uuml;cadele etmek i&ccedil;in Teksif sendikasına &uuml;ye olan iş&ccedil;ileri işten atması oldu. Bir yandan sendikayla g&ouml;r&uuml;şmelerini s&uuml;rd&uuml;rerek iş&ccedil;ileri oyalayan işveren, diğer yandan iş&ccedil;iler arasında &ouml;nc&uuml;l&uuml;k yaptığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; iş&ccedil;ileri işten atarak &ouml;rg&uuml;tlenmeyi kırmaya &ccedil;alışıyor. Temmuz ayı i&ccedil;inde iş&ccedil;ilerle yaptığı toplantıda <em>&ldquo;iş&ccedil;i &ccedil;ıkartmayacağız, daha da b&uuml;y&uuml;yeceğiz, isteyen istediği sendikaya &uuml;ye olabilir, bu doğal hakkıdır&rdquo; </em>diyen patron, bu s&ouml;zlerine karşın, iş&ccedil;ileri sendikadan istifa ettirmek i&ccedil;in baskı, tehdit ve şantaj uygulamanın yanısıra, işlerin bir kısmını fason &uuml;retim yapan taşeron şirketlere kaydırmaya başladı. Firma bu uygulamayla, iş&ccedil;ilere, işler azalmış gibi g&ouml;stermek isterken, fason şirketlerde &ccedil;alışan iş&ccedil;iler, siparişleri yetiştimek i&ccedil;in her gece fazla mesai yapıyorlar.</p>
<p class="Style-2"><strong>Tehditler İşe Yaramayınca İşten &Ccedil;ıkarmalar Başlıyor</strong></p>
<p class="Style-2">Bartın'daki fabrikada Haziran sonunda 20 iş&ccedil;inin işine son verilmişti. Tehdit ve şantajlarına devam eden firma bundan sonu&ccedil; alamayınca İstanbul'da &ouml;nce 20 sonra 41 iş&ccedil;iyi, Bartın'da da 16 Ağustos'ta 7 iş&ccedil;iyi daha işten &ccedil;ıkardı. Bartın&rsquo;da arkadaşlarının işten &ccedil;ıkarılmasını fabrika bah&ccedil;esinde protesto eden iş&ccedil;iler, jandarmanın fabrikaya gelmesi ve m&uuml;dahale etme tehdidinde bulunmasının ardından, sendikanın g&ouml;r&uuml;şmeler devam ettiği i&ccedil;in bu eylemin bitirilmesi &ccedil;ağrısıyla fabrikadan ayrıldılar. Ertesi g&uuml;n 16 iş&ccedil;inin daha işten atılmasıyla birlikte, toplam 23 iş&ccedil;i Bartın&rsquo;daki fabrikanın &ouml;n&uuml;nde direniş başlattılar. Bu işverenin 5 iş&ccedil;iyi sendikadan istifa ettirmek i&ccedil;in zorla notere g&ouml;t&uuml;rmesi &uuml;zerine, noter binası &ouml;n&uuml;ne giden iş&ccedil;ilerin, burada slogan atmalarını polis engelledi. Son olarak, bir yandan T&uuml;rkiye&rsquo;ye gelen Uluslararası Tekstil İş&ccedil;ileri Sendikası yetkilileriyle masaya oturan şirket, 26 Ağustos g&uuml;n&uuml; 29 iş&ccedil;iyi daha işten attı. Bu son işten &ccedil;ıkarmayı protesto eden iş&ccedil;iler, Bartın karayolunu trafiğe kapatarak g&ouml;steri yaptılar. M&uuml;dahale etmek i&ccedil;in gelen jandarmanın gelmesi &uuml;zerine, şehir merkezine y&ouml;nelen iş&ccedil;iler, burada sloganlarla seslerini duyurmaya &ccedil;alıştılar.<br /><br /><strong><em>Sanayi Yayıldık&ccedil;a Sınıf Karşıtlığı da Yayılıyor</em></strong></p>
<p class="Style-2">Gene iş&ccedil;ilerden &ouml;ğrendiğimize g&ouml;re, daha &ouml;nce İstanbul&rsquo;da bir fabrikası olan şirket, devlet teşviğinden yararlanmak i&ccedil;in fabrikasını 5-6 yıl &ouml;nce Bartın&rsquo;a taşımış. Yani, iş&ccedil;ilere bu &ccedil;alışma koşullarını ve &ouml;rg&uuml;ts&uuml;zl&uuml;ğ&uuml; dayatan şirket, devletten elektrik, su gibi giderler ve iş&ccedil;ilerin sigorta primleri konusunda teşvik almak, ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kent olan Bartın&rsquo;da işg&uuml;c&uuml;n&uuml;n ucuzluğundan faydalanmak i&ccedil;in bu kente taşınmış. Ne var ki, Rimaks fabrikasındaki iş&ccedil;ilerin m&uuml;cadelesi, diğer fabrikalardaki iş&ccedil;iler &uuml;zerinde de etkisini g&ouml;stermekte gecikmemiş. Eskiden k&acirc;ğıt &uuml;zerinde aldıkları asgari &uuml;cretin bir kısmını patronlarına getirip geri veren fason işletmelerdeki iş&ccedil;ilerin &uuml;cretlerinde d&uuml;zelme olmuş. İş&ccedil;iler, burada sendikalaşmayı başarırsak, bu diğer fabrikalara da yayılacak diyorlar. Bu da, sanayiyi Anadolu&rsquo;ya yayarak &uuml;lkeyi &ldquo;kalkındırmak&rdquo; ve b&ouml;ylece sınıf &ccedil;elişkilerini azaltmak y&ouml;n&uuml;ndeki girişimlerin, ger&ccedil;ekte sermayeyle &uuml;cretli emek arasındaki karşıtlığı keskinleştirmek ve yaygınlaştırmaktan başka bir sonuca yol a&ccedil;mayacağını g&ouml;steriyor.</p>
<p class="Style-2">Hem Bartın&rsquo;da, hem İstanbul&rsquo;da, iş&ccedil;iler, sendikal hakları tanınana ve işten atılan b&uuml;t&uuml;n arkadaşları geri alınana kadar m&uuml;cadele etmekte kararlılar. <strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ GAZETESİ</em></strong> olarak, T&uuml;rkiye&rsquo;den ve d&uuml;nyadan b&uuml;t&uuml;n iş&ccedil;i ve emek&ccedil;ilerle iş&ccedil;i sınıfının dostlarını, haklı m&uuml;cadelelerinde Rimaks iş&ccedil;ilerine destek vermeye &ccedil;ağırıyoruz.</p>
<p><strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Mahkeme Aşamasindaki İki Sendikalaşma Mücadelesi: Samka Metal Ve Balnak</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/197/mahkeme_asamasindaki_iki_sendikalasma_mucadelesi_samka_metal_ve_balnak</link> 
		<description><![CDATA[İstanbul Kurtköy’de 90 işçinin çalıştığı Samka Metal fabrikasında, 4 ay boyunca gizli bir şekilde örgütlenen işçilerin [...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p class="Style-1"><strong><em>Samka Metal Direnişi: Sendikanın Adı Yetti</em></strong></p>
<p class="Style-1">İstanbul Kurtk&ouml;y&rsquo;de 90 iş&ccedil;inin &ccedil;alıştığı Samka Metal fabrikasında, 4 ay boyunca gizli bir şekilde &ouml;rg&uuml;tlenen iş&ccedil;ilerin &ouml;rg&uuml;tl&uuml;l&uuml;ğ&uuml;, tam toplu bir şekilde sendikaya &uuml;ye olacakları sırada ortaya &ccedil;ıktı ve işveren toplam 13 kişiyi &ccedil;eşitli bahanelerle işten attı. İşten atılanlar arasında, iş kazası ge&ccedil;irdiği i&ccedil;in rapor almış bir iş&ccedil;i de vardı. DİSK&rsquo;e bağlı Birleşik Metal-İş&rsquo;e &uuml;ye olan iş&ccedil;ilere, patron T&uuml;rk-Metal&rsquo;e ge&ccedil;meleri halinde işlerinden olmayacağını s&ouml;yledi. Bunu kabul etmeyen iş&ccedil;iler, fabrika dışında direnişe başlayınca, bu sefer i&ccedil;erdeki iş&ccedil;ilerle dışardakileri yalıtmak i&ccedil;in girişimlere başladı. Fabrika dışarıyla irtibatı kesecek sarı bir brandayla kaplandı, patron bir yandan direnişteki iş&ccedil;ilerin &ldquo;ter&ouml;rist&rdquo; oldukları iddiasını yaymaya &ccedil;alışırken, diğer yandan &ccedil;alışan iş&ccedil;ilerin koşullarını d&uuml;zeltmeye &ccedil;alıştı. İş&ccedil;ileri taşımak i&ccedil;in servisler kondu, daha &ouml;nce musluk suyu i&ccedil;en iş&ccedil;ilere i&ccedil;me suyu sağlandı, yenilmeyecek durumdaki yemekler d&uuml;zeltildi. Direnişteki iş&ccedil;ilerin ifadesiyle, &ldquo;sendikanın adı koşulları d&uuml;zeltmeye yetmişti&rdquo;. Bununla birlikte, ziyarete gittiğimiz zaman yanlarında hi&ccedil;bir sendikacı olmayan bu iş&ccedil;iler, 90 g&uuml;n&uuml;n sonunda, patronun yalıtma girişimleri sonucu i&ccedil;erideki iş&ccedil;ilerden bekledikleri desteği alamayınca, 11 Ağustos&rsquo;ta direnişi bitirdiler ve a&ccedil;ılan davaların sonucunu beklemeye başladılar.</p>
<p class="Style-1"><strong><em>Balnak&rsquo;ta Sendikalaşma &Ccedil;abası: İş&ccedil;ilerin Taşeronun Taşeronuna Ge&ccedil;irilmesi</em></strong></p>
<p class="Style-1">İstanbul Gebze b&ouml;lgesinde, başta P&amp;G firması olmak &uuml;zere bir &ccedil;ok firmaya taşeron olarak iş yapan Balnak firmasında iş&ccedil;iler, maruz kaldıkları baskılar ve k&ouml;t&uuml; &ccedil;alışma koşullarına karşı, DİSK&rsquo;e bağlı Nakliyat-İş sendikasına &uuml;ye oldular. Bir yıl kadar s&uuml;ren &ouml;rg&uuml;tlenme sonunda, yetki alacak &ccedil;oğunluğu elde ettiklerini d&uuml;ş&uuml;nerek bakanlığa başvuran sendika, firmanın bakanlıkta daha &ouml;nce g&ouml;r&uuml;nmeyen bir işletmesinin olduğunun ortaya &ccedil;ıkmasıyla &ccedil;oğunluk sağlayamadığını g&ouml;rd&uuml;. Firma, para yardımı, 10 yıl iş g&uuml;vencesi gibi vaatlerle, sendikalı &uuml;yeleri istifa ettirip taşeron firmalara ge&ccedil;irmeye &ccedil;alışırken, sendika iş durdurma gibi eylemlerle sendikayı firmaya kabul ettirme hazırlığı yapıyordu. Burada elde edilecek bir sendikal kazanım, Balnak&rsquo;ın taşeronluk yaptığı bir &ccedil;ok firmadaki iş&ccedil;ileri de doğrudan etkileyecekti. Bu sırada asılsız bir ihbarla sendika y&ouml;neticilerinin tutuklanıp bir ay s&uuml;reyle tutuklu kalmaları, firmanın meydanı boş bulmasını ve bu s&uuml;re i&ccedil;inde &ouml;rg&uuml;tl&uuml;l&uuml;ğ&uuml; dağıtmasını sağladı. Sendika, şu anda kalan az sayıda Balnak &uuml;yesiyle birlikte, 87 ve 98 nolu ILO s&ouml;zleşmelerine dayanarak toplu s&ouml;zleşme hakkını kullanmak i&ccedil;in dava a&ccedil;mış durumda.</p>
<p class="Style-1">Bu iki &ouml;rnekte de g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi, sanayinin geliştiği her yerde, iş&ccedil;iler doğal bir eğilimle &ccedil;alıştıkları yerde sendikalı olmaya y&ouml;nelmektedir. Ne var ki mevcut sendikal dağınıklık ortamında,&nbsp; farklı farklı yerlerde ortaya &ccedil;ıkan bu sendikalaşma m&uuml;cadeleleri arasında bağlantının kurulamaması, iş&ccedil;ilerin doğru bir şekilde y&ouml;nlendirilememesi ve bundan yararlanan kapitalistlerin sendikalaşma girişimlerini baltalaması i&ccedil;in uygun bir alan yaratmaktadır.</p>
<p class="Style-1"><strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Çel-Mer İşçilerinin Fabrika İşgali</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/196/cel-mer_iscilerinin_fabrika_isgali</link> 
		<description><![CDATA[Gebze Çayırova’da bulunan Çel-Mer Metal Fabrikası’nda çalışan işçilerin mücadelesi sona erdi.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p class="Style-1">Gebze &Ccedil;ayırova&rsquo;da bulunan &Ccedil;el-Mer Metal Fabrikası&rsquo;nda &ccedil;alışan iş&ccedil;ilerin m&uuml;cadelesi sona erdi. Fabrika sahibi, iş&ccedil;ilerin sendikal haklarını tanıdı ama sendikal &ouml;rg&uuml;tlenme i&ccedil;inde yer alan on bir iş&ccedil;iyi işten &ccedil;ıkardı.</p>
<p class="Style-2">&Ccedil;el-Mer iş&ccedil;ileri toplu s&ouml;zleşme yetkisini elde edebilmek i&ccedil;in yeterli sayıya ulaşana kadar b&uuml;y&uuml;k bir gizlilik i&ccedil;erisinde başarıyla &ouml;rg&uuml;tlenmişlerdi. &Ouml;yle ki, iş&ccedil;i ailelerinden &ouml;ğrendiğimize g&ouml;re, &ccedil;oğunluk saptanana kadar iş&ccedil;iler, sendika i&ccedil;in &ouml;rg&uuml;tlendiklerini eşlerine bile s&ouml;ylememişlerdi. Yeterli sayıya ulaşıldıktan sonra, Birleşik Metal-İş Sendikası, yetki belgesi almak &uuml;zere &Ccedil;alışma ve Sosyal G&uuml;venlik Bakanlığı&rsquo;na başvuruda bulundu.</p>
<p class="Style-2">Fabrika sahibi bu başvurunun ardından, 19 Haziran2010 tarihinde, 12 iş&ccedil;inin işine son verdi. İş&ccedil;iler bu arkadaşlarının işe geri alınması i&ccedil;in fabrika kapısı &ouml;n&uuml;nde direnişe ge&ccedil;tiler. 15 g&uuml;n s&uuml;ren bir direnişten sonra, 7 Temmuz 2010&rsquo;da, işlerine geri d&ouml;nen iş&ccedil;iler bir hafta sonra fabrikaya gittiklerinde yeni bir s&uuml;rprizle karşılaştılar. 23 iş&ccedil;iye işten &ccedil;ıkarıldıkları s&ouml;ylendi. Bu haber &uuml;zerinde iş&ccedil;ilerin kendiliğinden eğilimi, fabrikaya girip işten atılan arkadaşları geri alınana kadar &ccedil;ıkmamak oldu. Fakat, sendikanın y&ouml;nlendirmesiyle, farklı bir y&ouml;ntem izleme kararı alındı ve ertesi g&uuml;n işten &ccedil;ıkarılan bu 23 iş&ccedil;i fabrikaya gelip &ccedil;alışmaya devam etti. Bu iş&ccedil;ilerden 13 tanesi iş &ccedil;ıkışında g&ouml;zaltına alındılar ve ertesi sabah serbest bırakıldılar. Ertesi g&uuml;n işe gelen iş&ccedil;iler, karşılarında &ccedil;evik kuvveti g&ouml;r&uuml;nce fabrika &ouml;n&uuml;nde direnişe başlamaya karar verdiler. Fabrika i&ccedil;indeki arkadaşları da onları destekledi.</p>
<p class="Style-1"><strong>Her Yerde Olur, &Ccedil;el-Mer&rsquo;de Olmaz</strong></p>
<p class="Style-2"><img style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px; margin-left: 4px; margin-right: 4px; float: right; border: 1px solid silver;" title="&Ccedil;el-Mer" src="http://www.iscibirligi.info/resimler/6/Celmer2.jpg" alt="&Ccedil;el-Mer" />Direnişe ge&ccedil;en iş&ccedil;ilerle konuştuğumuzda, &ouml;zellikle bir noktanın altını &ccedil;iziyorlardı: sendika lafı ilk defa telaffuz edildiğinde, pek &ccedil;oğu bunun kendi işletmelerinde ger&ccedil;ekleştirilmesinin &ccedil;ok g&uuml;&ccedil; olduğuna inanmışlar. <em>&ldquo;Her yerde &ouml;rg&uuml;tlenilir ama &Ccedil;el-Mer&rsquo;de &ouml;rg&uuml;tlenilmez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; burada bir birlik yok, her kafadan bir ses &ccedil;ıkıyor ve bizleri patrona satabilecek &ccedil;ok kişi var aramızda.&rdquo; </em>Başlangı&ccedil;ta genel d&uuml;ş&uuml;nce buymuş. Zamanla, sabırlı bir &ouml;rg&uuml;tlenmeyle aralarındaki farklılıkları aşmışlar, giderek daha &ccedil;ok birbirlerine kenetlenmişler. İşten &ccedil;ıkarılan ve direnişe ge&ccedil;en bir başka iş&ccedil;i arkadaş bize, m&uuml;cadeleyi kendisi i&ccedil;in etmediğini, geri alınamasa bile işe devam eden arkadaşlarının &ccedil;alışma koşullarının iyi olmasının kendisine yeteceğini s&ouml;yledi.</p>
<p class="Style-2">Fabrika &ouml;n&uuml;nde direniş devam ederken, patronun t&uuml;m g&ouml;r&uuml;şmelere son vermesi &uuml;zerine, &Ccedil;el-Mer iş&ccedil;ileri eylemlerini bir adım daha ileri g&ouml;t&uuml;rmeye karar verdiler ve 2 Ağustos 2010 tarihinde &ouml;ğle saat yemeği sırasında i&ccedil;erideki iş&ccedil;ilerle birlikte vincin &uuml;st&uuml;ne &ccedil;ıkarak fabrikayı işgal ettiler.</p>
<p class="Style-2">İş&ccedil;i aileleri işgal haberini alır almaz fabrikaya geldiler. Devrimci g&uuml;&ccedil;ler, UPS iş&ccedil;ileri de fabrika &ouml;n&uuml;nde &Ccedil;el-Mer iş&ccedil;ilerinin yanındaydılar. İşgalin ilk saatlerinde polis hangar kapılarını kapatarak iş&ccedil;ileri havasız bırakmaya &ccedil;alıştı. İ&ccedil;eride dayanılmaz bir sıcak olmasına rağmen polis i&ccedil;eriye su ve yemek sokulmasına izin vermedi, elektriği keserek iş&ccedil;ilerin karanlıkta kalmasına yol a&ccedil;tı. İki iş&ccedil;i fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Polis, bu iş&ccedil;ileri g&ouml;zaltına aldı. Polisin bu tavrına tepki g&ouml;steren kitle, kapıların a&ccedil;ılması, i&ccedil;eriye yiyecek ve su sevkiyatına izin verilmesi, i&ccedil;erisinin aydınlatılması talebiyle polise tepki g&ouml;sterdi, polis barikatına y&uuml;klendi. Israrlı tepki karşısında polis geri adım atmak zorunda kaldı ve t&uuml;m talepleri kabul etti.</p>
<p class="Style-2">Kendileriyle g&ouml;r&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z aileler, fabrika sahibinin kızının polisin hemen yanıbaşında direniş&ccedil;i iş&ccedil;ilerin ailelerine hakaretler yağdırdığını, el hareketleriyle onları taciz ettiğini anlattılar bize. Yerel basın fabrikaya sokulmadı. Boyalı basın ise zaten bu konuda sans&uuml;r uyguluyordu. Diğer yandan Polisin, yanında bulunan işveren avukatının da istekleriyle iş&ccedil;ileri kameraya aldığı &ouml;ğrenildi. Yine işverenin talimat ve isteklerine uygun olarak işyerindeki s&ouml;zde &ldquo;yasadışı&rdquo; durumu tespit i&ccedil;in Gebze İş hakimlerinden biri hemen işyerine getirildi. Sendikal hakları i&ccedil;in m&uuml;cadelede iş&ccedil;iler bir kere daha d&uuml;zenin kutsal ittifakını karşılarında buldular.</p>
<p class="Style-2">Buna rağmen, kendi kurdukları komitede bu işgal kararını alan iş&ccedil;ilerin eylemlerini kararlılıkla s&uuml;rd&uuml;rmeleri &uuml;zerine, vali araya girmek zorunda kaldı ve, DİSK Genel Başkanı S&uuml;leyman &Ccedil;elebi, fabrika sahibi ve Kocaeli Valisi arasında g&ouml;r&uuml;şmeler yapıldı.</p>
<p class="Style-1"><strong>İşgalin Kanıtladığı</strong></p>
<p class="Style-2">İşgalin beşinci g&uuml;n&uuml;nde bu g&ouml;r&uuml;şmelerin sonucu sendikacılar tarafından iş&ccedil;ilere iletildi: patron sendikal hakları kabul ediyor ama işten &ccedil;ıkardığı 23 iş&ccedil;iden sadece 12 iş&ccedil;iye işi d&ouml;nme izni veriyor, 11 iş&ccedil;iyi işe tazminatlarını vererek işten &ccedil;ıkarıyordu. İşgali ger&ccedil;ekleştiren iş&ccedil;iler g&ouml;zaltına alınmayacak ve fabrikada mevcut yasalara g&ouml;re var olan &ldquo;fiil&icirc; durum&rdquo; hakkında hi&ccedil;bir işlem yapılmayacaktı. Tazminatları verilerek işten &ccedil;ıkartılan iş&ccedil;ilerin kim olduklarıysa belli değildi.</p>
<p class="Style-2">İş&ccedil;iler bu karara verecekleri yanıtı değerlendirmek i&ccedil;in sendikacıları dışarı &ccedil;ıkardılar. Yaptıkları değerlendirme sonucunda bu şartlara uymayı kabul ettiler ve eyleme son verdiler. Belki sendikayla karar birliği i&ccedil;inde hareket edilse, t&uuml;m iş&ccedil;ilerin işe geri alınmasıyla sonu&ccedil;lanabilecek bu eylem, bu noktada sona erdirildi. Sendika, baştan beri fabrika işgali gibi &ldquo;yasadışı&rdquo; bir eyleme karşı &ccedil;ıkmıştı. İş&ccedil;ilerin kazanımı, geri adım attırdıkları patrona sendikayı kabul ettirmek, ve işten atılanların tamzinatlarını aylar s&uuml;recek mahkemelerin sonu&ccedil;lanmasını beklemeden almaları oldu. Bununla birlikte, &Ccedil;el-Mer iş&ccedil;ileri, tam da 12 Eyl&uuml;l referandumu &ouml;ncesi, eylemleriyle, bu kazanımdan &ccedil;ok daha &ouml;nemli bir şeyi, Anayasa&rsquo;da yer alan fabrika işgali yasağının fiilen uygulanamadığını, ve gelişen iş&ccedil;i m&uuml;cadelesi karşısında, h&uuml;k&uuml;metin uygulanamayacak olan bu yasağı kaldırmak zorunda olduğunu kanıtladılar.</p>
<p class="Style-2"><strong><em>Fikri Ateş</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Eskişehir’deki Newroz’a Gözaltı Terörü</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/195/eskisehir’deki_newroz’a_gozalti_teroru</link> 
		<description><![CDATA[Sistemin işçi-kitle, öğrenci-kitle hareketlerine ve Kürt ulusuna karşı baskı ve terör uygulamaları devam ediyor[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sistemin iş&ccedil;i-kitle, &ouml;ğrenci-kitle hareketlerine ve K&uuml;rt ulusuna karşı baskı ve ter&ouml;r uygulamaları artarak devam ediyor. T&uuml;m &uuml;lke genelinde K&uuml;rtleri hedef alan uygulamalar Eskişehir&rsquo;de de kendini g&ouml;sterdi. &Uuml;zerinden aylar ge&ccedil;mesine rağmen 21 Mart 2010 tarihinde Eskişehir&rsquo;de d&uuml;zenlenen Newroz etkinliklerine katıldıkları gerek&ccedil;esiyle Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Anadolu &Uuml;niversitesi&rsquo;nde okuyan 120 &ouml;ğrenci hakkında; Newroz etkinliklerine katıldıkları ve &ldquo;yasadışı slogan&rdquo; attıkları gerek&ccedil;esiyle soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Eskişehir Emniyet M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;&rsquo;n&uuml;n Anadolu &Uuml;niversitesi&rsquo;ne g&ouml;nderdiği soruşturma kapsamında Anadolu &uuml;niversitesi y&ouml;netimi de &ouml;ğrencilerin ailelerine mektup g&ouml;ndererek, &ouml;ğrencilerin &uuml;zerinde psikolojik bir ter&ouml;r uygulama yoluna gitti. Savcılık, Emniyet ve okul idaresinin ortaklaşa d&uuml;zenledikleri bu keyf&icirc; uygulamalar &ouml;ğrenci gen&ccedil;liğin, g&uuml;ndemden ve siyasetten uzaklaştırılması ve pasifize edilmesini ama&ccedil;lamaktadır.</p>
<p>Haber: <strong><em>Eskişehir İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>İşçi Sınıfına ve Emekçi Halklarımıza Dayatılan Suni Gündemler… </title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/194/isci_sinifina_ve_emekci_halklarimiza_dayatilan_suni_gundemler…_</link> 
		<description><![CDATA[Referandum gündemi kapsamında emekçi ve yoksul halklarımıza dayatılan Evet-Hayır oyunu[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Referandum g&uuml;ndemi kapsamında emek&ccedil;i ve yoksul halklarımıza dayatılan &ldquo;Evet-Hayır&rdquo; oyunu (oylaması) g&uuml;ndemde alabildiğince yer kaplayarak halklarımızın ger&ccedil;ek g&uuml;ndemini perdelemeye devam ediyor. Yaşadığımız şehir olan Eskişehir&rsquo;de de &ccedil;ok farklı bir durum yok; faşist MHP&rsquo;sinden tutun da &ccedil;i&ccedil;eği burnunda yeni başkan ve ekibiyle memleketin kadim kan emicilerinden CHP ve adını anmadığımız s&ouml;z&uuml;mona sol-sosyalist ge&ccedil;inen parti ve gruplar, emek&ccedil;i ve yoksul halklarımıza dayatılan bu suni g&uuml;ndem i&ccedil;erisinde yerlerini almış vaziyetteler. CHP ve MHP gibi adını tarihe faşist, faşizan, halk d&uuml;şmanlığı gibi ibarelerle yazan burjuva partilerinin iş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;i halklarımıza dayatılan bu gerici reform karşısında bilindik, beklendik, adlarına, şanlarına yakışır tavırlar almaları şaşırtıcı değildir elbette; &ouml;te taraftan sol-sosyalist ge&ccedil;inen &ldquo;cenahımız&rdquo; bu durum karşısında hen&uuml;z adlarının başlarına aldıkları sıfatlara yakışır bir tavır sergileyememişlerdir, sergileyecek gibi de g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yorlar.</p>
<p>Bazı kurum ve &ouml;rg&uuml;tlerin boykot cephesi başlığı adı altında, &lsquo;Evet-Hayır&rsquo;cıların dışında halka bir alternatif sunmaya &ccedil;alıştıkları g&ouml;r&uuml;lmekte, fakat bizim yaşadığımız şehirde bundan da bahsetmek m&uuml;mk&uuml;n değildir; &ouml;dp, tekape, emep gibi grup ve &ouml;rg&uuml;tler -parti demek istemiyoruz &ccedil;&uuml;nk&uuml;; parti ve &ouml;rg&uuml;t farklı kavramlardır- ve bu &ouml;rg&uuml;tlere takılan arkadaşların da bu ayrıma vardıkları kanısında değiliz. G&uuml;&ccedil; birlikleri oluşturup (ilkesellikleri tartışılır) referanduma &ldquo;HAYIR&rdquo; diyerek h&acirc;kim burjuva parti ve &ouml;rg&uuml;tler i&ccedil;erisinde layık oldukları yeri almakta gecikmemişlerdir. Bu anlamda iş&ccedil;i sınıfına destek değil de k&ouml;stek olmaları bakımından bizi şaşırtmamışlardır.</p>
<p>İlkeli(!) duruşlarını sergilemeye devam etmişlerdir. Eskişehir&rsquo;de de bahsettiğimiz grup ve &ouml;rg&uuml;tler kendi meşreplerince etkinlikler, &ccedil;alışmalar yapmaktadırlar, fakat bunların iş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;i halklarımızın ulusal, sosyal ve evrensel kurtuluşu kavgasına bir hizmet teşkil etmediğini d&uuml;ş&uuml;nerek &ccedil;ok fazla değinme gereği duymuyoruz. T&uuml;m bu gelişmeler &uuml;lkede ve yerellerde g&uuml;ndemleri işgal etmişken Eskişehir&rsquo;in yerel gazetelerinin hemen hepsinin birka&ccedil; g&uuml;nd&uuml;r &acirc;deta b&uuml;y&uuml;k bir kıvan&ccedil;la, manşetlerine b&uuml;y&uuml;k puntolarla taşıma yarışına girdikleri bir haber de ilgimizi &ccedil;ekiyor. &rdquo;İHRACATIN YILDIZIYIZ&rdquo;, &rdquo;İHRACATIN PARLAYAN YILDIZI&rdquo; gibi şatafatlı başlıklar kullanarak manşetlerine taşıdıkları haberde; <em>Eskişehir&acute;de 25 yılda ihracat yapan sanayi kuruluşu sayısı 25&rsquo;den 109&rsquo;a y&uuml;kseldi,</em> <em>son beş yıllık s&uuml;re&ccedil;</em></p>
<p><em>Eskişehir&acute;deki sanayicilerin 1983 yılında yaptığı 66 milyon dolarlık ihracat, 2000 yılında 388 milyon dolara, 2009&acute;da da 1,5 milyar dolara ulaşırken, son 5 yıllık s&uuml;re&ccedil;te 660 milyon dolarlık artış yaşandı</em>.</p>
<p><em>(Sakarya gazetesi)</em></p>
<p>Haberden anlaşılan uluslararası tekelci sermaye ve onun yerli işbirlik&ccedil;ileri Eskişehir&rsquo;de cidd&icirc; yatırımlar yapıyor ve karşılıklarını da fazlasıyla alıyorlar. Kimileri belki de iyi niyetlerinden olacak: &ldquo;E iyi ya işte istihdam sağlanıyor, insanlarımıza &ccedil;alışma alanları a&ccedil;ılıyor.&rdquo; diyebilirler. Fakat kapitalist anarşi d&uuml;zeninde maalesef bu masumane ifade pek de ge&ccedil;erli değil. Evet, biz de aslında sanayinin gelişmesine, fabrikaların kurulmasına karşı değiliz, bizim sıkıntımız bir taraftan bu gelişmeler yaşanırken bir taraftan da emek&ccedil;i ve yoksul halklarımızın k&ouml;lelik şartlarında bu fabrikalarda hi&ccedil;bir g&uuml;vence verilmeden &ccedil;alıştırılması, istendiğinde kapı dışarı edilmesi. &Ccedil;ok fazla ge&ccedil;mişe gitmeden ge&ccedil;en yıl uluslar&ouml;tesi tekelci sermayenin sahip olduğu bir fabrikada (İtalyan CANDY grubuna ait) 18 iş&ccedil;i elle tutulur bir gerek&ccedil;e g&ouml;sterilmeden işlerinden &ccedil;ıkartıldı, verilen bir aydan fazla bir zaman dilimine yayılan m&uuml;cadele sonunda (her ne kadar bağlı bulundukları sendika ve s&ouml;z&uuml;mona direnişe destek veren grup ve &ouml;rg&uuml;tler pop&uuml;list ve alan kapmacı duruşlar sergiledilerse de) iş&ccedil;iler işlerine alındılar. Benzer gelişmelerin &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki g&uuml;nlerde de yaşanacağı bu kapitalist anarşi d&uuml;zeninde ka&ccedil;ınılmazdır.</p>
<p>T&Uuml;İK&rsquo;in verilerine g&ouml;re Eskişehir ilinde işsizlik oranı %15,2 dolaylarındadır, bu da &ccedil;alışma potansiyelindeki n&uuml;fusun &ouml;nemli bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n işsiz olduğu anlamına geliyor, ayrıca &ccedil;alışanların yine &ouml;nemli bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; ise insanlık dışı şartlarda ve hi&ccedil;bir sendikal g&uuml;vence olmadan &ccedil;alıştırılmak zorunda bırakılmaktadırlar. Bunların &ouml;nemli bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; de organize sanayide ve fabrikalarda &ccedil;alışan iş&ccedil;iler oluşturmaktadır, yani şehrin &ldquo;ihracat yıldızı&rdquo; olmasının sonu&ccedil;ları ve getirileri iş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;i halklarımızın a&ccedil;ısından &ccedil;ok da i&ccedil; a&ccedil;ıcı bir kompozisyon sergilemiyor. Kapitalizmin &rdquo;avantalar ve yağmalar&rdquo; d&uuml;zeninde uluslararası tekelci sermaye ve onun yerli işbirlik&ccedil;ileri k&acirc;r marjlarını g&uuml;n be g&uuml;n arttırmakta ve bunun ceremesini de emek&ccedil;i ve yoksul halklarımız &ccedil;ekmektedir. İhracat yıldızı(!) olan Eskişehir&rsquo;de yoksul halk ve emek&ccedil;i halklarımız i&ccedil;inde bulunduğumuz ramazan ayında bir kap sıcak yemek alabilmek i&ccedil;in saatlerce &ccedil;adır kuyruklarında beklemekte, şehrin makyajlanan kısmı (ki bir avu&ccedil; kent burjuvasının yaşadığı yer dışındaki her yer) yaşayan gecekondularda bin bir yoksunlukla&nbsp; yaşam kavgası vermektedirler.</p>
<p>Gerek &uuml;lke &ccedil;apında iş&ccedil;i sınıfına ve emek&ccedil;i halklarımıza dayatılan gerici tercihleri, gerekse yerelliklerde iş&ccedil;i sınıfının tarihsel hasımlarının, iş&ccedil;i sınıfının sırtına basarak ger&ccedil;ekleştirdikleri atılımları(!) tersy&uuml;z edecek bir <strong><em>İŞ&Ccedil;İ SINIFI PARTİSİ</em></strong> veya KP hen&uuml;z oluşturulamamış, sanayi merkezi h&acirc;line gelen kentlerde iş&ccedil;i sınıfının sendikal ve siyasal birliği konusunda hen&uuml;z somut bir adım atılamamış, atılma gayretine girilmemiş, iş&ccedil;ilerin &ccedil;oğunluğu sendikal haklar ve g&uuml;vencelerden yoksun bir şekilde g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e daha fazla k&ouml;leleşmektedirler. Yazımızda da &ouml;rnek olarak verdiğimiz iş&ccedil;ilerin direnişi ve tekrar işlerine alınmaları ise 15/16 HAZİRAN k&uuml;tleselliği ve direniş ruhundan &ccedil;ok uzaktadır. T&uuml;m olumsuzluklara rağmen iş&ccedil;i sınıfının <strong><em>İŞ&Ccedil;İ SINIFI PARTİSİ</em></strong> &rsquo;ni oluşturmak, iş&ccedil;i sınıfının sendikal ve siyasal birliğini oluşturmak ka&ccedil;ınılmaz ve zorunlu bir g&ouml;rev olarak karşımızda durmaktadır. İş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;i halkların nihai kurtuluşu bu zeminde ger&ccedil;ekleşecektir.</p>
<p><strong><em>Mehmet Suphi Adar<br /></em></strong><em>Eskişehir İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ&rsquo;nden Bir İş&ccedil;i</em></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>İbrahim Okçuoğlu, Kapitalizmin Dünya Krizi (2008...)</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/193/ibrahim_okcuoglu_kapitalizmin_dunya_krizi_(2008)</link> 
		<description><![CDATA[İbrahim Okçuoğlu’nun son kitabı, 2008 yılında başlayan dünya ekonomik krizini Marksist açıdan inceleyen [...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p class="NoSpacing">İbrahim Ok&ccedil;uoğlu&rsquo;nun son kitabı, 2008 yılında başlayan d&uuml;nya ekonomik krizini Marksist a&ccedil;ıdan inceleyen &ouml;nemli bir &ccedil;alışmadır. Kitapta Marksizmin ekonomik krizlere teorik yaklaşımı &ouml;zetleniyor, XXI. y&uuml;zyılın ilk ekonomik krizleri (2000-2004 krizini ve 2008&rsquo;de başlayıp devam eden son krizi) inceleniyor ve ekonomik krizlere bilimdışı, k&uuml;&ccedil;&uuml;kburjuva yaklaşım tarzları eleştiriliyor.</p>
<p class="NoSpacing">Ok&ccedil;uoğlu, kitabın ilk b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde Marksist kriz teorisini &ouml;zetliyor. Marx&rsquo;a g&ouml;re kapitalizmde krizler makineli &uuml;retim aşamasına ge&ccedil;ildikten sonra ka&ccedil;ınılmaz bir zorunluluk halini alır. Bu aşamada &uuml;retim kapasitesi kitlelerin alım g&uuml;c&uuml;n&uuml; aşar. &Uuml;retimin toplumsal karakteriyle ona &ouml;zel el koyuş arasındaki &ccedil;elişki fazla &uuml;retim krizleri bi&ccedil;iminde a&ccedil;ığa &ccedil;ıkar.</p>
<p class="NoSpacing">D&ouml;nemsel olarak patlak veren bu fazla &uuml;retim krizlerinde nakit para sıkıntısı baş g&ouml;sterir, paranın değeri y&uuml;kselir, satılamayan &uuml;r&uuml;nlerin fiyatları d&uuml;şer, kredi kıtlığı doğar, faal olmayan sanayi sermayesinde artış olur, sermaye değerini yitirir ve paraya d&ouml;n&uuml;şme &ouml;zelliğini kaybeder, spek&uuml;latif sermaye değersizleşir, k&acirc;r oranları d&uuml;şer, sermaye yoğunlaşması artar. T&uuml;m bu s&uuml;re&ccedil;, zor yoluyla ve b&uuml;y&uuml;k bir sermaye kıyımıyla yeni yatırımların &ouml;n&uuml;n&uuml; a&ccedil;ar ve sermayenin bir sonraki &ccedil;evrimi (ılımlı faaliyet, g&ouml;nen&ccedil;, aşırı &uuml;retim, kriz ve duraklama d&ouml;nemlerinden oluşur) başlar, bu &ccedil;evrimler kapitalizm varolduğu s&uuml;rece giderek daha şiddetli bi&ccedil;imde yinelenir.</p>
<p class="NoSpacing">Ok&ccedil;uoğlu, sık&ccedil;a tekrarlanan bir hataya d&uuml;şmememiz i&ccedil;in bizi uyarıyor: Fazla &uuml;retim krizleriyle, para, kredi, borsa, spek&uuml;lasyon, bor&ccedil;lanma krizleri, yapısal krizler, ara krizler ve tarım krizleri birbirine kesinlikle karıştırılmamalı, krizlerin &ouml;zg&uuml;n yanları ortaya konmalıdır.</p>
<p class="NoSpacing"><img style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px; margin-left: 4px; margin-right: 4px; float: right; border: 1px solid silver;" title="İbrahim Ok&ccedil;uoğlu" src="http://www.iscibirligi.info/resimler/6/okcuoglu.jpg" alt="İbrahim Ok&ccedil;uoğlu" width="150" height="220" />Kitabın ilk b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde Ok&ccedil;uoğlu, kapitalizmin kendiliğinden yıkılacağına dair tezleri eleştirirken, Marksizmin krizler ve iş&ccedil;i sınıfı hareketi arasındaki ilişkiye y&ouml;nelik yaklaşımını ortaya koyuyor. Buna g&ouml;re kriz sırasında iş&ccedil;i sınıfının m&uuml;cadele ruhu canlanır, devrimci durumu yaratan fakt&ouml;rler artar ama kriz tek başına kapitalizmi yıkmaya yetmez. Kapitalizmin yıkılması i&ccedil;in Kom&uuml;nist Parti&rsquo;nin &ouml;nderliği zorunludur.</p>
<p class="NoSpacing">T&uuml;m bu teorik a&ccedil;ıklamalar Marx ve Engels&rsquo;in yapıtlarından ve mektuplarından alıntılarla zenginleştirilmiş. Mutlaka okunması gereken bu alıntılar Marksizmin teorik hazinesinin g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze ne denli ışık tuttuğunu g&ouml;steriyor.</p>
<p class="NoSpacing">Kitabın ikinci b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde yakın d&ouml;nemdeki ekonomik krizler incelenmiş ve fazla &uuml;retim krizlerinin yaşandığı tarihler tespit edilmiş. Buna g&ouml;re yakın d&ouml;nemdeki fazla &uuml;retim krizleri: 1990-1994, 2000-2004 tarihlerinde yaşandı. Son kriz ise 2008 yılının ikinci &ccedil;eyreğinde başladı.</p>
<p class="NoSpacing">Son krizlere ilişkin Ok&ccedil;uoğlu&rsquo;nun iki &ouml;nemli tespiti var. 1) Krizler arasındaki s&uuml;re 8-10 yıldan 4-5 yıla d&uuml;ş&uuml;yor. 2) Krizden &ccedil;ıkış d&ouml;neminde, durgunluk uzun s&uuml;r&uuml;yor ve işsizlik oranlarında belirgin bir d&uuml;ş&uuml;ş olmuyor, işsizlik kronik bir hal alıyor.</p>
<p class="NoSpacing">Bu yeni durum, &uuml;retici g&uuml;&ccedil;lerle &uuml;retim ilişkileri arasındaki &ccedil;elişkinin ulaştığı boyutları ortaya koymaktadır. Kapitalistlerin kendi aralarındaki rekabetin bir sonucu olarak, iş&ccedil;ilerin yerine gittik&ccedil;e daha b&uuml;y&uuml;k oranda makinelerin ge&ccedil;irmesiyle, artan &uuml;retim kapasitesi ve kitlelerin yoksulluğu arasındaki u&ccedil;urum giderek a&ccedil;ılmakta ve kapitalistlerin k&acirc;r oranları d&uuml;şmektedir. K&acirc;r oranlarındaki d&uuml;ş&uuml;ş&uuml; frenlemek isteyen kapitalistler kitlelerin hoşnutsuzluğunu artıran pek &ccedil;ok y&ouml;nteme başvurmaktadırlar. İş yasalarının uluslararası tekeller lehine değiştirilmesi, &ccedil;alışma saatlerini uzatılması, iş yoğunluğunun artırılması, &uuml;cretlerin d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmesi, &ouml;zelleştirmeler, sosyal harcamalarda kısıtlamalara gidilmesi gibi uygulamaların son yirmi yılda b&ouml;ylesine artmasının nedenlerini Ok&ccedil;uoğlu&rsquo;nun bu kitabında verdiği &ccedil;arpıcı rakamlarda g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;n. Bu rakamlar, birinci b&ouml;l&uuml;mde anlatılan teorik &ccedil;er&ccedil;eveye g&uuml;ncel ve somut bir i&ccedil;erik kazandırırken, kapitalizmin &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;şl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n aldığı devasa boyutu g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne sermektedir.</p>
<p class="NoSpacing">Kitabın son b&ouml;l&uuml;m&uuml; k&uuml;&ccedil;&uuml;kburjuva teorisyenlerin eleştirisine ayrılmış. Bu teorisyenlerin bir kısmı kapitalizmin reformlarla d&uuml;zeltilebileceğini, diğer bir kısmı ise kapitalizmin kendiliğinden &ccedil;&ouml;keceğini iddia ediyorlar. Bunlar, 2008 krizinin hemen &ouml;ncesinde, ekonomik kriz ve savaşın olmadığı bir d&uuml;nya tasarlıyor, sermayenin ve &uuml;retimin doludizgin ve p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z bi&ccedil;imde &ldquo;k&uuml;reselleştiğini&rdquo;, tekeller arası rekabetin olmadığı bir &ccedil;ağda yaşadığımızı iddia ediyor, bu yeni d&uuml;nyada sınai &uuml;retimin, dolayısıyla iş&ccedil;i sınıfının &ouml;nemini yitirdiğini, artık belirleyici olanın spek&uuml;latif sermaye olduğunu &ouml;ne s&uuml;r&uuml;yorlardı.&nbsp;</p>
<p class="NoSpacing">Oysa, yazarın da &ccedil;arpıcı bi&ccedil;imde g&ouml;sterdiği gibi, yaşam bu k&uuml;&ccedil;&uuml;kburjuva teorisyenleri değil, her seferinde Marksist-Leninist &ouml;ğretiyi doğrulamaktadır. Son ekonomik kriz,&nbsp; bir kez daha, sermaye ve &uuml;retimin uluslararasılaşması s&uuml;recinin p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z bir bi&ccedil;imde ilerlemediğini, savaş ve kriz gibi kapitalizmin doğasından kaynaklanan etkenlerin bu s&uuml;recin kesintisiz ilerlemesi &ouml;n&uuml;nde birer engel oluşturduğunu, bu s&uuml;reci yavaşlattığını g&ouml;stermiş, tekelleşmenin en şiddetli bir rekabeti dışlamadığını ve hatta onu doğurduğunu ortaya koymuş ve asıl belirleyici olanın sanayi &uuml;retimi olduğunu bir kez daha ortaya &ccedil;ıkarmıştır. Ayrıca bu krizle birlikte, &ldquo;k&uuml;reselleşme&rdquo; adı verilen s&uuml;recin ulus devletlerin varlığıyla bir &ccedil;elişki oluşturmadığı, sermayelerin kriz anında kendi limanlarına &ccedil;ekilmesiyle bir kere daha g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş oldu.</p>
<p class="NoSpacing">Yazar, Marx&rsquo;ın gerek k&uuml;&ccedil;&uuml;kburjuva &ccedil;evrelerde, gerekse burjuva entelekt&uuml;el &ccedil;evrelerde yeniden moda olmasını olayların Marx&rsquo;ın teorisini ink&acirc;r edilemeyecek bi&ccedil;imde doğrulamasına bağlıyor. Bunlardan Marksist ge&ccedil;inenleri ise Marx&rsquo;a doğrudan saldırmak yerine onun g&ouml;r&uuml;şlerini savunur g&ouml;r&uuml;n&uuml;rken sulandırmayı tercih ediyorlar. Kapitalizmin politik olarak &ouml;rg&uuml;tl&uuml; bir devrimci iş&ccedil;i sınıfı hareketiyle yıkılmadığı s&uuml;rece ortadan kaldırılamayacağı Marksist teorinin kesin bir vargı noktası olduğu halde, Marksist maskeli kimi tro&ccedil;kist, &ldquo;sosyal-forum&rdquo;cu vb. k&uuml;&ccedil;&uuml;kburjuva teorisyenleri kapitalizmin mevcut krizde kendiliğinden yıkılacağını iddia ediyorlar, hatta &ccedil;oktan yıkıldığını &ouml;ne s&uuml;renler bile vardır!</p>
<p class="NoSpacing">Kitabın tek eksik yanının, iyi bir edit&ouml;r &ccedil;alışmasından ge&ccedil;memesi olduğunu s&ouml;yleyebiliriz. B&ouml;l&uuml;m başlıklarının hatalı yerlere konması, numaralandırmaların karmaşıklığı, benzer ifadelerin kitabın farklı yerlerinde defalarca tekrarlanması vb. bi&ccedil;imsel bazı kusurlar kitabın okunmasını g&uuml;&ccedil;leştiriyor. Bu sorunlar kitabın bir sonraki baskısında giderilmelidir.</p>
<p class="NoSpacing">Marksizmin kriz teorisini ve bu teorinin yaşadığımız son krize uygulanmasını tutarlı Marksist bakış a&ccedil;ısından ele alan b&ouml;yle &ouml;zg&uuml;n bir &ccedil;alışmanın T&uuml;rkiye&rsquo;den konuya uzun yıllardır emek veren bir araştırmacı tarafından &uuml;retilmesi &uuml;lkemizde Marksist teorinin &ouml;z&uuml;msenmesinin geliştiğinin anlamlı bir g&ouml;stergesidir. Konuyla ilgilenen herkese bu kitabı kesinlikle okumalarını salık veriyoruz.</p>
<p class="NoSpacing"><strong><em>Mehmet İnce</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Asya ve Kafkaslarda 3. Dünya Savaşı Provaları</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/192/asya_ve_kafkaslarda_3_dunya_savasi_provalari</link> 
		<description><![CDATA[ABD, özellikle 2010 yılında, Rusya ve Çin’in komşularıyla ortak tatbikatlar düzenledi.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p class="Style-1">2008 yılında başlayan d&uuml;nya ekonomik krizi, tarihte daha &ouml;nce g&ouml;r&uuml;lmemiş &ccedil;apta bir sermaye kıyımına ve birbirlerinin pazarlarına g&ouml;z diken kapitalistler arasındaki rekabetin şiddetlenmesine yol a&ccedil;tı. ABD, &ouml;zellikle 2010 yılında, Rusya ve &Ccedil;in&rsquo;in komşularıyla ortak tatbikatlar d&uuml;zenledi, bu &uuml;lkelere b&uuml;y&uuml;k miktarda silah sattı. Rusya ve &Ccedil;in de buna tatbikatlar yaparak ve daha fazla silahlanarak yanıt verdi. Aşağıda, &uuml;lkeler arası bu rekabetin ulaştığı boyutları g&ouml;steren, 2010 yılına ait &ouml;nemli haberleri aktarıyoruz.&nbsp; (Not: T&uuml;m haberler Reuters Haber Ajansı, China Daily ve Russia Today gazetelerinden derlenmiştir.)&nbsp;</p>
<p class="Style-1"><strong>ABD, &Ccedil;in&rsquo;in Etrafını Askeri İttifaklarla Sarıyor</strong></p>
<p class="Style-1">. 29 Ocak-ABD, Tayvan&rsquo;a 6.4 milyar dolar değerinde silah satacağını duyurdu.</p>
<p class="Style-1">. 30 Ocak-&Ccedil;in, ABD&rsquo;yle askeri ilişkilerini kestiğini ilan etti.</p>
<p class="Style-1">. 13 Nisan-ABD Başkanı Obama, Malezya Başbakanı Razak&rsquo;la g&ouml;r&uuml;şt&uuml;ler ve g&uuml;venlikkonularında işbirliği yapmak &uuml;zere anlaştılar.</p>
<p class="Style-1">. 12-25 Temmuz-ABD, Endonezya, Tayland, Filipinler, Bangladeş ve Nepal orduları ortak askeri&nbsp;tatbikat d&uuml;zenledi.</p>
<p class="Style-1">. 13 Temmuz-ABD Başkanı Obama&rsquo;nın Kasım ayında Hindistan&rsquo;a yapacağı ziyarette, ABD&rsquo;nin&nbsp;Hindistan&rsquo;a 10 milyar dolar değerinde silah satışı ger&ccedil;ekleştireceğine dair bir anlaşma&nbsp;imzalanacağı a&ccedil;ıklandı.</p>
<p class="Style-1">. 17-18 Temmuz-&Ccedil;in Dışişleri Bakanlığı ABD ve G&uuml;ney Kore&rsquo;nin yapacağını duyurduğu&nbsp; ortak&nbsp;tatbikatı protesto etti. Aynı g&uuml;n, &Ccedil;in ordusu Sarı Deniz&rsquo;de bir askeri tatbikat d&uuml;zenledi.</p>
<p class="Style-1">. 23 Temmuz-ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, G&uuml;ney Doğu Asya &Uuml;lkeleri Birliği (ASEAN)&nbsp;B&ouml;lgesel Forumuna katılmak &uuml;zere Vietnam&rsquo;a geldi. Clinton, Vietnam&rsquo;da yaptığı konuşmada&nbsp;&Ccedil;in&rsquo;in komşularıyla olan sorunlarının &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; i&ccedil;in uluslararası mekanizma kurulmasını &ouml;nerdi.&nbsp;(&Ccedil;in, G&uuml;ney Vietnam, Endenozya, Filipinler ve Malezya&rsquo;yla arasında &Ccedil;in Denizi&rsquo;ndeki bazı&nbsp;adalarla ilgili egemenlik tartışması yaşanıyordu.)</p>
<p class="Style-1">. 24 Temmuz-&Ccedil;in Dışişleri Bakanı Yang Cie&ccedil;i, Clinton&rsquo;ı b&ouml;lgesel anlaşmazlıkları&nbsp;k&uuml;reselleştirmeye &ccedil;alışmakla su&ccedil;ladı.</p>
<p class="Style-1">. 25 Temmuz-ABD ve G&uuml;ney Kore orduları, G&uuml;ney Kore&rsquo;ye ait Cheonan adlı savaş gemisinin&nbsp;batmasını bahane ederek ve olaydan Kuzey Kore&rsquo;yi sorumlu tutarak, bu &uuml;lkeye &ldquo;g&ouml;zdağı&rdquo;&nbsp;vermek amacıyla Kore Yarımadasının doğusunda 20 gemi ve denizaltı, 200 u&ccedil;ak ve 8000&nbsp;askerin katıldığı ortak bir askeri tatbikat d&uuml;zenledi.</p>
<p class="Style-1">. 25 Temmuz-ABD ve G&uuml;ney Kore&rsquo;nin ortak tatbikatı s&uuml;rerken, &Ccedil;in ordusu, G&uuml;ney &Ccedil;in&nbsp;Denizi&rsquo;nde geniş &ccedil;aplı bir askeri tatbikat d&uuml;zenledi. Bu, &Ccedil;in ordusunun tarihinde d&uuml;zenlediği&nbsp;en b&uuml;y&uuml;k tatbikattı.&nbsp;3 Ağustos-&Ccedil;in Ordusu 100 u&ccedil;ak ve 12 bin askerin katıldığı bir hava savunma tatbikatıger&ccedil;ekleştirdi.</p>
<p class="Style-1">. 5 Ağustos-G&uuml;ney Kore tarihinin en b&uuml;y&uuml;k &ldquo;denizaltı savunma&rdquo; tatbikatını ger&ccedil;ekleştirdi.</p>
<p class="Style-1">. 10 Ağustos-ABD-Moğolistan orduları ortak askeri tatbikat d&uuml;zenledi.</p>
<p class="Style-1">. 16 Ağustos-ABD ve G&uuml;ney Kore orduları on binlerce askerin katıldığı bir askeri tatbikat&nbsp;d&uuml;zenledi.</p>
<p class="Style-1">. 17 Ağustos-ABD ve Vietnam orduları tarihte ilk kez ortak bir askeri tatbikat d&uuml;zenlediler.</p>
<p class="Style-1">. 18 Ağustos- ABD Silahlı Kuvvetleri&nbsp; Pasifik B&ouml;lgesi Komutanı, Filipinler Silahlı Kuvvetleri&nbsp;Komutanı&rsquo;yla g&ouml;r&uuml;şt&uuml; ve askeri işbirliğini artırmak i&ccedil;in uzlaştılar.</p>
<p class="Style-1">. 20 Ağustos-ABD, Kazakistan ve İngiliz orduları ortak askeri tatbikat d&uuml;zenledi.</p>
<p class="Style-1"><strong>ABD ve Rusya Rekabeti Kızışıyor </strong></p>
<p class="Style-1">. 3 Şubat- Romanya Y&uuml;ksek Savunma Konseyi, ABD&rsquo;nin Romanya&rsquo;da f&uuml;ze savunma sistemi&nbsp;kurmasını onaylandı.</p>
<p class="Style-1">. 21 Nisan-Rusya ve Ukrayna arasında imzalanan anlaşma uyarınca Kırım'ın Sivastopol&nbsp;Limanı&rsquo;nda bulunan Karadeniz Filosu'nun kalış s&uuml;resi 25 yıl uzatıldı.</p>
<p class="Style-1">. 31 Mayıs-4 Temmuz-Letonya, Estonya ve Litvanya&rsquo;da aynı anda başlayan ve bu &uuml;&ccedil; &uuml;lkenin&nbsp;dışında ABD, Danimarka, Polonya, Norve&ccedil; ve Almanya&rsquo;nın katıldığı bir askeri tatbikat&nbsp;ger&ccedil;ekleştirildi.</p>
<p class="Style-1">. 3 Temmuz-ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton&rsquo;ın Polonya ziyaretinde -Rusya&rsquo;nın t&uuml;m&nbsp;itirazlarına rağmen- Polonya topraklarında Amerikan f&uuml;zelerinin konuşlandırılmasını &ouml;ng&ouml;ren&nbsp;bir anlaşma imzalandı.</p>
<p class="Style-1">. 4 Temmuz- ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Ermenistan ziyaretinde Rusya&rsquo;nın Abazya ve&nbsp;G&uuml;ney Osetya&rsquo;daki askeri varlığı i&ccedil;in &ldquo;işgal&rdquo; ifadesini kullandı. Clinton bu ifadeyi en son&nbsp;Ağustos 2008&rsquo;de kullanmıştı.</p>
<p class="Style-1">. 17 Temmuz-Rusya kuzeybatı askeri b&ouml;lgesine İskender f&uuml;zeleri yerleştirdi.</p>
<p class="Style-1">. 4-5 Ağustos-Rusya ve Ermenistan ge&ccedil;erliliği 2017 yılında bitecek olan askeri işbirliği ve&nbsp;savunma anlaşmasını 2044 yılına kadar uzattılar. Anlaşmanın i&ccedil;eriğinde yapılan değişikliğe&nbsp;g&ouml;re Ermenistan&rsquo;ın savunulması bu &uuml;lkede bulunan Rus askerlerinin g&ouml;revlerinden birisi&nbsp;olacak.</p>
<p class="Style-1">. 11 Ağustos- Rusya Abhazya&rsquo;ya uzun menzilli S-300 hava savunma f&uuml;zeleri yerleştirdi.</p>
<p class="Style-1"><strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Irak'ta ABD'nın Savaş Suçlarına İlişkin Yeni Kanıtlar</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/191/irakta_abdnin_savas_suclarina_iliskin_yeni_kanitlar</link> 
		<description><![CDATA[İsviçre’de yayınlanan Uluslararası Çevre Araştırmaları ve Kamu Sağlığı Dergisi’nin son sayısında[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p class="Style-1">İsvi&ccedil;re&rsquo;de yayınlanan <em>Uluslararası &Ccedil;evre Araştırmaları ve Kamu Sağlığı Dergisi</em>&rsquo;nin son sayısında &ccedil;ıkan bir makalede Felluce&rsquo;deki savaşın verdiği genetik zarar ve insan sağlığına etkilerinin ABD&rsquo;nin Hiroşima&rsquo;ya attığı atom bombası sonrası d&ouml;nemle karşılaştırılabilecek d&uuml;zeyde olduğu belirtildi.</p>
<p class="Style-1"><em>&ldquo;2005-2009 Arasında Irak Felluce&rsquo;deki Kanser, &Ccedil;ocuk &Ouml;l&uuml;m&uuml;, Cinsiyet Oranı&rdquo;</em> başlıklı makale, ABD ordusunun 2004 yılında Felluce kentine yaptığı canice saldırıdan bu yana genetik g&ouml;stergelerden ve diğer sağlık g&ouml;stergelerinden yararlanılarak yapılan bir araştırmaya dayanıyor.</p>
<p class="Style-1"><img style="float: left; margin-left: 4px; margin-right: 4px; margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;" title="Irak" src="http://www.iscibirligi.info/resimler/6/irak.jpg" alt="Irak" width="200" height="143" />Araştırmanın en &ccedil;arpıcı sonu&ccedil;ları arasında şunlar sayılabilir: bu d&ouml;nem i&ccedil;erisinde l&ouml;semi hastalığı 38 kat, kadınlardaki meme kanserinde 10 kat, 0-14 yaş arası &ccedil;ocuklardaki kanserde 12 kat ve genel olarak kanserde d&ouml;rt kat artış g&ouml;r&uuml;ld&uuml;.</p>
<p class="Style-1">Araştırma sonucunda, (genetik tahribatı yansıtan &ouml;nemli bir g&ouml;sterge sayılan) doğumdaki cinsiyet oranlarında bir değişiklik saptandı. Buna g&ouml;re, doğumlarda 1000 kız &ccedil;ocuğuna 850 erkek &ccedil;ocuk d&uuml;ş&uuml;yor. Eskiden 1050 erkek &ccedil;ocuğuna 1000 kız &ccedil;ocuğu d&uuml;şerdi. Bu değişim, Hiroşima&rsquo;ya atılan atom bombası sonucunda meydana gelen değişime benziyor. Araştırmayı yapan ekipten doktor Busby şunları belirtiyor: <em>&ldquo;Bu, sıradışı ve endişe verici bir sonu&ccedil;. B&ouml;yle bir etkinin ortaya &ccedil;ıkması i&ccedil;in, saldırıların ger&ccedil;ekleştirildiği 2004 yılında &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir mutajenik etkiye maruz kalınmış olması gerekir. Acil olarak, değişime neden olan etken bulunmalıdır. Pek &ccedil;ok kişi bunun uranyumdan kaynaklandığını d&uuml;ş&uuml;nse de daha fazla araştırma yapıp b&ouml;lgeden alınan numuneleri bağımsız bir bi&ccedil;imde analiz edene kadar buna emin olamayız.&rdquo;</em></p>
<p class="Style-1">Bu bilimsel bulgular, ABD&rsquo;nin Irak halkına karşı a&ccedil;tığı savaşın insanlık dışı ve faşist doğasına tartışmaya yer bırakmayacak bi&ccedil;imde tanıklık etmektedir.</p>
<p class="Style-1"><strong>Kaynak</strong>:<a href="http://www.google.com/url?q=http%3A%2F%2Fwww.workersparty.org%2Firaq-evidence-us-war-crimes_7-22-10.htm&amp;sa=D&amp;sntz=1&amp;usg=AFQjCNFrND-nIwasI1de-RkRn_IKc9TBmw"> </a><a href="http://www.google.com/url?q=http%3A%2F%2Fwww.workersparty.org%2Firaq-evidence-us-war-crimes_7-22-10.htm&amp;sa=D&amp;sntz=1&amp;usg=AFQjCNFrND-nIwasI1de-RkRn_IKc9TBmw">http://www.workersparty.org/iraq-evidence-us-war-crimes_7-22-10.htm</a></p>
<p class="Style-1"><strong><em>&Ccedil;eviri: İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Kolombiya’da 2000 Kişilik Toplu Mezar Bulundu</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/190/kolombiya’da_2000_kisilik_toplu_mezar_bulundu</link> 
		<description><![CDATA[Kolombiya Başkenti Bogota’ya 200 km uzakta, 2000’den fazla cesetten oluşan bir toplu mezar bulundu[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p class="Style-1"><em><img style="float: left; margin-top: 1px; margin-bottom: 1px; margin-left: 4px; margin-right: 4px; border: 1px solid silver;" title="Kolombiya" src="http://www.iscibirligi.info/resimler/6/colombia-mass-grave.jpg" alt="Kolombiya" width="280" height="206" />D&uuml;nya ger&ccedil;eklerinden haberli olma iddiasındaki liberal aydınlarımız, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ABD ve diğer b&uuml;y&uuml;k emperyalist devletlerin artık darbeleri, kontrgerilla operasyonlarını ve &ldquo;soğuk savaş d&ouml;neminden kalma&rdquo; benzeri y&ouml;ntemleri kullanmadıklarını iddia ediyorlar. Aşağıda aktardığımız olay bu iddiaları yalanlayan &ccedil;arpıcı &ouml;rneklerden biridir. <strong>(İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ)</strong></em></p>
<p class="Style-1"><strong>Kolombiya&rsquo;da 2000 Kişilik Toplu Mezar Bulundu</strong></p>
<p class="Style-1">Kolombiya Başkenti Bogota&rsquo;ya 200 kilometre uzaklıktaki Macarena k&ouml;y&uuml;nde, 2000&rsquo;den fazla cesetten oluşan bir toplu mezar bulundu. Bu, Latin Amerika tarihinde g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş en b&uuml;y&uuml;k toplu mezardı.</p>
<p class="Style-1">Yanlarında İngiliz parlamenterlerin de bulunduğu bir insan hakları heyeti toplu mezarın bulunduğu b&ouml;lgeyi ziyaret etti. Heyetin başkanı Jairo Ramirez, b&ouml;lgede yaptıkları incelemeden sonra şu a&ccedil;ıklamayı yaptı:</p>
<p class="Style-1"><em>&ldquo;B&ouml;lge komutanı bize bu cesetlerin FARC ve ELN gerillalarına ait olduğunu &ouml;ne s&uuml;rd&uuml; ama konuştuğumuz halktan insanlar bu cesetlerin sendikacılara ve haklarını arayan k&ouml;yl&uuml;lere ait olduğunu s&ouml;ylediler.&rdquo; </em></p>
<p class="Style-1">Kolombiya, d&uuml;nyada en &ccedil;ok sendikacının &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; &uuml;lke olma &ouml;zelliğini koruyor. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu&rsquo;nun yaptığı araştırmaya g&ouml;re t&uuml;m d&uuml;nyada 2009 yılında devlet ter&ouml;r&uuml; sonucunda &ouml;ld&uuml;r&uuml;len 101 sendikacıdan 48&rsquo;i Kolombiya&rsquo;dandır.</p>
<p class="Style-1">2000&rsquo;den fazla insanın toplu mezarlara konulduğu d&ouml;nemde, Kolombiya&rsquo;da Başkanlık g&ouml;revini <strong>Alvaro Uribe</strong> s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yordu. Uribe şu anda, İsrail'in Mavi Marmara baskınını soruşturmakla y&uuml;k&uuml;ml&uuml; Birleşmiş Milletler ekibinin Başkan Yardımcılığını yapmaktadır.</p>
<p class="Style-1">Toplu mezarın bulunduğu tarih olan 22 Temmuz 2010&rsquo;da Kolombiya h&uuml;k&uuml;metinin Amerika Devletleri &Ouml;rg&uuml;t&uuml; nezdinde Venez&uuml;ella&rsquo;yı topraklarında FARC gerillalarını barındırmakla su&ccedil;laması, pek &ccedil;ok &ccedil;evre tarafından dikkatleri bu olaydan uzak tutmak amacıyla yapılmış bir hamle olarak yorumlandı.</p>
<p class="Style-1"><strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ&nbsp;</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>TÜSİAD’ın Görüşleri</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/189/tusiad’in_gorusleri</link> 
		<description><![CDATA[TÜSİAD, her yerde açıklamadığı görüşlerini İngilizce olarak yayınlanan “Private View” dergisinde dile getiriyor[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p class="Style-1"><em>T&Uuml;SİAD, bazı &ouml;nemli konulara ilişkin her yerde a&ccedil;ıklamadığı g&ouml;r&uuml;şlerini İngilizce olarak yayınlanan <strong>&ldquo;Private View&rdquo; </strong>dergisinde dile getiriyor. &ldquo;Kış 2009&rdquo;, 14. sayıda İlter Turan imzalı <strong>&ldquo;The Road To Authoritarianism?&rdquo; </strong>(Otoriter y&ouml;netime mi gidiliyor?)<strong> </strong>adlı makaleden &ccedil;evirerek aktaracağımız bazı alıntılar T&Uuml;SİAD&rsquo;ın pek &ccedil;ok konuya ilişkin d&uuml;ş&uuml;ncelerini ortaya koymaktadır.</em></p>
<p class="Style-1"><strong>Ergenekon Davası:</strong></p>
<p class="Style-1">&ldquo;Parlak bir sicile sahip olmayan savcılar &ccedil;ok az bilgiye dayanarak b&uuml;y&uuml;k soruşturmalar başlattılar, sabaha karşı evlerin basılması i&ccedil;in emirler verdiler, insanları g&ouml;zaltına aldılar ve dava dosyalarını hazırlamak i&ccedil;in &ccedil;ok uzun zaman ge&ccedil;irdiler. İzinsiz telefon dinleme, tasdik edilemeyen, fotokopisi &ccedil;ekilmiş dok&uuml;manların i&ccedil;eriği, dedikodu gibi mahkemelerde kabul edilemeyecek kanıtlar, h&uuml;k&uuml;met politikalarını &ouml;zellikle laikliğe riayet edilmemesi konusunda şiddetle eleştiren g&ouml;r&uuml;şlere sahip kamuya malolmuş kişilere karşı son derece spek&uuml;latif iddiaların geliştirilmesinde kullanıldı. Daha da rahatsız edici bir bi&ccedil;imde, telefon dinleme ve diğer &ouml;zel kaynaklardan elde edilen bilgiler, bireyleri lekelemek i&ccedil;in basına sızdırıldı. (...) Bu olgunun en iyi bilinen &ouml;rneği, okuyucularımızın ge&ccedil;en sayıdan hatırlaması muhtemel Ergenekon kod adlı operasyondur. 2009 yılında şok edici baskınlar ve tutuklamalar yaygınlaşmıştı. Pek &ccedil;ok general ve daha alt r&uuml;tbeye sahip komutanlar, &uuml;niversite rekt&ouml;rleri, tanınmış gazeteciler ve sivil toplum &ouml;nderleri g&ouml;z altına alındı, hapis yattı ya da halen yatıyor. (s. 7)</p>
<p class="Style-1">(...) Gizli silah depoları ve komutanlar arasındaki m&uuml;dahalelerin gerekli olduğunun tartışıldığı toplantılarda alınan notlar, b&ouml;yle bir uygulamaya inanılırlık kazandırıyor. Ama savcıların yasadışı telefon dinlemeleri ve dinlemeler de dahil olmak &uuml;zere delilleri gelişig&uuml;zel toplamaları, bu &ouml;zel bilgilerin kamuya dikkatsizce ulaştırılması, insanları su&ccedil;ları beyan edilmeden uzun s&uuml;reler boyunca g&ouml;z altında tutulmaları hep birlikte ele alındığında araştırmanın laikliğin keskin savunucusu olan kesimlere karşı kan davası g&uuml;tmek i&ccedil;in kullanıldığına dair ş&uuml;pheler uyandırıyor. (s. 8)</p>
<p class="Style-1"><strong>H&uuml;k&uuml;met Yanlısı Medya:</strong></p>
<p class="Style-1">Eleştirel basını susturma isteğine h&uuml;k&uuml;met yanlısı medyanın gelişmesine yardımcı olma &ccedil;abaları eşlik ediyor. Bazı işadamlarına yeni gazeteler ve televizyon kanalları sahibi olma veya bunları geliştirmelerinde yardımcı olacak kredi kolaylıkları sağlandı; bu yeni gazete ve televizyonlar Başbakana karşı &ccedil;ok daha saygılılar ve onu sık&ccedil;a destekliyorlar. (s. 9)</p>
<p class="Style-1"><strong>AKP&rsquo;nin Devlette Kadrolaşması:</strong></p>
<p class="Style-1">Bazen yeteneklerine bakılmadan ve k&ouml;kl&uuml; T&uuml;rk b&uuml;rokrasi geleneklerinin gereklerine aldırış edilmeden, politik olarak g&uuml;venilir kişilerin atanmasına y&ouml;nelik bir h&uuml;k&uuml;met politikası g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor.</p>
<p class="Style-1">(...) Merkezi h&uuml;k&uuml;metin illerdeki en b&uuml;y&uuml;k temsilcilikleri olan valilikler politik olarak g&uuml;venilir kişilerle dolduruldu; bu kişilerin h&uuml;k&uuml;metin emirlerini sorgusuzca uygulamadaki isteklilikleri, dinsel muhafazak&acirc;r tavırlarıyla ve yaşam bi&ccedil;imleriyle uyuşuyor.</p>
<p class="Style-1">(...) B&ouml;ylece, h&uuml;k&uuml;met ve parti arasındaki ayrım &ccedil;izgisi bulanıklaşırken kişisel yetenek işe alınma ve terfilerde uygulanan kriter olmaktan &ccedil;ıkıyor. Bu, cesaret kırıcı bir durum. Rekabet&ccedil;i politikaya ge&ccedil;işten sonra se&ccedil;ilmiş bir h&uuml;k&uuml;metin se&ccedil;imlerine uyum sağlayan, profesyonel olarak yetenekli, tarafsız bir b&uuml;rokrasiyi oluşturmak on yıllar almıştı. (s. 9)</p>
<p class="Style-1"><strong>Ermenistan&rsquo;la İlişkiler:</strong></p>
<p class="Style-1">T&uuml;rkiye&rsquo;nin [Ermenistan&rsquo;la] diplomatik ilişkisinin olmaması sadece diaspora ve Ermenistan arasındaki birleşmiş bloğa har&ccedil; katıyordu. K&ouml;t&uuml; ilişkiler, aday &uuml;lkelerin komşularıyla iyi ilişkiler i&ccedil;inde olması gerektiğinde ısrarcı olan AB&rsquo;nin de durumdan şikayet&ccedil;i olmasına yol a&ccedil;ıyordu.</p>
<p class="Style-1">(...) Komşularıyla sıfır sorun politikası izleyen AKP h&uuml;k&uuml;meti, topraklarını Ermeni işgalinden kurtarma &ccedil;abalarında T&uuml;rkiye&rsquo;nin desteğini bekleyen Azerbaycan&rsquo;la ilişkilere zarar vermeden Ermenistan&rsquo;la ilişkileri geliştirmenin yollarını arıyordu.</p>
<p class="Style-1">(...) Gelişmelerin sınırın a&ccedil;ılması ve b&uuml;y&uuml;kel&ccedil;iliklerin kurulmasına doğru evrilmesine y&ouml;nelik bir umut var. (s.12)</p>
<p class="Style-1"><strong>&ldquo;K&uuml;rt A&ccedil;ılımı&rdquo;:</strong></p>
<p class="Style-1">A&ccedil;ılımın ne gerektirdiği belirtilmedi. Bir h&uuml;k&uuml;met planı mı var yoksa neyin m&uuml;mk&uuml;n olup olmadığı mı test ediliyor, belli değil. (...) H&uuml;k&uuml;met, &uuml;lkenin G&uuml;neydoğusunda bir beklenti yarattı. H&uuml;k&uuml;metin &ldquo;a&ccedil;ılım&rdquo; politikalarından hi&ccedil;bir şey &ccedil;ıkmazsa, bu acı bir hayal kırıklığı yaratabilir. (...) şu aşamada ikna edici bir iyimserliğe cesaret etmek i&ccedil;in &ccedil;ok erken. (s.12-13)</p>
<p class="Style-1"><strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Sınıf Mücadelesi Keskinleşiyor Görev ve Sorumluluklarımız Sınanıyor </title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/188/sinif_mucadelesi_keskinlesiyor_gorev_ve_sorumluluklarimiz_sinaniyor_</link> 
		<description><![CDATA[Türkiye kapitalizmi ABD ile AB’ye kölece endeksli konumu ve yapısal karakteri ile bir kriz dönemini yaşıyor.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><img style="margin-top: 2px; margin-bottom: 2px; float: right; border: 1px solid silver;" title="Sınıf M&uuml;cadelesi" src="http://www.iscibirligi.info/resimler/6/isci-sinif.jpg" alt="Sınıf M&uuml;cadelesi" width="170" height="121" />T&uuml;rkiye kapitalizmi ABD ile AB&rsquo;ye k&ouml;lece endeksli konumu ve yapısal karakteri ile bir kriz d&ouml;nemini yaşıyor. Kriz d&uuml;nya &ccedil;apında kapitalizmin krizidir. Kapitalistler fazla &uuml;retiyor, fakat &uuml;rettiklerini satamıyor. Kapitalist sistemin mal&icirc;, finans, borsa vb. krizi artık bildik y&ouml;ntemlerle aşılamıyor ve de aşılamayacak.</p>
<p>Krizin faturası iş&ccedil;i sınıfına, emek&ccedil;ilere ve tarihsel m&uuml;ttefiklerine &ccedil;ıkarılıyor. Tekelci sermaye krize dayanamayan k&uuml;&ccedil;&uuml;kleri yutuyor ve krizden daha da k&acirc;rlı olarak &ccedil;ıkmayı başarıyor.</p>
<p>Ge&ccedil;enlerde basında 100 b&uuml;y&uuml;k tekelin kriz sonrası kazandığı k&acirc;rlar ve sıralaması yayımlandı. Bu liste de g&ouml;steriyor ki, tekelci sermaye krizlerden asla etkilenmeden &ccedil;ıkabiliyor.</p>
<p>En başta otomotiv sanayi olmak &uuml;zere t&uuml;m tekeller krizi bahane ederek fabrikalardan iş&ccedil;i &ccedil;ıkardı. Bir kısım iş&ccedil;ileri ya izne ayırdı ya da &uuml;&ccedil;te bir &uuml;cretle &ccedil;alıştırdı.</p>
<p>Kriz d&ouml;neminde iş&ccedil;i sınıfının ekonomik, demokratik haklarını koruyup kollamakla g&ouml;revli sendikalarımız ne yaptı? Tekelci sermayenin &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; saldırılarına karşı kayda değer bir karşılık veremedi.</p>
<p>İş&ccedil;iler TEKEL Direnişi &ouml;rneğindeki gibi yer yer polis ve jandarmanın kuşatmasında dayaktan ge&ccedil;irildi, gaz bombası yedi, işsizliğe ve yoksulluğa terk edildi.</p>
<p>Sendikalar bir yana programlarına ilerici, demokrat, devrimci, iş&ccedil;i, sosyalist, kom&uuml;nist, bolşevik, yazan &ldquo;sol&rdquo; &ouml;rg&uuml;tler ne yaptı? Onlar da tekelci sermayenin saldırılarına, iş&ccedil;i d&uuml;şmanı politikalarına ve diktat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;ne karşı ne tek başlarına ne de birleşerek bir varlık g&ouml;sterebildi. Pankart yarışına girip direniş eylemlerine eklemlendiler.</p>
<p>Bug&uuml;nk&uuml; konumlarıyla sendikalarla &ouml;rg&uuml;t / partilerin iş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;ilerin &ccedil;ıkarlarını koruma yolunda bir varlık g&ouml;stermesi ve sermaye g&uuml;&ccedil;lerinin &ldquo;rahatlıkla&rdquo; uygulayageldiği baskı ve ter&ouml;r&uuml;n&uuml; gidermeye g&uuml;&ccedil;leri yeter miydi?</p>
<p>Yetmezdi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; b&ouml;ylesine kapsamlı ideolojik-politik-&ouml;rg&uuml;tsel bir g&ouml;revi yerine getirebilecek t&uuml;rden ne sendikalar ne de siyas&icirc; partiler &ouml;rg&uuml;tl&uuml; ve donanımlıydı. Parti-Sendika ilişkisi de kurulamamıştı.</p>
<p>Tekelci sermayenin &ldquo;y&uuml;ksek&rdquo; &ccedil;ıkarlarını koruyup kollamakla g&ouml;revli g&uuml;&ccedil;ler de iktidar paylaşımında hem kendi aralarında hem de iş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;i halklarımızın talepleri uğruna verdiği m&uuml;cadelelere karşı birlikte hareket edemiyorlardı. Onlar da aralarındaki uzlaşır &ccedil;elişki ve &ccedil;atışkılarıyla fena halde b&ouml;l&uuml;nm&uuml;şlerdi.</p>
<p>AKP-TSK-T&Uuml;SİAD arasındaki uzlaşır &ccedil;elişki ve &ccedil;atışkılar bir t&uuml;rl&uuml; karakolda bitmiyordu.</p>
<p>Yani ne Ergenekoncular darbe yapabiliyor ne iktidardaki AKP onları tasfiye edebiliyor ne de en b&uuml;y&uuml;k sermaye g&uuml;&ccedil; odağı T&Uuml;SİAD&rsquo;ın dediği olabiliyordu.</p>
<p>Sistem A&rsquo;dan Z&rsquo;ye kadar &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş ve &ccedil;&ouml;z&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. &ldquo;Hukuk&rdquo; savaşları bitmemiş, Ana ve Baba yasalar deline deline kevgire d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r. H&acirc;kim gerici sınıflar arasındaki b&ouml;l&uuml;nmelerin arasına kimler kama sokacaktı?</p>
<p>Sınıf m&uuml;cadelesi &ouml;ğrenilir bir şeydir. Emek-Sermaye baş &ccedil;elişkisi iş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;ilerin zararına işliyor ve işletiliyor. Sermaye sınıfının iş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;i halklarımızın haklı talepleri karşısında ink&acirc;r-imha-asimilasyon politikalarına &ldquo;rahatlıkla&rdquo; başvurması &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; bir durumdur. İş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;ilerin haklı taleplerini kabul ettirme yolunda h&acirc;kim sınıfların baskı ve ter&ouml;r&uuml;n&uuml; geriletip aşabilmesi ise iş&ccedil;i sınıfının rol&uuml;n&uuml; bir t&uuml;rl&uuml; kavramak istemeyenlerin &uuml;zerinde ciddi olarak d&uuml;ş&uuml;nmeleri gereken bir olgudur, deyim yerindeyse şahane bir durumdur.</p>
<p>İşte bu t&uuml;rden şahane bir duruma kavuşabilmemiz i&ccedil;in siyasal ve sendikal tabloda eksik olanı &uuml;retmek durumundayız ki bunun adresi de s&uuml;rekli vurguladığımız gibi <strong><em>TEK PARTİ-TEK SENDİKA-TEK GEN&Ccedil;LİK &Ouml;RG&Uuml;T&Uuml;</em></strong>&rsquo;nden başka bir şey olamaz. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki mevcut sendikal ve siyasal &ouml;rg&uuml;tl&uuml;l&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zle tekelci sermayenin baskı ve ter&ouml;r&uuml;n&uuml; iş&ccedil;i ve emek&ccedil;ilerin yararına ve de devrimci yol ve y&ouml;ntemlerle değiştirip d&ouml;n&uuml;şt&uuml;remiyoruz.</p>
<p>Bu yolda &ccedil;ok eksiğimiz var. Sermaye sınıfının elindekine denk <strong><em>Kurum</em></strong> ve <strong><em>Ara&ccedil;</em></strong>&rsquo;ların &uuml;retiminde eksikliklerimiz var. G&uuml;n bu eksikliklerimizi hızla tamamlama ve toparlanma g&uuml;n&uuml;d&uuml;r.</p>
<p>Macera arama ve arabanın &ouml;n&uuml;ne &ouml;ğrenci gen&ccedil;liği koşma anlayışının g&uuml;n&uuml; &ccedil;oktan ge&ccedil;miştir!</p>
<p>İktidarı paylaşma kavgası veren g&uuml;&ccedil;lerin g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki kavgası bir yanıyla tehlikeli diğer yanıyla sevindiricidir. Tehlikelidir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; uzlaşır &ccedil;elişki ve &ccedil;atışkılarıyla son tahlilde birleşip iş&ccedil;i ve emek&ccedil;i cephesine vuracaklardır; zaten de vuruyorlar.</p>
<p>Sevindiricidir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; işlevsiz bir duruma d&uuml;şen sendikalarla partiler yerine tekelci sermaye ile her alanda boy &ouml;l&ccedil;&uuml;şecek g&uuml;&ccedil;ler sahneye &ccedil;ıkacaktır. Biz bunları ortaya &ccedil;ıkaramazsak zamanı geldiğinde proletarya bu &ouml;rg&uuml;tleri yaratacaktır, sosyalist olma iddiasındaki bizlerin ger&ccedil;ek puanını da yine o verecektir.</p>
<p><strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong> <em>&nbsp;Gazetemiz</em> sınıf m&uuml;cadelesi tarihimizden, devrimci geleneklerimizden, m&uuml;cadelenin ateşinden gelen kadrolarımızdan &ouml;ğrenmiştir. &Ouml;ğrenmeye de devam etmektedir.</p>
<p>Deneyimlerimizden biliyoruz: <em>Hazırlıksız kitle &ccedil;alışması b&uuml;y&uuml;k riskler taşır</em>. Bunun bilincindeyiz. Bu y&uuml;zden iş&ccedil;i sınıfının &ouml;rg&uuml;tlenmesi bahsinde doğru oturup doğru konuşmalıyız.</p>
<p><strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong> <em>&nbsp;Gazetemizin</em> <em>&Ccedil;alışanları; </em>kimileri gibi &ouml;n&uuml; arkası belli olmayan, hesapsız &ldquo;acul&rdquo; ya da &ldquo;atak&rdquo; hareket etmemektedir. &Ouml;ncelikle kendi i&ccedil; kozamızı &ouml;recek, tutarlı bir tarih ve sınıf bilinciyle hareket edecek, lafta keskin eylemde ka&ccedil;ak g&uuml;reşenlerden olmayacaktır. M&uuml;cadelede dengeli ve tutarlı bir yol-y&ouml;ntem izleyecektir.</p>
<p><em>Gazetemiz</em> ayrıca ne mevcut &ldquo;iş&ccedil;i&rdquo; gazete anlayışlarıyla ne de iş&ccedil;i sınıfı ve sosyalizm adına mevcut işlevsiz &ouml;rg&uuml;t / parti anlayışlarıyla yarışmaktadır.<strong><em> </em></strong><em>Gazetemiz</em> alışılagelmişin dışında farklı yol ve y&ouml;ntemlerle ilerleyecektir. İlerlemektedir.<strong><em></em></strong></p>
<p>&ldquo;Tutarlı-ama&ccedil;lı-somut bir demokrasi m&uuml;cadelesi&rdquo; ile atbaşı gitmesi gereken &ldquo;Tutarlı-ama&ccedil;lı-somut bir iktidar (Siyasal-Sosyal Devrim) m&uuml;cadelesi&rdquo;nin hangi anlama geldiğini bilince taşıyacaktır. T&uuml;m kurullarda proletaryayı işbaşı yaptıracaktır.</p>
<p>Bu kapsamlı m&uuml;cadeleleri hangi kadrolarla, hangi g&uuml;&ccedil;lerle, hangi ara&ccedil;larla, hangi ilkeli ittifaklarla yapacağımızı iş i&ccedil;inde birlikte &ouml;ğreneceğiz. &Ouml;ğreniyoruz.</p>
<p>Bu yolda ilkeli-d&uuml;r&uuml;st ve samimi isek uzun erimli, soluklu ve sonu&ccedil; alıcı bir projeyi hayata ge&ccedil;ireceğiz. Gereksiz ve hesapsız &ldquo;atak&rdquo;lardan uzak duracağız. Yığınağımızı m&uuml;mk&uuml;n olan anlamlı, tek ve bir yere yapacağız. Birleşik, g&uuml;&ccedil;l&uuml;, g&uuml;venilir ve donanımlı &ouml;rg&uuml;tsel g&uuml;vencelerimizi bu y&ouml;ntemlerle hazırlayacağız. <strong><em>TEK PARTİ, TEK SENDİKA VE TEK GEN&Ccedil;LİK &Ouml;RG&Uuml;T&Uuml; </em></strong>şiarlarımızı ger&ccedil;ekleştirdikten sonradır ki, d&uuml;şmana ve i&ccedil;imizdeki eloğullarına meydan okuyarak: <em>G&uuml;c&uuml;n yetiyorsa gel bizi kuşat, </em>diyeceğiz.</p>
<p><em>Gazetemiz</em>i birilerinden ayıran temel ilkesel ayrım budur. İş&ccedil;i sınıfının siyasal ve sendikal birliği m&uuml;cadelesi de akşama sabaha kotarılmayacak, ancak &ccedil;etin m&uuml;cadeleler sonucunda ger&ccedil;ekleşebilecektir. Bu yolda ekilen tohumları kolektif &ccedil;abalarımızla, sabırla, emekle elbette devşireceğiz. O zamanlar da gelecektir.<strong> </strong></p>
<p><strong>&ldquo;</strong><em>Sınıf M&uuml;cadelesi Keskinleşiyor G&ouml;rev ve Sorumluluklarımız Sınanıyor</em>&rdquo; derken y&uuml;z&uuml; Proletaryaya d&ouml;n&uuml;k t&uuml;m yoldaşlarımızın &acirc;n&rsquo;ın g&ouml;rev ve sorumluluklarını bilin&ccedil; ve kararlılıkla &uuml;stlenmeleri i&ccedil;in uyarıyor ve tekrar ediyoruz.</p>
<p><strong><em>Sırrı &Ouml;zt&uuml;rk</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>12 Eylül’ün Sendikal Yasakları Neden Getirilmişti? (Sermaye Sözcülerinin Kendi Sözleriyle)</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/187/12_eylul’un_sendikal_yasaklari_neden_getirilmisti_(sermaye_sozculerinin_kendi_sozleriyle)</link> 
		<description><![CDATA[Kocaeli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, yasakların geçmişteki tecrübelere[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Sanayi Odası Y&ouml;netim Kurulu Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, yasakların&nbsp;<strong>&ldquo;ge&ccedil;mişteki tecr&uuml;belere</strong>&rdquo; (yani iş&ccedil;i sınıfına karşı m&uuml;cadelede edinilen tecr&uuml;belere) dayandığını savundu ve değişikliklerin y&uuml;ce sermayenin kutsal &ldquo;m&uuml;lkiyet hakkı&rdquo;yla bağdaşmadığını s&ouml;yledi. İstanbul Sanayi Odası Y&ouml;netim Kurulu Başkanı Tanıl K&uuml;&ccedil;&uuml;k de 12 Eyl&uuml;l&rsquo;&uuml;n sendika ve grev yasalarını savundu. İş&ccedil;i sınıfının t&uuml;m &ouml;rg&uuml;tl&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n yok edilmesine ve baskı altına alınmasına dayalı bu&nbsp;<strong><em>yasaların &ldquo;&ccedil;atışmacı anlayışın yerine uzlaşmacı ve diyaloğa a&ccedil;ık&rdquo;</em></strong>&nbsp;(yani patronun mutlak tahakk&uuml;m&uuml;ne a&ccedil;ık) anlayışın gereği olduğunu s&ouml;yledi. TİSK Y&ouml;netiminden B&uuml;lent Pirler&nbsp;<strong><em>&ldquo;1982 Anayasamız &ouml;zellikle toplumsal alanda kapsamlı d&uuml;zenlemeler i&ccedil;ermekte olup, en az &ccedil;atışmaya (yani iş&ccedil;ilerin en az m&uuml;cadele etmesine) sebebiyet verme amacıyla y&uuml;r&uuml;rl&uuml;ğe konulmuştur. Tarihsel s&uuml;re&ccedil;te g&ouml;zlendiği &uuml;zere, Anayasa ile birlikte siyasi ve sosyal alanda &ouml;nceki d&ouml;nemle kıyaslandığında azımsanamayacak &ouml;l&ccedil;&uuml;de az &ccedil;atışma yaşanmış, bu yolla &uuml;lkenin ekonomik alanda sağladığı b&uuml;y&uuml;k atılıma uygun ortam sağlanmıştır&rdquo;</em>&nbsp;</strong>buyurdu ve o da gururla 12 Eyl&uuml;l&rsquo;&uuml; savundu. Şantaj referandumunda &ldquo;hayır&rdquo;ı savunarak kendi kuyruklarına takılan sendikaları kastederek&nbsp;<strong><em>&ldquo;Son g&uuml;nlerde bazı iş&ccedil;i sendikalarının da Anayasa değişikliğinin &ccedil;alışma hayatına etkilerine y&ouml;nelik olarak camiamızla paralel d&uuml;ş&uuml;nceler dile getirmeleri memnuniyet vericidir.&rdquo;</em></strong>&nbsp;diyerek onların da hakkını vermeyi ihmal etmedi. Patronların her koşulda &ouml;vg&uuml;s&uuml;ne mazhar olmayı başaran, hatta&nbsp;<strong><em>&ldquo;&uuml;lke vizyonumuz T&Uuml;SİAD&rsquo;la aynı&rdquo;</em></strong>&nbsp;(DİSK Başkanı &Ccedil;elebi S&uuml;leyman) diye gururla deme&ccedil; veren bu sarışın sendikaların m&uuml;stehakını da iş&ccedil;iler er ge&ccedil; verecektir.&nbsp;</p>
<p>TİSK Y&ouml;netim Kurulu &Uuml;yesi Solmaz Coşkun hanımefendi ise, bu yasakların kaldırılmasının&nbsp;<strong><em>&ldquo;Politize olmuş sendikaların kendi ama&ccedil;larına&rdquo;&nbsp;</em></strong>y&ouml;nelik eylemlerine,&nbsp;<strong><em>&ldquo;&ccedil;ok keskin bir sınıf ayrılığı fikri oluşturularak, &ccedil;alışan kesimde servet d&uuml;şmanlığının yaratılması&rdquo;</em></strong>na (sanki bu ayrılık ger&ccedil;ek hayatta yokmuş ve bunu fikirler oluşturuyormuş gibi) varacağını s&ouml;yledi. 12 Eyl&uuml;l&rsquo;de bu yasakları getirerek&nbsp;<strong><em>&ldquo;Devlet, b&ouml;yle bir kaos d&ouml;neminde, d&uuml;zenleyici, dengeleyici ve sosyal tarafların haklarını koruyucu g&ouml;revini yerine getirmiştir&rdquo;</em></strong>&nbsp;dedi. Devletin bu<strong><em>&ldquo;koruyucu g&ouml;rev&rdquo;</em></strong>ini nasıl icra edildiğini, o d&ouml;nemi inceleyenler, gerileyen iş&ccedil;i &uuml;cretlerine, kapatılan sendikalara, işkence ve &ouml;l&uuml;m istatistiklerine bakarak g&ouml;rebilirler. Bu hanımefendi, ağlamasını, değişikliklerin aynı zamanda<strong><em>&ldquo;g&uuml;&ccedil;l&uuml; sendikaların zayıflamasına&rdquo;</em></strong>&nbsp;(iş&ccedil;ilere karşı g&uuml;&ccedil;l&uuml; diye okuyun) ve&nbsp;<strong><em>&ldquo;sarı sendikacılığa&rdquo;</em></strong>&nbsp;(!) neden olacağını savunarak bitirdi. Sanki zaten bu yasakların amacı sendikacılığı zayıflatarak sarı sendikacılığı teşvik etmek değilmiş gibi ve sanki bizzat &ldquo;uzlaşmaya a&ccedil;ık&rdquo; sendikacılığı &ouml;ven kendi kardeşleri aynı dergideki s&ouml;zleriyle bunun h&acirc;lihazırdaki varlığını teyit etmiyormuş gibi.<br /><strong><em><br />İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ</em></strong>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>AKP’nin Anayasa Paketi İşçilere Ne Getiriyor? (Veya Bir Şey Getiriyor Mu?)</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/186/akp’nin_anayasa_paketi_iscilere_ne_getiriyor_(veya_bir_sey_getiriyor_mu)</link> 
		<description><![CDATA[AKP’nin referanduma götürdüğü anayasa değişiklik paketinde, Anayasa’nın 54. Maddesinde yer alan[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>AKP&rsquo;nin referanduma g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; anayasa değişiklik paketinde, Anayasa&rsquo;nın 54. Maddesinde yer alan <strong><em>&ldquo;Siyas&icirc; ama&ccedil;lı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verim d&uuml;ş&uuml;rme ve diğer direnişler yapılamaz</em></strong><em>&rdquo;</em> ifadesi kaldırılmaktadır. Ne gariptir ki, en &ouml;nemsiz değişikliklerin bile abartılı bi&ccedil;imde reklamını yapmak i&ccedil;in hi&ccedil;bir fırsatı ka&ccedil;ırmayan h&uuml;k&uuml;met s&ouml;zc&uuml;leri, miting meydanlarında olsun, dağıttıkları broş&uuml;rlerde olsun, b&ouml;yle &ouml;nemli g&ouml;r&uuml;nen bir değişikliği &ouml;n plana &ccedil;ıkartacaklarına, &ldquo;iki sendikaya &uuml;ye olma hakkı&rdquo; ve &ldquo;grev zararlarından sendikaların sorumlu tutulmaması&rdquo; gibi iş&ccedil;i sınıfının acil talepleri arasında yer almayan unsurların reklamına ağırlık verdiler. H&uuml;k&uuml;met g&ouml;r&uuml;n&uuml;şte 12 Eyl&uuml;l&rsquo;&uuml;n sendikal yasaklarını kaldırıyor, ama nedense bunun pek propagandasını yapmak istemiyor. <strong></strong></p>
<p>Ama patronların &ouml;rg&uuml;t&uuml; MESS bu değişiklikleri &ouml;nemsiyordu. MESS&rsquo;in yayını olan <strong><em>Mercek Dergisi</em></strong>&rsquo;nin Temmuz 2010 sayısında, anılan ifadenin kaldırılması a&ccedil;ık bir tartışmaya neden oldu. &Ccedil;alışma Bakanı &Ouml;mer Din&ccedil;er, her isteyenin kolay kolay ulaşamadığı bu yayında yer alan a&ccedil;ıklamasında, siyasi grev, dayanışma grevi, genel grev ile işyeri işgali ve &ccedil;eşitli iş&ccedil;i eylemleri &uuml;zerindeki anayasal yasağa ilişkin ifadenin kaldırılmasının T&uuml;rkiye&rsquo;nin AB taahh&uuml;tleri arasında yer aldığını belirtmiştir. Buna g&ouml;re T&uuml;rkiye, 87 ve 98 sayılı İLO (Uluslararası &Ccedil;alışma &Ouml;rg&uuml;t&uuml;) S&ouml;zleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı doğrultusunda sendikal hakların yeniden d&uuml;zenlenmeyi vaat etmektedir. Aynı h&uuml;k&uuml;met, &ccedil;ok değil &uuml;&ccedil; yıl &ouml;nce Avrupa Sosyal Şartı&rsquo;nın toplu eylem ve &ouml;rg&uuml;tlenme hakkı, iş&ccedil;inin kendisini ve ailesini ge&ccedil;indirebilecek insanca &uuml;cret gibi koşullarını kabul etmemişti (Bakınız 9 Nisan 2007 tarihli Resmi Gazete). Peki ne değişmiştir? İLO T&uuml;rk h&uuml;k&uuml;metinden neleri istiyor, T&uuml;rk h&uuml;k&uuml;meti ne yapıyor? T&uuml;rk sermayesi ne istiyor?<br /> <br /> Patron sendikalarına hukuk danışmanlığı yapan Prof. Tankut Centel&rsquo;in aynı dergide aktardığına g&ouml;re, İLO Uzmanlar Komitesi, T&uuml;rkiye&rsquo;den siyasi grev, dayanışma grevi ve genel grev yasaklarının kaldırılmamasının yanı sıra Bakanlar Kurulu&rsquo;nun yasal grevleri dahi &ldquo;erteleme&rdquo; (siz baltalama ve yasaklama diye okuyun) yetkisini ve bunun sonunda tekrar greve değil ancak zorunlu tahkime gidilebilmesini eleştirmiştir. Yasaklanan grevlerle işyeri işgali gibi toplu eylemlere katılan iş&ccedil;ilere getirilen hapis ve para cezaları, grev oylaması ve arabuluculuk i&ccedil;in gerekli bekleme s&uuml;relerinin uzunluğu, grev g&ouml;zc&uuml;lerine getirilen kısıtlamalar, sendikalara devlet m&uuml;dahalesi, grev yasağı kapsamındaki işlerin ve işyerlerinin &ccedil;ok geniş tutulması da aynı komitenin eleştirileri arasında yer almıştır. H&uuml;k&uuml;met ise ILO&rsquo;nun kendisinden istediği değişiklikler i&ccedil;inde en son sıralarda gelen iki sendikaya &uuml;yelik gibi bir konuyu -sendikal hareketi bi&ccedil;imlendirmede kendi ama&ccedil;ları i&ccedil;in kullanabileceğini d&uuml;ş&uuml;nerek olsa gerek- g&uuml;ndeme getirmeyi tercih etmiştir.&nbsp; <br /> <br /> Referanduma sunulan değişiklikle, anayasadaki &ldquo;siyasi grev vb. yasaktır&rdquo; ifadesi kaldırılsa da, bu değişikliğin, iş&ccedil;i sınıfının grev hakkını kullanmasının &ouml;n&uuml;ndeki bu bir yığın yasak, kısıtlama ve keyfiliği ortadan kaldıracağınınsa hi&ccedil;bir garantisi yoktur. Tersine, Anayasanın grev hakkını d&uuml;zenleyen maddesinin birinci c&uuml;mlesinde, <strong><em>&ldquo;toplu iş s&ouml;zleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık &ccedil;ıkması halinde iş&ccedil;iler grev hakkına sahiptirler&rdquo;</em> </strong>şeklindeki ifade yerli yerinde aslanlar gibi durmaktadır. Yani, Anayasaya g&ouml;re grev, sadece toplu s&ouml;zleşmede uyuşmazlık &ccedil;ıkması halinde kullanılabilecek bir hak olarak kalmaktadır. Grev hakkı yalnız toplu s&ouml;zleşmede uyuşmazlık halinde kullanılabilecekse, &ldquo;siyasi grev&rdquo; hakkı diye bir hak zaten s&ouml;z konusu olamaz. Bu yasaklama ifadesini Anayasada koruyup, ILO ve AB&rsquo;den eleştiri almak yerine, grevlerin sınırlarını Anayasa gibi g&ouml;ze batmayan sendikalar yasasındaki bir d&uuml;zenlemeyle belirlemek, h&uuml;k&uuml;met i&ccedil;in &ccedil;ok daha akıllıca olacaktır.</p>
<p>B&ouml;yle bir değişikliğe ihtiya&ccedil; duyulmasının başlıca nedenlerinden biri de, ş&uuml;phesiz son yıllarda T&uuml;rkiye iş&ccedil;i hareketinin ciddi anlamda yeniden canlanma emareleri g&ouml;stermesi, g&ouml;steri, direniş ve fabrika işgallerinin artmasıdır. İş&ccedil;iler, d&uuml;zenin h&uuml;k&uuml;metinin, hukukunun, iş ve ceza yasalarının, polisinin, h&acirc;kim ve savcılarının, topunun birden tamamen patronların &ccedil;ıkarlarını koruduğunu, kendilerine tanınan hakların ise yalan ve aldatmacadan ibaret kaldığını her g&uuml;n daha iyi anlamaktadırlar. Bu nedenle dayanışma eylemleri, işgaller vb. y&ouml;ntemlere başvurarak giderek kendi haklarını kendileri alma yoluna gitmektedirler.<br /> <br /> Bu ger&ccedil;eğin verdiği rahatsızlık nedeniyle olsa gerek, &Ccedil;alışma Bakanı, aynı a&ccedil;ıklamasında siyasi grev, işyeri işgali ve benzerlerine getirilen yasaklarla ilgili anayasa h&uuml;km&uuml;n&uuml;n halihazırda zaten<strong><em> &ldquo;uygulama alanı da bulunmadığını&rdquo;</em></strong> belirtmektedir. A&ccedil;ık&ccedil;a ş&ouml;yle demektedir: <strong><em>&ldquo;&Uuml;lkemizde &ccedil;ok sayıda yapılan bu t&uuml;r eylemlere karşı yasal s&uuml;re&ccedil; işletilmemekte olmasına karşın AB ve ILO tarafından eleştiri konusu yapılmaktadır.&rdquo; </em></strong>Demek ki iş&ccedil;iler bu t&uuml;r eylemleri yapacak &ouml;rg&uuml;tl&uuml;l&uuml;k ve bilin&ccedil; seviyesine ulaştığında yasanın buna engel olamadığını h&uuml;k&uuml;met de bilmekte, ayrıca mevcut iş&ccedil;i hareketinin de belli bir seviyeye ulaştığını itiraf etmektedir.<br /> <br /> Yine de hizmet ettiği sermaye sınıfını teskin etmek i&ccedil;in bu değişikliklerin asla hayata ge&ccedil;irilmeyeceği ve g&ouml;sterişten ibaret olduğuna dair g&uuml;vence vermeyi de ihmal etmiyor Bakan: <strong>&ldquo;<em>Anayasa&rsquo;da yapılacak değişikliklerden sonra ortaya &ccedil;ıkabilecek yeni yasal d&uuml;zenlemelerde de ihtiyaca g&ouml;re gerekli değişikliklerin yapılabilmesi m&uuml;mk&uuml;n olacaktır.&rdquo; </em></strong>Bu her y&ouml;ne &ccedil;ekilebilir &ldquo;ihtiyaca g&ouml;re&rdquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml;n anlamı nedir? Şudur: patronlara a&ccedil;ık&ccedil;a bu yasakların Anayasa&rsquo;da kaldırılmasının uygulamada hi&ccedil;bir h&uuml;k&uuml;m doğurmayacağının garantisi verilmektedir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir yasağın, &ouml;zellikle de sendikal haklarla ilgili bir yasağın, anayasada kaldırılması, onun sendikalar yasasında da kaldırılacağı hatta kaldırılmak bir yana daha da g&uuml;&ccedil;lendirilmeyeceği anlamına gelmemektedir. Bakan patronlara bunun g&uuml;vencesini veriyor. Ceza ve iş kanunları ile diğer kanunlardaki yasaklar kaldırılmadan tek başına Anayasa&rsquo;dakilerin kaldırılması hi&ccedil;bir anlam ifade etmez. H&uuml;k&uuml;met, sermayeye d&ouml;n&uuml;p a&ccedil;ık&ccedil;a &ldquo;Siz merak etmeyin, biz yasaları değiştirmeyerek veya &lsquo;ihtiyaca g&ouml;re&rsquo; eskisinden beter yaparak daha sonra o enayileri yine kazıklarız, yine polise pataklatırız, işyeri işgallerin, grevlerin yaygınlaşmasına izin vermeyiz&rdquo; demektedir. İş&ccedil;i sınıfının en ufak hak talebine &ldquo;ideolojiktir&rdquo; diye yağıp g&uuml;rleyen h&uuml;k&uuml;metin grev yasaklarını kaldırması, ger&ccedil;ekte ancak siyasi bir manevra olabilir.<br /> <br /> Bu manevra, burjuva hukuk&ccedil;ularınca da teyit edilmektedir. Mercek Dergisi&rsquo;nin aynı sayısında Bah&ccedil;eşehir &Uuml;niversitesi&rsquo;nden Dr. Engin &Uuml;nsal<strong>,</strong> değişikliklere karşı &ccedil;ıkarken ve mevcut yasalardaki yasakların aynen uygulanmasının gerektiğini savunurken bunu ş&ouml;yle itiraf ediyor<strong>: <em>&ldquo;Yapılmak istenen, h&uuml;k&uuml;metin AB&rsquo;ye g&ouml;n&uuml;lden olmayan, İngilizce &lsquo;lip service&rsquo; (yapmacık saygı, sahte bağlılık) olarak anılan bir yaklaşımla, şirin g&ouml;z&uuml;kme &ccedil;abasıdır. H&uuml;k&uuml;met yapmak istediği g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; verdiği değişiklikleri ger&ccedil;ekten yapmaya kalkarsa bunun hem işverenler hem iş&ccedil;iler hem de iş&ccedil;i sendikaları a&ccedil;ısından bir deprem etkisi yaratacağı ve &ccedil;alışma yaşamında bir kaosun oluşacağı bilinmelidir.&rdquo;</em> (Mercek, s. 145, sayı 59, Temmuz 2010)</strong><strong><br /> </strong><br /> Siyasi grevi bug&uuml;n T&uuml;rkiye&rsquo;de hangi g&uuml;&ccedil; ge&ccedil;ekleştirebilir? Ya da genel grevi? DİSK mi, T&uuml;rk-İş mi, Hak-İş mi? Bug&uuml;ne kadarki kitle eylemlerinde bu &uuml;&ccedil; konfederasyonun, 26 Mayıs&rsquo;ta olduğu gibi grev ve eylemleri sabote etmek, iş&ccedil;ilerin katılımını azaltmak, onları b&ouml;lmek, morallerini bozmak i&ccedil;in &ccedil;alıştığını herkes bilmektedir. Bu konfederasyonların yaptığı şeyin, şu ya da bu şekilde, iş&ccedil;ileri d&uuml;zen partilerinin, AKP&rsquo;nin, CHP&rsquo;nin kuyruğuna takmak olduğu bug&uuml;ne kadarki icraatlarından bellidir. Bug&uuml;n iş&ccedil;i sınıfı, eylemleriyle g&uuml;ndeme damgasını vursa da siyasi grev, genel grev gibi m&uuml;cadele ara&ccedil;larını gereği gibi kullanacak, h&uuml;k&uuml;meti, t&uuml;m yasakların ve sınıf aleyhine yasaların koşulsuz kaldırılmasına zorlayacak bağımsız bir siyasi ve sendikal &ouml;rg&uuml;tl&uuml;l&uuml;ğe sahip değildir. Zaten h&uuml;k&uuml;met de buna g&uuml;venmektedir. T&Uuml;SİAD ve TİSK gibi iş&ccedil;i sınıfıyla kıran kırana m&uuml;cadele etmiş, 12 Eyl&uuml;l&rsquo;&uuml;n ger&ccedil;ek sahibi ve sorumlusu olan sermayenin saldırı &ouml;rg&uuml;tleri ise, h&uuml;k&uuml;metin aksine, g&ouml;stermelik dahi olsa bu hakların tanınmasının iş&ccedil;ileri uyandıracağından korkmaktadırlar. &ldquo;Delinin aklına taş getirme&rdquo; ve &ldquo;bırak uyusun&rdquo; s&ouml;zlerini benimsemektedirler. TİSK 27 Nisan 2010 tarihli bildirisinde, siyasi grev başta olmak &uuml;zere, grev yasaklarının kaldırılmasının grevi <strong><em>&ldquo;siyasi taleplerin ve illegal &ouml;rg&uuml;tlerin aracı&rdquo;</em></strong> haline getireceğini s&ouml;ylemiş ve h&uuml;k&uuml;meti <strong><em>&ldquo;bir kere daha d&uuml;ş&uuml;nmeye&rdquo;</em></strong> davet etmişti. Sınıf m&uuml;cadelesi tecr&uuml;belerine dayanan sanayicilerin savurduğu kibar yollu bir tehditti bu. Bu da bize g&ouml;steriyor ki, eğer iş&ccedil;i sınıfının g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve birleşik bir siyasal ve sendikal &ouml;rg&uuml;tl&uuml;l&uuml;ğ&uuml; olsaydı, adının ge&ccedil;mesi bile patronları korkutan genel grev, siyasal grev gibi ileri m&uuml;cadele ara&ccedil;larının kullanılmasının &ouml;n&uuml;ne hi&ccedil;bir yasakla ve oyunla ge&ccedil;ilemezdi. AKP&rsquo;nin 12 Eyl&uuml;l anayasasını makyajlama oyunu da kolaylıkla boşa &ccedil;ıkartılabilirdi.</p>
<p><strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Eylemdeki Sloganların Dili -V-</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/185/eylemdeki_sloganlarin_dili_-v-</link> 
		<description><![CDATA[Çeşitli işçi-kitle çalışmalarında, grev, direniş ve eylemlerde sıkça kullanılan sloganlardan[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>1. &Ccedil;eşitli iş&ccedil;i-kitle &ccedil;alışmalarında, grev, direniş ve eylemlerde sık&ccedil;a kullanılan sloganlardan birini de sendikaya &uuml;ye oldukları i&ccedil;in topluca işlerinden atılan D&uuml;zce&rsquo;deki KİPA iş&ccedil;ileri s&ouml;yledi ya da sendikacılar tarafından iş&ccedil;ilere s&ouml;ylettirildi: &ldquo;<strong><em>KİPA İş&ccedil;isi Yalnız Değildir!..</em>&rdquo;</strong></p>
<p>Bu slogan aracılığıyla iş&ccedil;i sınıfının sendikal birliğinden yana olan g&uuml;&ccedil;lerin hem bu eylemi sahiplenerek dayanışma g&ouml;stermesini hem de patronlara &ldquo;yalnız değiliz&rdquo; mesajı verilmek istendiğini anlıyoruz. Sınıflar m&uuml;cadelesinde iktidardaki sermaye sınıfını tehdit etmek, gasp edilen haklarımızı elde edebilmek i&ccedil;in donanımlı &ouml;rg&uuml;tsel g&uuml;vencelere ihtiya&ccedil; vardır.</p>
<p>&ldquo;<strong><em>İş&ccedil;i Sınıfı Yalnız Değildir!</em></strong>&rdquo; sloganının yerini bulabilmesi ve de sınıfsal &ccedil;ıkarlarımızın ger&ccedil;ekleşebilmesi i&ccedil;in sık&ccedil;a tekrarladığımız &ldquo;<strong><em>İş&ccedil;i Sınıfının Sendikal ve Siyasal Birliği</em></strong>&rdquo; davasının ger&ccedil;ekleşip, madd&icirc; bir g&uuml;ce d&ouml;n&uuml;şmesi gerekecektir. İş&ccedil;i sınıfının sendikal ve siyasal birliğinin madd&icirc; bir g&uuml;ce d&ouml;n&uuml;şmesiyle h&acirc;kim gerici sınıfların sendika ve iş&ccedil;i d&uuml;şmanı politikaları geriletilir ve aşılır.</p>
<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;z şartlarında iş&ccedil;i sınıfının sendikal m&uuml;cadelesi bilin&ccedil;li &ccedil;abalarla b&ouml;l&uuml;n&uuml;p par&ccedil;alanmıştır. Sendikalar birer &ldquo;devlet sendikasına&rdquo; hatta &ldquo;devlet kurumuna&rdquo; d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. İş&ccedil;i sınıfı, devrim, sosyalizm, kom&uuml;nizm adına d&ouml;v&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; iddia eden &ouml;rg&uuml;tler de bu yolda politika &uuml;retememektedir. Burjuva, k&uuml;&ccedil;&uuml;kburjuva &ldquo;sol&rdquo; &ouml;rg&uuml;tlerin iş&ccedil;i sınıfını yanıltıcı &ouml;rg&uuml;tlerine c&ouml;mert&ccedil;e a&ccedil;ılan g&uuml;zerg&acirc;hta bu sorunlar daha da &ccedil;ıkmaza s&uuml;r&uuml;klenmektedir.</p>
<p>Bu durumda nesnel ger&ccedil;ekliği t&uuml;m a&ccedil;ıklığıyla s&ouml;ylemek durumundayız: <strong><em>İş&ccedil;i sınıfı yalnızdır.</em></strong> Bir yandan burjuvazinin baskı ve ter&ouml;r&uuml;yle, diğer yandan sendikal ve siyasal parselasyonlarla iş&ccedil;i sınıfı yalnız bırakılmıştır.<strong></strong></p>
<p>İş&ccedil;i sınıfını politika dışında tutan ve politikasızlaştıran sağlı &ldquo;sol&rdquo;lu t&uuml;m</p>
<p>politikaları a&ccedil;ığa vurup iş&ccedil;i sınıfının sendikal ve siyasal birliği i&ccedil;in m&uuml;cadele etmeliyiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2. Kitle eylemlerinin &acirc;deta ortak sloganına d&ouml;n&uuml;şen &ldquo;<strong><em>Faşizme Karşı Omuz Omuza!..</em></strong>&rdquo; konusunu nesnel ger&ccedil;ekliği i&ccedil;inde irdelemek durumundayız.</p>
<p>Ulusal ve evrensel &ouml;l&ccedil;ekte sık&ccedil;a tekrarlanan bu sloganın sınıflar m&uuml;cadelesinde bir tarihselliği var. Uluslar&ouml;tesi tekelci sermaye d&uuml;nya genelinde iktidardadır. İş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;i halklarımız tekelci sermayenin faşist-faşizan tehditleri altındadır.</p>
<p>Sermaye sınıfının diktat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;nden zarar g&ouml;ren herkesin (birey, grup, &ccedil;evre ve &ouml;rg&uuml;tlerin) yan yana durması, deneyim aktarımında bulunması, birbirinden &ouml;ğrenmesi ve birlikte y&uuml;r&uuml;mesi gerekiyor.</p>
<p>Kolektif aklı, kolektif bilinci ve kolektif eylemi &ouml;rg&uuml;tlememiz gerekiyor. &ldquo;<strong><em>Faşizme Karşı Omuz Omuza!..</em></strong>&rdquo; sloganımızı işte bu t&uuml;rden &ouml;rg&uuml;tsel g&uuml;vencelerimizi inşa ettiğimizde kullanmalıyız. Ancak işte o zaman bu sloganımızı&nbsp;&nbsp; kullanmayı hak edeceğiz.</p>
<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;z şartlarında burjuvazinin baskı ve tehditleri karşısında sendikal ve siyasal alandaki duruşlarımız hi&ccedil; de i&ccedil; a&ccedil;ıcı değildir. Bizimkilerin değil, hep onların dediği olmaktadır. Sloganlarımızın tutarlı-somut-ama&ccedil;lı olması esastır. Yoksa g&uuml;zel tasarlanmış birer s&ouml;z dizini olarak kalmaya mahk&ucirc;m olurlar.</p>
<p><strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Kapitalist Devletlerde Bürokrasinin Sınıf Niteliği Nedir?</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/184/kapitalist_devletlerde_burokrasinin_sinif_niteligi_nedir</link> 
		<description><![CDATA[Modern toplumda erkin elinde bulunduğu özel katman bürokrasidir.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><img style="float: left; margin-left: 2px; margin-right: 2px; border: 1px solid silver;" title="Lenin" src="http://www.iscibirligi.info/resimler/6/lenin-photo33.jpg" alt="Lenin" width="125" height="133" />"&hellip; Modern toplumda erkin elinde bulunduğu &ouml;zel katman b&uuml;rokrasidir. Bu organın modern toplumda egemen olan burjuva sınıfıyla doğrudan ve son derece sıkı bağı, gerek tarihten (b&uuml;rokrasi, burjuvazinin feodallere karşı, genelde &ldquo;eski soylu&rdquo; d&uuml;zenin temsilcilerine karşı ilk politik aracıydı ve politik egemenlik arenasına safkan toprak sahiplerinin değil, soylu olmayan aydınların, &ldquo;k&uuml;&ccedil;&uuml;kburjuvazi&rdquo;nin ilk adımı atışını ifade ediyordu), gerekse de sadece burjuva &ldquo;halk evlatları&rdquo;nın girişine a&ccedil;ık olan ve bu burjuvaziyle en g&uuml;&ccedil;l&uuml; binlerce bağla bağlı bu sınıfın oluşum ve saflarına adam alma koşullarından a&ccedil;ık&ccedil;a anlaşılmaktadır. (&hellip;) her t&uuml;rl&uuml; b&uuml;rokrasi, gerek tarihsel k&ouml;keni, gerekse de mevcut kaynağı ve amacı itibariyle katıksız ve salt burjuva bir kurumdur..."</p>
<p>(Lenin, <em>Narodnizmin Ekonomik İ&ccedil;eriği ve Onun Bay Struve'nin Kitabındaki Eleştirisi</em>, TE, Cilt 1)</p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Referandum Polemiklerinin Satır Aralarındaki Gerçekler</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/183/referandum_polemiklerinin_satir_aralarindaki_gercekler</link> 
		<description><![CDATA[Düzen partileri arasındaki polemiklerin seviyesi bilindiği gibi boy ve soy tartışmalarına kadar inmiş bulunuyor.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p class="NoSpacing">Referanduma beş kala, d&uuml;zen partileri arasındaki polemiklerin seviyesi bilindiği gibi "boy" ve "soy" tartışmalarına kadar inmiş bulunuyor. Tartışmanın bu d&uuml;zeyde seyretmesinin temelinde, aslında iş&ccedil;i ve emek&ccedil;i halkın "evet" ya da "hayır" se&ccedil;enekleri i&ccedil;in sandıklara koşmalarını gerektirecek kayda değer hi&ccedil;bir neden ileri s&uuml;r&uuml;lememesinin yattığını g&ouml;rmek hi&ccedil; de zor olmasa gerek. Hatta &ouml;yle bir tablo ortaya &ccedil;ıktı ki, bir avu&ccedil; b&uuml;y&uuml;k sermaye sahibinin hangi şıkkı destekleyeceği tartışması milyonlarca insanın neden "evet" veya "hayır"ı desteklemesi gerektiği tartışmasının &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;meye başladı. Bu tartışma da sermaye d&uuml;zeninde "halk oylaması"nın ne olup ne olamayacağı hakkında bize &ouml;nemli ipu&ccedil;ları vermektedir.</p>
<p class="NoSpacing"><strong><em>Yeni CHP Y&ouml;netiminin İş&ccedil;ilere Ger&ccedil;ek Vaadi: S&ouml;m&uuml;r&uuml;de &Ccedil;in Modeli!</em></strong><strong> </strong></p>
<p class="NoSpacing"><em>Posta</em> Gazetesinde 15 Ağustos 2010 tarihinde yayınlanan tam sayfa bir reklam-"haber"de şunlar s&ouml;yleniyor: <em>"Umut Oran, iş yaşamı boyunca savunduğu k&uuml;melenme modelini Genel Başkan Yardımcısı olduğu CHP'nin parti programına soktu. CHP iktidara geldiğinde Amerika, İtalya, &Ccedil;in'de başarıyla uygulanan ve belirli sekt&ouml;rleri, yan sanayileriyle birlikte belirli kentlerde toplayan bu y&ouml;ntemi, kalkınma modeli olarak uygulayacak." </em><strong></strong></p>
<p class="NoSpacing">CHP'nin yeni y&ouml;netiminin "sol", "halk&ccedil;ı" demagojilerinden etkilenen iş&ccedil;iler, yahu &Ccedil;in modeli denince b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyanın aklına "aşırı &ccedil;alışma-d&uuml;ş&uuml;k &uuml;cret" sistemi geliyor, referanduma beş kala bu biz iş&ccedil;iler i&ccedil;in nasıl bir "halk&ccedil;ı" a&ccedil;ılım oluyor b&ouml;yle diye şaşırabilirler. Ama şaşıracak hi&ccedil;bir şey yok. Bay Umut Oran'ın "yaşamı boyunca" savunduğu modeller bunlardı.&nbsp; Bay Oran burada da iş&ccedil;ilere değil kendisinin i&ccedil;inden geldiği ihracat&ccedil;ı patronların &ouml;zlemlerini dillendirmektedir.</p>
<p class="NoSpacing">Kılı&ccedil;daroğlu'nun genel başkanlığa se&ccedil;ilmesiyle yenilenen CHP y&ouml;netiminde genel başkan yardımcılığına getirilen tekstil kralı Bay Oran'ın uzun yıllardır savunduğu projeler i&ccedil;inde, Doğudaki iş&ccedil;ilere "yarım asgari &uuml;cret" verilmesi, b&ouml;ylece Batıdaki iş&ccedil;ilerin de &uuml;cretlerinin baskılanması gibi dahiyane projeler de vardı. Oran, bu şekilde "sanayiyi k&uuml;meleştirerek" ve "b&ouml;lgesel kalkınma modelleri" uygulayarak, kapitalizmde ka&ccedil;ınılmaz olan &uuml;retim anarşisini, b&uuml;y&uuml;k b&ouml;lgesel eşitsizlikleri yok edebileceğini ve emekle sermayeyi uzlaştıran bir sanayi yaşamı yaratabileceğini iddia etmektedir.</p>
<p class="NoSpacing">Oran bu projelerini hayata ge&ccedil;irme şansını bug&uuml;ne kadar bulamamıştı ama "Halk&ccedil;ı Kemal"in iktidarında bu projelerini uygulama şansı bulacağına g&uuml;veni tam olduğundan, artık "benim i&ccedil;in genel başkanlık m&uuml;cadelesi bitmiştir" diye g&uuml;venle a&ccedil;ıklamaktadır. Ne var ki, ne &Ccedil;in'de, ne de Amerika ve İtalya'da ya da bir kapitalist &uuml;lkelerde, anılan y&ouml;ntemlerin uygulanması şimdiye kadar eşitsizliklerin ve toplumsal &ccedil;elişkilerin daha da yoğunlaşmasından başka bir şeye yol a&ccedil;mamıştır. Kapitalizmde &uuml;retim anarşisinin, eşitsiz gelişmenin ve uzlaşmaz sınıf karşıtlıklarının ka&ccedil;ınılmaz olarak oluşmasını engelleyecek "sihirli form&uuml;l" şimdiye kadar bulunamamıştır. "T&uuml;rk'&uuml;n aklı"na g&uuml;venimiz tam da olsa, bu form&uuml;l&uuml;n dahi "sosyal-demokrat" patronumuz tarafından nihayet keşfedildiğine cidd&icirc; olarak ş&uuml;phe etmekten kendimizi alamıyoruz.</p>
<p class="NoSpacing"><strong><em>İyi B&uuml;rokrat Kemal'in Tarihsel &Ouml;zeleştirisi </em></strong></p>
<p class="NoSpacing"><em>"Ekim ayında İstanbul&rsquo;da partimizin ekonomi politikasını a&ccedil;ıklayacağız. İş adamları bekliyorlar. Herkesin hataları olabilir. Benim de olabilir ama &ouml;zeleştiri yapmamız gerekiyor. Ecevit&rsquo;in &lsquo;80 &ouml;ncesi başbakanlığında ekonomi k&ouml;t&uuml; y&ouml;netildi. İş adamlarıyla &ccedil;atışma i&ccedil;erisine girdi. Biz &ccedil;atışma i&ccedil;inde olmayacağız. İş adamıyla da iş&ccedil;iyle de uyumlu olacağız."</em></p>
<p class="NoSpacing">Bu s&ouml;zler de Kılı&ccedil;daroğlu'nun 28 Ağustos 2010 tarihli s&ouml;zlerinden. <em>Akşam</em> gazetesinden İsmail K&uuml;&ccedil;&uuml;kkaya Kılı&ccedil;daroğlu'nun Kayseri'deki bir mitinge giderken otob&uuml;ste gazetecilere yaptığı&nbsp; bu a&ccedil;ıklamaların devamını ş&ouml;yle aktarıyor:</p>
<p class="NoSpacing"><em>"</em>&hellip; <em>İş d&uuml;nyası &ouml;teden beri CHP'nin ekonomi politikalarına kuşkuyla bakar. İşadamları bu konuya hem mesafeli hem de ş&uuml;pheli yaklaşır. Kılı&ccedil;daroğlu, &ccedil;ok &ccedil;arpıcı bir değerlendirme yaptı. Sağ iktidarların &ouml;teden beri kullandığı 'Kuyruklar vardı, yokluk vardı' diye su&ccedil;ladığı CHP'nin 1980 &ouml;ncesi iktidarını bakın nasıl değerlendirdi:</em></p>
<p class="NoSpacing"><em>'Ekimde CHP'nin ekonomi politikalarını İstanbul'da a&ccedil;ıklayacağız. Ecevit'in tek parti iktidarında, 1970'lerin sonunda yanlış ekonomik kararlar da alındı. Ekonomi politikaları &ccedil;ok başarılı değildi. Daha farklı ve daha aktif olabilirdi. Sağlıklı &ouml;zeleştiri yapıyorum.' Ali Kırca, 'Kuyruklar..?' diye araya girince Kemal Bey 'Evet o d&ouml;nemi işaret ediyorum' diye teyit etti.</em></p>
<p class="NoSpacing"><em>Ben de 'Siz o d&ouml;nem ne yapıyordunuz?' diye a&ccedil;mak istedim. Kemal Bey'in c&uuml;mleleri ş&ouml;yle: 'O d&ouml;nem ben b&uuml;rokrattım. &Uuml;stelik İstanbul'da hesap uzmanıydım. G&ouml;zlemledim, işadamlarıyla &ccedil;atışma vardı. &Ccedil;atışma k&uuml;lt&uuml;r&uuml; ile sağlıklı ve başarılı y&ouml;netim olmuyor. Biz İstanbul'da ekimde şimdi bunu (uzlaşma) yapacağız. İş d&uuml;nyası da memnun kalacak.'"&nbsp; </em>K&uuml;&ccedil;&uuml;kkaya<em>,</em> bu a&ccedil;ıklamaları, <em>"Kılı&ccedil;daroğlu, T&Uuml;SİAD ile CHP'nin ilanlı savaşını kastediyor. &Ccedil;ok ilgin&ccedil; s&ouml;zler bunlar..." </em>diye yorumlamaktan kendini alamıyor. Ger&ccedil;ekten &ccedil;ok ilgin&ccedil; s&ouml;zler bunlar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Ecevit'in başında olduğu h&uuml;k&uuml;metin 12 Eyl&uuml;l &ouml;ncesi d&ouml;nemde T&Uuml;SİAD'ın gazetelere verdiği tam sayfa ilanlarla a&ccedil;tığı savaşın sonucunda d&uuml;ş&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, temel t&uuml;ketim maddelerinin karaborsaya d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmesi sonucunda her yerde kuyrukların oluşmasının T&Uuml;SİAD'ın d&ouml;nemin Ecevit h&uuml;k&uuml;metine karşı sistematik komplosunun bir sonucu olduğunu g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde &ccedil;ocuklar bile biliyor.</p>
<p class="NoSpacing">Ger&ccedil;ekte CHP ve Ecevit hi&ccedil;bir zaman b&uuml;y&uuml;k sermayenin &ccedil;ıkarlarıyla ters d&uuml;şmeyi tasarlamamıştı, tam tersine kitlelerin hızla sistem dışına kayışlarının engellenmesinde Ecevit'in sahte sol s&ouml;ylemlerle harekete ge&ccedil;irilen "mavi dalgası" &ccedil;ok &ouml;nemli bir rol oynamıştı. Ancak işbirlik&ccedil;i tekelci sermaye 24 Ocak 1980 Kararları adını alacak uygulamaların Ecevit h&uuml;k&uuml;metiyle ger&ccedil;ekleştirilebileceğine inanmıyordu. Bu kararların yaşama ge&ccedil;irilmesi iş&ccedil;i &ouml;rg&uuml;tlerinin yok edilmesini, &uuml;cretlerin tırpanlanmasını ve ancak kanlı bir askeri faşist diktat&ouml;rl&uuml;k altında uygulanabilecek daha bir&ccedil;ok başka uygulamayı gerektiriyordu. Bu gerekliliği g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulunduran T&Uuml;SİAD kodamanları, gayet bilin&ccedil;li ve &ouml;rg&uuml;tl&uuml; olarak ve emperyalist merkezlerin de desteğini alarak &ouml;nce Ecevit h&uuml;k&uuml;metinin devrilip yerine MC h&uuml;k&uuml;metinin kurulmasına, ardından da 12 Eyl&uuml;l faşist darbesine giden s&uuml;reci başlatmıştı.</p>
<p class="NoSpacing">G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde "halk&ccedil;ı Kemal", "ikinci Ecevit" s&ouml;ylemleriyle şişirilen yeni bir sahte r&uuml;zg&acirc;rın tepesine bindirilen Kılı&ccedil;daroğlu ise, b&uuml;y&uuml;k sermayenin kimi "kaygılarını" gidermek adına &ouml;zeleştiri adı altında bizzat kendi partisinin tarihine saldırmaktan, sermayenin "servet d&uuml;şmanlığı" demagojilerine g&ouml;z kırpan a&ccedil;ıklamalardan ka&ccedil;ınmıyordu. Aslında bu noktada da Kılı&ccedil;daroğlu, t&ouml;vbe edip b&uuml;y&uuml;k sermayeye tekrar tekrar biat eden Ecevit'in ayak izlerini takip ediyordu. İnsan bu &ouml;rnek karşısında <em>"tarihte herşey iki kez ortaya &ccedil;ıkar, ilkinde trajedi, ikincisinde komedi olarak"</em> diyen ustanın s&ouml;zlerini bir kez daha hatırlamadan edemiyor. Ecevit yanılsaması bağımsız sınıf siyasetlerini bir t&uuml;rl&uuml; hayata ge&ccedil;iremeyen T&uuml;rkiye iş&ccedil;i sınıfı i&ccedil;in uzun ve acı bir trajedi olmuştu, iğreti kasketiyle "ikinci Ecevit" olarak kitlelerin karşısına &ccedil;ıkarılan burjuva b&uuml;rokrat Kemal ise, sermaye uşaklığında Baykal'ı bile sollayan omurgasızlığıyla, d&uuml;zen "sol"u &ouml;l&ccedil;&uuml;leriyle bile şimdiden kaba bir komedi olmaya aday g&ouml;r&uuml;nmektedir.</p>
<p class="NoSpacing"><strong>Erdoğan'ın Yalancı Pehlivanlığı </strong></p>
<p class="NoSpacing">Kambersiz d&uuml;ğ&uuml;n olur muydu? Elbette &lsquo;Başbakanımız&rsquo; da bu tartışmada kendine &ouml;zg&uuml; &uuml;slubuyla yerini alacaktı. "T&uuml;ccar siyaset"in duayeni olarak, şantaj ve tehdidin de pazarlığın bir bi&ccedil;imi olduğunu &ccedil;ok iyi biliyordu &lsquo;Başbakanımız&rsquo;. T&Uuml;SİAD sermayesinin en b&uuml;y&uuml;k karları kendi d&ouml;neminde yapmasına rağmen, "yine de oyum CHP'ye" demesine veryansın ediyordu. 2007'de bunu bir kereliğine sineye &ccedil;ekmişti, ama <em>"bir daha asla bu delikten ge&ccedil;meyecekti."</em> T&Uuml;SİAD kodamanları şimdiye kadar gelip ge&ccedil;en h&uuml;k&uuml;metlerle "kedi-k&ouml;pekle oynar gibi oynayabilmişti" ama kendisine bunu asla yapamayacaklardı &ccedil;&uuml;nk&uuml; o bildiğiniz h&uuml;k&uuml;metlerden değildi. Bu t&uuml;rden yalancı pehlivanlık numaralarının, emek&ccedil;i yığınların sermayeye karşı sınıfsal &ouml;fkeleri hen&uuml;z bilin&ccedil;li bir şekil almamış olan geri kesimlerinin b&uuml;y&uuml;k sempatisini topladığının &ccedil;ok iyi bilincindeydi.&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
<p class="NoSpacing">İnsan tam da bu noktada şu hain soruları aklına getirmeden edemiyor; yahu sayın Başbakan, ahı gitmiş vahı kalmış paşaları, b&uuml;y&uuml;k sermayeden ve emperyalist merkezlerden istedikleri desteği bulamadığı i&ccedil;in akamete uğramış seneler &ouml;nceki başarısız darbe girişimleri i&ccedil;in bu kadar s&uuml;r&uuml;nd&uuml;r&uuml;yorsun da, emperyalist merkezlerle kol kola T&uuml;rkiye'deki on yıllardır gelmiş ge&ccedil;miş b&uuml;t&uuml;n h&uuml;k&uuml;metlerle senin deyiminle "kedi k&ouml;pekle oynar gibi oynayan" T&Uuml;SİAD kodamanlarını niye &ouml;zel savcılarına yakalatmıyorsun? &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, b&uuml;t&uuml;n yalancı pehlivan &ccedil;ıkışlarına rağmen sen de &ccedil;ok iyi biliyorsun ki, T&uuml;rkiye ekonomisinin fiilen % 80'ini elinde tutmaya devam ettiği s&uuml;rece, T&uuml;rkiye'de herkesi vezir de rezil de edecek olan en b&uuml;y&uuml;k g&uuml;&ccedil; T&Uuml;SİAD'ın elindedir. T&Uuml;SİAD Cumhuriyeti'nde (T.C.), iş&ccedil;i sınıfının tarihsel rol&uuml;n&uuml; oynayacağı g&uuml;n gelinceye kadar, Allah'tan &ouml;nce T&Uuml;SİAD'ın dediği olur. T&Uuml;SİAD kodamanlarının her birinin oyu, h&uuml;k&uuml;metlerin iktidarda kalıp kalmamasında, milyonlarca emek&ccedil;inin oyundan &ccedil;ok daha değerlidir.</p>
<p class="NoSpacing">Erdoğan, Irak ve Afganistan işgallerinin bir numaralı ve g&ouml;n&uuml;ll&uuml; su&ccedil; ortağı konumuyla, demagojik &ccedil;ıkışlarla mazlum İsl&acirc;m aleminin liderliğine oynarken ne kadar d&uuml;r&uuml;st ve inandırıcıysa, T&Uuml;SİAD'a karşı daha da b&uuml;y&uuml;k k&acirc;rlar karşılığında iktidarda kalma pazarlığını &ouml;rtmek i&ccedil;in yaptığı bertaraf olma &ccedil;ağrışımlarında da ancak o kadar d&uuml;r&uuml;st ve inandırıcıdır.</p>
<p class="NoSpacing">İ&ccedil;inde bulunduğumuz "halk oylaması" s&uuml;recinin en &ouml;nemli sonucu hi&ccedil; ş&uuml;phesiz, sağlı "sol"lu b&uuml;t&uuml;n d&uuml;zen partilerinin istikballerinin hangi sınıfın elinde olduğu konusunda ne kadar a&ccedil;ık bir bilince sahip olduklarını g&ouml;stermesi olmuştur. İş&ccedil;iler ve emek&ccedil;iler de bunu g&ouml;rmeye başladık&ccedil;a bu &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş d&uuml;zenin &ouml;mr&uuml; kısalacaktır.</p>
<p class="NoSpacing"><strong><em>Yusuf &Ouml;z&ccedil;elik&nbsp;</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>6. Sayımız Çıkarken...</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/182/6_sayimiz_cikarken</link> 
		<description><![CDATA[Her türlü burjuva, gerici ideolojilerden bağımsız bir mücadele kürsüsü olmayı amaçlayan İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetemizin 6. Sayısı[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p class="NoSpacing">İş&ccedil;i sınıfının ve emek&ccedil;i halkların her t&uuml;rl&uuml; burjuva, gerici ideolojilerden bağımsız bir m&uuml;cadele k&uuml;rs&uuml;s&uuml; olmayı ama&ccedil;layan <em><strong>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</strong></em> Gazetemizin 6. Sayısı, referandum g&uuml;ndemiyle geniş kitlelerin politizasyonunun yoğunlaştığı bir d&ouml;nemde okurlarıyla buluşuyor.</p>
<p class="NoSpacing"><em><strong>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ</strong></em>, mevcut imkanlarımız ne kadar sınırlı olursa olsun,&nbsp; "ehven-i şer" teorileriyle ezilen ve s&ouml;m&uuml;r&uuml;len yığınları bol katırlı ve satırlı d&uuml;zen se&ccedil;eneklerine mahkum etmenin&nbsp; teori ve pratiğini yapan kimilerine inat, b&ouml;yle bir ortamı iş&ccedil;ilerin ve emek&ccedil;ilerin bağımsız sınıf bilin&ccedil;lerini y&uuml;kseltmek i&ccedil;in bir fırsat olarak kullanmaya azami &ccedil;abayı g&ouml;stermiştir ve bundan sonra da g&ouml;sterecektir. &Ccedil;izgisi doğru olanın er ya da ge&ccedil; ordulaşacağının, d&uuml;zen g&uuml;&ccedil;lerinin d&uuml;men suyunda yol almaya &ccedil;alışanların ise bug&uuml;nk&uuml; g&uuml;&ccedil;lerini bile koruyamayacaklarının bilinciyle hareket ediyoruz.</p>
<p class="NoSpacing">Kimileri kapitalist TC devletinin &ccedil;&uuml;r&uuml;mesini ve kokuşmuşluğunu, "derin devlet", "&ccedil;eteler", "hali&ccedil;'teki simonlar"la a&ccedil;ıklamaya ve aklamaya &ccedil;alışadursun, &ccedil;&uuml;r&uuml;me ve kokuşma sistemin ve rejimin en derin k&ouml;klerinden kılcal damarlarına kadar yayılmaktadır.</p>
<p class="NoSpacing">D&uuml;zenin &ccedil;&uuml;r&uuml;y&uuml;p yozlaşmasının had safhaya vardığı, m&uuml;cadele eden iş&ccedil;ilerin ve emek&ccedil;ilerin her bir anlamlı &ccedil;ıkışının bastırılmasında daima reva&ccedil;ta birer silah işlevi g&ouml;rm&uuml;ş olan "vatan haini", "b&ouml;l&uuml;c&uuml;, "ter&ouml;rist, "PEKAKA" &ccedil;ağrışımlarını egemen sınıf kesimlerinin temsilcilerinin birbirlerine karşı kullanmaya başladıkları bir ortamda, iş&ccedil;ilerin ve emek&ccedil;ilerin kendi nihai &ccedil;ıkarlarını ger&ccedil;ekleştirme yolunda burjuvazinin ve burjuva devlet aygıtının farklı kesimleri arasındaki her &ccedil;atışmadan azami derecede faydalanmasını, burjuva politika bezirganlarının b&uuml;t&uuml;n sahtekarca s&ouml;zlerinin ger&ccedil;ek sınıf anlamını bir &ccedil;ırpıda s&ouml;kmeyi &ouml;ğrenmeleri giderek daha b&uuml;y&uuml;k bir &ouml;nem kazanıyor.</p>
<p class="NoSpacing">Kapitalist &uuml;retim anarşisinin bataklığı &uuml;zerinde, evet, "hepimiz aynı gemideyiz." Ama &ccedil;oğunluk k&uuml;reklere koşulmuşken, bazıları da g&uuml;neş banyosu ve siesta yapıyor. Bug&uuml;n emek&ccedil;ilerin sırtından elde edilen kazancın ve bunun &uuml;r&uuml;n&uuml; olan iktidarın paylaşımı uğruna birbirlerinin g&ouml;z&uuml;n&uuml; oyanların, ezilen ve s&ouml;m&uuml;r&uuml;len kendi &ccedil;ıkarları uğruna en k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir bağımsız hareketlenmesinde onlara karşı nasıl bir yumruk gibi birleşeceklerini (b&uuml;t&uuml;n T&uuml;rkiye tarihinin tekrar tekrar bize &ouml;ğrettiği bu ger&ccedil;eği) bir an i&ccedil;in bile akıldan &ccedil;ıkarmadan, iş&ccedil;iler ve emek&ccedil;iler olarak, ya d&uuml;zen politikacılarının (ve tabii ki "yetmez ama evet", "şeriat gelir hayır" vb. akıl fukarası form&uuml;lleriyle onların i&ccedil;imizdeki uzantıları işlevi g&ouml;ren ilkesiz "ehven-i şer" teorisyenlerinin de), şantaj, tehdit, sahte umut tacirliği, vb. klasik y&ouml;ntemleriyle haklı demokratik, sosyal, ekonomik &ouml;zlemlerimizden yararlanmalarını engellemesini &ouml;ğreneceğiz ya&nbsp; da kapitalizmin bataklığında daha uzun s&uuml;re başkalarının hayrına k&uuml;rek &ccedil;ekmeye devam edeceğiz.</p>
<p class="NoSpacing"><strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>“Evet mi?”, “Hayır mı?” Bölünmesini Niçin Boykot Ediyoruz?</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/181/“evet_mi”_“hayir_mi”_bolunmesini_nicin_boykot_ediyoruz</link> 
		<description><![CDATA[Hâkim gerici sınıflar yarattıkları suni çelişkilerle bir kez daha Evet mi?, Hayır mı? diye bölmeyi amaçlıyorlar.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>H&acirc;kim gerici sınıflar, anayasadaki kısm&icirc; değişikliğini i&ccedil;eren referandum oyununda emek&ccedil;i halklarımızın bilincini yarattıkları suni &ccedil;elişkilerle bir kez daha &ldquo;Evet mi?&rdquo;, &ldquo;Hayır mı?&rdquo; diye b&ouml;lmeyi ama&ccedil;lıyorlar.</p>
<p>Kulakları sağır eden t&uuml;m o &ldquo;demokratikleşme&rdquo; palavralarına rağmen &ouml;z&uuml;nde militarist, polis devleti karakterini ısrarla koruyan gerici T. C. devleti, gerek kendisinin gerekse kapitalist sistemin yapısal krizinden bir t&uuml;rl&uuml; &ccedil;ıkamıyor. Gerici reform dahi yapamıyor. Avantalar yağmalar d&uuml;zenine d&ouml;n&uuml;şen kapitalist &uuml;retim anarşisine dayalı sistem emek&ccedil;i yığınlar i&ccedil;in her ge&ccedil;en g&uuml;n daha da dayanılmaz hale geliyor.</p>
<p>Sahte &ldquo;laik&ccedil;i-şeriat&ccedil;ı&rdquo; g&uuml;ndemi h&acirc;l&acirc; birilerinin kafasını kurcalıyor ve bu aldatıcı d&uuml;zenek bir t&uuml;rl&uuml; bozulamıyor.</p>
<p>Uzlaşır &ccedil;elişki ve &ccedil;atışmalarıyla gerici, s&ouml;m&uuml;r&uuml;c&uuml; g&uuml;&ccedil;ler, Ordu, Anayasa Mahkemesi, HSYK vb. devlet kurumları &uuml;zerinde gittik&ccedil;e şiddetlenen ve kirlenen bir denetim kurma kavgasını vermektedir. H&acirc;kim gerici sınıfların kendi arasında cereyan eden d&uuml;zen i&ccedil;i &ccedil;atışmasında insanlarımız &ldquo;Evet&rdquo; ile &ldquo;Hayır&rdquo; gibi gerici tercihlere; bir başka deyişle sistemin s&uuml;rgit devamı i&ccedil;in taraf olmaya zorlanmaktadır.</p>
<p>Kapitalist emperyalizmin &ccedil;ıkarları doğrultusunda hareket eden, sınıfsal &ccedil;ıkarları gereği de etmek zorunda olan T.C. burjuvazisi ve ortakları, &ouml;nlerindeki en ufak yasal engeli kaldırmak isterlerken bile bir i&ccedil; &ccedil;atışmaya girmişlerdir. Yeni d&ouml;nemde iş&ccedil;ilerden-emek&ccedil;ilerden emecekleri kanın kendi aralarında paylaşımı hesabını yapmaya koyulmuşlardır.</p>
<p>&ldquo;Evet&rdquo; ile &ldquo;Hayır&rdquo; arasında ne fark var? &Ccedil;&uuml;r&uuml;y&uuml;p &ccedil;&ouml;z&uuml;len sistem kendisini aşamamaktadır.</p>
<p>Devrimci ve Marksist Sol Kadrolar etkili ve b&uuml;t&uuml;nl&uuml;kl&uuml; bir politika &uuml;retemediği i&ccedil;in de Burjuva-Proletarya temel &ccedil;elişkisi bir t&uuml;rl&uuml; &ouml;n plana &ccedil;ıkarılamıyor. İş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;i halklarımızın talep ve ihtiya&ccedil;larını g&uuml;ndemleştirip sağlı-&ldquo;sol&rdquo;lu burjuva partilerinin demokrasicilik oyunu bir t&uuml;rl&uuml; bozulamıyor.</p>
<p>Sistemin / rejimin yaşadığı kriz ortamında, birbiriyle &ccedil;atışan d&uuml;zen g&uuml;&ccedil;lerinin &ccedil;elişkilerinden iş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;i halkların &ccedil;ıkarlarını yaşama ge&ccedil;irme doğrultusunda yararlanabilecek, parlamentarizme ve emperyalizmin b&ouml;lgedeki oyunlarına &ldquo;kama sokacak&rdquo; &ouml;rg&uuml;tlerimizin işbaşı yapamadığı bir ortamda &ldquo;Evet&rdquo; ile &ldquo;Hayır&rdquo; saflaşmasına alet olmayı, devrimcilik, ilericilik, demokratlık olarak pazarlama girişimlerine g&ouml;z yumulamaz.</p>
<p>Sosyal muhalefet dinamiklerini uyumlandırıp kurmaylık g&ouml;revini yerine getirecek birleşik-g&uuml;&ccedil;l&uuml;-g&uuml;venilir ve donanımlı İş&ccedil;i Sınıfı Partisi de hen&uuml;z &uuml;retilemediğinden &ldquo;Milli Mesele&rdquo; ile &ldquo;Milliyetler Meselesine&rdquo; de proje &uuml;retilemiyor.</p>
<p>Tarihsel ve sosyal haklılıklarıyla s&uuml;rece m&uuml;dahale edebilecek Kurum ve Ara&ccedil;&rsquo;lara sahip olamayan Devrimci ve Marksist Sol Kadrolar hen&uuml;z &ldquo;&Ouml;ndersizlik Krizi&rdquo;ni aşamayan duruşlarıyla kurmaylık g&ouml;revini bir t&uuml;rl&uuml; yerine getiremiyor.</p>
<p>Burjuva ve k&uuml;&ccedil;&uuml;kburjuva &ldquo;sol&rdquo; akım temsilcileri sistemin / rejimin kendilerine a&ccedil;tığı kanallarda kendi ideolojik konumlaşmalarıyla politika yapmaktadır. Kimisi sisteme kalp ilacı olan parlamentarizm ile uğraşırken kimisi h&acirc;kim gerici sınıfın a&ccedil;tığı g&uuml;ndemlerde kraldan &ccedil;ok kralcı bir &ldquo;m&uuml;cadele&rdquo;(!) vermektedir. Burjuvazinin niyetleri uzantısında insanlarımıza &ldquo;Evet mi?&rdquo;, &ldquo;Hayır mı?&rdquo; t&uuml;r&uuml;nden dayatılan gerici g&uuml;ndeme birileri de baştankara girmiştir. B&ouml;ylelikle bilimsel &ouml;z ve dayanağından yoksun tartışmalarla iş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;i halklarımızın bilinci bulandırılmaktadır. İş&ccedil;iler, emek&ccedil;iler, işsizler, ezilen ve s&ouml;m&uuml;r&uuml;len t&uuml;m insanlarımız &ouml;rg&uuml;tsel g&uuml;vencelerinden yoksun bi&ccedil;imde burjuvazinin yalanları karşısında yalpalamaktadır.</p>
<p>Burjuva ve k&uuml;&ccedil;&uuml;kburjuva &ldquo;sol&rdquo; akımlar ve onların &ouml;rg&uuml;tleri kendilerine dayatılan &ldquo;Evet mi?&rdquo;, &ldquo;Hayır mı?&rdquo; saflaşmasına alet olarak devlet tekelci kapitalizminin sahte ve suni g&uuml;ndemini ne değiştirebilir ne de d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rebilir. H&acirc;kim gerici sınıflar tarafından g&uuml;ndemleştirilen &ldquo;Anayasa değişikliğine Evet mi?-Hayır mı?&rdquo; dayatması; iş&ccedil;i sınıfı hareketine, sosyalist harekete, emek&ccedil;i kadın hareketine, ilerici-devrimci gen&ccedil;lik hareketine, Kızılbaş-Alevi hareketine ve K&uuml;rt ulusal &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k hareketine, ayrıca fukara M&uuml;sl&uuml;man insanlarımıza, yoksul k&ouml;yl&uuml;l&uuml;ğe hi&ccedil;bir yarar getirmeyecektir.</p>
<p>Sınıflar m&uuml;cadelesinde değişim ve d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m denildiğinde modern sosyal sınıfların &ldquo;g&uuml;reşi&rdquo; akla gelir. Bu memlekette bu t&uuml;rden bir sınıflar &ldquo;g&uuml;reşi&rdquo; burjuva diktat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml; altında kuraldışına &ccedil;ıkarılmıştır.</p>
<p>T. C. devleti kurulurken iş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;i halkların talepleri bastırılarak devlet eliyle burjuva yetiştirildi. Bir yandan da &ldquo;imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir k&uuml;tleyiz&hellip;&rdquo; nutuklarıyla sınıf ger&ccedil;ekliği ink&acirc;r edilmeye &ccedil;alışıldı. İş&ccedil;i sınıfı hareketi, sosyalist hareket devlet ter&ouml;r&uuml;yle ezildi. K&uuml;rtler, Kızılbaş-Aleviler k&uuml;tlesel kırım ve kıyımlardan ge&ccedil;irildi. Ulusallık-Sınıfsallık dinamikleri i&ccedil;inden ve dışından kuşatıldı. Sosyal muhalefet dinamiklerinin birlikte hareket etmesi &ccedil;eşitli y&ouml;ntem ve ara&ccedil;larla engellendi.</p>
<p>Finans kapitalin oluşması ge&ccedil; oldu, fakat g&uuml;&ccedil; olmadı. Sermaye sınıfı uluslar&ouml;tesi tekelci sermayenin yer yer yerli bir ortağı, işbirlik&ccedil;isi ve taşeronu olmayı becerdi.</p>
<p>Kapitalist anarşiyi aşmaya y&ouml;nelen &ouml;rg&uuml;tlerimiz devlet ter&ouml;r&uuml;yle bastırılıp dağıtıldı. Yeri bir daha doldurulamaz nitelikteki insanlarımız darağa&ccedil;larını s&uuml;sledi ve kırlarda, kentlerde katledildi.</p>
<p>Burjuvazi, &ldquo;Sol Cenahımızın&rdquo; politikasızlığını&nbsp; b&uuml;y&uuml;k bir ustalıkla kullanmasını bildi ve &ouml;ncelikle emek&ccedil;i halklarımızı kemalizm, milliyet&ccedil;ilik, islamcılık, vb. gerici ideolojiler ekseninde rahatlıkla binbir par&ccedil;aya b&ouml;lebildi. Ardından &ldquo;Alevi-S&uuml;nni&rdquo; insanlarımızı birbirine karşı b&ouml;ld&uuml;-kışkırttı ve onarımı zor d&uuml;şmanlıkların tohumlarını ekti. Peşi sıra &ldquo;T&uuml;rk-K&uuml;rt&rdquo; karşıtlığını -d&uuml;şmanlığını- yaratarak ırk&ccedil;ı ve milliyet&ccedil;i akımları daha da kışkırttı.</p>
<p>Bunlar yetmiyormuş&ccedil;asına şimdi de, gerici Ana ve Baba yasalarının &ouml;mr&uuml;n&uuml; biraz daha uzatabilmek adına yapılan kimi incir &ccedil;ekirdeğini doldurmayan, emek&ccedil;i yığınlara yarar mı zarar mı getireceğini kendi maaşlı uşaklarının bile a&ccedil;ıklayamadığı kimi makyajları &ldquo;Evet mi?&rdquo;, &ldquo;Hayır mı?&rdquo; diye dayatarak yeni bir b&ouml;l&uuml;nme tezgahını &ouml;ne s&uuml;r&uuml;yor.</p>
<p>Devletin a&ccedil;tığı kanallarda faaliyetlerine izin verilen sendika b&uuml;rokrasisi ile sağ ve &ldquo;sol&rdquo; teslimiyet&ccedil;i oport&uuml;nist &ouml;rg&uuml;tler marifetiyle İş&ccedil;i Sınıfı Partisi (İSP)&rsquo;nin &ouml;rg&uuml;tlenmesine darbeler vuruldu.</p>
<p>Tekelci sermayenin &ldquo;y&uuml;ksek&rdquo; &ccedil;ıkarlarını g&ouml;zeten faşist askeri darbeler y&ouml;ntemiyle iş&ccedil;i sınıfını politika dışında tutan, politikasızlaştıran y&ouml;ntemlerle iş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;ilerin kendi &ccedil;ıkarları doğrultusunda sosyal m&uuml;cadeleye davranmasının &ouml;n&uuml; kesilmek istendi, faşist baskı ve ter&ouml;r y&ouml;ntemleriyle y&uuml;reklere korkular salındı-aşılandı.</p>
<p>&ldquo;Evet mi?&rdquo;, &ldquo;Hayır mı?&rdquo; t&uuml;r&uuml;nden dayatılan gerici tercihlere karşı iş&ccedil;i sınıfının ve emek&ccedil;i halklarımızın &ccedil;ıkarlarına hizmet edebilecek devrimci tavır ne olmalıdır? Devrimcilerin, Kom&uuml;nistlerin dikkat edeceği husus yalnızca budur.</p>
<p>Burjuvazinin &ccedil;ıkarlarını koruyup kollayan yasal ve anayasal d&uuml;zenlemelerde iş&ccedil;i sınıfı ile emek&ccedil;ilerin &ccedil;ıkarlarını koruyup kollayacak &ouml;rg&uuml;tsel g&uuml;vencelerimiz h&acirc;lihazırda yoktur. N&uuml;veler h&acirc;lindeki kadrolar da dağınık ve g&uuml;&ccedil;s&uuml;zd&uuml;r.</p>
<p>Burjuva diktat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml; altındaki barajlı ve emek&ccedil;iler i&ccedil;in binbir engelli se&ccedil;imler sonucunda ortaya &ccedil;ıkan &ldquo;iktidarlar&rdquo; iddia ettikleri gibi ne yasal ne de meşrudur. Sosyal-ekonomik-siyasal-k&uuml;lt&uuml;rel a&ccedil;ılardan eli, kolu, ayağı, ağzı, dili bağlanmış insanlarımız iki gerici odak arasında nasıl bir se&ccedil;im yapacaktır? Bu şartlarda yapılan tercihlerde &ldquo;Milli irade&rdquo; dedikleri şey h&acirc;kim gerici sınıfların &ldquo;y&uuml;ksek&rdquo; &ccedil;ıkarlarını koruyup kollayanların işbaşı yapmasından başka bir şey değildir.</p>
<p>İş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;ilere hi&ccedil;bir ışık getirmeyen anayasa değişikliğinin referanduma sunulması olayına &ldquo;Evet&rdquo; ya da &ldquo;Hayır&rdquo; denilmesiyle devlet / sistem / rejim reform yapmış sayılmayacaktır. Burjuva diktat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml; gerici yasa ve anayasalarla devam edecektir. AKP&rsquo;nin şahsında h&acirc;kim gerici sınıfların siyas&icirc; &ccedil;ıkarları da bir bi&ccedil;imde tahkim edilmiş olacaktır. Devrimciler, Kom&uuml;nistler, gerici reform dahi yapamayan burjuva iktidarlarının oyunlarına &ldquo;Evet&rdquo; ya da &ldquo;Hayır&rdquo; diyerek alet olamazlar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onların yararına hi&ccedil;bir durum s&ouml;z konusu değildir. Bu t&uuml;rden bir saflaşma yerine sistemin / rejimin ideolojik-sınıfsal konumunu, mantığını, işleyiş kurallarını a&ccedil;ığa vuracak, iş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;i halklarımızın talep ve ihtiya&ccedil;larını g&uuml;ndeme getirecek &ccedil;abalara ihtiya&ccedil; duyulmaktadır.</p>
<p>&ldquo;Evet mi?&rdquo; (akp, sp, bbp vb.), &ldquo;Hayır mı?&rdquo; (chp, mhp vb.) gerici saflaşmasında bir de BDP tarafından &ldquo;Boykot&rdquo; &ccedil;ağrıları yapılmıştır. Burjuvazinin g&ouml;stermelik se&ccedil;im mekanizmalarına katılmak ya da katılmamak iş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;ilerin o g&uuml;nk&uuml; sınıfsal &ccedil;ıkarlarıyla ilgilidir.</p>
<p>&ldquo;Boykot&rdquo; tavrı iş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;ilerin &ccedil;ıkarlarına &ouml;nemli, kayda değer bir katkı sunuyorsa, burjuvazinin oyunlarını bozmaya ve sistemi geri adım atmaya zorluyorsa bu y&ouml;ntem d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir.</p>
<p>Bir de "Yetmez ama Evet" cephesi (nevzuhur "Avrupa standartlarına uygun sosyal-demokrat parti" edp ve diğer d&ouml;nek "solcu" liberaller) ile "Yeni bir anayasa i&ccedil;in Hayır" cephesi (tekape, &ouml;dp, emep, disk, tmmob, kesk, halkevleri, vb)&nbsp;&nbsp; oluştu.</p>
<p>Burada se&ccedil;im ve oy hesapları ile parlamentonun kullanılması gibi tartışmalara girmeden s&ouml;ylenecekse:</p>
<p>T. C.deki se&ccedil;im sistemlerinde kullanılan oyların &ouml;nemli bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n &ldquo;Boykot&rdquo; tercihinde bulunması emek&ccedil;ileri h&acirc;kim sınıf g&uuml;ndemlerine mahk&ucirc;m olarak g&ouml;ren her iki burjuva cephesine de vurulacak &ouml;nemli bir darbe ve ders olacaktır. Dolayısıyla ancak b&ouml;yle etkili bir sonucun &ouml;rg&uuml;tlenebileceği, ger&ccedil;ekleştirilebileceği hesaplanıyorsa bu boykot &ccedil;ağrısının bir anlamı olabilecektir. &Uuml;stelik &ccedil;ağrı yapmak da yetmez, Erdoğan&rsquo;ın &ldquo;Evet&rdquo; turu, Kılı&ccedil;daroğlu&rsquo;nun &ldquo;Hayır&rdquo; turu gibi de değil, kapı-kapı dolaşarak &ldquo;Boykot&rdquo;un gerek&ccedil;esi anlatılmalıdır. &ldquo;Boykot&rdquo; &ccedil;ağrısı sistemli ajitasyon, propaganda, yetenek ve hatırı sayılır bir &ouml;rg&uuml;tl&uuml;l&uuml;ğ&uuml; gerektirir. Yoksa pasif bir boykot anlayışı, &ldquo;Hele bir kelle sayımız ortaya &ccedil;ıksın&rdquo; &ccedil;ağrısı olarak kalmaya mahk&ucirc;mdur. &ldquo;Evet&rdquo;, &ldquo;Hayır&rdquo; ile &ldquo;Boykot&rdquo; tercihlerinin sonu&ccedil;ları şimdiden aşağı yukarı bellidir. Sonu&ccedil;ta: &ldquo;Evet&rdquo; oylarının &ccedil;okluğuyla ya AKP&rsquo;nin dediği olacaktır.&nbsp; Ya da &ldquo;Hayır&rdquo; oylarıyla AKP tepe taklak olup CHP veya MHP &ouml;ne &ccedil;ıkacaktır. Ancak &ldquo;Boykot&rdquo; oylarının &ouml;nemli bir d&uuml;zeyde oluşu sistemi / rejimi ve herkesi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;recektir.</p>
<p><strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ KOLEKTİFİMİZİN</em></strong> <strong><em>&ouml;nerisi son derece&nbsp; a&ccedil;ıktır: Aktif+&Ouml;rg&uuml;tl&uuml; Boykotu hayata ge&ccedil;irecek &ccedil;abalara ihtiya&ccedil; duyulmaktadır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Aktif Boykot ve bu yoldaki ittifak ve g&uuml;&ccedil; birliği &ccedil;alışmalarını, iş&ccedil;i sınıfının sendikal ve siyasal birliği m&uuml;cadelesiyle&nbsp; birleştirmeli ve g&uuml;ndemde sıcak tutmalıyız.</em></strong></p>
<p><strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ Adına<br />Sırrı &Ouml;zt&uuml;rk</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Bizden Haberler</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/180/bizden_haberler</link> 
		<description><![CDATA[İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetemizin 5. Sayısında Bizden Haberler[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>*<strong><em> İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong> <em>Gazetemiz</em> &Ccedil;alışanları 1 Mayıs 2010 tarihinde diğer bazı illerde olduğu gibi yerel inisiyatiflerini kullanarak İstanbul-Taksim Meydanı&rsquo;ndaki etkinliğe kamu emek&ccedil;ilerinin-sendikalı iş&ccedil;ilerin, &ccedil;eşitli oda temsilcilerinin yanında katıldı. Gazetemiz 1 Mayıs&rsquo;ta yalnızca iş&ccedil;ilere dağıtıldı.<br /><strong><br />* Antakya da 1 Mayıs: </strong>Antakya&rsquo;da 1 Mayıs her yıl olduğu gibi bu yıl da coşku ile kutlandı. Bu yıl farklı olarak iş&ccedil;i sınıfı ve emek&ccedil;ilere rehber olmak hedefi ile yola &ccedil;ıkan &ldquo;<strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong>-İş&ccedil;i Kitle Gazetesi&rdquo; pankart a&ccedil;arak alana y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Bizler <strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong> okurları olarak Antakya&rsquo;daki 1 Mayıs etkinliklerine yerel inisiyatiflerimizi kullanarak katıldık ve&nbsp; &ldquo;SELAM OLSUN KAPİTALİZMİN MEZAR KAZICISİ İŞ&Ccedil;İ SINIFINA/ <strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong>&rdquo; pankartının arkasında y&uuml;r&uuml;d&uuml;k. Y&uuml;r&uuml;y&uuml;şte sık sık '1 MAYIS KIZILDIR KIZIL KALACAK, YASASIN 1 MAYIS, FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA, YAŞASIN İŞ&Ccedil;İLERİN BİRLİĞİ HALKLARIN KARDEŞLİĞİ. sloganları atıldı.<strong> </strong>1 Mayıs kutlama programı saat 16.30&rsquo;da 1 Mayıs 1977&rsquo;de katledilen devrimciler ve t&uuml;m devrim şehitleri adına 1 dakikalık saygı duruşu ile başladı. Konuşmaların ardından Grup NİDAL s&ouml;ylediği t&uuml;rk&uuml; ve marşlarla sahneye &ccedil;ıktı. &Ccedil;ekilen halaylarla Kutlama etkinliği sona erdi. (<strong><em>Antakya&rsquo;dan İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ Okurları</em></strong>)<br /><strong><br />* Mersin&rsquo;de 1 Mayıs Mitingi: </strong>Sabah 10&rsquo;da&nbsp; İstasyon&rsquo;dan başlayan mitinge yaklaşık olarak 10 bin kişi katıldı. Sendikalardan Eğitim-Sen ve Yol-İş yoğun katılım g&ouml;sterirken diğer sendikalar sınırlı bir katılım g&ouml;sterdi. Siyas&icirc; ve gazete &ccedil;evrelerinden <strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong>, BDP, Halkevleri-&Ouml;ğrenci Kolektifleri-Gen&ccedil; Umut, EMEP, &Ouml;DP-Gen&ccedil;lik Muhalefeti, Devrimci Proletarya, AKA-DER, DHF, Partizan, EHP, ESP, SDP, T&Ouml;P-Kadınların Emeği Kolektifi-Liseli Kıvılcım- &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k&ccedil;&uuml; Gen&ccedil;lik, Sosyalist Gelecek, DİP, Dev-Lis-Dev-Gen&ccedil;, E&Ouml;C, Mersin 78&rsquo;liler ve CHP katıldı.<br /><br />Mersin&rsquo;deki 1 Mayıs etkinliklerine <strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong> Gazetesi okurları yerel inisiyatiflerimizi kullanarak katıldık ve &ldquo;Selam Olsun Kapitalizmin Mezar Kazıcısı Proletaryaya-<strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong>&rdquo;&nbsp; pankartı altında y&uuml;r&uuml;d&uuml;k. Yol boyunca <strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong> korteji canlılığı ve coşkusuyla dikkat &ccedil;ekerken mitingde '1 MAYIS KIZILDIR KIZIL KALACAK&rsquo;, &lsquo;YASASIN 1 MAYIS, BİJİ YEK GULAN, YIHYE EVVEL EYYAR&rsquo;, &lsquo;FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA&rsquo;, &lsquo;YAŞASIN İŞ&Ccedil;İLERİN BİRLİĞİ HALKLARIN KARDESLİĞİ&rsquo; sloganları atıldı. <strong><em>(Mersin İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong><em> <strong>Okurları)&nbsp;<br /></strong></em><strong><br />* Eskişehir&rsquo;de 1 Mayısa Y&ouml;nelik Keyfi Uygulamalar: </strong>Devletin t&uuml;m imk&acirc;nlarını seferber etmesine rağmen bir t&uuml;rl&uuml; engelleyemediği ve iş&ccedil;i ve emek&ccedil;ilerin bedeller &ouml;deyerek elde ettiği 1 Mayıs birlik m&uuml;cadele ve dayanışma g&uuml;n&uuml;n&uuml; geride bırakmamıza rağmen h&acirc;l&acirc; 1 Mayısla ilgili &ccedil;eşitli kovuşturma ve keyf&icirc; yaptırımlar s&uuml;r&uuml;yor. Eskişehir&rsquo;de Sakarya Caddesi Sıhhiye Meydanında yapılan 1 Mayıs etkinliğinde İstiklal Marşı okunduğu sırada esas duruşa ge&ccedil;medikleri iddia edilen ve aralarında DTP eski il başkanın da bulunduğu 35 kişi hakkında Eskişehir 4.Sulh Ceza Mahkemesi tarafından &ldquo;İstiklal Marşını alenen aşağılama&rdquo; su&ccedil;undan 2 yıla kadar hapis istemiyle dava a&ccedil;ıldı. Davanın ilk duruşmasında kanıt yetersizliği ve bazı sanıkların duruşmaya gelmemelerinden &ouml;t&uuml;r&uuml; duruşma ertelendi. Eskişehir&rsquo;de daha &ouml;nceki 1 Mayıslarda da gerek devletin kolluk kuvvetlerinin sistematik provokasyonları, gerekse tertip komitesinin polis ile yaptığı işbirliği ve şoven anlayışından dolayı DTP kortejine s&ouml;zl&uuml; ve fiili saldırılarda bulunulmuştu. Sivil halkın da provoke edilmesiyle başta polis ve bazı sendikalar olmak &uuml;zere DTP kortejine saldırı ger&ccedil;ekleştirilmiş fakat kitlenin metanetli davranmasıyla saldırı bertaraf edilmişti. Sistemin askeriyle, polisiyle, devlet sendikalarıyla t&uuml;m yoksul emek&ccedil;i halk kesimlerine y&ouml;nelik sistemli saldırıları son d&ouml;nemlerden ağırlık kazanmıştır. T&uuml;m bu saldırıları tersy&uuml;z etmenin yolu bilin&ccedil;li ve tutarlı bir &ccedil;izgide t&uuml;m kesimlerin t&uuml;m bu saldırılara karşı ortak cevaplar vermesinden ge&ccedil;mektedir. <strong><em>(Fotoğraf ve Haber: Eskişehir İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em> <em>Gazetesi &Ccedil;alışanları)<br /></em></strong><strong><br />* Mersin&rsquo;de 6 Mayıs Anma Etkinliği: </strong>68&rsquo;liler derneğinin d&uuml;zenlediği 6 Mayıs Anma Etkinliği 68&rsquo;liler ormanında yapıldı. <strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong> <em>Gazetesi</em>nin de katıldığı ve stant a&ccedil;tığı ve gazetenin tanıtımını yaptığı etkinliğe yaklaşık 2000 kişi katıldı. Sabah 09.30&rsquo;dan itibaren şehir dışından otob&uuml;slerle gelenlerle kahvaltıya ge&ccedil;ilmesiyle başlayan etkinlik akşam 19.00&rsquo;a kadar devam etti.<br /><br />9 Mayıs&rsquo;ta ger&ccedil;ekleşen etkinlikte Nazım Hikmet&rsquo;in Moskova&rsquo;da bulunan anıt mezarının benzerinin yapıldığı anıt heykelinin a&ccedil;ılışı yapıldı.<strong><em>(Mersin İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ Gazetesi Okurları)<br /></em></strong><strong><em><br />* İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong> <em>Gazetemiz:&nbsp; </em>27 Şubat 7 Mart 2010 tarihinde d&uuml;zenlenen Bursa Kitap Fuarında; 17-25 Nisan 2010&rsquo;da İzmir Kitap Fuarında; 18-23 Mayıs 2010 tarihinde Diyarbakır Kitap Fuarı&rsquo;nda <em>Sorun Yayınları Kolektifi</em> Standında bulunduruldu, &ccedil;eşitli diyaloglar ger&ccedil;ekleştirildi ve Gazetemiz tanıtıldı. Fuarlar s&uuml;resince 55x150 cm.lik pankartımız asıldı ve ilgi g&ouml;rd&uuml;.<br /><strong><em><br />* </em></strong>Kayıp yakınlarının 12 Haziran 2010 tarihinde başlattığı y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş Ankara&rsquo;da son buldu. &ldquo;Ger&ccedil;ek ve Adalet İnisiyatifi&rdquo;nin Tanıklar Konuşuyor-Ger&ccedil;ek Buluşması&rdquo;nın 19-20 Haziran tarihlerinde Ankara&rsquo;da TMMOB İnşaat M&uuml;hendisleri Salonlarında d&uuml;zenlediği etkinliğe Gazetemizi temsilen Sırrı &Ouml;zt&uuml;rk&rsquo;te katıldı ve izledi.<br /><br />* <strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong> <em>Gazetemiz</em> &Ccedil;alışanları olarak; 15/16 Haziran Direnişi&rsquo;nin 40. Yıld&ouml;n&uuml;m&uuml;n&uuml; Kocaeli&rsquo;de anmak ve yapanların konuşmasını ger&ccedil;ekleştirmek amacıyla uygun bir mek&acirc;n aradık, fakat bulamadık. Tatil g&uuml;nlerine denk getirmeyi planladığımız 13-14 ve 19-20 Haziran 2010 tarihlerinde Kocaeli&rsquo;deki t&uuml;m salonlar mevcut &ldquo;sol&rdquo; gruplar tarafından tutulmuştu. Bu grupların hi&ccedil;biri kolektif etkinlik d&uuml;zenleme ilkeselliklerine hazır ve aday değildi. Her grup bu tarih&icirc; direnişi &ouml;zel ve &ouml;znel yorumlarıyla &ldquo;kendi 15/16 Haziran&rdquo;ını anmayı uygun g&ouml;r&uuml;yordu!... &ldquo;Sol Cenahta&rdquo; hen&uuml;z &ldquo;dar grup tapınımı&rdquo;, benmerkezcilik ve kariyerizm hastalığı kırılıp aşılamamıştı. &ldquo;15/16 Haziran ruhu&rdquo; telaffuz edenler dahi sponsorlu etkinlikler d&uuml;zenliyor ve s&ouml;ze &ldquo;benim partim&rdquo; diye başlıyordu! B&ouml;ylelerinin d&uuml;zenlediği etkinliklere katılmayı da uygun g&ouml;rmedik ve reddetmeyi uygun bulduk.<br /><br />Tarihimizi yapanların bu s&uuml;re&ccedil;ten &ccedil;ıkardığı &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; ders ve sonu&ccedil;ları kimsenin dinlediği yoktu! Direniş&rsquo;in kadrolarının değerlendirmelerini, tahlillerini, tezlerini, hayat ve m&uuml;cadelenin de doğruladığı mesajlarını, &ouml;neri ve eleştirel katkılarını da kimsenin dinlediği yoktu! Konuyu ve sorunlarımızı hamasetle -yasak savar- bi&ccedil;imlerde ge&ccedil;iştiriyorlardı! Birilerine g&ouml;re &ldquo;devrimcilik&rdquo; buydu!&nbsp; B&ouml;ylelerinin d&uuml;zenlediği etkinliklere katılmayı hem uygun g&ouml;rmedik hem de &ouml;nerilerini reddetmeyi uygun bulduk. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; herkes kendine M&uuml;sl&uuml;man&rsquo;dı ve herkes kendi ament&uuml;s&uuml;n&uuml; okuyordu. Demek ki Marksizm hen&uuml;z bu k&ouml;ye uğramamıştı!?.. Devrimci ve Marksist ge&ccedil;inenlerin &ldquo;Marksizmin yorumu ve pratikte yeniden &uuml;retimi&rdquo; sorunsalından haberi yoktu!?..<br /><strong><br />* Mersin&rsquo;de &lsquo;Haziran&rsquo;da &Ouml;lmek Zor&rsquo; Etkinliği: </strong>Mersin&rsquo;de demokratik kurum, gazete ve dergi &ccedil;evrelerinin oluşturduğu &lsquo;Haziranda &Ouml;lmek Zor&rsquo; Etkinlik Komitesi&rsquo;nin organize ettiği anma etkinliği 13 Haziran&rsquo;da 68&rsquo;liler ormanında ger&ccedil;ekleştirildi. Etkinlikte Haziran ayında yitirdiğimiz şairlerden Ahmet Arif ve Nazım Hikmet, Yazar Orhan Kemal ile sanat&ccedil;ı Kazım Koyuncu ve 15/16 Haziran iş&ccedil;i direnişinde hayatını kaybedenler anıldı.<br /><strong><em><br />İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong> <em>Gazetesi</em> etkinliğe katılarak stant a&ccedil;tı ve gazetenin tanıtımını yaptı.<strong><em> (Mersin İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ Gazetesi Okurları)<br /></em></strong><br />* Yapılan işb&ouml;l&uuml;m&uuml;nde; <em>Sorun Yayınları Kolektifi</em>, <strong>SORUN <em>Polemik</em></strong> <em>Dergisi</em> sorumlusu ve <strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong> <em>Gazetemiz</em>&rsquo;in de sahibi sıfatıyla <em>Evrensel Gazetesi</em>&rsquo;nin 15 Haziran 2010 tarihli sayısında ve<em> Devrimci Demokrasi Gazetesi&rsquo;</em>nin 30 Haziran 2010 tarihli sayısında Sırrı &Ouml;zt&uuml;rk ile yapılan r&ouml;portajlara ayrıntılı yer verildi. Bu r&ouml;portajlarda ağırlıklı olarak iş&ccedil;i sınıfının sendikal ve siyasal birliği konularını &ouml;nemini işledi ve&nbsp; &ldquo;Biz iş&ccedil;i sınıfının bu tarihsel direnişinden <strong><em>PARTİ</em></strong> dersini &ccedil;ıkardık&rdquo; dedi.<br /><br />*<strong><em> İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong> <em>Gazetemiz&rsquo;</em>in<em>:</em> İstanbul, Kocaeli, Bursa, Ankara, Eskişehir, Manisa, İzmir, Mersin, Adana, Antakya gibi modern proletaryanın yoğun olduğu iller dışındaki &ccedil;eşitli il ve işyerlerindeki&nbsp; tanıtım-dağıtım-&ouml;rg&uuml;tlenme &ccedil;alışmalarına hız verildi.<em>&nbsp;&nbsp;</em></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>TEKEL Özelleştirmesinin Unutulan Mağdurları  </title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/179/tekel_ozellestirmesinin_unutulan_magdurlari__</link> 
		<description><![CDATA[2001 krizinden sonra dönemin hükümeti, yaşanan krizin ancak IMF ve Dünya Bankası’nın isteklerinin yerine getirilmesiyle çözüleceğini savunuyordu.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Tarlalar Boş, Aileler İşsiz<br /></em></strong><br />2001 krizinden sonra d&ouml;nemin h&uuml;k&uuml;meti, yaşanan krizin ancak IMF ve D&uuml;nya Bankası&rsquo;nın isteklerinin yerine getirilmesiyle &ccedil;&ouml;z&uuml;leceğini savunuyordu. Bu nedenle de &uuml;lkede yaşayan milyonlarca insanın geleceğini d&uuml;ş&uuml;nmeden yeni yasaları meclisten ge&ccedil;irdi. IMF ve D&uuml;nya Bankası&rsquo;nın değiştirilmesini istediği yasalardan birisi olan &ldquo;T&uuml;t&uuml;n Yasası&rdquo; da o d&ouml;nemde meclisin onayından ge&ccedil;mişti.<br /><br />T&uuml;rkiye&rsquo;de 600 bin t&uuml;t&uuml;n &uuml;reticisini ve binlerce TEKEL iş&ccedil;isini ilgilendiren bu yasa sigara, t&uuml;t&uuml;n ve alkoll&uuml; i&ccedil;kiler piyasasına yeni d&uuml;zenlemeler getiriyordu. İşlediğimiz konuyla bağlantılı olan yasada olan maddeler &ouml;zetle ş&ouml;yle:<br /><br />- 2002&rsquo;den itibaren destekleme alımına son verilecek.<br /><br />- Fiyatlar serbest bırakılacak.<br /><br />- Sigara &uuml;retimi ve ithaline herhangi bir kota konulmayacak.<br /><br />- &Uuml;retici, t&uuml;t&uuml;n&uuml;n&uuml; yazılı s&ouml;zleşme ya da a&ccedil;ık artırmayla satacak.<br /><br />- T&uuml;t&uuml;n ekim alanları sınırlandırılacak, serbest alanlar dışında ekim yapanların fidanları s&ouml;k&uuml;lecek<strong>.<br /></strong><br />- T&uuml;rkiye&rsquo;de t&uuml;t&uuml;n mamul&uuml; &uuml;retmek ve satmak isteyenler, Kurum&rsquo;dan &ldquo;Uygunluk Belgesi&rdquo; alacaklar.<br /><br />(&hellip;)<br /><br />Yasada yerli &uuml;reticilerin, &ccedil;ift&ccedil;ilerin ve binlerce iş&ccedil;inin durumunun ne olacağı, zararın nasıl karşılanacağına dair hi&ccedil;bir madde yer almıyor. T&uuml;t&uuml;n ekilen alanların sınırlandırılması, yetiştirilen t&uuml;t&uuml;n&uuml;n a&ccedil;ık artırmayla satılacak olması bu piyasada, g&uuml;&ccedil;l&uuml;, birka&ccedil; tekelin oluşturulacağı ve fiyatları onların belirleyeceklerini g&ouml;stermekteydi. Zaten zahmetli ve pahalı bir maliyeti olan t&uuml;t&uuml;n, d&uuml;ş&uuml;k fiyatla satın alınacaktı. Bu durum &ccedil;ift&ccedil;inin yok edilmesi anlamına gelmektedir.<br /><br />*&nbsp;&nbsp; *&nbsp;&nbsp; *<br /><br />T&uuml;t&uuml;n yasasından &ouml;nce &ldquo;Hatay&rdquo;ın Yayladağı ve Altın&ouml;z&uuml; il&ccedil;elerinde yaşayan binlerce aile ge&ccedil;imini t&uuml;t&uuml;nden sağlardı. Bu d&ouml;nemde t&uuml;t&uuml;n &uuml;retimine herhangi bir kota konulmadığı gibi &uuml;retilen t&uuml;t&uuml;n de tekel tarafından alınıyordu.<br /><br />Yasanın meclisten ge&ccedil;mesinden sonra t&uuml;t&uuml;n &uuml;retimine kota konuldu. Kotanın getirilmesiyle birlikte binlerce &uuml;retici de mağdur olmaya başladı; &ouml;nceleri istediği kadar &uuml;reten ve bu &uuml;rettiklerini satabilen &uuml;reticiye kota ile birlikte sınırlandırmalar getirildi. Kota d&uuml;zenlemesine g&ouml;re her &ccedil;ift&ccedil;i sadece tekelin belirlediği miktar kadar t&uuml;t&uuml;n ekebilecekti. Bu miktar yılda 200-250 kg. Bu miktarın yıllık getirisi yaklaşık 1.000 TL&rsquo;dir. G&uuml;bre, tohum, sulama, &ccedil;apalama&hellip; dikkate aldığımızda masrafları bile zor karşılar.<br /><br />D&uuml;zenlemedeki asıl ama&ccedil; TEKEL&rsquo;in t&uuml;t&uuml;n ekimini yasaklaması değil, <strong>&ccedil;ift&ccedil;iyi t&uuml;t&uuml;n ekmekten vazge&ccedil;irmesiydi. </strong>B&uuml;y&uuml;k oranda da &ouml;yle oldu. Binlerce aile eskiden 4-5 ton t&uuml;t&uuml;n ekerken, kota ile birlikte 200-250 kg. &uuml;zerindeki ekimden vazge&ccedil;mek zorunda kaldı. TEKEL&rsquo;in t&uuml;t&uuml;n&uuml;n t&uuml;mden ekilmesini yasaklamamasının nedeni &ccedil;ift&ccedil;ilerle arasında &ouml;nceden yapılan s&ouml;zleşmedir. Bu s&ouml;zleşmeye g&ouml;re t&uuml;t&uuml;n ekimi yasaklanırsa TEKEL&rsquo;in y&uuml;kl&uuml; miktarda tazminat &ouml;demesi gerekmektedir.<br /><br />T&uuml;t&uuml;n ekiminde yaşanılan s&uuml;re&ccedil;le birlikte &ccedil;ift&ccedil;inin s&ouml;zleşmeyi bozduğu varsayımı ile TEKEL&rsquo;in ona vermesi gereken tazminat ta verilmemiştir. Diğer yanda s&ouml;zleşmeyi iptal etmeyip kota d&uuml;zenlemesine uyan &ccedil;ift&ccedil;iler ise yılda 200-250  kg t&uuml;t&uuml;n ekerek s&ouml;zleşmelerini korumuşlardır. Bu durum 2009&rsquo;a kadar b&ouml;yle devam etmiştir. 2009&rsquo;a kadar bir&ccedil;ok &ccedil;ift&ccedil;i t&uuml;t&uuml;n ekmekten vazge&ccedil;miştir.<br /><br />Başkanları genellikle b&uuml;y&uuml;k toprak sahipleri olan &ccedil;ift&ccedil;ilerin bağlı oldukları tarım kooperatifleri yaşanan s&uuml;rece sessiz kalmışlardır.<br /><br />Devlet; 2009&rsquo;da TEKEL s&ouml;zleşmesini feshetmeyen &ccedil;ift&ccedil;ilere ektikleri t&uuml;t&uuml;n kadar tazminat &ouml;demeye başlar. &Ouml;denecek tazminat 3 yıl i&ccedil;in ge&ccedil;erli olmak &uuml;zere 200-300 TL kadardır. 2009&rsquo;la birlikte t&uuml;t&uuml;n toplama yetkisi de &ouml;zel sekt&ouml;re verilir. Bu d&uuml;zenleme ile T&uuml;rkiye&rsquo;deki işsizler ordusuna binlercesini katmıştır. Şimdi ise tarlalar boş, aileler işsiz kalmıştır.<br /><em><br /><strong>&nbsp;T&uuml;t&uuml;n &Uuml;reticisi Bir Emek&ccedil;i</strong></em></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Marx Okuyan İşçinin Notları - 4 -</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/178/marx_okuyan_iscinin_notlari_-_4_-</link> 
		<description><![CDATA[Marx’ın Ücret, Fiyat ve Kâr kitabının son bölümünden aşağıdaki sonucu çıkardım[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 10.0pt; font-family: Arial;">Marx&rsquo;ın &Uuml;cret, Fiyat ve K&acirc;r kitabının son b&ouml;l&uuml;m&uuml;nden aşağıdaki sonucu &ccedil;ıkardım:<br /></span><span style="font-family: Arial; font-size: 13px;"><br />Genel olarak &uuml;cretlerin d&uuml;şmesi veya artması, iş&ccedil;i sınıfının yaşam standardını etkiler, ancak kapitalizmin getirmiş olduğu ekonomik dalgalanmalar sonunda, &ouml;zellikle krizlerde kapitalistler her daim yeni &uuml;retici g&uuml;&ccedil;leri tercih ederler. Bu da iş&ccedil;i sınıfının yaşam standardını aşağıya &ccedil;eker.<br /></span><span style="font-family: Arial; font-size: 13px;"><br />Piyasa durumları iyi olduğu takdirde kapitalistler &uuml;retici g&uuml;&ccedil;leri ne kadar yeniler? Refah d&ouml;neminde kapitalistler sermayelerini b&uuml;y&uuml;t&uuml;r ve dalgalanma olduğu anda refah d&ouml;neminde biriktirdiği sermayeyi makinelere yatırarak, sermayenin birikimini makinelere aktarmış olur. B&ouml;ylece artık sermaye birikimi daha &ccedil;ok makine ve daha az iş&ccedil;iyle yeniden başlar. Demek ki, refah d&ouml;neminde &uuml;cretlerin biraz artması, iş&ccedil;i sınıfının refah d&ouml;nemini iyi bir kazanım olarak g&ouml;rmesi, onu aldatır &ccedil;&uuml;nk&uuml; krizlerde &uuml;cretler d&uuml;şecektir.<br /></span><span style="font-family: Arial; font-size: 13px;"><br />İş&ccedil;i sınıfı elbette &uuml;cret artışı i&ccedil;in m&uuml;cadele edecektir. Ancak verilmesi gereken asıl m&uuml;cadele &uuml;cretli k&ouml;lelik sistemine karşıdır. Yoksa iş&ccedil;i sınıfının karşılaştığı refah d&ouml;nemleri ancak kısa s&uuml;reli olabilir ve her krizde refah d&ouml;neminden daha beter bir şekilde dibe vuracaktır.<br /></span><em><br /><strong>Salim &Ccedil;ınar</strong></em></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Dünümüz-Bugünümüz-Yarınımız  </title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/177/dunumuz-bugunumuz-yarinimiz__</link> 
		<description><![CDATA[Gazetenizi düzenli takip eden bir okurunuz olarak her sayıya düşüncelerimi, gözlemlerimi ve çalıştığım yerde karşılaştığımız sorunları yazmaya çalışıyorum.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong> <em>Gazetesi</em> &ccedil;alışanlarına merhaba. Gazetenizi d&uuml;zenli takip eden bir okurunuz olarak her sayıya d&uuml;ş&uuml;ncelerimi, g&ouml;zlemlerimi ve &ccedil;alıştığım yerde karşılaştığımız sorunları yazmaya &ccedil;alışıyorum. Yeni sayınıza ilişkin hem &ccedil;alıştığım hastane de hem yaşadığım mahallede karşılaştığım toplumun &uuml;&ccedil; kuşağının genel sorunları ile ilgili g&ouml;zlemlerimi yazmaya &ccedil;alıştım.<br /><br />&Ccedil;alışmalarınızda başarılar dilerim.<br /><br />G&uuml;zel bir s&ouml;z vardır. &ldquo;&Ccedil;ocuklar geleceğimiz, gen&ccedil;ler bug&uuml;n&uuml;m&uuml;z, yaşlılar da ge&ccedil;mişimiz&rdquo; diye. Bu s&ouml;z d&uuml;n&uuml;, bug&uuml;n&uuml; ve geleceği &ccedil;ok iyi &ouml;zetliyor. İlk &ouml;nce d&uuml;n&uuml;m&uuml;z olan yaşlılara bir g&ouml;z atalım. Yaşlılarımız yaşamları boyunca &ccedil;alışıp dururlar, emeklilik d&ouml;nemlerinde biraz rahat etsinler diye. Ama emekli olan yaşlılarımız hi&ccedil;bir zaman rahat edemez. Emekli olsalar da hayatlarını s&uuml;rd&uuml;rebilmek i&ccedil;in gene &ccedil;alışmak zorunda kalırlar. H&acirc;lbuki zengin kapitalist &uuml;lkelerde emekli olan yaşlılar d&uuml;nyayı gezip g&uuml;nlerini g&uuml;n ederler. Ger&ccedil;i şimdiki SSK sistemimize g&ouml;re artık emekli de olamayacağız. İş bulabildiğimiz &ouml;l&ccedil;&uuml;de &ouml;lene kadar &ccedil;alışıp duracağız. Hoş ger&ccedil;i bazıları da işimiz olsun da &ouml;lene kadar &ccedil;alışmaya razıyız diyebilirler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde işsizlik hat safhada. &Ouml;zellikle y&uuml;ksek &ouml;ğrenim g&ouml;ren gen&ccedil;lerin &ccedil;oğu işsizlikle karşı karşıyadır. &Ouml;ğrenimlerini bitiren gen&ccedil;lerin &ccedil;oğu istihdam edilmiyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;nlerine KPSS diye bir sınav konularak gen&ccedil;ler kepaze ediliyor. K&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşlarda atelyelerde, sanayide &ccedil;alışan gen&ccedil;lerimiz de &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;k &uuml;cretlerle, işten kovulma korkusu ile yaşamaktadırlar. Etrafımıza baktığımızda &ccedil;oğu gencin hayattan bezgin, yılgın, umutsuz olduğunu ve depresif bir neslin t&uuml;rediğini g&ouml;rebiliriz. Aslında bu nesil 1980&rsquo;den sonra devletin &uuml;lkenin ilericilerini yıldırma ve geleceğini teslim alma politikaları ile inşa edildi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; d&uuml;ş&uuml;nmeyen, sorgulamayan, politikaya karışmayan bir nesil yaratılmak isteniyordu. 1980 darbesinden sonra insanlar o kadar korkutulup sindirildi ki insanlar her şeyden &uuml;rker h&acirc;le geldi. O zamanın aktif solcularının &ccedil;oğu bile kendi &ccedil;ocuklarını politikadan uzak tutmak i&ccedil;in ellerinden geleni yaptılar. Şimdiki gen&ccedil;lerimize baktığımızda araştırmayan, &uuml;retmeyen, okumayan hatta okuduğunu anlamayan bir gen&ccedil;liğin t&uuml;rediğini g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Eskiden okuma alışkanlığı k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşlarda kazandırılmaya &ccedil;alışılırdı. Ebeveynler, &ccedil;ocuklarını kitap okumaya alıştırmak i&ccedil;in kitap alırlardı. Şimdi ise &ccedil;&ouml;zmeleri i&ccedil;in test alıyorlar. Kitap okuyan bir &ccedil;ocuğa ailesi kitap okuyacağına &ldquo;bir test &ccedil;&ouml;z&rdquo; demektedir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;ocuklar yarış atı gibi yarıştırılıyor. Paylaşma duygusunun yerini rekabet, sevginin yerini nefret, ortak &uuml;retim yerine bireysel başarı gibi sahte duygular daha &ccedil;ocuk yaşlarda sistematik bir eğitim politikası ile &ccedil;ocuklara aşılanıyor. İlk &ouml;nce SBS sınavıyla karşı karşıya gelen &ccedil;ocuklar sonra &Ouml;SS şimdiki adıyla LYS, sonra da KPSS vb. sınavlara t&acirc;bi tutuluyorlar. Yani durmadan sınava hazırlanıp sınava girmek durumundadırlar.&nbsp; &Ccedil;ocuklarımızın da durumu bu ne yazık ki. Yani bu &uuml;lkede ister &ccedil;ocuk ister gen&ccedil; ister yaşlı olun hi&ccedil;bir şekilde rahat bir yaşam s&uuml;remezsiniz. D&uuml;n&uuml;m&uuml;z, bug&uuml;n&uuml;m&uuml;z ve yarınımız tehlikede.<br /><strong><br />&nbsp;<em>İstanbul &Uuml;niversite Hastanesinden Bir İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ Okuru</em></strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>İşportacıların Çalışma Koşulları</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/176/isportacilarin_calisma_kosullari</link> 
		<description><![CDATA[İşportacılık dediğimizde aklımıza ilk gelen şey belli bir yeri olmayan, belli bir iş düzeni olmayan, kendi başına mal alıp satarak geçimini sağlamaya çalışandır[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İşportacılık dediğimizde aklımıza ilk gelen şey belli bir yeri olmayan, belli bir iş d&uuml;zeni olmayan, kendi başına mal alıp satarak ge&ccedil;imini sağlamaya &ccedil;alışandır, diğer adıyla seyyar satıcı tabiriyle bilinir. Bende kendi &ccedil;alıştığım iş dalında hangi zorluklarla karşı karşıya geldiğimi ya da geldiğimizi biraz yazmaya &ccedil;alışacağım.<br /><br />İlk olarak işimiz gereği genellikle pazarlarda, (ya da- &ccedil;ıkmalı-) mahalle ve kıraathanelerde satış yapmaya &ccedil;alışırız. G&uuml;n boyu sırtımızda ya da seyyar el arabalarıyla mallarımızı satışa &ccedil;ıkartırız. Bunu hemen her g&uuml;n g&uuml;neş altında saatlerce gezerek yaparız. Yani anlayacağınız bizim iş beden emeğine bağlıdır. Her g&uuml;n bıkmadan, yorulmadan o pazar senin bu pazar benim mahalle mahalle dolaşırız. Evet, bundan başka bu kadar zahmetli bir iş var mıdır bilemem ama sadece bu sorunlarla da uğraşmıyoruz. Bizim işe &ccedil;omak sokmaya &ccedil;alışan baş engellerden bir tanesi de başta belediyeler olmak &uuml;zere zabıtalar ve son d&ouml;nemlerde pazarlarda da g&ouml;rmeye başladığımız g&uuml;venlik g&ouml;revlileridir. Bize ellerinden geldiğince iş yaptırmamaya &ccedil;alışıyorlar. Son d&ouml;nemlerde bize artık b&uuml;t&uuml;n satabileceğimiz yerleri yasaklamaya &ccedil;alışıyorlar. Sıkıntılarımız sadece bunlarla sınırlı değil. Bir de bizim zorumuza en &ccedil;ok giden şey dilenci muamelesi g&ouml;rmektir. Sanki biz hi&ccedil; ter d&ouml;kmeden insanlardan para almaya &ccedil;alışıyormuşuz gibi bir muamele g&ouml;r&uuml;yoruz.&nbsp; Belki bir&ccedil;oğumuz g&ouml;rm&uuml;ş&uuml;zd&uuml;r kahvehanelerin camek&acirc;nlarında asılan (seyyar satıcı ve dilenci giremez ) yazıları. Bu yazıyı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde nasıl bir g&ouml;zle bize baktıklarını anlayabiliyorum. Yani nasıl bir ahlak anlayışına sahipler anlayamıyorum. Bu &uuml;lkede alınteriyle &ccedil;alışan bir insana nasıl olurda bu g&ouml;zle bakılır? Anlam vermiyorum. Aklımdan ne ge&ccedil;iyor o anda anlatamam. Yani bu memlekette adam &ouml;ld&uuml;rmek mubah ama alınteriyle &ccedil;alışıp para kazanmak harammış gibi sayılmaya &ccedil;alışılıyor &acirc;deta.<br /><br />Bizim işin bir&ccedil;ok sorunu sıkıntısı var dedim. Devam edeyim. Biz bu işi hep gurbetlerde yapıyoruz. Bir&ccedil;oğumuz evli veya (ya da -&ccedil;ıkmalı-) nişanlı. Ya da ailesini bırakıp başka şehre &ccedil;ıkar. Ailenin madd&icirc; sıkıntılarını biraz olsun hafifletmek i&ccedil;in 6, 7 ay boyunca hep &ccedil;alışıp dururuz. Yılın 4, 5 ayını oturmakla ge&ccedil;iririz. Yani bir şehirden kazandığımız &uuml;&ccedil; beş kuruşluk maddiyatımızı kış aylarında t&uuml;ketiriz. &Ccedil;oğumuzun sosyal g&uuml;vencesi de yoktur. Yani anlayacağınız başımıza bir olay gelse halimiz ne olur, nasıl tedavi g&ouml;r&uuml;r&uuml;z kimse bilmez.<br /><br />Size bu işe nasıl başladığımı bir az anlatmak istiyorum. Daha &ouml;nce ben ve ailem &ccedil;ift&ccedil;ilikten ge&ccedil;inmeye &ccedil;alışıyorduk. T&uuml;t&uuml;n, buğday, zeytincilik birazda hayvancılık yaparak ge&ccedil;inmeye &ccedil;alışıyorduk. Bize en &ccedil;ok gelir getiren t&uuml;t&uuml;nd&uuml;. Demek istediğim her mevsim ailede bir kişiyi evlendirebilecek ve t&uuml;m ihtiya&ccedil;larını karşılayabilecek kadar para bırakıyordu. Ta ki t&uuml;t&uuml;ne kota koyuluncaya kadar! Yani t&uuml;t&uuml;n mamulleri &ouml;zelleştirinceye kadar t&uuml;t&uuml;n hayatımızı iyi k&ouml;t&uuml; kurtarabiliyordu. Kotadan sonra bizim i&ccedil;in artık k&ouml;yde durmanın bir anlamı kalmadı. Artık bize yol g&ouml;z&uuml;km&uuml;şt&uuml;. &Ouml;nceleri Mersin&rsquo;de seralarda &ccedil;alıştık. Daha sonra Antalya&rsquo;da ambarlarda &ccedil;alışmaya başladık. Lokanta, boyacılık, karoculuk derken sigortasız, iş g&uuml;vencesiz, d&uuml;ş&uuml;k &uuml;cretle, patronların bağırma, &ccedil;ağırma ve hakaretleri i&ccedil;erisinde &ccedil;alıştıktan sonra aynı zahmete sahip patronsuz bir iş olan bu mesleğe başladım.<br /><br />İşte b&ouml;yle bir hayat yaşamaya &ccedil;alışıyoruz. Bu işin en k&ouml;t&uuml; yanı insanın kendi kendine yabancılaşmasına yol a&ccedil;masıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; en yakınındaki insana bile artık bir &ccedil;ıkar g&ouml;z&uuml;yle baktırıyor. &Ccedil;ıkar, kazanma hırsı bizi insanlığımızdan &ccedil;ıkarıyor. Daha ucuza insanlara ulaşabileceğini bildiğin bir metaya bir &ldquo;k&acirc;r&rdquo; koyarak satmak ve onun insanlara daha &ldquo;pahalı&rdquo; ulaşmasına yol a&ccedil;mak ve bunun &uuml;zerinden hayatını s&uuml;rd&uuml;rmeye &ccedil;alışmak&hellip; Yaşadığımız sistemin kendisinde olan mantık bizi kuşatmış ve i&ccedil;ine almış oluyor.&nbsp; İ&ccedil;inde yaşadığımız d&uuml;zen kendi &ouml;z&uuml;nde insanları &ccedil;&uuml;r&uuml;meye-&ccedil;&uuml;r&uuml;tmeye, yozlaşmaya-yozlaştırmaya g&ouml;t&uuml;r&uuml;yor. Kapitalizm bir bataklıktır ve bataklıkta hi&ccedil;bir zaman g&uuml;zel şeylere rastlamak m&uuml;mk&uuml;n değil.<br /><br />B&uuml;t&uuml;n bu sorunlar sadece bizi mi kapsıyor? Hayır. Bu &uuml;lkede bizim gibi bir s&uuml;r&uuml; iş&ccedil;i de bu &ccedil;ileyi &ccedil;ekiyor. Mevsimlik iş&ccedil;isinden tutalım da yurtdışına &ccedil;alışmaya gidenine kadar.&nbsp; Herkes bir şeylerden şik&acirc;yet&ccedil;idir. Peki, ne yapmak l&acirc;zım? Taleplerimizle sorunlarımızı &ccedil;&ouml;zebilmek i&ccedil;in m&uuml;cadele etmek gereklidir. Yani yan yana durup hakkımız aramak i&ccedil;in, insanca yaşam hakkımız i&ccedil;in biz seyyar satıcılar bir araya gelip bir şeyler yapabiliriz. Dernekleşmek, sendikalaşmak gibi bir s&uuml;r&uuml; alternatif &ouml;rg&uuml;tler &uuml;retmek gereklidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yalnızlık ve &ouml;rg&uuml;ts&uuml;zl&uuml;k &ccedil;&uuml;r&uuml;t&uuml;r.&nbsp; &Ouml;rg&uuml;tl&uuml; olmak ise kazanmak demektir.<br /><br />Artık bir zabıta bize &ldquo;gidin buradan satış yapamazsınız&rdquo; demesin diye, bir g&ouml;revli bizi kovmasın diye, bir s&ouml;z hakkımız olsun diye hep birlikte yan yana durmalıyız.<br /><br />&nbsp;<strong><em>Sakarya&rsquo;dan Bir İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ Okuru</em></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Çalıştığım Havzada Gazetenin İşlevi Hakkında Bazı Gözlemler</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/175/calistigim_havzada_gazetenin_islevi_hakkinda_bazi_gozlemler</link> 
		<description><![CDATA[işçilerle kurmaya çalıştığım ilişkilerden elde ettiğim deneyimleri gazetemizin emekçi ve okurlarıyla paylaşmak istiyorum.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong> emek&ccedil;ilerine ve okurlarına merhaba;<br /><br />İstanbul&rsquo;da, T&uuml;rkiye sanayisinin en b&uuml;y&uuml;k havzalarından birinde yer alan bir fabrikada &ccedil;alışıyorum. Burada &ccedil;alışan iş&ccedil;ilerle kurmaya &ccedil;alıştığım ilişkilerden elde ettiğim deneyimleri gazetemizin emek&ccedil;i ve okurlarıyla paylaşmak istiyorum.<br /><br />Bir s&uuml;redir, iş&ccedil;ilerle iletişime ge&ccedil;ip, sorunlarını dinlemeye, m&uuml;mk&uuml;n olduğu kadar da bildiklerimi onlara aktarmaya ve onlardan &ouml;ğrenmeye &ccedil;alışıyordum. Bu iletişimi nasıl geliştirebileceğimi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, gazetemizin yayınlanmasından sonra &ccedil;alışmalarımı gazete &uuml;zerinden geliştirmeye yoğunlaştım.<br /><br />Gazete iş&ccedil;ilerle iletişimimi geliştirmede ger&ccedil;ekten &ccedil;ok olumlu bir rol oynadı. &Ouml;nceleri 1-2 iş&ccedil;iyle konuşup, siyas&icirc; konuları g&uuml;ndeme getirmekte zorlanırken, gazeteyi elden verip ilişki kurduğum iş&ccedil;ilerin sayısı arttı, hem onlarla hem de onlarla konuştuğumu g&ouml;ren diğer iş&ccedil;ilerle doğrudan siyas&icirc; konular &uuml;zerinden tartışma yapma imkanım doğdu.<br /><br />G&ouml;zlemlerime g&ouml;re, iş&ccedil;i arkadaşlar gazeteye olan yaklaşımları ve genel bilin&ccedil; seviyeleri bakımından aşağıdaki gibi gruplara ayrılabilir:<br /><br />1- Daha &ccedil;ok sendikal alanda pratik &ccedil;alışmaların i&ccedil;inde yer alan, iş&ccedil;i sınıfının maruz olduğu s&ouml;m&uuml;r&uuml; ve sosyalizm hakkında az-&ccedil;ok bir şeyler bilen, sendikayla doğrudan irtibat halinde &ouml;rg&uuml;tlenmeye &ccedil;alışan iş&ccedil;iler. Bu seviyedeki iş&ccedil;ilerin gazeteye karşı tavrı &ccedil;ok olumlu oldu, bazıları verir vermez abone olmak istediklerini s&ouml;ylediler. Bu arkadaşların gazeteden beklentilerini &ouml;ğrenmeye &ccedil;alıştığımda birisinin ettiği şu s&ouml;z, bu grubu karakterize edebilir: &ldquo;1 Mayıs Nedir? diyorsunuz, g&uuml;zel de yazıyorsunuz, ama biz 1 Mayıs&rsquo;ın ne olduğunu az-&ccedil;ok biliyoruz. Siz bize nereden başlamamız, ne yapmamız gerektiğini s&ouml;yleyin.&rdquo;<br /><br />2- Maruz kaldıkları koşullardan dolayı &ouml;fkeli, &ccedil;evresindeki &ccedil;alışanların ve halkın sorunlarına duyarlı, bu konuları d&uuml;ş&uuml;nen, tartışmak isteyen iş&ccedil;iler. Bu arkadaşlar somut , kalıcı, hedefleri ve ama&ccedil;ları belli &ouml;rg&uuml;tlenmeler istiyorlar. &Ccedil;oğu eylemin dağınık kalması ve bir sonu&ccedil; alınamamasıyla birlikte, &ldquo;bana dokunmayan yılan bin yaşasın&rdquo; diyen insanların &ccedil;okluğu morallerini bozuyor. Gazeteyi ilk verdiğim kişi b&ouml;yle bir arkadaştı. İletişime ge&ccedil;ince, kimin kendilerinden daha bilin&ccedil;li olduğunu, gazeteyle ilgilenebileceğini g&ouml;sterip onlara ulaşmamı sağlıyorlar. &Ouml;yle ki bu arkadaşlardan birisine gazete verip ertesi g&uuml;n okuyup okumadığını sorduğumda: &ldquo;hayır okumadım, ama onu bir arkadaşa verdim, maksat adam kazanmak&rdquo; demişti.<br /><br />Bu şekilde iki gruba ayırdığım arkadaşların arasında kalın bir ayrım &ccedil;izgisi yok. Birincilerde olan bazı olumlu yanlar ikincilerde, ikincilerde olan bazı olumlu yanlar da birincilerde olmayabiliyor. En &ouml;nemli ayrım, birincilerin ellerinden geldiğince pratik &ouml;rg&uuml;t&ccedil;&uuml; &ccedil;alışmaya zaten başlamış olmaları. Şu ana kadar gazeteyi ulaştırdıklarımın hepsi bu iki gruba ayırdığım arkadaşlar.<br /><br />3- Milliyet&ccedil;i, dinci vb. gerici ideolojilerin yoğun etkisindeki arkadaşlar. Aslında bu iş&ccedil;ilerle de, kendi hayatlarındaki deneyimleri &uuml;zerinden iletişime ge&ccedil;me imkanı bulunuyor. &Ouml;rneğin, MHP&rsquo;ye oy verdiğini s&ouml;yleyen bir iş&ccedil;iyle h&uuml;k&uuml;mete hangi parti gelirse gelsin &uuml;lkeyi T&Uuml;SİAD&rsquo;ın y&ouml;nettiği ger&ccedil;eği konusunda bir tartışma yaşamadık. &Ouml;nemli olan, bu arkadaşlarla bağlantının doğru yollarını bulabilmek. B&ouml;yle bir iş&ccedil;i arkadaşın, ordu ve askerlik konusunda kendi yaşam deneyiminden &ccedil;ıkardığı kimi sonu&ccedil;lar ideolojik konumuyla y&uuml;z seksen derece zıt olabiliyordu. Ancak kafasında bu &ccedil;elişkiyi hen&uuml;z bir &ccedil;&ouml;z&uuml;me kavuşturamamıştı.&nbsp;<br /><br />4- Son olarak, bir sınıf olarak hareket etmeye en uzak olanlar geliyor. Bazı arkadaşlar, bir iş&ccedil;i olarak kendi &ccedil;ektikleri sıkıntıları dışa vursalar da, birlikte hareket etme fikrinden uzak duruyorlar. B&ouml;yle bir iş&ccedil;iye TEKEL iş&ccedil;ileriyle dayanışma eylemi hakkında fikrini sorduğumda şunu s&ouml;yledi: &ldquo;Ben başkası i&ccedil;in niye eylem yapayım? Bu fabrika benim karnımı doyuruyor. Doyurduğu s&uuml;rece onlara karşı &ccedil;ıkamam.&rdquo; Aslında TEKEL iş&ccedil;ilerinin bir&ccedil;oğu da kapının &ouml;n&uuml;ne konulana kadar muhtemelen b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlardı. O y&uuml;zden bu son gruptaki iş&ccedil;ilerden &uuml;mitsizliğe kapılmak doğru değil.<br /><br />Bu son iki gruptaki iş&ccedil;ilere ulaşmanın da imkanı var. Fakat bu her şeyden &ouml;nce ilk iki gruptaki daha bilin&ccedil;li arkadaşları kazanmaktan ge&ccedil;iyor. Tersi bir yol izlemek sadece zaman kaybı olmaya mahk&ucirc;mdur. &Ouml;ncelikle daha ileri arkadaşlarla bağları sıklaştırıp, onları gazete ve başka ara&ccedil;larla pratik &ccedil;alışmaların i&ccedil;ine sokmanın yollarını bulmamız gerek.<br /><br />&Ccedil;alıştığım b&ouml;lgede, birbirinden farklı işkollarında yer alan fabrikalar &ccedil;eşitli yerlere dağılmış durumdalar. Aynı işkolunda bile olsa farklı fabrikalarda &ccedil;alışan iş&ccedil;ilerin aralarında bağlantı kurmaları zor oluyor. Farklı işkollarında &ccedil;alışınca bu bağlantı daha da zorlaşıyor. İş&ccedil;iler &ccedil;evrelerinde yer alan fabrikalardaki arkadaşlarını tanımıyorlar. &Ccedil;eşitli fabrikalarda gelişen eylem ve direnişlerden haberleri olmuyor. Her b&ouml;lgede, her fabrikadaki bilin&ccedil;li iş&ccedil;ilerin birbirlerinden haberdar olmasını, iletişime ge&ccedil;melerini sağlamak gerekiyor. Farklı fabrikalar arasında iletişim sağlandığında, bu iş&ccedil;ilerin moral a&ccedil;ısından da g&uuml;&ccedil;lenip pratik &ccedil;alışmaları geliştirecekleri belli oluyor.<br /><br />Gazete bu iletişim ve haberleşmeyi sağlamak i&ccedil;in en uygun ara&ccedil;. Bu aracı doğru şekilde kullanırsak, iş&ccedil;i sınıfı i&ccedil;inde k&ouml;k salmayı başarabiliriz. Ancak bunun i&ccedil;in, dağıtım, bilgi toplama gibi konularda giderek daha profesyonelce &ccedil;alışmanın y&ouml;ntemlerini geliştirmeliyiz. Siyas&icirc; gelişmeleri doğru yorumlarken, yerel gelişmeleri de takip edip gerektiğinde tek tek fabrikalardaki eylemleri diğer iş&ccedil;ilere anlatan b&uuml;ltenlerle desteklediğimiz, ve hangi fabrikaya nasıl ulaşılacağı konusunda yaratıcı &ccedil;&ouml;z&uuml;mler bulduğumuz zaman gazetemiz istenen rol&uuml; oynayabilecektir.<br /><em><br />İstanbul&rsquo;dan Bir İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ Emek&ccedil;isi</em></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Hayatın Her Alanında Duyduğumuz Taşeronlaştırma Nedir?</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/174/hayatin_her_alaninda_duydugumuz_taseronlastirma_nedir</link> 
		<description><![CDATA[Taşeronlaştırma; mal ve hizmet üretiminin bölünerek ana bir firmaya bağlı bir veya birden fazla alt firmalar (yani taşeron firmalar) tarafından yapılması/yaptırılmasıdır.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Taşeronlaştırma; mal ve hizmet &uuml;retiminin b&ouml;l&uuml;nerek ana bir firmaya bağlı bir veya birden fazla alt firmalar (yani taşeron firmalar) tarafından yapılması/yaptırılmasıdır. Taşeronlaştırma; aynı iş i&ccedil;in &ccedil;alışan emek&ccedil;ilerin farklı koşullar altında &ccedil;alıştırılması ve farklı işverenlere bağlı olması anlamına da gelmektedir.<br /><strong><em><br />Taşeronlaştırma aslında yeni icat değil: </em></strong>Daha &ouml;nceki s&uuml;re&ccedil;lerde par&ccedil;a-başı &uuml;retimle emek&ccedil;ileri b&ouml;lebilen kapitalizm, bu sistemi modernize ederek taşeronlaştırmayı geliştirdi. Aynı işletmedeki-fabrikadaki vs. işleri işyerini b&ouml;lmeden b&ouml;lmeyi keşfetti. Aynı işletmedeki işler b&ouml;l&uuml;nerek farklı firmalara ihale edilerek aynı işyerinde (temelde bir yere bağlı almasına rağmen) bir&ccedil;ok patron oluşturuldu. B&ouml;ylece b&uuml;y&uuml;k kapitalist korunmuş oldu.<br /><strong><em><br />B&uuml;y&uuml;k patron korunuyor: </em></strong>Farklı patronlara bağlı iş&ccedil;iler haklarını kendi patronlarından istemek zorundaydılar. Yani ana patron -b&uuml;y&uuml;k kapitalist- muhatap olmaktan &ccedil;ıktı. B&uuml;y&uuml;k kapitalist kendi kadrolu iş&ccedil;ilerinin ve taşeron firma sahibinin -k&uuml;&ccedil;&uuml;k patronun- muhatabıydı.<br /><strong><em><br />Taşeronlaştırmayla &ouml;rg&uuml;tlenmenin &ouml;n&uuml; kesildi: </em></strong>Taşeron firmalarda işler her yıl ihale edildiği i&ccedil;in taşeron tarafından işe alınan iş&ccedil;ilerle yapılan s&ouml;zleşme bir yılı aşamıyor. B&ouml;ylesi bir durumda k&uuml;&ccedil;&uuml;k patrona bağlı iş&ccedil;ilerin birbirlerini tanıması ve &ouml;rg&uuml;tlenebilmesi i&ccedil;in &ccedil;ok az zamanları vardı. Zaten herhangi bir &ouml;rg&uuml;tl&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n baş g&ouml;stermesi durumunda b&uuml;y&uuml;k patron ihaleyi başkasına veriyor. Ya da aynı taşeron başka bir isimle yeni bir firma kuruyor ve ihaleyi tekrar alıyor, bu da zaten b&uuml;y&uuml;k patronla danışıklı d&ouml;v&uuml;ş şeklinde işliyor.<br /><br />Taşeronlar &ccedil;oğu zaman işe aldıkları emek&ccedil;ileri &lsquo;&uuml;&ccedil; aylık deneme s&uuml;resi&rsquo;ne tabi tutarak ilk aşamada &ouml;rg&uuml;tlenmenin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;mektedirler.<br /><br />Daha &ouml;nceleri bir işe girildiğinde, o işyerinde emek&ccedil;ilerin o g&uuml;ne kadar kazandıkları hakların tamamına sahip olabiliniyordu. Taşeronlaşma ile birlikte kazanılan hakların tamamından yoksun bir şekilde işe başlanmaktadır. Yani daha ilk işe başlama hak gaspıyla olmaktadır.<br /><br />Yukarıda da belirtildiği &uuml;zere &lsquo;deneme s&uuml;releri' adı altında da bir kez daha hak gaspına uğranmaktadır. &Ouml;rg&uuml;tlenme, sağlık, &ccedil;alışma koşulları noktasında da hak gaspları yaşanmaktadır.<br /><strong><em><br />Taşeronlaştırma, iş&ccedil;iler arasında b&ouml;l&uuml;nme yaratmaktadır: </em></strong>Taşeronlaştırmanın bir diğer yansıması ise iş&ccedil;iler arasında b&ouml;l&uuml;nme yaratmasıdır. Aynı işyerinde &ccedil;alışan b&uuml;y&uuml;k patronun kadrolu iş&ccedil;ileri daha iyi maaş alıp, daha iyi sağlık ve sosyal haklara sahipken, aynı işyerinde &ccedil;alışan k&uuml;&ccedil;&uuml;k patroncukların -taşeronların- iş&ccedil;ileri asgari &uuml;crete talim edip t&uuml;m sosyal haklardan yoksun bir şekilde &ccedil;alışmaktadır.<br /><br />Bu durumdan kaynaklı olarak iş&ccedil;iler arasında ş&ouml;yle farklı iki psikoloji g&ouml;zlemleyebiliriz:<br /><br />-B&uuml;y&uuml;k patronun iş&ccedil;ileri itaatsizlik ederlerse işlerinden olup ya işsiz kalabilirler ya da beğenmedikleri taşeron iş&ccedil;ilerden birisi haline gelme korkusu yaşamaktadırlar.<br /><br />-K&uuml;&ccedil;&uuml;k patroncukların iş&ccedil;ileri ise &ccedil;alışkan, s&ouml;yleneni yapan itaatkar bir iş&ccedil;i olurlarsa belki gıptayla baktıkları kadrolu iş&ccedil;i durumuna gelme umudu taşımaktadır.<br /><br />İş&ccedil;iler arasında patronlarca yaratılan yapay ayrılıklar farklı taleplerin &ouml;ne &ccedil;ıkmasına yol a&ccedil;arken, bu y&ouml;ntemler iş&ccedil;ilerin birlikte hareket etmelerinin &ouml;n&uuml;n&uuml;n b&uuml;y&uuml;k oranda ve ustalıkla kesilmesine yardımcı olmaktadır.<br /><strong><em><br />Taşeronlaştırma sendikaların ve patronların işbirliğinin bir &uuml;r&uuml;n&uuml;d&uuml;r: </em></strong>İş&ccedil;i yığınlarının &ouml;rg&uuml;tlendikleri sendikalar taşeronlaştırma politikalarına karşı g&ouml;revlerini yerine getirmediler. İş&ccedil;ileri bir arada tutma, daha iyi &ccedil;alışma ve daha iyi bir yaşam sunma işlevi olan sendikalar kapitalizmin taşeronlaştırma saldırısı karşısında sınıfta kalmışlardır. 1980&rsquo;lerden itibaren uygulanmaya başlayan, 1995&rsquo;ten beri de yasal olarak uygulanan taşeron &ccedil;alıştırma sistemine karşı cidd&icirc; bir direniş hattının &ouml;rg&uuml;tlenmemesi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;c&uuml;d&uuml;r. Tutarlı-somut-ama&ccedil;lı bir sendikal m&uuml;cadelenin ve iş&ccedil;i sınıfının sendikal birliğinin ger&ccedil;ekleştirilemeyişi, devrimci hareketin yeni nitelikler kazanması, yani iş&ccedil;i sınıfının siyasal birliğinin ger&ccedil;ekleştirilmesi sorununu da aleyhte etkilemektedir.&nbsp;<br /><br />Ancak, var olan koşullarda &ouml;ncelikle iş&ccedil;iler arasında oluşan yapay b&ouml;l&uuml;nmelere rağmen patronlara karşı ortaklaşa m&uuml;cadele etmemiz gerektiğini anlatmak bizim en temel g&ouml;revimizdir. Ortak işyerlerinde temelde aynı işverene bağlı olduklarını, kazanılan hakların ortak hak kazanımı olduğunu bilmek gerekmektedir. Ağa&ccedil;lara bakarken ormanı g&ouml;zden ka&ccedil;ırmamak gerekir. Kapitalistler farklı g&ouml;r&uuml;nse de kapitalist sınıf tektir. Hepsi emek s&ouml;m&uuml;r&uuml;s&uuml;nden palazlanmaktadır ve iş&ccedil;i sınıfının ortak d&uuml;şmanıdır. Sınıflar m&uuml;cadelesinin y&uuml;ksek olduğu d&ouml;nemlerde bir fabrikada m&uuml;cadele s&uuml;rerken tamamen bağımsız hatta başka bir kentte olan fabrikanın iş&ccedil;ileri onların g&uuml;nl&uuml;k &ccedil;ıkarlarını doğrudan etkilememesine rağmen destek grevleri d&uuml;zenlerlerdi. Şu anda karşımızda aynı işyerinde birbirlerinden bağımsız hareket eden iş&ccedil;ileri g&ouml;rmekteyiz. Ve asli g&ouml;revimiz &ldquo;birimiz hepimiz, hepimiz birimiz i&ccedil;in&rdquo; anlayışı ile iş&ccedil;i sınıfının b&uuml;t&uuml;n bileşenlerinin emek kavgasında yan yana durmasını / durmamızı sağlayacak politikaların &uuml;retilmesi gerekmektedir.<br /><em><br />Posta Emek&ccedil;isi <strong>Sakine Bahtiyar</strong></em></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Mühendis Odası Raporu: İş Cinayetleri Teşvik Ediliyor</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/173/muhendis_odasi_raporu_is_cinayetleri_tesvik_ediliyor</link> 
		<description><![CDATA[30 işçinin öldüğü toplu katliamla bir kere daha gündeme gelen iş cinayetleri, başta sanayi işçileri olmak üzere tüm emekçilerin her gün her saat her dakika gündemindedir. [...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>17 Mayıs&rsquo;ta Zonguldak Karadon Maden Ocağı&rsquo;nda 30 iş&ccedil;inin &ouml;ld&uuml;ğ&uuml; toplu katliamla bir kere daha g&uuml;ndeme gelen iş cinayetleri, başta sanayi iş&ccedil;ileri olmak &uuml;zere t&uuml;m emek&ccedil;ilerin her g&uuml;n her saat her dakika g&uuml;ndemindedir. Makine M&uuml;hendisleri Odası Y&ouml;netim Kurulu Başkanı Ali Ekber &Ccedil;akar&rsquo;ın Mayıs ayı başında a&ccedil;ıkladığı rapor t&uuml;yler &uuml;rperticidir.&nbsp; Rapora g&ouml;re 2008 verileri değerlendirildiğinde T&uuml;rkiye&rsquo;de her 7 dakikada bir iş kazası ger&ccedil;ekleşmekte, her 10 saatte bir iş kazası da &ouml;l&uuml;mle sonu&ccedil;lanmakta, her 6 saatte bir iş&ccedil;i de sakat kalmaktadır. En &ccedil;ok iş kazası metal iş kolunda ger&ccedil;ekleşmektedir. En &ccedil;ok &ouml;l&uuml;ml&uuml; kaza ise maden ve inşaat işlerinde yaşanmaktadır. Raporda ayrıca SGK&rsquo;nın iş kazası ve meslek hastalıklarıyla ilgili 2008 istatistiklerini 2010 yılında a&ccedil;ıkladığı ve bu rakamların da ger&ccedil;eği yansıtmaktan uzak olduğu, &ccedil;&uuml;nk&uuml; istihdamın yarıya yakınının (T&Uuml;İK&rsquo;in 2009 verilerine g&ouml;re % 43,8) kayıt dışı olduğu belirtilmekte, son derece haklı ve &ccedil;arpıcı bir bi&ccedil;imde SGK ger&ccedil;ekleri gizlemekle ve g&ouml;revini ihmalle su&ccedil;lanmaktadır. Dahası meslek hastalıkları konusunun ise ayrıca g&uuml;ndeme getirilmediği ve gizlendiği belirtilmektedir. İş Yasası&rsquo;nda, İş Sağlığı ve G&uuml;venliği Kurulu kurma y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n sadece sanayide ve 50&rsquo;den fazla iş&ccedil;inin &ccedil;alıştığı işyerleri i&ccedil;in &ouml;ng&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n belirtildiği raporda, bunun ise işyerlerinin sadece % 1,5&rsquo;ini kapsadığı a&ccedil;ıklanmaktadır. İş Sağlığı ve G&uuml;venliği Birimleri i&ccedil;in de aynı 50 iş&ccedil;i sınırı vardır. Raporda ayrıca 9 Aralık 2009 tarihli &ldquo;İşyeri Sağlık ve G&uuml;venlik Birimleri İle Ortak Sağlık ve G&uuml;venlik Birimleri Hakkında Y&ouml;netmeliğin Uygulanmasına Dair&rdquo; Bakanlık tebliğine g&ouml;re, 50 iş&ccedil;i koşulunun hem taşeron hem de asıl patron iş&ccedil;ileri i&ccedil;in ayrı ayrı aranacağı, her ikisinde de 50'şer iş&ccedil;i yoksa bu birimlerin kurulmayacağı belirtilmektedir. Bu, adı iş kazalarıyla &ouml;zdeşleşmiş taşeronluğu ve keyfiliği teşvik etmektir. Varolan yerde ise iş g&uuml;venliği uzmanları ve hekimlerin işverene tabi kılınmaları eleştirilmektedir. Raporda işyerlerinin her yıl ancak % 5&rsquo;inin m&uuml;fettişlerce denetlenebildiği, periyodik, etkin ve objektif bir denetlemenin bulunmadığı da belirtilmektedir.<br /><strong><br />İş Kazası ve Meslek Hastalıkları&rsquo;nın nedenleri arasında ise</strong> makine ve te&ccedil;hizatların yetersizliği, &ccedil;alışma ortamının uygunsuzluğu, eğitimsizlik, ihmal, denetleme vb. eksikliğinin yanı sıra esnek istihdamın sonucu olan taşeronluk ve <strong>&ouml;zellikle de 4857 sayılı İş Yasası&rsquo;yla daha da &ccedil;ok teşvik edilen aşırı &ccedil;alıştırma ve uzun mesai saatleri</strong> <strong>de g&ouml;sterilmektedir.</strong> <strong>Aşırı &ccedil;alıştırma ve uzun mesai saatleri aynı zamanda sendikalarca işsizliğin nedenleri arasında da g&ouml;sterilmesi dikkat &ccedil;ekicidir.&nbsp;<br /></strong><br />M&uuml;hendislerin, bilimsel &uuml;retime ve &uuml;retimin bilimsel olarak nasıl yapılacağına dair az &ccedil;ok bilgisi olan insanların hazırladığı bu rapordaki tespitler &ccedil;ok &ouml;nemlidir. İş Yasası&rsquo;ndaki 50 iş&ccedil;i sınırının kaldırılması talebi, daima patronların ikiy&uuml;zl&uuml; muhalefetiyle karşılaşmıştır. MESS&rsquo;in İşveren Gazetesi&rsquo;nin Şubat 2010 sayısında Avukat Şeyda Aktekin, <em>Kapital</em>&rsquo;de Marx&rsquo;ın sermaye avukatlarının zihniyeti i&ccedil;in kullandığı &ldquo;avukat g&ouml;zl&uuml;kleri&rdquo; deyimini haklı &ccedil;ıkarırcasına, işyeri hekimi ve iş g&uuml;venliği uzmanı istihdam etmenin, KOBİ&rsquo;lerin ekonomik g&uuml;c&uuml;n&uuml; azaltacağı bahanesini ileri s&uuml;rm&uuml;ş ve patronların &ldquo;kayıt dışına y&ouml;nelecekleri&rdquo; tehdidini savurmuştur. Bu &ldquo;zaten bir s&uuml;r&uuml; işsiz var, size kuru ekmek veririm, ama kanınızı ve canınızı alırım&rdquo; demektir. &ldquo;Denetim&rdquo;e g&uuml;zel bir &ouml;rnek ise 14 Haziran 2010 tarihli <em>Radikal</em> Gazetesi&rsquo;nin Yalova&rsquo;daki tersanelerde taşeron sistemini ve diğer eksiklikleri soruşturan m&uuml;fettişlerin &uuml;stlerinden uyarı almalarına dair haberidir. &Ccedil;alışma Bakanı&rsquo;nın her maden kazasından sonra yapıldığını s&ouml;ylediği &ldquo;denetim&rdquo;i ger&ccedil;ekten yapmaya kalkan, &ldquo;&ccedil;alıştırdığınız alt işverenler (yani taşeronlar) arasında yasanın &ouml;ng&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; gibi m&uuml;hendis vb. teknik bilgi sahibi kimse yok&rdquo; deme cesaretini g&ouml;steren m&uuml;fettişlerin başı derde girebilmektedir. &ldquo;G&uuml;zel &ouml;l&uuml;m&rdquo; ve &ldquo;kader&rdquo;in su&ccedil;lusunun kimler olduğu a&ccedil;ıktır.<br /><em><br /><strong>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</strong></em></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Kadroya Alınma Umuduyla İş Kazası Tutanağından Vazgeçti</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/172/kadroya_alinma_umuduyla_is_kazasi_tutanagindan_vazgecti</link> 
		<description><![CDATA[Kadroya Alınma Umuduyla İş Kazası Tutanağından Vazgeçti[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba,<br /><br />Kısa s&uuml;re &ouml;nce tanıştığım bir iş&ccedil;i arkadaşın başından ge&ccedil;en ilgin&ccedil; bir &ouml;yk&uuml;n&uuml;n <strong><em>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong> <em>Gazetesi </em>okurlarının ilgisini &ccedil;ekebileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m.<br /><br />B&uuml;y&uuml;k bir fabrikada &ccedil;alışan bu arkadaş, ge&ccedil;en yılın son aylarında bir iş kazası ge&ccedil;irmiş. İki kişilik işi tek başına yapmaya &ccedil;alışırken eli sıkışmış ve bir parmağı kırılmış. Hastaneye kaldırmışlar, fakat şirket yetkilisi iş kazası tutanağı tutturmak istememiş. Arkadaş da kabul etmiş ve tutanak tutulmamış.<br /><br />Neden itiraz edip tutanak tutturmadığını sorduğumda bana şu cevabı verdi: &ldquo;Ben fabrikanın alt işvereninde &ccedil;alıştığım i&ccedil;in fabrikanın kendi kadrosuna ge&ccedil;me şansım var. Rapor tutturup bunu riske atmak istemedim. Bildiğim kadarıyla b&ouml;yle bir olay sonucunda hem fabrikaya hem de alt işverene ceza kesiliyor.&rdquo;<br /><br />Kendisine iş kazası ge&ccedil;irenlerin haklarını biliyor musun diye sorduğumda, bilmediğini &ouml;ğrendim. Fabrikada sendika da olmadığı i&ccedil;in yol g&ouml;sterecek kimse yok. Bu y&uuml;zden iş&ccedil;iler, taşeronda &ccedil;alışmaktan kurtulmak i&ccedil;in patron ne isterse kabul etmek zorunda kalıyorlar. Fabrikada taşeron firmada &ccedil;alışanlar asgari &uuml;cret, kadrolu &ccedil;alışanlar bunun iki katına yakın alıyorlarmış. Bu taşeron sistemi, iş&ccedil;ilerin en temel haklarını savunmalarını engelliyor.<br /><em><br />Yalova&rsquo;dan bir İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ Okuru</em></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Yeni Maden Kanunu İş Sağlığını “Güvence” Altına Alıyor(muş)!</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/171/yeni_maden_kanunu_is_sagligini_“guvence”_altina_aliyor(mus)</link> 
		<description><![CDATA[Madenlerde yaşanan “kaza”lar ve işçi kıyımları haberlerini okuduğumuz bir dönemde sessiz sedasız ve gizlenmeye çalışılarak hazırlanan maden yasası 10 Haziran 2010 tarihinde mecliste görüşülerek yasalaştı.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Madenlerde yaşanan &ldquo;kaza&rdquo;lar ve iş&ccedil;i kıyımları haberlerini okuduğumuz bir d&ouml;nemde sessiz sedasız ve gizlenmeye &ccedil;alışılarak hazırlanan maden yasası 10 Haziran 2010 tarihinde mecliste g&ouml;r&uuml;ş&uuml;lerek yasalaştı. Basına yansıyan bazı maddeleri<strong><em> İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ </em></strong><em>Gazetesi</em> olarak biz de yorumladık. Ortaya &ccedil;ıkan sonu&ccedil; burjuva basınında ifade edildiğinin aksine &uuml;lkenin ormanları, koruma altındaki alanları ve kamu yararına ilişkin olumlu yanları olmamakla beraber iş sağlığı, g&uuml;venliği ve iş g&uuml;vencesi konusunda iş&ccedil;ilere kazanımlar sunmuyor. Yaşanan kazalarda ortaya &ccedil;ıkan &ouml;l&uuml;mler konusunda &ldquo;&ouml;nlem&rdquo; getireceği &ldquo;m&uuml;jdesi&rdquo; ile sunulan yeni kanun bir s&uuml;r&uuml; &ccedil;evre yıkım ve yağma projelerine zemin hazırlıyor.<br /><br />&Ouml;ncelikle devlet ormanlarında ve koruma altında olan b&ouml;lgelerde maden arama ve işletmeleri &Ccedil;evre ve Orman Bakanlığı izni ile ihale yoluyla a&ccedil;ılabilecek. &Ccedil;evre ve Orman Bakanlığı gerekli g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; hallerde bu yetkisini il &ouml;zel idareye verebilecek. Yani işin &ouml;zeti kamusal alanlar &ldquo;ihale&rdquo; ile maden &ldquo;arama&rdquo; ve &ldquo;işletme&rdquo; gerek&ccedil;esi ile &ouml;zelleştirmelere a&ccedil;ılacak.<br /><br />Sit alanlarında yapılacak maden faaliyetleri &ldquo;Bilimsel ve teknik değerlendirmelere g&ouml;re &ccedil;evresel etkileri, alınacak &ouml;nlemlerle giderilebilecek d&uuml;zeydeki madencilik faaliyetleri kısıtlanamaz&rdquo; denilerek koruma altında olan alanlarda s&ouml;zde &ldquo;bilim&rdquo; insanlarının s&ouml;zde raporları doğrultusunda sermayeye peşkeş &ccedil;ekilecek.<br /><br />Maden işletmelerinin faaliyetlerinin &ldquo;kamu yararına&rdquo; y&ouml;nelik faaliyet g&ouml;steren diğer yatırımlarla karşı karşıya gelmesi durumunda başbakanlık m&uuml;steşarı başkanlığında oluşturulacak bir kurul tarafından karar verileceği ifade ediliyor. Bu kararın maden işletmesinin aleyhine sonu&ccedil;lanması durumunda maden işletmesinin uğrayacağı zarar ve o ana kadar harcadığı tutarın devlet tarafından karşılanacağı belirtiliyor. Diğer bir deyimle maden şirketleri korunmuş, yaptıkları t&uuml;m faaliyetleri de g&uuml;vence altına alınmış oluyor.<br /><br />Yasanın iş sağlığını g&uuml;vence altına aldığını iddia edilen maddesinde ise iş sağlığı ve g&uuml;vencesi tamamen alt &ldquo;işveren&rdquo;in insafına bırakılıyor. Yeni yasa &ouml;nceki yasada da var olan r&ouml;d&ouml;vans (maden işletmesinin kiraya verilmesi) ile ilgili olarak bu maddeyi &ldquo;Madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, iş sağlığı ve g&uuml;venliğiyle ilgili idar&icirc;, mali&nbsp;ve hukuk&icirc; sorumlulukların r&ouml;d&ouml;vans&ccedil;ıya ait olacaktır&rdquo; şeklinde d&uuml;zenlemiştir. Bu da g&ouml;steriyor ki yeni yasa iş&ccedil;i ve emek&ccedil;ileri değil tamamen ulusal ve&nbsp;uluslararası maden şirketlerinin haklarını g&uuml;vence ve koruma altına almıştır.<br /><br />İş sağlığı ve iş g&uuml;vencesi başta olmak &uuml;zere maden iş&ccedil;ilerinin sorun ve talepleri ne AKP h&uuml;k&uuml;metince ne de &ouml;ncesi ve sonrası sermaye iktidarlarınca karşılanacaktır. Maden iş&ccedil;ilerinin sorun ve taleplerinin &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; &ouml;rg&uuml;tl&uuml; bir duruş ve &ouml;rg&uuml;tl&uuml; m&uuml;cadele ile ger&ccedil;ekleşecektir.<br /><em><br /><strong>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</strong></em></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Soru ve Cevaplarla Çalışma Hayatında Haklarımız </title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/170/soru_ve_cevaplarla_calisma_hayatinda_haklarimiz_</link> 
		<description><![CDATA[Soru ve Cevaplarla Çalışma Hayatında Haklarımız İŞÇİ BİRLİĞİ Hukuk Birimi[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soru: </strong>İşverenim tarafından başka bir işverenin işyerinde &ldquo;ge&ccedil;ici iş&ccedil;i&rdquo; olarak g&ouml;revlendirildim. Bu yeni işyerinde iş kazası ge&ccedil;irirsem kimi dava edeceğim?<br /><strong><br />Cevap:</strong> &Ouml;ncelikle bir işverenin iş&ccedil;isini ge&ccedil;ici olarak başka bir işverene ait bir işyerinde &ccedil;alıştırması i&ccedil;in yazılı rızasını alması şarttır. Ge&ccedil;ici iş ilişkisi ancak aynı şirketler topluluğu veya holding b&uuml;nyesinde veya iş&ccedil;inin h&acirc;lihazırda &ccedil;alıştığına benzer bir iş yapan bir işyeri ile kurulabilir. Bu &ccedil;alışma en fazla 6 ay s&uuml;rebilir ve en fazla iki defa yenilenir. Yani en fazla 18 ay olabilir. İş&ccedil;inin ge&ccedil;ici olarak devredildiği işyerinde ge&ccedil;irdiği iş kazasından hem devreden işveren hem de iş&ccedil;iyi g&ouml;zetme borcu olduğu i&ccedil;in ge&ccedil;ici olarak iş&ccedil;iyi devralan işveren birlikte sorumludur. Yani her iki işveren birden dava edilir.<br /><strong><br />Soru:</strong> &Ouml;d&uuml;n&ccedil; (ge&ccedil;ici) iş ilişkisi ile başka bir işverene ait işyerinde &ccedil;alıştırılıyorum. İşten &ccedil;ıkarıldım. İşe iade davası a&ccedil;abilir miyim?<br /><strong><br />Cevap:</strong> Ge&ccedil;ici iş ilişkisinde, iş&ccedil;inin, kendisini &ouml;d&uuml;n&ccedil; alan işverenle arasında bir s&ouml;zleşme yoktur. &Ouml;d&uuml;n&ccedil; alan işveren sadece &uuml;cret, sigorta primleri ve işg&uuml;venliğinden sorumludur. Dolayısıyla iş&ccedil;i sadece kendi işverenine, yani &ouml;d&uuml;n&ccedil; verene karşı işe iade davası a&ccedil;abilir. İşe iade davası a&ccedil;mak i&ccedil;in fesih tarihinde bu işverenin işyerinde en az 30 iş&ccedil;i &ccedil;alışması gerekir ve ge&ccedil;ici iş&ccedil;iler, tıpkı &ccedil;ıraklar, taşeron iş&ccedil;ileri, 30 g&uuml;nden az s&uuml;reli işlerde &ccedil;alışanlarla &ouml;ğrenciler (veya stajyerler) gibi, bu sayının hesabında dikkate alınmaz. Aynı şekilde farklı şirketlere kayıtlı &ccedil;alışan iş&ccedil;iler de bu şirketler arasında organik bir bağ olsa bile farklı işverenlerin iş&ccedil;isi kabul edilir. İşte burada da sadece &ouml;d&uuml;n&ccedil; veren işverene bağlı işyerleri ve iş&ccedil;i sayısı değerlendirilir. Son derece ağır ve mantıksız olan bu koşullar ger&ccedil;ekleşirse ve iş&ccedil;i 6 aylık kıdemini doldurmuşsa işe iade davası a&ccedil;ılabilir.<br /><strong><br />Soru:</strong> Bir işyerinde part-time (yarı-zamanlı) &ccedil;alışıyorum. Yıllık &uuml;cretli izin kullanabilir miyim?<br /><strong><br />Cevap: </strong>İşyerinde fiilen işe başladığı tarihten itibaren s&ouml;zleşmesi bir yılı dolduran part-time (veya yasadaki terimiyle kısmi s&uuml;reli) &ccedil;alışan iş&ccedil;i, yıllık &uuml;cretli iznini bunu takip eden senenin part-time &ccedil;alışmanın isabet ettiği iş g&uuml;nlerinde kullanır. Sadece bu g&uuml;nlerin &uuml;creti izin &uuml;creti olarak &ouml;denir. Bu şu demektir: Milli ve dini bayramlarla hafta tatili dışında kalan ve part time iş&ccedil;inin normalde hem &ccedil;alıştığı hem de &ccedil;alışmadığı g&uuml;nler, onun izin kullandığı g&uuml;nlerdir. Ama sadece o s&uuml;rede normalde &ccedil;alıştığı g&uuml;nlere denk gelen &uuml;creti alır. &Ouml;rneğin bir yılı doldurup 14 g&uuml;n izin alsa bu s&uuml;rede normalde &ccedil;alışacağı g&uuml;nlerin parasını alır. İzin s&uuml;resi, bir yıldan 5 yıla kadar olan hizmet s&uuml;resi i&ccedil;in 14 g&uuml;n, 5 yıldan fazla 15&rsquo;ten az hizmet s&uuml;resi i&ccedil;in 20 g&uuml;n ve 15 yıl veya daha fazlası i&ccedil;in 26 g&uuml;nden az olamaz.&nbsp; Ama bu işyerinde &ccedil;alışmadığı zamanda başka işyerinde &ccedil;alışıyorsa, bu işyerinden aldığı izin, diğer işyerini bağlamaz. İzne hak kazanan iş&ccedil;i, izin kullanmak istediğini en az 30 g&uuml;n &ouml;nceden işverene yazılı olarak bildirmelidir. Belgenin bir n&uuml;shasını mutlaka saklamalıdır. Zira işveren iş&ccedil;inin talebini kabul etmek zorunda değildir. İş&ccedil;i buna dayanarak yasal hakkının kullandırılmaması nedeni ile iş s&ouml;zleşmesini haklı nedenle feshedebileceği gibi s&ouml;zleşmesi bittiğinde izin &uuml;cretini aldığı en son &uuml;cret &uuml;zerinden talep edebilir.<br /><strong><em><br />İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></strong> HUKUK BİRİMİ</p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Neden Modern Proletarya?</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/169/neden_modern_proletarya</link> 
		<description><![CDATA[Kapitalizmden sosyalizme giden yolun başında bu yeteneğe sadece proletarya sahiptir.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>"Sadece belirli bir sınıf, yani kent iş&ccedil;ileri ve genelde fabrika iş&ccedil;ileri, sanayi iş&ccedil;ileri, t&uuml;m emek&ccedil;i ve s&ouml;m&uuml;r&uuml;len kitleyi, kapitalist boyunduruğu alaşağı etme m&uuml;cadelesinde, bizzat alaşağı etme s&uuml;recinde, zaferi koruma ve sağlamlaştırma uğruna m&uuml;cadelede, yeni, sosyalist toplumsal d&uuml;zeni yaratmada, sınıfları tamamen ortadan kaldırma uğruna t&uuml;m m&uuml;cadelede sevk ve idare edebilecek durumdadır. (Parantez i&ccedil;inde belirtelim: Sosyalizmle kom&uuml;nizm arasındaki bilimsel fark sadece, birinci s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n, kapitalizmden &ccedil;ıkan yeni toplumun ilk basamağını, ikincisinin, bu toplumun daha &uuml;st, bir sonraki basamağını tanımlamasından ibarettir.)<br /><br />... T&uuml;m "emek&ccedil;iler"in bu iş i&ccedil;in eşit &ouml;l&ccedil;&uuml;de yetenekli olduklarını var saymak, en boş lafazanlık ya da Nuh-u nebiden kalma, Marksizm &ouml;ncesi sosyalistlerin hayali olurdu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu yetenek kendiliğinden oluşmaz, aksine tarihsel olarak ortaya &ccedil;ıkar ve yalnızca kapitalist b&uuml;y&uuml;k işletmenin madd&icirc; koşullarından ortaya &ccedil;ıkar. Kapitalizmden sosyalizme giden yolun başında bu yeteneğe sadece proletarya sahiptir. Proletarya sırtındaki bu dev g&ouml;revi yerine getirebilecek durumdadır, &ccedil;&uuml;nk&uuml; birincisi, uygar toplumun en g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve en ileri sınıfıdır; &ccedil;&uuml;nk&uuml; ikincisi, en gelişmiş &uuml;lkelerde n&uuml;fusun &ccedil;oğunluğunu oluşturur; &ccedil;&uuml;nk&uuml; &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml;, &ouml;rneğin Rusya gibi geri kapitalist &uuml;lkelerde, n&uuml;fusun &ccedil;oğunluğu yarı-proleterlerdir, yani s&uuml;rekli olarak yılın bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; proleterce yaşayan, s&uuml;rekli olarak ge&ccedil;imlerinin belirli bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; kapitalist girişimlerde &uuml;cretli emekle kazanan insanlardır."<br /><em><br />Lenin<br /></em><br />(<em>B&uuml;y&uuml;k Başlangı&ccedil;</em>, Se&ccedil;me Eserler Cilt 9, &ccedil;ev.: S. Kaya, İ. Yarkın, İnter Yayınları)</p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>“Mobbing” Paneli</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/168/“mobbing”_paneli</link> 
		<description><![CDATA[İşyerinde Baskı-Denetim Uygulamaları ve Mobbing başlıklı panele izleyici olarak katıldık.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>15 Mayıs g&uuml;n&uuml;, <strong>&Ccedil;ağrı Merkezi &Ccedil;alışanları Derneği</strong> tarafından TMMOB İstanbul toplantı salonunda d&uuml;zenlenen &ldquo;İşyerinde Baskı-Denetim Uygulamaları ve Mobbing&rdquo; başlıklı panele izleyici olarak katıldık. Panelde, Prof. Kuvvet Lordoğlu ve Kadriye Bakırcı gibi akademisyenlerin yanı sıra, Eğitim-Sen temsilcileri sunum yaptılar.<br /><br />Patronlar, bazen, işten atma ya da ceza verme yerine, bir &ccedil;alışanı istifaya zorlamak i&ccedil;in, ya doğrudan kendileri ya da diğer &ccedil;alışanları kullanarak,onu rahatsız ediyor, &uuml;zerinde s&ouml;zl&uuml;, fiziksel her t&uuml;rl&uuml; taciz yoluyla psikolojik baskı kuruyorlar. &ldquo;Mobbing&rdquo; kavramıyla, &ccedil;alışanların maruz kaldığı bu baskı t&uuml;r&uuml; anlatılmaktadır. Bu t&uuml;r uygulamalara karşı, yasalarda &ccedil;alışanların haklarını koruyan d&uuml;zenlemeler yapılmadığı i&ccedil;in, bu konuda &ccedil;alışanları haklarını araması zorlaşıyor.<br /><br />Bu konuda hukuk&icirc; olarak yapılması gerekenlerin tartışıldığı panelde, iş&ccedil;i sınıfının bug&uuml;nk&uuml; durumu ve sendikaların sorunları da g&uuml;ndeme geldi. Prof. Kuvvet Lordoğlu, mevcut yapılarını değiştirmedikleri takdirde, sendikalara en fazla beş yıl &ouml;m&uuml;r bi&ccedil;ti. Bunu da, &ccedil;alışma koşullarındaki değişikliklere ve &uuml;retimin par&ccedil;alanmasına bağladı.<br /><br />Sendikalar ve iş&ccedil;ilerle bağ kuramayan siyasal &ccedil;evreler, burjuvazinin &ouml;rg&uuml;tlenmeye y&ouml;nelik s&uuml;rekli saldırıları karşısında, iş&ccedil;ileri &ouml;rg&uuml;tleme konusunda beceriksizliklerini, su&ccedil;u &uuml;retim ve &ccedil;alışma koşullarına atarak &ouml;rtmeye &ccedil;alışmaktadırlar. Varolan 1.000 kişilik, 1.500 kişilik fabrikalarda sendika &ouml;rg&uuml;tleyemeyenler, &uuml;retim par&ccedil;alandığı, artık her şeyin k&uuml;&ccedil;&uuml;k k&uuml;&ccedil;&uuml;k işletmelerde yapıldığı iddiasını ortaya atıyorlar. Bunu, artık iş&ccedil;i sınıfının değiştiği, sanayi iş&ccedil;isinin yerine ara katmanların, avukatların, m&uuml;hendislerin, doktorların vb. iş&ccedil;ileşmeye başladığı veya tamamen sanayi iş&ccedil;isinin yerini aldığı şeklindeki tezler tamamlamaktadır.<br /><br />Bu tezlerin yaygınlaştığı koşullarda işyerinde baskı ve kontrol uygulamalarının tartışıldığı b&ouml;yle bir panelde de, iş&ccedil;ilerin katılımının hemen hemen hi&ccedil; olmaması dikkati &ccedil;ekiyordu. &Ccedil;ağrı Merkezi &Ccedil;alışanları Derneği, iş&ccedil;i sınıfı i&ccedil;inde &ouml;rg&uuml;tlenmenin en zor olduğu kesimlerden birinde &ccedil;alışma yapıyor. &Ccedil;ağrı merkezlerinde &ccedil;alışanların b&uuml;y&uuml;k kısmı, bunu, başka bir iş bulana kadar s&uuml;rd&uuml;r&uuml;len ge&ccedil;ici bir iş olarak g&ouml;rd&uuml;kleri, kısa s&uuml;reli ve yarı-zamanlı &ccedil;alışma yaygın olduğu i&ccedil;in s&uuml;rekli bir &ouml;rg&uuml;tlenmenin &ouml;n&uuml;nde b&uuml;y&uuml;k zorluk bulunuyor. Bu t&uuml;r &ccedil;alışmaların, sanayi iş&ccedil;ilerini merkeze alan sağlam bir &ouml;rg&uuml;tlenmenin etrafında &ouml;r&uuml;lmesi gerekiyor. Ge&ccedil;mişteki deneyimler de, d&uuml;nyada sendikal &ouml;rg&uuml;tlenmenin g&ouml;rece g&uuml;&ccedil;l&uuml; olduğu &uuml;lkelerdeki g&uuml;ncel deneyimler de, sanayi iş&ccedil;ilerinin &ouml;nc&uuml;l&uuml;ğ&uuml;nde b&uuml;t&uuml;n diğer iş&ccedil;i ve yarı-proleter katmanların &ouml;rg&uuml;tlenmelerinin birleştirilmesinin, başarıya giden tek yol olduğunu g&ouml;stermektedir.<br /><em><br /><strong>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</strong></em></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Ambar İşçilerinin Yaşamından </title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/167/ambar_iscilerinin_yasamindan_</link> 
		<description><![CDATA[İŞÇİ BİRLİĞİ olarak, bir ambar işçisi ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>&Ccedil;oğunlukla Akdeniz b&ouml;lgesinde bulunan &ldquo;ambar&rdquo; işletmelerinde binlerce insan sigortasız, g&uuml;vencesiz ve d&uuml;ş&uuml;k &uuml;cretle &ccedil;alıştırılmaktadır. Toplumun b&uuml;y&uuml;k kısmının bihaber olduğu bu alanla ilgili yaşanan olumsuzlukları ortaya koymak adına bir ambar iş&ccedil;isi ile yaptığımız r&ouml;portajı yayınlıyoruz.<br /></em></strong><strong><em><br />İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ:</em></strong><strong> </strong>Ambar işlerinde ka&ccedil; yıldır &ccedil;alışıyorsunuz?<br /><strong><br />Fatma:</strong> Ortalama olarak 10 yıldır &ccedil;alışıyorum. 6 yıl aynı iş yerinde 4 yıl da farklı işyerlerinde &ccedil;alıştım. İşimiz s&uuml;reklilik arz eden bir iş değil; kışın yoğun olurken yazın ise pek iş olmuyor.<br /><strong><em><br />İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ:</em></strong><strong> </strong>Ambar işi nasıl bir iş, &ccedil;alışan olarak sizler ne yapıyorsunuz?<br /><strong><br />Fatma:</strong> Gelen meyveleri ambalajlıyoruz. Daha &ccedil;ok narenciye &uuml;zerinde ambalajlama yapıyoruz. Ambalajladıklarımız &ccedil;oğunlukla yurtdışına ihra&ccedil; ediliyor; &ouml;zellikle Arap &uuml;lkelerine gidiyor.<br /><br />Ambar işi narenciye, soğan vd. meyve ve sebzelerin ambalajlandıkları yerler anlamında kullanılmaktadır. Ambar işinde b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluk ambalajlama işinde &ccedil;alışıyor. Ambalajlama dışında y&uuml;kleme, mutfak, temizlik, sekreterlik gibi işler de bulunuyor.<br /><strong><em><br />İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ:</em></strong><strong> </strong>İşyerlerinde ka&ccedil; kişi &ccedil;alışılıyor, &ccedil;alışanların &ccedil;oğunlunu bayanlar mı, erkekler mi oluşturuyor?<br /><strong><br />Fatma:</strong> Bizim işyerinde 500 kişi &ccedil;alışıyor. Daha b&uuml;y&uuml;k firmalar da var. Tahminen oralarda 750-1000 arasında iş&ccedil;i &ccedil;alışıyor. Bizim &ccedil;alıştığımız işletmeden daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k işletmelerde bulunuyor. Oralarda da ortalama 250 kişi &ccedil;alışıyor.<br /><br />&Ccedil;alışanların b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;oğunluğunu bayanlar oluşturuyor. Ambalaj işini bayanlar y&uuml;kleme işini erkekler yapıyor. Bizim işyerinde tahminen 60-70 erkek &ccedil;alışıyor, kalanı bayanlardan oluşuyor.<br /><br />&Ccedil;alışanlar arasında k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşta &ccedil;ocuklar (ilkokulu bitirenler) d&acirc;hil farklı yaş grupları &ccedil;alışıyor. 13 yaşından 50 yaşına kadar ama &ccedil;oğunluğunu 17-35 arasındaki yaş grubunda. &Ccedil;alışanların &ccedil;oğunu bek&acirc;rlar oluşturuyor. Bek&acirc;rların &ouml;nemli bir kısmını &ccedil;eyizlerini hazırlamak i&ccedil;in &ccedil;alışan gen&ccedil; kızlar oluşturuyor. Aileye katkı yapmak i&ccedil;in de &ccedil;alışanlar var.<br /><strong><em><br />İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ:</em></strong><strong> </strong>&Ccedil;alışma s&uuml;reniz nasıl, aldığınız &uuml;cret ne kadar?<br /><strong><br />Fatma: </strong>Sabah 6.30&rsquo;da işe başlıyoruz, akşam 6&rsquo;da bitiyor. Tabii mesai yoksa. Mesai mecburi. Mesai gece 12-01&rsquo;e kadar s&uuml;rebilir. Mesai k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaştaki &ccedil;ocuklar i&ccedil;in de ge&ccedil;erli.<br /><br />Şimdi 20-21 lira alınıyor. Mesaide ise saat başına 2,5 lira veriliyor. &Ccedil;alışanların t&uuml;m&uuml; bu &uuml;crete d&acirc;hildir; yani asgari &uuml;cret alınıyor.<br /><br />Erkekler biraz daha fazla alıyorlar. (21-25 lira arasında &uuml;cret alıyorlar)<br /><br />Genel olarak akşam 9&rsquo;a kadar &ccedil;alışıldığında 2 yevmiye yazılması gerekirken yazılmıyor.<br /><br />Patronun Antalya&rsquo;da da işleri var. O işler i&ccedil;in buradan iş&ccedil;i g&ouml;nderiyor. &Ccedil;oğu &ccedil;alışan tercih etmediği i&ccedil;in daha y&uuml;ksek &uuml;cret veriliyor. Oraya gidenler ortalama 50 lira alıyorlar. Ama orada ş&ouml;yle bir kural var: Mal hangi saatte gelirse gelsin (&ouml;rneğin gece 3-4&rsquo;te de gelse) iş&ccedil;i &ccedil;alışmak zorunda. Bunun i&ccedil;in onlara ek &uuml;cret verilmiyor.<br /><strong><em><br />İŞ&Ccedil;İBİRLİĞİ:</em></strong><strong> </strong>Sigortanız var mı?<br /><strong><br />Fatma: </strong>Aş&ccedil;ılar sigortalı. Bunun dışında durumu &ccedil;ok ama &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; olanlardan birka&ccedil; kişi sigortalı, eskilerden birka&ccedil; kişi ile masa başı iş yapan birka&ccedil; kişi sigortalı. Bunun dışındakiler ise sigortasız.<br /><br />Sigortacılar geldiğinde bizleri fabrikanın arkasına alıyorlar. Hatta bizleri yağmurun altında tuttukları da oldu. Sigortacılar da sanki gelip bakıyorlarmış gibi yapıyorlar. Bence bilmelerine rağmen seslerini &ccedil;ıkarmıyorlar. Bizlerden de sesini &ccedil;ıkaran pek olmuyor. Aslında herkes işin farkında ama sesini &ccedil;ıkaran anında işten atıldığı i&ccedil;in sesini &ccedil;ıkarmıyor.<br /><br />Hepimize forma diktiler ve zorla giydirmek istediler. S&ouml;zde sigortalı gibi g&ouml;r&uuml;neceğiz. Formanın &uuml;zerinde ger&ccedil;ekte olmayan bir sigorta numaramız olacak. Birileri geldiği zaman sigortalı g&ouml;r&uuml;nmek i&ccedil;in. S&uuml;rekli giyenler fazla olmuyor. Her g&uuml;n giymemiz i&ccedil;in uyarılıyoruz ama &ccedil;alışanlar giymek istemiyor. Kimi işin farkında olduğu i&ccedil;in, kimileri de yakışmadığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in giymek istemiyor.<br /><br />&Ccedil;alışma koşulları olduk&ccedil;a k&ouml;t&uuml;. &Ouml;ğlen yemeği arası 1 saat olmasına karşın, &ccedil;oğu zaman yarım saatten fazla kullanamıyoruz. Akşam yemeği i&ccedil;in 10-15 dakika veriyorlar. &Ccedil;ay vb. molalar yok; termosta &ccedil;ay g&ouml;t&uuml;rmek de yasak. İ&ccedil;ecek hi&ccedil;bir şey konulmuyor; su bile konulmuyor. Başka yerlerde s&uuml;rekli su bulunuyor arada bir tatlı falan dağıtıyorlar.<br /><br />B&uuml;t&uuml;n g&uuml;n yırtınarak &ccedil;alışmamıza karşın, karşımıza ge&ccedil;ip bağırıp &ccedil;alışıyorlar ve iyi &ccedil;alışmadığımızı s&ouml;yl&uuml;yorlar. Tuvalete gidildiğinde saat tutuluyor. Tuvaletten &ccedil;ıktığımızda saate bakıp ısrarla bakışını g&ouml;stermek istiyor. Telefon etmek yasak; oralarda şebekeyi kestikleri i&ccedil;in telefonlar da &ccedil;ekmiyor.<br /><br />S&uuml;rekli en y&uuml;ksek performans isteniyor. İstisnasız her g&uuml;n bir &ouml;nceki g&uuml;nden daha iyi &ccedil;alıştığımız ve o g&uuml;n&uuml; yakalamak i&ccedil;in daha fazla &ccedil;alışmamız i&ccedil;in baskı uygulanıyor.<br /><strong><em><br />İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ:</em></strong><strong> </strong>&Ccedil;alışma koşullarınızın d&uuml;zeltilmesi i&ccedil;in ne yapılması gerekiyor? Bu noktada bir şeyler yapıyor musunuz?<br /><strong><br />Fatma: </strong>Birlik olmak gerektiğini biliyorum, ama nasıl olacak? Hak talep edenin anında atıldığı bir s&uuml;re&ccedil; yaşıyoruz. Herkes işsiz kalmaktan korkuyor. Arada bir &ouml;rg&uuml;tlenmemiz gerektiğini konuşuyoruz ama bu konuşmalar ya &ouml;ğle yemeği arasında ya da tuvaletlerde konuşuluyor. Fiil&icirc; bir duruma getirilemiyor. Bildiğim kadarıyla şu ana kadar Antakya&rsquo;daki hi&ccedil;bir ambarda cidd&icirc; bir direniş yapılamadı.</p>
<p>Ger&ccedil;ekten birlik olsaydık bir&ccedil;ok şey yapabilirdik. 500 kişinin &ccedil;alıştığı yerde patronun yalakalarını &ccedil;ıkarttığımızda 450 kişinin işi birden bıraktığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde patron kısa zamanda bu kadar iş&ccedil;i bulamaz. İşleri allak bullak olur ve &ccedil;alışma koşullarında ya bir takım haklar verir ya da hepimizi işten atmak durumunda kalır. Herkesi aynı anda atmasının mantıklı olmadığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde mutlaka bazı haklar kazanırdık. Ama bir t&uuml;rl&uuml; &ouml;rg&uuml;tlenemiyoruz. Sayımız hep zayıf kalıyor ve patron &ccedil;ıkıştığında hemen hemen kimse sesini &ccedil;ıkarmıyor.<br /><strong><em><br />İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ:</em></strong><strong> </strong>Bize zaman ayırdığınız i&ccedil;in teşekk&uuml;r ediyoruz.<br /><strong><br />Fatma: </strong>Asıl ben teşekk&uuml;r ediyorum. Antakya&rsquo;da başta beni olmak &uuml;zere binlerce iş&ccedil;iyi ilgilendiren bir konuya gazetenizde yer ayırdığınız i&ccedil;in teşekk&uuml;r ediyoruz. Arada bir okuduğumuz g&uuml;nl&uuml;k gazeteler bu sorunlarımızdan pek bahsetmiyor.<br /><em><br />&nbsp;İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</em></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Özel Eğitim Okulları ve Özel Eğitim Öğretmenliği </title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/166/ozel_egitim_okullari_ve_ozel_egitim_ogretmenligi_</link> 
		<description><![CDATA[Çoğunlukla yoksul ailelerin engelli çocuklarının ücretsiz eğitim gördüğü Özel Eğitim okullarında devlet ve kurum sahiplerinin kâr yarışı bitmek bilmiyor.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;oğunlukla yoksul ailelerin engelli &ccedil;ocuklarının &uuml;cretsiz eğitim g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; &Ouml;zel Eğitim okullarında devlet ve kurum sahiplerinin k&acirc;r yarışı bitmek bilmiyor.<br /><br />&Ouml;zel Eğitim okulları Maliye Bakanlığınca belirlenen b&uuml;t&ccedil;eye g&ouml;re eğitim verdikleri &ouml;ğrenci başına devletten &ouml;denek alıyor. Engelli &ccedil;ocuğun eğitime devam edip etmemesi ise hi&ccedil; &ouml;nemli değil, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu kurumlar, eğitime devam etmeyen &ouml;ğrencilerin &ouml;deneklerini almayı s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yorlar. Gerek&ccedil;eleri ortada, devletin ayırdığı b&uuml;t&ccedil;e yetersiz. Devlet ise kurumun giderlerini karşılayamaması durumunda faturayı halka kesmeyi planlıyor. Ya yoksul &ccedil;ocuklarının &ouml;zel eğitim alabileceği tek yer olan bu kurumlar kapanacak ya da halk elini yine cebine atacak.<br /><br />&Ouml;zel eğitim &ouml;ğretmenliği b&ouml;l&uuml;m&uuml;nden mezun olan y&uuml;zlerce &ouml;ğretmen ise umutsuzca atama beklerken Milli Eğitim Bakanlığı farklı branşlardan &ouml;ğretmenlere kişi başı 3500 lira karşılığında 6 aylık bir programla zihinsel engelliler sınıf &ouml;ğretmenliği sertifikası &lsquo;satıyor&rsquo;. Bununla kalsa iyi, sertifika programına katılanların yalnızca y&uuml;zde 30&rsquo;una atanma garantisi veren MEB bu sertifika programı hen&uuml;z s&uuml;rmekteyken uygulamaya koyduğu bir başka programla aynı sertifikayı bir aylık hizmet i&ccedil;i eğitim karşılığında ve &uuml;cretsiz olarak vermeye başlıyor. B&ouml;ylece y&uuml;zlerce &ouml;zel eğitim &ouml;ğretmenini kadroya almaktansa, atamasını yapmadığı on binlerce sınıf &ouml;ğretmenini &ccedil;ok daha d&uuml;ş&uuml;k bir &uuml;cretle kadrosuz &ccedil;alıştırıyor. Birka&ccedil; aylık sertifika ile engelli &ccedil;ocukların karşısına &ccedil;ıkan bu &ouml;ğretmenlerin yeterli ve nitelikli bir eğitim verip veremeyeceği ger&ccedil;eğini ise umursayan bile yok.<br /><br />Asıl "engel"leri yoksulluk olan &ccedil;ocukların eğitim hakkı, milli eğitim tacirleri ve kurum patronları tarafından işte b&ouml;yle gasp ediliyor.<br /><em><br /><strong>İstanbul'dan bir eğitim emek&ccedil;isi</strong></em></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>UPS'de Sendikalaşma Mücadelesi</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/165/upsde_sendikalasma_mucadelesi</link> 
		<description><![CDATA[Dünyanın en büyük kargo şirketlerinden UPS'de, sendikalaştıkları için işten atılan işçilerin başlattığı direniş, 2. ayını doldurdu.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>D&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k kargo şirketlerinden UPS'de, sendikalaştıkları i&ccedil;in işten atılan iş&ccedil;ilerin başlattığı direniş, 2. ayını doldurdu.<br /><br />T&uuml;rkiye&rsquo;de hemen her ilde şubesi ve 6.000'e yakın &ccedil;alışanı bulunan şirkette, sendikalaşma &ccedil;alışmalarının a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmasıyla birlikte, 87 iş&ccedil;i işten atıldı. Bunlardan, taşeron sistemiyle &ccedil;alıştırılan 24 iş&ccedil;inin, atıldıktan sonra geri alınmalarına rağmen, &ldquo;gelecekte başka bir yerde temizlik iş&ccedil;isi yapılmak &uuml;zere&rdquo; tekrar a&ccedil;ığa alındıkları belirtiliyor.<br /><br />T&Uuml;MTİS İstanbul Şube Sekreteri Ali Rıza Atik&rsquo;in verdiği bilgiye g&ouml;re, d&uuml;nya genelinde 50.000 kadar iş&ccedil;iyi sendikasız &ccedil;alıştıran UPS&rsquo;de &ouml;rg&uuml;tlenmeye hız vermek isteyen Uluslararası Taşıma İş&ccedil;ileri Federasyonu (ITF), bir yıl kadar &ouml;nce T&Uuml;MTİS y&ouml;neticilerine birlikte &ccedil;alışma isteğini bildirdi. Bunun &uuml;zerine başlayan &ouml;rg&uuml;tlenme &ccedil;alışmalarının ardından, 6 ay kadar &ouml;nce iş&ccedil;iler sendikaya &uuml;ye olmaya başladılar. Ne var ki, T&uuml;rkiye koşullarında b&uuml;y&uuml;k bir gizlilikle y&uuml;r&uuml;t&uuml;lmesi gereken sendikalaşma, şirket y&ouml;neticilerinin kulağına gidince, Nisan ayı sonunda iş&ccedil;i kıyımı başladı. İstanbul Hadımk&ouml;y ve İzmir&rsquo;deki depolarda başlayan işten &ccedil;ıkarmaları, Tuzla deposu izledi.<br /><strong><br />&Ccedil;alışma Koşulları: </strong>Şirket, işsizlik korkusuyla ağır &ccedil;alışma koşullarına zorladığı iş&ccedil;ilerin &ouml;rg&uuml;tlendikleri takdirde kazanacakları g&uuml;c&uuml; bildiği i&ccedil;in, sendikalaşmayı &ouml;nlemeye &ccedil;alışıyor. İşyerine gitmek i&ccedil;in sabah 7.30&rsquo;da yola &ccedil;ıkan iş&ccedil;iler, akşam işler bitene kadar &ccedil;alışmak zorunda. &Ccedil;oğu zaman 9-9.30&rsquo;da eve d&ouml;n&uuml;yorlar. Haftalık &ccedil;alışma s&uuml;resi 80 saati buluyor. Bir tek koliyi bile eksik dağıtmadan gelen &ccedil;alışandan bile savunma isteniyor. Aynı iş&ccedil;i, hem dağıtım, hem y&uuml;kleme, hem tahsilat, hem de muhasebe işlerinin hepsini yapmak zorunda kalıyor. Bir iş&ccedil;iden duyduğumuz şu s&ouml;zler, &ccedil;alışma koşullarını anlamaya yetmektedir: &ldquo;zamanla yarıştığımız i&ccedil;in, &ccedil;oğu zaman tuvaletimizi aracın i&ccedil;inde torbalara yapmak zorunda kalıyoruz&rdquo;.<br /><br />Şirket, kaybolan mallar ve hasarlanan ara&ccedil;lar i&ccedil;in &ccedil;alışanları sorumlu tutarak ceza kesiyor. Aylık &uuml;creti 800 TL civarında olan bir iş&ccedil;i, kendisine bir kerede 600 TL ceza kesildiğini belirtiyor. Cezaların neden kesildiği, hangi malların &ccedil;alındığı &ccedil;oğu zaman a&ccedil;ıklanmıyor. Her t&uuml;rl&uuml; aracın kontrol edilmeden girip &ccedil;ıktığı depoda, yakın zamanda kaybolan 30.000 TL değerindeki malın faturası iş&ccedil;ilere &ccedil;ıkarılmış. Bu para cezalarına karşı dava a&ccedil;acağını s&ouml;yleyen bir iş&ccedil;i, kendisine &ldquo;şirket seni affetmez&rdquo; denilerek tehdit edildiğini s&ouml;yl&uuml;yor. Emekli askerlerin y&ouml;netici yapıldığı şirket, iş&ccedil;ilerin ifadesiyle &ldquo;yarı a&ccedil;ık cezaevi gibi&rdquo;. &ldquo;Kapıdan i&ccedil;eri girdin mi, farklı yasalar var.&rdquo;<br /><br />G&ouml;r&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z sendika temsilcisi, UPS&rsquo;de ortalama &uuml;cretlerin asgari &uuml;cretin biraz &uuml;zerinde olmasına karşın, sendikalaştıkları taşıma şirketleri ve ambarlarda, iş&ccedil;ilerin ortalama 1.300 TL &uuml;cret aldıklarını ifade etti. Aynı temsilcinin verdiği bilgiye g&ouml;re, toplu s&ouml;zleşme yapan iş&ccedil;iler, ayrıca ikramiye ve fazla mesai &uuml;cretlerini alıyor, hafta sonu &ccedil;alışmıyor ve bir yıldan sonra 30 g&uuml;n &uuml;cretli izin hakkı kazanıyorlar. Ayrıca sendikanın onayı olmadan hi&ccedil; bir iş&ccedil;i işten atılamıyor.<br /><strong><br />&Ouml;rg&uuml;tlenmenin &Ouml;n&uuml;ndeki Engeller:</strong> Sendikanın &uuml;ye yaptığı iş&ccedil;i sayısı y&uuml;zlerle ifade edilse de, yasa gereği toplu s&ouml;zleşme yapabilmek i&ccedil;in işletmenin b&uuml;t&uuml;n &ccedil;alışanlarının yarısından fazlasını &uuml;ye yapmak zorunda. Bu y&uuml;zden, şirketin bazı işyerlerinde b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluğu &uuml;ye yapmış olan sendika, yetki i&ccedil;in başvuru yapamıyor. Şirket y&ouml;neticileri, daha fazla &uuml;ye yapılmasını engellemek i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k baskı yapıyorlar. &Ouml;nc&uuml;l&uuml;k ettiklerini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kleri iş&ccedil;ileri işten &ccedil;ıkardıktan sonra, diğerlerini yıldırarak sendikadan istifaya zorluyorlar. Gene yasa gereği sendikaya &uuml;ye olmak i&ccedil;in noterden onay almak zorunda olan iş&ccedil;ilere, noterden b&uuml;t&uuml;n isim listesini aldıklarını, kimin sendikaya &uuml;ye olduğunu bildiklerini s&ouml;yl&uuml;yorlar. Buna karşılık sendika, &uuml;ye yapmak i&ccedil;in m&uuml;mk&uuml;n olduğu kadar farklı noterlere başvurmak zorunda kalıyor. Patron temsilcileri, iş&ccedil;ileri bu aldatmacayla kandıramadıkları zaman da sendikaya &uuml;ye olmadıklarına dair yemin etmelerini isteyerek, yalan yemin etmek istemeyen iş&ccedil;ileri &uuml;ye olduklarını itiraf etmeye zorluyorlar.<br /><br />Şirket y&ouml;neticileri, yurtdışında sendikacılarla g&ouml;r&uuml;şmelerinde, kriz nedeniyle işlerinin azaldığını, iş&ccedil;ileri bu nedenle &ccedil;ıkarmak zorunda kaldıklarını ifade ederken, işten atılan b&uuml;t&uuml;n iş&ccedil;iler, disiplin gerek&ccedil;esiyle atılmış durumda. Sendika &uuml;yesi oldukları i&ccedil;in işten atıldıkları a&ccedil;ık olan iş&ccedil;iler, işe iade davası a&ccedil;salar da, mahkeme aradan ge&ccedil;en bu kadar zamana rağmen hen&uuml;z duruşma g&uuml;n&uuml; vermiş değil. İş hukuku davalarının en kısa s&uuml;rede sonu&ccedil;landırılması gerektiği halde, zaten &ccedil;ok yoğun olan mahkemelerde, bu t&uuml;r davaların bitmesi yıllar s&uuml;rebiliyor. Ayrıca, işe giriş-&ccedil;ıkış saatleri dahil hemen her t&uuml;rl&uuml; kayıtın şirketin elinde bulunması, sendikanın mahkemede somut belgeler ortaya koymasını zorlaştırıyor. İş&ccedil;iler, patron temsilcilerinin, kaydedilmesinden &ccedil;ekindikleri i&ccedil;in, &ldquo;sendika&rdquo; kelimesini ağızlarına almadıklarını, &ldquo;yanlış yoldasın, gel geri d&ouml;n&rdquo; gibi genel ifadeler kullandıklarını belirtiyorlar.<br /><br />Dava yoluyla haklarını alma umudu zayıf olan iş&ccedil;iler, şirketi zorlamak i&ccedil;in yapacakları daha b&uuml;y&uuml;k eylemlerin &ouml;ncesinde kurdukları &ccedil;adırlarda direnişlerini s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yorlar. Şirket, haklarını arayan iş&ccedil;ileri yıldırmak i&ccedil;in jandarma ve zabıtaya başvuruyor. G&uuml;neşten ve yağmurdan korunmak i&ccedil;in kullandıkları bir tenteyi bile s&ouml;kmeye zorlanıyorlar. Kısacası, tek bir patrona karşı sendikalaşma m&uuml;cadelesi&nbsp; verirken, karşılarında patronun yanında b&uuml;t&uuml;n bir devlet mekanizmasını buluyorlar.<br /><strong><br />Desteklerin Yetersizliği:</strong> Uluslararası d&uuml;zeyde ne kadar destek aldıkları sorulduğunda, şube sekreteri Atik, Avrupa&rsquo;da sendikaların masa başı g&ouml;r&uuml;şmelerle sorunları &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alışma şeklinde bir anlayışları olduğunu belirtiyor. Yerel d&uuml;zeydeyse, Deri-İş ve PSAKD gibi kurumların yardım &ccedil;abalarına rağmen, gerek sendikaların gerek siyasal &ccedil;evrelerin desteklerinin yetersiz olduğu g&ouml;zleniyor. Konfederasyonlardan hi&ccedil;birinin y&ouml;neticileri m&uuml;cadeleye sahip &ccedil;ıkmıyor. Diğer &ccedil;evrelerin desteği basın a&ccedil;ıklamalarına katılmaktan ve ziyaretlerden ibaret kalıyor. İş&ccedil;ilerin ifadesiyle, &ldquo;sendikal b&uuml;rokrasi h&acirc;kim olmasa, her sendika her direnişi sahiplense, buradaki iş&ccedil;ilerin kazancı bizim kazancımızdır dese, başarılı olunur.&rdquo; Sendikalaşma hakları i&ccedil;in direnen iş&ccedil;iler, m&uuml;cadeleyi bırakmamakta kararlılar. Bununla birlikte, tek bir işletme &ouml;l&ccedil;eğinde bile sermaye devletinin b&uuml;t&uuml;n mekanizmasını karşılarında bulan iş&ccedil;ilerin, birbirinden yalıtılmış bir şekilde m&uuml;cadele ettikleri zaman zayıf kalacakları bir kez daha g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne serilmektedir. Sendika hakları i&ccedil;in m&uuml;cadele eden UPS iş&ccedil;ileriyle dayanışmayı y&uuml;kseltelim!&nbsp;<br /><em><br /><strong>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</strong></em></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Basına ve Kamuoyuna</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/T/164/basina_ve_kamuoyuna</link> 
		<description><![CDATA[KARŞIYAKA EMEK VE DEMOKRASİ PLATFORMU'nun basın açıklamasını yayımlıyoruz.[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><em>&ldquo;Halk&ccedil;ı&rdquo; &ldquo;demokrat&rdquo; s&ouml;ylemlerle kitleleri etkilemeye &ccedil;alışan burjuva partisi CHP&rsquo;li İzmir Belediye başkanı tarafından işten atılan taşeron iş&ccedil;ilerin m&uuml;cadelesi bir yılı geride bıraktı. Başta hukuksal m&uuml;cadele olmak &uuml;zere bir yıldır meşru m&uuml;cadele y&ouml;ntemleri ile işlerine geri d&ouml;nme kavgası veren Kent A.Ş. ye bağlı iş&ccedil;iler, işe iade davasını kazanmalarına rağmen işlerine geri d&ouml;nemiyor. Mevcut sistemin &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş adalet sisteminin bile işe iade hakkını kabul etmesine rağmen mahkeme kararına uymayan belediye hakkında hi&ccedil;bir işlem yapılmıyor. <strong>İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ</strong> Gazetesi olarak her platformda seslerini duyurmaya &ccedil;alışan Kent A.Ş. iş&ccedil;ilerinin sesine katkı sunmak amacıyla yaptıkları basın a&ccedil;ıklamasını olduğu gibi yayımlıyoruz.<br /></em><strong><br />Basına ve Kamuoyuna<br /></strong><br />Bug&uuml;n 28 Nisan. Karşıyaka Belediyesine bağlı Kent A. Ş. de &ccedil;alışan 276 iş&ccedil;i kardeşimiz tam bir yıl &ouml;nce kendisinin &ldquo;halk&ccedil;ı, sosyal demokrat, emekten yana&rdquo; olduğunu s&ouml;yleyen CHP&rsquo;li belediye başkanı tarafından işten atıldı.<br /><br />İl&ccedil;e sınırlarının daraltılmasını fırsat bilen Belediye Başkanı Cevat Durak, kamuoyuna iş&ccedil;ileri b&uuml;t&ccedil;e daralması nedeni ile zorunlu olarak &ccedil;ıkardığını s&ouml;ylerken, Karşıyaka&rsquo;nın temizlik işlerini 400&rsquo;den fazla iş&ccedil;inin &ccedil;alıştırıldığı Atlaş isimli &ouml;zel bir taşeron şirkete devretti.<br /><br />İşten atılan arkadaşlarımız aileleriyle, &ccedil;ocuklarıyla şantiye &ouml;n&uuml;nde &ccedil;adırlar kurarak zor koşullarda g&uuml;nlerce beklediler, işlerini geri istediler.<br /><br />&Ccedil;ığlıkları t&uuml;m T&uuml;rkiye&rsquo;de yankılandı.<br /><br />Ama sosyal demokrat olduğunu s&ouml;yleyen belediye başkanı onları g&ouml;rmedi, duymadı.<br /><br />Şantiye &ouml;n&uuml;nde polisin copuna, gazına, şiddetine maruz kaldılar.<br /><br />İşleri ve emekleri i&ccedil;in direnen Kent A. Ş. iş&ccedil;ileri kararlıydı. Ankara yollarına d&uuml;şt&uuml;ler.<br /><br />Y&uuml;r&uuml;yerek gittiler Ankara&rsquo;ya. Soğukta, yağmurda, &ccedil;amurda yılmadılar.<br /><br />Ayakları şişti, patladı &ccedil;oğunun. Ama olsun, işsiz kalmaktan daha beter şey değildi bunlar.<br /><br />Ankara G&uuml;venpark&rsquo;ta bekletildiler g&uuml;nlerce. Ama, adında &ldquo;halk&rdquo; olan partinin genel başkanı onlarla g&ouml;r&uuml;şmeye bile tenezz&uuml;l etmedi.<br /><br />İşten atılan arkadaşlarımız, işlerine geri d&ouml;nebilmek i&ccedil;in m&uuml;cadelelerini ve her t&uuml;rl&uuml; &ccedil;abalarını s&uuml;rd&uuml;r&uuml;rken, Karşıyaka adliyesinden, avukatları aracılığı ile işe iade davası da a&ccedil;tılar.<br /><br />Arkadaşlarımızın a&ccedil;tıkları dava ge&ccedil;tiğimiz hafta sonu&ccedil;landı. Mahkeme, t&uuml;m iş&ccedil;ilerin &ldquo;işlerine iade edilmesi&rdquo; kararını verdi.<br /><br />Karşıyaka &ldquo;Emek Ve Demokrasi Platformu&rdquo; olarak Belediye Başkanı Cevat Durak&rsquo;a buradan bir kez daha sesleniyoruz:<br /><br />Belediyede taşeronlaştırmaya son verin.<br /><br />T&uuml;m iş&ccedil;ileri kadrolu ve g&uuml;venceli &ccedil;alıştırın.<br /><br />&Ouml;dediğimiz vergiler ve har&ccedil;larla oluşturulmuş belediye kaynaklarını &ouml;zel şirketlere peşkeş &ccedil;ekmeyin.<br /><br />Kent A. Ş. iş&ccedil;ileri asla yalnız değildir, bunu bilin.<br /><br />Hukuka saygılı olun.<br /><br />İşine geri d&ouml;nmek isteyen t&uuml;m arkadaşlarımıza, mahkeme kararı gereği derhal işbaşı &ccedil;ağrısı yapın.<br /><br />Yaşasın Emek ve Dayanışma G&uuml;&ccedil;lerinin Birliği.<br /><strong><br />&nbsp;</strong><strong>KARŞIYAKA EMEK VE DEMOKRASİ PLATFORMU</strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Reinstate Illegally Dismissed Rimaks Textile Workers!</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/en/5/reinstate_illegally_dismissed_rimaks_textile_Workers</link> 
		<description><![CDATA[Reinstate Illegally Dismissed Rimaks Textile Workers&#33;[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>We  have seen another example of dismissals of workers by the bosses in  order to undermine the organization for attempting to join the unions, a  situation which is tried to be converted into a rule by the bosses in  Turkey. Rimaks textile company dismissed 133 workers who work in  factories situated in Bartın and Tuzla (Istanbul) for organising to join  a trade union. The workers started a resistance in front of the  factories.</p>
<p><strong><em>The Allegations of The Company and The Reality</em></strong><br /><br />The  company manufactures bluejeans for big firms such as Bestseller from  Denmark and Zara from Spain. The rules of the contract which the firm  Bestseller signed with the International Textile, Garment and Leather  Workers&rsquo; Union are published in Rimaks&rsquo; web-site. Rimaks shows them as  if those are the rights they granted to the workers in accordance with  their &ldquo;social responsibilities&rdquo;. According to this, the Rimaks textile  company shall provide  the proper working conditions for the workers&rsquo; health, shall &nbsp;not force  the workers to work against their will and shall &nbsp;respect the rights of  the workers to organise.<br /><br />However,  in reality, the working conditions of the workers clearly show how the  company complies with its principles of &ldquo;social responsibility&rdquo;. The  workers work in powdery conditions where the average temperature is  28-29 degrees. Sandblasting jeans is often performed although it is  forbidden. Toxic chemical materials are used in production.  One worker told us that one of his colleagues who was exposed to these  chemical substances was forced by the company to deny that this incident  occured during the work. In  the company where the &ldquo;normal&rdquo; working hours is 10.5 per day, sometimes  the workers are forced to perform overtime work until morning. Those  who reject working overtime are dismissed. The workers are forced to  work for half an hour because of a power cut for 10 minutes. The  workers, before completing their first year in the company, are being  dismissed with blind excuses and new workers who accept work with a  smaller wage are hired.<br /><br />The  final phase of this hypocritical game was reached when this boss of the  Rimaks company who allegedly accepts &ldquo;the freedom to organise&rdquo;  dismissed the workers who became a member of the Textile, Knitting and  Clothing Industry Workers' Union of Turkey (TEKSİF). The boss, while  tarrying the workers by negotiating with the Union, tries at the same  time to break the workers&rsquo; resistance by dismissing the workers who he  thinks are spearheading the organising process. &ldquo;We won&rsquo;t dismiss workers, we will expand, everyone can be a member of any trade union they want, that&rsquo;s a natural right&rdquo;  Thus told the boss to the workers in a meeting in July. However, he  kept on menacing, blackmailing and exerting pressure on workers not to  join the trade-union and at the same time gave some of the work to the  contract manufacturing. Thus the company tried to show the workers that  there&rsquo;s less work to do. But the workers who work for the companies of  contract manufacturing are working until morning to catch up with the  orders.<br /><br /><strong><em> The Dismissals Start Once Again When Blackmailing Doesn&rsquo;t Work &nbsp;&nbsp;&nbsp; </em></strong><br /><br />When the company first perceived the organization of workers, at  the and of June, it dismissed 20 workers in Bartın. Then it continued  to menacing and blackmailing, however it couldn&rsquo;t get any result by  this, and started again to dismissals by groups in 11 of August. In one  week, 61 workers are dismissed in Istanbul. Then in Bartın, 7 workers  are dismissed in 16 of August. The workers in Bartın started protesting the dismissal of their friends in the garden of the factory. The gendarmerie came  to the factory and threatened to intervene. The trade union told the  workers to disperse because the negotiations were in process. Thus the  workers stopped the protest. The next day 16 more workers were dismissed  and 23 workers in total started a resistance in front of the factory.  When the boss forced five of the workers to go to the notary public to  resign from the trade union, the workers went to the notary public  building. They started chanting slogans but were impeded by the police.  Finally, the company started meetings with the representatives of the  International Textile Workers&rsquo; Union but at the same day in 26 of  August, they dismissed 29 more workers. The workers, protesting this,  closed the Bartın highway. When the gendarmerie came to intervene, the  workers went to the city centre to make their voices heard with slogans.<br /><br /><em><strong>Police Repression Upon Workers </strong></em><br /><br />The  latest incident which reveals the attitude of the police towards the  workers was seen on the 1st of September, Wednesday in Bartın. &nbsp;In this  date, the workers who wanted to came together and go to the city were  followed by the civil police and stopped at the entrance of the city,  and were told to get out their cars. The workers wanted to go to the  city by foot but weren&rsquo;t allowed to do so. They were taken into custody  when they rejected to disperse. The workers and the representative of  the union who wanted to resist were kicked and punched while being  cursed. The Police Chief of Bartın tried to stop the workers from  resisting by saying &ldquo;this unionist wants to deceive you.&rdquo; The police,  with all this approach in favour of the boss who illegally dismissed  workers, showed which class&rsquo;s interests it is safeguarding!<br /><br /><strong><em>The Firms Bestseller and Zara Tries To Evade Responsibility </em></strong><br /><br />According  to the information we got from the TEKSİF union, the biggest customer  of Rimaks, Bestseller of Denmark, told the union that it cancelled its  orders, together with the Spanish firm Zara which also told the union  that it will cancel its orders. Thus, those international firms which  makes Rimaks produce for them, tries to evade the responsibility of an  incident whereby the workers are dismissed for trying to unionize.  However the cancelation of the order were not enough for the  reinstatement of the workers. The workers ask: &ldquo;Were  the firms Bestseller and Zara to this day not informed about the  attitude the Rimaks boss towards the workers? Will those two firms,  after cancelling the orders of the Rimaks firm which gained a bad fame  in the public opinon, have the production be made to another firm which  treats the workers equally but whose applications are not yet known in  public? Do they think that by doing this they can evade the  responsibility?&rdquo;<br /><br /><strong><em>The Call For An International Solidarity</em></strong><br /><br />In  the eyes of the workers and those forces which fight fot the rights of  the workers neither the Rimaks firms nor the international firms such as  Bestseller and Zara will not evade the responsibility of the crime  until the workers are reinstated and their union rights be accepted. The  workers in Bartın and Istanbul will fight with determination to get  their basic rights. They know that their rights were not granted by the  bosses or by the state, that they can only achieve them by struggling.  We, as the <span style="color: #ff0000;"><em><strong>WORKERS&rsquo; UNITY (İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ)</strong></em></span> newspaper  from Turkey, call all local and international worker organizations to  show solidarity with the Rimaks workers in their just struggle.</p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>Restituir Trabajadores de Rimaks Textil Que Eran Despedidos Ilegalmente!</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/en/4/restituir_trabajadores_de_rimaks_textil_Que_eran_despedidos_ilegalmente</link> 
		<description><![CDATA[Restituir Trabajadores de Rimaks Textil Que Eran Despedidos Ilegalmente&#33;[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hemos  visto un ejemplo m&aacute;s de los despidos de los trabajadores por los  patrones a fin de socavar la organizaci&oacute;n por intentar a afiliarse a los  sindicatos, una situaci&oacute;n que se pretende convertir en una norma por  los patrones en Turqu&iacute;a. La empresa Rimaks Textil despidio unos 133  trabajadores que trabajaban en las f&aacute;bricas situadas en Bartin y Tuzla  (Estambul) por tratar de afiliarse a un sindicato. Los trabajadores  comenzaron una resistencia frente a las f&aacute;bricas.<br /><br /><strong>Los Alegatos de la Empresa y la Realidad</strong><br /><br />La  empresa fabrica jeans para grandes empresas, como Bestseller de  Dinamarca y Zara de Espa&ntilde;a. Las normas del contrato que la empresa  Bestseller firm&oacute; con el Sindicato Internacional de Trabajadores de  Textil, Vestuario y Cuero son publicadas en el sitio web de la compania  Rimaks. Rimaks los muestra como si esos son los derechos que les conceda  a los trabajadores, en conformidad con sus "responsabilidades  sociales". De acuerdo con esto, la empresa textil Rimaks proporcionar&aacute;  las condiciones adecuadas de trabajo para la salud de los trabajadores,  no obligar&aacute; a los trabajadores a trabajar contra su voluntad y se  respetar&aacute; los derechos de los trabajadores a organizarse.<br /><br />Sin  embargo, en realidad, las condiciones laborales de los trabajadores  muestran claramente c&oacute;mo la empresa cumple con sus principios de  "responsabilidad social". Los  obreros trabajan en condiciones lleno de polvo, donde la temperatura  promedia es 28-29 grados. Se usa el arenado a menudo a pesar de que est&aacute;  prohibido. Los materiales t&oacute;xicos qu&iacute;micos son utilizados en la  producci&oacute;n.  Un trabajador nos dijo que uno de sus colegas que fue expuesto a estas  sustancias qu&iacute;micas y se vio obligado por la empresa para negar que este  incidente se produjo durante el trabajo. En  la empresa las &ldquo;normales&rdquo; horas de trabajo son 10,5 por d&iacute;a, pero a  veces los trabajadores son obligados a realizar horas extraordinarias  hasta la ma&ntilde;ana. Los que rechazan las horas extraordinarias de trabajo  son despedidos. Los trabajadores est&aacute;n obligados a trabajar durante  media hora debido a un corte de corriente que dura por 10 minutos. Los  trabajadores, antes de completar su primer a&ntilde;o en la empresa, son  despedidos con excusas ciegos y los nuevos trabajadores que aceptan  trabajar con un salario menor son contratados.<br /><br />Se  lleg&oacute; a la fase final de este juego hip&oacute;crita cuando el jefe de la  empresa Rimaks que supuestamente acepta "la libertad de organizaci&oacute;n"  despidi&oacute; a los trabajadores que pas&oacute; a ser miembro de la Uni&oacute;n de  Trabajadores de la Industria Textil, Tejidos y Prendas de Turqu&iacute;a  (TEKSIF). El jefe, mientras demorando los trabajadores mediante la  negociaci&oacute;n con la Uni&oacute;n, trata al mismo tiempo a romper la resistencia  de los trabajadores, despidiendo a los que &eacute;l cree que son lideres del  proceso de organizaci&oacute;n. "No  vamos a despedir a los trabajadores, vamos a expandir, todo el mundo  puede ser miembro de cualquier sindicato que quiere, eso es un derecho  natural."  As&iacute; dijo el jefe a los trabajadores en una reuni&oacute;n en julio. Sin  embargo, sigui&oacute; amenazando, chantajeando y ejerciendo presi&oacute;n sobre los  trabajadores para no ser miembro del sindicato. Al mismo tiempo, dio  algunos de sus productos a la fabricaci&oacute;n por contrato. As&iacute;, la compa&ntilde;&iacute;a  trat&oacute; de mostrar a los trabajadores que hay menos trabajo que hacer.  Pero los trabajadores que trabajan para la empresa de manufactura por  contrato est&aacute;n trabajando hasta la ma&ntilde;ana para producir la demanda.<br /><br /><strong>Los Despidos Iniciaron Una Vez M&aacute;s Cuando El Chantaje No Funciona</strong><br /><br />Cuando  la empresa da cuenta de la organizaci&oacute;n de los trabajadores en el fin  de junio, despidieron a 20 trabajadores en Bartin. Luego sigui&oacute; amenazar  y chantajear. Sin embargo, no pudo obtener ning&uacute;n resultado y comenz&oacute;  de nuevo a los despidos en el 11 de agosto. En una semana, 61  trabajadores son despedidos en Estambul. Luego, en Bartin, siete  trabajadores son despedidos en 16 de agosto. Los trabajadores de Bartin  empezaron protestar la destituci&oacute;n de sus amigos y se reunieron en el  jard&iacute;n de la f&aacute;brica. La gendarmer&iacute;a lleg&oacute; a la f&aacute;brica y amenaz&oacute; los  obreros. El sindicato sugeri&oacute; a los trabajadores que dispersen porque  las negociaciones estaban en curso. As&iacute;, los trabajadores terminaron la  protesta. Al d&iacute;a siguiente, 16 trabajadores m&aacute;s fueron despedidos y 23  trabajadores en total, comenzaron una resistencia frente a la f&aacute;brica.  Cuando el jefe oblig&oacute; a cinco de los trabajadores para ir al notario  para que renunciaran al sindicato, los trabajadores fueron al edificio  del notario p&uacute;blico. Ellos comenzaron a gritar consignas, pero fueron  impedidos por la polic&iacute;a. Por &uacute;ltimo, la compa&ntilde;&iacute;a comenz&oacute; las reuniones  con los representantes de la Uni&oacute;n Internacional de Trabajadores del  Textil pero en el mismo d&iacute;a en 26 de agosto, se despidi&oacute; a 29  trabajadores m&aacute;s. Los trabajadores cerraron la carretera de Bartin para  protestarlo. Cuando la gendarmer&iacute;a lleg&oacute; &nbsp;a intervenir, los trabajadores  fueron al centro de la ciudad para hacer o&iacute;r su voz con consignas.<br /><br /><strong>La represi&oacute;n policial sobre los trabajadores</strong><br /><br />El  &uacute;ltimo incidente que revela la actitud de la polic&iacute;a hacia los  trabajadores se ve en el uno de septiembre, mi&eacute;rcoles, en Bartin. En  esta fecha, los trabajadores que quer&iacute;an reunir e ir a la ciudad fueron  acompa&ntilde;adas por la polic&iacute;a civil y eran detenidos a la entrada de la  ciudad. La policia les ordeno que salgan de sus autom&oacute;viles. Los  trabajadores intentaron ir a la ciudad a pie, pero la policio no se les  permiti&oacute; hacerlo. Los trabajadores fueron detenidos cuando rechazaron a  dispersarse. Los trabajadores y el representante de la uni&oacute;n que quer&iacute;an  resistirse eran patadas y maktratados. El Jefe de Polic&iacute;a de Bartin  trat&oacute; de detener la resistencia de los trabajadores al decir "este  sindicalista les quiere enga&ntilde;ar." La polic&iacute;a, con todo esta actitud en  favor del jefe y en contra de los trabajadores despedidos ilegalmente,  mostr&oacute; los intereses de cual clase esta salvaguardando!<br /><br /><strong>Las Empresas &ldquo;Bestseller&rdquo; y &ldquo;Zara&rdquo; Intentan Eludir Su Responsabilidad!</strong><br /><br />Seg&uacute;n  la informaci&oacute;n que obtuvimos de la uni&oacute;n TEKSIF, el mayor cliente del  Rimaks, Bestseller de Dinamarca, dijo al sindicato que se han cancelado  sus pedidos, junto con la empresa espa&ntilde;ola Zara, que tambi&eacute;n dijo al  sindicato que va a cancelar sus pedidos. Asi, las empresas  internacionales que hace Rimaks producir para ellos, trata de evadir la  responsabilidad de un incidente donde los trabajadores son despedidos  por tratar de sindicalizarse. Sin embargo, la cancelaci&oacute;n de la orden no  fueron suficientes para el reintegro de los trabajadores. Los  trabajadores preguntan: "&iquest;Fueron  las empresas Bestseller y Zara no sabian la actitud del jefe de Rimaks  hacia los trabajadores? &iquest;Estas dos empresas, tras la anulaci&oacute;n de las  &oacute;rdenes de la empresa Rimaks que gan&oacute; una mala fama en la opinon  p&uacute;blica, ahora tienen su producci&oacute;n hecha en otra empresa que trata a  los trabajadores igualmente, pero cuyas acciones a&uacute;n no se conocen en el  p&uacute;blico? &iquest;Creen que al hacer esto se puede evadir la responsabilidad? "<br /><br /><strong>Una Llamada Para Una Solidaridad Internacional</strong><br /><br />En  los ojos de los trabajadores y las fuerzas que luchan por los derechos  de los trabajadores ni las empresas como el Rimaks ni las empresas  internacionales como Zara y Bestseller pueden eludir la responsabilidad  del crimen hasta que los trabajadores sean reintegrados y sus derechos  sindicales son aceptados. Los trabajadores en Bartin y Estambul van a  luchar con determinaci&oacute;n para conseguir sus derechos fundamentales.  Ellos saben que sus derechos no fueron concedidos por los jefes o por el  Estado, y queestos derechos s&oacute;lo se puede ser obtenidos mediante la  lucha. Nosotros, el peri&oacute;dico de la <span style="color: #ff0000;"><strong><em>UNIDAD OBRERA (İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ)</em></strong></span>,  llamamos a todas las organizaciones de trabajadores locales e  internacionales para mostrar su solidaridad con los trabajadores Rimaks  en su lucha justa.</p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<item> 
		<title>DSF'nin Rimaks Tekstil Bildirisi</title> 
		<link>http://www.iscibirligi.info/ED/6/dsfnin_rimaks_tekstil_bildirisi</link> 
		<description><![CDATA[DSF&#39;nin Rimaks Tekstil Bildirisi[...]]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>D&uuml;nya Sendikalar Federasyonu, <span style="color: #ff0000;">İŞ&Ccedil;İ BİRLİĞİ </span>Gazetesi olarak kendilerine ilettiğimiz bildiriye duyarlılık g&ouml;stererek Rimaks Tekstil iş&ccedil;ilerinin işlerine geri alınması konusunda resmi bir a&ccedil;ıklama yayınlamıştır. A&ccedil;ıklama metninin T&uuml;rk&ccedil;e &ccedil;evirisi aşağıdadır.</strong></em></p>
<p><strong>T&uuml;rkiye'deki Tekstil İş&ccedil;ileriyle Dayanışma</strong><br /> <br />Merkezi Yunanistan Atina'da bulunan D&uuml;nya Sendikalar Federasyonu  DSF, son d&ouml;nemde T&uuml;rkiye'de yalnızca sendika haklarını hayata ge&ccedil;irmek  i&ccedil;in işlerinden atılan iş&ccedil;ilerin durumunu yakından ve derin bir kaygıyla  takip etmektedir. <br /> <br />Rimaks Tekstil Şirketi iş&ccedil;ileriyle tam dayanışmamızı ve desteğimizi  ifade ediyoruz ve işten atılan iş&ccedil;ilerin işlerine geri alınmasını ve  haklı taleplerinin kabul edilmesini talep ediyoruz. İşverenlerinin  baskılarına karşı onların m&uuml;cadelelerinin yanındayız, iş&ccedil;i haklarının ve  sendika &ouml;zg&uuml;rl&uuml;klerinin tam olarak uygulanmasını istiyoruz. <br /> <br />Beş kıtadaki 120 &uuml;lkeden 80 milyon &uuml;yesi adına D&uuml;nya Sendikalar &nbsp;Federasyonu olarak T&uuml;rkiye'de ve d&uuml;nyanın her yerinde insanın insan  tarafından s&ouml;m&uuml;r&uuml;lmesine karşı ve daha iyi bir yarın uğruna m&uuml;cadele  eden iş&ccedil;i yoldaşlarımızla enternasyonal dayanışmamızı s&uuml;rekli daha ileri  taşıyacağız. <br /> &nbsp;<br /><strong>George Mavrikos<br /><br />DSF Genel Sekteri</strong></p>]]></content:encoded>
	</item>
	
	<media:rating>nonadult</media:rating></channel> 
</rss>

