<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0"><channel><title>Emin Şenay - Blog</title><link>http://www.eminsenay.com/blog</link><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/eminsenay" /><description>Unutkana hatırlatmalar</description><language>en</language><lastBuildDate>Mon, 23 Apr 2012 15:30:31 PDT</lastBuildDate><generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator><sy:updatePeriod xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">hourly</sy:updatePeriod><sy:updateFrequency xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">1</sy:updateFrequency><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/eminsenay" /><feedburner:info uri="eminsenay" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><item><title>El Kırığı 2</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/eminsenay/~3/ImBwtCZoCMo/</link><category>Ivır zıvır</category><category>ameliyat</category><category>el</category><category>el kırığı</category><category>fizik tedavi</category><category>havaalanı</category><category>kırık</category><category>kontrol</category><category>vida</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Emin</dc:creator><pubDate>Mon, 23 Apr 2012 15:30:31 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.eminsenay.com/blog/?p=566</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><a
title="El Kırığı" href="http://www.eminsenay.com/blog/2012/03/el-kirigi/">Geçen yazımda </a>el kırığımı güzelce anlatmıştım. Son durum şu şekilde:</p><ul><li>Ameliyattan 4 hafta sonra çekilmiş olan vidalı röntgen fotoğraflarımı aldım:</li></ul><p><a
href="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/VidaliEl-000001.jpg"><img
class="alignnone size-medium wp-image-567" title="VidaliEl - 000001" src="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/VidaliEl-000001-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a><a
href="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/VidaliEl-000002.jpg"><img
class="alignnone size-medium wp-image-568" title="VidaliEl - 000002" src="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/VidaliEl-000002-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a></p><ul><li>Havaalanında ötme olayı tahmin ettiğimden çok daha fazla kişi tarafından söylendi, hatta oran verirsem %50 falan bile diyebilirim. Geçen haftasonu ilk defa test ettim, Nürnberg Havaalanı&#8217;nda ötmedim, dönüşte İstanbul Atatürk Havalimanı&#8217;nda öttüm. Basit bir elle üst aramasından sonra bıraktılar; hiç vidaymış, ameliyatmış anlatmaya gerek olmadı.</li></ul><ul><li>El hareketlerimde hiçbir problem yok. Hatta fizik tedaviye başlamadan elimi yumruk yapabiliyordum, o nedenle fizik tedavide sadece ameliyat izinin elastikiyetinin sağlanması üzerine çalışıldı (Daha Türkçesi: Fizyoterapist ameliyat izlerimi mıncıkladı). Şu anki el fotoğraflarımı da koyayım (10 dakika önce çektim):</li></ul><p><a
href="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/IMG_0241.jpg"><img
class="alignnone size-medium wp-image-571" title="IMG_0241" src="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/IMG_0241-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p><ul><li>Ameliyat izlerinin birinin altında biraz şişlik kaldı. Onun tam olarak eski haline dönmeme olasılığı var. Ama bu sadece estetik bir problem, inmese de ölmem yani:</li></ul><p><a
href="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/IMG_0239.jpg"><img
class="alignnone size-medium wp-image-573" title="El şişliği" src="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/IMG_0239-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eminsenay/~4/ImBwtCZoCMo" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Geçen yazımda el kırığımı güzelce anlatmıştım. Son durum şu şekilde: Ameliyattan 4 hafta sonra çekilmiş olan vidalı röntgen fotoğraflarımı aldım: Havaalanında ötme olayı tahmin ettiğimden çok daha fazla kişi tarafından söylendi, hatta oran verirsem %50 falan bile diyebilirim. Geçen haftasonu ilk defa test ettim, Nürnberg Havaalanı&amp;#8217;nda ötmedim, dönüşte İstanbul Atatürk Havalimanı&amp;#8217;nda öttüm. Basit bir elle [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.eminsenay.com/blog/2012/04/el-kirigi-2/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.eminsenay.com/blog/2012/04/el-kirigi-2/</feedburner:origLink></item><item><title>El Kırığı</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/eminsenay/~3/1Fcfy79PaNc/</link><category>Ivır zıvır</category><category>ameliyat</category><category>el</category><category>futbol</category><category>kaza</category><category>kırık</category><category>tarak kemiği</category><category>vida</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Emin</dc:creator><pubDate>Wed, 07 Mar 2012 16:04:15 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.eminsenay.com/blog/?p=556</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>Efendim yaklaşık 1,5 yıldır arkadaş grubuyla cuma akşamları yeterli sayıya ulaşabilirsek halı saha maçları yapıyoruz (ya da yapıyorduk mu desem?). 17 Şubat&#8217;ta yine böyle bir maçta arkadaşla çarpıştık ve sağ elimin üstüne düştüm. O nasıl bir düşüşse öyle 3 kemiğimin kırılmasına sebep oldu.</p><p>Aslında düştüğüm an bir kütürtü duymuştum. Elimin acısı da herhangi bir burkulma acısından farklıydı ama ben yine de herhalde yediremediğimden, bir de kırığın daha fazla acıya sebep olacağını sanmamdan ilk anda bağlarla alakalı bir problem olduğunu düşündüm. Neyse, maçı bıraktım tabi. Maç bitince eve bıraktı arkadaşlar sağolsunlar. Eve girer girmez ağrı kesici içip yattım. Ertesi gün baktım elin acısında bir azalma yok, ayrıca şişiyor, bir ağrı kesici daha içip hastaneye gittim. Cumartesi tabi, o yüzden acilde birkaç saat beklemenin ardından sıra bana geldi, durumu anlattım. Çekilen röntgenler aşağıda:</p><p><img
src="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2012/03/030812_0002_ElKr1.jpg" alt="" /><img
src="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2012/03/030812_0002_ElKr2.jpg" alt="" /></p><p>Röntgenlerde de görüldüğü üzere işaret, orta ve yüzük parmaklarımın tarak kemiklerini kırmışım (içine etmişim mi desem?). Doktor ertesi gün el cerrahının hastaneye uğrayacağı saatleri söyledi, o saatte tekrardan hastaneye gelmemi istedi. Cerrahın daha sonraki adımlara karar vereceğini söyledi. Bir de elimi geçici olarak alçıya aldı.</p><p>Ertesi gün cerrahı görmeye gittim. Kendisi çözüm olarak ameliyat önerdi. Kırık parçaların üst üste durduğunu, o an elimin olması gerektiğinden yaklaşık 1 cm daha kısa olduğunu, aynı zamanda kırık kemiklerin eksenlerinin kaydığını anlattı. Yani örneğin elimi yumruk yaptığımda parmaklarım üst üste gelebilirmiş. Ameliyatsız bir alçının bu sorunları çözmeyeceğinden, aynı zamanda kemikler ameliyatlı bir çözüme oranla daha uzun sürede kaynayacağından o süredeki hareketsizlikten dolayı elimin alçı çıktığında kaskatı kalabileceğinden bahsetti.</p><p>Ertesi gün öğleden sonra ameliyattaydım. Sağ kolumun tamamını lokal anesteziyle uyuşturdular. 2 saatlik bir ameliyatın ardından kırık parçalar uç uca getirilmiş ve vidalarla sabitlenmiş. Ben ameliyat sırasında uyanıktım tabii ama o taraftaki perde sebebiyle neler yapıldığını göremedim (ki zaten elimi oyup kesip biçerlerken izlemeyi tercih de etmezdim). O gece hastanede kaldım. Ertesi sabah alçımın yenilenmesinin ardından hastaneden çıktım. Bu arada bütün getir götür işlerini Necip yaptı. Ameliyatı ben oldum çilesini o çekti diyebilirim. Buradan kendisine tekrardan çok teşekkür ediyorum.</p><p>Ameliyattan bu yana raporluyum, evde dinleniyorum (sıkılıyorum mu desem?). Raporum ertesi hafta da devam edecek, sonrası kısmet. Pazartesi günü dikişlerim alındı. Haftaya pazartesi de alçım çıkacak, ardından fizik tedavi başlayacak. Ondan sonraki hafta da bir röntgen daha çekilerek durum kontrol edilecek, yavaş yavaş ağırlık vermeye başlayacağım elime. Tam kuvvet uygulamaya ancak altıncı haftanın sonunda başlayacağım. Neyse ki parmaklarımı hareket ettirebiliyorum, bilgisayar kullanmakta sorun olmayacak yani. Ama muhtemelen yumruk yapmak gibi bazı hareketleri tekrardan yapabilmek zaman alacak.</p><p>Birkaç fotoğraf daha ekleyeyim:</p><p>Geçici alçım (alçı kolumun iç tarafında, gerisi sargı):</p><p><a
href="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2012/03/Picture-3.jpg"><img
class="alignnone  wp-image-562" title="El Kırığı - Geçici Alçı" src="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2012/03/Picture-3-1024x768.jpg" alt="" width="614" height="461" /></a></p><p>Ameliyattan sonraki alçım (alçı kolumun dış tarafında, gerisi sargı):</p><p><a
href="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2012/03/030812_0002_ElKr4.jpg"><img
class="alignnone size-full wp-image-553" title="El Kırığı - Ameliyat Sonrası Alçı" src="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2012/03/030812_0002_ElKr4.jpg" alt="" width="600" height="450" /></a></p><p>Aynı alçı, dikişler alındıktan sonraki yeni moda sargısıyla. Bu arada sevgili görevli alçının yerini tam ayarlamadan sarmış. Birkaç saat sonra bileğimi oynattığımda kemiğime değip acıtıyordu, ben de sargıyı çıkarıp tekrar sardım. Epey dandik duruyor ama hiç değilse kolumu rahat oynatabiliyorum:</p><p><a
href="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2012/03/030812_0002_ElKr5.jpg"><img
class="alignnone size-full wp-image-554" title="El Kırığı - Dikişler Alındıktan Sonra Alçı" src="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2012/03/030812_0002_ElKr5.jpg" alt="" width="600" height="450" /></a></p><p>Bu da elim, dikişler alındıktan hemen sonra, alçı tekrardan takılmadan. Evet, 3 kırık olunca 2 yerden açıp yapmış cerrahlar. İşaretler de ameliyattan kalma. Elimin çeşitli yerlerindeki morluklar halen tamamen geçmiş değil:</p><p><a
href="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2012/03/030812_0002_ElKr6.jpg"><img
class="alignnone  wp-image-555" title="El Kırığı - Dikişler Alındıktan Sonra" src="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2012/03/030812_0002_ElKr6.jpg" alt="" width="691" height="414" /></a></p><p>&nbsp;</p><p>Son birkaç not:</p><ul><li>Ameliyat sırasında da röntgen çekilmiş ama onları hastaneden alamadım. Veri korumasından dolayı veremeyeceklerini söylediler. Kimin verilerin kimden koruyorlarsa artık? Yeni çekilecek olan röntgenleri alabilirsem onları da belki buraya eklerim.</li><li>Takılan vidaların çıkarılması öngörülmüyor. Terminatör gibi gezeceğim artık ortalıkta. Havaalanı güvenlik kontrollerinde ötebileceğimi hatırlatan arkadaşlara da teşekkürler <span
style="font-family: Wingdings;">J</span>. Bakacağız duruma, olmadı rapor ve röntgenlerimle gezerim.</li><li>İş yerinde projemle ilgili bütün faaliyetlerim de sekteye uğradığından Türkiye&#8217;ye dönme tarihim yine bir süre ertelendi. Kabak tadı verme aşamasını çoktan geçmiştik zaten. Çok tutan dizileri abuk sabuk bahanelerle uzatırlar ya, benim olay ona benzedi artık. Düğünüme yetişmeyi planlıyorum.</li></ul> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eminsenay/~4/1Fcfy79PaNc" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Efendim yaklaşık 1,5 yıldır arkadaş grubuyla cuma akşamları yeterli sayıya ulaşabilirsek halı saha maçları yapıyoruz (ya da yapıyorduk mu desem?). 17 Şubat&amp;#8217;ta yine böyle bir maçta arkadaşla çarpıştık ve sağ elimin üstüne düştüm. O nasıl bir düşüşse öyle 3 kemiğimin kırılmasına sebep oldu. Aslında düştüğüm an bir kütürtü duymuştum. Elimin acısı da herhangi bir burkulma [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.eminsenay.com/blog/2012/03/el-kirigi/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.eminsenay.com/blog/2012/03/el-kirigi/</feedburner:origLink></item><item><title>Site Güncellemeleri</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/eminsenay/~3/bllCam6byTg/</link><category>Site</category><category>güncelleme</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Emin</dc:creator><pubDate>Mon, 10 Oct 2011 13:48:28 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.eminsenay.com/blog/?p=547</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><a
href="http://www.eminsenay.com/blog/2011/10/universite-projeleri/">Bir önceki yazım</a>da üniversite projelerimi GitHub&#8217;a aktarmaya başladığımı yazmıştım biliyorsunuz. Aktarımı dün bitirdim, bugün siteyi güncelledim. <a
href="http://www.eminsenay.com/blog/projeler/">Projeler</a> bölümünde artık daha önceki sıkıştırılmış dosyalar yerine GitHub deposuna <a
href="https://github.com/eminsenay/UniProjects" target="_blank">bağlantı</a> bulunmakta. Bu sayede kodlar daha göz önünde bulunacak, şöyle bir göz atmak istiyorum diyen bunu GitHub üzerinden kolayca gerçekleştirebilecek. Onun dışında <a
href="http://www.eminsenay.com/blog/kendim/">kendim</a> sayfasına da küçük bir ekleme yapıp çeşitli sitelerdeki kullanıcı bağlantı adreslerimi paylaştım.</p><p>Afiyet olsun&#8230;</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eminsenay/~4/bllCam6byTg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Bir önceki yazımda üniversite projelerimi GitHub&amp;#8217;a aktarmaya başladığımı yazmıştım biliyorsunuz. Aktarımı dün bitirdim, bugün siteyi güncelledim. Projeler bölümünde artık daha önceki sıkıştırılmış dosyalar yerine GitHub deposuna bağlantı bulunmakta. Bu sayede kodlar daha göz önünde bulunacak, şöyle bir göz atmak istiyorum diyen bunu GitHub üzerinden kolayca gerçekleştirebilecek. Onun dışında kendim sayfasına da küçük bir ekleme yapıp [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.eminsenay.com/blog/2011/10/site-guncellemeleri/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.eminsenay.com/blog/2011/10/site-guncellemeleri/</feedburner:origLink></item><item><title>Üniversite Projeleri</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/eminsenay/~3/ZWHND9djAkk/</link><category>Bilgisayar</category><category>Site</category><category>eclipse</category><category>github</category><category>proje</category><category>üniversite</category><category>visual studio</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Emin</dc:creator><pubDate>Wed, 05 Oct 2011 12:54:13 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.eminsenay.com/blog/?p=531</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>Üniversite süresince yapmış olduğum projelerden saklayabildiklerimi ve stajlarda yaptıklarımdan yayınlamaya iznim olanları sitede <a
title="Projeler" href="http://www.eminsenay.com/blog/projeler/">şu</a> adreste yayınlıyorum biliyorsunuz. Bunları daha erişilebilir ve aranabilir hale getirmek için birkaç gün önce <a
title="GitHub" href="https://github.com/" target="_blank">GitHub</a>’a aktarmaya karar verdim. Hepsini bodoslama GitHub’a yollamaktansa biraz tertipli düzenli olmaları için mümkün olduğunca çoğunu Eclipse veya Visual Studio projeleri haline getiriyorum şu sıralar. Bu süreçte şimdiye kadar iki şey dikkatimi çekti:</p><ol><li>Epey kötü kod yazıyormuşum o zamanlar <img
src='http://www.eminsenay.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> . Özellikle ilk projelerim hatalarla dolu (Halbuki ben hepsini iyi çalışıyor diye hatırlıyordum). Aslında sadece kodları IDE’ye atıp birer kere derleyip çalıştırıyorum, yani öyle hata aramak gibi bir amacım yok ama yine de bu sırada bile bir sürü hatayla karşılaştım. Tamam, o kodları daha programlamaya yeni başlayan birinin yazdığı kodlar olarak değerlendirmek lazım ama yine de yazmadan duramadım. Diğer bir merak ettiğim konu da bundan birkaç sene sonra şu an yazdığım kodlar hakkında ne düşüneceğim…</li><li>Eclipse, birden fazla çalıştırılabilir dosya ya da kütüphane içeren C/C++ projelerinin Makefile’ını kendimizin yapmasını şart koşuyormuş. Otomatik algılayayım, gruplayayım, farklı exeler oluşturayım gibi bir derdi yok yani. Bu işlemin Visual Studio’da ne kadar kolay bir şekilde yapılabildiğini bildiğim için epey şaşırttı bu beni (Bir solution altında birden fazla proje oluşturmak). Aslında amacım IDE olarak sadece Eclipse kullanmaktı ama açıkçası Makefile yazmaya üşendim, C/C++ projelerim için Visual Studio C++ Express Edition kullanmaya karar verdim.</li></ol><p>Şimdilik bu kadar. İşimi bitirince siteyi zaten güncellemem gerekecek. O sırada tekrar bir yazıyla haber veririm tekrardan.</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eminsenay/~4/ZWHND9djAkk" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Üniversite süresince yapmış olduğum projelerden saklayabildiklerimi ve stajlarda yaptıklarımdan yayınlamaya iznim olanları sitede şu adreste yayınlıyorum biliyorsunuz. Bunları daha erişilebilir ve aranabilir hale getirmek için birkaç gün önce GitHub’a aktarmaya karar verdim. Hepsini bodoslama GitHub’a yollamaktansa biraz tertipli düzenli olmaları için mümkün olduğunca çoğunu Eclipse veya Visual Studio projeleri haline getiriyorum şu sıralar. Bu süreçte [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.eminsenay.com/blog/2011/10/universite-projeleri/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.eminsenay.com/blog/2011/10/universite-projeleri/</feedburner:origLink></item><item><title>HTC Touch HD ile Android 2.3 Maceraları</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/eminsenay/~3/Vz0toSifaDg/</link><category>Bilgisayar</category><category>"Android 2.3"</category><category>Android</category><category>Blackstone</category><category>Gingerbread</category><category>HTC Touch HD</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Emin</dc:creator><pubDate>Thu, 02 Jun 2011 03:52:38 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.eminsenay.com/blog/2011/06/htc-touch-hd-ile-android-2-3-maceralari/</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><a
href="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2011/06/android787006.png"><img
style="border-right-width: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; margin-left: 0px; border-left-width: 0px; margin-right: 0px" title="android" border="0" alt="android" align="left" src="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2011/06/android787006_thumb.png" width="244" height="184" /></a></p><p>Geçen hafta sonu fırsat bulup halen kullandığım HTC HD’ye (Blackstone) Android 2.3 (Gingerbread) yükledim. Öncelikle yazayım, Android’i telefonda çalıştırabilmek demek günlük hayatta Windows Mobile’i terk edip tamamen onu kullanabileceğiniz anlamına gelmiyor, boşuna heveslenmeyin yani <img
src='http://www.eminsenay.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> . Ama bu zaman zaman açıp Android’i kurcalamayı, ya da birkaç oyun oynamayı da engellemiyor.</p><p>&#160;</p><p>&#160;</p><p>&#160;</p><p>Şimdi yemek tarifi gibi bu işin nasıl yapıldığını anlatayım:</p><ol><li><a
href="http://www.megaupload.com/?d=BFAYM7JN" target="_blank">Şu</a> adresten baz olarak kullanılacak dosyaları indirin.</li><li>Bir adet yeni FAT32 formatlanmış microSD kartına indirdiğiniz dosyaları kopyalayın. Bu kartı telefona takacaksınız sonra.</li><li><a
href="http://files.xdandroid.com/system-gingerbread-testing-20110325.zip" target="_blank">Şu</a> adresten system.ext2 dosyasını indirin, karta kopyalayın, var olan dosyanın üzerine yazın.</li><li><a
href="http://files.xdandroid.com/rootfs/rootfs-20110516-2d0bb0f.zip" target="_blank">Şu</a> adresteki dosyayı indirin, zip içindeki dosyanın adını rootfs olarak değiştirin, karta kopyalayın, var olan dosyanın üzerine yazın.</li><li><a
href="http://zimages.googlecode.com/files/htc-msm-linux-20110522_213148-package.tar.bz2" target="_blank">Şu</a> adresten telefon için özelleştirilmiş güncel Android kernelini indirin. Arşivdeki adı zImage ile başlayan dosyanın adını zImage olarak değiştirin, onu ve adı modules ile başlayan tar dosyasını karta kopyalayın, var olan zImage dosyasının üzerine yazın, karttaki adı modules ile başlayan diğer tar dosyasını silin.</li><li>Kartı telefona takıp dosya yöneticisini açın, karttaki Haret.exe’yi çalıştırın.</li></ol><p>Bunların hepsini doğru yaptıysanız Android telefonunuzda birkaç dakika sonra açılacak.</p><p>Olası sorunlar: Her SD kart desteklenmiyor. Haret.exe yi çalıştırdıktan bir süre sonra komut satırında bir birinin peşi sıra “Waiting for SD Card” yazısını görürseniz bu muhtemelen kartınızın desteklenmediği anlamına geliyor. Kaynak sitede Class 6 ve yukarısının desteklenmediği yazıyordu, ama benim Transcend marka orijinal kartım Class 4 olmasına rağmen problem oldu, aynısının Sandisk’ini aldım, problemsiz çalıştırabildim.</p><p>Genel izlenimler: Android hazırda telefonun birçok özelliğini destekliyor; telefon edilebiliyor, SMS çalışıyor, internete girilebiliyor (sadece Wi-Fi çalışıyor; 3G, EDGE ya da GPRS’i çalıştıramadım), fotoğraf çekilebiliyor (video çekilemiyor). Ama daha önce de yazdığım gibi pek günlük hayatta kullanılabilme imkanı yok. Öncelikle sistemde bir kararlılık sorunu var. İlk başladığında bulunan şebeke, telefonun yeri değişmemesine rağmen birkaç saat sonra yok oluyor. Alet canı istediğinde kendini yeniden başlatıyor. Özellikle internet ile ilgili uygulamalarda bu kendini yeniden başlatma çok sık oluyor. Onun dışında genel olarak tepki süreleri de sorunlu, ekran efektleri örneğin takılarak ve gecikmeyle çalışıyor. Ancak bütün bu yazdığım negatif özellikler, Android Market’ten birkaç oyun indirip oynamaya engel olmuyor. Özellikle benim gibi telefon değiştirmeyi diğer sistemdeki oyunlar ve uygulamalar için düşünenler, kendilerini biraz daha bu geçici çözümle oyalayabilirler.</p><p>Sonuç: Var olan telefonumu değiştirmeye gerek kalmadan Android’in şu anki son versiyonunu kurcalama şansına sahip oldum. Bu işlemin telefonun var olan işletim sistemine ya da içindeki bilgilere zarar vermemesi, istenildiği an Windows’a dönülebilmesi de ekstra bir güzellik (ama siz yine de bu işlemlerden önce telefonunuzdaki bilgilerin tam bir yedeğini alın, ne olur ne olmaz…). Bir de daha stabil olsaydı süper olacaktı ama buna da şükür diyoruz.</p><p>Kaynaklar: Öncelikle kullandığım ilk kaynak, <a
href="http://www.xda-developers.com/" target="_blank">xda-developers</a> sitesi oldu, her şeyi forumlarındaki <a
href="http://forum.xda-developers.com/showthread.php?t=951697" target="_blank">şu</a> sayfa başlattı. Yazıyı okuyup siz de denemek isterseniz güncel dosyalarla çalışmak daha mantıklı olabilir. <a
href="http://files.xdandroid.com/" target="_blank">Şu</a> adreste system.ext2 dosyalarının, <a
href="http://files.xdandroid.com/rootfs/" target="_blank">bu</a> adreste rootfs in, <a
href="http://glemsom.users.anapnea.net/android2/htc-msm-linux/" target="_blank">şu</a> adreste Android kernelinin güncel versiyonlarını bulabilirsiniz.</p><p>Son olarak telefonun nasıl çalıştığı ile ilgili fikir vermesi açısından şu videoyu da paylaşayım:</p><div
style="padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; width: 425px; padding-right: 0px; display: block; float: none; margin-left: auto; margin-right: auto; padding-top: 0px" id="scid:5737277B-5D6D-4f48-ABFC-DD9C333F4C5D:bb110adc-2d33-420d-823d-3c63d69a9ce4" class="wlWriterEditableSmartContent"><div><object
width="425" height="355"><param
name="movie" value="http://www.youtube.com/v/az3tHoyCZS0&amp;hl=en"></param><embed
src="http://www.youtube.com/v/az3tHoyCZS0&amp;hl=en" type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="355"></embed></object></div></div> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eminsenay/~4/Vz0toSifaDg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Geçen hafta sonu fırsat bulup halen kullandığım HTC HD’ye (Blackstone) Android 2.3 (Gingerbread) yükledim. Öncelikle yazayım, Android’i telefonda çalıştırabilmek demek günlük hayatta Windows Mobile’i terk edip tamamen onu kullanabileceğiniz anlamına gelmiyor, boşuna heveslenmeyin yani . Ama bu zaman zaman açıp Android’i kurcalamayı, ya da birkaç oyun oynamayı da engellemiyor. &amp;#160; &amp;#160; &amp;#160; Şimdi yemek tarifi [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.eminsenay.com/blog/2011/06/htc-touch-hd-ile-android-2-3-maceralari/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.eminsenay.com/blog/2011/06/htc-touch-hd-ile-android-2-3-maceralari/</feedburner:origLink></item><item><title>Askerlik Erteleme Maceralarım – Özet</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/eminsenay/~3/YPzp3rL1G8s/</link><category>Ivır zıvır</category><category>askerlik</category><category>çürük raporu</category><category>GATA</category><category>tiroit</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Emin</dc:creator><pubDate>Sun, 13 Mar 2011 11:42:58 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.eminsenay.com/blog/?p=515</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>Tiroit bezi problemi olup geçen sene askere giden bir arkadaşın anlattıkları üzerine 7 yıldır tiroit bezi olmadan yaşayan biri olarak gerçekten askerliğe elverişli olup olmadığımı öğrenmek istedim. Bunun için geçtiğimiz haftalarda 10 gün boyunca Türkiye’deydim. Haydarpaşa GATA’daki kontroller sonucunda sağlık kurulu 1 yıl sevk ertelemesi kararını verdi. Bu da tiroit bezi alınmış kişilerin askerliğe elverişsiz olarak kabul edildiği, ancak 1 yıl sonra beni tekrar kontrol etmek istedikleri anlamını taşıyor. Tabii burada herkesin aklına aynı soru geliyor: “Tamamen alınmış bir tiroit bezi yerine seneye kadar yenisi mi çıkmış olacak da tekrar kontrol istiyorlar?” Bu sorunun cevabı herkesin malumu. Ancak askeri hastaneler hemen ilk seferde askerliğe elverişli değildir demek istemiyorlar, sahte rapor çeteleri nedeniyle yoğurdu üfleyerek yiyorlar muhtemelen. Güvenilir kaynaklardan edindiğim bilgiye göre de zaten benimki gibi tiroit bezi problemlerinde ikinci seferde çürük raporunu veriyorlarmış.</p><p>Sonuç olarak aldığım bu sevk ertelemesi, Almanya maceralarımı beklenenden önce sonuçlandırmama sebep olabilir. Zira burada bulunmamın Almanya’ya ilk gelirken olmasa da şu anki başlıca sebebi dövizli askerlik için gün doldurmak idi. Bir dahaki kontrolde sağlıklı bulunup askere alınmayacağımın garantisi yok elbette, ama bunun için o zamana kadar mevzuatın değişip bu hastalığın artık askerliğe elverişlilikte bir sorun oluşturmayacağının belirtilmesi gerekiyor. Bunun ihtimali de yine sağlam kaynaklardan öğrendiğim kadarıyla yok denecek kadar az. Diğer taraftan dönüşüm, diğer güzellikler bir yana, bana kariyer anlamında belki 1 sene kazandıracak.</p><p>Not: Bu yazıyı yaklaşık iki hafta önce hazırlamama rağmen biraz daha ayrıntılı anlatma hevesim nedeniyle bekletip duruyordum. Sonunda pes edip özet de olsa bir şeyler postalamak istedim siteye. En iyisi ayrıntıları yazabilirsem daha sonra yazmak olacak.</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eminsenay/~4/YPzp3rL1G8s" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Tiroit bezi problemi olup geçen sene askere giden bir arkadaşın anlattıkları üzerine 7 yıldır tiroit bezi olmadan yaşayan biri olarak gerçekten askerliğe elverişli olup olmadığımı öğrenmek istedim. Bunun için geçtiğimiz haftalarda 10 gün boyunca Türkiye’deydim. Haydarpaşa GATA’daki kontroller sonucunda sağlık kurulu 1 yıl sevk ertelemesi kararını verdi. Bu da tiroit bezi alınmış kişilerin askerliğe elverişsiz [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.eminsenay.com/blog/2011/03/askerlik-erteleme-maceralarim-ozet/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.eminsenay.com/blog/2011/03/askerlik-erteleme-maceralarim-ozet/</feedburner:origLink></item><item><title>eminsenay.com.tr Yayında</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/eminsenay/~3/JgyeeiojHSM/</link><category>Site</category><category>eminsenay.com.tr</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Emin</dc:creator><pubDate>Thu, 17 Feb 2011 00:17:48 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.eminsenay.com/blog/?p=513</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>Uzun zamandır yapmak istememe rağmen üşengeçliğimden ancak kurtulup www.eminsenay.com.tr alan adını da kiraladım. Basit bir URL yönlendirmesi ile artık o da buraya yönleniyor.</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eminsenay/~4/JgyeeiojHSM" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Uzun zamandır yapmak istememe rağmen üşengeçliğimden ancak kurtulup www.eminsenay.com.tr alan adını da kiraladım. Basit bir URL yönlendirmesi ile artık o da buraya yönleniyor.</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.eminsenay.com/blog/2011/02/eminsenay-com-tr-yayinda/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.eminsenay.com/blog/2011/02/eminsenay-com-tr-yayinda/</feedburner:origLink></item><item><title>İşini Ciddiye Almak</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/eminsenay/~3/JM7oKaKueCs/</link><category>Ivır zıvır</category><category>ayakkabı</category><category>bot</category><category>hediye çeki</category><category>Karstadt</category><category>müşteri</category><category>şikayet</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Emin</dc:creator><pubDate>Sun, 30 Jan 2011 14:32:09 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.eminsenay.com/blog/?p=501</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>Birkaç ay önce <a
href="http://www.karstadt.de/" target="_blank">Karstadt</a>’tan bir bot almıştım. Yaklaşık 1 ay kadar karda kışta giydikten sonra ilk yağmurlu havada su koyuverdi. Cidden, sağ ayak daha belirgin olmak üzere ön alt tarafından su alıyordu. Ertesi gün tekrar denedim, yine su aldı. Bot sözde özel, kesinlikle su almayan bir maddeden yapılmıştı, su almamasına rağmen hava alıp ayağın rahat etmesini sağlıyordu. Bu nedenle aldığım mağazaya geri gidip ayakkabıyı iade etmek istediğimi söyledim (ki aslında su almasa ben onu daha birkaç yıl beğenerek giyerdim, modelini falan sevmiştim, ayrıca hava alma ve rahatlık iddiaları doğruydu).</p><p>Mağazadaki yetkili kişi başta biraz mırın kırın etmesine rağmen daha sonra botu kabul etti, incelenmesi için bir yerlere göndereceğini, bu işlemin 3 – 4 hafta süreceğini, o süre içinde beklemem gerektiğini, beni gelişmelerden haberdar edeceklerini söyledi. Bu arada ayakkabının kutusunu ve bütün etiketlerini fişi ile birlikte saklamış (atmaya üşenmiş diyelim) olmam burada çok yardımcı oldu. Zaten böyle bir durumda ürünü orijinal fişi olmadan kabul etmiyorlarmış. Ama etiketlerin üzerindeki su geçirmez ifadeleri işimi kolaylaştırdı, onları göstererek hemen verebildim. Yoksa o modeldeki botlarının hepsini sattıkları için işim daha zor olabilirdi.</p><p>Neyse, buraya kadar yazdıkların zaten olağan şeyler, her yerde karşılaşılabilecek durumlar yani aslında. Ama bundan sonrası işini ciddiye alan insanların baş rolünü oynadığı bir olay.</p><p>Beklenilen üzere birkaç hafta sonra mağazadan konuyla ilgili telefon ettiler. Çok ayrıntı vermeden şikayetimin yerinde görüldüğünü ve başka bir bot vereceklerini ya da botun fiyatı kadarlık hediye çeki alabileceğimi söylediler. Ertesi günü gittiğimde durumu açıkladılar:</p><p>Şimdi bu çalışan bana botun test için bir yere gönderileceğini söylemişti ya, orası mağazanın kalite kontrol departmanıymış (bilmeyenler için Karstadt, Almanya’nın YKM benzeri zincir mağazalarından biri, birçok şehirde şubesi bulunmakta, o yüzden böyle bir departman kurabilmişler). Adamlar cidden ayakkabının su alıp almadığını test etmişler. Hem de ne test: Her bir teki 4 ayrı teste tabi tutmuşlar. Her testte su seviyesini biraz daha yükselttikleri bir kabın içinde ayakkabıyı yarım saat bekletmişler, sonucuna bakmışlar. Ayakkabı üreticisinin iddialarını da göz önünde bulundurarak ayakkabının bu testlerin tamamından su almadan geçmesi beklenirken ayakkabılar üçüncü testten itibaren su almış. Bu nedenle şikayetimi haklı bulmuşlar. Daha da ilginci bütün bu yazdıklarımı, ayakkabı ve su geçirmez etiketlerinin fotoğrafları ile birlikte rapor haline getirmişler, Nürnberg Karstadt’taki ilgili kişiye göndermişler.</p><p>İlgilenenler raporun bir kopyasını <a
href="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2011/01/KarstadtAyakkabiRaporu.pdf" target="_blank">şurada</a> bulabilirler (İsimler, imzalar ve ayakkabı fiyatını sildim).</p><p>Sonuç 1: Botun fiyatı kadarlık bir hediye çeki aldım. Hediye çekinin son kullanma tarihi olmadığı, mağazada da ileriki günlerde alacak bir şeyler bulabileceğim neredeyse kesin olduğu için bunu kabul ettim, illa parayı geri alayım gibi bir zorlamam olmadı.</p><p>Sonuç 2: İşlerini ciddiye alarak, tüketicinin isteği üzerine bu tarz şikayetlerle ilgilenen bir bölümün olması bir mağaza için çok güzel. Ama artık bu ülkedeki standart insan tipinden midir bilinmez, çok ağır ilerledi bu işlem. Bir de daha hızlı olsalar süper olacak.</p><p>Sonuç 3: Hala yeni bir bota ihtiyacım var. Bu aralar bot için artık sezon sonu olduğundan fiyatlar uygun ama güzel bir şey bulmak o kadar da kolay değil sanırım. Daha çok bakınamadık ama baktığımız yerlerde pek bir şey yok gibiydi. Artık bir süre daha emektarlar botumla idare edeceğim.</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eminsenay/~4/JM7oKaKueCs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Birkaç ay önce Karstadt’tan bir bot almıştım. Yaklaşık 1 ay kadar karda kışta giydikten sonra ilk yağmurlu havada su koyuverdi. Cidden, sağ ayak daha belirgin olmak üzere ön alt tarafından su alıyordu. Ertesi gün tekrar denedim, yine su aldı. Bot sözde özel, kesinlikle su almayan bir maddeden yapılmıştı, su almamasına rağmen hava alıp ayağın rahat [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.eminsenay.com/blog/2011/01/isini-ciddiye-almak/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.eminsenay.com/blog/2011/01/isini-ciddiye-almak/</feedburner:origLink></item><item><title>Güncelleme – Ocak 2011</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/eminsenay/~3/G4rvfjCm9WA/</link><category>Bilgisayar</category><category>Ivır zıvır</category><category>2010</category><category>evoline</category><category>evosoft</category><category>Floransa</category><category>gezi</category><category>italya</category><category>milano</category><category>napoli</category><category>Pisa</category><category>pompei</category><category>roma</category><category>Siemens</category><category>siena</category><category>sixt</category><category>sunum</category><category>Venedik</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Emin</dc:creator><pubDate>Sun, 16 Jan 2011 04:52:55 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.eminsenay.com/blog/?p=491</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>Efendim son yazımdan bu yana yine boş durmadım. Acısıyla tatlısıyla aklımda kalanlar şöyle:</p><p>Projemin yıl sonu toplantısında uzunca bir sunum yaptım. Tia-Portal&#8217;da yaptığım geliştirmelerin otomasyon sisteminin performansına ne derece etkisi olduğunu çeşitli projeler aracılığı ile test etmiştim. Öncelikle bunu sundum. Daha sonra da geliştirilen her bir özelliğin o sırada açık bulunan herhangi bir projede kullanılıp kullanılmadığını anlamanın yöntemlerini ve bu özelliklerin projelerde nasıl aktive edilebileceklerini anlattım. Firmware tarafında çalışan ezici çoğunluk da benim Tia-Portal&#8217;da geliştirdiğim özellikleri cihazlara kazandırmak için uğraşıyorlar. Bir yıldır üzerinde çalıştığımız özelliklerin sisteme neler kattığını açıkça görebilmek onları da mutlu etti. Bir kısmı da özelliklerin aktive edilme yollarını birinci elden öğrendikleri için memnundu, bu sayede istedikleri testleri daha rahat yapabileceklerdi. Bu sunumun bana da faydası oldu. Almanya&#8217;daki ilk sunumumu Almanca olarak yapmış oldum. Projenin genelinden farklı bir konumda çalıştığım için yüzümün tanınırlığı diğer kişilere oranla daha az idi, sunum sayesinde bunu arttırdım. Ayrıca evosoft ve evoline&#8217;a projem hakkında anlatabileceğim bir şeyim olmuş oldu. Hakkımdaki olumlu izlenimlerin artmasının bir gün bana faydası olacağı inancındayım. Ayrıca sunumun bir diğer faydası ise normalde çok fazla ilgilenmediğim performans ile ilgili değerlere daha hakim olmamı sağlamasıydı.</p><p><a
href="http://maps.google.com/maps?f=d&amp;source=s_d&amp;saddr=Milan,+Italy&amp;daddr=Venice,+Italy+to:Florence,+Italy+to:Pisa+Pisa,+Italy+to:Sienna+Sienna,+Italy+to:Rome,+Italy+to:Pompei+Naples,+Italy+to:Naples,+Italy+to:Rome,+Italy&amp;hl=en&amp;geocode=FYm4tQIdLTOMACk9o6HLTMGGRzGQGnttVt4wpg%3BFeBFtQIdYEa8ACkfb1JTCq9-RzGwX5EVhwkHBA%3BFZzbmwIdRcSrACnfTKTToFYqEzHZl2CJaKVFug%3BFScOmwIdqKOeACn9PAnRnpHVEjEMRBgkvvpkTA%3BFYX9lAId0uOsACnFMZlgpiwqEzHwpuXjkCwIBA%3BFSpGfwIdFHe-AClfFvCor2EvEzHVHDe_UYwMQA%3BFX7IbQIdgkPdAClBpLXrlbw7EzEw1WOZH-EJBA%3BFaErbwIddHbZACmZfmxqTwg7EzEdGXg7wSz1PQ%3BFSpGfwIdFHe-AClfFvCor2EvEzHVHDe_UYwMQA&amp;mra=ls&amp;doflg=ptk&amp;sll=43.109004,11.843262&amp;sspn=5.758504,12.359619&amp;ie=UTF8&amp;ll=43.34915,12.249756&amp;spn=5.735898,12.359619&amp;z=7" target="_blank"><img
class="alignright size-full wp-image-495" title="İtalya gezisi 2010" src="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2011/01/Screen-capture-1.png.jpg" alt="" width="287" height="343" /></a></p><p>Geçtiğimiz günlerdeki bir diğer olay da Selin, İrem ve Mertcan ile yaptığımız İtalya gezisi idi. Gezinin Roma ayağında Buğra ve Necip de zaman zaman bize eşlik etti. Şirketteki hemen herkes bu süre içinde tatile çıktığından ve belki de alışkanlıktan bu sene izin günleri açısından pek bir faydası olmasa da Noel haftasını yine tatilde geçirdik. Başlangıcı biraz sıkıntılı oldu, Milano&#8217;ya gecikmeli inince Sixt&#8217;in arabamızı başkasına vermiş olduğunu öğrendik. Uçuş numarasının daha önceden bildirilmemesi durumunda Sixt ofisleri rezervasyonda belirtmiş olduğunuz saatten sonra en fazla 1 saat içinde arabayı almanızı bekliyormuş, bunu da acı bir şekilde tecrübe ettik. Peugeot 308 sınıfı bir araç rezerve etmiştik, içine biraz zor sığdığımız bir Fiat Panda ile yetinmek durumunda kaldık. Belki İtalya şehir trafiğinde aracın küçüklüğü iyi bile oldu ama herhalde yine bir tercihte bulunacak olsam bugün de daha büyük bir aracı tercih ederdim. Geziye 25 Aralık&#8217;ta Milano&#8217;da başladık, sırasıyla Venedik, Floransa, Pisa, Siena, Roma, Pompei ve Napoli&#8217;yi gezdik, 2 Ocak&#8217;ta da Roma&#8217;da bitirdik. Şehir gezileri, en azından Avrupa içindekiler bana artık o kadar da zevk vermiyor. İlk başlarda epey hevesliydim ama artık içinde güneş, deniz ve dalıştan en az birinin olduğu tatilleri daha çok sevdiğimi fark ettim. Yine de tam o sıralarda -15 leri görmüş olan Nürnberg&#8217;de kalmaktansa sıcak denizlere inmiş olmak güzeldi.</p><p>Geziyle ilgili birkaç anı da şöyle:</p><ul><li>Bir keresinde hava alanında aynı uçağa binecekken karşılaştığım Çağıl ile bu sefer de Coloseum&#8217;da karşılaştık. Bu nedenle kendisini bundan sonra beklenmedik yerlerde karşılaştığım arkadaşım olarak hatırlayacağım <img
src='http://www.eminsenay.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> .</li><li>Aslında Napoli ve Pompei gezinin orijinal planına dahil değildi. Daha sonradan Roma&#8217;da gezilecek yerler erken bittiğinden plana son gün dahil oldu. İyi de oldu, bu sayede içimizdeki oraya ait merakı da gidermiş olduk. Yalnız Napoli tam anlamıyla varoş bir şehir imiş, insan şehirde bulunduğu sürece kendini tam güvende hissetmiyor. 1 Ocak&#8217;ta gitmek de işin tuzu biberi oldu, açık bir pizzacı bile bulamadık, İtalya&#8217;nın pizzasıyla en ünlü şehrinde pizza yiyememiş olduk.</li><li>Gezinin ayarlamalarını yapan kişi olarak kendimi daha bir sorumlu hissettim. O nedenle diğer gezilerime oranla mental açıdan daha az bir rahatlama oldu. Aklım da o sırada Türkiye&#8217;de idi (sonraki paragrafta nedeni var), bu da bir etken olmuş olabilir.</li><li>Yılbaşına Roma&#8217;da girdik. Çok etkileyici bir havai fişek gösterisinin yanında sokaklarda da o kadar çok patlayıcı kullanıldı ki gözlerinizi kapatsanız kendinizi cephede hissedebilirdiniz.</li><li>Gezilerde normalde yürüyüş sırasında harita ihtiyacı olduğu zaman şu ana kadar Tomtom&#8217;u kullanıyordum ama açıkçası kendisinden çok da memnun değildim. Aklımda hep çevrimdışı Google haritalarını kullanan bir uygulama kullanmak vardı ama o zamana kadar bu işi Windows Mobile&#8217;da yapan bir uygulamanın varlığından haberdar değildim. Sonunda geziden bir gün önce böyle bir uygulamanın varlığından haberdar oldum. Ücretsiz uygulamanın adı NaviComputer, sitesi de <a
href="http://navicomputer.com/" target="_blank">şu</a>. Sitede bilgisayara kurulup istenilen haritayı indirmenizi sağlayan bir uygulama da var. Uygulamada varsayılan olarak opensteetmap haritalarını indirme seçeneği açık olarak geliyor, Google gibi diğer harita siteleri için ne yapılması gerektiğini <a
href="http://navicomputer.com/blog/?p=37" target="_blank">şu</a> adresten öğrenebilirsiniz.</li></ul><p>Bu güncellemenin son olayı maalesef pek hoş bir haber değil. Yaklaşık 1 aydır durumu çok iyi olmayan dedemi 3 Ocak&#8217;ta kaybettik. Kendisi epeydir hastaydı, bir dizi diğer problemin yanında solunum ve dolaşım sıkıntıları vardı. 20 gün kadar hastanede kaldı, ancak hastanenin çabaları da bir yere kadar yardımcı olabildi. Haberi alır almaz Denizli&#8217;ye gittim. 9 Ocak&#8217;a kadar oradaydım, sonra da tekrar Almanya&#8217;ya geri döndüm. Hastaneye giriş yapıldığı andan itibaren doktorumuz her şeye karşı hazırlıklı olmamız gerektiğini söylemişti, yani beklenmedik bir son değildi bu. Yine de insan üzülüyor.</p><p>Be seferlik de bu kadar&#8230;</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eminsenay/~4/G4rvfjCm9WA" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Efendim son yazımdan bu yana yine boş durmadım. Acısıyla tatlısıyla aklımda kalanlar şöyle: Projemin yıl sonu toplantısında uzunca bir sunum yaptım. Tia-Portal&amp;#8217;da yaptığım geliştirmelerin otomasyon sisteminin performansına ne derece etkisi olduğunu çeşitli projeler aracılığı ile test etmiştim. Öncelikle bunu sundum. Daha sonra da geliştirilen her bir özelliğin o sırada açık bulunan herhangi bir projede kullanılıp kullanılmadığını [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.eminsenay.com/blog/2011/01/guncelleme-ocak-2011/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.eminsenay.com/blog/2011/01/guncelleme-ocak-2011/</feedburner:origLink></item><item><title>Fabrika Teslim Araba Satın Almak</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/eminsenay/~3/u82qi1w48xw/</link><category>Ivır zıvır</category><category>Araba</category><category>Audi</category><category>fabrika</category><category>Siemens</category><category>SIMATIC</category><category>TIA-Portal</category><category>üretim</category><category>üretim bandı</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Emin</dc:creator><pubDate>Sat, 11 Dec 2010 05:01:56 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.eminsenay.com/blog/?p=487</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><a
href="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2010/12/Audi_2.jpg"><img
style="border-right-width: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; margin-left: 0px; border-left-width: 0px; margin-right: 0px" title="Audi_2" border="0" alt="Audi_2" align="right" src="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2010/12/Audi_2_thumb.jpg" width="240" height="127" /></a><p>Birkaç hafta önce teyzemlerin Audi A3’lerini fabrikasından almaya gittik. Audi’nin burada böyle bir imkanı varmış. Belli bir ücret karşılığında aracın üretildiği fabrikanın bulunduğu Audi yerleşkesine gidip müze ve fabrika gezisi yapmak, bütün gün yiyip içip sonrasında arabayı teslim almak mümkünmüş. Detaylar <a
href="http://www.audi.com/com/brand/en/models/car_delivery/ingolstadt.html" target="_blank">şu</a> adresten okunabilir.</p><p>Bu gezi benim için birkaç şekilde aklımda kalacak. Öncelikle şirketlerin böyle bir imkan sunarak müşterinin arabasını kullandığı ilk günden itibaren arabayla bütünleşmesini sağlamaya çalışmaları epey hoşuma gitti. Arabayı teslim almadan önceki yaklaşık 45 dakikalık arabaya özel bir tanıtım da daha kullanmadan arabanın tanınmasını, özelliklerinin öğrenilmesini sağlıyor.&#160;</p><p><a
href="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2010/12/s7_300.jpg"><img
style="border-right-width: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; margin-left: 0px; border-left-width: 0px; margin-right: 0px" title="s7_300" border="0" alt="s7_300" align="right" src="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2010/12/s7_300_thumb.jpg" width="240" height="136" /></a>Diğer bir nokta da Audi gibi bir fabrikanın üretim bandını görmüş olmam. Gezdiğimiz kısımda motor üretimi yapılmıyordu, boya kısmı da bir video ile tanıtıldı. Onun haricinde arabanın ham metal halinden nasıl olup da şekillendiğini, motor ile nasıl buluştuğunu ve tamamlandığını görme şansımız oldu. Teknolojinin muhtemelen en son imkanları kullanılarak üretim yapan makinelerin çalışmasına da yakından şahit olduk. Gerçekten o kadar cihazın birbirleriyle ve insanlarla uyumlu bir şekilde nasıl çalıştığını görmeden üretim hakkında tam anlamıyla bir fikir sahibi olmak çok zor.</p><p><a
href="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2010/12/devicesnetworkscreen11501.jpg"><img
style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; display: inline; margin-left: 0px; border-top: 0px; margin-right: 0px; border-right: 0px" title="devices-network-screen-1150" border="0" alt="devices-network-screen-1150" align="left" src="http://www.eminsenay.com/blog/wp-content/uploads/2010/12/devicesnetworkscreen1150_thumb1.jpg" width="244" height="217" /></a>Gezinin benim için son önemli noktası da sonunda şirkette üzerinde çalıştığımız yazılım ve donanımların kullanılıp nasıl bir sonuç çıktığını görmüş olmaktı. Genellikle çok spesifik konular üzerinde çalışıyoruz, o nedenle o kadar uç bir noktadan bakınca arkaya yaslanıp genel bir resmi hayal etmek biraz zor olabiliyor. Bu gezi o büyük resmi görmemde de yardımcı oldu. Gerçi Audi duyduğum kadarıyla o fabrikasında <a
href="http://www.automation.siemens.com/mcms/topics/en/simatic/Pages/Default.aspx" target="_blank">SIMATIC</a> kullanmıyormuş. Benim de üzerinde çalıştığım yazılım ve donanımların büyük bir çoğunluğu daha piyasaya sunulmadı. Ancak yine de onlarla da aynı sonucun (hatta muhtemelen daha da iyisinin) ortaya çıktığını ya da çıkacağını biliyorum.</p><p>Günün birinde siz de araba satın alırken böyle bir imkana sahip olursanız bunu hiç düşünmeden kullanın derim.</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eminsenay/~4/u82qi1w48xw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Birkaç hafta önce teyzemlerin Audi A3’lerini fabrikasından almaya gittik. Audi’nin burada böyle bir imkanı varmış. Belli bir ücret karşılığında aracın üretildiği fabrikanın bulunduğu Audi yerleşkesine gidip müze ve fabrika gezisi yapmak, bütün gün yiyip içip sonrasında arabayı teslim almak mümkünmüş. Detaylar şu adresten okunabilir. Bu gezi benim için birkaç şekilde aklımda kalacak. Öncelikle şirketlerin böyle [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.eminsenay.com/blog/2010/12/fabrika-teslim-araba-satin-almak/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.eminsenay.com/blog/2010/12/fabrika-teslim-araba-satin-almak/</feedburner:origLink></item></channel></rss>

