<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:creativeCommons="http://backend.userland.com/creativeCommonsRssModule" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Depresyonist.Com</title>
	
	<link>http://www.depresyonist.com</link>
	<description>Akıl-Fikir Silsilesi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Mar 2012 00:35:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/depresyonistcom" /><feedburner:info uri="depresyonistcom" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Akıl-Fikir Silsilesi</itunes:subtitle><creativeCommons:license>http://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/3.0/</creativeCommons:license><feedburner:emailServiceId>depresyonistcom</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><item>
		<title>Farkına Varmadan</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/DxY3Y8uosb8/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/farkina-varmadan/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2012 21:36:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatih Boyacıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Farkına Varmadan]]></category>
		<category><![CDATA[kaybedenler]]></category>
		<category><![CDATA[kaybolan]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ümitsizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1549</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div>Aşktan alınmış yıllık iznin, Yıllarca sürüyorsa eğer, Kalbin kırık, Umutların buruk, Hayatın da silik demektir. Aşk peşinde koşmak anlamsız, Birine tutulmak imkansız, Kalbini açmak, Artık faydasız geliyorsa eğer, Maneviyatın da bitik demektir. Hayatın ve maneviyatın yitik, İnancın sıfıra yakın, Ve düştüğün yerden kalkamıyorsan eğer, Yaşama hevesin de kaçmışsa derinden, İntihara meyillenmene lüzum yok, Sen çoktan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div><p><a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/ask"title="aşk" >Aşk</a>tan alınmış yıllık iznin,<br />
Yıllarca sürüyorsa eğer,<br />
Kalbin kırık,<br />
Umutların buruk,<br />
<a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/hayat"title="hayat" >Hayat</a>ın da silik demektir.</p>
<p>Aşk peşinde koşmak anlamsız,<br />
Birine tutulmak imkansız,<br />
Kalbini açmak,<br />
Artık faydasız geliyorsa eğer,<br />
Maneviyatın da bitik demektir.</p>
<p>Hayatın ve maneviyatın yitik,<br />
İnancın sıfıra yakın,<br />
Ve düştüğün yerden kalkamıyorsan eğer,<br />
<a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/yasam"title="yaşam" >Yaşam</a>a hevesin de kaçmışsa derinden,<br />
İntihara meyillenmene lüzum yok,<br />
Sen çoktan ölmüşsün zaten&#8230;</p>
<p><em>Yazarı: </em><strong>Fatih Boyacıoğlu</strong></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/DxY3Y8uosb8" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/farkina-varmadan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/farkina-varmadan/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Dışarıdakiler</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/1smnaDc-9gg/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/deneme/disaridakiler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 03:39:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[dışardakiler]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Boyacıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[öykü]]></category>
		<category><![CDATA[sokak çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1547</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div>Yine kar yağıyordu. İnsanların çoğu, bu beyaz görünümlü şehrin güzel yönlerinden faydalanmak ve biraz olsun kar özlemini gidermek adına atmışlardı kendilerini sokaklara. Bakıyorum da herkes halinden memnun. Sıcacık evlerinden, yepisyeni kabanlarını ve botlarını giyerek çıkmışlar. Biraz eğlenip, gülüş cümbüş yaptıktan ve havadaki soğuktan nasiplerini aldıktan sonra yine sıcacık evlerinin yolunu tutacaklar. Ben mi? Benim gidecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div><p>Yine kar yağıyordu. İnsanların çoğu, bu beyaz görünümlü şehrin güzel yönlerinden faydalanmak ve biraz olsun kar özlemini gidermek adına atmışlardı kendilerini sokaklara. Bakıyorum da herkes halinden memnun. Sıcacık evlerinden, yepisyeni kabanlarını ve botlarını giyerek çıkmışlar. Biraz eğlenip, gülüş cümbüş yaptıktan ve havadaki soğuktan nasiplerini aldıktan sonra yine sıcacık evlerinin yolunu tutacaklar.</p>
<p>Ben mi? Benim gidecek bir yerim yok ki. Neredeyse <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/hayat"title="hayat" >hayat</a>larının her dakikasında içlerinde olmama rağmen, asla farkına varılmayan <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/insan"title="insan" >insan</a>lardanım. Bu zaten hep böyledir, biz sokakta yaşayanlar, onlara göre her zaman diğerleri olduk. Hep düşünüyorum acaba bu soğukta sadece zevk duydukları için dışarıya çıkıp, karın keyfine varanlar, bir an olsun bizleri yani dışardakileri -onların gözüyle diğerleri olan bizleri- hiç düşünürler mi?</p>
<p>Köşeme çekilmiş, yani Belediye Parkı&#8217;nın en şahane ağacının altında uzanmış, karın şiddetle ve acımasızca olan yağışını, tüm bu aklımdaki soru işaretlerini ve en önemlisi de bu gece ne yapıp, ne edip kalacak sıcak bir yer bulup, bulamayacağımı düşünürken, bir yandan da çöp konteynırına yakın bir istikamette bulduğum Nâzım Hikmet&#8217;in “<a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/yasam"title="yaşam" >Yaşam</a>ak Güzel Şey Be Kardeşim” isimli romanını okumaya çalışıyordum. Her ne kadar belediyemizin, biz dışarıda kalan vatandaşlarına adamış olduğu sokak aydınlatmasının minnetini duyuyor olsam da, böylesine bir eseri çöpe atmaya kıyabilen insanları da kınamadan edemiyordum. Tam Nâzım&#8217;ın düş dünyasına kendimi kaptırmışken, önümdeki banka gelip oturmuştu yaşlı adam sakin ve sessizce. Kitapla ilgilenmeyi bir anlığına bırakmış, yaşlı adamı inceliyordum.</p>
<p>Havanın soğukluğuna ve oturmuş olduğu bankın kar altında kalışına fazlaca aldırış etmiyor gibiydi. Üzerine giydiği neredeyse tüm vücudunu kaplayan uzunca kaşe kabanına ve boynuna doladığı k<a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/ask"title="aşk" >aşk</a>olla, başına geçirdiği bereye bakılacak olursa gayet zengin ve zevkli bir beyefendiydi kendisi. Onca bağırışın ve haliyle çağırışın içerisinde mermer kadar gergin bir şekilde hafiften kızarmış gökyüzüne bakıyordu. Elini cebine attı, sigara paketinden sanki bir emanetin son koruyucusuymuş gibi zarifçe bir hareketle sigarasını çıkarıp dudaklarının arasına koydu. Bu denli işini bilen, zevkli ve bu kadar yaşlıca bir adam bu saatte burada ne arıyor olabilirdi? Acaba sigara istemek bahanesiyle yanına gidip derdini mi sormalıydım? Yapamam. Ya diğerleri gibi beni dışlamaya kalkar, bir ucubeymişim gibi yüzüme bakarsa? Olsun, ben zaten alışkındım bu durumlara. Ne diye çekiniyordum ki? Zaten adam yaşlı olmasına rağmen, bir o kadar da yalnızdı kararımca. Bir müddet daha izledim. Sigarası bitmişti ve çevreye duyarlı her vatandaş gibi bir davranış beklerken bankın üzerindeki kar tabakasında söndürüp hızlıca fırlattı. Tam hayal kırıklığına uğradığım <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/dusunce"title="düşünce" >düşünce</a>sine kapılacakken, kalktı ve attığı izmariti alıp çöp tenekesine attıktan sonra tekrar yerine oturdu. Uzunca olan kabanı haliyle sırılsıklam bir hale bürünmüş gözüküyordu. Elini yine cebine attı ve bir sigara daha çıkartıp yaktı. Bu yaşta bir adamın, bu kadar fazla ve sıklıkta sigara içmesinde bir anormallik vardı. Artık daha fazla beklemek istemiyordum. Sigara istemek için tam sırasıydı. Arkasından hafif öksürerek ve ona doğru gittiğimi belli eden sesler çıkararak yanına doğru sokuldum.</p>
<p>”Hayırlı akşamlar amca, varsa fazladan bir sigaranı alabilir miyim?”</p>
<p>Yaşlı adam hiç tereddüt etmeden elini cebine götürüp paketin tamamını bana uzattı:</p>
<p>“İçerisinden istediğin kadar alabilirsin evlat, istersen tamamı da sende kalabilir. Benim için herhangi bir mahsuru yok,” dedi.</p>
<p>Bir süre yüzüme baktıktan sonra, “Oturmaz mısın genç adam?” diye sordu. Gerçekten bu kadar kolay olmasını beklemiyordum. Aklıma gelen ilk şey, yine her zaman olduğu gibi dışlanma olasılığımın yüksek olmasıydı. Hiç konuşmadan oturdum, elimdeki sigara paketinden sigaramı çıkarıp, aynı o yaşlı adamın ilk içişindeki gibi dudaklarımın arasına koydum ve ateşledim.</p>
<p>“Gerçekten size çok teşekkür ederim bey amca, bugünlerde sizin kadar anlayışlı insanlar sokaklarda gözükmüyorlar.”</p>
<p>“Neden böyle dedin evlat, sokaklardan bir şikayetin mi var senin?”</p>
<p>“Benim sokaklardan değil, insanlardan şikayetim var amca. İnsanlar çok önceden rahmetli babamın bana anlattığı kadar iyi değiller ve bunun eksikliğini benim gibi durumda yaşamak zorunda olan insanlar çok iyi bilir.”</p>
<p>“Doğru söylüyorsun. İnsanlar değişir ve daha da değişecek ama bu kimsenin elinde değil. İnsanlar değişir evlat ama insanların iyi veya kötü olduklarını sadece bir dal sigarayla ölçemezsin.”</p>
<p>“Öyle diyorsun da bey amca, bazen sırf bir sigara isteme bahanesiyle insanlara yaklaşıyorum. Yüzüme öyle bir bakıyorlar ki, sanki bu durumda olmak benim suçummuş gibi hissediyorum. Kimisi yüzüme bile bakmıyor, kimisi &#8216;Allah versin&#8217; diyerek beni uzaklaştırmak istiyor, kimisi de sizin gibi tüm paketini veriyor. Ama inanın ki, sizin gibi iki çift laf etmekten kaçınmayan çok az insan var. Herkes bir şeylerin telaşı içerisinde koşuşturup dururken, bizleri es-geçiyorlar. Sanki insan değilmişiz gibi.”</p>
<p>“Kendi düşüncelerinle, kendi pencerenden baktığın için yorum yapamıyorum. Sanırım haklısın da evlat. Etrafına bir bak, sadece bak. Konuşmadan, sadece bakmanı istiyorum.”</p>
<p>Uzunca sayılabilecek bir süre etrafıma baktım. Kimileri birbirlerine kar topu atıyor, kimileri çocuklarına kardanadam yapıyor, kimi çiftler el-ele tutuşmuş, kimileri bir köşede birbirlerine sarılmış aşk sözleri söylüyorlar. Kimilerinin elleri cebinde hızlıca bir yere varmanın telaşındalar. Herkes mutlu gibi gözüküyordu. Ama bunda bir problem vardı. Herkesin aynı anda mutlu olacak hali yoktu ya&#8230; Bir müddet daha baktım etrafa, her defasında gördüğüm aynı manzarayla karşılaştım. Ancak bu kez daha dikkatli ve daha farklı olarak bakıyordum. Tekrar Amcaya döndüm.</p>
<p>“Söylemeye çalıştığınız şeyi sanırım bir nebze dahi olsa anladım. Herkes mutlu gibi gözüküyor ama aslında çoğu mutsuzluklarından kaçmak için, mutluymuş gibi davranıyorlar mı demek istiyorsunuz?”</p>
<p>“Ben öyle bir şey demek istemiyorum. Ortada olan durum bu. Sokakta yaşıyorsun diye, sadece kendi derdinin mi büyük olduğunu sanıyorsun? Devir öyle bir devir ki evlat, insan dertlerinden kaçmak için başka dertlere bulaşır oldu.”</p>
<p>“Sanırım siz de haklısınız,” dedim ve aklımı kurcalayan soruyu yönelttim yaşlı adama: “Peki sizin derdiniz nedir? Neden bu saatte, bu soğukta ve panayır yerine dönüşmüş bu kalabalığın orta yerindeki bir bankta yalnız başınıza oturuyorsunuz?”</p>
<p>“Evlat ben altmış dokuz yaşındayım, bir ömür boyunca bu bedeni taşımaktan yoruldum. Geçiyordum baktım ki ayaklarım beni evime kadar taşımayacak, bende durup dinlenmeye karar verdim. Söylediğin gibi yalnız ve yaşlı bir adamım. Oturup dinlenmeyi mi çok görüyorsun bana?”</p>
<p>“Hayır bey amca, ben ondan söylemedim. Geldiğiniz anı tam olarak fark etmedim. Ancak varlığınızı gördüğümde sizi dikkatlice izledim. Sanki çok yalnız biriymişsiniz gibime geldi. Belki en az sizin kadar yalnız biri olduğum için, yalnızlığınıza ortak olabilirim maksadıyla yanınıza geldim,” dedikten sonra gülümseyerek yüzüme baktı yaşlı beyefendi.</p>
<p>“Madem yalnızlığımı paylaşacaksın evlat, o halde bir adın var mı senin?”</p>
<p>“Benim adım vardı da, gerçekten hatırlamıyorum. Siz en iyisi bana Serkeş deyin. Peki sizin adınız nedir?”</p>
<p>“O halde bana da ihtiyar demen yeterli. Hadi kalkalım. İstersen benimle gelebilirsin. Hem beni evime kadar bırakmış olursun, hem de yalnızlığımızla iyice kaynaşmış oluruz ne dersin?”</p>
<p>“Tabi, seve seve gelirim. Zaten yapacak bir işim olduğu da söylenemez. Bir iki dakika beklerseniz, eşyalarımı alıp geleyim.”</p>
<p>Banktan kalkıp yürümeye başladık. Şimdiki adıyla ihtiyar aksak bir şekilde yürüyordu yanımda. Aslında tam olarak yürüdüğü bile söylenemezdi. Onunki sadece yürüme gayreti gibi bir şeydi. Neyse ki evi fazla uzakta değildi. Kapının önüne kadar geldik. Bana bir miktar para verdi. Kendime yiyecek bir şeyler, ayrıca içmek için üç-dört şişe şarap almamı söyledikten sonra, üçüncü zile basmam gerektiğini ve asla bir yere gidemeyeceğimi belirtti. Açıkçası bu akşam sıcak bir yerde olma isteği vardı içimde. Ben de belki beni yatıya kabul eder ve sıcacık bir yatakta yatarım ümidiyle ihtiyarın söylediklerini almak üzere oradan uzaklaştım. Bu sırada aklımdaki soru işaretleriyle cebelleşme halindeydim. Acaba bu adam beni neden evine kabul ediyordu ki? Sıradan ve sokaktan gelen biriydim. Kendimi çok iyi tanıyordum. Dışarıdan bakıldığında nasıl gözüktüğümün de gayet bilincindeydim. Gerçekten çok yalnız biri olabilir miydi?</p>
<p>Az sonra ihtiyarın siparişleriyle, daha doğrusu ikimiz için, bana sipariş verdiği nevaleleri almış ve apartman kapısına dayanmıştım. Söylediği gibi üçüncü zile bastım. Apartman kapısından içeriye girdim. Üçüncü zil olması münasebetiyle dairesinin kuvvetle muhtemel birinci katta olması gerekiyordu. Ve yanılmadım. Kapıyı benim için açık bırakmıştı, seslenerek içeriye girdim.</p>
<p>“İhtiyar ben geldim.”</p>
<p>“Hoşgeldin, hiç çekinme kendi yaşam alanınmış gibi davran lütfen. Ben şimdi geliyorum.” dedi ve odalardan birine girdi.</p>
<p>Etrafıma bakınıyordum. Hayatımda bu kadar güzel dayanıp, döşenmiş bir ev görmediğim için ağzım açık bir şekilde kolaçan ediyordum etrafı. Aslında çok fazla ev gördüğüm de söylenemezdi. Öyle ya, ne de olsa sokaklarda yaşayan bir insandım. Oldukça fazla kitap vardı bu evde, hem de fazla kelimesi bile az kalıyordu gördüklerim karşısında. Sadece salon değil, tüm ev kitaplarla doluydu. Sanki bu adam hayatı boyunca kitap okumaktan başka bir şeylerle ilgilenmemiş gibiydi.</p>
<p>Okumayı gerçekten seviyordum. İnsanların sokaklara attığı kitapların, dergilerin, gazetelerin, hatta müsvettelerin bile içerisinde bulduğum tüm kelimeleri seviyordum. Kültürel dergi ve ansiklopedilerden öğrendiğim kadarıyla fransızcaya dair bir aşinalığım vardı. Sanıyorum ki fransız edebiyatıyla oldukça yakından ilgileniyordu ihtiyar. Kitaplara bakmaktan kendimi alamıyor ve dokunmaktan da bir hayli çekiniyordum. Bir müddet sonra ayak sesleriyle birlikte, üzerine giymiş olduğu şık röpteşambırıyla belirdi ihtiyar.</p>
<p>“Evlat sen beni hiç dinlemiyorsun, ben sana ne dedim? Kendi yaşam alanınmış gibi davran. Yani rahat ol. Yeni gelinler gibi ayakta durmuş benim gelmemi bekliyorsun. Dur ben iki kadeh kapıp geleyim mutfaktan,” dedi ve mutfağa doğru yürüdü.</p>
<p>Ben de söylediği gibi rahat olmaya karar verdim. Kitaplıktaki kitapları incelemeye başladım. Elime alıyor, kapağını açıp sayfaları karıştırıyordum ki ihtiyar yine belirdi salonun girişinde:</p>
<p>“Hah şöyle be Serkeş, rahatına bak evlat. Kitaplar okunmak içindir, kaç zamandır oradasın ve eline bir tanesini daha yeni alıyorsun. Keyfine bak.”</p>
<p>“Gerçekten burada mısın ihtiyar? Ben hayal görmüyorum öyle değil mi?”</p>
<p>“Buradayım evlat, al şu şarabını otur karşıma. Pencereden, şu kızarmış gökyüzünden dökülen kar tanelerini izleyelim.”</p>
<p>“Yok yok kesinlikle ben bir yerlerde uyuyakaldım ve rüya görüyorum. Bana hayatımda bu kadar iyilik yapan biri olmadı. Babam bile&#8230;” dememe kalmadı ihtiyar lafımı böldü.</p>
<p>“Evlat, ben de bir zamanlar senin gibi sokaklarda yaşayan biriydim. Burası bir bakıma senin de evin sayılır. Sen iyi bir insansın. Gerçekten bilgili bir delikanlısın. Sen ve ben diğerlerinden farklıyız. Otur ve benimle birlikte sohbet et. Bak her şeyimiz var, yeteri kadar şarabımız ve yeteri kadar kitabımız.”</p>
<p>“Gerçekten buradaki tüm kitapları okudun mu ihtiyar?”</p>
<p>“Okudum okumasına da, gerçekten anladın mı deseydin daha isabetli bir cümle kurmuş olurdun. Sen sormadan ben söyleyeyim en iyisi. Evet, okudum da, anladım da.”</p>
<p>“Büyük bir servete sahipsin ihtiyar. Ben hayatım boyunca ilk kez bu kadar çok kitabı yan yana görüyorum. Fazla özel bulmazsan bir soru sormak istiyorum.”</p>
<p>“Sorabilirsin, benim herhangi bir özelimin olduğu da söylenemez ya neyse. Sen sor evlat.”</p>
<p>“Bu kadar kitabın var, böyle bir evde yaşıyorsun. Akşam vakti yaşlıca bir insan olarak belediye parkının sıradan bir bankında oturup sigara içip, etrafa bakıyorsun. Ömrün boyunca boş işler yapmadığın belli, iyi de sen tam olarak ne iş yapıyorsun ihtiyar?”</p>
<p>“Ben emekli bir yazarım. Yazmayı bıraktım, artık gözlerimin bana izin verdiği kadarıyla okumaya çalışıyorum. Ve tüm bu kitapları da, yazmayı bıraktıktan sonra okudum.”</p>
<p>“Yazar mı? Ne yazarı?” dedim içimdeki merakı dizginleyemiyorcasına.</p>
<p>“Uzunca yıllar gazetelerde köşe yazarlığı yaptım. Baktım bana göre değil, şiirler, hikayeler ve hatta romanlar yazmaya başladım. Zaten çalıştığım dönemlerde de iyi kötü bir şeyler karalardım. Baktım ki önceden yazdıklarım hoşuma gidiyor, daha çok yazmaya başladım.”</p>
<p>“Gerçekten mi ihtiyar? Ben de şiir yazıyorum. Geceleri zaten sağlıklı ve deliksiz bir uyku uyuyamadığımdan uykum her kaçtığında elimden geldiğince şiirler yazıyorum.”</p>
<p>“Öyle mi? Senin adına çok sevindim. Eğer benimle paylaşmak istersen okumak isterim. Peki ne tür şiirler yazıyorsun?”</p>
<p>“Ben de çok sevinirim. Tür olarak bir şey diyemem. Kendimce yazıyorum bir şeyler. Hatta şiir olduklarından bile tam olarak emin değilim.Yazdığım şiirleri hayatım boyunca kimseye okutmadım. Gerçi kime okutacaktım o da ayrı bir konu ya neyse. Eğer gerçekten okuyup, samimi bir şekilde iyi veya kötü oldukları hakkında fikrini paylaşırsan sana minnet duyarım ihtiyar. Bu arada ilk okuyacak kişi sen olacağın için biraz da anlayışlı olmanı bekliyorum senden.”</p>
<p>“Pekala evlat, sen nasıl istiyorsan öyle olsun. Hadi yanındaysa göster şu şiirleri de okuyalım birlikte. Sabırsızlanıyorum.”</p>
<p>Şaraplarımızdan birer yudum daha aldık, şimdiden kül tablası dolmuştu bile. Oturduğum yerden kalktım. Kir ve pas içerisinde asıl rengini bile unuttuğum ufak çaplı çantamın içerisinden, sağdan soldan bulduğum kağıtlar üzerine yazdığım şiirlerimi alıp ihtiyara uzattım ve yerime oturdum.</p>
<p>“Gözlüklerimi alıp geleyim ben evlat, sen burada bekle,” dedi ve gitti.</p>
<p>Bu sırada mutlu ve sevinçli bir şekilde oturmuş, sıcacık bir evde, gerçekten güzel bir sohbetin içerisinde yer almaktan haz duyuyordum. İhtiyarı da çok sevmiştim. Gerçekten iyi insanların hâlâ daha yaşadığını bilmek beni rahatlatıyordu. Peki ama bu adam kimdi, nereden çıkmıştı karşıma? Hayatım boyunca ilk kez biri bu kadar iyi davranıyordu bana. Hiç alışkın değildim bu duruma ama samimi bir şekilde duygulanmıyor da değildim. O kadar çok sevmiştim ki ihtiyarı ancak bu kadar olur. Rahmetli babam geldi aklıma, babamı da çok seviyordum. Hâlâ daha severim. Benim için kahramandı o. Ancak artık yaşamıyordu. Daha tanışmamız üzerinden birkaç saat geçmesine rağmen, babam gibi görüyordum ihtiyarı. Derken yine girdi salon kapısından içeriye ihtiyar, oturduğu koltuğa doğru gülümseyerek sokuldu.</p>
<p>“Geldim evlat, kusura bakma. Yaşlılık işte, evin bir ucundan diğer ucuna gitmek epeyce vaktimi alıyor artık. Nerede kalmıştık? Tabi ya, senin şiirlerinde. Hadi bakalım, okumaya başlayalım.” dedi.</p>
<p>O an sanki kalbim duracak gibi hissettim. İlk kez biri yazdığım şiirlerimi okuyacaktı. O kadar heyecan duyuyordum ki, birden dikledim şarabı. Usulca okuyordu, bir yandan da kaşlarını çatıyor, dikkatlice süzüyordu yazdıklarımı. Hatta bir ara başını hafifçe salladı. O an ölüyorum sandım.</p>
<p>Bir yandan şarabımı yeniliyor, bir yandan da sessizliğimi bozmamak adına gayret ediyordum. İhtiyarın fikirlerini öyle merak ediyordum ki, farkında olmadan tırnaklarımı bile yemeye başlamışım. Tırnaklarımı dişlerimin arasından uzaklaştırdım. İhtiyara diktim gözlerimi. Sayfaları dikkatlice bir bir okuyup, aynı dikkatle bırakıyordu hemen kolunun yanıbaşındaki sehpaya. Bir müddet sonra okumayı bitirdi. Ben de bir kadeh daha şarap ve bir dal sigarayı daha tabi.</p>
<p>Elindeki kağıtların hepsini okumayı bitirip, sehpaya koydu. Daha sonra tüm kağıtları alıp eliyle düzenledi. Bir eliyle şarabından bir yudum, sigarasından da bir nefes aldı. Gayet ciddi ve sakince bir tavırla bana döndü ve dedi ki:</p>
<p>“Evlat, bu elimde tuttuğum satırlar var ya, senin ileride nasıl bir şair olacağının ispatıdır. Şiirlerini okurken aynı Nâzım&#8217;dan dörtlükler okuyor gibi hissettim kendimi. Evlat, sen büyük bir şair olacaksın. Peki ama söyle, nasıl yazabildin, nasıl bu kadar geliştirebildin kendini? Bundan sonra itiraz istemem, sen benimle birlikte yaşayacaksın. Senin gibi bir yeteneğin sokaklarda kaybolmasına izin veremem. Ancak biliyorsun ki, bu dünyada güzel şeyler başaran insanlar, her zaman taşlanır. Ama olsun, en azından yalnız ölmeyeceksin.”</p>
<p>Bir an duygulanır gibi oldum. Gözlerimden yaşlar aktı akacak ama kendimi tuttum.</p>
<p>“Gerçekten bunları mı düşünüyorsun ihtiyar, beni avutmak için söylemiyorsun öyle değil mi?”</p>
<p>“Hayır evlat hayır! Gerçekten söylüyorum. Sen çok iyi bir şairsin ve emin ol ne söylediğimi yakında sen de anlayacaksın. Bu huyundan vazgeçme. Kesinlikle ama kesinlikle, sen bir şairsin.”</p>
<p>Bu söylediklerinden sonra hayal kırıklığına uğradım. Oysa beni anlıyor gibiydi. Öyle bir duygu yoğunluğu çöktü ki üzerime, tutamadım kendimi. Ağlamaya başladım. Hıçkırarak ve gayet savunmasızca. Ellerimde gözümdeki yaşları silmeye yetişemiyordum. Sel oldu gözyaşlarım.</p>
<p>“Niçin ağlıyorsun evlat, sevinmelisin, gülmelisin oysa&#8230;”</p>
<p>Kızarmış ve ağlayan gözlerle baktım ihtiyarın yüzüne ve dedim ki:</p>
<p>“Ağlıyorum çünkü sen de anlayamadın ihtiyar beni. Şair olmak umrumda değil. Ben gerçekten mi bunları düşünüyorsun dediğimde, &#8216;yalnız ölmeyeceksin&#8217; kısmını kastetmiştim.”</p>
<p>Bütün bu olanların üzerine şiirlerimi, eşyalarımı ve tüm gözyaşlarımı ihtiyarda bırakarak çıkıp gittim oradan. Keşke anlayabilseydi beni. Ve şimdi yine yalnız başıma başladığım yerdeyim. Belediye Parkı&#8217;nda. Hava soğuk, kar yağıyor ve her yer bembeyaz. Unutmaya çalışıyorum her şeyi&#8230;</p>
<p>“Hani yalnız ölmeyecektim ihtiyar? Bak, birazdan bu soğukta uykuya dalıp, sabah olunca ebediyete göçeceğim&#8230;”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>&#8220;Fatih Boyacıoğlu&#8221;</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/1smnaDc-9gg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/deneme/disaridakiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/deneme/disaridakiler/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Asker Kaçağı – Le Deserteur</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/DE8f4BCJQRU/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/siirler/asker-kacagi-le-deserteur/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 01:27:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[Asker Kaçağı]]></category>
		<category><![CDATA[Boris Vian]]></category>
		<category><![CDATA[Le Déserteur]]></category>
		<category><![CDATA[Şarkı sözü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1543</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/boris-vian.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="boris-vian" title="boris-vian" /></div>Size Sayın Başkanım Döktürdüğüm bu mektup Belki de okursunuz Birazcık vakit bulup Askerlik kağıtlarım Demin geçti elime Çarşambaymış son günüm Gitmek için cepheye Ama Sayın Başkanım Bunu yapmak istemem Zavallı insanları Vurmak için doğmadım ben İstemem sizi üzmek Söylemek zorundayım Benim kararım karar Kaçağım, firardayım Doğduğumdan bu yana Evvela babam öldü Dönmedi kardeşlerim Çocuklarım ağladı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/boris-vian.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="boris-vian" title="boris-vian" /></div><p>Size Sayın B<a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/ask"title="aşk" >aşk</a>anım<br />
Döktürdüğüm bu mektup<br />
Belki de okursunuz<br />
Birazcık vakit bulup</p>
<p>Askerlik kağıtlarım<br />
Demin geçti elime<br />
Çarşambaymış son günüm<br />
Gitmek için cepheye</p>
<p>Ama Sayın Başkanım<br />
Bunu yapmak istemem<br />
Zavallı <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/insan"title="insan" >insan</a>ları<br />
Vurmak için doğmadım ben</p>
<p>İstemem sizi üzmek<br />
Söylemek zorundayım<br />
Benim kararım karar<br />
Kaçağım, firardayım</p>
<p>Doğduğumdan bu yana<br />
Evvela babam öldü<br />
Dönmedi kardeşlerim<br />
Çocuklarım ağladı</p>
<p>Annem şimdi mezarda<br />
Vız gelir solucanlar<br />
Tırıs gider bombalar<br />
Onca acıdan sonra</p>
<p>Hapse düştüğüm zaman<br />
Uçar gider herşeyim<br />
Çalınır karım, çalınır ruhum<br />
Ve bütün bir geçmişim</p>
<p>Geçit vermek yok artık<br />
Boşa geçmiş yıllara<br />
Yarın sabah erkenden<br />
Düşeceğim yollara</p>
<p>İşim <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/hayat"title="hayat" >hayat</a> dilenmek<br />
Fransa yollarında<br />
Köylerden şehirlere<br />
Söylemek insanlara</p>
<p>Söz dinlemeyin artık<br />
Söyleneni yapmayın<br />
Reddedin gitmeyi de<br />
Savaşa katılmayın</p>
<p>Kanını vermek şartsa<br />
İlk sizden başlayalım<br />
Ağzınız iyi laf yapar<br />
Buyrun Sayın Başkanım</p>
<p>Eğer peşimdeyseniz<br />
Haber verin polise<br />
Silahsız olacağım<br />
Vursunlar isterlerse</p>
<p><em>Yazarı:<strong> Boris Vian</strong></em> <em>&#8220;Le déserteur&#8221;</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/DE8f4BCJQRU" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/siirler/asker-kacagi-le-deserteur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/siirler/asker-kacagi-le-deserteur/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Yargı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/dnk7FDw1SIg/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/yargi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2012 23:47:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatih Boyacıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[derin]]></category>
		<category><![CDATA[iftira]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[ön yargı]]></category>
		<category><![CDATA[sığ]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1539</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div>Kaç derecede kaynar, Kirli çamaşırların? Temizlenmekten daha zordur, Aklanmak ve paklanmak; Onca ön-yargının sığ leğeninde. Yukarıdan döksen suyu, Gideri yok, Durur. Alttan döksen, Su durmaz, Yürür. Yazarı: Fatih Boyacıoğlu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div><p>Kaç derecede kaynar,<br />
Kirli çamaşırların?<br />
Temizlenmekten daha zordur,<br />
Aklanmak ve paklanmak;<br />
Onca ön-yargının sığ leğeninde.</p>
<p>Yukarıdan döksen suyu,<br />
Gideri yok,<br />
Durur.<br />
Alttan döksen,<br />
Su durmaz,<br />
Yürür.</p>
<pre></pre>
<p><em>Yazarı</em>: <strong>Fatih Boyacıoğlu</strong></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/dnk7FDw1SIg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/yargi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/yargi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Gurbet</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/Fkc3bFhe9Pw/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/gurbet/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Dec 2011 17:57:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatih Boyacıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[adam olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Gurbet]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[yıllar sonra]]></category>
		<category><![CDATA[yurt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1537</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div>Kaybettiklerim kadar adam oldum, Gün geldi kendimi bile, Haberim dahi olmadan, Ve kimseyi uyandırmadan, Kaybetmiştim ben. İnanır mısınız bilmem, Yıllar sonra ben, Kendimden çok uzakta bir şehirde, Çoktan adam olmuştum da, Geri dönüyordum yurduma&#8230; &#160; Yazarı: Fatih Boyacıoğlu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div><p>Kaybettiklerim kadar adam oldum,<br />
Gün geldi kendimi bile,<br />
Haberim dahi olmadan,<br />
Ve kimseyi uyandırmadan,<br />
Kaybetmiştim ben.</p>
<p>İnanır mısınız bilmem,<br />
Yıllar sonra ben,<br />
Kendimden çok uzakta bir şehirde,<br />
Çoktan adam olmuştum da,<br />
Geri dönüyordum yurduma&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Yazarı:</em> <strong>Fatih Boyacıoğlu</strong></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/Fkc3bFhe9Pw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/gurbet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/gurbet/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Zihin</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/yp6kVNL7_QM/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/zihin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 00:21:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatih Boyacıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1535</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div>Bedenimin hiç gitmediği yerleri, Beynim nereden biliyor ki çekmiş fotoğrafını. Bedenimin kanına beynim giriyor besbelli, Peki zihin dediğin burada ne oluyor? Gitmek istiyor zihin, Silmek istiyor beyin. Susmak istiyor akıl, Kalmak istiyor beden. Her gece her gece olmaz ki, Uçak mı dayanır bilet mi. Yoruldum artık insek mi, Gitmediğim yerlere gitmekten bıktım artık. Yazarı: Fatih [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div><p>Bedenimin hiç gitmediği yerleri,<br />
Beynim nereden biliyor ki çekmiş fotoğrafını.<br />
Bedenimin kanına beynim giriyor besbelli,<br />
Peki zihin dediğin burada ne oluyor?</p>
<p>Gitmek istiyor zihin,<br />
Silmek istiyor beyin.<br />
Susmak istiyor akıl,<br />
Kalmak istiyor beden.</p>
<p>Her gece her gece olmaz ki,<br />
Uçak mı dayanır bilet mi.<br />
Yoruldum artık insek mi,<br />
Gitmediğim yerlere gitmekten bıktım artık.</p>
<p><em>Yazarı:</em> <strong>Fatih Boyacıoğlu</strong></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/yp6kVNL7_QM" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/zihin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/zihin/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Olanla Olmayanın Filmi</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/BHurZvhM1QU/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/olanla-olmayanin-filmi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Oct 2011 00:04:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatih Boyacıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[Olanla Olmayanın Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[senaryo]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[varlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1534</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div>Hiç görmeden, Hiç duymadan daha, Ve hiç tanımadan, Sevilebilir mi? Elbette ki sevilir. Çünkü bilinir, Bir yerlerde varlığı. Hiç görmeden, Hiç duymadan daha, Ve hiç tanıyamadan, Terk edilebilir mi? Elbette bu da mümkün. Çünkü bilinir, Sevginin yanlış anlaşıldığı. Yalnızlık ve dışşallık, Beyninin çıkardığı iç ses. Afili bir dublaj, Kıyak bir altyazı, Tam kıvamında da müzik. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div><p>Hiç görmeden,<br />
Hiç duymadan daha,<br />
Ve hiç tanımadan,<br />
Sevilebilir mi?<br />
Elbette ki sevilir.<br />
Çünkü bilinir,<br />
Bir yerlerde varlığı.</p>
<p>Hiç görmeden,<br />
Hiç duymadan daha,<br />
Ve hiç tanıyamadan,<br />
Terk edilebilir mi?<br />
Elbette bu da mümkün.<br />
Çünkü bilinir,<br />
Sevginin yanlış anlaşıldığı.</p>
<p>Yalnızlık ve dışşallık,<br />
Beyninin çıkardığı iç ses.<br />
Afili bir dublaj,<br />
Kıyak bir altyazı,<br />
Tam kıvamında da <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/muzik"title="müzik" >müzik</a>.<br />
Ve <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/ask"title="aşk" >aşk</a> en nihayetinde bir <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/film"title="film" >film</a>dir,<br />
Senaryosunu sarhoş bir adamın,<br />
Yazdığı&#8230;</p>
<p><em>Yazarı:</em> <strong>Fatih Boyacıoğlu</strong></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/BHurZvhM1QU" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/olanla-olmayanin-filmi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/olanla-olmayanin-filmi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Alamayacağın Ferrari’nin Hayalini Kurmak</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/o7-s_hBSxrs/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/sagdan-soldan/alamayacagin-ferrarinin-hayalini-kurmak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Sep 2011 13:32:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[sağdan-soldan]]></category>
		<category><![CDATA[Alamayacağın Ferrarinin Hayalini Kurmak]]></category>
		<category><![CDATA[düş]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Ferrari]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[hayal kurmak]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mutsuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1530</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ferrari.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ferrari" title="ferrari" /></div>İnsanlar kendi mutsuzluklarını kendileri yaratıyor, bunun bir türlü farkına varmak istemiyor, ya da gerçekten varamıyor. Olmayacak duaya amin demekten, artık duadan da soğumuş durumdalar. Aslında hiçbir zaman gerçekleşmeyecek arzuların peşinde koştuklarının gayet bilincindeler. Bu durum içerisinde, hatrı sayılır bir biçimde çelişki söz konusu. Hayal kurmak; bazı insanlar için, belki de kendilerini tatmin etme konusunda, gayet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ferrari.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ferrari" title="ferrari" /></div><p>İnsanlar kendi mutsuzluklarını kendileri yaratıyor, bunun bir türlü farkına varmak istemiyor, ya da gerçekten varamıyor. Olmayacak duaya amin demekten, artık duadan da soğumuş durumdalar. Aslında hiçbir zaman gerçekleşmeyecek arzuların peşinde koştuklarının gayet bilincindeler. Bu durum içerisinde, hatrı sayılır bir biçimde çelişki söz konusu. Hayal kurmak; bazı <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/insan"title="insan" >insan</a>lar için, belki de kendilerini tatmin etme konusunda, gayet önemli bir eylem olabilir. Ancak kurdukları hayalin dozunu iyi ayarlayamadıklarından dolayı, çoğu kişi anlık olarak yaşantısından memnun değil. Bu şekilde devam ederse, uzun bir süre daha memnuniyetsizlik insanların yakalarını bırakmayacak gibi gözüküyor.</p>
<p>Hayal kurmak, en tabi hakkıdır yaşayan insanların. Hem güzeldir de çoğu zaman. Önemli olan, ölçülü hayaller kurup, ona göre hareket edebilmektir. Zira orta sınıf bir insanın, asla sahibi olamayacağı kırmızı Ferrari&#8217;yi hayal etmesi, gerçek dışıdır. Tabi hayal söz konusu olunca, herhangi bir gerçeklik aramaz insan. Vurgulamak istediğim şey işte tam olarak bu, gerçekleşebileceğine ihtimal vermek&#8230; Mantıklı düşünürsek, orta sınıftaki herhangi bir insanın, kırmızı renkli Ferrari&#8217;ye sahip olması gayet zor bir durum. Yaşadığımız şartlar, sıradan bir insanın kurmuş olduğu bu hayali gerçekleştirmesine olanak tanımaz. Tabi ki bu durum için de, istisnai durumlar söz konusu. Ancak genele baktığımızda, insan bu durumu bile bile, yine de gerçekleşeceğine, gün gelip hayalini kurduğu Ferrari&#8217;ye kavuşacağına ihtimal veriyorsa, sonunda mutsuz olacaktır. İşte ölçüsüz hayal kurmak diye buna deniyor bizim diyarda&#8230;</p>
<p>İnsanların hayal gücü, çok kuvvetli ve son derece tehlikelidir. Bu durum insanların, bir çok şekilde hayal kurmasına olanak tanır. Günümüzde kullandığımız ve yıllar öncesinde kimsenin aklında tasavvur dahi edemeyeceği teknolojilerin çıkış noktasında bir yerlerde kesinlike hayal gücünün var olduğuna inaniyorum. Bu durumları yaratabilen insanların, normalin üzerinde bir zekaya sahip olduklarını zaten çoğu insan biliyor. Benim bahsettiğim ortalama, sıradan ve içimizden insanlar. Onlar daha farklı hayaller kurup, rahatlamaya çalışırlar. Örneğin; kimi zaman, dağların, bayırların veya kırların hayalini kurup, dingin bir ortamda rahatlamayı tercih ederler, kimi zamansa hiç sevmediği bir insanı gırtlakladığını düşleyip, yine rahatlamaya çalışırlar. Aslında bana soracak olursanız, hayalin özünde, rahatlama arzusu var. Rahatlamak ve kendini tatmin edebilmek için hayal kurup duruyor bu insanlar. Ölçüsünü ayarlayabilenler bu işten en kârlı çıkan taraf oluyor ve tabi ki de mutlu oluyorlar. Ancak toplum olarak çoğumuz rahat değil ve hayal ölçüsünü ayarlayamıyoruz.</p>
<p>Sözün özüne gelecek olursak; gerçekten hayalperest bir toplumda yaşıyoruz. Belki Ferrari olayında istisnai durumlar söz konusu olabilir. Ancak milletçe kurduğumuz ve asla gerçekleşmeyecek bir hayalimiz daha olduğunu sanıyorum. O da, bir gün bu toplumun refaha ulaşacağıdır. Siyasi örgütler, piyasalar, emrivakiler, liderlik güdüleri, zoraki yaptırımlar, yüksek mercilerdeki bencil insanlar ve toplumu sindirmeye çalışan zihniyetler olduğu sürece, bütün bir millet olarak, refaha erişeceğimizin hayalini kursak dahi, mümkünatı yok gibi geliyor bana. Haliyle ölçüsüz kurduğumuz hayaller, eninde sonunda bizi mutsuzluğa itecektir. Çünkü hiç kimse yaşadığı ortamdan memnun değil. Rahat olmayan bir insan, rahatça hayal kurabilir mi? Kursa bile, neyi hayal edebilir ki? Elbette, rahatlamayı&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>- Fatih Boyacıoğlu</strong></em></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/o7-s_hBSxrs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/sagdan-soldan/alamayacagin-ferrarinin-hayalini-kurmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/sagdan-soldan/alamayacagin-ferrarinin-hayalini-kurmak/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Boşluğu Alışkanlıklarla Doldurmak</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/NZVZSsyhMc4/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/sagdan-soldan/boslugu-aliskanliklarla-doldurmak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Sep 2011 23:33:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[sağdan-soldan]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[boşluğu alışkanlıkla doldurmak]]></category>
		<category><![CDATA[boşluk]]></category>
		<category><![CDATA[can-sıkıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[uzaklaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[yakınlaşmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1529</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/soru-isareti-e1287522996461.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="soru-isareti" title="soru-isareti" /></div>Aramızdaki boşluk öyle doldurulabilecek cinsten değildi onunla. Yazdıklarımı anlamıyor, söylediklerimi duymuyor ve sanki anlamsız kelimelerle, anlamlı cümleler kurmaya çalışan biri gibi anılıyordum gözlerinde. Çok sürmemişti zaten bu anlamsızlaşan boşluklarımız. İnsan ister istemez, dolduramayacağı yeri boşaltmak zorunda kalıyor. Bu aşamada, karşısında daha büyük bir boşluk yarattığının farkına varsa da, boşluğu taşıyan kişi bunun bir türlü farkına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/soru-isareti-e1287522996461.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="soru-isareti" title="soru-isareti" /></div><p>Aramızdaki boşluk öyle doldurulabilecek cinsten değildi onunla. Yazdıklarımı anlamıyor, söylediklerimi duymuyor ve sanki anlamsız kelimelerle, anlamlı cümleler kurmaya çalışan biri gibi anılıyordum gözlerinde. Çok sürmemişti zaten bu anlamsızlaşan boşluklarımız. İnsan ister istemez, dolduramayacağı yeri boşaltmak zorunda kalıyor. Bu aşamada, karşısında daha büyük bir boşluk yarattığının farkına varsa da, boşluğu taşıyan kişi bunun bir türlü farkına varamıyor. Gün geliyor alışıyor <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/insan"title="insan" >insan</a> yaralarıyla <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/yasam"title="yaşam" >yaşam</a>aya, yaralar sarılıyor derken, gün geliyor yara bantları sökülüyor&#8230; Ve her insan bu aşamada yanılıyor; eskisinden daha iyi olacak sanıyorken, daha da beter çuvallıyor.</p>
<p>Bizim boşluğumuzsa, sadece birlikteyken var olan türden. Zamanın birinde birlikteydik ve boşluklarımızı dolduramadık. Uzaklaştıkça, uzaklaştık birbirimizden. Göz görmemeye başlayınca anladık ki, çok iyi doldurmuşuz boşluklarımızı. Zaten insan kaybetmeden kıymet bilmiyor bazı değerleri. Hal böyle olunca da, yaralar ve yara bantları döngüsünden bir replik beliriyor zihnimizde. Aslına bakarsanız boşluk veya boşluğu doldurmak gayet saçma bir durum. Zira bu anlattığımın adı alışkanlık olsa gerek. Öyle çok alışıyor, öyle çok karışıyor ki insan, fazla yakınlıktan bunalırken, fazla uzaklıktan <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/nefret"title="nefret" >nefret</a> ediyor. Sanırım insan ilişkilerinde, yakınlaşma ve uzaklaşma dozajını iyi ayarlamak gerekiyor.</p>
<p>Yakın olmak, uzak durmak, boşluk veya boşluğu doldurmak değil işin özü. Alışkanlık derecesini iyi ayarlayabilmek. Mutlu olup, mutsuz olmayla da alakası yok durumun. Kitap okurken çoğu kişi mutlu olmaz ama alışkanlık halini aldığı için, okumazsa mutsuz olur. Gayet açık bir çelişkidir bu. Sıradan bir insanı alıp karşınıza sorsanız ki; &#8220;Boşluk nedir?&#8221; diye, size vereceği cevap kuvvetle muhtemel, &#8220;Hiçbir şey yapmamak&#8221; olacaktır. Oysa boşluk, alışkanlıklara bağımlı hale gelmektir. Sigara içmek bir alışkanlıktır. Sigara bağımlıları sigara içtiği zaman bir boşluğu doldurmuş sayılmaz. Ancak içmezlerse mutsuz olurlar. Yani işin özü, ilişkilerde ve kişiliklerde, öyle ahım şahım mutlu olma arzusu yoktur. Eğer bunlar kıymete binme aşamasına gelmişse, bilin ki; mutsuzluktan yola çıkmıştır. Mutluyken sorun yok, mutsuzken boşluk çoktur. İnsanoğlu böyledir, sizin bir suçunuz yok&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><em>-<strong> Fatih Boyacıoğlu</strong></em></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/NZVZSsyhMc4" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/sagdan-soldan/boslugu-aliskanliklarla-doldurmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/sagdan-soldan/boslugu-aliskanliklarla-doldurmak/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Bu Şehir</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/g--WS7iLhF4/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/bu-sehir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2011 00:10:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatih Boyacıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[bu şehir]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[hüzün]]></category>
		<category><![CDATA[melankoli]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1527</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div>Bu şehirde bir şeyler eksik, Mutluluk göç etmiş sanki. Yarası çok derin bu şehrin, O yüzdendir belki altındaki pislik. Bu şehirde ağlayanların sesi kısık, Utanıyorlar yaptıklarından sanki. Geceleri ne günahlarla dolu, Belki bu yüzdendir gökyüzündeki karanlık. Bu şehir yeniliklere kapalı, Senelerdir yapım aşamasında asfaltı. Belki de toprak kalmalı, Yoksa nasıl gömeceksin günahkarları? Bu şehrin insanları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div><p>Bu şehirde bir şeyler eksik,<br />
Mutluluk göç etmiş sanki.<br />
Yarası çok derin bu şehrin,<br />
O yüzdendir belki altındaki pislik.</p>
<p>Bu şehirde ağlayanların sesi kısık,<br />
Utanıyorlar yaptıklarından sanki.<br />
Geceleri ne günahlarla dolu,<br />
Belki bu yüzdendir gökyüzündeki karanlık.</p>
<p>Bu şehir yeniliklere kapalı,<br />
Senelerdir yapım aşamasında asfaltı.<br />
Belki de toprak kalmalı,<br />
Yoksa nasıl gömeceksin günahkarları?</p>
<p>Bu şehrin <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/insan"title="insan" >insan</a>ları anlayışsız,<br />
Acıtıyor yarası olanları.<br />
Her sokakta bir katili var,<br />
Son dileğini sormayacak kadar sabırsız.</p>
<p>Bu şehrin şimdilik hikayesi bu kadar,<br />
Yoktur hiçbir mutlu sonu.<br />
Sanki yerlileri alışmış gibi,<br />
Göç edecek yeni misafirlerini arar.<br />
Azar azar, çoğu zarar,<br />
Kaybetmeye meyilli yeni hikayeler yazar&#8230;</p>
<p><em>Yazarı:</em> <strong>Fatih Boyacıoğlu</strong></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/g--WS7iLhF4" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/bu-sehir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/bu-sehir/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ateş</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/cMejwEEkA1Y/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/ates/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Aug 2011 22:42:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatih Boyacıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[azim]]></category>
		<category><![CDATA[geçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[karamsar]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[terkediş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1518</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div>Kibritle oynama demiştim, Tutuşturabilirsin evreni. Korktuğum ateş değil, Yanmanı seyretmekti. Oynama demiştim ateşle, Yakabilirsin tüm izleri. Korktuğum hatıralar değil, Beni unutma azmindi. Ve onca şey tutuşuyorken, Gözlerimin en ön menzilinde; Korktuğum yanışın değil, Yanma arzundaki ciddiyetindi&#8230; Yazarı: Fatih Boyacıoğlu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div><p>Kibritle oynama demiştim,<br />
Tutuşturabilirsin evreni.<br />
Korktuğum ateş değil,<br />
Yanmanı seyretmekti.</p>
<p>Oynama demiştim ateşle,<br />
Yakabilirsin tüm izleri.<br />
Korktuğum hatıralar değil,<br />
Beni unutma azmindi.</p>
<p>Ve onca şey tutuşuyorken,<br />
Gözlerimin en ön menzilinde;<br />
Korktuğum yanışın değil,<br />
Yanma arzundaki ciddiyetindi&#8230;</p>
<p><em>Yazarı:</em> <strong>Fatih Boyacıoğlu</strong></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/cMejwEEkA1Y" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/ates/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/ates/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Fazlası Zarar</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/HO2Saf2_ZyI/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/sagdan-soldan/fazlasi-zarar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jul 2011 22:20:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[sağdan-soldan]]></category>
		<category><![CDATA[cevapladım]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[düşündüm]]></category>
		<category><![CDATA[eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[fazlası zarar]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[sorguladım]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşadım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1515</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div>Hangi asrın insanıyım ben? Neden ayak uyduramıyorum bu çatlak asfalta? Söylediklerinizden tek bir ibret çıkaramıyor, kendi düşüncemden başkasına saygı gösteremiyorum. Bahsettiğim mevzulara göre, çok mu bencilim dersiniz? Bencil olmamın sebebi hanginiz? Çözmeye çalışıyorum yıllardır bu bilmeceyi. Sanırım kafa yapısı itibari ile, sizden çok ileride, kendimden çok gerideyim. Hanginize veya hangimize ayak uyduracağımı şaşırmış haldeyim. Garip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div><p>Hangi asrın <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/insan"title="insan" >insan</a>ıyım ben? Neden ayak uyduramıyorum bu çatlak asfalta? Söylediklerinizden tek bir ibret çıkaramıyor, kendi <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/dusunce"title="düşünce" >düşünce</a>mden b<a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/ask"title="aşk" >aşk</a>asına saygı gösteremiyorum. Bahsettiğim mevzulara göre, çok mu bencilim dersiniz? Bencil olmamın sebebi hanginiz? Çözmeye çalışıyorum yıllardır bu bilmeceyi. Sanırım kafa yapısı itibari ile, sizden çok ileride, kendimden çok gerideyim. Hanginize veya hangimize ayak uyduracağımı şaşırmış haldeyim. Garip miyim dersiniz? Peki garip olma sebebim hanginiz? Aslında biliyorum, doğruluğunu kabul etmediğimden ötürü en iyi bildiğim şeyi yapıyorum sanırım, sizden biraz daha fazla düşünüyorum.</p>
<p>Herşeyi elde eden bir çocukluk, çoğu şeyden sıkılmış bir ergenlik ve herşeyi yitiren gençlik. Bugüne kadar olan <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/hayat"title="hayat" >hayat</a>ımın çeşitli evrelerinde, söylediklerim gerçekten yaşandı. Yaşayamadığım tek şey kendim gibi olmaktı. Olmayı çok arzuladım, fakat olamadım, oldurmadılar. Bana, ben olma şansını tanımadılar. Ben de kaçtım. Yaşadığım, yaşayabileceğim ve yaşatabileceğim her şeyden kaçtım. İnsanlar tanıdım, çok mutlu ettiler. İnsanlar tanıdım, çok acı çektirdiler. Dedim ki; bu iş insanlarla olmayacak, hayvanlara yöneldim. Hayvanlar iyi birer dinleyicidirler. Hiç çıt çıkarmadan sizi dinler, ve tek bir yorum bile yapmazlar. Yani ideal bir yoldaştırlar. Sonra bir de baktım ki, hayvanlar da bu dünyadan göç ediyorlar, yine düşünmeye başladım.</p>
<p>Sizin hiç çok alıştığınız bir hayvanınız oldu mu? Bu hayvan öldüğünde, insan kaybından daha büyük bir kayıp olabileceğini hiç düşündünüz mü? Malesef onlar da bu dünyadan göç ediyorlar. En iyisi cansız bir şeye güvenmek dedim, güvendim de. Baktım onla da olmuyor, bir de uyuşmayı denemek istedim. Rakıya öyle bir bağlandım ki, tek başına su içemez duruma gelmişim. Yarı ayık günler birbirini kovaladı. Anlatılan hiçbir şeyi anlayamıyor, hiçbir şeye dikkatimi veremiyordum. Dikkat vermeye değer olacağını pek sanmıyor, aslında ilgilenmiyordum. Tek düşündüğüm, bu kez kaçıncı dublede sarhoş olacağımdı.</p>
<p>İnanır mısınız(?) bilmem, günler böyle tekrar ettikçe, baktım ki alkole de bağışıklık kazanmışım. Artık ondan da yavaş yavaş soğuyordum. Yeni bir şeyler keşfetme yolunda arayışlara başladım. Bazı durumların artık farkındaydım. Ne yaparsak yapalım, insanoğluna hiçbir şey yetmiyor ve tatmin etmiyordu. Kendimden yola çıkarak, kafamda bir &#8216;insan&#8217; teorisi yaratmıştım. Sonlarına doğru yaklaştığımda, insanın ne kadar tehlikeli olabileceğinin gayet bilincindeydim. Ancak bu tehlikenin büyüklüğü gözümü oldukça korkuttuğundan, insanlık adına &#8216;normal&#8217; bir karaktere sahip olmam gerektiğini anladım. Hayatla iyi anlaşmanın mümkün olduğunu gördüğümde, kesin ve net bir biçimde şu bilgileri elde ettim:</p>
<p>Fazla düşünme, fazla güvenme, fazla bağlanma, fazla duyma, fazla görme, fazla sevme, fazla <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/nefret"title="nefret" >nefret</a> etme ve çok fazla kendinle baş başa kalma&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>- Fatih Boyacıoğlu</strong></em></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/HO2Saf2_ZyI" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/sagdan-soldan/fazlasi-zarar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/sagdan-soldan/fazlasi-zarar/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Bir Şehit Kızına</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/L1GPHqQJk5E/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/siirler/bir-sehit-kizina/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Jul 2011 12:14:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[acı]]></category>
		<category><![CDATA[Ataol Behramoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[bir şehit kızına]]></category>
		<category><![CDATA[buruk]]></category>
		<category><![CDATA[keder]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[şehitler ölmez]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1514</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ataol-behramoglu.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ataol-behramoglu" title="ataol-behramoglu" /></div>- Türküler Ve Alaz İçin- Güzelim, sevdiğim, çocuğum, gülüm, Bir şehit kızısın sen. Acılı, buruk bir türkü gibisin, Bu acımasız günlerin içinden. Tuhaf bir sıkıntıyla daralır şimdi, Küçücük, kuş kanadı yüreğin: &#8216;Babam nerede, niye gelmiyor? Babama küstüm ben anneciğim&#8230;&#8217; Baban artık hiç olmayacak yavrum, Sana çocuğum diyemeyecek bir daha. Güçlü, baba kucağının sıcaklığını, Duyamayacaksın minik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ataol-behramoglu.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ataol-behramoglu" title="ataol-behramoglu" /></div><p><em>- Türküler Ve Alaz İçin-</em></p>
<p>Güzelim, sevdiğim, çocuğum, gülüm,<br />
Bir şehit kızısın sen.<br />
Acılı, buruk bir türkü gibisin,<br />
Bu acımasız günlerin içinden.</p>
<p>Tuhaf bir sıkıntıyla daralır şimdi,<br />
Küçücük, kuş kanadı yüreğin:<br />
&#8216;Babam nerede, niye gelmiyor?<br />
Babama küstüm ben anneciğim&#8230;&#8217;</p>
<p>Baban artık hiç olmayacak yavrum,<br />
Sana çocuğum diyemeyecek bir daha.<br />
Güçlü, baba kucağının sıcaklığını,<br />
Duyamayacaksın minik vücudunda.</p>
<p>Baban yiğit bir oğluydu halkının,<br />
Onun için öldürdüler.<br />
Sana halkımızdan armağan olsun,<br />
Getirdiğim kırmızı güller.</p>
<p>Yıllar geçecek, alışacaksın,<br />
Bir ince sızı kalacak ondan.<br />
Senin gözlerin gibi ışıltılı,<br />
Çiçekler fışkıracak babanın mezarından.</p>
<p>Ve tıpkı serpilen bir çiçek gibi,<br />
Gelişip ışırken bilincin gitgide.<br />
Babanı yeniden kavrayacaksın,<br />
Baban yeniden doğacak seninle.</p>
<p>Güzelim, sevdiğim, çocuğum, gülüm,<br />
Bir şehit kızısın sen.<br />
Acılı, buruk bir türkü gibisin,<br />
Bu acımasız günlerin içinden&#8230;</p>
<p><em>Yazarı: </em><strong>Ataol Behramoğlu</strong></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/L1GPHqQJk5E" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/siirler/bir-sehit-kizina/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/siirler/bir-sehit-kizina/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Düello</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/ZOq8141eO2s/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/siirler/duello/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jul 2011 20:54:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[acı]]></category>
		<category><![CDATA[cemal süreya]]></category>
		<category><![CDATA[düello]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1512</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/cemal-sureya.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="cemal-sureya" title="cemal-sureya" /></div>Bir düelloda, Daha büyük bir şey vardır. Ve daha acıdır bu, Ölümden de ölüm korkusundan da. Bakarsın dün en güvendiğin kişi, Karşı tarafın şahidi olmuş. İşte acıdır bu da, Ölümden de korkusundan da. Daha da acısı vardır ama, O da sevdiğin kadının, Karşı tarafı ziyarte etmesidir. Bu bir nezaket ziyareti de olsa, Düello gerçekleşmemiş de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/cemal-sureya.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="cemal-sureya" title="cemal-sureya" /></div><p>Bir düelloda,<br />
Daha büyük bir şey vardır.<br />
Ve daha acıdır bu,<br />
Ölümden de <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/olum"title="ölüm" >ölüm</a> korkusundan da.</p>
<p>Bakarsın dün en güvendiğin kişi,<br />
Karşı tarafın şahidi olmuş.<br />
İşte acıdır bu da,<br />
Ölümden de korkusundan da.</p>
<p>Daha da acısı vardır ama,<br />
O da sevdiğin kadının,<br />
Karşı tarafı ziyarte etmesidir.<br />
Bu bir nezaket ziyareti de olsa,<br />
Düello gerçekleşmemiş de olsa,<br />
Acıdır bu;<br />
Ondan da, ondan da.</p>
<p>Daha da acısı,<br />
Kılıcın elinde,<br />
Alnında bir tutam güneş;<br />
Kalakalıyorsun ortada&#8230;</p>
<p><em>Yazarı:</em> <strong>Cemal Süreya</strong></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/ZOq8141eO2s" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/siirler/duello/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/siirler/duello/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Acaba?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/MTvKgMldsCo/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/acaba/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jul 2011 21:28:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatih Boyacıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[acaba]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel]]></category>
		<category><![CDATA[karamsar]]></category>
		<category><![CDATA[kırmadan]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1510</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div>İnsanlardan kaçarken, Karışmıyorcasına dünyaya; Hiç kimseyi kırmadan, Herkese küfredilebilir mi? Sevmekten çekinirken, İtiliyorsan yalnızlığa; Acı çekmeden de, Biri sevilebilir mi? Gündüzleri karanlıktayken, Perdeler çekilircesine; Ateş olmadan da, Isınılabilir mi? Sorgular geçmişindeyken, Yarın olmuyorcasına; Zihninde kaybettiklerin, Acaba geri gelir mi? Ve nefret etmişken, Geçmişine erişenlerden; Kimseyi öldürmeden, Herkes gömülebilir mi? Yazarı: Fatih Boyacıoğlu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/ftb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="ftb" title="ftb" /></div><p>İnsanlardan kaçarken,<br />
Karışmıyorcasına dünyaya;<br />
Hiç kimseyi kırmadan,<br />
Herkese küfredilebilir mi?</p>
<p>Sevmekten çekinirken,<br />
İtiliyorsan yalnızlığa;<br />
Acı çekmeden de,<br />
Biri sevilebilir mi?</p>
<p>Gündüzleri karanlıktayken,<br />
Perdeler çekilircesine;<br />
Ateş olmadan da,<br />
Isınılabilir mi?</p>
<p>Sorgular geçmişindeyken,<br />
Yarın olmuyorcasına;<br />
Zihninde kaybettiklerin,<br />
Acaba geri gelir mi?</p>
<p>Ve <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/nefret"title="nefret" >nefret</a> etmişken,<br />
Geçmişine erişenlerden;<br />
Kimseyi öldürmeden,<br />
Herkes gömülebilir mi?</p>
<p><em>Yazarı:</em> <strong>Fatih Boyacıoğlu</strong></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/MTvKgMldsCo" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/acaba/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/fatih-boyacioglu/acaba/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Unknown – Kimliksiz (2011)</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/38HYYnHH8hE/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/filmler/unknown-kimliksiz-2011/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jun 2011 15:54:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[2011 yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Aidan Quinn]]></category>
		<category><![CDATA[Bruno Ganz]]></category>
		<category><![CDATA[Diane Kruger]]></category>
		<category><![CDATA[dram]]></category>
		<category><![CDATA[eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Langella]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[January Jones]]></category>
		<category><![CDATA[Kimliksiz]]></category>
		<category><![CDATA[Liam Neeson]]></category>
		<category><![CDATA[movie]]></category>
		<category><![CDATA[Unknown]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1505</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/unknown-thumb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="unknown-thumb" title="unknown-thumb" /></div>Beklentilerimi tam olarak karşılayamasa da, Unknown filmi kendi çapında izlenmeye değer bir film. Liam Neeson ve Diane Kruger her zaman olduğu gibi güzel performans çıkartmışlar. Ancak, izlerken beklentilerimi tam olarak karşılayamadı ve gerçekten hayal kırıklığı yaşadım. Buna rağmen izleyenler güzel vakit geçirecektir kuşkusuz. Sonuçta baş rollerinde Liam Neeson gibi bir isim var ve yönetmenlik koltuğunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/unknown-thumb.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="unknown-thumb" title="unknown-thumb" /></div><p><img class="alignleft size-full wp-image-1506" style="padding: 5px; background: none repeat scroll 0% 0% #eeeeee; border: 1px solid #dddddd;" title="Unknown - Kimliksiz (2011)" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/unknown.jpg" alt="" width="200" height="200" />Beklentilerimi tam olarak karşılayamasa da, <em>Unknown</em> <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/film"title="film" >film</a>i kendi çapında izlenmeye değer bir film. <em>Liam Neeson</em> ve <em>Diane Kruger</em> her zaman olduğu gibi güzel performans çıkartmışlar. Ancak, izlerken beklentilerimi tam olarak karşılayamadı ve gerçekten hayal kırıklığı yaşadım. Buna rağmen izleyenler güzel vakit geçirecektir kuşkusuz. Sonuçta baş rollerinde Liam Neeson gibi bir isim var ve yönetmenlik koltuğunda da <em>Jaume Collet-Serra</em> oturuyor. Bana kalırsa ön-yargıları bir kenarıya bırakıp, öyle izlenmeli. Sonuna yaklaştıkça ne olacağını kestirebiliyorsunuz ama yine de izlenir. Filmi kısaca özetlemek gerekirse;</p>
<p>Dr. Martin Harris (Liam Neeson), biyoteknoloji konferansında sunum yapmak için eşiyle birlikte Berlin&#8217;e gelir. Kalacakları otele vardıklarında, çantasını hava alanında unuttuğunun farkına varır. Yoldan bir taksi çevirir ve hemen hava alanına gitmek üzere yola çıkar. Ancak talihsiz bir şekilde, kaza geçirir. Kaza sırasında başına aldığı darbe sonucu, hastaneye kaldırılır. Dört gün komada kalır ve uyandığında, apar topar eşinin yanına gider. Fakat eşi dahil, hiç-kimse Martin Harris&#8217;i tanımamaktadır. B<a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/ask"title="aşk" >aşk</a>a biri Martin Harris adı altında, onun yerini almıştır. Olan bitene akıl sır erdiremeyen Martin, kim olduğunu ve neden herkesin onu tanımadığını araştırmaya başlar. Bir yandan da gerçek kimliğini ispat etmeye çalışır. Yanında sadece Gina (Diane Kruger) adında, kaçak bir göçmen vardır.</p>
<p>Baş rollerinde Liam Neeson, Diane Kruger, January Jones&#8217;un olduğu ve kadrosunda Aidan Quinn, Bruno Ganz ve Frank Langella gibi isimlerin yer aldığı Unknown filmi, izlenebilir nitelikte bir film olmuş. Unknown filminin IMDb puanı şu an için, 7.1 ve gayet iyi bir ortalama.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/38HYYnHH8hE" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/filmler/unknown-kimliksiz-2011/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/filmler/unknown-kimliksiz-2011/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Bu Bizimki</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/iANSnt1yUKY/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/siirler/bu-bizimki/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jun 2011 13:41:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[Bu Bizimki]]></category>
		<category><![CDATA[cemal süreya]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1503</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/cemal-sureya.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="cemal-sureya" title="cemal-sureya" /></div>Yıkıcı bir aşk bu, Yıkıyor milletin ortasına, Tutku yükünü. Bölücü bir aşk, Ekmeği suyu bölüyor, Günde üç öğün. Hain bir aşk bu, Sizin eve hırsız girer, Onunkine polis. Yasadışı bir aşk, Evlenmeyi, Hiç mi hiç düşünmüyor. Soyguncu bir aşk bu, En sıradan ezgilerden, Sevinçler devşiriyor. Kökü dışarda bir aşk, Dante ile Beatrice&#8217;inkine, Fena öykünüyor. İşgalci [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/cemal-sureya.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="cemal-sureya" title="cemal-sureya" /></div><p>Yıkıcı bir <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/ask"title="aşk" >aşk</a> bu,<br />
Yıkıyor milletin ortasına,<br />
Tutku yükünü.</p>
<p>Bölücü bir aşk,<br />
Ekmeği suyu bölüyor,<br />
Günde üç öğün.</p>
<p>Hain bir aşk bu,<br />
Sizin eve hırsız girer,<br />
Onunkine polis.</p>
<p>Yasadışı bir aşk,<br />
Evlenmeyi,<br />
Hiç mi hiç düşünmüyor.</p>
<p>Soyguncu bir aşk bu,<br />
En sıradan ezgilerden,<br />
Sevinçler devşiriyor.</p>
<p>Kökü dışarda bir aşk,<br />
Dante ile Beatrice&#8217;inkine,<br />
Fena öykünüyor.</p>
<p>İşgalci bir aşk bu,<br />
Samanlık sevişenin diyor,<br />
Başka şey demiyor.</p>
<p><em>Yazarı:</em> <strong>Cemal Süreya</strong></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/iANSnt1yUKY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/siirler/bu-bizimki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/siirler/bu-bizimki/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>The Man From Nowhere – Ajeossi (2010)</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/cxD3N15GCSs/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/filmler/the-man-from-nowhere-ajeossi-2010/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Jun 2011 21:54:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[2010 yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Ajeossi]]></category>
		<category><![CDATA[aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bin Won]]></category>
		<category><![CDATA[dram]]></category>
		<category><![CDATA[eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[kore yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[movie]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<category><![CDATA[The Man From Nowhere]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1495</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/the-man-from-nowhere1.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="the-man-from-nowhere" title="the-man-from-nowhere" /></div>Normal şartlar altında, genellikle ön-yargılı olduğum Kore yapımı filmlerin bazıları beklentimin üzerinde olabiliyor. Örneğin, The Man From Nowhere filmi, gerçekten beklentilerimin oldukça üstünde bir yapıt. Kore yapımı filmlerin çoğu fazlaca psikopat olmasına rağmen, The Man From Nowhere filmi, kan dozajını tam dengede tutarak, harika bir dram yaratmış. Çoğu kişi Léon filmine benzerliğiyle dikkat çektiğini söylüyor, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/the-man-from-nowhere1.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="the-man-from-nowhere" title="the-man-from-nowhere" /></div><p><a rel="attachment wp-att-1498" href="http://www.depresyonist.com/filmler/the-man-from-nowhere-ajeossi-2010/attachment/the-man-from-nowhere-2/"><img class="alignleft size-full wp-image-1498" style="padding: 5px; background: none repeat scroll 0% 0% #eeeeee; border: 1px solid #dddddd;" title="the-man-from-nowhere" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/the-man-from-nowhere.jpg" alt="" width="200" height="200" /></a>Normal şartlar altında, genellikle ön-yargılı olduğum <em>Kore</em> yapımı filmlerin bazıları beklentimin üzerinde olabiliyor. Örneğin, <em>The Man From Nowhere</em> filmi, gerçekten beklentilerimin oldukça üstünde bir yapıt. Kore yapımı filmlerin çoğu fazlaca psikopat olmasına rağmen, The Man From Nowhere filmi, kan dozajını tam dengede tutarak, harika bir dram yaratmış. Çoğu kişi <em>Léon</em> filmine benzerliğiyle dikkat çektiğini söylüyor, ancak bana kalırsa aralarında ciddi farklar var. Seyir keyfi olanlara izlemelerini muhakkak tavsiye ediyorum. Kesinlikle pişman olmayacaklar. Kısaca filmi özetlemek gerekirse;</p>
<p>Tae-Sik Cha, kendi halinde yaşayan bir rehincidir. İnsanlarla arası, alışılagelmişin dışında, içe-kapanık ve oldukça soğuktur. Hatta bu yüzden lakabı, &#8216;Hayalet Rehinci&#8217;ye çıkmıştır. Tae-Sik Cha&#8217;a yakın olan ve onu seven tek kişi, komşusunun kızı So-Mi adında küçük kızdır. So-Mi, ondan korkmaz ve onunla vakit geçirmekten hoşlanır. So-Mi&#8217;nin annesi uyuşturucu bağımlı bir dansçıdır. Yine bir gece kulübündeki dansından sonra, mafyaya karşı başını belaya sokar. Kendisi ve küçük So-Mi&#8217;nin <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/hayat"title="hayat" >hayat</a>ı tehlikededir. Hiç birşeyden haberi olmayan Tae-Sik Cha, gece dükkanına geldiğinde mafyanın elemanı olan üç kişiyle karşı karşıya kalır. Artık o da işin içindedir.</p>
<p><strong>&#8220;Yarın için yaşayanın, bugün için yaşayan karşısında hiç şansı olmaz. Ben,  sadece bugün için yaşarım. Ve bu ne kadar korkunç birşey; size  göstereceğim.&#8221;</strong></p>
<p>The Man From Nowhere <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/film"title="film" >film</a>i başta da söylediğim gibi, beklentilerimi oldukça karşılayan bir film olmuş. Dram, gerilim, suç ve aksiyon tam dozajında harmanlanmış. İzlerken <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/insan"title="insan" >insan</a>ı oldukça tatmin ediyor. Film bana kalırsa mükemmel bir film, ancak biraz da, filmi film yapan başrol oyuncusu <em>Bin Won</em>&#8216;ın eşsiz performansı olabileceğini düşünüyorum. İzlemekte yarar var ve şu an IMDb puanı 7.9, gerçekten ciddi bir rakam.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/cxD3N15GCSs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/filmler/the-man-from-nowhere-ajeossi-2010/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/filmler/the-man-from-nowhere-ajeossi-2010/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kiss Kiss Bang Bang (2005)</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/L5ALBZFcZnE/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/filmler/kiss-kiss-bang-bang-2005/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 May 2011 20:46:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Brett Halliday]]></category>
		<category><![CDATA[eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[Kiss Kiss Bang Bang]]></category>
		<category><![CDATA[komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Larry Miller]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Michelle Monaghan]]></category>
		<category><![CDATA[movie]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Downey Jr.]]></category>
		<category><![CDATA[Shane Black]]></category>
		<category><![CDATA[Shannyn Sossamon]]></category>
		<category><![CDATA[Val Kilmer]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1483</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/Kiss-Kiss-Bang-Bang.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="Kiss-Kiss-Bang-Bang" title="Kiss-Kiss-Bang-Bang" /></div>Yönetmenlik koltuğunda Shane Black&#8216;in oturduğu ve senaryosunu yine kendisi ve Brett Halliday&#8216;in yazdığı Kiss Kiss Bang Bang filmi her dakikasıyla zevkli ve heyecanlı bir film olmuş. Robert Downey Jr. her zaman olduğu gibi yine iyi işler çıkarmış ve Val Kilmer&#8216;a karşı garip bir ön-yargım olmasına rağmen, onun da bu filmde hakkını yememek gerek. Senaryosu benim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/Kiss-Kiss-Bang-Bang.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="Kiss-Kiss-Bang-Bang" title="Kiss-Kiss-Bang-Bang" /></div><p><a rel="attachment wp-att-1492" href="http://www.depresyonist.com/?attachment_id=1492"><img class="alignleft size-full wp-image-1492" style="padding: 5px; background: #eeeeee; border: 1px solid #dddddd;" title="Kiss-Kiss-Bang-Bang" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/Kiss-Kiss-Bang-Bang.jpg" alt="" width="200" height="200" /></a>Yönetmenlik koltuğunda <em>Shane Black</em>&#8216;in oturduğu ve senaryosunu yine kendisi ve <em>Brett Halliday</em>&#8216;in yazdığı <em>Kiss Kiss Bang Bang</em> <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/film"title="film" >film</a>i her dakikasıyla zevkli ve heyecanlı bir film olmuş. <em>Robert Downey Jr.</em> her zaman olduğu gibi yine iyi işler çıkarmış ve <em>Val Kilmer</em>&#8216;a karşı garip bir ön-yargım olmasına rağmen, onun da bu filmde hakkını yememek gerek. Senaryosu benim çok hoşuma gitti ve genel olarak filmi beğendim. Komedi ve macera severler, eminim ki filmi izledikten sonra benimle aynı fikirde olacaklardır. Zaten film tutkunları, Kiss Kiss Bang Bang&#8217;i izlemiştir diye düşünüyorum. Lafı fazla uzatmadan, filmi özetlemek gerekirse;</p>
<p>Harry&#8217;in <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/hayat"title="hayat" >hayat</a> boyu yaptığı en iyi iş hırsızlıktır. Gerçi tam olarak onu bile beceremez. Yine bir gece <em>hırsızlık</em> yapmaya çalışırken, polislerin ağına takılır ve kaçmaya başlar. Bir tesadüf sonucu, oyuncu seçmeleri yapılan binaya saklanır. Seçmelerin yapıldığı odaya girdiğinde ise istem-dışı olarak, oyunculuğu sınanır. Aslında Harry, rol yapmıyor, aksine olduğu gibi davranıyor olmasına rağmen, mükemmel bir oyunculuk performansı çıkarır ve hiçbir şeyden habersiz, oyunculuk kariyerine ilk adımı atmıştır. Buraya kadar zaten herşey <em>tesadüf</em> ve ilginçken, bunran sorası için daha da sıradışı olaylar süregelir. Harry Los Angeles&#8217;ta bir davete katılır, partide Harmony adında çekici bir bayanla tanışır. Zaman geçtikçe Harmony&#8217;nin aslında, kendisinin çocukluk <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/ask"title="aşk" >aşk</a>ı olduğunu anımsar. Harry&#8217;e dedektiflik rolünde yardımcı olması için Eşcinsel Perry adındaki dedektif eşlik etmektedir. Ancak ikili <em>esrarengiz</em> bir olaya rastlar ve buradan sonra iş iyice çığırından çıkar.</p>
<p>Kiss Kiss Bang Bang, kesinlikle her yönden izlemeye değecek bir film. IMDB listesinde 10 üzerinden 7.8 puan alan bu filmde; Robert Downey Jr.&#8217;ın yanı sıra, Val Kilmer, Michelle Monaghan, Shannyn Sossamon ve Larry Miller gibi aktörler rol almakta. Söylediğim gibi, izlediğinize asla pişman olmayacaksınız.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/L5ALBZFcZnE" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/filmler/kiss-kiss-bang-bang-2005/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/filmler/kiss-kiss-bang-bang-2005/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Naftalin</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/depresyonistcom/~3/9d_GbaM4bwI/</link>
		<comments>http://www.depresyonist.com/siirler/naftalin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 May 2011 14:22:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FTB</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[anılar]]></category>
		<category><![CDATA[eskiler]]></category>
		<category><![CDATA[naftalin]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Sunay Akın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depresyonist.com/?p=1481</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/sunay-akin.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="sunay-akin" title="sunay-akin" /></div>Eksik olan, Bir yanı vardı aşkımızın. Bir filminde, Üç beş figüran dövüp, Ata binmemesi, Gibi Cüneyt Arkın&#8217;ın.. Haberin olsun, Vermedim eskiciye, Yırtık ayakkabılarımı. Nasıl ayrılırım ki onlardan? Kapınızın önünde, Az mı çıkarıp, Giymiştim? Naftalinledim bende kalan yün kazağını, Söylemiş miydim size? Naftalin; Ki güvelere karşı kullandığı, Kimyasal silahıdır, Anıların&#8230; Yazarı: Sunay Akın]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="float:left;"><img width="140" height="140" src="http://www.depresyonist.com/wp-content/uploads/sunay-akin.jpg" class="attachment-post-thumbnail wp-post-image" alt="sunay-akin" title="sunay-akin" /></div><p>Eksik olan,<br />
Bir yanı vardı <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/ask"title="aşk" >aşk</a>ımızın.<br />
Bir <a href="http://www.depresyonist.com/etiketler/film"title="film" >film</a>inde,<br />
Üç beş figüran dövüp,<br />
Ata binmemesi,<br />
Gibi Cüneyt Arkın&#8217;ın..</p>
<p>Haberin olsun,<br />
Vermedim eskiciye,<br />
Yırtık ayakkabılarımı.<br />
Nasıl ayrılırım ki onlardan?<br />
Kapınızın önünde,<br />
Az mı çıkarıp,<br />
Giymiştim?</p>
<p>Naftalinledim bende kalan yün kazağını,<br />
Söylemiş miydim size?<br />
Naftalin;<br />
Ki güvelere karşı kullandığı,<br />
Kimyasal silahıdır,<br />
Anıların&#8230;</p>
<p><em>Yazarı:</em> <strong>Sunay Akın</strong></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/depresyonistcom/~4/9d_GbaM4bwI" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depresyonist.com/siirler/naftalin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.depresyonist.com/siirler/naftalin/</feedburner:origLink></item>
	<media:rating>nonadult</media:rating></channel>
</rss>

