<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028</atom:id><lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 16:35:48 +0000</lastBuildDate><title>Aaron P. Falcon</title><description /><link>http://haruncagan.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>178</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/caganharun" type="application/rss+xml" /><feedburner:emailServiceId xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0">caganharun</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0">http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-3648577534063926600</guid><pubDate>Sat, 31 Oct 2009 18:02:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-31T20:07:34.067+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Domuz Gribi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Cehalet</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Gündem</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Memleket Meseleleri</category><title>Dikkat edin, "Dağoz Gribi" olabilirsiniz!</title><description>Domuz Gribi gündemin ilk sıralarında seyrediyor. Bende en ufak tedirginlik ve panik, her zamanki gibi olmamakla birlikte, geçen gün boğazımın dolmaya başlamasıyla acaba bende mi domuz gribi oldum dedim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gittim hastaneye... Tatil gününe denk geldiğinden sadece acil servis çalışıyor. Sıramı alıp beklemeye başladım. Kalabalık da. Böyle ortamlarda hep yaptığım gibi etrafı, olup biteni izlemeye başladım. Sıra bekleyen adamlardan birinin yanındakine aynen şöyle dediğini duydum:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;"Îjar jî daxoz qirîbî anîn kirne nav me. Goştê daxoz dixwin îja dibên daxoz qirîbî hat."&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp; (Bu kez de dağoz gıribi getirip musallat ettiler başımıza. Yiyorlar dağoz etini sonra da dağoz gribi çıktı diyorlar.)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ardından bir-iki şey daha söylendi ama kalabalıktan duyamadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Son günlerde bu konuda öyle çok şey duyuyorum ki, yenilir yutulur gibi değil. Yok uçaktan virüs atıyorlarmış da, yok Amerika bizi bitirmek için yapıyormuş da... Daha neler neler...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çok iyi bildiğim bir gerçeği bir kez daha hatırladım ki...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bilginin, bilimin, bilgeliğin bir sınırı var. Ama cehaletin yok. Hakikaten yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-3648577534063926600?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/10/dikkat-edin-dagoz-gribi-olabilirsiniz.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-2089076235872676329</guid><pubDate>Thu, 01 Oct 2009 00:00:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-01T03:06:39.734+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Konfüçyüs</category><title>Konfüçyüs</title><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SsPyeMIWuDI/AAAAAAAAGNE/vQMrJ0ZB5dI/s1600-h/Confucius.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="256" src="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SsPyeMIWuDI/AAAAAAAAGNE/vQMrJ0ZB5dI/s320/Confucius.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri varsa, o yerde güneş batıyor demektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Derin olan kuyu değil,kısa olan iptir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aradığını bilmeyen bulduğunda anlayamaz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kendine yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dal rüzgarı affetmiştir ama, kırılmıştır bir kere.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İnsanlar sahip olduklarını küçümser, sahip olamadıklarını önemser.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Konuşmaya layık olanlarla konuşmazsanız, insan kaybedersiniz. Konuşmaya layık olmayanlarla konuşursanız, söz kaybedersiniz. Bilge olan kişi, insan kaybetmez, söz de kaybetmez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden kaçınız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Karanlığa söveceğine, kalk bir mum yak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Susmak, insanı ele vermeyen sadık bir arkadaştır.&lt;br /&gt;
&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
Üstün insan konuşmadan önce eyleme geçer ve sonra eylemine göre konuşur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bilgi özgüveni, özgüven ise gücü yaratır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çizik bir elmas, çizik olmayan bir çakıl taşından daha iyidir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bilgi insanı şüpheden, iyilik acı çekmekten, kararlı olmak korkudan kurtarır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Alkışı en sessiz şekilde karşılayan, alkışı hak etmiş demektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir milleti tutsak etmek isterseniz, onun müziğini çürütün.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Elmas nasıl yontulmadan kusursuz olmaz ise; insan da acı çekmeden olgunlaşmaz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Faydalı insan odur ki boş durmayı sevmez, kişiliğini faydalı işlerle geliştirir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Güçlü olan sayıca kalabalık kitleler değil, eğitimli kitlelerdir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İyi insanlar olduğu gibi görünür, göründüğü gibi olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fedakarlıklar senden başkası bilmiyorsa değer taşır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kitleler cezalarla düzene sokulursa dejenere olur, karizma ve nezaketle yönetilirse bilinçli ve dürüst olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir şeyi bildiğin zaman, onu bildiğini göstermeye çalış. Bir şeyi bilmiyorsan, onu bilmediğini kabul et. İşte bu bilgidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eğitimli insanın hedefi daima yüksek olur. Küçük işlerle küçük insanlar uğraşır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kendisini eleştirebilen insanlar doğruyu ve güzeli bulma konusunda daha şanslıdırlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İrade öyle değerli bir özelliktir ki bir ordu komutansız kalsa da kişi iradesinden yoksun kalamaz. İradeli insan davranışları tutarlı insandır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İyi yönetici olmanın sırrı dört yanlıştan kaçınmak, beş doğruyu uygulamaktan geçer. Dört yanlış şunlardır: nasihat etmeden infaz etmek (gaddarlık); öğretmeden başarıyı ölçmek (kabalık), yönetimde gevşek olup sınırlar koymak (art niyet), özlük haklarının dağıtımında cimri davranmak (bürokrat olmak). Beş doğru ise şunlardır: müsrif olmadan eliaçık olmak; gocunmadan çalışmak; haris olmadan istek duymak; mağrur olmadan rahat davranmak; ürkütücü olmadan saygın olmak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25004503/" target="_blank"&gt;Kaynak&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-2089076235872676329?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/10/konfucyus.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SsPyeMIWuDI/AAAAAAAAGNE/vQMrJ0ZB5dI/s72-c/Confucius.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-1713871506918627280</guid><pubDate>Tue, 22 Sep 2009 22:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-09-24T00:07:45.264+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Ağzımın Suyu</category><title>Çilek</title><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SrlUHnsUUGI/AAAAAAAAGM0/G_nLuwDK8sc/s1600-h/Yeni+Resim+(2).bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://2.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SrlUHnsUUGI/AAAAAAAAGM0/G_nLuwDK8sc/s400/Yeni+Resim+(2).bmp" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/casienserio/3932497275/" target="_blank"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;From&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-1713871506918627280?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/09/cilek.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SrlUHnsUUGI/AAAAAAAAGM0/G_nLuwDK8sc/s72-c/Yeni+Resim+(2).bmp" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-122771164595556041</guid><pubDate>Mon, 21 Sep 2009 00:54:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-09-21T03:54:21.547+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sonbahar</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">gece</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yaz sonu</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">güz</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Marmaris</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">hüzün</category><title>Hazan ve hüzün</title><description>Daha birkaç gün öncesine kadar para versek bulamayacağımız serin bir hava yüzümü okşuyor. Yaşamanın herşeye rağmen güzel olduğunu bir kez daha inadına inadına hatırlatıyor. Annemin ellerini ıslatıp yüzüme şöyle bir sürdüğü sabahlar geliyor aklıma. Ahh çocukluk vakitleri!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Güz geliyor... Kolumdaki emektar saate bir dost edasıyla bakıyorum. Gece yarısını çoktan geçmiş. Bütün bir günün yorgunluğu üstümde. Yanımda duran sandalyelerden birine bırakıveriyorum tekmil yorgunluğumu. Kolum sandalyenin metaline değiyor. Ufarak bir ürperti geçiveriyor içimden. Kaç aydan beridir ilk defa üşüyorum. Bir an önce bitse de gitsek sızlanmaları arasında bitiverdi, iyi mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Islak ellerinin arasından aniden kayıp gider ya bir şey... Hey gidi koca yaz, nasıl da kayıp gittin çabucak. Zaman geçer izi kalır. Su gibi demiş eskiler...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Rüzgar hala vuruyor yüzüme... Tanıyorum. Kaç defa beraber karşıladık sonbaharı bu şehirde. Kimbilir nerelerden kopup geliyor? Belki okyanustan, bütün bir Akdenizden... Rodos'tan, Palamutbükü'nden... Nereden geliyorsa gelsin, tanıyorum bu rüzgarı. Son durağı bu sahil onun. Bu şehir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte bu yüzden... Yüz binlerce insanın su gibi aktığı bu şehirden yavaş yavaş el ayak çekilir olunca... Bu serin rüzgar ziyaret eder burayı. Geceleri... Ve burası o eski Türk filmindeki kasabaya dönüşür tekrar. Çocukken izlediğim o filmde görmüştüm ilkin bu kasabayı... &lt;b&gt;"Keşke bir gün ben de oraya gitsem!"&lt;/b&gt; Geldin işte... Kaç defa buranın sabahına uyandığını bile hatırlamıyorsun şimdi. Koca bir yaz daha geçirdiğin bu kasabaya bir kez daha "görüşmek üzere" demenin zamanı. Belki kışın, belki başka bir yaz...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayrılma vakti gelince... Bu serin rüzgar gidişleri haber vermeye gelir. Usulca yüzüne dokunur. Ufacık üşürsün ama inanılmaz mutluluk verir bu sana... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte bu yüzden… Sırf bu rüzgardan ötürü seviyorum Marmarisi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-122771164595556041?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/09/hazan-ve-huzun.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-6185159351332576272</guid><pubDate>Sun, 20 Sep 2009 10:06:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-09-20T13:06:04.403+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bayram</category><title>Bayram...</title><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SrX-Zn8GGlI/AAAAAAAAGL8/SJbCvCdApU4/s1600-h/3934679278_83be84a484_b.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SrX-Zn8GGlI/AAAAAAAAGL8/SJbCvCdApU4/s400/3934679278_83be84a484_b.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-6185159351332576272?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/09/bayram.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SrX-Zn8GGlI/AAAAAAAAGL8/SJbCvCdApU4/s72-c/3934679278_83be84a484_b.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-7362256463873315487</guid><pubDate>Thu, 10 Sep 2009 00:29:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-09-10T03:37:18.311+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Eylülün Sesiyle</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Poemia</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Edip Cansever</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şiirler</category><title>Eylülün Sesiyle</title><description>Baylar!&lt;br /&gt;
Bin dokuz yüz seksen birdeyiz&lt;br /&gt;
Karşınızda eylülün sesi&lt;br /&gt;
Ağustosa çekildi, eylülün sesi&lt;br /&gt;
Birazdan konuşacak&lt;br /&gt;
"Bu dünyada yaşamak can sıkıcı bir şeydir baylar."&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tepelerde bulamaçların kahverengi eridiği&lt;br /&gt;
Eriyip sarı sarı aktığı bir mevsim&lt;br /&gt;
Bir saat gibi işlerken avucumdaki güz çiçeği&lt;br /&gt;
Yosunların kapılara usulca&lt;br /&gt;
Tırmanıp yerleştiği&lt;br /&gt;
Yani eylülün sesi, buysa çok iyi baylar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yaz geçti, sözgelimi midyelerden yorulduk&lt;br /&gt;
Eni boyu belirsiz bir ıslaklıktan&lt;br /&gt;
Upuzun gündüzlerden, sevimsiz otellerden&lt;br /&gt;
Eylül ki, sorabilir mi&lt;br /&gt;
Hüzünler iç kamaştırıyor, aşklarsa niye yoksul&lt;br /&gt;
Bir asfaltın kuru sıcak soğuğundayız&lt;br /&gt;
Oysa bir deniz feneri mevsimsiz ölür baylar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dahası&lt;br /&gt;
Bu düğmesiz giysileri şöylece giymek&lt;br /&gt;
Bir boşluğu giyinmek mi olur&lt;br /&gt;
Olsun&lt;br /&gt;
İşte karşınızda ekimin sesi&lt;br /&gt;
Kasımın sesi sonra&lt;br /&gt;
Yağmurun eşliğinde -çocuğunu emziriyor yaz-&lt;br /&gt;
Bundan böyle günlerimiz nasıl geçecek baylar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her şey o kadar dokunaklı ki&lt;br /&gt;
Eylülsem, istemeden kırılıyorsam bazen&lt;br /&gt;
Dağınık, renksiz bir mozayık gibiysem&lt;br /&gt;
Üstelik yalnızsam bir de -telefonda kuş sesleri-&lt;br /&gt;
Aynalardan duvarlara bir üzünç akıntısı&lt;br /&gt;
Bu dünyada çekingen olmak çok iyi bir şeydir baylar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra bir kır kahvesi kendini okurken&lt;br /&gt;
Masaları toplanmış, bardakları toplanmış&lt;br /&gt;
Tam kendini okurken&lt;br /&gt;
Derim ki bir semti iyi tanımak kadar&lt;br /&gt;
İyi tanımalı dünyayı&lt;br /&gt;
Açın radyolarınızı: eylülün sesi&lt;br /&gt;
Bu dünyada can sıkıntısının bir başka anlamı var baylar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Elmalar silik silik kırmızı artık -olsun-&lt;br /&gt;
Gözlerimiz tozlanmış, kirli&lt;br /&gt;
Gizlisi yok, bu dünyada böyle sıkılmak iyi&lt;br /&gt;
Sıkılmak iyi baylar&lt;br /&gt;
Biz hazır tuttukça böyle&lt;br /&gt;
İçi yangından alev alev&lt;br /&gt;
Dışı buz tutmuş kalplerimizi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Edip Cansever&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-7362256463873315487?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/09/eylulun-sesiyle.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-4748327336866851328</guid><pubDate>Sun, 30 Aug 2009 12:05:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-08-30T15:05:36.133+03:00</atom:updated><title>Duyuru</title><description>Merhabalar;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Blog takipçileri, okuyucular, izleyiciler, arkadaşlar, eş, dost, çevre, aile...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Blogun adını Aaron P. Falcon olarak değiştirdim. Bundan dolayı blogun Google kaydı da otomatikman değişmiş oluyor. Eğer bloga Google araması yoluyla erişiyorsanız bundan sonra Google'a &lt;b&gt;Aaron P. Falcon&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Aaron Falcon Blog&lt;/b&gt; vs. yazarsanız daha rahat ulaşabilirsiniz. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Saygılarımla...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-4748327336866851328?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/08/duyuru.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-8867065867943105022</guid><pubDate>Sat, 22 Aug 2009 01:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-08-22T04:04:56.419+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Marmaris</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bir Fotoğraf</category><title>Bir Fotoğraf</title><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/So9EEJYIsbI/AAAAAAAAGIU/pu01jAsMKjs/s1600-h/100_2882.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/So9EEJYIsbI/AAAAAAAAGIU/pu01jAsMKjs/s400/100_2882.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Marmaris 2009&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-8867065867943105022?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/08/bir-fotograf_22.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/So9EEJYIsbI/AAAAAAAAGIU/pu01jAsMKjs/s72-c/100_2882.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-1286409104724360403</guid><pubDate>Mon, 17 Aug 2009 22:59:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-08-22T03:28:03.502+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Persepolis</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Sinema</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Replikler</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Sahneler</category><title>Persepolis: Bir İran Deneyimi</title><description>&lt;object width="460" height="300" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-968df86d74584ab6" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.blogger.com/img/videoplayer.swf?videoUrl=http%3A%2F%2Fvp.video.google.com%2Fvideodownload%3Fversion%3D0%26secureurl%3DqAAAAOF-u9WtopylwZ9XHAqIS4RhNlMETpduv8zXIzUy4LUgIFavtGw50ChntGsv1l2vmGeqvaHWSdhcUgJO2GxP7J1HbjNGkikiWL-gGSRC5G_LfRi93IbipCUfxALn4OTxs9vPvcf0K_WwPGitNIcrjgDeYVGXi-0smHDhIXMlD7hxWRxidZmdGZverXn3eiA93-b8W6lthpSbXkFgisMZVQiVX_8gMnJdy9wxMnZtrXzs%26sigh%3D37-QymFZ6yU_kgPO1FSgi6VnPIk%26begin%3D0%26len%3D86400000%26docid%3D0&amp;amp;nogvlm=1&amp;amp;thumbnailUrl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3D968df86d74584ab6%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3D5gswjhikkD8jQ8t1C_4oPJKm--I&amp;amp;messagesUrl=video.google.com%2FFlashUiStrings.xlb%3Fframe%3Dflashstrings%26hl%3Den"&gt;
&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;
&lt;embed width="460" height="300" src="http://www.blogger.com/img/videoplayer.swf?videoUrl=http%3A%2F%2Fvp.video.google.com%2Fvideodownload%3Fversion%3D0%26secureurl%3DqAAAAOF-u9WtopylwZ9XHAqIS4RhNlMETpduv8zXIzUy4LUgIFavtGw50ChntGsv1l2vmGeqvaHWSdhcUgJO2GxP7J1HbjNGkikiWL-gGSRC5G_LfRi93IbipCUfxALn4OTxs9vPvcf0K_WwPGitNIcrjgDeYVGXi-0smHDhIXMlD7hxWRxidZmdGZverXn3eiA93-b8W6lthpSbXkFgisMZVQiVX_8gMnJdy9wxMnZtrXzs%26sigh%3D37-QymFZ6yU_kgPO1FSgi6VnPIk%26begin%3D0%26len%3D86400000%26docid%3D0&amp;amp;nogvlm=1&amp;amp;thumbnailUrl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3D968df86d74584ab6%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3D5gswjhikkD8jQ8t1C_4oPJKm--I&amp;amp;messagesUrl=video.google.com%2FFlashUiStrings.xlb%3Fframe%3Dflashstrings%26hl%3Den" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;


&lt;object width="460" height="300" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-efd68b8f3e2af419" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.blogger.com/img/videoplayer.swf?videoUrl=http%3A%2F%2Fvp.video.google.com%2Fvideodownload%3Fversion%3D0%26secureurl%3DqAAAAEbqiT-pXmimn7VDny7-dKpAvW82jJHnx-NQlxqJAW-8zulIn5IRoB_m6P2_8bNFGbKq68gBFbnCkLtx_Hi3P8vx0n9kGjGtJaazP8cYMN9eWBq_F0y_jA-IhwCkGi_CJKZQ1J0XiGKff0tqZC-JeKt0-6hECm5sCUEX9mBTgB811bY1SO1P-PYf1nrrHWVXXt0y59wSeqcBClQD0oGOaLmLi6U0X-Z_CszbMcMq0xdV%26sigh%3DY8Kd5DKom067UnO7mH6OJsRHyN8%26begin%3D0%26len%3D86400000%26docid%3D0&amp;amp;nogvlm=1&amp;amp;thumbnailUrl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3Defd68b8f3e2af419%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3D08PrT-MwJRHR17Si8zZJ6w_e708&amp;amp;messagesUrl=video.google.com%2FFlashUiStrings.xlb%3Fframe%3Dflashstrings%26hl%3Den"&gt;
&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;
&lt;embed width="460" height="300" src="http://www.blogger.com/img/videoplayer.swf?videoUrl=http%3A%2F%2Fvp.video.google.com%2Fvideodownload%3Fversion%3D0%26secureurl%3DqAAAAEbqiT-pXmimn7VDny7-dKpAvW82jJHnx-NQlxqJAW-8zulIn5IRoB_m6P2_8bNFGbKq68gBFbnCkLtx_Hi3P8vx0n9kGjGtJaazP8cYMN9eWBq_F0y_jA-IhwCkGi_CJKZQ1J0XiGKff0tqZC-JeKt0-6hECm5sCUEX9mBTgB811bY1SO1P-PYf1nrrHWVXXt0y59wSeqcBClQD0oGOaLmLi6U0X-Z_CszbMcMq0xdV%26sigh%3DY8Kd5DKom067UnO7mH6OJsRHyN8%26begin%3D0%26len%3D86400000%26docid%3D0&amp;amp;nogvlm=1&amp;amp;thumbnailUrl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3Defd68b8f3e2af419%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3D08PrT-MwJRHR17Si8zZJ6w_e708&amp;amp;messagesUrl=video.google.com%2FFlashUiStrings.xlb%3Fframe%3Dflashstrings%26hl%3Den" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;
&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-1286409104724360403?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><enclosure type="video/mp4" url="http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=968df86d74584ab6&amp;type=video%2Fmp4" length="0" /><enclosure type="video/mp4" url="http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=efd68b8f3e2af419&amp;type=video%2Fmp4" length="0" /><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/08/persepolis-bir-iran-deneyimi.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-319182438721479679</guid><pubDate>Sun, 09 Aug 2009 15:07:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-08-09T18:07:54.773+03:00</atom:updated><title>Fal baktırdım...</title><description>Masada Hintlilerin kağıt oynadığını görünce hemen yanlarına gittim. Elinde kağıtları karıştıran kadına sordum:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-Faldan anlar mısınız?&lt;br /&gt;
-Pek sayılmaz...&lt;br /&gt;
-Geleceğim hakkında birşeyler söylesenize...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Diğer kadın araya girdi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-Evli misin?&lt;br /&gt;
-Değilim...&lt;br /&gt;
-Gelecekte evleneceksin ve çocukların olacak...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
(Aldın mı cevabını)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-319182438721479679?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/08/fal-baktrdm.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-3385281275282130996</guid><pubDate>Thu, 06 Aug 2009 22:38:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-08-11T01:03:05.076+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Metin Eloğlu</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Poemia</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şiirler</category><title>Metin Eloğlu şiiri</title><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SntbRgVogrI/AAAAAAAAGHE/Pwrzv3k4z7I/s1600-h/110254_2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SntbRgVogrI/AAAAAAAAGHE/Pwrzv3k4z7I/s320/110254_2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Eloğlu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eloğlu binlik bozdurur&lt;br /&gt;
Ben bozduramam&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eloğlu başını yastığa kor komaz uyur&lt;br /&gt;
Ben uyuyamam&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eloğlunun sofrasında dokuz türlü&lt;br /&gt;
Benim aç yattığım olur bazen&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Benim evim gecekondu&lt;br /&gt;
Eloğlunda apartıman&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eloğlunda ince müzik&lt;br /&gt;
Benimkisi aman aman&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Benim kuru başım bana yeter&lt;br /&gt;
Eloğlunda karı kızan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben keçileri kaybettim&lt;br /&gt;
Eloğlu usta çoban&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu soyadı bana haram&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Şişedeki&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şişede durduğu gibi durmaz ki kâfir&lt;br /&gt;
Tutar insana yaşamayı sevdirir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Yitikçi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hadi git azıcık İstanbul iste&lt;br /&gt;
Kosunlar o denizi bir çanağa&lt;br /&gt;
Bir çıkına elesinler o günlerimi&lt;br /&gt;
O yazdan Üsküdar'dan ne kaldıysa Elif'ten&lt;br /&gt;
Doldur ceplerine&lt;br /&gt;
Onlarda yoksa komşularında vardır&lt;br /&gt;
Tanırlar sevinirler&lt;br /&gt;
Beni Bay Metin gönderdi, de&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Gökyüzü&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu ne bu&lt;br /&gt;
Bu noksan gökyüzü ne&lt;br /&gt;
Bu mavi nemenem mavi&lt;br /&gt;
Neyin nesi bu bulut&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Erkeklik öldü mü be&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Çilingir Sofrası&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu zıkkımın yanında&lt;br /&gt;
Arnavut ciğeri ister, bir.&lt;br /&gt;
Çiroz salatası ister, iki.&lt;br /&gt;
Cacık ister, üç.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Adalet, müsavat, hürriyet demeye&lt;br /&gt;
Sadece yürek ister.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-3385281275282130996?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/08/metin-eloglu-siiri.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SntbRgVogrI/AAAAAAAAGHE/Pwrzv3k4z7I/s72-c/110254_2.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-8493838033953893982</guid><pubDate>Tue, 04 Aug 2009 10:34:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-08-04T13:37:17.863+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bir Fotoğraf</category><title>Bir Fotoğraf</title><description>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SngPI7PRbDI/AAAAAAAAGG8/iOofANWfhIg/s1600-h/El+5i+1Yerde.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" height="300" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5366055602027064370" src="http://3.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SngPI7PRbDI/AAAAAAAAGG8/iOofANWfhIg/s400/El+5i+1Yerde.jpg" style="float: left; height: 300px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 10px; margin-top: 0px; width: 400px;" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-8493838033953893982?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/08/bir-fotograf.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SngPI7PRbDI/AAAAAAAAGG8/iOofANWfhIg/s72-c/El+5i+1Yerde.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-701604554111548422</guid><pubDate>Fri, 24 Jul 2009 23:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-07-25T02:18:41.934+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Poems</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şiirler</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şiir</category><title>Marmaris</title><description>Dönüp bakacaksın sahile,&lt;br /&gt;
Kumlarda bir orospunun &lt;br /&gt;
ayak izleri belirecek, &lt;br /&gt;
'İşte' diyeceksin, &lt;br /&gt;
'Hayat bu.' &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: small;"&gt;2005&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-701604554111548422?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/07/marmaris.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-8967353617725186829</guid><pubDate>Sun, 12 Jul 2009 09:12:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-07-12T12:12:00.917+03:00</atom:updated><title>Kadınları ve erkekleri nasıl mutlu edersiniz?</title><description>İnternete birazcık olsun aşinaysanız ve bir mail adresiniz varsa, muhtemelen ha bire saçma sapan ve gereksiz mailler alıyorsunuzudur. Bu tür mailleri okumayalı yıllar oldu. Benim mail kutuma gelenler otomatikman çöp kutusuna giderler zaten... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Geçen gün birkaç tanesini bir okuyayım dedim, acaba hala eski trend mi devam ediyor? Zeka parıltılı yeni bir şeyler var mı diye...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Pek değişik bir şey yokmuş. 8-9 yıl önce gelenler hala gelmeye devam ediyor. Bizim toplumu anlamak bazan o kadar zorlaşıyor ki. İnternetle her yeni tanışan bu mailleri tüm arkadaşlarına gönderiyor. Hani sanki ilk olarak kendisi görüyor bunları da hemen herkesi haberdar etmek istiyor. Bilmiyor ki bunlar Batı'da 30-40 yıl önce çıkmış, Türkçe'ye çevrilip buralarda piyasaya sürülmelerinin üstünden de epey zaman geçmiş bayat şeyler...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bunları neden anlatıyorum ki... Ablamın kulakları da çınlasın bu arada. Bir-iki yıldır o da bu modaya uyuyor, gerçi onun gönderdikleri biraz olsun güldürücü. İşte bir örnek...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;KADINLARI MUTLU ETMENİN SIRLARI&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
01. Saçlarını okşa&lt;br /&gt;
02. Yücelt&lt;br /&gt;
03. Şımart&lt;br /&gt;
04. Gözlerinin içine bak &lt;br /&gt;
05. Geleceğe ait planlar yap&lt;br /&gt;
06. Dil dök&lt;br /&gt;
07. Yalvar&lt;span id="fullpost"&gt;   &lt;br /&gt;
08. Destek ol&lt;br /&gt;
09. Yemeğe götür&lt;br /&gt;
10. Alışverişe götür&lt;br /&gt;
11. Tekneye bindir&lt;br /&gt;
12. Güldür&lt;br /&gt;
13. Zeka oyunları yap&lt;br /&gt;
14. Müzik dinlet&lt;br /&gt;
15. Teşvik et&lt;br /&gt;
16. Teskin et&lt;br /&gt;
17. Affet&lt;br /&gt;
18. Hayran kal&lt;br /&gt;
19. Banyosunu hazırla&lt;br /&gt;
20. Güven ver&lt;br /&gt;
21. Kapıyı tut&lt;br /&gt;
22. Asansörde kat düğmesine bas&lt;br /&gt;
23. Arabasının kapısını aç&lt;br /&gt;
24. Isıt    &lt;br /&gt;
25. Sarıl&lt;br /&gt;
26. Öp&lt;br /&gt;
27. Ona hasta ol&lt;br /&gt;
28. Kulağına fısılda&lt;br /&gt;
29. Ayaklarına masaj yap&lt;br /&gt;
30. Konsere götür&lt;br /&gt;
31. Onu her yerde ve her zaman bekle&lt;br /&gt;
32. Tanrıçan yap&lt;br /&gt;
33. Onunla birlikte rejim yap&lt;br /&gt;
34. Onunla birlikte spor yap&lt;br /&gt;
35. O uyumadan uyuma&lt;br /&gt;
36. O uyanmadan uyanma&lt;br /&gt;
...&lt;br /&gt;
1000. Ne istediğini önceden anla&lt;br /&gt;
1001. Günde yedi kez özür dile&lt;br /&gt;
1002. Sürekli onu dinle&lt;br /&gt;
1003. Yorganı çekince ses etme&lt;br /&gt;
1004. Yorganı titretme&lt;br /&gt;
...&lt;br /&gt;
6789. Spor araba al&lt;br /&gt;
6790. Saat al&lt;br /&gt;
6791. Yüzük al&lt;br /&gt;
6792. Küpe al&lt;br /&gt;
6793. Traş ol&lt;br /&gt;
6794. Saç seklini değiştir&lt;br /&gt;
6795. Kareli gömlek giy&lt;br /&gt;
6796. Yemin et&lt;br /&gt;
6797. Dayan&lt;br /&gt;
6798. Katlan&lt;br /&gt;
...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;ERKEKLERİ MUTLU ETMENİN SIRLARI&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
01. Karnını doyur&lt;br /&gt;
02. Televizyonun kumandasını ver&lt;br /&gt;
03. Önünden çekil.&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-8967353617725186829?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/07/kadnlar-ve-erkekleri-nasl-mutlu.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">6</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-7863813672710773819</guid><pubDate>Sat, 04 Jul 2009 21:01:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-07-05T00:01:01.220+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Aziz Nesin</category><title>Aziz Nesin</title><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SbUBInjt0VI/AAAAAAAAF7Y/FWR-x3-ZvDM/s1600-h/aziznesin.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SbUBInjt0VI/AAAAAAAAF7Y/FWR-x3-ZvDM/s320/aziznesin.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;Yaşamayı haketmeye çalıştığım gibi, ölümü de haketmek istiyorum. Bu hakkı bana tanı! Çünkü, bu sonsuz güzellikler açan güzelim dünyaya, ben de gücümce güzellikler katmaya çalıştım. Bir güzel ada, atlasta görünmeyecek denli küçük diye yok sayılabilir mi? Benim katkım da atlasta görünmeyecek denli küçücük olsa da, var.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;Ne mi yaptım? Ortaçağ simyacıları taşı altına çeviremedi. Ama ben bir simyacıyım, gözyaşlarımı gülmeceye çevirerek dünyaya sundum.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;Saygıyla gel, bekliyorum.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Aziz Nesin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Kaynak: &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Portreler Türk Edebiyatına Dönemsel Bakış&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;, Lütfi Özkök, Dünya Yay.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-7863813672710773819?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/07/aziz-nesin.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SbUBInjt0VI/AAAAAAAAF7Y/FWR-x3-ZvDM/s72-c/aziznesin.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">4</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-904861711764584874</guid><pubDate>Tue, 30 Jun 2009 14:01:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-07-01T13:13:46.447+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Poemia</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">İzzet Sarayliç</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şiir</category><title>Bu Cuma Paris'te Ölmüş Olsaydım</title><description>Bu Cuma Paris'te ölmüş olsaydım&lt;br /&gt;
yokluğumu bildiren teli kim çekecekti&lt;br /&gt;
oysa en azından üç gün gerekirdi polise&lt;br /&gt;
bir zamanlar yaşamış olduğumu ispat için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu Cumartesi Varşova'da ölmüş olsaydım&lt;br /&gt;
güzel bir kadın randevusuna geç kalırdı,&lt;br /&gt;
resepsiyonda çalışan güzel bir kadın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu Pazar Leningrad'da ölmüş olsaydım&lt;br /&gt;
en korkuncu olurdu bu.&lt;br /&gt;
Beyaz gece kolunda bir kara pazubentle çıka gelirdi&lt;br /&gt;
söyler misiniz, neye benzerdi kara pazubendiyle bu beyaz gece.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu Salı Berlin'de ölmüş olsaydım&lt;br /&gt;
bir Yugoslav yazarı birden ölüvermiş Berlin'de&lt;br /&gt;
diye bir haber yayılırdı ortalığa,&lt;br /&gt;
ama ben, laf olsun diye değil,&lt;br /&gt;
mecburum memleketimde ölmeye.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Görüyorsunuz ya-ne kadar iyi olmuş ölmeyişim&lt;br /&gt;
ve gene aranızda bulunuşum.&lt;br /&gt;
Beni alkışlayabilirsiniz. Beni ıslıklayabilirsiniz.&lt;br /&gt;
Görüyorsunuz ya ne kadar iyi olmuş ölmeyişim&lt;br /&gt;
ve gene aranızda bulunuşum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;İzzet Sarayliç&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Bosna-Hersek 1930&lt;br /&gt;
Çev.: Yaşar Nabi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-904861711764584874?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/06/bu-cuma-pariste-olmus-olsaydm.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-1576432494839715092</guid><pubDate>Sun, 28 Jun 2009 14:40:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-28T17:40:12.168+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ALINTILAR</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Çetin Altan</category><title>83...</title><description>&lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetayArsiv&amp;ArticleID=1110124&amp;AuthorID=53&amp;b=83...&amp;a=Çetin%20Altan&amp;ver=20" target="_blank"&gt;Milliyet&lt;/a&gt;| 24.06.2009 |&lt;/span&gt; &lt;strong&gt;Çetin Altan&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SQ7t_NmnLHI/AAAAAAAAFEY/Znw8SWRi_94/s1600-h/caltan.gif" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" jf="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SQ7t_NmnLHI/AAAAAAAAFEY/XO0-cp2V7kQ/s320-R/caltan.gif" /&gt;&lt;/a&gt;Doğduğum günün üstünden, yazları, kışları baharlarıyla tam 82 yılın geçmiş olduğu da noktalanır ve 83’üne basarken...&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
“Laf ola beri gele” sözlerden biri olan:&lt;br /&gt;
- Her yaşın kendine göre bir tadı vardır, değerlendirmesine; acaba bendeniz de birazcık kulak kabartsam mı?&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
Gerçi her yaşta “hayatın tadı, zamanı unutmaktadır”; bazen bir baş başalıkta, bazen bir “diziyi” izlemekte, bazen bir konserde, bazen bir meyhanede...&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
İnsanları neden tıkarlar cezaevlerine; zamanı unutmasın ve “günler bir türlü geçmek bilmesin” diye...&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
Gençlik ile yaşlılık hakkındaki bir başka saptama da şöyle:&lt;br /&gt;
- Gençler için günler kısa, yıllar uzun; yaşlılar için günler uzun, yıllar kısa...&lt;br /&gt;
Ve bir tane daha:&lt;br /&gt;
- Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilseydi...&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
Yıllar geçtikçe, insanın sık duymaya alıştığı sözler de değişiyor.&lt;br /&gt;
20 yaş dostlarıyla konuşurken, gülerek soruyorum:&lt;br /&gt;
- Bakalım 62 yıl sonra benim yaşıma geldiğinde ne yapacaksın?&lt;br /&gt;
Aldığım yanıt:&lt;br /&gt;
- Ben o kadar yaşamam...&lt;br /&gt;
* * *&lt;span id="fullpost"&gt;    &lt;br /&gt;
50 yaş dostlarıyla konuşurken de soruyorum:&lt;br /&gt;
- Ne yapacaksın 30 yıl sonra 80’ine geldiğinde?&lt;br /&gt;
Aldığım yanıt yine aynı:&lt;br /&gt;
- Ben o kadar yaşayamam ki?&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
Hayat tuhaf bir göle benziyor, ortasındayken ayrıldığın kıyıya baktığında yakın; farkına varmadan yaklaştığın karşı kıyı ise uzak mı uzak görünüyor.&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
Bendeniz de 50’sinde, 60’ında, hatta 70’indeyken; 80, varılamayacak uzak bir kıyı olarak görünüyordu.&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
“Kalem” adamlarından, yaşlanabilmiş de olanlar; çocukluklarını, gençliklerini yazmayı pek sevdikleri halde, o kadar benimsemezler ihtiyarlığı da ayrıntılarıyla yazmayı...&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
Hatırladığım kadarıyla sadece La Bruyere:&lt;br /&gt;
- Paradoks yapıyor denmesinden korkmasam; yaşlılığı, gençliğe yeğlediğimi söylerdim, diye yazmıştı.&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
İşin matrak tarafı, La Bruyere’in o satırları yazdığında 47-48 yaşlarında olmasaydı; 51’inde de hayattan ayrılmıştı zaten.&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
19’uncu yüzyılın ortalarına kadar, o dönemlerin gelişmiş toplumlarında dahi, insanların ömür cetveli 45-55 yıl kadardı.&lt;br /&gt;
Şeker fabrikalarının devreye girmesi ve şeker tüketiminin artmasıyla, insan ömrünün de uzadığı iddia edilmişti.&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
Türkçede de:&lt;br /&gt;
- 40’ından sonra azanı teneşir paklar, sözü; kadınlar arası dedikodulu sohbetlerde çok kullanılırdı.&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
Yine hatırladığım kadarıyla, Dale Carnegie’nin patlattığı:&lt;br /&gt;
- Hayat 40’ından sonra başlar sözü; o yıllarda 30’unda olan beni bile şaşırtmıştı.&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
“Hayat” kimseye öğretilemez. Kimseye öğretilemez Doğa’nın “libido”suyla, kasaba koşullanması ve ekonomik çaresizlikler çatıştığında, nasıl bir çözüm bulunabileceği...&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
1925 yılında 30 yaşındayken “Maarif Vekili” olan Mustafa Necati:&lt;br /&gt;
- Hayat bir katakulliden ibarettir, demişti.&lt;br /&gt;
Ve 35 yaşında da, hayata veda etmişti.&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
Gerçekten de hayat bir yutturmacadan, bir ikiyüzlülükten, bir riyakârlıktan mı ibaretti?&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
Ya o sanat ve bilim adamları, hepsi de birer sahtekâr mıydı?&lt;br /&gt;
2500 yıl önce yaşamış olan Sofokles, 350 yıl önce yaşamış olan Moliere, bizim Fuzuli, Neyzen Tevfik, Osman Hamdi, Orhan Veli, Tolstoy, Modigliani birer “katakullici” miydi?&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
Örneğin “Yazı”nın doruklarına bayrağını dikmiş olan Tolstoy da: &lt;br /&gt;
- Vatanseverlik köleliktir, demişti.&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
Mustafa Necati’nin “hayat” tanımlamasını, Tolstoy’un gözleyip özetlediği bir “Çar ordusunun disipliniyle” yan yana getirdiğinizde; Hazine’den geçinmeli mesleksiz “mevki sahipleri”nin olduğundan fazla görünme hastalığıyla, kendini beğenmişlik afurtafuruna, bir nanik çekmek geçmez mi içinizden?&lt;br /&gt;
Yaşınız 82’yi geçmiş bile olsa.&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
Her yaşın kendine göre bir tadı varmış.&lt;br /&gt;
Bendenize göre laf işte...&lt;br /&gt;
Hiçbir yaşımı bir kez daha yeniden yaşamak istemem.&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
4 yaşındayken, dedem Hasan Paşa’nın beni, “çarpım cetveli”ni ezberleyinceye dek, odalara kilitlemesini ve ezberleyemediğimi görünce de, topuğumdan tutup 2’nci katın penceresinden aşağı, tulumbanın mermer yalağına doğru baş aşağı sarkıtmasını da bir daha istemem; 8 yaşındayken bir pazar akşamı Ortaköy’deki Galatasaray Lisesi ilkokuluna, yatılı bir öğrenci olarak bırakılıvermeyi de...&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
Yahya Kemal, yaşlılığında şöyle demişti:&lt;br /&gt;
Gördüm ve anladım yaşamak macerasını,&lt;br /&gt;
Baki idiyse ruh eğer, dilemezdim bekasını.&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
Bendeniz bir türlü görüp anlayamadım yaşamak macerasını; ancak, bir daha yeniden görüp anlamaya çalışmak da istemem.&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
82 noktalığında da; 1 yılda orta boy bir kitap sayfasıyla hemen hemen 1000 sayfalık yazı yazmışım; “yazı” bendeniz için, bir “yaşam aracı” değil, “yaşam amacı”...&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
İşte Jean-Paul Sartre’in bayıldığım bir sözü:&lt;br /&gt;
- En büyük tembellik, sevdiğin işi yapmaktır.&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
Söz aramızda, tembellikten daha güzel de ne vardır?&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
Victor Hugo, 82’sinde yazdığı son şiirinden birini şöyle bitiriyordu:&lt;br /&gt;
Tanrım aç bana karanlıkların kapısını&lt;br /&gt;
Artık kaybolmam gerek.&lt;br /&gt;
* * *&lt;br /&gt;
Bir dahaki yılın 22 Haziran’ından sonraki ilk yazı başlığı, “84...” olmazsa, lütfen kusuruma bakmayın...&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-1576432494839715092?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/06/83.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SQ7t_NmnLHI/AAAAAAAAFEY/XO0-cp2V7kQ/s72-Rc/caltan.gif" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-3928266324781712649</guid><pubDate>Thu, 25 Jun 2009 13:56:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-26T00:27:43.170+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Sinema</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Replikler</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Ayı Kardeş</category><title>Dünyadaki bütün ayılar meyve sever...</title><description>&lt;object width="460" height="320" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-cdede05ce865bc19" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.blogger.com/img/videoplayer.swf?videoUrl=http%3A%2F%2Fvp.video.google.com%2Fvideodownload%3Fversion%3D0%26secureurl%3DqAAAAHZQAKfu6jF-JfdYz_38VliyrLim5s6imb7C1TfzEeGIR2JbkUeFYk_Op5EzRg8BXYI1tht8uPGDFl6xag4j_7iLhQP6rtRvGqr482fLB5R1q5rx1whgQAz3r0byy9BpKCzuA5IuqSkdzw0Mc44B2NhZE6WrstXntcxrV0waFDgkD4prXC2YnSHwcW-1PyE7j0AEK2o3icwhKdOYdi07AG0NNlbViTtk3emq7XwHJjwu%26sigh%3DzJJzJ1Q8_RSX3dZ3unIO2ZH4pVU%26begin%3D0%26len%3D86400000%26docid%3D0&amp;amp;nogvlm=1&amp;amp;thumbnailUrl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3Dcdede05ce865bc19%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3DHEdM3YFXxfMYZ6rjb7Z8_zp7Oak&amp;amp;messagesUrl=video.google.com%2FFlashUiStrings.xlb%3Fframe%3Dflashstrings%26hl%3Den"&gt;
&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;
&lt;embed width="460" height="320" src="http://www.blogger.com/img/videoplayer.swf?videoUrl=http%3A%2F%2Fvp.video.google.com%2Fvideodownload%3Fversion%3D0%26secureurl%3DqAAAAHZQAKfu6jF-JfdYz_38VliyrLim5s6imb7C1TfzEeGIR2JbkUeFYk_Op5EzRg8BXYI1tht8uPGDFl6xag4j_7iLhQP6rtRvGqr482fLB5R1q5rx1whgQAz3r0byy9BpKCzuA5IuqSkdzw0Mc44B2NhZE6WrstXntcxrV0waFDgkD4prXC2YnSHwcW-1PyE7j0AEK2o3icwhKdOYdi07AG0NNlbViTtk3emq7XwHJjwu%26sigh%3DzJJzJ1Q8_RSX3dZ3unIO2ZH4pVU%26begin%3D0%26len%3D86400000%26docid%3D0&amp;amp;nogvlm=1&amp;amp;thumbnailUrl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3Dcdede05ce865bc19%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3DHEdM3YFXxfMYZ6rjb7Z8_zp7Oak&amp;amp;messagesUrl=video.google.com%2FFlashUiStrings.xlb%3Fframe%3Dflashstrings%26hl%3Den" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;
&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-3928266324781712649?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><enclosure type="video/mp4" url="http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=ba8ad07d887fc582&amp;type=video%2Fmp4" length="0" /><enclosure type="video/mp4" url="http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=cdede05ce865bc19&amp;type=video%2Fmp4" length="0" /><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/06/dunyadaki-butun-aylar-meyve-sever.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-6759943840547911579</guid><pubDate>Fri, 12 Jun 2009 13:42:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-12T16:42:38.580+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kim Şairdir</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Poemia</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Tadeuz Rozewicz</category><title>Kim Şairdir</title><description>şair dizeler yazan biridir &lt;br /&gt;
ve dizeler yazmayan biri  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
zincirleri kıran biridir şair &lt;br /&gt;
ve kendini zincire vuran biri  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
inanan biridir şair &lt;br /&gt;
ve bir türlü inanamayan biri  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
yalan söylemiş biridir şair &lt;br /&gt;
ve kendisine yalanlar söylenmiş biri  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
düşmeye yatkın biridir şair &lt;br /&gt;
ve ayağa kalkabilen biri  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
çekip gitmeye çalışan biridir şair &lt;br /&gt;
ve bir türlü gidemeyen biri  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Tadeuz Rozewicz&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;
Polonya 1921  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çev.: Cevat Çapan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-6759943840547911579?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/06/kim-sairdir.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-5370474325881890141</guid><pubDate>Tue, 09 Jun 2009 10:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-30T16:48:36.258+03:00</atom:updated><title>Masamın Üstü</title><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiZWRDXn3xI/AAAAAAAAGEY/9GIQZmafzHc/s1600-h/7.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" fj="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiZWRDXn3xI/AAAAAAAAGEY/9GIQZmafzHc/s400/7.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiZVwA5e1jI/AAAAAAAAGDw/IRjNyuLfQ28/s1600-h/2.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" fj="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiZVwA5e1jI/AAAAAAAAGDw/IRjNyuLfQ28/s400/2.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiZV2nZw0lI/AAAAAAAAGD4/OHHN2rTzT5g/s1600-h/3.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" fj="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiZV2nZw0lI/AAAAAAAAGD4/OHHN2rTzT5g/s400/3.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;img border="0" fj="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiZV-rDa6dI/AAAAAAAAGEA/CfwdcfIKdNU/s400/4.bmp" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiZWJoqaRnI/AAAAAAAAGEQ/yWShfUDStoE/s1600-h/6.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" fj="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiZWJoqaRnI/AAAAAAAAGEQ/yWShfUDStoE/s400/6.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiZWVOWXW-I/AAAAAAAAGEg/fqB8qbKazI8/s1600-h/8.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" fj="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiZWVOWXW-I/AAAAAAAAGEg/fqB8qbKazI8/s400/8.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-5370474325881890141?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/06/masamn-ustu.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiZWRDXn3xI/AAAAAAAAGEY/9GIQZmafzHc/s72-c/7.bmp" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-3738736336122377677</guid><pubDate>Thu, 04 Jun 2009 15:34:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-04T19:55:01.629+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Rehber Çocuklar</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Video</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Van Kalesi</category><title>Van Kalesi'nin Rehber Çocukları</title><description>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object width="420" height="326" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-388d19a514161cb" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.blogger.com/img/videoplayer.swf?videoUrl=http%3A%2F%2Fvp.video.google.com%2Fvideodownload%3Fversion%3D0%26secureurl%3DpgAAAKXn9zyzXTyW6NoE_4ojujoPZvdLvlv_-7y2EWXzn1UcTdBubFWC6lPyEzwkqB7CAX9REf3a4QXFGUe8aad-DlJDBuQ0hO7zkSIhRYTaLPRRgjdEzsa8rvI4EKXVG9Oj8TCENpNleUkQH2O3OtZaKUs-8s37_v4eK_eHZLzPjNhs9Es3dnfphrT9h8o8lPTjjIOqdUaMdr48lAiyGKYK6BC2-RYYBwtXY9xSrhcH3ahA%26sigh%3D8vYN3SVzXCtbpu5FhtUdpZyIPi8%26begin%3D0%26len%3D86400000%26docid%3D0&amp;amp;nogvlm=1&amp;amp;thumbnailUrl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3D388d19a514161cb%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3DKR3ohB8wSjcWlWa9BNp_30K2SXk&amp;amp;messagesUrl=video.google.com%2FFlashUiStrings.xlb%3Fframe%3Dflashstrings%26hl%3Den"&gt;
&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;
&lt;embed width="420" height="326" src="http://www.blogger.com/img/videoplayer.swf?videoUrl=http%3A%2F%2Fvp.video.google.com%2Fvideodownload%3Fversion%3D0%26secureurl%3DpgAAAKXn9zyzXTyW6NoE_4ojujoPZvdLvlv_-7y2EWXzn1UcTdBubFWC6lPyEzwkqB7CAX9REf3a4QXFGUe8aad-DlJDBuQ0hO7zkSIhRYTaLPRRgjdEzsa8rvI4EKXVG9Oj8TCENpNleUkQH2O3OtZaKUs-8s37_v4eK_eHZLzPjNhs9Es3dnfphrT9h8o8lPTjjIOqdUaMdr48lAiyGKYK6BC2-RYYBwtXY9xSrhcH3ahA%26sigh%3D8vYN3SVzXCtbpu5FhtUdpZyIPi8%26begin%3D0%26len%3D86400000%26docid%3D0&amp;amp;nogvlm=1&amp;amp;thumbnailUrl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3D388d19a514161cb%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3DKR3ohB8wSjcWlWa9BNp_30K2SXk&amp;amp;messagesUrl=video.google.com%2FFlashUiStrings.xlb%3Fframe%3Dflashstrings%26hl%3Den" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div align="center"&gt;&lt;object width="420" height="326" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-ba9b351b74b218ce" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.blogger.com/img/videoplayer.swf?videoUrl=http%3A%2F%2Fvp.video.google.com%2Fvideodownload%3Fversion%3D0%26secureurl%3DqAAAABqQx1oQmSnIaATdhug8I96efVJ2LxBswbfvAEpDVjsElMBa0lsRbxyn7DlFg3691PCkiTRgRmViL-Xg18FZpnUt0d7ou7d0GXG9pf47sHS-W8X1HK5ZRhz3K_SNDDyOZov8FCjiIOCv84rsdLYKeNi-7Q66CHqDdwbrPAhcFnY56CthMRsIBkxgf_F-35BG49OcMA-utNiDAm7fq7jpcA2eF7RvmvukVm8o2P-J5wun%26sigh%3DVsCW4H9ou8p78yWwPZCpbwp_wTg%26begin%3D0%26len%3D86400000%26docid%3D0&amp;amp;nogvlm=1&amp;amp;thumbnailUrl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3Dba9b351b74b218ce%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3DU5gzXfjmc_fnZw5bQSOQAv0x4Jk&amp;amp;messagesUrl=video.google.com%2FFlashUiStrings.xlb%3Fframe%3Dflashstrings%26hl%3Den"&gt;
&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;
&lt;embed width="420" height="326" src="http://www.blogger.com/img/videoplayer.swf?videoUrl=http%3A%2F%2Fvp.video.google.com%2Fvideodownload%3Fversion%3D0%26secureurl%3DqAAAABqQx1oQmSnIaATdhug8I96efVJ2LxBswbfvAEpDVjsElMBa0lsRbxyn7DlFg3691PCkiTRgRmViL-Xg18FZpnUt0d7ou7d0GXG9pf47sHS-W8X1HK5ZRhz3K_SNDDyOZov8FCjiIOCv84rsdLYKeNi-7Q66CHqDdwbrPAhcFnY56CthMRsIBkxgf_F-35BG49OcMA-utNiDAm7fq7jpcA2eF7RvmvukVm8o2P-J5wun%26sigh%3DVsCW4H9ou8p78yWwPZCpbwp_wTg%26begin%3D0%26len%3D86400000%26docid%3D0&amp;amp;nogvlm=1&amp;amp;thumbnailUrl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3Dba9b351b74b218ce%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3DU5gzXfjmc_fnZw5bQSOQAv0x4Jk&amp;amp;messagesUrl=video.google.com%2FFlashUiStrings.xlb%3Fframe%3Dflashstrings%26hl%3Den" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-3738736336122377677?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><enclosure type="video/mp4" url="http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=388d19a514161cb&amp;type=video%2Fmp4" length="0" /><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/06/van-kalesinin-rehber-cocuklar.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-1479874630052150344</guid><pubDate>Sun, 31 May 2009 13:38:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-05-31T17:16:41.020+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Van Gölü</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Ada</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Erciş</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Altınkalpler Özel Eğitim Kurumu</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Van</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Gezi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Adır Adası</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Gadir Adası</category><title>Adır Adası</title><description>17 Mayıs. Pazar. Erciş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Altınkalpler Özel Eğitim Kurumu Adır Adası’na gezi düzenliyor. Teveccüh edip bizi de davet etmişler.  Sabah 4’te gitmemiz gerekiyor. Orada gündoğumunu izleyeceğiz de. Ne var ki her zaman olduğu gibi bu kez de doğayla baş başa gündoğumunu izlemek nasip olmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKNj-oiHKI/AAAAAAAAGDo/wVt3z9gtfik/s1600-h/Collage.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em; text-decoration: none;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKNj-oiHKI/AAAAAAAAGDo/wVt3z9gtfik/s400/Collage.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bir keresinde Adıyaman’da gündoğumunu izlemek için Nemrut’a tırmanmıştık gecenin bir vaktinde. Ancak hava kapalıydı. Karla karışık yağmur bile düşmüştü. Bu sefer hava iyiydi iyi olmasına da biz geç kalmıştık. Zaten yatağa girdiğimde saat 2’yi geçiyordu. Malum Hadiseli Eurovision vardı. Ablamın bağırışlarıyla irkildiğimde saat tam 5’ti. Yataktan çıktığım gibi dışarı fırladım. Araba bizi bekliyordu. Daha birinci dakikada gündoğumunu izleme umutları başka bahara kalmıştı böylece. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Erciş şehir merkezinden ilk defa tekneye bineceğim. Ben de kocaman bir iskele, 40-50 tekne, balıkçı kayıkları, tesisler, lokantalar falan var sanıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gölağzı Mahallesine hareket ettik. Gölün kıyısına indiğimizde üç-dört tekneden başka bir şey göremeyince neler hissettiğimi sanırım anlıyorsunuzdur. Üstelik iskele de yok. Tekneler sahildeki kumlarda duruyor. Bağışlayın, tekne, iskele vs. söz konusu olunca aklıma Bodrum, Gökova falan geliyor da.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Erciş’in yüz bine yakın nüfusu var. Köylerle beraber yüz elli bini geçiyor. Vangölü 3713 km2’lik alanıyla denizi olmayan Doğu Anadolu için gerçek anlamda bir nimet. Ama anlayabilene tabii. Geçelim…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Arabalardan indik. Teknenin sahibi bizi bekliyordu. Ancak ufak bir sorun çıktı. Sayımız biraz çoktu, buna erzak da eklenince ikinci bir tekne ayarlamak gerekti. Teknecimiz orada bekleyen teknelerden birinin sahibini buldu. Nihayetinde hareket ettik. Bu arada güneş 25-30 derece yükselmişti bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKHQYjiA2I/AAAAAAAAGBA/fEITTmUqfb8/s1600-h/Ali+Da%C4%9Fer+(12).JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="214" src="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKHQYjiA2I/AAAAAAAAGBA/fEITTmUqfb8/s320/Ali+Da%C4%9Fer+(12).JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;Adır Adası uzaktan görünüyor. Herhalde 20 dakikada varırız diye düşünüyorum. Ancak Ali Abi (Ali Dağer) görünüşe aldanmamamı salık veriyor. Bir saate ancak varırız diyor. Tekneler küçük ve eski. Motorları da öyle. Bu arada teknecimize Erciş’te kaç tekne olduğunu soruyorum. Merkezde 7, Çelebibağı Beldesinde ise 2 tane varmış.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yolculuk boyunca tüm heybetiyle karşıda duran Türkiye’nin ikinci en yüksek dağı Süphan bize arkadaşlık ediyor. Sanki azıcık ilerlerseniz varacaksınız gibi. Ama o kadar da yakın değil. Ali Abi yıllar önce toplam dört günde Süphan’ın zirvesine çıktıklarını söylüyor. Benim de aklımın bir köşesinde yok değil aslında.&lt;br /&gt;
&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
Bir saate yakın nihayet yaklaşıyoruz Adır’a. Birkaç yüz metreden Ege adalarına benziyor. Gökova körfezinde, Marmaris yakınlarında daha çok Sedir diye bilinen Kleopatra Adası var. Vangölü’nde olduğumu bilmesem burayı Sedir sanacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKH1ONeNmI/AAAAAAAAGBI/uSsmUYjnFKo/s1600-h/Ali+Da%C4%9Fer+(6).JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKH1ONeNmI/AAAAAAAAGBI/uSsmUYjnFKo/s320/Ali+Da%C4%9Fer+(6).JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Teknemiz adaya yanaşınca martı sesleri tekne motorlarına fon oluşturmaya başlıyor. Tekneler durup inmeye başladığımızdaysa ortalık birden bire binlerce martının sesiyle dolup taşıyor. Bu kadar martının bir arada bulunduğuna daha önce hiç rastlamamıştım. Sayılarını bilmiyorum ama on binlerce martı var burada. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Adaya ayak basar basmaz kumların üstünde, oracıkta üç tane martı yumurtası görüyoruz. Birkaç kişi hemen toplanıp ilk defa martı yumurtası görmenin merakıyla bakınıyoruz. Ama o da ne! Birkaç saniye içinde kumsalın baştanbaşa yumurtayla dolu olduğunu fark ediyoruz. Demek ki martıların yavrulama mevsimi. Keşke bu dönemde, en azından yavrular yumurtadan çıkıp palazlanana kadar adaya gidişler yasaklansa. Martı yumurtalarını küçük sanıyordum ben de. Meğer hindi yumurtası kadarmış. Kuluçkaların büyük bölümünde üç yumurta var. Pek azında da iki. Eşyalarımızı teknelerden alıp piknik yapacağımız alana doğru ilerliyoruz. Biraz sonra üç tane civcivle karşılaşıyoruz. Martı civcivleri de koyu beyaz renkte ve sırtları bütünüyle siyah beneklerle dolu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Adanın doğu ucundan, tekneleri gerimizde bırakıp yaklaşık 300-400 metre ilerleyip iki badem ağacının altını kendimize piknik alanı seçiyoruz. Yol boyunca iki adımda bir, bir kuluçkaya rastlıyoruz. Yürürken kuluçkalara basmamak için çok dikkatli olmak gerekiyor. O kadar çok ki sayıları, aynı çizgide beş adım yürümek mümkün değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKJk-Ew-uI/AAAAAAAAGBw/Eq9xkiFTA6U/s1600-h/100_2197.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKJk-Ew-uI/AAAAAAAAGBw/Eq9xkiFTA6U/s320/100_2197.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;Kurulduktan sonra semaverler yakılıp çay demleniyor. Uzun zaman olmuş memlekette semaverli bir piknik yapmayalı. Kahvaltıdan sonra kimi ada turuna çıkıyor, kimi de bademlerin altında sohbete dalıyor. Ben de makinemi alıp tek başıma adayı keşfe çıkıyorum. Adada yürürken yumurta tarlasında olduğu zannına kapılıyor insan. Otlar da bayağı büyümüş. Bundan ötürü boyuna başım önümde yürüyorum. Bol bol da fotoğraf çekiyorum. Martılar o kadar çok, o kadar çok ki başınızı kaldırdığınızda neredeyse göğün mavisini göremiyorsunuz. Sesleri birbirine karışınca inanılmaz kombinasyonlar çıkıyor ortaya. Bir ara tıpatıp insan kahkahasına benzeyen bir ses oluşuyor. Bu mevsim yavrulama zamanları olduğu için biraz kızgın olmalılar. Haksız da sayılmazlar hani. Biz insanlar onların gözünde muhtemelen birer istilacıdan başka bir şey değilizdir. Zaten yalnız yürüyünce bazen saldırdıkları da oluyor. Bir ara bir tanesi arkadan bir saldırı denemesi yapıyor. Pençesi saçlarımı yalayıp geçiyor. Bir tanesi de üstüme boşaltıveriyor. Allah’tan başıma denk getiremiyor. Adayı boylamasına yarıya kadar yürüyünce martıların gitgide azaldığını fark ediyorum. Biraz daha yürüyünce bu tarafta neredeyse hiç martı olmadığını gözlüyorum. İlginç! Acaba niye adanın bu tarafında yoklar?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKFjsu4KOI/AAAAAAAAGAo/aIJY19rAdRw/s1600-h/100_2159.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKFjsu4KOI/AAAAAAAAGAo/aIJY19rAdRw/s200/100_2159.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;Adada olduğunu bildiğim kilise kalıntısını görmeye gidince Ali Abiye rastlıyorum. O da makinelerinden biri boynunda, diğeri elinde boyuna fotoğraf çekiyor. Ali Dağer bildiğim kadarıyla Erciş’in tek profesyonel fotoğrafçısı. Onunla birlikte kiliseye gidiyoruz. Eskiden bu adada da Akdamar ve Çarpanak’ta olduğu gibi Ermeniler yaşıyormuş. Bu kilise de onlardan kalma Lim Manastırı'nın kalıntısı. Adanın tam güneyinde, hemen kıyıda. Manastırın ilk kuruluş tarihi 1305. 1621 ve 1766'da eklemeler yapılmış. Halen var olan kısmı göz kararıyla 40-50 m2’lik bir yapı. Ama büyük bir kısmı yıkılmış tabii. Ali Abi daha birkaç yıl öncesine kadar bile buranın büyük bölümünün henüz ayakta olduğundan dem vuruyor. Şimdi ayakta olan tek parça yanılmıyorsam esas binaymış. Çünkü üstünde kubbe varmış. Ama ondan da eser yok, sadece izi var. Geriye kalan kısım da bu halde uzun süre dayanacak gibi değil. Duvarlar çökmeye yüz tutmuş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKFlfj3WYI/AAAAAAAAGAw/HHvobVM0htk/s1600-h/100_2165.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKFlfj3WYI/AAAAAAAAGAw/HHvobVM0htk/s200/100_2165.JPG" /&gt;&lt;span style="-webkit-text-decorations-in-effect: none; color: black;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKFnEokjsI/AAAAAAAAGA4/pdKaH9fDErQ/s1600-h/100_2174.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKFnEokjsI/AAAAAAAAGA4/pdKaH9fDErQ/s200/100_2174.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Kilisenin içine girip bakıyorum. İçerisi baştanbaşa koyun gübresiyle dolu. Adaya hayvan getiren çobanlar burayı ahır olarak kullanmışlar. Oysa hemen arka tarafta eski bir ahır da var, orayı kullanamazlar mıydı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKMZjKVNbI/AAAAAAAAGDg/saUBChWV6eM/s1600-h/Ali+Da%C4%9Fer+(10).JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKMZjKVNbI/AAAAAAAAGDg/saUBChWV6eM/s200/Ali+Da%C4%9Fer+(10).JPG" /&gt;&lt;/a&gt;Kiliseden ayrılıp adanın kuzeyine, yani Erciş’in görüldüğü tarafa ilerliyoruz. Adanın Süphan’a bakan bu yarısında yenen veya yiyeceklere konan birkaç ot çeşidi de var. Örneğin tadından dolayı bu yörede &lt;i&gt;tırşo/turşo&lt;/i&gt; denen ekşi otu var bol miktarda. Ben de yıllardır yemediğim bu ottan yiyorum. Sonra otlu peynire konan başlıca otlardan biri olan &lt;i&gt;sirmo&lt;/i&gt; var. Biraz yukarı çıkıp badem ağaçlarının altında oturup dinleniyoruz. Burada birkaç ağaç çeşidi var ama bademler çoğunlukta. Bu arada adada martılar dışında bir iki kuş türü daha gözümüze çarpıyor. Biri karakargalara göre biraz daha küçük olan bir karga türü. Diğerlerini yakından göremediğim için çıkaramıyorum. Bunlar da yuvalarını ağaçlara yapmışlar. Haliyle onların da yumurtlama mevsimi. Birkaç ağaca çıkıp yumurtalara bakıyorum. Tavuk yumurtasından biraz ufak bembeyaz yumurtalar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yaklaşık bir saat martılardan uzakta kafamızı dinliyor ve neden pikniğimizi buraya kurmadığımıza yakınıyoruz. Ben bir de şort falan getirip denize girmediğime yakınıyorum. (Yörede Vangölü’ne deniz deniyor bu arada, bilmeyenler için.) Uzaktan soluk martı sesleri gelirken Ali Abi, &lt;i&gt;Bademler altında ölmek!&lt;/i&gt; deyiveriyor. Aklıma hemen Taraf Gazetesinin 20 Soru köşesindeki soruların sondan ikincisi olan &lt;i&gt;Nasıl ölmek isterdiniz?&lt;/i&gt; sorusu geliyor…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kalkıp yavaş yavaş piknik yerine dönüyoruz. Öğle yemeği vakti. Mangal yakılıyor. Sofralar serilip yemekler yeniyor. Yanıbaşımızdaki bir iki yuvadan birinde civcivler var. Anneleri bizden dolayı yuvaya yaklaşamıyor garibim. Yemekten sonra tekrar semaver yakılıyor. Öğle sonrası çayı da sohbetler eşliğinde içiliyor. Bu arada Osman Hoca’nın kıyıda çocuklara çevre bilinci aşıladığını görüyorum. Hemen yanlarına gidiyorum. Beraber biraz çöp toplayıp yakıyoruz. Ne de olsa TEMA üyesiyiz. Ege adalarında kıyı temizliği yaptığımız zamanlar geliyor aklıma. Hey gidi günler…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Saatler çabucak geçiyor. Dönüş vakti gelip çatıyor. Birer parça eşya alıp teknelere doğru yürüyoruz. Büyük bölümü Altınkalpler personeli yaklaşık 30 kişiyiz. Teknelerimize binip Erciş’e doğru dönüş yoluna koyuluyoruz. Süphan bu sefer solumuzda. Onun da sanki bizcileyin akşamın yorgunlu çökmüş üstüne, yavaş yavaş güneşi kendine doğru çekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu Adır turu doğrusu şu rutin memleket günlerinde ilaç gibi gelen bir parantez oldu. Osman Hocaya çok teşekkür ediyoruz. Bir sonraki gezi notlarını bakalım nerede yazacağız. Belki Akdamar'da...  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKKO9tJ0gI/AAAAAAAAGCA/9MPCYcXQCBE/s1600-h/100_2207.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKKO9tJ0gI/AAAAAAAAGCA/9MPCYcXQCBE/s200/100_2207.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKKRtMwG6I/AAAAAAAAGCI/k7IOTNIICZU/s1600-h/100_2215.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKKRtMwG6I/AAAAAAAAGCI/k7IOTNIICZU/s200/100_2215.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKK9CO53gI/AAAAAAAAGCo/zVTt8Mxvnbg/s1600-h/Ali+Da%C4%9Fer.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKK9CO53gI/AAAAAAAAGCo/zVTt8Mxvnbg/s200/Ali+Da%C4%9Fer.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKK-GHSoAI/AAAAAAAAGCw/Pi1Vicr8p5g/s1600-h/Ali+Da%C4%9Fer+(2).JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKK-GHSoAI/AAAAAAAAGCw/Pi1Vicr8p5g/s200/Ali+Da%C4%9Fer+(2).JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKK-sBzFNI/AAAAAAAAGC4/wRYSawww014/s1600-h/Ali+Da%C4%9Fer+(3).JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKK-sBzFNI/AAAAAAAAGC4/wRYSawww014/s200/Ali+Da%C4%9Fer+(3).JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKLCinRQ3I/AAAAAAAAGDA/5L_kASj7xVk/s1600-h/Ali+Da%C4%9Fer+(7).JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="133" src="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKLCinRQ3I/AAAAAAAAGDA/5L_kASj7xVk/s200/Ali+Da%C4%9Fer+(7).JPG" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKJfWsrJjI/AAAAAAAAGBQ/5zYUMn4vJMk/s1600-h/100_2122.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKJfWsrJjI/AAAAAAAAGBQ/5zYUMn4vJMk/s200/100_2122.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKJgpqOmgI/AAAAAAAAGBY/0XmcE1c-Nuo/s1600-h/100_2133.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKJgpqOmgI/AAAAAAAAGBY/0XmcE1c-Nuo/s200/100_2133.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKJiOg3-mI/AAAAAAAAGBg/KTK_DDdJIa8/s1600-h/100_2145.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKJiOg3-mI/AAAAAAAAGBg/KTK_DDdJIa8/s200/100_2145.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKJpt4TT7I/AAAAAAAAGB4/S4M5yBu3Vi0/s1600-h/100_2192.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em; text-decoration: none;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://2.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKJpt4TT7I/AAAAAAAAGB4/S4M5yBu3Vi0/s200/100_2192.JPG" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-1479874630052150344?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/05/adr-adas.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SiKNj-oiHKI/AAAAAAAAGDo/wVt3z9gtfik/s72-c/Collage.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-5991571622226250351</guid><pubDate>Fri, 22 May 2009 09:01:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-05-22T12:01:00.827+03:00</atom:updated><title>Bilgisayarım da bana benziyor</title><description>Eskiden çok zayıftım. Neredeyse eriyordum. Hani memleketin her neresinde olursa olsun, sınıfın şişkoları ve cılızları olur ya… İşte ben ilkokuldan üniversitenin ilk sınıflarına kadar hep sınıfın en zayıfları arasındaydım. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Artık bunun böyle devam edip gideceğini sanırdım. Kanıksamıştım tastamam. Zayıflık benim kaderimdi, ne yapaydım. Hem zayıf olan bir ben değildim ya, ne de olsa her sınıfta bencileyin zayıf olan en azından bir-iki kişi vardı. Böyle böyle de avutmaya çalışıyordum arada kendimi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu böyle olmakla birlikte, içimde her daim ufak bir damlacık halinde de olsa bir umut taşırdım. "Tamam, olmayacağını ben de biliyorum ama belli mi olur şu dünyanın hali, bakarsın bir gün ben de kilo alırım." Aramızda kalsın ara sıra içten dua da ederdim. "Allahım, bana da şöyle birkaç kilo nasip etsen Yarabbim..."&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben de garip bir adamım yahu… İlkokulda Ercan diye bir çocuk vardı. O da sınıfın zayıf çocuklarındandı. Hani, kiloya vursan benden kiloluydu garibim, ne var ki ben kendi cılızlığıma bakmadan çocuğa hep lakabıyla hitap eder, dalgamı geçerdim: Nasılsın Kemiik!...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne günlerdi… Peh peh peh!&lt;br /&gt;
&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
Gel zaman git zaman… Artık bu zayıflık mayıflık meselelerini gündemimden bütünüyle kaldırdığım zamanlardı. Üniversitenin ikinci-üçüncü sınıfları… Ne oldu, nasıl oldu, bir türlü farkına varamadım. Bir ara memlekete gittim. Beni uzun zamandır görmediklerinden olacak, bendeki olağanüstü değişimi hemen fark etti oradakiler. Her önüme çıkan nasıl da kilo aldığımı söylüyordu. Çok keyif alıyordum haliyle. Annem bile dedi, kendime inanamadım. Böyle olunca ben de o zamana kadar nasıl olup da farkına varamadığım yeni halime aynanın karşısına geçip bakadurdum. Baktım sahiden oburun teki olup çıkmışım. Ondan sonra da her geçen gün biraz daha kilo almaya başladım. Ve zamanı geldi, annem dahi artık "az yememi" salık verdi. O annem ki, zayıflık günlerimde ağzıma bir lokma atıp hemen sofradan kalktığım zamanlarda hep içten içe çok üzüldüğünü bildiğim kadın. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi bunlar da nereden çıktı? Artık serbest çağrışım mı dersiniz, bilgisayarım ha bire yemek yiyor da oradan aklıma geldi. Ne obur bir bilgisayar bu, fişini çekmeyegör iki saatte şarjını bitirip karnını acıktırıyor. Sonra da oradan hemen ağlamalar sızlamalar başlıyor: &lt;i&gt;kalan%12 (20 dakika)&lt;/i&gt; falan da filan da... Aslına bakarsanız haksız da değil hani. Adam çok çalışırsa acıkır tabii ki. Müzik açık, birkaç program bir arada çalışırsa olur bu kadar. İyisi mi bu yazıyı burada bitirmek, bilgisayarı şarja takıp kendisine afiyet olsun dileyip mutfağın yolunu tutmak. Kalın sağlıcakla...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;&lt;b&gt;Yunusçay'a Not&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Kardeşim, kader rüzgarı önüne kattığı dalgalarla beni karşı kıyıya ulaştırdı, fakat sen hala zayıflar gölünün sularında yüzmektesin. Üzülme. Yüzmeye devam et ama şunu da bil ki karşı kıyı o kadar da toz pembe değil. Zayıflığın da faydaları çok. Misal, klozetlerin olmadığı yerlerde alaturka tuvaletlerin ne mene işkenceler çektirdiğini kilolu olmadan anlayamazsın. :) Hele bir de mevsim kışsa ve pantolonun altına tight giyip bacaklarını daha da kalınlaştırmışsan o tuvaletlere oturmak hakkaten işkence yahu...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yine aklıma senin, gezinirken karşımıza çıkan zayıf insanları gösterip, "Ben mi zayıfım şu adam mı?" demelerin geldi. Valla yalan söylemiyorum o adamlar senden daha zayıf :):)&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-5991571622226250351?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/05/bilgisayarm-da-bana-benziyor.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">4</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-7182421124108731903</guid><pubDate>Wed, 20 May 2009 19:00:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-05-20T22:00:08.233+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Ahmet Haşim</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kürk</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kitap</category><title>Kürk Modası</title><description>Kürk modasının taa Cumhuriyetin ilk yıllarında ortaya çıktığını da Ahmet Haşim'den öğrenmiş bulunuyorum. 1928'de yazdığı Kürk başlıklı kısacık denemesinde Ahmet Haşim, &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;Nereden geldiği ve nasıl başladığı belli olmayan bir kürk modası, İstanbul'un hemen bütün kadın tabakalarına yayıldı.&lt;/em&gt; diyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Oysa ben çocukluğunu seksenlerin sonuyla doksanların başında yaşamış biri olarak, özellikle doksanlı yıllar boyunca izlemiş olduğum sayısız Yeşilçam filminden edindiğim izlenim sonucu bu modanın, başka bir deyişle bu kadın hastalığının yetmişlerde ortaya çıktığını düşünüyordum şimdiye kadar. Demek ki öyle değilmiş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Haşim'in denemesini okuyunca kafam bu meseleye takıldı kaldı tekrar. Kürk neden ve nasıl tutkuya dönüşür? Onu bu konuma getiren özelliği nedir? Hadi herhangi bir kıyafet olsa, örneğin manto, ya da bir saç modeli vs. anlarsınız bir biçimde…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;Bu moda, dedelerimizin ve ninelerimizin bilinen kürkünü tersine çevirip sırtına geçirmek ve kurt veya goril gibi, iri yapılı bir hayvana benzemek tuhaflığından ibarettir.&lt;/em&gt; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ahmet Haşim gayet net, teşhisi koymuş. Acaba, giyince insanı birkaç beden 'büyük' gösteren kürk, sahiden de büyüklük kompleksinin tatmini için mi ilgi gördü kadınlar arasında? Çoğunluk kadınların sığınacak bir liman ihtiyacı güttükleri bilinen bir gerçek. Bu sığınılacak liman da genellikle erkeklerdir. Sakın kürk de az da olsa bu bilinçaltı hissin tetiklemesiyle moda olmuş olmasın vakti zamanında? diye geçiriyorum kafamdan. &lt;br /&gt;
&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
Herhangi bir bilgiye sahip olmasanız da 1920'li yıllarda Haşim'in bahsettiği kürk modasının Avrupa'dan, özellikle de Fransa'dan sirayet ettiğini kolaylıkla tahmin edebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;Bu moda, o kadar yayılmış ki şimdi kastor mantosu olmayan hanımın hiç olmazsa kedi veya fare derisinden bir kürkü olması gerekiyor.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O yıllara kadar yüzyıllardır kapalı olagelmiş bir topluma kürk birden zembille inecek değil ya. Olsa olsa bir ecnebi memleketten alınmadır. O memleket de olsa olsa Fransa'dır, Paris'tir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;Tırnaklarını uzatıp sivrilten ve vücudunu baştan başa tüylü göstermek isteyen kadın, belli ki insandan başka bir hayvana benzemek için uğraşıyor. Kadınlarda bu insan şeklinden uzaklaşma eğiliminin sebepleri ne olsa gerek?&lt;/em&gt; diye sorup bitiriyor Ahmet Haşim. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kürkün tarihte ilk olarak ne zaman, daha da önemlisi neden moda olduğu tarihin konusu. Hem herhalde bizim memlekette çıkmadı ilkin. O halde bırakalım işin kaynağını bir kenara. Dönelim bizim memlekete. Kürkün nasıl olup da bizim memlekette kadınlar arasında, en azından bazı dönemlerde çokça rağbet görmesinin nedenini sorgulamamız boşuna. Çünkü galiba bu durum tamamen taklitten ve kıskançlıktan kaynaklanıyor. Zira moda kavramının kendisi de zaten gizil bir taklit anlamı içermiyor mu? Kadınların birbirlerini çok kıskandıklarını da herhalde kimse inkâr etmez. Hatırlıyorum, lisede bir bayan hocamıza, ortalığı parfüm kokularının doldurmuş olduğu bir derste arkadaşlardan biri sormuştu: "Hocam, nedir bu bayanlardaki süslenip püslenme merakı?" Hemen ardından da kendi cevabını vermişti: "Galiba erkeklere kur yapmak bayanların hoşuna gidiyor." Bunun üzerine hoca, "Hayır erkeklerden değil, kadınlar birbirlerini kıskandıkları için her biri bir diğerinden daha güzel, daha bakımlı olmak ister." demişti. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Demek ki neymiş, bizim kadınlarımızda hayvan gibi görünme merakı yokmuş aslında. İçimiz rahat olsun o zaman. Ama bu sefer de insanın aklına Ahmet Haşim'inkine benzer bir soru takılıyor. Kadınlarda bu hemcinsler arası kıskançlığın sebepleri ne olsa gerek? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tam yazıyı bitirdim derken aklıma Emel Sayın'ın birkaç yıl önceki bir şarkısının sözleri geldi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Altın gümüş istemem,&lt;br /&gt;
Kürküm &lt;strong&gt;'bile'&lt;/strong&gt; yok demem,&lt;br /&gt;
Katım, yatım olmasın, &lt;br /&gt;
Tektaş yüzük istemem.&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-7182421124108731903?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/05/kurk-modas.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6536224756093280028.post-8738408633774857246</guid><pubDate>Tue, 12 May 2009 21:06:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-05-13T00:06:00.399+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Domates</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Ağzımın Suyu</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Tomato</category><title>Domates</title><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SbpMVHTsk2I/AAAAAAAAF8I/JxnfokLgR1U/s1600-h/3350274248_d8a01b5da6.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SbpMVHTsk2I/AAAAAAAAF8I/JxnfokLgR1U/s400/3350274248_d8a01b5da6.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/69806882@N00/3350274248/" target="_blank"&gt;From&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6536224756093280028-8738408633774857246?l=haruncagan.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://haruncagan.blogspot.com/2009/05/domates.html</link><author>noreply@blogger.com (Aaron P. Falcon)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_RWvMAqykwo0/SbpMVHTsk2I/AAAAAAAAF8I/JxnfokLgR1U/s72-c/3350274248_d8a01b5da6.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item></channel></rss>
