<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0"><channel><title>PERVANE</title><link>http://pervanehu.blogspot.com/</link><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/blogspot/jZzA" /><description>Yanmak Pahasına...</description><language>en</language><managingEditor>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</managingEditor><lastBuildDate>Tue, 15 Dec 2009 12:18:21 PST</lastBuildDate><generator>Blogger http://www.blogger.com</generator><openSearch:totalResults xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/">124</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/">1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/">25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><itunes:owner><itunes:email>pervanehu@hotmail.com</itunes:email></itunes:owner><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Yanmak Pahasına...</itunes:subtitle><feedburner:emailServiceId>blogspot/jZzA</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item><title>Son Durum</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/EA3M-g1w6QY/son-durum.html</link><category>sevindirik</category><category>zamanı gelmiş bir yazı</category><category>unutulmayası şeyler</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Wed, 09 Dec 2009 04:34:19 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-6294965256965159535</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/Sx-Y7ZFAjgI/AAAAAAAABJk/T6jBbSo-l_M/s1600-h/Love_by_darunia_art.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/Sx-Y7ZFAjgI/AAAAAAAABJk/T6jBbSo-l_M/s320/Love_by_darunia_art.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5413213423234223618" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Şimdi başlayabilirim yazmaya. Benim böyle extreme durumlarda kelimelerim karışıverir, çok şey üşüşür kafama, bir türlü toparlayamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet soruları alalım millet :) ..Anlayanın anladığı durum şu ki; apansızın, birden bire, pat diye ama korkusuzca, nişanlandım. Off bunun hikayesi o kadar uzun ki aslında.. Kendimi düşünemiyorum bu meseleleri buraya yazarken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle diyebilirim ki, beklenmedik bir anda gafil avlandım. Ya da tam kapımı açtım, içeri girildi. Öyle ben de anlamadan oldu bir şeyler. Anlayarak olsaydı, olmazdı zaten :D (anlayan anlasın bu cümleyi..)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En kestirmesinden benim &lt;a href="http://pervanehu.blogspot.com/2009/04/gonul-celemeyen.html"&gt;“Gönül Çelemeyen”&lt;/a&gt; mimimden faydalanalım. Bir de yazının evlere şenlik &lt;a href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6202845944386034985&amp;amp;postID=3297704635261695783&amp;amp;isPopup=true"&gt;yorumları.&lt;/a&gt; Bahsedilen olimpiyat rekoru kırıldı kırılacak sayın seyirciler, vatana millete uğurlu olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh şimdi diyorsunuz ki, “Biz senin gibileri çok gördük, İstemem diyenden korkacaksın, Aman Pervane, sen de sallıyormuşsun be!” falan da filan. Konuşun a dostlar, olan oldu. Anca böylesi olabilirdi, yoksa ben bu kafayla evlenmezdim zaten. Bi baktım, nişanlanıyorum falan… :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimde şunu fark ettim. O kadar da odun değilmişim :) Bir de kadınların klasik bir huyu vardır, o bende de varmış. Şöyle ki, bir kadın size “Yok ya önemli değil, Hayır, Gerek yok” gibi cümleler kuruyorsa, bilin ki önemlidir, evettir, gereklidir :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim Bay Sürpriz’in de öğreneceği çok şey var… Başına iş aldı haberi yok. Allah yardımcısı olsun. (Amin deyiniz.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nişan-mişan da iyi malzemeymiş bu arada. Topluyorsun milleti başına, bi yüzük takacaksın diye, şak şak şak, sonra düğünde aynı sahneler, ah bi de kına eyvah eyvah. Mutluluk vesilesi olaylar silsilesi, hıhı evet :) Neyse bu konudaki fikirlerimi buraya yazmayayım, tehlike oluşturabilir. Standart normlardan kopuk olduğumu daha fazla belli etmemeliyim şu sıra .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adios sevgili okur. Tekrar görüşene kadar sen de eğlen, evlen, yap bişeyler :)&lt;br /&gt;&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0" width="335" height="28" id="divplaylist"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=9472080-cce" /&gt;&lt;embed src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=9472080-cce" width="335" height="28" name="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-6294965256965159535?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/EA3M-g1w6QY" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-12-09T14:34:19.242+02:00</app:edited><media:thumbnail url="http://3.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/Sx-Y7ZFAjgI/AAAAAAAABJk/T6jBbSo-l_M/s72-c/Love_by_darunia_art.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">8</thr:total><enclosure url="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=9472080-cce" length="53067" type="application/x-shockwave-flash" /><media:content url="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=9472080-cce" fileSize="53067" type="application/x-shockwave-flash" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Şimdi başlayabilirim yazmaya. Benim böyle extreme durumlarda kelimelerim karışıverir, çok şey üşüşür kafama, bir türlü toparlayamam. Evet soruları alalım millet :) ..Anlayanın anladığı durum şu ki; apansızın, birden bire, pat diye ama korkusuzca, nişanlan</itunes:subtitle><itunes:author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</itunes:author><itunes:summary>Şimdi başlayabilirim yazmaya. Benim böyle extreme durumlarda kelimelerim karışıverir, çok şey üşüşür kafama, bir türlü toparlayamam. Evet soruları alalım millet :) ..Anlayanın anladığı durum şu ki; apansızın, birden bire, pat diye ama korkusuzca, nişanlandım. Off bunun hikayesi o kadar uzun ki aslında.. Kendimi düşünemiyorum bu meseleleri buraya yazarken. Şöyle diyebilirim ki, beklenmedik bir anda gafil avlandım. Ya da tam kapımı açtım, içeri girildi. Öyle ben de anlamadan oldu bir şeyler. Anlayarak olsaydı, olmazdı zaten :D (anlayan anlasın bu cümleyi..) En kestirmesinden benim “Gönül Çelemeyen” mimimden faydalanalım. Bir de yazının evlere şenlik yorumları. Bahsedilen olimpiyat rekoru kırıldı kırılacak sayın seyirciler, vatana millete uğurlu olsun. Eh şimdi diyorsunuz ki, “Biz senin gibileri çok gördük, İstemem diyenden korkacaksın, Aman Pervane, sen de sallıyormuşsun be!” falan da filan. Konuşun a dostlar, olan oldu. Anca böylesi olabilirdi, yoksa ben bu kafayla evlenmezdim zaten. Bi baktım, nişanlanıyorum falan… :) Kendimde şunu fark ettim. O kadar da odun değilmişim :) Bir de kadınların klasik bir huyu vardır, o bende de varmış. Şöyle ki, bir kadın size “Yok ya önemli değil, Hayır, Gerek yok” gibi cümleler kuruyorsa, bilin ki önemlidir, evettir, gereklidir :) Bizim Bay Sürpriz’in de öğreneceği çok şey var… Başına iş aldı haberi yok. Allah yardımcısı olsun. (Amin deyiniz.) Bu nişan-mişan da iyi malzemeymiş bu arada. Topluyorsun milleti başına, bi yüzük takacaksın diye, şak şak şak, sonra düğünde aynı sahneler, ah bi de kına eyvah eyvah. Mutluluk vesilesi olaylar silsilesi, hıhı evet :) Neyse bu konudaki fikirlerimi buraya yazmayayım, tehlike oluşturabilir. Standart normlardan kopuk olduğumu daha fazla belli etmemeliyim şu sıra . Adios sevgili okur. Tekrar görüşene kadar sen de eğlen, evlen, yap bişeyler :) </itunes:summary><itunes:keywords>sevindirik, zamanı gelmiş bir yazı, unutulmayası şeyler</itunes:keywords><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/12/son-durum.html</feedburner:origLink></item><item><title>Heyecan...</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/cbjX-zacmNw/heyecan.html</link><category>sevindirik</category><category>unutulmayası şeyler</category><category>Pervane</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Thu, 26 Nov 2009 13:46:16 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-2863685835617364802</guid><description>Sanki yıllar oldu bir şeyler yazmayalı. Yeni bir eve taşındık, yerleştik, interneti bağlattık derken bi de baktım internetsiz hayata hayat denebiliyormuş :) Kendimi sınadım ve internet bağımlısı olmadığım sonucuna mühür bastım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E ama bir yere  kadar canım, özledim mekanımı :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hmmm, blog kokusu miss gibi oh !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet taşındık, büyük bir site upuzun apartmanlar yığıntısı. Her binada bir köy dolusu insan. Büyük konuşmuş muydum bilmiyorum ama böyle bi yerde oturmayı hiç istemezdim eskiden beri. Altunizade’de 4 katlı apartmandan sonra 15 kat değişik geliyor. Yine 4. kattayız çok şükür ama bizim apartmanda resmen 14. katta oturan insanlar var ve kapıda 60 yazıyor :) Garip değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin kötüsü 23 gündür kimse hoş geldin demedi bize. Valla rahtsızım bu durumdan. Bir köy dolusu insan aynı binadayız, kimsenin kimseden haberi yok. Berbat. Al bak bir yozlaşma konusu daha. “Ah anacım eskiden böyle miydi” diye başlamanın tam yeridir yani..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hmmm onu da geç, olaya gel. Büyük şeyler oluyor ey okur, beni bilene çok büyük bir şey. Vakti gelince yazılacak buraya...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-2863685835617364802?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/cbjX-zacmNw" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-11-26T23:46:16.938+02:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">9</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/11/heyecan.html</feedburner:origLink></item><item><title>Uzak İhtimal - Wrong Rosary</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/3OiJV9XpAjo/uzak-ihtimal-wrong-rosary.html</link><category>sanatsal şeyler</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Sun, 18 Oct 2009 10:17:53 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-8504139558911879875</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/StsiVmMpzAI/AAAAAAAABIw/RcDhHNwTDLM/s1600-h/02022009140935_38_5919322.j.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 248px; height: 248px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/StsiVmMpzAI/AAAAAAAABIw/RcDhHNwTDLM/s320/02022009140935_38_5919322.j.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393942733132516354" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Pazar Pazar yapılacak güzel şeylerden biri de, varsa iyi bir filme gitmektir. Vardı ve gittim. Uzak İhtimal. Benim gibi sinemaya gitmeyi fazla sevmeyen kişiler için güzel bir seçenek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin önce ödülleri ilgimi çekti. Şimdilik çeşitli festivallerden ve Avrupa’dan 10 tane ödülü var. Mommo’dan sonra bu ödüllere kanmamaya karar vermiştim ama senaryosunda Tarık Tufan ismini görünce gitmek istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin konusu kendisi gibi yalın. Musa İstanbul’a müezzin olarak gelir, karşı komşusu ve bir rahibe adayı olan Clara’ya âşık olur ama bunu hiç söyleyemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim, ben filmi beğendim. Bana keyif verdi, sakindi, sadeydi, sıcaktı, sevimliydi ve içtendi. Resmen dinlendiğimi hissettim, bence film böyle olmalı, yormadan kafa dağıttırmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film sanat filmi sayılıyor. Her ne kadar sanat filmlerini durağanlıklarından ötürü sevmesem de bu filmi sevdim. Sanat ve gişe filmleri arasında bir şekle sokulmuş sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de şunu fark ettim, ben sanatı pek sevmiyorum. Mesela bence sanat filmleriyle soyut resimler aynı kefede. Hani enteller soyut bir resmin karşısına geçerler, tek elleriyle çenelerini okşarlar sonra da başlarlar ya, “Şahane bir tablô, ressam hüzün ve neş’eyi bir arada anlatmış, hele şu köşedeki karaltı yok mu, insanı nasıl da derinden etkiliyor!” bla bla.. Hiiiçç bir şey anlamam soyut resimlerden anlayanı da sevmem :) İşte sanat filmleri de aynen böyle benim için. Opera keza, kulaklarımı yırtar geçer. Velhasıl sanatın üstün entellere yönelik kısmı beni ilgilendirmez, kendimi bulabildiğim şeyler güzeldir bana göre. İsterse amatörce yapılmış olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eüü konu dağıldı sanki, neyse efendim, izlemeye değer bir film. Yalnız şunu da söyleyeyim. Benim gibi sabırsız biriyseniz bence bu filmi sinemada izlemelisiniz. O da şu sebepten; o parayı verdikten sonra ve filmin ortasında gidemeyeceğiniz için mecburen sonuna kadar izlersiniz. Evet güzel film dedim ama sanat filmi ne de olsa, belli bir yavaşlık söz konusu. Ama film bittiğinde iyi ki gelmişim dersiniz. Sakin sakin izleyebilecek olanlar gitsin. İyi seyirler de diyeyim de tam kendini bir filme gitmekle adam olmuş zannedenlere benzeyeyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-8504139558911879875?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/3OiJV9XpAjo" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-18T20:17:53.194+03:00</app:edited><media:thumbnail url="http://1.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/StsiVmMpzAI/AAAAAAAABIw/RcDhHNwTDLM/s72-c/02022009140935_38_5919322.j.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">5</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/10/uzak-ihtimal-wrong-rosary.html</feedburner:origLink></item><item><title>günaydın</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/rFjm44jLwGU/gunaydn.html</link><category>dök abicim tam şuraya</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Wed, 07 Oct 2009 03:11:31 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-7237824372205784047</guid><description>Sabahları servisler falan geçiyor ya vızır vızır, ben duymuyorum.&lt;br /&gt;Bi koşturmaca, bi kalabalık sokaklar, ben görmüyorum.&lt;br /&gt;Yarına yetiştirilmesi gereken işler, bilmiyorum.&lt;br /&gt;Akşama yorgunluk, hissetmiyorum.&lt;br /&gt;Bana bişeyler hatırlatmasın için, çay içmiyorum.&lt;br /&gt;Kimse cevap vermesin diye, söylemiyorum.&lt;br /&gt;Öylece susuyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-7237824372205784047?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/rFjm44jLwGU" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-07T13:11:31.631+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">10</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/10/gunaydn.html</feedburner:origLink></item><item><title>Fikrim geldi ; Kitap-cafe</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/qstXJhWtGLw/fikrim-geldi-kitap-cafe.html</link><category>faydalı şeyler</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Wed, 30 Sep 2009 08:23:08 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-2278216412375051937</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/SsN3zrry--I/AAAAAAAABIo/DCdCftzeTJA/s1600-h/keyf.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 319px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/SsN3zrry--I/AAAAAAAABIo/DCdCftzeTJA/s320/keyf.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5387281309048699874" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Şu sıralar kendimi raflarda uzun zamandır boynu bükük beni bekleyen kitaplarıma verdim. Kütüphanem pek neşeli bu ara, gülümsüyor habire bana :) Bir heves alıp alıp da okumaya vakit bulamadığım kitapları gece gündüz okuyup bitirmeye çalışıyorum ki yenilerine sıra gelsin. Zira bunlar bitmeden başkalarını almamaya söz verdim kendime. Sırf bu yüzden yıllar sonra ilk kez S.Ahmet Ktp. Fuarı’na bile gitmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken bütün bunlar aklıma bir fikir getirdi. Uygulanmışı var mıdır bilmiyorum. Varsa beni haberdar edip sevindirin. Çünkü ben, ‘bir şey benim aklıma geldiyse bir yerlerde başkalarının da aklına gelmiştir’ düşüncesindenlerdenim (ıyh bu nebçim kelime!).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fikir şu; Kitap-cafe. İnsanların kitap okuması ve bu sırada çayını-kahvesini yudumlayıp sohbet edebilmesi için oluşturulmuş mekan. Yani hem kitap okuyacağız, hem sosyalleşip, okuduklarımızı hemen paylaşabileceğiz. Mekandakiler; elbette geniş içerikli kitaplar, yer yer masa sandalyeler (araştırma, ödev vs yapanlar için), yer yer koltuklar ve orta sehpalar, yer yer minderler ve yer sofraları (of bu “yer yer” lafından da kıl kaptım şu an). Çay ocaaa diyesim geldi ama demeyip modernize ediyorum;  soğuk-sıcak meşrubatlar, normal bir kafeden daha az ve atıştırma-çerez tarzı yiyecekler –çünkü amaç yemek değil, okumak-. Yazın açık hava, kışın kapalı mekan imkanı mevcut olacak. Hmm hatta şöyle olsun, yaz-kış kullanılabilecek dört başı mamur camekan bir bölüm, hani bazı yerlerin arka bahçeleri olur ya, onun gibi. Atarız yerlere minderleri, biraz da yeşillik, ohh.. Sonracıma içeri geçersek, duvarları insanda okuma hevesini artırıp, kafasını dinlendirecek renklere boyuyoruz. Sempatik bir dekorasyonla işi bitiriyoruz. İki de garsonumsu koyduk mu tamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve şimdi de gelelim işletmemizin getireceği gelire. Meşrubat ve yiyecekler satılık, kitaplar da isteyene kiralık, isteyene satın alması için ayrıca bir kitap standı da var. İsteyen de elde o an bulunmayan kitaplar için sipariş verebilir, müessese de temin eder. Bu da durumu kurtarmazsa, ekstradan ufak bir kırtasiye bölümü yaparız ki, ‘okuyan adam yazan adam da olabilir’ mantığıyla bu kısım da iş yapabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten mekanı sosyetik bir yere açabilip, yeni trend buymuş diye söylenti yayar, bir kaç ünlü kapıp hava atarsak işler epey kolaylaşır. Ya da üniversitelerin civarlarına da açılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi mesele kitap okumayı seven bünyelerin sayısı. Bu sayı yüksek olsaydı belki de  etrafımızda bir çok kitap-kafeler görebiliyor olurduk. İşletmeci olup sermayesi olan ve riski göze alan kişilere tavsiyemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not; Şimdi biraz araştırdım da, haklıymışım, uygulanmışı varmış. Fakat sanki tam benim hayalimdeki gibi konforlu ve sıcak değil.Sadece bir tane &lt;a href="http://www.cabankitap.com/dusuncemiz.htm"&gt;İstanbul-Bağlarbaşı&lt;/a&gt;'nda hayalime yakın bir şey buldum, bir de Konya'da. Sayılarının artması temennisiyle..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-2278216412375051937?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/qstXJhWtGLw" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-30T18:23:08.910+03:00</app:edited><media:thumbnail url="http://2.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/SsN3zrry--I/AAAAAAAABIo/DCdCftzeTJA/s72-c/keyf.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">8</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/09/fikrim-geldi-kitap-cafe.html</feedburner:origLink></item><item><title>adrese teslim</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/rkSLf9wwaeM/adrese-teslim.html</link><category>dök abicim tam şuraya</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Tue, 01 Dec 2009 11:47:35 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-1158799433169506173</guid><description>Yaptığım yanlışların farkındayım, yine güzel diyebileceğimiz bir şeyler var mı? Buna erdem diyenler de var, ‘haksızlar’ deme, lütfen..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan kendini kurtaramayabiliyormuş bazı hatalardan. Ben yine her şey insanın elindedir sanmışım. İnsan kimin elinde ola ki..?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpin bir ucunda nefsim bir ucunda ben, çekiştiriyoruz işte. O benden daha güçlü gibi bu sıra. Çamura düşürmekten çok mutlu. Attığı kahkahalar tüylerimi ürpertiyor. Biliyorum, zevk alıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne çok şaşırır oldum. Aynı bedende kaç kişi barınabilir? Nefretten zevk alan da ben, bundan acı duyan da. Vazgeç diyen de ben, bana gaz veren yine ben. &lt;br /&gt;İnsan öfkenin oyuncağı olunca çok komik oluyor. Kim gülüyor ki bu rezilliğe. Kahretsin, güldürmek istediklerim güldürdüklerim değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimseyi üzmek istememiştim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="150" height="50" align="middle"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="sameDomain" /&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent" /&gt;&lt;embed src="http://muzicons.com/musicon_v_srv_new.swf" width="150" height="50" menu="false" quality="high"  align="middle" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="&amp;nomuz=muzicon%20unavailable&amp;site=http://muzicons.com/&amp;icon_pic=14.png&amp;music_file=http://trishwilson.typepad.com/blog/files/06_trouble.mp3&amp;bg_color=999999&amp;type_of_clip=whith_bar&amp;text_color=FFFFFF&amp;text_message=rasta&amp;buy_link=http%3A%2F%2Fwww.amazon.com%2Fgp%2Fsearch%3Fie%3DUTF8%26tag%3Dmuzicocommusi-20%26index%3Ddigital-music%26linkCode%3Dur2%26camp%3D1789%26creative%3D9325" wmode="transparent" menu="false" quality="high"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-1158799433169506173?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/rkSLf9wwaeM" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-12-01T21:47:35.920+02:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><enclosure url="http://muzicons.com/musicon_v_srv_new.swf" length="13127" type="application/x-shockwave-flash" /><media:content url="http://muzicons.com/musicon_v_srv_new.swf" fileSize="13127" type="application/x-shockwave-flash" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Yaptığım yanlışların farkındayım, yine güzel diyebileceğimiz bir şeyler var mı? Buna erdem diyenler de var, ‘haksızlar’ deme, lütfen.. İnsan kendini kurtaramayabiliyormuş bazı hatalardan. Ben yine her şey insanın elindedir sanmışım. İnsan kimin elinde ola</itunes:subtitle><itunes:author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</itunes:author><itunes:summary>Yaptığım yanlışların farkındayım, yine güzel diyebileceğimiz bir şeyler var mı? Buna erdem diyenler de var, ‘haksızlar’ deme, lütfen.. İnsan kendini kurtaramayabiliyormuş bazı hatalardan. Ben yine her şey insanın elindedir sanmışım. İnsan kimin elinde ola ki..?.. İpin bir ucunda nefsim bir ucunda ben, çekiştiriyoruz işte. O benden daha güçlü gibi bu sıra. Çamura düşürmekten çok mutlu. Attığı kahkahalar tüylerimi ürpertiyor. Biliyorum, zevk alıyor. Ne çok şaşırır oldum. Aynı bedende kaç kişi barınabilir? Nefretten zevk alan da ben, bundan acı duyan da. Vazgeç diyen de ben, bana gaz veren yine ben. İnsan öfkenin oyuncağı olunca çok komik oluyor. Kim gülüyor ki bu rezilliğe. Kahretsin, güldürmek istediklerim güldürdüklerim değil. Kimseyi üzmek istememiştim... </itunes:summary><itunes:keywords>dök abicim tam şuraya</itunes:keywords><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/09/adrese-teslim.html</feedburner:origLink></item><item><title>Hoşçakal Ramazan</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/IvNeJgwv49M/hoscakal-ramazan.html</link><category>faydalı şeyler</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Sun, 20 Sep 2009 00:16:10 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-6096715401278218087</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/SrXWrHJwouI/AAAAAAAABIg/i-r2WeRu6Ss/s1600-h/vladstudio_punctuation_800x6.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/SrXWrHJwouI/AAAAAAAABIg/i-r2WeRu6Ss/s320/vladstudio_punctuation_800x6.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5383444965733999330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazan Bayramı'nda mutlu olmam gerekmese, olmazdım. Çünkü Ramazan bitiyor, bense bunu hiç istemiyorum. Hoşçakal Ramazan, yine gel :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-6096715401278218087?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/IvNeJgwv49M" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-20T10:16:10.189+03:00</app:edited><media:thumbnail url="http://4.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/SrXWrHJwouI/AAAAAAAABIg/i-r2WeRu6Ss/s72-c/vladstudio_punctuation_800x6.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/09/hoscakal-ramazan.html</feedburner:origLink></item><item><title>Bir sene önceydi başladı aşkımız :)</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/gTR0o8AH17I/bir-sene-onceydi-baslad-askmz.html</link><category>hehehe</category><category>Pervane</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Wed, 16 Sep 2009 07:25:02 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-813136447224423985</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/Sq-lzkTwzlI/AAAAAAAABIQ/il-6oNw_ISc/s1600-h/1ya%C5%9F.bmp"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 196px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/Sq-lzkTwzlI/AAAAAAAABIQ/il-6oNw_ISc/s400/1ya%C5%9F.bmp" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5381702385069510226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir sene önce tam bugündü. Hiç unutmam desem yalan olur, zor hatırladım işin aslı. Pek sevgili blogcağızımın kırmızı kurdelasını 15 Eylül 2008’de kesmişim. Hiç de özel bir tarih olmamış, muhtemelen tarihe bakmadan açıvermişim. Pek de yalnızmışım o zamanlar, kendi kendime konuşmanın başka bir versiyonu, 3-5 kişiyle götürmüşüm işi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eeehh azizim, nerden nereye? Ahaha böyle deyince şimdi beni 1000 kişi izliyor gibi oldu, yok be hala aynı tas aynı hamam :D Gelen gidenden memnunuz, halimize şükrediyoruz, mesele bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılış tarihime özen göstermemişim fekat kendinden menkul bir özelliği var. O daaa, 15 Eylül’den sebeple blogum Terazi burcu. Haha, benim yükselenim de Terazi, ben Terazi’yi çok severim. Ve şimdi de konuyla ilgili bizi aydınlatması için &lt;a href="http://www.mevsimlergibi.com/"&gt;Çilekli&lt;/a&gt;’yi çağırıyorum. Çilekliiii, anacım söyle bakalım benim blogumun burç yorumu nedir? Bu iş nereye varacak, herkes beni okuyacak mı, Zeki Müren de beni görecek mi? Hıı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl;Blogum 1 yaşında. Büyüklerinin ellerinden, küçüklerinin gözlerinden öper.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-813136447224423985?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/gTR0o8AH17I" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-16T17:25:02.350+03:00</app:edited><media:thumbnail url="http://4.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/Sq-lzkTwzlI/AAAAAAAABIQ/il-6oNw_ISc/s72-c/1ya%C5%9F.bmp" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">5</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/09/bir-sene-onceydi-baslad-askmz.html</feedburner:origLink></item><item><title>Toplu Taşıtlardan İnsan Manzaraları</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/aEQ1gU_REQM/toplu-tastlardan-insan-manzaralar.html</link><category>deli saçmaları</category><category>geyiğin dibi</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Sat, 12 Sep 2009 14:57:09 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-5275863955691845174</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/SqwYV0yvvHI/AAAAAAAABIA/W2GNm1q7epI/s1600-h/f5e523451e0db2b7c83a2ee2612650dd.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 320px; height: 213px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/SqwYV0yvvHI/AAAAAAAABIA/W2GNm1q7epI/s320/f5e523451e0db2b7c83a2ee2612650dd.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380702418028706930" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Dışarı çıkınca eğer tasarruf yoluna gidip de toplu taşıtları kullanacaksam, mutlaka bir şey yapmak zorunda hissediyorum kendimi. Ya okuyacak ya dinleyecek bir şeyim olmalı yanımda. İkisi de yoksa eldeki malzeme yurdum insanı oluyor. Kaynak zengin olunca yazacak şey de çok oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minibüsteyim, önümde iki genç adam var. Gördüğüm ilk anda huylanıyorum. Zaten erkek sevmem, bunlarda da bir yılışıklık gözüme çarpıyor. Ve tabi doğru tesbit. Bağır çağır, abuk subuk konuşuyorlar aralarında. 5 yaş esprileri yapıp, bir de arkalarına dönerek bakış atıyorlar, “Bakın eğleniyoruz” dercesine. İlk fırsatta atıyorum kendimi minibüsten, başka bir minibüse biniyorum. Ana! Aynı tip ve kıyafetlerde iki genç daha. Gözlerimi kırpıştırıp bir daha bakıyorum. Yok ya imkansız, onlar inmediler. Derken anlıyorum ki onlar değil, birinin montunun deseni farklı. Fakat demek ki bu embesiller koloni halinde yaşıyormuş diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sefer otobüsteyim. 40’larında bir kadınla 85 civarı bir amca biniyor. Beraber olduklarını ancak oturduklarında anlıyorum, yabancı gibi davranıyorlar. Kadın amcanın bence kızı, zorlasan torunu belki. Ama karısı değil bence.&lt;br /&gt;Kadın pek sinirli. Biri birine borç vermiş ama verdiği adam, adam değilmiş. Kadını lam ile lamel arasına koyuyorum. Saçlarını yeni boyatmış belli, beyazı yok, dibi gelmemiş. Saç kenarlarına iki minik küçükkız tokası takmış gerisini nenemin ince demir tokasıyla toplamış, toka tezat oluşturuyor. Küpeleri gümüş ve güzel, uzanıp ellerine bakıyorum, küpesine benzer yüzüğü de gümüş ve güzel. Elleri manikürlü. Kadının arkasında oturarak görsel olduğunu anlayabiliyorum. Çünkü maddi durumu vasat görünmesine ve paradan dert yanmasına rağmen epey bakımlı. Görseller böyledir zaten, güzel görünmek için ekstra masraftan kaçınmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine otobüs. İlk kez boş yer varken bir adamın yanına oturuyorum, sırf kapıya yakın diye. Erkeklerin yanına oturmayı da sevmiyorum kendileri gibi. Ama adam pek bir mülayim, pek ezik duruyor. “Hadi yine iyisin bak yanına oturdum” diyorum içimden. Sonra kendi suratıma yine kendim tükürüyorum, normalde böyle kibirli değilimdir zira.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bostancı’da Bağ-Kur binasına gideceğim, şoföre “Ordan geçer mi?” diyorum, “Yakınından geçer” diyor, biniyorum. Bostancı’ya geliyoruz, şoföre ne zaman ineceğimi soruyorum, “Ben sana söyleyeceğim” diyor ve ondan sonra baba-kız, amca-yeğen moduna giriyor şoför. Ben değil o beni evlatlık ediniyor. İndirirken tek tek tarif ediyor, tamam mı, diyerek teyit alıyor, nerdeyse ‘karşıdan karşıya geçerken dikkatli ol e mi’ diyerek beni uğurluyor, arkamdan bakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnince simitçi bir amcaya da soruyorum, amca 70-75 arası bir yaşta. Oturduğu yerden kalkıp yol kenarına kadar yürüyor, oturduğu yerden anlatsa kafi halbuki. “Bak evlatcığım, ilerdeki sarı binayı görüyor musun? Heh ,işte ordan...” diye diye uzun uzun anlatıyor. O da beni uğurluyor. Bugün herkes beni çok seviyor :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://grymkrys.deviantart.com/art/Bus-Stop-33447584"&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 102);font-size:180%;" &gt;*&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-5275863955691845174?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/aEQ1gU_REQM" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-13T00:57:09.813+03:00</app:edited><media:thumbnail url="http://1.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/SqwYV0yvvHI/AAAAAAAABIA/W2GNm1q7epI/s72-c/f5e523451e0db2b7c83a2ee2612650dd.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/09/toplu-tastlardan-insan-manzaralar.html</feedburner:origLink></item><item><title>Eylül</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/dcIgj3YiZB8/eylul.html</link><category>öylesine</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Wed, 09 Sep 2009 03:25:12 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-7826623745376649454</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/SqeCfPD7kfI/AAAAAAAABH4/HYZsGjpw7FQ/s1600-h/summer_rain_by_harmonious_madness.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 262px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/SqeCfPD7kfI/AAAAAAAABH4/HYZsGjpw7FQ/s320/summer_rain_by_harmonious_madness.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379411753047921138" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bir Eylül hayalim vardır benim. Eylül ve yağmur.. Öyle hüzün çağrıştırmaz bana sonbahar, ah ne romantik değildir. Huzurludur, dingindir, sakindir, koştursan da serinliğin letafeti yormaz seni. Öyle tatlı bir mevsimdir bahar, ilki de sonu da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimsenin bilmediği bir yerde olsam.. Bir küçük ahşap ev, yeşilliğin ortasında. Kocaman pencereleri, küçük bir verandası ve sonsuz bir bahçe. Bahçenin ağaçları olmasın, sadece çimenler ve ileride deniz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben çimenlerin üzerinde uyurken üstüme hafiften bir yağmur yağsa. Melekler üstüme üstüme gelse, hepsi birden damlalarını bırakırken bana dokunsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünecek bir şeyim olmamasını ister mi insan? Hiç bir seş düşünmesem, sadece yağmur yağsa, ben de dinlesem, dinlensem..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0" id="divplaylist" width="335" height="28"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=8411527-336"&gt;&lt;embed src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=8411527-336" name="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" width="335" height="28"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0" id="divplaylist" width="335" height="28"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=8411504-153"&gt;&lt;embed src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=8411504-153" name="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" width="335" height="28"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-7826623745376649454?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/dcIgj3YiZB8" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-09T13:25:12.927+03:00</app:edited><media:thumbnail url="http://1.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/SqeCfPD7kfI/AAAAAAAABH4/HYZsGjpw7FQ/s72-c/summer_rain_by_harmonious_madness.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total><enclosure url="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=8411527-336" length="53067" type="application/x-shockwave-flash" /><media:content url="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=8411527-336" fileSize="53067" type="application/x-shockwave-flash" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Bir Eylül hayalim vardır benim. Eylül ve yağmur.. Öyle hüzün çağrıştırmaz bana sonbahar, ah ne romantik değildir. Huzurludur, dingindir, sakindir, koştursan da serinliğin letafeti yormaz seni. Öyle tatlı bir mevsimdir bahar, ilki de sonu da... Kimsenin bi</itunes:subtitle><itunes:author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</itunes:author><itunes:summary>Bir Eylül hayalim vardır benim. Eylül ve yağmur.. Öyle hüzün çağrıştırmaz bana sonbahar, ah ne romantik değildir. Huzurludur, dingindir, sakindir, koştursan da serinliğin letafeti yormaz seni. Öyle tatlı bir mevsimdir bahar, ilki de sonu da... Kimsenin bilmediği bir yerde olsam.. Bir küçük ahşap ev, yeşilliğin ortasında. Kocaman pencereleri, küçük bir verandası ve sonsuz bir bahçe. Bahçenin ağaçları olmasın, sadece çimenler ve ileride deniz.. Ben çimenlerin üzerinde uyurken üstüme hafiften bir yağmur yağsa. Melekler üstüme üstüme gelse, hepsi birden damlalarını bırakırken bana dokunsa... Düşünecek bir şeyim olmamasını ister mi insan? Hiç bir seş düşünmesem, sadece yağmur yağsa, ben de dinlesem, dinlensem.. </itunes:summary><itunes:keywords>öylesine</itunes:keywords><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/09/eylul.html</feedburner:origLink></item><item><title>Vizyonsuztele</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/C3zAxXSy74s/vizyonsuztele.html</link><category>aduuukettt</category><category>ona buna sataşmaca</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Mon, 07 Sep 2009 06:55:13 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-4242722383236144669</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_VgCzO7kckyo/R9ixzmb12nI/AAAAAAAAAmU/gPTsNSuOrF0/s400/tv.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 400px; height: 328px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_VgCzO7kckyo/R9ixzmb12nI/AAAAAAAAAmU/gPTsNSuOrF0/s400/tv.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;TV sezonu açıldı, sefih diziler yine doluştu evlere. Aşk-ı Memnu mevsimindeyiz şekerler, haydin bakalım, Behlül’e ağız suyu akıtmayan kalmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oldum olası bu televizyon dizilerinin hain bir planın parçası olduğunu ve bu dizileri hazırlayanların oturup ciddi ciddi ‘Bu milleti daha nasıl yapar da bozarız’ diye toplantı yaptıklarını düşünürüm. Elimde olmadan düşünürüm, çünkü dizilere ve hatta sinema filmlerine bakınca senaryolarda kasıtlı bir seviyesizlik var gibi duruyor. Bu kadar ahlaksızlığı bu millet çok değil, 15 sene önce kaldıramazdı. Eminim herkes hak verir, 15 sene önce hiç bir tv programında bu kadar müstehcenlik yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E şimdi bunun neresi “Sanat” o zaman? Eskiden mi sanat yoktu, şimdi mi değişti tanımı? Hoş ben dizilerin sanat olduğunu da düşünmüyorum da, orda oynayanlar kendine sanatçı diyor ya, o bakımdan..&lt;br /&gt;30-40 yıl önce çekilen Türk filmleri bugün hala izleniyor, oyuncularına idol, duayen bilmem ne deniyor. Peki onların oynadığı aşk filmlerinde herhangi bir müstehcen sahne var mı? Yok. Bir elele tutuşma, bir baygın bakış, gayet anlaşılır bir aşk hikayesi. Aşkı anlatmak için illa hayvani özellikleri ortaya dökmenin gereği var mı o zaman? Yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki şimdiki filmler ve diziler? Öyle bir hale getirilmiş ki, millet ağzını açıp ahlaksız bulduğunu bile söyleyemiyor. Sanat deyip geçiyorlar kenara, sen sanata saygısızlığınla kalıyorsun. Yok ya! Hayır efendim, düpedüz ahlaksızlık, sanat manat değil. He belki manat olabilir tabi. Sanatçılığı soyunmakla doğru orantılıysa ben ona sanat demem, diyen de beri gelsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu millet çok TV izleyen bir millet, ne versen örnek alacak kadar çok. Sokakta gördüğümüz manzaralar bile değişti bu TV kanallarının artmasından sonra. İnkar edecek bir şey yok, doğruya doğru. He onu da ahlaksız bulamıyorsun, o zaman da çağdaş olamıyorsun. Hiç kusura bakılmasın, ben televizyonda rastlayınca kanal değiştirdiğim bir sahneyi otobüste ön koltuğumda görürsem açık ve net söylerim; “Bari ininceye kadar bekleseydiniz!!” diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlarım öyle sanata da modernizme de.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-4242722383236144669?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/C3zAxXSy74s" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-07T16:55:13.993+03:00</app:edited><media:thumbnail url="http://2.bp.blogspot.com/_VgCzO7kckyo/R9ixzmb12nI/AAAAAAAAAmU/gPTsNSuOrF0/s72-c/tv.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">10</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/09/vizyonsuztele.html</feedburner:origLink></item><item><title>Yitik Savaşçı</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/wwsKao0ODuo/yitik-savasc.html</link><category>dök abicim tam şuraya</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Fri, 04 Sep 2009 08:06:38 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-5272923995305452191</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/SqErVQ8ZknI/AAAAAAAABGY/8ebs-vrlhUI/s1600-h/halukcetinkayagidenekalfl0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 225px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/SqErVQ8ZknI/AAAAAAAABGY/8ebs-vrlhUI/s320/halukcetinkayagidenekalfl0.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377627074382631538" border="0"&gt;&lt;/a&gt;Zaman zaman olan bir şey bu. Herkes gider, ben kalırım. Böyle zamanlar çoğalınca ise, durum “her zaman” olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar “her zaman” fazla bana. Zaman bir duvar gibi ve ben içinden geçemiyorum. Geride kalmanın yok ediciliğiyle unutuluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte zaman zaman da böyle acı verici gerçeklerin, ardına gizlendikleri peçeleri yüzlerinden sıyırıp gözlerine bakıyorum. Korkusuz muyum? Hayır, kendime eziyet ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eziyetin büyüğü de var; “Ne oldu da böyle oldu?” sorusu. Şimdiye kadar hep sürüden ayrılmam, farklı olmanın ayrıcalıklı güzelliğinden değil. Sürüdekiler hep benim sevdiklerimdi, arkadaşlarım, yoldaşlarım (komünist değilim canım:) ).. Hep ayrılmaya mecbur kalan ben oldum.&lt;br /&gt;Ve onlar, yola devam ettiler, bensiz.. Paylaştıkça artan tüm güzelliklerle beraber.&lt;br /&gt;Benimse elimde kalan tek şey, o sevmediğim cep telefonunun bana sağladığı imkanlar oldu. Bu yüzden attım onu bir köşeye, nefret ettim çağrılardan, mesajlardan, kandilden bayrama yollanan o gerzek standart satırlardan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevabına hazır olmadığım soru, “Neden ben? Hep arda kalan?” Böyle deyince isyan çağrışıyor aklıma, yok canım, benimki meraktan. Ama belki de bu soruyu yalnız bırakmalı bir köşede...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PS; Tüm arkadaşlarıma ithafen... Bensiz olunabilecek en güzel yerdeki arkadaşlarıma...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PS2; Ben sıkılıp gitmiş ve temayı değiştirmekle meşgulken, 'burda bir Pervane vardı' diye varlığımı yoklayan (! ;)  ), bir de bu vesileyle beni okuduğunu öğrendiğim zat-ı muhteremlere teşekkürler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-5272923995305452191?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/wwsKao0ODuo" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-04T18:06:38.051+03:00</app:edited><media:thumbnail url="http://2.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/SqErVQ8ZknI/AAAAAAAABGY/8ebs-vrlhUI/s72-c/halukcetinkayagidenekalfl0.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">7</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/09/yitik-savasc.html</feedburner:origLink></item><item><title>Bu yazının hepsini okuyana plaket verilmeli bence</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/YSh_3jWGLQw/bu-yaznn-hepsini-okuyana-plaket.html</link><category>deli saçmaları</category><category>Pervane</category><category>mimm</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Tue, 01 Dec 2009 12:00:58 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-30751267938969429</guid><description>“Bir mim olayı vardı, noldu ki ona?” demeye kalmadı mimlendim. Mimin dönüşü muhteşem oldu, hem &lt;a style="color: rgb(255, 102, 102);" href="http://ipekbocugu.blogspot.com/"&gt;Böcük&lt;/a&gt;’ten geldi, hem de 100 maddede kendimi anlatmamı istedi. Evvela Böcük’e tenk yu veri maçlarımı iletiyorum.  Mimlenince mimlerden soğuduğumu farketmiş olmakla beraber Böcük’ü kıracağıma sayfamı kapatırım daha iyi diye biraz mübalaaaalı şekilde olaya yaklaşmış bulunuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böcük 50 madde yazmış o bile çok bana. Hem kim okur 100 maddeyi anacım?Kısa ve öz geçerim şimdi ben bunu, sizi de yormam fena mı? Hem şurda iki paralık bir gizemimiz varsa onu da çöpe mi atalım yani? O kadar bilmeyin beni. Ya da şöyle diyelim klasik söylemle; beni bilen bilir, bilmeyen kendi bilir :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Yaştan başlamayı istemezdim ama tam olarak 24 yıl 2 ay 14 gün tükettim şu dünyada. Kime ne faydası oldu Allah bilir.&lt;br /&gt;2. Selvi boylu dal gibiyim, bundan  da hiç bir fayda görmediğimi söylemek zorundayım. 1.77 ile ülke nüfusunun 2/3’sinden uzun olmanın bir getirisi yok sayılır. He, dolapların üst rafları konusuna girmiyorum tabi.&lt;br /&gt;3. Kişisel Gelişim’le ilgileniyorum, internasyonel sertifika koleksiyonu yapma amacı güdüyorum, arada insanlara terapi yaparak eğleniyorum.  Kişisel Gelişim kitaplarını ise tasvip etmiyorum. Kendim yazarsam onu okursunuz :P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. İstanbul’da yaşamak beni mutlu ediyor, bir daha doğsam yine İstanbul derim.&lt;br /&gt;5. İstanbul’da en sevdiğim yerler Fatih, Beşiktaş, Florya, Çengelköy civarları ve kendi oturduğum semt. En nefret ettiğim tek yer Kadıköy. Kadıköy’e gitmek midemi bulandırır, başımı ağrıtır, ruhumu daraltır.&lt;br /&gt;6. Aşırı deniz tutkum var. Çocukluğumdan beri deniz manzaralı ev hayali kuruyorum. Denize girmektense seyri beni mesteder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. İlk okuduğum şey gazeteydi. Orta okulda kendi gazetemi almaya başladım.  Gazete okuyan insanları severim.&lt;br /&gt;9. 5 yıldır kola içmiyorum. Toplasam ve ortalamaya döksem  yılda 1 kez yarım bardak asitli içeçek içerim. O da Çamlıca gazoz olur.&lt;br /&gt;10. Yemekle aram yoktur. Aklıma yemek yemek çoğu zaman gelmez. Midem ağrınca yemek yemediğimi hatırlarım. Ama hiçbir yemek arasında ayrım yapmam, sevmediğim bir şey yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Hasta olmam (çok şükür). Senede bir, bazen 2 senede bir grip olurum, hiç yatmam, ayakta geçiririm.&lt;br /&gt;12. Kendimi şartlayınca sıcak elimi yakmaz, bunu nasıl becerdim bilmiyorum.&lt;br /&gt;13. Moralim bozulunca direkt uykum gelir. Uzun bir hikayesi var, kısacası canım sıkılınca dakkasına gözlerim kapanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. Hızlı araba kullanırım. Bazen saf gibi kendimi korkuturum.&lt;br /&gt;15. Örgü örmek, çizgi film seyretmek, türk filmleri ve müzik beni rahatlatır. Winnie the pooh’u hâla izlerim, Snoopy (Charlie Brown :) ) ve Simpsons’a bayılırım.&lt;br /&gt;16. Yerli dizi takip etmem. Bir dizinin 10 dakikasını veya sadece reklamını  izleyince bütün mevzuyu anlarım ki bence her Türk bunu yapar, dizilerin basitliği gereği. The Closer, E.R.,  South Park’ı severim. Rastlarsam izlerim. Rastlamaya çalışmam.&lt;br /&gt;17. Laptop bir uzvum gibidir. Cep telefonundan nefret ederim. Çoğu zaman ilgilenmem, kendi kendine şarjı biter, üç gün sonra şarj ederim.&lt;br /&gt;18. Msn, Facebook, Twiter vb. sevmem, kullanmam (ama hesabım vardır niyeyse). Herkesin yaptığı şeylerden kasıtsız olarak uzak dururum, sıkılırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. Evcil hayvan besleyemem ama beslemişliğim vardır, pişmanım ve beslenmesine de karşıyım, bencillik ve sadistlik olarak değerlendiririm.&lt;br /&gt;20. En sevdiğim koku kavun kokusudur, en sevdiğim tat elma suyu, en sevdiğim renk yeşil.&lt;br /&gt;21. Hep spor giyinmeyi istemişimdir ama bir şekilde olmamıştır.&lt;br /&gt;22. Takı olarak yüzükten vazgeçmem. Benim takım mutlaka gümüş ve gerçek olmalıdır, imitasyon şeyler sevmem. Ama arada kullanırım. Kol saatimi iki yıl çıkarmamışlığım vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23. Pazar gününü sevmem, erken yatmam gerekir. Cumartesi iyidir.&lt;br /&gt;24. Yaz aylarını sevmem, ilk ve son bahar gözdemdir. Her gün yağmur yağsa sıkılmam.&lt;br /&gt;25. 12 ay yorganla yatıyorum. Kendimi Snoopy’deki battaniyeli çocuğa benzetiyorum.&lt;br /&gt;26. Robin Williams’la tanışmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Artık çalmadığım bir gitarım ve bendirim var.&lt;br /&gt;28. Kurşun kalem beni en çok mutlu eden şeylerden. Kendimi ödüllendirmek istediğimde kurşun kalem alıyorum. Kendimi cezalandıracaksam da kırtasiyeye gidip kalem almadan çıkıyorum.&lt;br /&gt;29. Arada Stabilo’nun sitesine girip kalemleri seyredecek kadar kalem hastasıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30. Bazı geceler uyanıp deftere bir şeyler yazıp geri yatıyorum. İlhamın ne zaman geleceği belli olmuyor :)&lt;br /&gt;31. Aynı zamanda 3 kitap okurum. Birinden sıkılıp diğerine, sonra diğerine, sonra ilkine dönerim, hiç kafam karışmaz.&lt;br /&gt;32. Kitap ve defter arasında çiçek kurutmayı çok saçma, amaçsız, gereksiz, kızsı bulurum.&lt;br /&gt;33. Tartışmaktan sıkılmam, hazırcevapımdır.  Ama bunun yanında insanlarla önemli bir şey konuştuktan sonra hep “Şunu da demeliydim, neden demedim!” diye en önemli cümleler hep sonradan aklıma gelir, kendime sinir olurum.&lt;br /&gt;34. Gerçekten sevmediğim insanların yüzlerine ve gözlerine kendimi yırtsam, parçalasam bakamam. İnsan sevmemeyi hata olarak algıladığım için sanırım, gözlerine bakınca onları sevmediğimi anlayacaklarını zannederim. Şu an gerçekten sevmediğim ve ona karşı kendimi düzeltemediğim 1 kişi var.&lt;br /&gt;35. Şu an bu mimden çok sıkıldım ve boş bir iş gibi geldi, o yüzden kendimi tebrik edip bitiriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan kendini anlatmayı seven bir yaratık olsa da, bir yere kadar. Sıkılgan yapıma yenik düştü bu mim.&lt;br /&gt;Önceden de söylemiştim, bu kendini anlatma çabası bana gereksiz geliyor. 35 madde çok bile bence. Ha yazdıkça yazasın geliyor, bıraksam 500 madde de çıkar da faydasına inanamayınca yazıya da dökülmüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;He bir de diyebilirim ki, çocukken, yani ergenken, yani 10 sene önce falan, tüm hayatı anladığımı sanırdım ve kişiliğimi bulduğumu. Oysa anladım ki hayatı anlamak herkese nasib olan bir şey değil ve kişilik öyle buldum deyince sabitleşen bir şey değil. İnsan sürekli değişmeye mahkum. Yıllar sonra bu maddelerden geriye kaçı kalacak merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mübarek mimi, &lt;a href="http://histerikpollyanna.blogspot.com/"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 102);"&gt;Elalemin Akıllısı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;'na yolluyorum. Pek mim yazdığını görmedim ama yazmak isterse buyursun, istemezse paşa gönlü bilir :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-30751267938969429?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/YSh_3jWGLQw" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-12-01T22:00:58.525+02:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">7</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/08/bu-yaznn-hepsini-okuyana-plaket.html</feedburner:origLink></item><item><title>Yaşasın! Ramazan!</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/HTut_qhfkZY/yasasn-ramazan.html</link><category>tut beni allah'ım</category><category>illâ hû</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Thu, 20 Aug 2009 10:56:31 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-6537544384526280991</guid><description>Ramazan’ı ayrı seviyorum. Ne ulvî ve ne insanî bir aydır, ne lutuftur Allah’ım.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bana göre ruhî detox olan Ramazan’ı dört gözle bekliyordum, şükür kavuşturana. İnsan fıtratı gereği, nefis tabiatı gereği aç kalınca terbiye oluyor, mânen yükseliyor, yontuluyor bir nevi. Yıl boyu çıkan dikenlerimi törpülemeni umuyorum Ramazan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz sıcağıyla problemim yok, ne yapalım önümüzdeki yıllar böyle. Sızlanmak ve keçi yolları aramak bize yakışmaz. Yakışan zaten başlamış dırdır etmeye. Kısa yoldan ‘tutma kardeşim’ demeli bunlara, da diyen yok tabi. Dırdır edenlere de bakınca, zaten konuşanlar tutmayanlar. İşin farkında olanlar oruçla iştigal ediyor. Aklıma Peygamber –sas-‘in  karnına taş bağlaması geliyor. 30 yarım gün aç kalmışız çok mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yandan da 1 aylık dindarlık  gösterisine hoş gelmiş bulunuyoruz. Aman olsun bir ay bir aydır, bakarsın faydasını görürler günün birinde. Hepsini sevesim var. Herkes dilediğince geçirsin bu ayı. Riyakârlara da, salihlere de hayırlı Ramazanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzuru kendinden menkul Ramazan, hoş geldin, şeref verdin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-6537544384526280991?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/HTut_qhfkZY" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-08-20T20:56:31.973+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/08/yasasn-ramazan.html</feedburner:origLink></item><item><title>fobik reaksiyon</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/TdutT3Jn2Fo/fobik-reaksiyon.html</link><category>kendine gel</category><category>akıl oyunları</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Wed, 02 Sep 2009 04:27:48 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-6476517089417739016</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/Sp5WqAOSIaI/AAAAAAAABFM/-7tkFhnY45o/s1600-h/azrail1owux12.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 242px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/Sp5WqAOSIaI/AAAAAAAABFM/-7tkFhnY45o/s320/azrail1owux12.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376830284741353890" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Çok enteresan yeni bir fobimi keşfettim. Daha doğrusu çocukluğumdan kalıp bende küçük çaplı travma etkisi yaratan bir mevzu gün ışığına çıktı ve bu kez yakalandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben 7 yaşımdayken bir gün bir gün bütün çocuklar bir evde toplandık. En küçükleri bendim bunların. O büyük çocuklar da her şeye merak salma, sadistleşme, korkutmaca oynama dönemlerindeydiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam oldu biz bir odaya kapandık, bunlar açtılar bir kitap başladılar karanlıkta okumaya. Karanlıkta nasıl mı okudular, şu basınca kırmızı küçük ışık çıkaran anahtarlıklarla. Okudukları kitap da kıyamet alametlerini anlatıyor. Bunlar bir okuyup bir bağırıyorlar, ben de doğuştan var olan soğukkanlılığımla dinliyorum ama korkudan gebermeye de başlıyorum ufaktan. Sur’a üflenince insanlar camlardan dışarı bakar bakmaz gözleri akacakmış ve daha neler neler.. Hangi kitapsa o, hâlâ bulabilmiş değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha fazla dayanamayıp annemin yanına gittim. Ve o gece resmen ve alenen hallüsinasyon gördüm. Arkamda beyaz kefenli iki insan görmüştüm evde.&lt;br /&gt;Eh gayet tahmin edilesi şekilde bir daha karanlıkta uyuyadım, 7 yıl süresince. Sonra Felak-Nas dualarının okunması gerektiğini öğrendiğim gün karanlık fobim sona erdi. İşte duanın terapi gücü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakaaaat... geçen gün bir ortamda yine kıyametle ilgili enteresan şeylerden bahsedildi. Benim de zevzekliğim tuttu, benim hesaplarıma göre daha vakti değil, çeyizlerim boşuna mı bekliyor hem falan. Daha bi dolu şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benn gece bir kâbus görmüşümm. Amanın da amanınn... Korku filmleri halt etmiş yanında. Bir kıyamet sahnesiydi, burda anlatmaya mecalim yetmez. Bir gümbürtüydü ki of of. Sonra da ben bir uyandım, gecenin 4’ü. Daha da uyuyamadım, ömrümde bu kadar korktuğum bir elin parmaklarını geçmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanılmaz korktum ya dehşet bir şey. İnsan ne kadar aciz bir yaratık. Normalde fobim falan yoktur ama bir rüyayla iş nasıl bitiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra düşününce anladım ki o 7 yaşımdaki şeyi ben derinlere hapsetmişim, o hep orda durmuş meğer. Tekrar gündeme gelince de hortladı böyle. Bende acaip bir kıyamet fobisi var. Yalnız kendime terapi yapmayı düşünmüyorum. Herhalde kıyametten korkmak çok anormal olmasa gerek. Hem adam olmaya itici bir yönü de var. Böyle kalmasına karar verdim. Ama o kâbustan bir tane daha kesinlikle istemiyorum, burda anlaşalım lütfen alt beyincim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-6476517089417739016?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/TdutT3Jn2Fo" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-02T14:27:48.504+03:00</app:edited><media:thumbnail url="http://3.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/Sp5WqAOSIaI/AAAAAAAABFM/-7tkFhnY45o/s72-c/azrail1owux12.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">7</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/08/fobik-reaksiyon.html</feedburner:origLink></item><item><title>kısa bir hüzünden sonra...</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/qjzrSVtNOR0/ksa-bir-huzunden-sonra.html</link><category>öylesine</category><category>Pervane</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Sat, 08 Aug 2009 08:56:24 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-8954619473622173453</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/Sn2gGAt_c1I/AAAAAAAABCQ/rqiFb1U65vo/s1600-h/Balloons_x_by_xxMasquerade_by_balloon_club.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/Sn2gGAt_c1I/AAAAAAAABCQ/rqiFb1U65vo/s320/Balloons_x_by_xxMasquerade_by_balloon_club.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5367622356028060498" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Gün itibariyle blogumu rüyamda görmüş oldum. Hem de aklımdan en ufak köşesi geçmezken. Sayın Seyircilerim beni terk etmişler rüyamda, yazmıyorum diye herkescikler beni listelerinden çıkarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E şimdi ben napayım Sevgili okur, ya da okumaz? Kimseye nazımız geçmiyormuş rüya âleminde, hemencik unutulmuşum, benim neme gerek öyle okuyucu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de yazayım dedim bir kaç kelam. Adımız yürüsün ufaktan ufaktan. Hâlâ beni okuyan bir avuç dostum kaldıysa ömrümün son baharında diyerekten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüşmeyeli görüşmeye pek niyet etmedim açıkçası. İnsanın her şeye hevesi bir anda nasıl yok oluyormuş anladım. Gerçi sonra toparladık geçti, insan her hâle girmeye müsait bir varlık ne de olsa. Sıkıntı da olur ferahlık da. Biz var gücümüzle dua ediyoruz babama, kanserini yenemeyecek bile olsa, iyilikle hayırlısı olduğu kadar aramızda kalsın diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyor musun okuyucu, hastalıkla aram iyi olmuştur hep benim. Senede bir kere ancak hasta olduğum için olabilir tabi :) ama kulu Allah’a ciddi yaklaştıran bir şey. Acayip acizsin ve O’na sığınmaktan başka yapacak bir şeyin yok. İsyan da etmezsen acayip mükafatları var. Valla hastalık imtihanı bana daha değerli hissettiriyor, iletişim kanalları açılıyor sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de dostlar eleğin üstünde kalıyor ya, o da süper bir ayıklama sistemi. Ve çok şükür bizim o kadar çok dostumuz var ki, ağırladığımız misafirin ziyaretçinin haddi hesabı yok. Yalnız olmadığını bilmek çok güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında ben yine elimde büyüteçle insanlar arasında gezip inceleme turlarındayım. Ne çok çeşit insan var şu gözünü sevdiğim dünyada. Misal; kimileri başkalarıyla tanışır tanışmaz senli-benli konuşmaya başlarlar. Sanki uzun zamandır tanışıyormuş gibi, ya da yaşça küçük olanların büyüklerle fazla yakınlığı olmadığı halde senli-benli konuşanları da mevcut. Yoo eleştirmiyorum, mümkündür. Sıcakkanlı bir milletin evladlarıyız nasılsa. Geçenlerde öyle bir kızla tanıştım da ordan geldi bu düşünceler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de beş dakikalık sohbetten sonra hayatının ayrıntılarını anlatanlar var. Daha karşısındakini tekrar görüp görmeyeceği bile belli değil ama sanki dersin kapı komşusu, lisede sıra arkadaşı falan. Yooo, onu da eleştirmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak gelgelelim (bu kelimeyi de hiç sevmem), bende doğuştan bir resmiyet var. İngiliz soyundan da gelmiyorum oysa ki ama görsen kraliyet ailesinin kaçırılmış çocuğu benim sanırsın. Kasıtlı yapmıyor olsam da yakın akraba ve komşularımız hariç her büyük insanla sizli konuşurum, sokakta, alış-verişte asla kimseye sen diye hitap etmem, hatta ilk tanıştığım insanlarla da bazen akranım bile olsa sizli konuşurum, öyle bir protokol edasıdır gider. Yani al beni şimdi first lady yap, hiç sırıtmaz üstümde :) şu anki sırıtmamı saymazsak tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin sonunda ise şöyle bir durum var, bana kimse kolay kolay yaklaşamaz, soğuk nevale olduğumu düşünürler, hatta duyduğuma göre benden tırsanlar varmış iş ortamında. Diğer tür insanlarsa herkesin yakın arkadaşı, sevgi kelebeğidir. Ben sadece kibar olarak kalırım, onlar canayakındır, sıcacıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hmm bi an buzdolabı gibi hissettim kendimi. Fakat unutmamalı, ben bir İkizler olarak, şimdi bahsettiğimin tam tersiyim de aynı zamanda, her türlü istidadım mevcut. Hehe yaşasın ben :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-8954619473622173453?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/qjzrSVtNOR0" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-08-08T18:56:24.723+03:00</app:edited><media:thumbnail url="http://3.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/Sn2gGAt_c1I/AAAAAAAABCQ/rqiFb1U65vo/s72-c/Balloons_x_by_xxMasquerade_by_balloon_club.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">14</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/08/ksa-bir-huzunden-sonra.html</feedburner:origLink></item><item><title>karaya kaç kulaç kaldı?</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/77R6o5b0ZF8/karaya-kac-kulac-kald.html</link><category>galiba üzgünüz yüzümüz asık</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Thu, 23 Jul 2009 02:43:51 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-2231252535810275837</guid><description>bu yazıda babamı kaybettiğimi yazmak durumunda kalmadığım için şükürle,&lt;br /&gt;onu yavaş yavaş yitireceğim gerçeğine karşı teslimiyetle,&lt;br /&gt;pek çok şeye karşı ilgisizlikle, dopdoluyum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-2231252535810275837?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/77R6o5b0ZF8" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-07-23T12:43:51.218+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">16</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/07/karaya-kac-kulac-kald.html</feedburner:origLink></item><item><title>karşıki dağlara selamlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/AVTW6oL-pDg/karski-daglara-selamlar.html</link><category>galiba üzgünüz yüzümüz asık</category><category>dök abicim tam şuraya</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Mon, 06 Jul 2009 06:42:42 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-4483492282424374642</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/SlH_QAVkRVI/AAAAAAAAA6k/M1WDEY7lUxY/s1600-h/art_wizje_45.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 239px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/SlH_QAVkRVI/AAAAAAAAA6k/M1WDEY7lUxY/s320/art_wizje_45.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5355342082353677650" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sevdiğiniz birinin aniden ölmesi mi daha iyi, yoksa hasta olup gün geçtikçe eriyip biterek, adım adım ölmesi mi? Ne abuk bir soru değil mi? Değil işte..&lt;br /&gt;Hangisi daha çabuk atlatılır, hangisini hazmetmek daha kolay?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süre dolunca gidileceğini bilmek mesele değil. Herkesin bir vakti saati var nasılsa evet. Mesele başka.. Kimi zaman o vakit yaklaştığında bir sebep çıkar ortaya, uyarır sizi, sinyalleri vermeye başlar; hastalıktır, yaşlılıktır vs.. Ve dersiniz ki, artık demir almak günü geldi bu limandan. Hazır ola geçer beklersiniz, böyle nefesleri tutup tutup.&lt;br /&gt;Kimi zaman da tam vakti gelince, dıştan bakınca hiç yoktanmış gibi bir sebep peydah oluverir; trafik kazasıdır, kalp krizidir vs.. Siz de dersiniz ki, dağ gibi, sapasağlam adamdı, sırası değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki şimdi hangisi daha az acıtır? Ölümün rengi aynı değil mi? “Nasılsa bekliyorduk” demek rahatlatır mı mesela? Ya da şoka girince o afallamayla birlikte atlatmak da kolay mı olur dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta hayatta her şeye alışılıyor, insan yapısının yaratılışı gereği. Zorluklar kaldırma kuvvetiyle beraber koyuluyor insanın üstüne.&lt;br /&gt;Zaten bence hayat da su üzerinde batmadan durabilmek gibi. İnsan suda çırpındıkça batar, ancak kendini rahat bıraktığı an su onu yüzeye kaldırır. Bence teslimiyetin tanımı, suyun kaldırma kuvvetine güvenmektir ve hayat suyun üzerinde durabilmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiğin birinin ölümü de dengeyi sarsan dalgalardan, nasıl olursa olsun, aniden ya da yavaştan, benzer acılar yaşatıyor ve zaman geçtikçe ikisi de hafifliyor. Ama ben yine de kurcalıyorum ve düşünmeden edemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi hastaysa daha zor gibi geliyor. Çünkü çeşit çeşit tedaviler peşinden koşarken, günden güne gözünün önünde çökerken, beraberindeki herkes, günlerce ölüyor. Üstelik ölüm saati herkes için önceden belirlenmiş ve insan bunu kabullenmeye hazır yaratılmışken. Her şekilde bu acıya katlanılıyorsa, bunu aylarca yıllarca çekmek daha fena değil mi?  He “Yeter ki yanımda olsun” demek de var, ama bu biraz bencilce bence. Ve tanıdığın, sevdiğin biri, bambaşka ve acz içinde birine dönüşünce buna dayanmak o kadar basit olmasa gerek.&lt;br /&gt;Aniden ölünce vasiyet bırakamama, helalleşememe durumlarından bahsedilirse de, İslam zaten bunları sağlıklıyken öğütlemiştir. Vasiyet için hasta olmaya gerek yok. Her an ölebileceğini bilmek yeterli. Her kapıdan çıkanın dönmeyebileceği, uyuyanın uyanmayabileceği ihtimali gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum, ölümden çok bahsediyorum. Üzgünüm, burnumun ucunda, görmezden gelemiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-4483492282424374642?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/AVTW6oL-pDg" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-07-06T16:42:42.995+03:00</app:edited><media:thumbnail url="http://4.bp.blogspot.com/_Ew0xuBSXPMc/SlH_QAVkRVI/AAAAAAAAA6k/M1WDEY7lUxY/s72-c/art_wizje_45.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">7</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/07/karski-daglara-selamlar.html</feedburner:origLink></item><item><title>for the records</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/t4NQskIFmdM/for-records.html</link><category>tut beni allah'ım</category><category>içsel ateşlenmeler</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Sun, 05 Jul 2009 08:10:53 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-1122811412562564286</guid><description>Güçlü olmalıyız değil mi?&lt;br /&gt;Destek olmalıyız, birbirimize bakışlarımız sabrı aşılamalı, teslimiyeti hatırlatmalıyız birbirimize.&lt;br /&gt;Ama bi şey diyeyim mi?&lt;br /&gt;İçimde biriken seller var, yataklarından taşan akarsular.&lt;br /&gt;Sabır, teslimiyet amennâ, ama&lt;br /&gt;Tükürürüm güçlülüğüne...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-1122811412562564286?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/t4NQskIFmdM" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-07-05T18:10:53.352+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/07/for-records.html</feedburner:origLink></item><item><title>bir gün bir gün bir çocuk</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/t20Mvf15My0/bir-gun-bir-gun-bir-cocuk.html</link><category>ona buna sataşmaca</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Fri, 26 Jun 2009 11:44:21 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-6293076885253876103</guid><description>Akşam akşam ve dahi kandil kandil aklıma en kel alaka şeyler üşüştü. Benim aklım böyle çalışıyor zati, paso başka yerlerde, sonra hepsi bir araya gelip kafamı şişiriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak şimdi ne düşündüm. Çocukken neden bize saçma sapan şarkılar öğretirlerdi ve neden hala şimdiki çocuklara aynı şarkıları öğretiyorlar? Açıklayana en sıcak gülüşümü yollayıp teşekkür edeceğim. Nerden çıktı sorusu yasak. Çünkü ben de hatırlamıyorum, daldan dala gezinirken orda takılmışım demek ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misal; ordaa bir köy var uzakta, gitmesek de görmesek de ora bizimdir evelallah. Bu ne abuk bi laftır allasen? Ora senin köyünse neden gitmiyorsun, neden görmüyorsun, gitsene ya hu! Hem acaba şarkıda kastedilen köy neresidir, neresi bizimdir de gidemiyoruzdur? Bu şarkının çocuğun üzerinde yapabileceği etkiler nelerdir? İnsanlar köylerine gidemez, köyler uzakta bir yerlerdedir, insan gidip görmediği bir yere de sahip olabilir. Bu mudur yani?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laylay laylay laaaa  kısmınaysa hiç girmiyorum, içimi bayıyor. Bir de bu melodiyi Ayşecik filmlerinde mi kullanmışlardı bana mı öyle geldi şimdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayşecik dedim de, o kızın (teyze oldu şimdi) Pollyanna’nın Türk versiyonu bir filmi vardı mesela. Hiç sevmem Pollyanna’yı, babasını da sevmezdim, hep onun yüzünden o çocuk öyle oldu. O ne gereksiz, faydasız ehi ehi ehi durumudur ya. Hep de pişmiş kelle gibi sırıtılmaz ki yani, ruh sağlığına zararlı bi kere. Benim arkadaşım olsa Pollyanna, günün birinde bi tane patlatırdım herhalde suratına. Düşünsene arabam çalışmış (yok ya ondan böyle rahat sallıyorum), geçmiş karşıma “Benzin fiyatları çok yüksekti zaten,  otobüsün de ayrı bir zevki var, olmadı vapura binersin püfür püfür” diyor. Ay git elimden bi kaza çıkmadan, bi daha gözüm görmesin seni .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka; Saat dokuzu beş geçe, Atam Dolmabahçe’de diye başlayan şarkı, doktor doktor kalksana lambaları yaksana diye devam ediyor. Sabah dokuzda ne lambası hacı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk ölmedi, yüreğimde yaşıyor diye başlayan şarkı, ölmedin ölemezsin diye bitiyor. Buraya çok girsem mi bilmiyorum ama bu pedagojik olarak hiç mantıklı bir şarkı değil. Bir kabullenmeme, bir isyan, bir aykırılık söz konusu. Çocuk bunu alır hayatında sevdiği herkese uyarlar, ölüme başkaldırır, al sana psikoproblem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen gün bir tanıdığımız küçük kızının müsameresine gitmiş de, çocukların söyledikleri tüm şarkılar annesinin de ilkokulda öğrendiği şarkılarmış. Hatta benim annemin de. Annem 52 yaşında olduğuna göre ve annemden öncekilere de bu şarkıların öğretilmiş olacağını düşünerek, kaç yıldır veledlere aynı şarkıların öğretildiğini ve niye yeni ve daha güzel şeyler üretilmediğini buyrun tefekkür edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha nesillerin birbirinden kopmaması için derse birisi, ben ona ne şekil güleceğimi çok iyi biliyorum :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-6293076885253876103?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/t20Mvf15My0" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-26T21:44:21.465+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/06/bir-gun-bir-gun-bir-cocuk.html</feedburner:origLink></item><item><title>rezil</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/PQq4R7Kl4nY/rezil.html</link><category>aduuukettt</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Fri, 19 Jun 2009 13:08:00 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-2642269956481011036</guid><description>yorgun ve de argınım.&lt;br /&gt;tüm devlet işlerinin içine tükürüp geldim.&lt;br /&gt;en fazla 3 saatliğine çıktığım eve 7 saat sonra geldim.&lt;br /&gt;döndüğümde aynaya akseden solmuş benzim kaldı geriye.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-2642269956481011036?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/PQq4R7Kl4nY" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-19T23:08:00.750+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">7</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/06/rezil.html</feedburner:origLink></item><item><title>abidig gubidik twist twist</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/fofuyzPLKjI/abidig-gubidik-twist-twist.html</link><category>deli saçmaları</category><category>kendine gel</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Wed, 24 Jun 2009 01:26:56 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-7249582935225110511</guid><description>Bu ara bişeyler yazmak istiyorum ama içimden gelmiyor. Napalım zorla mı bacım biraderim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ara istediğim çok şey olmuyor diye de üzülecek değilim. Niye, aptal mıyım? İnsanlar üzülür, normali bu canım.  Üzül diyorum kendime yani, kaçırma bunları ey okur. Ama o da gelmiyor içimden. Yine de mutluyum ya ona yanıyorum. İçimden sadece kitap okumak ve örgü örmek geliyor, buna rağmen mutluyum. Nasıl bir saflıktır bu? İç konuşmalarım çok çelişkili açıklamalar yapıyor. Misal, şimdi de diyor ki, saflık kalbin güzelliğindendir. Nasıl da kotarıyor kendini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela bu ara kızacak bir şeyler olsun istiyorum, bir şeylere kızmak istiyorum ama yok. Tüh kısacası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sanırım buna biz kaşınma diyoruz, yani yakında birilerinin beni kızdırması muhtemeldir. Ay heyecanlandım şimdi, kavga mı var :D Yok canım manyak değilim o kadar, dilimde benim dilimde. Özümde iyi biriyim :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blog blooog, sallan da kendine gel, uyan da balığa çıkalım!&lt;br /&gt;(Peşpeşe sesli olarak ‘blog’ dememeniz tavsiye olunur. Dedin değil mi? E ben demiştim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Ay yazmazsam çatlarım. Bu yazıyı yayınlayınca çıkan ekranda reklam çıktı, "Boy uzatmak artık sorun değil" mi ne diyor, o kısma bakıcam şimdi tekrar. Ahahaha yani çok güldüm, bana çıkabilecek en son reklam, daha nereye uzuyorum kardeşim, ceviz mi toplayacaz :D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-7249582935225110511?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/fofuyzPLKjI" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-24T11:26:56.272+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">6</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/06/abidig-gubidik-twist-twist.html</feedburner:origLink></item><item><title>ne ilginç değil mi?</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/IModLKphHmc/ne-ilginc-degil-mi.html</link><category>öylesine</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Sat, 13 Jun 2009 10:30:47 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-5194470579311459102</guid><description>Ben burada oturup kitabımı okurken ya da örgümü örerken mesela, insanlar ayrılıyor, kavuşuyor, seviniyor, ağlıyor, evleniyor, doğuruyor  ve hatta ölüyor.&lt;br /&gt;Ben internette takılırken bir gece yarısı, insanlar evimin önünden ambulansla geçiyor, hemen aşağımızdaki hastanenin Acil’ine geliyor ve yine ölüyor.&lt;br /&gt;Ben sonra bir siteye tıklarken, karşıma bir ölüm haberi çıkıyor ve ben üzülüyorum.&lt;br /&gt;Günler sonra üzüldüğüm kişinin, uğurlanan kişinin, evimin önünden geçen kişi olduğunu okuyorum. Bizim evin önünden hep ambulans geçiyor, ben evde otururken. Ben hep “Allah şifa versin” diyorum. O da kimine veriyor, kimininkini daha güzel bir mekâna saklıyor.&lt;br /&gt;Ben kendi işlerimle meşgulken, bir kaç yüz metre ilerimizde koca bir kalabalık birini uğurluyor sonsuza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben dergimin üzerindeki bir çift göze bakarken aklımdan bunlar geçiyor. Hay Allah!&lt;br /&gt;Biz dursak da, hayat her koldan devam ediyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-5194470579311459102?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/IModLKphHmc" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-13T20:30:47.283+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">9</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/06/ne-ilginc-degil-mi.html</feedburner:origLink></item><item><title>Tüh be!</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/ZwWmtqeCnzE/tuh-be.html</link><category>Pervane</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Wed, 10 Jun 2009 02:35:02 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-6633867993045552324</guid><description>Yaşlanıyorum azizim,&lt;br /&gt;Bugün itibariyle &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;24&lt;/span&gt; oldum, aman ne hoş.&lt;br /&gt;Heç hoş değil.&lt;br /&gt;Önceden iyi bir şey gibiydi yaşını sorduklarında daha büyük bir rakam söyleyecek olmak.&lt;br /&gt;Şimdi değil, hiç değil.&lt;br /&gt;Bir kız için 23 iyidir mesela. Sanırım önümüzdeki beş yıl 23’te kalabilirim.&lt;br /&gt;Ya da bak otuz yaşındaki kadınları da severim, yok yok otuz beş.&lt;br /&gt;Böyle yüzlerinde olgun bir ifade vardır, gözlerinin yanında ufak çizgiler. Elleri kolları daha oturaklı bir şekildedir. (o da ne demekse işte) ses tonları da hoş olur. Gerçi ses tonu en yavaş yaşlanan şey ama anlaşılabilir 23’le 35 arası fark.&lt;br /&gt;Neyse klasik söylemimize geçelim, akıl yaşta değil baştadır.&lt;br /&gt;Bak bunu söyledim ya rahatladım. Evet.&lt;br /&gt;Şimdi zamanın tadını çıkarabilirim. 24’ü kabul edebilirim. Yıllara böyle meydan okunmaz zaten. Önemli olan mazide kalmamak. Ömrün içini doldurmak.&lt;br /&gt;En azından 25’ten gün alıyorum demem. Aayyy ne kabus bi cümle oldu yaa. Ooff kesin bu cümleyi bir daha kullanmayacağım.&lt;br /&gt;Başa mı sardık, hmm sanırım.&lt;br /&gt;Üstüme gitmemeliyim.&lt;br /&gt;Rabbimden hayırlı ömür diliyorum kendime ve bu yazıyı okuyanlara.&lt;br /&gt;Tüm bu lakırdılar bi yana, boşa harcanmamış nefesler duasıyla…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not; Doğum günümü kutlamayın, hele ayıp olmasın diye hiç kutlamayın. İki senedir, bir gün sonra aklıma geliyordu doğum günüm olduğu, o derece kutlamıyorum yani, ne kendimi ne kimseninkini. Bu sene erken hatırladım niyeyse. Zamanın su gibi aktığı dank ediyor galiba :) Hele dünki haberden sonra... Her an ölebilecek olduktan sonra doğum günü falan çok anlamsız. Hem kimi tebrik etmeli, Allah'ı mı? İyi ki yarattın beni Allah'ım. Saçma! Neyse uzatmamalı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dualara açığız tabi :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-6633867993045552324?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/ZwWmtqeCnzE" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-10T12:35:02.124+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">18</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/06/tuh-be.html</feedburner:origLink></item><item><title>hayat</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/jZzA/~3/qgrhuYp4YR8/hayat.html</link><category>beni katagorize etme</category><author>pervanehu@hotmail.com (Pervane)</author><pubDate>Tue, 09 Jun 2009 14:05:09 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6202845944386034985.post-5581920655003538064</guid><description>İnnâ lillah ve innâ ileyhi raciun...&lt;br /&gt;Ne enteresan, sanal dünyadan da tanımış olsan samimi duygular beslemek birilerine. Sonra &lt;a style="color: rgb(255, 153, 255);" href="http://www.8sutun.com/haber?id=41969"&gt;göç ettiklerini&lt;/a&gt; duyup üzülmek üzülmek, midene yumruk yemiş gibi...&lt;br /&gt;Mekanın cennet olsun &lt;a style="color: rgb(204, 102, 204);" href="http://www.yazihane.org/"&gt;Faruk Yücel&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 102, 204);"&gt;..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müdavimi olduğum Gerçek Hayat ekibinin de başı sağolsun..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6202845944386034985-5581920655003538064?l=pervanehu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/jZzA/~4/qgrhuYp4YR8" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-10T00:05:09.664+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">5</thr:total><feedburner:origLink>http://pervanehu.blogspot.com/2009/06/hayat.html</feedburner:origLink></item><media:rating>nonadult</media:rating></channel></rss>
