<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" standalone="no"?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><rss xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" version="2.0"><channel><title>alperyz life log</title><description>an engineer interested in art, nature, history, travel, future, space. studying philosophy</description><managingEditor>noreply@blogger.com (alperyz)</managingEditor><pubDate>Mon, 7 Jul 2025 20:06:50 +0300</pubDate><generator>Blogger http://www.blogger.com</generator><openSearch:totalResults xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">6</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">25</openSearch:itemsPerPage><link>http://alperyz.blogspot.com/</link><language>en-us</language><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>an engineer interested in art, nature, history, travel, future, space. studying philosophy</itunes:subtitle><itunes:owner><itunes:email>noreply@blogger.com</itunes:email></itunes:owner><item><title>tmp</title><link>http://alperyz.blogspot.com/2025/07/tmp.html</link><author>noreply@blogger.com (alperyz)</author><pubDate>Mon, 7 Jul 2025 18:30:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8729086086838446962.post-2624100417585615479</guid><description>&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEilWek_MjSbQjSXRIqst2FpkkT9xg_zLMpKbuxxawCIPVvH1w-QR3S__OX9a9szHN5-ySu84cRMQNmQTVn3O2RlCfcjJmaR-i_Kwloeus3EThK9yMeh518q8ipAMW8Fn2ZX3-n9VjRB0L6FZQeaOrrM6JXFkpugvHsmlKH0OdylTPbTzQGh4D9SvTOdAY3Z/s1000/kapak.jpeg" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1000" data-original-width="1000" height="661" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEilWek_MjSbQjSXRIqst2FpkkT9xg_zLMpKbuxxawCIPVvH1w-QR3S__OX9a9szHN5-ySu84cRMQNmQTVn3O2RlCfcjJmaR-i_Kwloeus3EThK9yMeh518q8ipAMW8Fn2ZX3-n9VjRB0L6FZQeaOrrM6JXFkpugvHsmlKH0OdylTPbTzQGh4D9SvTOdAY3Z/w661-h661/kapak.jpeg" width="661" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEilWek_MjSbQjSXRIqst2FpkkT9xg_zLMpKbuxxawCIPVvH1w-QR3S__OX9a9szHN5-ySu84cRMQNmQTVn3O2RlCfcjJmaR-i_Kwloeus3EThK9yMeh518q8ipAMW8Fn2ZX3-n9VjRB0L6FZQeaOrrM6JXFkpugvHsmlKH0OdylTPbTzQGh4D9SvTOdAY3Z/s72-w661-h661-c/kapak.jpeg" width="72"/></item><item><title>Günün ardından, acı deneyimler</title><link>http://alperyz.blogspot.com/2010/02/gunun-ardndan-ac-deneyimler.html</link><author>noreply@blogger.com (alperyz)</author><pubDate>Thu, 4 Feb 2010 17:27:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8729086086838446962.post-3818544724032927777</guid><description>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;(03.02.2010)&lt;br /&gt;Önceki gün eve dönüş yolunda yorucu geçen 3 saatlik yolun ardından gece boyu devam edecek kar yağışının da haberini aldığımda sanki bu sabah her tarafı kar kitleyecek ve kimse yerinden kıpırdayamıycak sanmıştım. Oysaki tam aksine ben bile bugün yerimde duramayıp İstanbul'u keşfe çıkmıştım. Hep bilindik yerlere gider tekrar tekrar görmekten sıkılmaz ama bir yandan da aklımda yoldan geçen bi otobüse binip nerelere gidiyor görmek vardı ve bu soğuk günde bir nebze bu hayalim gerçeğe dönmüştü.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Ve sabah olmuş uyanmıştım. Perdenin aralığından sokağa bakmadan önce aklımda heryeri bembeyaz görmek vardı ama gece yağan kar on gün öncekini aratır gibiydi söylentilerin aksine. Sadece binaların çatıları beyaza bürünmüş, arabaların üstü neredeyse tertemizdi. Yani o beklenen felaket gün senaryoları sabahın ilk saatlerinde yalan olmuştu. Ve bu bana aklımdaki planları gerçekleştirme fırsatı sunmuştu. İstanbul'da beşinci yılım olmasına karşın hâlâ takımımın bir maçına dahi gidememiş takımımı canlı olarak izleyemeştim. Ama bugün kararım kesindi ve artık o maça gidecektim. Sonuç düştüm olimpiyat yollarına.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Yolda kuzen'e uğramak iyi fikirdi maça tek başına gitmektense kuzeni kandırabilirdim en azından :). Fenerli kuzeni Trabzon maçına Trabzon taraftarları arasına götürmekte ayrı bi konu ama olsun güzel olacağından emindim. Beraber çıktık yola tabi öncesinde gerekli ulaşım bilgilerini google ve &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://iett.gov.tr/"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;iett.gov.tr&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;'den toplamıştım. İnternette rastladığım çeşitli ulaşım önerileri arasından aklıma en çok yatan helikopterle stada gitmekti ama şimdi helikopter nerden kalkıyor nasıl kiralanıyor bilmediğimden iett'ye tabi olmuştuk :)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Durakta planlar arasındaki binmemiz gereken ilk otobüsü bekliyoruz. Dakikalar geçiyor ama ne gelen var ne giden :S var bu işte bi sakatlık deyip bir anda hareket amirliğinde bitiveriyorum. Aldığım cevaplar gayet bitirici sözler "arıza, kaza durumlarında yapılacak birşey yok, başka otobüs olmadığından bir sonrakini beklemelisiniz" o an içimden iett'ye sayıyorum ama her neyse bir şekilde muhtaçtık. Bu muhtaçlık görüyorsunuz o kadar acı bir durum ki siniriniz tepenizde bile olsa haklı tepkinizi gösterirken daha pasif ve sakin olmanızı gerektiriyor. Her neyse canınız cehenneme der gibi ordan ayrılırken duraktan kalkmakta olan bir otobüs dikkatimizi çekti ve atladık artık kısmet nereye götürürse. Tabi sorduk stada gidiyor musun diye, adam da en yakın bu geçiyor deyince kriz anında başka da çözüm olmayınca haydi atla.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Ht15 hemen iett otobüs hatlarından otobüsün güzergahını açar nerdeyiz takibe başlarım. Gitmemiz gereken topu topu 7 duraklık mesafeyken farklı otobüse binmemiz bize 32 durağa mal olmuştu. Öyle yerlerden geçiyoruz ki, burası istanbul deseler benzetemezsiniz. Beyaza bürünmüş geniş araziler arasında kısmen yıkılmış naylon barınaklar ve seralar. Yola devam ederken bir dağlık tepelik araziden geçiyoruz ve sağda bir tabela dikkatimizi çekiyor. Nükleer araştırma merkezi. Heryerde onu görmeye çalışıyoruz ama nafile. Galiba gölün altına kurulmuş bir türlü denk gelemedik. Tepelerin arasından yola devam ederken ufukta stad gürünmüştü. Şoförde görmüş olacak ki bir durak sonra burda inmelisiniz dedi ve indik. Indiğimizde stad tepelerin ardında kalmıştı ve sadece ne tarafa gitmeniz gerektiğini ogrenebilmiştik. Kenardan kenardan karların arasından ilerlerken yolda aynı kaderi yaşayan taraftarlar olduğunu görüyorduk. Yaklaşık bir bir buçuk kilometre tepelerin arasında karlı yollardan geçerek bir şekilde ulaşıyoruz stada ve dakka on olmuş. Bu kadar eziyete rağmen iyi zamanlamaydı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Tribünler her zamanki gibi ibb tarafı gözle sayılacak kadar azdı. Sanırım bunun sebebini anladınız. Bu taraftar her maç için bu çektiğimiz eziyeti çekerse daha maça gider mi. İbb'nin taraftarı yok denecek kadar az diyoruz ya tam bundan işte. Trabzon taraftarına diyecek bir şey bulamıyorum zaten. Maç süresince tezahürat "bize her yer trabzon" , aralar da maç süresince toplam 17 sarı kart gösteren hakem aleyhinde iyi niyetli sloganlar. Dakikalar 87 olmuştu hatalarımızdan ötürü kaybedeceğimiz maçta bir anda hakem penaltı noktasını gösterdi. Tam kurtulduk derken yine sahneye Umut çıktı ve her zaman ki başarısını göstererek topu kalecinin üzerine vurdu : / Bu kadar süre baskı kurmuş takımımız nasıl bir gol bile atamaz derken pozisyonun devamında kazanılan kornerde kafalardan seken topa maç boyu hatalarıyla tepki çeken Cale son kafa vuruşunu yaparak golü takımımız adına yazdırmıştı. Kalan bu kısacık sürede yine umut'la mutlak pozisyonlar yakalamamıza rağmen değerlendiremeyince sahadan biraz mutsuz ayriliyorduk ama olsun deplasmanda alınan beraberlik tur için avantajdır her zaman.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Maç sonu taraftarın sahayı boşaltma süresi etkileyiciydi. Stad bu açıdan gayet güzel yapılmış diyebiliriz ama stadı boşaltan taraftar ne yapacak orası bilinmiyor. Koşan bir grup gördüm bi an, peşlerinden gitmeyi düşünene kadar stad önünde bekleyen minibüs'ün hınca hınç dolduğuna şahit olduk ve arkadan geliyor diyerekten giden minibüsün ardından adeta kaderimize terkedildik stadın yanı başında. Ne gelen var ne giden bekledik on on beş dakka. Artık polisler staddan ayrılmaya başlamıştı. Anlaşılan geride kimse de kalmamıştı. Sonunda çareyi polise sığınmakta bulmuştuk biraz konuşaraktan polis minibüsünü bizi en yakın otobüs durağına götürmesi konusunda ikna etmiştik. Bu ıssız tepelerden nihayet kurtulmuştuk :)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Sürprizler bitmiyordu. Günü sonları eve dönmüştüm artık, önceki yazımda bahsettiğim depremde ilk yıkılacak olan. Haftanın üçüncü gününde ikinci kez elektrik sistemi arıza çıkarmış tüm apartman karanlığa gömülmüştü. Kombinin de elektrikle çalıştığını öğrendiğinden içerinin önceki geceden kalma sıcaklığına şükrediyordum ve yerime uzanıp bu satırları yazmaya başlamıştım. Aynı gün içinde bu kadar tecrübe edinmek demek ağır gelmişti ki uyuya kaldığımdan ancak iş çıkışı eve dönerken yazımı tamamlama fırsatını bulmuştum :) &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;teşekkürler&lt;br /&gt;by SymbianS60 Mobil Ofis&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</description></item><item><title>Depremde ilk yıkılacak</title><link>http://alperyz.blogspot.com/2010/02/depremde-ilk-yklacak.html</link><category>avcılar</category><category>deprem</category><category>ilk</category><category>kurtarılacak</category><category>merkez</category><author>noreply@blogger.com (alperyz)</author><pubDate>Tue, 2 Feb 2010 21:54:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8729086086838446962.post-5499677021783404644</guid><description>&lt;div&gt;Uzun zaman oldu yeni mekanımıza, merkezdeki yeni evimize taşınalı. İlk izlenimler ve geri bildirim vakti geldi de geçiyor oysaki. Ama hâlâ ısınabilmiş değilim bu apartmana. Öyle ki iki günü bile birbirine denk değil. Örneklerle anlatmak daha kolay olacak sanırım. Hem o kadar çok gariplik var ki atladıklarım mutlaka oalcaktır. Hatırladıkça eklerim artık.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Meşhur asansörümüz...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda hiç şüpheniz olmasın bindiniz mi inme garantisi olmadığını hissettiriyor. Bigün çalışıyorsa ertesi gün muhtemelen bozuluyor. Eğer 5. kattan yukarda oturuyorsanız keşke çalışsa da olmazsa içinde kalsam diyorsunuz ama nafile. Tırmanış başlıyor. Kapısında üç kişilik yazdığına aldanmayın, iki ince eleman zor sığıyor.  Bir kalın bir ince de ise aşağı doğru gitme ihtimali artıyor.  Yalnız tam otomatik biner binmez düğmeye basın halatları koparmış gibi gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yıllanmış telefon hatlarımız...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Evde olmazsa olmaz internet bağlantısı için ttnet'le irtibata geçilir. ttnet'ten 8 Mbit'e kadar paket satın alınır. Bağlantı servis sorumluları tarafından gelinir yapılır. Herşey tamam gibi ama nerde o günler. 8 Mbit internet bağlatmışız ama youtube'da bir video izlemek için yine yüklenmesini bekliyoruz :S E nasıl oluyor bu deyip bi test yaparım ki, download 2,1 Mbit upload 0,5 Mbit. Kısaca sonuçlar rezalet neredeyse.  Bir sinir, bir sinir ararım ttnet'i ne bu kardeşim 8/2,1 kaç yapıyor farkında mısınız derim. Eleman bu bile iyi demez mi :d Neyse artık diycem ama son sözleri gayet çarpıcıdır. Sözleşmede 8 Mbit değil, 8 Mbit'e kadar hızlı diyoruz demez mi. Daha sözüm kalmıyor bunun üstüne. Başarılarının devamını diliyor kapatıyorum. Günler geçiyor bu eziyetle vee sonunda bir pazar sabahı uyanırım ki internet hepten gitmiş. Acilen ttnet aranır pazar sabahın köründe. Arıza kaydı falan filan bişeler dediler emin olamadım o sıralar sosyal medyada atağa kalkan ttnet'e ff üzerinden mesaj da atılır. Cepten yazıyorum tabi.  Pazar Gün ortası saat 1 gibi Merhaba Alper Bey ? diye kapı çalar. Bi de ne göreyim ttnet'ten gelmişler :d Bi şaşkınlık bi şaşkınlık acaba ne iş derken laf zamanla açıldı. Eleman der ki, rekabet artık daha ciddi müşteri memnuniyeti için 24 saat hizmetteyiz. İyi çok güzel neyse bizim arızaya geldik tekrardan. Diyorum ki neden bize 8 Mbit internet gelmez daha nereye gidelim santralin üst katına taşınacak halimiz yok ya. Santrale 50 metre mesafedeyiz. Yetmez mi ? Ve elemanın bitirici cevabı gelir. Apartmanda nerdeyse 25 yıllık kablolar kullanıyor. Bu hızı aldığınıza sevinmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Daha ne bozulabilir ki demeyin, hidrofora geçelim :)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu hidroforda neyin nesidir önce bi bunu tanıyalım. Bu hidrofor tahminimce yüksek katlara su çıkmasını sağlayan bir su pompası gibi birşey. Bunu nasıl tahmin ediyorum dersiniz.  Şöyle ki bir gün yine apartmanın girişinde meşhur asansörün gelmesini beklerken orda bi duyuru panomuz var. Her türlü felaket haberi ordadır. Bir de ne göreyim "Hidrofor bozuldu, sistem yenilenecek". şu şu fiyat bu bu fiyat hidrofor'u oluşturan tüm parçaların ücretleriyle birlikte tek tek içeren bi liste koymuş yöneticimiz sağolsun, toplam 1500 tl. Bu kadar para edecek ne varken hidroforu oluşturan tüm parçaları da tanımış olmakla birlikte demek hidrofor bu işe yarıyormuş dedirtiyor işte insana:) Eve çıkılır ve test yapılır. Acaba herşey yolunda mı diye ama sonuç olumsuz. Sular maksimum 3 sn akıyor ve sonra sesi soluğu kesiliyor. Çeşmelerden su akmaması ne gibi sorunlar doğurur daha yazmama gerek yok sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bitmedi, gel gelelim elektrik tesisatına&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yine bir akşam üstü. İş çıkışı eve dönülür apartman giriş kapısı açılır ve ne göreyim. Bi kaç insan ellerinde el fenerleri kapının hemen arkasında bi inceleme araştırma durumundalar. Ne olmuş diye sormama gerek kalmıyor. Zaten göz gözü görmüyor.  Elemanlar aralarında konuşuyor TEK'in numarası kaçtı filan diye. Birisi diyor belediye başkanını aramamız gerekiyor birisi de elinde kontrol kalemi faz toprak ölçümü yapıyor :) Sonuç yine aynı. Kaç yıllık kablolar böyle arada arıza vermesi normal. Ben de safça arızanın giderilmesi kaç dakka sürer diye soruyorum. Elemanların biraz yüzü gülüyor. Kısmet deyip dönüyorum geri. Çünkü daha bir önceki gün öğrenmiştim kombi'nin de elektrikle çalıştığını :d Karanlık ve soğuk bir evde insan ne yapsın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bunu da ekliyim de şimdilik tamam.. Yan komşunun çocukları&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Çocuklar her gün sabah erkenden uyanır mutlu bir şekilde eğlencelerine oyunlarına başlarlar. Ara sıra sesleri yükselir sonra sakinleşirler. Muhtemelen oyunlarının ortalarına doğru biraz etrafı karıştırmış oluyorlar ki vahşi bir ses yükselmeye başlıyor çocukların üzerine ve ortalık bir anda sus pus. Kadının biraz sinirleri bozuk olsa gerek&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;ki çocuğun birine öylece bağırıyor. "Seni akıl hastanesine yerleştiricem!" Şimdi çocuğun yerinde olsam seni ordan nasıl çıkardılar diye cevap verirdim ama çocuğa yazık olurdu :d ve daha bi ton laf kadının çocuklara sarfettiği, çocukların da bu ne diyor diye düşünüp anlayamayacağı. Burdan da anlıyorsunuz ki apartmanda bir toplu yaşam sözkonusu. Yan odada neler oluyor misafir gelmiş mi neden bahsediyorlar filan sohbete katılabilirsiniz yani :)&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Vee tüm bunları alt alta koyup taraf tarafa toplayınca bizim bu binanın depremde ilk yıkılacak bina olma ihtimali diğerlerinden bir hayli fazla olmuyor mu dersiniz !&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;span face="tahoma,sans-serif"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;alper yz&lt;br /&gt;Sent from Cihangir, İstanbul, Turkey</description></item><item><title>Avea'yla Hayat Zor !</title><link>http://alperyz.blogspot.com/2009/05/aveayla-hayat-zor.html</link><category>avea</category><category>felaket</category><category>hizmetleri</category><category>illet</category><category>müşteri</category><category>rezalet</category><author>noreply@blogger.com (alperyz)</author><pubDate>Fri, 15 May 2009 12:44:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8729086086838446962.post-2257878841574601537</guid><description>Zaten birçok şeyle meşgul olan insan beyni aynı zamanda da avea'nın sırlarını çözmekle meşgul. Günden güne öyle tuhaf şeyler meydana geliyor ki insanın aklı kafi gelmiyor, Avea 500'ü arıyor. İşin garibi onlar da bişe anlamıyorlar :D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekli anlatım yapalım, elimizde dört Avea hattı var ve dördü de mobil öğrenci tarifesinde. Normal bir operatörde aynı tarifeye sahip dört müşteriye aynı şeyler olmalıdır ama avea'yla hayat zor dedik ya ondan burda biraz farklı ! İlk avea hattını incelediğimizde 100 kontör yükleyince 100 kontör hediye veriyor üstüne 60 dakika şebeke içi konuşma. Diğer üçüne 100 yükleyince bişe yok. İkinciyi incelediğimizde 150 yüklüyorsunuz 180 dakka şebeke için konuşma veriyor, bu sefer de dördüncüye birşey yok !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paketler de son zamanda pek moda. Onlara da bir bakalım. İlk avea hattını inceliyoruz, "19 kontöre 500 her yöne sms", yanlış yok yalnız on dokuz kontöre her yöne beşyüz. Diğerlerine 39 kontöre. Devam edelim. İkinci avea hattından 39 kontör verip 500 her yöne sms alındığında 1 ay kullanım süresi sonunda 100 heryöne sms daha veriyor ve bunun son kullanım süresi yok. üçüncü ve dördüncü içinse böyle bir şey görülmemiş. Onlar 39 kontör verip 500 sms aldılar mı 30 gün sonunda elleri bomboş kalakalıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunların yanısıra sanmıyorum ki avea'nın ücretlendirme algoritmasını çözen bir avea müşterisi var olsun. Eskiden 250 kontör yükler rahat rahat kullanırdık, sonraları 150 kontör 250 fiyatına çıkınca ister istemez 150'ye düşmek zorunda kaldık. Hal böyle olunca sınırlı sayıda kontörü en iyi şekilde harcamak gerek ama dedik ya avea'yla hayat zor gerçekten pekte zor.&lt;br /&gt;O paket bu paket derken 150 kontörün yarısı gidiyor tamam ama kalan yarısına ne oluyor onu hiç anlamış değilim. Bi soruyosun diyor 60 kontörün var bi soruyosun diyor 70 kontörün var bi daha soruyosun bu sefer de diyor ki kontör yüklemek için... falan filan. Diyelim ki bu sorunu çözmek için benim kafa yetmedi, arıyorsun avea 500'ü, ona bas buna bas derken zaten zar zor buluyorsun müşteri temsilcisini, o da bişe anlamıyor ki. İnceleyip size cevap dönelim diyorlar, tamam diyorsun. Bi kısa mesaj yazıp kontör düşmenizde tutarsızlık görülmemiştir deyip kestirip atıyolar. Bi daha aradığımda aynı şeyi tekrar yapcaklarından emin olmasam arıycam ama her aramada üçerden kontör yemeye devam ettiklerini bildiğimden kısmet artık deyip hikayeyi sonlandırmak durumunda kalıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;   Avea'yla hayat zor,&lt;/span&gt; peki ama bu zorlukla nasıl başaçıkabilirizi araştırmak için bir süre avea'yı test etmeye karar verdim. Uzun bi süre kontör yüklemeyip, üç ayın sonlarına doğru da hattımı kapatma blöfü yapıp, planın sonucunda neler kazanabildiğimi görmeye çalışacağım. Bu yolda karşıma çıkacak türlü türlü engellere takılmadan azimle gitmeye çalışıp üçüncü aya gelmeden bu testin başarıya ulaşacağına inanıyorum =)</description></item><item><title>MSN'deki Çocuk</title><link>http://alperyz.blogspot.com/2008/12/msndeki-ocuk.html</link><category>msn toplu mesajlar paralı olacak 50 kişiye gönder spam mesaj listeleri temiz mail gönder</category><author>noreply@blogger.com (alperyz)</author><pubDate>Fri, 19 Dec 2008 15:01:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8729086086838446962.post-6742162679439336641</guid><description>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Yıllardır msn.com'dan aldığımız mail adreslerini kullanırız. Kimimizinki msn.com uzantılı kimimizinki hotmail.com ve son zamanlarda yeni yeni ortaya çıkan live.com uzantılı hesaplar falan filan. Esasında uzantısının pekte bi önemi yok sorun şu ki ;hep denir, msn paralı olacak, bu mesajı 50 kişiye gönder para vermekten kurtul inanmazsan msn.com'a bak, adamlar biliyor ki kimse'nin msn.com'a girdiği filan yok, girsen bile öyle karmaşık bi sitede bu tip bir haber olma olasılığını varsaysak bile o haberi bulma olasılığı çok daha düşük olacağından güzel bi kandırmaca olur. Bu mesajların hepsininin temeli bir amaca yöneliktir ki o da birilerinin çıkarına farkında olmadan bizlerin katkıda bulunmasının sağlanmasıdır. Yoksa msn'deki çocuk beş yıldır kan bekliyor, hala ölmedi mi, msn beş yıldır paralı olacak neden hala olmadı, elli kişiye mesaj göndermeyenin hesabı kapatılacaktı, kimin kapatıldı gören duyan varsa söylesin. Bunların tümü yalandır diyemeyiz tabiki ama şurasını da bilin ki msn aşağıdaki sunumda da belirtildiği üzere siz o mesajı elli kişiye gönderdiniz diye kimseye para veya diğer herhangi bir bağışta bulunmadı, bulunmazda.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Gelelim sonuca, neyin nesi o zaman bu mailler değil mi, emin olun ki bu maillerin yüzde 99'u düzmece ve tek emelleri doğruluğu onaylanmış mail adreslerini toplamak ve sonra da bu mail adreslerine reklam içeren mailler göndererek kar elde etmek. Hatta yine sunumdan okumuşsunuzdur artık bu işin ticaretine giriyorlar ve doğruluğu onaylanmış mail adreslerini listeler halinde satıyorlar. Bir zaman sonra mail hesabınıza girdiğiniz hergün spam, önemsiz veya bulk diye geçen klasörlerden onlarca mail sildiğiniz mutlaka oluyordur, tüm bu ilginiz olmayan maillerin büyük bir çoğunluğunun kaynağının ne olduğunu umarım anlatabilmişimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyelim ki gerçekten bir çocuk kan kaybediyor veya yardıma muhtaç, o zaman da yapacağınız iş tüm listenize bir maille bilgi vermek olsun ama lütfen tüm listenizi mail'in kime kısmına değil de gizli diye geçen kısmına koyun. Bana yüzlerce mail adresi içeren bir e-posta geldiğinde ne kadar rahatsız oluyorum bilemezsiniz, çünkü bu demek oluyor ki artık biryerlerde benim de mail adresim elden ele geziyor ve son olarak bir spam üretecinin eline düşecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;iframe frameborder="0" height="451" src="http://docs.google.com/EmbedSlideshow?docid=df84gfrz_7jc9b9hhs&amp;amp;size=m" width="555"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;</description></item><item><title>Google gazeteleri arşivliyor</title><link>http://alperyz.blogspot.com/2008/09/google-gazeteleri-arivliyor.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Mon, 8 Sep 2008 22:18:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8729086086838446962.post-3543268420482366816</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.superpoligon.com/img/news/googleee.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.superpoligon.com/img/news/googleee.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: trebuchet ms;font-size:180%;" &gt; Google gazeteleri arşivliyor&lt;/span&gt;     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="spot"&gt; Google yaptığı yatırımlırla girdiği alanlarda uzun zaman hüküm sürecek dev bir şirket kurmuş durumda ve en son hizmetiyle de internet üzerinden eski gazetelerin arşivlerine ulaşma olanağı sağlıyor ki bunun için fazla söze gerek yok. Dijital bir dünya kültür mirası oluşturuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;     &lt;div class="content clearfix"&gt;      Eski gazeteler taranarak dijital ortama aktaralıcak, aynı zamanda gazetelerin arşivlerinde arama yapma olanağını da bir hayli geniş olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Google tarafından yapılan açıklamada, dünyada 200 yıldan uzun süredir yayımlanan çok sayıda gazeteye internet ortamından ulaşılamadığı için Google’ın bu durumu değiştirmek istediği kaydedildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sayıda gazete ve mikrofilm şirketiyle ortaklık kuran Google, dijital arşivi bulunmayan gazetelerin eski sayılarını “news.google.com/archivesearch” adresinde dijital ortama aktarmak için çalışmalara başladı. Öncelikle birkaç Kuzey Amerika gazetesiyle başlayacak olan projede kıtanın en eskilerinden biri olan Quebec Chronicle-Telegraph gibi köklü geçmişe sahip gazeteler de bulunuyor. Bu girişimin sektör için bir dönüm noktası niteliğinde olduğunu ifade eden Quebec Chronicle-Telegraph gazetesinin yayımcısı Pierre Little bu sayede 1764 yılından beri saklanan gazete arşivinin, kurumun “kilitli odalarından” dışarı çıkarak geniş kitlelere sunulduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arama özelliği, sadece gazete isimleri, sayıları ya da tarihleriyle sınırlı değil. Bulunması istenen bir kelime, tüm haberlerde, fotoğraf altlarında, makalelerde ve reklamlarda aranabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada çalışmanın yalnız başlangıç olduğu, Google’ın amacının, dünya genelinde milyonlarca gazete sayfasını internet üzerinden ulaşılabilir kılmak olduğu belirtiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne muhteşem bir fikir, tebrikler Google.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</description></item></channel></rss>