<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2turkishfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0"><channel><title>ters meditasyon</title><link>http://www.tersmeditasyon.com/</link><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/TersMeditasyon" /><description>kişisel site. eskiden öyle derlerdi, işte o aslında, aklıma estikçe, aklıma estiği gibi yazı ekliyorum. trafik işaret ve işaretçilerine uyalım, doğayı sevelim.</description><language>en</language><managingEditor>noreply@blogger.com (devrim)</managingEditor><lastBuildDate>Thu, 17 May 2012 03:33:52 PDT</lastBuildDate><generator>Blogger http://www.blogger.com</generator><openSearch:totalResults xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/">498</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/">1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/">25</openSearch:itemsPerPage><feedburner:info uri="tersmeditasyon" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" /><meta xmlns="http://pipes.yahoo.com" name="pipes" content="noprocess" /><image><link>http://www.tersmeditasyon.com</link><url>http://devrimgur.googlepages.com/logo2.gif</url><title>ters meditasyon</title></image><feedburner:emailServiceId>TersMeditasyon</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><feedburner:feedFlare href="http://add.my.yahoo.com/rss?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FTersMeditasyon" src="http://us.i1.yimg.com/us.yimg.com/i/us/my/addtomyyahoo4.gif">Subscribe with My Yahoo!</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.newsgator.com/ngs/subscriber/subext.aspx?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FTersMeditasyon" src="http://www.newsgator.com/images/ngsub1.gif">Subscribe with NewsGator</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://feeds.my.aol.com/add.jsp?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FTersMeditasyon" src="http://o.aolcdn.com/favorites.my.aol.com/webmaster/ffclient/webroot/locale/en-US/images/myAOLButtonSmall.gif">Subscribe with My AOL</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.bloglines.com/sub/http://feeds.feedburner.com/TersMeditasyon" src="http://www.bloglines.com/images/sub_modern11.gif">Subscribe with Bloglines</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.netvibes.com/subscribe.php?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FTersMeditasyon" src="http://www.netvibes.com/img/add2netvibes.gif">Subscribe with Netvibes</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://fusion.google.com/add?feedurl=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FTersMeditasyon" src="http://buttons.googlesyndication.com/fusion/add.gif">Subscribe with Google</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.pageflakes.com/subscribe.aspx?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FTersMeditasyon" src="http://www.pageflakes.com/ImageFile.ashx?instanceId=Static_4&amp;fileName=ATP_blu_91x17.gif">Subscribe with Pageflakes</feedburner:feedFlare><item><title>kevin richardson ve büyük kediler</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/ODL_RgLLmTM/kevin-richardson-ve-buyuk-kediler.html</link><category>video</category><category>hayat</category><category>hayvanat</category><category>kevin richardson</category><category>kaplan</category><category>kedi</category><category>aslan</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Sun, 22 Apr 2012 16:38:02 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-7211266424565116799</guid><description>&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5733397781144949234" name="BLOGGER_PHOTO_ID_5733397781144949234" src="http://3.bp.blogspot.com/-g722iS7_BE0/T5Ee57UoUfI/AAAAAAAAI6U/UxtwR_FufjU/s320/kevindayi.jpg" style="cursor: pointer; float: left; height: 259px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 10px; margin-top: 0px; text-align: justify; width: 320px;" /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;hayvanat bahçelerinde kafeslerin bir de iç bölümleri olur ya; insanlar izlesin diye gün boyu orada tutsak edilen hayvanların, uygun olmayan hava şartlarında, mesaileri bitince ya da yemek molalarında geçtikleri bölüm. işte önlerine konulmuş koca et parçalarını yiyen aslanları o bölüme geçip izlemiştim bir zamanlar. normalde izin verilmiyor mu öyle bir şeydi, biraz ısrar etmiştik sanırım oradaki görevlilere, çok da net hatırlamıyorum; bir şekilde içeri girdik. tabii orada da demir parmaklıklar var, kafese fazla yaklaşmayı önlemek için demir korkuluklar...&lt;br /&gt;üç tane aslan vardı sanırım, yemeklerini yiyen. belki daha önce de anlatmışımdır, hayatımda gördüğüm en korkutucu şeydi, onlarla karşı karşıya kalmak. kafeslerinin içinde sıkıntıdan kokmuş, yılmış ve uyuşmuş görünen (ya da bana hep öyle denk geldi; çok da gitmedim hayvanat bahçelerine) aslanlar pençeleriyle sıkıca kavradıkları etleri yerken öyle bir bakıyorlardı ki bize! bakışları yeteri kadar ürkütücü; bir de hırlıyorlar arada, bir iki kere de kükredilerdi yanlış hatırlamıyorsam. yemeklerini ellerinden alacağımızı, ortak çıkacağımızı falan sanıyorlar sanki? oysa ben pişmiş severim eti, ayrıca mümkünse masada yemeyi tercih ederim.&lt;br /&gt;youtube isimli video sitesinde samantha fox'un muppet show'a konuk olduğu bölümü ararken karşıma çıktı kevin richardson abi'nin aslanlı videoları. gün geçmiyor ki internet dünyasında bir manyakla, bir çılgınla ya da hayranlıkla izleyeceğin bir insanla karşılaşmayasın! işte kevin abi, bende büyük hayranlık uyandırdı kendisine karşı. şu timsahlarla güreşen &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Steve_Irwin"&gt;bir adam vardı&lt;/a&gt;, abuk sabuk heyecanlı bir tip; bir gün öldü gitti, tam da önceden tahmin edilebilecek bir nedenle; hangi hayvan parçalamıştı hatırlamıyorum ama. [parçalanmamış, vatozların üzerinde yüzüyormuş, bir tanesi adamı göğsünden sokmuş. daha önce de &lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com/2007/07/steve-irwin.html"&gt;muhabbetini yapmışım&lt;/a&gt; rahmetlinin, ama unutmuşum.] oysa  kevin richardson ile aslanlar arasında karşılıklı bir sevgi var gibi görünüyor...&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;img border="0" height="398" src="http://1.bp.blogspot.com/-wcQRBw5Om6U/T5EvGA_-zAI/AAAAAAAAI6c/wcW2uJhLMko/s640/kevin+ve+asabi+aslan.jpg" width="600" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="335" src="http://www.youtube.com/embed/U6C-JgkpY18?rel=0" width="600"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="437" src="http://www.youtube.com/embed/nNdi9n_U37Y?rel=0" width="600"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.charmaward.com/kevin-richardson/" target="_blank"&gt;asabi foto ve başka fotoğraflar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Kevin_Richardson_(zoologist)" target="_blank"&gt;kevin richardson - wikipedia&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=kevin+richardson" target="_blank"&gt;kevin richardson - ekşi sözlük&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrıca bak: &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=TBpu4DAvwI8" target="_blank"&gt;aslanlardan et çalan üç adam&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-7211266424565116799?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-04-23T02:38:02.784+03:00</app:edited><media:thumbnail url="http://3.bp.blogspot.com/-g722iS7_BE0/T5Ee57UoUfI/AAAAAAAAI6U/UxtwR_FufjU/s72-c/kevindayi.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2012/04/kevin-richardson-ve-buyuk-kediler.html</feedburner:origLink></item><item><title>istanbul'un kuşçuları</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/yQuYO5Dmqp4/istanbulun-kuscular.html</link><category>eski istanbul</category><category>belgesel</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Fri, 09 Mar 2012 02:01:19 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-3809720617018883804</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;birbirinden enteresan karakterlerin kuşlar üzerine anlattıklarını derleyen bir belgesel, "istanbul'un kuşçuları". üzerine pek yazılıp çizilmemiş bir konuyu ele almış yönetmen naki tez. belgeselde genelde eski kuşak amcalar anlatıyorlar ve hepsi sahici.&lt;br /&gt;kuşçuluk diye duyunca (&lt;a href="http://www.sezyum.com/sezyum-kom-film-festivali-sunar-istanbulun-kusculari/" target="_blank"&gt;sezyum&lt;/a&gt;'da gördüm) şu güvercin hastaları ile ilgili zannettim. taklacı güvercinler. onların da ayrı bir dünyası vardır mutlaka ama bu belgeselde ötücü kuşlara karşı duyulan düşkünlükten bahsediliyor: özellikle florya ve saka kuşlarına...&lt;br /&gt;bu dünyada kuşlar sanki bir enstrümanmış gibi kullanılıyor. üzeri örtülmüş kafeslerle tamamlanan bir enstrüman. yıllarını (çok uzun yıllarını) en güzel ama belirlenen kurallara en uygun öten kuşu aramakla geçirmiş bu insanlar. kuşçuluk uğruna çok şeyle ilgilenememişler hayatla ilgili, işlerinden olmuşlar, okuyamamışlar...&lt;br /&gt;konuyla ilgili sanırım tek araştırmayı selim somçağ yapmış. sitesinde üç makale var; işte oradan bir alıntı:&lt;br /&gt;"ötücükuşların ötmesi üremeyle ilgilidir. ötüşün amacı çevredeki hemcinslerine varlığını ilân ederek dişileri cezbetmek, erkeklere ise meydan okumak, önce eş bulmada, sonra da besin aramada diğer erkeklerin öten kuşun bölgesine girmemesini sağlamaktır. dolayısıyla ötme sosyal bir olaydır. kafeste tutulan kuşlar da başka kuşlarla karşılaştıklarında daha çok öterler. bu saka için de önemli olmakla beraber floryanın bol ötmesi için elzemdir. bu sebeple ötüm mevsimi girince kuşçular kuşlarını kuşçu kahvelerine getirerek karşılıklı öttürürler. kuşçular da kuşların karşılıklı ötüşünün rekabet esasına dayandığının bilincindedirler. onun için karşılıklı öten kuşların 'dövüştüğünden' söz ederler. kahvede kuş öttürmenin incelikleri vardır. değişik çevre kuşu ürküteceğinden, floryanın kafeslerinin üzerine daha kış mevsiminde ince beyaz bezden örtüler geçirilir. daha sonra kuş kahveye yine örtüde götürülür ve bu sayede yerini yadırgamadan öter. en makbulü kuşun asmaca ötmesidir. yani kafesi asıp kuşu kendi haline bırakırsınız, kuş bozmadan öter. fakat iyi öten kuşların çoğunun zaman zaman bozukları olur. bu yüzden kafes masanın üstünde durur. kuşun sahibi kuş bozduğu zaman daha önceden kuşu alıştırdığı şekilde hafifçe kafese vurarak bozuk ötüşü kesmeye çalışır. kahvedeki kuşların bozuk ötmemesi floryada çok önemlidir, çünkü sakadan farklı olarak floryanın ötüşü hayatının her döneminde bir ölçüde değişmeye açıktır. yani floryanın ötüşü kısmen genetik olarak belirlenir, kısmen de öğrenilir. bu yüzden bozuk ötüşlerin olduğu bir ortamda en falsosuz kuşun bile bunları kapıp ötüşünü bozma ihtimali vardır. onun için kuşçu kahvelerini işletenlerin kuşçuluktan anlaması şarttır, çünkü ötüm zamanı kuşu devamlı falso yapan kişiyi kuşunu götürmesi için uyarmakla yükümlüdür. tahmin edilebileceği gibi kahvede karşılıklı kuş öttürmenin müsabakaya, rekabete dönüşebilecek bir yanı vardır. özellikle floryanın ötüp ötmeyeceğinin belli olmaması, fakat bir kere kızışınca da kuşların karşılıklı olarak birbirlerini bastırmak için öttükçe ötmeleri, yani dövüşmeleri bu kuşu iddiaya elverişli kılar."&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="600" height="335" src="http://www.youtube.com/embed/4-M5JVR1JlM" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=6EnSP0SjH5k" target="_blank"&gt;belgeselin fragmanı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.istanbulunkusculari.com/" target="_blank"&gt;istanbulunkusculari.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.selimsomcag.org/tr/articles.asp?ID=79" target="_blank"&gt;istanbul'da kuşçuluk - 1&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.selimsomcag.org/tr/articles.asp?ID=80" target="_blank"&gt;istanbul'da kuşçuluk - 2 &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.selimsomcag.org/tr/articles.asp?ID=81" target="_blank"&gt;istanbul'da kuşçuluk - 3&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://efe.me/2012/02/istanbulun-kusculari" target="_blank"&gt;istanbul'un kuşçuları - efe.me&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-3809720617018883804?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-03-09T12:01:19.114+02:00</app:edited><media:thumbnail url="http://img.youtube.com/vi/4-M5JVR1JlM/default.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2012/03/istanbulun-kuscular.html</feedburner:origLink></item><item><title>michael huebner vs claudio golinelli - 1990</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/N7XTuaA-vSg/michael-huebner-vs-claudio-golinelli.html</link><category>spor</category><category>bisiklet</category><category>gerilim</category><category>sıkıntı</category><category>sprint</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Fri, 17 Feb 2012 12:33:05 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-1183694321662320196</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;genel olarak spor ile dolayısıyla bisiklet sporları ile de pek ilgim olmasa da geçenlerde izlediğim bir video çok hoşuma gitti. iki bisikletçinin taktik savaşı mı desem, inatlaşması mı desem, anlamıyorum da, mücadelesi diyeyim, görülmeye değer. videoyu ilk izlediğimde ne kadar gerildiğimi, yarış bittikten sonra fark ettim. çok acayip bir şey; "gerçek hayattan monty python sahnesi" diye yorumlamışlar youtube'da...&lt;br /&gt;sprint denilen bu bisiklet sporuyla ilgili en düzgün açıklamayı &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=5491590" style="font-size: 100%; "&gt;ekşi sözlükte&lt;/a&gt; buldum: "iki yarışçı arasında 333 metrelik 3 tur ( 1 km ) halinde yapılır. bisikletçilerin sırası kura ile saptanır. yarış özellikle son 200 metrede süratlenir. yarış sırasında, son 200 m' de kulvar değiştiren yarışmacı diskalifiye edilir, dolayısıyla diğer sporcu turu tamamlamasa da birinci olur. normalde ise, varış çizgisine ilk ulaşan yarışı kazanır."&lt;br /&gt;başka yarışları da izledim youtube'da, yok ama bu yarıştaki kadar yoğun bir gerilim hiç görmedim, hatta izlediklerim gram ilgimi çekmedi. demek ki bu yarış özel bir yarış olmuş. hem zaten ben de bunu "bakın ilginç bir şey" diyen bir sitede (hiç hatırlamıyorum hangisinde?) gördüm, bir spor sitesinde değil hani. eh, ben de derim: "bakın ilginç bir şey"&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="600" height="437" src="http://www.youtube.com/embed/BkkTSVVrPYk?rel=0" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-1183694321662320196?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-17T22:33:05.916+02:00</app:edited><media:thumbnail url="http://img.youtube.com/vi/BkkTSVVrPYk/default.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2012/02/michael-huebner-vs-claudio-golinelli.html</feedburner:origLink></item><item><title>skyrim: müzik</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/NT_-QOevpek/skyrim-muzik.html</link><category>oyun</category><category>müzik</category><category>jeremy soule</category><category>elder scrolls</category><category>skyrim</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Wed, 15 Feb 2012 15:09:41 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-5056617381151259176</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;skyrim için bir puan verecek olsam derhal 10 puan der geçerim. peki müzikleri oyundan çıkartsak? işte o zaman puanım 7 olur. işte o kadar etkili müzikleri var oyunun. jeremy soule oyuna çok önemli bir katkı sağlamış: bazı oyuncular diyor ya, "bazen oyunu bırakıp etrafı seyrediyorum" gibi şeyler, işte o esnada çalan müzik, manzarayı pek bir güzel tamamlıyor.&lt;br /&gt;oyunun müziklerinin bomba olacağı, &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=X1p-_CNtL9w&amp;amp;hd=1" target="_blank"&gt;oyun fragmanından&lt;/a&gt; belli olmuştu zaten; ben de daha oyunu oynamaya başlamadan müzikleri indirmiştim internetten. film ve oyun müzikleri düşkünü değilim sanırım çünkü çok çeşitli örnek dinlemedim. chris vrenna'nın alice için yaptığı müzikler, grim fandango'nun müziği, jesper kyd delisinin bazı işleri, kenji kawai'nin ghost in the shell besteleri ve işte bu kadar sanırım. bir de borderlands'in müzikleri var, bak onu da çok severim. son aylarda en sık dinlediğim albüm ise, anlaşılacağı gibi, skyrim müzikleri.&lt;br /&gt;madem bu kadar çok dinliyorum, seviyorum, üstelik bestecisinin imzası ile satıyorlar, neden orijinal almayım bu albümü dedim ve &lt;a href="http://www.directsong.com/mobile/productdetails.php?productid=2240" target="_blank"&gt;directsong&lt;/a&gt; sitesine yöneldim. benim için ayrıca heyecan verici oldu çünkü bir müzik albümü satın almak çok ama çok nadir yaptığım bir şey. neyse, site üzerinden satın aldım albümü (25 aralık 2011) ve beklemeye başladım.&lt;br /&gt;aslında uygun bir zaman değildi sanırım çünkü o dönem batı dünyasında tatile denk geliyor. dolayısıyla albümün elime ulaşması bir aydan fazla zaman aldı. paketten heyecanla çıkardım ve açıkcası ilk anda hayal kırıklığına uğradım. ne bileyim, kılıçtır, ejderhadır, insan şöyle ele ağır gelecek bir şey bekliyor sanırım. en azından daha sert malzemeden yapılmış bir dış yüzey, belki bir kutu? daha sonra abinin imzasını gördüm. artık nasıl bir kalem kullandıysa, altın yaldız mıdır nedir, emin olamadım; "baskı bu be!" dedim ikinci bir hayal kırıklığıyla. tam bu sırada &lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com/2012/02/anatidaephobia.html"&gt;beni izleyen ördek&lt;/a&gt;, "aldığın şey müzik sen nelere takılıyorsun!" diye eleştiri getirdi. yahu ben müziği dinliyorum zaten, 320kbps mp3, cd'ye yakın kalite işte! sadece müzik değil derdim yani; ellemeliyim, koklamalıyım! derhal google'a bağlandım ve kısa bir araştırma yaptım. albümü alıp, tıpkı benim yaptığım gibi görgüsüzce sitelerinde, facebook sayfalarında bundan bahseden insanların çektikleri fotoları inceledim ve imzaların farklı farklı olduklarını sevinçle fark ettim. tüm bunlar yaklaşık 15 gün önce falan oldu; on gündür de diğer albümlerin yanında yatıyor cd. işte hayat böyle küçük mutluluklarla hamhomşurulop oluyor, ondan sonra hep aynı. üzgünüm ama müziği mp3 formatında dinlemeye çok alışmışım.&lt;br /&gt;her neyse, azıcık da albümden bahsedeyim: albüm tıpkı oyun gibi dolu dolu: tam dört cd! ilk üçü standart yapıda; dördüncüsü, 42 dakikalık tek bir parçadan ibaret. "skyrim atmospheres" isimli bu parça, oyunda genellikle gece havasını destekleyen, adıyla kendini tanımlayan bir eser. uyumadan önce başlatılırsa, insanın enteresan düşler görmesine neden olabilir!&lt;br /&gt;albümün geneli senfonik, bazılarında çok etkili vokal kullanımları var. birkaç tane de "skyrim yöresinden" diyebileceğim, akustik ama senfonik olmayan parça var. benzer temalar sıklıkla tekrarlanmıyor, her parçanın üzerine düşülmüş. son yılların en güzel oyununun müzikleri de son yılların en güzellerinden kısacası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrıca:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com/2012/01/skyrim-modlar-uygulamalar-videolar.html"&gt;skyrim : modlar, uygulamalar, videolar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com/2012/01/skyrim-goruntuler.html"&gt;skyrim: görüntüler&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-5056617381151259176?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-16T01:09:41.235+02:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2012/02/skyrim-muzik.html</feedburner:origLink></item><item><title>dear esther</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/bympOyDZy88/dear-esther.html</link><category>oyun</category><category>dear esther</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Wed, 15 Feb 2012 14:36:10 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-8349698928125541547</guid><description>&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-fFJg6hEIJ1E/TzuttVJa3VI/AAAAAAAAIlc/BPEgIdZCV-M/s200/dear-esther.png" alt="" name="BLOGGER_PHOTO_ID_5709347946904608082" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5709347946904608082" style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 100%; "&gt;dear esther, enteresan bir oyun. daha önce (2008 yılında) bir source engine (ya da half life 2) modu olarak, ücretsiz yayınlanmış; bu sene ise tamamen geliştirilerek satışa sunuldu.&lt;br /&gt;dear esther'e oyun demek zor çünkü bu yapımda sana düşen tek şey yürümek. eşya toplamak, bir şeylerle mücadele etmek, puan kazanmak gibi şeyler yok. gizemli bir ada, mağara dipleri ve atmosferi besleyen güzel bir müzik. sakinlik diz boyu. ilk etapta bana korku/gerilim öyküsü gibi gelmişti ama hayır, gizemli ve hüzünlü... geçmiş yıllarda &lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com/2008/04/sabah-sabah-balkonuma-bayku-kondu-sanrm.html" target="_self"&gt;buralarda bir yerde&lt;/a&gt; üzerine bıtbıtlandığım "the graveyard" ve "the endless forest" "oyunları" gibi; bana onları çağrıştırdı açıkcası.&lt;br /&gt;peki neler oluyor bu yapımda? şöyle ki; oyun boyunca bir adada dolaşıyorsun, öyle tamamen serbest bir dolaşma değil; bir koridorda ilerlemek gibi de değil. bazen yollar çatallanıyor ve yapımcıların iddiasına göre oyuncunun gittiği yola göre öykü detaylanıyor ve böylece 2 saat kadar süren bu deneyimi tekrarlamak istediğinde, tamamen aynı şeylerle karşılaşmış olmuyorsun. karşılaşma dediğim de, mektup parçaları sadece: belirli noktalardan geçerken anlatıcının okuduğu, esther'e yazılmış mektupları dinliyorsun ki zaten öykü de, işte bu mektuplarla ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;dear esther, (oyun süresi bakımından da) film izlemek gibi, ya da bir filmin içinde dolaşmak gibi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://dear-esther.com/" target="_blank"&gt;dear-esther.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.moddb.com/mods/dear-esther/downloads/dear-esther-soundtrack" target="_blank"&gt;dear esther soundtrack&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-8349698928125541547?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-16T00:36:10.628+02:00</app:edited><media:thumbnail url="http://1.bp.blogspot.com/-fFJg6hEIJ1E/TzuttVJa3VI/AAAAAAAAIlc/BPEgIdZCV-M/s72-c/dear-esther.png" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2012/02/dear-esther.html</feedburner:origLink></item><item><title>anatidaephobia</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/j5tH3jMOsz0/anatidaephobia.html</link><category>hayat</category><category>mizah</category><category>anatidaephobia</category><category>internet</category><category>gary larson</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Tue, 14 Feb 2012 05:15:22 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-8113857651006441767</guid><description>&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-fMwdobWaKjw/TzpLkMX1kuI/AAAAAAAAIk4/cjGaAvjVQX0/s320/anatidaephobia.JPG" alt="" name="BLOGGER_PHOTO_ID_5708958562814104290" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5708958562814104290" style="cursor: hand; cursor: pointer; float: left; height: 320px; margin: 0 10px 10px 0; width: 286px;" /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;anatidaephobia*, bir ördek tarafından izlenme korkusu. öyle gıcık bir ördek ki, bir şekilde yolunu bulup seni izliyor ama bir şey yapmıyor. yani onun saldıracağından, pis bir laf edeceğinden falan korkmuyorsun, sadece onun seni izlediğini hissediyorsun ve onun bir yerden her hareketini dikizlediğini düşündükçe ağzın kuruyor, soluk alıp vermen düzensizleşiyor, elin ayağına dolanıyor.&lt;br /&gt;bu fantastik ve kurgusal fobiyi insanlığa gary larson kazandırmış; hemen yandaki karikatür ile. daha sonra kavram yayılmış ve insanlar "gerçek bir fobi mi?" diye sormaya başlamışlar. komik ve saçma gelse de kulağa, komik ve saçma olan ancak insanların hayatını zehir eden bir kamyon &lt;a href="http://phobialist.com/" target="_blank"&gt;gerçek fobi&lt;/a&gt; var. bununla beraber, gerçekten de "beni bir ördek izliyor! kurtulamıyorum onun bakışları altında yaşamaktan!" diye terler döken, şimdi ya da gelecekte birileri olabilir koca gezegende; şaka kaka olduktan sonra yapılacak bir şey yok.&lt;br /&gt;aslında bir ördeğin kendisini izlediğinden korkmak yerine bir ördeğin kendisini izlediğini düşünüp bundan tarif edilmez derecelerde keyif alan insanlar da olabilir? nasıl ki yükseklik korkusu olanlar varsa, yükseklere çıkma işini büyük bir hazla yapanlar da var. ( bkz: "&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com/2010/09/daha-once-soylemistim-bende-yukseklik.html" target="_self"&gt;yüksek be!&lt;/a&gt;" gerçi oradakiler işlerini yapıyorlar...) yani, düşünsene, koltuğunda oturan ama zevkten dört köşe olmuş birini: ortada bir neden yok; televizyon bile açık değil! "beni izliyor, biliyorum" diye düşünüyor, "o ördek şimdi, şu an, bir şekilde beni izliyor!" sorsan dünyanın en huzurlu insanı.&lt;br /&gt;her iki durumda da, aklıma iki şey geliyor. öncelikle o korkan (ya da haz alan) insana, "ördek falan yok!" demenin saçmalığı. evet, ördek yok, yani izleyen bir ördek yok ama bunu doğrudan söylediğinde, "ben boku bokuna mı bu haldeyim?" diye sinirlenecektir o kişi. ben olsam sinirlenirim sanırım? ördeğin varlığını sorgulamaktansa, diyelim sevdiğin biri bulaşmış bu ördek işine, bir ördeğin kendisini izlediği inancının kaynağını sorgulamak (neden, nasıl, ne zaman, kim görmüş vs) daha mantıklı. illa ki sorman gerekiyorsa tabii çünkü mutlu olana (ya da izlendiğinden haz alana) bulaşmak da saçmaymış gibi geliyor bana; bu gezegende bir şekilde huzurlu olmayı başarmış birine gölge etmemek gerek. yeter ki, huzur bulacağım diye çevresini ve gezegeni huzursuz etmesin. değil mi ama?&lt;br /&gt;diğeri ise, bir ördeğin bir kişiyi izlemesinin ne gibi sonuçlar doğurabileceği. e, izlesin, ne olacak ki? ördek sonuçta, seni izleyip özel yaşantına dair bilgiler edinse bile, bir ördeği kim ciddiye alacak ki; "vak!" diye ses çıkaran bir canlının, tüm bir galaksideki ağırlığı ne olabilir? hadi onu geçtim, bir ördekten daha fazlasının (örneğin bir maymunun, karganın ya da baykuşun da) seni izlediğini düşünmeye başlamamışsan, zaten pek de "önemli biri" değilsindir ve dişe dokunur bir halt yediğin yoktur? bırak izlesin, ördek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;*google üzerinden anatidaephobia kelimesi arandığında,  bir &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Anatidaefobi" target="_blank"&gt;wikipedia sayfası&lt;/a&gt; çıkıyor. eğer onunla yetinirse, bilgilenmiş değil, bir karikatürün komikliğine kapılmış gitmiş oluyor insan. "kontrol edilmemiş" diye belirtilmiş olsa da bu sayfa, internette her gördüğüne doğrudan ve tamamen inanmamak gerektiğine dair örneklerden biri sadece...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-8113857651006441767?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-14T15:15:22.817+02:00</app:edited><media:thumbnail url="http://2.bp.blogspot.com/-fMwdobWaKjw/TzpLkMX1kuI/AAAAAAAAIk4/cjGaAvjVQX0/s72-c/anatidaephobia.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2012/02/anatidaephobia.html</feedburner:origLink></item><item><title>ohlife.com</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/TCf46ycDfAg/ohlifecom.html</link><category>hayat</category><category>ohlife</category><category>internet</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Mon, 06 Feb 2012 14:51:05 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-6946753627785476288</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;günlük tutmak bir insanın hayatında yapabileceği en önemli ve gerekli şeylerden biri değilse nedir? "ne yazacağım ki?" diye düşünmemek gerekir çünkü en basitinden "ne yazacağım  ki?" sorusunu biraz genişleterek dile getirmek ya da o soruya uydurabileceğin (saçma bile olsa) cevaplar bu sorunu kısa sürede çöpe atar ve sonrasında mutlaka görürsün ki yazacağın (daha doğrusu anlatacağın) çok şey vardır.&lt;br /&gt;yazma konusundaki en büyük sıkıntılardan birisi de, "bu yazılanları kim okuyacak?" sorusu. yazarların, sanatçıların günlükleri (genellikle onlar öldükten sonra) yayınlanır ya, işte pek sevmem onları çünkü "kim okuyacak ki bunları?" sorusu, "günlük" kavramıyla çatışmış ama yine de kesin bir sonuca ulaşmıştır ve okudukça hissedersin sen de: "yazar burada bana sesleniyor!"&lt;br /&gt;işte o tür günlükler değil bahsettiklerim. tabii web günlükleri de. onların ismi günlük ama amaçlanan şey bir iletişim kurmak! kast ettiğim anlamda bir günlüğü "günlük" yapan, onu sadece yazanın okuyacak olması (ya da en azından yazan kişinin, sadece kendisinin okuduğunu düşünmesi) zorunluluğudur. insan böylelikle aklına geleni kağıda dökebilir; takdir edilme ya da cezalandırılma korkusu olmadan! artık pek özel olduğuna göre, biraz da dikkatli olmak ve günlüğü başka gözlerden saklamak gerekir elbette. konuyu bulandırmayım ama, ortaya çıkarılan günlüklerin çoğunun, o günlüklerin sahiplerinin içten içe istemesiyle ortaya çıktığını  düşünmüşümdür hep; ya söyleyemediklerini bu şekilde söyleme isteğinden ya da karışık bir ego tatmini sevdasından...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://ohlife.com/" target="_blank"&gt;ohlife.com&lt;/a&gt;, bunca lakırdıdan anlaşıldığı üzere,  bir günlük sitesi. karşıma çıktığında, ne kadar uzun zamandır bir şeyler yazmadığımı, günlük tutmaktan ne kadar uzaklaştığımı fark ettim. bir yandan da, takipçiymiş, yorummuş, beğeniymiş dertleri olmadan bir internet sitesini kullanma fikri ilgimi çekti. her ne kadar kendimi o dertler konusunda epeyce bir yontmuş olduğumu düşünsem de, idealize ettiğim "rakam meraklısı olmayan internet kullanıcısı" kıvamına gelmiş değilim. işte bu bakımdan da ohlife.com bana ilaç gibi geldi diyebilirim.&lt;br /&gt;sitenin işleyişi şöyle: kayıt oluyorsun ve sistem sana her akşam e-posta gönderiyor. sen o e-postayı cevapladığında, yazdıkların hesabına geçmiş oluyor. istediğin zaman siteye girip tarihsel sırasıyla ya da rastgele geçmişte yazdıklarını okuyabiliyorsun. sistemin e-posta ile çalışması da bir ittirici kuvvet oluyor sanki, iki satır da olsa bir şeyler yazmak adına. bu noktada, "yazık lan hiç arkadaşı yok, makineyle mektuplaşıyor!" diye düşünmenin gereği yok çünkü bu sistemin özelliği (ve güzelliği) bir iletişim olanağı sunmuyor olması. "insan her an değişir, başka biri olur" gibi bir prensiple hareket edersek, kişinin geçmişte yazdıklarını okuması da bir iletişim sayılabilir ancak nereden baksan tek bir kişi vardır bu iletişimde.&lt;br /&gt;defterlere yazıp çizme konusunda en ufak bir sıkıntım olmadığı halde kullanmaya başladığım bu siteyi bir süre (bir ay?) denemeni öneririm. kimse görmeyecek, kimse beğenmeyecek, kimse yorumlamayacak: şahane mi korkunç mu?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-6946753627785476288?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T00:51:05.335+02:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2012/02/ohlifecom.html</feedburner:origLink></item><item><title>"heil céline!"</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/kyV_MNTZNWg/heil-celine.html</link><category>gecenin sonuna yolculuk</category><category>alıntı</category><category>celine</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Mon, 06 Feb 2012 11:13:50 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-4583595862270400529</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"kışkırtmayı ve çelişkiyi güzel sanatlar seviyesine yükseltmiş olan céline’in romanından aklımda kalan, insan beyninin var olan tek trajik et parçası olduğudur. trajediyi hazmetmenin tek yolu da üstadın dediği gibi ondan sarhoş olmaktan geçer. 'hiçbir şey beni büyük felaketler kadar kendimden geçiremez,' diyen céline, sözlükteki her kavramla alay eder. kutsal ve saygıdeğer hiçbir şey ya da kimse kalmaz. üstadı yahudi düşmanı olmakla suçlayanlar, bana kalırsa bağışlayıcı davranmıştır. çünkü gerçekte céline, insanlık düşmanıdır. karamsar, melankolik ya da romantik değildir. sadece bir ihbarcıdır. kendisi dahil herkesi ihbar eder. kime ihbar ettiğinin de bir önemi yoktur çünkü roman edebiyattır. gerektiğinde yalanlanır. bu yüzden roman 'yolculuğumuz hayalidir,' cümlesiyle başlar.&lt;br /&gt;"céline, amaçsızca yolculuklar yapan roman kahramanı bardamu’yü iki dünya savaşı arasında yaratır. ancak romanın karanlığı ve dumanı, dönemine özgü savaş sonrası kötümserliğinden gelmez. céline, arasında kaldığı gerçek iki savaşın, doğum ve ölüm olduğunu bilir. hayattan midesi bulanacak kadar korkak ama onu yaşayacak kadar da cesur olan bardamu, sayısız üç nokta, üretilmiş kelimeler ve sert cümleler içinde sayfadan sayfaya adım atarken, okur sadece izler.&lt;br /&gt;"kendisini onun yerine koyamaz çünkü kimse bardamu kadar kendinden iğrenmez.&lt;br /&gt;"bardamu bir gösteridir. bittiğinde, ne yuhalanabilen ne de alkışlanabilen bir gösteri. merak eden, céline’in kendine özgü fransızcasına rağmen yiğit bener tarafından olağanüstü bir başarıyla, olabildiğince az kayıpla türkçe’ye tercüme edilmiş halini okur. çok merak eden fransızca öğrenir. daha çok merak eden aynaya bakıp hayatını düşünür. gecenin sonuna aynadan gidilir. dönmemek için de aynayı kırmak gerekir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;* hakan günday'ın, picus, hayvan, karakalem adlı dergilerde, vatan kitap'ın geçmiş iki sayısında ve sabitfikir'de ("&lt;a href="http://www.sabitfikir.com/elestiri/heil-celine" target="_blank"&gt;heil celine!&lt;/a&gt;" ismiyle) yayınlanan yazısından...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-4583595862270400529?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-06T21:13:50.228+02:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2012/02/heil-celine.html</feedburner:origLink></item><item><title>skyrim: görüntüler</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/SACAbK7b1xQ/skyrim-goruntuler.html</link><category>oyun</category><category>screenshots</category><category>elder scrolls</category><category>skyrim</category><category>görsel</category><category>wallpapers</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Mon, 27 Feb 2012 05:39:17 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-6704187079131453783</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;the elder scrolls V: skyrim oyunu görsel açıdan muhteşem. oyunu bir yana bırakıp çevreyi hayranlıkla izlediğim çok oldu. işte genellikle o anlarda ekran görüntüleri almaya başladım. oyun ilerledikçe, farklı farklı mekan ve iklimlerle karşılaştıkça, ekran görüntüsü alma işini daha ciddiye almaya başladım. burası çok güzelmiş yahu dediğim yerde oyunu kaydedip, oyundan çıkıp, çözünürlüğü maksimuma getirip (çünkü -bir dolu mod da yüklü olduğundan- bilgisayar zorlanıyor, düşük çözünürlükle oynayabiliyorum) tekrar o yere gelip görüntüler alıyordum. daha sonra &lt;a href="http://elderscrolls.wikia.com/wiki/Console_Commands_(Skyrim)" target="_blank"&gt;kodları&lt;/a&gt; kullanmayı keşfettim. "tfc 1" (tırnaksız) kodu ilaç gibi geldi. bu kod ile oyunu durdurup, kamerayı her yöne, serbestçe taşıyabiliyorsun. (tabii belirli bir alan içinde net, daha sonra nesnelerin görüntüleri bozulmaya başlıyor.)&lt;br /&gt;bir turist gibi, "a burası ne güzelmiş!" deyip görüntü alma işi zamanla, aksiyon olduğunda da görüntü alma isteğiyle çeşitlendi. ancak aksiyon olduğunda işler zorlaştı da. bir yandan da oyun zevkini baltalamak istemediğimden, örneğin mağaraya girmeden hemen önce oyunu kaydedip, mağarada işim bittikten sonra mağara başlangıcındaki kayıt noktasına dönüp tekrar başlıyordum. nerede ne ile karşılaşacağımı bildiğim için pislik çıkar çıkmaz kameraları çıkarıyordum! kullandığım kodun bir olumsuz yönü var: kendi karakterini göremiyorsun. yanımda her zaman bir yoldaş olduğundan ve &lt;a href="http://elderscrolls.wikia.com/wiki/Sanguine_Rose_(Skyrim)" target="_blank"&gt;sanguine rose&lt;/a&gt; yanımda olmadan yola çıkmadığımdan, görüntülerde genellikle yoldaşlar ve boynuzlu kızıl savaşçı yer aldı.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;not 1: kodları dikkatli kullanmak gerekiyor. örneğin kod aktif haldeyken daha önceki bir kayıt noktasına dönüldüğünde, oyun saçmalamaya başlıyor.&lt;br /&gt;not 2: tüm görseller 1920x1080 ölçülerinde. bu sayfadakilerle beraber toplam 50 ekran görüntüsünü  &lt;a href="http://www.mediafire.com/?odnzivuro5t1ury" target="_blank"&gt;mediafire&lt;/a&gt; veya &lt;a href="http://minus.com/mdWtfJobu#1" target="_blank"&gt;minus&lt;/a&gt; üzerinden  indirebilirsin.&lt;br /&gt;not 3: açılan blogger resim izleme nanesini F11 ile tam ekran kullanmanı tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-_rE2E-tzQDY/TyFSPHocErI/AAAAAAAAIeY/EuL-gUprPgM/s1920/skyrim++%25281%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://1.bp.blogspot.com/-_rE2E-tzQDY/TyFSPHocErI/AAAAAAAAIeY/EuL-gUprPgM/s640/skyrim++%25281%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-59uwFUEYc0I/TyFSSKeda0I/AAAAAAAAIeg/YvodrAevX1A/s1920/skyrim++%25282%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://4.bp.blogspot.com/-59uwFUEYc0I/TyFSSKeda0I/AAAAAAAAIeg/YvodrAevX1A/s640/skyrim++%25282%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-SpS4yWugpMk/TyFSWlrPQuI/AAAAAAAAIeo/tAVCeB-uDP8/s1920/skyrim++%25283%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://2.bp.blogspot.com/-SpS4yWugpMk/TyFSWlrPQuI/AAAAAAAAIeo/tAVCeB-uDP8/s640/skyrim++%25283%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-9CUMetelZv0/TyFSaJtU7cI/AAAAAAAAIew/357XKClTfeg/s1920/skyrim++%25284%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://3.bp.blogspot.com/-9CUMetelZv0/TyFSaJtU7cI/AAAAAAAAIew/357XKClTfeg/s640/skyrim++%25284%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-_utbeRqjsAY/TyFSdbHgK6I/AAAAAAAAIe4/joAbU8RHr74/s1920/skyrim++%25285%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://4.bp.blogspot.com/-_utbeRqjsAY/TyFSdbHgK6I/AAAAAAAAIe4/joAbU8RHr74/s640/skyrim++%25285%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-xDwGSGrfFS0/TyFSgIKA0PI/AAAAAAAAIfA/b3dyXUTajFc/s1920/skyrim++%25286%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://1.bp.blogspot.com/-xDwGSGrfFS0/TyFSgIKA0PI/AAAAAAAAIfA/b3dyXUTajFc/s640/skyrim++%25286%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-7AsQ-lO01bY/TyFSiij6u0I/AAAAAAAAIfI/rDsr5FMFRi4/s1920/skyrim++%25287%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://1.bp.blogspot.com/-7AsQ-lO01bY/TyFSiij6u0I/AAAAAAAAIfI/rDsr5FMFRi4/s640/skyrim++%25287%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-MkyOU0byIJ4/TyFSl6RgW9I/AAAAAAAAIfQ/A_2jRb6BTSo/s1920/skyrim++%25288%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://4.bp.blogspot.com/-MkyOU0byIJ4/TyFSl6RgW9I/AAAAAAAAIfQ/A_2jRb6BTSo/s640/skyrim++%25288%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-U0E7Z9byHxI/TyFStJ7YKFI/AAAAAAAAIfY/9Q8KEzwXFFQ/s1920/skyrim++%25289%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://3.bp.blogspot.com/-U0E7Z9byHxI/TyFStJ7YKFI/AAAAAAAAIfY/9Q8KEzwXFFQ/s640/skyrim++%25289%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-yjuFNVVukig/TyFSxVM3fsI/AAAAAAAAIfg/QP8mbpVCWS0/s1920/skyrim++%252810%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://4.bp.blogspot.com/-yjuFNVVukig/TyFSxVM3fsI/AAAAAAAAIfg/QP8mbpVCWS0/s640/skyrim++%252810%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-nHof2JsXQDw/TyFS1-QlJLI/AAAAAAAAIfo/-QANnmrXFHA/s1920/skyrim++%252811%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://1.bp.blogspot.com/-nHof2JsXQDw/TyFS1-QlJLI/AAAAAAAAIfo/-QANnmrXFHA/s640/skyrim++%252811%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-SVnJcx9SFaw/TyFS4aLWCOI/AAAAAAAAIfw/n8s1LF3UxhI/s1920/skyrim++%252812%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://2.bp.blogspot.com/-SVnJcx9SFaw/TyFS4aLWCOI/AAAAAAAAIfw/n8s1LF3UxhI/s640/skyrim++%252812%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-bK7re9vxC7M/TyFS9-OeUaI/AAAAAAAAIf4/dmu4yFtxP2Y/s1920/skyrim++%252813%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://2.bp.blogspot.com/-bK7re9vxC7M/TyFS9-OeUaI/AAAAAAAAIf4/dmu4yFtxP2Y/s640/skyrim++%252813%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-SKGhah_H9dE/TyFTAlX8c0I/AAAAAAAAIgA/1CZdCvi0Sfc/s1920/skyrim++%252814%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://3.bp.blogspot.com/-SKGhah_H9dE/TyFTAlX8c0I/AAAAAAAAIgA/1CZdCvi0Sfc/s640/skyrim++%252814%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-a9pZH3_ag6s/TyFTEyv_xHI/AAAAAAAAIgI/JYqROe5wjIc/s1920/skyrim++%252815%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://1.bp.blogspot.com/-a9pZH3_ag6s/TyFTEyv_xHI/AAAAAAAAIgI/JYqROe5wjIc/s640/skyrim++%252815%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-l2cI1IbGlRg/TyFTH7514xI/AAAAAAAAIgQ/qb1-2UWDYHU/s1920/skyrim++%252816%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://4.bp.blogspot.com/-l2cI1IbGlRg/TyFTH7514xI/AAAAAAAAIgQ/qb1-2UWDYHU/s640/skyrim++%252816%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-O1A0HHWxwWY/TyFTMBioSaI/AAAAAAAAIgY/vhg8wf9LX3s/s1920/skyrim++%252817%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://4.bp.blogspot.com/-O1A0HHWxwWY/TyFTMBioSaI/AAAAAAAAIgY/vhg8wf9LX3s/s640/skyrim++%252817%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-CkATKL5RAkc/TyFTQGEqZxI/AAAAAAAAIgg/mjGc0tfVaYc/s1920/skyrim++%252818%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://2.bp.blogspot.com/-CkATKL5RAkc/TyFTQGEqZxI/AAAAAAAAIgg/mjGc0tfVaYc/s640/skyrim++%252818%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-ZBD7seQafIc/TyFTTBKyjkI/AAAAAAAAIgo/ZFKKK9hLdOo/s1920/skyrim++%252819%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://3.bp.blogspot.com/-ZBD7seQafIc/TyFTTBKyjkI/AAAAAAAAIgo/ZFKKK9hLdOo/s640/skyrim++%252819%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-IbwTk_g1BqM/TyFTWdFrZ1I/AAAAAAAAIgw/wOCcBYT7TaM/s1920/skyrim++%252820%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://3.bp.blogspot.com/-IbwTk_g1BqM/TyFTWdFrZ1I/AAAAAAAAIgw/wOCcBYT7TaM/s640/skyrim++%252820%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-QMW51wNRcyw/TyFTbsPO4II/AAAAAAAAIg4/pJ17DEqQqdk/s1920/skyrim++%252821%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://2.bp.blogspot.com/-QMW51wNRcyw/TyFTbsPO4II/AAAAAAAAIg4/pJ17DEqQqdk/s640/skyrim++%252821%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-0qC-HqckTZA/TyFTfZp6Z9I/AAAAAAAAIhA/4oP4swfYbE8/s1920/skyrim++%252822%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://2.bp.blogspot.com/-0qC-HqckTZA/TyFTfZp6Z9I/AAAAAAAAIhA/4oP4swfYbE8/s640/skyrim++%252822%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-5NZ4cAQ0kuM/TyFThUebdvI/AAAAAAAAIhI/1j3TebhlFYk/s1920/skyrim++%252823%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://3.bp.blogspot.com/-5NZ4cAQ0kuM/TyFThUebdvI/AAAAAAAAIhI/1j3TebhlFYk/s640/skyrim++%252823%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-zpe6i9trtdw/TyFTk4RTA6I/AAAAAAAAIhQ/uBIEwUEJ-j4/s1920/skyrim++%252824%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://3.bp.blogspot.com/-zpe6i9trtdw/TyFTk4RTA6I/AAAAAAAAIhQ/uBIEwUEJ-j4/s640/skyrim++%252824%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-cGAjLqISrv4/TyFTrYVAKBI/AAAAAAAAIhY/N9sQBK_z3m0/s1920/skyrim++%252825%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://2.bp.blogspot.com/-cGAjLqISrv4/TyFTrYVAKBI/AAAAAAAAIhY/N9sQBK_z3m0/s640/skyrim++%252825%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-bUekvbdgIdQ/TyFTuynxQNI/AAAAAAAAIhg/5csac9U21xo/s1920/skyrim++%252826%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://2.bp.blogspot.com/-bUekvbdgIdQ/TyFTuynxQNI/AAAAAAAAIhg/5csac9U21xo/s640/skyrim++%252826%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-EMw6YGtwkF8/TyFTzpNitsI/AAAAAAAAIho/BtvJ2ot6zpI/s1920/skyrim++%252827%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://2.bp.blogspot.com/-EMw6YGtwkF8/TyFTzpNitsI/AAAAAAAAIho/BtvJ2ot6zpI/s640/skyrim++%252827%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-z9VxiXd4Hdk/TyFT9N6xvNI/AAAAAAAAIhw/Zzv2hIeJEzc/s1920/skyrim++%252828%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://1.bp.blogspot.com/-z9VxiXd4Hdk/TyFT9N6xvNI/AAAAAAAAIhw/Zzv2hIeJEzc/s640/skyrim++%252828%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-XHU6C7ZDOwA/TyFUAtD6EdI/AAAAAAAAIh4/5vtCt1YHz_g/s1920/skyrim++%252829%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://3.bp.blogspot.com/-XHU6C7ZDOwA/TyFUAtD6EdI/AAAAAAAAIh4/5vtCt1YHz_g/s640/skyrim++%252829%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-rfs5jMAh_4M/TyFUDtv78FI/AAAAAAAAIiA/JQCANwkt_-I/s1920/skyrim++%252830%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://1.bp.blogspot.com/-rfs5jMAh_4M/TyFUDtv78FI/AAAAAAAAIiA/JQCANwkt_-I/s640/skyrim++%252830%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-srcGI30z56Q/TyFUIMc_YNI/AAAAAAAAIiI/MCtdk3XSF-U/s1920/skyrim++%252831%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://2.bp.blogspot.com/-srcGI30z56Q/TyFUIMc_YNI/AAAAAAAAIiI/MCtdk3XSF-U/s640/skyrim++%252831%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-DehIAt2AF60/TyFUL4675FI/AAAAAAAAIiQ/MvYTJZvIlT4/s1920/skyrim++%252832%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://2.bp.blogspot.com/-DehIAt2AF60/TyFUL4675FI/AAAAAAAAIiQ/MvYTJZvIlT4/s640/skyrim++%252832%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-JjaZE7qkdt8/TyFUP9YflbI/AAAAAAAAIiY/f0bUzRN0XGI/s1920/skyrim++%252833%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://2.bp.blogspot.com/-JjaZE7qkdt8/TyFUP9YflbI/AAAAAAAAIiY/f0bUzRN0XGI/s640/skyrim++%252833%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-YzGEVIu8kJc/TyFUSNHJxII/AAAAAAAAIig/o0c9I_A6S84/s1920/skyrim++%252834%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://2.bp.blogspot.com/-YzGEVIu8kJc/TyFUSNHJxII/AAAAAAAAIig/o0c9I_A6S84/s640/skyrim++%252834%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/--b364aU1_bM/TyFUT9mh7nI/AAAAAAAAIio/_HibY22zQcg/s1920/skyrim++%252835%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="338" src="http://2.bp.blogspot.com/--b364aU1_bM/TyFUT9mh7nI/AAAAAAAAIio/_HibY22zQcg/s640/skyrim++%252835%2529.jpg" width="600" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güncelleme: (270212) bilgisayarı yeniledikten sonra kaydettiğim videolardan sevdiklerimi bu başlık altına ekleyeceğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="600" height="335" src="http://www.youtube.com/embed/qy9DGEmUwgw?rel=0" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrıca:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com/2012/01/skyrim-modlar-uygulamalar-videolar.html" target="_blank"&gt;skyrim : modlar, uygulamalar, videolar&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-6704187079131453783?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-27T15:39:17.891+02:00</app:edited><media:thumbnail url="http://1.bp.blogspot.com/-_rE2E-tzQDY/TyFSPHocErI/AAAAAAAAIeY/EuL-gUprPgM/s72-c/skyrim++%25281%2529.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2012/01/skyrim-goruntuler.html</feedburner:origLink></item><item><title>dünyanın en uzun süren deneyi</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/B8N0aVaitEQ/dunyann-en-uzun-suren-deneyi.html</link><category>zaman</category><category>bilim</category><category>thomas parnell</category><category>deney</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Fri, 27 Jan 2012 08:04:25 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-5641508369392793213</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-sgJJKPDh7ow/TyBenyqt_qI/AAAAAAAAIZ4/fyav5EnmXLU/s1600/uzun-s%25C3%25BCren-deney-fotosu.jpg" imageanchor="1" style="text-align: justify;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em; "&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-sgJJKPDh7ow/TyBenyqt_qI/AAAAAAAAIZ4/fyav5EnmXLU/s1600/uzun-s%25C3%25BCren-deney-fotosu.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;küçükken mutfakta rastgele bulduğu malzemeleri, ama dikkatle ve ölçerek biçerek, sadece içgüdülerin rahberliğinde karıştırıp, o karışımı günlerce bekletenler vardır bu gezegende. onca çabaya rağmen, mutfaktan çıkma olup da bilim dünyasına altın (ya da bakır, ne fark eder?) harflerle yazılmış pek bir şey yoktur sanırım?&lt;br /&gt;"dur bakalım ne olacak?" sorusu önemli bir soru. ancak oradaki "dur bakalım"ın süresi de önemli. bakılacak şeye göre değişiyor elbette. "dur bakalım şu mermi, silah ateş aldıktan sonra saniyede ne kadar hızla hareket ediyor?"daki "dur bakalım" ile, zift damlatma deneyindeki "dur bakalım"ın arasında ciddi bir fark olacak elbette!&lt;br /&gt;zift damlatma deneyinin öyküsü şöyle başlamış:&lt;br /&gt;"1927 yılında queensland üniversitesinin ilk fizik profesörü olan profesör thomas parnell, altı kapalı bir huninin içine ısıtılmış zift koymuş ve 3 sene yerine tamamen oturması için beklemiş, ondan sonra 1930 yılında huninin altını açarak normal oda sıcaklığında bırakmış ve gözlemeye başlamış..."*&lt;br /&gt;thomas parnell, 1948 yılında ölmüş ama deney devam etmiş: 2009 yılına kadar sadece sekiz (8) damla düşmüş: 1938, 1947, 1954, 1962, 1970, 1979, 1988 ve 2000 yıllarında. dokuzuncu zift damlasının, damlama süreci henüz tamamlanmamış durumda; şimdi, şu anda damlıyor; son 11 yılda olduğu gibi!&lt;br /&gt;dünyanın en uzun deneyinin bir özelliği de, dünyanın en sıkıcı web yayınıyla izlenebilir olması: queensland üniversitesinin sitesi üzerinden (&lt;a href="http://smp.uq.edu.au/content/pitch-drop-experiment" target="_blank"&gt;the pitch drop experiment&lt;/a&gt;) deneyin son halini "canlı" olarak izleyebilirsin. bir fotoğraftan farkı olmayan bu yayın, tahmin edileceği gibi, ölümcül bir durağanlıkta. insan oraya bir yere bir saat falan koyar, ne bileyim bir sinek gezinse keşke diye düşünüyor insan, izlemeye başladıktan 10 saniye sonra...&lt;br /&gt;deney ilginç olmasına ilginç ama ben bu deneyin bilim aşkıyla başladığına pek inanmıyorum. ya da şüpheleniyorum diyelim. thomas parnell, böyle bir deney başlatarak, ömrü boyunca devam eden ve kimsenin cart curt edemeyeceği (bilim sonuçta!) bir bahane alanı yaratmış. canı bir şey yapmak istemediğinde, bir yere davetli ve gitmek istemiyor diyelim, "abi gelemem, deneye bakmam gerek" deyip işin içinden sıyrılıyordu bence!&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=12837516" target="_blank"&gt;ekşi sözlük&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Pitch_drop_experiment" target="_blank"&gt;wikipedia - pitch drop experiment&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://www.physics.uq.edu.au/physics_museum/pitchdrop.shtml" target="_blank"&gt;physics.uq.edu.au/physics_museum/pitchdrop.shtml&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://www.livescience.com/7102-world-longest-running-experiments.html" target="_blank"&gt;livescience.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://atlasobscura.com/place/pitch-drop-experiment" target="_blank"&gt;atlasobscura.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://www.popsci.com/science/article/2012-01/how-long-longest-running-lab-experiment" target="_blank"&gt;popsci.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-5641508369392793213?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-27T18:04:25.529+02:00</app:edited><media:thumbnail url="http://2.bp.blogspot.com/-sgJJKPDh7ow/TyBenyqt_qI/AAAAAAAAIZ4/fyav5EnmXLU/s72-c/uzun-s%25C3%25BCren-deney-fotosu.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2012/01/dunyann-en-uzun-suren-deneyi.html</feedburner:origLink></item><item><title>skyrim : modlar, uygulamalar, videolar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/PCx1D3H6uf4/skyrim-modlar-uygulamalar-videolar.html</link><category>oyun</category><category>elder scrolls</category><category>skyrim</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Mon, 20 Feb 2012 02:34:37 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-1213329681758281543</guid><description>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-ouLbYH1Pl-E/TzkYIPcjgiI/AAAAAAAAIkM/eigIrZ8XwT8/s1600/nord-mead-miracle-of-sounds.png"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;tanıtım filmlerini izlemeyi severim. ama dönüp dönüp de izlemem. iki tanıtım filmi dışında. ilki, &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=TuU0mL4EbYs" target="_blank"&gt;a serious man&lt;/a&gt; filminin tanıtım filmi. filmi beğenmedim pek ama fragman müthiş! diğeri ise, &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=X1p-_CNtL9w&amp;amp;hd=1" target="_blank"&gt;the elder scroll's V: skyrim&lt;/a&gt;. amcanın sesi, ejder haykırışı, görüntüler falan filan ama en önemlisi müzik sanırım.&lt;br /&gt;skyrim son yıllarda oynadığım en güzel oyunlarından biri. multiplayer oyunları bir yana bırakırsam, en uzun soluklu oyun oldu, oluyor. 150 saati geçti oyun süresi ve daha yapılacak çok şey var. bu türden oyunlarda oyun süresi, oyuncunun eğilimlerine, azmetmeye ve kastetmeye göre değişir. çok istendiğinde bu oyunu (ana görevini) 2 saat 16 dakikada &lt;a href="http://www.bethblog.com/2011/10/13/jeff-vs-sam-ii-the-skyrim-speedrun/" target="_blank"&gt;bitirmek de olanaklı&lt;/a&gt; hani. rekor denemeleri bir yana; esen rüzgarın, düşen yaprağın, ayağına takılan taşın bile senden bir şeyler istediği bir dünyayı ayaklarının altına seren skyrim, hele bir de gezmeyi, dolaşmayı çekici buluyorsan, çok ama çok uzun soluklu bir oyun aslında.&lt;br /&gt;dediğim gibi, oyuncunun haz alma kriterleri oyun süresini ama ayrıca bir çok şeyi de belirliyor, değiştiriyor. bir savaşçı bir mağaraya dalar ve fırtına gibi esebilir ama bir hırsız daha kapıdan girer girmez gölgelere atar kendini. doğal olarak oyun tarzı ve oyun süresi de buna bağlı olarak değişecektir.&lt;br /&gt;bu oyunun artılarından biri de, kullanıcıların oluşturdukları modlar ile kişiselleştirilebilmesi, geliştirilebilmesi. zaten benim derdim de oyun şöyle böyle demekten çok, skyrim için ve skyrim adına yapılmış şeyleri  bir araya getirmek...&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;modlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;görüntü kalitesini ya da ara yüzleri değiştiren modlar bir yana, oyunun yapısını etkileyen modlara, oyunu bir süre "kendi şartlarında" oynamadan, fazla bulaşmamak gerektiğini düşünüyorum. daedric oklar var örneğin, en öldürücü ok ve zor bulunuyor; benim bildiğim tek bir dükkan var satışı yapılan (orada da her zaman olmuyor, olduğunda da az sayıda oluyor), nadiren de cesetlerden vs bulunabiliyor. ama istersen, o okları yapmanı sağlayacak modu yükleyebiliyorsun. ama bunu yaptığında, aslında oyunu kolaylaştırmış hatta bence ucuzlatmış oluyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mod dünyasına ilk adımı atmak için, &lt;a href="http://www.skyrimnexus.com/index.php" target="_blank"&gt;skyrim nexus&lt;/a&gt; isimli siteye üye olmak gerekiyor. ayrıca, &lt;a href="http://www.skyrimnexus.com/content/modmanager/" target="_blank"&gt;nexus mod manager&lt;/a&gt;'ı bilgisayara kurmak işleri (genellikle) epey bir kolaylaştırıyor. sonrasında skyrim nexus'a dalıp, yüzlerce mod arasından istediklerini kuruyorsun. elbette denemediğim çok daha güzel modlar vardır; ben sadece kullandığım, beğendiğim modları listeledim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.skyrimnexus.com/downloads/file.php?id=3532" target="_blank"&gt;yaddas realistic ENB config&lt;/a&gt;: bu mod ile ışık ayarları değiştiriliyor dolayısıyla renkler ve gölgeler epey bir değişiyor. bir dolu mod denedikten sonra bu kaldı. mod sayfasındaki örnek resimler daha net fikir verecektir. mod manager ile doğrudan uygulanamıyor o yüzden yükleme bilgilerini okumalı.&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-yLJ_KSzvfQk/TzGFWS8ulfI/AAAAAAAAIj4/FyBVym4Y9B0/s1600/yaddas.gif" /&gt;&lt;br /&gt;(yaddas realistic ENB config)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.skyrimnexus.com/downloads/file.php?id=141" target="_blank"&gt;skyrim flora overhaul&lt;/a&gt;: otlar, çiçekler, yapraklar bu mod ile çok daha gerçekçi ve net görünüyor. bilgisayar sistemine göre versiyonları var. nexus download manager ile doğrudan indiriliyor ve kurulabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="flora" height="305" src="http://farm8.staticflickr.com/7165/6719589761_cd92ed8647_z.jpg" width="600" /&gt;&lt;br /&gt;(skyrim flora overhaul)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.skyrimnexus.com/downloads/file.php?id=3385" target="_blank"&gt;lush trees&lt;/a&gt;: yukarıdaki mod ile beraber doğal hayatı güzelleştirme adına dev adımlar atılmasını sağlayan bir mod bu. ağaçlar daha sağlıklı, bol yapraklı ve gürbüz görünüyor.  nexus download manager ile kolaylıkla indirilip kurulabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.skyrimnexus.com/downloads/file.php?id=711" target="_blank"&gt;RWT realistic water textures&lt;/a&gt;: deniz, göl, akarsu yüzeylerini ve su altı görünümünü güzelleştiren bu modun, bilgisayar kapasitesine yönelik üç ayrı versiyonu var. nexus download manager ile indirilip kurulabiliyor ancak yine de açıklamaları ve uyarıları okumakta fayda var. yükleme esnasında kendi ayar penceresi açılıyor ve isteğe göre ince ayar yapılabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.skyrimnexus.com/downloads/file.php?id=2674" target="_blank"&gt;improved NPC clothing&lt;/a&gt;: bu mod ile ahalinin kıyafetleri çok daha güzel, detaylı görünüyor. buna benzer küçük değişiklikler yapan modlar önemsiz gibi görünebilir. ama unutulmamalıdır ki, küçük ayrıntılar hayatı güzelleştirir derler. şiir bile yazarlar. işte bu anlamlı mod, nexus download manager ile uyumlu mu uyumlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="ysolda improved npc" height="270" src="http://farm8.staticflickr.com/7150/6719652999_99973465d8_z.jpg" width="600" /&gt;&lt;br /&gt;(improved NPC clothing)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://skyrimnexus.com/downloads/file.php?id=607" target="_blank"&gt;skyrim HD&lt;/a&gt;: buna mod değil de patch demek gerek sanırım. sıkıştırılmış dosya açıldığında toplam dosya boyutu 1.29 gb ediyor. mod yapımcıları da uyarmış zaten, bilgisayarı kasabilir, loading sürelerini uzatabilir diyorlar. nexus download manager ile indirilip kurulabilen (yine de açıklamalara bakmakta fayda var) bu dev modun 700 mb ve 230 mb boyutlarında iki ayrı versiyonu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="skyrim hd" height="250" src="http://farm8.staticflickr.com/7164/6719685215_4fde63b547_z.jpg" width="600" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://skyrimnexus.com/downloads/file.php?id=4929"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://skyrimnexus.com/downloads/file.php?id=4929" target="_blank"&gt;a quality world map - with roads&lt;/a&gt;: skyrim haritasını güzelleştiriyor bu. ana yolları ve tüm yolları belirginleştiren iki versiyonu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://skyrimnexus.com/downloads/file.php?id=3222" target="_blank"&gt;immersive HUD - iHUD&lt;/a&gt;: gezip dolaşmayı çok seven biri için şahane bir mod. hedef imlecini, yön bilgisini vs ekrandaki ıvır zıvırları (isteğe göre) tamamen kaldırabiliyorsun. tabii gerektiğinde görünür oluyorlar; nexus download manager ile kurulurken kendi ayar penceresinden neyin ne zaman görüneceğini seçebiliyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://skyrimnexus.com/downloads/file.php?id=6058" target="_blank"&gt;skyboost&lt;/a&gt;: görüntüyü daha akıcı hale getiriyor. bu kadar mod kurduktan sonra bilgisayara doping yapmak gerekebilir tabii. tanıtım yazısında epey bir hızlanmadan bahsediliyor. bir öncesi sonrası karşılaştırması yapmadım ama bana da gözle görülür bir hızlanmaya neden oluyormuş gibi geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://skyrim.nexusmods.com/downloads/file.php?id=2356" target="_blank"&gt;XCE - xenius character enhancement&lt;/a&gt;: skyrim'e "eli ayağı düzgün" karakterler yakışır motivasyonuyla hazırlamışlar bunu. el, ayak neyse de, yüz dokularındaki güzelleştirme, oyunu da güzelleştiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://farm8.staticflickr.com/7168/6794479703_deb301baf5.jpg" width="600" height="337" alt="xce xenius" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://steamcommunity.com/sharedfiles/browse/?appid=72850&amp;amp;browsesort=toprated" target="_blank"&gt;steam workshop&lt;/a&gt;: mod muhabbeti için alternatif kaynak.  yine kullanıcıların ürettikleri şeyler ancak bethesda, &lt;a href="http://www.creationkit.com/" target="_blank"&gt;creation kit&lt;/a&gt; ile bu çalışmalara doğrudan destek veriyor. hatta steam workshop yayına girer girmez ücretsiz dlc olarak dağıttığı "&lt;a href="http://store.steampowered.com/app/202485/" target="_blank"&gt;high resolution texture pack&lt;/a&gt;" ile önden buyuruyor, ağabeylik yapıyor.&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-AiXHJu5YCD4/TzGJrkQr5DI/AAAAAAAAIkA/LkIDIH9XbYg/s1600/creation+kit+steam+workshop.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://steamcommunity.com/sharedfiles/filedetails/?id=10916" target="_blank"&gt;stones of barenziah quest markers&lt;/a&gt;: 24 adet barenziah taşının nerede bulunduğunu harita üzerinde gösteriyor bu mod. "bilmem neyi bul getir" tarzı görevlere ait şeylerin nerede bulunacağı haritada belirtilip, bu taşların belirtilmemesi saçma geliyordu bana. harita çok karışık görünmesin diye mi, oyuncu her yeri dolaşsın, girmediği delik kalmasın diye mi, ne amaçla öyle bir karar verdiler acaba? neyse, işte bu mod ile sorun çözülüyor. (ayrıca: &lt;a href="http://skyrim.nexusmods.com/downloads/file.php?id=9385" target="_blank"&gt;skyrim nexus versiyonu&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uygulamalar, güzellikler, tuhaf şeyler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://capane.us/2012/01/11/dovahkiin-gutenberg-v1-1/"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://capane.us/2012/01/11/dovahkiin-gutenberg-v1-1/" target="_blank"&gt;dovahkiin gutenberg&lt;/a&gt; :  skyrim evreninde bulunan onlarca kitabı bir araya getirmek güzel fikir. yeni güncellemeyle beraber kitap sayısı artmış ve daha önce resimsiz olan kitaplar resimlendirilmiş. mobi veya epub formatlarıyla tüm skyrim külliyatı, siteden indirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://potionapp.com/" target="_blank"&gt;potionapp.com&lt;/a&gt;: büyü işleriyle çok ilgilenmesem de, sadece satıp para kazanabilmek için bile iksir hazırlamanın üzerinde durmak gerektiğini düşünüyorum. bu sitedeki uygulama ile hangi nane ile hangi iksirler yapılabilir konusunda bilgi edinilebiliyor. bir de &lt;a href="http://itunes.apple.com/us/app/skyrim-alchemist/id484305110?" target="_blank"&gt;skyrim alchemist guide&lt;/a&gt; isimli iphone uygulaması var. büyücülük seviyesine ve seviye yükselten şeylere (yüzük, kolye, elbise vs) bağlı olarak hazırlanan iksirler hem güçlü hem de değerli olabiliyor. bak misal, "bear claws + giant's toe + hanging moss" karışımıyla elde edilen iksirin "taban fiyatı" 869 altın. dediğim gibi, büyücülük seviyesi yükseldikçe, iksirin değeri de yükseliyor ve sen bunu 1500, 2000 altına satabiliyorsun. en değerli iksirlerin hepsinde illa ki "giant's toe" kullanılıyor; bunu da arada belirteyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.webpronews.com/skyrim-graphinc-calculator-2012-01" target="_blank"&gt;hesap makinesinde skyrim&lt;/a&gt;: texas instruments ti-84 marka ve modelli hesap makineleri için geliştirilmiş (peh peh!) bir skyrim versiyonu. tabii gelişmiş bir model bu, ne yazık ki(!) standart hesap makinelerinde skyrim oynamak olanaksız. sonuçta muhteşem grafikleri ve devasa oyun tecrübesini karşılaması gerek aletin. en fazla  tersten leblebi yazılabilecek bir hesap makinen varsa, üzgünüm.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-WxZsMjLMofo/Tyei3CzrS8I/AAAAAAAAIjc/ZpjIzDmsHlE/s1600/skyrim%2Bcal.JPG" style="text-align: left; "&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-WxZsMjLMofo/Tyei3CzrS8I/AAAAAAAAIjc/ZpjIzDmsHlE/s400/skyrim%2Bcal.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703706519618145218" style="cursor: pointer; width: 400px; height: 227px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://oddeh.deviantart.com/art/Skyrim-Monopoly-277655161" target="_blank"&gt;skyrim monopoly&lt;/a&gt;: sonuçta sadece bir tasarım ama hiç de fena olmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5699707183323029426" name="BLOGGER_PHOTO_ID_5699707183323029426" src="http://2.bp.blogspot.com/-j2Twko_a858/TxltfCG2H7I/AAAAAAAAITc/XK1XU2rJEps/s200/skyrim%2Bmonopoly.png" style="cursor: pointer; height: 200px; width: 200px;" /&gt; &lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5699707189470561634" name="BLOGGER_PHOTO_ID_5699707189470561634" src="http://3.bp.blogspot.com/-BSE0lYUhisM/TxltfZAiBWI/AAAAAAAAITo/etyrecdnMCw/s200/skyrim_monopoly_cards.png" style="cursor: pointer; height: 200px; width: 200px;" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;videolar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698963441763171282" src="http://2.bp.blogspot.com/-Mn59L3mDI8I/TxbJDk47O9I/AAAAAAAAISI/eHGk8Fsp3a8/s200/malukah-sm.jpg" style="color: #0000ee; cursor: pointer; float: right; height: 100px; margin-bottom: 10px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: justify; text-decoration: underline; width: 100px;" /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=4z9TdDCWN7g" target="_blank"&gt;the dragonborn comes&lt;/a&gt; : görmeyen kalmamıştır ama eklememek olmaz. malukah iyi bir insana benziyor ve yaptığı sağlam cover ile epeyce ünlü oldu hatta nexus modları arasında bile kendine yer edindi. (&lt;a href="http://www.skyrimnexus.com/downloads/file.php?id=2801" target="_blank"&gt;bard music replacement by malukah&lt;/a&gt;). bu arada aklıma geldi, o hanlarda, kimse bir şey çalmasa bile müzik duyuluyor. masalardan, sandalyelerden mi geliyor o müzik, tahta duvarlardan mı fışkırıyor? ( konu dağıldı ama, "&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=KNDT7EInclo" target="_blank"&gt;age of aggression&lt;/a&gt;" parçası da pek güzel )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698966294255488082" src="http://4.bp.blogspot.com/-5-wxyFG2Xt4/TxbLpnQFzFI/AAAAAAAAISU/QIGzZwnOxEc/s200/skyrim-metal.JPG" style="color: #0000ee; cursor: pointer; float: right; height: 100px; margin-bottom: 10px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: justify; text-decoration: underline; width: 100px;" /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=yDE2VQzghp4" target="_blank"&gt;skyrim meets metal&lt;/a&gt;: izlediğim metal versiyonlar arasında en beğendiğim bu arkadaşın performansı oldu. yer yer coşsa da (sololarda) müziğin özüne sadık kalmış; göze, kulağa batmıyor. fıstık gibi de çalıyor. hatta biri "fus gui tar!" diye yorumlamış, çok da iyi demiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698968918188900226" src="http://2.bp.blogspot.com/-MiSvQHWKIJA/TxbOCWKkP4I/AAAAAAAAISg/TRGd7BCGYbk/s200/fusro.jpg" style="color: #0000ee; cursor: pointer; float: right; height: 100px; margin-bottom: 10px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: justify; text-decoration: underline; width: 100px;" /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=YOxVjbGvUpI" target="_blank"&gt;fus ro dah!!!&lt;/a&gt;: youtube üzerinde binlerce "fus ro dah!" parodisi var tahmin edilebileceği gibi. milyonlarca da &lt;a href="http://knowyourmeme.com/memes/i-took-an-arrow-in-the-knee" target="_blank"&gt;dizime ok yedim&lt;/a&gt; geyiği internetlerde dolaşımda. (ve fakat: &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=UagqsOT4Vic" target="_blank"&gt;kill the meme&lt;/a&gt;) bu video epey isabetli olmuş. denk gelirse başka bir fusrodah musrodah videosu izleme. zamanına yazık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698971932558206226" src="http://1.bp.blogspot.com/-2rYUi6awc_4/TxbQxzkNpRI/AAAAAAAAISs/PYLf41FQdHo/s200/macho.JPG" style="color: #0000ee; cursor: pointer; float: right; height: 100px; margin-bottom: 10px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: justify; text-decoration: underline; width: 100px;" /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=Bifmj1O3D24" target="_blank"&gt;macho dragon mod&lt;/a&gt;: aslında bu bir mod. ciddiye alınacak bir tarafı olmadığı için ve sinir bozucu da olsa komik olduğundan, videolar başlıklı enfes bölüme dahil ettim. bu modu yükleyebilmem için oyunu 1000 saat falan oynamış olmam gerek sanırım, artık oyunun boku çıkmış olmalı sanırım, bir şişe votka içmiş olmam gerek sanırım ya da öyle bir şeyler. evet komik, ama, neden yahu?  (bir de "&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=p8IKykVvNUs" target="_blank"&gt;little pony&lt;/a&gt;" var! )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-ouLbYH1Pl-E/TzkYIPcjgiI/AAAAAAAAIkM/eigIrZ8XwT8/s400/nord-mead-miracle-of-sounds.png" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5708620532533133858" style="color: rgb(0, 0, 238); text-decoration: underline; float: right; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 10px; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px; " /&gt;&lt;a href="http://www.escapistmagazine.com/videos/view/miracle-of-sound/5350-Nord-Mead-Skyrim" target="_blank"&gt;nord mead&lt;/a&gt;: miracle of sound ( ya da gavin dunne) pek hoş bir video hazırlamış. yaptığı parça da güzel, oyun müziklerinden değil, kendine has bir müzik yapmış. videonun finali ise bomba olmuş. yine bu arkadaşın, &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=8BHKLVr_Cxw"&gt;sovngarde song&lt;/a&gt; parçası da sağlam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdilik bu kadar, arada sırada güncellerim bu sayfayı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrıca bak: &lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com/2012/01/skyrim-goruntuler.html"&gt;skyrim: görüntüler&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-1213329681758281543?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-20T12:34:37.378+02:00</app:edited><media:thumbnail url="http://3.bp.blogspot.com/-yLJ_KSzvfQk/TzGFWS8ulfI/AAAAAAAAIj4/FyBVym4Y9B0/s72-c/yaddas.gif" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2012/01/skyrim-modlar-uygulamalar-videolar.html</feedburner:origLink></item><item><title>"gözler kalbin aynasıdır"</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/5FjA1sp6tQU/gozler-kalbin-aynasdr.html</link><category>robot</category><category>bilim</category><category>gelecek</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Thu, 19 Jan 2012 02:21:39 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-8657220852564443660</guid><description>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-s6wCGKiU3ko/Txfd6_pFgRI/AAAAAAAAITE/V9wWhAszClA/s1600/sinsi-robot.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 194px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-s6wCGKiU3ko/Txfd6_pFgRI/AAAAAAAAITE/V9wWhAszClA/s200/sinsi-robot.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5699267859046564114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;robotların gün gelip de dünyayı ele geçireceğini düşünen ve her robotik gelişmeyle endişeleri şiddetlenen çok insan var. "çocuğumun bana benzemesinden korkuyorum" gibi bir şey bu; yersiz bir korku sayılmaz galiba?&lt;br /&gt;insanımsı robotların varabilecekleri en üst nokta "tıpkı insan gibi" hareket edebilmek, düşünebilmek olsa gerek; sınırları ve hedefleri belli. gerçi "insan olmak" çok kaypak bir kavram, hangi insanı, kimi model alacaklar? olasılıkla, hem fiziksel hem de zihinsel bakımdan üst seviyelere ulaşmış insanlardan bir karışım hedefleyeceklerdir. bir sporcu kadar atletik, bir fizikçi kadar zeki, bir siyasetçi kadar kurnaz....&lt;br /&gt;e yani robotlar nihayetinde yetenekli ama kaçınılmaz olarak hırt bir insan olacaklarsa, evet, gelecek korkutucu ve karmaşık olacak gibi geliyor bana da. bir yandan da insanlar kendilerini geliştiriyorlar: &lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com/2011/01/homo-evolutis.html"&gt;homo evolutis&lt;/a&gt; varlıklar olma yolunda ilerliyorlar. ama onların hedefleri robotların hedefinden daha yüksekte; "insan olma"nın ötesinde...&lt;br /&gt;ama şimdi şakalaşma, eğlence zamanı. kabloları kafasından sarkan "ilkel" robotlar, soruları cevaplıyorlar ve her geçen gün, onların cevaplarıyla biraz daha şaşırıyor, biraz daha eğleniyoruz. ama bir dakika; sadece bir an için gözüme çarpan bir ayrıntı var: bu robot amca, "dünyayı ele geçirip, biz insanların canına okuyacak mısınız?" sorusuna, "sizleri seviyorum, üstümde emeğiniz var, hakkınızı yiyecek değilim. sizleri güvenli ve huzurlu olabileceğiniz yerlere kapatacağım ve orada, kafesler ardında her zaman güven içinde yaşayacaksınız" gibi bir cevap veriyor. gelsin kahkahalar! sen önce sarkan kablolarını topla be! sonra gülerek, robotun "şakasına" cevap veriyor eleman, karşılıklı gülüşüyorlar. fakat bir an için, videoda 34. saniyeye denk gelen bir anda robot amca'nın kısık gözleri gerçekten de insanı endişelendirebilecek bir detay barındırıyor bence: orada ışık var, sabır var, çok büyük bir sinsilik var.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="600" height="335" src="http://www.youtube.com/embed/W7VLGGa3LUM?rel=0" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;şurada gördüm: &lt;a href="http://www.geekologie.com/2012/01/oh-goody-humanoid-robot-planning-a-peopl.php"&gt;geekologie.com&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-8657220852564443660?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-19T12:21:39.386+02:00</app:edited><media:thumbnail url="http://2.bp.blogspot.com/-s6wCGKiU3ko/Txfd6_pFgRI/AAAAAAAAITE/V9wWhAszClA/s72-c/sinsi-robot.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2012/01/gozler-kalbin-aynasdr.html</feedburner:origLink></item><item><title>koca kafalı karıncalar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/6TK1wvqe-dE/koca-kafal-karncalar.html</link><category>karınca</category><category>bilim</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Thu, 12 Jan 2012 02:14:43 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-1525938358625594716</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;bilimciler, 35 - 60 milyon yıl önce yaşamış, günümüzde nadiren görülebilen, koca kafalı, koca çeneli süper asker karıncalardan üretmişler. dertleri neymiş peki? "kanadalı araştırmacılar, antik zamanlardan kalan genlere geri dönebilmenin, canlılara yeni fiziksel özellikler kazandırmak için çok önemli bir rol oynayabileceğine dikkat çekti" diye bir açıklama var, "neden kurcalıyorsunuz?" sorusuna karşılık. [&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25312183/"&gt;ntvmsnbc&lt;/a&gt;]&lt;br /&gt;dev karınca diye haber okuyunca, insan bir an ürküyor. saçma sapan filmler akla geliyor derhal. iki metre, üç metre boyunda karıncalar? yok, bunlar diğer karıncalara göre dev, bir fiskelik işleri var bizim için hani. yine de o boktan filmler de buna benzer şeylerle başlar ama! çılgın bilim adamı heyecanla eve gelir, karısına sarılır:&lt;br /&gt;"bak dev karınca ürettim!"&lt;br /&gt;"ellerine sağlık hayatım ama dev diyebilmek için çok küçük değil mi bu? 'küçük' olduğu belli olan bir şeyi, 'büyük' diye, hele ki 'dev' diye kabul ettiremezsin insanlara, değil mi?"&lt;br /&gt;işte acılarla ve vahşetle örülmüş bir sonun başlangıcı: gereksiz bir eleştiri ile gururu incinen bir bilim adamı her türlü çılgınlığı yapabilir!&lt;br /&gt;"bir tane, sadece bir tane gerçekten dev bir karınca yapmazsam sanırım ölürüm" diye düşünebilir? ki bir çılgınlık yapmasa bile, genleriyle oynanmış karıncalar, beklenmedik doğal ya da kimyasal ya da "ne bileyim ben" bir nedenle başımıza bela olabilir?&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;karıncaları &lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com/2010/04/karncalanma.html"&gt;ciddiye alıyorum&lt;/a&gt;, onlara saygı duyuyorum. bir gün "haydi insanları yok edelim, üç deyince, biiir, ikiii..." diye, sağlam bir organizasyonla ve eş zamanlı olarak yuvalarından fırlasalar, insanların üzerine, kırk beş dakika içinde tek bir insan bırakmazlar -bence!- gezegende! bu konuda bir kanıt, istatistik veri, şu bu sunacak değilim elbette. bir his diyelim; karıncalara bulaşmamak gerek diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://farm8.staticflickr.com/7019/6683607525_39289d8977.jpg" width="600" height="486" alt="6a00d8341bf67c53ef0167604ea4bc970b-800wi" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-1525938358625594716?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-12T12:14:43.703+02:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2012/01/koca-kafal-karncalar.html</feedburner:origLink></item><item><title>robok</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/d3wpri71YGA/robok.html</link><category>hayat</category><category>robot</category><category>bok</category><category>teknoloji</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Fri, 21 Oct 2011 12:53:42 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-945445604845438201</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;kelime oyunu benim de içime sinmedi ama bok toplayan robot için aklıma gelen ilk isim o oldu. robotlar sanki insan hayatının bir parçası olup çıkmış da bok toplayanını yapmak kalmış geriye diye düşündüm bahsi geçen robotu görünce. aslında aklımda yapılacak işler bakımından bir önem sırası yok. zaten robot teknolojisi karşısında, konuya bunca kilometre uzaktan, sadece tanık olmak falan geliyor elimden. kısacası, şunu yapan, bunu yapan robotlar doldurmaya başlıyor gezegeni ve işte bu da bok toplayanı: "poop scoop"&lt;br /&gt;bok dediysem de, sen tuvaletteyken pat diye içeri girip, "bitti mi! dur sifonu çekme, alırım ben bokunu" diyen bir robot değil poop scoop. bu zavallı (ki bence bir gün robotlar örgütlenip insanlara isyan etmeye başladıklarında tüm robotlar onu hüzünle anacaktır) bahtsız robot, parklarda, yollarda köpeklerin boklarını temizlemeye programlanmış gibi görünüyor. pek teknolojik, ne bileyim zamane robotu gibi bir görünüşü var ama eline bir plastik kova verip tüm havasını sıfırlamışlar. biri de çıkıp "şu kovayı alüminyum folyoyla bari kaplayalım abi, ne bu ya!" dememiş!&lt;br /&gt;karizması bozuk da olsa işini oldukça iyi yapıyor gibi. videodan anladığım kadarıyla sadece kurumuş* bokları temizliyor. kafasını eğiyor, yere bakıyor, boka benzeyen şeyleri topluyor. teknoloji biraz daha ilerleyince, görsel algılayıcılar yerine koku algılayıcılarına sahip olunca, aşağıya bir yere kocaman bir burun eklenebilir. böylece hem daha hızlı çalışır hem de arada yere düşmüş çörekleri, tahta parçalarını falan toplamaz. çünkü yine videodan anladığım kadarıyla işi bittikten sonra biri (amir) geliyor ve kovadaki bokları sayıyor! ("sana bok topla dedik aptal teneke! günde 80 bok toplamazsan başın belada!")  eh, böyle bir işle görevlendirilmiş bir robot işten kaytarmak için yolda bulduğu her boka benzeyen şeyi kovasına atabilir.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/G9nM-IXivxU?rel=0" allowfullscreen="" frameborder="0" height="369" width="500"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="500" height="284" src="http://www.youtube.com/embed/3q4cLRBaDvg?rel=0" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;*yani öyledir umarım yoksa birinin ya da bir robotun da bu robotu temizlemesi gerekecek.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-945445604845438201?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-10-21T22:53:42.327+03:00</app:edited><media:thumbnail url="http://img.youtube.com/vi/G9nM-IXivxU/default.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2011/10/robok.html</feedburner:origLink></item><item><title>konuşmak</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/kW2haj6vLEA/konusmak.html</link><category>meditasyon</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Wed, 19 Oct 2011 13:48:08 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-6892383639769197418</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;bir robotla konuşabilirim. yanına gitmem ama o yanıma gelir de bir şeyler anlatmaya başlarsa dinlerim. baktık muhabbet güzel, bu konuşma gittiği yere kadar gider, sıkılmam, bir robotla ne konuşulur, demem.  robotça dertlerini, robotluğu falan anlamaya çalışırım; gücüm ve aklım yetiyorsa ona yardım etmek maksadıyla önerilerde falan bulunabilirim.&lt;br /&gt;bir çocukla da konuşabilirim. kaç yaşında olursa olsun. genellikle çocuklar boş konuşurlar, çok soru sorarlar, insanı sıkarlar ve hepsinden önemlisi hava basabileceğin varlıklar değillerdir. ama her çocuk da bir değildir elbette. muhabbeti, kafa yapısı güzelse, oturur saatlerce dinlerim onu; hiç de kendimi kasmadan konuşurum onunla.&lt;br /&gt;bir kedi ya da köpek gelse yanıma, becerebilse iki kelam etmeyi, ilk şaşkınlığı ve yabancılığı kısa süre içinde atlatır -ve tabii kafa dengiyse- konuşmaya başlarım. zaten benim soracak bir dolu sorum vardır; onların merak ettiklerini de içtenlikle, bildiğim kadarıyla anlatırım. havadan sudan da konuşabilirim, illa kedilik, köpeklik, insanlık hakkında konuşmalıyız diye düşünmem.&lt;br /&gt;"üzerine hoş bir açıyla gün ışığı vurmuş bir dilim peynirle" de konuşabilirim. onun bir şey söylemesini, bir şeyler anlatmasını beklemeden, öylece konuşabilirim. ancak diğerlerinden farklı olarak sanırım benim ona yaklaşmam ve konuşmayı başlatmam gerekir çünkü yüzyıllar içinde dikkatlerden kaçmamıştır, peynirlerin ağızları, onlara bir ifade verecek gözleri yoktur. bir peynir asla insana yaklaşmaz.&lt;br /&gt;tanrılarla, şeytanlarla, ruhlarla konuşmam. eğer onlar yaklaşmışlarsa bana ve konuşmaya çalışmışlarsa, gözlerimi kapar, her şeyin normale dönmesini beklerim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-6892383639769197418?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-10-19T23:48:08.741+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2011/10/konusmak.html</feedburner:origLink></item><item><title>"bana ay taşı getir!"</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/E6c-fuG_5Ho/bana-ay-tas-getir.html</link><category>hayat</category><category>uzaya seyahat</category><category>aya seyahat</category><category>uzay</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Mon, 17 Oct 2011 01:23:26 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-2475075809812977613</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;işte öyle demiştir astronotun karısı ya da sevgilisi, "bana ay taşı getir." kendisi koca bir taş kaya kütlesi olan bir yerden başka ne isteyeceksin ki?  "bana muz getir!" hah işte bunu da &lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com/2010/04/uzay-carlisi.html"&gt;çarli&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com/2010/04/uzay-carlisi.html"&gt;'nin&lt;/a&gt; sevgilisi söylemiştir. ama çarli'nin ağzı epey bir bozuktu, getire getire yakası açılmadık bir küfür getirmiştir garibim.&lt;br /&gt;aya gitmiş bir astronot, dünyayı kimsesin göremediği büyüklükte (ve küçüklükte) gören bir insandır artık, yanına yaklaşmak bile zor olmalı. savaşlardan çıkmış bir dede gibi, kıvrıl yanına, o anlatsın sen dinle, hayranlıkla gözlerinin içine bakarken bir yandan da anlatılanları hayal etmeye çalış.&lt;br /&gt;ama hayat zor, ne kadar uzaklaşırsan uzaklaş, sonunda geri döndüğünde en azından üç beş imza atman gerekebiliyor. "daha geçen gün ay üzerinde yürüyordum yahu, gelir gelmez bu kağıt kürek ne saçmalıktır!" diye düşünmüşlerdir mutlaka.&lt;br /&gt;aşağıdaki belgenin gerçek olduğunu söylüyorlar, aydan dönen astronotlar gümrükten geçmişler, yanlarında getirdikleri şeyler kayıt altına alınmış ve uzaklardan mikrop, hastalık getirmişler mi diye gözlem altına alınmışlar. ama gümrük? daha önce kaç kişi gelip gitmiş ve daha sonra kaç kişi gelip gidecek ki? zaten bu adamlar tarihe isimlerini yazdırmış insanlar. biri "yaav şu aydan gelenlerin gümrük belgeleri nerede; ne zaman giriş yapmışlar, yanlarında ne getirmişler?" diye sorsa, "aç ansiklopediye bak lavuk!" gibisinden bir cevap hiç ağır gelmez!&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://farm7.static.flickr.com/6047/6253279630_f861a356ef_b.jpg" alt="ay gümrük belgesi" height="917" width="575" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o astronotlardan biri, tüm bu dertlerden kurtulup evine dönerken arabasını yol kenarında durdurmuş, yol kenarından irice bir taş parçası bulmuş ve öyle karısının karşısına çıkmıştır. "al hayatım sana aydan taş getirdim." televizyonun hemen üzerine koymalı, belki zararlı dalgaları, sağdan soldan fışkıran radyasyonu falan emer. yoksa çok çirkin şeyler yaşanabilir akşam:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"tüü! aya gittin de bir taş parçası bile getiremedin mi!"&lt;br /&gt;"gümrüğe takıldı lan!"&lt;br /&gt;"mary'nin kocası martin japonya'dan dönüşte karısına kıyafetler getirmişti!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir astronotun yavaş ölümü böyle gerçekleşir işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;kaynak: &lt;a href="http://www.space.com/7044-moon-apollo-astronauts-customs.html" target="_blank"&gt;space.com&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-2475075809812977613?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-10-17T11:23:26.925+03:00</app:edited><media:thumbnail url="http://farm7.static.flickr.com/6047/6253279630_f861a356ef_t.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2011/10/bana-ay-tas-getir.html</feedburner:origLink></item><item><title>assassin's creed: brotherhood - multiplayer</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/p0BmSRL7SbA/assassins-creed-brotherhood-multiplayer.html</link><category>oyun</category><category>revelations</category><category>assassin's creed</category><category>brotherhood</category><category>multiplayer</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Thu, 25 Aug 2011 10:47:31 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-8209925252676038480</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;oyun oldukça uzun zaman önce yayınlandı, o yüzden bir tanıtım yapmaya gerek yok. iki oyun öncesinden başlayan öykü bu sene sonlarına doğru çıkacak "assassin's creed revelations" ile, hem de &lt;a href="http://oyun.pclabs.com.tr/haber/ac-revelationsta-yer-alacak-mekanlar-duyuruldu/#" target="_blank"&gt;istanbul şehri merkezinde&lt;/a&gt;, devam edecek. gerçi ezio'nun öyküsü bitecekmiş ama tahminime göre, assassin's creed 3 ile desmond başka bir karakterle bütünleşecek. geçmişten günümüze doğru ilerleyen oyun, tabanca tüfek ile boka sarmasın yeter.
&lt;br /&gt;multiplayer oyunlarla aram aslında pek iyi değil. team fortress 2 ve call of duty gibi oyunları oynamayı denedim, "bi' saniye yahu neler oluyor bir anlayım!" bile diyemeden haklandım her seferinde. strateji oyunlarında (age of empires ve red alert denemiştik kardeşimle) zaten felaketim. ben üç beş asker ortaya çıkarana kadar karşımda ordu buldum! futbol, basketbol gibi spor oyunları desen, o da aynı; yeteneksizim! kısacası, bir iki oyun var: worms reloaded (özellikle "fort") gibi, dirt serisi  (onun da rally ve trailblazer bölümleri sadece) gibi oyunları becerebiliyorum.
&lt;br /&gt;"assassin's creed: brotherhood" lafı açılacaksa da, epey bir konuşabilirim. bak işte bu tam bana göre. sessiz, sakin, sabırlı olanın genellikle kazandığı bir oyun! işin doğrusu bu, aynen öyle olmak gerekiyor ancak oyuncuların çok büyük bir bölümü ninja gibi damdan dama atlıyorlar, sokaklarda, meydanlarda kıçına nişadır sürülmüş eşek gibi  koşturuyorlar genellikle ama elbette onlar yanılanlardandır, yenilenlerdendir!
&lt;br /&gt;dediğim gibi oyun çıkalı çok oldu ama benim derdim tanıtım yapmak falan değil zeten. bazı oyunları ve oyunlardan bazı enteresan şeyleri kaydetmiştim işte onları buraya eklemek istedim. yine de, olası bir "bu nasıl bir oyun, olay ne?" sorusuna yönelik kısa bir açıklama yapabilirim. aşağıdaki görüntü, "wanted" (multiplayer oyun seçenekleri arasında en popüler olanı) modundan.&lt;span id="fullpost"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-PikI4lk5Qwo/TlVrDlFwk3I/AAAAAAAAIPA/HvyFo7DM5sU/s400/ACBMP%2B2.jpg" alt="" name="BLOGGER_PHOTO_ID_5644535417218831218" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5644535417218831218" style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 600px; height: 338px;" border="0" /&gt;
&lt;br /&gt;1. peşindeki oyuncu sayısı. en fazla dört kişi olabiliyor. yukarıdaki örnekte, dörde bölünmüş alandan sadece biri kırmızı; bu da demektir ki peşimde bir kişi var. oyuncunun peşindeki kişinin sana yaklaştığını, fısıltı seslerinden anlıyorsun. düşmanın ne kadar yakınındaysa fısıltıların şiddeti de o kadar artıyor. hemen üstteki 1 rakamı oyundaki sıralamanı gösteriyor. bende genellikle 1 ya da 2'dir o; bazen 3 olur işte. (öyle!)
&lt;br /&gt;2. bir oyunda en fazla sekiz oyuncu yer alabiliyor ( ac: brotherhood'un senaryosu gereği, aslında bu oyuncular bir simülasyonun içindeler. çevrede benzer karakterlerden onlarcasının gezinmesinin, oyuncuların örümcek adam denli insanüstü hareketler yapabilmelerinin vs nedeni de bu) ve oyunlar 10 dakika sürüyor. kalan süreyi bu bölümden takip ediyorsun.
&lt;br /&gt;3. senin peşinde olduğun vatandaşın karakter resmi. bilgisayarın da yönettiği benzer karakterler arasından, rakip oyuncunun kontrol ettiği karakteri ayırt etmen ve onu haklaman gerekiyor. hedefi bulmak ve tespit etmek, tamamen hedefinin oyunu nasıl oynadığıyla ilgili. senin görüş alanındaysa ve gereğinden fazla hareketli ise zaten karakterin üzerinde bir "mause" simgesi çıkıyor. elbette senin peşinde olanlar da çok hızlı hareket ediyorlarsa onları da çok uzaktan fark edebiliyorsun çünkü onların da karakterlerinin üzerinde kırmızı bir simge oluşuyor.
&lt;br /&gt;görselde, üzerinde kilit simgesi olan karakter hedef olarak seçilmiş. çünkü biraz önce ya koşturmuştur, ya bilgisayarın kontrol ettiği (örneğin hemen yanında duran ve biraz öteden yürüyen karakterlerin) asla yapmayacağı bir şey yapmıştır ya da sadece içgüdülerin "bu o" demiştir. hedefini tespit ettikten sonra kilit simgesi ile ona odaklanabiliyorsun, kalabalığa dalsa bile ayırt edebiliyorsun böylelikle.
&lt;br /&gt;hedef karakterin resminin hemen yanındaki eğik çizgi, rakibinin seni fark edip etmediğini gösteriyor. zıpır gibi koşarsan ona doğru, o mavi eğri çizgi parlamaya, yanıp sönmeye (ya da öyle bir şeyler) yapmaya başlıyor. hedefin seni fark etmiş olması, az puan kazanmak demek.
&lt;br /&gt;yine aynı resmin diğer tarafındaki, dört bölümlü simge, rakibinin peşinde kaç kişi olduğunu anlamana yarıyor. örnek resimde tek bir bölüm mavi bu da demektir ki o elemanın peşinde sadece sen varsın!
&lt;br /&gt;4. o mavi yuvarlak hedefine ne kadar yakın olduğunu anlamana yarıyor. ne kadar mavi renk ile dolarsa, hedefine o kadar yakınsındır anlamına geliyor.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;bir de 5 diye işaretlemediğim, sol alt köşedeki simgeler var. onlar da seçebildiğin ekstra özelliklerin. ben genellikle sis bombasını ve zehiri tercih ediyorum. bu özel güçleri her istediğinde kullanamıyorsun çünkü türüne ve özelliğine bağlı olarak her birinin belirli bir kullanma limiti var. örnek resimde, sis bombası yaklaşık 50 saniye önce kullanılmış ve birazdan tekrar kullanım için hazır olacak. kısacası, hedefine yaklaşıp onu zehirledin diyelim, zehirin tekrar kullanılabilmesi için belirli bir süre geçmesi gerekiyor.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;seni öldürmekle görevlendirilmiş rakibinden kurtulmanın sadece dört yolu var:
&lt;br /&gt;- iyice yakınlaştığında, gerekirse özel güçleri kullanarak ama illa ki ondan önce davranarak, onu bayıltmak. (böylelikle görevi başarısızlıkla sonuçlanmış oluyor ve bayıltan 200 puan kazanıyor)
&lt;br /&gt;- rakibinin senin yerine bilgisayarın yönettiği bir karakteri öldürmesi.
&lt;br /&gt;- rakibini başka bir oyuncunun öldürmesi
&lt;br /&gt;- seni başka bir rakibinin öldürmesi.
&lt;br /&gt;bu açıklamalardan sonra aşağıdaki tam oyun videosundan keyif alacağını tahmin ediyorum.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/irHUqBtB3Fg?rel=0" allowfullscreen="" frameborder="0" height="367" width="600"&gt;&lt;/iframe&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;ac: revelations yakında çıkacak ve onda da aşağı yukarı benzer kuralların geçerli olduğu multiplayer bölümler olacak. oyun mekanları istanbul merkezli olacak gibi. karakterlerden bazıları osmanlı havası estiriyor zaten. yani eğer videoda olup bitenleri beğendiysen, kasım ayı gibi çıkacak olan ac: revelations'ı beklemeni tavsiye ederim çünkü o oyun çıkar çıkmaz, brotherhood'un multiplayer oyuncuları yeni oyuna kayacak.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;diğer iki video, oyunu bilenlere ilginç ya da komik gelebilir. oyun sistemi nadiren de olsa sapıtıyor işte. ilkinde büyük bir yalnızlık ikincisinde çok uzun süren bir kabus var! 
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/AB6EyOoJWVg?rel=0" allowfullscreen="" frameborder="0" height="367" width="600"&gt;&lt;/iframe&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;iframe width="600" height="367" src="http://www.youtube.com/embed/cFFVbUgEBPM?rel=0" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-8209925252676038480?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-25T20:47:31.892+03:00</app:edited><media:thumbnail url="http://2.bp.blogspot.com/-PikI4lk5Qwo/TlVrDlFwk3I/AAAAAAAAIPA/HvyFo7DM5sU/s72-c/ACBMP%2B2.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2011/08/assassins-creed-brotherhood-multiplayer.html</feedburner:origLink></item><item><title>geleceğin dünyası</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/30fFcYi-6DU/gelecegin-dunyas.html</link><category>hayat</category><category>kısa filmler</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Mon, 22 Aug 2011 15:16:40 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-7104617387480328412</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;geleceğin dünyasının "şanslı" insanları, şimdiki zamanlarına geçmişin insanlarının gözüyle bakar gibi yapıp kendileriyle hesaplaşmışlar. sonuç komik olmuş: scott dikkers abinin yazıp yönettiği, "the astounding world of the future", bir kısa film. iki üç festivalde ödül de almış.
&lt;br /&gt;kısa bilgiden sonra olağan bıtbıtlanmama geçebilirim: neredeyse tüm çocukluğu boyunca, 2000'li yıllar lafı geçtiğinde heyecan dalgaları arasında serseme dönen ve kendini "şanslı" hisseden kuşağın bir temsilcisi olduğumu söyleyebilirim. ancak, "beklenen günler" gelip geçerken, ne değişti, neler oldu pek farkına varmıyor insan.  zamanında, "gelecek" çok da abartıldığı için oldukça soğuk kanlıyız hatta umursamaz olduğumuz bile söylenebilir çünkü beklenen şeylerin bir kısmı (mesela ışınlanma!) gerçekleşmedi bir kısmına ise, onları duyduktan/gördükten bir iki gün sonra alışıverdik.
&lt;br /&gt;bu alışma durumu çok acayip aslında, geçenlerde eklediğim kabile insanları ile modern insan karşılaşması &lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com/2011/08/toulambi-kabilesi-ve-amazon-kabileleri.html"&gt;belgesellerini&lt;/a&gt; izlerken de benzer şeyler aklıma geldi. adam güç bela ateş yakıyor, sen ona zippo çakmak veriyorsun, "yorma kendini arkadaşım" diye, ertesi gün parmağını şıklatarak kapağını açıyor! yani belgesellerde öyle bir şey yok tabii, ama yapar hani! insanın alışma süreci ve ona bağlı "normal bu ya!" deme hızı  yüksek değerlerde. yarın uzaylılar inse gezegene, en fazla iki gün sürecek şaşırma işimiz, ertesi gün atm sırasında önümüze geçmeye çalışan (kültür farkı!) uzaylıyı kolundan tutacağız, "hop kardeşim, sıra var burda!" diye.
&lt;br /&gt;"gelecek süper olacak!" diye düşünenlerin sayısı sanırım geçmişte (30 yıl önce örneğin) öyle düşünenlerden çok daha azdır şimdilerde. bin yıl öncesine de baksan bin yıl sonrasına da baksan, aslında hep az sayıda insan zamanının "süper" şeylerinden yararlanır ya; onca heyecan ne diye o halde? ışınlanmayı, kansere çareyi, ölümsüzlüğü, uçan arabayı, şunu bunu bulsalar, "ah canım yıllardır bekliyordun, al tepe tepe kullan!" demeyecek kimse. bak, uzaya yolculuk yapılabiliyor günümüzde ama milyonlarca insan "dolmuş seviyesine" inmesini (ya da çıkmasını?) bekliyor o olanağın, teknolojinin...
&lt;br /&gt;bir de şu var ki, "davulun sesi uzaktan hoş gelir" de demiş geçmişin insanları. aşağıdaki kısa filmi ve bu gelecek muhabbetini, geçmişin bilgece sözleriyle son dakikada ilişkilendirerek "ulan yazdım yazdım nasıl bağlasam da bitirsem şu yazıyı" sorununu da çözmüş olmanın rahatlığıyla, "beş dakikalık bir şey, izle bak, çok komik" diyor, sessizce uzaklaşıyorum.
&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/GJjUVIIYptE?rel=0" allowfullscreen="" frameborder="0" height="480" width="600"&gt;&lt;/iframe&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-7104617387480328412?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-23T01:16:40.532+03:00</app:edited><media:thumbnail url="http://img.youtube.com/vi/GJjUVIIYptE/default.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2011/08/gelecegin-dunyas.html</feedburner:origLink></item><item><title>1947 yılında kitaplar nasıl basılırmış?</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/yKggK0tzVy4/1947-ylnda-kitaplar-nasl-baslrms.html</link><category>hayat</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Thu, 18 Aug 2011 11:56:11 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-6785685656599591142</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;sorunun cevabını aslında tahmin edebiliyorsun kabaca da olsa ama detaylıca öğrenince "ne zahmetliymiş eskiden her şey" diye düşünmeden edemiyorsun. ayrıca onca zorluktan sonra ortaya çıkan kitap illa ki değerli olacak sanki. ne bileyim, onca uğraşı, emek, değsin bari? e tabii ki duygusal hatta salakça bir yaklaşım bu, bir dolu boktan kitap basıldı durdu çok daha eskilerden beri. öyle değil mi; hitler'in kavgam kitabı örneğin, 1925 yılında yayınlanmış, aşağıdaki video 1947 yılına ait, demek ki çok daha fazla emek harcanmış o kitap için.
&lt;br /&gt;kitap denilen şeyin ve kitap okumanın abartılması garip gelir bana. yani bir adamın, kadının sözleridir altı üstü, her adam ya da kadın da değerli, güzel, övülesi şeyler söylemez hatta söyleyeni çok da azdır. ama ta o zamanlardan insanın kalıtımsal kodları neredeyse işte oraya yapışmış demek ki; basımı, yayımı zor olduğu için (de) baştacı edilmiş kitap. bununla beraber, zamansal ya da mekansal nedenlerle asla ulaşamayacağın akıllı, ilginç insanların sözlerine kitaplar aracılığıyla ulaşma şansını tepmek de bir çeşit merkeplik tabii.
&lt;br /&gt;çok değişik bir çağda, mekaniğin neredeyse sıfıra indiği ama elektroniğin tepeye yerleştiği şartlar altında, şimdi, tam da şu anda, bir şeyler yazıyor olmam, bu yazdıklarımı birazdan yayınlayacak olmam ve "düğmeye basar basmaz" dünyanın herhangi bir noktasından bu yazdıklarıma ulaşılabileceğini biliyor olmam garip geldi bana, aşağıdaki filmde olan bitenleri, onca çalışan çabalayan insanı düşününce. ne şanslıyız! ama belki de o kadar şanslı değilizdir? çünkü hükümetlerin aldıkları kararlarla ya da servis sağlayanların "kapattık biz dükkanı" kararlarıyla veya teknik bazı olumsuzluklarla, ağ üzerinde ya da sabit disklerde bulunan tüm dijital kitaplar, yayınlar ve yazılar, belki tek bir kopyası bile kalmamacasına buhar olup uçabilir oysa benim küçük kitaplığımda bile 1940'lı yıllardan kalma birkaç kitap var.
&lt;br /&gt;hay aksi, konuyu dijital yayın ile geleneksel yayın farklarına getirmek istemezdim, kaptırdım kendimi. daha fazla uzatmadan konuyu tatlıya bağlayım: yazı, kağıt üzerinde çok daha güzeldir!
&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/hBztGX-2i1M?rel=0" allowfullscreen="" frameborder="0" height="480" width="600"&gt;&lt;/iframe&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;kaynak: &lt;a href="http://www.brainpickings.org/index.php/2011/08/16/how-a-book-is-made/"&gt;how a book is made: ad 400 vs. 1947 vs. 1961 vs. 2011&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-6785685656599591142?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-18T21:56:11.118+03:00</app:edited><media:thumbnail url="http://img.youtube.com/vi/hBztGX-2i1M/default.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2011/08/1947-ylnda-kitaplar-nasl-baslrms.html</feedburner:origLink></item><item><title>şule gürbüz - zamanın farkında</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/YK2VRLDxgqw/sule-gurbuz-zamann-farknda.html</link><category>şule gürbüz</category><category>alıntı</category><category>kitap</category><category>zamanın farkında</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Wed, 17 Aug 2011 13:09:10 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-8428719692641181571</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;(...)
&lt;br /&gt;şimdi suyun içinde bir işe girdiğini düşündü; düşünürken fena oldu. çalışmak, bir şeyin, bir yerin parçası olmak düşüncesi içini allak bullak etti. bastı istifayı. evlendiğini düşündü, hoş bir kız, sakince bir hayat hayal etti azıcık rahatlar gibi oldu. ama kız daha dün bir bugün iki; kültür turları, mavi yolculuk, fotoğraf kulübü falan gibi cansın'ın duyunca ya ölüm uykusu şeklinde duyduğunu unutma uykusuna ya da sinir krizi geçirip neft yağı sürülmüş amok koşucusuna döndüğü şeyleri söylemeye başladı. cansın karısından utanıyordu. derken çocuk yüzünden de kızla tartışmaya başladı. karısı çocuk olsun, adı da cansın'ınki gibi bir şey olsun istiyordu. üstelik cansın'ı adı yüzünden beğendiğini de ağzından kaçırmıştı. arkadaşları "kocan amerikalı mı, ingiliz mi?" diyorlar, o da "aman canım ne fark eder," cevabını veriyordu. koşarak adliyeye gitti, boşanma dilekçesini de kapıda oturan daktilolu ihtiyara yazdırdı. "cansın benim karım..." diyor, ihtiyar arzuhalci "şiddetli geçimsizlik yazalım, hakim anlamaz," diyordu. usandı cansın. annesi "damat kayınpeder toprağından, gelin kayınvalide toprağından halk edilmiştir, bizimki de tam öyle oldu değil mi &lt;span style="font-style: italic;"&gt;sweatheart&lt;/span&gt;," diyordu. cansın kaşıntıdan boğulacak gibi oldu. o da ne? üsteklik kız boşanmıyor onu perişan ediyordu; mahkemeler kadından yanaydı. çıldıracak gibi oldu. çocuğunu hayal etti elinde psp ile gece gündüz oynayan bir oğlan, çocuğun saçına bile dokunmamaya karar verdi; iyice sıkıldı. açılmak, gördüğünü unutmak ve bu korkunç hayal dönmeze gitsin diye gözlerini kocaman açtı. su sanki daha da ısınmış, nerdeyse onu haşlayacak kıvama gelmişti. ağır bir cinnet duygusu her yerini sardı. bir karımla, bir oğlum olsaydı, bari şu an onları keserdim de rahatlardım diye düşündü. kendini elinde bir satırla ya da elektrikli bir testere ile hayal etti. testereyi karton bir kutudan çıkarıyor ağır ağır salona ilerliyordu. boşanmak istemeyen kadın kanepede yanlanmış, oğlan hem avaz avaz çizgi film seyrediyor hem halıya yüzükoyun uzanmış psp oynuyordu. sağda solda adamın ayağına batan pis pis irili ufaklı oyuncaklar vardı. cam sehpanın üzerinde kenarları simli, püsküllü, iki ucu ve ortası bükülmüş dağınık mı az evvel biri mi boğulmuş da hemen gelişigüzel oraya bürülüp dürülüp konmuş belli olmayan ortasına vazo yerleştirilmiş bir örtü gördü. ani bir mide bulantısı duydu ama katlini kolaylaştıracak bir sancak gibi algıladı bu gördüğünü. örtüyü de lime lime kesip sonra kadınla oğlanın üzerine serpeyim diye düşündü. karton kutuyu hızla alıp içindekini çıkarmaya çalıştı, anlaşılan henüz hiç kullanılmamıştı. her yerinden plastik bir şeyler, kâğıtlar fışkırıyordu. kalın bir kâğıt tomarı testereyi çıkarmasına mani idi. elini atıp kâğıtları hızlıca çekti. kalın bir kullanma talimatı olduğunu gördü, hem de ingilizce. içine yeni bir cinnet daha doğdu. abuk sabuk resimler, şemalar, üstelik hiçbirinde kafa nasıl kesilir gösteren bir şema yok. okumaya çalıştı "please do not..." ama ne, neyi yapmayayım derken, derken sayfaların bir ikisini yırttı, attı. ardiyeden el yapımı hafifçe paslanmış kullanma talimatı, ingilizcesi olmayan babasının bursa işi baltasını koşup getirdi. elektrikli testerenin üstüne, altına, sağına, soluna vurmaya başladı. kadınla çocuk onu görmüş gülüyorlardı. hedefini şaşırmış, yorgun kaldı. zaman zaman olduğu gibi aşırı sinirlenip taşlaştığı hallerden birinde kaldı. su sanki cehennem sıcağına ulaşmıştı. işin tuhafı sudan çıkamıyordu. çıkamıyordu işte, yapışmış, mıhlanmış gibiydi. kendini kaybetmek üzere olduğunu sezdi. buharlar her yeri kaplamış göz gözü görmez olmuştu. dayanılmaz sıcak suyun içinde cansın kıpırdayamıyordu.
&lt;br /&gt;(...)
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;[yukarıdaki alıntı, şule gürbüz'ün "&lt;a href="http://www.idefix.com/kitap/zamanin-farkinda-sule-gurbuz/tanim.asp?sid=W1E13SL33F3F02BXTC8E"&gt;zamanın farkında&lt;/a&gt;" isimli öykü kitabının, "cansın" başlıklı öyküsünden. ]&lt;/span&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-8428719692641181571?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-17T23:09:10.612+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2011/08/sule-gurbuz-zamann-farknda.html</feedburner:origLink></item><item><title>en kahraman rıdvan : "robotlar"</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/T_H7q2b0c3E/en-kahraman-rdvan-robotlar.html</link><category>kitap</category><category>en kahraman rıdvan</category><category>çizgi roman</category><category>bülent arabacıoğlu</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Wed, 17 Aug 2011 04:45:59 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-7526696335643389631</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://bulentarabacioglu.com/" target="_blank"&gt;bülent arabacıoğlu&lt;/a&gt;'nun "en kahraman rıdvan" serisinin &lt;a href="http://www.idefix.com/kitap/en-kahraman-ridvan-ikinci-kitap-robotlar-bulent-arabacioglu/tanim.asp?sid=D26KM2F73K8KSRGRPEAQ" target="_blank"&gt;ikinci kitabını&lt;/a&gt; okudum bugün. 1980 yılında gırgır'da yayınlanmış.  çizgi roman, 12 eylül darbesi ile dört hafta ara vermek zorunda kalmış; hikayeyi öylece okuyup giderken bu bilgi ile yutkunuyor insan bir an.
&lt;br /&gt;"robotlar", onca yıl önce yazılmış olmasına rağmen hoş sürprizlerle dolu. despicable me animasyonunu, matrix'i, g.o.r.a.'yı anımsatan şeyler var. onları geçtim, fallout'un &lt;a href="http://fallout.wikia.com/wiki/Eyebot" target="_blank"&gt;eyebot&lt;/a&gt;'una (çok ama çok benzeyen bir robota) rastlamak pek bir hoşuma gitti.
&lt;br /&gt;ilk kitap gibi özenilerek hazırlanmış, fıstık gibi bir kalitede basılmış ikinci kitap da. yakışır tabii. ama beni şaşırtan bir şey var. bu kitabı ben geçen günlerde, internet üzerinden aldım, bugün elime geçti. çıkalı epey zaman oluyor ama ben zaten alsam mı almasam mı diye düşünmedim hiç, alışveriş listeme ekledim, zamanı gelince diğer kitaplarla beraber siparişi verdim. şaşıracak bir şey var dedin ama hala şaşıracak bir şey anlatmadın deme de bir dinle. anlatıyorum daha. neyse işte, okudum bitti, sonra incelemeye başladım kitabı. nisan 2011'de ilk baskısı yapılmış ve sadece 3000 adet basılmış. tekrar edeyim de, daha etkili olsun:  3000 adet basılmış! işte buna çok şaşırdım.  e ben bu kitabı geçen gün aldım, yani ikinci baskısı ya yeni yapılmıştır ya yapılmamıştır anlamına gelmez mi bu? çizgi roman bu yahu! gırgır zamanının 500 bin satan dergisiymiş. zamanının okuyucularının 300 bini ölmüş olsa (yani zihnen de), 100 bini nefret etmiş olsa zamanında en kahraman rıdvan öykülerinden, 50 binini uzaylılar kaçırmış olsa, hesap aptallığa kaydığında bile yani, 3000 adet basılmış bir kitabın ikinci baskıyı 3 aydır yapmamış olması bana garip geldi, şaşırdım işte! belki sabahtan beri şaşıracak bir şey görmedim, zihnen hassaslaştım ve "hah buna şaşırayım!" diye atladım, bilemiyorum?
&lt;br /&gt;ama belki de birçok insan benim gibi "nasıl olsa alacağım ben bunu, kesin alacağım" diye düşünüp, erteliyordur; bir ara alacaktır?
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-7526696335643389631?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-17T14:45:59.487+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2011/08/en-kahraman-rdvan-robotlar.html</feedburner:origLink></item><item><title>toulambi kabilesi ve amazon kabileleri</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/_WUyq3hDVJ4/toulambi-kabilesi-ve-amazon-kabileleri.html</link><category>human planet</category><category>jean-pierre dutilleux</category><category>amazon</category><category>toulambi</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Tue, 23 Aug 2011 01:31:13 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-4407126764560285119</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;toulambi kabilesi, papua yeni gine'deki kabilelerden biri. onların "beyaz adam" ile karşılaşması, 1993 yılında olmuş. jean-pierre dutilleux, bu karşılaşmayı kayıt altına almış ve (youtube üzerinden de izlenebilen, yazı sonunda bağlantılarını verdiğim) bir belgesel hazırlamış.
&lt;br /&gt;toulambi kabilesinin yiğitleri ile jean-pierre abinin karşılaşması şu hayatta görülebilecek en etkileyici şeylerden biri olabilir. insansa hepsi insan ama işte, biri hayvana daha yakın insanlar görürken, diğerleri tanrıya daha yakın bir insan görüyor. okları, baltaları hazır tutuyorlar ama korkuyorlar da. tam o anda jean-pierre abinin ayağı kayıyor, kayanın üzerinde sendeleniyor, düşecek gibi oluyor. "işte o zaman benim bir ruh, tanrısal bir şey olmadığımı anlar gibi oldular" diyor.
&lt;br /&gt;toulambi'nin yiğitlerinin beyaz adam ile "temas kurması" kelimenin ilk anlamıyla gerçekleşiyor: uzun uzun dokunuyorlar beyaz adama. jean-pierre abi de onlara dokunuyor. bir kutu kibrit, bir küçük cep aynası ile bu temas daha yüksek boyutlara taşınıyor. böylelikle uzay çağı ile taş devri hoş bir kaynaşmayla iç içe geçer gibi oluyor.
&lt;br /&gt;amazon kabileleri ile ise günümüzde bile temas sağlanmış değil. hatta garip ve sinir bozucu bir durum var: jose carlos morales adında bir amca (bilim adamıdır sanırım) hükümetlere, amazonlarda yaşayan, beyaz adamla henüz tanışmamış kabilelerin varlığnı ispatlamaya çalışıyor. çünkü, diyor, bu insanlarla yasadışı odunculuk ve madencilik yapanlar [güncelleme: daha da önemlisi: &lt;a href="http://www.dogadernegi.org/amazona-dunyanin-en-buyuk-barajini-yapmak-isteyen-brezilyaya-uluslar-arasi-protesto.aspx"&gt;hükümetler&lt;/a&gt;] karşılaşırsa, sonuç çok kanlı olur ve bu insanlara yazık olur...
&lt;br /&gt;"human planet" ekibiyle, çok özel kameralar kullanarak, çok uzaktan (onları rahatsız etmemek için, ama görüntülere bakılırsa, yerliler uçağı fark ediyor) bu kabilelerin görüntülerini almayı başarıyorlar. görüntüler, human planet belgeselinin, "jungles" başlıklı dördüncü bölümünde yayınlanıyor. bir de kampanya başlatıyorlar, bu kabileleri koruma adına...
&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;
&lt;br /&gt;tribal journeys the toulambi belgeseli:
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=7a7IaS3ml4g" target="_blank"&gt;bölüm 1&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=vuXkT_mNJbo" target="_blank"&gt;bölüm 2*&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=-SxCJarZT-A" target="_blank"&gt;bölüm 3&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=EoWDwF51RuQ" target="_blank"&gt;bölüm 4&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=qZMRN1NF88U" target="_blank"&gt;bölüm 5&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://jpdutilleux.com/" target="_blank"&gt;jean-pierre dutilleux&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/19712297" target="_blank"&gt;amazon kabilesi&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.uncontactedtribes.org/" target="_blank"&gt;uncontacted tribes&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;*ikinci bölüm: youtube yorumlarında, 136 beğeni almış bir yorum var, şu ayna meselesiyle ilgili.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-4407126764560285119?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-23T11:31:13.050+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2011/08/toulambi-kabilesi-ve-amazon-kabileleri.html</feedburner:origLink></item><item><title>"1979"</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/VagEaSt2ao4/1979.html</link><category>oyun</category><category>1979</category><category>iran devrimi</category><category>navid khonsari</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Wed, 17 Aug 2011 04:48:18 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-3828666922892956446</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0451795/" target="_blank"&gt;navid khonsari&lt;/a&gt;, "grand theft auto" serilerinin birçoğunun yönetmenliğini, senaristliğini ve hatta seslendirmenliğini yapmış bir isim. iran doğumlu bu abinin son projesi, iran devrimini çeşitli bakış açılarıyla konu edinen, gta gibi "açık dünya" özellikli bir oyun. "1979: the game" isimli bu oyunda, oyuncu farklı taraflardan farklı kişileri kontrol edecek. hossein mohmad jafari isimli bir humeyni taraftarı, laleh vaygani isimli demokrasi taraftarı bir öğrenci ve karim "kam" naraghi isimli, amerikalı rehineleri kurtarmak için gelen askerler arasında tercüman olarak görev yapan bir asker, oyunun ana karakterleri gibi görünüyor. oyuncu, bu karakterler arasında geçişler yaparak ilerleyecek oyunda.
&lt;br /&gt;söylendiğine göre oyuncu oyuna iran asıllı amerikan askerle başlayacak ve iran'a üç yoldan birini kullanarak girecek: ya özel timleri taşıyan helikopterlerle veya saddam hüseyin'in ordu desteği ile ırak sınırından ya da taliban desteğiyle afganistan sınırından. daha sonra şah karşıtı, demokrasi taraftarı kız öğrenci ile, klasik vurdu kırdı başlayan oyun, çok farklı bir oynanışa bürünecek. kısacası her karakter ile, oynanış tarzında değişiklikler olacak.
&lt;br /&gt;navid abi herkesi memnun edemeyeceğinin farkında. "amerikalıların da iranlıların da kötü olduğunu söylemiyorum; kötü olan, olup bitenler" gibi şeyler söylüyor. o ne derse desin, kendisi de oyun da, hem amerikalılar tarafından hem de iranlılar tarafından epeyce eleştirilecektir. öyle de güzel konu seçmiş üzerine oyun yapacak.
&lt;br /&gt;video oyunlarının tarihsel olayların bir simülasyonu olarak da piyasada yer alması güzel tabii ancak tıpkı filmlerde olduğu gibi kıyısından köşesinden propaganda kokacağı şüphesi cebimde duruyor. oyun yayınlandıktan sonra epey tartışılacaktır zaten. yine de cesaretli ve olumlu bir girişim bu. umarım artıları eksilerinden fazla olur.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;-oyunun şimdilik kısa bir tanıtım videosu var sadece; neredeyse tamamı gerçek görüntüler kullanılarak yapılmış. bir de röportaj var navid abi ile...
&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/uVxIUyosRnM?rel=0" allowfullscreen="" frameborder="0" height="371" width="600"&gt;&lt;/iframe&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/L3Du1sLLbh8?rel=0" allowfullscreen="" frameborder="0" height="480" width="600"&gt;&lt;/iframe&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.cnn.com/2011/TECH/gaming.gadgets/08/11/grand.theft.auto.iran/" target="_blank"&gt;cnn haberi&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.g4tv.com/thefeed/blog/post/715339/grand-theft-auto-director-creating-1979-game-about-iranian-revolution/" target="_blank"&gt;g4tv haberi&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.inkstories.com/#Games" target="_blank"&gt;proje sitesi : ink stories&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-3828666922892956446?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-17T14:48:18.500+03:00</app:edited><media:thumbnail url="http://img.youtube.com/vi/uVxIUyosRnM/default.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2011/08/1979.html</feedburner:origLink></item><item><title>zamanda yolculuk planları iptal</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/LqG3tW4hJ7k/zamanda-yolculuk-planlar-iptal.html</link><category>hayat</category><category>hiper reel</category><category>zamanda yolculuk</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Wed, 17 Aug 2011 04:48:56 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-7465649295083605399</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;hong kong'da bilim adamları ölçmüşler, biçmişler, hiçbir şeyin ışıktan hızlı hareket edemeyeceğini, einstein'ın "trafik yasası(?)"nın doğru olduğunu dolayısıyla zamanda yolculuk yapmanın &lt;a href="http://www.agnostik.org/20030-zamanda-yolculuk-sadece-filmlerde.html" target="_blank"&gt;olanaksız olduğunu ispatlamışlar&lt;/a&gt;. bilim işte böyle sinir bozucu da olabiliyor. zamanda yolculuk yapılamayacağını ispatladın arkadaşlarınla, diyelim, neden tüm dünyaya haykırıyorsun bunu? ara telefonla konuyla ilgili araştırma yapan tanıdıklarını, "böyle böyle, boşuna uğraşmayın abi, olmuyormuş" de, sonra geç başka bir araştırmaya, artık ne yapacaksan! zaten sıkıcı dünya, bari insanların hayallerine balta vurma!
&lt;br /&gt;çok değil bundan 150 - 200 yıl önce gezegen ne kadar güzelmiş. enteresan, garip şeyler bakımından özellikle. sonra fotoğraf makinesi, kamera, ses kayıt cihazları ortaya çıkmış ve pırt diye kaybolmuş tüm olağanüstü varlıklar, olaylar, şeyler... gerçi daha da sonra fotoşop gibi  görüntü, ses değiştirme naneleriyle az biraz tekrar "görünür" olmaya başlamış o olağanüstü şeyler ama ne yaparsın, büyü bir kere bozulursa, asla eski heyecan duygusu ortaya çıkmaz. kısacası diyorum ki, bari elde avuçta üç beş gizemli şey kalsın!
&lt;br /&gt;şimdi böyle dan dun konuşunca, sanki üzerine bir dolu hesap, formül vs karalanmış bir tomar kağıdı "orrrsspuçocuklarıı!" diye sinirden gözlerimden yaşlar boşanarak yırttığım ve ellerim titreyerek daktilonun başına geçtiğim sanılmasın; zamanda yolculuk yapmak ile ilgili bir çalışmam ya da beklentim hiç olmadı. geyik muhabbetlerinde bile "zamanda yolculuk yapsak, kesin gittiğimiz yerde kısa süre içinde gebeririz; ya kafamızı taşla ezerler ya da bir hastalık bizi langadanak yere serer; en güzeli bir film izler gibi o zamanları izleyebilmek olurdu heralde?" gibi, temkinli, mantıklı ve sağlıklı yaklaşımlar gösteren bir anlayış hakimdir, bende de arkadaşlarımda da.
&lt;br /&gt;işin doğrusu, geçmiş zamanlara yolculuk etme fikri bana hiçbir zaman inandırıcı da gelmedi. ancak, konudan biraz sapacağım ama, geçmişte olan biten bazı şeyleri izleyebilmenin olanaklı olduğunu düşünüyorum. peki nasıl olacak bu? 1000 yıl, 2000 yıl öncesini izleyebilmek olanaklı mı? oh, ne güzel sorular attım ortaya, keyifliymiş doğrusu.
&lt;br /&gt;öncelikle geçmişi izleyebilmek için, anlayabileceğimiz ya da anlayamayacağımız bir "teknikle", geçmişte olup bitmiş olayların tümünün ya da bazılarının kaydedilmiş olması gerekir. bu kaydetme işini kimin ya da neyin yaptığı konusunda elbette pek fikrim yok. uzaylılar olabilir? uzaylılar ne işe yarar ki, başın sıkışınca sorumluluğu attığın varlıklar işte! ya da bir hayvan türü olabilir; gördüğü her şeyi, anüsünden ya da başka bir yerinden  salgıladığı şeyin içine data olarak ekliyordur; eh binlerce yıl önce dağ bayır gezip, pisletmiştir taşı kayayı ve belki de iz bırakmıştır? ya da çok özel taşlar vardır, çevrelerinde olup bitenleri -doğaları gereği, bir özellik olarak- kaydediyorlardır?
&lt;br /&gt;o halde aşılması gereken öncelikli sorun bu kayıtları bulabilmek. buldun diyelim, o kayıtlar nasıl "okunacak"? o halde aşılması gereken öncelikli sorun, bir okuyucu yapabilmektir? tam bu noktada kafam karıştı aslında, önce okuyucuyu mu yoksa materyali mi keşfetmek gerekir?
&lt;br /&gt;şöyle düşün; diyelim 2000 sene sonrasında yaşıyoruz. 1500 yıl önce klişe tanrıları dünyayı bir felakete sürüklemiş ve çok az insan kurtulmuş olsun. birgün, tesadüf eseri bir sığınak keşfediliyor ve o sığınakta bir vhs video kaset var. üzerindeki etikette de, "acda peggan porrosu" yazıyor diyelim. o zamanın insanı için çok anlamsız bir nesne değil midir o kaset?  evirir çevirir dururlar ellerinde; "ne bu, bu ne yahu?"
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;- bir ansiklopedi olsaydı bakardık şimdi...
&lt;br /&gt;- ne olsaydı?
&lt;br /&gt;- ee, yok bi' şey, tanrılar söyletti her'alde, ben de bilmiyorum ne dediğimi...
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;çok çok, bu şeyin, üzerinde küçük manyetik parçacıkların olduğu çok uzun bir şeriti içeren bir kutu olduğunu ve bu manyetik şeylerin bir mesaj taşıdığını bulabilirler, gibi geliyor bana. ama orada kalırlar, vhs oynatıcı diye bir şeyden haberleri yoksa, işleri çok zor!
&lt;br /&gt;tam bu noktada başta hong kong'lu bilim adamları olmak üzere tüm bilim adamlarından "geçmişe yolculuk" defterini tamamen kapamamalarını rica etmek istiyorum. tamam, ışıktan hızlı hareket edemeyeceğiz, canımız sağolsun ama geçmişte olan bitenleri  olduğu gibi izlemek, görmek isteyen milyonlarca insan var. azıcık dikkatli bakın, bir dolu çok acayip çok eskiden kalma şey var etrafta, koca koca taşlar, piramitler hatta ay! ne işe yarıyor o ay örneğin? omzundaki kamerayla ünlünün çevresinde gece gündüz dolanan paparazzi gibi!
&lt;br /&gt;benim diyeceklerim bu kadar, gerisi bilim adamlarına kalmış.
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-7465649295083605399?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-17T14:48:56.164+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2011/08/zamanda-yolculuk-planlar-iptal.html</feedburner:origLink></item><item><title>commodore 64</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/TersMeditasyon/~3/MnPJdvqE0AA/commodore-64.html</link><category>oyun</category><category>kafa ayarı</category><category>eski</category><category>commodore 64</category><author>noreply@blogger.com (devrim)</author><pubDate>Wed, 17 Aug 2011 04:49:42 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-15781884.post-4163336797597315626</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;ben çok küçükken, bir tanıdıktan, o tanıdığın almanya'dan getirdiği bir televizyon satın almıştık. küçük ekran, siyah-beyaz (zaten o zamanlar renkli tv yoktu piyasada), ahşap kaplama bir şeydi. onu diğer televizyonlardan farklı kılan bir özelliği vardı ama: dünyanın en ilkel video oyunu kabul edilebilecek &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=LPkUvfL8T1I" target="_blank"&gt;pong&lt;/a&gt;'u oynayabiliyordun. üst yüzeyinde üç beş düğme vardı; televizyon ya da oyun ekranı seçme, oyuncu sayısı (1 ya da 2) belirleme gibi şeyleri ayarlamak için.  iki de çok basit joystik'i vardı, üzerinde sağa sola çevirdiğin tek bir koca düğmesi bulunan... video oyun zehirini  çok küçükken almıştım yani!
&lt;br /&gt;yıllar sonra, seksenlerin ikinci yarısı falan olabilir, commodore 64 manyaklığı başladı çevrede. "bizde neden yok!" diye zırlıyorduk ama almıyorlardı. ilk çıkan (ve bu sıralar tekrar piyasaya sürülen) yuvarlak hatlı olanı değil, daha sivri kenarlı olan bir modeli aldırmayı başardık sonunda. tabii karneler falan alındı, vallaha billaha ders çalışacaz biz onunla, dersler için çok önemli, diye motivasyon soslu yeminler edildi...
&lt;br /&gt;gittik bir dolu ders kaseti doldurttuk; fizik, matematik, geometri... bir düzlem üzerinde pıt pıt ilerleyen yuvarlak cismin hızını bulmaya çalışmaktan çok o basitin basiti animasyona takıldı gözlerimiz, zihinlerimiz. elbette bu arada bir dolu da oyun kaseti almıştık ve elbette asıl zamanı onlara ayırıyorduk.
&lt;br /&gt;ilk bahsettiğim siyah beyaz televizyon yitti gitti bir yerlere ama commodore 64 hala duruyor; kaset okuyucusu bozulmuştu sanırım sadece. çocukluk yıllarında kalmış önemli bir nesne  commodore 64 ama işte kalsın o yerde; bir düşkünlüğüm yok kısacası. öte yandan, aletin hatırı sayılır bir hayran kitlesi var, o bir efsaneydi falan diye heyecanlananlar, eh olacak tabii, olmasın mı?
&lt;br /&gt;madem öyle al sana &lt;a href="http://www.commodoreusa.net/j/C64_05.jpg" target="_blank"&gt;commodore 64&lt;/a&gt; hem de görünüş bakımından neredeyse aynısı! hortlatmışlar ama olabildiğince de günümüz ekipman ve ihtiyaçlarına &lt;a href="http://www.commodoreusa.net/CUSA_C64Select.aspx" target="_blank"&gt;uygun hale getirmişler&lt;/a&gt;. dvd okuyucu, yeni nesil televizyonlara uyumluluk, usb girişleri, bellekse bellek, disk alanıysa disk alanı!
&lt;br /&gt;dediğim gibi, benim için bir arzu nesnesi değil, vay ilginçmiş, deyip geçeceğim bir ürün. ancak geçerken söylenmesem olmaz. şöyle ki, commodore 64'ü commodere 64 yapan şey oyunları yüklerken beklemek değil miydi? o renkli şeritlerin ekranda hızla hareket etmelerini izlemek? belki de oyunlar için öyle bir seçenek koymuşlardır; oyun yüklenirken laf olsun diye 3 dakika kadar şeritli bir animasyon izleyebiliyorsundur? e tamam bu kolay ama çok daha önemli bir şey var: &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=8301" target="_blank"&gt;kafa ayarı&lt;/a&gt; yapmak! bunu arada sırada yapmazsan gerçekçi olmaz ki? dvd player için öyle bir "eziyet" nasıl sözkonusu olur peki? ona da uyduruk bir giriş yaparsın, bir de saatçi tornavidası verirsin, sen birazcık orayı kurcalamadıkça dvd player çalışmaz? çok da güzel olurdu bence...
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;p&gt;----------------&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tersmeditasyon.com"&gt;tersmeditasyon.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15781884-4163336797597315626?l=www.tersmeditasyon.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-17T14:49:42.487+03:00</app:edited><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.tersmeditasyon.com/2011/08/commodore-64.html</feedburner:origLink></item><media:rating>nonadult</media:rating></channel></rss>

