<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441</atom:id><lastBuildDate>Sat, 07 Jan 2012 22:44:23 +0000</lastBuildDate><category>Edebiyat</category><category>Nasıl Yani</category><category>Nazım Hikmet</category><category>Nasıl Yaptım?</category><category>Javascript</category><category>Borsa</category><category>Engelleri Aşıyoruz</category><category>Teknik Analiz</category><category>internet</category><category>Macro</category><category>Şiir</category><category>Benden</category><category>Software</category><category>Edip Cansever</category><category>Gösterge</category><category>Özdemir Asaf</category><category>Kişisel Gelişim</category><category>Password</category><category>MsDos</category><category>Excel</category><category>Can Yücel</category><title>Sanal Notlar</title><description>Karşılaştığımız her problem görmeyi istemesek bile beraberinde yeni fırsatlar getirir. Çözüme ulaşmak için yaptığımız çalışmalar, araştırmalar, ulaştığımız başarı ya da başarısızlıklar bizi daima bir adım öteye taşıyacaktır.</description><link>http://sanalnotlar.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (Mustafa)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>58</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/SanalNotlar" /><feedburner:info uri="sanalnotlar" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><feedburner:emailServiceId>SanalNotlar</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-2908435970008062818</guid><pubDate>Mon, 10 Jan 2011 21:15:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-01-10T23:16:16.165+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kişisel Gelişim</category><title>Haşlanmış Kurbağa</title><description>Bir kurbağayı alıp kaynar suyun içine koyarsanız, kendisini hemen dışarı atmaya çalışır. Fakat kurbağa oda sıcaklığındaki suyun içine korkutmadan, usulca konulduğunda, öylece kımıldamadan durur. Bu arada suyun sıcaklığı yavaş yavaş arttırıldığında, çok ilgi çekici bir şey olur. Sıcaklık yükselirken kurbağa hiçbir şey yapmaz. Tersine, halinden keyfi çok yerinde imiş gibi görünür. Sıcaklık yavaş yavaş arttıkça kurbağa daha çok sersemler, ta ki deney kabından dışarı çıkacak hali kalmayıncaya kadar. Onu dışarı fırlamaktan alıkoyacak hiçbirşey olmamasına rağmen, kurbağa orada oturup haşlanmayı beklemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen içinde bulunduğumuz koşullar bizi oldukça rahat hissettirir. Hiç bir şeyi sorgulama ve araştırma gereği duymayız. İşte o zaman garip bir körlük başlar. Suyumuzun ısındığının farkına vardığımızda herşey için çok geçtir. Bu aslında işletme körlüğüne örnek olarak anlatılan bir hikayedir. Ama bir çok konuda olan biteni çok daha farklı görmemizi sağlayabilecek güzel bir hikaye.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-2908435970008062818?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/1BRe1h7Yd3k" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/1BRe1h7Yd3k/haslanms-kurbaga.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2011/01/haslanms-kurbaga.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-7437709059636559914</guid><pubDate>Mon, 10 Jan 2011 21:13:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-01-10T23:15:34.553+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kişisel Gelişim</category><title>Dost Dediğin</title><description>Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli…&lt;br /&gt;Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı…&lt;br /&gt;Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı…&lt;br /&gt;Dost dediğin; fanatik olmalı;&lt;br /&gt;Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli.&lt;br /&gt;Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli,&lt;br /&gt;Ve ağladığında, seninle ağlamalı…&lt;br /&gt;Ama hepsinden daha çok;&lt;br /&gt;Dost matematiksel olmali;&lt;br /&gt;Sevinci çarpmalı…&lt;br /&gt;Üzüntüyü bölmeli…&lt;br /&gt;Geçmişi çıkarmalı…&lt;br /&gt;Yarını toplamalı…&lt;br /&gt;Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı…&lt;br /&gt;Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;” Dost Dediğin… ! İşi bitince seni bir tarafa atmamalı… "&lt;br /&gt;Şimdi Söyle Sen Dostum musun ?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-7437709059636559914?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/yLfEilT6kgk" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/yLfEilT6kgk/dost-dedigin.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2011/01/dost-dedigin.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-5714045312046070564</guid><pubDate>Mon, 10 Jan 2011 21:12:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-01-10T23:12:59.233+02:00</atom:updated><title>Arı ve Sinek</title><description>Bir grup arıyla sinekleri bir şişeye koyuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şişenin taban tarafını ışığa doğru, açık olan ağız kısmını da karanlığa doğru yerleştiriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arıların hepsi ışık olan tarafa doğru üşüşüyor .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama şişenin tabanı cam ve onların da yabancısı olduğu bir madde olduğundan çıkmayı başaramıyorlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada sinekler, şişenin ağzına doluşuyorlar ve karanlıkta dışarı çıkıp kayboluyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağzı açık olan şişeden karanlık tarafa doğru tek bir arı bile gelmiyor. Camın önünde ışığa doğru çabalarına devam ediyorlar... İnsanın aklına hemen arıların akılsızca davrandıkları geliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arıların ne kadar akıllı varlıklar olduğunu hepimiz biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinekler ise malum hayvanlar. Arılar ne kadar temizse adı üstünde, sinekler de o kadar pis. Arılardan korkarız bizi sokarlar diye ama, sineklerden midemiz bulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, ışığa doğru yürüyenlerin önünde her zaman engeller olacaktır kuskusuz. Onlar, engellere rağmen ışıktan vazgeçmeyenlerdir&lt;br /&gt;Ne tür engel olursa olsun önlerinde, çabalarını sürdürenlerdir. Ve bu uğurda da gerektiğinde ölebilenlerdir&lt;br /&gt;Yürek, azim, sevgi, ilkeler, dürüstlüktür bunu yaptıran Kendine saygı, yasadığı topluma saygıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinekler, karanlıkta sıvışan kaçaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlığa yürüyenlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şişenin ağzının karanlığa açılmasının onlarca hiç bir önemi yoktur..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinsi, ilkesiz, yüreksiz, korkak varlıklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SADECE Kendi yaşamları söz konusudur. Nerede yemek varsa, nerede rahat yasayacaklarsa, oraya giderler. Onlar için karanlık olması önemli değildir açık ağızların.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Arıyı kovalamak isterseniz savaşır. Engellere aldırmaz. Amacı sadece ışığa ulaşmaktır. İğnesini sapladığında öleceğini bilerek savaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ve değerleri için ölür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ama sinekler kaçarlar. Sonra yılışık yılışık tekrar dönerler kovaladığınız yere. Yemeklerinize, kollarınızın üstüne tünerler. Pis ayaklarıyla ezerler yaşadığımız her yeri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ENGELLERE RAĞMEN IŞIĞA YÜRÜYENLERE IŞIĞA ULAŞMAK İÇİN ÇABALAYANLARA, IŞIK SAÇANLARA SEVGİLER, SAYGILAR.......&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-5714045312046070564?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/dOsQPYclpQA" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/dOsQPYclpQA/ar-ve-sinek.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2011/01/ar-ve-sinek.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-1760364626422785230</guid><pubDate>Mon, 10 Jan 2011 21:12:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-01-10T23:12:25.359+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kişisel Gelişim</category><title>Pencere</title><description>Genç bir çift yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuş. Kadın kocasına&lt;br /&gt;"Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor,belki de doğru sabunu kullanmıyor." demiş. Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış "Bak" demiş kocasına "Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ?'"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim" diye cevap vermiş kocası :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-1760364626422785230?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/fUqhBK0jUkY" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/fUqhBK0jUkY/pencere.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2011/01/pencere.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-4185937063179464988</guid><pubDate>Mon, 10 Jan 2011 21:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-01-10T23:11:43.806+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kişisel Gelişim</category><title>Bakış Açısı</title><description>Bir varmış bir yokmuş, kadın sabah kalkmış, aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç tel saç görmüş.&lt;br /&gt;"Hımm'' demiş ''galiba bugün saçımı örgü yapacağım!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle de yapmış, günü de harika geçmiş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün kalkmış,&lt;br /&gt;aynaya bakmış.&lt;br /&gt;Kafasında iki tel saç kalmışmış...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hımm" demiş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bugün saçımı ikiye ayıracağım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediğini de yapmış, harika bir gün geçirmiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ertesi gene kalkmış,&lt;br /&gt;aynaya bakmış, kafasında tek tel saç var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tamam, tamam demiş... Artık bugün at kuyruğu yaparım..."&lt;br /&gt;Öyle de yapmış ve çok çok güzel bir gün geçirmiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha bir ertesi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aynaya baktığında,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafasında bir tek tel bile kalmamışmış!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Wow!" diye bağırmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bugün saç derdim yok!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakış açısı herşeydir!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-4185937063179464988?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/0Et3tQz3QaI" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/0Et3tQz3QaI/baks-acs.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2011/01/baks-acs.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-6755041029769458403</guid><pubDate>Mon, 10 Jan 2011 21:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-01-10T23:10:39.978+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kişisel Gelişim</category><title>Fincan</title><description>Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sıkıntılara dayanamayıp:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama usta sadece gülümsedi ve; “Daha değil!” diye cevapladı beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haykırdım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Henüz değil!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve “Daha değil!” diyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!” dedim. Onun cevabı ise aynıydı: “Henüz değil!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. “Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diye bağırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. “Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!” diye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine “Daha değil!” diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona “Evet” dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve “Bu ben değilim. Ben sadece bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çamur parçasıydım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Evet bu sensin!” dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana zarar vereceğini düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkür ederim.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * * * * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Usta fincanı, yaratıcı insanı şekillendirir. Yeter ki acı da ki hikmeti görelim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-6755041029769458403?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/h61pLEYMcYw" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/h61pLEYMcYw/fincan.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2011/01/fincan.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-51864306273712687</guid><pubDate>Mon, 10 Jan 2011 21:07:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-01-10T23:09:55.064+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kişisel Gelişim</category><title>Metrodaki Kemancı</title><description>Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC'de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell'in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston'da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell'in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde,uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise, dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-51864306273712687?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/EqNb2rXGm00" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/EqNb2rXGm00/metrodaki-kemanc.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2011/01/metrodaki-kemanc.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-1661398431289452229</guid><pubDate>Sun, 09 Jan 2011 10:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-01-09T12:31:24.728+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kişisel Gelişim</category><title>Maymun</title><description>Asya'da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır. Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir. Yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner, ama kaçamaz. Aslında bu maymunu tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece, kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gere-ken tek şey, elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizleri de tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Yapmamız gereken; elimizi açıp benliğimizi, bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla hür olmaktır!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-1661398431289452229?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/JIlC1H_g870" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/JIlC1H_g870/maymun.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2011/01/maymun.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-1112679611166578885</guid><pubDate>Sun, 09 Jan 2011 10:27:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-01-09T12:31:42.332+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kişisel Gelişim</category><title>Bambu</title><description>Hiç birsey yolunda gitmiyor diyenlere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bambu agacının yetismesi, olumlu ısrar icin guzel bir örnektir.&lt;br /&gt;Çinliler bu agacı söyle yetistirir: Önce agacın tohumu ekilir,sulanır ve&lt;br /&gt;gübrelenir. Birinci yıl tohumda herhangi bir degisiklik olmaz. Tohum&lt;br /&gt;yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu agacı ikinci yılda da topragın dısına&lt;br /&gt;filiz vermez. Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan islem tekrar&lt;br /&gt;edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat inatcı tohum bu yılda&lt;br /&gt;da filiz vermez. Cinliler büyük bir sabırla besinci yilda da bambuya su&lt;br /&gt;ve gübre vermeye devam ederler.&lt;br /&gt;Ve nihayet besinci yılın sonlarına dogru bambu yeşermeye baslar ve altı&lt;br /&gt;hafta gibi kısa bir sürede yaklasik 27 metre boyuna ulasır. Akla gelen&lt;br /&gt;ilk soru şudur : Çin bambu agacı 27 metre boyuna altı hafta da mı Yoksa&lt;br /&gt;bes yılda mı ulasmıstır? Bu sorunun cevabi tabii ki bes yıldır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük bir sabırla ve israrla tohum bes yıl süresince sulanıp&lt;br /&gt;gübrelenmeseydi agacın büyümesinden hatta var olmasindan söz edebilir&lt;br /&gt;miydik?...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarının şartları her zaman çok basittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre için alışın,&lt;br /&gt;Bir süre tahammül edin.&lt;br /&gt;Çalışın&lt;br /&gt;Her zaman inanın&lt;br /&gt;Ve hicbir zaman geri dönmeyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-1112679611166578885?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/lbgfbqjDWzI" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/lbgfbqjDWzI/bambu.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2011/01/bambu.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-4477155225345642355</guid><pubDate>Sun, 09 Jan 2011 10:22:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-01-09T12:25:26.960+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Benden</category><title>Küskün Balıklar</title><description>Deniz kenarında yaşamama rağmen geçen sezon balık halinde bir kere bile olsun uskumru göremedim. Bol bol çinekop yakalamıştı balıkçılar ama ne çinekop vardı... Aşırı avlanma sebebiyle bu sezon büyük ihtimalle lüfer olmayacak. Denklem oldukça basit çinekop yoksa lüfer de yok! Yavrusu yoksa kendisi nasıl varolsun. Daha da üzücü olan palamut adı altında orkinos yavruları satılıyordu. İnsanlar kasalarla orkinos yavrusu satın alıp buzluklarına dolduruyordu.Önümüzdeki senelerde orkinos ta tükendiğinde buzluklarda sakladığımız yavrular akıllara gelir de kafamıza dank eder ama yine de açgözlülüğümüz yüzünden yok olan türlerin hesabını gelecek kuşaklara veremeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21.08.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-4477155225345642355?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/iTK_q4kgF34" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/iTK_q4kgF34/kuskun-balklar.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2011/01/kuskun-balklar.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-4142746172221400503</guid><pubDate>Thu, 06 Jan 2011 22:54:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-01-07T00:56:49.791+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Borsa</category><title>MESELENİN CAN ALICI NOKTASI SORULARDIR</title><description>Eğer yatırımlarınızdan para kazanamıyorsanız büyük bir ihtimalle doğru soruları sormuyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebep soruları o kadar önemlidir ki; sizin düşüncelerinizi ve enerjinizi sonunda da hareketlerinizi yönlendirir. Cevaplar size doğruları bir araya getirmenize yardımcı olur fakat sorular ise doğruların alt yapısını hazırlamanıza yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta ve yatırım alanında güç veren sorular ve zehirleyen sorular vardır. Bazıları sizi geçmişte tutar bazıları sizi ileriye götürür. Örneğin; niçin sürekli kaybediyorum ? sorusu sizin geçmişte de kaybettiğinizi, simdi ve gelecekte de kaybedeceğinizi öngörür. Daha da ileri gidersek bu soru sizi bir zavallı olarak nitelendirir. Bir diğer taraftan kazanma olasılıklarını nasıl çoğaltabilirim ? sorusu gelecekte trade şeklinizi bir avantaja dönüştürebileceğinizi farz etmektedir. Bu soru kendinizi kazanan biri olarak tanımlamanızı sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı sorular gerçekte cevaplanamaz sorulardır. Ben niçin zavallı birisiyim ? sorusu basit bir ayıplamadır. Bunu nasıl değiştirebilirim ? kazanmaya nasıl başlayabilirim ? sorusu olasılık ve bir cevap arar. İlk soru probleme odaklanmış ve ona saplanıp kalmıştır. İkinci ve üçüncü soru çözüme odaklanmış ve bu kısırdöngüden bir çıkış yolu olacağını farz etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırırken, kendinize soracağınız sorular içerisinde olabilecek bazı yardımcı sorular:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yatırımımı daha iyi nasıl yapabilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olasılıkları kendi lehimde nasıl kullanabilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkış yerim nerede?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha başka ne yapabilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz düşünmediğim ne olasılıklar olabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoluma çıkabilecek hangi faraziyeleri dikkate aldım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En basit çözüm ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Para yönetim politikam var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pozisyonumu büyütmek için daha neler yapabilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırırken yardımcı olmayacak bazı sorular da şöyle olabilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mükemmel bir sistemi nasıl geliştirebilirim? (böyle bir şey yoktur. Trade mükemmeliyet değildir)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asla kaybetmemek için hangi filtreleri koymalıyım? (hem trade yapıp hem de hiç kaybetmemek diye bir şey yoktur)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trade aşamasında yardımcı olabilecek sorular:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piyasa bana ne söylüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piyasa ne istiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olasılıklar neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar kazanabilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Riskim ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerede yanlış yaptım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hedefim nerede?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu geçerli bir sinyal mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurallarıma uyuyor muyum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi trade prensipleri uyguluyor muyum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir şey değişti mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göremediğim bir şey var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trade aşamasında yardımcı olmayacak sorular:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaybedersem ne yaparım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatalıysam ne olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yatırımcı olarak ya başaramazsam?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aracı kurumum-karım-patronum ne düşünür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu trade işlemini nasıl düzeltebilirim? (zaten hatalısın: derhal cık.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayın, bazı sorular vardır aydınlatan ve bazı sorular vardır yok eden, şaşırtan ve durgunlaştıran. Yatırımınızı ileriye götürecek soruları oluşturacak gücünüz var. Kararsız bir konumda kaldığınızda kendinize simdi sormam gereken soru ne? Diye sorun. Kendinize soracağınız soruları öğrendiğinizde bu zamanla sizi başarıya götürecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:Sonseans.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-4142746172221400503?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/adS75ULIqiw" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/adS75ULIqiw/meselenin-can-alici-noktasi-sorulardir.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2011/01/meselenin-can-alici-noktasi-sorulardir.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-4472882866598940261</guid><pubDate>Thu, 06 Jan 2011 22:52:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-01-07T00:56:22.203+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Borsa</category><title>EGO OLMADAN TRADE</title><description>Hiç şüphe yok ki, bir traderin kendi düşüncesi trade işleminden ayrılmalıdır. Kişisel düşünceler trade işlemini sarmaladığında bu sadece kendi itibarınıza zarar vermekle kalmaz trade işlemini de sabote eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyarsınız, okursunuz ancak yanlış yönlendirilmeyin. Trade yapanlar hikayeler anlatırlar, öyküler yazarlar, ne kadar mükemmel olduklarını anlatırlar. Büyük işlemler, büyük rakamlar, büyük egolar. Er ya da geç büyük düşüş. Çevresiyle beraber çöküş. Bilindik yatırımcıların ölçülemeyecek büyüklükteki egolarını dikkate alın. Kendilerini ve kendileriyle birlikte olanları nasıl çöküntüye uğrattıklarını. Nicholas leeson Barings bankasını batırdı, Victor niederhoffer kendi fonunu açığa düşürdü, John merriweather ana parasının elli misli bir miktarla çeşitli piyasalarda bilinçsizce oynayarak bankacılık sistemini tehlikeye düşürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada belirli bir görünüm var. Bir sure için gerçek veya aldatıcı bir başarı ve daha sonra kendileri için ve körü körüne kendilerini izleyenler için bir çöküş. Wayne dyer' in dediği gibi asıl gerçek özgürlük kişinin egosunu evcilleştirmeden ve kendi kendini, yiyip bitirmekten, kurtulmadan olmaz. Bir yatırımcının söylediği gibi; bunu daha öncede söyledim ve tekrar söyleyeceğim çünkü yeterince üstünde durulmuyor. Benim trade hayatımdaki en önemli değişiklik trade işleminde egomdan ayrılmak oldu. Trade psikolojik bir oyundur. Birçok insan piyasaya karsı oynadıklarını düşünürler. Fakat bu piyasanın umurunda değildir. Gerçekte siz kendinize karşı oynuyorsunuz. Haklı olduğunuzu ispat için bazı şeylerin olmasını sağlamaya çalışmayın. Sadece piyasanın size ne söylediğine bakın. Beş dakika önce size ne dediğini düşünmeyin. Trade işleminde asil amaç haklı olduğunuzu ispat etmek değil, para kazanmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü trade işlemi olasılıkların belirsiz olduğu bir oyundur. Aşırı şişirilmiş bir ego veya kolayca kırılabilen bir ego kolaylıkla parçalanabilir. Egoyu savunmak gereksizce enerji tüketir, algılamayı bozar, er ya da geç trade işlemini yok eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer kendinize olan saygınız trade sonuçlarıyla beraber yükselir ve düşerse sizde ve trade anlayışınızda problem var demektir. Kendi fikirleriniz sağlam ve dayanıklı olmalı, şu anki, geçmişteki veya gelecekteki trade işlemlerinin merhametinde olmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Egomuzu trade yapacağımız zaman kapıda yani işe başlamadan kontrol etmeliyiz. Belirsizlik trade işleminin odak noktasıdır. Kendi fikirlerimizin belirsizliğini de trade işleminin bilinmeyen oluşumuna karıştırdığımızda yakın bir zamanda veya bir süre sonra gerçek sorunların içersinde oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trade işlemini etkileyen bazı davranışlar şunlardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…stop koymamak. Ego hatalı olduğunun kanıtlanmasını istemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…bir trade işlemine başlarken çekinmek. Ego başlamadan önce tekrar bir sağlamlık arar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…aşırı trade. Ego kendini daha büyük bir şekilde kanıtlamak ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…bir isleme saplanmak. Ego kendisini bir işleme hayatı pahasına bağlamıştır. Bu bağ kesilmemelidir. Ego hatalı olmayı istemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…zarardaki isleme ekleme yapmak. Ego, çukurunu büyük bir efor ile tırmanamayacak kadar derin kazar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…kazançlı pozisyonu hemen kapamak. Ego, sırtına vurulup, pohpohlanmayı ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, egomuzu trade işleminden nasıl ayrı tutabiliriz? Bir trade işlemini kişiselleştirmeden nasıl uzak durabiliriz? Tüm trade işlemlerimizi kişiselleştirmeden nasıl kurtulabiliriz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Egonuzu trade işleminden ayrı tutmanın bir yolu kendiniz ve trade işleminiz arasında sağlıklı bir sınır inşa etmektir. İyi çitler sadece iyi komşular sağlamaz, iyi sınırlar iyi yatırımcılar yaratır. Bir sınır limitler oluşturur, ayırt ettirir, sizi ne olduğunuz ve ne olmadığınız konusunda bilgilendirir, sizin ve diğerleri arasındaki farkları açığa çıkartır. Size bir şeyin nerede sona erdiğini ve diğerinin nerede başladığını söyler. Geçmişi, şu anı ve geleceği ayırt eder. Sizin diğerlerinin fikirlerini, değerlerini, hislerini öğrenmenize yardımcı olur. Sınır esnek ve geçirgendir. Bilgiyi arkaya ve öne geçirir. Bir başkasının fikirlerini almak zorunda kalmadan aktif olarak fikirlerini dinleme imkanı verir ve fikirlerinizi bir başka insana zorla kabul ettirmemenizi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trade işleminde sizinle trade işlemi arasında, bir trade işlemi ile bir başka işlem arasında, bir trade işlemi ile tüm işlemleriniz arasına bir çizgi çeker.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir trader trade işlemine girmek için gerekli sinyali görür ancak trade işlemine başlayacakken şu sesi duyar ya hatalıysam? hemen kendini küçülmüş değersiz hisseder. Bir sonraki aşama basitçe, trade işleminin yanınızdan geçip gitmesidir. Bu esnada kolayca yaralanabilen egosu, yanında dikilmiş durmaktadır. Kendisine olan saygısı ile bir yatırım işleminin sonucu arasında bir sınıra ihtiyacı vardır. Kendi değeri ile hatalı olma arasına bir sınır koymalıdır. Böyle bir sınırla kişi kendine daima haklı olmama iznini verecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı bir sınır sizin işinizle kendiniz arasındaki, kendinizle trade işlemi arasındaki farkları öğrenmenize yardımcı olur. İşinizden daha önemlisiniz. Trade işleminden daha önemlisiniz. Bir sınır, ayni zamanda bir trade işleminin sonuçlarının geri kalan tüm işlemlerin sonuçlarını değiştirmeyeceğini bildirir. Sınırlar size, geçmiş, şu an ve gelecek arasındaki farklarda rehberlik yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendiniz ve trade işleminiz arasında mesafe koymanın başka bir yolu değişik acılardan bakmaktır. Bu aynı zamanda sizin diğer insanlarla olan ilişkilerinizde de geçerlidir. Bir başka kişiyle olan ilişkilerde 3 farklı algılama şekli vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi pozisyonunuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu pozisyon kendi gözlerinizle bakmaktır. Kulağınıza geleni duymak, kendi hislerinizi hissetmek, kendi düşüncelerinize sahip çıkmak ve kendi yorumlarınızı yapmak. Birçoğumuz yaşantımızı bu pozisyonda sürdürürüz. Size tutkuyu veren bu pozisyondur. İşin özü buradadır. Bu pozisyon ile bazı bilgilere ulaşabiliriz ancak hepsine değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlemci pozisyonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlemci pozisyonu doğal bir gözlem insaflı bir şahitliktir. Bu farklı bir pozisyondur. Burada kendinizi ve diğer kişiyi dinleyen bir seyirci rolündesiniz. Gözlemci olarak üçüncü bir şahısın yorumuna sahip olacaksınız. Bu size tarafsız bir bakış açısı verecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer pozisyon&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer pozisyon size öteki kişinin bakış noktasını verir. Burada diğerinin gözlerinden bakarsınız. Diğerinin hissettiklerini hisseder, diğerinin ayakkabısında yürürsünüz. Bu pozisyon size diğer insanı ve diğer insanla beraber tanımlama yeteneğini, verir. Burada dünyayı diğer insanın gözünden görür ve onun hissettiklerini algılarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlemci pozisyonuna geçerek bakış açısı ve tarafsızlık kazanırsınız. Bazı başarılı yatırımcılar bir yatırım işlemine başlarken gözlemci pozisyonuna geçerler. Eğer bir yatırım işlemini karıştırdıysanız gözlemci pozisyonuna geçin ve o acıdan bakın. Bir trade işlemini bitirdiğinizde veya günün sonunda trade işlemlerinize insaflı bir şahit gözüyle bakın. Trade işleminize bir başkasının gözüyle de bakabilirsiniz. Örneğin; trade arkadasınız, trade danışmanınız veya saygı duyduğunuz bir trader. Bu kişi ne derdi? Ne düşünürdü? Ne veya nasıl bir tavsiye verirdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ego her şeyde farklılık gösterir. Şimdi size gezegende benzersiz olduğunuzu ve ego merkezinizi rahat bırakmanıza yardımcı olacak bir şey anlatayım. Yürüyüşe çıkın bunu kendi içinizde bile yapabilirsiniz. Bir ağaca, bitkiye, buluta, dalgaya veya bir çiçeğe veya başka bir nesneye ne bileyim bir kayaya, yaya kaldırımına veya bir oturma bankına bakın. O nesne haline gelin ve onun uzayda doldurduğu boşluğu doldurmayı deneyin. Bunu değişik şekillerde yapmaya devam edin. Bir sure sonra harika bir özgürlük ve enerji hissedeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:Sonseans.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-4472882866598940261?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/uc6kSAeVDo0" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/uc6kSAeVDo0/ego-olmadan-trade.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2011/01/ego-olmadan-trade.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-3180379985837019605</guid><pubDate>Thu, 06 Jan 2011 22:36:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-01-07T00:42:17.582+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Borsa</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Gösterge</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Teknik Analiz</category><title>Stochastic</title><description>Stokastik osilatör; bir hisse senedinin, seçilen bir dönem için kapanış fiyatlarını günlük en yüksek ve en düşük seviyelerine göre ölçen ve fiyatların dönüm noktalarını belirten bir göstergedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;George C. Lane tarafından geliştirilmiştir. Bu göstergeye; belirlenen zaman içinde fiyatların "en düşük veya en yüksek seviyeler" arasındaki yerinin saptanması yöntemi de denilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stokastik göstergesini ortaya atanlar, hissenin son zamanlarda taradığı fiyat seviyelerine yakın kapanacağını söylemektedirler. Genellikle hızlı hareket eden futures (vadeli işlem) piyasalarındaki işlem yapanlar arasında ilgi gören bu gösterge ile ilgili başlıca ana fikirler şunlardır;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yükselen borsalarda (piyasa/market) fiyatlar genellikle gün içinde taradıkları fiyat seviyelerinin üst taraflarında kapanırlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doyuma erişmeye başlayan borsalarda kapanış fiyatları gün içi en yüksek değerlerden uzaklaşmaya başlar (satıcılar çoğalmaktadır),&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşüşe geçen borsalarda fiyatlar gün içi gördükleri en düşük değerlere yakın yerlerde kapanırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stokastik hesaplamalar bugünkü kapanış ile n-günlük dönemin en yüksek ya da en düşük değerleri arasındaki ilişkiyi gösterir. Göreceli güç endeksinden (Relative Strength Index/RSI) farklı olarak günlük kapanış değerlerinin momentum ölçmeleri yerine iki eğri kullanılır. Stokastik Osilatör bu iki eğri ile gösterilir. Bu eğrilerin birbirlerini alttan veya üstten kesmelerine göre al veya sat kararı verilir. Ana eğri %K eğrisi olarak adlandırılır ve genelde kesintisiz bir çizgiyle gösterilen eğridir. %D olarak adlandırılan ikinci bir eğri daha vardır ki; "%K eğrisinin basit hareketli ortalaması (simple moving average)" olarak ifade edilir. %D eğrisi genelde noktalı bir çizgiyle gösterilir. Sinyalleri veren ve tabii ki daha çok önem taşıyan eğridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stokastik kısa vadede alım/satım yapanların, çok önemli bir yardımcısıdır. Yukarıda bahsedilen, birbirini izleyen iki eğri ile alım/satım zamanları tayin edilir. Belirli bir dönem içindeki en düşük kapanış değeri ile bugünkü kapanış değeri ve aynı dönem içinde en düşüklerin en düşük değeri ile en yükseklerin en yüksek değeri arasındaki ilişkilerden yararlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorumlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı Alım Satım Bölgeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stokastik osilatör 0-100 arasında değerler alır. Gösterge üzerinde alt ve üst bölgelerde iki paralel çizgi vardır. Bu sınırlar aşırı alım (overbought) ve aşırı satım (oversold) bölgelerini temsil ederler. Buna göre, hisseden hisseye değişmekle birlikte stokastik osilatör belli bir sınırın üzerine çıktığında satılır, altına indiğinde alınır. Genel kabul görmüş olan ve en yaygın kullanılan aşırı alım ve aşırı satım sınırları 80 ve 20'dir. Bu sınırlar çok sıkça kullanılmasına rağmen genel bir kural değildir. Hisse senedinin önceki seyirleri izlenerek farklı sınırlar kullanılabilir. Kimi yabancı kitaplarda (örneğin; Schwager'in Technical Analysis kitabında) 14 günlük slow stokastik ile overbought ve oversold sınırları için 70 ve 30 sınırlarının tercih edildiği yazılmaktadır. Bu sınırlar ve n-dönemler genellikle hangi tür piyasada (vadeli / emtia / hisse senedi) işlem yapıldığı ile alakalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı alım ve satım bölgeleri arasında stokastik osilatörünün yönüne göre fiyat trendi hakkında tahmin yapılır. Stokastik osilatörünün 80 sınırının üzerine çıkması yukarı trendin hızlanacağı ve aşırı alım bölgesinde bulunulmasından dolayı her an trend değişiminin olabileceği anlamına gelmektedir. Sat sinyali, aşırı alım bölgesinde tepe yaptıktan sonra aşırı alım sınırını aşağı doğru kırdığı zaman alınır. Gösterge bu seviyeden itibaren genellikle orta bant olarak kabul edebileceğimiz 50 değerine yaklaştıktan sonra bir tepki çıkışı vermektedir. Talebin yüksekliği göstergenin tekrar üst sınırın üstüne çıkmasına sebebiyet vermektedir. Bu durumda tekrar alım tavsiye edilir fakat yüklenilecek olan risk daha yüksektir. Göstergenin aşırı satım bölgesine girmesi durumlarında da yukarıdaki kuralların tersi geçerlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aykırılıklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stokastik osilatör grafiğinin tepe ve dip noktaları ile fiyat grafiğinin tepe ve dip noktalarının karşılaştırılmasıyla gelecekteki fiyatların yönü hakkında karar verilebilir. Stokastik osilatör ile elde edilen önemli bir ikaz da stokastik eğrilerin aşırı alım ve aşırı satım bölgelerinde kesişmesinden sonra gelen aykırılıklardır (divergence/ıraksama). Iraksama iki şekilde oluşur. Birincisi stokastik eğrilerin (Slow %K ve %D) aşırı alım bölgesinde kesişmesinden sonra gözlenen ve fiyatların düşeceğini gösteren olumsuz yada negatif ıraksama (bearish divergence), diğeri ise aşırı satım bölgesinde gözlenen ve fiyatların yükselme trendine geçeceğini gösteren olumlu yada pozitif ıraksamadır (bullish divergence).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiyat grafiğindeki küçük tepeler hep daha yukarıya çıktığı halde, stokastik bir önceki tepeyi aşamıyorsa bu bir negatif ıraksamadır ve fiyatlardaki yükselişin yakında biteceğini gösterir. Aynı durum dip noktalar için de geçerlidir. Stokastik osilatör grafiğinin fiyat grafiğine uyum sağlayamaması, fiyatın gitmekte olduğu yönden döneceğini ifade eder. Fiyat grafiği aşağı giderken stokastiğin yukarı dönmesi pozitif ıraksamanın habercisidir ve düşüşün sona ermekte olduğunu, muhtemelen bir yükselişin başlayacağını gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stokastik osilatörü spekülasyon süresi kısa olduğu için çok seri davranmayı gerektirir. Özellikle trend dönemlerinde yanlış sinyaller verebilir. Her sinyalin mutlaka kar getirmeyeceği, hatalı sinyallerle de karşılaşılabileceği unutulmamalıdır. Stokastik ve onun gibi osilatörleri kullanmak isteyen teknik analist karar verme mekanizmasını diğer teknik göstergelerle (klasik grafik formasyonları, ADX, MACD,.....vs.) desteklemek zorundadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-3180379985837019605?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/eJpoXNJT33M" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/eJpoXNJT33M/stochastic.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2011/01/stochastic.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-507936121526391466</guid><pubDate>Thu, 06 Jan 2011 22:15:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-01-07T00:42:36.023+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Borsa</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Gösterge</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Teknik Analiz</category><title>Average Directional Index - ADX (Ortalama Yön Endeksi )</title><description>J. Welles Wilder tarfından geliştirilen Average Directional Index (ADX) göstergesi yukarı ya da aşağı trendin gücünü ölçmek için kullanılır.&lt;br /&gt;ADX, diğer teknik analiz göstergeleri kadar çok sık kullanılmamasına karşın, trend belirleme amacıyla ya da önemli fiyat hareketlerinden önce görülen yanlış sinyalleri filtre etmek amacıyla kullanılan bir göstergedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ADX, diğer teknik göstergelerle birlikte kullanılarak daha güvenli kararlar alınmasına yardımcı olur. ADX, alım satım sinyallerini üretmekten çok trendin varlığı konusunda bir fikir verir. Fiyat hareketlerinin belirli bir trend içinde olup olmadığını gösteren en iyi göstergelerden biri olması açısından büyük önem taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ADX, 0 ile 100 arasında gidip gelen bir osilatördür. Hareket skalası 0 ile100 arasında olmasına karşın, 60’ın üzerindeki değerlere görece olarak çok az rastlanır. 20’nin altındaki düşük değerler zayıf bir trende işaret eder. 40’ın üzerindeki yüksek değerler ise güçlü bir trende işaret eder. Bu gösterge trendi ayı ya da boğa piyasası olarak ölçümlendirmez, yalnızca trendin gücü hakkında fikir verir. Örneğin 40’ın üzerindeki bir ADX değeri güçlü bir yukarı trende ya da aşağı trende karşılık geliyor olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ADX, yalnızca piyasanın yön tutup tutmadığını belirtir, piyasanın hangi yönde hareket edeceği hakkında bilgi vermez. ADX değeri ne kadar büyük ise trend de o kadar güçlü demektir. ADX'in düşük seviyelerden yükselmeye başlaması yeni bir trendin doğacağı anlamına gelirken, yüksek seviyelerden düşmeye başlaması ise piyasanın bir süre için konsolidasyon dönemine gireceği şeklinde yorumlanabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-507936121526391466?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/XP-jWEIhOng" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/XP-jWEIhOng/average-directional-index-adx-ortalama.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2011/01/average-directional-index-adx-ortalama.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-1698989961478821060</guid><pubDate>Thu, 06 Jan 2011 22:12:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-01-07T00:43:51.382+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Borsa</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Gösterge</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Teknik Analiz</category><title>Momentum (Momentum)</title><description>Momentum göstergesinin en önemli özelliği hem trend yapan hem de yatay piyasalarda kullanılabiliyor olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Momentum var olan trendin hız kazanıp kazanmadığını gösterir. Yani piyasanın temposunu ölçer. Bu tempo artan fiyatların artış hızının ve düşen fiyatların da düşüş hızının göstergesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Momentum göstergesi aşağıdaki formülle hesaplanır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Momentum=Son Fiyat / (n)Periyod önceki fiyat*100&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu formül, en son kapanış fiyatının n periyod önceki kapanış fiyatına oranını yüzde değer olarak hesaplar. Momentum, 100 çizgisi etrafında dalgalanan bir göstergedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Momentum hesaplanma biçimi itibariyle öncül bir gösterge olarak kabul edilebilir. Özellikle trend dönüşlerinde kendisini gösterir ve fiyatlardan önce uyarı verebilir.&lt;br /&gt;Momentum Göstergesinin Yorumlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Momentum 100’ün üzerindeyse&lt;br /&gt;Eğer momentum yükseliyorsa bu fiyatların artış hızının arttığını ve yukarı trendlerin kuvvetlendiğini gösterir. Bu durumda uzun pozisyonlar korunmalı ve kısa pozisyon alınmamalıdır.&lt;br /&gt;Eğer momentum sabit seyrediyor ya da düşüyorsa, bu yukarı trendin zayıfladığını gösterir. Bu durumda uzun pozisyonlar yakın zamanda kapatılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Momentum 100 civarındaysa&lt;br /&gt;Bir değişiminin olmadığını ve yatay bir piyasa içinde olduğumuzu gösterir. Burada 100’ü yukarı doğru kesen momentum değerleri bir yükselen trendin başlangıcı olabilirken, 100’ü aşağıya doğru kıran değerler aşağı trendin başlangıcını gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Momentum 100’ün altındaysa&lt;br /&gt;Eğer momentum düşüyorsa bu fiyatların düşüş hızının arttığını ve aşağı trendlerin kuvvetlendiğini gösterir. Bu durumda kısa pozisyonlar korunmalı ve uzun pozisyon alınmamalıdır.&lt;br /&gt;Eğer momentum sabit seyrediyor ya da yükseliyorsa, bu aşağı trendin zayıfladığını gösterir. Bu durumda kısa pozisyonlar yakın zamanda kapatılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Analizcilerin pek çoğu, orta çizginin geçilmesini bir alım ya da satım sinyali olarak kullanırlar. Momentumun en az bir dip yaptıktan sonra orta çizgiyi yukarıya doğru kesmesi bir alım sinyali ve momentumun en az bir tepe yaptıktan sonra orta çizgiyi aşağıya doğru kesmesi bir satım sinyali olarak değerlendirilebilir. Peki bu tepe ve dip noktalarını nasıl belirleyebiliriz. Genel olarak, momentumun daha önceki değerlerine bakarak görsel olarak bu noktalar belirlenebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-1698989961478821060?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/E1L6KWL1i7Y" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/E1L6KWL1i7Y/momentum-momentum.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2011/01/momentum-momentum.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-6269300565861869475</guid><pubDate>Thu, 06 Jan 2011 22:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-01-07T00:43:04.167+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Borsa</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Gösterge</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Teknik Analiz</category><title>Parabolik SAR (Parabolic SAR)</title><description>Welles Wilder tarafından oluşturulan bu gösterge, ilk olarak Wilder’ın 1978 yılında yayınlanan "Teknik Trading Sistemlerinde Yeni Kavramlar" (New Concepts in Technical Trading Systems) isimli kitabında açıklanmıştır. SAR sözcüğü, "Stop And Reversal" (Dur ve Geri dön) sözcüklerinin baş harfleridir. Wilder ilk önce bunu bir gösterge olarak değil bir alım satım sistemi olarak olarak tasarlamıştır. Bu yapısı ile oyuncuya sürekli işlem yaptırır. Yani bir uzun pozisyon kapatıldığında, kısa pozisyon açılır ve aynı şekilde kısa pozisyon kapatıldığında ise uzun pozisyon alınır. Parabolik SAR’ın hesaplanması karmaşıktır ve uzun işlemler gerektirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trendlerin dönüm noktalarının çok ayrıntılı bir hesaplama yoluyla saptanmasında ve zamanında AL-SAT kararı verilmesinde etkili bir göstergedir. SAR, fiyatların altında veya üstünde işaretlenen noktalarla izlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trendi izleyen tüm göstergeler gibi parabolik SAR da yatay piyasalarda kârlı sinyaller üretmez. Wilder, Parobolik SAR'ın piyaslarda trendde olup olmadığını saptamak için, trendin şiddetini ölçen DMI göstergesi ile birlikte kullanılmasını önermiştir. Bu durum için diğer analistler de çeşitli yöntemler geliştirmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wilder bu sistemi, kârlı pozisyondan en uygun zamanda çıkışın belirlenmesi ve zaman faktörünün de hesaba katılması olarak tasarlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parobolik SAR’ın yorumlanması oldukça kolaydır. Eğer SAR noktaları fiyatların üzerinden fiyatların altına düşerse AL, tam tersi olarak, SAR fiyatların altındayken fiyatların üstüne geçerse de SAT kararı verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parabolic SAR aşağıdaki gibi hesaplanır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SARn+1=SARn+α(EP - SARn)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAR fiyat grafiğindeki her trend için ayrı ayrı hesaplanır. Trendin her bir adımında, SAR zamanın önünde hesaplanır. Yani bir sonraki SAR değeri şu an uygun olan veri ile hesaplanabilir. Hesaplamak için şu formül kullanılabilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada SARn değeri şimdiki, SARn + 1 değeri ise bir sonraki değeri temsil eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EP Uç Nokta (extreme point) değeri, eğer yükselen bir trend varsa erişilen en yüksek fiyat iken alçalan bir trend ise kaydedilen en düşük fiyatı temsil eder. Her gelen yeni bir değer ile EP değeri güncellenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;α değeri, hızlanma faktörü olarak isimlendirilir. Wilders bu değeri 0.02 olarak belirlemiştir. Bu değer arttırılırsa noktalar piyasayı daha yakından, düşürülürse daha uzaktan izler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-6269300565861869475?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/qfArPKKG3m8" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/qfArPKKG3m8/parabolik-sar-parabolic-sar.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2011/01/parabolik-sar-parabolic-sar.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-5253512814000334474</guid><pubDate>Thu, 06 Jan 2011 22:06:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-01-07T00:43:24.072+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Borsa</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Gösterge</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Teknik Analiz</category><title>MACD - Hareketli Ortalama Yakınlaşması Uzaklaşması (MACD – Moving Avarage Convergence Divergence)</title><description>MACD göstergesi 1979 yılında Gerald Appel tarafından geliştirilmiştir. MACD göstergesinin temelini biri hızlı diğeri yavaş olan 2 ayrı üstel haraketli ortalama oluşturur. MACD, aşırı alım ve aşırı satım durumlarının ve trend’in yönünün belirlenmesinde kullanılan bir osilatördür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MACD değerleri aşağıdaki formül ile hesaplanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MACD =  HÜHO(n) – YÜHO(m)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; YÜHO  : Yavaş Üstel Hareketli Ortalama&lt;br /&gt; HÜHO  : Hızlı Üstel Hareketli Ortalama&lt;br /&gt; n, m  : Zaman Aralığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MACD değerleri yukarıdaki formülden elde edilen sonuçlar doğrultusunda histogram olarak ifade edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu formüle göre iki hareketli ortalama birbiri ile kesişirken MACD değeri sıfır olur. Hızlı olan hareketli ortalamanın değeri yavaş olandan büyük olduğunda MACD pozitif değer taşır. Diğer taraftan yavaş olan hareketli ortalamanın değeri hızlı olandan büyük olduğunda MACD negatif değer taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MACD pozitif tarafta yükseliyorsa, bu fiyatların ortalamadan daha hızlı yükseldiğini, yani piyasanın bir yukarı trend içinde olduğunu gösterir. MACD çizgisi pozitif tarafta alçalıyor ise bu piyasanın hala bir yukarı trend içinde bulunduğunu ancak trendin kuvvetini yavaş yavaş yitirdiğini ifade eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şekilde MACD negatif tarafta alçalıyorsa, bu fiyatların ortalamadan daha hızlı düştüğünü, yani piyasanın bir aşağı trend içinde olduğunu gösterir. MACD çizgisi negatif tarafta yükseliyor ise bu piyasanın hala bir aşağı trend içinde bulunduğunu ancak trendin kuvvetini yavaş yavaş yitirdiğini ifade eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan sıfır çizgisine yakın hareketler piyasanın trendsiz olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya kadar piyasanın trend yönünü ve trendin şiddetini MACD histogramına bakarak yorumlayabiliriz. Ancak bize gereken gereken al-sat sinyallerinin zamanlamasıdır. Bunun saptanması için de bir hareketli ortalamadan faydalanılır. Bu hareketli ortalama aşağıdaki şekilde hesaplanır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinyal = MACD’nin n periyodluk üstel hareketli ortalaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinyal çizgisi MACD’deki dalgalanmaları düzleyerek MACD’nin tepe yapıp yapmadığını gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MACD’de iki hareketli ortalamının farklarına dayanan histogram sayesinde AL ve SAT sinyalleri hareketli ortalamaya göre daha önce oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerald Appel üstel hareketli ortalamaların değerlerini 12 ve 26 periyod, sinyal çizgisi için de 9 periyod olarak belirlemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:uzmanforex&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-5253512814000334474?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/SPwhNf9qUvs" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/SPwhNf9qUvs/macd-hareketli-ortalama-yaknlasmas.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2011/01/macd-hareketli-ortalama-yaknlasmas.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-2635989767387943862</guid><pubDate>Thu, 06 Jan 2011 21:58:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-01-07T00:02:04.090+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Borsa</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Teknik Analiz</category><title>İşlem Miktarlarında Terse Dönme ve Yön Değiştirme Hareketi İlkesi</title><description>Mark Leibovitz tarafından geliştirilen bu yönteme göre, “işlem miktarı öncelikli olarak fiyatları etkilediğinden, akımlar içindeki fiyat değişimleri konusunda işlem miktarının büyümesi veya küçülmesi fiyatların daha sonraki günlerde hangi yönde hareket edecekleri açısından önceden sinyaller vermektedir”. Bu ilkeden hareketle fiyatların gelecekte ne yönde hareket edebileceği konusunda tahminler yapılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ilkeye değinmeden önce aşağıdaki tanımlara bir bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ARTIŞ  GÜNÜ: Gün içindeki en yüksek değerin bir gün önceki en yüksek değerinin üstünde olup, gün içindeki en düşük değerinde bir gün önceki en düşük değere eşit veya daha üst bir seviyede olduğu gündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; TEPKİ GÜNÜ: Gün içindeki en düşük değerin bir gün önceki günün en düşük değerinden daha alt seviyede gerçekleştiği ve gün içindeki en yüksek değerinde bir gün önceki en yüksek değere eşit veya daha alt seviyede olduğu gündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İÇE DÖNÜK GÜN: Gün içindeki en yüksek değerin bir gün önceki günün en yüksek değerine eşit veya daha alt seviyede oluştuğu ve gün içindeki en düşük değerinde bir gün önceki en düşük değere eşit veya daha yukarıda bir seviyede gerçekleştiği gündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; DIŞA DÖNÜK GÜN: Gün içindeki en yüksek değerin bir gün önceki en yüksek değerden daha yukarıda bir seviyede oluşup gün içindeki en düşük değerinde bir önceki en düşük değerden daha düşük bir seviyede gerçekleştiği gündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İlkeye göre, artış gününden tepki gününe veya tam tersine tepki gününden artış gününe değişme, işlem miktarı artışıyla gerçekleşebilir. Eğer işlem miktarı artar ve tepki gününü tanımlayan şartlar gerçekleşirse, negatif (Olumsuz) ters yöne dönme hareketi olarak değerlendirilir ve satış zamanıdır. Eğer işlem miktarı artar ve artış gününü tanımlayan şartlar gerçekleşirse pozitif (olumlu) ters yöne dönme hareketi olarak değerlendirilir ve alım zamanıdır. İçe ve dışa dönük günlerin pek önemi yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:uzmanforex&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-2635989767387943862?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/y9RRgU6hlCs" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/y9RRgU6hlCs/islem-miktarlarnda-terse-donme-ve-yon.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2011/01/islem-miktarlarnda-terse-donme-ve-yon.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-3845644024949006756</guid><pubDate>Mon, 05 Oct 2009 20:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-06T18:35:09.679+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">internet</category><title>Turk Crackerleri Gazetesi, Turkish Scene, Turkzine Eski Kurtlar</title><description>Turk Crackerleri Gazetesi, Turkish Scene,  Turkzine bilenler bilir bilmeyenler içinse çok şey kaçırdılar derim. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_IyMt6ONYifs/SspfwIKqv3I/AAAAAAAAARo/30xlPjXWCeI/s1600-h/trslogo.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 353px; height: 75px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_IyMt6ONYifs/SspfwIKqv3I/AAAAAAAAARo/30xlPjXWCeI/s400/trslogo.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389225184532807538" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Projman, Darkapocalypse, Bigfoot, Intruder, MrStop, Bogac, Misoskian, Hellrazor, Meliksah, MaX, Pasha, Risc, Keloglan, Kaiowas, Zet, Romeo özetle Turkish Scene ve Turkzine dergilerinin tüm yazarlarına kocaman bir alkış istiyorum. Türkiyede internetin emeklemekte olduğu, özellikle bilişime dair her alanda Türkçe kaynak bulmakta gerçek anlamda sıkıntı çektiğimiz bir dönemde büyük bir boşluğu doldurdukları için ve  şu an bile zevkle okuduğum değerli paylaşımları için sonsuz teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_IyMt6ONYifs/Sspf5VolutI/AAAAAAAAARw/uIMgbK8v0T8/s1600-h/top.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 68px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_IyMt6ONYifs/Sspf5VolutI/AAAAAAAAARw/uIMgbK8v0T8/s400/top.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389225342766791378" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bazen acaba o arkadaşlara ne oldu diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Hafızam beni yanıltmıyorsa yeni dergiler çıkmayınca bir süre daha turkishscene yazarlardan meliksah ve misoskian ın web sayfalarını takip etmiştim. Hangisiydi tam hatırlamıyorum ama aklımda kalan küçük bir  detayı aktarmak istiyorum. Dönemlerine göre gerçekten müthiş işler başaran bu arkadaşlar sanal dünyada bizim gözümüzde her geçen gün daha da büyürken gerçek hayatta ise durum çok daha farklıydı. Misal ailelerinin gözünde bunun hiçbir anlamı yoktu. Bunu arkadaşımızın sitesinde yazdığı sitem dolu bir  makalesine dayanarak söylüyorum.  Dergi yayınlamaları, program yazmaları, güvenlik açıkları konusunda yaptıkları çalışmalar ve daha bir çok şey.  Onlar aslında sıra dışı harika insanlardı benim gözümde ama bir de madalyonun diğer tarafı var tabi.  Kimbilir belki de sıradanlığa boyun eğmek zorunda kaldılar. Üniversite koşturmacası, iş ve aş kaygısı vs vs .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayenin devamında ne mi oldu? o zaman okuyun lütfen. http://www.mdkgroup.com/forum/viewtopic.php?f=32&amp;amp;t=2127 Trscene yeniden toplanacaktı ama olmadı. Fakat konuyla ilgili gönderilen mesajları okursanız bahsetmiş olduğum dergileri takip eden kişilerin ortak görüşü &lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;onlar efsaneydiler&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;. Katılmamak elde değil :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;small&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 235, 0);font-family:Verdana;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/small&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-3845644024949006756?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/e1LcJwFvrCU" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/e1LcJwFvrCU/turk-crackerleri-gazetesi-turkish-scene.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_IyMt6ONYifs/SspfwIKqv3I/AAAAAAAAARo/30xlPjXWCeI/s72-c/trslogo.gif" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2009/10/turk-crackerleri-gazetesi-turkish-scene.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-7508183449836167764</guid><pubDate>Wed, 30 Sep 2009 20:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-01T00:16:06.964+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">internet</category><title>Yahoo, Gmail, Hotmail Pasif Üyelikler</title><description>Yahoo, hotmail ya da gmailden kendime güzel bir mail adresi almak istiyorum fakat istediğim adreslerin çoğu alınmış görünüyor. Ben de bu adreslerin güncel durumunu öğrenmek için mail atttım. Sonuç, çoğu pasif durumda. Bunu gelen otomatik failed maillerinden anlıyorum. Yahoodaki yetkililere yazılı talepte bulundum ama nafile. Hotmailde durum daha da gıcık. Birisi erken davranıp hedehodo@hotmail.com diye adres aldıysa aynı isimde @msn.com ve @live.com uzantılı  mail de hede hödöye hediye ediliyor sanki.  Yani boşta olsa bile aynı isimde @msn.com ya da @live.com uzantılı mail adresi alınamıyor. Bunun da sebebi Passport uygulaması sanırım. Gmaili seviyorum ama bir de spama çare bulsalar keşke :) Hmm ayrıca 5 harfli gmail adresi almanın yollarını arıyorum. Eskiden alınabiliyormuş... muş muş :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-7508183449836167764?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/X4jQ7_xA60g" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/X4jQ7_xA60g/yahoo-gmail-hotmail-pasif-uyelikler.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2009/09/yahoo-gmail-hotmail-pasif-uyelikler.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-4476838457835668990</guid><pubDate>Sun, 14 Jun 2009 17:26:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-14T20:26:38.489+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Özdemir Asaf</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şiir</category><title>KİM O DEME</title><description>Kim o, deme boşuna&lt;br /&gt;Benim,ben..&lt;br /&gt;Öyle bir ben ki gelen kapına&lt;br /&gt;Baştan başa sen!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özdemir Asaf&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-4476838457835668990?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/I-s64BU2G2k" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/I-s64BU2G2k/kim-o-deme.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2009/06/kim-o-deme.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-4348857455761650948</guid><pubDate>Sat, 13 Jun 2009 09:57:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-13T12:58:41.660+03:00</atom:updated><title>Rammstein - Ohne Dich</title><description>&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=9pkLDEEs20U"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=9pkLDEEs20U&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-4348857455761650948?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/uipOFppjFfY" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/uipOFppjFfY/rammstein-ohne-dich.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2009/06/rammstein-ohne-dich.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-5023903965546511059</guid><pubDate>Fri, 12 Jun 2009 22:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-09-30T23:42:29.821+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Nasıl Yaptım?</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Engelleri Aşıyoruz</category><title>E mail filtrelerini Aşma</title><description>Birçok E posta sunucu güvenlik nedeniyle exe uzantılı dosya gönderimine izin vermez.&lt;br /&gt;Fakat biz programımızı göndermekte kararlıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için küçük bir windows uygulaması olan nesne paketleyiciyi kullanıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlat&gt;Çalıştır&gt;Packager&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Program açıldıktan sonra&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dosya&gt;Al&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diyerek göndermek istediğimiz programı nesne paketleyicisine aktarıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra içeri aldığımız programı seçip paketi kopyala diyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzen&gt;Paketi Kopyala&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5341250618830514050" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 314px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_IyMt6ONYifs/Sh_vI3-6Z4I/AAAAAAAAAIY/IvY9epeIx5I/s400/packager.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kopyaladığımız programı wordpad e yapıştırıp deneme.rtf olarak kaydediyoruz. Daha sonra dosyamızın adını deneme.txt olarak değiştiriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5341250619974493298" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 334px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_IyMt6ONYifs/Sh_vI8PqJHI/AAAAAAAAAIg/8sFlNmbneiw/s400/wordpad.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oluşturduğumuz Deneme.txt dosyasını ister mailimize ek yaparak, istersek dosyayı açıp içindeki kodları kopyala yapıştır yaparak mail ile gönderiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5341250623275966290" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 280px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_IyMt6ONYifs/Sh_vJIiyn1I/AAAAAAAAAIo/5w9iqgZpvFM/s400/text.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Mailimiz hiçbir engelle karşılaşmadan alıcıya ulaşıcaktır. Bu aşamadan sonra alıcı bu kodları deneme.txt olarak kaydettikten sonra dosya adını yine deneme.rtf olarak değiştiriyor. Bir bakıma ilk yaptığımız işlemlerin tersini yapıyor. Dosyayı açıp ister wordpad üzerinde isterse harddiske kopyalayıp çalıştırabilir. &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5341250628305056930" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 290px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_IyMt6ONYifs/Sh_vJbR0dKI/AAAAAAAAAIw/dYFtxEhiV00/s400/wordpadrun.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5341250633128097442" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 329px; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_IyMt6ONYifs/Sh_vJtPuNqI/AAAAAAAAAI4/KOjXsJI1NCU/s400/progrun.JPG" border="0" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-5023903965546511059?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/3xp-9g0uUWg" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/3xp-9g0uUWg/e-mail-filtrelerini-asma.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_IyMt6ONYifs/Sh_vI3-6Z4I/AAAAAAAAAIY/IvY9epeIx5I/s72-c/packager.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2009/05/e-mail-filtrelerini-asma.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-8657968638073969431</guid><pubDate>Thu, 11 Jun 2009 18:28:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-11T21:33:04.120+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Software</category><title>Hirens Boot CD 9.9</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_IyMt6ONYifs/SjFNs7WUlaI/AAAAAAAAARg/wYaIfNs88qo/s1600-h/hiren.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_IyMt6ONYifs/SjFNs7WUlaI/AAAAAAAAARg/wYaIfNs88qo/s400/hiren.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5346139666906387874" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://uploading.com/files/5K8NM657/Hirens.BootCD.9.9.part1.rar.html"&gt;http://uploading.com/files/5K8NM657/Hirens.BootCD.9.9.part1.rar.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://uploading.com/files/425YHMVA/Hirens.BootCD.9.9.part2.rar.html"&gt;http://uploading.com/files/425YHMVA/Hirens.BootCD.9.9.part2.rar.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne var ne yok merak edenler burdan buyursun. &lt;a href="http://www.hiren.info/pages/bootcd"&gt;http://www.hiren.info/pages/bootcd&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-8657968638073969431?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/aDK-A239ux8" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/aDK-A239ux8/hirens-boot-cd-99.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_IyMt6ONYifs/SjFNs7WUlaI/AAAAAAAAARg/wYaIfNs88qo/s72-c/hiren.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2009/06/hirens-boot-cd-99.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6044926467115479441.post-7763811815672146553</guid><pubDate>Thu, 11 Jun 2009 18:22:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-11T21:22:59.699+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Özdemir Asaf</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şiir</category><title>BUGÜN VE BUGÜN</title><description>Öyle çabuk geçiyor ki günler&lt;br /&gt;Hele sen de bir bak hayatına.&lt;br /&gt;Daha dün doğmuşuz sanki&lt;br /&gt;Yeni okula başlamışız&lt;br /&gt;Yeni sevmişiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle çabuk geçiyor ki günler&lt;br /&gt;Hele sen de bir bak hayatına&lt;br /&gt;Yarın bitecek sanki her şey&lt;br /&gt;Yarın ölecek gibiyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha doymamışız yaşamasına&lt;br /&gt;Günlerimiz dün bir, bugün iki&lt;br /&gt;Sakın bir şey bırakma yarına&lt;br /&gt;Yarın yok ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖZDEMİR ASAF&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Copyright © 2009 Sanalnotlar&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6044926467115479441-7763811815672146553?l=sanalnotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SanalNotlar/~4/4qYOidNQfVY" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/SanalNotlar/~3/4qYOidNQfVY/bugun-ve-bugun.html</link><author>noreply@blogger.com (Mustafa)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://sanalnotlar.blogspot.com/2009/06/bugun-ve-bugun.html</feedburner:origLink></item></channel></rss>

