<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/" xmlns:blogger="http://schemas.google.com/blogger/2008" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939</atom:id><lastBuildDate>Fri, 24 Jul 2026 05:56:28 +0000</lastBuildDate><category>Şiir</category><category>Yaşam</category><category>Aşk</category><category>Teknoloji</category><category>Atatürk</category><category>şiir-aşk</category><category>Haber</category><category>Resim+ Şiir</category><category>Sevgi</category><category>Dostluk</category><category>Slayt resim+Şiir</category><category>Teknik yazılar</category><category>Resim+Yazı</category><category>Medya</category><category>Slayt şiir</category><category>Türkce</category><category>Anne</category><category>Eglence</category><category>Ekonomi</category><category>Yazilarim</category><category>Kadİnlar</category><category>Sanat</category><category>Spor Haberleri</category><category>Ahımı Aldın</category><category>Anlatabilsem Sana..</category><category>Asked</category><category>Askef</category><category>Ayrılma Benden… şiir-aşk</category><category>Ayrılık Çilesi… şiir-aşk</category><category>Azrâil’den</category><category>Ağlamak</category><category>Aşk Seni Öyle Özlemişim Ki!..şiir-aşk</category><category>Aşk mı Alışkanlık mı</category><category>Aşkı Bile Bile Sapladın Kalbime…</category><category>Aşkın Renkleri-şiir</category><category>Baba</category><category>Baktım Ağlıyordu Yüreğim... Şiirsel yazı..</category><category>Bana Bir Şiir Oku-</category><category>Bazı anlar vardır...şiir-aşk</category><category>Ben Seni Yok Saydım...  Şiirsel yazı..</category><category>Beni Sensiz Bırakma-aşk-şiir</category><category>Benim</category><category>Bilginin Anahtarı Kitaptır... şiir</category><category>Bir Anda.-günce şiirsel yazı</category><category>Bir Kalem Bir Kağıt-şiirsel yazı</category><category>Bir Pazar Günü</category><category>Bir baba gittiğinde</category><category>Bir yol biliyorum</category><category>Bir Şiir Yazacağım. Şiirsel yazı metni</category><category>Bizim Olmayanın Bedeli… günce yazı</category><category>Boş</category><category>Bugün</category><category>Böyle</category><category>Bırakıp Gittin... şiir aşk</category><category>Cefayı</category><category>Deneme- İnsanları tanımak… Bir insanı tanımak…</category><category>Dilek Ağacı… şiir-aşk</category><category>Dilenci... şiiri</category><category>Duyuyor musun?</category><category>Dün</category><category>Ege tv. Ömer Sabri Kurşun</category><category>Ey karanlık gece! şiirsel yazım</category><category>Gecenin Sessizliği…</category><category>Gidiyorum Ben</category><category>Git sevgili</category><category>Gitmeseydin. Ömer Sabri Kurşun</category><category>GÜNEŞ</category><category>Gönül Yarası- Şiirsel günce</category><category>Gözlerim Gözlerini Özler…Uğruna hayatımı adadığım zeytin karası gözlerşiir-aşk</category><category>Gözyaşlarımı Elleme...</category><category>Gün Doğumudur Yalnızlık… şiir</category><category>Günce yazı</category><category>Günce yazı- Ömer Sabri Kurşun: Güneş Gibi Ol</category><category>Günce yazı-Barış - Sevgi - Aşk</category><category>Günlük (Günce) yazım-Gecemden yalnızlık gözyaşı…</category><category>Hayatıma girip de sen…</category><category>Kadını</category><category>Kalem ile kagıt</category><category>Karanlığın Korkusu... Şiir</category><category>Kaybolan Yıllar… şiir-aşk</category><category>Kayıp Şehir-şiir aşk</category><category>Keşke</category><category>Keşke.. Şiirsel yazı..</category><category>Kim Bilir-şiir</category><category>Kolay Alışıyoruz Her Şeye… deneme yazı</category><category>Kırmızı Gül...şiir</category><category>Maviye sevdalı yürek... Şiirsel yazı..</category><category>Nasihat.. Girdin gönül bir dehlize çıkması yok bile bile</category><category>Nerede Şimdi… şiir-aşk</category><category>Ona Değmez...</category><category>Saygı gösteren</category><category>Sağlık</category><category>Sende Öldün... Şiir-aşk</category><category>Senden</category><category>Senden Sonra...Şiir-Aşk</category><category>Seni Sordum-Şiir</category><category>Seni hala seviyorum…şiirsel yazı</category><category>Seni seviyorum de</category><category>Seni seviyorum…...  Şiirsel yazı..</category><category>Seni unutamam</category><category>Senin Güzel Gözlerin...şiir-aşk</category><category>Sensiz... Sessiz... şiirsel yazı</category><category>Sensizim/Sessizim</category><category>Sessiz mi seveyim</category><category>Sevdiğim Kadınlar…şiir-aşk</category><category>Sevgi en güzel meziyettir-şiirselyazın</category><category>Sevme Arkadaş...Şiir</category><category>Sevmek...</category><category>Sitem-Günce yazım-Ömer Sabri Kurşun</category><category>Siz ne için yaşıyorsunuz?..</category><category>Solum</category><category>Son Kez-günce yazı</category><category>Sus… şiir-aşk</category><category>Unutma Hep Aklımdasın…şiir-aşk</category><category>Vageçilmezimsin şiir-aşk</category><category>Yaktım Tüm Gemileri…şiir-aşk</category><category>Yalnız olduğunuzu düşündünüz mü?</category><category>Yalnızlık</category><category>Yarın</category><category>Yazılarım- Günce- Teşekkür etmek</category><category>Yolcu... şiir</category><category>Yolumu Kaybettim… şiir-aşk</category><category>Yoruldum Ben Sevmekten...</category><category>Yoruldum be hayat senden-Yazılarım</category><category>adam</category><category>anlamak</category><category>ağlama</category><category>bir masaldı yaşanan</category><category>dediler</category><category>durma</category><category>duruş</category><category>emekli şiiri</category><category>git... Git artık...  şiirsel yazı</category><category>günce yazı-Bir ben var içimde benden</category><category>günce yazı-yıldızı ile parlayan ve sönen</category><category>günce yazı-İnsanları Yargılamak</category><category>hayal adasına yolculuk</category><category>hayat her şeye rağmen güzel-günce yazım</category><category>ilke</category><category>kaçan</category><category>masal</category><category>mavi düş penceresi</category><category>saygı görür Sevgi</category><category>sevme</category><category>sus</category><category>unut</category><category>yüreğim</category><category>Çal Kemancı... şiiri</category><category>Çocuğum... şiiri</category><category>Çığlığım...</category><category>Ölümden Kaçış Yok</category><category>Ömer Sabri Kurşun; Yalnızlık</category><category>Öylesine Yazılan Bir Şiir</category><category>Öğretmenler günü</category><category>Üstüme gelmeyin geceler...  Şiirsel yazı..</category><category>çekip</category><category>İNSANI SEVMEK/ VE DAHİ İNSAN OLMAK</category><category>İlkay Kıyak</category><category>İnsanda</category><category>İçim üşüyor yar-aşk-şiirsel yazı</category><category>Şair/Yazar Ömer Sabri Kurşun/Paylaşmak- Günce yazı</category><category>Şiir-Uyan Kardeş</category><category>Şiirsel günce yazı-Ey Yar!..</category><category>Şiirsel günce yazı-Haydi Git Sevgili</category><category>şiir-Dostlara teşekkür…</category><category>şiir-Ömer Sabri Kurşun Vazgeçemedim</category><category>şiirsel yazım</category><category>şiirsel yazın-Yürekten Dökülen karmaşalar</category><title>Ömer Sabri KURŞUN</title><description>Sular yükselince,balıklar karıncaları yer...&#xa;Sular çekilince de karıncalar balıkları yer...&#xa;Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir...&#xa;Çünkü kimin kimi yiyeceğine...&#xa;&quot;suyun akışı&quot; karar verir!&#xa;Dostlarımda bu blogumun için karar vererek eleştirilerini yapmalı ki; iyi yada kötü yönlerini suyun akışına bırakmadan bu blogu iyi bir mecraya yerleştire bilmeliyim... Ömer Sabri Kurşun</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>689</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-3785360439336013429</guid><pubDate>Tue, 28 Sep 2021 03:53:00 +0000</pubDate><atom:updated>2023-10-04T07:15:59.231+03:00</atom:updated><title>GİTMESEYDİN YAR___</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiflI0fmpT2OShl5t4cHggrJGRFHDvnW4tm6n2zjQAjS8JhYq-wt-3BLaAFxwLdqq8tZLZ1sOy7RlFApqZeBUbUNZCanJStfxhkzmO7EPI_u2Nyt6xO7nVqMu90q9HwX3KSOTCMzMC4_O9W6m0p9lN1n7c3OhXyn8laAsRIG3i5hqAbScbdnHu_Vs9tS96Q/s606/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-gitmeseydinyar-resimlisiir.j.jpg&quot; title=&quot;*Ömer Sabri KURŞUN*28.09.2021-Gitmeseydin Yar&quot;style=&quot;display: block; padding: 1em 0px; text-align: center;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;550&quot; data-original-width=&quot;606&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiflI0fmpT2OShl5t4cHggrJGRFHDvnW4tm6n2zjQAjS8JhYq-wt-3BLaAFxwLdqq8tZLZ1sOy7RlFApqZeBUbUNZCanJStfxhkzmO7EPI_u2Nyt6xO7nVqMu90q9HwX3KSOTCMzMC4_O9W6m0p9lN1n7c3OhXyn8laAsRIG3i5hqAbScbdnHu_Vs9tS96Q/s400/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-gitmeseydinyar-resimlisiir.j.jpg&quot; width=&quot;400&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;comic sans ms&amp;quot;;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;
 Söze nereden başlayacağımı bilmiyorum. Hangi yüzünü anlatayım ki seni özleminin?.. Hangi yanını sıralayayım&quot; seni &quot; senden uzakta seninle yaşamanın büyüklüğünü?..&lt;br /&gt;
Zaman, kimse arasında ayrımcılık yapmayan bir işverendir. Yeni bir güne başlarken herkes aynı sayıda saat ve dakikalara sahiptir. Örneğin zenginler parayla daha fazla saat satın alamazlar. Aynı şekilde bilim adamları yeni dakikalar icat edemez. Ya da yarın kullanmak üzere bugünün zamanını biriktiremezsiniz. Ancak yine de zaman son derece adil ve bağışlayıcıdır. Geçmişte vaktinizi ne kadar boşa harcarsanız harcayın, hala koca bir yarına sahipsinizdir hayatın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Sen, solgun baharlardaki mavi yağmurum, akşam kızıllığında yorgun gölgem, kış ayazında yaz güneşimsin. Bulutlardaki saklı düşlerim, her günün sonunda özlediğimsin. Yüzün kadar temizdir kalbin, hangi sevgi alabilir yerini?.. Yokluğun yağmura yazı yazmak kadar zor, sensizlik ölüm kadar acı geliyor. Özellikle sabah gözlerimi açtığımda sol yanımda yoksan…&lt;br /&gt;
İşte o zaman tam da o saatlerde sabahın alaca karanlığında: Hani insan ağlamak ister, gözlerinden yaş gelmez. Hani gülmek ister, yürekten gülemez. Hani birini beklersin ama o hiç gelmez. İste o zaman ölmek istersin de ecel gelmez. İşte öyle bir şey o an yaşadıklarım sevdiğim…&lt;br /&gt;
Ama biliyorum ki;  tabiatı bile ayrılık üzerine kurmamış mı Yaradan, yaprak düşer dalından damla ayrılır bulutlardan, seviyorum derken bile ayrılır sözler dudaklardan.
Fakat kalbimden geçen dudaklarımdan düşüyor yine de…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Çünkü bu gün günlerden; yüreğime AYRILIK gönlüme ÖZLEM…&lt;br /&gt;
Sen uzaklara gidince ben yıldızları seyrederim tutam tutam ışıklarını çekip içime, sen uzaklardayken ben gidişini resmederim, umudun beyazıyla karanlığı tuval yapıp gelişini beklerim sevdiğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Şarkıda dendiği üzere;&lt;br /&gt;
“Benim bu sevdada ne işim vardı&lt;br /&gt;
Kalbimi eline vermeyecektim&lt;br /&gt;
Yansam da ölsem de aşkınla senin&lt;br /&gt;
Seni seviyorum demeyecektim&lt;br /&gt;
Eyvah!..&lt;br /&gt;
Yine ayrılık göründü
Eyvah!..&lt;br /&gt;
Kalbim yerinden söküldü
Eyvah!
Ey benim deli gönlüm&lt;br /&gt;
Ey benim belalı başım&lt;br /&gt;
Yine hasretler göründü”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Hayat; Su gibi akıp gidiyor…&lt;br /&gt;
Ama çaktırmadan, sinsi sinsi gidiyor hem de…&lt;br /&gt;
Nasıl olduğunu bile anlayamadan, bir bakmışın aylar, bir bakmışın seneler geçmiş…&lt;br /&gt;
Kaç sene geçti sen gideli saymayı unuttu aklım…&lt;br /&gt;
Sen aklımda şiir olup gitmeseydin, ben şair olup gelmezdim kalbimle. Ve ne zaman aklıma gelsen, Bir şiir gitmezdi benim aklımdan anlamadan.&lt;br /&gt;
Anlamadım... Neden insanlar ayakta alkışladı, sen neden gittin... Anlamadın, giderken... Duruldum kanımla... Yazıldım ezgilerde... Gece örtüyordu gerçeklerimizi, yalanlar dolduruyordu yerimizi. Varlığın her gece üstüme üstüme geliyor, yokluğuna sarılıyorum… Gitmeseydin, gelişine ayak seslerini taklit etmezdi bu parkeler… Gitmeseydin, her gece tacize uğramazdı kulaklarım…&lt;br /&gt;
Gittin gidenim, gelmedin gelmeyenim... Gidenim gitti, ben geldim gelmeyenime... Ama gidenim yoktu ben gelince…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Gelince anlatacaktım sana ama sen dinle şimdi beni: &lt;br /&gt;
Bazı erkekler sol göğsünün altında mayın taşır. Bir kadın oraya ayağını basıp çektiğinde o mayın patlar erkek dağılır. Kadın ölür erkeğin sol göğsünde. Sonra kim giderse gitsin sol göğsün altındaki o eve, asla aynı etki yaşanmaz. Bir mayın bir defa patlar, bir şiir bir kere yazılır, bir kitap bir kere okunur, bir erkek gerçekten bir defa sever. Ve sen, sana gelince eğer bir gün uğrarsan sol göğsümün altındaki o eve hüzünlü bir sesle; ‘buralar bir zamanlar hep benimdi’ ‘diyeceksin ama gördüğün manzaradan korkacaksın çünkü giderken arkana bakmamıştın ki. Gördün işte şimdi, bak iş işten geçmiş, ayağını çekince patlayan mayın orayı harabeye çevirdi…&lt;br /&gt;
Mevsimlerden Eylül… Yaprak yaprak döküldü yaralarım kan damlayarak…&lt;br /&gt;
Dökülürken güldüm gazel oldum; hayatın dallarında ki kalan son yapraktım!&lt;br /&gt;
Düştüm bugün sararıp dalımdan… Toprağa karıştı bedenim, geldiğim yere geri döndüm ama sen gittin… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Keşke gitmeseydin yar, her gece göğsüne sokulup, kulağına şiirler fısıldayarak uyutsaydım seni kollarımda… Keşke gitmeseydin yar birlikte yaşlansaydık yaşarken seninle... Keşke gitmeseydin yar, birlikte bükülseydi belimiz, yaşarken seninle… Keşke gitmeseydin yar, birlikte saçlarımıza aklar düşseydi, yaşarken seninle… Keşke gitmeseydin yar, son nefesi birlikte verip ölseydik, yaşarken seninle… Ölmezdin kalbimde keşke terk edip gitmeseydin yar…&lt;br /&gt;
Keşke gitmeseydin şimdilik belki aklına gelmiyor olabilirim; lakin bir gün bir şarkı çalar sen beni ömrünce unutamazsın…
&#39;İçine atma acını, gurur her zaman iyi gelmiyor yaraya, biliyorum ki senin de içinde kanayan yaraların var, çünkü senin de benden aldıkların, emin ol ki bana bıraktıkların kadar.&#39;
Keşke terk edip___&lt;br /&gt;
GİTMESEYDİN YAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Beni bu dertle böyle bırakıp&lt;br /&gt;
Keşke terk edip gitmeseydin yar&lt;br /&gt;
Aşk acısıyla kalbimi yakıp&lt;br /&gt;
Keşke terk edip gitmeseydin yar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Son kez görseydin şu gözlerimi&lt;br /&gt;
Bir dinleseydin sen sözlerimi&lt;br /&gt;
Söndürmeden bu aşk közlerimi&lt;br /&gt;
Keşke terk edip gitmeseydin yar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Canı önüne sermiştim canım&lt;br /&gt;
Kalbimi sana vermiştim canım&lt;br /&gt;
Yoluna güller dermiştim canım&lt;br /&gt;
Keşke terk edip gitmeseydin yar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Yokluğunda ben beni unuttum&lt;br /&gt;
Pencereleri hep mesken tuttum&lt;br /&gt;
Yandım aşkınla zehirler yuttum&lt;br /&gt;
Keşke terk edip gitmeseydin yar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

28.09.2021 05.30 – İZMİR (2)&lt;br /&gt;
Ömer Sabri Kurşun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
  
Sevgiyi ve umudu içinizde yeşerttiğiniz mutlu ve günün bir içine serpilmiş güzellikte saatleriniz anlarınız olsun gönlünüzce ve sevdiklerinizle birlikte geçen...&lt;br /&gt;
Gönlü güzel insanlara çıksın tüm yollarınız...&lt;br /&gt;
Mutlulukla sarıp sarmalamalı insan, coşku gibi yaşam verir, umut verir canlara. Hüzün çiçekleri ekmeyelim umut, sevgi mutluluk saçalım. Gülelim ki mutluluğumuz artsın ve saçılsın evrene, yakın çevrene, uzak çevrene. Mutluluk yemeğimiz nefesimiz olsun. Kahkahalar yüreğimizi, yaşlar mutluluktan gözlerimizi doldursun…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
 28.09.2021  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;
Ömer Sabri Kurşun &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2021/09/gitmeseydin-yar.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiflI0fmpT2OShl5t4cHggrJGRFHDvnW4tm6n2zjQAjS8JhYq-wt-3BLaAFxwLdqq8tZLZ1sOy7RlFApqZeBUbUNZCanJStfxhkzmO7EPI_u2Nyt6xO7nVqMu90q9HwX3KSOTCMzMC4_O9W6m0p9lN1n7c3OhXyn8laAsRIG3i5hqAbScbdnHu_Vs9tS96Q/s72-c/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-gitmeseydinyar-resimlisiir.j.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-1523520938068527353</guid><pubDate>Sat, 12 Oct 2019 07:44:00 +0000</pubDate><atom:updated>2021-10-12T10:58:27.330+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bugün</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Dün</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Yarın</category><title>Dün/Bugün/Yarın</title><description>&lt;iframe allowfullscreen=&#39;allowfullscreen&#39; webkitallowfullscreen=&#39;webkitallowfullscreen&#39; mozallowfullscreen=&#39;mozallowfullscreen&#39; width=&#39;320&#39; height=&#39;266&#39; src=&#39;https://www.blogger.com/video.g?token=AD6v5dwBBS6d7vQkM1fyHT5QPp38Eri5nmg6J49pGoNYd9tzu3hWAetWqMS_2vZvJugZTtYn57Dr2nLuYVbuNJYbfw&#39; class=&#39;b-hbp-video b-uploaded&#39; frameborder=&#39;0&#39;&gt;&lt;/iframe&gt;
&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;comic sans ms&amp;quot;;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Dün nasıl oldu birçoğumuz unutmuşuzdur bile. Yarın bugünden belki farklı olacak ama o kadar da farklı olmayacak.&lt;br /&gt; &quot;Ey insan;Senin için dün geçmiştir. 
Bir daha geri gelmez.&lt;br /&gt;
Yarın ise kesin değildir.&lt;br /&gt;
O halde dem bu demdir…&lt;br /&gt;
İçinde bulunduğun anı iyi değerlendir!..&quot;&lt;br /&gt;
Hz. Ali (R.A.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Güneşi bulan mumu ne yapsın? Ey güneşler güneşi! Ey nurlar nuru! Bir küçük tecellin bile neler yapmaya kâdirdir Senin.&lt;br /&gt; Kendini bile sevmeyen insanın, şükür ki onu seven bir Rabbi var.&lt;br /&gt;
Ümidini yitirme ey insanoğlu, işte böyle Sevgili bir Rabbin var!..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;
Geçip de aynaya bakıp soran var mı?&lt;br /&gt;
Her nereye bakarsan kendi yüzündür. Kimde ne görürsen kendi özündür…&lt;br /&gt;
Aynalar gerçeği söylüyor, aynalarla yüzleşmeye var mısınız? Aynalar konuşuyor, aynaları dinlemeye, aynalara bakmaya cesaretiniz var mı? Geçip de aynaya soran var mı?..&lt;br /&gt;
Diyor musun yoksa?..&lt;br /&gt;‘Ya Rab aynaya bakacak yüzüm yok, cesaretim yok, çünkü aynalar konuşuyor.&lt;br /&gt; 
Her şeyi söylüyor bir bir: “Boşa gecen günlere yanmanın faydası yok, şimdi tövbe ve istiğfar etmenin vaktidir.” diyor.
Aynalara bakmaya korkuyorum çünkü aynalarda görüneni sevemiyorum.&lt;br /&gt; 
Ama aynalar konuşuyor: “Sen kendini bile sevmezken, seni bir sevenin var, unutma.” diyor, “Suretlere bakıp takılma.” diyor.&lt;br /&gt;
“Evet evet, sen kendini sevmesen de, sen kendine kıysan ve kendini harcasan da seni bir seven, sana kıyamayan, harcanmana razı olmayan biri var. O seni öyle seviyor işte. Sen kendine tahammül edemesen de, sana tahammül eden en güzel bir sabır sahibi olan Rabbin var.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
“Yoklayın kalbinizi; Allah için sevmenin, Allah için çalışmanın ve Allah için yaşamanın neresindesiniz?..&lt;br /&gt; O büyük yolculuğa ve büyük mahkemeye ne kadar hazırsınız?.. “&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
‘Bir psikolog: “Kendi kalbine bakmayanın hayatı bulanıktır.” diyor ve ekliyor: “Kendi yüreğine bakabilme cesaretini gösterenler, gönlünün muradını keşfedenlerdir. Dışarıya bakan rüya görür, hayal dünyasında kaybolur; içeriye bakan uyanır, kendini keşfeder.”&lt;br /&gt;
Ben de öyle yapıyorum, içime bakıyorum, aynalarda kendimi keşfe çalışıyorum. Hayatımı inceliyorum sayfa sayfa.&lt;br /&gt; Çünkü “İncelenmemiş bir hayat yaşamaya değmez.” diyor bilge bir zat.&lt;br /&gt; Ben de öyle yapıyorum. Aynaya bakıyorum, sorular soruyorum.’ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Ve diyorum ki aynalara:&lt;br /&gt;
“Kimler geldi, kimler geçti şu köhne dünyadan. Her biri bu aynaya baktı da geçti. Kimi elinde dolu bir tasla, kimi başucunda bir taşla geçti bu dünyadan. Kimi de malını değil, adını bile götüremedi. Her şey burada kaldı, çünkü mülk senindi. Âkil olana yakışan, suretlere takılmamaktı. Bilen öyle yaptı, bilmeyen bu yolda şaştı. Bazen taşkınlık yaptı, haddi aştı. Bu beden, kendinin sandı ve insan aldandı…&lt;br /&gt;
Nerde bir zamanlar o ışıldayan genç ve güzel yüzler? Şimdi eser yok hiçbirinden. Gençti, güzeldi, gül gibiydi hepsi. Ömürleri, güller kadar kısa sürdü.&lt;br /&gt; 
Şimdi ben de öyleyim. Dalından düştü düşecek ömür ağacımın son yaprağı. Başımı kaldırıp bakmaya cesaretim yok. Sahip olduğumu zannettiğim ve kıymetini bilemediğim bu elbisenin içindeyim.&lt;br /&gt; 
Dar geliyor bedenime artık. Ruhum, eskimiş yuvasından çıkmaya hazırlanıyor. Belki de can atıyor. Emanetin mühleti bitmek üzere…  Son yaprak dalından düşmek üzere…&lt;br /&gt;
Nasıl yaşadığın kadar, neyi nasıl sevdiğinde önemli…&lt;br /&gt;
Kıymet verdiğin senide kıymetlendiriyor mu?&lt;br /&gt;
Severken kendinden verebiliyor musun? Yoksa borç tahsili peşinde misin?&lt;br /&gt;
İçtenlik, en büyük sermayesidir insanın…&lt;br /&gt;
Az ya da çok değil, güzel sevin…&lt;br /&gt;
En sevdiğiniz şeyleri başkalarıyla paylaşmanın keyfine varın…&lt;br /&gt;
&quot;Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır asla unutma..!&quot; Âl-i imran/92 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Ne güzel demiş; “Eskimek ne güzel, eksilmedikçe...” diye Nazım Hikmet…&lt;br /&gt;
Ama eksiliyoruz be ustam gittikçe eksiliyoruz bedenimizden her gün bir şeyler eksiliyor, yürüdüğümüz yol eksiliyor…&lt;br /&gt; Ama mutluluğu yakalayamıyoruz…&lt;br /&gt;
Aslında, ‘Bana sorarsanız tam bir mutluluk yoktur bu hayatta.&lt;br /&gt;
Yani nasıl desem! Herkesin kendine göre bir derdi vardır. Kime sorsan hep bir şeyler yarım, hep bir şeyler eksiktir…&lt;br /&gt; 
Hani demiş ya adam; “kiminin ekmeği bayattır, kimininse pırlantası ufak.” 
Bana da sorarsan yarım bir battaniye gibidir hayat… Omuzlarına çekersin ayakların üşür, ayaklarına çekersin kolların üşür. Ne tarafa çekersen çek hep bir tarafın açıkta kalır üşürsün. Çünkü seni ısıtacak bir can bir nefes yoktur…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Yine de dostlarım; her şeye rağmen, tüm olumsuzluklar inat yüzünüzden gülümseme kalbinizden umut eksik olmasın, gününüz aydın mutluluğunuz daim, neşeniz bol olsun…&lt;br /&gt;
Sevgiyle, sevdiklerinizle tüm kirlenmişliklerden uzak, mutlu gülen bir yüzle, sevin, sevilin, hayat sevince güzel ve diyelim her bir cümleye; atalarımızdan emanet aldığımız bu Vatanın sahipleri yalnızca bu Vatanı karşılıksız seve bilenlerdir…&lt;br /&gt;   
Hoş kalın, hoşça kalın, hep dostça kalın, bir yerlerde bir gün görüşmek ümidiyle… gönül soframdan gönül sofranıza muhabbetler gönderdim…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;
12 Ekim 2019&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Ömer Sabri Kurşun&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;
&lt;img src=&quot;https://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2019/10/dunbugunyarn.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>İzmir, Türkiye</georss:featurename><georss:point>38.423734 27.142826</georss:point><georss:box>10.113500163821158 -8.013424 66.733967836178849 62.299076</georss:box></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-3016674260226067946</guid><pubDate>Sun, 03 Mar 2019 17:41:00 +0000</pubDate><atom:updated>2019-03-03T20:41:48.986+03:00</atom:updated><title>Video kayıt ;ömersabrikurşun çınarınsözyaşları/ Asıl Sorun Büyümek Değil</title><description>&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; frameborder=&quot;0&quot; height=&quot;344&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/ZFkqsIYKvgI&quot; width=&quot;459&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2019/03/video-kayt-omersabrikursun.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/ZFkqsIYKvgI/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-2117879039784333965</guid><pubDate>Wed, 19 Dec 2018 00:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2021-12-19T04:11:43.128+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">adam</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Azrâil’den</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kaçan</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Ölümden Kaçış Yok</category><title>Ölümden Kaçış Yok</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://kursunsabriomer.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEiynNHiQlDUK4fZNnPRR7OpsvXEjeTY2kfD-QwGt5CvQ6Od3hrv-3m5wbT8NoBosJM1LnvI5MH5dsXmWLrE9UXLKb68_I3Whp1tPArRFEE5hUMOO_K6LkerynIGgof6opY-N81rP1S26NbGqoTkvWU3MRnr4gOCjYpxm8GBfsEWSyMyjhh6YvCjw6mXDA=s401&quot; style=&quot;display: block; padding: 1em 0px; text-align: center;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;401&quot; data-original-width=&quot;288&quot; height=&quot;400&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEiynNHiQlDUK4fZNnPRR7OpsvXEjeTY2kfD-QwGt5CvQ6Od3hrv-3m5wbT8NoBosJM1LnvI5MH5dsXmWLrE9UXLKb68_I3Whp1tPArRFEE5hUMOO_K6LkerynIGgof6opY-N81rP1S26NbGqoTkvWU3MRnr4gOCjYpxm8GBfsEWSyMyjhh6YvCjw6mXDA=w287-h400&quot; title=&quot;*Ömer Sabri KURŞUN*19.12.2018- Ölümden Kaçış Yok&quot; width=&quot;287&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;comic sans ms&amp;quot;;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Azrâil’den kaçan adam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Hz. Süleyman’ın hüküm sürdüğü devirlerde, bir adam koşa koşa saraya gelerek, Hz. Süleyman’ın huzuruna çıkar. Benzi sapsarı, korkudan tir tir titrer bir halde, Süleyman aleyhisselâmdan kendisine yardım etmesini ister.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Hz. Süleyman bu adama sorar: ”Ne oldu sana böyle? Seni bu kadar korkutan şey nedir?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Adamcağız nefes nefese: ”Azrâil bana öyle öfkeli baktı ki, canımı alacağından korktum. Koşup sana geldim.” Hz. Süleyman, ”Peki, benden isteğin nedir?” der. Adamcağız, ”Ey canları koruyan adaletli padişah! Senin hükmün rüzgâra geçer, emret de beni Hindistan’a götürsün. Bel ki o zaman canımı kurtarırım” der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Süleyman aleyhisselâm adamın, kaderin bir sırrından bir başka sırrına intikal edeceğinin idrâki içinde rüzgârı çağırdı ve rüzgara ;
“‒Bu adamı hemen al, istediği yere,Hindistan’a bırak!” emrini verir.&lt;br /&gt;
Süleyman aleyhisselâmın bu emriyle rüzgâr bir esti, kükredi ve adamı aldığı gibi bir anda Hindistan’da uzak bir adaya götürdü. adamı istediği yere bırakmasını emreder. Rüzgâr adamı Hindistan’ın iç taraflarında bir yere uçurarak bırakır. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;
Ertesi gün her günki gibi divan kurulur ve herkes Hz. Süleyman aleyhisselâmın huzurunda toplanır. Zaman zaman insan suretinde peygamberlerle görüşen ölüm meleği Azrail (a.s.), Hz. Süleyman’ın ziyaretine gitmişti o gün.&lt;br /&gt;
Hz. Süleyman Azrâil’e, ”Dün bana bir adam geldi. Kendisine öfkeyle baktığını söyledi. O müslümanı evinden barkından, çoluğundan çocuğundan uzaklaştırmak için mi öyle baktın? Sebebi nedir?” der.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Azrâil, ”Ey Süleyman! Ben ona öfkeyle değil, şaşkınlıkla baktım. Çünkü Cenâb-ı Hak bana, O kulumun canını bugün Hindistan’da al’ diye emir buyurmuştu. Ben dün buraya Rabbimizin emriyle başka canı götürmeye gelmiştim.&lt;br /&gt; 
Çünkü Allah bana o günün gecesinde de onun ruhunu Hindistan’da almamı emretmişti.&lt;br /&gt; 
Ben de o adamı burada görünce şaşırarak kendi kendime, ‘Bu adamın burada ne işi var? Yüzlerce kanadı olsa Hindistan’a gece varması çok zor’ dedim. Onun için adama tuhaf ve şaşkınlıkla baktım.&lt;br /&gt;
Fakat Hindistan’a gittiğim zaman adamı orada buldum, ve vazifemi yerine getirdim” diyerek Hz. Süleyman’ın sorusunu cevaplar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İşte böyle:&lt;br /&gt;
 Ölümden Kaçış Yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
İnsanlar ihtiraslarına kapılarak yoksulluktan ve ölümden korkarlar. Hâlbuki bütün dünya işlerimizi ölüm gerçeğini kabullenip, göz önünde bulundurarak yapmalıyız. Ölümün hikmeti insanın imtihanında gizlidir. İnsan, iyi ya da kötü her işlediği şeyin karşılığın görecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Aslında ölümün insanı korkutmasının altında yatan gerçek sebep, ölümün mahiyetinin bilinmemesi, insanın emellerini gerçekleştirmeye imkân vermemesi ve onu sevdiklerinden ayırmasıdır.
Allah’ın yaratmış olduğu bütün canlı ve cansızlar varlıklar ölümü tadacaklardır… Canlı olan varlıklardan; insan, hayvan ve bitkilerin çok da uzun yaşamadığını, er geç ölümle tanıştıklarına şahit oluyoruz… Bazı canlıların ömrü bir gün olurken bazıları bin yıldan fazla yaşayabiliyor… Ortada bir ölüm tarihi var ve her canlı o adrese doğru tıpış tıpış gidiyor…  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
 Bitkiler dışındaki canlılara baktığımızda hiçbir insan ve hayvanın ölmek istemediği ve ölümden kaçtığına şahit oluruz… Elimize konan sinek dahi ölmemek için anında kaçıyor… Ortada bir ölüm tarihi var ve bu tarih asla değişmeyecek… &lt;br /&gt;
İster peygamber ol, ister Allah’a en büyük düşman ol fark etmez;&lt;br /&gt;
“Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır;…” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
  Allah Teâlâ hikmetli kitabı Kur&#39;an-ı Kerim&#39;de:&lt;br /&gt;
&quot;O ki hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır...&quot;(Mülk, 67/2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
 İnsanlar ihtiraslarına kapılarak yoksulluktan ve ölümden korkarlar. Halbuki bütün dünya işlerimizi ölüm gerçeğini kabullenip, göz önünde bulundurarak yapmalıyız. Kimden, neyi kaçırıyoruz? Allah’tan kaçabileceğini düşünmek büyük bir cahillik değilmidir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 
 Önümüzde hiç unutmamamız gereken, ama aksine, unutmak için ne lâzımsa yaptığımız büyük bir hakikat var: Ölüm.
Bu gafletimizin en büyük ilacı:&lt;br /&gt; 
“Lezzetleri acılaştıran ölümü çok zikrediniz.” (Nesai, Cenâiz, 3) hadis-i şerifidir...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; 
Bu hadis-i şerifte ölümü çokça hatırlamamız ve üzerinde önemle durmamız tavsiye ediliyor. Bu tavsiyeye kulak tıkamak akıl kârı değil. Zira göz kapamak hiçbir hakikati gizleyememiştir. Ölüme sırt çevirip yarını düşünmekten kaçan insanlar, kabre geri geri gitmekten başka bir şey yapmıyorlar. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  
Akıllılık, ölümü unutmak değil, dünya yolculuğunun kabre doğru olduğunun ve ölümle bittiğinin şuuru içinde, ölümü aşmanın, onu geride bırakmanın yollarını aramaktır.  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;
Derdini unutan bir hasta kısa bir süre rahat edebilir. Ama bu gaflet, hastalığın daha da ilerlemesine yol açar. Bu kısa sefanın cefası çok uzun sürer…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;
İmtihanları unutmak, öğrenciye, geçici bir eğlence fırsatı verebilir. Ama bu gafletin neticesi; sıkıntılar, çileler ve ıstıraplar olur. Sermayesini ölçüsüzce harcayan bir tüccar, bir süre aldatıcı bir sefa sürer. Ama bu sefanın sonu iflâsa varır...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;
Ölümü unutmaya çalışanların hâli, şuna benzetilebilir: Odanızda otururken, yahut bir parkta dinlenirken, yalnız kalmış bir böceğe gözünüz takılıyor. Biraz vakit geçirmek niyetiyle eğiliyor ve elinizi ona doğru yaklaştırıyorsunuz. Böcek hemen gerisin geri dönüyor ve -kendisine göre- büyük bir süratle kaçmaya başlıyor. Siz onun bu kaçışını zevkle seyrediyorsunuz. Gidiyor ve meselâ yere atılmış bir kibrit kutusunun arkasına saklanıyor. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;
Başınızı biraz uzatıyor, onu seyre koyuluyorsunuz. Heyecanla soluduğunu hisseder gibi oluyorsunuz.&lt;br /&gt;
Derken bir başka böcek onun yanına geliyor. Sizden kaçan böceğin, diğerine: “Az önce büyük bir tehlike atlattım. Bir karartı çıktı karşıma. Hemen kaçtım. Çok şükür kurtuldum.” dediğini duyar gibi oluyorsunuz... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Bizim, ölüm meleği karşısındaki durumumuz da bundan pek farklı değil. Nereye gitsek, neyin arkasına saklansak, hangi eğlenceye dalsak, onu unutmak için nelerle oyalansak netice hiç mi hiç değişmiyor. O bizi her an süzmede ve ruhumuzu almak için Rabbinden emir beklemede.&lt;br /&gt;
O hâlde ölümden kaçmak akıllılık değil. Akıllılık ölümü sevmek ve ruhumuzu ölüm meleğine kirsiz, lekesiz teslim etmeye çalışmaktır. İleriyi düşünmemek, ölümü unutmak insana yakışan bir hayat felsefesi olmasa gerek...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;
Bir insanın saklanabileceği her yer ölüm meleğinin uğrayacağı adrestir… Kesinlikle kimin canı alınacaksa yer ve zaman dilimi bellidir ve ölüm meleği o kişiyi tam Allah’ın takdir etmiş olduğu adreste bulur…&lt;br /&gt;
 “… sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile!...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Bu ayetimizi Üstad Seyyid Kutub şöyle tefsir eder:&lt;br /&gt;
-“Ölüm, takdir edilmiş zamanında kesinlikle meydana gelir. Ölümün savaş ve barışta kişinin sığındığı yerin sağlam oluşu veya az sağlam oluşu ile bir ilgisi yoktur. O halde savaş izninin geciktirilmesi ölümü geciktiremez. Aynı şekilde cihatta insanlarla karşı karşıya gelmek de belirlenen süresinden öne alamaz ölümü.  &lt;br /&gt;
Yani ölümden kaçış yoktur… Ve dönüş de âlemlerin rabbi olan Allah’adır… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Çokça insan vardır. Ölümü duymak, düşünmek istemez. Adını duyduğunda boş bakar boş düşünür. Farkında olmadan kaçar ölümden. Çünkü ”dalar.” Oyunlara dalar, oyalanmalara dalar. Boş dizilere, arkadaşlarla çekişmeye, ay çok havalıyızlara, küfürlere, okul sınavlarına, maaşlara, kavgalara…&lt;br /&gt; 
Bazıları yaşlanmaya başladığında bile, ölümün varlığına değil; kırışıklıklarına dalar. Yaşı hatırlatıldığında huzursuzlaşır çünkü ona göre yaşlanması sadece dün gençken, bugün daha yaşlı olmasıdır.&lt;br /&gt;
Dev gözlüklerle oturulan kafede, ılık yaz akşamında kaçılır ölümden. Kül tablasında birikilen sigaralarda, hep dünyevi dertler düşünülürken koltukta kaçılır ölümden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Etrafımda ibret verici, düşündürücü çok şeye rastlıyorum.
Lüks ve depreme dayanıklı evler görüyorum mesela. İçerisindekiler deprem olmadan da bir anda hastalıktan, trafik kazasından ya da başka bir şeyden ölebiliyor. Hatta yaşa bile bakmıyor ölmek. Yeni yeni yürüyen bir bebek bile olabiliyor ölen.&lt;br /&gt;
Kazanılan para, alınan yeni spor ayakkabılar ölen anne babayı geri getirmiyor.&lt;br /&gt;
Her tarzdaki evin duvarlarından sızıyor ölüm içeriye…&lt;br /&gt;
Ölüm var işte! Kaçılmıyor!..&lt;br /&gt;
Bilgisayar oyunlarında, futbol maçlarında, çarşı buluşmalarında, klip izlemelerinde akıp giderken zaman, ölüm yaklaşıyor.&lt;br /&gt; Bizse hiçbir şey yapmıyoruz. Hala sadece her hafta izlediğimiz dizileri, okul derslerini, borçları, daha fazla parayı, yarının işlerini düşünüyoruz. Ölüm ve sonrasına hazırlık yapmıyoruz, inandığını söyleyenler olarak da yapmıyoruz. İnancımızı bile tartmıyoruz, eleştirmiyoruz. İnancımızla yüzleşmiyoruz. İnancımıza uygun yaşamadıkça, sadece inanç sahibi olmak hiçbir anlam ifade etmiyor. Kafamızdaki soru işaretlerinin doğru cevaplarını öğrenmek için çırpınmıyoruz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; 
En büyük buluşmamızı unutuyoruz:&lt;br /&gt; 
Dönüşünüz Allah’adır. (Fatır Suresi, 18) &lt;br /&gt; 
Apartmanın her katında güvenlik kamerası da olsa, ölüm el feneri ve hırsız başlığıyla girmiyor odamıza. Güvenlik kameralarında görülmüyor, yangın alarmlarında ötmüyor. Ne inşa edersek edelim, ne çok kazanırsak kazanalım, ölüm var. İleri tarihte bir yerlerde bizi bekliyor. Bugün atlatsak da, yarın muhakkak var.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; 
O halde ne yapmalı dostlar henüz yaşarken ve nefes alırken.&lt;br /&gt; 
Hayatı sevin zaman kaybetmeden sevin… &lt;br /&gt; 
Sevin çünkü hayat sevince, sevilince güzel ve diyelim ki her bir cümleye,” bu Vatanın sahipleri, yalnızca bu Vatanı karşılıksız seve bilenlerdir… &lt;br /&gt; 
Bu gününüz ve gelecek günlerinizin her anı sağlık, mutluluk dolsun, gün mavi, gün umut, gün ışık, gün sevinç, her gününüz şiirler/şarkılar-türküler tadında, pür neşe muhabbet olsun…&lt;br /&gt; 
Işığınıza, yaşam kavganıza, yüreğinize, düşlerinize, sabrınıza, dostluğunuza, gönül soframdan gönül sofranıza muhabbet olsun, gecenizden doğan sabahınıza selam olsun... Hoş kalın, hoşça kalın ama her dem sevgiyle dostça kalın...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; 
 
19 Aralık 2018&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;Ömer Sabri Kurşun&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;img src=&quot;https://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;  
</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2018/12/olumden-kacs-yok.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEiynNHiQlDUK4fZNnPRR7OpsvXEjeTY2kfD-QwGt5CvQ6Od3hrv-3m5wbT8NoBosJM1LnvI5MH5dsXmWLrE9UXLKb68_I3Whp1tPArRFEE5hUMOO_K6LkerynIGgof6opY-N81rP1S26NbGqoTkvWU3MRnr4gOCjYpxm8GBfsEWSyMyjhh6YvCjw6mXDA=s72-w287-h400-c" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-3128188565044114505</guid><pubDate>Thu, 01 Nov 2018 07:15:00 +0000</pubDate><atom:updated>2021-11-01T10:42:26.141+03:00</atom:updated><title> “ DÜNYA”- “İNSAN”- “SEVGİ”</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://kursunsabriomer.blogspot.com/-w5yJLGwp-Iw/YX-ZWb5jqGI/AAAAAAAAMpo/LBf3-OdLpNwadFAXUNwTwf4u40wvsr4HwCLcBGAsYHQ/s570/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-Gunaydin%2BTurkiyem.JPG&quot; style=&quot;display: block; padding: 1em 0px; text-align: center;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;209&quot; data-original-width=&quot;570&quot; height=&quot;228&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg3sadi4ypZ9bq3wOTlYNGZUlnBc_7eu30F1Oh3rKItmqEFKd_kh7w0lW40Jvy5jN1O8fMzuflkaaQHxqSSMstuWuGjR4IJIYN5q04GkMFTQ9JCfHL8NHYVzrwlzOnQEztl9gbDFa4Bp5Ul/w503-h228/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-Gunaydin+Turkiyem.JPG&quot; title=&quot;*Ömer Sabri KURŞUN*01.11.2018- DÜNYA- İNSAN- SEVGİ&quot; width=&quot;503&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;comic sans ms&amp;quot;; font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
Bir hüzün saklıdır ve bin umut vardır her yeni gün doğumunda! Hüzünsüz uyuyup bin umutla uyanmışsınızdır diye düşünüyorum ve bu yönde oldu sabaha dek dualarım…&lt;br /&gt;
Ve sesleniyorum Ülkeme- Dünyama- Evrene________________ Günaydın…&lt;br /&gt;
Benim şiir ruhlu gül bakışlı arkadaşlarım: Eğer ki gününüz fırtınanın ardındaki dinginlik ise günaydın… &lt;br /&gt;
Fırtınadan sağ çıkanlar günaydın. Günaydın benim candan öte canlarım… &lt;br /&gt;
Eğer ki yüzyıllarınız karanlık içinde geçti ise günaydın… &lt;br /&gt;
Uyanırken günaydın diyorum canlara…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Veeeeeeeee________________________ gün-ay-dı-nı heceliyorum. Eklerine köklerine ayırıyorum ve size veriyorum diyorum ki: Bir günaydınla aydınlansın gününüz, gülüşleriniz çoğalsın, mutlulukla bakan gözlerinizde, yaşamın nefis tadını hissettiğiniz, kalbinizde ki sevgi ile umuda hoş geldin diyen, dudaklarınızda ki tebessüme barış ve sevgi şarkılarının takılı olduğu bir gün olsun diliyorum… &lt;br /&gt;
Umudu, hasreti ve barışı ve dahi sevgiyi içinde barındıran egosunu yenebilmiş benlik kisvesini üzerinden sıyırmış biz kisvesini giymiş yüreğinde çiçekler açmış her bir yüreğe günaydın… &lt;br /&gt;
“ MUTLU SABAHLAR…”&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;    
 
Birde ne istiyorum biliyor musunuz dostlar; &lt;br /&gt;
Nazım Hikmet’in dediği gibi.&lt;br /&gt;
&quot;Bir ülke istiyorum adı “ DÜNYA” Bir tek ırk istiyorum adı “İNSAN” Bir tek kaynak istiyorum adı “SEVGİ…” 
Ve ardından ben bağırıyorum diyorum ki tüm dünyaya; bir tek slogan istiyorum; adı “ YAŞASIN TÜRKİYE CUMHURİYETİ- YAŞASIN CUMHURİYET ” olan…&lt;br /&gt;
......diyor avaz avaz devam ediyorum______  “Ve bir Ülke istiyorum her bireyin dost olduğu, bencillikten kopup, egolarından sıyrılmış, insan gibi insanca insanların yaşadığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Güçlünün haklı olduğu değil, Haklının güçlü olduğu, insanların ekmekle özgürlük arasında tercihe zorlanmadığı, Esnafı, sanatkârın, tüccarın ve sanayicinin hükümetin sosyal ve ekonomik politikalarında söz sahibi olduğu bir ülke istiyorum.&lt;br /&gt;
Demokratik standartların yüksek olduğu, hukuk devletinin ve yargı bağımsızlığının güçlü olduğu bir ülke istiyorum 
Mahkemelerin kendilerini halkın iradesiyle seçilen hükümetlerin yerine koymadığı, kanuni formalitelerin ve keyfi kararların olmadığı bir ülke istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Şehit annelerinin acısının hissedildiği, paylaşıldığı, şehit annelerinin döktüğü gözyaşlarının hesabının adalet ve hukuk önünde sorulduğu ve sorumluların bulunup, yargılanıp cezalarının insanlık adına verildiği bir ülke istiyorum.&lt;br /&gt;
Kökleri, dinleri, inançları, mezhepleri ne olursa olsun herkesin barış ve özgürlük içinde mutlu bir şekilde yaşayabildiği bir ülke istiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Sesleniyorum önce ülkeme sonra evrene BİZ;......&lt;br /&gt;
“Nice güz iklimler bırakıp geride&lt;br /&gt;
Uyanışa uzanana ezgiler yükledik bahara…&lt;br /&gt;
Nice kışlar vurulmak istendi yazımıza!&lt;br /&gt;
Güneş bile ısıtmazken evreni&lt;br /&gt;
Vurup özgürlüğe umudumuzu&lt;br /&gt;
Sonsuz yollar boyu her düşeni sinemizde süren yangınlarla kucakladık.&lt;br /&gt;
Ölürken bile gülüşlerimizi bahar sofrasında sunduk dostlarımıza…&lt;br /&gt;
Ki; Onlar ayaklanışıydı düşenlerin ve parçalanışın karanlığın…&lt;br /&gt;
Onlar!&lt;br /&gt;
Birer birer düşerken çığlıklara,&lt;br /&gt;
Kızılca kıyametler içinde göğe yükselişiydi başların…&lt;br /&gt;
Ve sözümüzdür;&lt;br /&gt;
Nasırlı ellerimizle göğün bütün renklerini taşıyacağız açlık sofrasına.&lt;br /&gt;
Umudun resmini çizeceğiz baharın doğurganlığında.&lt;br /&gt;
Yorgun nehirleri aşıp ummanlara yelken açacağız.&lt;br /&gt;
Dağların doruklarından yükleneceğiz baharı&lt;br /&gt;
Beklenen bahar kapıdadır artık&lt;br /&gt;
Sözümüz bahara, çağrımız bahardır.—“&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Demiş ya Torosların Efesi Yaşar KEMAL ‘ Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa şimdi en güzel şiir, BARIŞ ’tır…’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Zor mu?&lt;br /&gt;
Olmamalı!&lt;br /&gt;
Oysaki düğüm haldeyiz…&lt;br /&gt;
Üst üste atılmış düğümler gibiyiz…&lt;br /&gt;
Çözülmek için birbirimize ihtiyacımız var…&lt;br /&gt;
Ama ne zaman yaklaşsak, çözmek yerine, bir düğüm daha atıyoruz birbirimize… Bir düğüm daha… Ve bir tane daha… Garip ama zevk de alıyoruz bu halden… İçinden çıkılmaz hayatların esaretinden… Sevgisizlikten…&lt;br /&gt;  Bir yazarın dediği gibi, “ne çok sustuk, en derin yaralarımıza…” &lt;br /&gt;Haklısınız Sn yazarım;SEVGİSİZLİĞİMİZ en derin yaramız… Birbirimize olan ÖFKEMİZ de bundan… ANLAMAMA çabamız da…&lt;br /&gt;
Hâlbuki o kadar kolay ki…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Hani Müşfik Kenter demiş ya…&lt;br /&gt;
Seven; senin hatan yerine “Özür dilerim” diyendir. “Neredesin” yerine “Ben buradayım” diyendir. “Nasıl yaparsan yap” yerine ; “Niye yaptığını anlıyorum” diyendir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Peki, o DİYEN niye olamadık?&lt;br /&gt;
Zor mu?&lt;br /&gt;
Olmamalı! Bence olmamalı. &lt;br /&gt;
Peki, sorun ne?&lt;br /&gt;
HAYAT denen tarife SEVGİ mi eklemedik? Ondan mıdır dersiniz?&lt;br /&gt;
Sorunumuz, kavgalarımız da tam olarak bu mu? Dersiniz?&lt;br /&gt;
O zaman o kavgalara ara verelim mi? Haydi dostlar hep birlikte şu hayat denen sicime düğüm atmayalım. Çünkü düğümler can yakıyor… &lt;br /&gt;
Bitirelim kavgaları…&lt;br /&gt;
Ama en çok da kendimizle olanına…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Biz hep yaşadığımız sorunların nedenlerini başkalarında aramaya kodlanmışız. Kendimizi sır gibi saklamışız. Kol kırılıp hep yen içinde kalmış. Suçluluk hissetmeyi, kendimiz gibi olmayan herkesi yargılamayı öğrenmişiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

”Unutma, dünyanın problemi sensin. Problem sensin ve sen çözülmedikçe yaptığın her şey olayları daha da karmaşıklaştıracaktır. Önce kendi evini düzene sok, orada bir kozmos yarat; o bir kaostur. Antik bir Hint masalı vardır, çok eski ama çok büyük bir öneme sahip bir öyküdür.&lt;br /&gt; 
“Her Şeyin Çözümü Sensin” der.&lt;br /&gt;
“Çok büyük ama aptal bir kral sert zeminin ayağını acıttığını söyleyip tüm krallığın sığır derisiyle kaplanmasını emretmiş. Ancak sarayın maskarası bu fikre kahkahalarla gülmüş; o bilge bir adammış. Demiş ki: “Kralın fikri en basitinden komik.” Kral çok kızmış ve maskaraya demiş ki: “Bana daha iyi bir seçenek göster yoksa öldürüleceksin.” Maskara, “Efendim küçük bir sığır derisi parçasını kesip ayağınızı kaplayın” demiş. Ve ayakkabılar bu şekilde doğmuş.
Bütün dünyayı sığır derisiyle kaplamaya gerek yok; sadece ayağını kaplamak tüm dünyayı kaplar. Bilgeliğin başlangıcı budur. ”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Hep derler ya hayat merdivene benzer. Bir iner bir çıkarsın soluklanınca bekler hızlı çıkınca aniden düşer başa dönersin ya, İşte o zaman elini uzattığında kalmak için, kimse yoksa yanında çözüm sensin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
                                                                                                                   
Bu ülkenin sahipleri yalnızca bu ülkeyi karşılıksız seve bilenlerdir… Sevin doya doya… Sevgi dolu güzel bir günleriniz olsun…
&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
1 Kasım 2018&lt;br /&gt; 
Ömer Sabri Kurşun&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;img src=&quot;https://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;  </description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2018/11/dunya-insan-sevgi.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg3sadi4ypZ9bq3wOTlYNGZUlnBc_7eu30F1Oh3rKItmqEFKd_kh7w0lW40Jvy5jN1O8fMzuflkaaQHxqSSMstuWuGjR4IJIYN5q04GkMFTQ9JCfHL8NHYVzrwlzOnQEztl9gbDFa4Bp5Ul/s72-w503-h228-c/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-Gunaydin+Turkiyem.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-8351381864563643891</guid><pubDate>Fri, 27 Jul 2018 13:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2018-07-27T16:40:05.049+03:00</atom:updated><title>Okan Uslu &amp; Hatırım İçin</title><description>&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; frameborder=&quot;0&quot; height=&quot;270&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/g034mtoWO2c&quot; width=&quot;480&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hatırım İçin&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öyle hasretim ki güzel kokuna&lt;br /&gt;
Vuruldum yenildim aşkın okuna&lt;br /&gt;
Yüreğim elimde geldim kapına&lt;br /&gt;
Gel de gör halimi hatırım için&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bıktım bu çileli yaşam yolundan&lt;br /&gt;
Tutmuşum kaderin zalim kolundan&lt;br /&gt;
Sevdim seni diye kırdın dalımdan&lt;br /&gt;
Gel de sar yaramı hatırım için&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sevmek bir günahsa günah işledim&lt;br /&gt;
Ömrümce böyle bir sevgi düşledim&lt;br /&gt;
Kendimi suçlayıp kalbi boşladım&lt;br /&gt;
Gönlümü dar etme hatırım için&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bi çare aşığım kapında arsız &lt;br /&gt;
Gönlümde yangın var kalbimde hırsız &lt;br /&gt;
Sevdamı kandırma kalırsın yarsız &lt;br /&gt;
İçime kor atma hatırım için…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
30.01.2016 05.00- İZMİR(2)&lt;br /&gt;
Ömer Sabri Kurşun&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu şiirim Bestekar Y. Türker Atik(İzmir) tarafından TSM olarak bestelenmiştir... Makam: Nihavend/ Usül : Nim Sofyan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yaklaşık 1 yıldır üzerinde çalışıp emek verdiğimiz &#39;&#39;YEMİNLER ETMİŞTİK&#39;&#39; isimli albümümüz tüm digital platformlarda yayına çıkmış ve 07.07.2018 cumartesi günüde müzik marketlerde yerini almıştır.&lt;br /&gt;
Sevgili sanatseverler, amatör ve profesyonel sanatçılar. Türk musikisi formunda, düzenleme, aranje ve yönetmenliği Atilla Irgıza ait olan ‘’Yeminler Etmiştik’’ albümü tamamlandı. Bestelerin tamamı Türker Atik&#39;e ait olduğu albüme de İzmir&#39;in değerli 10 farklı söz yazarı şairin eserleri yer aldı… &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
10 farklı söz yazarı şairin (1-Yasemin Mirahmetoğlu- 2- Feridun Benal Özçelik- 3- Çakmar Çakmak- 4- Halim Akin- 5- Gaffar Güllü- 6- Türker Atik- 7- Sevgi Çetinbilek- 8- Turan Atasever- 9- Erman Öcal- 10- Ömer Sabri Kurşun) birbirinden etkileyici duygu dolu o naif şiirlerinin, Bestekâr Türker Atik’in besteleri ve değerli ses sanatçımız Okan Uslu yorumları ile birleştiği enfes bir çalışma. TRT&#39;nin en özel sanatçılarından Lale Mumcu Başel&#39;in vokalleriyle destek verdiğini ve hep birlikte dillerden düşmeyen şarkılara imza atıldı… &lt;br /&gt;
Değerli dostumuz Uğur Filiz yoğun bir emek sarf etti sarf etmekte duyurular için…&lt;br /&gt;
İzmir’in en iyi enstrüman sanatçıları enstrümanları ile destek verdikleri bu albümde klasik ve modern batı müziği armonisi, başka Dünya müzikleri ve formlarını kullanıldı. Bir yıl gibi bir çalışmanın ürünü olan bu albümde hep birlikte emek harcandı. İyi bir şeyler yapıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dinlerken hatıraların, mutluluk ve güzel anların yaşanacağından eminim. Herkese iyi dinlemeler. albümümüzü itunes, fizy, spotyfy, muud,YouTube ve yurt dışından da amazon.de adreslerinden de ulaşabilirsiniz. Bunlar yasal sitelerdir. Yasal olmayan sitelere taviz vermeyelim...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2018/07/okan-uslu-hatrm-icin.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/g034mtoWO2c/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-7885166218004757819</guid><pubDate>Thu, 21 Jun 2018 04:47:00 +0000</pubDate><atom:updated>2019-06-21T08:01:41.724+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Günce yazı-Barış - Sevgi - Aşk</category><title>BARIŞ - SEVGİ - AŞK </title><description>&lt;a href=&quot;https://kursunsabriomer.blogspot.com/-AJyV51ZUf2M/XQxjTwyQ2ZI/AAAAAAAAKU0/-oV6-6A_Zo0H7C7UoseJvN0tcn1r9gkdQCLcBGAs/s1600/omersabrikursun-baris-sevgi-ask.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;367&quot; data-original-width=&quot;613&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg4u08Jm_6dekPnAzOWah3GTkV5Gwk-XHoo_CLf1kV-M35D10jbIX2VDy5SbiBeTKZZOuBeEzP-cbEuyYpesuCzWJaX80WXGenz-LuGX05ofu8o4cyV-8WRzUkrCnftxilqS3fd1bRns9vQ/s1600/omersabrikursun-baris-sevgi-ask.jpg&quot; title=&quot;*Ömer Sabri KURŞUN*21.06.2018- Barış-Sevgi- Aşk&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;comic sans ms&amp;quot;;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Gün/aydın dostlarım…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Yasamak sevmektir diyorsan… Yaşama sevincini yitirme…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Kollarını aç… ________________ Benim adım SABAH… Sevgiye başlangıcım ben…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

BARIŞ - SEVGİ - AŞK &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Bilim insanları sevginin kalbin işi değil, beyin işi olduğunu söylüyorlar…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Atalarımız, dedelerimiz, babalarımız ve biz, hep sevginin, aşkın ve saygının kaynağını kalbimiz zannettik.
Ne çare güneş yüce dağları aşınca, vadilerde karanlık başlayınca, gün akşam olunca anladık ki sevginin mimarı beyinmiş. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Meğer kalp sevginin işlevini görmüyormuş. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Yani çam kozalağı büyüklüğündeki bu kıymetli et parçası kalp, beynin gölgesinde yatan bir yiğit mi?.
Öyleyse sevgiyi meydana getiren kalp değil. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Vah ki, vah biz hep Aşk ve Sevginin kalpte başladığını sanmıştık. Birde o çam kozalağı büyüklüğündeki kalp için ne şiirler, ne yazılar yazılmıştı. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Öyleyse dostlar: &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Bu gün BARIŞ, SEVGİ ve AŞK diyelim ve AŞK&#39;ı şöyle bir kenarından kaldırıp bakalım kısaca... Aman yanılıp ta aşk bu kadarmış demeyin aşk anlatmayla bitmez... &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Hele Hele BARIŞ hep olsun, SEVGİ ise gönüllerde hep taze sürgün kalsın... Lafı fazla uzatmadan bu kadar &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 17.3333px;&quot;&gt;&lt;b&gt;girizgahtan&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;sonra konuya gireyim:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Kimileri &quot;Aşk bir hastalıktır; geçici bir deliliktir,&quot; derler; &quot;Aşk, köpekliktir&quot; diye eklerler... &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Bunun içindir ki, hiç mi hiç kale almam, &quot;Aşk mı insanı budala yapıyor, yoksa yalnızca budalalar mı âşık oluyor?&quot; sözünü Orhan Pamuk&#39;un! &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Veya Chuck Palahniuk gibi, &quot;Her aşk, bitki isimleriyle başlayıp, hayvan isimleriyle son bulur,&quot; derler; ya da Denis Diderot&#39;nun, &quot;Aşk, akıllının aklını başından alır, akılsıza verirmiş&quot;; Charles Bukowski&#39;nin, &quot;Aşk, pençesinden hiç kurtulamadığımız çok ciddi bir hastalıktır,&quot; sözleriyle betimlemeye kalkışırlar!
Aldırmayın onlara! &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Thedor W. Adorno&#39;nun, &quot;Sadece sevgiye tutunacak gücü olan yaşar... &quot;Var olanın hakkını verebilen de sadece kara sevdadır&quot;; Sait Faik Abasıyanık&#39;ın, &quot;Her şey bir şeyi sevmekle başlar&quot;; W. Goethe&#39;nin, &quot;Âşık olmadıktan sonra, kalbimiz ne işe yarar ki?&quot; uyarılarına kulak verin! &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

&quot;Aşk yoktur&quot; diye yırtına dursun kimileri, aşk vardır; hakikattir; yaşamdır; yaşatandır... &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
&quot;Aşk&quot;, Kaf Dağı&#39;nın ardında yaşayan Anka Kuşu‘nun yuvasındaki &quot;Felsefe Taşı&quot;na insanların verdiği addır... &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Çocuksu masumiyettir aşk; yani Leyla&#39;nın, bir hayalin peşinden koşan, bir hayal için dövüşendir. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Deli cesaretidir; sonunun ne olacağını bilmesen de; &quot;son “unu göremesen de... &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Kolay mı? Deliye sormuşlar &quot;Aşk nedir?&quot; diye; yanıtı &quot;Benim hâlim&quot; olmuş... &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Bu nedenle de Ferhat&#39;tır Şirin için dağları delen; Kerem&#39;dir Aslı için yanmakta bir an dahi duraksamayan!
AŞK söylenmemiş sözlerin tümü, gidilmemiş yerlerin umutlu hayalidir. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
İş bu nedenle &quot;Aşık oldum,&quot; demek herkesin harcı değildir... &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Özetle sarmaşık nasıl bir ağaca sarılır sımsıkı, onunla bütünleşir, onun bir parçası olursa, aşka düşen insan da sevdiğine tutunurmuş sarmaşık gibi, sımsıkı... &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Derler ki; &quot;Kanatları vardır kalbin; sevince uçar, sevilmeyince göçer...&quot; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Onun için sarılın sarmaşık gibi sevdiğinize göçmesin…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Epiktetos’ un, “Hareket etmenin nedeni ‘istek’ ve ‘sevmektir’, bu ise düşünmektir. Aşk tutkudur. İyi ya da kötünün ne olduğunu fark edemeyen insan nasıl sevebilir,” saptamalarında ki aşk; isyancı bahardır; söz değil, eylemdir…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
İş bu nedenle “Âşık oldum,” demek herkesin harcı değildir. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Aşk, devrime benzeyen, onunla türdeş bir çoğullaşma dır; kendisinden başka seçeneği olmayan, olamayan dır. Evet aşk ve devrimin alternatifi yoktur; Ahmet Arif’in, “seni sevmek,/ felsefedir, kusursuz./ imandır, korkunç sabırlı,” dizelerindeki üzere…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Aşk ve devrimin yokluğu, cehennemin öbür adıdır. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Aşk ve devrimin ötesi, berisi, öncesi, sonrası yoktur; sonsuzluktur onlar. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Aşk ve devrim yaratıcı bir yıkımdır. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Aşkı tek başına tanımlamak, devrimden soyutlamak mümkün müdür? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Elbette ki hayır! &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
O zaman hayırsa bende; “AŞK” denen üç kelimeyi parçalara ayırıyor, çoğul kazandırıyor meteor yağmurları gibi üstünüze serpiyorum. Dağların ardından yine sancılı doğan güneşe bakıyor, avaz avaz bağırarak Dünyaya kalemimle “GÜNAYDINI” heceliyorum, eklerine köklerine ayırıyor ve diyorum ki;
Bir günaydınla aydınlansın gününüz, gülüşleriniz çoğalsın, mutlulukla bakan gözlerinizde, yaşamın nefis tadını hissettiğiniz, kalbinizde ki sevgi ile umuda hoş geldin diyen, dudaklarınızda ki tebessüme BARIŞ, SEVGİ ve AŞK şarkılarının takılı olduğu bir gün olsun…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt; Sevin, sevilin, hayat sevince güzel ve diyelim ki her bir cümleye; atalarımızdan emanet aldığımız bu Vatanın sahipleri yalnızca bu Vatanı karşılıksız seve bilenlerdir…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Umutlarınız ve düşleriniz gerçek olsun... Gününüz huzur dolu olsun… Umut, Sevgi, Aşk ve Barış gönül sofranızın baş tacı olsun... Gönül soframdan gönül sofranıza sevgi ve muhabbet dolsun…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Sevgi ve Aşkla ama illaki &quot;Barışla&quot; kalın her dem…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

21 Haziran 2018&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Ömer Sabri Kurşun&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;
&lt;img src=&quot;https://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2018/06/baris-sevgi-ask.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg4u08Jm_6dekPnAzOWah3GTkV5Gwk-XHoo_CLf1kV-M35D10jbIX2VDy5SbiBeTKZZOuBeEzP-cbEuyYpesuCzWJaX80WXGenz-LuGX05ofu8o4cyV-8WRzUkrCnftxilqS3fd1bRns9vQ/s72-c/omersabrikursun-baris-sevgi-ask.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-8240243626184310202</guid><pubDate>Tue, 30 Jan 2018 01:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2019-02-20T02:31:59.931+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Cefayı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">dediler</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">durma</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sevme</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">unut</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">çekip</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">şiir-Ömer Sabri Kurşun Vazgeçemedim</category><title>Vazgeçemedim</title><description>&lt;a href=&quot;https://kursunsabriomer.blogspot.com/-Pefw0TmgHPY/XGyOt19Lf5I/AAAAAAAAKN8/7Y-AFITdSowJFWmdPoLB9NJPR7-NlWExACLcBGAs/s1600/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-vazgecemedim.resimlisiir.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;452&quot; data-original-width=&quot;676&quot; height=&quot;267&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiivFugv75SY0xFVSRcFAri6XvtAnfAnT9m3qdWSgwfXoFXuOF7wzuj7afkeA-hAvqQHTokIjibEgq9I_GjcsXXwOhB5NLooos1TZG4NLJ6j0f7eJgm3KXO52-mZvrcBfESLyuzbMBOsLaA/s400/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-vazgecemedim.resimlisiir.jpg&quot; title=&quot;*Ömer Sabri KURŞUN*30.01.2018-Vazgeçemedim&quot; width=&quot;400&quot; /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;comic sans ms&amp;quot;;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;

Cefayı çekip durma unut sevme dediler&lt;br /&gt;
Gönlüme aşk ateşi saçamadım be dostum&lt;br /&gt;
Kalbimde ki acıyı derdi hiç bilmediler&lt;br /&gt;
Bu sevdanın önüne, geçemedim be dostum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Her gün akasya gibi, bembeyaz açtım ona&lt;br /&gt;
Sevgi böceği gibi sevdayla uçtum ona&lt;br /&gt;
Şafakla birlik olup güneşi saçtım ona &lt;br /&gt;
Bu sevdanın önünden, kaçamadım be dostum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Kalpten silmek çok zordur, aşktır bunun nedeni&lt;br /&gt;
Anılarım yaşatır şu gördüğün bedeni &lt;br /&gt;
Sevgi bahçem kurusa unutsa da o beni&lt;br /&gt;
Gönlüme ondan başka, seçemedim be dostum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Yıldızlara bakarak fal tuttum gökyüzünde&lt;br /&gt;
Dayanmıyor artık can yüzüyorum hüzünde&lt;br /&gt;
Derman arıyorum ben cananın bir sözünde&lt;br /&gt;
Derdimi hiç kimseye, açamadım be dostum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Yalnız gecelerime bir yoldaşım olmadı&lt;br /&gt;
Oturup dertleşecek hiç sırdaşım olmadı&lt;br /&gt;
Şerefine diyecek bir candaşım olmadı&lt;br /&gt;
Bu sevdayı unutup, içemedim be dostum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Toplansa tüm âlimler düşünseler boşuna&lt;br /&gt;
Gönlüne düşerse aşk bakılır mı yaşına&lt;br /&gt;
Onu çok sevdi diye yazın mezar taşına&lt;br /&gt;
Bu sevdaya bir kefen, biçemedim be dostum… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

30.01.2018-04.30- İZMİR(2)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;
Ömer Sabri Kurşun &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2018/01/vazgecemedim.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiivFugv75SY0xFVSRcFAri6XvtAnfAnT9m3qdWSgwfXoFXuOF7wzuj7afkeA-hAvqQHTokIjibEgq9I_GjcsXXwOhB5NLooos1TZG4NLJ6j0f7eJgm3KXO52-mZvrcBfESLyuzbMBOsLaA/s72-c/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-vazgecemedim.resimlisiir.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-3645851318402909029</guid><pubDate>Tue, 12 Dec 2017 02:00:00 +0000</pubDate><atom:updated>2021-10-21T05:40:19.129+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">duruş</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ilke</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">İnsanda</category><title>İnsanda Duruş ve İlke</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg5HeCJ2VlKH1h6w2p-4AznG2sazyHQcadF28vLCTl3abhb2qkoFgNgtE9afLkgZtfnffbcknFsqhuD3GZvpDxM-aQofVuGtc5kKcX8X2fikmkAGvIYWA9ZDdfcdGiJQK_CX4bX6xhiWSmU/s600/omersabrikursun-Insan-Durus-Ilke.jpg&quot; style=&quot;clear: left; display: block; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em; padding: 1em 0px; text-align: center;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;400&quot; data-original-width=&quot;600&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg5HeCJ2VlKH1h6w2p-4AznG2sazyHQcadF28vLCTl3abhb2qkoFgNgtE9afLkgZtfnffbcknFsqhuD3GZvpDxM-aQofVuGtc5kKcX8X2fikmkAGvIYWA9ZDdfcdGiJQK_CX4bX6xhiWSmU/w400-h266/omersabrikursun-Insan-Durus-Ilke.jpg&quot; title=&quot;*Ömer Sabri KURŞUN*12.12.2017- İnsanda Duruş ve İlke&quot; width=&quot;400&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;div&gt;&lt;b style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;Bir duruşu olmalı insanın, sevmeli insan yaşamayı, sevdikçe yeşermeyi bilmeli…&lt;br /&gt; Bir gülüşü olmalı insanın, bir yüreğe sahip olmalı…&lt;/b&gt;&lt;/div&gt; Bir duruşu olmalı insanın, bir bakışı, bir anlayışı, bir aşkı, bir sevdası bir davası olmalı, bir ilkesi, olmalı, bir tarafı efe olmalı insanın… &lt;br /&gt;Dimdik, başı yukarıda, gözleri çakmak çakmak, dosta düşmana karşı… &lt;br /&gt;Her yeni gün yeni sabahları olmalı insanın… Yeni umutları, yeni dostları, birlikten kuvvet doğurmalı insan, her daim dalgalanmalı, düşmanını bilmeli insan, saygıyı bilmeli insan, önce saygılı ortam yaratmayı, sonra içinde saygı aramayı bilmeli, dostuna ışık tutabilmeli, sözü dinlenmeli, kuşlara yem vermeli insan, doğayı, sevmeli yaratandan dolayı yaratılmışları sevmeli…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;

Bir çiçek büyütmeli insan, adı ne olursa olsun, oturup okumalı geçmişi, oturup dinlemeli…&lt;br /&gt;
Özlemeli saflığı, temiz değerleri, kirletmemeli geçmişini, bu yüzden durmalı dimdik, bu yüzden bir baltaya sap olmalı, kesmeli cehaleti, ışık tutmalı karanlığa, tuttukça aydınlanmalı insan, aydınlığı sevmeli… Hep nehir gibi olmalı derin ve sonsuz, akmalı insan, her taşın altından çıkmalı, her sokakta gezmeli, her ananın ayaklarını öpmeli, öğretmeli insan, öğretmen olmalı, vatanı kurtarmak yetmemeli, daha fazlasını öğretmeli.&lt;br /&gt;
Gözlerini kısıp güneşe bakmalı insan, baktıkça ağlamalı, gözyaşlarını tutmamalı insan, tutunacak dalı olmalı, tutunduğu dalın meyvesini toplamalı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Her insanın bir duruşu ve de ilkesi vardır. Bilerek bilmeyerek, isteyerek istemeyerek ortaya koyduğu, hayatı boyunca sergilediği bir duruş ve ilke…&lt;br /&gt;
Kişiliği karakteri, kimliği, yapısı, ırkı, kanı, ailesi, okulu, eğitimi, tarihi ve coğrafyasının etkisiyle şekillenen bir kişilik duruşu vardır herkesin… İnsanı diğer canlılardan ayıran özelliklerden biri, belki de en önemlisi “duruşu ”dur.
İnsan, duruşuyla insandır. İfadesi, düşüncesi, tavır ve davranışları kendisine has olan duruşunu yansıtır. İnsanın; insan, hayat, dün, bugün ve gelecek anlayışı bu duruşun bir özetidir...&lt;br /&gt;
Bir kişinin ilkeleri yoksa ondan her şey beklenir, değerleri yoksa ondan hiçbir şey beklenmez.
İlkeler; evrenseldir, insanı dik tutar, onurlu kılar. Değerler insana hayat verir, can verir, onu huzurlu kılar. Birbiriyle iç içedirler.&lt;br /&gt;
Bazen fırça, pürüzleri düzeltmek ve üzerimizdeki tozları ve lekeleri gidermek içindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Şahsiyetli bir insan, kızdığı zaman da dengeli olur... Devirip dökmez, sövmez, acımasızca saldırmaz...&lt;br /&gt;
İşte şahsiyet dediğimiz olay da bu; her şart ve durumda da duruşu ve insanlığı bozmamak gerek...&lt;br /&gt;
Merhametli ve dengeli olmayı terk etmemek gerek... &lt;br /&gt;
Hayatın çizgileri net değildir her zaman... Hayatın dolambaçlı yolları çoktur...&lt;br /&gt;
Direnmek lazım... Duruşu bozmamak lazım...&lt;br /&gt;
Hayat yolunda sendelemeden yürümek lazım... 
Düştüğü zaman sabredip ayağa kalkmaya gayret etmek lazım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

İşte bu nedenle…&lt;br /&gt;
İlkelerin olmalı hayatta. Ve bir duruşun… Bir Kıblen olmalı, ayçiçeği gibi güneşe karşı yön değiştirmemelisin. Hatta bir çizgin olmalı, menfaate ve rüzgâra göre yön değiştirmemelisin.&lt;br /&gt;
Dün akım dediğine bugün … dememelisin mesela…&lt;br /&gt;
Kolayca satmamalısın yol arkadaşlarını…&lt;br /&gt;
Yoksa her yolun yolcusu olursun, sonu hiçbir yere varmayan.&lt;br /&gt;
Ya da zaten &#39;mış&#39; gibi yapanlardansındır, hiçbir yola ait olmayan, sadece yolcuymuş gibi yapan…&lt;br /&gt;
Yalandan korkmalısın mesela. Rahatça yalan söyleyenlerden uzak durmalısın. Çamurdur onlar ve muhakkak sana da bulaşırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Ötekilerin kötülüğü acıtmaz seni.&lt;br /&gt;
Adı üstünde onlar &quot;ötekiler&quot; dir, dış kapının mandallarıdır. Önemsiz kişiliklerdir.&lt;br /&gt;
Peki ya &quot;inandıkların&quot;? &quot;Yakın&quot; sanıp halden anlar dediklerin?&lt;br /&gt;
Asıl onlar kanırtır hayatının yüklerini ve seni sıradanlaştırdıklarında.&lt;br /&gt;
Ve kızamazsın bile onlara. Onlar anlamasa da seversin çünkü &quot;yakınım&quot; demişsindir bir kere.&lt;br /&gt;
Seversin yüreğinde kocaman bir eziklikle. Kabullenirsin sessizce ruhun avaz avaz haykırsa bile.&lt;br /&gt;
Bilirsin bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, artık o eski bağ hiçbir zaman kurulmayacak.&lt;br /&gt;
Onlar hala yakındır, ama gizlice ötekileşmiştir.&lt;br /&gt;
Çamur bulaşıp canın yanmasın diye, sonu bir yere varmayan yolun yolcusu olmayasın diye çok dikkatli olmalısın…
Yan yana durduğun insanları iyi seçmelisin. Başkaları hakkında iştahla ileri geri konuşanlar yeni hedefler ararlar. Bir bakmışsın bir gün hedef sensin.&lt;br /&gt;
Senden daha ileride diye bir insanı kıskanmak yerine, gölgesiyle kendi kendine kavga etmek yerine o insana bakıp bir şeyler öğrenmeye çalışmalısın. Nasıl adım atıyor da orada acabayı sorgulamalı, kendinle yarışmalısın.&lt;br /&gt;
Doğru bildiğin yoldan şaşmamalısın. Doğru insan olup doğru yolda yürümeli, ardında can kırıkları, haksızlıklar, kötülükler bırakmamalısın. Tohumdur onlar. Elbet bir gün başak olacaklar, belki de boyunu aşacaklar, seni görünmez kılacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Bunların hepsini yaparken yanında bugün olanlar yarın olmayacaklar belki. Gün gelecek bir başına kalacaksın, çok yorulacaksın, “neden gittiler” diye kendini sorgulayacaksın.&lt;br /&gt;
Ne onları ne kendini sorgulama da yargılama da…&lt;br /&gt;
Ve böyle anlarda Gandhi’nin sözlerini hatırla:&lt;br /&gt;
“Haksızlığa yönelip bütün insanların senin peşinden gelmesi yerine, adaletli olup yalnız kalman daha iyidir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

İnsanı insan yapan en önemli etkenlerden birisi de insanların benimsediği ilkeleridir. İlkeler, insanların kimliğinin göstergesidir. İlkeli insanların vakur duruşu toplum tarafından her daim saygıyla karşılanmakta, takdir edilmektedir. &lt;br /&gt;Bunun aksine ilkesiz, duruşu olmayan, her dönem değişenlere kimse güven ve saygı duymaz. İlkesizlerin ne onuru, ne gururu, ne haysiyeti vardır. Hayat bir maraton, sabır gerektiren uzun bir iştir. Bu maratonda herkes kendi kulvarını kendi belirlemekte ve ilkelerini kendi seçmektedir. Hayat bir tercihtir, kendine nasıl bir yol belirlersen o yoldan ilerlersin.&lt;br /&gt; Hayatta onurlu yaşamak istiyorsanız, ilkelerinizi satmayın ve duruşunuzu bozmayın!.. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;

Duruşunu bozmayan, ilkelerine sıkı sıkıya bağlı, bilinçli ve asla taviz vermeyen insanlara az rastlanır hayatta. İlkeci insanlar saygı görür toplumun içinde. Bugün aramızda olmayan ve unutulmayan devlet adamı, siyasetçi, yazar ve aydınların unutulmamalarının nedeni ise ilkeli duruşlarında saklıdır. Benimsediğin ilkeleri savunmak, arkasında durmak kolay bir şey değildir, bazen insanların hayatına mal olur. Ancak ilkeli duruş bugün olmazsa gelecekte mutlaka takdir görür ve ilkeci insanlar da toplumun belleğinde kalır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Yüzünüzden gülümseme kalbinizden umut eksik olmasın, gününüz aydın mutluluğunuz daim, neşeniz bol olsun.
Sevgiyle, sevdiklerinizle tüm kirlenmişliklerden uzak, mutlu gülen bir yüzle, sevin, sevilin, hayat sevince güzel ve diyelim her bir cümleye; atalarımızdan emanet aldığımız bu Vatanın sahipleri yalnızca bu Vatanı karşılıksız seve bilenlerdir… Mutlu ve umutlu, acısız, gözyaşsız günler dilerim. Gönül soframdan gönül sofranıza muhabbet olsun…
&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;
12 Aralık 2017&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Ömer Sabri Kurşun&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

&lt;img src=&quot;https://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
  &lt;/div&gt;</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2017/12/insanda-durus-ve-ilke.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg5HeCJ2VlKH1h6w2p-4AznG2sazyHQcadF28vLCTl3abhb2qkoFgNgtE9afLkgZtfnffbcknFsqhuD3GZvpDxM-aQofVuGtc5kKcX8X2fikmkAGvIYWA9ZDdfcdGiJQK_CX4bX6xhiWSmU/s72-w400-h266-c/omersabrikursun-Insan-Durus-Ilke.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-3980894490924516457</guid><pubDate>Sat, 23 Sep 2017 06:25:00 +0000</pubDate><atom:updated>2021-09-26T11:25:03.445+03:00</atom:updated><title>HAYATIN ANLAMI NEDİR?</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhWkuN4UwbBOSU2gwnRl1ZOvCparoqEJ5kdcCKiG86F3uBMQe0vyQHsN1o7npdhL4_1Zshh6iZ6FbHMuqE5VQIYRJGt_4wFpOl6cpO649viHmO56uX4rfdJ3DKdlRO0tdrX6bPF5-JzE5Z5/s474/omersabrikursun-cinarinsozyaslari-doyumsuz-insanlarda-hayatin-anlami-nedir.jpg&quot; style=&quot;display: block; padding: 1em 0px; text-align: center;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;316&quot; data-original-width=&quot;474&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhWkuN4UwbBOSU2gwnRl1ZOvCparoqEJ5kdcCKiG86F3uBMQe0vyQHsN1o7npdhL4_1Zshh6iZ6FbHMuqE5VQIYRJGt_4wFpOl6cpO649viHmO56uX4rfdJ3DKdlRO0tdrX6bPF5-JzE5Z5/s400/omersabrikursun-cinarinsozyaslari-doyumsuz-insanlarda-hayatin-anlami-nedir.jpg&quot; title=&quot;*Ömer Sabri KURŞUN*23.09.2017-Hayatın Anlamı Nedir?&quot; width=&quot;400&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;comic sans ms&amp;quot;;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;Merhaba dostlar!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
HAYATIN ANLAMI NEDİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Yaşamak; Sevinçle, acıyla, hüzünle, kederle, insanların birbirleriyle olan iletişimleriyle, ilişkileriyle, hayallerle, geçmişte olanlarla, tartışmalarla hayattan büyük bir zevk çıkarmasını bilmektir. &lt;br /&gt;Hani Shakespeare &quot;Yaşam bir Rüyadır&quot; adlı eserinde hayatın ne olduğunu açıklıyor ya. Hani başlık atıp sorduk ya! “Hayatın Anlamı Nedir?” diye… &lt;br /&gt;Hayat nedir? Bir delilik mi?. Hayat nedir? Bir yanılsama, bir gölge, bir masal mı?.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne için yaşıyorsunuz? Yaşam amacınız nedir? &lt;br /&gt;Para kazanmak, kariyer yapmak, aile kurmak, mal mülk edinmek, yaşamın tadını çıkarmak, bunlar mı amacınız? &lt;br /&gt;Arkasından koşturarak elde ettiğiniz her şey sonunda yok olacak; kesinlikle yok olacak. O halde bütün bu yok olacak şeyler, insanın amacı olabilir mi?&lt;br /&gt;
Gerçekte birbirini sevmeyen, ama birbirleri de olmadan da yaşayamayan, zorunluluklara dayalı sentetik bir topluluk bu insanlar.&lt;br /&gt; Yaşamın büyük olanaklarına sahip olduklarını düşünürken, yaşamın en büyük olanaklarını nasıl solladıklarının farkına bile varmayanlar, bir birini sevmeden seviyormuş gibi yapanlar topluluğu…&lt;br /&gt;
Düşünün bir kez; Ne için yaşıyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Sabah işe gidiyoruz veya gezmeye gidiyoruz, eğlenmeye gidiyoruz ama akşam eve dönüyoruz… &lt;br /&gt;
“Yahu danalar da sabah çayıra gidiyor, akşam ahıra dönüyor. Sen hiç akşamları ahırında kitap okuyan bir dana gördün mü? Varoluşun gizemini çözmeye çalışan bir dana? Hayır… Göremezsin. Neden? Çünkü danalar hayatın anlamını bilmeden de yaşayabilirler. Dana bostana girer, bostancı da onu kovalar hepsi bu! Hedef, o lahanayı yemektir; bunun için yaşar yani. Peki, insan ne için yaşar? Lahana için mi?”&lt;br /&gt;
Hadi canım sende, hiç öyle olur mu? Dediğinizi duydum. Evet haklısınız… Çünkü Tanrı biz insanları her bir şeyden farklı yaratmış. Aslında aldığımız her nefes buna cevap ama alırken farkına varamıyoruz. Yaşamak için yaşatmak için çok neden var güzellikler var ama biz hep ters taraftan baktığımız için nedensizleştik sanıyorum… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

E o zaman!!!&lt;br /&gt;
Siz ne için yaşıyoruz?..&lt;br /&gt;
Hiç değişmez yaşananlar. Neşe, acı, heyecan, sinir harbi, bazen kıskançlık bazen vurdumduymazlık hepsi birleşip seni tek bir kapıya götürür fakat yorar aslında tüm bu yaşananlar. Yıpratır, bıktırır.&lt;br /&gt;
Hepsinden önemlisi o kapıdan geri dönmene sebep olur yani seni sevmekten korkar hale getirir. Aslında sevmek insanoğluna bahşedilmiş muhteşem bir duygudur. Doğayı, hayvanları en önemlisi insanı sevebilmek çok harikadır…&lt;br /&gt;
İnsan sevdikçe yücelir fakat bunun farkında değildir. Sevmek merhameti beraberinde getirir, iyiliği, vicdan sesini getirir. İyi olmak yüceltir insanı, her şeyden önemlisi egoyu yener. İnsan sevebiliyorsa bence iyi biri olmayı başarmıştır ya da başaracaktır.&lt;br /&gt;Ha, sevgisi uğruna türlü oyunlar, türlü pislikler yapan yok mu var elbet ama onların sevgisi hastalık gibi, yani sevdiklerini zannedip aslında destek almayı gerektiren bir hastalığa yakalanıyorlar. Bu nedenle ben sevginin insanları güzelleştireceğine inanıyorum…&lt;br /&gt;
O yüzden diyorum ki, giden tarafta olsan, kalan tarafta olsan, hiç fark etmiyor, sevmek bizim doğamızda var.&lt;br /&gt; Sen yürekten sev, herkesi, her şeyi sev, sevdikçe güzelleş çünkü iyiliğin döner dolaşır doyumsuz mutlulukla bir gün mutlaka seni bulur…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Aslında çok şey var söylenmesi gereken şu yalanların cirit attığı yalan Dünyada. Bir bakıma düşünürsek Dünyayı yalan yapan biz insanlarız, yoksa dünyanın yalan falan olduğu yok, bakın tam bir gerçek çünkü üzerinde yaşıyoruz. Neresi yalan, onu yalancı yapan biz insanların yalancılığı...&lt;br /&gt;
Şimdiye kadar hangimiz kendimize &quot; Mükemmel bir insan nasıl ya da bir insan nasıl olmalı? &quot; diye sorduk mu? Siz sordunuz mu?&lt;br /&gt;  
Kendini tanımak isteyen bir insan kendine sorular sormalı ve cevabını aramalıdır. Kendini tanıma zorlu bir süreçtir. Kendini tanımak isteyen insan büyük bir azim ve kararlılıkla kendi üzerinde çalışmalıdır.&lt;br /&gt;
Hayatın anlam ve amacını bilmeden yaşayan birçok insan, görev ve sorumluluklardan uzak bir hayat sürdürüyor. Bir insanın ulaşabileceği en yüksek düzey, kendi düşüncelerinin farkına varmak, kendini tanımaktır. Kendini tanıyan insan bulunduğu her ortamı iyileştirmeye çalışır. İnsanlara kızmak yerine onlara yardım eder. Kendini tanıyarak ışığa ulaşan insan diğer insanlarında bu aydınlığa ulaşması için yardım eder.&lt;br /&gt; Kendini tanıyan insan &quot; Doğrularımla ve yanlışlarımla ben buyum&quot; der ve yanlışlarını düzeltmeye çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

İnsanlığa &quot;KENDİNİ BİL!&quot; diye seslenen Eflatun&#39;un bu sözünde birçok anlam gizlidir. Bu söz bize; ne istediğini bil, kendi sınırlarını ve zayıflıklarını bil, kendi isteklerinin ve niyetlerinin farkında ol, etrafında olup bitenlerin farkında ol, her alanda farkında oluşunun derecesini artır demektir.&lt;br /&gt;
Şöyle bir bakılsa etrafa her şey apaçık ortada… İnsanların kimi yanımızdan gelip geçiyor kimisi ise arkasına bile bakmadan yol alıyor… &lt;br /&gt;
İnsanoğlu çok garip değil mi dostlar…&lt;br /&gt;
Hele ki bu zamanda… &lt;br /&gt;
Kimi dinsiz-imansız, kimi anlamsız, kimi işsiz, kimi ise hiçbir şey… &lt;br /&gt;
Ne olduğu önemli değil. Aslında önemli olan insan olması!&lt;br /&gt;
İster Müslüman olsun, ister Hıristiyan ister Yahudi, ister aptal olsun, ister zeki, ister işsiz olsun, ister yönetici… &lt;br /&gt;
Hiçbir sıfat içimizde sahip olduklarımızdan öte değil… &lt;br /&gt;
Ne düşünüyoruz, ne istiyoruz, kimin elini tutuyoruz, kimin arkasındayız ve neyiz? &lt;br /&gt;
İster Allah’a inan istersen bir taşa, önemli mi? İster yönetici ol, ister hademe, önemli mi? &lt;br /&gt;
İster uçuyor ol, ister yürüyor, önemli mi? &lt;br /&gt;
İnsan olmadıktan sonra! &lt;br /&gt;
İnsan olup saygı göstermedikten sonra, çevrendekilere sevgi göstermedikten sonra, hayatındaki her şeye bağımlı olmadıktan sonra, seni doğurana karşı bir şey hissetmedikçe bedenin ne önemi var?&lt;br /&gt;
Ne önemi var isminin önündeki sıfatların, ne önemi var arkandan konuşulmasının? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Soruyorum şimdi?&lt;br /&gt;Siz ne için yaşıyorsunuz?
&lt;br /&gt;Kimin için yaşıyorsunuz? &lt;br /&gt;
Kendiniz için mi, yoksa başkaları için mi? &lt;br /&gt;
Vicdanınız için mi, yoksa başkalarının vicdanları için mi? &lt;br /&gt;
Kimin için yaşıyorsunuz? &lt;br /&gt;
Ne için yaşıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Bana sorarsanız eğer; &#39;sen ne için yaşıyorsun?&#39; diye... Size söyleyeyim; ben bana babamdan kalan tek miras onurum, gururum, şerefim, haysiyetim olan soyadım ve Vatanım, Vatanımda öğrendiklerimi Vatanımım insanına bırakıp göçmek için yaşıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Hayat aslında bir gösteri… Var mı ötesi… Yapımcısı, sunucusu, prodüktörü hepsi birbirinin aynısı olan bir gösteri. Yönetmeni olan, “Yaratan” bizi gösteri esnasında serbest bıraksa da aslında kendimizi bile unutuyoruz ara ara…&lt;br /&gt;
Ee ne olmuş? Aç bir bira! Reytinglerin düştüğüne yan. Bak havalarda sıcak, sıcak havada yalan balonların güzel uçar… &lt;br /&gt;
Sonra nasıl olsa reyting getirecek bir program doldurursun. Dedikodusunu yapacağın birilerini bulursun… Nasıl olsa izlenme rekorları üstüne inşa edilmiş bir hayat kurarsın… Nasıl olsa hem kendini hem de neden yaşadığını unutup, yeni bir sayfa deyip kendini avutursun… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Önemli olan; hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır.&lt;br /&gt;
Bir bilgeye &quot; Nasıl insan oluruz?&quot; diye sormuşlar ya.&lt;br /&gt;
&quot;Üç adım atlama&quot; gibi bir cevap vermiş bilge kişi:&lt;br /&gt;
Önce sana kötülük yapanlara kötülük düşünmemen gelir.&lt;br /&gt;
İnsanlığa attığın ilk adım budur... Sana kötülük yapanlara iyilik yapabildiğin an ise ikinci büyük adımı atar ve hakiki insan olmaya başlarsın. Nihayet, sana iyilik yapanla kötülük yapan arasında bir fark hissetmeyecek hale geldiğin zaman insan olursun…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel bir Cumartesi günü gönül soframdan gönül sofranıza muhabbet dolsun, gecenizden doğan sabahınıza selam olsun... Hayat ağacınıza asılan yeni günde yürüdüğünüz yolunuz açık olsun... &lt;br /&gt;
Hoş kalın, hoşça kalın, sevgiyle hep dostça kalın, bir yerlerde bir gün görüşmek ümidiyle değerli okurlarım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

23 Eylül 2017&lt;br /&gt;  
Ömer Sabri Kurşun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;  </description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2017/09/hayatin-anlami-nedir.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhWkuN4UwbBOSU2gwnRl1ZOvCparoqEJ5kdcCKiG86F3uBMQe0vyQHsN1o7npdhL4_1Zshh6iZ6FbHMuqE5VQIYRJGt_4wFpOl6cpO649viHmO56uX4rfdJ3DKdlRO0tdrX6bPF5-JzE5Z5/s72-c/omersabrikursun-cinarinsozyaslari-doyumsuz-insanlarda-hayatin-anlami-nedir.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-7347475528336224649</guid><pubDate>Wed, 26 Jul 2017 07:00:00 +0000</pubDate><atom:updated>2019-07-26T15:13:47.478+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kolay Alışıyoruz Her Şeye… deneme yazı</category><title>Kolay Alışıyoruz Her Şeye…</title><description>&lt;a href=&quot;https://kursunsabriomer.blogspot.com/-1zRs0OAZcmM/XTrt07Ir0ZI/AAAAAAAAKZk/Dl4dX6GawUg_MuwDqskAMeslYoWOAi39gCLcBGAs/s1600/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-KolayAlisiyoruzHerSeye.JPG&quot; imageanchor=&quot;1&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;538&quot; data-original-width=&quot;705&quot; height=&quot;488&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjdx_KVNa9ZzOvh6QjvisgZ90OUHaQzavA_ePYwiEJhC_xASkO7bU3vUe3RBIuZhqhbVBD2SO1XDYDSiUY5GKSDhg9tq2rT3AcOTNpWxG3s6E7bH4TvoolKsO_bH0dCkLcmYPgEpRK38q6a/s640/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-KolayAlisiyoruzHerSeye.JPG&quot; title=&quot;*Ömer Sabri KURŞUN*26.07.2017-Kolay Alışıyoruz Her Şeye&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;

&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;comic sans ms&amp;quot;; font-size: 13pt;&quot;&gt; &lt;br /&gt;
“İnsan, her şeye alışabilen bir varlıktır.” demiş Dostoyevski.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Görünen o ki insan her şeye alışıyor. Bir gün şok etkisi yaratan, dayanılmaz gibi gelen şey, zaman geçtikçe sıradan, önemsiz bir şeye dönüşebiliyor.&lt;br /&gt; 
“Hayat akıp giderken avuçlarımızdan, eğilip yerden toplayamıyoruz parçaları. &lt;br /&gt;
Belki de “Artık her şey için çok geç demek için.”&lt;br /&gt;
Kim bilir Belki çok geç, belki de geç değil…” demiş Kıraç; “Oysa Bir Umuttu” şarkısında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Hiçbir zorluk daimi değildir insanın hayatında. Allah ´Bir zorluk ile birlikte bir kolaylığı da birlikte verdiğini muştular biz insanoğluna. Acılar daha katlanılabilir olsun diye belki de.&lt;br /&gt;
İşte bu zorluğun yanında verilmiş bir kolaylıktır ´Alışma Hissi´ biz insanoğlu için.&lt;br /&gt;
Hiçbir acı, ilk gün ki gibi taze kalmaz. Her şeye alışır insanoğlu.&lt;br /&gt;
Alışmak olmasaydı eğer, her ayrılık, her hasret, her hüzün aynı tazeliğiyle kalsaydı hayatımızda, acılarımız büyüdükçe büyürdü ve yaşam katlanılmaz olurdu bizler için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Alışmak hayatımızın ve çağımızın en büyük sorunu haline geldi bana göre. &lt;br /&gt;
Çevremizde olup bitenleri bir düşünün? Ne kadar kolay alışıyoruz her şeye. Dünün şaşkınlıkları, bugünün umursamadığımız şeyleri oluyor. &lt;br /&gt;
Yarın ise bunları doğal bile karşılayabiliyoruz.&lt;br /&gt;
Toplumsal bağlılıklarımızın birer birer yok oluşuna alışıyoruz mesela. İlk değerimizin tehdit edildiğinde ya da yok olduğunda verdiğimiz tepkiyi düşünün. Sonrası acıtmıyor bile. Bir yerden sonra aman deyip işimize devam etmiyor muyuz? 
Çünkü alışma aşamasını çoktan geçip kabullenme aşamasına gelmiş oluyoruz. Bu aşamadan sonra ki de duyarsızlık oluyor artık.&lt;br /&gt;
Ama farkına varmıyoruz şu gerçeğin; “alışmak ömürden yiyor ve asla doymuyor...” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Şükür ki, kolay alışıyoruz her şeye…&lt;br /&gt;
Sevmeye, sevilmeye kolay alıştığımız gibi, ayrılıklara da kolay alışıyoruz. Birlikte yaşamaya kolay alıştığımız gibi, ayrı yaşamaya da kolay alışıyoruz. En kıymet verdiklerimizin, etrafımızdan yitip gitmesine bile alışabiliyoruz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;

Hiçbir zorluk daimi değildir insanın hayatında. Allah ´Bir zorluk ile birlikte bir kolaylığı da birlikte verdiğini muştular biz insanoğluna. Acılar daha katlanılabilir olsun diye belki de.&lt;br /&gt;
Ölüm olgusu da bunlardan bir tanesi… Alışılmaz, kanıksanmaz dense de, insanoğlu ölüme de alışıyor. &lt;br /&gt;
Ölüm denen olgu yaşamımızın en kaçınılmaz olgularından bir tanesi... Sevdiğiniz birinin ölümünün ardından önce eşsiz bir acı duyuyor ardından da kanayan bir yara gibi, zamanla kanın durmasını bekliyorsunuz.&lt;br /&gt;
Ve kan duruyor alışıyor insan;&lt;br /&gt;
Hasretten ölünmediğini gördüğünde, gidenin dönmediğini öğrendiğinde ve acının eşiğini geçtiğinde.&lt;br /&gt;
Alışıyor insan...&lt;br /&gt;
İnsan bu her şeye alışıyor zamanla. Sıcaklığını, hissettiklerinin yokluğuna, seni yanlış anlamalarına, gitmelere, haykırıp bağırmaya ve hatta dayanılmaz acılara bile alışıyor insan zamanla.&lt;br /&gt;
Alışıyor insan...&lt;br /&gt;
Alışıyor gidenin gittiğine, bitenin bittiğine.&lt;br /&gt;
Alışıyor alışmasına da insan, her şeye alışıyor da; varlığına alıştığı kişinin yokluğuna alışamıyor!
Ama insan unutkan… Bir o kadar da unutamayan. &lt;br /&gt;
Yaratan’ını unuttuğu için acı çeken, yaratılanı unutamadığı için acı çeken… &lt;br /&gt;Ne diyordu Murathan Mungan, ” Hatırlamak için bir hafızamız varken, unutmak için elimizde hiçbir şeyin olmaması; hayatın bize attığı en büyük kazıktır .” &lt;br /&gt;
Hâlbuki seçebilse neyi unutup neyi hatırlayacağını… Seçebilir aslında. İnsan seçme hakkının olduğunu da unutuyor ki…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

İnsan bu her şeye alışıyor zamanla. Sıcaklığını, hissettiklerinin yokluğuna, seni yanlış anlamalarına, gitmelere, haykırıp bağırmaya ve hatta dayanılmaz acılara bile alışıyor insan zamanla.&lt;br /&gt;
Güneş doğarken bile, karanlığa alışıyor insan. Savaşmaya, güçsüzken bile mücadele etmeye,
İnsan her şeye alışıyor zamanla ama her zorluğa da kolay alışılmıyor elbette.&lt;br /&gt; 
Önce kanıyor yaralarımız, acı veriyor. Sonra kabuk bağlıyor üzeri yaramızın ve sonra bir şey olur aniden, bir bakış, bir göz, Bir söz, bir şiir belki de işte o ana kadar unutulmuş acılarımız ilk gün ki gibi acı vermemeye başlar bize.&lt;br /&gt; 
Alışıyoruz nihayetinde ama bazı duygular vardır karanlıktan aydınlığa çıkar, sonra yansıtmalar başlar.&lt;br /&gt; Yansıtmaların arkasında gizlidir o küçücük duygular. Duygular büyür, akıllanır güven ister, tam güvendim derken acılar peş peşe koşar. Acılara alıştım derken gizli güzellikler unutulur. &lt;br /&gt;
Kimi zaman elde etmek konusunda gözümüzde büyüttüğümüz her şey, gün geliyor yaşamımızın en sıradan olgusu haline geliyor. Sıradanlaşmak ya da sıradanlaştırmak, gün gelip bizi de sıradanlaştırır diye o an hiç aklımızdan geçmiyor.
Ve bazı insanların ne kadar sahte olduklarını ne kadar hain olduklarını öğrenince; hayatın acı cilvesini öğrenip alıştığın gibi ona da alışıyor insan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Güneş doğarken bile, karanlığa alışıyor insan. Savaşmaya, güçsüzken bile mücadele etmeye.İnsan her şeye alışıyor zamanla...&lt;br /&gt;
Biliyor çünkü yarının bugünden farklı olmayacağını… Biliyor yüreğindeki boşluğun bir daha dolmayacağını, kimsenin onun yerine konmayacağını. Ve alışıyor her şeye, her şeye rağmen yaşamaya…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
İnsan her şeye alışır diyorlar ya, öyle değil aslında.  Başka çaren olmadığı için katlanıyorsun ama alışmıyorsun. 
Ve alıştıranlar diyor ki; bu yara burada dursun. &quot;Ben yeri geldikçe kanatırım…&quot;&lt;br /&gt;
Ona da alışıyorsun çaresiz. Alışkanlık işte… &lt;br /&gt;
Ve akşam olunca deriz ki; gece ola hayrola, gece olunca deriz; sabah ola hayrola. Alışıp gidiyoruz işte hayrola diye diye. İnsan oğlu bu yaratılmışların en zekisi!... &lt;br /&gt;
Dedim ya;  İnsan her şeye alışıyor zamanla…&lt;br /&gt;
Benim korkum da bu ya!&lt;br /&gt;  
Alışmalara da alışacağız sanırım zamanla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gecenin bir sabahı vardır___...&lt;br /&gt; 
Karanlığa küsmeyip, alışanlara ve sabırla sabahı bekleyenlere selam olsun…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
26 Temmuz 2017&lt;br /&gt; 
Ömer Sabri Kurşun&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;img src=&quot;https://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2017/07/kolay-alsyoruz-her-seye.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjdx_KVNa9ZzOvh6QjvisgZ90OUHaQzavA_ePYwiEJhC_xASkO7bU3vUe3RBIuZhqhbVBD2SO1XDYDSiUY5GKSDhg9tq2rT3AcOTNpWxG3s6E7bH4TvoolKsO_bH0dCkLcmYPgEpRK38q6a/s72-c/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-KolayAlisiyoruzHerSeye.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-6895329093764945383</guid><pubDate>Wed, 21 Jun 2017 05:34:00 +0000</pubDate><atom:updated>2019-05-24T09:42:15.638+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şair/Yazar Ömer Sabri Kurşun/Paylaşmak- Günce yazı</category><title>Paylaşmak</title><description>&lt;a href=&quot;https://kursunsabriomer.blogspot.com/-Ab8_11ESfNg/XOeLAP8f2FI/AAAAAAAAKS8/ntTYxlIudoMPtnisNqo6rn4Td_Js1k8aACLcBGAs/s1600/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-Paylasmak.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;438&quot; data-original-width=&quot;655&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnZUlI4hNjhD29E_Q4GoW_6dAmrDWJAfGFANkLcStDu6SejMgFXSAxklAGeWhgkgCZABILK7HCD9tvxoG8OSmt-cEF6tNzdmVJuuWpDBdAHBL_4v5O320H-l1ByVcjWSvKtwFt9wkQYPy2/s1600/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-Paylasmak.jpg&quot; title=&quot;*Ömer Sabri KURŞUN*21.06. 2017- Paylaşmak&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;comic sans ms&amp;quot;; font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
“Hiç kimse, kendisiyle paylaşandan daha cömert değildir.”&lt;br /&gt;
– P. Luís Carlos Aparicio &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

“Herkes ile paylaşmasan iyi olur” derler. “Nasıl yani, olur mu öyle şey, hayatımdaki güzellikleri paylaşmazsam güzel benim olmuş neye yarar” der ve deneyimimizi dostlarımızla paylaşırız. Çünkü “Paylaşmak Çok Güzeldir.”&lt;br /&gt;
İslam dini iyilik, yardımlaşma ve Allah&#39;ın verdiği nimetleri paylaşmayı emretmiştir...&lt;br /&gt;
“Sevdiğiniz şeylerden vermedikçe gerçek erdeme ulaşmış olamazsınız. Ve ayrıca her ne harcarsanız hiç kuşku yok ki Allah onu bilir. (3 / Al-i İmran Suresi, 92. Ayet)”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

İnsanın öğrendiklerini diğerleri ile paylaşması çok güzeldir. Evet, paylaşmak çok güzeldir.&lt;br /&gt; Bir paylaşırız, iki paylaşırız, üç paylaşırız ve bu böyle sürüp gider. Biz ne biliyorsak onlar da bilmelidir.&lt;br /&gt;
Paylaşmak güzeldir... Güzeldir, hayatı daha da anlamlı kılmak için.&lt;br /&gt; 
Bir lokmayı paylaşırcasına, acıları paylaşarak onlara meydan okumak ve sevinçlerin, mutluluklarının artmasını sağlamak, sevdiğimiz bir dostumuza, arkadaşımıza, komşumuza onu sevdiğimizi söyleyerek, davranışlarımıza yansıtarak paylaşmak onu mutlu etmenin en kısa yoludur belki de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Paylaştıkça çoğalır yaşam... Paylaştıkça yakın olur uzaklıklar. Paylaştıkça büyür sevgimiz… Paylaştıkça umudu katık yaparız yarınlara... Emek demektir paylaşmak… Umut demektir... Yarınlarından ümidi olmayanlara sunulmuş taze bir güvendir paylaşmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Paylaşmak güzeldir... Ölüm ile kalım arasında ödenen en güzel bedeldir paylaştıklarımız. Kalbimizin ürpertileri paylaştığımız sevgi ile azalır...&lt;br /&gt; 
Paylaşmak güzeldir... Muhtaçlığımızı hatırlatır bize paylaşmak. Yaratıcının himayesine muhtaç olduğumuzu ve paylaştıkça yitiren değil kazanan olduğumuzu anları... &lt;br /&gt;
Paylaşmak güzeldir... Paylaştıkça nasibi çoğalır en kıt zamanların. Zaman kurtulur zamansızlığın yüklediği cezalardan. Kâğıtlar dürülür gecenin koynuna. Kelimeler çoğalır biz paylaştıkça.&lt;br /&gt; 
Kelam susar, hitabı başlar sevenin sevdiğine. Israrlı sevmelerin başı ve sonudur paylaşmak. Kaçamadığımız duygular sığınağı olur paylaştıklarımızın. Paylaştıklarımız mükâfatı olur yarınlarımızın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Paylaşmak güzeldir… Uzun ayrılıklardan sonra vuslatı paylaşmak... Cılız sözcüklerin ardından kalbe yönelen hitapları paylaşmak güzeldir. Yetim bir çocuğun gözlerindeki ürkekliği sıcak bir okşayışa teslim etmek... Gözlerimizin ferini paylaşmak bütün yetimlerle... Yalnızların hayatına el değdirmek güzeldir. Güzeldir paylaşmak dillerin niyazını yalnızlarla... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Güzeldir paylaşmak... Umudu paylaşmak, hüznü paylaşmak, sevinci paylaşmak güzeldir. Güzeldir karanlık gecelerde dolunayın ışığını paylaşır gibi paylaşmak en koyu kederleri. Güzeldir gecenin koynunda saklanmış sevinçleri paylaşmak.&lt;br /&gt; Kazandığımızın bir kısmını aktarmak ihtiyacı olana güzeldir. Yağmur bereketi iner sanki kazandıklarımıza. Bölüştükçe artar tebessümü çehrelerin. Yıldız yıldız olur artar sevinçler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Güzeldir paylaşmak dostlar... Kardeşliği paylaşmak, dostluğu paylaşmak, hayalleri paylaşmak güzeldir. Özlemi paylaşmak, özgürlüğü paylaşmak, aldığımız havayı paylaşır gibi sabrı paylaşmak güzeldir. Tesellisi kalmamış olan biçarelerle dermanı paylaşmak güzeldir. &lt;br /&gt;
İmsak vakitlerinde veya iftar sofralarında sıcacık bir aş ile duayı paylaşmak güzeldir. Suretimizin gönül aynasına yansıdığı ramazan ayında kazandığımızı paylaşmak güzeldir. &lt;br /&gt;
Sofra kurmak ihtiyacı olanların gönül sarayında güzeldir. Kimsesizlerin kimsesi olmak, rızkını bölüşmek onlarla güzeldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Güzeldir paylaştıklarımızla çoğalmak... Çoğalırken kıyama kalkmış yüreğimizden sevgiyi de dağıtmak güzeldir.&lt;br /&gt; Güzeldir umudu katık yapmak yarının çocuklarına. Efkârı dağıtmak, hazzı tarif etmek, hazanı bahara çevirmek güzeldir paylaştıklarımızla. Paylaşmak güzeldir, paylaşılacak duyguların azalmadıkça hayatında.&lt;br /&gt;
Paylaşmak… Yaşamı anlamak dışa dönük bir yolculuktur. Bizi başarı, yaratıcılık, başkalarına yararlı olmak ve alçak gönüllülüğe götürür. Yaşamımızı başkaları ile paylaşmak bu yolda bize tecrübe, bilgi, yeni düşünce pratikleri kazandırır.&lt;br /&gt;
Kendimizi anlamak içe doğru bir yolculuktur. Bizi huzura, aydınlanmaya, kendimize ve Tanrı’ya güvene götürür...&lt;br /&gt; En zor yolculuk budur. Güvendiğimiz dostlar ile bu yolculuğu paylaşmak yolu kısaltır. Paylaştıklarımız bu kişilere de öngörü, tecrübe ve aydınlanma kazandırır.&lt;br /&gt;
İnsanı anlamak ise insan ilişkilerinin yolunu açar. İnsanı anlamak hem içe hem dışa yönelik zor bir yolculuktur. Gidiş-geliş zorunluluğu vardır. Bizi uyuma, mutluluğa, olumlu ilişkiler dengesine, bilgeliğe taşır. Paylaşmak da bu dik yokuşu tırmanmamızı kolaylaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Şefkat olmadan vermek hiçbir anlam ifade etmez. Kendi çıkarınız için birine iyilikte bulunmak, dostane bir hareket değildir ve sırf mecburiyetten birini düşünmek, gelip geçicidir. Ama yaptığınız şeye, paylaştığınıza sevgi kattığınızda, her şey değişiverir. Samimiyeti fark etmek zor olabilir ama imkânsız değildir...&lt;br /&gt;
Bu yüzden eğer duygunuzu katarsanız, verdiğiniz hediyeyi zenginleştirmiş olursunuz. Maskelerinizi kaldırır, en kırılgan parçalarınıza çıkan kapıyı açar ve en saf hâlinizin gözükmesine izin verirsiniz.&lt;br /&gt;
Yaşamımıza doğru ve güzel bir anlam katmak adına unutmayalım ki, paylaşmak mutluluktur... Paylaşmak erdemdir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Acıyı ve üzüntüyü paylaşmak daha da yakınlaştırır insanları. Yüz yüze konuşamadıkları şeyler olsa da birbirleri için ne kadar önemli olduklarını bilirler her zaman. Bir insanın acısını paylaşmaktan çok, o acıyı anlamaya çalışmak kadar samimi ve içten bir davranış daha yok. &lt;br /&gt;
Eğer ki paylaşınca canın acıyorsa daha erdemli olamamışsındır. &lt;br /&gt;
Sevgi gönlümüzde tutsak olsun diye yaratılmamıştır, sevgi insanlarla paylaştığımız sürece değerlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Yüreğinizde ki sevgi hiç bitmesin ve her daim paylaşın ki gönül çiçeğiniz solmasın… Her güzellik paylaştıkça çoğalır kötülükleri mağlup eder. Her kötülük paylaştıkça çoğalır iyilikleri mağlup eder...&lt;br /&gt;
Yaptığınız iyilikleri, kazandığınız şeylerin ve yerden sizin için çıkardıklarımızın, iyi ve güzel olanlarından seçerek yapın. Sakın kendinizin bile gözünüzü kapamadan alamayacağınız, bayağı ve kötü şeyleri başkasına vermeye niyetlenmeyin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Kim; Barış adına, Sevgi adına, İnsanlık adına yoklama alırsa, Ben; ‘Buradayım.’&lt;br /&gt;
Atalarımızdan emanet aldığımız bu Vatanın sahipleri yalnızca bu Vatanı karşılıksız seve bilenlerdir...&lt;br /&gt;
Bu aziz mübarek günlerde gül kokulu mutlu bir yaşam ve yaşamınızın içerisinde umutlarınızın tebessüm koktuğu, nice güzellikleri paylaşacağınız günleriniz olması dileğiyle sevgi ve muhabbetlerimi iletiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

21 Haziran 2017&lt;br /&gt;
Ömer Sabri Kurşun&lt;br /&gt;
#öskurşun#&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;img src=&quot;https://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2017/06/paylasmak.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnZUlI4hNjhD29E_Q4GoW_6dAmrDWJAfGFANkLcStDu6SejMgFXSAxklAGeWhgkgCZABILK7HCD9tvxoG8OSmt-cEF6tNzdmVJuuWpDBdAHBL_4v5O320H-l1ByVcjWSvKtwFt9wkQYPy2/s72-c/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-Paylasmak.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-6934384517085040654</guid><pubDate>Sat, 10 Jun 2017 05:33:00 +0000</pubDate><atom:updated>2018-06-12T08:57:54.173+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Seni seviyorum de</category><title>Yüreğin varsa seni seviyorum de bakalım?</title><description>&lt;a href=&quot;https://xn--kurunsabriomer-xzc.blogspot.com/-d-HD189Mhso/Wx9fqkF9RcI/AAAAAAAAKAs/Ygxlc7M5W3IBF4MfrcwqOk8zgPBRtPU_ACLcBGAs/s1600/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-yureginvarsa.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;400&quot; data-original-width=&quot;600&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiPhw_BGeni6XJOyy7a3JeSCgfhYQzqRuTsCwoAIX0ys0MJVUpc9XJQFFr_rVquO4_Farh5sgmNAo_9oSJVVnjDzQVyvntfbjvpxlRvWiRORlo0lpbLgW5RQEbH4dTxYeC0t2y9XJECl8rN/s400/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-yureginvarsa.jpg&quot; title=&quot;*Ömer Sabri KURŞUN*10.06.2017- Yüreğin varsa seni seviyorum de bakalım&quot; width=&quot;400&quot; /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;comic sans ms&amp;quot;; font-size: 13pt;&quot;&gt;
DOKUNMAYIN!.. DOKUNMAYIN YARALARIM KANIYOR.&lt;br /&gt; Oradan bakınca neyimi görebiliyorsun ki?..&lt;br /&gt;  __İçimi?.&lt;br /&gt; ___Dışımı?.&lt;br /&gt; _____Karakterimi?.&lt;br /&gt; _______Kişiliğimi?.&lt;br /&gt; _________Düşüncelerimi?.&lt;br /&gt; ___________Hislerimi?.&lt;br /&gt; _____________Sevgimi?.&lt;br /&gt; _______________Nefretimi?.&lt;br /&gt; _________________Değerini?..&lt;br /&gt; ___________________Kendini?.&lt;br /&gt; _____________________Tenimi?.&lt;br /&gt; _______________________Hayalimi?.&lt;br /&gt; _________________________Rengimi?.&lt;br /&gt;  ___________________________Sohbetimi?.&lt;br /&gt; _____________________________Alışkanlığımı?.&lt;br /&gt; _______________________________Aşkımı?.&lt;br /&gt; Ya da hiçbirini...&lt;br /&gt; 
O yüzden göremediğin hiç bir şey için ön yargılı olma!.. &lt;br /&gt;Seni anlatmamı isteyenlere cevabım hep aynı; Haramdı kursağımda kaldı!.. &lt;br /&gt;
KÜSMEK nedir bilir misin?. &lt;br /&gt;
Küsmek; &#39;DÜRÜST&#39; lüktür. Çocukçadır ve ondan dolayı &#39;SAF&#39; tır… &#39;YALANSIZ&#39; dır... &lt;br /&gt;
Küsmek; &#39;SENİ SEVİYORUM&#39; dur…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
10 Haziran 2017&lt;br /&gt;
Ömer Sabri Kurşun
&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;
</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2017/06/yuregin-varsa-seni-seviyorum-de-bakalm.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiPhw_BGeni6XJOyy7a3JeSCgfhYQzqRuTsCwoAIX0ys0MJVUpc9XJQFFr_rVquO4_Farh5sgmNAo_9oSJVVnjDzQVyvntfbjvpxlRvWiRORlo0lpbLgW5RQEbH4dTxYeC0t2y9XJECl8rN/s72-c/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-yureginvarsa.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-1456977690308177137</guid><pubDate>Sun, 05 Feb 2017 06:16:00 +0000</pubDate><atom:updated>2023-02-05T09:28:11.778+03:00</atom:updated><title>HAYATA DOKUNMAK</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhpmdpqbUKFtp6CNtXNFrT5ZeziyEZek14j5L3BMF86IebAlwbdUGA1twdiV2Y0g8_uR1bUz3ZFJFdbYtFXMPHhqaPuwTHJLyLjE-rcko14ESWUUgyOCWyWXtkdjKyo-SPin0KkQ3iNnsDQU9BVrQxGYfmeMTE0spL_ql1pDM9FglGVb_KMnT1vms-d9Q/s496/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-Hayata-Dokunmak-20-Haziran-2017.JPG&quot; style=&quot;display: block; padding: 1em 0px; text-align: center;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;496&quot; data-original-width=&quot;368&quot; height=&quot;400&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhpmdpqbUKFtp6CNtXNFrT5ZeziyEZek14j5L3BMF86IebAlwbdUGA1twdiV2Y0g8_uR1bUz3ZFJFdbYtFXMPHhqaPuwTHJLyLjE-rcko14ESWUUgyOCWyWXtkdjKyo-SPin0KkQ3iNnsDQU9BVrQxGYfmeMTE0spL_ql1pDM9FglGVb_KMnT1vms-d9Q/s400/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-Hayata-Dokunmak-20-Haziran-2017.JPG&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Hayata dokunabilen insanlar diye bir tanım var… &lt;br /&gt;
Hayatımızdaki önemli bir takım olaylara dair vereceğimiz kararlar bile okuduğumuz bir kitaba göre yön değiştirebilir… Şimdi bu resmi tersine çevirelim ve bu duruma yazan kişi açısından bakalım. Yazmak, pek çok insanın hayatına dokunmanızı sağlar…  Hayatın size öğrettiği derslerden edindiğiniz tecrübeler, sahip olduğunuz bakış açıları, insanlara ve kendinize dair gözlemleriniz, farkındalığınız bir kalemin ucundan süzülerek sizi tanıyan ya da hiç tanımayan okuyucular ulaşır… Belki hiçbir zaman tanışmayacağınız insanların hayatlarına dokunmak, paylaşmanın en güzel yanlarından biridir.. yazınızı okuyan herkes kendi ihtiyacı olan neyse onu alır. Daha fazlasını ya da daha azını değil…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Hem çok zor, bir o kadar da kolaydır birinin hayatına dokunmak… Bence en çok da cesaret ister… Başarabilmek için biraz gözü kara olmalı. Hani bir tabir var; “gözünü budaktan esirgemeyen insan” gibi…&lt;br /&gt;
Bu insanüstü bir özellik değil aslında. Bir insanın hayatına dokunup, o kişinin mutlu olmasını sağlamak için bir ilişkiniz olması da şart değil. Hayatımıza insanlar girer, çıkar… Kimisi iz bırakır kimisini hatırlamayız bile. &lt;br /&gt;
Sadece bir rastlantı mıdır?.. İhtiyacımız olduğu için mi hayatımıza girmişlerdir?..&lt;br /&gt;
Bir daha karşılaşır mıyız?.. Hayatımıza giren insanlar hep yanımızda mı olacaktır?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Ben pek rastlantılara inanmayan birisiyim. Kader derim ama bazen de insan kendi kaderini kendi tayin eder seçimleriyle… &lt;br /&gt;Hayatımda olan her şeyin bir sebebi olduğuna inanırım. &lt;br /&gt;
İyi veya kötü… İşte bu sebepten hayatıma giren insanların da bir sebeple girmiş olduklarına inanırım. Bazı insanlar yara açarlar evet ama diğerleri de o yaraların kapanmasını sağlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Hayat dediğin geçip gidiyor dostum Tıpkı bir varmış bir yokmuş deyip de hikâyenin başlaması ve bitmesi gibi…&lt;br /&gt;
Yaş dediğin durmuyor yerinde, o önde senin bedenin ardında koşup duruyor ömür yolunda…&lt;br /&gt;
Diş dediğin zaten emanet, saç dediğin karlar yağdı…&lt;br /&gt;
Başım düşer önüme özler omzumu… &lt;br /&gt;
Hayat dediğin nedir ki?... Bitiyor, tükeniyor dostum…&lt;br /&gt;
Beklemiyor, şöyle bir an duraklayayım demiyor ki her şey tam olsun… Yani duraklamaları hiç oynatmıyor. &lt;br /&gt;
Ve bir akşamüstü yorulabiliyor insan, vazgeçiyor artık ummaktan…&lt;br /&gt;
Bitti mi bitiyor yürüdüğün yol tık diye kesiliyor elektrik ve televizyon kararıyor…&lt;br /&gt;
Hayatın provası yok ki dostum beğenmediğin yeri yeniden diktiresin terziye...&lt;br /&gt;
Ne yaşadıysak, yaşadık… Gittiğin yola geri dönüş yok…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Farkında mısın?..&lt;br /&gt;
Hayat çok kısa yarın bizi nelerin beklediğini, başımıza nelerin geleceğini bilemiyoruz. İyisi mi biz düşüncelerimizi, duygularımızı, sevgilerimizi, dostluklarımızı vefamızı yâd etmeyi yarına ertelemeyelim. Kaldı ki yarını görememek, görüp de gidememek, görememek, söyleyememek var.&lt;br /&gt;
Sevdiklerinize zaman ayırın; yoksa zaman sizi sevdiklerinizden ayırır…&lt;br /&gt;
Arkadaşlarımız, dostlarımız bir sorununu anlattığında önemsememek, kötü olduğunu düşündüğümüz veya bildiğimiz halde şimdi onu çekemem demek, hayatta yaşadıkları nedeniyle mutluluğun tadını çıkaramadığını fark ettiğimizde bunun için uğraşmamak, kendini dipte hissederken gözlerinin içinin parlaması için en ufak bir şey yapmamak, ben bunu yapmayı düşünüyorum dediğinde sonu kötü olabilecekse bile onu uyarmamak en kolayıdır… &lt;br /&gt;
Hiçbir yük almaz insan omuzlarına kendininki dışında. Peki dostum; o zaman insan kendisinin ihtiyacı olduğunda ona aynı şekilde davranıldığında neden kötü hisseder?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Hayatımda yaralarımı iyileştiren insanları kaybetmemek için elimden geleni yaparım. Bana nefes almamı sağlayan kişinin hayatımdan gitmesine izin vermek kendime yapacağım en kötü davranıştır çünkü. Yine de bazen ne yaparsanız yapın hayatınızda tutamazsınız o insanları. İşte o zaman benim onun hayatındaki görevimin bittiğine inanırım ve izin veririm gitmesine, sessizce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Hayatla, kendi ile barışık, çevresini görmezden gelmeyen herkesin yapabileceği bir şeydir bu.&lt;br /&gt;
Hayatta at gözlükleri ile dolaşmak insanları birçok gereksiz yükten kurtarır evet ama kendisinin ihtiyacı olduğunda “neden kimse umursamıyor?” deme hakkını elinden alır o insanın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Hayatımda olan insanlar ile ilgili olarak tek şeyden eminim.&lt;br /&gt;
Onlar uçurumdan atlasalar bile parçalarını tekrar birleştirmek için yanlarında olacağım. Tüm dünya onlara karşı olsa bile ben arkalarında destek olacağım. Benden tamamen farklı hayatlar yaşıyor, benim asla almayacağım kararlar alıyor olabilirler.&lt;br /&gt; Bunların hiçbiri önemli değil çünkü ben hayatımdaki insanları tercihleri nedeni ile sevmiyorum. Benimle iyiyi ve kötüyü paylaştıkları için seviyorum. Bana karşı canımı yakacak kadar dürüst oldukları için seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Yolda yürürken gördüğünüz bir çocuğa gülümsemeniz onun hayatı sevgi dolu algılaması için yeterlidir.&lt;br /&gt;
Takside giderken şoför ile sohbet etmeniz onun kendini görünmez hissetmemesi için yeterlidir.&lt;br /&gt;
Hastanelerin bekleme salonunda ağlayan bir hasta yakınının yanına gidip sadece elini tutmanız onun yalnız olmadığını düşünmesi için yeterlidir. Kendini kötü hissettiği için çevresine duvar örmüş bir insan ile duvarın üzerinden iletişim kurmanız onun duvarları yıkıp hayata dönmesi için yeterlidir.&lt;br /&gt;
Kısacası bir hayata dokunmak çok zor değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Hayatımdan çıkmış olan ya da benim çıkmasına müsaade ettiğim insanlar ile ilgili tek şey söyleyebilirim.&lt;br /&gt;
Ya onlar benim yaralarımı iyileştirmek için hayatıma girdiler ve gittiler ya da ben. Bazı insanların sadece bir sebeple hayatlarımıza girdiklerini düşünüyorum. Bir görevleri oluyor ve o görev bittiğinde gidiyor. Hayatınıza bir anda girip aynı hızla çıkabiliyor. Artık size ihtiyacı kalmadığı için veya sizin ihtiyacınız bittiği için.&lt;br /&gt;
Eskiden olsa üzülüyordum ama belli bir yaştan sonra pekte aldırmıyorum bunların gidişlerine…&lt;br /&gt;
Aman kimse kırılmasın, sakın kimse üzülmesin diye diye ömrümü tükettim dostum.&lt;br /&gt;
Büyüktür, saygıda kusur etmeyeyim dedim sustum. Küçüktür, cahildir alttan alayım dedim sustum.&lt;br /&gt;
Arkadaştır, dosttur dedim her hatayı yuttum. Eşeğin hatırı değil, sahibinin hatırı var diye sustuklarım da cabası. Herkese saygıdan susayım derken en büyük saygısızlığı kendime etmişim.&lt;br /&gt;
Etrafımdakileri düşünürken, ben kendime yetmemişim.&lt;br /&gt;
Artık yeter, bu kadar değer. Hak edene dost, hak etmeyene yok olurum.&lt;br /&gt;
Yüzüme gülüp arkamdan canıma okumaya çalışanlarla değil.&lt;br /&gt;
Birkaç tane bile olsa gerçek sevenlerimle mutlu olurum!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Bir anda girip benim hayatıma dokunup sonra giden insanlar var hala müteşekkir olduğum. Bir anda benim hayatlarına girdiğim ve çıktığım veya çıkarıldığım insanlar da var; bana müteşekkir olduklarını umduğum…&lt;br /&gt;
Hayatı mutlu kılan hayatınızdakilerdir.&lt;br /&gt;
Yanında korkusuzca ağlayabildikleriniz, kötü olduğunuzu telefondaki sesinizden veya bakışınızdan anlayıp yanınızda olanlar, yalnız kalmak isteyip ittiğinizde bile oldukları yerde duranlar, uçurumdan atlasanız dahi parçalarınızı toplayanlar, canınızı yakacağını bilse bile dürüst konuşanlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Hayatınıza dokunan herkes hayatınızda kalmak zorunda değil. Artık hayatınızda olmadığı için o insan kötü olmak zorunda da değil. Hayatına dokunduğunuz insanın hayatının akışını değiştirdiğiniz için, artık aynı yolda yürümediğiniz için giderler arkalarına bakmadan. Bencil oldukları için değil. Yaralarını iyileştirip, kendine güvenini yerine getirdiğiniz insan artık farklı bir hayat yaşar. &lt;br /&gt;
Bir zaman ihtiyacı olduğu ama şimdi size ihtiyacı olmadığı bir hayat… &lt;br /&gt;
Hayatınıza dokunup giden insanlara, hayatlarına dokunduğunuz insanlar gitmek istediğinde de kızmayın... Kızmak sizi üzer onu değil…&lt;br /&gt;
Bu bir alışveriş ise artık farklı markalardan giyinmek isteyen bir insan olduğunu düşünün. Hayata bakışı değiştiği için farklı yolları tercih eden bir yolcu. Farklı istasyonların varlığını görüp onları da denemek istediği için başka trene binen bir gezgin.
Ama siz siz olun hayatlara dokunmaktan vazgeçmeyin, yaptıklarınızın değerinin bilinmediğini düşünseniz de.
Ve hayatınıza dokunulmasına da izin verin her gidiş bir yara bıraksa bile…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Fakat tüm bunlara rağmen: Beklemeyince, ummayınca, vazgeçince hafifliyor hayat: Kocaman bir yük kalkıp gidiyor üzerinden…&lt;br /&gt;
Kendi kendine kalınca, kimseden beklentin olmayınca, oluruna bırakınca kolaylaşıyor…&lt;br /&gt;
Hayatın dümeninin elinde olmadığını anladığında, vitesi boşa aldığında, rüzgâra karşı durmadığında, her şeyi kontrol edemeyeceğini kanıksadığında, bazı konularda kadere güvenip boş verebildiğinde güzelleşiyor…&lt;br /&gt;
Kendini anlatmayı bıraktığında; insanları anlamaya çalışmadığında, buluttan nem kapmadığında, anlamsız savaşlardan kaçındığında sakinleşiyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Fedakârlıktan vazgeçip kendine döndüğünde, önce kendini önemsediğinde, o kadehi kendine kaldırdığında anlamlaşıyor…
“Gidemem” dediğin yerden gittiğinde, “Yapamam” dediğin sulardan geçtiğinde, kendine yolculuk ettiğinde, herkesin geçtiği o kalabalık yollardan geçmeyip sana özel patikalardan yürüdüğünde, farklılaşıyor…&lt;br /&gt;
O kadar da önemli olmuyor o zaman yok yere üzüldüklerin… O beklediğin huzur geliveriyor birden… “Otur” diyorsun kendine, “Konuşalım, neler geçti başımızdan…” Kendini kendine itiraf ediyorsun, günah çıkarır gibi… Anlatmak iyi geliyor; ağlamak daha da iyi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Değil mi ki insanı en iyi kendisi anlıyor? Böylece kendi sırtını sıvazlamayı da öğreniyorsun… Otomatik pilota alıp hayatı, biraz arkana yaslanıyorsun; yavaşlıyorsun… Yavaş yavaş anlıyorsun; sen aslında kimdin, hatırlıyorsun…&lt;br /&gt;
Başkalarını çok sevmeyi bırakıp, narsistleşmeden kendini sevmeyi de öğreniyorsun…&lt;br /&gt;
Ve işte böyle böyle kalben ve ruhen iyileşiyorsun…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Yüreğinize dokunanları kabul edin hayatınıza. Yürek bahçenize de iyi bakın. İçinde nefret yetişirse tez zamanda budayın, kökünden sökün. Yüreğinize dokunmayan, içinize sinmeyen her şeyden uzak kalın… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

05 Şubat 2017&lt;br /&gt;
Ömer Sabri KURŞUN &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;
&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;
</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2017/02/hayata-dokunmak.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhpmdpqbUKFtp6CNtXNFrT5ZeziyEZek14j5L3BMF86IebAlwbdUGA1twdiV2Y0g8_uR1bUz3ZFJFdbYtFXMPHhqaPuwTHJLyLjE-rcko14ESWUUgyOCWyWXtkdjKyo-SPin0KkQ3iNnsDQU9BVrQxGYfmeMTE0spL_ql1pDM9FglGVb_KMnT1vms-d9Q/s72-c/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-Hayata-Dokunmak-20-Haziran-2017.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-1211939897228155661</guid><pubDate>Sat, 17 Dec 2016 05:13:00 +0000</pubDate><atom:updated>2021-12-23T10:32:56.361+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Böyle</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Gitmeseydin. Ömer Sabri Kurşun</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Keşke</category><title>Keşke  &quot;BÖYLE&quot; Gitmeseydin</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://kursunsabriomer.blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEhSHQ-XaWZRwNi2m8apUty6DiQd-m9eQ7i8THVWVmrg4oVbL6I5YZsw_tFcMpvG8-0GZZlHQz4XhQPmFyfK5BpO_0577ruJj4iEeyArPye65iWacNXoe-RsLiXZ-rUza8Ngil75SP2xPEcPAghRLIwjAgJwsvbH3wOIp8xdmhfM2F3EJcMI7xImyon1rg=s581&quot; style=&quot;display: block; padding: 1em 0px; text-align: center;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;468&quot; data-original-width=&quot;581&quot; height=&quot;515&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEhSHQ-XaWZRwNi2m8apUty6DiQd-m9eQ7i8THVWVmrg4oVbL6I5YZsw_tFcMpvG8-0GZZlHQz4XhQPmFyfK5BpO_0577ruJj4iEeyArPye65iWacNXoe-RsLiXZ-rUza8Ngil75SP2xPEcPAghRLIwjAgJwsvbH3wOIp8xdmhfM2F3EJcMI7xImyon1rg=w640-h515&quot; title=&quot;*Ömer Sabri KURŞUN*17.12.2016- Keşke Böyle Gitmeseydin&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;comic sans ms&amp;quot;;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
Bütün anlamlarımı yitirdim bu gece. Zaferim beklemek olacak sanırım. Sıradan saydım ağzıma yakışmayan tüm küfürleri. Ağladım hıçkıra, hıçkıra sesimi duyan hiç olmadı. &lt;br /&gt;
Gözyaşlarımla boğuluyordum. &lt;br /&gt;
Acıyla donatıyordum her bir yanımı. &lt;br /&gt;
İsminin ise boğazımı yakmadan geçtiği olmadı. &lt;br /&gt;
Aslında İSMİN başkasının diline hiç yakışmadı... &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;
Yüreğim!. Yüreğim neredesin?. Sensizken içimde atan bir şey duruyor. Dünyam kararıyor. &lt;br /&gt; Bekliyorum. İnatla bekliyorum. &lt;br /&gt;
Ama yorgunum inan, hem de çok. &lt;br /&gt;
Hayatımın baharında 80 hissediyorum kendimi. &lt;br /&gt;
Dalgalar vuruyor kıyılarına aşkımın. Aşkımsa çoktan açılmış okyanuslara. &lt;br /&gt;
Senin yalanlarına susuyorum. &lt;br /&gt;
Acıkıyorum mutsuzluğuna, karmaşana... &lt;br /&gt;
Avuçlarım açık bekliyorum belki biri gelirde sevgi kırıntıları bırakır diye. 
O dünyalara sığmaz aşkına inat, bir parça bile ikram etmedin bana sevgimizden. 
Benim olanı bana vermedin. &lt;br /&gt;
Bencilsin. &lt;br /&gt;
Anneyle çocuğunu ayırmak gibi bu… &lt;br /&gt;
Vicdansızlık!.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
&quot;Şimdi öyle çok üşüyorum ki...&lt;br /&gt;Yalnızlıktan çok yoruldum, öyle çok bitkinim ki. Ey rüzgâr, gidip anne ‘mi bul… Gece vakti beni, bilmediğim o eve götür... &lt;br /&gt;
Ey sessizlik, sütannem, beşiğimi, tatlı tatlı uyutan o ninniyi geri ver bana.&quot; (…)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&quot;Hiçbir hüzün var olmamış şeylerin hüznü kadar işlemez insanın içine!..&lt;br /&gt;Keşke kaçabilsem buradan… Bildiğim, bana ait olan, sevdiğim şeylerden kaçabilsem. &lt;br /&gt;Keşke gidebilsem burası olmayan herhangi bir yere. &lt;br /&gt;
Bu yüzleri, bu alışkanlıkları, bu günleri görmek istemiyorum artık. Başka biri olmalı, hücrelerime sinmiş bu rol yapma saplantısının yorgunluğunu atmalıyım. Uyku huzurla değil, hayatla çöksün üstüme. Deniz kenarında bir kulübe, hatta dağların sarp eteklerinde bir mağara yeter bana. Ne yazık ki istemekle olmuyor.&quot; &lt;br /&gt;
Düşlediğim manzaraları gerçek manzaralar kadar net görüyorum. &lt;br /&gt;
Her şey için ayrı ayrı hissetmeye kalktığımda ne çok ölüyorum!&quot; (…)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;
&quot;Biz hiç olmadığımız şeyiz, hayat kısa ve hazin. &lt;br /&gt;
Ne çok insanız yaşayan, ne çoğuz kendini kandıran!.. &lt;br /&gt;
Yaşamak bir başkası olmaktır. Dün hissedileni bugün de hissetmek, hissetmek değil, dün hissedilmiş olanı bugün anımsamaktır yalnızca, artık yok olmuş olan dünkü hayatın canlı cesedi olmaktır.&quot; (…)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;
&quot;Ben hep şimdiki zamanda yaşarım. Geleceği bilmem. Artık geçmişim de yok.
Ne umutlarım var, ne de pişmanlıklarım.&quot; &lt;br /&gt;
Her şey ne kadar boş! Biz, dünya ve her ikisinin kendi sırları…&quot;(…) &lt;br /&gt;
Yazdıkça kendimi alçalttığımı hissediyorum; ama bundan vazgeçemiyorum da. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;
Gittin… Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana. &lt;br /&gt;
Aslında biliyor musun çok iyi oldu gittiğin. &lt;br /&gt; 
İşim gücüm yok, sabahtan akşama kadar seni seviyordum... &lt;br /&gt;
Birde bu yetmezmiş gibi akşam başımı yastığa koyduğumda, sabaha kadar kokunu soluyordum. &lt;br /&gt;
Sonra uykularımda da seni seviyordum… Sevdikçe ölüyordum, öldükçe yine seviyordum… &lt;br /&gt;
Sen kokan yastığıma başımı koyuyorum ve seni uyutuyorum yüreğimde... &lt;br /&gt;
Düşlerimde sana kavuşuyorum. &lt;br /&gt;
Her gün doğumunda, şafakla birlikte, sen açıyorsun gözlerini içimde... &lt;br /&gt;
Her sabah gözümü açtığımda dua olup dökülüyordun sözlerimden. &lt;br /&gt;
Seninle başlıyordu yeni gün, seni soluyorum her nefeste... &lt;br /&gt;
Öylesine yaşıyordum işte... Öylesine... &lt;br /&gt;
Gitmeseydin yar! &lt;br /&gt;
Böyle zamansız gitmeseydin keşke. &lt;br /&gt;
Hem dünyamı aydınlatıyordun, hem de karartıyordun. &lt;br /&gt;
İyi oldu gittiğin ama keşke  &quot;BÖYLE&quot; gitmeseydin... &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;

17.12.2016 &lt;br /&gt;
Ömer Sabri KURŞUN &lt;br /&gt;
  &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;  </description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2016/12/keske-boyle-gitmeseydin.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEhSHQ-XaWZRwNi2m8apUty6DiQd-m9eQ7i8THVWVmrg4oVbL6I5YZsw_tFcMpvG8-0GZZlHQz4XhQPmFyfK5BpO_0577ruJj4iEeyArPye65iWacNXoe-RsLiXZ-rUza8Ngil75SP2xPEcPAghRLIwjAgJwsvbH3wOIp8xdmhfM2F3EJcMI7xImyon1rg=s72-w640-h515-c" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-5600548779923530724</guid><pubDate>Thu, 24 Nov 2016 03:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2016-11-25T06:05:31.498+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Öğretmenler günü</category><title>Günaydın Öğretmenlerim-24 Kasım Öğretmenler günü</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://kursubsabriomer.blogspot.com/-ip1KEusQ74M/WDepTKPHJPI/AAAAAAAADHY/tcGKqrO5olMzp_R2DIChXd9rWVLlsilDwCLcB/s1600/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-ogretmenlergunu.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;257&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgHvgaPhi1Z8kG0PLUsC3bQI9YHRUqnyI8LP2iDu7mrhQ_0qRdEY38Ju0LrbC_YV61KH9ELmd_3TE7RPrHIWJkBWb3fnxbRhaqVUX62ZS1cMaU4pM6gLM7vWmPu_i7gAkCr2eQgDRQsirZA/s400/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-ogretmenlergunu.jpg&quot; title=&quot;*Ömer Sabri KURŞUN*24 Kasım 2015- ogretmenlergunu&quot; width=&quot;400&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;comic sans ms&amp;quot;; font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;Bu sabah önce tüm Öğretmenlerime sonra dostlara gün/ aydın olsun…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
İşlenen nakışlar ayrı bir sevda anımsatır gençlere. Dokunan kilimlerde alın teri karışır renklere. Kitaplar, inci tanesi bilgiler savurmaya başlar rüzgâr gibi.&lt;br /&gt; 
Bilgiler bir oraya savrulur bir buraya. O bilgileri hayat yolunda birileri bulur ve kendilerine pusula edinirler. Onlar ki dünyadaki en şerefli, en kutsal mesleği yapanlardır bütün gözlerde. &lt;br /&gt;
Öğrenciler, karanlık bir kuyu içinde kurtuluşu beklerken gizli bir el dokunur titreyerek.&lt;br /&gt; 
Puslu camlardan bakanlara açık bir yol olmuştur hiç kapanmayacak.&lt;br /&gt; 
Bu sayede geleceğe ilk adım atmış olacaklar öğrenciler. Dünyanın anlamsızlığını çözmeye çalışmışlardır kitapların arasından.&lt;br /&gt; 
24 Kasım, yürekleri sevince boğacak anlamlı bir gün. Noktalı virgülün iki cümleyi birbirine bağlaması gibi onlar da öğrencilerle birliktedir her daim. Gözlerdeki puslu camı şefkatleriyle silerler içten bir tavırla. İki kapılı han, meçhullerle doludur hayat çizgisinde. &lt;br /&gt;
Dedektif gibi hep o meçhuller; aramakla geçer bütün ömrü. Bir deryada, hırçın dalgalarla mücadele ederler içlerinde umut ışığı var oldukça. Hep bir şeyi öğretmek için emek verirler öğrencilere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Doğruluk, hayatta en mühim şeydir insanların yüreğinde. Bu mükemmel olan şeyi öğretenler yine onlardır. Bir anne, bir baba gibi üstlerine titrerler öğrencilerin. Bu emeklerine karşı en çok istedikleri şey ise “Başarı” dır.&lt;br /&gt; 
Öğrencilerini başarılı olarak görmek, yüzlerinde bir tebessüm oluşmasına dâhi yeter. Mutluluğun kapısını açmak için anahtarını bulmak gerekir ilk önce.&lt;br /&gt; 
O anahtar ise beyinlerindeki hazinede saklıdır bulmak isteyen için. Gülmekte ağlamakta insanlar içindir dünya çemberinde. Bugün gülme vakti geldi Türk evlatlarına. Onlar bir güldür hiç solmayan ve hep kan kırmızısı kalan. Bugün, onlara öğretmen olduklarının mutluluğunu yaşatalım yüreklerinde. Hakiki başarıyı gösterelim önlerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Sadece, 24 Kasım’da değil, her zaman onları hatırlayalım. Bir tebessüm dâhi yeter onları mutlu etmek için. Onlardan bu tebessümü esirgemeyelim. Çünkü onlar her şeye değer.&lt;br /&gt;
Öğretmen bizleri bilgi ile aydınlatan bir mumdur. Yansıttığı ışık bilgi ile aydınlanmamızı, karanlıklardan kurtularak önümüzü görmemizi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Bu mesleğe ömrünü adamış, işini severek yapan, kendinden çok öğrencilerini düşünen öyle öğretmenlerimiz vardır ki onların önünde saygıyla eğilmek gerekir. Öğretmenlik, kutsal bir meslektir. Öğretmen, ufacık zihinleri yoğurarak kendini ifade edip düşünebilen bir birey meydana getirir.
Ülkemizde öğretmenlerin pek çok sorunu bulunmaktadır. Bunların en önemlisi genç neslin öğretmenlere karşı saygısını yitirmiş olmasıdır. Bunun pek çok sebebi vardır fakat yine de bu gerçek öğretmeni fazlasıyla üzmekte ve yıprat maktadır. 
Bunun dışında öğretmenleri maddi ve sosyal haklarında da iyileştirmelere yapmak gerekmektedir. Ülkemizde evini geçindirip, çocuklarını okutabilmek için ek iş yapan pek çok öğretmen vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Öğretmenler elleri öpülecek, her zaman saygı ve sevgiyi hak eden insanlardır. Onlara sadece bu önemli günde değil, her zaman hatırlayıp değer vermek gerekir. Bir ulusun çağdaş ülkeler düzeyine erişebilmesi; eğitim ve öğretimin kaliteli ve bilimsel yöntemlerle yürütülmesi ile ancak mümkün olabilir. Başta Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, orta öğrenime başladığımda edebiyata ve şiire merakımı görüp bu yolda ilk hamurumu karan rahmetli Yusuf Nalkesen öğretmenimin , hakkın rahmetine karışmış diğer tüm öğretmenlerimizin, hayatta olan ve ilkokula başladığımda bana ilk okumayı ve yazmayı öğreten ve bu günüme ışık olan İlhan öğretmenimin, uzak yakın, eş dost, akraba tüm saygıdeğer öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlar, saygı ve şükranlarımı sunarım. Öğretmenler gününüz kutlu olsun…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Ömer Sabri Kurşun&lt;br /&gt;
(24 Kasım 2015, 07:41 tarihinde yazdığım ve facebookta yayınladığım&lt;br /&gt; öğretmenler günü yazım) &lt;br /&gt;
#öskurşun#&lt;br /&gt;

&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;
&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2016/11/gunaydn-ogretmenlerim-24-kasm.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgHvgaPhi1Z8kG0PLUsC3bQI9YHRUqnyI8LP2iDu7mrhQ_0qRdEY38Ju0LrbC_YV61KH9ELmd_3TE7RPrHIWJkBWb3fnxbRhaqVUX62ZS1cMaU4pM6gLM7vWmPu_i7gAkCr2eQgDRQsirZA/s72-c/omersabrikursun.cinarinsozyaslari-ogretmenlergunu.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-1415155485352227706</guid><pubDate>Sun, 20 Nov 2016 06:16:00 +0000</pubDate><atom:updated>2022-11-20T09:40:09.305+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">saygı görür Sevgi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Saygı gösteren</category><title>SAYGI GÖSTEREN, SAYGI GÖRÜR</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgprLEcDIrOoiQulZ85Hmy9Y8TNdy3Nruhdkyk-VY4TIKq8Aj8MBjgxLq1JDodMCXtpSE13qUPPYbRSSgDeooJm9M7d6INmMd7xIFcIVTDLVAO6qPQxSNQFFLWv3e9qSOCUvJ4YWb4UWHD0AV0V-pazw-Ozk7W3UAwEZc3i-4csiTEbqrotbMSEsAAEww/s810/kursunsabriomer-Saygi.jpg&quot; style=&quot;display: block; padding: 1em 0px; text-align: center;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;339&quot; data-original-width=&quot;810&quot; height=&quot;267&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgprLEcDIrOoiQulZ85Hmy9Y8TNdy3Nruhdkyk-VY4TIKq8Aj8MBjgxLq1JDodMCXtpSE13qUPPYbRSSgDeooJm9M7d6INmMd7xIFcIVTDLVAO6qPQxSNQFFLWv3e9qSOCUvJ4YWb4UWHD0AV0V-pazw-Ozk7W3UAwEZc3i-4csiTEbqrotbMSEsAAEww/w640-h267/kursunsabriomer-Saygi.jpg&quot; title=&quot;*Ömer Sabri KURŞUN*20.11.2016- SAYGI GÖSTEREN, SAYGI GÖRÜR&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;comic sans ms&amp;quot;;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;Günlük yaşantımızda çok karşılaştığımız bir kelimedir SAYGI kelimesi...
Bilindiği gibi, Türkçede her kelimenin mutlaka bir anlamı vardır. 
Peki, Saygı ne demek, ne anlama gelir?.. Saygı kelimesinin kökeni nedir ve kaç farklı anlamda kullanılır?.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Saygı kelimesinin TDK sözlüğündeki anlamı şu şekildedir:
-Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram.
-Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.
Bu açıklamaların alanı çokça genişletilebiliriz durumun nezaketine göre…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Saygı gösteren saygı görür. Makama saygı vardır. Kişilere saygı göstermek vardır. Önemli olan gösterilen saygıya laik olabilmektir. Gösterilen saygıya laik oluna bilinirse saygı görmek devamlılık arz eder. Bir kişiye saygı gösterirsiniz. Bu gösterdiğiniz saygının karşılığını alamadığınız zaman o kişiye saygı göstermekten vazgeçersiniz. Bir makam sahibini sevmiyor olabilirsiniz. Fakat deruhte ettiği makama saygı göstermek durumundasınız. Kişiye olan saygısızlık,  o kişinin işgal ettiği saygın makama da saygısızlığı gerektirmez…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Çarşı pazara çıktığımızda satın alacağımız ürünlerin üzerindeki etiketlere bakarız kaç liraya satılıyor. Ya çok ucuz, ya normal, ya da çok pahalı deriz. İşte bir şeyin ederi onun değerini gösterir. İnsan her şeye bir değer verir. İnsan değer yaratan ve yarattığı bu değerlerle yaşayan bir varlıktır.
İnsan her şeye bir değer verir. İnsan değer yaratan ve yarattığı bu değerlerle yaşayan bir varlıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Bazı değerler vardır ki, paraya dönüştürülemez. Paraya yerine değer taşıyıcısına içten bir saygı duyulur. İşte insanın saygınlığı satın alınamaz ve bir şeyle değiştirilemez. Çünkü insanın onuru, saygınlığı, izzetinefsi ve şerefi vardır ancak ederi yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  
Çinli bilge Konfüçyüs (M.Ö. 551-479), “Kendine saygı duyulmasını istiyorsan başkasına saygı göster!’, ‘Sana yapılmasını istemediğin şeyleri başkalarına yapma!’ ilkesiyle yüzyıllar öncesinden insanlığa seslenir. İnsan öncelikle kendini değerli ve saygın bulmalıdır. Kendi hayatı ve hayat hakkı ne kadar saygıya değerse, başkalarının hayatı ve hayat hakkı da o kadar saygıya değerdir.
İslam bilginleri ilahi kaynaktan beslenen yasaların/şeriatların ruhunu ve varoluş nedenini beş maddede sıralarlar. İnsanın canı, malı, namusu/onuru, aklı ve dini kutsaldır. Ve bunların yanı sıra bir milletin bayrağına da saygı gösterilmelidir Bunlar saygıya değerdir mutlaka korunmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  
Büyük Taarruzdan sonra Atatürk&#39;ün,  esir edilen Yunan Orduları Komutanı General Trikopis&#39;e ve İzmir&#39;de kalacağı eve girerken ayakları altına serilen Yunan bayrağına olan saygısını hepimiz biliriz... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 
Ben yine de Kısaca hatırlatayım isterim...
Birinci ya da İkinci İnönü Muharebesi&#39;nden sonra muharebe sahasını dolaşan Mustafa Kemal,  yerde yatan bir Yunan askerinin elindeki Yunan bayrağını görünce,  yanındaki askere 
&quot;Al o bayrağı yerden çocuk&quot; der...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 
İzmir&#39;e girişinde ise,  misafir olacağı evin kapısından girerken,  İzmirli hanımlar tarafından dikilen bir Yunan bayrağı,  üzerine basıp geçsin diye Mustafa Kemal&#39;in ayakları altına serilir....Bunun gerekçesi de,  Yunan Kralı&#39;nın aynı eve girerken Türk bayrağını ezip geçmesidir...
M. Kemal, &quot;O geçmişse hata etmiştir. Bir ulusun bağımsızlık simgesi olan bayrak çiğnenmez. Ben onun yanlışını tekrar etmem&quot; der ve bayrağın yerden kaldırılmasını ister.
Başkomutanlık Meydan Muharebesi&#39;nde esir edilen Yunan Orduları Komutanı General Trikopis,  Mustafa Kemal&#39;in huzuruna çıkarılır. Mustafa Kemal esir generale aynen şunları söyler: Üzülmeyin general,  siz vazifenizi yaptınız... Size karşı büyük hürmet hissi besliyorum. Burada kendinizi esir addetmeyin. Misafirimizsiniz. Yakında her şey düzelecek. Buyurun istirahat edin.&quot;
Bunları neden yazdım?
Mustafa Kemal ATATÜRK&#39; ün,  yabancı bir bayrağa ve ülkesini işgale yeltenen bir ordunun komutanına karşı gösterdiği bu saygı,  onun saygınlığını uluslararası boyuta taşımıştır... Atatürk&#39;ün gösterdiği bu saygı,  O&#39;nun Yunan bayrağını ve Yunan komutanını sevmesine bağlanabilir mi?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 
Hadi gelin biraz duygudaşlık yapalım sizlerle dostlarım... 
Çalıştığımız özel ve kamuya ait iş yerlerinde,  amirlerimizi sevmesek dahi,  bir görüşme için odamıza geldiğinde yerimizden kalkıp buyur etmez miyiz.?
Bu tavrın,  ona olan sevgi ya da sevgisizliğimizle veya ona olan kişisel saygı ya da saygısızlığımızla hiçbir ilgisi yoktur. Bu tamamen,  onun işgal ettiği makama karşı göstermemiz gereken kurumsal saygının bir gereğidir… 
Kişiye olan sevgi saygısızlığın,  o kişinin işgal ettiği saygın makama da aynen yansıtılması,  hiç ama hiç doğru değildir. Kişisel saygısızlık başka,  kurumsal saygısızlık başkadır. Kişiye sevgisizliğiniz varsa bağlı olduğu kuruma bildirirsiniz görevini layığı ile yapamıyor diye. Bağlı olduğu üst makam gereğini yapar.
Yok eğer temsil ettiği makama ise saygısızlığınız. Kişiyi dışlayamazsınız makamı temsil yetkisine ve makama saygılı davranmak, hatasız davranmak gerekir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 
Gelelim kişisel saygı göstermeye. Üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı ve hizmetleri dolayısı ile bir kişiye dikkatli, özenli, ölçülü, hürmet, ihtimam göstermeyi gerektiren sevgi duygusudur saygı. Yaşlılara yaşları ve hayat tecrübeleri nedeni ile saygı gösterilir. Bu saygıya laik birisi ise bu saygı devamlılık gösterir. İnsan kendisine gösterilen saygının karşılığını mutlaka karşı tarafa hissettirmelidir. Yoksa bir daha o saygıyı gösteren kişi tarafından saygı göremez.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 
Saygı, insanlara kendisinin önemsendiğini ve değer verildiğini gösteren söz ve davranışlardır.
Saygı, genel ahlak kurallarına aykırı olmamak kaydıyla, insanların düşüncelerine, inançlarına, ibadetlerine, adetlerine, gelenek ve göreneklerine, yaşam tarzlarına değer verip, anlayışla karşılamak, dikkatli, özenli ve ölçülü davranmaktır.
Saygı, gerektiğinde insanın yaşadığı çevreye, içinde bulunan canlılara ve sahip olduğu nimetlere değer vermesi ve onları korumasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
-Davranışlar ile yapılan saygı: Ayağa kalkma, el öpme, yer verme, konuşurken dinleme, konuşurken sözünü kesmeme,  onun hoşuna gitmeyecek tavır ve davranıştan kaçınma, çevreye ve canlılara zarar vermeme, nimete değer verme, israf etmeme…
-Sözlü saygı: Söz ile karşındakine iltifat etme, konuşurken karşındakinin sözünü kesmeme, daha önce dinlediği bir konu bile olsa ilk defa dinliyormuş gibi davranma,  selam verme, saygı ifade eden sözler söyleme…
-Eserlerle saygı: Toplumca değer verilen kişilerin anısını yaşatmak için onun adının önemli bir yere verilmesi, anısına eser yaptırmak, yaşadığı evi müze haline getirmek…
-Yazılı saygı: İnsanlara yazılan mektuplarla değer vermek, bir yazarın yazılarında başkalarını onore etmesi ve birilerini rencide edecek ifadelerden kaçınması.
Hediye ile saygı: İnsanlara hediye vererek ona kendisinin özel olduğunu, kendisine değer verildiğini hatırlatmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Saygı, değeri, üstünlüğü, yaşlılığı dolayısıyla bir kimseye veya bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya neden olan bazen sevgiden,  bazen kişilikten kaynaklanan davranışlardır.
Saygı, karşındaki insanın varlığını olduğu gibi kabullenmek ve onun düşüncelerini, dinlenmeye değer olduğunu ona hissettirmektir… İnsanları dinlemek, farklı olanı anlamaya çalışmak, onu yargılamamak saygılı ve erdemli bir davranıştır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
İnsanın sevmediği biri veya rakibi bile olsa, insanların birbirlerinin düşüncelerine, inançlarına, ibadetlerine, adetlerine, gelenek ve göreneklerine, yaşam tarzlarına, fikirlerine… Saygı göstermek insanı yüceltir, toplumsal barışı sağlar.
Saygının olmadığı bir toplumda insanlar arsındaki ilişkiler çıkar odaklı olur. İnsanlar arasında güven duygusu azalır. İnsanlar arasında kavga ortamı oluşur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Saygı birlikte yaşama kültürünü geliştirir.
Saygı ve sevgi insanlar arasında iyi bir bağ oluşmasını sağlar. Bu bağ sayesinde insanlar birbirleriyle iyi geçinirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Saygıyı ve sevgiyi insanlar çocuk yaşta öğrenir. Büyüdükçe de geliştirir bu yüzden çocukların eğitimi ailede başlar. Ailede bir çocuğa insanlara karşı saygı duyması öğretildiyse bu çocuk hayatı boyunca insanlara saygılı davranır. Fakat ailede çocuğa iyi bir eğitim verilmediyse bu çocuk hiçbir zaman insanlara saygılı davranmaz. Bu yüzden hem ailesinde hem de toplumda karışıklıklara sebep olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Saygısız davranan evlat aile huzurunu bozar. 
Aile içinde saygılı davranan bir çocuk toplumda da saygılı davranır. Toplumda saygı insanlar arasında barışı sağlar. İnsanlar birbirlerine saygı duyarsa birbirlerinin hakkında gözetir. Bu da insanların birbirleriyle uyum içinde yaşamasını sağlar. O toplum gelişir ve ilerler. Diğer toplumlarda daha üstün bir durum kazanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Makamların insanlara verdiği güç, zamanla ve mekanla sınırlıdır. Görevden ayrılınca veya makamdan çıkınca biter. 
Asıl olan ve sürekli var olan güç &quot;insanlığın, sevginin gücüdür’’ süreklidir ve hiç bitmez, verdikçe çoğalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Toplumda saygı tek başına yeterli değildir. Saygının yanında insanlar birbirine sevgide duymalıdır. İnsanlar birbirlerini severse her zaman diğerlerine yardım etmek ister. Bu sayede birinin bir sıkıntısı olduğu zaman bütün toplum o kişiye yardım eder. O kişinin acısını paylaşır ve sıkıntısını azaltır.
Saygı ve sevgi farklı unsurlardır ama biri olmadan diğeri işe yaramaz
Saygının hâkim olduğu ortamda sevgi, birlikte yaşama ve kardeşlik duyguları da gelişecektir. Yani kısacası Koca Yunusun dediği gibi: Yardandan dolayı, yaratılanı sevmeliyiz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Son söz; 
Hâlbuki ben saygıdan eğilmiştim, kişiliklerine, dolayısıyla makamlarına. Onlar sırtıma ayaklarını bastılar. Ama yanıldılar; bilmediler ki, saygı için eğilmesini bilen dik durup devirmesini de bilir!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Hayatımızın hiçbir alanında saygıyı ve sevgiyi eksik etmememiz dileği ile hoş kalın hoşça kalın ama her dem sevgiyle dostça kalın... Saygılı olun, saygı gösterin ki saygı görün, saygın yaşayın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
Sevin, hayat sevince, sevilince güzel ve diyelim ki her bir cümleye ve bilene ki bu Vatanın sahipleri, yalnızca bu Vatanı karşılıksız seve bilenlerdir… 
Gönül soframdan gönül sofranıza muhabbet olsun... 
Bir gün bir yerlerde görüşmek ümidiyle…
 &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;
20 Kasım 2016&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Ömer Sabri Kurşun&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;
&lt;img src=&quot;https://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
 </description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2016/11/saygi-gosteren-saygi-gorur.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgprLEcDIrOoiQulZ85Hmy9Y8TNdy3Nruhdkyk-VY4TIKq8Aj8MBjgxLq1JDodMCXtpSE13qUPPYbRSSgDeooJm9M7d6INmMd7xIFcIVTDLVAO6qPQxSNQFFLWv3e9qSOCUvJ4YWb4UWHD0AV0V-pazw-Ozk7W3UAwEZc3i-4csiTEbqrotbMSEsAAEww/s72-w640-h267-c/kursunsabriomer-Saygi.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-4607268361276243049</guid><pubDate>Fri, 28 Oct 2016 13:51:00 +0000</pubDate><atom:updated>2016-10-28T16:51:11.487+03:00</atom:updated><title>Cinas uyaklı beyitler</title><description>&lt;center&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiW_qoiZIa1ih2qP4uIz_3vOqrc9lkwDWHiXcQOpvofzwAXTk0zbxf_uliJvoiA3U1pO13yTMIXlheTB50LKNmQ_0sALSITTfY2vNdNXG3cUmgV65d43u6_8RGGd2Q0KtuSDeJkdYZoixAm/s1600/%25C3%25B6mersabrikursun.%25C3%25A7%25C4%25B1nar%25C4%25B1ns%25C3%25B6zya%25C5%259Flar%25C4%25B1-cinaslar-resimli%25C5%259Fiir3.JPG&quot; imageanchor=&quot;1&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiW_qoiZIa1ih2qP4uIz_3vOqrc9lkwDWHiXcQOpvofzwAXTk0zbxf_uliJvoiA3U1pO13yTMIXlheTB50LKNmQ_0sALSITTfY2vNdNXG3cUmgV65d43u6_8RGGd2Q0KtuSDeJkdYZoixAm/s1600/%25C3%25B6mersabrikursun.%25C3%25A7%25C4%25B1nar%25C4%25B1ns%25C3%25B6zya%25C5%259Flar%25C4%25B1-cinaslar-resimli%25C5%259Fiir3.JPG&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/center&gt;
</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2016/10/cinas-uyakl-beyitler.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiW_qoiZIa1ih2qP4uIz_3vOqrc9lkwDWHiXcQOpvofzwAXTk0zbxf_uliJvoiA3U1pO13yTMIXlheTB50LKNmQ_0sALSITTfY2vNdNXG3cUmgV65d43u6_8RGGd2Q0KtuSDeJkdYZoixAm/s72-c/%25C3%25B6mersabrikursun.%25C3%25A7%25C4%25B1nar%25C4%25B1ns%25C3%25B6zya%25C5%259Flar%25C4%25B1-cinaslar-resimli%25C5%259Fiir3.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-2481217020733103100</guid><pubDate>Mon, 24 Oct 2016 03:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2018-04-11T08:49:46.897+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kayıp Şehir-şiir aşk</category><title>Kayıp Şehir</title><description>&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://kursunsabriomer.blogspot.com/-I6zudie-KXU/WC3OrLF2H-I/AAAAAAAADG8/Z_eCIEY2BjIug9ALzq8jOYJsCqBUaMCSQCLcB/s1600/%25C3%25B6mersabrikursun.%25C3%25A7%25C4%25B1nar%25C4%25B1ns%25C3%25B6zya%25C5%259Flar%25C4%25B1-Kayip%2BSehir-resimli%25C5%259Fiir.JPG&quot; imageanchor=&quot;1&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;483&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEja8jLSC1Fy5V3REy2w11rvaOfOziZbtP2CtrIsoLTJj6cYAScMGm4JFUJXZRHLmsv2BkiloCZ-PvxeHM4D6L2C8OSGOWwbjSCMnbJzMbJSANsdQfEB2ZHerwqI2TjpB7VviPDUar-1hT64/s640/%25C3%25B6mersabrikursun.%25C3%25A7%25C4%25B1nar%25C4%25B1ns%25C3%25B6zya%25C5%259Flar%25C4%25B1-Kayip+Sehir-resimli%25C5%259Fiir.JPG&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;comic sans ms&amp;quot;; font-size: 14pt;&quot;&gt; 
Günlerin içinden su gibi geçtim&lt;br /&gt; 
Ne o şiir bana geliyorum dedi&lt;br /&gt;
Ne ben ona ömür biçtim &lt;br /&gt;
Ne ben ona diliyorum dedim&lt;br /&gt; 
Nede o bana ömür kesti&lt;br /&gt;
Hayat yolunda böylece&lt;br /&gt; 
Geldi geçti koca bir ömür&lt;br /&gt; 
Belli değil ki kim neyi ne kadar biliyor&lt;br /&gt;
Bak şimdi adını sayıklayan dilimde&lt;br /&gt;
Harfler küskün düştü heceye&lt;br /&gt;
Dağıldı tarumar oldu tüm cümleye&lt;br /&gt;
Savruldu tek tek her biri&lt;br /&gt; 
Bir yana düştü&lt;br /&gt;
Bembeyaz sayfalarda&lt;br /&gt; 
Griden bozma bir hüzün&lt;br /&gt;
Dayanamadı erbabı kara kalem &lt;br /&gt;
Giryana düştü &lt;br /&gt;
Savruldu usumda düşler&lt;br /&gt;
Nisyana döndü&lt;br /&gt; 
Kör kurşunlar olup&lt;br /&gt; 
Şiryana düştü&lt;br /&gt; 
Bedensiz hayalin&lt;br /&gt; 
Anlamsız bakan gözümde &lt;br /&gt;
Süzülüyor bir rüya gibi geceye&lt;br /&gt; 
Gözlerinin rengini unuttuğum yerde&lt;br /&gt; 
Hecesi kaybolmuş ismi olmayan &lt;br /&gt;
Belki de adı konamayan&lt;br /&gt;
Uzaklarda bir şehirde&lt;br /&gt;
Yalnızlığın ılık, sessiz koyununda&lt;br /&gt; 
Hüzünlü çalan sazın telinde&lt;br /&gt;
Türküler hüzzamdan akar dilimde&lt;br /&gt;
Hasret kor gibi büyür bedenim içinde&lt;br /&gt;
Oysaki burası hüzün ülkesi değildir&lt;br /&gt;
Hüzün ülkesi benim yüreğimde&lt;br /&gt;
Bekliyorum ama neyi &lt;br /&gt;
Niçin niye kim bilir&lt;br /&gt; 
Uzaklarda, belki Fizan’da&lt;br /&gt;
Çok uzaklarda bir yerlerde&lt;br /&gt;
Atan kalp, ab-ı revan olur yüreğime&lt;br /&gt;
Arada aşılması güç sıra sıra&lt;br /&gt;
Kafdağları olsa da&lt;br /&gt;
Sonu gelmeyen &lt;br /&gt;
Dikenli yollar önümde bolsa da&lt;br /&gt;
Hissederim geceleri&lt;br /&gt; 
Dudağını yanaklarımda &lt;br /&gt;
Ilgın ılgın esen ılık nefesini&lt;br /&gt;
Beklerim derviş sabrında&lt;br /&gt;
Biliyorum elbet bir gün&lt;br /&gt; 
Vuslatı getirecek&lt;br /&gt; 
Ve bu acı hasreti bitirecek&lt;br /&gt;
Biliyor musun sen ey! gelecek &lt;br /&gt; 
Hayallerimi gerçeğe kılacak olan&lt;br /&gt;
Yüreğimdeki buram buram &lt;br /&gt;
Dumanı tütüp duran&lt;br /&gt; 
Kor ateşin yanık kokusudur &lt;br /&gt;  
O sonsuz sevgimde ki basiretimdir&lt;br /&gt;
O benim aşkımın dik duruşudur&lt;br /&gt;
Hasretin cefalı külfetini çeksem de&lt;br /&gt;
Sevdanın en aziz olanını yaşarım&lt;br /&gt;
Kayıp âşıkların Göksu parkında &lt;br /&gt;
Aşina olunmuş sevgi kalıplarına&lt;br /&gt; 
Sığmaz bendime, taşarım&lt;br /&gt;
Sel olur çağlarım&lt;br /&gt;
Kayıp şehrin sokaklarında…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

23.10.2016 04.00- İZMİR(2)&lt;br /&gt;
Ömer Sabri Kurşun&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2016/10/kayp-sehir.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEja8jLSC1Fy5V3REy2w11rvaOfOziZbtP2CtrIsoLTJj6cYAScMGm4JFUJXZRHLmsv2BkiloCZ-PvxeHM4D6L2C8OSGOWwbjSCMnbJzMbJSANsdQfEB2ZHerwqI2TjpB7VviPDUar-1hT64/s72-c/%25C3%25B6mersabrikursun.%25C3%25A7%25C4%25B1nar%25C4%25B1ns%25C3%25B6zya%25C5%259Flar%25C4%25B1-Kayip+Sehir-resimli%25C5%259Fiir.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-6021206954907588584</guid><pubDate>Tue, 11 Oct 2016 18:53:00 +0000</pubDate><atom:updated>2016-10-28T16:41:04.115+03:00</atom:updated><title>Yaşamak</title><description>&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Yaşamak
nedir diye sorsalar; “keyif almaktır küçük küçük şeylerden”
diye yanıt veririm...
&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;
&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;İçinizde bazılarınız bütün
pesimistliğiyle “&lt;i&gt;dünyada açlık var, savaşlar var, işsizlik
var, yoksulluk var; hangi keyiften bahsediyorsun?&lt;/i&gt;” diye karşı
koyacaktır bu söylemime &amp;nbsp;muhtemelen. Küçük küçük şeylerden keyif
alamazsak, nasıl insan olacağız oysa?&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;İnsan olmayı başaramazsak
nasıl dönüştüreceğiz dünyayı iyiye güzele doğru?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&amp;nbsp;Ben
istiyorum ki, hayata pozitif bakabilmek, domino taşı etkisiyle dalga dalga yayılsın.. &lt;/span&gt;
&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Öyle
“&lt;i&gt;özel teknemle denize açılayım, sefam olsun!&lt;/i&gt; “ ya da “
&lt;i&gt;hafta sonu Yunan adalarına gidip biraz eğleneyim&lt;/i&gt;” gibi maddiyata
dayanan keyiften söz etmiyorum zaten ben.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Benim
söylediğim, yağmur yağdıktan sonra hissettiğim
ferah toprak kokusu gibi güzellikler, çayıma kattığım
karanfilin lezzeti gibi küçük değişiklikler, camdan bakarken
yoldan geçen arabadaki küçük çocukla kurduğum göz temasının
verdiği mutluluk.. Yani ben küçük mutluluklardan söz ediyorum en başta da söylediğim gibi..
Sevdiğim yazarın yeni çıkacak kitabını sabırsızlıkla
beklemek, dün “&lt;i&gt;kaç gündür yazmayıp, takipçilerini mağdur
ediyorsun&lt;/i&gt;!” diye bloğuma yazılan serzenişli yorum, uzaktaki
sevdiğim bir insana bir paketin içinde yeşil çay tomurcukları,
kabuk tarçın, karanfil ve küçük bir çaydanlığı paket yapıp
yollayışım... O&#39;nun bu hediyeyi aldığı andaki yüz ifadesini hayal ederek mutlu oluşum..&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Bütün
bu girizgahın tek nedeni var aslında; &amp;nbsp;size “mutlu pazarlar”
diyebilmek.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;Cemal
Süreya, “Aşk” adlı şiirinde;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot;&gt;
&lt;b&gt;“..&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;Bir parça ekmeğin,&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;Bir kaç
zeytinin başınaydı doymamız..” &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;der.. &amp;nbsp;Varsa durumunuz, mükellef bir pazar kahvaltısı da
hazırlayabilirsiniz elbette. Yoksa da üstadın dediği gibi zeytin
ekmek de yeter, yanında sıcacık çay olsun bir de..&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;İç
huzurunun kahvaltı sofrasındaki peynir çeşitleriyle bir alakası
var mı? &lt;/span&gt;
&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;YOK!&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Bir
evin “yuva” olabilmesinin, içindeki eşyaların kalitesi ile bir
alakası var mı?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;YOK!&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;İnsan
olmanın, dahası insan olabilmenin, bulunduğunuz kariyer basamağıyla
ilgisi var mı?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;HEM DE
HİÇ YOK!&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;O
halde bu gün atın içinizdeki olumsuz düşünceleri bir yana.. Yaşama farklı
gözlerle bakmaya çalışın. Yaşamsal kaygılarınız varsa da -ki hepimizde var- “boş verin!” demiyorum, “ nasıl çözüm üretirim?”
noktasında yorun kafanızı,&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;“neden böyle oldu?” demek yerine!&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;Çok
mu romantik geldi bütün bu söylediklerim, “ ne zırvalamış
pespembe” der misiniz emin değilim; ama bildiğim bir şey var ki,
bu gün pazar! &lt;/span&gt;
&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;Biraz
relaks olalım, kızgın soluklarımız bir durulsun, azıcık
beynimize oksijen gitsin! Yarın için kaygılanmadan bu gün biraz
da olsa anı yaşamaya çalışalım, ne dersiniz?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;
&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Sevgiyle kalın..&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;clear: both;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2016/10/yasamaknedir-diye-sorsalar-keyif.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-8401133577487757972</guid><pubDate>Sun, 26 Jun 2016 04:25:00 +0000</pubDate><atom:updated>2016-10-05T16:08:26.465+03:00</atom:updated><title>  Göz Bir Güzele Düştü</title><description>&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhjzh1vuLg8E89upOEl9238rM1g40dzr9FKorzNo2hRtsCVJt7W3SLv0M-TADEjg3hLXMkzGQfKkWDy8yLxkeNf3Pt8mIF7uhvgCIEGKEWSrEkWskZ_K1eysDN49ffjZNAVYU1jLqBnK4Yp/s1600/%25C3%25B6mersabrikursun.%25C3%25A7%25C4%25B1nar%25C4%25B1ns%25C3%25B6zya%25C5%259Flar%25C4%25B1-Bir+%25C3%2587ift+G%25C3%25BCzel+G%25C3%25B6ze-resimli%25C5%259Fiir.JPG&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhjzh1vuLg8E89upOEl9238rM1g40dzr9FKorzNo2hRtsCVJt7W3SLv0M-TADEjg3hLXMkzGQfKkWDy8yLxkeNf3Pt8mIF7uhvgCIEGKEWSrEkWskZ_K1eysDN49ffjZNAVYU1jLqBnK4Yp/s400/%25C3%25B6mersabrikursun.%25C3%25A7%25C4%25B1nar%25C4%25B1ns%25C3%25B6zya%25C5%259Flar%25C4%25B1-Bir+%25C3%2587ift+G%25C3%25BCzel+G%25C3%25B6ze-resimli%25C5%259Fiir.JPG&quot; width=&quot;400&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2016/06/goz-bir-guzele-dustu.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhjzh1vuLg8E89upOEl9238rM1g40dzr9FKorzNo2hRtsCVJt7W3SLv0M-TADEjg3hLXMkzGQfKkWDy8yLxkeNf3Pt8mIF7uhvgCIEGKEWSrEkWskZ_K1eysDN49ffjZNAVYU1jLqBnK4Yp/s72-c/%25C3%25B6mersabrikursun.%25C3%25A7%25C4%25B1nar%25C4%25B1ns%25C3%25B6zya%25C5%259Flar%25C4%25B1-Bir+%25C3%2587ift+G%25C3%25BCzel+G%25C3%25B6ze-resimli%25C5%259Fiir.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-2618458983808292111</guid><pubDate>Sun, 19 Jun 2016 05:09:00 +0000</pubDate><atom:updated>2019-06-23T08:38:00.422+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Sitem-Günce yazım-Ömer Sabri Kurşun</category><title>Sitem</title><description>&lt;a href=&quot;https://kursunsabriomer.blogspot.com/-PDjg7IuDCBQ/XQ8MII1DhsI/AAAAAAAAKVc/Znu3BTgV4S8VJehcUX-hsD6QwmCYQvbnQCLcBGAs/s1600/omersabrikursun.cinarinsozyaslari.-Sitem-.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;554&quot; data-original-width=&quot;411&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhT1G3ggtQ7uk_mCFYVVbbe3uRHjZWSah0g9LhdqV9stjPDWVvCMGEsZT-O5FKf8DiGBD5KjFSEQDG-a7ZKjbEsCXGzEk7AmYEFV5IpUD8wurOnCPdPDa2Vn0ZdUa_uxppXX-Q2dGyemM_b/s1600/omersabrikursun.cinarinsozyaslari.-Sitem-.jpg&quot; title=&quot;*Ömer Sabri KURŞUN*19.06.2016-Sitem &quot; /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;comic sans ms&amp;quot;;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Dostlara gün/ aydın olsun…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Gün/aydınlığı bir umutla başlar her güzel gün için ama bana dün gibi bu gün, hem de sabah keyfim olan bir kahve ile güzel başlamıyordu bu sabah... &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Gülücükler etrafımı sarmıyordu. İnsan en çok neyi özleyeceğini hiçbir zaman bilmiyordu. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Yine aynı sabah… Yine her sessiz duygu haykırıyor içimde, ruhumu sarıyor ve adeta yakıyor tenimi güneş gibi. Rüzgâr oluyor sonra, sarmalıyor bütünümü. Nefes alamıyorum ve ve… &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
İşte Güneş acımasızca doğuyor yine bu sabah kızgın mı kızgın, alevden bir top gibi yakıyor sabahın bu saatinde… ama bir dostun yaptığı gereksiz sitemi kadar yakmıyordu nedense… &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Neyse elbet her unutulan gibi bu da unutulur ve her sönen yangın gibi bu yangında söner. Alışkındır bu yürek dostun yaktığı yangınlara… &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Dedik başladık güne haydi uğurlar ve yeni umutlar getire…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Gün güzel olunca umut da özel olur. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Her yeni gün size umut getirsin. Umudunuz sevgi, sevginiz sonsuz, sabahınız mutlu olsun. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;
Öyle güzel bir gün geçirin ki; olmaz dediğiniz olsun, bitmez dediğiniz bitsin, sabrettiğinize değsin ve yüzünüz hiç gülmediği kadar gülsün deyip, bu &lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 17.3333px;&quot;&gt;&lt;b&gt;girizgahtan&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&amp;nbsp;sonra Hz. &lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 17.3333px;&quot;&gt;&lt;b&gt;Mevlana&#39;nın&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;deyişleri ile başlayalım bu günün güncesi “SİTEM” yazıma dostlarım…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Gönlüm dilime sitem eder, &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Dilim gönlüme küser. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Gönlüm der ki dilime, &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Hissettiklerimi neden, &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Anlatamıyorsun? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Dilim der ki gönlüme, &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 17.3333px;&quot;&gt;&lt;b&gt;Anlatamayacakları mı&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;, &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Ne diye hissedersin ki!,, Demiş Hz. Mevlana&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

SİTEM&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Benim hiç mi sitem edecek durumum yok çevreme. Neden bana sitem ederler ki. Ama ben sitem etmem; Mevlana’nın dediği gibi anlatmayacaklarımı ne diye hissedersin, karşındaki anlamayacaksa…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Hep aynı cümle ile başlarlar bizi unuttun, yahu durun neyi unutmuşum, siz unutulacak biri olarak görüyorsanız kendinizi geçmiş ola zaten unutulmaya mahkûmsunuz demektir. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Eğer benimle koptuğunu düşünüyorsan bir zahmet sen adım at, aç bir telefon ya da at bir mesaj çok mu zor. Ben şimdiye kadar kimi tersledim ya da hak etmediği halde kime laf giydirdim? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt; 
Bir düşün sitem ettiğinin de vardır bir sıkıntısı. Sitem etmeden önce madem sitem edecek kadar kendini bana yakın görüyorsun sor bakalım bana neler olmuş. Sormadan sitem ediyorsan derim ki: &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
İyi günlerde çok arkadaşın olabilir, önemli olan zor günlerde yanında olanı görmektir. Zor günümde yanımda olan arkadaşımdır... &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Sitem etmek içimizdeki boşluk duygusunun büyüklüğüne işaret eden, kalbi soğutan bir davranıştır. İçerdiği beklenti yükünden ötürü sitem edilen kişinin kendisini yetersiz hissetmesine neden olur. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Sitem, kendinde hak görmektir. Kendini alacaklı hisseden insan sitem eder ve kimsenin bize borcu olmadığından sitem edilen kişinin kalbi buz gibi olur. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Sitem etmek diğerini zorlamaktır. Verebileceklerinden daha fazla ihtiyaç duymak bir sorundur. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;Ama işte gel gör ki bu dünya böyle. İnsanlar kendi sebebiyet verdikleri nedenlerle bir şeyi kaybedince ya küfür eder, ya da sitem eder…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Ama şunu düşündüğümü anlamaz bir şey söylerken. “Düşmanlarım bile bana saygı duyarken bazı arkadaşlarımın, arkamda yaptıkları saygısızlık düşmanlarımı bile utandırıyor…”&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Neden sitem, niçin sitem, anlamadan, sormadan…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Neden insan insanı yanlış anlar ve sürekli sitem eder ki? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Nedenini sorduğunda da vereceği cevap basittir… “Ben öyle anlatmadım, sen öyle anladın. “&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
“Benim aklımdan senin öyle anlayacağın geçmemişti ki.” Hiç aklıma gelmediği yerden yakalandım yani. “&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Ama bu senin beni nasıl dinlediğinle veya kafanda/gönlünde o an ne vardıysa onunla da ilgili değil mi?
Peki; her şeyi anlatıldığı gibi mi anlamak gerekir? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Herkes nasıl isterse öyle anlasa ne olur mesela? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt; 
Yani bazen: “Sana ne!” ya da “Bana ne!” deyip geçilemez mi? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Herkesin hayatı, kendi anladığı şekli ile kabul edilemez mi? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Sitem edilmeden yaşanamaz mı? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Sitem etmek bir çeşit hastalık mıdır? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Sitem etmek bir hastalıksa bununla nasıl uğraşılmalıdır? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
İlacı var mıdır? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Varsa adı nedir, yan etki yapar mı? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Sitem etmeyen insanların çoğalması için neler yapılabilir?&lt;br /&gt; Kim bunları cevaplar, kim itiraf eder kendi kendine sitemci olduğunu ve vazgeçer bu alışkanlığından... &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Ben bana sitem edilmesini hiç sevmiyorum. Sitem etmiyorum. Etmemek için elimden geleni yapıyorum. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt; Her yapabildiğim veya yapamadığım şey için sürekli açıklama yapmak zorunda olduğumu hissetmek de feci yorucu…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Ha diyeceksiniz ki şimdi kim bana böyle hissettiriyor? Veya hissettirdi? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Belirli bir isim yok. Havada oluyor o sitem havası bazen. Ya da ben hassasiyetten sanki öyle anlıyorum. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Alın bu da benim yanlış anlama sanatım! Yük oluyor insana gereksizce böyle şeyler. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
İlişki tüketen davranış şekilleri bunlar. Her şeyin mutlaka sana veya bana göre işime gelen, beni veya seni mutlu eden, rahatlatan bir açıklaması olması şart mı? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Değil_____________ Onun adı dayatma__________&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Ne senin, ne de benim işime gelmemiş. O gün, o koşul ve o şartlar altında, olay o şekilde cereyan etmiş, bitmiş gitmiş kardeşim. Olanla biteni tartışmanın, sürdürmenin ne faydası var? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Alınacak dersi olmuştur kesin; ama o başka! &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Madem öyle hala daha neden insanlar sitem ederler peki? Sitem edene de sitem edilebilecek bin tane konu olduğunu düşünmüşler midir? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
İnsan sitem etme hakkını nasıl görür hiç anlamıyorum. İnsanlar eleştirmek, fikir yürütmek ve sitem etmek arasındaki farkları karıştırıyorlar gibi. Sitem bazen çok acımasızca ve haksızca acıtan bir diken… 
Batar bir yerine tıpkı denizkestanesi gibi, çıkar çıkarabilirsen derinden. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Ucu görünür iğnenin; ama ulaşamazsın. Ne ara nasıl battığı da bilinmez. Kara kara durur orda, sızlar.
Acısı durdukça koyar. Sitem edilen kişinin elbet vardır kendince haklı bir nedeni. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Anlamak lazım, bazen bırakmak, boş vermek lazım…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Bazı insanlar bayılıyorlar sitem edip can acıtmaya. Onlar sanki hayatta her şeye sinirli olan insanlar. 
En başta da kendilerine!. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Kendilerine olan kızgınlıklarını sitem olarak yansıtıyorlar; sana, bana, etraflarındaki herkese. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Kendilerini asla senin yerine koymuyorlar. Kimse sitem etmesin. Kimse de alınmasın. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Samimi olunsun, samimiyet olsun. Anlayış olsun. Güven olsun. Varmıştır bir sebebi olsun. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Ne sitem eden etmek için yorulsun, ne de sitemi gören almak zorunda kalsın. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Sitemin siyah ince dikeni batmadan ayağa, ayaklarımız sağlam olsun. Diyesim var bazen şu sözleri ama demiyorum gönlüm el vermiyor; “Veda ettim beni üzenlere! Huzursuzluk verenlere, iğneleyip yaralayanlara, hoşça kalın ve siz her neredeyseniz orada kalın!..” Çünkü benim sırlarımı ancak dostlarım bilir, dostum eğer ki sırlarımı başka bir dostuna söylüyorsa dost olamamışız demektir… &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Ne üzgünüm, ne de kırgınım. Yorgunum sadece. Kendime bile tahammül edemezken, nasıl katlanayım beni anlamazlara, kendimi nasıl anlatayım… &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
İsteyen yanımda, istemeyen yolundadır. Yüreklerde ünlem, akıllarda soru işaretiyim. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Anlayana çok, anlamayana az gelirim. Benim hiçbir kaybım olmaz. İsteyen yanımda, istemeyen yolundadır. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Dikkatimi çekmez kimse, ben dikkat çekerim işime gelirse. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt; 
Kalbimde bir çok kişinin adı var; Kiminin altı çizili, kiminin üstü!!.. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
HOŞÇAKAL demek isterlerse hiç durmasınlar…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Ama bunun Merhabası olmayacak unutmasınlar…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;

Haydi gönlüme taht kurmuş dostlarım; sevin, sevilin, hayat sevince güzel ve diyelim ki her bir cümleye; hep bir ağızdan; atalarımızdan emanet aldığımız bu Vatanın sahipleri yalnızca bu Vatanı karşılıksız seve bilenlerdir…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Kim; Barış adına, Sevgi adına, İnsanlık adına yoklama alırsa, Ben; ‘Buradayım.’ &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Gönül soframdan gönül sofranıza sevgi ve muhabbet dolsun bu güzel Pazar sabahı…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;


19 Haziran 2016 &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
Ömer Sabri Kurşun&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;
#öskurşun#&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;
&lt;img src=&quot;https://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2016/06/sitem.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhT1G3ggtQ7uk_mCFYVVbbe3uRHjZWSah0g9LhdqV9stjPDWVvCMGEsZT-O5FKf8DiGBD5KjFSEQDG-a7ZKjbEsCXGzEk7AmYEFV5IpUD8wurOnCPdPDa2Vn0ZdUa_uxppXX-Q2dGyemM_b/s72-c/omersabrikursun.cinarinsozyaslari.-Sitem-.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-7354403216582018437</guid><pubDate>Sun, 12 Jun 2016 19:39:00 +0000</pubDate><atom:updated>2016-06-12T22:39:32.396+03:00</atom:updated><title>&quot;Solum Boş Benim&quot; HİCAZ- GÜFTE: Ömer Sabri KURŞUN. BESTE: Ramazan AKCA. ...</title><description>&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; frameborder=&quot;0&quot; height=&quot;270&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/v_98fNZy_xM&quot; width=&quot;480&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2016/06/solum-bos-benim-hicaz-gufte-omer-sabri.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/v_98fNZy_xM/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-6453194760061626124</guid><pubDate>Wed, 18 May 2016 05:19:00 +0000</pubDate><atom:updated>2019-07-26T15:23:03.051+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Günce yazı- Ömer Sabri Kurşun: Güneş Gibi Ol</category><title>Güneş Gibi Ol </title><description>&lt;br /&gt;
&lt;a href=&quot;https://kursunsabriomer.blogspot.com/-zKtKTaxxe7M/XN-Xg63l8MI/AAAAAAAAKSc/a2Fm2UG5wFYyXPnB2kV5vREePCK9PHu2ACLcBGAs/s1600/omersabrikursun.blogcu-GunesGibiOl.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;684&quot; data-original-width=&quot;522&quot; height=&quot;640&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiZ9xt0OmMOuKXhjX0EdECwdd_rQNvBZHWpoE3YqKKggrFapxp54OlZUBYbYiaEyySa8vGRCZCxDsQDAkgYCGBBcytB24LJ-P0iKnTDoGu9wY7dI5yYv01dDj6I_JDps-uP-ltPF-y76th3/s640/omersabrikursun.blogcu-G%C3%BCne%C5%9F%20Gibi%20Ol.jpg&quot; title=&quot;*Ömer Sabri KURŞUN*18.05.2016-Güneş Gibi Ol&quot; width=&quot;488&quot; /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;comic sans ms&amp;quot;; font-size: 13pt;&quot;&gt; 


“Parlak Güneş tan yerinde durdukça, ışığı her eve misafir olur…” Demiş Hz. Mevlana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Parlak Güneş, gövdesinde top atışıyla büyük bir delik açılmış bir savaş gemisi ya da derin bataklık çamurları üzerinde çılgınca çırpınan bir at gibi her gün baş döndürücü bir hızla batar ve ufkun bilinmeyen dibini boylar.&lt;br /&gt; Güneş batarken farkına varırız ki bugün de hayatta kaldık ve aklımıza, şansımıza ve de evrene teşekkür ederiz!&lt;br /&gt; Bu üç şey bu mucizeyi mümkün kılmıştır! Evet, hayatta kalmak bir mucizedir! &lt;br /&gt;
Ama bu mucize Dünyaya gidişinde ve gelişinde tek başına değildir güzelliğini göstermek için.&lt;br /&gt;
Ağaçlar, dağlar, sisler ya da yağmurlar olmaksızın Güneş kendi büyüsünü yaratamaz!&lt;br /&gt;
Ağaçlar, dağlar güneşin batışını selamlar, güneşin batışı da ağaçları selamlar ve biz her ikisini de selamlarız!&lt;br /&gt; 
Güneşin batışı, gecenin açılış müziğidir. Evrenden gelen sihirli ve lirik, mucizevi bir müzik…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Güneş batmalıdır ki onun doğuşunu arzulayalım! Ve özleyelim kavuşmak için.&lt;br /&gt;
Güneş sonsuz evrendeki evine çekilince ne mi olur? Batar ve karanlık bir zindan gökyüzüne asılmış binlerce yıldan gelen parlak ışıltılar, gece boyu bir sessizlik ve yalnızlık ve özlem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Sabah güneşinin pırıltılarla doğduğu o muhteşem an, antik zamanlarda Güneşi bir Tanrı olarak görüp bütün ruhlarıyla ona tapanlara hak verilecek bir zamandır.&lt;br /&gt;
Sabah güneş harika bir şekilde parıldadığında, zihnimizdeki gölgeler bile kaçmaya başlarlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Bu Güneşe sahip olmak istiyorsan önce mumu anlamalısın.&lt;br /&gt;
Güneş büyük bir sanatçıdır; o kadar yeteneklidir ki çok çirkin bir şehrin çok güzel görünmesini sağlayabilir!&lt;br /&gt;
Güneşin doğuşu doğada muhteşem görünür; güneşin doğuşu fotoğraflarda muhteşem görünür; güneşin doğuşu rüyalarımızda muhteşem görünür; güneşin doğuşu tablolarda muhteşem görünür, çünkü o gerçekten muhteşemdir!&lt;br /&gt; 
Güneşin mevsimlere, Dünya’da bulunduğumuz konuma, anlık bulut durumuna göre bizi aydınlatma süresi değişir.&lt;br /&gt; İnsanların da aynı bu şekilde o an yaşadıklarına, bize verdikleri değere ya da bakış açısına an yaşadıkları bir olaya göre yaklaşımı değişebilir. Kişilerin iyiliklerini güneşin aydınlık, sıcak ve güzel görüntüsüne benzetirsek eğer yaklaşımlarımız daha mantıklı ve sabırlı olur.&lt;br /&gt;
Kişinin gün süresi ne kadar uzun olursa olsun gün batımında karşılaştıklarının yargısı ‘kötü’ olacaktır.&lt;br /&gt; Aynı şekilde günü kısa bireylerin gününe de denk gelebilmek mümkündür. &lt;br /&gt;
Peki güneşi batırmamak mümkün değilse sabırlı olup güneşin doğmasını mı beklemeli yoksa kolay yoldan yargılamalı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Buradan yola çıkarak Tam iyi/kötü, kesin doğru/yanlış yoktur diyebiliriz. Empati bizi bu tür sorunlardan kurtaracak sihirli anahtarımızdır. Ne kadar empati yaparsak o kadar güneşe yaklaşırız, aynı zamanda da bizim güneşimizin süresi artar.&lt;br /&gt; Tabi bu koşulsuz iyi niyetle empati yapmanın diğer bir ödülü de karşımıza ‘’kişinin etkisiyle günün uzayıp kısalması’’ şeklinde çıkabilir.&lt;br /&gt;
Bilmemiz gereken en önemli şey: ’Bireyin en iğrenç rüyalarını, düşüncelerini, en saf temiz duygularını, iyiliklerini kendisinden başka kimse bilemez, bunları bilmeden yargılamak ta bizi yanlıştan başka bir sonuç vermez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Bugün bir karar verip dışarı çıkıp çevredekileri yargılamayalım, ne olursa olsun, abartılı korna çalabilir, kötü kokuyor olabilir, yanınızdan geçerken omuz atıyor olabilir...&lt;br /&gt; Bu örnekler çoğaltılabilir ama yapmamız gereken tek şey o kişinin bir sorunu olabileceğini düşünerek hoş karşılamak, emin olun en kısa sürede meyvelerini toplayacaksınız.&lt;br /&gt;
Epiktetos’un şu sözleriyle kalemi bir kenara bırakıp güne ve size hoş kalın, hoşça kalın, dostça kalın diyorum.&lt;br /&gt; 
Şunu hiç unutmayın dostlar; Güneş, ışık ve sıcağından başkalarını faydalandırmak için kendine yalvarılmasını beklemez.&lt;br /&gt; 
Sen de güneş gibi ol, beklenilen iyiliği istenilmeden yap…&lt;br /&gt;
İçten günaydınlar ve selamlamalar hayatımızdan eksik olmasın… &lt;br /&gt;
Gönül soframdan gönül sofranıza sevgi ve muhabbetle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

18 Mayıs 2016&lt;br /&gt; 
Ömer Sabri Kurşun&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;img src=&quot;https://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2016/05/gunes-gibi-ol.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiZ9xt0OmMOuKXhjX0EdECwdd_rQNvBZHWpoE3YqKKggrFapxp54OlZUBYbYiaEyySa8vGRCZCxDsQDAkgYCGBBcytB24LJ-P0iKnTDoGu9wY7dI5yYv01dDj6I_JDps-uP-ltPF-y76th3/s72-c/omersabrikursun.blogcu-G%C3%BCne%C5%9F%20Gibi%20Ol.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7611530051032679939.post-75073823138829569</guid><pubDate>Sun, 15 May 2016 17:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2022-05-16T08:29:57.949+03:00</atom:updated><title>Bir Satırlık Yazı</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://kursunsabriomer.blogsopot.com blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjHagbp5XFrfEs-gseSFFafdOiMhUrFulj_wkV1b3pk6b8bdNhAnp194MtHhdAOxoOtvXVko33deWt-mk4V3_3uQRsAlHWLDTbVORWdsYBKaFrahM7N4cVcdPXLYpO0ySLVNRiNQxAWXUGqkZAwcZem_UGMNfSluoFutDXM4tT-48RVv2gK8LfJOD8GEQ/s605/omersabrikursun.cinarinsozyaslari.BirSatirlikYazi.JPG&quot; title=&quot;*Ömer Sabri KURŞUN*15.05.2016- Bir Satırlık Yazı&quot;style=&quot;display: block; padding: 1em 0; text-align: center; &quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; width=&quot;400&quot; data-original-height=&quot;401&quot; data-original-width=&quot;605&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjHagbp5XFrfEs-gseSFFafdOiMhUrFulj_wkV1b3pk6b8bdNhAnp194MtHhdAOxoOtvXVko33deWt-mk4V3_3uQRsAlHWLDTbVORWdsYBKaFrahM7N4cVcdPXLYpO0ySLVNRiNQxAWXUGqkZAwcZem_UGMNfSluoFutDXM4tT-48RVv2gK8LfJOD8GEQ/s400/omersabrikursun.cinarinsozyaslari.BirSatirlikYazi.JPG&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;comic sans ms&amp;quot;; font-size: 13pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
Oysa gözlerinden o kadar emindim, baktığında beni seviyor sanmışım.&lt;br /&gt;
Meğer bir satırlık yazıymışım silindim, söylediğin sözlere nasıl kanmışım.&lt;br /&gt;
Hani dilinde söylediğin her yemindim, yalan yeminlerine boş yere yanmışım.&lt;br /&gt;
Bir satırlık anlamsız yazıydın dediğin, seven bir yürekti yalan söylediğin.&lt;br /&gt;
Sana can adamış canı ez geç ne anlamı var, zaten yıllarca yalan bir sevdayı anmışım.&lt;br /&gt;
Akıl defterinde kalsın bu satırı silme, “ben yoksam senin isminin ne anlamı var...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

İnsan ömrü bir kitap misali değil midir?..&lt;br /&gt;
Kimininki bir satırlık, kimininki yüzlerce sayfalıktır.&lt;br /&gt;
Tek ortak noktaları bir gün biteceğidir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Aşk gibi bitecektir, yalana kurgu sevda gibi bitecektir.&lt;br /&gt;
Eskitir zaman ve aynı kalacak sandıklarını da eskitir tıpkı bir kalbin bir kalbe bıraktığı üç kelimelik zamana bırakılmış yazı________________ gibi… silinir gider…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Ama üzme sen kendini, inan bana; Bir bakacaksın ki, ona dair sende olan her şey sadece alışkanlık. &lt;br /&gt;
Sevgi bitmiş, aşk bitmiş, huzur gitmiş… Söyleme hala sevdiğini falan, zırvalama ağzında onu unutamadığına dair cümleleri; biliyorsun, unuttun. &lt;br /&gt;
Zor olmadı. Olmayacaktı, biliyordun. Uzak şimdi olduğu kadar uzak senden…&lt;br /&gt;
Gözünün önünde olmadığı için zorlamayacaksın. Yanmayacak canın, acımayacak içinde bir yerler, kendi yazdıklarını bile üzerine alınmayacaksın, her şarkı sana onu anımsatmayacak, gülerken aklından geçmeyecek, sabah kalktığında yalnızlık hissi duymayacaksın, özlemeyeceksin onu, fotoğraflarına bakıp okşamayacaksın yanaklarını, ağlamayacaksın onun için, sinirini başkalarından çıkarmayacaksın, ismi geçtiğinde içinde bir şeyler harekete geçmeyecek, olmayacak yazdığın yazılar ona. 
Tamam, belki bunların bir süre tersi olacak ama hepsini atlatacaksın zamanla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Canın mı acıyor, acır bir müddet. Ama geçecek. Yemin ederim atlatacaksın. &lt;br /&gt;
Hıçkıra hıçkıra ağladığın tüm gecelerin hesabını haykıra haykıra gülerek ödeyeceksin. Yemin ederim böyle olacak. Söz veriyorum. Düzeleceksin. Yanında olmayacak o ayrı. &lt;br /&gt;
Hissizleşeceksin gittikçe, hissizleşmiş de olabilirsin, kim bilir. &lt;br /&gt;
Aynalar ne kadar itici geliyor değil mi? İnsanlara uyuz oluyorsun. Çünkü ne halde olduğunu gram düşünmüyorlar, seni düşünüyorlar ancak akılları başka yerlerde. Gülümsüyorsun onlara, yalandan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Geçecek. Zor olacak ama geçecek. Yazmak artık rahatlatmıyor olsa gerek kalemi, kâğıdın üzerinde dolaşırken can yakar. Bir düşün sor kendine deki; Sahi, canın zerre umurunda mı acaba?.. &lt;br /&gt;
Düşünüyor mu seni?.. &lt;br /&gt;
“Acaba benim kadar onun da canı yanıyor mudur” diye sor kendine ve deki; geçmiş olsun. &lt;br /&gt;
Resmen unutmamak için direniyorsun. Nafile. İstesen de, istemesen de unutacaksın. Çünkü alışıyorsun. Elinde olmadan, sadece hayatında yeni biri olmadığı için üzüleceksin.&lt;br /&gt;
Gerçi hayatında biri olsun da istemeyeceksin, iğreneceksin bir süre onlardan. Sana ilgi gösteren herkese &quot;Sen de canımı yakacaksın biliyorum” gözüyle bakacaksın. &lt;br /&gt;
Yakacak. O da böyle yapmıştı. Önce yaralarını sardı, yanında oldu, seni dinledi, kendine güvendirdi, sevdirdi, bağladı, sonra da yaralarını yeniden kanattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

“Şimdi ne yapıyordur acaba? Uyuyor mudur, karnı aç mıdır, özlemiş midir biraz da olsa?” sorularından vazgeç. Onun adı geçtiğinde “beni ilgilendirmiyor artık” demeyi öğren. O güzelim şarkıların içine onu koyarak kendine eziyet etme. Ağlama sakın. O ağlamıyor, gülüyordur büyük ihtimal. Ya da bir başka yüreğe yazdı, yazıyordur belki de. Hayatında bir başkasının olduğunu düşünüyorsun, belki de eminsin, kendine yediremiyorsun. Uyuyor da olabilir, ama emin ol ağlamıyor. Sakın ağlama. Sakın. Hiç hak etmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

Atlatıyorsun değil mi?.. &lt;br /&gt;
İster istemez unutuyorsun, çünkü kendini sana hatırlatacak hiçbir şey yapmıyor. Bırak zaten yapmasında… Kapanmaya yüz tutmuş yaralarını yeniden mi açsın, kanasın mı istiyorsun…&lt;br /&gt;&lt;br&gt;

15.05.2016 &lt;br&gt;
Ömer Sabri KURŞUN&gt;,&lt;br&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/b&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/101/285E76E3AD25997D4A2A2686BD55D2F2.png&quot; /&gt;  </description><link>http://kursunsabriomer.blogspot.com/2016/05/bir-satrlk-yaz.html</link><author>noreply@blogger.com (Ömer Sabri KURŞUN)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjHagbp5XFrfEs-gseSFFafdOiMhUrFulj_wkV1b3pk6b8bdNhAnp194MtHhdAOxoOtvXVko33deWt-mk4V3_3uQRsAlHWLDTbVORWdsYBKaFrahM7N4cVcdPXLYpO0ySLVNRiNQxAWXUGqkZAwcZem_UGMNfSluoFutDXM4tT-48RVv2gK8LfJOD8GEQ/s72-c/omersabrikursun.cinarinsozyaslari.BirSatirlikYazi.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item></channel></rss>