<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/" xmlns:blogger="http://schemas.google.com/blogger/2008" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975</atom:id><lastBuildDate>Wed, 19 Mar 2014 21:19:03 +0000</lastBuildDate><category>RÖPORTAJLARIM</category><category>YAZILARIM</category><category>İLGİNÇ ŞEYLER</category><category>HABERLER</category><category>VIDEO</category><category>BEĞENDİKLERİM</category><category>BÜYÜKLERE MASALLAR</category><category>KAMPANYALAR</category><category>SANAT</category><category>GİDENLERİN ARDINDAN</category><category>KÜLTÜR</category><category>EDEBİYAT</category><category>INTERNET</category><category>KÖŞE YAZILARIM</category><category>KÜLTÜR-SANAT</category><category>MÜZİK</category><title>MEDYALOJİ</title><description>Okumayı Bilmeyen Bildiğini Okur...</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (KadınMedya)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>55</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-1817071174397980692</guid><pubDate>Fri, 19 Mar 2010 23:43:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-20T01:43:01.002+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">KÖŞE YAZILARIM</category><title>Sevilene Bir Mektup</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S6QL0tHL-rI/AAAAAAAAATs/otAMFXcUH8s/s1600-h/-k%C3%BCbra.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;200&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S6QL0tHL-rI/AAAAAAAAATs/otAMFXcUH8s/s200/-k%C3%BCbra.jpg&quot; width=&quot;133&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bu gün iki mektup okudum okuduğum iki mektup da koca yürekli iki insana aitti. Birincisi geçtiğimiz günlerde eşini kaybeden Radikal Gazetesi yazarlarından Kaan Sezyum’un, beyin kanaması sonucunda hayatını yitiren eşi için kaleme aldığı bir mektuptu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi ise benim çok sevdiğim dostum, ruhu arızalı kadınım benim, kaderdaşım Ayşenur Yazıcı’nın oğlu böbrek ameliyatlarının; 24 yıllık ömründe bilmem kaçıncısını olurken kaleme aldığı bir mektuptu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki mektubun özü; sırt sırta verilmiş, omuz omuza sırtlanılmış bir hayat içerisindeki sevginin nasıl yüce bir durum olduğunu gösteren mektuplardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaan’a, sabırlar dilerken, Ayşenur’umun oğulcuğuna şifalar diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birazdan okuyacağınız mektubu okurken ise dayanamadım, tüm bu durum karşısında sesiz kalmayı ve paylaşmayı planladım. Ayşenur’u aradım,”sadece seni seviyorum demek istedim koca kadın “dedim, Telefonu kapatırken ikimiz de ağlıyorduk. Kaan’ı aramaya elim gitmiyor. Yazdıklarını okuduktan sonra…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve okuduğum son mektup ise Karl Marks’a ait… Ve şimdi sizlerle paylaşma zamanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi bu gün hayatı sırtlandığınız, omuz verdiğiniz, ya da elini tuttuğunuz her kim ise, içinizden geçenleri, sakladıklarınızı, sadece içinize söyleyip de kimselerin bilmediği, ama aslında bilmesi gerekenin; duyması gereken saklanmışları, bastırılmışları aktarabileceğiniz, en sevdiğinize, sevgiliye, çocuğa, dosta, çiçeğe, böceğe, her neyse, ama en sevilene bir mektup da siz yazın… Beni de unutmayın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mektup yazanlarınız çok ve daim olsun…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Karl Marks’ın eşi Jenny’ye Mektubu&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Yürekten sevdiğim,&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Sana gene yazıyorum çünkü yalnızım ve çünkü kafamın içinde seninle konuşurken senin bunu bilmiyor ya da bana karşılık veremiyor olmana katlanamıyorum.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Kısa süreli ayrılıklar iyi oluyor, çünkü hep bir arada olununca her şey hiç ayırt edilemeyecek kadar birbirine benzemeye başlıyor.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Yan yana durduklarında kuleler bile cüceleşirken, alelade ve ufak tefek şeyler yakından bakınca kocamanlaşır. Küçük tedirginlikler onlara yol açan nesneler göz önünden kaldırıldığında yok olabilir.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Yan yanalık dolayısıyla sıradanlaşan tutkularsa mesafenin büyüsüyle yeniden büyüyüp doğal boyutlarına dönerler. Aşkım da öyle. Zamanın aşkımı tıpkı güneş ve yağmurun bitkileri büyüttüğü gibi büyütmüş olduğunu anlamam için senin bir an, sırf rüyada bile olsa, benden koparılman yetiyor.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Senden ayrılır ayrılmaz sana olan aşkım bütün gerçekliğiyle kendini gösteriyor: o, ruhumun bütün enerjisiyle yüreğimin bütün kişiliğini bir araya getiren bir dev. Böylece yeniden insan olduğumu hissediyorum çünkü içim tutkuyla doluyor.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Araştırma ve çağdaş eğitimin bizi kucağına attığı belirsizlikler ve bütün nesnel ve öznel izlenimlerimizde kusur bulmaya iten kuşkuculuk bizi küçük, zayıf ve mızmız kılıyor. Ama aşk Feurbachvari insana aşk değil, metabolizmaya aşk değil, proletaryaya aşk değil; sevdiğine aşk, yani sana aşk, insanı yeniden insanlaştırıyor…&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Dünyada çok dişi var, kimileri de çok güzel ama ben, her bir hattı, hatta her bir kırışığı bana hayatımın en büyük ve en tatlı anılarını hatırlatan bir yüzü bir daha nerede bulabilirim? Senin tatlı çehrende sonu gelmez acılarımı, yeri doldurulmaz kayıplarımı bile okuyabilir ve senin tatlı yüzünü öptüğümde acıyı öperim.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Hoşça kal canım. Seni ve çocukları binlerce kere öperim.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Senin, Karl…&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Manchester, 21 Haziran, 1865”””&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.skyturk.net/sevilene-bir-mektup/&quot;&gt;www.skyturk.net&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;background: none repeat scroll 0% 0% transparent; border: 0pt none ! important;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2010/03/sevilene-bir-mektup.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S6QL0tHL-rI/AAAAAAAAATs/otAMFXcUH8s/s72-c/-k%C3%BCbra.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-2236612505577533060</guid><pubDate>Thu, 18 Mar 2010 21:22:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-18T23:22:19.515+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">YAZILARIM</category><title>Ama Biraz Şey Ol!</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S6KZTrlg4nI/AAAAAAAAATk/FIGoHEZLJoU/s1600-h/-k%C3%BCbra.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;200&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S6KZTrlg4nI/AAAAAAAAATk/FIGoHEZLJoU/s200/-k%C3%BCbra.jpg&quot; width=&quot;133&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Başlığa bakınca, ya da üzerine düşününce acaba kimler neler düşünür doğrusu çok merak ediyorum. Ayrıca; bildirirseniz çok da memnun olurum. Yıllardır duyduğum “şey” nedir henüz bulamadım. Bu yazım üzerine bulan olur da bana da söylerse çok sevinirim. Uzun seneler oldu medya sektörünün çalışanıyım. Yıllardır duyduğum bu cümle de yine aynı sektördeki can dediğim arkadaşlarımdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittiğim iş görüşmelerinde, ya da çağırıldığım görüşmelerden sonra söylenilen işte bu cümle…”Ama canım sen de biraz şey ol. Adam şimdi koca televizyonun genel yayın koordinatörü. Sen öyle kaşını çatar oturursan adamın karşısında olmaz ki. Hem ne öyle boğazına kadar; her yerin kapalı giyinip gidiyorsun hiç olur mu; giy şöyle göğsü bağrı açık bir gömlek, kısa bir etek”…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok duydum bunları… Devamı da var…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kızım senin birikiminden adama ne, tecrübenden adama ne; iş biraz şey olmana bakar. Ama canım sen de biliyorsun bizim medya böyle işte, bu adamlar da böyle ne yapacaksın. Adama ne senin kitlenden, yeteneğinden adam biraz şeye bakar”…&lt;br /&gt;Bu cümleleri o kadar çoğaltabilirim ki tahmin edemezsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, bu cümleler niye bu kadar çok sarf edilir. Peki, bu bizim medya ya da televizyonlarımızın o değerli “biraz şey” olmam belirtilen patronları niye bu kadar goy goylanır? Nedir bu adamların özellikleri? Bu arada bu adamların bu teknik ve fiziksel özelliklerini test etmiş olanlar da varsa bu yazıyı okuyanlar arasında, onlar da bilgilendirirseler, cehaletimi mazur görün aydınlanmak isterim arkadaşlar…&lt;br /&gt;Ama biraz şey olmadan, bu sektörde iş yapamayacak mıyız? Ya da biraz şey olmadan mı “şey” oldu bu hanım efendiler, beyefendiler? Yoksa biraz “şey” oldular da, sonra “para ve ün” ile o “şey” oldukları “şeyin” üstünümü örttüler de bu kadar saygın oldular. Peki, bu iş için hep mi uzun bacak ve sarı saç gerekmektedir. Sektörden sevgili, koca, amca, dayı mı bulmak gerekmektedir. Bu ahlaksız adamların tek derdi “kızların ama biraz şey “olanları ile iyi işler yapıp, kaliteli vakitler mi geçirmekmiş dertleri?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son dönemde görüp tanıdığım, ya da beni iş teklifleri ile görüşmelere çağıran sözde televizyon patronlarının hep mi ahlaksız olanları benim karşıma çıktı bilmem ama önceden de çok duyduğum bu cümleyi daha fazla içimde taşıyamadığım için sizlere anlatmak istedim. Anlatmak istedim çünkü son dönemde medyada var olma çabası içinde bulunmaya çalışan bu kuruluşların bu ne idüğü belirsiz patronları; krizi de bahane ederek sömürünün hat safhalarını geçmişler görüyorum ki. Düşük bütçelerle taze kızları tavlayıp, üç beş gün ekranda tutup bir de üzerine dostu postu olmazlarsa, yol verdikleri birçok hikâye duydum, gördüm. Bütün ahlaksız tutumları da içlerinde barındıran bu adamlara “ama biraz şey olan “hatun arkadaşlar da tabi çanak tutmuş, ortalık zıvanadan çıkmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mudur, evet gerçekten budur gördüğüm, duyduğum, tanık olduğum olaylar. Kervanın içinde olup tüm bunların içinde olup kervanın gerisinden gideyim aman diyorsanız, bilemem… Bildiğim şudur “beyler, bayanlar, kusura bakmayın “ama biraz şey olamayacağım”.Bu cümlenin alt yazısı şudur ama biraz işin o…   ol diyorsunuz açıkça. Erkek egemen bu sektörde zaten uğraştığımız bir ton sorunumuz var bir kadın olarak ancak kusura bakmayın beyler ben sizin libidonuza göre yön alacak biri değilim. Keşke benim kadar adam olabilseniz ama sizde ar damarı çatlamış olduğundan size bunu da söyleyemiyorum. Allah müstahakkınızı verecektir. Ha bu arada sizin Allahınız ile muhtemelen benim inandığım Allah da farklı… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha ne yazayım bilemedim…&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.skyturk.net/ama-biraz-sey-ol/&quot;&gt;&lt;br /&gt;www.skyturk.net&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;background: none repeat scroll 0% 0% transparent; border: 0pt none ! important;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2010/03/ama-biraz-sey-ol.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S6KZTrlg4nI/AAAAAAAAATk/FIGoHEZLJoU/s72-c/-k%C3%BCbra.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-2017232073327613009</guid><pubDate>Mon, 01 Mar 2010 11:56:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-01T17:56:29.017+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">MÜZİK</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">RÖPORTAJLARIM</category><title>Kübra Doğru &amp; Bedia Akartürk Röportajı</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S4urB1OHUNI/AAAAAAAAAS8/7RAqRLlX3xY/s1600-h/K%C3%BCbra+Do%C4%9Fru-Bedia+Akart%C3%BCrk1.JPG&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; kt=&quot;true&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S4urB1OHUNI/AAAAAAAAAS8/7RAqRLlX3xY/s320/K%C3%BCbra+Do%C4%9Fru-Bedia+Akart%C3%BCrk1.JPG&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;b&gt;Avuç kadar bir kadın…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Yıllarca ekran aracılığı ile izlediğim bir sanatçı. Her sanatçı kadar önemli ve değerli. En son yaptığım televizyon programında iki yıl önce konuğum olması için davet etmiştim. Kendisi ile ilk defa tanışacaktım. Çocukluk yıllarımdan bugüne kadar, sevdiğim, saydığım, kıymetlilerimin hepsini bu program vesilesi ile yakından tanımıştım. Bedia Hanım da o isimlerden biriydi. Heyecanla kendisini karşılayacağımız zamanı beklemeye koyulmuştuk. Asistanım, yönetmenim hepimiz evimize gelecek misafirimiz için organize olmuştuk. Her zamanki saatimizde stüdyoya, yine her daim olduğu gibi gelmiştik ki, daha kapıdan içeri girdiğimde görevliler ”Kübra Hanım, konuğunuz geldi, genel yayın yönetmenimizin odasında sizi bekliyor ”dediler. Odaya yöneldiğim de tüm katları seslendiren bu avuç kadar kadının sesini duydum. Sarıştık, seviştik, öpüştük… Öğrendim ki anlaştığımız saatten tam iki saat önce, şoförümüzle anlaşmış ve gelmiş. Sabahın altısında… Gelmiş, mutfağa girmiş, çayını yapmış, sesini ısındırmış, üzerine kostümünü giymiş, yöneticimizle birlikte kahvaltısını etmiş, tam tekmil hazır bendenizi bekliyorlar. Mahcubiyetimi ve utancımı size anlatamam. Ogün de tüm diğer büyüklerimi ağırladığımda gördüğüm ve tanık olduğum gibi işine ömrünü vakfetmişler, böyle büyük isimler oluyorlar… Sonrasında çok özenli ve değerli bir dostluğa döndürdüğümüz hayat tanışlığımız devam ede gelir. Çok çeşitli vesilelerle bir arada vakitler geçirirdik, sonra bir gün dedim ki Bedia Hanımcım hadi buluşalım da şöyle kaynata kaynata bir sohbet edelim. Dedi ki “tamam şekerim” &lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S4ur5bdkZVI/AAAAAAAAATM/pqonySQ4Jz8/s1600-h/bedia+akart%C3%BCrk+ilk+1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; kt=&quot;true&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S4ur5bdkZVI/AAAAAAAAATM/pqonySQ4Jz8/s320/bedia+akart%C3%BCrk+ilk+1.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Bedia Akartürk:&lt;/b&gt; Hayata çok küçük başladım. Küçücüktüm, orda burada her yerde türkü okurdum, bizim oralarda tepelik bir yer vardı, çıkardım oraya başlardım bağıra bağıra türkü okumaya. Bütün gün bu böyle devam ederdi, bulunduğum yere de fırın çok yakındı. Fırıncı kimi zaman “şu kızcağıza gidin bir lokma ekmek verin “deyip bana da yiyecek bir şeyler gönderirdi. Yani anlayacağınız ben çok küçük yaşlarda ekmeğimi kazanmaya; türkü okuyarak başlamıştım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Gülüşmeler…&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında da yaşımı büyüttüler de radyoya ses imtihanına girdim. Hatta o zamanlar kızların yaşı evlendirilmek için büyütülürdü. Biz verdiğimiz dilekçenin altına not düşmüştük, “evlenmek için değil” radyodaki ses imtihanına girmek için yaşının büyültmesini istiyoruz” diye. Sonra beni giydirdiler, süslediler, tayyorlar falan böyle işte, mahkemeye çıktık, neyse hâkim bana soruyor “niye yaşınızı büyütmek istiyorlar” diye, neyse o sırada elindeki dilekçede o notu gördü. Sonra bana baktı herhalde bir şeye benzetemedi ki ”heh hem de ses kraliçesi olacakmış” dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Gülüşmeler…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul çağında başladığım için radyoya, eğitimi çok önemsiyorum. Herkese nasip olmaz, temel sağlam atıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kübra Doğru:&lt;/b&gt; O ses sınavında hangi türküyü söylemiştiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ege türküsüydü,”beş parmaktan inmem ben, gümüşlüde martinimi vermem ben ”adı türkü…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object classid=&quot;clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000&quot; codebase=&quot;http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0&quot; height=&quot;36&quot; id=&quot;divplaylist&quot; width=&quot;470&quot;&gt;&lt;param name=&quot;movie&quot; value=&quot;http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=10625916-c0e&amp;new_design=true&quot; /&gt;&lt;embed src=&quot;http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=10625916-c0e&amp;new_design=true&quot; width=&quot;470&quot; height=&quot;36&quot; name=&quot;divplaylist&quot; type=&quot;application/x-shockwave-flash&quot; pluginspage=&quot;http://www.macromedia.com/go/getflashplayer&quot;&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün olay bir şeyi severek yapmak, severek yaptığın her şey, hiçbir zaman yabana gitmez. Severek ve isteyerek yap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-O yıllarda bu tür olaylara çok da hoş bakılmaz hatta çocuklarının bu mesleği yapmalarını istemezlermiş. Sizin evde durum neydi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir’deydik biz dikkatini çekerim. Ayrıca o kültürle yoğrulmuşlar. O sıralarda adet ud çalmayan kızı evlendirmezlermiş. Hatta babam annemi istemeye gelecekmiş, sorup soruşturmuşlar,”kızın maharetleri nelerdir diye ”annemlerin kulağına geliyor bu ve annem bunun üzerine hemen ud çalmayı öğreniyor, düşün yani. Bizim evde akşam yemeği oldu mu, herkes maharetini ortaya dökerdi, çalmak söylemek, en büyük eğlencemizdi. Şimdi böyle bir ortamda büyüdüm ben. Ödemiş Musiki Cemiyetinde o yıllarda ben tek kızdım. Babam orada çalardı, bende babamla gidip geldikçe ben cemiyette büyüdüm. Sonra buradan radyoya girdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S4ur-pL8Z0I/AAAAAAAAATc/aJxAuuLcI6k/s1600-h/bedia+akart%C3%BCrk+1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; kt=&quot;true&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S4ur-pL8Z0I/AAAAAAAAATc/aJxAuuLcI6k/s320/bedia+akart%C3%BCrk+1.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;-Sonra aradan yıllar geçer ve Bedi Akartürk küçük, büyük herkesin sevgilisi olur. Sahneler, gazinolar, televizyon programları, derken gün geldi ve evlendi. Bu süreçte bir ara vereyim bu işlere dedi mi, her iki durumu birlikte nasıl yürüttü?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O da insanın kabiliyeti, gayreti, sabrıdır. Sabirla, sabırla, sabırla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Bugün böyle yürümüyor sanki bu işler, aile birlikteliğinin devamı için sizin tavsiyeniz nedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabretsinler, yarın mükâfatını alacaklar, saygınlıklarını elde edeceklerdir. Hadiseler yapıp o gün gazeteye çıkmak önemli bir şey değil. Sanat için gazeteye çıkmak önemli, güzel…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;- O dönemlerde sizi üzen haberleriniz çıktımı peki?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamanda da olmadı. Hafta sonu diye bir gazete vardı, öküzün altında hep buzağı ararlar ya, onlarda o dönem bir benim üvey kızım var onunla ilgili bir şeyler yazdılar. Oda sonra yalan dolan çıktı işte onda da sonra sustular, başka da bir şey olmadı bu anlamda… Yormadılar ama ben de meydan vermedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Ama şimdi devir meydan verme mi oldu sanki?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi, şimdi ne yapıyorlar komploları kuruyorlar. Basına haber verip gel diyorlar, sansasyonlar ile ortaya çıkıyorlar. Bana ters geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Ne eksikte peki, böyle yapıyorlar?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanat eksik. Kendinden emin değil, bir şeylerle örteyim, öne çıkayım. Öyle saygınlık elde etmeye çalışıyorlar. Ben onla vakit geçireceğime, bir türkü çalışırım. Ardaki fark bu şekerim. Bir de benim sesime gitmiş boyum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Gülüşmeler, hatta kahkahalar…&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufak tefek olmak ayrıca çok avantajdır canım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-İlk ekranda kendinizi izlediğinizde neler hissetmiştiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman Ankara Radyosundaydım. Erkan Başbuğ toplu programlar yapıyordu. Bir “Emmoğlu “ türküsü vardır. Yine Ege Türküsü, onu bana okutmuştu. Cumhuriyet Bayramıydı. O gün yayınlanmıştı. Ortalık ayağa kalktı tabi. Sonra ben o yaşta bu türküden altın plak aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object classid=&quot;clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000&quot; codebase=&quot;http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0&quot; width=&quot;470&quot; height=&quot;36&quot; id=&quot;divplaylist&quot;&gt;&lt;param name=&quot;movie&quot; value=&quot;http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=10625979-863&amp;new_design=true&quot; /&gt;&lt;embed src=&quot;http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=10625979-863&amp;new_design=true&quot; width=&quot;470&quot; height=&quot;36&quot; name=&quot;divplaylist&quot; type=&quot;application/x-shockwave-flash&quot; pluginspage=&quot;http://www.macromedia.com/go/getflashplayer&quot;&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Kaç tane bu plaklar?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altı tane altın plak, bir altın bağlama, valla unuttum, bak “Zühtü “var, bu ”Emmoğlu “var. Ayol diğerleri de işte Ödemişte müzede. Ne bileyim ben kaç tane var…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahkahalar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Müze ve Ödemişten bahsedin o zaman bize?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben gittim, belediye başkanına, ben dedim. Ödemiş Musiki cemiyetinde yetişmişim ben, gittim elimdeki çeyizlerimle… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Gülüşmeler&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani elimde Ödemişle ilgili, benimle ilgili ne kadar doküman resim varsa, ödül varsa, aldım gittim işte. Mahmut Badem Beye, Allah razı olsun ondanda.”bu müzeyi bana kur, ben çeyizimi indireyim, bu buraya yakışır”.Gösterdim tüm dokümanları, eve geldiler, evdekileri gördüler. Dediler ki tamam… Sonra karar aldılar ve benim okuduğum ilkokulumun karşısında bir ev tahsis etmiştiler. Benim çocukluğumda da vardı o ev, o ev bana o zaman saray diye görünürdü, havuzu vardı, havuzun başına geçer türkü söylerdim düşün… Kim derdi ki o ev benim yıllar sonra müzem olacak. Ne kadar Allaha şükür etsem azdır, inan… Arzum, bir hizmette bulunmaktı, onu da Allah bana nasip etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S4uryd4-fTI/AAAAAAAAATE/tG0Bust5-Vs/s1600-h/bedia+akart%C3%BCrk+d%C3%BC%C4%9F%C3%BCn.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; kt=&quot;true&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S4uryd4-fTI/AAAAAAAAATE/tG0Bust5-Vs/s320/bedia+akart%C3%BCrk+d%C3%BC%C4%9F%C3%BCn.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;-Bütün bu serüvende, rahmetli eşinizin de çok büyük katkısı var…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanılmaz hem de, Allah rahmet eylesin, o da Birgi’de yatıyor biliyorsun. Hem de nasıl emeği var inanılmaz Kübram… Tek desteğim, inanılmaz bir insandı O. Yıllar önce Anadolu’da böyle değildi, bu kadar açılımlar olmamıştı daha düşün… Anadolu’da benim yanımda öyle dağ gibi gezmesi, Onun benim yanımda kanat açması, yüzde yüz benim bu gün ki saygınlığımı kazandırdı. Gani gani Allah rahmet eylesin. Ona çok şey borçluyum, çok özlüyorum. Bu inanılmaz bir duygu, 48 sene bir arada yaşadık. Hiç kırılmadı, üç tane çocuğunu büyüttüm. Ben ikinci evliliğiyim eşimin. On tane çocuğu olsa yine büyütürdüm. Çok saygıdeğer bir insandı. Üçüncü seneye giriyoruz Kübra daha ben henüz yeni bir türkü hala çalışamadım biliyor musun? Daha yeni yeni çalışmalara başladım. Beni hiç üzmedi. Ben canlı yayındaydım Ankara’da, O beni izlerken koltuk da, vefat etti… O başka türlü bir turnaydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Peki, zor zamanlarda geçirmediniz mi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep mi düz gitti evliliğimiz, tabi ki hayır, elbette oludu bizimde münakaşalarımız. Dünyanın türlü olaylarıyla karşılaştık. Olan hataları beraber örtmek, birisi bağırırken diğerinin susması, karı-koca beraber göğüs germesini bildik biz. Bildiğin gibi değil, bu sanatı sürdürebilmek, hele ki o zamanda bildiğin gibi değil yani, Sabretmesini bildin mi, hak ettiğini buluyorsun. Çok yıkmak istediler. Bedi Akartürk hiçbir zaman birinin koltuğunun altına girmedi, bir gazino patronun, bir bağlamacının, bir tüccarın, koltuğunun altına girmedim ben. Kocamla beraber, bayrak elimde, azmettim, sabrettim… Onun için biz hep çok mutlu olduk, onun için çok mutluyum ben. Arkama baktığımda, alnım açık, yüzüm ak, vicdanım rahat… Belki çok zengin olmadım, ama çocuklarımı büyüttüm, kimseye muhtaç olmadım, kimseye muhtaçta değilim, Allaha çok şükür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Çok güzel söyledikleriniz, bu anlamda sizlerin hayatlarını gözlemlemek dahi bir evliliğin doğru yol alması için bir yol gösterici olacaktır.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak sana ne diyeceğim, şimdikiler sabretmesini bilmiyorlar. O zamanlar paranı alamazsın, sahneye çıkarsın ödemeleri yapmazlar, Ben dikiş bilirdim, para yok, oturur, sabahlara kadar çocuklarıma bayramlıklar dikerdim sabahlara kadar. Çocukları giydirir öyle kapının önüne çıkarırdım. Ama şimdi kadınlarımız öyle sabırlı değil ki ben birde çalışan o döneme göre para kazanan bir kadındım düşün… Bu bana gurur verirdi. Allah her şeyi gören, her şeyi bilen Kübracım, insanın Allah sonunu hayretsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Birazda şarkılara, türkülere dönelim ki siz onlara aranjmanlar diyorsunuz ve sevmiyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir klasik müzik dinlerim, beni dinlendirir. Beni dinlendirecek müzikleri dinlerim. Ama o saçma sapan sözlerle yapılmış müzikleri dinlemem, sevmiyorum. Klasik müzik deki o armoni, sesler, akım dinlerim, ama en son söylenecek lafı başta söyleyen bir güfteyi dinlemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Ve diyorsunuz ki, askere gidene türkü okunur, evlenecek kıza türkü okunur… Bu türkülerle evlenecek, bu türkülerle askere gideceksiniz, gün gelecek siz o türküleri söyleyeceksiniz…&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru söylüyorum şekerim, yalan mı? Şimdi bir kız evleneceği zaman kına gecesinde o türkülerle gözleri dolar mı dolmaz mı? Ne okuyacak, mutlaka “Yüksek yüksek tepeler ev kurmasınlar “diyecek. Askere giden bir delikanlı yine türkülerle sabır bulacak… Onlara bağlanacak. Onlarla uğurlanıp, onlarla karşılanacak. Bunlar bizim kökümüz, oluşumumuz, vazgeçilmezimiz… Daha ne diyeyim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Yıllarca, Türkiye-Almanya arasında geçti ömrünüz, hiç mi yorulmadınız, vazgeçmediniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak Kübra bir yöneten var bizi. O her yerde, O bir çizgi çiziyor, sen istesen de ondan dönemiyorsun. İşte o sebeptendir ki ben hep şöyle düşündüm, ben orada da hizmet etmeliyim, oradaki gençliğinde bu türküleri duyması, özünü, kültürünü öğrenmesi lazım. Onlarında bu türkülere ihtiyacı var. Çok şükür ki Allah bana güzel bir meslek vermiş, Allah bana sesimi bağışlasın, ben daha çok yıllar bir oraya bir buraya her yere giderim. Allah elden ayaktan düşürmesin. Son demime kadar sesimle ne kadar hizmet edersem halkıma, o kadar mutlu olacağım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Hanımefendicim hani dikiş dikerim dediniz, şöyleyim böyleyim dediniz, peki böyle bir hatunun mutfakla arası nasıl?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir vakit yok, iki mutfağı çok severim. Üç yumurtanın dolmasına kadar yaparım, artık sen düşün canım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Gülüşmeler, kahkahalar…&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyeyim ben sana artık… Demiş ya Karadenizli “hamsinin kafasından kompostosunu yaparım” karşısındaki demiş ki “e tamam yeter”…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Kahkahalar…&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-E tamam bende sormadım bu soruyu, tamam, yeter…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Kahkahalar…&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Bu güzel sohbet için canı gönülden teşekkür ediyorum. Son olarak söylemek istedikleriniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere türkü okuyanlar, hangi yörelilerse bir kere kendi yörelerinden yola çıkacaklar. İlk önce onları çalışacaklar. Bir de yöre sanatçılarından türkünün orijinalini dinleyecekler. O zaman doğruyu okurlar. Birde bu aranjmanları dinleyip kulaklarını kirletmeyecekler. O zaman kulakları hakikaten bozulur. Öyle kolay değil, memleketimizin türküleri çok zor, ufacık bir yerden bir yere geçilirken bile ne değişiklikler var. Dolayısıyla türkü çalışanlar kulaklarını aman kirletmesinler. Kolay değil öyle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S4ur8GMYeGI/AAAAAAAAATU/tippM_Ayuz0/s1600-h/bedia+akart%C3%BCrk+ilk2.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; kt=&quot;true&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S4ur8GMYeGI/AAAAAAAAATU/tippM_Ayuz0/s320/bedia+akart%C3%BCrk+ilk2.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;-Son soru, son günlerde sanatçılar yerine veliaht bırakıyorlar, sizinde bir veliahttınız var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkülerde öyle bir şey olur mu, olmaz. Türkülerde olmaz. Bir gelir bir yöreden söyler o güzel söyler onun olur, başka bir yarın öbür gün gelir daha güzel söyler o olur. Türkülerde hayır olmaz böyle bir şey. Türkülerin her birinin ayrı güzelliği vardır. Her yörenin kendi kralı, kraliçesi, imparatoru vardır. Yöredir, yöre… Ben mesela Azeri söyleyemem, ya da Karadeniz söyleyemem, niye dilim dönmez bir kere… Hiç mi okumadım, okudum. Ama çok çalıştım düz okudum. Yörenin her dönem veliahtları vardır. Yani yok öyle bir şey türkülerde olmaz canım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Ben bu çok özel çok güzel söyleşi için çok teşekkür ediyoruz. Gittiğiniz yerlere selamlarımız var, büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öpüyoruz. Tatlı diliniz, güler yüzünüz daim olsun. Sağlıklı gün, ömrünüz olsun inşallah…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah sana da güzel ömürler versin benim güzel yavrum. Bende herkese selamlarımı iletmek istiyorum senin aracılığınla, okurlarınıza da sevgilerimi gönderiyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object classid=&quot;clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000&quot; codebase=&quot;http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0&quot; width=&quot;470&quot; height=&quot;36&quot; id=&quot;divplaylist&quot;&gt;&lt;param name=&quot;movie&quot; value=&quot;http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=10625991-15c&amp;new_design=true&quot; /&gt;&lt;embed src=&quot;http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=10625991-15c&amp;new_design=true&quot; width=&quot;470&quot; height=&quot;36&quot; name=&quot;divplaylist&quot; type=&quot;application/x-shockwave-flash&quot; pluginspage=&quot;http://www.macromedia.com/go/getflashplayer&quot;&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;background: none repeat scroll 0% 0% transparent; border: 0px none;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2010/03/kubra-dogru-bedia-akarturk-roportaj.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S4urB1OHUNI/AAAAAAAAAS8/7RAqRLlX3xY/s72-c/K%C3%BCbra+Do%C4%9Fru-Bedia+Akart%C3%BCrk1.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-7081862216154482959</guid><pubDate>Tue, 09 Feb 2010 17:03:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-02-09T19:07:56.404+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">KÜLTÜR</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">RÖPORTAJLARIM</category><title>Kübra Doğru &amp; Deniz Türkali Röportajı</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S3GU9e0cJ9I/AAAAAAAAASk/0TiXNEP8LQ8/s1600-h/t%C3%BCrkali+foto1.JPG&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;267&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S3GU9e0cJ9I/AAAAAAAAASk/0TiXNEP8LQ8/s400/t%C3%BCrkali+foto1.JPG&quot; width=&quot;400&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;“Ben ahlakçı değilim”&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Deniz Türkali ile güzel bir söyleşi sizleri bekliyor. Eğer vaktiniz varsa ve hala oradaysanız bizlerle kalmaya devam edin diyorum. Çünkü hayat üzerine keyifli bir söyleşi başlayacak. Çünkü hayat arsızı olan biriyle birlikteyim. Ben kendimi adlandırırken de umut arsızı diyorum kendime. Çok hoşuma gitti bu tabir.&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kübra Doğru:&lt;/b&gt; Nasılsınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Deniz Türkali:&lt;/b&gt; Çok iyiyim... Çok haklısınız umut arsızı olmakta. Özellikle genç insanlara baktığımız zaman benim de içim umutla doluyor... Zaten umudu olmayan insan yaşayamaz. Onun için çok doğru bir şiar edinmişsiniz kendinize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;K.D. :&lt;/b&gt; Çok teşekkür ederim. Bir de yaşadığımız topraklarda daha da umut arsızı olmayı gerektiriyor diye düşünenlerdenim ben. Onu dik tutabilmek için de kendimi böyle motive ediyorum desem daha doğrudur. Sizdeki hayata karşı o heyecan da başkalarını mı motive ediyor acaba bu anlamada?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;D.T. :&lt;/b&gt; Bazı klişeler var malesef çocuklara öğretilen ve o klişelerin çok kesin ve kat-i olduklarını düşünüyorlar, düşündürülüyorlar. O beni üzüyor. Özellikle sanat, sanatçı meselesinde. Gerçekten sorsam kendisine verilmesini istediğin değer nedir diye pek bir cevabı olduğunu sanmıyorum. Çünkü kavramlar birbirine karışıyor. Bir başka arkadaşla konuşurken eğlence sektörü ve sanat kavramları üzerine konuştuk. Karışırıyor bazen kafalar tabi o hiçolmazsa 16 yaşında ama ben buna benzer şeyleri kelli felli insanlardan, hatta köşe yazarlarından zaman zaman görüyorum. Bu da beni açıkcası hafif tabiri caizse küçümsememe neden oluyor. Çünkü 16 yaşında bir çocuk bir soruyu sorduğu zaman bir klişeyi tekrarladığı zaman ona söylersiniz. Düşün üzerinde diye ama yaşı 40’a 50’ye gelmiş, hatta daha fazla ve toplumda da kendini başarılı, daha saygın bir yer olan toplum tarafından öyle denilen kişilerin bu klişeleri tekrarlaması ve üretmesi gerçekten sinir bozucu bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;K.D. :&lt;/b&gt; Şans faktörü hayatı algılamada önemlimidir sizce?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;D.T. :&lt;/b&gt; Hayatı algılama aslına bakarsanız ititrazlardan oluşur. Yani babama itiraz ettim hocalarıma itiraz ettim sevgilime itiraz ettim. İlginçtir kızım olduktan sonra daha çok özgürleştim. Yılmazla da konuşurken de tartışmamız kavgamız hiç bir zaman bitmedi son ana kadar. Dolayısıyla onların hayatımdaki varlıkları, yılmazı ben seçtim yani biraz o beni seçti o daha önce göz koymuş, birlikte hayatı götürmek için ben seçtim ama babamı ben seçmedim bu bir sanş büyük bir şans. Öbür taraftan annemi de ben seçmedi annem gibi bir kadın kızı olmak da bir şanş. Kızımı da ben seçmedim doğduğu zaman tanıştık kendisiyle. Onunla birlikte büyüdük birlikte çok itişerek kakışarak hala. Ama zeynepin varlığı beni çok özgürleştirdi ve kadınlık üzerine ve kadın özgürlüğü üzerine çok düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;K.D. :&lt;/b&gt; Özgürleştirdi derken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;D.T:&lt;/b&gt; Sadece farkındalıkları farketmek değil. Zeynep’e hep şunu söyledim. Eğer günün birinde senin yüzünden şunu yapmadım dersem iki şık var ya yalan söylüyorum ya da bunadım. Çünkü anlamsız fedakârlıkları hiç itibar etmedim açıkcası. Kızıma hiçbir zaman senin için ben neler feda ettim demek istemedim. Bunun çok yanlış olduğunu düşünüyorum çünkü her bir şeyi feda edişinizde çocuğunuz da sizinle birlikte bir şeyini feda ediyor farkında olmadan sizin. Dolayısıyla ben feda etmeyeceğimki o da feda etmeyi öğrenmesin. Feda edilecek şeyler farklı şeylerdir, mümkün olduğu kadar feda etmemeye çalışırım. Feda edeceğimiz şeylere kendimiz kendi doğrultumuzda karar vermemiz gerek. Yoksa öğretilen o annelik fedakârlıktır. O kutsal anneliğe şu kadarcık inanmam. şu hayatta anneliğin kutsal olması gerektiğine hiç inanmam. Bunların hepsi gözümde çok içi boş çok klişe çok yanlış öğretilerdir. Sahici insanlar sahici bireyler yetiştirmek istiyorsak ve farklı insanlar ve farklı dinamikler görmek istiyorsak mutlaka bu kavramları sorgulamamız, çocuklarımızın da sorgulamasına teşvik etmemiz gerektiğini düşünüyorum. &lt;br /&gt;Yeni nesilde de heyecan gördüğüm zaman seviniyorum ve bunu kışkırtmak gerektiğini düşünüyorum. Bütün eğitim sisteminin biraz bunun üzerine olması yani sadece okuldaki eğitim sisteminin değil ailedeki eğitim sisteminin de mümkün olduğu kadar hiyerarşinin olmadığı mümkün olduğu kadar gerçekten her kavramın sorgulanabildiği ünitelerin olması gerektiğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;K.D:&lt;/b&gt; Siz kendinizi tanımlarken”ben ahlakçı”değilim diyorsunuz; biraz daha açalım mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;D.T:&lt;/b&gt; Öğretilen ahlakın ikiyüzlü olduğunu düşünüyorum. Birincisi sistemin mesela diyelim hırsızlık. Sistem aslında kapitalizm hırsızlık üzerine kurulmuş bir sistemdir. Bunun üzerine siz çocuklara bir şey çalmak çok ayıptır. Ben katılıyorum buna ama bir taraftan aç bırakırsanız insanları ve diğer taraftan insanlar hırsızlıkla zengin oluyorsa hırsızlara bu bir ahlaksızlıktır deme hakkınız olmaz. Tek eşliliği önerirken dünyaya kendiniz gizli saklı başka ilişkiler yaşarken dünyaya tek eşliliği empoze etmeye kalkamazsınız. Asıl ahlaksızlık budur benim gözümde. Dolayısıyla ahlak denilen genele geçer herkesin kafasında oluşan işte dizileri seyretme ahlaksız olursun. Hiç kimse dizie seyrederek ahlaksız olmaz. Hiç kimse bir şeye bakarak ahlaksız olmaz. Cinsel tercihi yüzünden hiç kimse ahlaksız olmaz. Asıl tam ahlaksızlık bunları bir ahlak paketi halinde sunmaktır diye düşünüyorum ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;K.D:&lt;/b&gt; Müzik de var sizin yaşamınızın vazgeçilmezlerinden. Kızınız da keza işte bu serüveni devam ettiren Zeynep Casalini. İçinizde kalan bir şey var mı müzik adına?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;D.T:&lt;/b&gt; Evet valla var keşke rock söyleseydim. Evet, yanlış yaptık. Caz çok farklı bir şey ama rock söyleyebilirdim ama söylemedim ama inanınki katiyen o ruhumu kaybetmiş değilim. Bu bir şaka değildi 5-6 yıl sonra düşünebilirim. Hayattaysam tabiki düşünebilirim niye düşünmeyeyim... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;K.D:&lt;/b&gt; Atıf Yılmaz Stüdyosu hayata geçirdiğiniz son yıllarda yaptığınız en önemli projelerden biri. Neler düşünüyorsunuz, geleceğe dair neler umut vadediyor atıf yılmaz stüdyosu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;D.T:&lt;/b&gt; Bir sene oluyor. Bir sene önce 2010’a avrupa kültür başkenti ajansına başvurduğumuzda sevgili Fikret Toksöz bizi Aziz Başkanla karşı karşıya getirdi. İki karşılaşma da benim için çok heyecanlı bütün basın toplantılarında söylüyorum. Fikret Bey ve Aziz Başkan için beni son yıllarda heyecanlandıran iki erkek diye söz ediyorum. Gerçekten olağanüstü en az bizim kadar heyecanla karşıladılar. Öbür arkadaşlarım da dört elden dört kolla sarıldılar bu işe. Geleceğin cinecittası, türkiyenin sinema merkezinin küçükçekmece olması sadece bir düş olduğunu düşünmüyorum. Önce düşleyeceksiniz sonra gerçekleşir zaten. Eğer düşleriniz olmazsa gerçeklikle hiçbir ilişkiniz olmaz hiçbir şey yapamazsınız. Ve bu sadece bir düş değil çünkü destekleyen o kadar çok arkadaşım varki. Buna arkadaşım derken 2010’daki arkadaşlarımı ve özellikle Aziz Başkanı ve belediyedeki diğer arkadaşlarımı kastediyorum. Bundan önceki konuşmalarından anlaşılacağı gibi öyle çıkarım olduğu için birilerini methedecek biri değilim heralde biraz hırçın da biriyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;K.D:&lt;/b&gt; Bilen de bilir zaten…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;D.T:&lt;/b&gt; Bilenler bilmeyenlere söylesin. Ve bu düşün gerçekleştiğine çok inanıyorum ve ona adım adım yaklaşıyoruz. Bu sadece bireylere bağlı bir şey olmaktan çıkacak. Yarın ben olmam Aziz Başkan olmaz; Barış olmaz başka biri olmaz ama bu stüdyo ve bu düş Küçükçekmece’nin İstanbul’un; Türkiye’nin sinema merkezi olma düşü Türkiye’nin Cinecitta’sı olma düşü mutlaka gerçekleşecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;K.D:&lt;/b&gt; Sinema dünyası bu projeye nasıl baktı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;D.T: &lt;/b&gt;Çok dostça yaklaştılar. Herkes çok destek oluyor. A’dan Z’ye projemde, bu da mesela böyle bir şey. Aksine son derece de vefalıdır. Hem sinemacı arkadaşlarım hem tiyatrocu arkadaşlarım, rekabet başka bir şeydir, yarışma başka bir şeydir ama her zaman dayanışma içindedir. Oradaki arkadaşlarım hepsi çok büyük destek verdiler sağolsunlar. Bu da beni çok memnun ediyor tabiki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;K.D:&lt;/b&gt; “Ortalama, herkesin beğendiği kişilerden biri olmayı tercih etmem, öyle işlerin içinde de bulunmam” …Zaman zaman ihtiyaç duydunuz mu böyle bir popülerliğe veya bunun içinde olmaya?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;D.T:&lt;/b&gt; Popülerlikten ne anladığınıza bağlı. O bir tarz o bir yaşam tarzı seçimi ve seçilen bir şey. Benim yaşam tarzımın içinde ben bir işi yaparken bir iş daha fazla popüler olabilir birden bire çok ünlü olabilirsiniz. Eğer o ün sizin hayatınız belirliyorsa yolunuzu değiştirir öyle gidersiniz. Benim hayatımı o belirlemedi. Tabi zaman zaman daha çok adımın geçtiği daha çok insanların hani” aa Deniz Türkali” dediği dönemler oldu. Zaman zaman daha az oldu o da beni hiç ilgilendirmeyen bir şey. Yani yaptığım işlerin sevilmesi önemli benim için… Yaptığım işin karşılığında seyircisini bulmasını istiyorum tabiki. Hem de çok istiyorum. Ama bunu mesela anlamadan önemsemeden sadece laf olsun diye beğenen insanlara gıcık oluyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;K.D: &lt;/b&gt;O zaman seyirci de ayrımınız var? Yani beni izleyen nitelikli seyircimi diyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;D.T: &lt;/b&gt;Aslında tam da öyle değil. Böyle konuşulunca öyle anlaşılıyor tabi ama derdim o değil. Şöyle diyelim. Popülerlik yaptığım iş için önemli. Yaptığım işin duyulmasını bilinmesini tartışılmasını istiyorum. Ama o iş nedeniyle tanındıktan sonra popülerliğin bir takım zorunlulukları var.  Birincisi bir işteyken siz birden bire o kadar ayrı yerlerin o kadar ayrı sorular ve ayrı bekleyen yanıtlar oluyorki mesela şöyle oluyor. Birden bire mesela İstanbul’un mimarisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Mimar değilim bu konuda uzman değilim bu konuda herhangi bir bilgim yok. Aşkolsun Deniz Hanım hadi hadi söyle. Bilmiyorum. Şimdi ünlü olduğunu zaman sanki her şeyi bilmek zorundasınız. Bilmiyorum dediğiniz anda aa ne biçim insan yani bilmiyor. E bilmiyorum benim fikrimin bir önemi yok o konuda. Yani bazı konularda da benim fikrimin önemi yok. Bütçe hakkında soruluyor nasıl yapıyorsunuz diye. Bilmiyorum. Tarkan ne yapmış bilmiyorum merak etmiyorum, merak etmedim duymadım. Aa deniz hanım istemiyor musunuz? Kardeşim niye bileyim niye her şey hakkında ahkâm kesmek zorunda olayım. İlgi alanlarımla ilgili sorun. Öbür taraftan da şöyle bir şey var. Evet, ortalamanın kararları beni her zaman tırstırır. Çünkü o mutabakatta netameli bir anlaşma vardırki o demokrasi demek değildir. Çoğunluğun baskıcı rejimi demektir. Her alanda. Beni ise ona itiraz eden sesler daha çok ilgilendirir. Siz popüler bir insan olduğunuz zaman en sivri dilli zannettiğiniz bir takım insanların aslında ne kadar uyumlu itirazlarda bulunduğunu uyumlu çıkışlar yaptığını ve birazcık dili uzarsa hemen törpülendiğini görüyorsunuz. Bu tehlike ben dilim törpülensin istemiyorum. Benim öyle bir derdim yok. O da tanısın o da sevsin diye bir derdim olmadığı için gerçekten düşündüğümü hissettiğim şeyleri söyleyebilirim. Ama eğer o kadar popüler birisiyseniz o biraz zor. Eğer oraya talipseniz o biraz zor. Ne diyorum yaptığınız işler sırasında birden bire çok fazla adınız geçebilir popüler olabilirsiniz. Eğer o sizi belirlerse yolunuz değişir. O zaman başka bir yola gidersiniz. Ben bunu tercih etmiyorum. Yapanlara itirazım yok benim yapıma uygun değil ben tercih etmiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;K.D:&lt;/b&gt; Sizin beslendiğiniz öğeleriniz nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;D.T:&lt;/b&gt; Hayat tabi ki çoğunluk hayat ve düş gücü. Bunlar zannediyorumki hepimizi besleyen şeyler. Tabiki hayatın içinde okumak var. Benim ünlü merak etme derdim var. Seyretmek dinlemek, müzik, resim sanatın her dalı var. Onlardan uzak kalırsanız kurursunuz. O zaman da yaşamanın hiç bir anlamı kalmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;K.D:&lt;/b&gt; Hayat bu kadar da laylaylom geçmiyor. Hayır, hiçbirimiz için geçmiyor sonuçta. Kimi zaman küskünlüklerimiz kimi zaman sıkıntılarımız bunlarda da ara ara durduğumuz dönemler var veya o hisleri yaşarken bu sanatları gerçekleştirirken. Sizin küskünlükleriniz neler oluyor neye kızarsınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;D.T:&lt;/b&gt; Militarizme çok kızarım. Kapitalizme çok kızarım. Her türlü ayrımcılığa çok kızarım. Bu aklıma gelen 3 temel şey. Savaşlara da çok kızarım ama militarizm dediğim zaman anlaşılıyor zaten. Sömürüye çok kızarım bu da kapitalizme kızarım deyince anlaşılıyor. Bütün bunlar da demin dediğim gibi hayatın zorlukları ama bunlara karşı mücadele etmek de işte zaten o sizin hayatın diğer alanlarından aldığınız güç ve kendi iç dinamiklerinizle düşündüklerinizle ve hayal gücünüzle savaşacağınız itiraz edeceğiniz şeyler. Ama kesinlikle bunlardan nefret ediyorum ve insanlardan değil böyle şeylerden. Abuk sabuk şeylerden nefret etmektense insana nefret enerjisinin bu tür hayatın olumsuzluklarına yöneltmesinin doğru olduğunu düşünüyorum. Doğaya zarar verilmesinden nefret ediyorum. Bu dünyada insan türünün en her şeyi yapmaya hakkı olduğunu düşünülmesinden nefret ediyorum. Bu dünya bir canlı ve bizler bu dünyanın birer parçasıyız. Dolayısıyla o bizim dışımızdaki canlılara gösterilen hoyratlıklardan nefret ediyorum. E bir şeyden nefret ediyorum yani gördüğünüz gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;K.D:&lt;/b&gt; Gayet güzel ama... Peki, sevdiklerinize gelelim o zaman. Sevdiği ve önem verdiği değer verdiği dostlukları var Deniz Türkali’nin hayatında. Koruyup kolladığı pamuklara sarıp sakladığı ve devam ettirdiği. O dostlarla biraraya geldiğinde neler yapar? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S3GVK1MmvNI/AAAAAAAAASs/6gebtBEdrBg/s1600-h/t%C3%BCrkali+r%C3%B6p2.JPG&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;400&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S3GVK1MmvNI/AAAAAAAAASs/6gebtBEdrBg/s400/t%C3%BCrkali+r%C3%B6p2.JPG&quot; width=&quot;267&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;D.T:&lt;/b&gt; Bir kere Cihangir’de oturuyorum. Benim için cennet orası çünkü dostlarımla sarmaş dolaş oturuyorum orada. Cihangirin en sevdiğim yanlarından biri çok ciddi bir hayvan sevgisi olan insanlar bir aradayız. Kedilerim benim şahsımında bir kedisi var. Eve girdiğim merhaba sarışın nasılsın zeytin iyi misin domates, hala yatıyor musun bulut şeklinde bir konuşmayla giriyorum evden içeri. İnsan dostlarıma gelince her anlamda onlarla beraberim zaten. Çok ciddi şakalaşırız, çok ciddi konular konuşuruz hayatla ilgili sanatla ilgili politikayla ilgili kendimizle ilgili. Birbirimizi kıyasıya eleştiririz. Kendimizle hepimiz çok iyi dalga geçmeyi biliriz. Yılmaz’ın en önemli özelliklerinden biri buydu. Sanırım bana büyük ölçüde ondan geçti. Hatırlamıyorum daha önce mizah duygum bu kadar gelişmiş miydi? Bir gerçek var babamın da mizah duygusu gelişkindir. Yani ailede büyükbabamın da mizah duygusu gelişkindi. Bir de ailede çok masal büyüyen bir çocuktum. O masalların hepsi çok komikti büyükbabamın anlattığı. Büyükbabamla ananem Selanik dönmesi anneden anneye geçtiği için dolayısıyla ben de selanik dönmesi sayılırım ama benim dinle çok yakın bir ilişkim yok. Ama ateist değilim agnostiğim. Bütün bunlarım konuşuruz tartışırız dalga geçeriz. Hem eğleniriz, birlikte eylemlere katılırız. Birlikte bir filmi seyredip sabahlara kadar film üzerine konuşup zaman zaman kavga ettiğimiz olur zaman zaman ağladığımız olur. Dün akşam konuşuyorduk mesela Ken Loach’un Land and Freedom seyrettiğimizde beş arkadaş. Jenerik başladı başladık ağlamaya film bitti hala ağlıyorduk. Oradan başka arkadaşımızın evine gittik ve sabah beşte yaklaşık olarak eve dönerken hala ağlayan biriyim ben. Bu biraz biliyorsunuz ağlamak şey ve film olağanüstü ve etkileyici bir filmdi belki görmüşsünüzdür. Bunun gibi şeyler böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;K.D: &lt;/b&gt;Güven… Babanız Vedat Türkali’nin bahsettiği ve güvenmenin sizdeki karşılığı ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;D.T:&lt;/b&gt; Romanla ilgili bir şey söylemeyeyim çünkü roman farklı bir güven duygusu anlatıyor. O babamın kendi hayatında ve onun kendi dönemindeki insanların ihtiyacı olan veya buldukları güveni anlatıyor. Benim hayatımda ise çok önemli. Dostlarıma benim güvenim sonsuz. Gözümü kapatıp bir uçurumun ucundan gerçekten dostum dediğim insanların kucağına atlayabilirim. Çünkü ben de o atlayacak olan dostlarıma açığım. O yüzden de güven budur. Güvenin dostlarının dışında insanın şu hayatta güvenebileceği hiçbir şey yok biliyorsunuz. Her an savaş tehlikesi her an savaşın içinde yaşıyoruz. Özellikle Türkiye’de dünyanın her yerinden her dakika doğaya karşı zalimce müdahalelerden doğanın her an intikamıyla karşı karşıyayız. Gerçekten benim en çok güvendiğim dostlarım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;K.D:&lt;/b&gt; Biz peki yakın zamanda sizlerle nerede birlikte olacağız? Nerelerde hangi oyunlar var veya neler var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;D.T:&lt;/b&gt; Şimdi Pazar günkü cinayet diye bir bulvar komedisi oynuyoruz tiyatro kedi ile. Tiyatro kedinin de aşağı yukarı altıncı yılı oldu bu yıl galiba. Bir de Çalıkuşu var yine Tiyatro Kedi’de. Onlarda oynuyoruz. Ayrıca şu anda röportajı yaptığımız yer sefaköy kültür merkezinde aşağıda seminerlerimiz devam ediyor. İstediğiniz her zaman oyunlarımın olmadığı zaman orada bulursunuz. Anytime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkür ediyorum bu söyleşi için. Heyecanınız her şeyden önce hayat arsızlığınız sizi, bizi izleyen herkese bulaşsın; en başta bana bulaşsın…              &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;background: none repeat scroll 0% 0% transparent; border: 0pt none ! important;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2010/02/kubra-dogru-deniz-turkali-roportaj.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S3GU9e0cJ9I/AAAAAAAAASk/0TiXNEP8LQ8/s72-c/t%C3%BCrkali+foto1.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-6657877144159354047</guid><pubDate>Tue, 09 Feb 2010 16:54:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-02-09T18:56:03.068+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">YAZILARIM</category><title>Annecik ve oğulcuğun tatil hikâyesi…</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S3GSF5Wt-UI/AAAAAAAAASc/-PnHez_tBgM/s1600-h/image004va2.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S3GSF5Wt-UI/AAAAAAAAASc/-PnHez_tBgM/s320/image004va2.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Tatil sonu yine okuldu dersti derken pek eğlendirici vakitleri birlikte paylaşamayacağımız kesin… Her zamanki gibi boşa durmayıp boşa çalıştığımız, günlük stres kaynaklarımız ve  benim işlerim. Bu işler arasında her ne kadar vakit ayırıp güzel ve kaliteli zamanlar geçirdiğimizi düşünüp, kendi kandırmacalarımıza kendimizi inandırsak da mevzu bence çok da öyle değil. Evinizin hayata dair en büyük verimliliğini sağlayan bir evladınız varsa ve bu ilk çocukluk yıllarını yaşıyorsa malum onu izlerken, seyrederken,&amp;nbsp; hüzünlerinizde, sevinçlerinizde vazgeçilmezinizdir ve günlük koşuşturmalarınızda, hırslarınızla, egolarınızda, hedefleriniz arasında bazen bakıp da göremedikleriniz olduğunda,onun gözlenmesini görülmesini istediği bir çok durumunu bakıp da göremeyebiliyorsunuz.Ya da kaçırmış olabiliyorsunuz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ki bizde yani ben ve oğlum arasında bu durumlar çok değil. Bu anlamda ikimizde şanslı yaratıklarız…Tatil süresince sürekli kendi ilkokul yıllarım da biz neler yapardık düşünüp bazen ah vahlar la,bazen şen kahkahalarla anımsamalarım oldu..Gelin görün ki hakikaten dönem  bilişim ve teknoloji devri olunca,benim anılarım döneme göre komik  nostaljilerden ibaret oluverdi.Onu gözlemlerken gördüm oyunları , hayal dünyası, hatta ödevleri bile, hayata bakışı, zevkleri, sevdikleri, sevmedikleri her durumu  teknolojik araçlarla ilintiliydi. Bu işin bir başka kısmı tabi ki ancak ben bunun üzerinde durmak istemiyorum.Ya  da bizim dönemimiz de; vay efendim şöyleydi, böyleydi demenin de yersiz ve anlamsız olduğunu düşünenlerdenim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerinde hassasiyetle durmak istediğim ise kaçırdıklarınız, kaçırdıklarımız… Bir daha asla yakalayamacaklarımız. Bir daha asla öyle olmayacaklar üzerine… Tatil…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlardan en önemlilerinden bir tanesi de  tatiller.. İmkanlarınız çerçevesinde mevcudun kalitesidir aslolan.Ve o mevcut içerisinde sizin ona sunabilecekleriniz ve paylaştıklarınız. Eminim sizin ve onun yaşamı devam ettiği müddetçe  zihnine kazınacak ve asla silinmeyecek resimleriniz olacak. Dolayısıyla biz imkanlarımız çerçevesinde böyle bir tatili yaşadık. Yaş ilerledikçe, bazı imkânları çarçur ettiğimizi anlayıp, çocuklarımızın aynı hataya düşmemesini istiyoruz. Yaşları gençken, hazır zihinleri açıkken, bilgiden bolca faydalansınlar, kendilerini yetiştirsinler istiyoruz ama onlar da çocuk ve çocukluklarını yaşayacaklar elbet. İnsanlığın tarihi kadar eski bir çatışma bu, böyle de devam edecek eminim… Ancak tatili de tatil gibi geçirmek en doğrusu… Biz öyle yaptık, geç yattık geç kalktık mesela… Bol bol çizgi filmler seyrettik… Hoş tatil kitapları ve var olan ödevler bize rahatsızlık verse de onları da ihmal etmedik. Evsel faaliyetlerde bulunduk mesela, kek, börek, yemek ve temizlikleri birlikte yaptık. Bilgisayar oyunları vazgeçilmezlerimizdi, bol bol araba yarışları ve stratejik oyunlar. Sabah çıkıp akşamın bir köründe eve girdiğimiz gezi günlerimiz… Kitapçılarda seçmeye çalıştığımız öykü kitapları ve çalışanlarını çıldırttığımız kitapçılar… Bir “Küçük Prens “ hayranı daha oldu mesela şu dünyada…Oyun salonları... Şarkı, türkü kayıtlarımız… Hasılı çok şeyi sığdırmaya çalıştık. Bütün bu özendirici faaliyetleri yaparken gördüm ki en önemlisi onun gözündeki ışık, en önemlisi onun sevinci, heyecanı. Dünyada paha biçilemez, parayla satın alamayacağınız en samimi duygu.Ötesi yok … Sağlıklı,huzurlu bir tatili biz böyle geçirdik .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci dönem başladı. Bugün okuldaydım ve oğlumun, bıdıcık arkadaşlarının heyecanını yakından gördüm. Gözlerinin içine baktım. Adeta enerjinize ve hayata tutunma gayretinize ihtiyacım var dilenmesi içerisinde, gözlerine baktım. Dünyanın en güzel bişeyi. Tarifsiz ve anlatılamaz o his, en derinlerimde iken sizlerle paylaşmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoş aslını isterseniz bir taraftan da derslerin ağırlığı üstüme çöktü desem, yalan olmaz. Dikkat ettiyseniz “üstüme çöktü”  diyorum. Anne-babaların kaderi bu! Çocuklardan çok, okul ve ders konuları bizi yoruyor... Malum eğitim sistemimizin çapı belli…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarıyılda hepimize başarılar diliyorum şimdiden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farkındalıkla yaşamak her zaman iyidir, derim. Bu yüzden en kötü şeyleri bile bilmeyi, bilmemeye tercih ederim. Duyduklarınız mutlu etmese de, hazmetmesi zor olsa da veya tam tersi olsa da, bilmek iyidir. Sonuç sayın okuyucu bu tatil beni ve oğlumu ziyadesi ile mutlu etti ve bunları bildirdi… Huzur dolu ,sağlıkla minik yaratıklarınızla birlikte yaşayabileceğiniz tüm günlerin anısına..&lt;br /&gt;Sevgiler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;background: none repeat scroll 0% 0% transparent; border: 0pt none ! important;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2010/02/annecik-ve-ogulcugun-tatil-hikayesi.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S3GSF5Wt-UI/AAAAAAAAASc/-PnHez_tBgM/s72-c/image004va2.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-2843516896363652164</guid><pubDate>Tue, 05 Jan 2010 14:55:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-01-05T17:07:30.763+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">KÜLTÜR</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">RÖPORTAJLARIM</category><title>Kübra Doğru &amp; Hakkı Devrim Röportajı</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S0NSCEuQYLI/AAAAAAAAAR0/jMEtVPsqMyc/s1600-h/IMG_6982.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; ps=&quot;true&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S0NSCEuQYLI/AAAAAAAAAR0/jMEtVPsqMyc/s400/IMG_6982.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;“Bir evde anneanne yoksa o evden bir romancının çıkması zordur, ağız gıdasını kulaktan alır”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009 Aralık ayının son günü, hani kışın en vurucu etkilerini gösterdiği, hava muhalefetlerinin olduğu zamanlar… Yola çıktığımda zorlu bir İstanbul trafiği ve soğuk havanın etkisi midir bilinmez, grilerin en yoğununu hissettiğim o ruh halimin; günümün, bu denli renk huzmesi içinde sonlanacağını bilemiyordum. Ta ki… Hakkı Bey’in o hoş sohbetine tanık olup, onun deyimi ile “gıdamı kulaktan aldıktan sonra” keyfime diyecek yoktu. Diyeceğim odur ki, fazla söze hacet yok, dilerim ve umarım ki bu söyleşi ile siz değerli okuyucularımız da gıdalanasınız…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;K.D: Radyoculuktan gelen birinin de sözünün asla tükenmeyeceği düşünülür her zaman.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Yazık ki şimdi işin içinde görüntü de var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Yazık ki?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Ee yazık ki tabi. Radyodayken ben 25 yaşında filandım. İyiydim. Görünmeyi daha çok isterdim doğrusu. Şimdi öyle değil. Zaten şimdi benim asıl seyircilerim ve eleştirmenlerim torunlar. Mesela şöyle uyarıları onlardan alıyorum. “Dede, kamera ayaklarını görüyor ve durmadan kımıldatıyorsun. Ayaklarını oynatma!” diye uyarı alıyorum. Bu bir sanattır yahu. Beden dili giriyor devreye. Bizim alışkanlığımız çene dili çeneyse hadi ama beden olunca böyle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: ”Bir evde anneanne yoksa o evden bir romancının çıkması zordur” der… Hakkı Devrim?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Evet anneanne veya babaanne…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Veya büyükbaba değil mi?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Evet, şöyle çok basit. Şimdi çocuk açısından anne baba daha önemli… O küçükken de anne baba tam hayatın, ömürlerinin ortasında. Çocuklara rahat zaman ayırma imkânları yok. &lt;br /&gt;O tempo değişik bir tempodur ve bilir misiniz ki, büyükannelerle, babaanne veya anneanne, bende her ikisi de vardı. İkisinin de tadını çıkardım ben. Çok mahrem meselenizi annenizle babanızla konuşmaktansa, onlarla konuşmak daha kolay gelir insana değil mi? Bu müthiş bir şey. Yani muhatabı var, konuşma imkânı var. Sonra gün boyu o tempo içinde dili nerede geliştiririz diyoruz. Anneanneden daha iyi müessir, daha etkili bir hoca bulamazsın. Sakindir, yanlışınızı çok müsamaha ile karşılar, ondan sonra müthiş bir şeydir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Sevgi; merhamet de orada öğreniliyor…&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S0NSNgO_5aI/AAAAAAAAAR8/FnWxH9v6vjQ/s1600-h/IMG_7017.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; ps=&quot;true&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S0NSNgO_5aI/AAAAAAAAAR8/FnWxH9v6vjQ/s640/IMG_7017.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; İşte onu torununuz olduğu zaman, o farklı sevgiyi torununuz olduğu zaman öğreniyorsunuz. Torunlarımın en büyüğü evlendi, o evlenene kadar son senelerde benim hemen yanımdaki bir odada kalıyordu. Biz talebe yurdunda kalan iki genç gibi… Şimdi, saadet budur. Kapı açılıyor garç diye, dede uyandın mı sen yahu? Evet uyandım. Erkek çocuklar böyledir. Öyle yüz vermez insana. Rekabet var aramızda onlarla. Kız torun öyle değil, o sevgili olmakta devam ediyor. Sonra o selamın sebebi var. Hümbür hümbür gardırop açılıyor. Ne yürütülüyor biliyor musunuz? Mendil. O kadar arıyorum ki yok şimdi adam. Yani o ilişki değerlendirilecek bir ilişki. Bizde vardır büyükanneler büyükbabalar. Nasıl ayrıldı, niye koptu anlamıyorum. Yani çekirdek aileye düşmanlık duyuyorum adeta. &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: “Biz geniş ailelerde büyüdük” diyorsunuz. Şimdi ki çocuklar çekirdek ailede büyüdükleri için bunlardan yoksun.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Öyle öyle. Gayet tabi çocuk oturuyor konforlu bir ev; şimdi ben bakıyorum o aletin karşısındalar. O bilgisayar mı internet mi açıp baktıkları laptop dedikleri bilgisayar değil mi? Öyle bir şeyin karşısındalar. Ben bu birlikteliğe ehemmiyet veriyorum. O kadar büyük bir kayıp ki. Şimdi mesela, İstanbul sarayı halk ile mesafeli bir saray tipidir. Yani Buckingham gibi Sherburn gibi Versay gibi parmaklıklar yoktur bahçesinde. Bakınca içeriyi göremezsiniz. Dolmabahçe’den Beşiktaş’a giderken sarayın duvarı sekiz buçuk metredir. Oradan ta Ortaköy’e kadar saray binası ve müştemilatını… Yukarıdan tepelerde ev inşa etmek yasaktır. İnönü o yasağı Maçka’da deldi ilkin. Yani saray çok uzak ama sarayın adeta şubeleri var. İstanbulda konaklar var. Mahalleli yemeği, içmeyi, giyinmeyi, kuşanmayı, misafir ağırlamayı, muameleyi konaklarda öğrendi. Konaklar biraz da Osmanlı’nın çekirdeğidir. Orada Arnavut bir bahçıvan vardır, Ermeni bir dadı vardır. Ermeniler, erkekler daha çok tamircidir, denizcidir. Herkes vardır orada. Hikâyeler bile değişiktir. Şimdi biz o konak tipinden büyük aileye geçebilirdik. Bizde mesela, ben varım kızım ve oğlum var, kız kardeşim var. Çok yakın dört eviz biz ve ayrı ayrıyız. Birbirimize yakın olmaya gayret ediyoruz ama dört mutfak kaynıyor. Dört ayrı çamaşır gayreti var. Fazla sayıda bana göre araba var. Hâlbuki bu bir apartmanda da değil, bahçede müstakil yaşayabilirsiniz. Ben yaşadım bunu, kızım ve damadım, ben kaçtığım zaman çiftlikte, geldiler yanımda oturdular. Çocukları oluyordu büyüteceklerdi. Ben tedirgin etmem. Eski Osmanlı erkeği erken saatte yatmaya gider. Bu sebeple. Büyük ev olduğu için gençler ve evin hanımı rahat kalsınlar diye. Büyükbabamdan müdevver bir usül bu. Babam da benim hep yapardı. Ben de buna çok dikkat ederim. Çocukların odasına katiyen girmemeye, hiçbir sebeple girmemeye… Emindir ki onlar atletle de gezseler, dede langırt diye o kapıdan içeriye girmez. Kadınların girmesi mubahtır. İşte ben buna üzülüyorum. İşte orada Türkçe de gürültüye gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Peki bu söyledikleriniz şimdiki nesil için ütopik, rüya gibi bir şey mi? Yaşaması imkansız mı? Yaşanılabilirliği söz konusu mu? Aynı dille de ilgili soruyorum.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Olmuyor işte yani. Bu yani siz bilirsiniz, tanzim eden sizsiniz. Şimdi bir kıza evlenen kızınıza ya da oğlunuza, ayol niye ayrı eve gidiyorsunuz, bizimle beraber oturun deseniz yüzleri asılır. Kötü bir şey söylemiş durumuna düşersiniz öyle değil mi? Buyurun o zaman onların çocukları da o kadar yetişir. Gittikçe insanlar birbirinden uzaklaşıyor yaklaşacağına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Bu tabi yaşamın içerisinde her şeye yansıyor, bizim dilimize de yansıyor. Bu uzak aralar dilde de aynı şekilde ortaya çıkıyor.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S0NSa12UDNI/AAAAAAAAASE/RzDcg7iPqYw/s1600-h/IMG_7068.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; ps=&quot;true&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S0NSa12UDNI/AAAAAAAAASE/RzDcg7iPqYw/s640/IMG_7068.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Bak güzelim! Bir güzelliği söyleyeceğim şimdi sana. Benim ailemde babam, büyükbabam Üsküdarlı Hakkı Bey sonra o ama Adapazarı’na göçmüş, orada babaannem Adapazarlı, benim annem Adapazarı’nın Taşköprü’sünden, onun babası müftü. Yani evler böyle. Fakat bizim Gülüş hanımın anneannesi ciddi konaklıydı. Yani konakta yaşamış bir insandı. Ben ne gördüm biliyor musun? Onun farklı bir Türkçesi var, çok daha zengin bir Türkçesi var. Bir defa onların evinde şakır şakır Rumca konuşulurdu. Ben çok önemli bir müessese olduğunu ve ihmal edildiğini düşünüyorum. O konaklarda öyle münasebetler, ilişkiler farklı ki, ben seviyorum. Şunun için seviyorum, Türkiye’nin Türklerin bu yurdun en sağlam kurumu bana göre TSK değildir, ailedir. Bu Türkiye hala şu kadar milyon işsiz var sayamazlar. Türkler hala ailenin işsiz efradını çok belli etmemeye özen gösterirler. İşte giderek bu aile de küçülüyor, dağılıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Bunun son dönem yansımaları da yaşamamızda var olanlar. Bunlardan biri de belki televizyonculuk mu? Nasıl algıladığımız, nasıl evin içine soktuğumuz, çocuklarımıza nasıl sunduğumuz ile ilgili mi acaba?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Önleyemezsiniz ki. Gazeteyi de önleyemezsiniz, televizyonu da önleyemezsiniz, şu anda çocuklarınız varsa, o internet, bilgisayar denen şeyleri de önlemeye çalışmayın. Ben çünkü biraz mukavemet ettim ilk başta Ben bile kitap okuyamıyorum, oraya bakıyorum. Hayır, biz almayalım dedim ben. Babaanneleri vardı, Basınköy’de oturuyordu. Gittiğimiz zaman orada bakarsınız, şurada bakarsınız. Fakat annem bir gün telefon etti. Dedi ki çocuklar için ben bir televizyon aldım, eve gelecek huysuzluk etme kafanı kırarım senin dedi. Annem rahmetli… Oradan televizyon girdi bizim evimize. Ben de çok memnun oldum. O zaman 72 olimpiyatları mı vardı? O olimpiyatlara tam denk düştü ben de memnun oldum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Peki, gün geldi, yaşamınızda o huysuzluk edip eve sokmadığınız televizyonun içindesiniz. Sihirli kutunun bir elemanısınız sizde.&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Bizim evde eğlencemizin ne olduğunu biliyor musunuz? Bir numaralı eleştirmenlerim torun takımı. Yerlere yatıyorlar, nasıl eğlendiklerini bilemezsin. Hele oynadığım reklamı gördüler öldüler o reklamlara. Sinemada da oynamışsın dediler, oynadık dedim. Sonra da dedim ki çocuklar siz bana sahip çıkın, çünkü bu Okan beni galiba bir porno filminde oynatacak. Biraz ciddiye aldılar, yokladılar yani sahimi diye. Onlar çok eğleniyorlar ihtiyar dede diye. Afişler astılar, ben bilmiyorum nereye asacaklarını, bunları Okan çıkarıyor hep başıma. Bin tarakta bezi var herifin. Film teklifi geliyor bana. Diyorum ki, Okan? Ne var abi? Film teklifi ne oluyor? Valla bilmem. Sen oynuyor musun? Evet, tesadüfe bak diye konuşuyor. Bir ihtiyar lazım Hakkı Abi gelsin diyor herhalde. Şimdi bu çocuklar çok şey geldiler. Dede, Levent’te yol boyu, o askerlerin evlerinin karşısında filan, her yerde asılı bir şeyler var hepsi senin resmin dolu. Onlar bana bir şey söylemediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Onlar size özeniyorlar mı peki? Hani dedenin yerinde biz olacaktık ama dede var diyorlar mı?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Şimdi iki oğlan var, bir de kız var. Bunlar hepsi yirminin üstünde. Çünkü torun olarak erkek torunla kız torun arasında müthiş bir fark var. Mesela kız torun gelir, ben yatıyorsam uyuyorsam doğru benim yatağa atlar. Öbürleri benimle idrar müsabakası yapıyorlar. Onlar dayılanmakla meşguller yani. Aynı terazide tartılıyoruz. Öyle bir çaba var. Onlar bana çok yüz vermezler, hafif alaya alarak dengeyi kuruyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Son dönem gazetecilik için ne söyleyeceksiniz? Köşe yazarları kendi kişisel durumlarını aktarır oldular. Hatta bunların kitapları çıkıyor, fotoğrafları basılıyor. Ne düşünüyorsunuz?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Şimdi biraz baştan alalım, şunu konuşalım. Günlük gazetede yazı yazıyorsunuz. Günlük gazete enâm-ı kadim değildir. Yani onunla tuvalete de girerseniz bir saygısızlık addedilmez. O tramvayda okunur, otobüste, trende okunur, parkta okunur, helâda okunur. Günlük gazete. Şimdi günlük gazetede benim filozof arkadaşım yazı yazıyor. Yeri yanlıştır bence. Yani benim sevdiğim ve beğendiğim Murat Belge, bir felsefe ya da sosyoloji dergisinde yazı yazar. Bir fevkaladelik varsa ona müracaat edilir. Her gün işte şu oldu bu oldu, bilmem Erdoğan da kime ne dedi lafları Murat’ın işi değil. Ben günlük gazetenin, günlük gazete yazarlığının aslında mütevazı bir iş olduğunu ve onu yapanların alçakgönüllü olduğunu, yani boyları kadar bir mesafede kalmaları gerektiğini düşünüyorum. Benim şahsen bu bakımdan çok beğendiğim köşe yazarlarından birisi Burhan Felek’ti. Ve ben kendi köşemde iyi kötü tecrübesiz, istese de istemese de yaşadığı için bir şeyleri öğrenmiş bir adamım. Ben yaşlı bir adamım, çoğu kendisinden genç olan insanlarla buluşmuş, onlar da bakalım bu ihtiyar ne diyecek diye bekliyorlar, o da bir şeyler anlatıyor. Benim için köşe yazarlığı bu çizgiyi geçtiğinde saçmalamaktadır. Bizde filozoflar, büyük edebiyatçılar, haşin siyasiler var oralarda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Takip ettikleriniz var mı aralarında?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Ben 12 gazeteyi her gün görüyorum evlat. Ne kadar sürdüğünü biliyor musun? 5-6 saatimi alıyor. Bazen gündüz işim oluyor, akşam gidip okuyorum. Birçok gece sabah beş buçuk, altıda yatıyorum. Ama merak da ediyorum. O ona bakayım ne dedi, bu buna dedi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Bu isimler programa geldiklerinde sizinle yanyana oturuyorlar. Bir şekilde karşılaşıyorsunuz, zaten kendi köşenizde zaman zaman dillendirip yazıyorsunuz. Tedirgin oluyorlar mı sizden?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S0NSmtIGKqI/AAAAAAAAASM/8PrItof9fMc/s1600-h/IMG_7065.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; ps=&quot;true&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S0NSmtIGKqI/AAAAAAAAASM/8PrItof9fMc/s640/IMG_7065.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Şimdi en çok Okan tedirgin oluyor herhalde. Çünkü oraya gelenler Okan’ın misafirleri. Ben kendimi icabında onlara sataşmaya mevun addediyorum. Gelmiş ben de oradayım. Mesela, şimdi yaptığı programın adı Medya Kralı… Medyadan ne var burada diyorum. Hepsi şarkıcı dümbelekçi, neresi bunun medya. Ama onları buluyor. Herkes de gelmez ya onlar geliyor. Ben çoğu zaman adını yanına yazın, neci bu diyorum. Şarkıcı diyorlar bin tane şarkıcı isimleri tutamıyorum. Şimdi ne oluyor bak söyleyeyim sana. Kızdırıyorum, mesela Oray Eğin’i kızdırdım geçende. O da birkaç gün sonra hemen benim aleyhimde yazı yazdı. Sonra Ruhat (Mengi) hanım geldi. Ben uslu uslu oturuyorum. Sizin aranızda bir gerginlik mi var dedi Okan. Bak namussuza. Ondan sonra Ruhat Hanım dedi ki, “Hakkı Bey bizim meslek büyüğümüzdür ama o benden çok hoşlanmaz” dedi. Ben de “ hoşlanmak meselesi değil. Bir defa onunla kafa dengi değiliz, ben onun hakkındaki düşüncemi burada söylemek istemiyorum.” Dedim. Böylece söylememiş oldum. Böyle çok kavga var sorarsan bende.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Hala devam eden kavgalarınız var mı peki?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Onlar arkadaş yahu, onların hepsi moruk olmuş benim gibi. Onlarla ne kavga edeyim ben. Hasan Pulur’la ben bir kavga etsek, Allah saklasın liseden de arkadaşız çünkü biz. Başka kim var Orhan Birgiç. Yok, biz seksenliklerle kavga etmeyiz. Boksta dinç bir adamla kavga edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Taze, heyecanlılar varken diyorsunuz…&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Yok, onlar sataşırsa cevap veriyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Televizyonlarda yer almaya başladıktan sonra, kendinize ait bir proje içinde olmak istiyor musunuz?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; İstiyorum. Kübra şimdi ben London Palladium var. Londra’ya gidince ben oraya giderim. New York’ta Latin Quarter var, Paris’te de Foliberjar var. Bunlar dans, eğlence, komedyenler işte şov bilmem neler sahneye çıkar. İnsanları fevkalade eğlendiren, çok güzel kızlar, çok iyi bir orkestra, dekorlar. Bir şeye dikkat, benim İngilizcem hiç yok ya, Fransızcayı biraz anlıyorum. Orhan Boran’la oturuyoruz, onun hanımı var; London Paladiumdayız. Adam bir laf söylüyor oradaki smokinli de, hoohoho yerlere yatıyorlar salonda. Elizabeth ne dedi diyorum, adamın söylediği lafı söylüyor. Türkiye’de hiç kimse gülmez öyle. Fevkalade soğuk bir laf söylüyor. Gide gide farkettim ki halklar farklı şeylere farklı tarzda gülüyorlar. Çok kesin. Gülme tarzları farklı birbirinden, neye gülüyorlar o da farklı birbirinden. Şimdi buradan yola çık. Türk televizyonlarında hala Türk tarzı bir sohbet programına rastlamadım. Düşünebildiğim, oğulla beraber düşünüyoruz. Bir oda var, o ikimizin sanki çalışma odası gibi. Bazen o bir şey yapıyor, söylüyor. Bir arkadaşıyla da konuşuyorlar, ben burada gazete okuyorum. Yani aynı işi yapan baba oğul var. Orada gelen oluyor, giden oluyor kabilinden… Yani hiçbir televizyon seyircisine hitap etme hali değil. Mümkün mertebe tabii hal…E şimdi hanımlar da olsun deniyor ya, şimdi bu hanımları ne yapacağız biz. Biraz kulüp havası olsun, hani erkeklerin konuştuğu laflar var. Hanımlar şimdi o gün Galatasaray-Fenerbahçe maçı varsa onu konuşamazsın. Ben bile devam ediyorum isimleri filan hatırlayamasam da takip etmeye. Fenerlilik de var gönülde bastır diyorum! Böyle bir programı yapmayı çok arzu ederim doğrusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Hakkı Devrim’in güzellik tanımı nasıldır, ekranlarda kim güzel size göre?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Şimdi yeni nesilde benim çok beğendiğim çocuklar var. Dizilerde filan görüyorum. Mesela “Aliye” diye bir dizide, bir kız oynuyordu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Sanem Çelik&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Ben onu çok beğeniyorum. Karakterini de beğeniyorum. Ben onu çok methettim. Bazen öyle gözüm keserse ben methederim. Mesela şimdi reklama çıkıyor Janset. Bayılıyorum Janset’e. Yeryüzünde onun kadar güzel komedyen bulamazlar. Mesela Zuhal Olcay sahnede çok iyi, oyuncu olarak hiç itibari olmadı. Dikkat edin Sertab Erener Eurovision’u kazandıktan sonra şöhreti düştü. Orhan Pamuk, kimse Nobel alamıyordu, Türkiye’ye giremiyor. Cezalı Nobel aldığı için. Yani çekim böyledir, tercih böyledir Türkiye’de. Bize Hülya Avşar’la; İbrahim Tatlıses iyidir. Nasıl oldu da denk düşmedi evlenmediler yani. Onların çocukları da gurur duyardı. Türk çocuğu olarak o ikisini gösterirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Pekii…&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Sen de buldun adamı konuştur babam konuştur…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Ben de sohbet arsızıyım işte… Benim çocukluğumda TRT’den takip ederdik biz radyocuları, televizyoncuları, sunucuları ve oradan dili öğrenmeye, kapmaya çalışırdık. Şimdi ekrandan takip edilecek isim, kim var bu anlamda?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S0NSwzWxWMI/AAAAAAAAASU/2MFDfR2jroo/s1600-h/IMG_7067.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;428&quot; ps=&quot;true&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S0NSwzWxWMI/AAAAAAAAASU/2MFDfR2jroo/s640/IMG_7067.jpg&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Çocuklarda müthiş bir algılama kabiliyeti var. Sana arada pratik olarak onu söyleyeyim. Arabada gidiyoruz, torunlar, şimdi kelime yanlış geliyor işitiyorum ben. Dedecim o öyle denmez böyle denir demek son derece yanlış ki ben hala yapıyorum. Çok antipatik de oluyor. O kelimeyi bir başka cümlede doğru söyleyiniz ve hiç değilse iki kere bunu tekrar edin. İnanmayacağın bir şey oluyor ve biraz sonra kelime doğru söyleniyor. Ama hiç laf yok, protokol dışı davranıyorum. Şimdi çocuğa çok ince davranmak gerekiyor. Kelime zenginliği işitmekle olur, yani ağız gıdasını kulaktan alır. Kulağı öğrenir kendisi öğrenecek değil ki.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Anneanne ile büyümeyen evlerden romancı çıkmaz dedik, konuştuk. Bizim söyleşimizin de özü budur. Bununla biter. Tekrar görüşmek dileği ile diyelim mi? Sizi ziyarete gelirim o zaman…&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Ooo o zaman istediğiniz zaman gelin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K.D: Çok teşekkür ediyorum çok sağ olun, ağzınıza sağlık.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H.D:&lt;/strong&gt; Ömrünüze bereket canım, kolay gelsin, en kısa zamanda bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Aralık 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Röportaj videosunu &lt;a href=&quot;http://www.kucukcekmecem.tv/1490_8951_Kucuk-Istanbul-Bulusmalarinda-Hakki-Devrim-Ile-Roportaj-SKSM-29-Aralik-2009.html&quot;&gt;buradan&lt;/a&gt; izleyebilirsiniz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;background: none transparent scroll repeat 0% 0%; border-bottom: 0px; border-left: 0px; border-right: 0px; border-top: 0px;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2010/01/hakki-devrim-kubra-dogru-roportaji.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/S0NSCEuQYLI/AAAAAAAAAR0/jMEtVPsqMyc/s72-c/IMG_6982.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-1015957388380447108</guid><pubDate>Tue, 15 Dec 2009 16:41:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-01-09T23:57:04.745+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">RÖPORTAJLARIM</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">SANAT</category><title>Kuliste Keyfimiz Yerinde Olsun</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Sye7GIW_ctI/AAAAAAAAARU/vvt-jHAIQFQ/s1600-h/1111-600x398.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; ps=&quot;true&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Sye7GIW_ctI/AAAAAAAAARU/vvt-jHAIQFQ/s320/1111-600x398.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;Asuman Dabak Tiyatrosu. Son yıllarda adından daha da sık bahsettiren bir kadro. Onların en büyük özelliği ise sahne arkasında ki dostlukları. Asuman Dabak “kulis kan uyumu “ diye adlandırıyor bu durumu ve çok önemsiyor. Görünen o ki kuliste ki kan uyumu öylesine tutmuş ki, her bir isim adeta ayrı ayrı kulvarlarda da birbirinden önemli başarılara imza atıyorlar. Vanilyalı İlişkiler adlı oyun sahne alacak. Ufuk Özkan; Romina Özipekçi ve Asuman Dabak ile birlikteyiz efendim. Vanilyalı ilişkiler neymiş, nereden çıkmış, nasıl yazılmış bütün hikâyesini dinlemek istiyoruz.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sezonun ilk oyunu Vanilyalı İlişkiler…&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Asuman Dabak:&lt;/strong&gt; Oyunumuzun yazarı Asuman Çakırdır. Değerli arkadaşımız Asuman Çakır yazdı ve sevgili dostumuz Ziya Kürküt yönetti. Oyunumuzda Romina Özipekçi, Zuhal Yalçın, Ufuk Özkan, Atilla Irgalata ve ben Asuman Dabak olmak üzere bir oyuncu kadromuz var. Geçen yıl nisan sonuna doğru biz Vanilyalı İlişkileri çıkardık ki bu seneye hazırlık olsun diye ve nasip Halkalı Kültür Sanat Merkezi’imiş. Sezonumuzun ilk oyununu burada sergileyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Romina, peki sen bu sürece nasıl dâhil oldun?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Romina Özipekçi:&lt;/strong&gt; 90lı yılların ortasında ilk tiyatroya başladım. Yani yaptığım meslekle kollarından biri. Bir şekilde giriyorsunuz işin içine. Ama çok uzun dönem kısmet olmamıştı herhangi bir oyun. Geçen sene sağ olsun Asuman ve onun tiyatrosunda arkadaşlarla yeniden tiyatro sahnesine çıktım. Çok keyifli bir şey bu uzun zamandır istediğim bir şeydi. Vesile olduğu için tekrar Asumana teşekkür ediyorum. Valla keyifli bir oyun işte. Oyunu anlatmak gerekirse, çok bugünde yaşayan bir karakter, oyun da bugünde geçiyor zaten. Hani tırnak içinde kelimesinden çok hoşlanmam ama modern zamanlarda geçen, bugünkü medyayı, bugünkü sistemi, bugünkü ilişkileri biraz da eleştiren bir oyun; ama tabi komedi. İçinde komik unsurları var ama içinden çıkarılacak bazı ciddi mevzular da var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Hem güldürürüm, hem düşündürürüm” diyorsun öyle mi?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;R.Ö:&lt;/strong&gt; Evet. Öyle de denilebilir. Güldürürken düşündürür. Zaten hayatı da böyle yaşıyoruz o yüzden çok normal hayatla örtüşen bir oyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; Acısıyla tatlısıyla yaşadığımız olayları arkadaşımız Asuman Çakır çok iyi gözlemlemiş ve bunları çok güzel yazmış dile getirmiş. Bir defa kadın oyunu zaten. Yazar bir karakterimiz var “Sema”,benim canlandırdığım. Sema hayatın başka tarafında rol almış kolejler, yüksek öğrenimlerini bitirmiş, mastırlar yapmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sen gel ondan sonra gazeteci ol “Sema”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; Gazeteci olmuş ama orada da olamamış yazık çok idealist, çok doğru düzgün bir kadın ve işsiz kalıyor. 900lü hatlarda konuşmaya başlıyor. Hayatın başka bir penceresinden bakmaya başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ne acıdır ki bu gerçek aslında…&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; Bu gerçek bir hayattan alıntı zaten. Yapabilseniz; tamam ama… Hamurunuzda zaten böyle bir şey yoksa yani. Zaten izleyicilerimiz ve siz de izlediğinizde göreceksiniz. Sema zaten ağzına yüzüne bulaştırıyor. Konuşamıyor. Kadının ne kültüründe, ne yetişmesinde, ne de aldığı eğitimde asla böyle bir şey yok. Ağzına yüzüne bulaştırıp, kendi hesaplaşmaları var. Komik tarafları da var. Yanlış anlaşılmalar üzerine kurulan bir oyun. Ama finalde sisteme, kadınlara, şöyle bir nalına mıhına, bir serzenişi de var. Bizim çok sevdiğimiz çok severek sahneye koyduğumuz bir oyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Sye7QkotgqI/AAAAAAAAARc/b5yF73uFiL8/s1600-h/7777-600x398.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; ps=&quot;true&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Sye7QkotgqI/AAAAAAAAARc/b5yF73uFiL8/s640/7777-600x398.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Romina, Asuman seni arayıp “hadi gel başla” diyene kadar kaç yıl geçti?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;R.Ö:&lt;/strong&gt; 10 sene.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ne yaptın o aralarda nasıl geçti?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;R.Ö:&lt;/strong&gt; Radyo programım zaten hep devam etti 92 yılından bu yana. Onun dışında dizilerde oynadım. Ekstra işlerim vardı, kitap yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hangisi tatmin etti seni daha çok?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;R.Ö:&lt;/strong&gt; Hepsi birbiriyle çok bağlantılı işler. Dolayısıyla o tatmini hep birbirine bağlayarak almaya başlıyorsun. Çünkü uzun süre başka mesleklerde de geçerlidir eminim. Uzun süre aynı yaptığın zaman bir süre sonra hani rutin oluyor her şey ve barutun bitiyor. Cepten yemeğe başlıyorsun bir süre sonra vesaire. Daha sonra hop başka bir şeye kayıyorsun orada başka bir heyecanla karşılaşıyorsun. Ama bırakmıyorsun, bırakamıyorsun çünkü. O da sana ait bir şey olmuş oluyor. Hepsinin ayrı tatmini var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En son şimdi “melekler korusun” dizisi var nasıl gidiyor?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;R.Ö:&lt;/strong&gt; Güzel. Bir defa seyirci çok sevdi o diziyi. Şiddet yok, sertlik yok, kan yok. Gençlerin özellikle taşradan büyük kente gelmiş gençlerin başından geçebilecek hadiseler yazılıyor o dizide de. O sertliğin olmaması insanlara çok tatlı geldi galiba. Bir de her yaştan insanın çekinmeden utanmadan, rahatça, izleyebilecekleri bir dizi oldu o. Çok keyifli. Oyuncuları yönetmeni, her şey çok iyi. Bir seneye yaklaşıyor başladığından beri çok güzel arkadaşlıklar oluştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ne güzel. Peki, “kardeşim mankenden sanatçı olmaz, mankenler tiyatro sahnesine çıkamaz” bunlar hep kritik edilir, tartışılır televizyonda vs… Kardeşim radyocudan tiyatrocu oluyor mu?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D: &lt;/strong&gt;Benim hiç böyle bir iddiam yok ve bunu söyleyenlere gerçekten çok karşıyım. Çünkü bir insan yetenekliyse doktorlukta yapabilir aynı zamanda oyunculuk yapabilir, kabzımal da olabilir. Hiç fark etmez. Ayrıca bu yetenek meselesi bir defa. Evet, yetenek yeterli mi? Değil tabiî ki. Kendisini geliştirmesi çalışması eğitimini bir şekilde devam ettirmesi lazım. Evet, meslek olarak bunu zaten etrafımızda da çok görüyoruz. Hukuk fakültesinde ya da doktorluğuna devam eden nice ses sanatçısı arkadaşlarımız var. Takdirle beğeniyle izliyoruz hepsini. Bu yüzden oyunculuk için de ben böyle bir kıstas getirmiyorum. Nice devlet tiyatrosunda olan arkadaşımız var ki alaylı olan arkadaşlarımızla maalesef karşılaştıramıyorsunuz bile. Bu yüzden her şey okul mektepli olmak, alaylı olmak gibi ayrımları ben çok nahoş buluyorum. Bu tür şeyler artık yapılmasın. Yetenekli olan insanlara da hayat hakkı tanımak lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;R.Ö:&lt;/strong&gt; Kaldı ki sahneye ve kameraya, işte oyunculuğu hangi alanda yapıyorsan, buna gereken saygıyı duyduğun zaman kişi haddini biliyorsan sahiden ve Asuman’ın dediği gibi biraz yeteneği, biraz pırıltısı bir şeyi varsa bunu muhakkak yapmalı. Dünyanın her yerinde başka başka farklı meslekleri ya da birbirine bağlı meslekleri yapan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; Elvis Presley kamyon şoförüydü mesela. Gerard Depardieu bahçıvan ama dünyanın en iyi aktörlerinden bir tanesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;R.Ö:&lt;/strong&gt; Şöyle bir şey olabilir ama kalkıp da ben şimdi tiyatro konusunda ahkâm kesmeye başlarsam o zaman bana bu soruyu sorun. Ben radyo konusunda ahkâm keserim. O benim alanım ve çok da iddialı konuşabilirim. Kimse de hiçbir şey söyleyemez ama aynı iddiayı ve gerekirse ukalalığı tiyatro üzerine yapmaya kalkarsam şu kadar cık halimle o zaman bana diyebilirsiniz ki; bir dakika ya senin burada hakikaten işin yok. Sen son derece saygısız yaklaşıyorsun bu mesleğe, bu alana, o zaman bunu tartışırız. Ama dediği gibi varsa böyle bir arzusu, yeteneği, pırıltısı elbette yapmalı. Ayrıca o tartışma çok eskidi be.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sormadım ben de geri aldım&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; Ben bizim son oyunumuzdan bahsedeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Oyuncular belli mi?&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt;Tabi ki. Bizim kadromuz hep hazır zaten. Biz böyle muhafazakâr bir aileyiz, kendi yağımızda kavruluyoruz efendim. Çünkü ben kuliste kan uyuşmazlığından çok sıkılan, nefret eden bir insanım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;O zaman çok önem veriyorsunuz?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; Çok önemli ama. Çok iyi oyuncu olmasın ama kuliste keyfimiz yerinde olsun. Çok iyi oyuncu olur ama arka tarafta tadın tuzun olmaz. Bu her şeye yansıyor. O yüzden ben“a” şıkkını tercih ederim her zaman. İkinci oyunumuz da “harika doğum günü” adı bu oldu. Robin Howden yönetti. Oyuncu kadromuzda Ziya Kürküt, Ufuk Özkan, Mehtap Bayri, Hande Kazanova, Atilla Irgılata ve ben yine Asuman Dabak olmak üzere bir kadromuz var. Bu defa oyunun yönetmeni bilin bakalım kim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;R.Ö: Asuman Dabak.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; İlk defa böyle bir serüvene atıldık bakalım arkadaşlarımın yoğun isteği üzerine. Hadi bakalım Asuman hadi sen yönet bakalım bu oyunu dediler, Girdik bir işin altına işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Başka nelere el attı Asuman Dabak…&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; Ben başka bir şeye el atmadım. Ben sadece oyunculuk yapıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Olur mu yahu?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; Ne yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Birçok var, tiyatro var, ekran var…&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D: Hepsi oyunculuk.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; Seslendirme dublaj işi yapıyorum, televizyona iş yapıyorum. Ama hepsi oyunculukla ilgili ama onun dışında ben kalkıp mankenlik yapmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Sye7k2ybnnI/AAAAAAAAARk/3J57LPUFRUA/s1600-h/3333.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; ps=&quot;true&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Sye7k2ybnnI/AAAAAAAAARk/3J57LPUFRUA/s640/3333.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;R.Ö:&lt;/strong&gt; O zaman ben şimdi müsaadenizi istiyorum, yerimi ayağının tozuyla gelen Ufuk Özkan’a bırakıyorum. Ben kulise geçiyorum, çok teşekkür ediyorum bu özel söyleşi için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; Tarihlerimizi verelim. Profilo alışveriş merkezinde her Cuma 20.30’ta ve her Pazar saat 15.00’te, sevgili tiyatro sevenlerimizle buluşacağız. Mecidiyeköy’de bekliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hoş geldiniz beyefendicim, oyuna son bir saat ve Ufuk Özkan işte Vanilyalı İlişkiler sahnesinde hayırlı olsun Sayın Özkan&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ufuk Özkan:&lt;/strong&gt; Teşekkür ederim yani büyük bir heyecanla geldim. Bizde öyledir ama. Efendim sezona başlıyoruz yani çok şükür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Heyecanlı mısınız?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;U.Ö:&lt;/strong&gt; Aynen öyle. Yani hiçbir şey beni bu kadar heyecanlandırmıyor. Bir evlenirken çok heyecanlandım, bir Eren doğarken çok heyecanlandım ve her ilk gösteri öncesi heyecanlanırım. Bu mesleğin, işin de hokus pokusu bu yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bu heyecanın üstüne kamera, çekim, üzerine Kübra&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; Deliliği bu değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;U.Ö:&lt;/strong&gt; Deliliği burada zaten Öyle değil mi ama. Bunu çok özlemişiz yahu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; O adrenalin lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;U.Ö:&lt;/strong&gt; Evet evet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bunu görmek de beni heyecanlandırıyor. Ne kadar güzel, benim de ; o heyecandan keyif aldığım bir tarafı var işlerimizin . O heyecan aslında diri tutuyor, ayakta tutuyor. Belki de onun için bu kadar başarılı kılıyor. Ne düşünüyorsunuz?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;U.Ö:&lt;/strong&gt; Valla tiyatroyla ilgili ne diyorsanız, kalbinizden gönlünüzden ne kadar güzel şey geçiriyorsanız, hepsi çok doğrudur. Bu çok başka bir şeydir yani bunun tekrarı yok. Mesela ben gelirken getirdiler sağ olsunlar. Yolda, tabi ki hâkimim oyuna ama yine de ne olur hani, dizi çekiyoruz, işte sinema bilmem ne; yani bir şekilde onun heyecanı oluyor. Olmadı bir daha, ama bu başka bir şey ya. Bu çok başka bir durum yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Karakterden bahsedebilir misiniz?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;U.Ö:&lt;/strong&gt; Ben bir su tesisatçısını oynuyorum Halim Şenyüz diye. Orta yaşlarında, mahallenin ve o ilçenin etrafında dolanan, yaklaşık işte 7-8 yıldır bu işi yapan, biraz bıçkın delikanlı, biraz işte böyle varoştan gelme bir ağabeyimiz. Tamamen yanlışlıkla bu işlerin içine giriyor. Bu kadarını anlatabiliyoruz değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; Tabi tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;U.Ö:&lt;/strong&gt; Yanlış bir adrese geliyor. Karşısındaki belirli bir eğitimden geçmiş, hayatta işte bir duruşu olan bir bayan. Fakat onu başka bir şey zannediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D :&lt;/strong&gt; … Telekız zannediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;U.Ö:&lt;/strong&gt; Aynen öyle. Onun üzerine yürümeye başlıyor. Kadın ona, yazarlıkla ilgili birtakım şeyler söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; Ben onu yazar zannediyorum o da beni telekız zannediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;U.Ö:&lt;/strong&gt; Aynen öyle. Düşünün neler oluyor yani ve sonuna kadar böyle gidiyor yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ve diyoruz ki o zaman bu oyunu mutlaka izlemelisiniz.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; Vanilyalı ilişkiler gerçekten çok keyifli, hem eğlendirici hem de düşündürücü bir oyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Sye7r-VN7lI/AAAAAAAAARs/kdpXqHO6-1Q/s1600-h/4444-600x398.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; ps=&quot;true&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Sye7r-VN7lI/AAAAAAAAARs/kdpXqHO6-1Q/s640/4444-600x398.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;Şimdi; sergilediğiniz karakterler az çok birbirine yakın, sinemadaki, işte dizide ki, şimdi tiyatrodaki ve başarınız tartışılmaz zaten. Son 5 yıla damgasını vurdu artık. Yüzde yüz isim markalaştı. Peki, sizin oynamak istediğiniz karakter var mı?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;U. Ö:&lt;/strong&gt; Yani her oyuncunun vardır mutlaka gönlünde yatan bir şey. Bizim de var yani böyle hani. Ama dişi rolleri ben seviyorum. Daha da çok kendime yakıştırıyorum. Ee; yani Allah bana bu tiyatrodan emekli olmayı nasip etsin. Asuman Dabak tiyatrosunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; Ahhh ayy ayy!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;U.Ö:&lt;/strong&gt; Yani burada ben her şeyi zaten aslan kral gibi görüyorum. Anladın mı, o yüzden önemli değil yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; Elini öperim senin ben; elini öperim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çok tatlı bir sohbet. Uzun olmasını dilerdim. Ben de uzun uzun sohbet etmekten keyif alan biriyim ama birazdan oyun başlayacak. Arka tarafta hala provalar devam ediyor. Sizi de fazla yormak istemiyorum. Çok teşekkür ediyorum. Söylemek istediğiniz son bir söz varsa?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.D:&lt;/strong&gt; Tüm tiyatro sevenlere hayırlı bir sezon olmasını diliyoruz. Bol seyircili olsun. Bütün tiyatrolar böyle dolsun dolsun taşsın. Bize de gelin ama. Tamam mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;U.Ö:&lt;/strong&gt; Bekleriz, çok teşekkür ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://skyturk.net/kuliste-keyfimiz-yerinde-olsun/&quot;&gt;http://skyturk.net/kuliste-keyfimiz-yerinde-olsun/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;background: none transparent scroll repeat 0% 0%; border-bottom: 0px; border-left: 0px; border-right: 0px; border-top: 0px;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/12/kuliste-keyfimiz-yerinde-olsun.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Sye7GIW_ctI/AAAAAAAAARU/vvt-jHAIQFQ/s72-c/1111-600x398.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-7814257105705879329</guid><pubDate>Wed, 18 Nov 2009 23:56:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-19T02:03:59.686+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">YAZILARIM</category><title>Dedikodu Yazarlığı</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SwSLWD_twxI/AAAAAAAAARI/Yyc3iySR-6w/s1600/dedikodu.gif&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SwSLWD_twxI/AAAAAAAAARI/Yyc3iySR-6w/s320/dedikodu.gif&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bu meslek; o kadar cahil, çoluk çocuğun eline geçti ki, ne geçmişten haberleri var, ne bugün den, ne yarından, ne de olup bitenden. Fikirleri yok ki duruşları olsun ya da duruşları yok ki fikirleri olsun. Hâsılı cehalet saçıyorlar etrafa ve işi normalleştiriyorlar. Buna bağlı olarak algı da buna göre o derece dar, çapsız bir o kadar da kötü oluyor. Haberler ve yorumlar tam anlamıyla deli saçması veya çocuk masalı... Artık, politikadan, spora dek her konu böyle. Okumuyorum sinirlenmemek için. Ama gel gör ki; gözüme gözüme sokuyorlar işte. Tesadüfen gözüme çarpınca bile kan beynime üşüşüyor, bakamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir önceki yazımda “&lt;b&gt;Ekran dedikoduları&lt;/b&gt;” başlığı altında anlatmaya, özetlemeye çalışmıştım: fikrine zikrine önem verip takip edebileceğim ekran isminin sınırlı olduğunu ve hatta neredeyse hiç olmadığını.  Gazetelerde kibrit kutusu kadar sütunlarda oluyorlar, televizyonlarda ise artık hiç yoklar demiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzlenebilecek ve takip etmeyi hak edecek isimler adına. Bana kitap okumanın önemini vurgulayabilecek ama aynı zamanda tatlı sohbeti ile iz bırakacak, uzun yıllar sonra anımsayacağım kaç isim söylersiniz? Ama hepimiz bir &lt;i&gt;&lt;b&gt;Seynan Levent&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;’i hatırlarız. Kaçınız bana sömürmeden, başka başka algıları beynime dikte etmeye çalışmadan devam eden bir yarışma programı söyleyebilirsiniz? Ama hepimiz yine çok iyi hatırlarız &lt;b&gt;Telekutu&lt;/b&gt; yarışması ile &lt;i&gt;&lt;b&gt;Cenk Koray&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;’ı. Kaç kişi bana bulunduğu şirketler grubuna ya da yönetimine kendini teslim etmeden, etiği ile haber hazırladığını ve sunduğunu söyleyebilir? Ama hatırlarız yine hepimiz bir &lt;i&gt;&lt;b&gt;Tuna Huş &lt;/b&gt;&lt;/i&gt;ismini. Örnekleri daha da çoğaltabilirim birçok meslek adına. Ancak içine düştüğümüz ve ses çıkarmadığımız, kabullendiğimiz durumadır benim sitemim. Nasıl oluyor da, bu kadar fikri çalınmış asalaklar topluluğu haline geldik? Ya da yine aynı asalakları izlemeyi başarabiliyoruz, ya da okuyabiliyoruz. Yeni yetme kızlar ablalarını örnek alıyor, açılıp saçılıp, son kullanma tarihlerine kadar alıp-verip, onlar da bu anlamda ekonomiye can verir oldular. Genç delikanlılar da, ağabeylerini örnek alıp dedikodunun kralını yapmaya ne zaman başladılar? Sonra bu yeni yetmeler, ablalar ve ağabeyler, nasıl oluyor da bir zıpçıktı durum karşısında bu kadar aktivist olabiliyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana göre artık yazılı ve görsel basın:&lt;i&gt;&lt;b&gt; menopozlu kadınlar ve antropozlu erkeklerin aktivistliğini tatmin ettiği yer &lt;/b&gt;&lt;/i&gt;olmaktan başkaca bir şey değildir. İlgi odağı olamadıklarında bunlar çıldırıveriyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hızlı değişen ve yüzeysel duygular yaşayıp aktarıveriyorlar. O derece ki; bu olayları bakın size özetleyeyim. Haberlere bakın mesela: yumruk nedeniyle hastaneye gittiğinizde medyayı haberdar edin, sizi tedavi eden doktoru düşünün, o da çıksın açıklama yapsın televizyonlarda, arkada hastanenin logosu görünsün, tedavi masrafınız da olmaz büyük olasılıkla. Aklınızda bulunsun yaptığınız hiçbir şeyin ardının arkasının dolu olması gerekmiyor. İlgi çekmek için sakın zamanınızı çalışmaya, öğrenmeye, bilmeye ayırarak harcamayın, deli misiniz? Kitap bile okuyacaksanız görünür bir yerde, kapağı görünecek şekilde okuyun; bütün dikkati, ilgiyi üstünüze toplarsınız. Onu da mı yapamıyorsunuz, Twitter’da ya da Facebook’da yazarsınız mesela…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmadı mı? Dikiş tutturamadınız mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekranlar, gazeteler size hep açık zaten. Geçin bir televizyon kanalında bir program tutturun, orada da bu beyni silinmiş insanları bulup buluşturun, onlara hâkimlik, savcılık yapın, kızın, bağırın. Öyle ki ölümlerine, yuvalarının yıkılmasına, hayatlarının kararmasına vesile olun. Daha mı olmadı, Helin Avşar ya da Ayşe Arman röportaj tekniği uygulayın. Bu nokta ise artık benim çıldırdığım noktadır ki: bundan böyle Türkiye medyası üzerine bir şey yazmak, söylemek, düşünmek yersizdir. Helin Avşar’ın röportaj yaptığı bir ülkede okullara filan harcanan paralara yazık yani… &lt;b&gt;Esrar&lt;/b&gt;’lı kadın programları, Rh pozitif belgeselcilerimiz, işadamı sevgilisi evlendi diye, kuaförden hastaneye kaldırılanlar, eski fotomodeller, yeni tefsir hocaları, oooooff of kimler yok ki. Üzerlerine artık konuşmaya ya da yazmaya gerek yok. Allah yolunuzu izinizi, bu anlamda olacaksa açık etmesin arkadaşlar. Olan bizim çocuklarımıza oluyor da ondan. Varsın sizi alkışlayan eller de dert görsün!!! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hâsılı sayın okuyucu!  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz ya da ben onca ömrümü saatimi, heyecanımı, zekamı verdiğim, gönlümü koyduğum,  sevdiğim bu meslek adına daha kendime ne katabilirim diye düşünedururken işte bunlar oluyooooorrrr!!!! Farkındayım çok uzun oldu ama az sonra anlatacağım anektodu lütfen okuyunuz ve bir kez daha düşününüz takip ettiklerinizi!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Yunanda Sokrates, bilgiyi saklaması sebebiyle saygıdeğer bir ün yapmıştı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün bir tanıdık büyük filozofa rastladı ve dedi ki,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun? &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Bir dakika bekle &lt;/b&gt;diye cevap verdi&lt;b&gt; &lt;/b&gt;Sokrates. &lt;b&gt;Bana bir şey söylemeden evvel senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna Üçlü Filtre Testi deniyor.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Üçlü Filtre? &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Doğru&lt;/b&gt;,  diye devam etti Sokrates. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmek, iyi bir fikir olabilir. Bu ona üçlü filtre testi dememin sebebi; &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Birinci filtre &#39;&#39;Gerçek Filtresi&#39;&#39;. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Hayır&lt;/b&gt;, dedi adam&lt;b&gt; &quot;Aslında bunu sadece duydum ve…&quot;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Tamam&lt;/b&gt;, dedi Sokrates. &lt;b&gt;Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Simdi ikinci filtreyi deneyelim, &#39;&#39; İyilik Filtresini&#39;&#39;. Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi bir şey mi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Hayır, tam tersi...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Öyleyse&lt;/b&gt;, diye devam etti Sokrates. &lt;b&gt;Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek, istiyorsun ve bunun doğru, olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı. &#39;&#39;İşe yararlılık filtresi &#39;&#39; Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Hayır, gerçekten değil.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;- İyi&lt;/b&gt;, diye tamamladı Sokrates,&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;- Eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve faydalı değilse bana niye söyleyesin ki?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ve NOKTA der &lt;a class=&quot;zem_slink&quot; href=&quot;http://twitter.com/kubradogru&quot; rel=&quot;twitter&quot; title=&quot;Kübra Doğru&quot;&gt;KÜBRA DOĞRU&lt;/a&gt;!!!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href=&quot;http://skyturk.net/dedikodu-yazarligi/&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;www.skyturk.net&lt;/span&gt; &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;-moz-background-clip: border; -moz-background-inline-policy: continuous; -moz-background-origin: padding; background: transparent none repeat scroll 0% 0%; border: 0pt none ! important;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;zemanta-pixie&quot;&gt;&lt;a class=&quot;zemanta-pixie-a&quot; href=&quot;http://reblog.zemanta.com/zemified/3aa6a50e-8aa1-48f9-8432-f4c3e0478beb/&quot; title=&quot;Reblog this post [with Zemanta]&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;Reblog this post [with Zemanta]&quot; class=&quot;zemanta-pixie-img&quot; src=&quot;http://img.zemanta.com/reblog_e.png?x-id=3aa6a50e-8aa1-48f9-8432-f4c3e0478beb&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;script defer=&quot;defer&quot; src=&quot;http://static.zemanta.com/readside/loader.js&quot; type=&quot;text/javascript&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/11/dedikodu-yazarlg.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SwSLWD_twxI/AAAAAAAAARI/Yyc3iySR-6w/s72-c/dedikodu.gif" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-6272061568058805609</guid><pubDate>Sun, 08 Nov 2009 18:14:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-12-15T18:45:08.875+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">RÖPORTAJLARIM</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">SANAT</category><title>Kübra Doğru &amp; Bülent Ortaçgil Röportajı</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&quot;Şarkı yazamıyorum, yazdığım şarkıları beğenmiyorum; bereketsiz bir dönem yaşıyorum!&quot;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SvcHoN3_OlI/AAAAAAAAAQo/eSVIDrVfUpY/s1600-h/bu1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img sr=&quot;true&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SvcHoN3_OlI/AAAAAAAAAQo/eSVIDrVfUpY/s320/bu1.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Kültür ve sanat söyleşilerimiz devam ediyor. Konuğum ise &lt;a class=&quot;zem_slink freebase/guid/9202a8c04000641f8000000000884074&quot; href=&quot;http://en.wikipedia.org/wiki/B%C3%BClent_Orta%C3%A7gil&quot; title=&quot;Bülent Ortaçgil&quot; rel=&quot;wikipedia&quot;&gt;Bülent Ortaçgil&lt;/a&gt;; birazdan çok güzel bir konser dinletisinde bulunacak; hemen öncesinde müzisyenler böyle durumları çok kabul etmezler ama bizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Aslında serüven Ankara’dan başlıyor, Ankara’dan Sultanahmet’e oradan Kadıköy’e uzanan bir yolculuk var. Dolayısıyla oradan başlayalım diyorum. Ankara’dan &lt;a class=&quot;zem_slink freebase/guid/9202a8c04000641f8000000000949133&quot; href=&quot;http://english.istanbul.gov.tr/&quot; title=&quot;Istanbul&quot; rel=&quot;homepage&quot;&gt;İstanbul&lt;/a&gt;’a uzanan öyküde çocuk Bülent Ortaçgil neler yaşamıştı o günlerde?&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara’da doğduğum yer şu anda Ulus’ta korunuyor. Orayı daha sonraları gidip gördüm. Yedi yaşına kadar Ankara’da kaldım. İlkokulu Anafartalar İlkokulu’nda okumaya başladım sonra 1 yıl Amerika’ya gittim. Babamın ihtisası nedeniyle, oradan da İstanbul’a döndüm. Sonra Ankara’ya bir daha askerlik yaparken işte 1 yıl kadar kaldım, onun dışında Ankara’ya gitmedim bir daha. Sultanahmet İlköğretim Okulu’nu bitirdikten sonra Kadıköy Maarif Koleji’ni okudum. 68’de orayı bitirdim, sonra İstanbul Üniversitesi’ne girdim, kimya fakültesini okudum. O ara müzikle uğraşıyorum yani liseden itibaren&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Kadıköy sanat eviydi sanırım.&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok, Çekirdek çok daha sonradır. Ben lise yıllarından söz ediyorum yani 68’e kadar olan zamandan. Popüler müziğin doğuşu, yaygınlaşışı, onu genç olarak taklit ederekten, o çevrenin içindeydim yani o dünyanın içindeydim. O nedenle birebir bu müziğin gelişmesini yaygınlaşmasına şahit oldum denebilir. Bir şeyler çalmaya uğraşıyordum, çaldığımı söylüyordum asıl olarak, bir şeyler çalmaya çabalıyordum ama daha çalamıyordum, sonra kimya fakültesinin 3. Ya da 4. Sınıfı şimdi hatırlamıyorum ama 71’de bir 45’lik yapıldı. Kendi şarkılarımı yazmaya başlamıştım o zaman, 74’te de Benimle Oynar Mısın yayınlandı. Ondan sonra uzunca müddet bir şey yayınlanmadı. Arada ufak tefek masal müzikleri yaptım ama sonra Çekirdek Sanat Evi’yle, Fikret ile bir şeyler yapmaya başladık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Öncesinde on yıllık bir dönem var değil mi kimya mühendisliği yaparak yaşamınızı idame ettirdiğiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, 6 – 7 yıl kimya mühendisliği yaptım. Onun sonlarına doğru Çekirdek Sanat Evi’nde Fikret’le beraber uğraştık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Asıl başlangıç o diyebilir miyiz peki?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Denilmez mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, yani ben 74’te hala çaldığımız, hala insanların yeni bir şeymiş gibi dinlediği, 74 artık kaç yıl etti hesabını bile yapamıyorum. Yani o zamandan beri çalınan o albüm 74 yılında yapıldı. Benim için ilk o. Çekirdek Sanat Evi’ndeki bu ikinci perde diye tanımladığım benim zaten ondan sonra ikinci perde albümümü yaptım doksan yılında. Profesyonel olarak müzik yapmaya karar verebildiğim zaman o.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Şöyle derler müzik otoriteleri; müzik aslında bir matematiktir … Dolayısıyla aslında mühendisliğinizin müziğinize faydası olmuş mudur bu anlamda?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SvcIHiTgS1I/AAAAAAAAAQw/t2iZ31TgjXc/s1600-h/bu3.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img sr=&quot;true&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SvcIHiTgS1I/AAAAAAAAAQw/t2iZ31TgjXc/s320/bu3.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yani mühendisliğimin müziğin tekniğini öğrenmemde bir faydası olmamıştır da o düşünüş zincirinin şarkı sözlerini yazarken, mantıklama kurarken onun yararını gördüm ama müzik kendi içinde bir konu yani onu özel olarak uğraşıp öğrenmemiz gerekiyor. Zaten ben hep zayıftım o konuda çünkü müzik eğitimi almış değilim. Ancak bir şarkı yazmak için öyle ciddi bir müzik eğitimine filan ihtiyaç yok tabii ki orada duygulanma işte söylediğini iyi özetleyebilme biraz da müzikten anlayabiliyor olma, bunlar önemli. Ama yani ciddi bir müzik eğitimi önemli değil şarkı yazmak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Bir röportajınızda diyorsunuz ki: hayat yazdığım sözler kadar kolay değilmiş aslında. Şimdi tabi nasıl değerlendiriyorsunuz, yazdığınız sözlerin hayatla ilintisi ve bağlantısı açısından düşünürseniz kendinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmiyorum öyle bir şey demek zor. Çünkü benim şarkılarım çoğunlukla kurgu şarkılarda yazdım ama çoğunlukla diyelim kendi yaşamda olan şeylerden etkileşme sonucu yazılan şeylerdi çoğunluğu dolayısıyla kurgusal şarkım çok azdır. Oturup düşünüp yazdığım. Yani bütün şarkılar hayatın içinden çıkan şeyler tabii ki ama hangisi zor. Onu o zaman öyle demişim ama siz benim öyle deyişime bakmayın o zaman öyle deyip,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Ruh haline göre değişebilir mi? Kesin önermelerden uzak mı durmak lazım yoksa müzikte kesin önermeler var mıdır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzikte değil, söz, dünya görüşü açısından söylüyorum, ben hani dünyanın bir şekilde değiştiği çok karşıt fikirlerin ya da çok moda olan düşünce akımlarının filizlendiği konuşulduğu bir gençlik döneminden geçiyordum ama o dönemde hiçbir şeye, hiçbir akıma ciddi olarak kapılmadım. Hiçbir akım beni ikna edememişti, hep şüphelerim vardı zaten onun bir anlamda bulanıklığını hep yaşadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Ama onun yansıması belki, belki de değil. Bir Bülent Ortaçgil tarzını geliştirdi ve oturtturdu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim şarkı kurgum zaten onun üzerine dayalı. Hiç öyle kesin yargılı, nokta koyduğum, bu budur dediğim, yani dünyanın öyle olduğuna inanmıyorum. Bu budur dediğiniz şey 3 ay sonra bambaşka bir şey olabiliyor ya da 5 yıl sonra tam tersi geçerli olabiliyor. İnsanın kendisiyle ciddi çelişkiye düşmemesi lazım hayatta, o nedenle inançlarımızı bile ciddi süzgeçten geçirmek lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Keşke herkes böyle düşünüyor olabilseydi. Ama o zaman da hayatın o işleyişle tadı tuzu anlaşılmazdı değil mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu söylemek bana düşmez ama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Birde sizin hep böyle bir tavrınız var, &quot;onu söylemek bana düşmez, ya da bunda kesin bir şey söyleyemem…&quot;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani işte şunu diyorum hayat öyle mi? Hayat böyle mi? Ya da şu mudur doğru olan? Şu anda öyle bütün söylediklerim ağzımdan çıkıyor mantığın süzgecinden çıkıyor ama başka şeylerde söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Dolayısıyla bu Bülent Ortaçgil müziğine yansıyor, naif bir müzik ortaya çıkıyor.&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafası karışık, çok kesin angaje olmamış hiçbir düşünce sistemine, öyle bir müzik çıkıyor, öyle sözler ortaya çıkıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Dolayısıyla şu merak uyandırıyor, Bülent Ortaçgil sert bir müzik yapmak ister mi ya da istedi mi hiç?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağırıp çağırmak istedim, öyle çok yüksek perdeden şarkı söylemek isterdim açıkçası ama bu da bir kişilik meselesi olsa gerek. Yani hiç hayatım boyunca yapamadım ama özendiğim zamanlar olmuştur ama demek ki öyle biri değilim, içimden gelmiyor öyle bir şey yapmak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Ama sürekli bir akım değişimi oluyor. Müzikte oluyor, inançta oluyor, düşüncede oluyor.İnsanların o değişim süreciyle birlikte ;devam eden akımlar müziğe de yansıyor ve her akım popülerliğini kazandıktan sonra arkasından kitleleri de sürüklüyor….&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama işte ben çok fazla şey oynamadım, öyle zevklerim çok fazla değişmedi. Beğendiğim güzel dediğim şeyler çok fazla hareket etmedi. Zaten zor güzel diyordum, zor beğeniyordum ama o beğendiklerimin en azından şuana kadar fazla değişmediğini söyleyebilirim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Bu akımlardan etkilenip, çizgisinde değişiklik yapan çok başka başka isimler de var. Sizin dönemizin yine çok önemli isimleri var. Bu son yıllarda şöyle bir şeye dönüştü, artık altmışların müziğini yapanlar veya o 68’den sonra yapılan müziği icra edenler, günümüzde az önce de söylediğiniz gibi, Benimle Oynar Mısın’ ı yeni keşfediyor veya o isimleri yeni keşfediyor ve yeni bir şey dinleyeceklermiş gibi de açıkçası lanse ediliyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu süreci nasıl görüyor Bülent Ortaçgil? Burada bir üretimsizlik mi var? Başka bir şey mi var?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SvcIPGPYY0I/AAAAAAAAAQ4/N7tpkS9IRe8/s1600-h/bu4.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img sr=&quot;true&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SvcIPGPYY0I/AAAAAAAAAQ4/N7tpkS9IRe8/s320/bu4.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Benim dışımda olan bir şey bu. Bir üretimsizlik genel olarak Türkiye’de yani Türk müzikal hayatında bir kısırlık var tabi. Çünkü çeşitlilik giderek azalıyor, genel zevk, genel reçete, çok gündemde ve herkes aynı reçeteyi uygulamak istiyor, o nedenle sapmalar, çeşitlilik o kadar fazla yok ama müzik dünyası da bana sorarsanız hem teknolojik olarak hem ekonomik olarak ciddi bir dar boğazdan geçmekte. O nedenle bunların her biri birbirini etkiliyor bana sorarsanız yani müzik akımları da etkileniyor, yapılan müzik etkileniyor, dinleyen insanların kalitesi etkiliyor yapılan şeyleri, özellikle Türkiye’nin koşulları da etkiliyor her şeyi, bir genelleme çıkartmak mümkün olmayabilir ama şu dönem öyle ortalık biraz koyu renkli şuanda ama daha sonra ne olur? O çeşitlilik gelir mi, gelmez mi? ama şimdi mesela benim gençliğimde popüler müziğin ilk çıkışı büyük bir heyecandı ve büyük kitleler bunun arkasından koştular, dolayısıyla ciddi bir çıkış vardı, şuanda dünyada öyle bir şey yok aslında insanların yeni bir şey peşinden koşması için bir hareket yok, bir nedende yok. Çünkü çok şey denendi, yapıldı, bundan sonra daha elit müzikler yapılıyor, daha az insan için. Ama toplu yapılan şeylerin çoğu denendi bana sorarsanız, kim bilir nasıl bir yere gideriz bilemem ama müzik endüstrisi benim anladığım kadarıyla ciddi bir krizde zaten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Ve hatta şu denilebilir mi o dönemin müziğiyle, işte best of ‘ları yapıyor birçok firma, birçok isim. Onlarla ayakta duruyor denilebilir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok, yani o kadar bir şey olduğunu sanmıyorum ama eskiye dönülüyor, eski kurcalanıyor, değerlenmemiş eskiyi tekrardan değerlendiriliyor ama bunların içinde ticarette var, moda da var ben size söyleyeyim. Sadece güzel olduğundan filan değil yani. Biz işte Zühal’le Başucu Şarkıları’nı yaptık ondan sonra on tane başucu şarkısı tipi şey oldu yani bu demek ki o anda gündeme geliyor herkes onu yapıyor filan, bu sadece kısırlıktan, “yeni şarkı yapılmıyor”dan değil yani başka nedenlerde var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Uzun aralıklarla albüm çıkartmanızın özel bir nedeni var mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uğraşıp kendi kendimi ikna ettikten sonra bir şey yaptığıma emin olduktan sonra daha doğrusu, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;İlk önce siz beğeneceksiniz herhalde değil mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giderekte işim zor, giderekte aslında hem bereketsiz bir dönem yaşıyorum, hem kendi kendime beğendiremiyorum yaptıklarımı öyle bir sorunum da var, yani şarkı yazamıyorum, yazdığım şarkıları beğenmiyorum, yaptığım eskizleri beğenmiyorum, bana heyecan vermiyor. Öyle bir sorunum var ama bunu telaşla karşılamıyorum da daha çok hani çok denedim herhalde artık başka bir şeye ihtiyacım var, bir ara durmalıyım, çalmamalıyım filan öyle şeyler düşünüyorum. Birde geçen gün onu düşünüyordum yani her şarkı yapma nedeni aslında benim için öyle, bir dünyayı değiştirme isteği filan. O isteğim giderekten azaldı mesela. Yaşla ilgili olabilir, dünyayı daha fazla kabullenmeye başladım, eskiden kabullenmiyordum, şimdi hiçbir şey beni şaşırtmıyor mesela beklide ondan yazamıyorumdur şarkı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Ama siz böyle demeyin Bülent Bey. O zaman bizim heyecanlarımıza ne olacak. Biz sizlerden etkilendik veya sizlerin görüşleri düşünceleri bizleri ayakta tutuyor, dik tutuyor…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, ama yani her musluğun bir akış süresi var, su bazen bitebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Peki, bu noktada siz politik misiniz? Apolitik misiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi anlamda?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Genel düşündüğümüzde, müzik adına da söyleyebiliriz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Politikasız bir hayat yok, hayatın her yerinde politika var ama o politikanın, çok güncel olması ya da arkadan bakıyor olması o önemli. Benim güncel politika fazla ilgimi çekmedi şimdiye kadar. Çünkü daha yukarıdan bakılan politikanın daha etkili ve daha uzun vadeli olduğunu düşünüyorum. Güncel politikayla boşu boşuna uğraşıyorsunuz 3 gün sonra bütün koşullar değişiyor ve herkes dediğini yutuyor. Herkes söylediğinin aksini yapmaya başlıyor. Bir nedenden dolayı ve onun ustaları var yani güncel politikanın ustaları var, ondan zevk alan, ondan beslenen insanlar olabilir ama ben daha geniş bir zaman diliminde güncel olmayan politik şeylerden etkileniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Türkiye’deki müzik bu anlamda etkileniyor mu? O kaos müziğe yansıyor mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok uzun zamandan beri müzik dünyasının içersindeyim, çok faal olmasam bile Türkiye’de mesela Özal sonrası, 80 ihtilalı sonrası Türkiye düşünsel hayatı ve yeni gelen gençlerin düşünsel hayatı arasında ciddi bir farklılık gördüm tabiî ki. O insanlar tamamen apolitik, derinlemesine değil başka bir esprinin insanları. Hareket, televizyon, bilgisayar, internet çağı falan filan. Bizim çağımız daha ziyade okuma çağı, dolayısıyla elemanlarımız da farklı onlarla. Onların düşünsel hayatı son derece kısıtlı bana sorarsanız daha otomatikler, daha hep beraberler, farklılıkları az. Mesela benim zamanımın diyelim artık şarkıcılarına bakarsanız her biri unique’ tir. Her biri kendine özgü bir adamdır, seversiniz, sevmezsiniz ayrı hikâye ama Cem Karaca’nın Livaneli’nin, Ajda Pekkan’ın, Sezen Aksu’nun ya da Moğollar’ın ya da her kimse, her birinin, Fikret Kızılok’un, Barış Manço’nun ve Timur Selçuk’un mesela, bu insanların kendi stilleri vardır. Kendi söyleme biçimleri vardır. Şimdi getirin bu tarafa, bu tarafta hepsi reçete müziğidir. Yani bir reçete var o reçete Tarkan’sa eğer, herkes Tarkan olmaya çalışıyor. Başka biriyse, herkes başka biri olmaya çalışıyor. Çeşitlilik yok. Dolayısıyla şimdi hani buda öyledir. Ben de onun gibi söylemeye başlamayayım, neydi bizim zamanımız filan ama işin gerçeği o biraz. Bugün o nedenle 80 sonrası Türkiye’si düşünsel yapısı nedeniyle şu andaki gençliğin de, çoğunluktan söz ediyorum tabi ayrıntılardan söz etmiyoruz, ama çok enteresanlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Yarı zamanlı sanatçılık yapmak gibi bir şey …&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmiyorum bana soruyorlar mesela o sözleri nasıl yazdınız diye. Kardeşim sen de benim kadar kitap oku sen de benim kadar düşün, sen de yazarsın. Ama artık insanların ona vakti yok. İnsanlar kalkıp ertesi gün gitar çalmak istiyor, üç gün sonra yazar olmak istiyor. Beş gün sonra filozof olmak istiyor. Öyle bir dünya yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Hatta geçtiğimiz yıl yaşadığımız bir olayı paylaşayım sizinle. Yine bir sanat öğretmeni, öğrencisine Karacaoğlan kimdir bunun hakkında hazırlanın gelin diyor. Bir hafta sonra aynı derse gittiğinde, öğrenci hocam Karacaoğlan’ın albümlerini aradım ama bulamadım diyor. Bu kadar vahim aslında durum…&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyin başı eğitim…Tabi yani o laf kurtarıcı da bir laf, eğitime atıyoruz hemen topu ama bana sorarsanız insan tipi de artık öyle, onu değiştirmek, mesela Türkiye de bana hep öyle geliyor bilgiye fazla ihtiyaç yokmuş gibi geliyor. İnsanlar çok averaj, çok sıradan olmayı tercih ediyorlar. Müzisyenler de öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Peki, bu anlamda siz dinleyicinizi ayırıyor musunuz? Benim dinleyicim, nitelik, biçim, biçemsel bakımdan farklıdır mı diyorsunuz?&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SvcIXtDmH4I/AAAAAAAAARA/sKK4z2-eL8M/s1600-h/b%C3%BC2.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img sr=&quot;true&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SvcIXtDmH4I/AAAAAAAAARA/sKK4z2-eL8M/s320/b%C3%BC2.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Biraz ayırıyorum çünkü kendimde yaşarken bunu gördüm. Üniversite olan yerlerde daha fazla dinlendim. Batıyla daha fazla ilişkisi olan yerler beni daha fazla dinlediler. Edebiyattan biraz daha fazla hoşlanan insanlar daha fazla dinlediler. Edebiyattan biraz daha fazla hoşlanan insanlar daha fazla dinlediler. Müzisyenler beni sever mesela, çünkü hem istediğimi yapmışımdır hem yaptığım şey müzik adına da bir şey ifade eder onlara hem de taviz vermemişimdir. Zamana ve koşullara göre dalgalanmamışımdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Aslında bütün konuştuklarımızın özeti oldu son cümleniz, siz mesela hiç grup adı oluşturmadınız ama hep ekip işleri yaptınız ve çok değerli isimlerle çalıştınız ; ihtiyaç mı duymadınız böyle bir duruma?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani biraz yaptığım şeyin, sözün ve müziğin bana ait olması, ortaya Bülent Ortaçgil şarkılarını çıkartıyor. Onu bir grup çalıyor, kimi zaman bir, kimi zaman iki kişi çalıyor, kimi zaman 4 kişi çalıyor ama o bir grubun müziği olsaydı, bir adımız olurdu herhalde ama sonuçta arkadaşlarım sadece düzenlemek açısından yardımcı oluyorlar. Söz ve müzik bana ait olduğu için öyle bir yol tercih etmedik şimdiye kadar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Ama onlar da keyifle katılıyorlar.&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, yani söylediğim gibi müzisyenler benim o müzik adına yaptığım ve hiç değiştirmediğim ve ısrarla üzerinde durduğum şeyleri severler. Dolayısıyla her koşulda çalarlar benimle ve şimdiye kadar Türkiye’nin en iyi müzisyenleriyle çaldım hep. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Aşk ve Ortaçgil dediğimizde nasıl tanımlıyor? Bu kadar, çok zor beğenen biri olarak, tabi vasat ve sıradan bir aşktan ve küçücük sıkıştırılmış o üç harften bahsetmiyorum, genel olarak, düşününce nasıl tanımlıyorsunuz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk şarkıları ilk başlarda yazmadım daha sonraları yazdım, hem kendi hayatımla paralel olarak yazdım, kimilerinde kurgu olarak yazdım ama ciddi aşk şarkıları yazdım doğrudur. Herkese öneririm yani âşık olmasını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;Küçükçekmece’de Halkalı Kültür Sanat Merkezi’nde sahne alacaksınız bugece… Yerel yönetimlerin bu anlamda sanata ve sanatçıya yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sanatı yerel yönetimlerin desteklemesi onu yaşatmak için en azından böyle mekânlarda bir hareketler yapmasını mantıklı olarak karşılıyorum. Bir gereklilik olduğunu da düşünüyorum. Fakat tabi yerel yönetimin düşüncesine göre bunlar farklılık gösterebiliyor, kimi yerde daha fazla, kimi yerde daha az, kimi yerde başka türlü, ama bir şekilde sanat insanların hayatında olan bir şey, açlık işini hallettikten sonra mutlaka bulaşmanız gereken bir şey. O yüzden insanların, biz Beşiktaş’ta mesela sokak, park konserlerinde filan çalarız. İnsanların o katılması, herhalde belediyeye iyi şeyler söylüyorlardır. Tabi bütün her şeyi belediyelerin bu faaliyetlerinden beklemek abestir. Ama bütün lokaller sırf müzik için de değil, workshoplar için, sergiler için, konuşmalar için, her şey için gerekli ve güzel olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: blue;&quot;&gt;İyi ki varsınız, iyi ki sizi tanıdık. Müziğiniz daima bereketli olsun dileklerimle, çok teşekkür ederim.&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;border: 0px none ; background: transparent none repeat scroll 0% 0%; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;zemanta-pixie&quot;&gt;&lt;a class=&quot;zemanta-pixie-a&quot; href=&quot;http://reblog.zemanta.com/zemified/ee1b3188-bb53-4fa8-8986-57ab42fe4197/&quot; title=&quot;Reblog this post [with Zemanta]&quot;&gt;&lt;img class=&quot;zemanta-pixie-img&quot; src=&quot;http://img.zemanta.com/reblog_e.png?x-id=ee1b3188-bb53-4fa8-8986-57ab42fe4197&quot; alt=&quot;Reblog this post [with Zemanta]&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class=&quot;zem-script more-info pretty-attribution paragraph-reblog&quot;&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.zemanta.com/readside/loader.js&quot; defer=&quot;defer&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/11/kubra-dogru-bulent-ortacgil-roportaj.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SvcHoN3_OlI/AAAAAAAAAQo/eSVIDrVfUpY/s72-c/bu1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-8412024669526236254</guid><pubDate>Thu, 29 Oct 2009 00:25:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-12-15T18:45:36.783+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">RÖPORTAJLARIM</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">SANAT</category><title>“Televizyon Belki De Kalkmalı Türkiye&#39;den”</title><description>&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SujcxcmBnOI/AAAAAAAAAPI/t6CHAgdsQZk/s1600-h/1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SujcxcmBnOI/AAAAAAAAAPI/t6CHAgdsQZk/s400/1.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Sabırsızlıkla beklenen bir konserin hemen öncesiydi. Dışarıda birazdan saza, söze, deyişe, semaha, nefese karılacak muhteşem bir kalabalık ve konser öncesi yapacağı söyleşinin güzel heyecanını yaşayan ben ve birazdan sahne almak için son hazırlıklarını yapan iki değerli usta. Yani her şey tamam. Küçükçekmece Belediyesi Halkalı Kültür ve Sanat Merkezi’nde sözleşmiştik yıllardır severek dinlediğim, halk müziğinin en güzel, en anlamlı, en yürekli nağmelerini bizlere aktaran iki değerli müzik adamı ile. Söze başladığımızda kulis aslında biliyordu; bu üç müzik sevdalısı insanın birçok paylaşımı olacağını. Kulisler tanıktır ve bilir aslında heyecanların en güzelinin kendinde saklı olduğunu… Müzik adına konuşulan her söz, gözlere ayrı bir ışık veriyordu sanki. Söyleşi öncesinde bana, Onlar çok konuşmaz diyenleri adeta yalancı çıkartıyorlardı. Kayıt cihazım bile neredeyse konuşulanları yakalamaya yetişemez oldu. Başlangıçta kısacık bir zaman diliminde tadımlık bir söyleşiydi belki bizimkisi, bittiğinde asıl şimdi başladı duygusu yaratan.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Yıllardır severek dinlediğim; bu güzel nağmeleri kulağımıza çaldığınız için çok teşekkür ediyorum kendi adıma. Bu güzel merkezde hınca hınç dolu bir salona konser vereceksiniz. Ayaklarınıza sağlık, geldiniz, hoş geldiniz. &lt;a class=&quot;zem_slink&quot; href=&quot;http://www.imdb.com/name/nm0644829/&quot; title=&quot;Erkan Oğur&quot; rel=&quot;imdb&quot;&gt;Erkan Oğur&lt;/a&gt; ve İsmail Hakkı Demircioğlu dediğimizde son on- on beş yılı değerlendirdiğimizde aslında Türkiye’de halk müziğindeki bir devrimin öncü isimleri diyebilir miyiz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Ooo; çok iddialı bi şey o…Tamam, biz acemice üzerine bir şey yapmaya çalışıyoruz ama ölçü değil yani o. Halk müziğinin kendisi gibi olabilmek bizim de pek becerebildiğimiz bir şey değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Müzik aslında eskidir diye bir tabir kullanmışsınız, çok hoşuma gitti. Anlatabilir misiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id=&quot;goog_1256774832807&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id=&quot;goog_1256774832808&quot;&gt;&lt;/span&gt;E.O. : Felsefik bir yaklaşım. Onu burada söylemek sıralamak nasıl lazım ama biz müzik seslerini yaratmıyoruz hatırlıyoruz, öğreniyoruz, seçiyoruz var olmuş, tabiatta canlılarla birlikte, cansızlarla birlikte enerji olarak mevcut, onlardan seçkiler yapıyoruz, duyuyoruz, duyamıyoruz, duyduğumuz kadarıyla esinleniyoruz veya bir başkasının tabiatta ürettiği sesi taklit ediyoruz. Deşifre olmuş denebilir. Ama geçmişte olan bir şeyi biz bugüne çekmeye çalışıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Fizik mühendisliğinin bunda etkisi var mıdır?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Var evet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SujeusLcVyI/AAAAAAAAAPQ/56ztMoB1-NQ/s1600-h/3.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SujeusLcVyI/AAAAAAAAAPQ/56ztMoB1-NQ/s320/3.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;İ.H.D. : Belki şeydir Erkan az önce onu söyledi işte “en yeni müzik, en eski müziktir “ diye. Son mesela 20-30 yıla 50 yıla baktığımız zaman herkes, çağdaş müzik diyor, Türk-batı sentezi filan böyle değişik isimlerle yeni bir şey yapıldığı iddia ediliyor. Erkan da sanırım buna bir şey olarak değerlendirme yaptı. Aslında en eski müzikler daha sağlamdır. Yeniler eskiler kadar şey değil. Onun yine kopyası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Yeni diye sunulan kişinin ya da bestelerin ya da müzikçinin veya sanatçının yeni sanat diye keşfettiği zaten olan bir şey. Var olan bir şeyi keşfettiği için geçmişten gelen bir şeyi keşfetmiş oluyor. O keşfettiği şey de ne kadar derindeyse ne kadar eskiyse arkeolojik bir buluntu gibi o kadar kıymetli, o kadar az bozulmuş, o kadar saf, o kadar insana geçmişten haber veren, bir şeyi karşına getiriyor. O yüzden o yaklaşımla yani eski müzik bizi daha çok en azından şahıs olarak heyecanlandırıyor onun bozulmamışlığı, böyle mücevher gibi saklanmış olması, heyecan verici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Bugün konuşulan ve tartışılan bir konudur; türkü formunda beste derler. Siz bu konuda ne söylersiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Türkü formunda beste yapıyor insanlar ama işte dediğim gibi esinlenerek, hatırlanarak, birisinden birebir alarak, bilinçli veya bilinçsiz bir biçimde, duymuştur ama unutmuştur, on sene sonra. Bilinçaltından bir şekilde yüzeye gelmiştir, o da kendisinin yaptığını sanmıştır, yanılmıştır ama farkında değildir. Ama beste formunda türkü yapıyor insanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.H.D. : Birde çok yapan insan var yani. 100 yıldır belki kaç yüzyıldır yapılıyor bu. Son yıllarda da yoğun bir şekilde yapıldı herkes bir şey yaptı filan derken o manada da eski şeyler çok önem kazanıyor. Ne kadar bir şey yapıyorum desem de, çok iyi bir şey olmuyor, suyunun suyu bir şey oluyor yani. Esinlenmeler de birbirinin kopyası, birinin esinlendiğinden belki sen de esinleniyorsun. Aslında esinlenmiyorsun da aktarımlardan filan, öyle bir durum da var yani çok da güzel şeyler yapabilmek mümkün değil, öyle de bir riski var yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Eskiden ya da bizim işte otantik müziğimiz diye bildiğimiz şeyler bile değişime uğramış zamanında başka eski zamanlardan etkilenerek oluşmuş müzik parçaları. O da ayrı tartışılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Peki, bu sentezler gündeme geldikçe, bize sunulan ve bizim de algılamaya çalıştığımız bu olgunun içinde müzik bilgisi olan var olmayan var, popüler gündemin getirdiği popülerlikle sunulanlar var, alıp kabul edip sindirdiklerimiz var, normalleştirdiklerimiz var. Bunların içerisinde, size tatlı gelen yakın gelen, bir sentezleme var mı?&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Bu sentez düşüncesine genel olarak takılıyorum, o kimyada oluyor işte. Başka bir şeyle pek sentez olmuyor işte. Ama insanlar tabi arayış içerisindeler bir takım deneyler veya işte hevesler veya inançlarla çok emin olarak tabi bazıları bir takım birleştirmeler, iç içe geçişmeler yapıyorlar. Çeşitli kültürlerin iç içe girerek batıyla doğuyu sistem olarak iç içe sokarak, enstrümanları birbirine denk düşürerek yapılan şeyler var. Arasında enteresan olanlar mutlaka vardır. Zaman zaman duyuyoruz, ama ben hep elma elma gibidir, armut armut gibidir, doğu doğu gibidir, batı batı gibidir, her şey yerli yerinde olsun diye özleyen birisiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.H.D. : Ben de katılıyorum Erkan’a, bir de şöyle bir kıyaslama yaparsak; diyelim ki Âşık Veysel’i dinliyoruz. Sürekli dinleyebilirsiniz O’nu ama o dediğiniz manada yapılan şeyi öyle dinleyemiyorum yani belki çok daha iyi çalıyordur adam işte bir şeyler yapmıştır ama nedense öyle bir şeyi var o artık nasıl izah edilir bilmiyorum. Orijinali özlüyorsun gibi bir şey oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Ama ben şeyden yanayım yeni, yani o güne kadar olmamış bir müziği insanlar beste ya da bir orkestraysa ya da türkü, şarkı neyse, beni daima heyecanlandırıyor. O daima yeni bir şey duyabilmek, o ihtiyacı hissediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.H.D. : İcracılık mesela son yıllarda gelişti. Çok iyi çalanlar var, o manada hayretle dinlediğim insanlar var. Çok iyi çalıyorlar filan ama dediğim gibi dinleme süresi nasıl olur onu çözemedim daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Bir dönem çok tartışıldı; bas bağlama olsun mu olmasın mı, kaldı ki siz bir de böyle bir sentezi yapmışsınız. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.H.D. : Bizim yaptığımız aslında kendiliğinden ortaya çıkan bir şey, seslerimiz de öyle sazları da ona benzetmeye çalışıyoruz, Erkan’ın armoni olarak katmaya çalıştığı bir şeyler var ama oda belli sınırlarda. Ona dikkat ediyor Erkan işte çok abartılı gelmesin diye. Ama dediği gibi insanlıkta bir şeyler istiyor işte. Bizde nefsimize hâkim olmaya çalışıyoruz işte. Onu biz çok beğenmesek bile öyle bir heyecan mıdır, nedir? Gençlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Gençlik açılım mı istiyor?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Genel, ortalama dinleyicilerin müzik anlayışı çok yüzeysel yaklaşımda. O yüzden bunlar hep olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Bunun da eğitimle ilgili olduğunu düşünüyor musunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Tabi ki çocuklar ana karnından, aileden, yediği yemekten, oturduğu odadaki ışıktan, say sayabildiğin kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.H.D: Toplumun o dediğimiz kaygıları anlaması çok zor, öyle bir çaba yok bir kere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Umudunuzda yok mu ya da o umudu besleyecek hissiyatınız var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Var çünkü biz varsak, siz de bizi düşünüyorsanız bir şeyler hala var demektir. Bu işin farkında olup, ülkenin düşüncesinde, estetiğinde bir değişiklik olsun diye düşünenler varsa öyle yönetenler böyle düşünürse, çoğalırsa olabilir, niye olmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SujfCx0PT2I/AAAAAAAAAPY/DFSH1GOeJn0/s1600-h/5.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SujfCx0PT2I/AAAAAAAAAPY/DFSH1GOeJn0/s320/5.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;İ.H.D. : Geçen bir şef izledim televizyonda. Venezüella’da on yıl önce mi yirmi yıl önce mi ne bir adam sokaklardaki tinercileri filan toplamış ve şu anda beş yüz bin kişilik bir müzisyen grubu. Bir ülke için çok önemli bir rakam. O kadar müzisyenin oranın içinde olması çok önemli bir şey&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Türkiye’deki toplam profesyonel müzisyen müzikle yaşayan insan sayısı iki bin. Ona göre çok büyük bir rakam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.H.D. : O beş yüz bin kişi ailesine de bir şeyler katabilir olur iki milyon kişi mesela. O da çok büyük bir rakam yani. Demek ki oluyor. Yani istenince yapılıyor, istemeye bağlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Sanırım Erkan beyin sözü o Anadolu’da her beş km. de bir müzik aleti değişir, tını değişir, yemek değişir, dil değişir, iklim değişir, aslında böyle bir zenginlik varken gerek var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Uzağa gitmeye gerek yok tabi. Onun kıymetini bilmek, esas sorun orada. Bu da işte yine politikasına, işin yönetimine gelip dayanıyor tabi. Yani çocuklarımız eğitilmedikçe hiç bir şey olmaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Bir haber okudum; ilkokullardaki müzik dersleri ve resim dersleri ile ilgili yeni bir düzenleme yapılacakmış. Ders saatlerinin indirilmesi söz konusuymuş. Ne dersiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Ben de tam tersini iddia ediyorum. Diyorum ki ilkokulda, ortaokulda, lisede neyse en fazla ders resim dersi olsun, en fazla ders müzik dersi olsun, öbürleri az olsun… Resim yaparken müzik dinlesin, müzik yaparken resme bakıp onu hayal etsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Ama o zaman o çocuk sorgulayacak?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.H.D. : Zaten ondan kaynaklanıyor, oraya gelip dayanıyor. İnsanların sorgulaması istenmiyor. Bizim zamanımızda da ya boş geçerdi müzik dersi ya da beden eğitimi hocası girerdi. İşte birine şarkı söyletirdi, türkü söyletirdi. Öyle bir anlayıştı yani hep terk edilmiş. Belki o dönemde hani çok eğitimcide yoktu bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Peki, o beş km. de bir değişen müzik aleti, koku, doku, yemek, tüm bunların yansıması niye bugün yaşanmıyor?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : O terk edilmiş bir konu. Bunu herkes o kadar kanıksamış ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Ama söze geldiğinde türküler değerimizdir, özümüz, kültürümüzdür deniliyor. İcraata gelince neden öz yansıması kalitesiyle görülemiyor, duyulamıyor?&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Gerçek manada ona sarılmış tutunmuş değil. Kıymeti bence bilinmiyor hiç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.H.D. : Bugün artık onları korumak çok zor tabi. Artık tek tip insan yaratılıyor. Televizyon, giyim-kuşam, her şey yani, yemekler fast- food bilmem ne işte. Yemeklerde kaybolacak belki ileride kimse yapmayacak. Biraz geçmişte kalan bir konu ama kıymetini bilmedik tabi. Hala bilinebilir çok geç değil. Ama yavaş yavaş gidiyor. Gençler mesela bizim yemekleri yapmasını bilmez yani. Müzikler de öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Biz ucundan yakaladık bu işleri ama benim çocuklarım veya bizden sonraki jenerasyon pek öyle değil. Kasabada köyde yaşayan insanlar hala öyledir. Koruyabiliyorlardır belli ölçüde ama şehirde yaşayanlar içersinde, o çarkta olan insanlar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Televizyonun etkisi nedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Televizyon belki de kalkmalı Türkiye ‘den.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Radyo mu televizyon mu?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.H.D. , E.O. : Radyo.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Radyoda böyle bir hafif bir erdem hissi geliyor bana. O da öyle eskideki radyo yani şimdiki radyolar değil. Ama ben biliyorum ki televizyonun icat edilme nedeni, onu icat eden adam şunun için icat etti; bir alet yapayım da reklam yapılabilsin onunla ve satışlar artsın. Temel düşünce buymuş. Dolayısıyla o hedefine ulaşmış vaziyette. İki tane reklam arasında bir film, dizi ya da aslında tersiymiş gibi gözüküyor ama. Haberleri izleyen de, belgesel izleyen biri de aslında o reklamı izliyor sonuçta! Aslında tam tersine bir reklam furyasının içerisinde. Aralarda bunları izlemek durumundalar. Dolayısıyla hedefine ulaşmış bir reklam makinesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-TRT Müzik, TRT Avaz, TRT Şeş ve benzeri kanalları ile TRT’nin müzik ve kültür adına yapmaya çalıştığı değişim sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.H.D. : Onlar da sanki zorla yapıyor gibi, o hale getirildiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Kendi içinde hem teknik hem kültürel yani sanatsal ve politik sorunları olan bir kurum. Hiç biri inandırıcı değil. Güzel görünmeye çalışanlar var ama yemiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SujfNxYwJqI/AAAAAAAAAPg/FrU-9vQvLeE/s1600-h/4.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SujfNxYwJqI/AAAAAAAAAPg/FrU-9vQvLeE/s320/4.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;İ.H.D. : Aynı düşünüyorum. Genel olarak televizyon bir de şey yapıyor yani dünyayı yönetmek için çok iyi bir silah, en büyük silah yani. Eskiden mesela; radyo yokken televizyon yokken insanları nasıl etkileyeceksiniz? Birçoğu zaten ne gazete okuyor ne bir şey. Etkileme şansı yoktu direkt olarak, köylerde şurada burada yaşayan insanı. Ama şimdi öyle değil. Şimdi herkesi bir merkezden istenildiği hale getirdiler. Çünkü haberi de onlardan dinleyeceksin, filmi de onlardan izleyeceksin, tek söyledikleri bizi sevmiyorsan kapat. E kapatsan ne olacak öbürü, o da aynı, gez dolaş iyisi yok yani ne yapacaksınız arada bir tane yakalayacaksınız da bilmem ne yapacaksınız. O büyük bir silah olarak keşfedildi yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Çocuklarımızı çok etkiliyor televizyon. Ben üzgünüm, yani kızgınım çünkü kontrol edemiyoruz. İnternete gelemedik daha hala, orada kim bilir nasıl bir ahlaksızlık düzeyinde bir yolsuzluk ve soysuzluk var. Televizyon ise kandırıyor bizi yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.H.D. : Bir şey üretemiyorsun yani televizyon varken. Sürekli açık. Evde kitap okuyamazsın, sohbet edemezsin, öyle bir de şeyi var yani, onu belki de atmak lazım yani Erkan’ın dediği gibi yoksa kurtuluşu yok, öyle lanet bir şey yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Gelelim birazda sizin birlikteliğinize. Okul yıllarından beri bir aradasınız, birlikte müzik yapıyorsunuz. Bu süreçte mesela İsmail Bey; Erkan Beyi; Erkan Bey İsmail Beyi tanımlarsa neler söyler?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.H.D. : Öyle madde madde anlatmak biraz zor olur da işte 80 yılından beri birlikteyiz, okula girdim 80’de. Otuz yıl olacak yakında, konservatuarda aynı sınıflara düştük. O zamanlar çok zayıftık. İkimiz de dal gibiyiz böyle, fotoğraflara bakınca, aynaya bakmamak lazım, bakmayınca iyi, anlamıyorsun. Erkan daha çok enstrüman yapımına ilgi duyuyordu. Orada Zafer hoca vardı, o zaman gitar ağırlıktaydı, perdesiz gitar bilmem ne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Sizin kendinizi, duruşunuzu tamamlama sürecinizi nasıl tanımlarsınız?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.H.D. : Bizim aslında okul işi de bir şans. Ben askerden sonra okula girdim, tesadüfen de aynı sınıfa düştük. Muhakkak okulda bir şeyler oluyor, gözlemlerin oluyor, okulun havası ortamı belki de bir şey katıyor içine. Ama sonradan düşündüğüm zaman okul öyle çokta bir şey öğretmiş filan değil. Dışarıdan gelsen öğrenebilirsin gibi bir şey duyuyorsun. Ama Erkan mesela o zaman sınıftayken 2. Sınıfta mıydık, 1. Sınıfta mıydık gitar o zaman çalıyordu. Bizim sanat müziği hocamız vardı Özdal Orhan, bir gün bir parça çaldırttı Erkan’a sınıfta. Klasik bir parça. Ben mesela ilk defa bir adamı klasik gitar çalarken izlemiştim. Enteresandı yani&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;- Peki, bu birlikteliğin son dönemdeki üretimlerinde neler var?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.H.D. : Bu kış belki bir şeyler yapacağız, öyle bir niyetimiz var. Yaklaşık on yıl oldu son albümden bu yana. &lt;br /&gt;E.O. : Üretim daha çok icra şeklinde devam ediyor uzun zamandır. Bu korsan CD ve telif sorunları yüzünden zaten müzik işi durmuş vaziyette. Plak şirketleri kapanıyorlar, üretim olamıyor yani. Bizim için sorun yok da plak şirketleri tercih etmiyor, yaptıkları yatırım geri dönmüyor. Onlar işin daha çok ticaretiyle ilgili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Şimdi şikâyet ettik ya hani gençlik şöyle böyle dedik. Bir taraftan da baktığımızda sizin konserleriniz o gençlerle dolu oluyor...&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : Bizi şaşırtan o zaten. Böyle bir ilgi var. O istikrar hiç bozulmadı. Bu ümit verici. Sonra eve gidip yola çıktığımızda insanlar nerede diye şaşkın şaşkın etrafımıza bakınıyoruz duyduklarımıza göre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Son olarak; yerel yönetimler bazında bu tür kültür merkezleri çatısı altında yapılan etkinlikleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu anlamda Küçükçekmece Belediyesi ile ortaklaşa yaptığınız bu konser çalışmalarını ve bu mekânları değerlendirirseniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.H.D. : Hedefine ulaşsa iyi olacak ama çok ulaştığını söyleyemiyorum ben açıkçası. Genel olarak yani böyle. Ya reklamasyonu zayıf kalıyor, bir-iki kopukluk oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Şimdi birazdan şaşıracaksınız o zaman.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.H.D: Yapma ya… Biz nerede, bir kültür merkezinde konser vermiştik de beş kişiye konser vermiştik. Eğer dediğiniz gibiyse mutlu oluruz. O zaman Küçükçekmece Kültür Merkezleri tanıtımı iyi yapıyor demektir. Yoksa mekânlar çok güzel, ilk defa geliyoruz ve çok beğendik. Daim olsun dilerim o zaman bu coşku.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Küçükçekmece Belediyesi Kültür Merkezleri’nin böyle bir özelliği var. Salonlar son koltuğa kadar dolup taşıyor. Hatta sizin konserinizin biletleri bir gün önceden tükenmiş, bilginize&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O. : O zaman bu Küçükçekmece’ye ait sadece. Keşke tüm merkezler böyle dolup taşsa… Yoksa çok iyi bir imkân, halk bu imkânlardan üstelik ücretsiz faydalanabiliyor. Tebrik ediyorum sizleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SujfY7mLcRI/AAAAAAAAAPo/RfnacNyHdzc/s1600-h/2.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SujfY7mLcRI/AAAAAAAAAPo/RfnacNyHdzc/s320/2.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;-Ben bu özel ve güzel söyleşi için çok teşekkür ediyorum. Sizleri bekleyenler var, birazdan konseriniz başlayacak. Daha fazla sözü uzatmadan sevenlerinizle baş başa bırakmam lazım, yoksa beni topa tutacaklar.Bir başka sefere daha uzun bir söyleşi için söz alayım sizden.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.H.D: Biz teşekkür ederiz. İnşallah, güzel sorularla tabi ki güzel olur söyleşi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.O: Tekrar görüşelim… Yapalım, yapalım bir söyleşi daha. Biz teşekkür ederiz, sizi de tebrik ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;-Ben de öncelikle size ve sizinle bu çok özel söyleşiyi yapabilmem için bu güzel ortamı yaratan, her zaman desteğini gördüğüm değerli dostum Ali İlhan’a çok teşekkür ediyorum. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.skyturk.net/&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;www.skyturk.net&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;KÜBRA DOĞRU&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;Fotoğraflar: Fatih YALÇIN&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;border: 0pt none ; background: transparent none repeat scroll 0% 0%; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;zemanta-pixie&quot;&gt;&lt;a class=&quot;zemanta-pixie-a&quot; href=&quot;http://reblog.zemanta.com/zemified/5b3a854f-b6c7-4731-ac7a-474f8e889d86/&quot; title=&quot;Reblog this post [with Zemanta]&quot;&gt;&lt;img class=&quot;zemanta-pixie-img&quot; src=&quot;http://img.zemanta.com/reblog_e.png?x-id=5b3a854f-b6c7-4731-ac7a-474f8e889d86&quot; alt=&quot;Reblog this post [with Zemanta]&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class=&quot;zem-script more-info pretty-attribution paragraph-reblog&quot;&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.zemanta.com/readside/loader.js&quot; defer=&quot;defer&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/10/trt-sanatsal-ve-politik-sorunlari-olan.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SujcxcmBnOI/AAAAAAAAAPI/t6CHAgdsQZk/s72-c/1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-4981924421368203127</guid><pubDate>Wed, 21 Oct 2009 15:32:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-29T12:07:41.744+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">YAZILARIM</category><title>Ekran Dedikoduları</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_j-ualedcFFs/St8pJnhAIsI/AAAAAAAAAgk/xRuoN6sVYnY/s1600-h/14.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_j-ualedcFFs/St8pJnhAIsI/AAAAAAAAAgk/xRuoN6sVYnY/s320/14.jpg&quot; vr=&quot;true&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Ekrandan tanıdıklarınız ve hayatlarınıza giren isimler. Hiç düşündünüz mü takip edilecek kaç isim var ekranda?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da kaç tane isim var, zekâsı, yaptıkları, dile olan hâkimiyeti, donanımını takip edebileceğimiz, kaç isim var? Ben söyleyemiyorum, çünkü bulamıyorum, çünkü yok. Var diyen bana da göstersin. Donanımıyla benim başımı döndürecek, zekâsına haset edeceğim bir isim arıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısmen sayabiliriz. Ancak yeni dönem genç isimler maalesef yok. Sebebi nedir, neden böyledir ve böyle mi gidecektir bilemiyorum. Bir gurup vitrin yazar ya da kendini yazar zanneden grup kendi arasında yazışıyor. Kim nereye gitmiş, kim kiminle ne yapmış, kim nerelere gidermiş, ya da kim kime öfkelenmiş, dedikodudan ibaret köşe yazarı takımı. Bir grup siyaset analizi yapan köşe yazarı da aynı şekilde muhalefet ya da iktidar isimlerinin dedikodularını yapmaktan ileri gitmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani okuyanı dokuyanı da garibim kendine gazetelerde dergilerdeki dergi yazarı neredeyse hiç yok; onlarda kendilerine biçilen kibrit kutusu kadar sütunlarda kendilerince anlatmak istediklerini ne kadar anlatabilirlerse o kadar anlatabiliyorlar işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlarda üç beş isimden ibaret ama o kadar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel gelelim televizyonlardaki isimlere. Bunlar ki; bahsini ettiğimiz bu köşe yazarları tarafından ve tutarsız televizyon yönetimleri ile işbirliği ile meşhur edilip ekrana sürülen isimler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gariplerim bunlarda dünyanın merkezinde “biz varız” mantığı ile yaşayıp, televizyon diliyle ekranda reytingleri bittiğinde, son kullanma tarihleri geçmiş oluyor vesselam. Gözümüze gözümüze sokulan programlar ve aynı isimler etrafında dönen sunucular. Şimdilerde nasıl elde ettiklerini anlayamadığım saygın bir o kadar hanımefendiler oluveriyorlar, camlardan atlayanlar, orda burada basılanlar, birilerinin kapatması olanlar, evlilik dışı ilişkiler yaşayıp, çocuk aldıranlar; iktidara yakın olanlar ve onlar sayesinde ekranda yer alanlar ya da geçmişin fotomodelleri şimdinin ayet mealleri veren hanım sultanları; kimler yok ki; kısacası hepsi şimdilerde çok saygın hanımefendiler ve müstesna meşhurlarımız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bilgiler yine o gazetelerin sayfalarından ya da kulis arkasından gelip çalınır kulaklarımıza. Ya da şahit olduklarımız da olur kimi zaman…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüp baktığımızda bu günün gençleri kimleri neleri takip ediyor ya da artık etmiyor dediğimiz televizyon ve gazetelerde işte bunlar rant yapıyor, iş yapıyor. Hikâyeniz yoksa yani reytinge uygun hikâyede oluşturmadıysanız kendinizce, yoksunuz, bir hiçsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse sizin felsefeniz, duruşunuz, kimliğiniz, müzik bilginiz, estetik kaygılarınız, aydınlatıcı ve düşündürücü sorgulayıcı halleriniz, soyunuz- sopunuz, aman da ne kadar da düzgün Türkçesi var diye ilgilenilmez. Aman da amcaları ne kadar da okur, klasikleri hatmetmiştir, şair ve edebiyatçıları es geçmemiştir. Yeni çıkan kitaplar ondan sorulur demez, çünkü hiçbir hükmü yoktur. Hatta üzerine “salak” damgası da yemeniz kuvvetle muhtemeldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim ölçülerinize -ölçülerde -3G- önemli, sütunda yer almak öyle her babayiğidin harcı değil ilk önce sütun gibi bacak isterler, cilve isterler, şuh kahkahalar isterler, akşamları bir kahve içmek isterler. Eğer bunları da yapmazsanız esameniz okunmaz bilesiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitmedi devamı ve detayı gelecek ama sonraki yazı da… Bunları neden yazdığıma gelince, hani bolca şikâyet ettiğimiz şu durumlar karşısında bu meslekleri okuyacak olanlar varsa, yazık olmasın çocukların idealist yaklaşımlarına… Bilsinler de hikâyesiz girmesinler mevzulara, hazırlıklı olsunlar, çapları da müsait ise değmeyin onlara. Yarının meşhurları işte böyle yetişir ve takip edilir. Bizlere de “hay alkışlayan ellerimiz dert görsün” demek düşer…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://skyturk.net/ekran-dedikodulari-2/&quot;&gt;www.skyturk.net&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;-moz-background-clip: border; -moz-background-inline-policy: continuous; -moz-background-origin: padding; background: transparent none repeat scroll 0% 0%; border: 0px none;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/10/ekran-dedikodular.html</link><author>noreply@blogger.com (M ü z i K ü l t ü R)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_j-ualedcFFs/St8pJnhAIsI/AAAAAAAAAgk/xRuoN6sVYnY/s72-c/14.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-8384416880432587312</guid><pubDate>Fri, 16 Oct 2009 11:07:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-16T14:07:50.918+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">BÜYÜKLERE MASALLAR</category><title>SAĞIR KURBAĞA</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SthTbhYefSI/AAAAAAAAAPA/zmHscyt6cf4/s1600-h/mila2_frosch4.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SthTbhYefSI/AAAAAAAAAPA/zmHscyt6cf4/s200/mila2_frosch4.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Günlerden birgün ... Kurbağaların yarışı varmış. Hedef, çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmış. Ve yarış başlamış. Gerçekte seyirciler arasında hiçbiri yarışmacıların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Sadece şu sesler duyulabiliyormuş;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarışmaya başlayan kurbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş. Seyirciler bağırıyorlarmış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;...Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!..&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda, bir tanesi hariç, diğer kurbağaların hepsinin ümitleri kırılmış ve yarışı bırakmışlar. Ama kalan son kurbağa büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış. Diğerleri hayret içinde bu işi&lt;br /&gt;nasıl başardığını öğrenmek istemişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş bu işi nasıl başardın diye. O anda farkına varmışlar ki....Kuleye çıkan kurbağa sağırmış!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olumsuz düşünen insanları duymayın... Onlar kalbinizdeki ümitleri çalarlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olumsuz düşünceler ne kadar etkiler yaşamımızı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya siz;çevrenizde başaramayacağınızı düşünen insanlar varken nereye kadar devam edersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ümitlerinizin kırılma noktası nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ümit etmek başarıyı nasıl böylesine etkiler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve olumsuz düşünceler hedeflerimizden nasıl uzaklaştırır bizleri?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyisi bütün bu gürültü-patırtının içinde &lt;b&gt;sağır kurbağa&lt;/b&gt; olmak galiba..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;-moz-background-clip: border; -moz-background-inline-policy: continuous; -moz-background-origin: padding; background: transparent none repeat scroll 0% 0%; border: 0pt none ! important;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/10/sagir-kurbaga.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SthTbhYefSI/AAAAAAAAAPA/zmHscyt6cf4/s72-c/mila2_frosch4.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-3361036364072650119</guid><pubDate>Sat, 03 Oct 2009 11:24:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-16T03:51:09.760+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">RÖPORTAJLARIM</category><title>Modern Zamanların Akıncıları</title><description>&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Ssd3E1XLI5I/AAAAAAAAAO4/PDukvp2tSV0/s1600-h/ku%C5%9F.jpg&quot; onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5388406404099548050&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Ssd3E1XLI5I/AAAAAAAAAO4/PDukvp2tSV0/s320/ku%C5%9F.jpg&quot; style=&quot;cursor: pointer; float: left; height: 320px; margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 193px;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Onlar doğup büyüdükleri ülkenin binlerce kilometre uzağında yaşıyor. Anavatanlarına olan bağlılıkları, yaşadıkları ülkenin kültürüne, ekonomisine ve siyasi hayatına derinden etki ediyor. Onları kimi zaman diplomasi kulislerinde, kimi zaman &lt;a class=&quot;zem_slink freebase/guid/9202a8c04000641f80000000001f517f&quot; href=&quot;http://en.wikipedia.org/wiki/Turkey&quot; rel=&quot;wikipedia&quot; title=&quot;Turkey&quot;&gt;Türkiye&lt;/a&gt;’yi tanıtan renkli etkinliklerde bazen de demokrasi kurallarını zorlamadan kırgınlıklarını, taleplerini dile getiren protesto metinleriyle görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen yüreklerimize su serpen girişimleri olduğu zaman duygulanıyoruz. Bazen “Neden bu kadar geç kalındı” diye sitem ediyor ve bazen de “Helal olsun, işte bu toprağın insanı” dedirten cümlelerle uzaktan gıptayla izliyoruz. Her biri gönüllü elçi, diplomat, konsolos. Bazen “Hızır gibi yetişirler” başı sıkışan kendi vatandaşlarının imdadına, bazen yönlerini dönüp &lt;a class=&quot;zem_slink freebase/guid/9202a8c04000641f80000000000043bb&quot; href=&quot;http://www.ankara.bel.tr/&quot; rel=&quot;homepage&quot; title=&quot;Ankara&quot;&gt;Ankara&lt;/a&gt;’ya sitemle bakarlar. Parayla pulla yapılacak bir iş değil onların yaptığı. Vakitlerini, emeklerini harcadıkları aslında bir ülke sevdası. Biz onlara kısaca modern zamanların akıncısı dedik.  Arkadaşımız &lt;a class=&quot;zem_slink&quot; href=&quot;http://twitter.com/kubradogru&quot; rel=&quot;twitter&quot; title=&quot;Kübra Doğru&quot;&gt;Kübra Doğru&lt;/a&gt;, ABD’nin en etkin Türk Sivil Toplum Kuruluşlarından biri olan ATAA’nın mütevelli heyetinde bulunan Kürşat Doğru ile görüştü. www.skyturk.net için yapılan röportaj, ABD Türk toplumu, öğrenim gören gençler ve Türk-ABD ilişkileri hakkında önemli ipuçları veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Türkiye’den binlerce kilometre uzakta doğduğunuz ülkenin böylesine sorunlu kimi zaman stratejik kimi zaman kavgalı bir müttefiki arasında sivil bir inisiyatif üstlenmeye nasıl cesaret ettiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekerleği tekrar icat etmeme gerek olmamasına rağmen, kolay bir karar olmadı.  Sorumluluğu yüksek bir inisiyatifti. Ancak, tek başıma yapamayacağım ve bu işte uzun süreler çalışmış insanlarla beraber bir takim halinde olacağım için gönlüm rahat.     ATAA zaten bu sene 30. yılını kutlayan ve ABD’deki bütün dernekleri çatısı altında toplayan bir kurum.  Kurucuları zamanın Büyükelçisi Şükrü Elekdağ ve Ülkü Ulgur derneğin kuruluş aşamasında işi sağlam tutup çok güzel bir alt yapı hazırlamışlar.   ABD ve Türkiye’deki yardım sevenlerden, değişik şirketlerden yaklaşık 1 milyon dolar kadar bir bağış toplamışlar ve bu fonun gelirini kullanarak derneğin yıllık bütçesine katkı sağlamasını bir sisteme bağlamışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATAA içinde daha önce de mütevelli heyetinde ve yönetim kurulunda gönüllü olarak çalışmamın da kararı almakta kolaylaştırıcı bir unsur olduğunu da eklemek isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada önemli olan Amerikalı Türk toplumunun, Türklerin,  Amerika’daki Türkiye dostlarının maddi ve manevi desteklerinin sağlanması ve var olan desteğin artarak devam etmesini sağlamak.  www.ataa.org adresinden üye olmanızı ve bize destek olmanızı istiyoruz.&lt;br /&gt;kursat2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Türkiye ile ABD gerçekten dost mu ortak mı bu ortaklığın bir adı var mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletlerin dostu olmaz, ortak çıkarları olur.  Türk – Amerikan ilişkilerini de bu açıdan değerlendirmemiz gerekiyor.   Amerika’nın soğuk savaş sırasında ve sonrasında Türkiye’ye bakış açısı nasıl değiştiyse, Türkiye’nin de ABD’ye bakış açısı sürekli değişiyor ve yeni dünya düzenine göre şekilleniyor.    İki ülkenin de birbirlerine olan ihtiyaçları her gecen gün daha da artıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin bölgesinde güvenli bir liman olması ABD’nin çıkarlarıyla bire bir örtüşüyor.  Dolayısıyla ABD Türkiye’nin sürekli krizde olmayan ve krizlerden uzak duran bir ülke olması için elinden geleni yapıyor.    Apo’nun zamanında ABD istihbaratının yardımıyla yakalanmasının arkasındaki en büyük etken bu.&lt;br /&gt;Mesela enerji konusunu ele alalım; ABD Orta Asya’dan çıkan enerjinin Türkiye’den geçmesini İran veya Rusya’dan geçmesine tercih ediyor.  Üç sebebi var, ilki Türkiye’nin Rusya ve İran’dan haliyle daha güvenilir olması.  NATO’da belki İngiltere’den sonra en yakın müttefik Türkiye’den başkası değil.  İkinci sebebi ise ilkinden daha da önemli; ekonomik sebep!  Rusya ve İran’ın enerji ihracatçıları olarak kendi ülkelerinden transit gecen petrol veya gaz yerine kendi ürünlerini satmayı tercih edeceklerinden kimsenin şüphesi olamaz.  Ülkelerinden geçirilecek enerjiden alacakları transit parası ile kendi petrollerini, gazlarını satarak alacakları para arasında da dağlar kadar fark var.  Diyelim ki transit gecen petrol boru hattında bir ariza çıktı.  Arızanın tamiri yaklaşık bir hafta sürdü.  Bu vakitte petrol fiyatları en azından varil başına bir dolar arttığı takdirde kendi petrollerinden daha fazla para kazanacaklar ve sorunun çözülmesi için pekte istekli olmayacaklar!  ABD’nin enerjide dışa bağımlılığı ise fiyatların artmasıyla Amerikalıların ceplerine biraz daha az para girmesi ve ABD ekonomisinin yavaşlaması anlamına geliyor!&lt;br /&gt;Üçüncü ve son sebep ise haliyle Orta Asya’daki yeni cumhuriyetlerin Rusya’ya olan bağımlılığını kırmak ve Rusya’nın bölgedeki nüfuzunu azaltmak.&lt;br /&gt;Enerjiyi Türkiye’den geçirdiğiniz zaman Türkiye’nin çıkarı (enerji ihraç etmediğimiz için) mümkün olan en fazla petrolü, gazi geçirerek transit parasını tahsil etmek olduğu için ABD ile bu konuda ayrı düşmemiz söz konusu değil.   Bir tek enerji konusu bile ABD’nin Türkiye’deki terörün bitmesini istemesi için yeterli bir konu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya barışına olan katkıları, güvenlik konuları, Afganistan’da Irak’ta Türkiye’nin ve ABD’nin çıkarları da birçok noktada kesişiyor.  Belki bazı gri bölgeler, farklılıklar olabiliyor ama yon olarak iki ülkenin de gittiği yon aynı.  Hatta bazı konularda Türkiye’yi dinlememesinin cezasını da çekiyor ABD.  Ilımlı İslam olarak Bush yönetiminin yanlış adlandırdığı ve şimdi yönetimin İslam ile demokrasinin beraber yasayabileceği örnek modeli olarak Türkiye’yi göstermesi gibi ideolojik yaklaşımlarda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Diplomatik misyondan yeterince destek alıyor musunuz? Mesela geçtiğimiz yıl burada ciddi anlamda bir mali krizin yaşandığı Türk basınına yansıdı bu çalışmaları nasıl etkiliyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk dışişleri diplomatlarının yaptıklarını görünce takdir etmemek imkânsız.   Klişeleşmiş devlet memuru anlayışında olmayan, hafta sonları olmayan, çalışma saatleri özel sektörden az olmayan ve çok daha kısıtlı imkânları olan insanlarımız  diplomatlarımız. Bütün bunlara rağmen mükemmel isler çıkarıyorlar.  ABD’nin Türkiye’deki misyonu ile Türkiye’nin ABD’deki misyonunu karşılaştırırsak Türkiye’nin toplam dışişleri çalışan sayısı kadar insanı ABD sadece Türkiye misyonunda çalıştırıyor!Şimdi kim kime daha çok önem veriyor siz karar verin.   Kim daha kısıitlı imkanlarla imkansızı başarıyor siz söyleyin.&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;br /&gt;Ermeni, Rum lobisi bu ülkede gerçekten güçlü mü? Bu gücü 1974 yılında Türkiye’ye yönelik bir ambargo ile Türkiye yüzleşti. Ama köprünün altından çok sular aktı. Türkiye hala klasik diaspora kuşatması altında mı yoksa abartılıyor mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye aleyhtarı lobiler dünden daha güçlü buna şüphe yok.  Federal mecliste geçirilemeyen sözde soykırım tasarıları eyalet bazında Kaliforniya gibi bir çok eyalette kabul edildi ve hatta eğitim/öğretim programlarına dahil edilip imtihanlarda soru olarak sorulmaya bile başlandı.  Bu tur tasarılarını kongrede oylamaya getirilmemesinin en önemli nedeni, Türkiye’nin vereceği tepkinin ABD’ye çok pahalıya çıkma ihtimalinden başka bir şey değil.  Önümüzdeki yıllarda Türk  – Amerikan ilişkileri ortak çıkarlarımız azaldığı takdirde bu lobilerin sayesinde ciddi yaralar alabilecek bir durumda.&lt;br /&gt;Türkiye’nin ABD kongresindeki Türk – Amerikan dostluk grubundaki üye sayısı  henüz Rum, Ermeni  lobisinin sayısına yetişebilmiş değil.  Ermeni ve Rumlara destek verecek üyelerden daha fazla üye sayımız olduğu zaman biraz daha rahat nefes alabilecek duruma geleceğiz ama henüz o asamaya gelinmiş değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Ssc4HKkDCeI/AAAAAAAAAOw/ISZPTbjYc_A/s1600-h/withJebhensarling.jpg&quot; onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5388337174917876194&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Ssc4HKkDCeI/AAAAAAAAAOw/ISZPTbjYc_A/s320/withJebhensarling.jpg&quot; style=&quot;cursor: pointer; float: left; height: 212px; margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 320px;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Türkiye’nin tanıtımı için düzenlenen çoğu toplantı magazin haberlerine konu oluyor dış dünyada Türkiye nasıl algılanıyor bu konuda bir STK yöneticisi olarak neler hissediyorsunuz ve tabi ciddi bir öneri listesi var mı aklınızda?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin dış dünyada algılanması ile karar vericiler arsında nasıl algılandığını ayırmamız gerekiyor.  Kısıtlı kaynaklarımız olduğu için ilk önce karar vericilere ulaşıp onlara gerçekleri anlatmamız, Türkiye’yi tanıtmamız gerekiyor.   Tanıtmamız gerekiyor derken bazen milletvekili adaylarına dahi ilk basta Türkiye’nin nerede olduğunu, NATO üyesi olduğunu, AB’ye üyelik surecinde müzakerelerin devam ettigi gibi çok temel bilgileri vermek durumundayız.  Haliyle ATAA’nin genel olarak toplumun algılamasında ve daha spesifik olarak da karar vericilere tanitim yapma acısından önemli bir görevi yerine getirmeye çalışıyor.  Geçtiğimiz günlerde CNN’in Kürdistan haritası olarak ekranlara yansıttığı haritadan dolayı ATAA’nin girişimleri sonucunda Amerikalı Türk toplumuna ATAA başkanı adına gönderilen mektup ile CNN özür dilemişti.  Bundan sonra bu tur hataların yapılmaması için de ATAA ile sürekli iletişim kurulacak kanallar belirlendi.  Bunlar çok güzel gelişmeler.  Yapılacak isler, atılacak adımları dışişlerimiz ve ATAA’da çalışan profesyonel elemanlarımız biliyorlar ancak girişimler imkânların kısıtlı olmasından dolayı kısıtlı olarak ve secici projelerle sinirli kalıyor.  Konu donup dolaşıp bütçe kısıtlamalarına geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Yerimiz oldukça geniş tutuyoruz okurlarımız da eminim sıkılmayacak. Son yıllarda Ortadoğu Avrupa Asya ekseninde Türkiye’nin yeri rolü gibi tartışmalar yaşandı, ABD yönetimi Ankara’yı hangi kuşakta görmeyi tercih ediyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD Türkiye’yi AB’de görmek istiyor.  Bunu da sebepleriyle beraber açıkça soyluyorlar.  Ayni zamanda Ortadoğu ve Asya ekseninde de beraber çalışma istekleri ve arzuları var.  Afganistan’da, Irak’ta içinde bulundukları durumda kendilerine yardım edebilecek kapasitede olan devlet sayısı parmakla sayılabilecek kadar az.  İsin güzel tarafı bütün bu bölgelerde ABD ile çıkarlarımız  örtüşüyor.   Türkiye’nin avantajı; AB’ye donup biz Avrupalıyız, Orta Doğu’ya donup biz Orta Doğu’luyuz, Asya’ya donup biz Asya’liyiz diyebilmesi.  Çünkü bunların hepsi doğru. Hem Avrupalıyız, hem Orta Doğu’lu, hem de Asya’lı.  İşte size kimlik bunalımı sorunu çıkartabilecek bir konu!&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;br /&gt;Çuval olayının ardından neler hissettiniz. ABD yönetimi bu konuda samimi davrandı mı? Bu olay kimilerine göre ABD’de 28 Şubat olarak adlandırıldı. Bu abartılı bir yaklaşım olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi ayağına kursun sıkmak diye bir tabir vardır.  ABD’nin yaptığı bundan ibarettir.  Bir kaç subayımızın başına çuval geçirmek Türkiye’nin bölgedeki stratejisini değiştirmeyeceğine göre ABD’nin bir çuval inciri berbat etmesinden başka bir sonuç doğurmamıştır.  Türkiye’deki ABD karşıtlığının sebebini aramak için kafa yormamıza gerek yok.  En yakin müttefikinizin askerinin başına çuval geçirip sonra ne yüzle yardım isteyeceksiniz?   ABD yönetimi bağımsızlık günü kutlamaları dolayısıyla 24 saatten fazla bir gecikmeyle de olsa siyasi iradesini gösterip askerlerinin yaptıkları hatayı telafi etmeye çalıştı.    ABD yönetiminin böyle bir girişimden bir kazancı olamayacağı gibi ABD genel kurmayının da bu yönde bir düşüncesi olduğunu sanmıyorum.  28 şubat olarak değerlendirmek sanırım biraz abartılı ve yanlış bir analiz olacaktır.   Bölgedeki komutanın yanlış istihbarat ile yapmış olacağı münferit bir olay olarak değerlendirmek ve bundan sonraki hareketleri  dikkatle not etmek gerekir.&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;br /&gt;Gelecekte ABD’de nasıl bir Türk misyonu hayal ediyorsunuz, STK çalışmalarına Türk gençlerinin katılımı yeterli mi gençlere bu konuda neler önerirsiniz ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATAA’nin gençlere sağladığı stajyer, intern gibi pozisyonlara başvurmaları ve bu pozisyonlarda çalışmalarının kendilerine çok büyük bir tecrübe kazandıracağını düşünüyorum. Bazı pozisyonlar kongre üyelerinin ofislerinde olduğu için Türkiye’nin tanıtımı için de çok büyük faydası olacaktır.  Gençlerin STK örgütlerine üye olmalarını, aktivitelerine katılmalarını, elektronik posta listelerine dahil olmalarını ve faaliyetlere mümkün olduğunca katılmalarını öneriyorum.   ABD’de gönderdiğiniz her mesajın, yaptığınız her çalışmanın, konuşmanın on yargısız insanlar tarafından dinlendiğinde fark yarattığını ve çok kısa zamanda çok büyük basarılar elde edilebileceğini bilsinler.  Amerika’daki Türk toplumunun STK’larına katkıları, üyelikleri diğer etnik azınlıklardan farklı oranlarda değil.  Amerika’daki Türkler olarak diğer etnik gruplardan daha organize ve daha verimli çalıştığımız ise kesin.  Belki de başka bir alternatifimiz olmadığı için!&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;br /&gt;Ekonomik kriz burada yaşayan Türk toplumunu, öğrencileri özellikle nasıl etkiledi? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’de issizlik rakamları son yılların en yüksek seviyesinde olduğu için haliyle Amerikalı Türklerinde bir kısmının isini kaybetmesine sebep oldu.Öğrencilerin ise mezun olduktan sonra is bulma şansları ciddi bir şekilde azaldı.Çalışma vizesi alan şirketler ilk önce Amerikalıları ise aldığı için yabancı öğrencilerin mezun olduktan sonra is bulmaları kolay değil.  Ekonomideki küçülmenin surekli devam etmeyeceğini düşünürsek uzun vadede iyimserliğimi koruyorum.  Amerika’ya gelip te basarisiz olan bir Türk öğrenciyle henüz tanışmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Köklü bir aileden geliyorsunuz. Soyadınızın Türkiye’de siyasi bir geçmişi var. ABD de STK’larda, uluslararası şirketlerde ve bankalarda çalışanlar genelde Türkiye de siyasete atılır sizin de böyle bir hedefiniz var mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATAA olarak bizim Türkiye’deki veya ABD’deki herhangi bir partiye karsı yakınlığımız olmadığı gibi bütün partilere ayni mesafede duruyoruz.  Türkiye ziyaretlerimizde mecliste grubu bulunan bütün partilerle görüştüğümüz gibi ABD’de de her iki parti üyeleriyle görüşmelerimiz oluyor.   ABD’de Türk asilli bir aday veya aday-adayı olduğunda üyelerimize yakından tanımaları için yardımcı oluyoruz.  ABD’deki dernek kanunlarına göre zaten siyasi faaliyette bulunmamız yasak, ancak tanıtım yapmak, eğitim vermek serbest.&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;&lt;br /&gt;Değerli vaktinizden bize de ayırdığınız için çok teşekkür ederiz, çalışmalarınızda kolaylıklar diler, sağlıkla sevdiklerinizle mutlu bir yaşam dileğiyle, bu röportajı sonlandırırken yeniden görüşebilmek umuduyla, sevgiyle kalın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://skyturk.net/modern-zamanlarin-akincilari/&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 85%; font-weight: bold;&quot;&gt;www.skyturk.net&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Kübra DOĞRU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;-moz-background-clip: border; -moz-background-inline-policy: continuous; -moz-background-origin: padding; background: transparent none repeat scroll 0% 0%; border: 0pt none ! important;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;zemanta-pixie&quot;&gt;&lt;a class=&quot;zemanta-pixie-a&quot; href=&quot;http://reblog.zemanta.com/zemified/377c14dd-4c50-49f4-b37a-d4187c4768b5/&quot; title=&quot;Reblog this post [with Zemanta]&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;Reblog this post [with Zemanta]&quot; class=&quot;zemanta-pixie-img&quot; src=&quot;http://img.zemanta.com/reblog_e.png?x-id=377c14dd-4c50-49f4-b37a-d4187c4768b5&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;script defer=&quot;defer&quot; src=&quot;http://static.zemanta.com/readside/loader.js&quot; type=&quot;text/javascript&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/10/modern-zamanlarn-aknclar.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Ssd3E1XLI5I/AAAAAAAAAO4/PDukvp2tSV0/s72-c/ku%C5%9F.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-6845613045719602169</guid><pubDate>Sat, 19 Sep 2009 12:42:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-09-19T15:53:38.755+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">BÜYÜKLERE MASALLAR</category><title>BÜYÜKLERE MASAL</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SrTToIRBjOI/AAAAAAAAAOU/POxV4GdJYRk/s1600-h/kbrdgr.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 225px;&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SrTToIRBjOI/AAAAAAAAAOU/POxV4GdJYRk/s320/kbrdgr.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot;id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5383160140981701858&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Hayatın şifresini çözmüş mükemmel yazılardan biri değil birazdan okuyacaklarınız .Aslında hepsi ve topu bir bebeğin masumiyetine , temizliğine yada bir çocuğun dürüstlüğüne dikkatlice bakıldığında çok rahat çözülebilecek şifrelerle dolu doludur yaşam .Yaşadığımız hayatı anlamlı ,huzurlu,bir o kadar mutlu geçirebilmek son derece elimizde iken gerek yok aslında bir takım istatiksel açıklamalar,formasyonlara yada entegrasyonlara. Ya da bir masal okumanız yine yeterli olacaktır.Ya da çocuğunuzun size anlattığı bir masalı can kulağı ile dinlemeniz.Ve böyle bir masalı dinlemiş biri olarak özelliklede son günlerde yaşadığımız her durumu neredeyse özetleyen bir masalı dinler dinlemez paylaşmak, yazmak istedim.Buyurun aslında “Büyüklere Masal”….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duvardaki çatlaktan bakan fare, çiftlik sahibi ile karısının bir paketi açtığını görmüş.”İçinde yiyecek mi var derken” görmüş ki bir fare kapanı… Hemen bahçeye koşup diğer arkadaşlarına haber vermek üzere alarm durumuna geçmiş.”Evde kapan var , evde kapan var “diye bağırmış.&lt;br /&gt;Tavuk gıdaklayıp , kafayı  kaldırmış,”Bay Fare “ bu sizin için ciddi bir sorun olsa da şahsen beni ilgilendiren bir tarafı yok ne yazık ki! Demiş.Fare dönüp bu sefer koyuna ,”Evde kapan var dedi”!Koyuncuk konuyla ilgilendi ama ,kendi hesabına ”Üzgünüm bay fare ,vah,vah emin ol senin için dua edeceğim” dedi.Fare bu kez öküze yönelmiş,bağırmış nefes nefese,aynı şekilde ona da durumu anlatmış “evde kapan “var diye.Öküz “”senin için üzüldüm,ama burnumu sokacağım bir şey değil “dedi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E farenin de başını eğip , gitmekten başka çaresi kalmamıştı…Yalnızlık ve terk edilmişlik hisleri içinde,fare kapanı ile artık…Tek başına çıkmaya çalışacaktı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O akşam evde alışılmamış bir ses duyuldu.Sanki bir kapan avının üzerine kapanmıştı.Sese koşan çiftcinin karısı ,karanlıkta kapana zehirli  bir yılanın kuyruğu kaptırdığını görmemiş,yılanda onu ısırmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiftci karısını hastaneye koşturdu,karısı eve ateşli döndü.E ateşli insana verilir??Sıcacık bir tavuk çorbası!!!Evdeki tavuk anında kesilir,çorbası yapılır.Ama kadın hala iyileşmiyormuş.E eş dost,ahbap gelmeye başlar hasta ziyaretine bu seferde çiftci koyuncuğu çıkarmış sofraya….&lt;br /&gt;Ama çiftcinin karısı gün geçtikçe kötüleşiyormuş,ve bir gün vefat etmiş.&lt;br /&gt;Aman ne kalabalık gelmiş cenazeye sormayın…Bu sefer de konukları doyurmak için olan öküze olmuş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fareye de olanı biteni  deliğinin ardından izlemek kalmış!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               *** *** *** *** &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun içindir ki severim aslında bu büyüklere masalları ve onun içindir ki bir daha sizi ilgilendirmeyen bir sorun karşınıza çıkarsa derim ki bir daha düşünün!!!...Birimiz tehdit altındaysak ,aslında hepimiz tehdit altındayızdır.Bu hayat denen yolculukta,birlikte yol almalıyız,birbirimizi kollayıp ,güç ve güven paylaşmalıyız.Aslında hepimiz birbirimizin halı tezgahında hayatı önemli olan iplikleriz!!!Ve şöyle ya da böyle ,hayatlarımız birlikte dokunuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;border: 0 !important; background: transparent;&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/09/buyuklere-masal.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SrTToIRBjOI/AAAAAAAAAOU/POxV4GdJYRk/s72-c/kbrdgr.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-1606905768538371346</guid><pubDate>Fri, 14 Aug 2009 23:22:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-08-15T02:31:00.244+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">BEĞENDİKLERİM</category><title>Sen Yapılmayı Yıkılmada Bil!</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SoXzcSMr_wI/AAAAAAAAAOM/S8dQF1wmmV0/s1600-h/b-391335-mevlana.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SoXzcSMr_wI/AAAAAAAAAOM/S8dQF1wmmV0/s320/b-391335-mevlana.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot;id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5369965797956124418&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Yapılma, yıkılmadadır; topluluk, dağınıklıkta; düzeltme, kırılmada; murat, muratsızlıktadır; varlık yoklukta. Her şey buna benzer.. öbür zıtlar ve eşler de hep bunlar gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birisi geldi, yeri bellemeye, sürmeye başladı. Aptalın biri dayanamayıp feryat etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki: &quot;Bu yeri neden yıkıyorsun... Neden yarıyor, dağıtıyorsun?!&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam dedi ki: &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&quot;A ahmak, yürü git.. benimle uğraşma! Sen yapılmayı yıkılmada bil!&quot;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu yer, böyle çirkin ve yıkık bir hale gelmedikçe, nasıl olur da gül bahçesi, buğday tarlası haline gelir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzeni alt üst olmadıkça nasıl olur da bostanlık, ekinlik olur, mahsul ve meyve yetiştirir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarayı neşterle deşmedikçe iyileşir, onulur mu hiç?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahlatın, ilaçla yıkanmadıkça hastalığın nasıl geçer, nasıl şifa bulursun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terzi kumaşı paramparça eder. Bir kimse çıkıp da o sanatını bilen terziye,&lt;br /&gt;&quot;Bu canım atlası neden bu hale getirdin, neden kestin; ben kesik kumaşı ne yapayım?&quot; der mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her eski yapıyı yapanlar, yenilerlerken eski yapıyı yıkmazlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marangoz, demirci ve kasap da bunun gibi, yeni bir şey yapacakları zaman önce o şeyi yıkıp yakıp harap etmez mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O helileyi, belileyi dövmek -de öyledir-, onları adeta telef etmek, bedenin yapılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buğdayı değirmende ezmeseydin ondan ekmek yapılabilir miydi? Bizim soframızı bezeyebilir miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MEVLÂNA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;border: 0pt none  ! important; background: transparent none repeat scroll 0% 0%; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/08/sen-yaplmay-yklmada-bil.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SoXzcSMr_wI/AAAAAAAAAOM/S8dQF1wmmV0/s72-c/b-391335-mevlana.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-5323903873558961823</guid><pubDate>Wed, 15 Jul 2009 12:45:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-07-15T15:48:38.819+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">İLGİNÇ ŞEYLER</category><title>Kifayetsiz Muhterisler ve ’Cahil Cesareti’</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Sl3P7E0lrZI/AAAAAAAAAOE/hi0Iwt8_-Mk/s1600-h/742-yildiz_celik.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Sl3P7E0lrZI/AAAAAAAAAOE/hi0Iwt8_-Mk/s320/742-yildiz_celik.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot;id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5358667745454304658&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bazen Amerika’yı yeniden keşfetmek işe yarar. (Amerigo Vespucci’nin işine yaradı mesela: Kristof Kolomb’un 1492’de yeni bir kıta keşfettiğini keşfettiği içindir ki, kıtanın adı Kristofa değil Amerika olarak kaldı.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;New York Stern School of Business’te görevli psikologlar Justin Kruger ve David Dunning’in tarihe geçmelerine vesile olan bulguları, yani Dunning-Kruger Etkisi adıyla literatüre geçecek olan teorileri de, Türk sağduyusunun yüzyıllardır &quot;cahil cesareti&quot; dediği şeydir aslında.&lt;br /&gt;Journal of Personality and Social Psychology’nin Aralık-99 sayısında yayımlanan teorileri özetle, &quot;cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır&quot; der.&lt;br /&gt;Metin çözme, araç kullanma, tenis oynama gibi çeşitli alanlarda yapılan araştırmaların sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır:&lt;br /&gt;-Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.&lt;br /&gt;-Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.&lt;br /&gt;-Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.&lt;br /&gt;-Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerini n farkına varmaya başlarlar.&lt;br /&gt;Değerlendirme zaafı&lt;br /&gt;İki uzman daha sonra, bu teorilerini test etme fırsatı da buldular. Cornell Üniversitesi’nden 45 öğrenciye bir test yaptılar, çeşitli sorular sordular. Ardından öğrencilerden &quot;testin sonucunda ne kadar başarılı olacaklarını tahmin etmelerini&quot; istediler.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;En başarısızların (yani sadece yüzde 10 ve daha az doğru cevap verenlerin), testin yüzde 60’ına doğru cevap verdiklerine, ayrıca iyi günlerinde olsalar yüzde 70’e ulaşabileceklerine inandıkları ortaya çıktı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;En iyilerin (yani en az yüzde 90 doğru sonuç alanların) en alçakgönüllü denekler olduğu (soruların yüzde 70’ine doğru cevap verdiklerini düşündükleri) görüldü. (Not: Dunning ve Kruger bu çalışmalarıyla 2000 yılında Nobel de kazandılar.)&lt;br /&gt;İki uzman psikolog bu bilinçsizliği, &quot;kronik kendi kendini değerlendirme (auto-evaluation) yeteneksizliğ ine&quot; bağlıyorlar. Çalışan, kendi kapasitesini değerlendirmekten ve eksikliğini teşhis etmekten acizdir. Ama asıl vahim olan, bu &quot;yetersizlik + haddini bilmeme&quot; kokteylinin, mesleki açıdan, karşı koyulmaz bir itici güç oluşturması. Kariyer açısından bir eksiyken, artıya dönüşmesi.&lt;br /&gt;İşinde çok iyi olduğuna yürekten inanan &quot;yetersiz&quot;, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve haddi olmayan görevlere talip olmaktan en küçük bir rahatsızlık duymayacaktır. Aksine bunu bir &quot;hak&quot; olarak görecektir. &quot;Uyanıklık&quot; bilecektir.&lt;br /&gt;Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar ise çalışma hayatında &quot;fazla alçakgönüllü&quot; davranarak kendilerine haksızlık edecekler, öne çıkmayacaklar, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmayacaklar, kıymetlerinin bilinmesini bekleyecekler (ve bilinmeyince için için kırılacaklar ve kendilerini daha da geriye çekecekler) ve muhtemelen üstleri tarafından &quot;ihtiras eksikliği&quot; ile suçlanacaklardı r. Üstleri de zaten, genelde &quot;aynı yoldan geçmiş&quot; insanlardır.&lt;br /&gt;Buna, insan kaynaklarının, iki benzer CV arasından, &quot;kendine güvenen ve iyi sonuç alma olasılığı yüksek&quot; adayı tercih edeceği gerçeğini de eklerseniz, Dunning-Kruger Sendromu’nun Peter Prensibi’nin (*) yatağını yaptığı da ortaya çıkar.&lt;br /&gt;Sonuçta, &quot;kifayetsiz muhterisler&quot; her zaman ve her yerde daha hızlı yükselecekler ve daha yukarılara çıkacaklardır. Etrafınıza bir bakın, uzmanlara hak vereceksiniz.&lt;br /&gt;(*) Peter Prensibi: Her çalışan, iş ortamında yetersiz olduğu noktaya kadar yükselir, der. Bunun doğal sonucu olarak, yüksek makamlar daima yetersiz insanlar tarafından işgal edilir.&lt;br /&gt;Kifayetsiz muhterisi nasıl tanırsınız?&lt;br /&gt;1- Gücünü delegasyon bahanesinden alır. Ekibinin orkestra şefi havalarına girer.&lt;br /&gt;2- Çok gürültü patırtı eder, çok şey yapıyormuş havası estirir.&lt;br /&gt;3- Koridorlarda hızlı hızlı, düşünceli edayla yürür.&lt;br /&gt;4- &quot;Beşer şaşar&quot; diye düşünür. Ama genellikle şaşan beşer başkası değil, kendisidir.&lt;br /&gt;5- Ne olursa olsun, hazırlıklıymış, olacakları önceden biliyormuş gibi davranır.&lt;br /&gt;6- Üstlerine karşı son derece kibardır; altındakilere (özellikle de en çok ihtiyaç duyduklarına) kötü muamele eder.&lt;br /&gt;7- İktidar ilişkileri ve göstergeleri onun için çok önemlidir. Astlarına kimin üst olduğunu hatırlatmayı sever.&lt;br /&gt;8- İlk denemede başarılı olamazsa, başarısızlığının belgelerini yok etmeyi unutmaz.&lt;br /&gt;9- Talimatlarını post-it ile, e-postayla verir böylece astlarıyla yüzleşmekten kaçar.&lt;br /&gt;10- Toplantılarda son sözü mutlaka o söyler, gerekirse başkasının sözünü tekrarlamak pahasına.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;border: 0 !important; background: transparent;&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/07/kifayetsiz-muhterisler-ve-cahil.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Sl3P7E0lrZI/AAAAAAAAAOE/hi0Iwt8_-Mk/s72-c/742-yildiz_celik.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-4156236735455020786</guid><pubDate>Tue, 14 Jul 2009 07:44:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-07-14T11:11:19.030+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">İLGİNÇ ŞEYLER</category><title>Erdem İnsan :)</title><description>Geçen yıl Tünel civarındaki sokakları dolaşırken gözüme ilişmişti bunlar ve hemen fotoğraflamıştım.&quot;Erdem İnsan&quot; değilseniz &quot;Mürac Matbaa&quot; :) :)  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Slw7_MfXPnI/AAAAAAAAAN0/4zfs_QNBzvE/s1600-h/PIC_0026.JPG&quot;&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Slw7_MfXPnI/AAAAAAAAAN0/4zfs_QNBzvE/s320/PIC_0026.JPG&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot;id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5358223613534617202&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Slw8Ix0qZcI/AAAAAAAAAN8/maTGGKQ3l0o/s1600-h/PIC_0041.JPG&quot;&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Slw8Ix0qZcI/AAAAAAAAAN8/maTGGKQ3l0o/s320/PIC_0041.JPG&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot;id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5358223778174887362&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Slw7GGSvi-I/AAAAAAAAANk/ctOSEsb_3FM/s1600-h/PIC_0023.JPG&quot;&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Slw7GGSvi-I/AAAAAAAAANk/ctOSEsb_3FM/s320/PIC_0023.JPG&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot;id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5358222632618527714&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Slw7c7mfMHI/AAAAAAAAANs/hKuFfF6qfXQ/s1600-h/PIC_0022.JPG&quot;&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Slw7c7mfMHI/AAAAAAAAANs/hKuFfF6qfXQ/s320/PIC_0022.JPG&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot;id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5358223024885543026&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;border: 0pt none  ! important; background: transparent none repeat scroll 0% 0%; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/07/erdem-insan.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/Slw7_MfXPnI/AAAAAAAAAN0/4zfs_QNBzvE/s72-c/PIC_0026.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-7256044960040686730</guid><pubDate>Wed, 01 Jul 2009 11:58:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-07-01T15:15:49.723+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">KÜLTÜR-SANAT</category><title>&#39;Benim kitaplarımı okuyanlar, cümle kötülüklerden arınsınlar&#39;</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SktR5Nr4GOI/AAAAAAAAAM0/zGuUEyRy1Og/s1600-h/yasar_kemal.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 292px; height: 295px;&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SktR5Nr4GOI/AAAAAAAAAM0/zGuUEyRy1Og/s320/yasar_kemal.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5353462625428052194&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;Türk romancılığının büyük ustası Yaşar Kemal&#39;e Boğaziçi Üniversitesi tarafından fahri doktora ünvanı verildi.Törene Elif Şafak, Adnan Binyazar, Alpay Kabacalı, Gündüz Vassaf, tiyatrocular Gülriz Sururi, Engin Cezzar, medyadan Hıncal Uluç, Nebil Özgentürk, Yavuz Baydar, Ferhat Boratav, Tufan Türenç, Derya Sazak üniversitenin öğretim üyeleri ve Türkan Şoray gibi farklı alanlardan isimler katıldı.&lt;br /&gt;Yaşar Kemal&#39;in törende yaptığı konuşma ayakta alkışlandı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Konuşmanın tam metni......&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili dostlar,&lt;br /&gt;Beni bu doktorayla onurlandıran Boğaziçi Üniversitesi’ne teşekkür ederim. Buraya kadar gelerek beni onurlandıran dostlarım da sağolsunlar.&lt;br /&gt;Folklor ve etnoğrafya araştıran bir bilim adamı olmayı çok istedim. O olanağım olmadı, ama büyük şanslarım oldu.&lt;br /&gt;Biz Cumhuriyet sanatçıları, tercüme bürosunun çevirdiği dünya klasikleriyle yetiştik. Halkevleri, Köy Enstitüleri bize yardım etti.&lt;br /&gt;Edebiyata gelince, ben edebiyata çocukken başladım. Benim köyüm 1865 yılında bir isyandan sonra yerleştirilmiş göçebe Türkmenlerin köyüydü. Benim çocukluğumda bu köye çok âşıklar, destancılar gelirdi.&lt;br /&gt;Bütün Çukurova’da âşıklar, destancılar dolaşırdı. Ben destancılara çok meraklıydım. Eğer modern edebiyatla karşılaşmasaydım, ki karşılaşmam tesadüftür, bir destancı olurdum.&lt;br /&gt;Köye bir destancı gelince ben onun yayındaydım. Çıraklığını yaptığım Çukurova’nın büyük gezginci destancılarından öğrendiğim destanları Toroslarda köy köy dolaşarak anlatır, bir yandan da ağıtlar, büyük halk şairlerinden şiirleri toplardım.&lt;br /&gt;Söz sanatlarının etkisini halka destan anlattığım günlerde anladım. Bana katılan iyi dinleyiciyi bulduğum köylerde, yörelerde dinleyicilerle birlikte sözlerim kanatlanıyor, uçuyor, daha sevinçle anlatıyordum. Dinleyicilerimin bana az katıldığı köylerde, yörelerde anlatımım, yaratımım daha sönük geçiyordu.&lt;br /&gt;Usta bir destancının anlatımı ezber değildir. Anlatıcı her anlatışında, halkın ona katılmasına göre, yeniden yaratır. Onun için destanlar 40 bin yıl su altında kalmış çakıl taşları gibi, destancıdan destancıya geçerek, yunur, arınır, düzgünleşir.&lt;br /&gt;Yazılı edebiyat ise bambaşkadır. Karşında kaleminden, kâğıdından başka hiç kimse yoktur. Ne ses, ne karşında insanlar, ne beden hareketleri, hiçbir şey yoktur.&lt;br /&gt;Sözlü edebiyat, her zaman, 20. yüzyıla kadar diyelim, yazılı edebiyatın özsel kaynağı olmuştur. Çağımızda halk sanatının üstünde gereğince durulmaması, folklorun salt bir bilim dalı sanılması çağımız kültürüne epeyce zarar vermiştir.&lt;br /&gt;Sözlü edebiyat bugün de birçok biçim ve anlatımla karşımızda, Gılgamış, İlyada, Odysseia, Manas, Dede Korkut, Şahname. Biz Türkiye yazarları çok talihliyiz aslında, bir yanda Homeros, Nâzım Hikmet, Âşık Veysel, Orhan Veli, Yakup Kadri, Sabahattin Ali, Sait Faik, bir yanda da Tolstoy, Dostoyevski, Çehov, Gogol, Faulkner elimizin altında.&lt;br /&gt;Bilimde ve sanatta atlamalar olamaz. Her yeni oluşum eski zincirin son halkasıdır. Örneğin, bugün mitolojiyi, 19. yüzyıldan daha iyi anlıyoruz. Her çağın insanı, klasiklere kendilerinden bir can, bir yaşam gücü katıyor. Kendi çağıyla büyük klasikleri zenginleştiriyor. Biz her çağda kişi olarak, toplum olarak destanları, klasikleri yeniden yaratıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Bir sürü kötü şair çıktı’&lt;br /&gt;Türkiye’de halk ürünlerine karşı olumsuz tavır epeyce abartılmıştır. Bunun da sebebi var, Cumhuriyet çağında Osmanlı kültüründen koparak Anadolu diline, kültürüne dönerken aşırılıklar yapıldı. Büyük halk sanatı ürünlerine sırtımızı dönmemize bir sebep de bu ürünlere bir kısmımızın abartılı yaklaşımı olmuştur. Örneğin, şiire bakarsak, köklü bir halk şiirimiz var, büyük halk şairlerimiz var. Halk şiirini bir kaynak sayacağımız yerde ona bir kısmımız öykündü. Öylesine öykündüler ki, ortaya bir sürü kötü şair çıktı. Oysa sözlü edebiyatlar her dilin yazılı edebiyatını etkilemiştir.&lt;br /&gt;Stendhal, Tolstoy, Dostoyevski, Gogol, Dickens de benim kaynaklarımdır. Bir romancı Faulkner’i, Kafka’yı, klasikleri, hem Batı hem de Doğu ustalarını özümsemeden nasıl roman yazabilir?&lt;br /&gt;Ben destan, masal dilinden geliyor, dilin ne kadar büyük bir güç olduğunu biliyordum. Bir kişi bir romanı yaratırken, önce dili yaratmak zorundadır. Kendine has dili olmayan bir roman güçlü bir roman olamaz. Bu dil halkın dili de olamaz, destan, masal, şiir dili de olamaz. Sözlü anlatımın geleneği, olanakları başka, yazılı anlatımınki bambaşkadır. Yazarken bunun farkına vardım. Uzun romanları yazarken de başka bir şeyin farkına vardım, dilin yapısı da romanın biçimini, içeriğini etkiliyordu.&lt;br /&gt;Dostoyevski, ‘Budala’sında “İnsanoğlunu sonsuz bir uçurum üstüne ayağını koyacak kadar orada yaşamaya mahkûm edin; yağmur altında, karda kışta, o acı içinde, açlıkta yoklukta yaşar da ölmeye razı olmaz, yaşamını sürdürmekte direnir” diyor.Belki bu bir simge. Ama biliyoruz ki, insanoğlu alıklar, yokluklar, sömürüler, sefaletler, aşağılanmalar arasında yaşamaya devam ediyor. Şimdi, nedir bu dünyaya bağlılığımız? Nedir bu? Varmak istediğim gerçek, insanın içindeki bu sevinç nedir?&lt;br /&gt;İnsanoğlu mit, umut, düş, sevgi yaratan bir yaratıktır. İnsanoğlu ölüme, yoksulluğa karşı, açlığa, doyumsuzluğa karşı, mitleriyle, düşleriyle, umutlarıyla, sevgileriyle yeni bir dünya kurup o dünyaya sığınır. İnsanlar sıkıştıklarında, ölümün acılarını yüreklerinde duyduklarında bir mit dünyası yaratıp ona sığınırlar. Mitleri yaratmak, düş dünyaları kurmak, dünyadaki büyük acılara karşı koymak, sevgiye, dostluğa, güzelliğe, belki de ölümsüzlüğe ulaşmaktır. Benim romanlarım bu temellere dayalıdır.&lt;br /&gt;Her çağın bir mit yaratma biçimi var. Eski Mısır’da başka mitler var. Sümerlerde, Asurlarda, Hıristiyanlarda, Müslümanlarda, kuzeyde, güneyde mit yaratma biçimleri hep değişiyor. Benim savım şu ki, kıyamete kadar insanlar mit dünyaları, düş dünyaları yaratarak o dünyalara sığınacaklardır. Bir karanlıktan gelip başka bir karanlığa karışırken, insanlar ne yapabilirler dersiniz. Bir de bunca doyumsuzluk varken... Günümüzün bu karmaşasında bile her gün ne mitler yaratıp onlara sığınıyoruz. Ben de kendimi yazar sayıyorsam, insan gerçeğine bilinçli olarak miti, düşü getirdiğimdendir. İnsan nereden gelip nereye gittiğini buluncaya, doyumsuzluğunu alt edinceye kadar mite ve düşe sığınma sürecektir. Ondan sonra gene sürecektir. Çünkü insan yaşama sevincine, dünyanın güzelliğine doyamıyor.&lt;br /&gt;Ancak korkarım ki bu gidişle eski mitlere sığınacağız. Çağımızın getirdiği en büyük kötülük olan ve tehlikesini yeterince anlamadığımız doğa kırımı karşısında atalarımız gibi korku mitleri yaratacağız.&lt;br /&gt;Sözün gücüne her zaman inandım. Roman, sözlü sanatın en önemli koludur, çünkü her okuyucu bir romanı okurken okuduğu romanı başından sonuna kadar yeniden yaratır. Diyelim ki bir zeytin ağacı geçiyor romanda, okuyucunun bahçesindeki zeytin ağacı gelir romanın içine oturur. Bir ovayı okursa bildiği, yaşadığı ovayı getirir gözlerinin önüne. Hiç ova görmemişse bir ova yaratır oraya koyar. Romanların gücü bu yaratmaya bağlıdır.&lt;br /&gt;Bizim çağımızda romancıların başları beladadır. Çünkü insanları en çok yalana, zulme, bütün kötülüklere karşı roman uyarır. Bugün tüketim toplumu diye bir doyumsuzlar toplumu yaratılıyor. Tüketimciler toplumda bütün değerlerini aşındıran bir yapay kültür benimsetmeye çalışıyorlar, insanları birer obur canavar haline getirmek istiyorlar. Roman bu toplumu isteyenler için bir tehdittir. Onun için de romanı, bestseller denilen bir yapaylıkla boğmaya çalışıyorlar. Roman böyle bir toplum isteyenler için bir tehlikedir, çünkü roman insanlara insan olduklarını söyler. Onca acıyı, zulmü, savaşı, doğa kırımını romanda yeniden yaratarak yaşayan insan, insan gibi yaşamayı özler, değerlerine sahip çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün Sait Faik’le...&lt;br /&gt;Türk edebiyatında büyük yıldızlar vardır. Hikâyeci Sait Faik de bunlardan biridir. O bizim kuşağın ustasıdır. Onu yakından tanıyordum. Bir gün bana “Gel seninle edebiyata getirmek istediklerimizi anlatalım” dedi.&lt;br /&gt;Bende “İyi olur anlatalım” dedim.&lt;br /&gt;“Başlayalım öyleyse.”&lt;br /&gt;“Başlayalım” dedim.&lt;br /&gt;Ve başladık:&lt;br /&gt;“Bir, benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun. İki, insanın insanı sömürmesine karşı çıksın. Kimse kimseyi aşağılayamasın. Kimse kimseyi asimile edemesin. İnsanları asimile etmeye can atan devletlere, hükümetlere olanak verilmesin. Benim kitaplarımı okuyanlar bilsinler ki, bir kültürü yok edenlerin kendi kültürleri, insanlıkları ellerinden uçmuş gitmiştir. Benim kitaplarımı okuyanlar yoksullarla birlik olsunlar, yoksulluk bütün insanlığın utancıdır. Benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsınlar.&lt;br /&gt;Bütün kötülükleri saydık, kötülükler uzadı gitti. Kötülükler zulümler bitmiyordu. Sonunda ‘bizim kitaplarımız’ demeye başladık, eninde sonunda biz iki yazarız. Bu kadar savaşı, zulmü bizim kitaplarımız ortadan kaldıramaz ki.”&lt;br /&gt;“Kaldıramaz” dedim.&lt;br /&gt;Sait:&lt;br /&gt;“Dur” dedi, “buldum” dedi. “Bizim kitaplarımız yalnız kalmayacak” dedi. “Nâzım Hikmet de var. Kitaplarımızı okuyanlar onu da okuyacak.”&lt;br /&gt;Ben “Melih Cevdet de var” dedim, “Orhan Kemal de.”&lt;br /&gt;Sonra çok insan, çok çok yazar da saydık. Çok kitap saydık.&lt;br /&gt;Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum. Şunu söylemek istiyorum ki ben ‘angaje’, bağımlı bir yazarım. Kendime, söze ve insanın onuruna bağımlıyım.&lt;br /&gt;Bilinçli olarak ben aydınlığın türküsünü, iyiliğin, güzelliğin türküsünü söylemek istedim. Romanlarım yaşam gibi doğru söylesin, yaşamla birlik olsun istedim. Çünkü yaşam umutsuzluktan umut üretmektir. İnsan umutsuzluktan umut üreterek buğüne kadar gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;font-size:85%;&quot; &gt;Kaynak:&lt;a href=&quot;http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;amp;ArticleID=943086&amp;amp;Date=01.07.2009&amp;amp;CategoryID=82&quot;&gt;www.radikal.com.tr&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size:85%;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;border: 0pt none  ! important; background: transparent none repeat scroll 0% 0%; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/07/benim-kitaplarm-okuyanlar-cumle.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SktR5Nr4GOI/AAAAAAAAAM0/zGuUEyRy1Og/s72-c/yasar_kemal.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-627007833142273290</guid><pubDate>Wed, 24 Jun 2009 21:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-25T01:07:28.028+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">VIDEO</category><title>Unutulmaz Replikler (Kesin Çözüm)</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SkKiKudwZVI/AAAAAAAAAMs/DTfh6IKSbjE/s1600-h/y%C4%B1lmaz.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 130px; height: 130px;&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SkKiKudwZVI/AAAAAAAAAMs/DTfh6IKSbjE/s320/y%C4%B1lmaz.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5351017612424799570&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Adam X:&lt;/span&gt;  Ramazan yine kumara başlamış. Karısı geldi şikâyete. Kundaktaki çocuğu hastaymış alacaklılar kapıya gelmiş. Ramazan bir haftadır ortada yokmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Ramazanın Karısı:&lt;/span&gt; Aslanım benim aslanım... Beni kurtarsan kurtarsan sen kurtarırsın.Bu Ramazan katilden beter. Hayırsız, insafsız, itin biri. Çoluk çocuk sefil olduk. Evde su içecek kap bile kalmadı. Sonunda ortanca kızım da isyan etti. Ablam gibi ben de orospu olacağım dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;br /&gt;Yılmaz Güney:&lt;/span&gt;  Ramazan’ı bulun. Ramazan&#39;a 5000 lira verin. Bu karıyı boşasın. Bir daha da eve gitmesin. Kızı evden alıp yatılı okula verin. Orospu olacaksa da okumuş orospu olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Ramazanın Karısı:&lt;/span&gt; Hayır, olamaz, olamaz! Ben kocamdan ayrılmam! Beş bin lirayı o ite vermeyin bana verin bana bana! Bu muydu senin insafın, bu muydu büyük  .... ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width=&quot;320&quot; height=&quot;266&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; id=&quot;BLOG_video-b7be6fce2f4f2dcd&quot; classid=&quot;clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000&quot; codebase=&quot;http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0&quot;&gt;&lt;param name=&quot;movie&quot; value=&quot;//www.youtube.com/get_player&quot;&gt;&lt;param name=&quot;bgcolor&quot; value=&quot;#FFFFFF&quot;&gt;&lt;param name=&quot;allowfullscreen&quot; value=&quot;true&quot;&gt;&lt;param name=&quot;flashvars&quot; value=&quot;flvurl=http://redirector.googlevideo.com/videoplayback?id%3Db7be6fce2f4f2dcd%26itag%3D5%26source%3Dblogger%26app%3Dblogger%26cmo%3Dsensitive_content%3Dyes%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1402315363%26sparams%3Dip,ipbits,expire,id,itag,source%26signature%3D55014203C32FDA18903DB292BB3C497E0F668A41.6E4295B56CA1FA243490D4549ED854CD00E68CA2%26key%3Dck2&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Db7be6fce2f4f2dcd%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D8FZeocOlNRWtMAEsxfbjah5VSk0&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger&quot;&gt;&lt;embed src=&quot;//www.youtube.com/get_player&quot; type=&quot;application/x-shockwave-flash&quot; width=&quot;320&quot; height=&quot;266&quot; bgcolor=&quot;#FFFFFF&quot; flashvars=&quot;flvurl=http://redirector.googlevideo.com/videoplayback?id%3Db7be6fce2f4f2dcd%26itag%3D5%26source%3Dblogger%26app%3Dblogger%26cmo%3Dsensitive_content%3Dyes%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1402315363%26sparams%3Dip,ipbits,expire,id,itag,source%26signature%3D55014203C32FDA18903DB292BB3C497E0F668A41.6E4295B56CA1FA243490D4549ED854CD00E68CA2%26key%3Dck2&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Db7be6fce2f4f2dcd%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D8FZeocOlNRWtMAEsxfbjah5VSk0&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger&quot; allowFullScreen=&quot;true&quot; /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;border: 0pt none  ! important; background: transparent none repeat scroll 0% 0%; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><enclosure type='video/mp4' url='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=4d9bddb01477705a&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><enclosure type='video/mp4' url='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=b7be6fce2f4f2dcd&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/06/unutulmaz-replikler.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SkKiKudwZVI/AAAAAAAAAMs/DTfh6IKSbjE/s72-c/y%C4%B1lmaz.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-1353024703339423312</guid><pubDate>Tue, 23 Jun 2009 20:25:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-24T00:44:12.854+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">EDEBİYAT</category><title>PİSİK (KEDİ) MERSİYESİ</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_j-ualedcFFs/SkFL1rLPWCI/AAAAAAAAAfQ/iETsiIzYY7I/s1600-h/kendinden-gecmis.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 213px;&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_j-ualedcFFs/SkFL1rLPWCI/AAAAAAAAAfQ/iETsiIzYY7I/s320/kendinden-gecmis.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5350641217787877410&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Nedir şimdi bu pisik meselesi.Bu gerçekten yazılmış bir mersiye(ölünün ardından yakılan ağıt).Bu mersiyenin tam adı Mersiye-i Gurbe ya da Hırre-name.15.Y.Y. da Meali tarafından yazılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Me&#39;âlî Kimdir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl adı Mehmet olup,Yarhisar&#39;da doğmuştur. Sakalı olmadığı için Köse Meali lakabıyla tanınır.Babası 2.Bayezid dönemi İstanbul kadılarındandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşık Çelebi&#39;nin ifadesine göre; &quot;latifeci,garip şekilli,köse,iri burunlu,kendisinde vakar bulunmayan ve bu yüzden müderris(öğretmen) olarak atanması uygun görülmeyen&quot; biriydi. Divan&#39;ından anlaşıldığına göre; sürekli hastalığa yakalanan zayıf bir mizaca sahipti.Medrese eğitiminden sonra Mülazim(asistan veya stajyer) oldu ve müderris olarak atanmayı beklerken, sürekli Hezeliyat(alaycılık), mizah, şakacılık ve komiklikle uğraşması, içkiye ve afyona düşkün olması sebebiyle, o sırada kazasker olduğu ve kendisini tanıdığı anlaşılan Tacizâde Cafer Çelebi ve Zeyrekzade tarafından ataması yapılmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayet kendisine Kanunî tarafından Gelibolu Kadılığı, buna ilaveten 100 akçe ile Bolayır tevliyeti(vakıf idarecisi) verildi. Vefatına kadar refah içinde yaşadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Mersiye&#39;den örnekler;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serçe dutar gibi dutardı tavuk ile kazi&lt;br /&gt;Kendü akranı gibi şîr(aslan) ile iderdi bâzî(oyun,eğlence)&lt;br /&gt;Niçe kafir sıçan öldürmüş idi ol gâzî&lt;br /&gt;N&#39;idelüm âh pisi n&#39;eyleyelüm vâh pisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görse boğardı barağı kovar idi çakalı&lt;br /&gt;Yolar idi eline girse keçinün sakalı&lt;br /&gt;Her öğünde yir idi keklik ile boz bakalı&lt;br /&gt;N&#39;idelüm âh pisi n&#39;eyleyelüm vâh pisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her seher kalkar yüzini yûr idi ol&lt;br /&gt;Kati pâk idi vü her vech ile ma&#39;mûr idi ol&lt;br /&gt;Kimse bilmezdi anun kadrini bir nûr idi ol&lt;br /&gt;N&#39;idelüm âh pisi n&#39;eyleyelüm vâh pisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deyme gûyendede yog idi anun âvâzı&lt;br /&gt;Zühre işitse sadâsını bıragurdı sâzı&lt;br /&gt;Hîç sevmezdi ne sûfîyi vü ne gammâzı&lt;br /&gt;N&#39;idelüm âh pisi n&#39;eyleyelüm vâh pisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rûhı şâd ola ki incitmez idi kimseneyi&lt;br /&gt;Ne gönindeki(derisindeki) biti ne kulagında keneyi&lt;br /&gt;Paça ile başı hôş idi severdi teneyi&lt;br /&gt;N&#39;idelüm âh pisi n&#39;eyleyelüm vâh pisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sever idüm ben anı cân ile mahbûb(sevgili) gibi&lt;br /&gt;Her gice koyar idüm koynuma bir hûb(güzel) gibi&lt;br /&gt;Pâk iderdi ev için kuyrugı cârûb(süpürge) gibi&lt;br /&gt;N&#39;idelüm âh pisi n&#39;eyleyelüm vâh pisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Me&#39;âlî anun öldügine kim aglamaya&lt;br /&gt;Acıyup hasret ile cânını kim daglamaya&lt;br /&gt;Cûş idüp(coşup) kanlu yaşı seyl(sel) gibi çaglamaya&lt;br /&gt;N&#39;idelüm âh pisi n&#39;eyleyelüm vâh pisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiden girü sıçan duta bütün dünyayı&lt;br /&gt;Kemire hegbeyi çuvalı,dele torbayı&lt;br /&gt;İnlede yoksulı ve yoksul ide hem bayı&lt;br /&gt;N&#39;idelüm âh pisi n&#39;eyleyelüm vâh pisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;border: 0pt none  ! important; background: transparent none repeat scroll 0% 0%; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/06/pisik-kedi-mersiyesi.html</link><author>noreply@blogger.com (M ü z i K ü l t ü R)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_j-ualedcFFs/SkFL1rLPWCI/AAAAAAAAAfQ/iETsiIzYY7I/s72-c/kendinden-gecmis.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-1697024841373986913</guid><pubDate>Wed, 17 Jun 2009 09:42:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-17T14:15:25.274+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">INTERNET</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">İLGİNÇ ŞEYLER</category><title>Wolfram Alfa,Mustafa Kemal Atatürk Ve Türkiye</title><description>Google&#39;a büyük rakip olmak iddiasıyla yola çıkan ve İngiliz fizikçi Stephen Wolfram tarafından geliştirilen ya da henüz tam olarak geliştirilemeyen site Wolfram Alfa galiba henüz saçmalama evresinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www09.wolframalpha.com/&quot;&gt;Wolfram Alfa&lt;/a&gt;&#39;da dün Mustafa Kemal Atatürk diye bir arama yaptığımızda şöyle bir sonuç çıkarken;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 242px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5348231351230599890&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_j-ualedcFFs/Sji8E-q1EtI/AAAAAAAAAeg/i_ZSAjtmKNM/s320/Kemal+atat%C3%BCrk.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;Bugün aynı sorgulamayı yaptığımızda çıkan sonuç ise şöyle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 242px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5348231354104637810&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_j-ualedcFFs/Sji8FJYDaXI/AAAAAAAAAeo/wAsbk5y78Us/s320/M+kemal.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;İlk aramada Atatürk&#39;ün doğum tarihini 12 Mart 1881 olarak veriyor.İkincisinde ise bu yok ve meslek hanesi de politikacı olarak değişmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de &lt;strong&gt;Türkiye&lt;/strong&gt; başlıklı yaparsanız çıkan sonuçlardan bazıları ise şöyle;&lt;br /&gt;Türkiye&#39;nin en yüksek noktası;Ararat Dağı yani bizim Ağrı Dağı diye bildiğimiz. &lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_j-ualedcFFs/SjjBdHrw5RI/AAAAAAAAAew/i7oC3Q21XY8/s1600-h/ararat.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 22px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5348237263525438738&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_j-ualedcFFs/SjjBdHrw5RI/AAAAAAAAAew/i7oC3Q21XY8/s320/ararat.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nüfus durumumuz şöyle ;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.tuik.gov.tr/Start.do&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 132px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5348244359305392354&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_j-ualedcFFs/SjjH6JhicOI/AAAAAAAAAfI/nAJZ-iEbvxM/s320/n%C3%BCfuuuuus.jpg&quot; /&gt; Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)&lt;/a&gt; rakamları ise şöyle;31 Aralık 2008 tarihi itibarıyla Türkiye nüfusu 71.517.100 kişidir. 2008 yılında Türkiye nin yıllık nüfus artış hızı Binde 13,1 olarak gerçekleşmiştir. Ülke nüfusunun % 75 i il ve ilçe merkezlerinde yaşamaktadır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kültürel Özelliklerimiz şöyle; bakınız rakamlar ne kadar kesin değil mi?Küsuratı filan da yok:)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_j-ualedcFFs/SjjCh93Aa5I/AAAAAAAAAe4/8z5DEkBfR0A/s1600-h/k%C3%BClt%C3%BCrellll.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 137px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5348238446299212690&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_j-ualedcFFs/SjjCh93Aa5I/AAAAAAAAAe4/8z5DEkBfR0A/s320/k%C3%BClt%C3%BCrellll.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ekonomik durumumuza gelince de durum şu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_j-ualedcFFs/SjjDkR01VHI/AAAAAAAAAfA/sLeCQcM_1Gs/s1600-h/ekonomiiiii.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 161px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5348239585530172530&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_j-ualedcFFs/SjjDkR01VHI/AAAAAAAAAfA/sLeCQcM_1Gs/s320/ekonomiiiii.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt; Yıllık kişi başına düşen Milli Gelir 4954 Dolar ve dünya sıralamasında 100. , yıllık büyüme oranı %7.383 ve dünya sıralamasında 28. , enflasyon yıllık %4.936 ve işsizlik oranı %7.9 ile dünya sıralamasında 102. yiz.&lt;br /&gt;Ama yine TÜİK nun verilerine göre işsizlik oranı %9.9, kişi başına düşen milli gelir 5477 Dolar ve Mayıs 2009 verilerine göre ise enflasyon oranı tüketici fiyatlarında %10,44 , üretici fiyatlarında ise %12.72.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginç değil mi?Bizimkilerin söyledikleriyle biraz farklı galiba.İstatistikten filan anlamam ama en azından rakamaların birbirinden farkını anlayabiliyorum :) Birileri fena halde saçmalıyor galiba, kim bunlar acep?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img style=&quot;BORDER-BOTTOM: 0px; BORDER-LEFT: 0px; BACKGROUND: none transparent scroll repeat 0% 0%; BORDER-TOP: 0px; BORDER-RIGHT: 0px&quot; src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; /&gt;&lt;/a&gt; &lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/06/wolfram-alfa-ve-mustafa-kemal-ataturk.html</link><author>noreply@blogger.com (M ü z i K ü l t ü R)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_j-ualedcFFs/Sji8E-q1EtI/AAAAAAAAAeg/i_ZSAjtmKNM/s72-c/Kemal+atat%C3%BCrk.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-5573739037400784847</guid><pubDate>Mon, 15 Jun 2009 23:15:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-16T02:34:20.141+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">BEĞENDİKLERİM</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">VIDEO</category><title>Müzik,Müzik,Müzik</title><description>&lt;a href=&quot;http://tinypic.com&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://i43.tinypic.com/2gsihig.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Image and video hosting by TinyPic&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width=&quot;425&quot; height=&quot;344&quot;&gt;&lt;param name=&quot;movie&quot; value=&quot;http://www.youtube.com/v/tUYQMslOobw&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;color1=0x2b405b&amp;color2=0x6b8ab6&quot;&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name=&quot;allowFullScreen&quot; value=&quot;true&quot;&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name=&quot;allowscriptaccess&quot; value=&quot;always&quot;&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src=&quot;http://www.youtube.com/v/tUYQMslOobw&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;color1=0x2b405b&amp;color2=0x6b8ab6&quot; type=&quot;application/x-shockwave-flash&quot; allowscriptaccess=&quot;always&quot; allowfullscreen=&quot;true&quot; width=&quot;425&quot; height=&quot;344&quot;&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width=&quot;425&quot; height=&quot;344&quot;&gt;&lt;param name=&quot;movie&quot; value=&quot;http://www.youtube.com/v/zReP15usQ3I&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;color1=0x2b405b&amp;color2=0x6b8ab6&quot;&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name=&quot;allowFullScreen&quot; value=&quot;true&quot;&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name=&quot;allowscriptaccess&quot; value=&quot;always&quot;&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src=&quot;http://www.youtube.com/v/zReP15usQ3I&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;color1=0x2b405b&amp;color2=0x6b8ab6&quot; type=&quot;application/x-shockwave-flash&quot; allowscriptaccess=&quot;always&quot; allowfullscreen=&quot;true&quot; width=&quot;425&quot; height=&quot;344&quot;&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img style=&quot;BORDER-BOTTOM: 0px; BORDER-LEFT: 0px; BACKGROUND: none transparent scroll repeat 0% 0%; BORDER-TOP: 0px; BORDER-RIGHT: 0px&quot; src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/06/muzikmuzikmuzik.html</link><author>noreply@blogger.com (M ü z i K ü l t ü R)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://i43.tinypic.com/2gsihig_th.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-1925271420724749876</guid><pubDate>Fri, 12 Jun 2009 08:21:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-12T11:35:29.301+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">HABERLER</category><title>MEDYADA KADIN OLMAK HER TÜRLÜ ZOR</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SjIQ8qnMelI/AAAAAAAAAMk/4es2X_jRBU4/s1600-h/1.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 255px; height: 255px;&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SjIQ8qnMelI/AAAAAAAAAMk/4es2X_jRBU4/s400/1.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot;id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5346354342059080274&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Medyada kadın olmak: Güzellik de çirkinlik de suç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki gün önce TRT 2’de bir programa telefonla konuk oldum. Konu Medyada Kadın olmak konusuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir erkekle aynı konum ve kıdemde olup da daha düşük maaşa razı olmalar, magazin, ek, yemek, el işi, kadın dergileri gibi alanlarda sıkışıp kalmalar gibi konularda konuşuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrudur, ancak bunların bazılarında kadın medyacıların da payının olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim takıldığım ise başka. Medyada kadın isen güzelliğin de çirkinliğinin de suç addedilmesi hadisesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin açık ara en yakışıklı medyacısı Uğur Dündar’dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençken de yakışıklıydı şimdi de yakışıklı. Boy pos, yüz, ses, vücut dili... Allah elindekini hiç esirgemeden vermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır zevkle izlediğimiz bir insan. Çalışıyor, didiniyor, hakkıyla elde ettiği şöhretini ve kariyerini hiç yorulmadan sürdürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse onun için “yakışıklı da ondan buralarda” diyor mu? Kimse onun için “tabii yüksek yerdeki insanlarla ilişkisi var da ondan” diyor mu? “O sütun gibi bacaklar olmasa kimse yüzüne bile bakmaz” diyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demiyor. Aklına bile gelmiyor böyle bir şey demek. Allah tarafından verilmiş güzelliğinin “bedelini” ödetmeye kimse yeltenmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama kadın olunca işler değişiyor. Güzel bir kadın, mesela Ayşe Arman, mesela Bahar Feyzan, mesela Banu Güven gelsin bir yerlere.. O güzelliklerini fitil fitil burunlarından getirmek için yapılmadık kalmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 yıldır çalışıyor olmaları, bugüne kadar binlerce röportaj, haber yapmaları, sabahın köründe kalkıp, gecenin yarılarına kadar çalışıyor olmaları hiç önemli değildir. “Güzel de ondan.” Nokta. 15-20 yıllık kariyerlerinin özeti budur. Daha da iğrençleşmek isteyen bir ilişki de uydurur, “onun metresi de ondan” der. Herkes de buna zevkle inanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim yapar bunu? Medyanın bizzat kendisi. Her güzel kadına küçümseme ile bakılır. Her güzel kadının arkasında bir erkek aranır. Ayşe Arman’a hakkının verilmesi son beş alt yılın işidir. Ama bunun için de bir erkekten ve ortalama güzel bir kadından beş kat daha fazla çalışması gerekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel olmak suç, peki çirkin olmak değil mi? O da suçtur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sert bir laf edersin, yeterince güzel bulmamışlarsa laf hazır: “Çirkin de ondan böyle konuşuyor.” Çirkin olduğu için insan neden öyle konuşsun? Güzelleri kıskanıyordur, istediği yere gelememiştir, bu yüzden ruh hastasındır falan filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manşet atarlar: “Çirkin kadını çirkin sözleri!” Kaç defa gördük. Çirkin dedikleri de çirkin falan değil ama olsun. Bir kadın sert konuşuyorsa bir tek nedeni vardır: “Çirkindir, yalnızdır, dolayısıyla tatminsizdirs” Doğruyu söyle ihtimali nasıl güzelin yoksa onun da yoktur. Ki bir kadının çirkin addedilmesi de pek kolaydır basınımızda. 90\60\90 olmayıp boyun da 1.70’in altındaysa tamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç “yakışıksız adamın yakışıksız sözleri” diye bir manşet okudunuz mu? Terbiyesiz adam olur, densiz adam olur, cahil adam olur ama asla “çirkin, yakışıksız” adam diye bir şey yoktur. Bir erkek yazarın çirkinliği veya yakışıklılığı mevzubahis bile edilmez ki basımızda çirkin adam da hayli boldur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakışıklı olduğu için okunan erkek yazar yok mu yani? Yakışıklı olduğu için izlenen programcı veya? Yoo. Onlar yakışıklı değil başarılıdır. Kadın medyacı ise güzeldir ama asla başarılı değildir. Çalışmaktan ölür gider “güzeldi de ondan” denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem güzele bu kadar düşkün olup hem güzelin bu kadar canını çıkaran üstelik de çirkin olana da vurmayan bir düzen olmayacak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.medyatava.com/haber.asp?id=54590#top&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-style:italic;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight:bold;&quot;&gt;Mutlu Tönbekici/VATAN&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-style:italic;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight:bold;&quot;&gt;http://www.medyatava.com/haber.asp?id=54590#top&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;border: 0 !important; background: transparent;&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/06/medyada-kadin-olmak-her-turlu-zor.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SjIQ8qnMelI/AAAAAAAAAMk/4es2X_jRBU4/s72-c/1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-7159196341295444301</guid><pubDate>Thu, 04 Jun 2009 13:46:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-04T23:01:16.828+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">HABERLER</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">VIDEO</category><title>&quot;Üsküdar&#39;da Sabah&quot; Sağlık Programlarından</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SifScm08PFI/AAAAAAAAAMM/4tezFsXDaIU/s1600-h/8.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 254px; height: 327px;&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SifScm08PFI/AAAAAAAAAMM/4tezFsXDaIU/s400/8.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot;id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5343470871799151698&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Arkadaşlar bende internette gezerken buldum,benim içinde iyi bir arşiv oldu.2006 ve 2008 yılları içerisinde yapılan televizyon programlarımdan videolar mevcut.Programın sağlık bölümünde sevgili Neşe Özkarslı ile gerçekleştirdiğimiz sağlık programlarından bölümler ve değerlendirmeler mevcut.Bu videolardan faydalanabilecekler için;size aşağıdaki link yardımcı  olacaktır.&lt;span style=&quot;font-style:italic;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight:bold;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.memorycenter.com.tr/Kanal-A_Uskudarda-Sabah_9_kanal.html&quot;&gt;www.memorycenter.com.tr&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;border: 0 !important; background: transparent;&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/06/uskudar-da-sabah-saglk-programlarndan.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SifScm08PFI/AAAAAAAAAMM/4tezFsXDaIU/s72-c/8.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2664473965333325975.post-678934681829690129</guid><pubDate>Wed, 03 Jun 2009 07:37:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-03T10:42:34.178+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">GİDENLERİN ARDINDAN</category><title>Nazım Ustaya Saygılarımızla</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SiYo5Jqe4XI/AAAAAAAAAL0/preayBXcTP0/s1600-h/1.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 249px; height: 400px;&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SiYo5Jqe4XI/AAAAAAAAAL0/preayBXcTP0/s400/1.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot;id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5343002970233430386&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Yaşamak şakaya gelmez,&lt;br /&gt;büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın&lt;br /&gt;bir sincap gibi mesela,&lt;br /&gt;yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,&lt;br /&gt;yani bütün işin gücün yaşamak olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamayı ciddiye alacaksın,&lt;br /&gt;yani o derecede, öylesine ki,&lt;br /&gt;mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,&lt;br /&gt;yahut kocaman gözlüklerin,&lt;br /&gt;beyaz gömleğinle bir laboratuarda&lt;br /&gt;insanlar için ölebileceksin,&lt;br /&gt;hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,&lt;br /&gt;hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,&lt;br /&gt;hem de en güzel en gerçek şeyin&lt;br /&gt;yaşamak olduğunu bildiğin halde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,&lt;br /&gt;yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,&lt;br /&gt;hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,&lt;br /&gt;ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,&lt;br /&gt;yaşamak yanı ağır bastığından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1947&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,&lt;br /&gt;yani, beyaz masadan,&lt;br /&gt;bir daha kalkmamak ihtimali de var.&lt;br /&gt;Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini&lt;br /&gt;biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,&lt;br /&gt;hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,&lt;br /&gt;yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz&lt;br /&gt;en son ajans haberlerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,&lt;br /&gt;diyelim ki, cephedeyiz.&lt;br /&gt;Daha orda ilk hücumda, daha o gün&lt;br /&gt;yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.&lt;br /&gt;Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,&lt;br /&gt;fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz&lt;br /&gt;belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyelim ki hapisteyiz,&lt;br /&gt;yaşımız da elliye yakın,&lt;br /&gt;daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.&lt;br /&gt;Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,&lt;br /&gt;insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla&lt;br /&gt;yani, duvarın ardındaki dışarıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani, nasıl ve nerede olursak olalım&lt;br /&gt;hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1948&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dünya soğuyacak,&lt;br /&gt;yıldızların arasında bir yıldız,&lt;br /&gt;hem de en ufacıklarından,&lt;br /&gt;mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,&lt;br /&gt;yani bu koskocaman dünyamız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dünya soğuyacak günün birinde,&lt;br /&gt;hatta bir buz yığını&lt;br /&gt;yahut ölü bir bulut gibi de değil,&lt;br /&gt;boş bir ceviz gibi yuvarlanacak&lt;br /&gt;zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiden çekilecek acısı bunun,&lt;br /&gt;duyulacak mahzunluğu şimdiden.&lt;br /&gt;Böylesine sevilecek bu dünya&lt;br /&gt;&#39;Yaşadım&#39; diyebilmen için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1948&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazım HİKMET&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.mylivesignature.com&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://signatures.mylivesignature.com/54487/169/65F00B5D3BE2C5D5EF96D59540E58189.png&quot; style=&quot;border: 0 !important; background: transparent;&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;&lt;a class=&quot;a2a_dd&quot; href=&quot;http://www.addtoany.com/share_save?linkname=medyaloji&amp;amp;linkurl=www.kubradogru.blogspot.com&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://static.addtoany.com/buttons/share_save_171_16.png&quot; width=&quot;171&quot; height=&quot;16&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;Share/Save/Bookmark&quot;/&gt;&lt;/a&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot;&gt;a2a_linkname=&quot;medyaloji&quot;;a2a_linkurl=&quot;www.kubradogru.blogspot.com&quot;;&lt;/script&gt;&lt;script type=&quot;text/javascript&quot; src=&quot;http://static.addtoany.com/menu/page.js&quot;&gt;&lt;/script&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kubradogru.blogspot.com/2009/06/nazm-ustaya-sayglarmzla.html</link><author>noreply@blogger.com (KadınMedya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_kVc6rk5-CYY/SiYo5Jqe4XI/AAAAAAAAAL0/preayBXcTP0/s72-c/1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item></channel></rss>