<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><?xml-stylesheet title="XSL_formatting" type="text/xsl" href="rss_898.xsl" ?>
<rss version="2.0" 
  xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
  xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
  xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
  xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#">

<channel>
<title>Karakutu.com-Kültür Sanat</title>
<link>http://www.karakutu.com</link>
<description>Herkes Anlayabildigi Kadar Ya$ar..! ve anlayamadigi $eyleri Umursamadan Ölup Gider..! Karakutu.com - Kültür ve Sanat Platformu</description>
<image>
   <link>http://www.karakutu.com</link>
   <title>Karakutu.com</title>
   <url>http://www.karakutu.com/logo.gif</url>
   </image>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:creator>fake@truden.com</dc:creator>
<dc:date>2012-05-25T04:15:20-06:00</dc:date>

<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
<sy:updateBase>2012-05-25T04:15:20-06:00</sy:updateBase>

<item>
<title>Mustafa Kutlu  Sempozyum Programı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6385</link>
<description><![CDATA[<p>

Mustafa Kutlu'nun hayatı, sanatı ve eserlerinin değerlendirileceği <b>"Aynanın Sırrı Mustafa Kutlu Sempozyumu"   </b>26 Nisan Perşembe günü başlıyor.

<br><br>

Sempozyum Mustafa Kutlu adına bugüne kadar düzenlenen geniş çaplı ilk çalışma. <br><br>
]]></description>
<guid isPermaLink="false">6385@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2012-04-26T05:17:07-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Muhammed Palewi</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6384</link>
<description><![CDATA[
<p>yolunda giden bir şeyler var<br>
astımım hep tutuyor misal.<br>
<br>
yolda polisler sürekli çevirebiliyor<br>
ekseriyetle bana açılan ortalar hep kötü olur<br>
ama bu asayiş ekibi gönlümü hoş etmesini biliyor<br>
hazırcevaplılığıma katkıda bulunuyorlar<br>
müteşekkirim.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6384@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2012-03-15T08:43:23-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>İnsan hiç bu kadar gaddar olmadı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6383</link>
<description><![CDATA[<p>İnsanoğlu tarihinin hiçbir döneminde kendine karşı hiç bu kadar zalim olmadı, engizisyon zamanları dâhil...
<br><br>
<b>Şu başlıklara ve spotlara bir göz atar mısınız?</b><br>
<br>
"1. Almanya'da Neo-Naziler tarafından öldürülen Türkler için ülke gündemine damgasını vuran bir devlet töreni düzenlendi.
<br><br>
2. Yönetim karşıtı gösterilerin sürdüğü Suriye'de bugün 55 kişinin öldüğü bildirildi. Ölenlerden 10'unun ise çocuk olduğu belirtildi.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6383@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Deneme</dc:subject>
<dc:date>2012-03-03T17:37:52-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Franz Kafka: İmparatorun Haberi</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6381</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Denir ki: imparator sana sen tek kişiye, sen zavallı kuluna, imparator güneşinin 
önünden çok, çok uzaklara kaçan sen minicik gölgeye, işte dosdoğru sana ölüm 
döşeğinden bir haber yollamıştır. Yatağının başucunda haberciye diz çöktürmüş ve 
kulağına fısıldamıştır haberi; hatta pek önem verdiği bir haber olduğundan, 
haberciye tekrarlatıp kulağına söyletmiştir. Sonra da başını sallayarak 
söylenenin doğruluğunu onaylamıştır.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6381@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Öykü - Roman</dc:subject>
<dc:date>2012-02-08T07:53:14-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Dostluğun Güzelliği Foucault</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6380</link>
<description><![CDATA[“Kendi yaşamının şairi” olan Üstinsana geçiş, tek başına aşılacak bir yol değildir. Dostluk, Nietzsche’nin insanın yaşamını nasıl “gösterişli bir tarzda” düzenleyeceğine dair görüşlerinde önemli bir rol oynar. Dostlar, sanat gibi, kendi yaşamımıza belli bir mesafeden ve farklı bir bakış açısından bakmamızı sağlar. Nietzsche’ye göre dost insanın “en iyi düşmanı” olmalıdır. Yani dost, ötekinin bütün çirkin ve sağlıksız yanlarının düşmanı olmalıdır. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6380@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2012-02-08T07:48:39-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Bir Şair Göçünce Dünyadan</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6378</link>
<description><![CDATA[<img src="http://s3.amazonaws.com/auteurs_production/spotlights/216/theo-angelopoulos.jpg" width="493" height="280"><p>
Bir şair göçünce dünyadan, insanlığın bir yanı da onunla birlikte göçer. Yetim 
kalır insanlık… Bir şair göçünce dünyadan, hayat ağacındaki dalların birisi 
kırılır. Bir şair ölünce; dünyayı, insanı ve hayatı gördüğümüz gözlerimizden 
biri kapanır. Büyük sinema yönetmeni/şairi Theo Angelopoulos’un ölümü, bir daha 
yerine koyulamayacak bir boşluk yarattı. İnsanlığın ortak mirası, gerçek 
şairlerin insanlık binasına koyduğu tuğlalarla inşa olur. Angelopoulos da o 
mirası, yaptığı büyük katkılarla zenginleştiren şairlerdendi. Kaybı, ama 
özellikle hayatının son sözü olacak olan Üçleme’sinin son halkasını 
tamamlayamadan göçmesi, bir yanımızda hep bir sızı bırakacak. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6378@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2012-02-01T02:21:57-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Theo Angelopoulos 'u kaybettik!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6377</link>
<description><![CDATA[<p>Şiirsel sinemanın büyük yönetmeni Theo Angelopoulos bugün geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. </p>

Filmleri ve film müziklerini yapan Eleni Karaindrou öksüz kaldı...

<p>


<object width="420" height="315"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/8WbdSWIhNtc?version=3&hl=en_US"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/8WbdSWIhNtc?version=3&hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="315" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6377@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2012-01-24T15:41:55-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Max Stirner: Biricik ve Mülkiyeti</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6375</link>
<description><![CDATA[
Kafanda hortlaklar var; sen kaçıksın be adam! Kafasında büyük şeyler ve tanrılar dünyası kuran ve kurduklarına da inanan sen, hayaletler ülkesi kurup kendini onlara karşı vazifelendiriyorsun, oysa o, sana el sallayan bir idealdir. Senin saplantın var! Şaka ya da mecaz yaptığımı sanma, yüksekliklere tutunanları, insanların büyük çoğunluğunu, neredeyse dünyadaki tüm insanları kararsız deliler olarak görüyorum, tımarhanelik deliler. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6375@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2012-01-17T14:44:01-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Steve Vai: For The Love Of God</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6370</link>
<description><![CDATA[<object width="450" height="315"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/9IrWyZ0KZuk?version=3&hl=en_US"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/9IrWyZ0KZuk?version=3&hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" width="450" height="315" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6370@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2012-01-08T04:15:45-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Başkalarının hayatı'nı yaşamam ben!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6367</link>
<description><![CDATA[
	<p> 
	Üç kız kardeş... Anne, Emily ve Charlotte Brontë... Üçü de İngiliz 
	edebiyatının ‘klasik’ olarak kabul edilen romanlarına imzalarını atmışlar. 
	Anne’in ‘gerçekçi’ damarına karşılık, Emily ve Charlotte’un ‘romantik’ 
	duruşlarının öne çıktığıysa bir gerçek. Emily’nin ‘Uğultulu Tepeler’i ve 
	Charlotte’un ‘Jane Eyre’inin popülaritesine ulaşamayan Anne, biraz onların 
	gölgesinde kalmış gibi görünse de sonraki dönemlerde hakkı teslim edilmiş 
	bir yazar. Öyle ya da böyle, erken yaşlarda hayata veda eden bu üç kız 
	kardeşin İngiliz edebiyatını derinden etkiledikleri ve gelecek kuşaklara 
	kalacak yapıtlar ortaya koydukları tartışılmaz.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6367@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2011-12-20T08:25:56-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>YASİN CEYLAN: Yeniden Aydınlanma</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6366</link>
<description><![CDATA[
<p>Bazı düşünürler, 18. yy Aydınlanma’sının etkisini artık yitirdiğini, günümüz 
zihinsel bulanıklığının ve bilinç dağınıklığının, yeni bir aydınlanmayı gerekli 
kıldığını iddia ederler. Küresel, eklektik bir dünya görüşüne doğru yol kat 
eden, hâlihazırda yaşayan kültürlerin, insanları mutluluğa eriştirebileceğini, 
ancak aşırı bir iyimserlikle savunabiliriz.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6366@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2011-12-20T08:24:01-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Attila József: Şiir Sanatı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6364</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Şairim ben; ama şiiri<br>
Kendisi olarak umursamam bile.<br>
Gece ırmağının taşıdığı yıldız<br>
Çirkinleşir göğe tırmanmak isterse.<br>
<br>
Zaman damla damla eriyip gitmede<br>
Karnım tok sütüne masalların<br>
Ben gerçek ve elle tutulan bir dünyayla beslenmekteyim<br>
Göğün köpükleridir yükselen üstünde o dünyanın]]></description>
<guid isPermaLink="false">6364@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-12-13T13:12:52-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Yurttaş Kane'nin Oscar'ı satılık!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6362</link>
<description><![CDATA[
<p> 
<img src="http://i.radikal.com.tr/644x385/2011/12/13/fft5_mf874208.Jpeg" alt="Yurttaş Kane'nin Oscar'ı satılık!" width="303" height="201"></p>
<p><br>
CNN’in haberine göre, Welles’in &#34;En İyi Senaryo&#34; dalında aldığı Oscar 
heykelciği, ABD’nin Los Angeles kentindeki Nate D. Sanders Auctions müzayede evi 
tarafından internet üzerinden düzenlenecek bir açık arttırmayla satılacak. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6362@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-12-13T13:07:15-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Anne Sexton: Zil Çalmak</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6361</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Zilleri işte böyle<br>
çalıyorlar Akıl Hastanesinde<br>
ve işte zilci bayan<br>
her Salı sabahı gelip<br>
bize müzik dersi veriyor<br>
ve görevliler bizi katılmaya zorladığından<br>
ve bizler içgüdüyle hareket ettiğimizden.<br>
yanlış kovanda yakalanmış arılar gibi<br>
biz deli hanımlar halkasıyız<br>
akıl hastanesinin salonunda oturup <br>
gülümseyen bize gülümseyen<br>
ve hepimizin eline birer zil veren kadına.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6361@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-12-13T13:03:59-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Subcomandante Marcos: Soruların Hikayesi</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6360</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Bu dağlarda soğuk, insanın iliklerine işler. Ana Maria ile Mario, Ocak 
Şafağı'ndan on yıl önceki bu keşif gezisinde benimle birlikteler. Her ikisi de 
gerillalara yeni katıldı ve bir piyade teğmeni olarak benim görevim, onlara daha 
önce başkalarının bana öğrettiği şeyi, dağda yaşamayı öğretmek. Önceki gün, Koca 
Antonio'yla ilk defa karşılaştım. İkimiz de birbirimize yalanlar söyledik. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6360@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Öykü - Roman</dc:subject>
<dc:date>2011-12-13T12:56:34-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>İSTİHBARAT DEVLETİNİN SİYASİ PARTİLERİ (I)</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6359</link>
<description><![CDATA[
<p> 
“CHP’nin niçin altı oku var?” suali kafanızı kurcalıyorsa, yandaki tabloya bir 
göz atmanız size yardımcı olacak. Resmin sağlı sollu üst kısmında altı taç 
görüyorsunuz. Bu taçlar Roma’nın, Ortodoks Hıristiyan Roma’nın altı vilâyetini 
temsil ediyor ve seviyeli bir anlayışa ermiş olana bu tablo şunu söylüyor: 
Yaşayan Roma’ya bir sarıklı hükmetmektedir. Hakimiyet bilâ kayd ü şart 
sarıktadır. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6359@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#304;smet Özel</dc:subject>
<dc:date>2011-12-04T11:59:55-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Fırat Demir: Bir Anadolu Göçü</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6358</link>
<description><![CDATA[
<p>Günlerim bir sır ağacının altında geçiyor<br>
Büyük Salon bomboş ve piyano çalan kadın ölü<br>
Radyo spikeri sevgi hakkında konuşmayı kesti<br>
Ekonomik sınıfın dansı söndü<br>
Her şey durmuş bir film gibi<br>
Son görüntü ile anılıyor<br>
Zamanın<br>
Değerini<br>
Yitirmesiyle]]></description>
<guid isPermaLink="false">6358@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-12-03T05:43:13-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Ardından saygıyla</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6357</link>
<description><![CDATA[<p>
<img src="http://i.radikal.com.tr/644x385/2011/11/28/fft5_mf864018.Jpeg" alt="Ardından saygıyla" width="355" height="236"></p>

<p>Geçen hafta Türkiye sineması büyük bir yönetmenini, bir sinema tarihi 
yazarını ve bir sinema eğitmenini kaybetti. Aslında birbirinden oldukça ayrı tüm 
bu yetenekleri kendisinde barındırabilen Ömer Lütfi Akad ile birlikte Türkiye 
sineması bir beyefendisini daha kaybetti.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6357@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2011-12-03T05:33:13-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Herkes reddedilir</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6356</link>
<description><![CDATA[<p>
Bu hafta flavorwire’da yayımlanan bir araştırma hem yeni yazarların kitap 
dosyalarının belli başlı yayınevlerinde nasıl bir macera yaşadığını göstermesi 
hem de sonradan meşhur olacak pek çok yazarın hangi cümlelerle reddedildiğini 
gözler önüne sermesi açısından ilginçti. Editörlerin kutuları her gün okumaları 
gereken yüzlerce taslakla dolarken elbette her sayfanın aynı itinayla okunmasını 
beklemek mümkün değildir. Yine de aşağıdaki ret mektuplarını yazanların sonradan 
çok pişman olduklarını düşünmeden edemiyor insan. Örneğin, Paris’in Amerikalı 
kraliçesi Gertrude Stein’ı reddeden yayıncının. Neruda gibi yazarların bile 
saygıyla andığı Stein, 1912 yılında Arthur C. Fifield tarafından oldukça alaycı 
bir dille geri çevriliyor:]]></description>
<guid isPermaLink="false">6356@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2011-12-03T05:29:49-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>İsmet Özel: JOE THE JUNIOR</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6355</link>
<description><![CDATA[<p>
Bir gün gelmişti ki, hakkımda “Müslüman oldu; biz artık ona şair demeyiz” deyişlerini hiç yadırgamamıştım. Gençliğimin bir ânında “Partizan” şiirini yazıp yayınlamış olmamı (Yazılıp yayınlanmayan neler vardı kimbilir?) yadırgayan aynı veya benzer şahıslardı çünkü. Yakinen bilirim ki, ülkemize vaziyet eden o birilerine göre Türk şairi ibaresi Türk milleti ibaresi kadar tedirginlik vericidir. Bu minvâl üzere bildiklerim bana birilerinin “Madem Türklüğe o kadar düşkünmüş, niçin şiirinin adını İngilizce koymuş” demelerini yadırgatmıyor. Onlar akıllarının erdiği aralıkta dursunlar. Hep orada kalsınlar...          

<a href="http://www.istiklalmarsidernegi.org.tr/Images/image.htm">
<img src="http://www.istiklalmarsidernegi.org.tr/Images/YaziResimler/572.gif" width="338" height="157"></a></p>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6355@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-11-28T05:56:38-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>'Militarizmin yenilgisi toplumun kazancıdır'</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6353</link>
<description><![CDATA[<p>Kısa bir süre önce ‘Militarist Modernleşme: Almanya, Japonya ve Türkiye’ 
isimli son kitabı yayımlanan Prof. Dr. Murat Belge ile kitabının ışığında 
Türkyie’nin makus militarist talihinden ötesini konuştuk. Almanya ve Japonya’yı 
konuşurken, Türkiye’yi anladık. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6353@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Röportaj</dc:subject>
<dc:date>2011-11-28T05:00:50-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Margaret Atwood: Ustopya'ya giden yol</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6352</link>
<description><![CDATA[
<p>Geçen günlerde bir okuyucu ve yazar olarak bilimkurguyla olan ili&#351;kimi gözden 
geçirmeye karar verdim. Kendimi bildim bileli var olan bir ili&#351;ki bu ve çocukken 
yazd&#305;&#287;&#305;m &#351;eylerin ço&#287;u, bilimkurgu etiketini hak ediyor. Pek çok çocuk gibi ben 
de yeni dünyalar&#305;n mucidiydim. Benimkiler kaba hatlar&#305;yla tasarlanm&#305;&#351; 
dünyalard&#305;, insan&#305;n alt&#305; yedi ya&#351;lar&#305;ndayken tasarlayaca&#287;&#305; türden &#351;eylerdi ama 
hiçbiri günümüz dünyas&#305;na benzemiyordu, ki böylesi de bilimkurgunun de&#287;i&#351;meyen 
özelliklerinden biri. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6352@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2011-11-28T04:55:10-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Gazze trajedisi ve Filistin</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6351</link>
<description><![CDATA[
<p>‘Ya&#351;amla Ölüm Aras&#305;nda Gazze’, ülkemizde Filistin-&#304;srail sorununa ili&#351;kin 
tart&#305;&#351;malar&#305; zenginle&#351;tirecek gibi görünüyor. Zira insan haklar&#305; aktivisti ve 
Filistin Üzerine Russell Mahkemesi’nin koordinatörü olan kitab&#305;n editörü Frank 
Barat, muhalif cephede konuyu çok iyi bilen iki profesörü bir araya getirmi&#351;: 
Noam Chomsky ve Ilan Pappé. Her ikisiyle çe&#351;itli tarihlerde söyle&#351;iler yapm&#305;&#351;. 
Ayr&#305;ca bir ilke imza atarak ikisiyle ortak bir söyle&#351;i de yapm&#305;&#351;. Di&#287;er yandan, 
yazarlar makaleleriyle de kitaba katk&#305;da bulunmu&#351;lar. Böylece, hem kolayca 
izleyebilen söyle&#351;i format&#305;ndan hem de daha derinlikli makalelerden olu&#351;an karma 
yap&#305;l&#305; bir kitap ortaya ç&#305;km&#305;&#351;. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6351@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2011-11-28T04:53:51-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Matematik dinlendirir...</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6350</link>
<description><![CDATA[ <p>&#160;Martin Gardner, bulmacalar&#305;n&#305; bilim kurgu hikayeleri içine i&#351;leyerek 
sundu&#287;u Matematikçinin Galaksi Rehberi, okuyuculara iyi zaman geçirme imkan&#305; 
sunmakla yetinmiyor, bulmacalar&#305;n ince matematiksel yap&#305;lar&#305;n&#305; da gözler önüne 
seriyor. Baz&#305;lar&#305; sudoku tutkunudur. Hayatlar&#305;ndaki o nadir bo&#351;luklarda 
gazetelerinin bulmaca eklerini ellerine al&#305;r ve küçük karelerin içine küçük 
say&#305;lar yazarlar. Soru formalize edilmi&#351;, nas&#305;l çözülece&#287;i belli; çözüm an&#305;nda 
bir heyecan, belki biraz, belki o da yok. Sonra? Televizyonun kumandas&#305;n&#305; arama 
tela&#351;&#305; ya da masan&#305;zda sizi bekleyen i&#351;lerin dayan&#305;lmaz hafifli&#287;i. Peki neden 
sevilir sudoku? Çünkü bazen hiçbir &#351;ey yapmak istemez insan. Benim de oturup 
duvar&#305; seyredecek halim yok ya; oturup sudoku çözerim, kafam&#305; bo&#351;alt&#305;r&#305;m, 
dinlenirim.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6350@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2011-11-28T04:51:34-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Ömer Lütfi Akad vefat etti</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6349</link>
<description><![CDATA[
<p>Ünlü yönetmen Ömer Lütfi Akad hayatını kaybetti. Türk sinemasına yeni bir 
boyut kazandıran ve unutulmaz eserler bırakan ünlü yönetmenin ölümü Yeşilçam'ı 
yasa boğdu. Yılmaz Güney'den Türkan Şoray'a, Hülya Koçyiğit'ten Ayhan Işık'a 
kadar birçok yıldızın usta olarak değerlendirdiği Akad 95 yaşında aramızdan 
ayrıldı. Belgeseller çeken ve senaryo yazarlığı yapan Akad'ın, 100'ü aşkın filmi 
bulunuyor.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6349@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Sinema</dc:subject>
<dc:date>2011-11-19T16:18:15-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>ÇAKAL CARLOS</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6348</link>
<description><![CDATA[ 
<p><img src="http://www.spiegel.de/img/0,1020,247162,00.jpg"></p>
<p> </p>
<p>   <br>
<br>
Ben kendimi asla inkâr etmedim. Ben profesyonel bir devrimciyim.
<br>Ben, ideallerin, prensiblerin adamıyım. Bu, sathî veya şeklî bir mesele 
değildir. Kaldı ki, komünizm mücadelesi verdiğim gençlik yıllarımda, ülkemde 
komünist bir genç lider olduğum o dönemde dahi, ben asla bir Che Guevara gibi 
giyinmedim meselâ. Asla böyle birşey yapmadım.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6348@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-11-10T04:35:55-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Mercan Dede: Önemli olan kalbin akordu</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6347</link>
<description><![CDATA[<p>Müziği, sanatı, hayatı bölümlere, kategorilere ayırıp, bunlara verilen, ne olduğu çok da belli olmayan isim ve tanımlar üzerine düşünen biri değilim. Etnik kelimesinin “ethnikos” kökünden geldiğini varsayarak, “dinsiz kişi” anlamına geldiğini, daha sonra da çok matah olmayan negatif anlamlarda kullanıldığını düşünürsek, bu tür sınıflamalarla garip yerlere vardığımıza inanıyorum.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6347@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Röportaj</dc:subject>
<dc:date>2011-11-10T04:23:03-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Hâle Seval: Yaşanan Anlar / Yazılan Romanlar</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6346</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Yaşanan Anlar / Yazılan Romanlar<br>
Şavkar Altınel ve Elif Batuman’ın yazarlarla yolculuğu,<br>
yazıya ve hayata bakışları<br>
İnsan ne söylerse söylesin<br>
Ve ne yaparsa yapsın, öyle değil mi?<br>
Bütün bunlar bir bir kalacaktır yaşamın içinde<br>
<br>
Şavkar Altınel’in Tepedeki Yabancı adlı eseri Britanya’da yapmış olduğu 
yolculuklarına, kendini duygusal anlamda yakın hissettiği yazarları da 
katmasıyla zenginleştirdiği edebi birlikteliği içerir. Üzerinde tür olarak “anı” 
yazsa da, kitap gerçekten anı mıdır? Bu o kadar önemli midir? Türlerin metnin 
içeriğinin saptanmasında bir anlamda yol gösterici olduğu kesindir ama bu 
kitapta yazar anlatıcıyı bir roman kahramanı olarak düşündüğümüzde, topoğrafik 
mekânlardaki kişilerle kurduğu ilişkiler ağı, içsel yolculukları, gittiği 
yerlerde (ki burada yapılan yolculuklar Kuzeyde Bir Adadan içinde) yazarlarla 
olan duygusal bağı bütünsel bir kurgu içine oturmakta, romansal bir tad 
vermektedir.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6346@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2011-11-10T04:14:07-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Bünyamin K:.Kırılır Korkuluk</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6345</link>
<description><![CDATA[
İnsan otuz yaşadığında n’apar? Dili dişi ağrır; dindışı ağrır. Gençlik lekesi 
çıkmaya başlar <br>
ovuşturdukça bağrını… İnsan kırk yaşadığında n’apar? Karşı odada alıngan bir 
ceylan <br>
biblosu besler; yapayalnız porsuğu için./<br>
Bugün sokağa çıkmış gibiyim<br>
Sokağa çıkmış gibi<br>
eve dönüyorum <br>
sığmaya sararmaya]]></description>
<guid isPermaLink="false">6345@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-11-10T04:10:36-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Craig Armstrong - Weather Storm</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6343</link>
<description><![CDATA[<object width="480" height="360"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/6SxhzWZrGmg?version=3&#38;hl=en_US"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/6SxhzWZrGmg?version=3&#38;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="360" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6343@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Karakutu Müzik</dc:subject>
<dc:date>2011-10-09T13:49:44-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Yusuf Atılgan: Aylak Adam</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6342</link>
<description><![CDATA[<p>Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. Öküzleri besiliydi , pırıl pırıldı. Herkesin, “- Veli ağanın öküzleri gibi öküz, yoktur, ” demesini isterdi. Daha gülünçleri de vardır. Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimizi, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!]]></description>
<guid isPermaLink="false">6342@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Öykü - Roman</dc:subject>
<dc:date>2011-10-09T10:21:42-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Metin Eloğlu: Pas</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6341</link>
<description><![CDATA[<p>us ç&#305;kmazlar&#305; bir kör kilit ve sen o pasl&#305;da yoksun<br>
sana al&#305;&#351;malar&#305;n usda sekmez zom kilidi<br>
niye de apans&#305;zd&#305; &#351;imdi bu ak&#351;am<br>
gece de gecikecek besbelli,niye sözde umutlu<br>
sabaha varamam ben,içimi do&#287;raya do&#287;raya<br>
ölürüm de emmem sevgisizli&#287;i<br>
&#351;u iki dizeyi dilerim bir tutsak okusun:]]></description>
<guid isPermaLink="false">6341@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-10-09T10:11:38-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Ziya Osman Saba: Her Akşamki Yolumda</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6340</link>
<description><![CDATA[
<p>Her akşamki yoluma koyulmuş gidiyorum.<br>
Her akşamdan vücudum bu akşam daha yorgun.<br>
Öyle istiyorum ki bu akşam biraz sükûn,<br>
Bir cami eşiğine yatıversem diyorum<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6340@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-10-05T01:45:25-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Baskçanın en büyük ödülü firari yazara</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6339</link>
<description><![CDATA[<img src="http://i56.tinypic.com/50n0oo.jpg" width="258" height="347" align="right">
 

<p> 
25 yıldır firarda olan bir mahkûm İspanya’nın Bask Bölgesi’nin en önemli 
edebiyat ödüllerinden 2011 Euskadi Edebiyat Ödülü’ne değer görüldü. Devlet 
destekli seçici kurul, Joseba Sarrionandia’ya ödülü Bask dilinde (Euskara) 
yazdığı denemeleri dolayısıyla verdi.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6339@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-10-05T01:42:33-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Avrupa'nın geleceği Osmanlı gibi olmalı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6338</link>
<description><![CDATA[<br>
<img src="/i/zizek.jpg" width="328" height="247" align="right">
<p>
<b>İsrail’le Türkiye arasındaki son krizden haberdar mısınız?</b><br><br>
	Gazze ve gemiler meselesinde Türkiye’nin konumuna büyük bir sempatiyle 
	yaklaşıyorum ancak İsrail’i şeytanlaştırma taraftarı olmadığımı da 
	söylemeliyim. Çok daha masum görünüşlü olaylara odaklanmak taraftarıyım. 
	Gazze’de Hamas var, İsraillilere atılan füzeler var, diyelim ki bunları 
	kabul ettik, fakat Batı Şeria’da yıllar boyunca hiç terörist saldırı olmadı 
	ve bakalım İsrailliler burada ne yapıyor? Kendi gazetelerinde okudum, Batı 
	Şeria’da ne zaman zeytin hasadı olsa buradaki yerleşimciler Filistinlilerin 
	tarlalarını yakıyor, sularına zehir katıyor, camileri ateşe veriyorlar. 
	Yaşananlar o kadar açık ki kabul etmemek ikiyüzlülük olur. Bu korkunç bir 
	sömürgeleştirmedir. </p>
<p> </p>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6338@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Röportaj</dc:subject>
<dc:date>2011-10-02T05:27:03-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Beni anlamalısın</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6337</link>
<description><![CDATA[<p>Beni anlamalısın. Çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse 
beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum. “Bu kalbin, birini sevmeğe 
ihtiyacı vardı. Ve sen bunu anlamadın. Ve bana eziyet ettin. Ve eziyet ettiğini 
bilmedin. Göz yaşımı silmedin.” Albay, “Soytarılık etme Hikmet,” dedi. “Ve ben, 
senin bilgisizliğinin artmasına izin verdim. Fakat hiçbir şeyi unutmadım. Ve 
hepsini aklıma yazdım. <br><br>Ve sana izin verdim ki, bilmeden yaptığın eziyet artsın. 
Ve sonunda artık dayanamıyorum diyebilmek için ben de bilmeden bu oyunu oynadım 
sana. Ve bulaşıkları yıkadım. Ve bütün sözlerimi yarıda kesmene izin verdim. Ben 
ki, bu konuda kimseye yetki vermemişimdir. <br><br>Oysa, elimin tersiyle seni 
yıkabilirdim. Bıraktım ki, sen kendi sonunu hazırla. Ve bana bütün yaptıklarını 
bir bir aklımda tuttum. Derler ki tarla kuşu bütün gece öttüğü zaman, tarla 
faresi bütün ihtiyatı elden bırakır ve yuvasından çıkarmış.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6337@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Öykü - Roman</dc:subject>
<dc:date>2011-10-02T05:19:15-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Wolfgang  BORCHERT: SONRA YAPILACAK TEK ŞEY VAR</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6336</link>
<description><![CDATA[<p>Sen. Normandiya'daki ana ve Ukranya'daki, sen Frisko ve Londra'daki ana. Sen Hoangho ve Missisippi' deki ve Hamburg ve Kore ve Oslo'daki ana., bütün toprak parçaları üzerindeki analar, dünyadaki analar, sizden
yarın yeni kırgınlar için hemşireler ve çocuklar doğurmanızı isterlerse, dünyadaki analar, yapacağınız bir tek şey var: HAYIR deyin!... Analar, HAYIR deyin!...]]></description>
<guid isPermaLink="false">6336@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-10-02T05:16:33-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>'Kör Baykuş'a yakından bakın</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6333</link>
<description><![CDATA[	<p> 
	20. yüzyıl modern İran edebiyatını kuran yazarlardan Sadık Hidayet’in ‘Kör 
	Baykuş’ adlı romanı dünya edebiyatında bir başyapıt olarak değerlendirilir. 
	‘Kör Baykuş’, İran edebiyatında romana bağımsız bir tür olarak yeni bir 
	estetik değer kazandırdığı için tarihsel bir öneme sahiptir. Sadık Hidayet, 
	eserlerinin önemli bir kısmının odağında yer alan ölüm ve intihar 
	düşünceleriyle, kâbuslarla dolu bunalımlı bir dünya içinde yalnızlık, 
	gerçeklerden kaçış, boşluk duygusu ve ölüm gibi temel izlekleri sürdürür.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6333@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2011-10-02T04:56:40-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Ted Kaczynski: 21. Yüzyılın Arifesinde Ani Bir Manifesto</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6331</link>
<description><![CDATA[<img src="i/TedKaczynski.jpg" width="416" height="314"><p>

Aşırı toplumsallaşan insan topluma psikolojik bir tasmayla bağlanır. Aşırı 
toplumsallaşma insanlığın, bireye yaptığı en büyük zulümdür.<br>
<br>
Muhafazakarlar aptaldır: Bir yandan geleneksel değerlerin yıkılmasından dolayı 
sızlanırken, diğer yandan da teknolojik ilerleme ve ekonomik gelişmeyi 
içtenlikle desteklerler.</p>
<p>Toplumda kelimelerle bir etki yaratmak, çoğu birey ve küçük grup için 
olanaksızdır.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6331@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2011-09-14T04:52:41-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Metin Eloğlu: Türkiye'nin Adresi</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6330</link>
<description><![CDATA[
<p> 
<b>-i-</b><br>
tavsayan bir rüzgârdaki hadilik<br>
sudaki bu&#287;ulanma direni&#351;<br>
gece indi miydi<br>
ot güne upuzuyor<br>
<br>
geceye daha y&#305;l var peki ne bu h&#305;rs&#305;z merdiveni<br>
bir de oturas&#305;l&#305;k tutturdun tam giderayak<br>
—inim inim gözleri—<br>
yahu silme &#305;s&#305;rgan buralar, az&#305;c&#305;k çömel peki]]></description>
<guid isPermaLink="false">6330@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-09-11T06:58:41-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Füruğ Ferruhzad: İyinin mücadelesi</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6326</link>
<description><![CDATA[ 

<p>
İstanbul’un boşaldığı bayram günlerinde bir vapuru kiraladığımı yutturdum 
kendime. Denizin köpürdüğü uca oturup o köpükleri benim yaptığımı hayal ettim. 
Koca şehir benimdi. Ertelenmiş toparlanma işlerine koyuldukça, yığınlarca ıvır 
zıvır arasında şu hayatta asıl önemli olanlar kafasını uzatmaya başladı usulca. 
Malum, boş zaman kadar tehlikelisi yok. Böyle zamanlarda karşılaştığımız, 
tekrarlardır hep. Kendimizi unutmamak için koordinatlar bellemişizdir sanki. Ve 
hep birinci kareye geri döner, başvurduğumuz o aynı kaynaklar, o tekrarlarla, 
meramımızı anlatırız anlayana. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6326@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-09-11T06:16:16-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Aşkın geometrisi</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6322</link>
<description><![CDATA[<img src="http://i.radikal.com.tr/644x385/2011/09/08/fft5_mf807967.Jpeg" width="300" height="224" align="left"><div class="post"> 

	<p> Cheever’ın sözcüklerinin yer aldığı bir sayfaya dokunurken dikkatli 
	olmanız gerektiğini hissedersiniz, siyah harflerin her birinde sanki başka 
	yazarlarınkinde bulunmayan yoğunlukta bir hayatiyet vardır ve sayfayı 
	çevirirken üstüste binen sözcüklerin birbirlerinin altında ezilmesinden 
	korkarsınız. Öykülerde büyüleyici olan ve akıp giden şey, bu düzenli biçimde 
	atan nabız, kesintiye uğramayan soluk alıp veriş ve yüreğin hayatı akla 
	getiren biçimde çarpışıdır. Kulağımızı yol boyunca uzanan tren raylarına 
	dayadığımızda yaklaşmakta olan trenin uzak titreşimlerini, homurdanmalarını 
	duyarız; Cheever’ın döşediği raylardan bize doğru gelmekte olan şey, hayatın 
	kendisidir. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6322@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2011-09-11T05:49:31-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Orhan Pamuk sırlarını açıklıyor</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6321</link>
<description><![CDATA[
<p>
Harvard Üniversitesi, Charles Eliot Norton Konferansları adıyla 1926’da 
başlattığı bir geleneğin parçası olarak çok sayıda sanatçı ve düşünürü 
üniversiteye davet eder. Öğrencilere açık ve ücretsiz gerçekleşen seminerlere, 
aralarında Igor Stravinski, T.S. Eliot, Leonard Bernstein ve daha nice sanatçı 
katılmıştır. 2009 yılında listeye Orhan Pamuk da eklendi. Şaşırtıcı olan, seksen 
küsur yıldır aralıklarla devam eden seminerlerde roman, ilk kez konu başlığı 
olarak Pamuk tarafından ele alınmış. Seminerle aynı adı taşıyan ‘Saf ve 
Düşünceli Romancı’, yaklaşık birer saatlik altı konuşmadan oluşuyor.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6321@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2011-09-11T05:46:18-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Metin Eloğlu: Türkiye'nin Adresi</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6320</link>
<description><![CDATA[
 <p>
Yani Türkiye'yi bulmak kolay, Türkiye avucunun içi<br>
Ama gerçek yerini kimselere belletmeyeceksin<br>
Adama gülerler valla]]></description>
<guid isPermaLink="false">6320@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-08-31T08:12:37-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>SİYASETİ BIRAKMAK, FELSEFEYİ BIRAKMAK, ŞİİRİ BIRAKMAK (I)</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6319</link>
<description><![CDATA[

<p>17 yaşındaydım. Neler olup bittiğini anlamalı, birisiyle kendimi 
konuşmalıydım. İmdadıma yetişen şiir oldu. Şiirin bu iş için biçilmiş kaftan 
olduğu bilgisi nasıl olduysa oldu bana ulaşmış idi. Niçin şiirden başkası bana 
yardımcı olamayacaktı? Meselâ resim? Meselâ müzik? Görebilmiştim ki, birer ifade 
imkânı olarak resim ve müzik kendimle kendimi konuşmak istediğim “birisi” 
arasına istenmeyen şeyler karıştırmadan yürütülemeyecek meşguliyetlerdi.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6319@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2011-08-25T07:06:45-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>KARANLIĞA ÖVGÜ</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6317</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Eski çağlar en mutlu anlarımızı<br>
yaşadığımız zamanlar olabilir.<br>
Hayvanların tüme yakını ölmüştü,<br>
geriye sadece erkek ve ruhu kaldı.<br>
Yaşıyorum; belirsiz, karanlıkta parıldayan<br>
şekiller arasında, henüz yeteri kadar<br>
karanlık olmayan.<br>
Buenos Aires’imin parçalanmış<br>
sınırları, sonsuz düzlükleri, Recoletos,<br>
Retiro olmak için ve bir kere bile<br>
tanımlanamamış sokakları ve sarsak<br>
eski evleri, hâlâ gelişememiş ülkemin.<br>
Hayatımda daima uç olaylar<br>
yaşadım.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6317@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-08-24T08:00:48-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Leigh Kathryn Jenco: Thoreau’nun Sivil İtaatsizlik Eleştirisi</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6316</link>
<description><![CDATA[<img src="http://2.bp.blogspot.com/-VbyDK2W4MQs/Tfn6IdctdeI/AAAAAAAAMYY/Ny6z99e-7ZM/s1600/6a00d8341c562c53ef0148c871c667970c-800wi.jpg" width="412" height="325" align="left"><p>         Henry 
David Thoreau’nun siyasal düşüncesini ele alan en yakın tarihli akademik 
çalışmalar, onu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde liberal-demokratik görüşlüler 
tarafına yerleştirme eğiliminde. Tabii bunun ikna edici nedenleri var: Thoreau, 
liberal demokrasiye canlılık veriyor gibi görünen özgürlük ve bireycilik ruhunu 
bütün Amerikalı yazarlardan daha kusursuz bir biçimde bünyesinde barındırıyor ve 
bunun yanısıra, onun “sivil itaatsizlik” eylemi, modern çağın siyasal 
eylemcilerine demokratik yaşam biçimini olumlama saikiyle vicdani, kamu yararına 
eylemler gerçekleştirme yönünde esin kaynağı olmaya devam ediyor. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6316@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2011-08-23T08:04:31-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>The Drummer For The Red Cross</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6315</link>
<description><![CDATA[<object width="420" height="305"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/9zhJ8xirYNY?version=3&#38;hl=en_US"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/9zhJ8xirYNY?version=3&#38;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="305" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6315@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Sinema</dc:subject>
<dc:date>2011-08-23T07:58:05-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Mantığın bir anlık çöküşü</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6314</link>
<description><![CDATA[<p> 
Thomas Mann... 19. yüzyılın sonunda başlayıp 20. yüzyılın ortalarına kadar süren 
‘üstün edebiyat’ serüveninde, ‘sanatın anlamı’nı psikolojiden destek alarak 
açıklayan büyük usta... ‘Yazar’ kavramının içini tıka basa doldurarak başkaları 
için neredeyse yer bırakmayan ‘edebiyat canavarı’... ‘Alman olma’nın ne anlama 
geldiği üzerine fikirleriyle ‘ulus’ meselesini deşifre eden, böylece Nazizmi 
sorgulayıcı bir sonuca ulaşan düşünür... Ve mükemmelliğiyle insanı ‘yazmaktan 
korkar’ hale getiren müthiş bir kalem... ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6314@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2011-08-23T07:55:36-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Jean Starobinski: İroni ve Melankoli</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6313</link>
<description><![CDATA[<img src="http://www.talariaenterprises.com/images2/jb10a.jpg" width="241" height="312" align="left">Melankolik krallar<br>
<br>
En arkaik ve en “naif” biçimiyle masal kendi köklerini göstermeyi sever: masalcı 
masalın doğuşunu anlatır. Ona bir varlık nedeni, bir ereklilik atfeder. 
Anlatının gerekli hale geldiği tekil bir durumdan yola çıkmak uygundur: 
bilindiği gibi Binbir Gece Masalları’nda anlatısal ilişkinin kurulmasını dile 
getirmekte çok titiz davranılır: ne anlatıcı kadının iki dinleyicisiyle bağı ne 
de ortaya konan şey kayıtsızdır. Acımasızca aldatılan ve acımasızca yanılgıdan 
kurtarılan Şehriyar’a göre kadınlar artık yok gibidir: madem ki sadakat bir 
aldatmacadır, madem ki duydukları bağlılığın ömrü bunca kısadır, elde edilir 
edilmez öleceklerdir. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6313@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2011-08-23T07:45:33-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Kitle Hilesi Olarak Aydınlanma</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6312</link>
<description><![CDATA[<img src="http://mutlaktoz.files.wordpress.com/2007/03/adorno.jpg" width="241" height="312" align="left">Nesnel olarak nitelenen dinin desteğinin yitimi, kapitalizm öncesi kalıntıların 
feshi olan sosyolojik teori, teknolojik ve sosyal farklılaşma ya da 
uzmanlaşmayla birlikte kültürel bir kaosa öncülük ederek her gün yanlışlanıyor; 
üstelik şimdi aynı etkiyi herşey üzerinde yaratıyor. Filmler, radyo ve dergiler 
her parçada ve bütünde hep aynı kalan bir sistem oluşturuyor! Politik 
karşıtların estetik aktiviteleri bile kesin olan sistemin ritmine gayretli bir 
itaat içerisinde… 
]]></description>
<guid isPermaLink="false">6312@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-08-23T07:34:49-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Hakim Bey: NİETZSCHE VE DERVİŞLER</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6311</link>
<description><![CDATA[<br><img src="http://1.bp.blogspot.com/_2mT1KkN-GE0/S3fMFvmdToI/AAAAAAAAFL0/8AfaoxKYtrI/s400/nietche.jpg" width="334" height="234" align="left">

<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br> <br><br><br><br><br> 
RİNTLER, “KÂMİL KİŞİLER.”! <br><br>

Sufiler “yakalanmadan gizlice şarap içebilecek kemale 
sahip” kişileri işaret etmek için teknik bir terim olan rind sözcüğünü 
kullanırdı (sıfat rindâne, çoğul rindan): “Hoşgörülebilir İkiyüzlülük”ün 
(takiye, ki bunun sayesinde Şia’nın idamdan <br>
1 Thwaite’s Tongue: Antarktika’da Amundsen Denizi’nden dev bir buz dağı kütlesi<br>
2 Trog: Troglodyte’in kısaltılmışı, mağara adamı, münzevi<br>
3 Pamong: Endonezya, Java kültüründe bir nevi ruhsal rehber, kadim bir 
psikanalist, kelime anlamı da rehberdir kurtulmak ve propagandalarını yürütmek 
için gerçek bağlantıları hakkında yalan söylemesine müsaade edilirdi) derviş 
yorumu.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6311@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-08-18T07:53:05-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Vicdan</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6310</link>
<description><![CDATA[<img src="http://keynes.scuole.bo.it/ipertesti/bomba/ipertext/italiano/calvino/image4.jpg" width="179" height="261" align="left">

Savaş çıktığında Luigi 
			adında bir adam, gönüllü olarak gidip gidemeyeceğini sordu.<br>
			Herkes onu övdü. Luigi tüfek dağıtılan yere gitti, bir tane aldı ve 
			dedi ki: “Şimdi gidip Alberto denen herifi öldüreceğim.”<br>
			Alberto kim diye sordular ona.<br>
			“Bir düşman,” dedi Alberto, “benim bir düşmanım.”</p>
			<p>Ona belirli bir tür düşmanı 
			öldürmesi gerektiğini, öyle istediği herkesi öldüremeyeceğini 
			anlattılar.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6310@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Öykü - Roman</dc:subject>
<dc:date>2011-08-18T07:39:19-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Nusrat Fateh Ali Khan: Dam Mast Qalandar Mast Mast</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6309</link>
<description><![CDATA[<object width="420" height="305"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/fiX8Lbn1444?version=3&hl=en_US"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/fiX8Lbn1444?version=3&hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="305" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6309@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-08-18T07:27:48-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Açık Atlas</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6308</link>
<description><![CDATA[<p>Hayattan ders veriyor diye öğretmenleri kızdıran<br>
Tuzu bir bulmuş çocukları saklamadan güldüren dünyaya<br>
Su kaçırmaz bir eşeğin sesine açıktır penceresi<br>
Bir sınıfın, batı son dersinde, kuşluk vakti ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6308@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-08-18T07:18:45-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Saul Newman: Anarşinin Ufku: Anarşizm ve Çağdaş Radikal Düşünce</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6306</link>
<description><![CDATA[
<p>
Anarşizm hep siyasal bir sapkınlık olarak görülmüştür. Siyasi otoriteyi ve 
devlet egemenliğini reddedişi nedeniyle siyasetin sınırlarına itilmiş, 
ondokuzuncu yüzyıldan bu yana da büyük ölçüde Marksizmin gölgesinde kalmıştır. 
Buna rağmen radikal siyasetin içinde, Marksizmin bazı unsurlarına bile tesir 
eden özgürlükçü bir akım ya da gizli akım olduğu söylenebilir. Ben bu akımın, 
yakın dönemde kıta felsefesi geleneği bünyesinde boy gösteren radikal düşüncede 
saptanabileceğini düşünüyorum. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6306@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2011-08-18T06:42:42-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Orduda değişimi AKP değil Pentagon yapıyor</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6305</link>
<description><![CDATA[<img src="http://i.radikal.com.tr/644x385/2011/08/14/fft5_mf789656.Jpeg" width="402" height="269" align="left">

Niye? <br>Siyasi duruşu tartışma götürse de kesin 
kabul edilen, İsmet Özel’in Türkiye’nin yaşayan en büyük şairlerinden biri 
olduğudur. Onun da, aynı Ece Ayhan gibi şiirlerinde sivillik kavramı geçer. 
Gazetelere yazı yazmayan, ortalarda görünmemeyi tercih eden, sadece kurucusu 
olduğu İstiklal Marşı Derneği’nde mesai yapan Özel, ülkede yaşanan son 
gelişmelerle ilgili ne düşünüyor, sivilleşiyor muyuz ona göre diye sormak için 
kapısını çaldım.
]]></description>
<guid isPermaLink="false">6305@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#304;smet Özel</dc:subject>
<dc:date>2011-08-15T04:10:20-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>TAVAN ARASI</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6304</link>
<description><![CDATA[ 
	<p>Gel, bizden iyi olanlara acıyalım.<br>
	Gel, dostum, hatırlayalım:<br>
	Zenginlerin uşakları var, dostları yok;<br>
	Bizim dostlarımız var, uşaklarımız yok.<br>
	Gel, evlilere, bekârlara acıyalım.<br>
	Küçük ayaklarla girer şafak,<br>
	Yaldızlı bir Povlova gibi<br>
	Ben tutkunun yanındayım.<br>
	Yaşamada daha iyisi yok<br>
	Bu duru serinlik saatinden,<br>
	Beraber uyanmanın saatinden.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6304@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-08-15T03:58:03-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Gitmek mi zor şöhret mi?</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6299</link>
<description><![CDATA[<img src="http://i.ekolay.net/i/0804/teoman-460-4708_%20334.jpg" width="260" height="202" align="left">Bir köşede 
sessizce bekleyip acı çekerek yaşamak mı, yoksa yazarak, çizerek, rol yaparak, 
seslerle, renklerle oynayarak, yani bir şeyler üreterek içinizdeki şeytanları 
kovmak mı? Biz sıradan insanlardan farklı mahluklar olan sanatçılar “yaz, 
kurtul” yöntemiyle ayakta kalırlar. Ruhlarında öldürücü zehirler taşırlar ama 
onlar, bu zehri akıtmanın türlü yollarını da keşfetmişlerdir. Peki ya diğerleri? 
Yani günün birinde yazmayı, sahneyi, müziği, resmi, yani bu dünyayı yegâne 
anlama ve anlatma yöntemlerini bırakanlar... Sanatı reddeden sanatçılardan söz 
ediyorum. Kalemlerini fırlatıp atanlardan, oyunculuğu artık heyecan verici 
bulmayanlardan, müziğe kulaklarını tıkayıp resimden vazgeçenlerden... Susma 
hakkını kullananlardan... Veya o zehri akıtmanın hiç akla gelmeyen başka 
yöntemlerini keşfedenlerden...]]></description>
<guid isPermaLink="false">6299@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-08-13T03:51:22-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>BİR YIL İÇİNDE KIYAMET KOPMAZSA</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6298</link>
<description><![CDATA[<p>
<img src="http://img4.imageshack.us/img4/7373/ismets.jpg" width="184" height="281" align="left">
Okumaktasınız. Dilime Arap baharını dolayarak yazdığım yazıyı müteakiben tertip 
ettiğim yazıyı okumaktasınız. Bugün, şimdi, burada merkeze Arabî aylardan birini 
alarak (Arap baharının akıbeti hakkındaki cehaletimin yedeğinde) Ramazan’ı konu 
eden bir yazı kaleme almam Allah’ın işi. Ben ne yapıyorum? Benim işim ne peki? 
Kul olarak üzerime düşen amel nedir? Amelim farkındalığımdır. Benim işim farkına 
varmak. Farka vasıl olmak, bu kazançtan fark erinci üretmek. Ne yapıyorum? 
Ateşten uzaklaşmak, bahçeye yaklaşmak istiyorum. Bu sözler çocukca avuntulara mı 
denk düşüyor? Kendim bir avuntu aramıyorsam, avuntu arayanlara şirin görünmeyi 
başaramam mı? Zâhirle bâtının geçiştiği bir saha var mı? Var ise bu ikisi nerede 
birleşiyor? Anlayabildiğim yegâne şey şu: Farkına vardığı halde bundan bir veya 
birçok fark erinci üretmeyen herkes cehennemliktir.<br>
 ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6298@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-08-10T07:09:46-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>DÜŞ</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6297</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Gökte, gökkuşağının üstünde<br>
Yedi renkli Musa'lar<br>
Yedi lambalı, yedi güvercinli Muhassen'den<br>
Yedi renkli sesler üflüyorlar aşağıya<br>
Aşağıda<br>
Seniha<br>
Bir elinde sigarası<br>
Oturmuş kıpkırmızı bir bahçe koltuğuna]]></description>
<guid isPermaLink="false">6297@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-08-06T16:14:37-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Renè Char: Dans le Pluie Giboyeuse</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6295</link>
<description><![CDATA[
<p> 
biz yalnızca sessiz sorulara, devinim hazırlıklarına yanıt vermek isterdik. ama 
bu ani<br>
ve kötücül yasak çiğneme gerçekleşti…<br>
<br>
çözülmemiş ve anlaşılmamış sonsuz: oluşmuş bir bütün, ulaşan ve ulaşmayan, <br>
ölüm gibi, tutsak havada bir alevin söylediği bir başka yer gibi.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6295@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-08-06T16:11:22-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Bob Dylan: Savaşın Efendileri</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6293</link>
<description><![CDATA[<img src="http://skyturkvngenc.files.wordpress.com/2010/04/bob-dylan1.jpg" width="155" height="202" align="left">  

<p>
gelin bakalım savaşın efendileri<br>
siz büyük silahlar yapan<br>
ölüm uçakları inşa eden<br>
bütün bombaları yapan<br>
duvarların arkasında saklanan<br>
masalarının gerisinde saklananlar <p><p><p><p><p><p>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6293@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-08-06T16:05:24-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>H. Bülent Gözkân: Kant’tan Heidegger’e Varlığın Anlamı Meselesi</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6291</link>
<description><![CDATA[<p>
<br>
<img src="http://sivildenemeler.files.wordpress.com/2011/04/heidegger1968.jpg" width="231" height="273" align="left">“Varolanlar hakkında hikâye ederek takrirde bulunmak başka bir şeydir, 
varolanları kendi varlığı içinde kavramaksa çok daha başka bir şey. Varolanları 
kendi varlığı içinde kavrama görevini icra ederken hem çoğunlukla kelimeler 
iktifa etmemekte, hem de özellikle ona uygun ‘gramer’ bulunmamaktadır.” Büyük 
düşünür, “Varlığı” bir bütün olarak “görmeye”, anlamaya yönelen ve “Varlığa” 
ilişkin bu “bütün”ün tecrübesini yaşayan kişidir. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6291@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-08-04T08:09:28-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Arafta tutunmaya çalışmak: Elif Şafak</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6289</link>
<description><![CDATA[<p>

 
<img src="http://i.radikal.com.tr/644x385/2011/07/28/fft5_mf776339.Jpeg" alt="Arafta tutunmaya çalışmak"></p>
<p><br>
Fırat Nehri yakınlarında bir köyde doğan ikiz bebeklerden birinin gün gelip 
dünyanın dört bir yanındaki gazetelerde anlatılacak hikâyesi aslında bu. Londra, 
İstanbul ve Mala Çar Bayan köyünde geçen bu romanda; yalnızlık, yabancılaşma, 
anne olmak, erkek olmak, kadın olmak gibi konular da okurun en çok karşılaşacağı 
meselelerden. ‘İskender’, geleceğe inanan Pembe ile geçmişe saplanan Âdem’in ve 
onların çocuklarının hikâyesi. En çok da ailenin büyük oğlu, sonradan katil 
olacak İskender’in. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6289@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-08-01T03:11:34-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Didem Madak: Şiir şehrinin Pulbiber Mahallesi</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6288</link>
<description><![CDATA[<p><i>
“Teyzem öldü. <br>
Kırkı yeni çıktı <br>
En hikayeleri ölüler anlatır <br>
Ölülerin anlattığı hikayeler <br>
İnşirah suresi gibi insanı ayartır.”<br>

<br></i
 
Pulbiber Mahallesi, edebiyat şehrinde yeni bir mahalle; üstünden dozerlerle ve hırsla geçilen şu mahallelerden biri. Geçen hafta kaybettiğimiz çok çok kıymetli bir şairimiz Didem Madak tarafından, şiirde kuruldu...
]]></description>
<guid isPermaLink="false">6288@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-08-01T03:03:25-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Halil Cibran: Ermiş</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6287</link>
<description><![CDATA[<p>
<img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/8/87/Khalil_Gibran.jpg" width="155" height="202" align="left">Kendi gününün şafağında, seçilmiş ve sevilen insan Al Mustafa, tam oniki yıl 
boyunca Orphales şehrinde, gemisinin geri dönüp kendisini doğduğu adaya 
götürmesini bekledi.<br>
<br>
Ve onikinci yılda, hasat ayı olan Ielool'un yedinci gününde, şehir duvarlarından 
uzak bir tepeye tırmandı, denize doğru baktı ve gemisinin sisle beraber gelişini 
seyretti.<br>
<br>
O anda kalbinin kapıları açıldı ve sevinci denize doğru uzandı. Ve gözlerini 
kapadı, ruhunun sessizliğinde dua etti.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6287@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-07-28T07:24:08-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>EDA KARAYTUĞ: Sinemde Bir Tutuşmuş Yanmış Ocağ Olaydı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6286</link>
<description><![CDATA[<object width="425" height="300"><param name="movie" value="http://www.youtube-nocookie.com/v/2oElPASYx5o?version=3&hl=en_US&rel=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube-nocookie.com/v/2oElPASYx5o?version=3&hl=en_US&rel=0" type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="300" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6286@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-07-26T04:16:27-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Cioran: Ezeli Mağlup</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6285</link>
<description><![CDATA[<p> <b>
<img src="http://4.bp.blogspot.com/_2tMdNIbItdE/TTi069CeLfI/AAAAAAAAAgA/xTSYM3-oawI/S390/cioran.jpg" width="155" height="202" align="left">Öncelikle 
belirtmem gerekir ki, herkesin genç ölme şansı yok. Çünkü yazmak, ne kadar az 
olursa olsun, bana bir yıldan ötekine geçmede yardım etti, zira, ifade edilmiş 
saplantılar zayıflıyor ve bir ölçüde aşılıyor. Eminim ki eğer kağıtları 
karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum. Yazmak olağanüstü bir 
tesellidir. Eğer yazmamış olsaydım, katil olabilirdim. İfade etmek bir 
kurtuluştur.  </b>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6285@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-07-26T01:29:31-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Hakim Bey: Ontolojik Anarşizm Nüshaları</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6284</link>
<description><![CDATA[<img src="i/hakim.jpg" width="400" height="257" align="center">


<p> 
<b>KAOS ASLA ÖLMEDİ. Başlangıçta var olan yekpare kütle, tapılacak biricik canavar, 
durağan ve kendiliğinden, herhangi bir mitolojiden daha kızılötesi (Babil'in 
önündeki gölgeler gibi), varlığın özgün, ayrımlaşmamış birliği, hâlâ daha 
sükûnetle ışın saçıyor. Suikastçıların kara sancakları gibi, gelişigüzel ve 
ebediyen sarhoş. Şuracıkta seni öpecek olsaydım buna terör eylemi derlerdi. </b>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6284@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-07-21T08:02:28-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Enis Batur'dan Yeni Şiir: The kiss on the balcony</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6283</link>
<description><![CDATA[<p>
<img src="i/enisbatur.jpg" alt="The kiss on the balcony" width="339" height="230"></p>
<p>Cambridge yıllarımdan birkaç kalıcı iz, <br>
Hayatıma yeretmiş. Çok severim Willy’yi, <br>
İkidebir dönerim tuzaktan geçilmeyen sayfalarına]]></description>
<guid isPermaLink="false">6283@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-07-21T05:50:31-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Fırat Demir: Ne Mutlu Diyene</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6282</link>
<description><![CDATA[
<p>Onca gürültünün karşısına çıktım kendimi susturup<br>
Hadi konuşsana dediler çevirdim bakışımı içine<br>
Bir başka simgeye doğru bir ülkenin üzerinde yükselen<br>
Teslimiyet adına gerçekleştirilen isyanların bitiminde<br>
Sokaklara dökülenlerin tenleri nefesleri ve evleri benzin kokuyor<br>
Yanlış yazılmış tarih kitapları Bizans eskisi kibir tutuşmalıdır<br>
Salo’yla izdüşümlü paralellikte şiddet dolu erkekler<br>
Kertenkele maskesi taşırım yüzümde görünmesin <br>
Çılgınlık! Tuhaflık! Delilik! değiştirirken tüm yolları<br>
Bir başka simgeye doğru hepimizin üzerinde yükselen]]></description>
<guid isPermaLink="false">6282@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-07-21T05:44:14-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Esra Erdoğan: Kocamın Adı Ağzımın Tadı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6281</link>
<description><![CDATA[<p> 
 <img src="i/maske.jpg" width="400" height="221" align="center">  <p>Kocam, tahta göğüslü, kuru bir kızla gitti. Ağzımın kenarı titredi. Hiçbir şey 
demedim, demem de. Koştum aynaya baktım. Gecenin bir yarıları kalktım kalktım 
aynaya baktım. Ah o ev içlerine, serin yaylalara, sarı sıcak şehirlere 
sığamayan, durduğu yerde duramayan ben susakaldım bir zaman. Kocamın adı ağzımın 
tadı vardı bir, yoktu bir.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6281@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Öykü - Roman</dc:subject>
<dc:date>2011-07-21T05:37:12-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Hande Koçak: Bahtin’in Dostoyevski Eleştirisinde Bazı Sorunlar</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6280</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Bahtin, Dostoyevski’nin yapıtlarının tamamen farklı bir tür tipine ait olduğunu 
belirterek (Bahtin 210), sanatsal düzyazının şekillenmesinde yarı ciddi-yarı 
komik alana ait olan “menippos yergisi”nin, bir tür olarak kendisini 
Dostoyevski&#8202;’nin yapıtlarında tamamlamış olduğunu ileri sürmektedir (Bahtin 
236). Bahtin’in “menippea” olarak andığı bu türün temelinde, Sokrates’e ait 
“gerçeğin çoksesli doğası ve gerçeğe dair insan düşüncesinin çoksesli doğası” 
yatmaktadır (Bahtin 221). Bu bakışa göre yalnızca türün koşullarını hazırlamış 
olan “menippea” türü, Dostoyevski’nin yapıtlarında dirilmiş, yenilenmiş ve 
sanatsal olarak güçlenmiştir (Bahtin 237). Ancak Bahtin her ne kadar 
Dostoyevski’ye dair yaşamöyküsel ayrıntıları devre dışı bıraktığını ifade etmiş 
olsa da Dostoyevski’nin bu türe yakın ya da doğrudan bu türe ait yapıtları 
okumuş olduğunu, dolayısıyla da türe yabancı olmadığını belirtir.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6280@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2011-07-21T05:28:52-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Elif Çırakman: İmgelemin Işığında: Heidegger’de Özgürlük ve Zaman</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6279</link>
<description><![CDATA[<p> 
 
İmgelem teması, her ne kadar Heidegger’in temel varlıkbilimsel projesinde 
merkezi bir role sahip görünmese de Varlık ve Zaman’ın (1927) yayımlandığı 
dönemi takiben Heidegger’i meşgul etmiş temel sorunlardan biridir. Heidegger’in 
1929’da yayımlanan “Kant Kitabı”nda (Kant und das Problem der Metaphysik) 
aşkınsal imgelem gücüne dair yaptığı yorum, Varlık ve Zaman’da sunduğu temel 
varlıkbilim (Fundamental Ontologie) projesini Kant’ın düşüncesi ile 
ilişkilendirmesinde önemli bir rol oynamıştır. Heidegger’in temel varlıkbilim 
projesini neden Kant’ın eleştirel felsefesiyle ilişkilendirmeye çalıştığı ve bu 
çaba dahilinde neden aşkınsal imgelem gücüne odaklandığı, buradaki incelemenin 
yönünü belirleyecek olan sorulardır. Bu çerçevede Kant’tan Heidegger’e doğru 
açılan yolun rotasını değerlendirirken, özellikle Heidegger’in “Kant Kitabı” ve 
kısaca 1930 yılında Freiburg’da “İnsan Özgürlüğünün Özü” üzerine verdiği dersler 
(Vom Wesen der menschlichen Freiheit) üzerinde durarak imgelem, zaman ve 
özgürlük arasındaki ilişkiyi de aydınlatmayı ummaktayız.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6279@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2011-07-21T05:24:23-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Allan C. Hutchinson: Derrida Futbol Oynamış Olsaydı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6278</link>
<description><![CDATA[<p> </p></p>
<p><i>“Futbol bir ölüm kalım meselesi mi?<br>
Hayır, bundan çok daha önemli.”<br>
Bill Shankly</i><br>
<br>
<img src="i/derrida.jpg" width="140" height="195" align="left">Jacques Derrida, 60 yaşında olduğu 1991 yılında verdiği samimi bir mülakatta 
ağzındaki baklayı çıkarmıştı. Akademik alanda birçok başarı elde etmiş ve pek 
çok kişi tarafından takdir ediliyor olmasına rağmen, gençliğindeki “profesyonel 
futbolcu” olma hayalinin oldum olası peşini bırakmadığını belirtmişti. Tıpkı 
neredeyse yazdığı tüm makaleler, eleştiri yazıları, yaptığı konuşmalar ve 
verdiği mülakatlarda olduğu gibi, laf arasında söylediği bu sözle de kendini hem 
bir felsefeci hem bir insan olarak (ki bunlar herhalde birbirinden ayrı 
görülemez) ortaya koyuyordu. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6278@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2011-07-21T03:33:26-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Bugünkü İnsanın Burjuvazi Cennetinde İsyanı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6277</link>
<description><![CDATA[<p>«Bugünkü insan ilimden bıkmıştır. Zira faşizmi meydana getiren <b>ilim idi</b>» 
ve bunu insanlığa zoraki yükledi. <br>
<br>
Dünyada ilk defa insanlığın üçte ikisinin aç olması düzeyinde açlığı <b>ilim</b> 
meydana getirdi.<br>
<br>
Sınıfsal sömürü ve artık değerin yağmasını bu dereceye çıkaran <b>ilimdir.</b>
<br>
<br>
Sömürüyü ilkel, basit ve açık şeklinden alıp bu kadar güçlü, derin, köklü ve 
şiddetli yapan <b>ilimdir. </b><br>
<br>
Dünya milletlerinin kültürel sömürüsünü ortaya çıkaran <b>ilimdir.</b> <br>
<br>
Avrupa'yı vahşi bir gergedan yapan <b>ilimdir. </b><br>
<br>
Üçüncü dünyayı çirkinleşmiş kurtzede kuzular yapan <b>ilimdir...</b><br>
<br>
&#160;</p>
<p>...</p>
]]></description>
<guid isPermaLink="false">6277@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2011-06-20T13:50:20-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Stefan Zweig: Unutulmuş Düşler</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6275</link>
<description><![CDATA[<p>Zweig insanın, ötekini bırakalım kendini bile anlamasının imkânsızlığının 
bilincinde, gene de arayış ve sorgulamasını hiç bırakmaması yolundaki samimi 
ümidi okşayarak yazmış bu öyküleri<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6275@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2011-03-31T13:36:16-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Dublinliler</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6274</link>
<description><![CDATA[<p>İrlanda'da milliyetçi ve bağımsızlık sloganlarının yayıldığı ve siyasetin 
sertleştiği bir ortamda yetişen Joyce, birçok farklı ideolojinin kesiştiği bir 
noktada durmuş ve hikâyelerinde bu ideolojileri yansıtmıştır.<br>
<br>
Eserleri önemli olmasına rağmen, kullandığı anlatım teknikleri ve dili nedeniyle 
ortaya çıkan okuma zorluğu James Joyce’u ürkütücü bir yazar haline getirir.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6274@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2011-03-31T13:32:46-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Sıradanlaşan ölüm</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6273</link>
<description><![CDATA[<p>Gabriella Ambrosio 'Ayrılmadan Önce'de intihar saldırısına hazırlanan Dima'yı 
anlatıyor. Olay gerçekten yaşanmış. Yazar, roman kişilerinin adlarını değiştirse 
de, olayları o gün yaşanan şekilde aktarıyor<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6273@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2011-03-31T13:25:56-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>A. Ömer Türkeş: Hangisi daha vahşi doğa mı, toplum mu?</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6272</link>
<description><![CDATA[<p>Faulkner, 'Çılgın ve Palmiyeler'i 1939'da yazmış. Ancak kitap beklenen ilgiyi 
görmediği gibi yazarın ne yapmak istediği anlaşılamamış. Kitabın birbiriyle 
bağlantısız iki hikâyesiyle gerçekten tuhaf bir kurgusu var. Romana adını da 
veren 'Çılgın Palmiyeler' kent hayatına ve aşka dair hüzünlü bir hikâye. 'Irmak Baba' ise bir 
hapishane mahkûmunun sel baskını sırasında yaşadığı komik bir 'epik'<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6272@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2011-02-07T15:48:32-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Faulkner'in Yaşadığı ve Yarattığı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6271</link>
<description><![CDATA[<p><b>“Şunu anladım ki yaşamanın her türlüsüyle, yazmanın her türlüsü arasında 
kapatılmaz bir uçurum uzanır…. Yaşayabilenler yaşar, yaşayamamanın acısını 
çekenler de bu acıyı yazarlar…."</b><br>
<b><br>
W.Faulkner</b><br>
<br>
William Faulkner, Amerika'da ve Amerika dışında ün salmadan önceki yıllarını 
-belki gençlik gücünün yüreğindeki coşkunluğundan, belki de ruhundaki 
kıpırdanışları yazmağa çırpındığı eserlere çağlayanlarca dökemediği için , dar 
varlığına kıstırılmış olduğunu duymanın acısı yüzünden- hayatını çocukluğundan 
beri efsanelerini dinlediği azgın yaşantılarla dolu bir serüven gibi yaşadı. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6271@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2011-01-31T16:01:33-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Çağın Dini: Humanizm</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6270</link>
<description><![CDATA[<p>Hümanizm, Avrupalı için kaybettiği dinlerin, yıktığı inançların yerini alan 
bir put. Hümanizm bir aydın hastalığı ama kimse bu izmin hudutlarını çizemiyor. 
Diyorlar ki hümanizm, insanı mükemmelleştirmek, varabileceği en yüksek irtifaa 
yükseltmek yani gerçek insan, kamil insan yapmak. Yalnız örnek kim olacak? <b>
Sokrat mı, Vinci mi, Erasmus mu, Goethe mi? </b>Nietzsche'nin ideali insan-üstü 
idi; yakın tarihin kanlı tacidarları bu rüyanın ne kadar tehlikeli olduğunu 
ispat ettiler. <br>
<br>
Carlyle'in kahramanlarına gelince onlar da mazide yaşayan veya yaşandığı farz 
edilen birer gerçek veya tecrid. <b>Hümanizm insanın tanrılaştırılmasıymış, 
hangi insanın, feylesofun mu, kozmonotun mu, yığının mı?</b> Hümanizm, 
saltanatının sarsıldığını anlayan kilisenin de bayrağı. Gerçek hümanist biziz 
diyen Pierre l'Hermite'lerin, Ignace de Loyola'ların torunları kanlı pençelerine 
ipek eldivenler geçirerek insanoğlunu kardeşliğe çağırıyor. </p>
]]></description>
<guid isPermaLink="false">6270@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Cemil Meric</dc:subject>
<dc:date>2011-01-29T18:21:45-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Saçma ama yaşıyoruz!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6268</link>
<description><![CDATA[<p>Her şeyin ve herkesin &#8216;sa&#231;ma&#8217; olduğu fikrine sıkı sıkıya tutunan Albert Camus&#8217;n&#252;n &#8216;varoluş&#231;uluğu&#8217;, insanın bu &#8216;sa&#231;malık&#8217; i&#231;inde neden var olduğunu sorgulaması &#252;zerinde yapılanır. Bu sorgulama da nihayetinde bir &#8216;duruş&#8217;a evrilir, ama bu duruşun &#8216;boşvermiş&#231;i&#8217; bir bakışın izd&#252;ş&#252;m&#252; olduğu da a&#231;ıktır. Sartre&#8217;ın &#8216;bulantı&#8217;sından farklı bi&#231;imde &#8216;iyimser&#8217; bir varoluş&#231;uluk &#246;ğretisi h&#226;kimdir Camus&#8217;de. Onun i&#231;in hayat yaşanmaya değer değildir ama yaşanmalıdır, &#8216;farklı&#8217; bir form i&#231;ine sokularak da olsa... ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6268@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2011-01-29T17:33:58-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>İmgelemin Işığında: Heidegger’de Özgürlük ve Zaman</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6267</link>
<description><![CDATA[<p>İmgelem teması, her ne kadar Heidegger’in temel varlıkbilimsel projesinde merkezi bir role sahip görünmese de Varlık  ve Zaman’ın  (1927) yayımlandığı dönemi takiben  Heidegger’i meşgul  etmiş temel sorunlardan biridir. Heidegger’in  1929’da yayımlanan “Kant Kitabı”nda (Kant und das Problem der Metaphysik) aşkınsal imgelem gücüne dair yaptığı yorum, Varlık  ve Zaman’da sunduğu temel varlıkbilim (Fundamental Ontologie) projesini Kant’ın düşüncesi ile ilişkilendirmesinde  önemli bir rol oynamıştır. 




]]></description>
<guid isPermaLink="false">6267@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Cogito</dc:subject>
<dc:date>2011-01-29T17:30:58-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Kant’tan Heidegger’e Varlığın Anlamı Meselesi</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6266</link>
<description><![CDATA[<p> 
“Varolanlar hakkında hikâye ederek takrirde bulunmak başka bir şeydir, varolanları kendi varlığı içinde kavramaksa çok daha başka bir şey. Varolanları kendi varlığı içinde kavrama görevini icra ederken hem çoğunlukla kelimeler iktifa etmemekte, hem de özellikle ona uygun ‘gramer’ bulunmamaktadır.”   Büyük düşünür, “Varlığı” bir bütün olarak “görmeye”, anlamaya yönelen ve “Varlığa” ilişkin bu “bütün”ün tecrübesini yaşayan kişidir. İçinde “yüzmekte” olduğu dilde bu tecrübeyi dile dökmeye, kavramlarla ifade etmeye başladığında bir “çıkmaz”ın içinde bulur kendini. Bu “çıkmaz” içinde olma duygusunu yaşamak, dilin kategorik yapısının, tarihsellikle yüklü olmayla belirlenmiş kavramların içinde bir yetmezlik veya eksiklik duygusu yaşamaktır.  Bu durumda “düşünme yoluna girenlerin” önünde genelde şu yollar vardır:]]></description>
<guid isPermaLink="false">6266@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Cogito</dc:subject>
<dc:date>2011-01-29T17:28:26-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>HAŞMET BABAOĞLU: Bir kadın nasıl sever?</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6265</link>
<description><![CDATA[<p>Otoriter rejimlerin ömrü uzun sürebilir fakat hikâyeleri basittir. "İç düşman" büyür, büyür, büyür. Eninde sonunda rejimin kendisi ve lideri "dış düşman" olur. <br>
<br>
<center>***</center><br>
<br>
Kitlesel ayaklanmalar orduları ve komutanlarını şaşkınlığa düşürür! Hızla darbe yapabilen ordular bu tür olaylar karşısında atalete kapılırlar. Bu durum sadece "ülkenin bekası son tahlilde rejimin bekasından önemlidir" düşüncesinden kaynaklanmaz. Saksonyalı asker ve ordu teorisyeni <i>Carl Eduard Pönitz </i>1848'de yazmıştı bunu: "Spontane biçimde patlak veren huzursuzluklar ve kitlesel hareketler, herhangi bir emir verilmeden hiçbir eyleme kalkışma imkânı bulunmayan ordunun üyelerine anlaşılmaz ve tuhaf gelir."  ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6265@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-01-29T17:24:49-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>ÇAĞDAŞ ARAP KADIN ŞAİRLER ANTOLOJİSİ</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6264</link>
<description><![CDATA[<p>Ortadoğu ve Arap ülkelerini, kültür ve sanatlarından önce, siyasal ve toplumsal sorunları bağlamında tanıyoruz. Çoğumuz, yalnızca Fransız edebiyatından en az yirmi şair adı sayabiliriz; ama bütün Arap edebiyatından kaç şair biliriz? Coğrafi, tarihsel ve kültürel yakınlığımıza karşın; Arap sanatı, edebiyatı ve şiiriyle ilişkilerimiz ne yazık ki oldukça zayıf. Bunda, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki Batılılaşma anlayışının etkileri büyük kuşkusuz. 


]]></description>
<guid isPermaLink="false">6264@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-01-29T17:17:46-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Heidegger’de “Logos”un Yeri</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6263</link>
<description><![CDATA[<p>Bilindiği gibi yirminci yüzyıl felsefenin  en fazla çeşitlendiği; farklı görüş ve eğilimlerin ortaya konup benimsendiği  bir yüzyıl olmuştur. Bu, 25 yüzyıllık bir birikimin doğal sonucudur bir bakıma.  Yirminci yüzyılda bu eğilimler arasında özellikle fenomenoloji, felsefenin  kendini yeniden konumlandırma ve var etme çabası olarak en etkili ve dikkat  çekici olanıdır.   ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6263@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2011-01-29T17:11:33-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Sonrası Kalır</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6262</link>
<description><![CDATA[<p>On kalır benden geriye dokuzdan önceki on <br>
Dokuz değil on kalır <br>
On çiçek, on güneş, on haziran <br>
On eylül, on haziran.. <br>
On adam kalır benden, onu da <br>
Bal gibi parlayan, kekik gibi bunalan <br>
On adam kalır. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6262@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-01-25T15:39:07-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Demokrasi ve alçakgönüllülük</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6261</link>
<description><![CDATA[<p>İyi denebilecek hiçbir siyasal düzen yoktur belki de. Ama demokrasi bu 
düzenlerin en az kötü olanıdır. Demokrasi parti kavramından ayrı düşünülemez. 
Ama, parti kavramı, pekâlâ demokrasisiz de olabilir. Bu, bir parti ya da bir 
avuç adam değişmez gerçeği bulduğuna inanırsa böyle olur. İşte, bunun için, 
millet meclisi ve milletvekilleri bugün alçak gönüllülük kürü görmek 
zorundadırlar. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6261@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2011-01-25T15:18:04-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Jurnal'den seçmeler</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6260</link>
<description><![CDATA[<p>&#34;Yaşamak veya yaşamamak. Yıllardır bu iki zıt arzunun pençesindeyim. Hayat, 
acılarımın sisli camı arkasında kâh bir kâbusa, kâh bir heyulaya benziyor. Bazen 
komedilerin en adisi. Bazan trajedilerin en dayanılmazı. Ve içimdeki cehennemden 
habersiz bir dünya..<br>
<br>
Kitaplardı benim oyuncağım. Onları elimden aldılar. Önce insanlar aldı, sonra 
kendileri kaçtılar benden. <b>Ve kadınlar ki, ölüm kadar güzeldiler..</b><br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6260@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Cemil Meric</dc:subject>
<dc:date>2011-01-24T16:31:49-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Nâzım'ın gün yüzüne çıkmamış iki şiiri</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6259</link>
<description><![CDATA[<p>Kendi sesinden Nâzım Hikmet şiirleri, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun arşivinden 
yarım yüzyıl sonra gün ışığına çıkıyor. İşte o iki şiir...<br>
<br>
Nâzım Hikmet ve Bedri Rahmi Eyüboğlu elli yıl önce Paris’te bir araya gelir. 
Nâzım tam elli yedi şiirini teybe okur. Bedri Rahmi ülkeye dönerken yasaklı şair 
Nâzım Hikmet’in kayıtlarına el konulmaması için özel önlemler alır.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6259@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2011-01-24T16:18:32-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Chopin neden öldü?</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6258</link>
<description><![CDATA[<p>Chopin'in sanılanın aksine veremden değil, akciğeri etkileyen kalıtsal bir 
hastalıktan ölmüş olabileceği iddia edildi.<br>
]]></description>
<guid isPermaLink="false">6258@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2011-01-24T16:15:52-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Demokrasi Demopedidir</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6257</link>
<description><![CDATA[<p><b>Rabelais, “Tanıdığım en dürüst hâkim zar atarak idam veya beraata karar 
verirdi,” diyor. </b><br>
<br>
Kitlelerin suç işlediği büyük hâdiselerde <b>décimation,</b> yani onda biri fedâ 
edilmesi âdettir. <br>
<br>
Tarihte mucize yoktur. Bir Yunan mucizesinden bahsedilemez. Asya’nın mirasına 
konan Yunan’ın semere vermesidir Yunan mucizesi, o kadar. Yunan propaganda ve 
reklâmda çok ileri gittiği için kendini tarihin tek milleti olarak kabul 
ettirdi.</p>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6257@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Cemil Meric</dc:subject>
<dc:date>2011-01-24T15:57:32-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Kitaro - Ritual Winds</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6256</link>
<description><![CDATA[<object width="460" height="340"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/z_8X-oKDz4U?fs=1&#38;hl=en_US&#38;rel=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/z_8X-oKDz4U?fs=1&#38;hl=en_US&#38;rel=0" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="460" height="340"></embed></object>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6256@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Karakutu Müzik</dc:subject>
<dc:date>2011-01-24T15:19:13-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>bir adın kalmalı geriye</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6255</link>
<description><![CDATA[<p>bir adın kalmalı geriye<br>
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde<br>
aynaların ardında sır<br>
yalnızlığın peşinde kuvvet<br>
evet nihayet<br>
bir adın kalmalı geriye<br>
bir de o kahreden gurbet<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6255@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-01-24T14:21:01-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Divan Edebiyatı'nda roman</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6254</link>
<description><![CDATA[<p><b>Divan Edebiyatı’nda roman yok. Niçin olsun? </b><br>
<br>
Batı’nın ilk romanlarından biri &#34;Topal şeytan&#34;.<b> Kahraman, evlerin damını 
açar, bizi yatak odalarına sokar. Roman başlangıcından itibaren bir ifşâdır.</b> 
Osmanlı’nın ne yaraları vardır, ne yaralarını teshir etmek hastalığı. Hikayeleri 
ya bir cengâveri ebedîleştirir, ya <b>&#34;hisse alınacak bir kıssa”dır. </b><br>
<br>
<b>Roman’ın burjuvaziyle doğduğunu söylerler. </b>Burjuvazi Avrupa’nın imtiyazı, 
daha doğrusu yüz karası. Bir kelimeyle roman, başka bir dünyanın, başka bir ruh 
ikliminin, başka bir toplumun eseri. Daha zavallı bir dünya, daha dişi bir 
manevi iklim, daha geveze bir toplum. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6254@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Cemil Meric</dc:subject>
<dc:date>2011-01-24T14:19:03-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Ne içindeyim zamanın</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6253</link>
<description><![CDATA[<p>Ne içindeyim zamanın,<br>
Ne de büsbütün dışında;<br>
Yekpare, geniş bir anın<br>
Parçalanmaz akışında.<br>
]]></description>
<guid isPermaLink="false">6253@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2011-01-24T14:15:57-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Yasalar insan hayatından daha değerli değildir!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6252</link>
<description><![CDATA[<i>
"İtalya'da Marry adındaki kadınların fahişelik yapması yasak, Fransa'da domuzlara Napolyon adını vermek yasak,.."</i>
<br><br>

Ünlü yönetmen Sinan Çetin'in Kağıt filmi, fenomen olmaya aday. Film, yasaların 
<b>'kağıt'</b>ların insan hayatından daha değerli olmadığı temasını işliyor... <br><br>
Referandumda “evet” diyeceğini de açıklayan Sinan Çetin’in <b>Kağıt filmi</b>, darbeci anayasanın toplumu en temel insani hak ve özgürlüklerden mahrum bırakması ve sonucunda oluşan felaketi ve insani başkaldırıyı dramatize ediyor. 
<br><br>
<b>İŞTE KAĞIT FİLMİNİN FRAGMANI</b>
<br><br>
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="423" height="387" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0">
<param name="allowFullScreen" value="true">
<param name="allowScriptAccess" value="always">
<param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xd0ilg_kayyt-film-fragman_shortfilms?additionalInfos=0">
<embed type="application/x-shockwave-flash" width="423" height="387" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xd0ilg_kayyt-film-fragman_shortfilms?additionalInfos=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed>
</object>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6252@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Sinema</dc:subject>
<dc:date>2010-08-25T22:18:47-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Kapitalizmin sonu mu geldi?</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6251</link>
<description><![CDATA[<p>Dünyanın en ünlü Marksistlerinden biri... Adı, yaşayan en önemli filozoflar 
arasında gösteriliyor... Ve sahnede Elvis Presley gibi devleştiği söyleniyor.<br>
Slovenyalı düşünür Slavoj Zizek'ten bahsediyoruz. Zizek'in son kitabı Living in 
the End Times, İngiltere'de yayımlandı. "Bitiş Zamanlarında Yaşamak" diye 
çevirebileceğimiz bu isim, sanki kıyamet habercisi gibi dursa da, aslında 
kapitalizmin içinde bulunduğu ölümcül krizi ele alıyor.<br>
Peki, Zizek kapitalizmin sonunun geldiğini mi düşünüyor? Yerine ne öneriyor? <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6251@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2010-07-10T15:44:26-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Rolling Stones: Paint it black</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6246</link>
<description><![CDATA[<object width="480" height="360"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xi8e0_paint-it-black_creation"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xi8e0_paint-it-black_creation" width="480" height="360" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6246@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Karakutu Müzik</dc:subject>
<dc:date>2010-06-17T20:55:41-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Menderes ne yapmıştı ne yapamamıştı?</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6241</link>
<description><![CDATA[
<p>Gerçekçi olalım biraz gerçekçi, diyorlar.<br>
<br>
Olalım tabii.<br>
<br>
Menderes'i &#34;seçime gitmemekle&#34; suçluyorlar, 27 Mayıs darbesini haklı göstermek 
için.<br>
<br>
Seçim 1961 yılında yapılacaktı. Seçime daha tam bir yıl vardı.<br>
<br>
Kim kazanacaktı, bilinemez. Buna &#34;spekülasyon&#34; denir ki, gerçekçilikle ilgisi 
yoktur. &#34;İnönü'nün kafadan kazanacağını&#34; söylerler (öyleyse gene 1961 yılında 
yapılan seçimi niçin kazanamadı da koalisyona razı oldu?), ben de &#34;ne olursa 
olsun gene Menderes kazanırdı&#34; derim, bunların hepsi boş laftır.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6241@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2010-05-29T15:17:56-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>André Breton: Olmak</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6240</link>
<description><![CDATA[
<p>Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu. Kanadı yok <br>
umutsuzluğun, akşam vakti deniz kıyısında bir taraçada, <br>
toplanmış bir sofrada kalayım demiyor. Umutsuzluk bu, o bir <br>
sürü olayların dönüşü değil bu, tıpkı akşam karanlığında bir <br>
karıktan öbürüne giden tohumlar gibi. Bir taşın üstündeki <br>
yosun ya da su bardağı değil o. Kardan elenmiş bir gemi o, ya <br>
da düşen kuşlara benzetebilirsiniz, ama kanlarının en küçük <br>
bir kalınlığı yok. Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6240@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2010-05-25T20:33:32-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>The Wall yeniden canlanıyor</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6239</link>
<description><![CDATA[<p><b>Pink Floyd’un konsept albümü The Wall ilk sahnelenmesinden 30 yıl sonra 
Roger Waters ile tekrar hayat buluyor. </b><br>
<br>
1980 ve 1981 yıllarında sadece dört şehirde sahnelenen şov, yüksek maliyeti 
nedeniyle uzun bir süre tekrar gerçekleştirilememişti. Waters’ın gruptan 
ayrıldıktan sonra 1990’da Brandenburg’da tekrar sahneye koyduğu şov gelecek yıl 
yine grubun eski bas gitaristi aracılığı ile Avrupa’da canlanmayı bekliyor.<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6239@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2010-05-25T20:28:15-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Kandırın kendinizi, kandırın</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6232</link>
<description><![CDATA[<p>Sosyalizmin şiiri güzeldir, müziği de güzeldir. Sosyalistler arabayı çoktan 
devirmiş, "tarih dışına çıkmış" olsalar bile...<br>
<br>
Bugün Taksim'de "kurtları dökme" bayramı var. 1977'nin "intikamı" alınacak, iş 
işten geçtikten nice yıllar sonra sosyalist sol varolduğunu hatırlayacak.<br>
<br>
Ergenekon örgütü gene bir "provokasyon" yapmaz, gene kan dökülmezse tabii!<br>
<br>
Taksim'de yapılacak olan gövde gösterisi, ne yazık ki gene bir "kendini kandırma" 
eylemidir.<br>
<br>
Toplumda hiçbir ağırlığı, en ufak bir iktidar şansı olmayan ve hiçbir zaman da 
olmamış arkadaşlar, senede bir güncük de olsa, seslerini yükseltecekler, "yaralarını 
kaşıyacaklar", o kadar...<br>
<br>
364 gün sömürülmek, 1 gün bağırıp çağırmak, sonra 364 gün gene sömürülmek üzere...]]></description>
<guid isPermaLink="false">6232@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2010-05-01T16:08:23-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Biliş</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6230</link>
<description><![CDATA[
<p> 
ve hemen gidemedim<br>
ve artık gidemedim<br>
ve sonra hiç gidemedim<br>
Kurtuluş'ta, son durakta bir tramvay ölüsü<br>
sanki ben<br>
öylece kalakaldım<br>
<br>
hepimiz kalakaldık<br>
elimizde tetiği çekilmeyen<br>
namlusu yönsüz bir tabanca gibi <br>
]]></description>
<guid isPermaLink="false">6230@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2010-05-01T14:00:43-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Enigma - The Same Parents</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6228</link>
<description><![CDATA[<object width="480" height="385"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/gdoLK7_1gKM&hl=en_US&fs=1&rel=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/gdoLK7_1gKM&hl=en_US&fs=1&rel=0" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"></embed></object>

<p>The Same Parents<br>
We all had the same parents<br>
Many million years ago<br>
Why can't we live in freedom<br>
Without hunger, with no war?<br>
<br>
At the beginning we all had<br>
One mother and one father<br>
That's where we're descending from (attention)<br>
I don't, I don't understand why so much hate (attention)<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6228@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Karakutu Müzik</dc:subject>
<dc:date>2010-04-26T00:06:29-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Enigma - La puerta del cielo</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6219</link>
<description><![CDATA[<object width="480" height="393"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/x9828o"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/x9828o" width="480" height="393" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object><br>

]]></description>
<guid isPermaLink="false">6219@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Karakutu Müzik</dc:subject>
<dc:date>2010-04-18T22:38:26-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Adem Eyüp Yılmaz: Tam anlamak, tamamlanmaktır.</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6217</link>
<description><![CDATA[<p>
“En önemli ustalık kaybolmaktır” diyor değerleri sorgulayan bir dâhi. İnsan 
toplumdan kaçtıkça kendine doğru yol almaya başlar. İçindeki ‘kendi’lerden 
sıyrılmak için zaman kazanan birey, yalnızlığının karanlığında zamanı yakarak 
kayboluşuna art alan oluşturur. Peki, ne(y)den kaçar insan? Gidilecek yer N’dir? 
Ne(re)ye yetişmek ister? <br>
<br>
Modern toplumda çoğalmaya başlayan gizemli kırgınlar, içinde bulundukları algı 
karmaşasıyla yaşamaktan memnundurlar. Çünkü kayboluş, en iyi kaçış biçimidir.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6217@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2010-04-17T14:17:04-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Blue States - Season Song</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6216</link>
<description><![CDATA[<div><embed src="http://www.livevideo.com/flvplayer/embed/D339915E149F49F1825B9CFC0051FEE0" type="application/x-shockwave-flash" quality="high" WIDTH="445" HEIGHT="369" wmode="transparent"></embed><br><a href="http://www.livevideo.com/video/embedLink/D339915E149F49F1825B9CFC0051FEE0/614918/season-song.aspx"></a></div>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6216@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2010-04-17T14:08:55-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>! ve ?</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6212</link>
<description><![CDATA[<p>bazı yerlere hiç dönülmez bazı çağlara <br>
eskitir insanı hep aynı adımı yürümek <br>
oysa ne kadar biçimli bir evin şehveti <br>
koltukların hafızası masaların ayıp yeri <br>
<br>
<b>adam ünlem <br>
kadın soru işareti </b><br>
<br>
herkesin bir dağı var herkesin tunç devri <br>
akşama kadar hitit sabaha kadar truva <br>
uykular leopara benziyor rüyalar benek <br>
yeni olanaklar: kiremitleri öpen güneş <br>
<br>
<b>adam cuma <br>
kadın cumartesi </b><br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6212@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#304;dris Özyol</dc:subject>
<dc:date>2010-03-20T02:32:37-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>The House is Black & Un Chien Andalou</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6211</link>
<description><![CDATA[ <p> <b>Tüm zamanların en iyi sürreal filmi hangisi? <br>
 <br>
Luis Bunuel'in "Endülüs Köpeği" mi, Füruğ Ferruhzad'ın "Ev Siyahtır" filmi mi? <br> 

 <br>

</b>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6211@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2010-03-18T12:14:13-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Ali & Toumani: Sabu Yerkoy</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6209</link>
<description><![CDATA[<object width="400" height="225"><param name="allowfullscreen" value="true"><param name="allowscriptaccess" value="always"><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10037590&server=vimeo.com&show_title=1&show_byline=1&show_portrait=0&color=&fullscreen=1"><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10037590&server=vimeo.com&show_title=1&show_byline=1&show_portrait=0&color=&fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="225"></embed></object><p>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6209@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2010-03-14T19:48:36-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>J. D. Salinger'i ne kadar tanıyoruz? Kendinizi test edin</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6206</link>
<description><![CDATA[<p><b>J. D. Salinger'ı, bu münzevi ve uyumsuz adamı 27 Ocak 2010'da, 91 yaşında 
kaybettik. 1951'de basılan 'Çavdar Tarlasında Çocuklar'dan, bu mucizevi romandan 
sonra bir daha hiç roman yayımlamamıştı. Huzur içinde yatsın</b><br>
<br>
<br>
<b>1. J. D. Salinger’ın hangi eseri bir dönem ABD “milli eğitim bakanlığının” 
yasaklı kitaplar listesinde yer almıştır?<br>
</b>a. Yükseltin Tavan Kirişini Ustalar<br>
b. Dokuz Öykü<br>
c. Çavdar Tarlasında Çocuklar<br>
d. Franny ve Zooey<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6206@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2010-02-28T00:39:39-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Alexandre Dumas'nın gölge yazarı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6205</link>
<description><![CDATA[<p><b>Auguste Maquet hayatını, Fransa'nın önemli yazarı Dumas'nın gölgesinde 
geçirdi ve o öldüğünde bir dipnot olarak tarihin sayfalarına karıştı. Öteki 
Dumas isimli filmle beraber akademisyenler Auguste Maquet'yi yeniden tartışmaya 
başladı</b><br>
<br>
Öteki Dumas (L’Autre Dumas) isimli filmle beraber akademisyenler, Auguste 
Maquet’nin Üç Silahşörler gibi yapıtlardaki rolünü yeniden tartışmaya başladı. 
Maquet hayatını Fransa’nın bu önemli yazarının gölgesinde geçirdi ve o öldüğünde 
bir dipnot olarak tarihin sayfalarına karıştı.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6205@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2010-02-28T00:32:08-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Dickens'ın karakterleri gizli eşcinsel mi?</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6204</link>
<description><![CDATA[<p><b>Yapılan bir araştırma sonucunda Charles Dickens’ın yarattığı karakterlerin 
aslında gizli eşcinsel olduğu iddia ediliyor<br>
</b><br>
Leicester Üniversitesi akademisyenlerinden Dr. Holly Furneaux, edebiyat 
dünyasında tartışma yaratacak bir araştırmaya imza attı. Furneaux’un yaptığı bir 
araştırmaya göre, dünyanın en önemli ve başarılı yazarları arasında gösterilen 
Charles Dickens’ın eserlerinin çoğunda karakterlerin gizli bir eşçinsel 
tarafları var. Büyük Umutlar/Great Expectations’daki Pip ve Herbert karakterleri 
buna bir örnek...<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6204@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2010-02-28T00:08:45-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Kavgam 70 yıl sonra ‘özgür’</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6203</link>
<description><![CDATA[<p><b>Adolf Hitler’in yazdığı ve Almanya’da bugüne kadar yayını yasak olan 
Kavgam/Mein Kampf adlı kitabın, yasak süresinin zaman aşımına uğrayacak olması 
dolayısıyla 2015 yılında yayımlanması düşünülüyor. </b><br>
<br>
Bayerische Rundfunk (BR) adlı radyo ve televizyon kuruluşu, 70 yıllık yayın 
yasağının 2015 yılında sona ereceğini hatırlatarak, Münih Tarih Enstitüsünün (ifz) 
Hitler’in kitabını “bilimsel şekilde yorumlanmış bir nüsha olarak yayımlamak 
istediğini” bildirdi. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6203@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2010-02-28T00:06:56-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>En iyisi Tyler Durden</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6202</link>
<description><![CDATA[<p><b>Her filmden akılda kalanlar farklıdır ama bazı yapımlarda sinemaseverlerin 
aklına kazınanlar oradaki karakterlerdir. <br>
</b><br>
Sinema dergisi Empire bu fikirden yola çıkarak unutulmaz film karakterlerini 
seçti. 100 isimden oluşan listenin ilk sırasında Dövüş Kulübü/Fight Club’ın 
Tyler Durden’ı yer alıyor. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6202@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2010-02-28T00:04:12-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Şimdide AİHM'de edebiyattan mahkum olduk</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6201</link>
<description><![CDATA[<p><b>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Apollinaire’in On Bir Bin Kırbaç romanının 
Türkiye’deki yayıncısına verilen cezayı haksız buldu<br>
</b><br>
Sanat yapıtlarındaki en küçük bir müstehcenlikten dolayı ahlâkı bozulan bir 
toplum olduğumuz için bazı kurum ve kuruluşlar bizleri koruma altına aldılar ve 
Cumhuriyet tarihi boyunca önlerine çıkan yapıtları yasaklama gereği duydular.
<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6201@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2010-02-28T00:01:34-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Salinger sürekli yazmış</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6200</link>
<description><![CDATA[<p>New York Müzesi’nde sergilenecek olan mektuplar, uzun süredir akıllarda soru 
işareti olarak kalan bilinmezleri aydınlığa kavuşturacak bu kez... Geçtiğimiz 
haftalarda hayata gözlerine yuman J. D. Salinger’ın mektupları, bir münzevi 
olarak yaşamayı seçse de yazarın 1965’ten sonra da düzenli olarak yazdığını 
gösteriyor. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6200@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2010-02-27T23:59:04-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Kilise'den, '2012' filmine tazminat davası</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6199</link>
<description><![CDATA[
<p><b>Brezilya'da Rio başpiskoposluğu, &#34;2012&#34; filminde İsa peygamberin 
heykelinin görüntüsünü &#34;izinsiz kullandığı&#34; gerekçesiyle Amerikan film 
şirketinden tazminat istiyor. <br>
</b><br>
Başpiskoposluk avukatı Claudine Dutra, Columbia Pictures şirketine, Rio şehrine 
hakim tepede bulunan dev İsa heykelinin görüntüsünü &#34;2012 Kıyamet Günü&#34; adlı 
filmde kullanma izni vermediklerini, ancak şirketin görüntüyü kullandığını AFP 
muhabirine anlattı. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6199@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2010-02-27T23:55:44-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>'Halkı yararına' kendini klonlatmak istiyor</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6198</link>
<description><![CDATA[<p><b>Aşırı milliyetçi Rusya Liberal Demokratik Parti (LDP) Başkanı Vladimir 
Jirinovski, klonlanması halinde bundan memnun olacağını belirterek, &#34;Benim gibi 
ikinci bir insanın olması Rus halkının yararınadır&#34; dedi. </b><br>
<br>
Ria Novosti ajansının haberine göre, Rusya’da bugün kabul edilen &#34;Rusya’da insan 
klonlanmasına ilişkin geçici yasağın uzatılması&#34;na ilişkin kanun tasarısı 
hakkında açıklama yapan Jirinovski, Rusya’da klonlamanın yasaklanmasına karşı 
olduğunu belirtti. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6198@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2010-02-27T23:54:11-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>En çok ilkokul mezunları kan bağışlıyor</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6197</link>
<description><![CDATA[<p>Türk Kızılayı Ege Bölge Kan Merkezi Müdürü Dr. Gökay Gök, eğitim düzeyi 
yükseldikçe kan bağışı oranının düştüğünü belirterek, ''Kan verenlerin yüzde 
85-90'ı ilkokul mezunu'' dedi.<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6197@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2010-02-27T23:50:51-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Nusret Özcan'dan sonra Hamit Can'ı da kaybettik!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6196</link>
<description><![CDATA[<p>Diriliş Partisi kurucularından gazeteci yazar Hamit Can, bu sabah evinde geçirdiği kalp 
krizi sonucu vefat etti. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6196@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2010-02-12T13:56:36-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Poe bu kez yalnız kaldı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6195</link>
<description><![CDATA[
<p>Edgar Allan Poe’nun mezarına her yıl doğum gününde şafak sökmeden önce güller 
ve kanyak bırakan hayranı, Poe’nun 201. doğum günü olan 19 ocakta yazarın 
mezarına gelmedi. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6195@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2010-01-31T16:32:06-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Yazarların da favorisi George Orwell</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6194</link>
<description><![CDATA[<p>Ölümünün ardından 60 yıl geçse de George Orwell hâlâ edebiyat dünyasındaki 
önemini koruyor. Aralarında David Lodge, Nick Hornby ve Naomi Klein’ın da olduğu 
yazarlara, ünlü yayınevi Penguin’in 75. yılı nedeniyle en sevdikleri kitapları 
sordular. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6194@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2010-01-31T16:30:25-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Salinger’ın 10 yeni kitabı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6193</link>
<description><![CDATA[<p><b>Çarşamba günü yaşamını yitiren yazar JD Salinger’ın gözlerden uzak 
yaşadığı dönemde yazdığı en az 10 kitabın ölümünden sonra yayımlanması gündemde<br>
</b><br>
Dünyaca ünlü yazar JD Salinger’ın hayatını kaybetmesinin hemen ardından ortada 
yazar hakkında söylentiler dolaşmaya başladı. Çavdar Tarlasında Çocuklar’ın 
yazarı Salinger, ona dünyanın dört bir yanında şöhret kazandıran kitabını 
yazdıktan kısa bir süre sonra evine kapanmış ve münzevi bir hayat sürmeye 
başlamıştı. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6193@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2010-01-31T16:28:24-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Amerikan solunun önemli ismi Howard Zinn hayatını kaybetti</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6192</link>
<description><![CDATA[<p>Yazdığı alternatif Amerikan tarihi kitabı, ülkede ve yurt dışında saygın bir kaynak haline gelen Amerikalı tarihçi ve öğretim üyesi Howard Zinn 87 yaşında öldü.
]]></description>
<guid isPermaLink="false">6192@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2010-01-27T21:31:33-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>DİNGABAK DİYORDUK Kİ</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6184</link>
<description><![CDATA[<p>Türkçe'nin yaşayan en büyük şairlerinden İsmet Özel'in son 
şiiri "Dingabak Diyorduk Ki" <a href="http://www.ismetozel.org">
www.ismetozel.org</a> 'ta yayımlandı. <br>
<b><br>
İşte o şiir:</b><br>
<br>
<b>DİNGABAK DİYORDUK Kİ</b><br>
<br>
Dingabak diyorduk oysa ragnarök ki bize mambo verdiler<br>
<br>
<i>Hatta Papa Loves Mambo dediler who might that papa be<br>
</i><br>
Acep tangomuz neler sıkmış ki bize bu mamboyu verdiler<br>
<br>
Tangooo hayır sıkmış bollaşan eldiven tekiydi bile<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6184@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#304;smet Özel</dc:subject>
<dc:date>2010-01-03T02:39:22-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Genç serseriye öğütler</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6182</link>
<description><![CDATA[<p>
	bütün ırmaklar yükselecek ama korkmayın her şey yerli yerinde <br>
	okullarda ellerinize cetveller vurulacak ve kurtlar mısırları kemirecek <br>
	mitralyözler üç ayaklara monte ediliyor <br>
	ve karınlar beyaz ve karınlar siyah ve karınlar karın<br>
	insanlar sırf dövülmek adına dövülüyorlar<br>
	mahkeme salonlarında karar baştan bellidir<br>
	gerisi tiyatrodur<br>
	sorgulama sonrası ya yarım-insansın ya da artık değilsin<br>
	devrim yanlısı olanlarınız var biliyorum <br>
	ama isyan edip yeni hükümetinizi kurunca <br>
	bir de bakarsınız sizin hükümetiniz yine eski babanızdır <br>
	yüzüne bir maske geçirmiştir sadece <br>
	hiçbir yerde değişen fazla birşey yok<br>
	prag olayları macaristanı unutan çocukları biraz kıpırdattı <br>
	kafalarında che imajı, <br>
	boyunlarında castro resimli muskaları, <br>
	william burroughs, jean genet ve allen ginsberg'in önderliğinde <br>
	parklarda dolaşıp 00000MMMMM çekiyorlar]]></description>
<guid isPermaLink="false">6182@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Deneme</dc:subject>
<dc:date>2009-12-28T11:23:39-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Theo Angelopoulos anlatıyor</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6178</link>
<description><![CDATA[<p><b>Her yeni girişim muğlak duyguların yarattığı bir karmaşıklığın da 
yeniden başlangıcı demektir. <br>
Bastırılıp dizginlenemeyen duygular demektir. 
<br>
Kendini ifade etmeye çalışmanın baskısı demektir.<br>

Kaybettiklerini ve bulduklarını, sonra tekrar kaybettiklerini ele geçirmek 
demektir.<br>
İyileşmek…  <br>
Benim sonum yine benim başlangıcım demektir.
</b>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6178@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Deneme</dc:subject>
<dc:date>2009-12-26T13:42:37-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>2009'un öne çıkan kitapları</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6176</link>
<description><![CDATA[<p>
	2009 yılında yüzlerce kitap yayımlandı Türkiye’de. Bunların bir kısmı bir 
	göz kırpması kadar kısa kaldı vitrinlerde, bir kısmı ise inmek bilmedi 
	raflardan. Çok satanlar da oldu, çok konuşulanlar da... Satış rakamlarını 
	elimizde olsa da kaçı ne kadar okundu onu bilmek olanaksız. Hepsini bir bir 
	anmayı düşünsek, malum sayfalar kısıtlı. Onun yerine, yüzlercesinin içinden 
	dikkatimizi çekenleri bulup çıkarmak ve hatırlatmak istedik. Bir yıl geride 
	kalırken, ‘kimler geldi, kimler geçti’ diyebilmek için... Seçtiğimiz 50 
	kitap içinde çeviri romanlar yok. Onu gelecek sayımızda Asuman 
	Kafaoğlu-Büke’nin kaleminden okuyacaksınız. Türk yazarların romanları, öykü 
	kitapları, denemeler, biyografiler ve inceleme/araştırma kitaplarından bir 
	seçki yaptık. 50 tanesinden 25’ine de büyüteç tutup, daha yakından bakalım 
	dedik. Arada okumadıklarınız varsa, hâlâ çok geç olmadığını hatırlatarak...]]></description>
<guid isPermaLink="false">6176@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2009-12-25T19:44:30-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>İsmet Özel niçin Türk oldu?</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6175</link>
<description><![CDATA[<p> 
Habertürk'te Balçiçek Pamir'in “Karşıt Görüş” programında izledim İsmet Özel'i. 
Kelimenin tam anlamıyla “döktürdü” yine. <br>
Gerçi kitaplarından, söyleşilerinden, konuşmalarından haberdar olanlar için pek 
“yeni” bir şey söylemedi.<br>
Ne ki, öyle kolay kolay eskiyecek “yeni”lerden değildi dile getirdikleri.<br>
Necip Fazıl'ın ifadesiyle “solmaz pörsümez yeni” olmasalar da, hakkıyla 
fehmedilemedikleri kesindi.<br>
İsmet Özel köşe başlarını tutan malum aydınlara meydan okudu dünkü programda. 
Külliyen karşı çıktı savundukları ne varsa. <br>
Karşı çıkmak ne kelime; elinin tersiyle itti, aşağıladı.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6175@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2009-12-25T19:40:38-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Evet, isyan...</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6174</link>
<description><![CDATA[<p>Tamam. Kimse bize 'Ulysses'i okuyun' demiyor. Ya da ne bileyim 
	'Decameron'u ya da 'Niteliksiz Adam'ı okumamızı söylemiyor. Ama bu kadar mı 
	boşa atılır bir olta. İsmet Özel’in o ünlü şiirinin adını ödünç alırsam, 
	‘Evet, isyan’ diyorum. Sabrımla bilinen ben bile, hoşgörüyü artık bir kenara 
	koymak gerek diyorum ve o isyana sizi de davet ediyorum... Bir ‘Dur!’ 
	demenin, bir ‘Yetti artık!’ demenin vakti gelmedi mi sizce de... Bu pespaye 
	akıl vermeler, bu postmodern olana bile pabucunu ters giydiren ucuzluklar, 
	bu gizemli olduğu söylenen rakamlar, bir parça kokuşmuş peyniri bulmamız 
	için şaşkın bir fareye çevrilerek bırakıldığımız labirentlerle dolu 
	kitaplar...]]></description>
<guid isPermaLink="false">6174@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2009-12-25T19:38:10-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Kim en derin olanı düşünürse sever en canlı olanı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6173</link>
<description><![CDATA[<p>'Düşünmek Ne Demektir' bir felsefe dersi metni olsa da şiirden asla kopmaz, 
neredeyse demeyeceğim tamamıyla anlamını orada bulur. Şiirin filozofu Hölderlin 
ise felsefenin şairi de Heidegger'dir. Siz de Heidegger cümlelerine düşkünseniz 
Düşünmek Ne Demektir’i okumalısınız. Zaten nerede bir Heidegger metni varsa 
döner şiire değer ve Hölderlin’de konaklar. Düşünmek Ne Demektir bir felsefe 
dersi metni olsa da şiirden asla kopmaz, neredeyse demeyeceğim tamamıyla 
anlamını orada bulur. Şiirin filozofu Hölderlin ise felsefenin şairi de 
Heidegger’dir. Ardı sıra gelen, mantık aşkını, şiirsel olandan beslenen ritmik 
cümlelerle, altı çizilesi tanımları patlatarak ilerler zambaklı filozofun 
kitabı. Hafıza, düşünmenin toplanmasıdır. Böylesi bir tanım gereksiz ve sebepsiz 
değildir elbette.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6173@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2009-12-25T19:36:02-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Castro: Düşman etkisini sürdürüyor</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6172</link>
<description><![CDATA[<p>Küba lideri Raul Castro, ABD Başkanı Barack Obama'ya sert eleştirilerde 
bulundu. Obama yönetiminde ABD'nin Küba'ya karşı tutumunda bir değişiklik 
olmadığını söyleyen Castro, "düşman"ın etkisini aynen sürdürdüğünü savundu.<br>
<br>
Küba parlamentosuna hitap eden Raul Castro, Obama'yı Küba'daki muhaliflere cep 
telefonu ve dizüstü bilgisayar gibi elektronik aletler vermek üzere Amerikalı 
bir hükümet yetkilisini adaya göndermekle de suçladı.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6172@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2009-12-25T19:17:59-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Birinci Bölüm: Canın Cehenneme Dostum</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6171</link>
<description><![CDATA[<p><b>ÖZET</b></p>
<p>Hikayemiz, Soğuk Savaş'ın o karanlık ve ürkütücü günlerinde başlıyor ve bize 
bugün sahip olduğumuz sınırlı ve tuhaf özgürlük anlayışının, Soğuk Savaş 
dönemindeki şüphe ve güvensizliklerin ürünü olduğunu anlatıyor. <br>
<br>
Ve insanların, nasıl olup da bencil, yalnız ve şüphe içinde yaşayan canlılar 
haline geldiklerini, birbirlerini devamlı gözetleyip bir diğerine karşı hesaplar 
yaptıklarını... <br>
<br>
İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde, Amerika Birleşik Devletleri, ve Amerikan 
filmleri bunu yalnızca bir zafer olarak değil, yeni bir çağın başlangıcı olarak 
kutladılar. <br>
<br>
O dönem &#34;özgürlük&#34;, sadece Nazilerden kurtulmak değil; aynı zamanda ülkede 
otuzlu yıllarda yaşanan &#34;Büyük Buhran&#34; ardından ortaya çıkan ekonomik kaos ve 
belirsizliğin de sonu demekti bir bakıma... Bu dönemde ekonomide temel denge 
unsuru devlet olmalı anlayışı baskın geldi. <br>
]]></description>
<guid isPermaLink="false">6171@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Yaz&#305; Dizileri</dc:subject>
<dc:date>2009-12-20T01:00:12-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>İkinci Bölüm: Yeni dünya yaratacak kahramanlar</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6170</link>
<description><![CDATA[<p><b>ÖZET</b><br>
<br>
Yetmişli yıllarda İngiltere'de hükümet bürokrasisi çökmeye başladı. Bürokratik 
çevreler, bu durumdan giderek büyüyen ekonomik krizi sorumlu tuttular. Ama daha 
temelden sorunlar yaşandığı açıktı <br>
<br>
İngiltere'de kamuya hizmet götürme anlayışıyla vatandaşların yaşamını 
kolaylaştırmak adına kurulan kurumlar, bu hareketin temsilcilerine göre artık 
yıkıcı bir hal almışlardı. Bu kurumlarda çalışanlar ise hizmet etmeleri beklenen 
vatandaşlara sırt dönmüşlerdi. <br>
<br>
İşte Amerikalı sağ görüşlü iktisatçılar, bürokraside bu çöküşün sebebini 
açıkladığını savundukları bir fikir ortaya attılar. Temelinde matematikçi John 
Nash'in geliştirdiği Oyun Kuramı yatıyordu. &#34;Tüm insan davranışlarının şahsi 
çıkarlara dayandığını savunuyordu&#34; bu kuram. <br>
]]></description>
<guid isPermaLink="false">6170@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Yaz&#305; Dizileri</dc:subject>
<dc:date>2009-12-20T00:58:35-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Üçüncü Bölüm: Doktor beni normalleştir!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6169</link>
<description><![CDATA[<p><b>ÖZET</b><br>
<br>
Yetmişli yıllara gelindiğinde, birey ve özgürlük kavramları, daha fazla 
sorgulanmaya başlandı; İskoç ruh bilimci R. D. Laing gibi radikal isimler, 
psikiyatri biliminin, çökmekte olan bir toplumda, siyasi istikrarı korumak 
amacıyla kullanılan sahte bir bilim olduğunu savunuyordu. <br>
<br>
Laing, psikoloji alanındaki araştırmalarında, matematik dehası John Nash'in Oyun 
Kuramı'nı kullanmıştı. <br>
<br>
&#34;Psikiyatri&#34; diyordu Laing, <b>&#34;çökmekte olan toplumda, siyasi istikrarı ve 
kontrolü sağlamak amacıyla kullanılan sahte bir bilimdir.&#34;</b> Deli ve aklı 
başında olmanın tanımları, gerçeklikten uzaktır. Delilik, özgürlüğünü 
isteyenleri kilit altında tutmaya verilen bir etikettir sadece.&#34; <br>
<br>
Laing'in savları, okyanusu aşarak Amerika'da da büyük ilgi toplamıştı. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6169@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Yaz&#305; Dizileri</dc:subject>
<dc:date>2009-12-20T00:57:16-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Dördüncü Bölüm: Yalnız Robot</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6168</link>
<description><![CDATA[<p><b>ÖZET</b><br>
<br>
Doksanlı yıllarda merkez sağ ve solda yer alan bazı politikacılar, Soğuk 
Savaş'ın ürünü yeni bir özgürlük anlayışını, daha geniş kitlelere yaymak üzere 
işe koyuldular. <br>
<br>
Bu sınırlı ve tuhaf özgürlük anlayışı, serbest piyasa mekanizmasını, toplumun 
diğer alanlarına uyarlıyordu. Buna göre toplumun her alanında bir dizi teşvikten 
oluşan bir sistemin güdümünde, çalışanlar için, rekabet ortamı yaratılıyordu.
<br>
<br>
O zaman için, bu eninde sonunda olması gereken bir düzen olarak görüldü, çünkü
<b>"insan nihayetinde rasyonel, hesaplama yapabilen bir canlıydı, davranışları 
hatta duyguları dahi, rakamlar sayesinde hesaplanıp çözümlenebiliyordu. Adeta 
bir robottan farksızdı." </b><br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6168@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Yaz&#305; Dizileri</dc:subject>
<dc:date>2009-12-20T00:56:10-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Beşinci Bölüm: Görünmez el gerçekten görünmez!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6167</link>
<description><![CDATA[<p><b>ÖZET</b><br>
<br>
1997 yılında, İngiltere'de New Labour diye anılan Yeni İşçi Partisi iktidara 
geldi. <br>
<br>
Hedefleri ve programı alışıldık İşçi Partisi'nden farklıydı, parti ve lideri 
Tony Blair, İngiltere'de sınıf sistemini çok uzun zamandır yöneten, önyargılı ve 
kendini üstün gören köhneleşmiş elit tabakanın olmadığı bir toplum vaat 
ediyordu. Bu da Thatcher dönemindeki görüşlerin bir bakıma devamı demekti. <br>
<br>
Yeni İşçi Partisi, toplumun yönetilmesi konusunda ise daha önce Muhafazakar 
Partili başbakanlardan John Major'un gündeme getirdiği; "matematiğe dayalı 
sistemlere" başvuracaktı... Ama daha once hiç görülmedik bir ölçekte olacaktı 
bu... İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana İngiltere'de sınıf farklılıkları, ilk kez 
bu kadar keskin ve katmanlı bir hal alacaktı. <br>
<br>
1990'lı yıllarda politikadaki denemelerin temelinde, <b>"insanı basite 
indirgeyen anlayış yatıyordu, ihtiyaçları politikalar değil en iyi piyasa 
yoluyla karşılanabilen basit bireyler." </b><br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6167@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Yaz&#305; Dizileri</dc:subject>
<dc:date>2009-12-20T00:54:51-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Altıncı Bölüm: İki Özgürlük Kavramı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6166</link>
<description><![CDATA[<p><b>ÖZET<br>
</b><br>
Dizimizin bu bölümünde 1958'de Isiah Berlin'in "İki Özgürlük Kavramı" seminerini 
tartışarak başlıyoruz. İki farklı özgürlük tanımı olduğunu söylüyordu Berlin.
<br>
<br>
<b>"Bunlardan biri Pozitif Özgürlük diğeri de Negatif Özgürlüktür." <br>
</b><br>
Ve bu iki kavramı açıklamak için tarihten örnekler sunuyordu. <br>
<br>
"İki fikir de" diyordu Berlin, <b>"bundan 200 yıl once, Fransız Devrimi 
sırasında bireylerin zorba yönetimler ve despotların baskısından kurtulma 
arzusuyla şekillendi." </b><br>
<br>
"Pozitif Özgürlük" kavramı diyordu Berlin; "bu devrimlere öncülük edenlerin 
inancından doğdu - yani tamamen özgür olmak için insanların değişmesi 
gerekmektedir diyorlardı. <br>
<br>
"Daha iyi, daha rasyonel olmaları şarttı. Ve ideal insanın nasıl olması 
gerektiğini, ve nasıl olunacağını sadece liderler biliyordu." <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6166@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Yaz&#305; Dizileri</dc:subject>
<dc:date>2009-12-20T00:53:56-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Yedinci Bölüm: Zorla da olsa özgürleştireceğiz!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6165</link>
<description><![CDATA[<p><b>ÖZET<br>
</b><br>
Amerikan hükümetleri, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana, komünizmin yayılmasını 
önlemeye çalıştılar. <br>
<br>
Üçüncü dünya ülkelerindeki devrim rüzgarları, bu mücadelede tehlikeli ve yeni 
bir aşamanın habercisiydi. <br>
<br>
Altmışlı ve yetmişli bu yıllarda bu rüzgarların önünü kesmek isteyen Amerikan 
hükümetleri, devrimci güçleri bastırmayı öneren diktator ve zorba yönetimlere 
arka çıktılar. Bu çevrelerin yaptığı, kendi insanlarını baskı altında tutmak ya 
da öldürmek oldu. <br>
<br>
Fakat yetmişli yıllarda, Washington'da bunun yanlış olduğuna inanan bir grup 
radikal görüşlü politikacı ortaya çıktı. Onlara göre<b> "Amerika'nın işkenceyi 
ve cinayeti desteklemesi, ideallerinin yozlaşması anlamına geliyordu." </b><br>
<br>
'Yeni muhafazakarlar' diye adlandırılan bu gruptakileri birleştiren, dış 
politikada yeni ve ahlaki bir türde görüşü savunmalarıydı; Amerika, gücünü etkin 
biçimde dünyaya demokrasiyi yaymak için kullanmalıdır" diyorlardı. <br>
<br>
Ama 1979 yılında İran Devrimi, Amerika'nın diktatörleri destekleme 
politikasının, pek de işe yaramadığını dramatik biçimde gözler önüne serecekti. 
İran halkı ayaklandı ve Şahı devirdi. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6165@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Yaz&#305; Dizileri</dc:subject>
<dc:date>2009-12-20T00:52:48-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Sekizinci Bölüm: Kapana sıkışmış Batı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6164</link>
<description><![CDATA[<p><b>ÖZET<br>
</b><br>
Dizimizin sekizinci ve son bölümünde, Sovyetler'in yıkılışı sonrasında Rusya'da 
ekonomik özgürlüklerin nasıl uygulandığını, <b>"şok terapi"</b> kavramını 
irdeliyoruz. <br>
<br>
Aynı zamanda Irak'ta işgalin ardından başvurulan çok daha ağır bir <b>"şok 
terapi"</b> modelini... <br>
<br>
Amerikalılar, dünyanın değişik ülkelerinde kendi özgürlük ideallerini zorla 
kabul ettirmek için şiddete ve işkenceye yönelmeye başlayacaklardı. <br>
<br>
Aynı zamanda İslamcılar da zorla kendi devrimci İslam devletlerini kurma adına 
suikastlere ve cinayetlere başvuracaklardı. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6164@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Yaz&#305; Dizileri</dc:subject>
<dc:date>2009-12-20T00:43:48-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>İşçi Filmleri bereketli topraklarla buluşuyor</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6163</link>
<description><![CDATA[<p>2009 yılının sonu yaklaşırken İşçi Filmleri Festivali Anadolu yolculuğunu 
Çukurova’da sürdürüyor. Tarım işçilerinin kenti Adana da 24-27 Aralık 
tarihlerinde emeğin öyküleri perdeye yansıyor. <br>
<br>
Bütün gösterimlerin ücretsiz olacağı festivalde filmler Taşmekan, Adana Tabip 
Odası Ve Adana Eczacılar Odası’nda gösterilecek. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6163@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2009-12-20T00:00:23-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>'Arbeit Macht Frei' yazan ünlü tabela çalındı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6162</link>
<description><![CDATA[<p><b>Bir milyondan fazla insanın öldürüldüğü Polonya'daki ünlü Nazi toplama 
kampı Auschwitz'in girişindeki tabela çalındı.<br>
</b><br>
<br>
Kampın simgelerinden biri olan tabelada, <b>&#34;Arbeit Macht Frei&#34;</b>, yani <b>
&#34;Çalışmak Özgürleştirir&#34;</b> yazıyordu.<br>
<br>
Kamptaki Polonyalı tutsaklara yaptırılan metal tabela, vidalarından sökülerek 
indirilmiş.<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6162@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2009-12-19T23:05:39-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Almanya ve İsrail arasında 'Kafka' çıkmazı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6161</link>
<description><![CDATA[<p><b>İsrail, 1988'de İngiltere'de yapılan bir açık arttırmada Franz Kafka'nın 
el yazılarını satın alan Almanya'dan eserleri istiyor.<br>
</b><br>
İsrail ve Alman makamları arasında Avusturyalı yazar Franz Kafka’ya ait bir el 
yazmasıyla ilgili olarak uzun yıllardan beri süren tartışmanın yeniden 
alevlendiği bildirildi. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6161@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2009-12-19T22:43:59-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Meğer Lorca orada değilmiş!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6160</link>
<description><![CDATA[<p><b>İspanya'da 'tarihi bellek' yasasıyla 51 gündür aranan şair Lorca'nın 
cesedi, 73 yıldır gömülü olduğu sanılan yerde bulunamadı<br>
</b><br>
İspanya iç savaşı sırasında (1936) diktatör Franco’nun destekçileri tarafından 
kurşuna dizilerek öldürülen ünlü şair Federico Garcia Lorca’nın gömüldüğü 
sanılan yerde kalıntıları çıkmadı. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6160@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2009-12-19T22:42:42-06:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Yeşilçam'ın bol ödüllü yönetmeni Ökten yaşama veda etti!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6159</link>
<description><![CDATA[<p><b>Sürü, Düşman, Kapıcılar Kralı, Çöpçüler Kralı gibi politik filmlerle kaos 
günlerini anlatan filmlerin bol ödüllü yönetmeni Zeki Ökten, 68 yaşında tedavi gördüğü 
Amerikan Hastenesi'nde hayata gözlerini yumdu.</b><br>
<br>
Memduh Ün, Halit Refiğ ve Atıf Yılmaz'ın döneminden sonra gelen ikinci yeni 
kuşak sinemacılar arasına ismini yazdıran ve birçok başarılı filme imza atan 
Ökten, önceki gün Amerikan Hastanesi'nde yoğun bakıma alınmıştı. Kalp ve damar 
hastalığı şikayetiyle acil olarak hastaneye yatan Ökten'in, geçirdiği 
operasyonun ardından bugün hayatını hayatını kaybettiği öğrenildi.<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">6159@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2009-12-19T22:27:09-06:00</dc:date>
</item>

</channel>
</rss>

