<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Aret Vartanyan</title>
	
	<link>http://www.aretvartanyan.com</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 22:08:15 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/AretVartanyanSite" type="application/rss+xml" /><feedburner:emailServiceId>AretVartanyanSite</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><feedburner:browserFriendly></feedburner:browserFriendly><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item>
		<title>8 Aralık akşamı “Bir Nefes İstanbul” ile Babylon’da  buluşuyoruz</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/8-aralik-aksami-bir-nefes-istanbul-ile-babylon-loungeda-bulusuyoruz/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/8-aralik-aksami-bir-nefes-istanbul-ile-babylon-loungeda-bulusuyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 06:16:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=546</guid>
		<description><![CDATA[1 Aralık&#8217;ta okuyucularına ulaşacak &#8220;Bir Nefes İstanbul&#8221;un yayınlanmasının ardından ilk buluşmamızı 8 Aralık akşamı Babylon ana sahnede gerçekleşiyor. İstanbul’un kültür sanat idolü Babylon evsahipliğinde gerçekleşen gecede İstanbul dostları buluşuyor.
“İstanbul “Biz”iz” konsepti çerçevesinde İstanbul görselleri, filmleri, canlı grupların ezgileri, İstanbul’un&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1 Aralık&#8217;ta okuyucularına ulaşacak &#8220;Bir Nefes İstanbul&#8221;un yayınlanmasının ardından ilk buluşmamızı 8 Aralık akşamı Babylon ana sahnede gerçekleşiyor. İstanbul’un kültür sanat idolü Babylon evsahipliğinde gerçekleşen gecede İstanbul dostları buluşuyor.</p>
<p>“İstanbul “Biz”iz” konsepti çerçevesinde İstanbul görselleri, filmleri, canlı grupların ezgileri, İstanbul’un ruhu, İstanbullular ile yaşanacak. Babylon Aralık ayı etkinlik kitapçık, poster ve bültenlerinde yer alacak detaylar, aynı tarihlerde mail gruplarımız ile de paylaşılacak.</p>
<p>“Bir Nefes İstanbul”da kendi İstanbul tasvirlerini paylaşan, İstanbula gönülden bağlı isimlerin de bizlerle gecede, Aret Vartanyan kitaplarını imzalayacak.</p>
<p>Gece ile ilgili detayları Kasım ayı içinde paylaşıyor olacağız, ancak şimdiden 8 Aralık akşamını İstanbul için boş bırakmanızı istedik <a href="http://www.aretvartanyan.com/wp-content/uploads/n155121303194_102.jpg"></a></p>
<p>Etkinlik daveti: <a href="http://www.facebook.com/home.php#/profile.php?id=681127717&amp;ref=mf">http://www.facebook.com/home.php#/profile.php?id=681127717&amp;ref=mf</a></p>
<p>Okuyucularımızla, birlikte yarattığımız yeni bir değeri yine birlikte kutluyoruz. Davetlisiniz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/8-aralik-aksami-bir-nefes-istanbul-ile-babylon-loungeda-bulusuyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüyap Kitap Fuarı’nda buluştuk</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/7-kasimda-tuyap-kitap-fuarinda-bulusuyoruz/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/7-kasimda-tuyap-kitap-fuarinda-bulusuyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 09:57:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=537</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bir Nefes İstanbul&#8221; öncesinde &#8220;Sen ve Ben&#8221; ile son buluşma 7 Kasım&#8217;da, 14.00-16.00 saatleri arasında Tüyap Kitap Fuarı&#8217;nda gerçekleşti. Sen ve Ben&#8217;in cep boylarının nda satışa sunulduğufuarda, &#8220;Bir Nefes İstanbul&#8221; ile ilgili ilk detaylar da okurlarla paylaşıldı.
7 Kasım&#8217;da buluşmak&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.aretvartanyan.com/wp-content/uploads/DSC_0697.JPG"></a>&#8220;Bir Nefes İstanbul&#8221; öncesinde &#8220;Sen ve Ben&#8221; ile son buluşma 7 Kasım&#8217;da, 14.00-16.00 saatleri arasında Tüyap Kitap Fuarı&#8217;nda gerçekleşti. Sen ve Ben&#8217;in cep boylarının nda satışa sunulduğufuarda, &#8220;Bir Nefes İstanbul&#8221; ile ilgili ilk detaylar da okurlarla paylaşıldı.</p>
<p>7 Kasım&#8217;da buluşmak üzere&#8230;</p>
<p><em> </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/7-kasimda-tuyap-kitap-fuarinda-bulusuyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Nefes İstanbul… Bir Nefes Sen… Bir Nefes Ben…</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/bir-nefes-istanbul-bir-nefes-sen-bir-nefes-ben/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/bir-nefes-istanbul-bir-nefes-sen-bir-nefes-ben/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2009 19:16:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aret'den Notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Aret'den Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=523</guid>
		<description><![CDATA[Aralık başında, ismini şimdilik sakladığım, İstanbul hikayemiz yayınlanmış olacak. Yaklaşık bir yıldır ara ara bazı bölümlerini Internet sitemde, Facebookta, Twitter’da paylaştım. 4000 kişiye yaklaşsa bile Facebook hesabımı, benimle olan bir aile gibi gördüm. Yazdım, paylaştım, merak ettiklerimi sordum.
 
Şimdi&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aralık başında, ismini şimdilik sakladığım, İstanbul hikayemiz yayınlanmış olacak. Yaklaşık bir yıldır ara ara bazı bölümlerini Internet sitemde, Facebookta, Twitter’da paylaştım. 4000 kişiye yaklaşsa bile Facebook hesabımı, benimle olan bir aile gibi gördüm. Yazdım, paylaştım, merak ettiklerimi sordum.</p>
<p> </p>
<p>Şimdi kitap yayınlanmadan önce, son kez, kitabın benim için özet bölümlerinden birini paylaşıyorum. Dün görsel medyadan kısa bir röportaj için verdiğim yanıtta da söylediğim gibi bu kitap sadece İstanbul değil, sadece kendini arayan bir şehir insanının hikayesi değil, şehrin içindeki farklı yaşamlardan kesitlerin yansıması değil, sadece satırlardan ibaret değil&#8230; Ne olduğunun cevabını okuyanlar tek tek kendileri verecekler&#8230; Muhtemelen de birkaç yüzbin ayrı cevap olacak</p>
<p> </p>
<p>Yolculuğumda çok keyifli dostlarım oldu, yaptıkları işlerle enerji bulduğum, yıllardır hayranlıkla izlediğim, onların haberleri olmadan enerjilerini paylaştığım isimlerin desteğini yanımda buldum.</p>
<p> </p>
<p>Şimdi çok az kaldı.  Aralık ayına kadar gerçekten bebeğime dönüşen işi hakkıyla bitirebilmek adına bir sessizlik dönemi başlıyor. E-postalarınıza yanıtlarım geç gelirse anlayışınızı bekliyorum. Bazılarınızla Muammer Yanmaz’ın İstanbul için fotoğraf çekimlerinde buluşacağız.</p>
<p> </p>
<p>Paylaştığım bölümlerde çok fazla tapaj hatası olduğu biliyorum. İmla hataları da var. Nedenini bir kez daha söylüyorum. Yazdığımı edit etmeden, hızla akarken düşüncelerimi kesmeden kağıda döktüğüm haliyle paylaşmayı seviyorum. Kitaba girdiklerinde zaten düzeltilmiş olacaklar.</p>
<p> </p>
<p>1998’te başlayan, Sen ve Ben ile güçlenen, Yaşam Atölyesi ve Dekod ile fizikselleşen beraberliğimiz kalabalıklaşarak, güçlenerek devam edecek. Bu bir maraton&#8230; Soluk aldığının farkında olan, duyarlılığıını koruyan, kendini ve kendisiyle birlikte çevresini değiştirmeye gücü olanların birlikte koştuğu bir maraton&#8230;</p>
<p> </p>
<p><strong>Bölüm 31</strong></p>
<p> </p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..    Senin kadar yalnız, senin kadar yüklü, senin kadar zengin&#8230; Yaşananların çokluğunun zenginliği. İnsana ait duyguların doldurduğu çuvallar dolusu bir hazinenin sahibiyiz. Seninle bu kaçıncı konuşmamız, bu kaçıncı kavgamız. Sen beni diniyorsun ben de seni. Neyi değiştirebiliyoruz? Aksaray’da karın tokluğuna peşkeş çekilen genç kızlarınkini mi? Varoş semtlerden üç kuruş için erkeklere mutluluk masajı yapan kadınların mı? Sabah sen uyurken gündüzün hazırlıklarını yapanların mı? Elinde renkli keyif haplarıyla mutluluk arayan liselileri mi? Yeni arazi için kesilen, kesilirken çığlıklarını evrene bırakan ormanların mı? Gecenin bir vakti hastanede parası olmadığı için sürünenlerin mi? Aldatılanların mı? Taşınamadığı için senin depreminde kesin yıkılacak olan yerlerde yaşamak zorunda olanların mı? Söylesene.. Kimin? Sen kimin geleceği için, ben kimin geleceği için gerçekten ne yapıyoruz? Bıraktığım birkaç satırın yaratacağı mucizelere inandım. Deniz yıldızı hikayesine inandım.</p>
<p> </p>
<p>Susuyorsun, ağırlığınla susuyorsun, bilgeliğinle konuşmuyorsun. Gösteriyorsun. Diyorsun bana sen bunları sayarken vapurun arkasında martılara simit atarak mutlu olanlar da sende yaşıyor. Sen bir gözkırpmanla Haliç’in kıyısında simit yemeyi, Sarıyer’de yarım ekmek balığı eşsiz kılıyorsun. En dar sokaklarında, geçmişin tüm getirdiklerini görmek isteyenlere, görebildiği kadar gösteriyorsun. Olduğun yerde, dürüstçe, herşeyinle açık duruyorsun. Hayatı, yaşamı, şehrin yaşamında kutsuyorsun. Olması gerekene, tercih edilene müdahale etmiyorsun. Evrenin işine karışmıyorsun. Her “ben”in, her insanın insanın yarattığına ve yarattıklarının sonucuna saygı duyuyorsun. Etiket koymadan. O, şu, bu demeden.</p>
<p> </p>
<p>Bense yine korkak düşünüyorum. Kabullenmekten kaçarak, başka bir şeyin peşinde gidiyorum. Kendimi temizlemeden, dünyayı, seni temizleyebileceğimi sanıyorum. İçimde bir bütün olamadan, bütüne laf ediyorum. Her acıda benim dışımdaki her şeyi suçlayıp Tanrı’ya kızıp, hatta sana küsüp kendimi acıya boğup örtüyorum. Korkularımı, beceriksizliğimi, tembelliğimi, egolarımın bencilliğini, çocuk olmaya özlemimi, her duvara çarptığımda ağlamamı, ama sanki bunların tam tersini oynadığımı.</p>
<p> </p>
<p>Ve şimdi vazgeçmek, kaçmak için bahanem var. O öldüğü için bahanem var. Hayır&#8230; Bu kez ağlak olmayacağım. Onun öldüğü bu işi, onlarca insanın umut bağladığı bu hayali yarım bırakmayacağım. Yapmak yerine yapmaya çalışanlarla yürümek yerine, düşünceyi eylemle yaşatanların yolundayım. Sonu mu ne olacak? Yarını, bilinmezi neden merak ediyorsun ki? </p>
<p> </p>
<p>Kahvemi beklerken kendi hapishaneme kendi isteğimle giriyorum. Bu gece günboyu süren huzursuzluğum, dün, geçen gün patlamayı bekleyen huysuzluğum sahne alacak. Ne yaparsam yapayım yetmiyorum, yetemiyorum. Yalnızlığımın gerçekliğini kabullenmeyi kaldıramıyorum. Tüm çabalarım bir yerde çuvalıyor. O zaman önce bir nedensiz sıkıntı, sonra biraz bulantı, uyku hali, kendimi bırakma isteği. Kendimi yetersiz, işe yaramaz hissettiğim, parmağımı kaldıracak halimin bile kalmadığı, her şeye karamsar baktığım, bir gün gerçekleşen ölümümü yaşamı en fena halinde sekteye vuracak şekilde yorumlama halim.</p>
<p> </p>
<p>Fiziksel yansımaları midemde başlıyor. Şişkinlik, iştahsızlık,&#8230; Sigarayı ben değil, sigara beni içiyor. Hızlı çıkışlar, inişler, birkaç dakika her şey pozitif, sonra negatif,&#8230; Tüm pozitif öğretiler, kişisel gelişim kitapları, seminerler, kutsal kitapların huzuru yerini Nietzche’ye bırakıyor.</p>
<p> </p>
<p>Budala&#8230; Budalasın sen&#8230; Aklın yolundan şaşıp kalbine saptığın an zayıf insana dönüşüyorsun. Öleceksin. Bir böcek gibi ölüp gideceksin. Zavallılığını sevgiyle başkaları için birşeyler yapmaya çalışarak, izler bırakmak için çabalayarak örtmeye çalışıyorsun. Varolanı, gerçekliğini yadsıyorsun. Sahte evrenler, gezegencikler yaratıp onlara inanıp gün dolduruyorsun.</p>
<p> </p>
<p>Hepiniz susun&#8230; Hepiniz&#8230; Her şey&#8230; İçeri girip demir parmaklığımı kapatıyorum, kendi hücremde kendimle bırakın. Sessizliğime saygı duyun. Susun&#8230;</p>
<p> </p>
<p>Nefesimi sayıyorum&#8230; Burnumdan karnıma dolan hava&#8230; Yaşıyorum&#8230; Hayattayım&#8230; Boyutlardan birindeyim. Hangisi bilmiyorum. Ya her şeyim, ya da hiçbir şeyim&#8230;Yalnızlığımı kabullenişimde huzur buluyorum&#8230; Ölümü kabullendiğimde huzur buluyorum&#8230; He rşeyin gelip geçici olduğunu, her şeyin olduğundan başka çok şey olduğunu akıp geçtiğini hissederek, nehrin tam ortasında suyun akıp geçtiğini, hayatın bu nehir, benim de nehrin ortasındaki kayada oturup şu an nefes alan olduğumu yaşadığımda huzur buluyorum.</p>
<p> </p>
<p>Kayadan kendimi suya bırakıp, bu kez de suyla yol almaktan, dizime değen balıktan, kolumu çizen ağaç dalından, ayağımı çarptığım taştan huzur buluyorum. Nehrin yatağı kıvrılırken çarptığım duvardan, suyun yavaş yavaş bedenimi kaydırarak beni tekrar akışına almasından huzur buluyorum.</p>
<p> </p>
<p>Sembollerle inşa ve ifşa edilen hayatın içinde yüzüyorum. Bir kadının teninde dolaşırken, nehrin içinde yüzüyorum. Zeynep ile öpüşürken yüzüyorum. Galata’dan Karaköy’e inerken yüzüyorum&#8230; Tinerci Adem ile, Agop Dayday ile, travesti Osman ile, Alexandra Teyze ile, imam Abdullah ile, Kürt Reşo ile, zaafım Şebnem ile, Karadenizli imparator Sedat ile aşklarını her şeye rağmen yaşayan Ozan ve Batu ile, aldatmanın anlamsızlığında yüzen Metin ve Neslihan ile yüzüyorum&#8230; Sen de onların hayatlarını benimle birlikte yaşıyorsun&#8230; Nehrin içinde sürüklenirken, kimisi ayağıma değen balık, kimisi kolumu çizen ağaç dalı, kimisi nehrin yatağındaki dev kaya&#8230; Su akıyor, yaşam devam ediyor.</p>
<p> </p>
<p>Hepimiz nehrin yatağında nehrin yatağı İstanbul’da&#8230;İstanbul kapsayan küme&#8230; İstanbul havada, suda&#8230; Sembollerin dünyasında sen bulacaksın benim İstanbulumun neyi anlattığını&#8230; Harflerimin yetmediği yerde, Muammer’in karelerine bak. Durma elindeki sayfaların sonuna git karelere bak. Orada ara beni, orada ara İstanbul’u orada ara seni&#8230;</p>
<p> </p>
<p>Közde pişen Türk kahvesinin kokusu parmaklıklarımın kilidini açıyor. Köpüklerindeki sözde nazar baloncuklarını sayıyor. Beş, altı, biri patladı&#8230; Köpük dudaklarımdan damağıma geçiyor, dilim köpükten aldığı keyfi bedenime yayıyor. Matrix fimindeki biftek sahnesi aklıma geliyor. Sana bakıp gülümsüyorum&#8230;.<a href="http://www.aretvartanyan.com/wp-content/uploads/n600323191_372536_7828.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-524" title="n600323191_372536_7828" src="http://www.aretvartanyan.com/wp-content/uploads/n600323191_372536_7828-204x300.jpg" alt="n600323191_372536_7828" width="204" height="300" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/bir-nefes-istanbul-bir-nefes-sen-bir-nefes-ben/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşam Atölyesi yeni sınıfı 9 Kasım’da başlıyor…</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/512/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/512/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 14:42:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=512</guid>
		<description><![CDATA[Yaşam Atölyesi&#8217;nin yeni sınıfı 9 Kasım Pazartesi akşamı başlıyor. 10 kişi daha yaşamında yeni bir yolculuğa çıkacak. Çarşamba ve Cumartesi sınıflarının ardından Pazartesi sınıfı da böylece açılmış oluyor.
Yaşam atölyesi, tanıtım metinlerinde de okuduğun gibi, kendi olmaya çalışanların, felsefeye, psikolojiye,&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşam Atölyesi&#8217;nin yeni sınıfı 9 Kasım Pazartesi akşamı başlıyor. 10 kişi daha yaşamında yeni bir yolculuğa çıkacak. Çarşamba ve Cumartesi sınıflarının ardından Pazartesi sınıfı da böylece açılmış oluyor.</p>
<p>Yaşam atölyesi, tanıtım metinlerinde de okuduğun gibi, kendi olmaya çalışanların, felsefeye, psikolojiye, kişisel gelişime ilgi duyanların biri araya geldiği bir atölye&#8230; Günlük hayatta pratik uygulamalarla, yaşamımıza artı değerler kazandıran, önümüzdeki engelleri temizlemeye çalışan bir atölye&#8230;<br />
 <br />
Haftada bir gün, 2 saat Aret Vartanyan ile buluşuyoruz. Biraz o anlatıyor, biraz biz dinliyoruz. Farklı iş kollarından katılımcılarımız var. Hedefimiz kendimizi daha iyi ifade edebilmek, daha çok kendimiz olmak ve felsefe temelinden yola çıkarak yaşamdan istediklerimizi yüksek standartlarda elde etmek. Bir de güzel newtworkumuz var.. Ayrıca, Yaşam Atölyesi’nin her bir üyesi isterse kendi hikayesiyle yayınlanacak kitaba azırlık yapıyor, kendi yazarlığını kitlelerle paylaşıyor.<br />
 <br />
Ayrıca, Yaşam Atölyesi’nin tomurcuğu DEKOD ile müzik, lezzet, keyif ve kültür/sanat yolculuğumuza katılıyor.<br />
 <br />
Kısacası oldukça geniş bir yelpazede felsefeden psikolojiye, kişisel gelişimden sağlığa, reikiden meditasyona, network yönetiminden imaj danışmanlığına daha keyifli, başarılı ve paylaşımcı bir yaşam için birlikte çalışıyoruz.<br />
 <br />
Buluşmalarımız Asmalımescid’deki DEKOD ile paylaştığımız sıradışı mekanımızda&#8230;</p>
<p><a href="http://www.yasamatolyesi.com/">http://www.yasamatolyesi.com</a> adresinden başvuruda bulunabilirsiniz.</p>
<p>Yasam Atölyesi Facebook Grubu: <a href="http://www.facebook.com/groups.php?ref=sb#/group.php?gid=99655670102">http://www.facebook.com/groups.php?ref=sb#/group.php?gid=99655670102</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/512/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ruhumla Sevişemediğim Hiçbir Kadınla Sevişmedim…</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/ruhumla-sevisemedigim-hicbir-kadinla-sevismedim/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/ruhumla-sevisemedigim-hicbir-kadinla-sevismedim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 09:52:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aret'den Notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Aret'den Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=498</guid>
		<description><![CDATA[Yeni kitap bitmeden birkaç notta, ara ara birkaç bölüm paylaşalım&#8230;
14
Odamın sınırlarında, kendi imparatorluğumda kendimle&#8230; İstanbul’un, yaşamın temposunda özel anlara, lükse dönüşen kendimle kalma anları&#8230; Yazıyorum, uzanıyorum, gözlerimi tavana dikiyorum, istediğim gibi her yerimi kaşıyorum, okuyorum, televiyona göz atıyorum,&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni kitap bitmeden birkaç notta, ara ara birkaç bölüm paylaşalım&#8230;</p>
<p>14</p>
<p>Odamın sınırlarında, kendi imparatorluğumda kendimle&#8230; İstanbul’un, yaşamın temposunda özel anlara, lükse dönüşen kendimle kalma anları&#8230; Yazıyorum, uzanıyorum, gözlerimi tavana dikiyorum, istediğim gibi her yerimi kaşıyorum, okuyorum, televiyona göz atıyorum, sürekli olan tek şey müzik&#8230; Müzik ve yaşam. Ritm.. Dans&#8230; Müzik&#8230; Her notanın ruhu, her ruhun karşılığını bulduğu ruhlar topluluğu&#8230;. Müzik sihir gibi&#8230; Aniden ağlatır, değiştirirsin yerine gelen kendini kahraman hissettirir, bir başkası aşık aratır.</p>
<p>Kapı çalıyor aniden, Zeynep karşımda&#8230; Konuşmadan sarılıyoruz, sevişiyoruz&#8230; Dudaklarımı ısırıyor, elleri tenimde süzülüyor. Omzunda dudaklarımla dans ediyorum. Ayakta yüzyüze, sırt sırta dans ediyoruz. Tenlerimiz dans ediyor. Elektrik yayıldıkça içimizdeki ilkellik açığa çıkıyor. Üreme, zevk alma dürtüleri&#8230; Masumiyet yerini şevke bırakırken sertleşiyoruz. Dokunuşlarımız daha sert, öpüşmemiz daha sert,&#8230; Nefesini kulağımda hissederken, nefesimi kulağına boşaltıyorum. Duvarla aramda, duvarla arasındayım&#8230; Çıplaklığımız bizi esir alıyor. Sevgişme, sevişmeye dönüyor.</p>
<p>Üzerindekileri çıkartma anında titriyorum. Çıplak tenlerin ilk buluşma anları&#8230; Sıcaklık, elektrik çarpmaları,.. Sakın öpüşmeyi kesme. Tenini tenimde hissederken öpüşmek bizi bütün yapıyor. Döngünün tam içinde, sahibiyiz. Sen ve benden başka aramıza giren hiçbir şey yok. Zaman durdu. Bedeninle değil ruhunla sevişiyorum.. Ruhumda defalarca boşalıyorum beden geriden geliyor. Fiziksel boşaldığın an her şey dinecek, seks bu değil. .Sevişmemiz bu değil. Ruhlarımızın sevişmesine bedenlerimiz eşlik ederken süre yok, skor yok. Sonsuzluk var. Ruhumun sevişemediği kimseyle sevişmedim.</p>
<p>İçinde olmak daha çok sarılmak. Sevdiğini kulağına fısıldarken, derinliğinde yok olmak. Daha sıkı sarılırken, daha derinde&#8230; Sımsıkı sarılırken, üreme organlarında, değil kalbinde içinde kayma hissi, boşluğa düşme hissi uyandıran kalbinden, tüm hücrelerinden taşan enerji. Sadece etle sevişen anlamaz bunun ne demek olduğunu.</p>
<p>İçgüdülerimizi izleyip hayvanca birbirimizi becerirken, aşkı paylaşmak. Zeynep, seni seviyorum. Yatak alt komşuyu rahatsız edebilecek kadar sarsılırken, sevdiğini söylemek. İkisini bir arada yaşayabilmenin değerini bilecek kadar yaşadım. Bu çarpıntıyı hissetmedikçe bir kadınla yatağa girmedim. Bu yüzden hiç genelev maceram yok. Para karşılığı yapılan seks ne ifade edebilir beş dakikada gelen anlamsız hazdan başka. Kadın bedeni nasıl bir sıvısal boşalma aracı olarak görülebilir ki&#8230; Ya da erkek bedeni&#8230; Bunu tek başınayken daha da iyi yaparsın, karşı cinse ihtiyacın yok. Aşksız, sevgisiz seks olmaz, sekssiz de aşk, sevgi.</p>
<p>Sevişmenin temposu yükselirken, odadaki müzik de değişiyor. Türünün, ritminin önemi yok. Ritmi, ritmimde. Gözlerimiz kilitlendi. İçindeki tüm şiddetim, sertliğim, devinimlerim, gözlerinde cevap buluyor. Bedenlerimiz, ruhlarımız sevişirken gözlerimizle de sevişiyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/ruhumla-sevisemedigim-hicbir-kadinla-sevismedim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Son Mektup…</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/son-mektup/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/son-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2009 14:42:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aret'den Notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Aret'den Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=484</guid>
		<description><![CDATA[
 

Ölmekte olan bir insanın tam yanıbaşında durup onu dinledin mi hiç? Ölmek üzere olan bir insanın kaleminden çıkan son satırları okudun mu hiç? 
 
Son satırlarımı sana yazıyorum, son satırlarımı seninle son kez paylaşıyorum, son kez sana ulaştığım bu&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="font-size: x-small; font-family: Tahoma;"></span></div>
<p> </p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Tahoma;"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"><a href="http://www.aretvartanyan.com/wp-content/uploads/huge63315881.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-487" title="huge63315881" src="http://www.aretvartanyan.com/wp-content/uploads/huge63315881.jpg" alt="huge63315881" width="300" height="450" /></a>Ölmekte olan bir insanın tam yanıbaşında durup onu dinledin mi hiç? Ölmek üzere olan bir insanın kaleminden çıkan son satırları okudun mu hiç? </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Son satırlarımı sana yazıyorum, son satırlarımı seninle son kez paylaşıyorum, son kez sana ulaştığım bu anda ben çoktan o hiç bilmediğimiz, hep konuştuğumuz, korkarak ya da merakla yada umutsuzca beklediğimiz yerde olacağım. Son kez yerimden kalkmadan önce kelimelerimde cimri davranarak sana yazıyorum. Bu anın hiç gelmeyeceğini yaşayıp, bir gün geleceğini anladığım an ilk majör depresyon sürecimi başlatmıştım. Şimdi bakıyorum da gereksizmiş. Hiç de öyle korkulacak bir durum yok. Hatta sonsuz bir huzur var. Kendi isteğimle ya da ecelimle farketmez. Geçiş bir biçimde olacak. Uykuya dalmak gibi. Zaten isteyerek ölmüyor muyuz? Yaşımın önemi yok. Genç ya da yaşlı. Anlamı yok zaman hesabının, zaten zamanın kendisi bir yanılsama&#8230; 80 yaşında olup hayatının neredeyse tamamını ölü gibi yaşamışlardan da olabilirdim.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Benim için üzülme, ağlama, sıkılma.. Üzülme çünkü mutsuz değilim, mutsuz olmayacağım. Kötü birşey<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>olmadığını anlıyorum. Yarın sabah sen kalkıp hayatın girdabına girdiğinde, ben hiçbir şeyin farkında olmayacağım. En zoru şu an. Hesaplaşmalar bitmiyor. Pişmanlıklar, keşkeler, içimde kalanlar, bunlar zor. Bir an önce bitsin. Bu hesap defter içimi acıtıyor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Sevdiğim kadını bırakıyorum az sonra&#8230; Yanıma sinmiş, ses etmeden bana bakan kuyruğunu sıkıştırmış ayağımı yalayan köpeğimi bırakıyorum&#8230; Sigaramı, bardağimı, şarabımı, eşyalarımı her şeyimi bırakıyorum. Uğrunda gecelerimi verdiğim, sevdiklerimle duvarlarını boyadığım evimi bırakıyorum. Duvara çivilenmiş sözde başarılarımın belgelerini bırakıyorum. Hiçbiri benim değilmiş ki şimdi anlıyorum. Bunları yazarken basit bir insan gibi ağlıyorum. Şu an gerçekten kaybedeğim hiçbir şeyim yok. :Her şey beni kaybediyor&#8230; Giden benim. Gerçek hiçbir şey. Hiçbir şeyin gerçek sahibi değiliz kendimizden başka sanırız. Kendimizin bile değiliz. Beden kayıp gidiyor sen tutamıyorsun. Çok mu karamsarım, çok mu içini karartıyorum? Tam tersini yapıyorum. Ben boyut değiştiriken, bir kez daha seni uykundan uyandırmaya çalışıyorum. Uyanmayacağını bile bile&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Yaşamak o kadar güzel ki.. O kadar güzel. O kadar güzel ki&#8230; O kadar güzel.. Neden gidiyorsun o zaman deme. Yaşayamayacağımı anladığım için gidiyorum. Ben beceremedim belki sen becerirsin diye seninle konuşuyorum. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Kaseti başa sarsam farklı yaşar mıydım sanmıyorum. Bu saat geldiğinde söylemek çok kolay. Yaşlı birinin ah şimdi genç olsaydım demesi kadar gereksiz. Genç olsan yine aynısını yapacaktın. Hep şu olsun, bu olsun, şu geçsin o bitsin, bunu da atlatalım&#8230; Sonra bir bakıyorsun ki bu saate gelmişsin. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Bu saate geldiğim şu anda bu acımı azaltan şey yeniden yaşamaya karar versem, yeni bir kredim olsa aynı şeyleri yine yaşayacağımı biliyor olmak. Pişmanlıklar nafile, deneyim denen şey de aynı şeyleri tekrar etmekten başka bir şey değil. Mutluluk dediğin de sen üretmedikçe, sen yaratmadıkça sahip olamayacağın, asla yaşamayacağın, dışardan bekledikçe asla hissedemeyeceğin, hissedeceğini sandığın şey. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Akıllanmadan, derslerimi almadan. Yaşamak dediğin şey sadece yaşamak. Etiketler, anlamlar, içi boş büyük hedefler olmadan gerçekten yaşamak. O kadar yalın, o kadar sade, o kadar da basit. Yaşamak dediğin şey nefes almak, anda olmak, bedeninde olduğunu fark etmek. Farkındalik&#8230;Şu anda benim için bunları söylemek o kadar kolay, o kadar fark edilmiş. Senin içinse okurken aynı anlamları verecek, yerinden kalktığında mıknatıslar diyarında ordan oraya sürüklenmeye devam edecek, bu mektubu unutacaksın. Düşünerek yaşamaya çalışacağın için yaşayamayacaksın, düşünmediğin anların yaşadığın anlar olduğunu, her nefesinin yaşamın kendisi olduğunu anlayamayacaksın. Anladığın anlarda duymamazlıktan gelecek, bir şeylerle dolduracaksın. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Yarın sabah kahve fincanım ne yapacak, kimler ondan kahve içmeye başlayacak..Masama kimler oturacak? Kıyafetlerim ne olacak? Sevdiğim ne yapacak? Fotoğrafıma bakıp ağlayacak, cansız bedenime son bir kez sarılacak, beni uğurlayacak. Sonra mıknatıslar diyarına geri dönecek. Ağlayacak, geceleri beni özleyecek. Sonra yılda bir kez ziyaret edeceği yeni evime gelmeye başlayacak. İstediğinde de yanıma gelecek. Ecel ya da kendi tercihin ikisi de aynı kapıda&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Dönüşü olmayan bir noktadayım. Günahlarım, dibine kadar battığım günahlarım, çelişkilerim, kendime itiraf etmekten korktuğum sapkınlıklarım, yalnızlığım, çocukluklarım, benim yarattığım duygularım, hepsi benimle geliyor. İçimde olanlar benimle geliyor, dışardaki her şey burda kalıyor. El değiştiriyor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Bitti&#8230; Hepsi bitti. Korkularım, yarın sabah için taşıdığım endişelerim, gelecek yılımı şekillendirme çabalarım&#8230; Hepsi bitti. Tüy kadar haififmişler. Hatta yokmuşlar. Ben yaratmışım. Gerçek olan tek şey yaşamanın kendisiymiş. Katıksızca yaşamak. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Uçaktan paraşütle atladığında aşağı doğru boşlukta sürüklenirken yaşadığın boşlukmuş yaşamak. Varlığınla yol almakmış&#8230; Yaratmaya, anlamlandırmaya çalışmadan&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Dünya, evren o kadar güzel, o kadar kusursuz&#8230; Ormanı yakıp, yıkıp, yok edip, üzerine şehirleri kurduğun andaki tek gerçek o ilk açtığın arsa.. Üzerindeki her şey ıvır zıvır, senin yarttıkların&#8230; Bizim için de aynısı. Arsa senin özün. Duyguların, hırsların, öfkelerin, korkuların, endişelerin, heveslerin, ruhunu doldurduğun ıvır zıvır şehir objeleri&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Şehrin içindeki çiçeği, asfaltın kenarındaki uğur böceğini, &#8230; Sevdiğinin kaşının, gözünün, insanca ıvır zıvırının ardındaki özünü, salt onu&#8230; Sana aldıklarını, verdiklerini, sağladıklarını değil saf sevgiyi&#8230; Bunları gördüğün anlar yaşadığın anlar&#8230; Ben bunu şimdi anlıyorum. Benim için artık geç. Senin için henüz değil. Yaşamanın, dünyanın, evrenin taşıdığı pozitif enerjiyi, kusursuzluğu, bütünlüğünü anlaman için geç değil. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Ben gidiyorum. Tatildeyken yeniden işe gitmeye başlamamak için zamanı sayarsın ve her bir saat çok değerli yaşanır. Sevgilinin koynundaki her dakika sayılı gelir, bitmesini istemezsin, saniyeyi bile saymaya başlarsın&#8230; Ben de kalan saatlerimi sayıyorum. Ben eceli beklemeyeceğim: Ecel kapıya geliyor. Taksiden indiği an geldiğinde beni burda bulamayacak. Canı sıkılmış, yolunu uzatmış, bana geleceği zamanı unutmuş olsa bile gelmeyi hatırlayıp geldiğinde beni bulamayacak. Şu anda kalan her saatim çok güzel. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Çocukluğum, annem, öğretmenim, ilk aşkım, gençliğim, ilk otomobilim, babam, kadınlarım, tek kadınım, zorluk sandığım sorluklarım, çıkmaz sandığım sokaklarım,.. Film şeridi deikleri buysa çok matah bir şey değil. Son bir kez daha tüm başımdan geçmişliklere sahip çıkma bencilliğinden başka bir şey değil. Anılarımızı sahiplenmek adında sonbir işlem adına. Onlar benim, benim, hepsi benim,.. Bok senin&#8230; Hiçbir şey senin olmadı. Her şeyin senin olmasını istediğin, her el attığın şeyin senin yarattığın, sana ait olan olmasını istediğin için yaşayamadın, yaşayamıyorsun zaten. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Şimdi hazırlanmam lazım. Yaşarken başaramadığım anda olma halini bari giderken yaşamak, ölümümün farkında olarak ölmek Camdan baktığımda çok komik geliyor her şey. Ordan oraya giden insanlar&#8230; Makinelerin, materyallerin içinde boğulan insan. Başımı kaldırıp gökyüzüne bakıyorum. Kozmik bilinç orda duruyor. Aşağı bakıyorum küçükken yaptığım maket şehirler, yukarı bakıyorum sonsuzluk, boşluk, gerçek&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Aşağıya bakıyorum, hey siz, yukarıya bakarak aşağıda olsanız aşağısı sizi değil, siz aşağısını yöneteceksiniz. Sahip olduğunuzu sandığınız her şey size sahip&#8230; Sevgiline sahip olduğunu sandığın an bile&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Şimdi yeniden aşağı inebilirsem her şeyle dalga geçerdim. Her şeyle&#8230; Kornaya basan şöförden işyerindeki raporlara, faturalardan kredi kartı ekstrelerime kadar her şeyle&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Bana kızıyorsun belki, belki kıskanıyorsun. Ben özgürlüğe gidiyorum. Sevgilim ağlama, sevgilim üzülme,.. Paraşütümle boşlukta süzülüyorum. Bir tepenin zirvesinde kollarımı iki yana aşıp rüzgarla konuşuyorum, yüzümde, tenimde evrenin, Kutsal Ruh’un dokunuşunu yaşıyorum.. İlk kez benimle buluşuyorum. İlk kez bu son saatte kendimleyim, sadece ben olarak, sadece kendimleyim.. Trajik, bir o kadar komik&#8230; Son anda, son saatte bunu yapabiliyorum. Bunu bir kez daha yapmıştık biliyor musun? </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Ne zamandı tahmin et. Çocukken&#8230; Çocukken de rüzgarı gerçekten hissedip, parmağını ağzına sokup gerçekten yaşıyordun. Olması gerektiği gibi&#8230; Ne eksik ne de fazla&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Sonra koskocaman bir karanlık boşluk. Son saatte yeniden yaşamak. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Dediğim gibi şimdi hazırlanmam lazım. Köpeğimle vedalaşacağım. Sonra benimle olan her şeye teşekkür edeceğim. Minnetimi paylaşacağım. Bütün gün onlarlayken onları hiç takdir etmedim. Yediğim yemeğe, içtiğim suya bile.. Ne diyorum ki ben.. Anneme, aileme, sevdiğim kadına bile minnetimi sunamadım. Onlar zaten benimdi, benim için vardı ya sanki. Hah&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Buraya kadar okuyup gelmiş olmana da minnetarım. Biliyorum söylemeye çalıştığımı yapamayacaksın. Ama hiç olmazsa arada bir de olsa paraşütle atla boşluğa&#8230; Biraz dur bu mektubu anımsa&#8230; Bu mektubu anımsarken çocuğuna, annene, sevgiline sarıl&#8230; Bu mektubu anımsayarak elmayı ısır&#8230; Bu mektubu anımsayarak arabanı sağa çek bir çiçeğe dokun&#8230; Bu mektubu anımsarken başını yukarı kaldır göğe bak.. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Ben oralarda bir yerde olacağım&#8230; Ya da tam yanıbaşında&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Tahoma;"> </span></div>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Tahoma;"> </span></div>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Tahoma;"> </span></div>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Tahoma;"> </p>
<p></span> </p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/son-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayat Dediğin Nedir ki? / Oya Koçak</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/hayat-dedigin-nedir-ki-oya-kocak/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/hayat-dedigin-nedir-ki-oya-kocak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 20:26:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[sizdengelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=454</guid>
		<description><![CDATA[Hayat dediğin nedir ki?Bazen bir iki damla gözyaşı,bazen unutulmuş özlemler ve bazen de duyulmayan çığlıklar…Hayat dediğin nedir ki?Sevmek,sevebilmek,sevilebilme ve bazen de nefreti duyabilmek…Ama en acısı pes etmek belkide…Hayat dediğin nedir ki?En zor anlarınde her şeye rağmen gülümseyebilmek canını acıtan her&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat dediğin nedir ki?Bazen bir iki damla gözyaşı,bazen unutulmuş özlemler ve bazen de duyulmayan çığlıklar…Hayat dediğin nedir ki?Sevmek,sevebilmek,sevilebilme ve bazen de nefreti duyabilmek…Ama en acısı pes etmek belkide…Hayat dediğin nedir ki?En zor anlarınde her şeye rağmen gülümseyebilmek canını acıtan her ne varsa tüm gerçekliğiyle kabul edip tutunabilmek…yeniden başlayabilmek elindekilerle&#8230; yap bozun parçaları gibi birer birer her şeyi yerli yerine koyabilmek…Hayat dediğin nedir ki?İçinde kaybolduğun çıkmaz sokaklar mı…yolun sonunu görmeden gidebilmek mi…ya da bir bilmece karesinde yer almak mı?<br />
Hayat dediğin nedir ki?Söyleyebilmek mi içindeki tüm gerçekleri korkusuzca sonuçlarını hiç düşünmeden senden neler götüreceğini umursamadan bir anda haykırabilmek mi…Boğazına düğümlenen diline gelipte hep yuttuğun cümleleri bir bir dile vermek mi?Yoksa umarsızca gözlerine perde çekerek susabilmek mi?<br />
Hayat dediğin nedir ki?Bir tarafta ağlayan bir tarafta gülebilen ve ortada durup nedir bu?diyip,anlamaya çalışmak çözebilmek mi gözlerde ki sırları…Vakti geldiğinde elini taşın altına koyabilmek mi hiç düşünmeden her şeyi göze alabilmek mi…Yalanlarla beslenip ve her gün büyüyüp insanı içine çeken girdabın içine korkusuzca dalıp mücadele edebilmek mi?Hayat dediğin nedir ki?Seviyorum derken gözlerine bakıp içindeki aşkı görebilmek mi yoksa yalanlarla yürekleri acıtabilmek mi hiç düşünmeden yıkabilmek mi en masum duyguları…Berrak suları bulandırıp saflığın simgesi beyazı karalamak mı?<br />
Hayat dediğin nedir ki?Kendimizi içinde bulduğumuz kalıplar mı yoksa bu kalıplardan sıyrılmaya çalışmak mı?Yoksa kırılıp incinmekten korkup etrafımıza ördüğümüz duvarlar içinde yarattığımız bu dünyada boğulurken nefes almaya çalışmak mı?<br />
Hayat dediğin nedir ki?Akıp giden zaman mı?Bizden götürdüklerini geri almaya mı yada yerine yenilerini koymaya çalışmak mı?Elimizdeyken değerini bilmeyip kaybettiklerimize üzülüp pişman olmak mı yada bunlardan ders alabilmek mi?<br />
Hayat dediğin nedir ki?Uzayıp giden yollar mı gidipte dönmeyenler mi bekleyipte özlediklerimiz mi?Ya da neyi niçin beklediğini bilmeden beklemek mi?<br />
Hayat dediğin nedir ki?Bitmek tükenmek bilmeyen bir boşluğun içinde kendini bulabilme çabası içinde olmak mı? Ve kendini bulmaya çalıştığın cevapların içinde kaybolduğun sorular mı?ve en sonunda uzaklarda sandığın oysa ki hep içinde taşıdığın ışığı görebilmek mi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/hayat-dedigin-nedir-ki-oya-kocak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düş Krokileri / Taylan Özkan</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/dus-krokileri-taylan-ozcan/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/dus-krokileri-taylan-ozcan/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 20:23:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[sizdengelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=450</guid>
		<description><![CDATA[Böyle olmalıydı hayat diyerek hazırlanmış düş krokileri bulunuyor yüksek rakımlı, az bakımlı evlerde. Hafızalara kazınmış kaybedişler. Gözaltında kaybolmuş bir kozmetik ürünü hayat. Sürersin, gömersin geçer gider..
Bir belediye anonsu köy kentin semalarında. Sayın vatandaşlara önemle arz edilen önemsiz cümleler dalgalanıyor&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Böyle olmalıydı hayat diyerek hazırlanmış düş krokileri bulunuyor yüksek rakımlı, az bakımlı evlerde. Hafızalara kazınmış kaybedişler. Gözaltında kaybolmuş bir kozmetik ürünü hayat. Sürersin, gömersin geçer gider..</p>
<p>Bir belediye anonsu köy kentin semalarında. Sayın vatandaşlara önemle arz edilen önemsiz cümleler dalgalanıyor kulaktan kulağa. Kar yağıyor saçkırandan muzdarip şehrin parçalı bulutlu saçlarına. Halkı hayattan soğutma cezası verilmiş bir mahkum izliyor parmaklıklar ardında beyaz şöleni. Pencereyi açıp kollarını uzatıyor, avuçları gökyüzüne selamda. Sevgilinin saçları gibi süzülüyor tenine kar taneleri, eriyor tüm hayalleri.</p>
<p>Özgürlüğün tadını çıkarıyor şehrin italik duruşlu erkekleri kaldırımlarda. Oysa yazı gibi yaşam da imlaya gelmez. Düzene sokulan kelime ne derece yapaysa, anlamsızsa, düzene sokulan insan da öyle. Bordrolarla hizaya geçmiş mahlukatların oksijen tüketmesi dururken, ineklerin metan gazlarına takılarak dünyayı güzelleştireceğini sanan kilim adamları örmeye devam ediyor duvarları.</p>
<p>Adres soruyor takım elbisesinin altına kravatı görünecek şekilde gri süveter giyen ve sırf bu kılıktan dolayı beni betimleyeme küstüren adam. Sanki varacağı adres hayatında kelebek etkisi yaratacakmış gibi yönlendirilmek istiyor. Oysa her sokak çıkmaz. Çıkarsa hayat olmaz..</p>
<p>Fırça atıyor ayaklara en kral fetişist gibi bir ayakkabı boyacısı. Zevk değil, ekmek parası için. Ocağına çam ağacı dikmişler yeni yılda. Süslemişler en gerçekçi acılarla. Yalnız en üste bir sevda oturtmuşlar hafifletsin diye hüznü. Gece olunca karısının beleş bedenine boşaltıyor tüm yorgunluğunu..</p>
<p>Ve bir kadın yatağının yalnızlığında düşlüyor sevgilisinin uzak bedenini. Kim bilir kaç alarm erteledi bölünen rüyaya içerleyip. Hep bir kalkış saati var düzen adına, oysa ne uçaktı ne tren, insandı bahsi geçen..</p>
<p>Güneşin tersten doğuşu olacak seninle başlayan günün sabahı. Kızıla boyanmış denizlerde yakacağız özlemden kanser olmuş hücrelerimizi, alevler yakamoz yapacak. Bir elimizde kahve, diğerinde geçmişimiz gibi acı çikolatalar. Kahkahalarımız delirtecek zamanı. Nasıl da gerçek gibi anlatıyorum aslında gerçek olan rüyamı..</p>
<p>Uzun zamandır rüya görmüyorum. En son piercingli, küpeli bir dede görmüştüm eksi kırk dokuzluk bir soğuklukta. Asasını sallayıp bağırıyordu; “Kanımın özünü hazmedemeden kusmuşlar, yeri gelmiş ahkam kesip durmuşlar, önce gülmüş, sonra fesat bakmışlar.. Yazık, tüm soysuzluklarıyla soyuma isim olmuşlar.” İnsanın kendi yaşlılığını görmesi ne tuhaf!</p>
<p>Hiç gündüz tarifesi açtırmadım hayatımda. Belki de o yüzden yüklü geliyor hüzünler. Yalnızlıkla pişiriyorum beynimi. Yıllardır doğum günlerimi hatırlayan sadece bankalar ve fatura ödediğim kuruluşlar. Bir de göz yaşlarımdan arta kalanlarla elde edilmiş bir yaş pastayı bilinçsizce önüme koyan ve ısrarla tarih sahnesinden silinmiş “mutluluk” temennisini beynime matkap gibi sokan ailem. Nice sahte yıllara!</p>
<p>Hayat bir sınavsa bilmek istiyorum, orta yaş başarı puanım kaç? İleriki yaşlara adımlarımı ne kadar etkiler? Geçmişim ek puan olarak yansır mı ruhuma? Şayet manuel ölümü seçersem kadro verilir mi cennet bahçesinde? Yürütmeyi durdurma kararı alıyorum, zaten yürütülecek bir yanı da yok bu saçmalığın.</p>
<p>Saçmalık dedim de, sahi, bu şehirde benden başka aşık yok mu, neden erimiyor hala karlar? Ateşsiz aşk mı olur? Her şey de devletten beklenmez ki, dağıtılan kömürler ne oldu? Yok yok, bahanelerle kendimizi kandırmayalım. İşin doğrusu; İki sevgili bir aşk edemedik..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/dus-krokileri-taylan-ozcan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seçimlerim / Melike Atacan</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/secimlerim-melike-atacan/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/secimlerim-melike-atacan/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 20:22:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[sizdengelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=448</guid>
		<description><![CDATA[Seçimlerim; farkında olmadan yaptığım ve beni bu noktaya getiren seçimlerim.. Bulunduğum yer çok yüksekte, ona hak etmediği kadar kötü davranıyorum..herkesin imrendiği bu nokta bana yetmiyor..ne garip çelişki.. Hırslarımı kontrol edemiyorum. Tembelliğim baki, ertelemelerim de&#8230;.Lakin planlarım çok farklı..Hedeflerim var boyumdan büyük,&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Seçimlerim; farkında olmadan yaptığım ve beni bu noktaya getiren seçimlerim.. Bulunduğum yer çok yüksekte, ona hak etmediği kadar kötü davranıyorum..herkesin imrendiği bu nokta bana yetmiyor..ne garip çelişki.. Hırslarımı kontrol edemiyorum. Tembelliğim baki, ertelemelerim de&#8230;.Lakin planlarım çok farklı..Hedeflerim var boyumdan büyük, gerçekleşeceğine gönülden inandığım..o hedeflenene ulaşacağım alnımda yazılı da sanki ruhumun huzuru bulması yazılı değil..ruhum bu akvaryumdan çıkabildiği zamanlarda kendini dinlemesin diye başka bir akvaryum buldu kendine..Kaçıyor hızla ve kentin kalabalığına, gürültüsüne kendini bırakıyor. O yüzdenki kırsal alanda yaşayamaz, o yüzdenki boğulup ölücekmiş gibi hisseder kendini bi an duracak olsa&#8230;</p>
<p>Giriş, gelişme, sonuç olamadı hiç yazılarımda.. Konuyu açıklamadan, onun içinde buluverirsin kendini, tam ne olduğunu anlamaya çalışırkende kayboluverirsin.. gelişim olur çelişim.. sonuç zaten hiç olmadı. Eminim bir sonuç olsaydı başlangıcı da olmazdı çünkü..</p>
<p>Beklemiyorum anlamanı. Anlama da zaten.. Ben işte içimde tutamadığımda sözcüklerimi rasgele saçıyorum böyle.. bi daha dönüp bakmıyorum.. bakınca canımı acıtıyor.. en büyük zaafım oluyor..</p>
<p>Kimseye kendini böyle açamazsın.. bilirsin zayıf olan ezilir..hayvanlar diyarının kuralları düşünen hayvan olan insanların dünyasında da geçerli.. içgüdü işte engel olunamıyor&#8230; ruhuna işlemiş bi kere.. o yüzden hep yalnızız.. zayıflığınla seni kabul edebilen bir başka yaratık yok.. çünkü bu kabul onu aslında varlığını bile neredeyse unuttuğu kendi zayıflığıyla karşılaştırır, işte bu noktada da senden yani kendinden kaçmaya başlar..sana da cevapsız soru işaretleri bırakır aceleyle kaçarken.. sıradan insanlar böyle yaşar gider.. Daha acısız daha güvenli sığ alanda olmalılar, açılırlarsa ne olcağı bilinmez çünkü.. Ölümden de bu yüzden korkmaz mı insan.. Hesap vericekmiş gibi yaşamaz, cennete cehenneme de inandığı yoktur aslında, ama korkar düşünmekten bile ölümü çünkü bilir ölümle gelen tek gerçeğin bilinmeyene yolculuk olduğunu&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/secimlerim-melike-atacan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kibir / Caner Doğruyol</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/kibir-caner-dogruyol/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/kibir-caner-dogruyol/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 20:21:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[sizdengelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=446</guid>
		<description><![CDATA[Güneşli günlerde herkes ışık saçar ; ancak önemli olan fırtınalı günlerde ortaya çıkan gerçek benliğimizi görebilmemizdir&#8230;
&#8230;
Zorluklar, sürprizler, sıkıntılar, ıkıntılar, kahkahalar ve nankörlükler gibi körlükleri içinde barındıran hayat yalnız yaşanmıyor. Sığınmak, sahip olmak, birlikte adım atmak gibi duyguları insanoğlu&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güneşli günlerde herkes ışık saçar ; ancak önemli olan fırtınalı günlerde ortaya çıkan gerçek benliğimizi görebilmemizdir&#8230;<br />
&#8230;</p>
<p>Zorluklar, sürprizler, sıkıntılar, ıkıntılar, kahkahalar ve nankörlükler gibi körlükleri içinde barındıran hayat yalnız yaşanmıyor. Sığınmak, sahip olmak, birlikte adım atmak gibi duyguları insanoğlu insana kazandırıyor. Klasik bir düzeni var bence hayatın. Sorunlar da çukurlar da ödüller de güzellikler de insanın kaderine karşı hükmetme yeteneğinin yeterliliğinin hangi ölçüde olduğunun bir sonucudur. Bu klasik düzende her şey çok nettir. Sadece aslolan bencillikten mümkün olduğunca uzak durabilmektir. İnsan kendi çıkarlarını, ortak çıkarlarını tabiî ki korumalıdır; ancak unutulması gerekenleri de unutmalı, hatırlanması gerekenleri hatırlamalıdır. Değişenleri görebilmelidir ve ders alınması gerekenleri de idrak edip reddetmemelidir. Yani kendisi olmayı bilen ve dünyanın kendisi etrafında dönmediğini, iletişimin ne anlama geldiğini gören insanı hayatın bu klasik düzeni sadece yorar.</p>
<p>İletişim bozukluğu (!) Bence bir insanın tüm sorunlarının kaynağı olan konunun başlığıdır. Bencillik ile beslenen, ben bilirim felsefesini düzeninin resmi dini olarak kabul etmiş insanların sürekli yaşadıkları bu sorun, çevresindeki insanların onlara karşı olan tutumlarının renk değiştirmelerine ve maalesef idare edilmelerine ya da dışlanmalarına sebep oluyor. Ortası olmayan hayatın olmazsa olmazları arasındaki uyum kavramını hiçe sayıp yukarıda ifade ettiğim şeylerle yaşayanların karşılaştıkları durumlarda da genelde herkes çıkarcı bir ben doğruyum rolüne bürünmüş oluyor. Böylece, maalesef, içlerindeki iyilik tohumunu da köreltiyorlar. Kimse mükemmel değildir. Bu bence evrensel bir gerçektir. Ama olması gerekenler ile dinlemenin, konuşmanın azizliğini de reddetmek olmaz.</p>
<p>Sorunlar, alınganlıklar, beklentiler vb. kavramlar durdukları yerde içi dolan kavramlar değildir. Bu kavramların istenilen boyuta ulaşması için ifade edilmesi gerekir. Buradaki ince ayrıntı da ikili ya da çoklu iletişimin gerçekleştiği ortamlarda diğer insanların da fikirlerinin olabileceği gerçeği ve duyguları ile niyetlerinin de varlığının göz ardı edilmemesi gerektiğidir. Önemli olan neyi nasıl söylediğidir. Kendi isteğini ifade ederken illa da benim istediğim olsun tutumu sürekli bir karakteristik özelliğe dönüşürse ve bir insan, ikaz edilmesine rağmen ikazlarını karşıt fikir olarak görürse yapacak ne olabilir ki ? Hayat tek başına yaşanmıyor.</p>
<p>Peki bu tarz birine kör kütük aşık olan biri ne yapmalı ? Bunları görüp analiz etmeli.<br />
Bu söylediğim zor bir şey; ama bunu denemeli ve içindeki umudunu da yitirmemeli. Ona bir süre vermeli kendince. Eğer o süreye kadar da değişen hiçbir şey yoksa süre dolduğunda yaşanan her şey için güzel bir teşekkür etmeli ve aşkını ( zor da olsa ) kalbine gömüp gitmelidir. Çünkü yapacak başka bir şey kalmamıştır. Çiftler saygı ve sevgiyi kriter alıp birbirlerine verdikleri değerleri birbirlerine hissettirmelidir. Bu söylediklerim zor şeyler, biliyorum. Ama uygulaması zor da olsa imkânsız olan şeyler değildir. İnsanlar ne yaparsa kendileri, kendilerine yaparlar. Yaşanmış kötü şeylerin kalması gereken yerde kaldığına inananlar, geleceğin geçmişin devamı olmadığını düşünenler ve fotoğrafın geneline bakarken iğneyi kendine batırmayı becerenlerin ve aksini idea edenlerin oluşturdukları çevrede kazanansa sizce kimdir ? Hepimiz haklıyız diyip yolumuza giderken vicdan azabı çekmeyi Allah kimseye nasip etmes in desem de maalesef pişmanlıklar bu hayatın önemli bir parçası; ama son pişmanlık fayda etmiyor. Dediğim gibi kavramlar çok basit. Netliği de ortada ama ah şu bakış açıları ve insanın egosu var ya! Eminim bu yazdıklarımın hepsini herkes çok iyi biliyordur. İşte ben bunlara rağmen hala basit olanı yapmak çok zordur diye düşünüyorum. Laf değil icraat diyorum. Ve ekliyorum; kullanma kılavuzunu okumamaya direttiğimiz şu oyun kafamıza göre oynanmıyor maalesef.. Kavga etmeye ne hacet . Zaten hamurumuzda var özgür irade ve kibir … Bu arada kibir şeytanın en sevdiği günahtır …</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/kibir-caner-dogruyol/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gün mü doğuyor? / Dinçer Maden</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/gun-mu-doguyor-dincer-maden/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/gun-mu-doguyor-dincer-maden/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 20:20:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[sizdengelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=442</guid>
		<description><![CDATA[Gün mü doğuyor?Yoksa gecemi batıyor!İlişkiler mi kanıyor yoksa insanlarmı ?Hep kızarım maskeli yaşamlara&#8230;Aşk&#8217;ı yaşamak yerine sadece oynarız&#8230;Ya duygusal sevgiliyi takarız yüzümüze ya umursamaz aşığı&#8230;Kaçımız denedik gerçek yüzümüzle aşık olmayı&#8230;Kanayanyaralarımızı göstermeyi,yüreğimiz yandığında sevgiliye koşmayı&#8230;Kaçımız başardık &#8220;seni özlüyorum&#8221; demeyi&#8230;.Hep yasaktı bu cümleler..Hele&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gün mü doğuyor?Yoksa gecemi batıyor!İlişkiler mi kanıyor yoksa insanlarmı ?Hep kızarım maskeli yaşamlara&#8230;Aşk&#8217;ı yaşamak yerine sadece oynarız&#8230;Ya duygusal sevgiliyi takarız yüzümüze ya umursamaz aşığı&#8230;Kaçımız denedik gerçek yüzümüzle aşık olmayı&#8230;Kanayanyaralarımızı göstermeyi,yüreğimiz yandığında sevgiliye koşmayı&#8230;Kaçımız başardık &#8220;seni özlüyorum&#8221; demeyi&#8230;.Hep yasaktı bu cümleler..Hele birde aşkın içine &#8220;t&#8221;eknoloji&#8221; girince seni seviyorum odsu &#8220;s.s&#8221; Ama nerden bilirdik ki &#8220;s.s&#8221; ye bile hasretkalacağımızı&#8230;artık sevdalılar kulaklarına fısıldamıyorlar &#8220;seni seviyorum&#8221; diye&#8230; bir mesaj olay bitti&#8230;Biten birşey var doğru &#8220;aşk hayatı&#8221; bitti&#8230;Yürekler artık bir başına tek başına&#8230;.Sevdalar aşklardan uzak Söylesene bana en son ne zaman sevgilinin gözlerine bakarken ruhun onunla sevişti?Kaç kez yan ına gidip ağlayabildin?Çok derin örnekler sayılmaz ama &#8220;aşk&#8221; yüzeyleştikçe bu örnekler bile derinleşiyor işte&#8230;.</p>
<p>Oturup ağlayalım mı, yok yok ağlamaya gerek yok&#8230;.Gözyaşları aşkın kristalleridir&#8230;boşa harcanmaz&#8230;Şöyle bir başımızı eğelim takkemizi alalım önümüze bir düşünelim&#8230;Acaba özleyebiliyor muyum ?yapaymıyım&#8230;Bir test değil, aşkın testi değil, kendi iç savaşımız diyelim buna&#8230;Yürekliysen yaparsın&#8230;Kendinden başlarsın acaba gece yastığa başını koyduğunda aklına o geliyor mu?Başkasıyla düşündüğünde onu, içinden neler geçiyor küfür savurmak geliyorsa aklına, bağırmak geliyorsa eğer aşka yazık olmuştur derim ben&#8230; Oysa sevmek sevdiğini yanında görmek değildir, sevmek sevdiğinin mutlu olduğunu bilmektir&#8230;.Bunu atlamışsındır&#8230;</p>
<p>Devam edersin geceye başın yastıkta yüreğin aklında;Kendi ölümünü düşünürsün Arkanda bıraktığın gözü yaşlı insanları ve en ön sırada sevgilini eğer ağlarken değilde dimdik ayakta hayal edersen ilişkinin güvenini görürsün&#8230;İlişkiler güvende gizli bilirsin bunu eminim&#8230;.</p>
<p>Birde zaman kavramı var es geçtiğimiz hep yarın dediğimiz&#8230;Yada keşke dünde olsaydı dediğimiz, biz bu &#8220;yarın&#8221; ve &#8220;dün&#8221; kavramlarına aşkısıkıştırdıkça &#8220;bu günü&#8221; bu anı yaşayamıyoruz ki..Yarın geç olmadan herşey bu gece çölüzmeli yatağımızda ve hesap verdiğimiz mahkemenin savcısıda biziz yargıcıda&#8230;</p>
<p>Doğru olmalı tutanaklarımız kendimize karşı dürüstsek tahliyemiz çıkar korkmayın&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/gun-mu-doguyor-dincer-maden/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sen Hoşçakal, Ben Merhaba / İnci Tanesi</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/sen-hoscakal-ben-merhaba-inci-tanesi/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/sen-hoscakal-ben-merhaba-inci-tanesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 20:18:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[sizdengelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=440</guid>
		<description><![CDATA[aşk;
eğer ki dokunmaksa gökyüzüne
ya da her hangi bir martının her hangi bir kanadının ucuna tutunarak yaşamaksa eğer aldığın her yudum nefesi;
ya da içine çekmekse toprak ananın bahar kokan sevdalarının o içli türkülerini&#8230;
ve seni sen de ama&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>aşk;<br />
eğer ki dokunmaksa gökyüzüne<br />
ya da her hangi bir martının her hangi bir kanadının ucuna tutunarak yaşamaksa eğer aldığın her yudum nefesi;<br />
ya da içine çekmekse toprak ananın bahar kokan sevdalarının o içli türkülerini&#8230;<br />
ve seni sen de ama sensiz yaşamaksa aşk;<br />
üç harf tek kelime anlatırdım o zaman kendimi sana;<br />
a*ynaya baktığında yansıyan bir sen daha görüyorsan orda&#8230;<br />
ş*avkını sulara emanet bırakmış bir lotussam hoyrat bakışlı rüzgarlarda&#8230;<br />
k*okunu taşıyorsam hala cebimde;<br />
&#8230;<br />
bil ki aşkın dokunamadığı bir gökyüzü ve kokusunu duyamadığı bir sen daha yok bu dünyada&#8230;<br />
aşk*ın en saf en temiz ve en çocuksu hali;<br />
gözlerinden öperken gün*den yalnızlığı esir alan gece;<br />
ben burdayım&#8230;.<br />
sensizliğe müebbet bir ben hala seni beklemekte<br />
bunu sakın ama sakın unutma&#8230;.<br />
aşk*ın en saf en temiz ve en çocuksu hali;<br />
yüreğinden öperim;<br />
sen hoşçakal ben merhaba&#8230;..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/sen-hoscakal-ben-merhaba-inci-tanesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Teması Aşk / Zeynep Tetik</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/temasi-ask-zeynep-tetik/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/temasi-ask-zeynep-tetik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 20:16:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[sizdengelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=436</guid>
		<description><![CDATA[Aşk üzerine neler yazılmadı ki şiirler, filmler, diziler,romanlar, içinde yaşanmışlık hikayesi olan nice şarkılar.. Aşk iyi bir ilham kaynağı birçok şey için.. Ve aynı zamanda birçok şeyin pazarlamasında rol oynuyor. “Sonsuz aşk” nereye koyarsanız koyun iyi satıyor. Hele bir de&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşk üzerine neler yazılmadı ki şiirler, filmler, diziler,romanlar, içinde yaşanmışlık hikayesi olan nice şarkılar.. Aşk iyi bir ilham kaynağı birçok şey için.. Ve aynı zamanda birçok şeyin pazarlamasında rol oynuyor. “Sonsuz aşk” nereye koyarsanız koyun iyi satıyor. Hele bir de çarpıcı bir hikayesi varsa.. “Issız Adam” Çağan Irmak’ın son filmi .. Gidenleriniz olmuştur. İnanılmaz bir duygusu var filmin. Çok gerçek ve herkesin hayatlarından kesitleri olan bir film. Müzikler deseniz o kadar başarılı ki filmle çok iyi bütünleşmiş tüylerinizi diken diken ediyor adeta.. Finalde, ayrılan ve yıllar sonra karşılaşan iki sevgilini birbirlerine aşkla , ama kavuşamama duygusuyla sarılması yıktı geçti.. Öyle dünyanın bütçesini ayırıp saçma sapan filmler yerine böyle ufak bütçelerle neler yapılabilir bunu gördük ve bunu istiyoruz..Zaten içinde aşk olmayan hiç bir şey başarılı olamaz diyorum. Komed i filmleri çok görür olduk değil miı son zamanlarda .. Aşk filmleri her zaman olmalı!-Ve yaşatmalı, hatırlatmalı insanların içinde bir köşesinde olan aşk kırıklarını..<br />
Aşk üzerine çok düşünmüşümdür. Var mı sonsuz aşk mesela? Yaşanılabilir mi gerçekten? Hani derler ya nerde o eski aşklar? Haklılar mı? Yoksa magazin sayfalarında okuduğumuz aşk adı altında yaşanan ünlülerin tek gecelik hikayelerinin bir sonucu mu insanların düşüncelerini değiştiren zamanla ve aynı zamanda kötü bir örnek olan insanlara.. Geçmişten bu yana değişen neydi? Ben o aşk gerçek değilse adı her neyse gerçek olmayan aşktan kalanı(…) istemeyenlerdenim. Aşk yoksa yalnız olayım daha iyi yani..Adı olmayan ilişkiler, sadece yatakta söylenen güzel sözler, yoktan yere küsüp barışmalar, günü birlik yaşananlar ve sürekli aşık olanlar..aşk adı altında reel olmayan herşey yani.. kendini kandırmak ya da o şekilde tatmin oluyor olmak.. Aşk bu kadar basit değildir. Aşkı sıradanlaştırmaktır bu! Hatırlıyorum da; Okan Bayülgen tam da Sevgililer Günü&#8217;nde ne de güzel söylemişti. Aşk, bir hastalıkl� � durumdur diye. Normal bir şey değil ki, aşk. Kendini değil de bir başkasını bu kadar düşünmek, onun için her şeyi yapabilecek duruma gelmek, uğruna ölmek, öldürmek,&#8230; İnsanın iliklerine kadar işleyen bir duygudur. Zamanla oluşur ve güçlenir. İlk görüşte sadece hoşlanır onu tanıdıkça beraber oldukça aşık olduğunu anlar insan. Ve gerçek aşk öyle bir şeydir ki, ayrılsanız bile o hep mutlu olsun istersiniz. Zaten aşk bitmez bence sadece yarım kalır.. Mesela, Sevdiğinin bir başkasına ait olduğunu bilme hissi! Hissedenleriniz var mı bilmem ama çok acıdır, acıtır! Yine de kimle olursa olsun yeter ki mutlu olsun der gerçek aşık insan! Arkasından hakaret etmez. Çünkü bu kadar çabuk nefret edilmez. Mümkün değildir eğer gerçek aşkı yaşıyorsanız!<br />
Ayrılıkların da bir anlamı olmalı ilişkilerde. Sayısız nedeni olabilir. Bitecekse eğer bir sebepten, insanca bitirmeli derim. (gerçek aşkların bitmemesi en büyük dileğimiz!) geçenlerde konuştuk arkadaşlarla bunun üzerine.. Hepimiz aşk acısı çekmiştik. Bir arkadaşım Sevgilisiyle yollarını ayırmıştı. Üzgündü, sinirliydi ve de kırgındı! Sevdiğinin arkasından tek bir kötü söz söylememeyi tercih ediyordu. Hayranlıkla baktık ona. Arkadaşım aşık tı ve bunun bir ömür sürmesini istemişti. Olmayacaksa sürdürmenin de bir anlamı yoktu. Ama adam “beni bırakma” diyordu? Neden biliyor musunuz? Çünkü acıtan kendisi olmalıydı ve hakaret ederek, acıtarak geçmişin güzelliklerini yok ederek hiçe sayarak gitti!<br />
Eyyy aşk nerdesin? Seni bu kadar ulaşılmaz yapan ne?<br />
Aşk üzerine birkaç not çıktı karşıma nette ve paylaşmak istedim diyor ki;</p>
<p>Yalnız olanlara:<br />
Aşk bir kelebek gibidir, peşinden koştukça hep senden kaçar.en iyisi bırak uçsun, inan ki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna dokunuverir. Aşk mutlu eder, bazen de üzer ama aşk özeldir.</p>
<p>Sevgilisi olanlara;<br />
Aşkın amacı birileri için “mükemmel insan” olmak değildir, seni mükemmelliğe en çok yaklaştıracak insanla olmaktır.</p>
<p>Çapkınlara;<br />
Sevmediğin birine asla “seni seviyorum” deme.. içinde olmayan duygulardan varmış gibi söz etme. Kimsenin hayatına kalbini kırmak için girme. sevgi dolu bakan gözlerle asla yalan söyleme. Çünkü birine verebileceğin en büyük acı, aşık olmadığın birini kendine aşık etmektir.</p>
<p>Evli olanlara:<br />
Seven insan “senin hatan” yerine “özür dilerim” diyendir. “neredesin” yerine “ben buradayım” diyendir. “Nasıl yaparsın” YERİNE, “NİYE yaptığını anlıyorum” diyendir ve aşk “keşke” yerine daima “iyi ki” diyendir.</p>
<p>Ve diyor ki Ayla Dikmen şarkısında;<br />
Dilerim ki mutlu ol sevgilim ben olmasam bile hayat gülsün sana..<br />
Bunu diyebiliyorsanız siz âşıksınız!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/temasi-ask-zeynep-tetik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Milyonlarca kopyadan biri olmayan kendi filmini çekebilmek…</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/milyonlarca-kopyadan-biri-olmayan-kendi-filmini-cekebilmek/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/milyonlarca-kopyadan-biri-olmayan-kendi-filmini-cekebilmek/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2009 17:59:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aret'den Notlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=335</guid>
		<description><![CDATA[Gece ya da gündüz&#8230; Umurum değil pek. Kendi yağımda yanarken sevdiğim dostlarla&#8230; Turuncu bir koltuğa dibine kadar gümülüp, karşımda duran turuncu, çiçekli aynaya bakışlar atıyorum. Gözlerimin yeniden güldüğü anları beklerken&#8230; Hiç tanımadığım bir evin ortasında kendimi kendime bırakıyorum. Aynadaki bana&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gece ya da gündüz&#8230; Umurum değil pek. Kendi yağımda yanarken sevdiğim dostlarla&#8230; Turuncu bir koltuğa dibine kadar gümülüp, karşımda duran turuncu, çiçekli aynaya bakışlar atıyorum. Gözlerimin yeniden güldüğü anları beklerken&#8230; Hiç tanımadığım bir evin ortasında kendimi kendime bırakıyorum. Aynadaki bana seni seviyorum demeye çalışıyorum. Biliyorum ki kendime diyemediğim sürece, kimseye içten diyemeyeceğim. Kendime diyemediğim sürece de hep bir başkasının bana “seni seviyorum” demesini bekleyeceğim. Bu bir güçsüzlük valsi&#8230;</p>
<p><span id="more-335"></span></p>
<p>Sevgiyi göstermenin, sevgiyi paylaşmanın daha iyi bir zamanı mı var? Temcit pilavı kriz senaryoları, her gün işlerini kaybettiğini duyduğumuz dostlar, doların tavan yapan seyri sanki sene sonunda yerlerde sürünecek halini bilmiyormuşuz gibi&#8230; Oyunun yeni bir perdesinin en dramatik anlarında, sen bu oyuna bakıp, sen bu oyunu görüp, sen bu oyuna ortak oluyorsan sana da yazıklar olsun. Ortak olmak istemiyor musun? O zaman sev, kucak aç, sarıl, paylaş&#8230; Kimse senden para istemiyor. Kimse senden güçlü olmanı beklemiyor. Kimse senin yıldız olmanı önemsemiyor. Hele ki sevdiklerin: Sevdiklerinin hiç biri bunu istemiyor. Sevdiklerin, senin onları sevdiğini hissetmek, bunu görmek istiyor. Sen ise, kendini sevemediğin, kendine aynada seni seviyorum diyemedikçe, kendini hep bir kavganın içinde bulacaksın. Sana karşı çalışan bir dünya, ve dünyaya karşı mücadele eden sen. Sistemin en hızlı yuttuğu, posasını en çok aldığı modelsin. Hep bir karşıtın olmak zorunda. Hep savaştığın bir canavar. Ya ekonomik kriz, ya başarı yolundaki rakiplerin, ya da kaynak yetersiziliğin&#8230; Böylece yolda yürüken ağacı göremeyeceksin&#8230; En basit şeyleri ıskalayacak, sana paketler halinde sunulan suni mutluluk haplarını yutmaya çalışacaksın. Kariyer basamaklarını (!) tırmanacak, kartvizitine saygı duyulacak ünvanlar ekleyecek (!), evde kalmamış olmak için evlenecek ya da “Sex and city” dizisinde (gerçek hayattaki izdüşümlerinde antidepresan müptelası olan) modern (!), 21. yüzyılın örnek kadın ya da erkek (!) profili olacaksın. Sonra bir gün bir kriz çıkacak. “Teşekkürler” diyecekler. O yolda, yitirdiğin her şey, ıskaladığın her şey sana pis pis sırıtacak sen eşyalarını toplamaya başlarken, ve artık elinde masandan, kartvizitinde yazan ve artık yazmayacak olan ünvanından&#8230; En iyi senaryoda ne elde edebileceğini de sen düşün&#8230; Bence yine de tek başına beş para etmez.</p>
<p>Yaşam o kadar komplike değil, yaşam bir savaş arenasında ayakta kalma savaşı değil&#8230; Sen bunu bu hale getiriyorsun.</p>
<p>Bıkmışım her gün aynı teranelerden BEN !<br />
Bir-iki yalancı ve sahtekar.<br />
Yoldan saptıran imtihanlar.<br />
Kana kana kanıyorlar<br />
BAK !<br />
Sağım-solum-önüm-arkam gafil,<br />
Hüzün kuyusuna gark olur aciz (izz),<br />
içim acı sahibi meçhul herkes&#8230;.</p>
<p>Sagopa kulaklarıma doluyor. Adam yazıyor. Sözlerini al topla, kitap yap, yaşam kılavuzu olarak dağıt. Abarttığımı düşünüyorsan sözlerini bul ve oku.</p>
<p>Nerde kalmıştım. Hatırladım. Diyorum ya suni modeller döngüsünde rol doldurmak, ne senin hayatından daha değerli, ne de aynada kendine “seni seviyorum” diyebilmekten daha zor. Aslında, model olmayı seçmen ve sana biçilen rolü oynaman senin farkında olmadan sürüye katılarak yaşattığın bir kaçış noktası. Bugün dilim sivri, kalemim kanlı&#8230; İdare et&#8230; Doldum ve kusmaya ihtiyacım var.</p>
<p>Ekonomik kriz denen illet nerden geliyor? Veya krizde senin ezilmene sebep olan koşullar nerden geliyor. Sakın gereğinden fazla lükse ya da statü arayışına (!) destek olan yeni otomobilinin borcu olmasın. Ya da teninden güzel koktuğunu sandığın parfümün, gardırobunda ne zaman giyileceğini beklemekten sıkılmış onlarca fazladan elbisen&#8230; Al sana klişe bir söz: Sahip oldukların sana sahip olacaklar&#8230; Sahip oldukların arttıkça, korkuların da artacak.</p>
<p>Basit olmak.. Sadelik&#8230; En çok ihtiyacımız olan, unuttuğumuz ve yeniden öğrenmek zorunda olduğumuz. Öğle aralarında deniz kenarına neden kaçıyorsun? Her şeyi bırakıp bir sahil kasabasına kapanma hissi nerden çıkıp geliyor? Basit yaşandığında, hangi kriz seni yere serebilecek. Tam kendine dönerken, ya da şimdi en azından gereksiz harcamamayı öğrenmişken, yine her şey yoluna girecek, sen yine “sex and city” de oynamaya başlayacaksın.</p>
<p>Eski Türk filmlerini neden bu kadar çok sevdiğimizi sanıyorsun ki&#8230; Fabrikatöre yüreğiyle meydan okuyan Yaşar Usta, yaşadıkları her şeye rağmen birbirlerine sarılabilen turşucu ailesi, hababam sınıfı, daha onlarcası&#8230; Basit, sade yaşamlar&#8230; Ama onuruyla, sevgisiyle birbirine sarılan, kendi ayakları üzerinde duran, ünvanlardan beslenmeyen, aynada kendine “seni seviyorum” diyebilen insanlar&#8230; Onlar da profil, onlar da model&#8230; Ama şimdi bize ne kadar sıradan, aptal gözüküyorlar&#8230; Bir Facebook ları yok, ellerinde kadeh ayakta durup etrafı kesitkleri mekanları yok, powerpoint sunumları yok, sokakta oynayıp yaramazlık yaptığı için çocuklarına hiperaktivite sendromu teşhisi koyan psikiyatrları da yok &#8230; Akşamları aptal aptal aileleriyle vakit geçiren, sohbet eden, sorunlarını dinleyen değil hisseden, yaşayan yaşatan bir hayatları var. Ne kadar sıradan, ne kadar basit. Biz onları anlayamıyoruz, hislerini hissedemiyoruz, onlarda yaşayan kaybettiklerimize çamur atıyoruz. İşte birazdan öte bu yüzden bu kadar savaşıyoruz&#8230; Bu kadar yalnız bu kadar mutsuz&#8230; Oysaki, dibine kadar o huzuru ararken&#8230;</p>
<p>Sen de bugün ya da yarın kendi yolunu çizeceksin. Dün seçtiğin yolu oturup düşüneceksin. Seçtiğini de yaşayacaksın. Yaşadığın ömrün olacak. Kendi filmini çekeceksin. Bırak filmin orjinal olsun. Bırak filmin senin olsun. Sana bir şans ver, “sen”i dinle kendi filmini çekebilsin diye&#8230; Bir bak filmine, senaryon senin mi? Milyonlarca, milyarlarca fabrikasyon filmden biri mi, yoksa senin filmin mi? Dürüst ol. Cevap ver. Tercihini yap. Kimsenin seyretmek istemeyeceği, zaten milyonlarca kopyasının bulunduğu bir filmin mi olacak; yoksa raflarda kabından bile farklılığı anlaşılan özgün bir filmin mi?</p>
<p>Aynada kendime gülümsüyorum. Sevenim kadar sevmeyenimin olduğunu biliyorum.. Zaman zaman “yalnızlık” en çok ödediğim bedel. Seve seve ödediğim bir bedel&#8230; Kalabalıklarla olmak, sevgiyi paylaşmak değil&#8230; Kalabalıkların kabullenmesi, alkışlaması da başarı değil. Ben ne zaman “ben” olarak yaşamaya başladım biliyor musun? Çok geç bir zamanda&#8230; Ödüllerin, ünvanların, paranın, alkışın, ünlü olmanın, seksi görünmenin gerçekten senin olan birinin, sevginin yanında anlamsızlığını gördüğümde&#8230; Ve kalabalıkların sana verdiği sabun köpükleriyle duyduğun gururun değil, dizinin dibindeki insanın senin varlığından duyduğu gururun gerçekliğini gördüğümde&#8230;</p>
<p>Yaşamadıkça anlamayacaksın&#8230; Kaybetmedikçe öğrenmeyeceksin&#8230; O yüzden tüm yaşanmışlıklarıma, tüm kaybedişlerime gülümsüyorum, değerlerini biliyorum. Ya yıllar sonra öğrenseydim&#8230; Daha geç öğrenseydim. Sen de eninde sonunda anlayacaksın. Allahvere de son nefesine gelmeden hipnozdan uyan&#8230; Kendi filmini, orjinal senaryonu yaz.</p>
<p>Gecenin en güzel saatleri bunlar&#8230; Günü unutup, uykuya yol alıp, yarattığın savaştan birkaç saatliğine izne ayrılacağın saatler&#8230; Yatağa gitmeye uğraşmayacağım. Kalkmayacağım yerimden. Burada uyuyacağım. Bu turuncu kanapenin kollarında&#8230; Gözlerim ağırlaşırken aynaya bakıp “iyi geceler dostum” diyerek, kendime gülümseyerek uykuya dalacağım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/milyonlarca-kopyadan-biri-olmayan-kendi-filmini-cekebilmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Bir Nefes İstanbul” 1 Aralık’ta okuyucularıyla buluşuyor</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/istanbulun-kendisi-roman/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/istanbulun-kendisi-roman/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2009 12:17:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aret'den Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=328</guid>
		<description><![CDATA[Bu kez seninle İstanbul&#8217;u ve İstanbul’daki seni, beni yaşıyoruz. Yolculuğumuzun tanıkları var bu defa. İstanbul&#8217;lular ve İstanbul’da yaşayanlar&#8230; Zengini yoksulu, Kürdü Alevisi, muhafazakarı marjinali, Ermenisi, Rumu, Musevisi&#8230; Onlarca renk, onlarca doku&#8230;Bu satırlar, bazılarının ütopya dediğinin küçük bir yansımasının, umudunun romanını&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.aretvartanyan.com/wp-content/uploads/BİR-NEFES-İSTANBUL-ÖNKAPAK-mail.jpg"></a><a href="http://www.aretvartanyan.com/wp-content/uploads/BİR-NEFES-İSTANBUL-ÖNKAPAK-mail.jpg"></a><a href="http://www.aretvartanyan.com/wp-content/uploads/BİR-NEFES-İSTANBUL-ÖNKAPAK-mail.jpg"></a>Bu kez seninle İstanbul&#8217;u ve İstanbul’daki seni, beni yaşıyoruz. Yolculuğumuzun tanıkları var bu defa. İstanbul&#8217;lular ve İstanbul’da yaşayanlar&#8230; Zengini yoksulu, Kürdü Alevisi, muhafazakarı marjinali, Ermenisi, Rumu, Musevisi&#8230; Onlarca renk, onlarca doku&#8230;Bu satırlar, bazılarının ütopya dediğinin küçük bir yansımasının, umudunun romanını yaratıyor. Birarada yaşayabilmenin öyküsünü&#8230;</p>
<p>İstanbulun sokaklarına karışırken senin, benim, yaşamlarımızın,aşklarımızın, içimizde kalanların, hayallerimizin, korkularımızın, umutlarımızın, yalnızlığımızın, yaşam koşuşturmamızın, yeni binyılın insanlarının gel-gitlerinin arasında dolaşıyoruz. İstanbul, Türkiye, dünya, “sen”sin, “ben”im, “biz”iz&#8230; İnandığım tek gerçek bu.</p>
<p><span id="more-328"></span></p>
<p>İstanbul öyle bir şehir ki; hiçbir kitap seni bu şehir kadar besleyemeyecek, hiçbir müzik ruhunu bu kadar dolduramayacak, hiçbir öğreti sana bu kadar yakın gerçek (çi) gelemeyecek, hiçbir koku bu kadar zihninde yer edemeyecek&#8230;</p>
<p>Ben sadece bir nefes çektim içime dolu dolu&#8230; Şimdi o nefesi, sayfalara bırakıp, seninle paylaşıyorum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/istanbulun-kendisi-roman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
